
15
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Uçucu kül ve cam lifi içeren cürufla alkali aktive edilmiş harçların mekanik özelliklerinin belirlenmesi
Bir ton çimento üretiminin dünyaya 780 kg CO2 salınımına neden olması ve üretimi sırasında fazla enerji ihtiyacına gereksinim duyulması son yıllarda alkali aktivasyonlu harçların yaygın olarak kullanımına sebebiyet vermiştir. Uçucu kül ve Elâzığ ferrokrom cürufu gibi puzolanik özellik gösteren endüstriyel atıkların depolama alanlarında bekletilmeleri çevre ve insan sağlığını olumsuz etkilemekte ve bu malzemelerin geri dönüşümü adına yapı malzemelerinde değerlendirilmesi atık yönetimi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada öğütülmüş ve 125 mm elekten geçirilmiş F sınıfı uçucu kül, C sınıfı uçucu kül ve Elâzığ ferrokrom cürufu ile aktive edilmiş kompozitler hazırlanmıştır. Eğilme dayanımı açısından olumlu sonuçlar elde etmek için tüm karışımlarda %0,5 oranında cam lifi kullanılmıştır. Alkali aktivatör olarak NaOH ve Na2SiO3 kullanılmıştır. 16 mol hazırlanan karışımdan 0,35-0,40-0,45 ve 0,50 aktivatör/bağlayıcı oranlı seriler hazırlanıp 90 °C aktivasyon sıcaklığında 24 saat bekletilmiştir. Kompozitler hazırlanırken %10, %20 ve %30 oranında F sınıfı uçucu kül ile birlikte ferrokrom cürufu içeren birincil grup karışımlar ile %10, %20 ve %30 oranlarında C sınıfı uçucu kül ve ferrokrom cürufu içeren ikincil grup karışımlar hazırlanmıştır. F ve C sınıfı uçucu kül içeren karışımların mekanik ve durabilite özellikleri incelenerek karşılaştırma yapılmıştır. Üretilen harçların 7 ve 28 günlük değişimleri irdelenmiştir. Mikro yapı incelemeleri için SEM ve XRD analizlerinden yararlanılmıştır. F ve C sınıfı uçucu kül içeren karışımların en uygun aktivatör oranları belirlenmiş ve F sınıfı uçucu külde 36,48 MPa, C sınıfı uçucu külde 18,65 MPa basınç dayanım değerleri elde edilmiştir. Çalışmada F sınıfı uçucu kül içeren harçların Elâzığ Ferrokrom cürufu ile birlikte kullanımının daha olumlu sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir.
Atık demir tozu ilaveli harçların Taguchi Metoduyla istatistiksel analizinin yapılması
Beton ve harç uzun yıllardan beri dünyada en fazla kullanılan yapı malzemeleridir. Betonun özelliklerini iyileştirebilmek amacıyla çeşitli katkı maddeleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada, metal endüstrisi atıklarından birisi olan demir tozu harç karışımlarına farklı oranlarda agrega ile yer değiştirecek şekilde ilave edilerek elde edilen karışımların mekanik ve fiziksel özelliklerinin Taguchi metodu ile optimizasyonu yapılmıştır. Bu amaçla, farklı çimento dozajı (350, 400, 450 ve 500 kg/m³), su/çimento oranı (0.40, 0.45, 0.50 ve 0.60), atık demir tozu miktarı % (0, 25, 50, 100) ve karbon lif içeriğine % (0, 0.05, 0.15 ve 0.20) sahip olan harç numuneleri üretilmiştir. Üretilen harçların mekanik ve fiziksel özelliklerini belirleyebilmek amacıyla; basınç dayanımı, eğilmede çekme dayanımı, ultrases geçiş süresi ve su emme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Elde dilen deneysel veriler kullanılarak Taguchi metodu yardımıyla optimum parametre seviyeleri belirlenmiştir. Ayrıca varyans analizi (ANOVA) yapılarak deney sonuçlarına parametrelerin etkisi belirlenmiştir. Yapılan çalışma neticesinde, harçlarda kullanılacak optimum demir tozu miktarı %25, karbon lif miktarı ise %0.15 olarak belirlenmiş ve bu tip çalışmalarda Taguchi metodunun kullanımının uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Elazığ ferrokrom cürufu ile üretilen alkali aktivasyonlu harçların taze harç özelliklerinin araştırılması
Bu tez çalışmasında; alkali aktivasyonlu cüruf bağlayıcıların uygulamalardaki kullanımına engel teşkil eden hızlı işlenebilirlik kaybı ve düşük priz süreleri problemlerinin çözümü için boraks ve süperakışkanlaştırıcı katkı kullanımı incelenmiştir. Alkali aktive edilmiş harç üretimi için ağırlıkça %90, %80 ve %70 oranında Elazığ ferrokrom cürufu ve ağırlıkça %10, %20 ve %30 oranında F sınıfı uçucu kül kullanılmıştır. Alkali aktivatör olarak katı fazda sodyum hidroksit (NaOH) (18 ve 22 molarite) ile sıvı fazda sodyum silikat (Na2SiO3) çözeltisi kullanılmıştır. NaOH/Na2SiO3 oranı 1/2 sabit değerde tutulmuştur. Aktivatör/bağlayıcı oranı 0.35, 0.40 ve 0.45 alınmıştır. Boraks ve süperakışkanlaştırıcı katkıları ağırlıkça %0, %3 ve %6 oranlarında tercih edilmiştir. Seçilen parametreler ve seviyeleri Taguchi metoduyla optimize edilerek en iyi karışım oranları belirlenmiştir. Boraks ve süperakışkanlaştırıcı katkılarının alkali aktivasyonlu harç üzerindeki etkisini incelemek amacıyla taze haldeki karışımlarda priz başlangıç ve sona erme süreleri ile işlenebilirlik deneyleri gerçekleştirilmiştir. Üretilen alkali aktivasyonlu harç numunelerine 90oC sıcaklıkta 24 saat kür işlemi uygulanarak 7 ve 28 günlük süre sonunda numunelerin basınç dayanımı, eğilme dayanımı, birim ağırlık, ultrases geçiş hızı ve kapilarite katsayı tayini deneyleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen deney sonuçları Taguchi metoduyla analiz edilmiş ve parametrelerin optimum seviyeleri belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca mikro yapı incelemeleri için SEM-EDS-XRD analizleri uygulanarak belirlenen numunelerin kristal yapısı incelenmiş, mineralojik bileşimi tespit edilmiştir. Elde edilen verilere göre boraks ve süperakışkanlaştırıcı katkılarının alkali aktivasyonlu karışımlar üzerinde priz geciktirici etkisinin olduğu ve işlenebilirlik üzerinde olumlu katkılar sağladığı tespit edilmiştir. En yüksek basınç dayanım değeri ise 24,27 MPa olarak elde edilmiştir.
Uçucu kül ve yüksek fırın cürufu içeren alkali aktive edilmiş kompozitlerin yüksek sıcaklığa karşı mekanik özelliklerinin araştırılması
Bu çalışma kapsamında çimentonun yerine alternatif olarak öğütülmüş yüksek fırın cürufu ve F sınıfı uçucu kül kullanılarak alkali aktive edilmiş kompozit numuneler imal edilmiştir. Alkali aktivatör olarak NaOH ve Na2SiO3 solüsyonları kullanılmıştır. Ön deneyler sonucunda 14 mol konsantrasyonlu hazırlanan karışımda aktivatör/bağlayıcı oranı 0,40 olarak belirlenmiş ve numuneler 90 °C aktivasyon sıcaklığına tabi tutulmuştur. Ağırlıkça %0 UK-%100 YFC, %75 UK-%25 YFC, %50 UK-%50 YFC, %75 YFC-%25 UK ve %100 UK-%0 YFC seriler üretilip numuneler hazırlanmıştır. Numuneler laboratuvar ortamında 7 ve 28 gün süresince bekletildikten sonra 20 oC (laboratuvar sıcaklığı), 200 °C, 400 °C, 600 °C ve 800 °C yüksek sıcaklık altındaki mekanik davranışları incelenmiştir. Numuneler üzerinde sırasıyla yayılma tablası, priz başlama ve sona erme süresi, basınç dayanımı, eğilme dayanımı, aşınma direnci, ultrases geçiş hızı, kapilarite ve birim ağırlık deneyleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar referans numuneleriyle kıyaslanmıştır. Ayrıca yüksek sıcaklık öncesi ve sonrasında numunelerin mikro yapı analizleri için SEM ve XRD metotlarından yararlanılmıştır. Sonuç olarak sıcaklık artışına bağlı olarak hazırlanan kompozit numunelerin dayanımlarında düşüşler gözlemlenmiştir. En yüksek basınç dayanımı, eğilme dayanımı ve aşınma direnci %50 UK-%50 YFC içeren 20 °C'de 28 gün bekletilen referans numunelerinde elde edilmiştir. En düşük değerler ise %75 YFC-%25 UK içeren 800 °C'de 28 gün bekletilen numunelerde elde edilmiştir.
Yüksek basınçlı kapaklı kondüitlerde enkesit değişiminin oksijen transferine etkisi
Su içerisinde meydana gelen biyolojik faaliyetler ve kimyasal reaksiyonlarda oksijen kullanılır. Bu reaksiyonlar ve faaliyetler sonucunda suda bulunan çözünmüş oksijen konsantrasyonunda azalma meydana gelmektedir. Canlıların yaşamlarının devamlılığı için gerekli olan çözünmüş oksijen konsantrasyon değeri 5 mg/L dir. Oksijen değerinin bu seviyenin altında olması canlılığın devamı için tehlike oluşturmaktadır. Düşen oksijen seviyesinin optimum değere ulaştırılması için, havadan alınan oksijenin suya kazandırılması gerekmektedir. Havalandırma denilen bu işlem hidrolik yapılar kullanılarak yapılmaktadır. Havalandırmanın hızlı ve verimli bir şekilde yapılması için hava kabarcıklarının hızlı bir şekilde su içerisine girmesi gerekmektedir. Hava kabarcıklarının fazla olması transfer için gerekli olan yüzey alanını arttırarak oksijen kazanımının hızlı gerçekleşmesini sağlayacaktır. Hidrolik yapılarla yapılan havalandırma klasik havalandırma yöntemlerine göre daha az enerji kullanılması ve oksijen transfer veriminin yüksek olması nedeniyle ekonomik anlamda daha avantajlıdır. Son yapılan çalışmalarda yüksek basınçlı borular içerisine farklı yollarla atmosferden alınan hava ile iki fazlı akım sistemleri elde edilmiştir. Boru içine alınan hava kabarcıklarının küçük olmasının oksijen transferi için gerekli olan yüzey alanının artmasını sağladığı ve hava transferini hızlı bir şekilde gerçekleştiği çalışmalar sonucunda belirlenmiştir. Bu çalışmalardan yola çıkarak su mühendisliğinde havalandırma işleminde mevcut havalandırma sistemlerine alternatif gösterilebilecek yüksek basınçlı kapaklı konduitlerin farklı enkesit şekilleri, farklı boru daralmaları, farklı boy uzunlukları, farklı kapak tipleri ve farklı debi değerleri dikkate alınarak deneyler yapılarak oksijen transfer verimleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlardan enkesit şeklinin yüksek basınçlı kapaklı konduitlerde oksijen transfer verimleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Deneyler sonucunda, kapak açıklık oranının artmasıyla oksijen transfer veriminin arttığı ve en yüksek oksijen transferinin 60x100 dikdörtgen enkesitli kondüitlerde gerçekleştiği görülmüştür.
Değişik tipteki agrega ve bağlayıcının sıcak karışım asfaltın mekanik özelliklerine etkisi
Bu çalışmada, değişik tipteki agrega ve bağlayıcının sıcak karışım asfaltın mekanik özelliklerine etkisi deneysel olarak incelenmiştir. Çalışmada kalker, bazalt ve dere malzemesi olarak 3 tip agrega kullanılmıştır. Kalker Elazığ İli Kömürhan Taş Ocağı'ndan, bazalt Elazığ İli Harput Beton Taş Ocağı'ndan, Dere malzemesi ise Bingöl İli Genç-Murat Kum-Çakıl Ocağı'ndan temin edilmiştir. Bağlayıcı olarak Batman Rafinerisi'nden temin edilen 2 tip bitümlü bağlayıcı (B 50/70 ve B 160/220) kullanılmıştır. Kalker, bazalt, dere malzemesi ve kalker + dere malzemesi olan her agrega grubu için % 4, % 4,5, % 5, % 5,5, % 6 oranlarında 2 tip bitümlü bağlayıcı kullanılarak asfalt karışımları hazırlanmıştır. Karışımların optimum bitüm oranları Marshall deneyleri yapılarak belirlenmiş ve bu deneyler sonucunda karışımların mekanik özellikleri değerlendirilmiştir. Bununla birlikte karışımların stabilite, akma, yoğunluk ve boşluk değerleri karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Bu çalışma sonucunda elde edilen bulgulardan, bitüm ihtiyacının az olması, ekonomi ve stabilite bakımından diğer karışımlardan avantajlı olması, Marshall dizayn parametre değerlerinin sınır şartları sağlaması sebebiyle agrega grubu kalker ve bitümlü bağlayıcısı B 160/220 olan karışımın daha iyi sonuçlar verdiği açıkça gözlenmiştir.
Farklı zemin kat yüksekliklerinde yerleştirilen perde duvarların yerinin burulma düzensizliğine etkisi
Bu çalışmada, yatay yüklerin etkisi ile burulma yapan y eksenine göre simetrik , x eksenine göre simetrik olmayan plandaki perde konumu farklı olan iki tip perdeli- çerçeveli taşıyıcı sistemde meydana gelen burulma düzensizlikleri incelenmiştir. Çalışmadaki amaç burulma düzensizliği olan bir yapıda zemin kat yüksekliğindeki artışın burulma düzensizliği üzerindeki etkisini incelemektir. Plandaki konumları farklı olan perdelerin bulunduğu iki tip yapı seçilerek 5, 8, 11, 14 katlı ve zemin kat yüksekliği 3 m, 3,5 m, 4 m ve 4,5 m olarak değişen 32 tip yapı projelendirilip burulma düzensizlikleri ve göreli kat ötelemeleri incelenmiştir. Modellerin statik ve dinamik analizlerinin yapılmasında İdeCAD Statik 7 programından faydalanılmış ve analizlerde mod birleştirme yöntemi kullanılmıştır. Sonuçlar, Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik 2007 dikkate alınarak karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak deprem perdesi kütle merkezinden uzaklaştıkça burulma düzensizliğinin arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca zemin kat yüksekliği arttıkça bu katta meydana gelen burulma düzensizliği katsayısı değerinin arttığı ve kat adedi azaldıkça burulma düzensizliği değerinin arttığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : Burulma Düzensizliği, Yumuşak Kat Düzensizliği, Taşıyıcı Perde, Taban Kesme Kuvveti, Kolon Kesme Kuvveti, Göreli Kat Ötelemesi.
Bir cephesi kapalı yapılarda dolgu duvar çerçeve etkileşiminin incelenmesi
Bu çalışmada, bir cephesi dolgu duvar ile kapalı olan yapılar üzerinde dolgu duvarın etkisi araştırılmıştır. Betonarme yapılarda dolgu duvar-çerçeve etkileşimi özellikle yatay yükler etkisinde önem kazanmaktadır. Bu durumun bir sonucu olarak eşdeğer basınç çubuğu yaklaşımı kullanılarak dolgu duvarların betonarme analizlerde hesap modeline dâhil edilmesi amaçlanmıştır. Bunun için Sap2000 programı kullanılarak 3, 5, 7 ve 9 katlı olmak üzere dolgu duvarlı ve dolgu duvarsız betonarme çerçeveler modellenmiştir. Çerçevelerin yalnızca bir aksı dolgu duvar ile örülürek bir cephesi kapalı yapı modeli oluşturulmuştur. Giriş kat yüksekliği değiştirilerek, Z1 ve Z4 zemin sınıflarında dolgu duvarın etkisi çalışılmıştır. Modal analizden bulunan doğal titreşim periyotları eşdeğer deprem yükü yöntemine göre deprem hesabı sonucu elde edilen kat yatay yer değiştirmeleri, göreli kat ötelemeleri, taban kesme kuvvetleri, kolon kesme kuvvetleri, burulma düzensizliği katsayısı ve taban burulma momenti farklı modeller üzerinden kıyaslanarak dolgu duvar-çerçeve etkileşimi incelenmiştir. Model farklıklarına bağlı olarak, bulunan değerlerin değişebildiği, bu yüzden dolgu duvarın yapı modeline dahil edilmesinin daha gerçekçi bir yaklaşım olacağı sonucuna varılmıştır.
Deprem yalıtım sistemlerinin çok katlı yapılara uygulanması
Yapıların depreme karşı dayanımı konusu, ülkemizin konumu itibari ile büyük önem arz etmektedir. İnşaat teknolojisi depreme karşı koyma gücüne sahip değildir bu nedenle depremin yarattığı etkiyi en aza indirgeme çabası sonucu meydana aktif, pasif ve karma kontrol sistemleri çıkmıştır. Bu tez çalışmasında farklı yükseklikte bulunan 3 yapıya ankastre mesnetli, taban izolasyonlu ve sönümleyici ilaveli sistemler ile kombinasyonlar yapılmıştır. Yapılan kombinasyonlar sonucunda tasarlanan yapılar 13 Mart 1992 Erzincan depreminin ivme kayıtları kullanılarak dinamik analizler elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar yapıların yüksekliğinin yapılarda kullanılan izolasyon sisteminin yapının dayanımı ve verimini doğrudan etkilediğini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Sismik İzolatör, Kurşun Çekirdekli Kauçuk İzolatörü, Aktif Ve Pasif Kontrol Sistemleri
Gelişmekte olan konut alanlarında imar planı ölçeğinde kentsel dönüşüm: Elazığ örneği
Sanayileşmenin hızlandığı dönemlerde yaşanan iç göçler, kentlerde düzensiz çarpık yapılaşmalar, atıl ve bulunduğu bölgeye verimli bir şekilde cevap veremeyen alanlar meydana getirmiştir. Bu alanların düzenlenmesi ve yeniden kazanımı kentsel dönüşüm ile mümkündür. Bu çalışmada, kentsel dönüşüm tanımlanarak, sosyal ve hukuki boyutları ile ele alınmıştır. Daha sonra Türkiye'de yapılmış bazı Kentsel Dönüşüm Projeleri incelenmiş ve bu doğrultuda Elazığ Merkez Abdullahpaşa Mahallesinde 40.9 ha'lık bir çalışma alanı belirlenmiştir. Belirlenen çalışma alanı birçok yönden irdelenmiş olup öncelikle imar adası ölçeğinde bölgenin ihtiyaçlarına daha verimli bir şekilde karşılık verebilecek biçimde öneri planlama yapılmıştır. Daha sonra projenin uygulanabilirliği göz önünde bulundurularak kat adedi, yapı alanları ve konumu dikkate alınılarak tasarımda çeşitlilik sağlanmış ve ilgili mevzuatlar doğrultusunda yapılacak tüm yapıların yüklenici kârıda dikkate alınarak maliyet hesapları yapılmıştır. Yapılan piyasa araştırması sonucunda meydana gelen birimlerin satış fiyatları TL/m² olarak belirlenmiş olup hak sahiplerine yaklaşık olarak hak sahiplik oranına denk olacak şekilde taşınmaz verilmesi hedeflenmiştir. Sonuç olarak öncelikle belirlenen çalışma alanı ve mevcutta bulunan taşınmaz birimler plan dahilinde öneri planlama ile yeniden düzenlenmiştir. Kentsel dönüşüm kapsamında gerek hak sahiplerinin memnuniyeti gerekse yüklenici kârı göz önünde bulundurularak, planlı birimler oluşturulmuş ve ilgili mevzuatlar dahilinde maliyet hesapları yapılmıştır. Hak sahiplerine ayrılan pay verilip belirlenen satış fiyatları ile hedeflenen satış fiyatları sağlanmış olup projenin uygulanabilirliği ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kentsel Dönüşüm, Kentsel Yenileme, Kentsel Planlama, Çarpık Kentleşme, Öneri Planlama.
Kahramanmaraş'ta kentsel dönüşümden çıkan atık molozların yol üst yapısında kullanılabilirliğinin deneysel ve maliyet olarak araştırılması
Son yıllarda hızla artan nüfus ve tüketim anlayışı, sınırlı ham madde kaynaklarında hızlı bir şekilde azalmaya sebep olmuştur. Bundan dolayı mevcut kaynakların daha ekonomik kullanılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle kaynakların optimum şekilde değerlendirilmesi yeryüzündeki insan hayatının sürekliliğini sağlayabilmek için oldukça önemli bir araştırma konusu olmuştur. Bu tez çalışmasında kentsel dönüşüm sürecinde oluşan inşaat atık molozlarının geri dönüşümü amacıyla yol altyapısında kullanılabilirliği araştırılmıştır. Çalışma kapsamında öncelikle öğütülmüş atıklar Karayolları Teknik Şartnamesinde verilen granülometriye göre elenmiş ve fiziksel özellikleri incelenmiştir. Sonrasında, dolgu, alt temel ve plent miks temel olarak tasarlanan ve çeşitli oranlarda atık malzeme içeren karışımlar Modifiye Proctor deneyine göre belirlenen optimum su içeriklerinde sıkıştırılmıştır. Elde edilen numunelerin mukavemet özellikleri Kaliforniya Taşıma Oranı (CBR) deneyi ile belirlenip Karayolları Teknik Şartnamesinde verilen şartlarla karşılaştırılmıştır. Son olarak, doğal ve inşaat yıkıntı atığından elde edilen agreganın karayolu inşasında kullanılmasına yönelik karşılaştırılmalı bir maliyet analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, İnşaat ve yıkıntı atığının temel altındaki dolgu alanında bütünüyle kullanılabileceği, Plent Miks ve Alt Temel bölgelerinde ise kısmi oranlarda kullanılabileceği belirlenmiştir. Maliyet açısından incelendiğinde, inşaat yıkıntı atıklarından agrega temin etmenin oldukça ucuz bir işlem olması nedeniyle, Alt Temel, dolgu ve Plent Miks Temel tabakalarında ve zemin iyileştirmelerinde kullanımlarının oldukça ekonomik olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İnşaat yıkıntı atığı, Modifiye Proctor, Kaliforniya Taşıma Oranı (CBR), Karşılaştırmalı maliyet analizi
Farklı agrega ve bitümle hazırlanan sıcak karışım asfalt numunelerinin kuru ve ıslak kayma dirençlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada Aşınma Tabakası Tip-2 dizayn sistemi dikkate alınarak farklı bağlayıcı ve agregaların farklı bitüm oranları ile hazırlanmış sıcak karışımlarının cilalanma dayanımları karşılaştırılmıştır. B70/100 ile B160/220 bitümlü bağlayıcıların %5, %5,5 ve %6 oranları ile kalker, bazalt ve dere agregalarının bir araya gelmesiyle hazırlanan bitümlü sıcak karışımlara cilalanma deneyi uygulanmıştır. Hazırlanan bitümlü sıcak karışımların 2 yüzeyi yaş ve kuru olarak 3 kez cilalanma testine tabi tutulmuş ve ortalama alınarak cilalanma performansına ulaşılmıştır. Bütün deney sonuçları değerlendirildiğinde kuru cilalanma performansı olarak % 6 oranında B70/100 bitüm ve bazalt agregası kullanılarak hazırlanmış sıcak karışımın, yaş cilalanma performansının en yüksek olduğu ve %5,5 oranında B160/220 bitüm ve dere agregası kullanılarak hazırlanmış sıcak karışımın cilalanma performansının en yüksek olduğu belirlenmiştir.
Alkali aktive edilmiş harç üretiminde krom cürufu ve atık mermer tozunun değerlendirilmesi
Bu çalışmada, beton üretiminde çimento kullanmak yerine çimento ile aynı incelikte öğütülmüş krom cürufu ve atık mermer tozu tercih edilerek 25, 60 ve 90°C sıcaklıklarında, alkalilerle aktive edilmiş beton üretim potansiyelinin araştırılması hedeflenmiştir. Alkali aktivatör olarak sodyum hidroksit (NaOH) (16, 18 ve 20 molarite değerlerinde) ve sodyum silikat (Na2SiO3) çözeltileri kullanılmıştır. Karışımlarda NaOH / Na2SiO3 oranı ön deneyler sonucunda belirlenerek, en yüksek basınç dayanımını veren oranlar çalışmanın geri kalan bölümünde tercih edilmiştir. Alkali aktivasyon için 25 oC, 60 oC ve 90 oC sıcaklıkları uygulanmıştır. 60 oC ve 90 oC aktivasyon sıcaklıkları 24 saat süreyle sürdürülmüştür. Çalışmada likit (NaOH+Na2SiO3) / bağlayıcı (cüruf+mermer tozu) oranı 0.40 olarak belirlenmiştir. Bu amaçla %10, %20 ve %30 oranlarında atık mermer tozu ikame edilerek farklı harç numuneleri hazırlanmıştır. Harç numuneleri için kıvam tayini ile priz başlama ve bitiş süreleri tayini deneyleri uygulanmıştır. Beton numuneler üzerinde ise her bir sıcaklık için basınç dayanımı, ultrases, kapilarite ve birim ağırlık deneyleri ve XRF, XRD ve SEM analizi yapılmıştır.
Katlanmış çelik plağın ANSYS programı ile geometrik bakımından lineer ve lineer olmayan optimizasyonu
Bu çalışmada, katlanmış çelik plağın lineer ve geometrik bakımdan lineer olmayan optimizasyonu yapılmıştır. Katlanmış çelik plağın analizinde ANSYS paket programı kullanılmıştır. Boyutlandırma probleminin matematiksel modelinde amaç fonksiyonu olarak yapı hacmi, sınırlayıcılar olarak gerilme ve deplasmanlar göz önüne alınmıştır. Yapılan çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, katlanmış plağın kullanılmasının amacı açıklanmıştır. Ayrıca katlanmış plağa neden ihtiyaç duyulduğu birkaç örnek ile açıklanmıştır. İkinci bölümde, katlanmış plaklar hakkında genel bilgiler verilmiştir. Plağın boyutlandırılmasına etki eden (plağın kalınlığı, yüksekliği, genişliği, açısı, vb.) özellikler açıklanmıştır. Daha sonra inşa edilmiş katlanmış plak örnekleri verilmiştir. Üçüncü bölümde, katlanmış çelik plağın ANSYS Parametrik Tasarım Dili (APDL) kullanılarak analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda 901, 918, 2735, 4553, 6371 numaralı düğüm noktalarında bulunan deplasman ve gerilme değerleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde, aynı çelik plağın hem lineer hem de geometrik bakımdan lineer olmayan analizi ve optimizasyonu yapılmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Beşinci bölümde ise yapılan tez çalışmasının sonuçları değerlendirilmiş ve algoritmanın çeşitli yapısal sistemlere uygulanabilirliği vurgulanmıştır.
İdealize edilmiş yapı sistemlerinin kalıntı deplasmanları üzerinde hız darbesinin etkileri
Bu tez çalışmasında deprem sonrası yapı üzerinde oluşan kalıntı deplasman değeri ile seçilen deprem parametreleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu parametrelerden yapısal sistemlerin kalıntı deplasman değerlerini etkileyen parametreler olduğu bilinen faya yakın sahalardaki hız darbelerinin, kalıntı deplasman değerleri üzerindeki etkisi detaylı olarak ortaya koyulmuştur. Bu etkileri incelemek için yanal dayanım oranı, yapının elastik titreşim periyodu, hız darbesi genliği ve hız darbesinin periyodu kullanılmıştır. Bu çalışmada tek serbestlik dereceli sistemlere doğrusal olmayan zaman tanım alanında analizler yapılmıştır. Bu analizler yapılırken 3 adet yanal dayanım oranı, 11 adet titreşim periyodu, 7 adet hız darbesi genliği ve 12 adet hız darbesi periyodu seçilmiştir. Bu analizleri yapabilmek için yakın saha depremlerde gözlenen hız darbelerini yansıtan basit darbe fonksiyonları tanımlanarak gerçek deprem kayıtları yerine kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda faya yakın sahalarda meydana gelen hız darbesinin periyodunun ve hız darbesi genliğinin kalıntı deplasman üzerindeki etkisi seçilen diğer parametrelerin etkileri ile birlikte ortaya konulmuştur. Analizler sonucunda hız darbesinin periyodunun kalıntı deplasman oranı üzerinde etkili olduğu, buna karşın hız darbesi genliğinin kalıntı deplasman oranını fazla etkilemediği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Yakın saha deprem, Hız darbesi genliği, Hız darbesi periyodu, Kalıntı deplasman oranı, Tek serbestlik dereceli sistem