
19
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Teknoloji geliştirme bölgelerini etkileyen yenilik ekosistem modeli
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB) bilgi ve teknoloji temelli üretimlerin gerçekleştiği, üniversiteler başta olmak üzere ilgili yerel ve ulusal yapı ve aktörler ile karşılıklı etkileşim içerisinde faaliyetlerini yürüten yeni nesil üretim alanlarıdır. Bu üretim alanlarında küresel pazarın talep ettiği ürünleri üretmeyi hedefleyen ve küresel alanda rekabet imkânlarının sürekliliğini sağlamak isteyen girişimciler bulunur. Söz konusu girişimciler akademik alanda geliştirilen bilgiyi ticarileştirmeyi ve kendi yenilik fikirlerini akademik bilgi ile geliştirip rekabet gücü yüksek yenilikçi ürün ve hizmetler ortaya çıkarmayı hedefler. Bu anlamda, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri birer yenilik üretim merkezleridir. Yenilik olgusu, bir canlı organizma gibi uygun bir çevre ve içerikte ortaya çıkar ve gelişir. Yenilik olgusunun doğup olgunlaşması; sosyal, siyasal ekonomik ve kültürel yapılar, kanuni düzenlemeler ve ilgili yerel ve ulusal aktörler ile ilişkisini kapsayan bir sistem çerçevesinde gerçekleşir. Bu karmaşık, çok boyutlu, çok aktörlü ve sürekli karşılıklı etkileşimin olduğu sistem yenilik ekosistemi olarak ifade edilir. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri bir yenilik üretim merkezi niteliğinde oldukları için yenilik olgusu gibi uygun bir yenilik ekosisteminde doğar ve olgunlaşır. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin yaşam niteliğini Teknoloji Geliştirme Bölgesinin kurulduğu yerin yenilik ekosistemi doğrudan etkiler. Bu nedenle Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin yeterli nitelik ve yetkinlikte yenilik ekosistemine sahip yerlerde planlanması gerekmektedir. Teknoloji ve bilgi temelli üretimler ulusal ve yerel kalkınmanın en önemli unsuru haline gelmiş ve yenilik olgusu günümüz küresel kapitalizminin temel dinamiği olmuştur. Bu bağlamda yenlik üretim alanları olan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri dünyanın gelişmiş diğer ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de son elli yılda sayıları artarak yaygınlaşmaya başlamışlardır. Özellikle yerel idareler kendi bölgelerinin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sunmak maksadı ile bölgelerinde Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulmasına yönelik faaliyetler yürütmektedir. Ülkemizde bu kuruluş talepleri 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ve yönetmelikleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Ancak yapılan değerlendirmelerde Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin yaşam niteliğini belirleyen yenilik ekosistem olgusunu temel alan bir yöntem söz konusu değildir. Bu çalışmada Teknoloji Geliştirme Bölgelerini etkileyen yenilik ekosistemi unsurları irdelenerek, yedi ana kriter başlığı altında yer alan 38 kriterden oluşturulan veri seti, Çok Kriterli Karar Verme tekniklerinden Entropi ve PROMETHEE yöntemleri kullanılarak 81 ilin yenilik ekosistem endeks sırası ortaya çıkarılmıştır. Ortaya çıkarılan yenilik ekosistem endeksi ve diğer yedi alt endeks sıralamaları ile ülkemizde Teknoloji Geliştirme Bölgesi bulunmayan 26 ilin Teknoloji Geliştirme Bölge kuruluş önceliklerini değerlendiren bir model oluşturulmuştur. Söz konusu model 81 ilin yenilik ekosistem özelliklerini karşılaştırma imkânı sunacak, yeni Teknoloji Geliştirme Bölgesi kuruluş taleplerinin objektif kriterler ile değerlendirilmesine katkı verecek ve böylece kamu yatırımı niteliğinde olan Teknoloji Geliştirme Bölgesi yatırımlarının atıl kalma riskleri önceden değerlendirilmiş olacaktır. Anahtar Kelimeler: Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Yenilik, Yenilik Ekosistemi, Kuruluş Yeri Kararı, Çok Kriterli Karar Verme Teknikleri
Elektronik belge yönetim sistemlerine ilişkin kullanıcı görüşlerini belirlemeye yönelik bir çalışma: Fırat Üniversitesi örneği
Gelişen teknolojilerle beraber Elektronik Belge Yönetim Sistemleri kurumların bilgi ve belge yönetimlerinde önemli bir yere sahip olmuştur. Her geçen gün teknolojinin yeni imkânları ile karşılaştığımız günümüzde, kurumların teknolojinin kendilerine yarar sağlayacak her türlü imkânından faydalanması günümüz bilgi ve belge yönetimi koşullarına ayak uydurabilmesi açısından bir zorunluluk halini almıştır. Bu çalışmada, Fırat Üniversitesinde Elektronik Belge Yönetimi Sistemi (EBYS)'nin kullanımı, kullanım açısından elverişliliği, kurum çalışanları tarafından ne kadar benimsendiği, varsa eksiklikleri ve kuruma ne gibi faydalar sağladığı araştırılmıştır. Fırat Üniversitesinde akademik, idari ve yönetici olarak çalışan 348 personelin Elektronik Belge Yönetim Sistemine ilişkin tutumlarını açıklamaya ve EBYS sistemini kullananların demografik özelliklerine göre etkilerini belirlemeye yönelik nicel araştırma yaklaşımı ile veriler yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, demografik değişkenler incelendiğinde Eğitim Durumu, Günlük İnternet Kullanımı, Sosyal Medya Kullanımı, Hizmet İçi Eğitim Alma değişkenlerinde farklı gruplar arasında anlamlı istatistiksel farklılıklar görülmüştür. Hizmet içi eğitim alanların almayanlara göre EBYS'nin otomasyon ve yönetim işlevleri anlamında istatiksel olarak daha yüksek memnuniyet düzeyinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Fırat Üniversite'nde EBYS adaptasyonunun yüksek olduğu, teknoloji okuryazarlığı yüksek ve hizmet içi eğitim almış personelin bu bağlamda pozitif ayrıştığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Belge, Elektronik Belge Yönetim Sistemi, Elektronik İmza (E-İmza), Otomasyon, Akıllı Sistemler
Akademik veri tabanları: Türkiye ve Azerbaycan örnekleri analizi
Akademik veri tabanı kavramının temeli, akademik alanda ihtiyaç duyulan güncel ve güvenilir bilginin, telif haklarının korunmasıyla yetkili kullanıcılara en kısa zamanda iletilmesidir. Akademik veri tabanları içerdiği bilgi ve teknik imkanlarına göre farklı türlere ayrılmaktadır. Bu türlere bibliyografik, özet, alıntı ve tam metin akademik veri tabanları aittir. İsimlerinden de belli olduğu gibi her veri tabanının kendine özel içeriği bulunmaktadır ancak bu tezin ana teması olan akademik veri tabanları diğer veri tabanlarında olan özelliklerin bir çoğunu kendinde barındırıyor. Tam metinli akademik veri tabanlarına, üniversite yönetimi, kütüphaneler, yayın evleri ve yazarların yaklaşımları da araştırılmış ve genel olarak her grubun bu teknolojiden faydalandığı ortaya çıkmıştır. Bu teknolojinin faydaları daha özel grup olan görme veya bilişsel engelli insanlar için de araştırılmıştır. Araştırmada akademik veri tabanının önemi ile bu teknolojik aracın teknik altyapısı da incelenmiştir. Bu aracın oluşturulmasında gerekli olan teknolojiler, veri tabanı sistemleri, indeksleme, depolama, meta veriler, arayüz, filtreleme ve arama motoru detaylı ele alınmıştır. Akademik veri tabanları sadece teknik işlemlerden ibaret değildir, aynı zamanda lisanslama, erişim metotları, yayımcı ve yazar haklarının korunması da teknik altyapı yapı kadar önemlidir. Araştırma amacını ortaya koymak için Türkiye ve Azerbeycanda kullanılan ve geniş içeriğe sahip olan veri tabanlarından olan JSTOR, Ebook Central, Taylor & Francis ve Turcademy analiz edilmiştir. Değerlendirme ve karşılaştırma analizi, içerik, platform, içerik formatları, bilgi işlem, arama imkânları, erişim yöntemleri, kimlik doğrulama, işlevsellik ve güvenirlik, satıcı desteği ve pazarlama kriterlerine göre yapılmıştır. Yapılmış literatür araştırmaları, şahsi tecrübe ve veri tabanı analizleri sayesinde veri tabanlarının daha da geliştirilmesi için sonuç kısmında, analiz tablosu yapılmış, değerli önerilerde bulunulmuş ve yeni fikirler üretilmiştir.
Uluslararası ilişkilerde siber güvenlik kavramı ve uygulamaları
Uluslararası ilişkiler sistemi özünde güç, aktör, güvenlik gibi unsurları içermektedir. Soğuk savaş sonrası dönemde teknolojik gelişmelerin hızlı bir şekilde ilerlediği yeni dönemde yeni bir alan olan siber uzay eklenmiştir. Siber uzayın kullanım oranı arttıkça eski güvenlik kavramı dönüşerek yeni modern güvenlik anlayışı hakim olmuştur. Bu bağlamda uluslararası sistemin üzerinde durduğu askeri güvenlik konusunun da alanı genişleyerek siber güvenlik kavramı uluslararası ilişkiler sistemine dâhil olmuştur. Siber güvenlik stratejilerinde önemli çalışmaları olan NATO, AB, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlar siber saldırılar konusunda önemli çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmada uluslararası ilişkiler açısından görece yeni olan siber güvenlik kavramı üzerinde durularak çeşitli uluslararası kuruluşların bu alanda yaptığı çalışmalar, aldığı tedbirler, uygulama ve düzenlemeler irdelenecektir. Devletlerarası ilişki ve mücadelenin taşındığı bu yeni düzlemin bir işbirliği düzlemine dönüşmesinde uluslararası kuruluşların payı araştırılacaktır.
Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi okul öncesi öğretmenliği öğrencilerinin yaratıcılık düzeyleri
Araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenliği bölümü öğrencilerinin kendi algılarına göre yaratıcılık düzeylerini, yaratıcılık düzeyi ile değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Elazığ İli Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği öğrencilerinden 236 katılımcı oluşturmaktadır. Raudsepp (1977) tarafından geliştirilen ve Çoban (1999) tarafından türkçeye uyarlanan "Ne Kadar Yaratıcısınız?" (How Creative Are You?) ölçeği uygulanmıştır. Yapılan güvenirlik analizi sonucunda uygulanan ölçekteki 50 soru için Cronbach's Alpha değerinin 0.837 sonucuna ulaşılmış ve ölçek yüksek güvenilirlikte değerlendirilmektedir. Ölçekten elde edilen puanlar cinsiyet, yaş, sınıf, kardeş sayısı, yaşadığı şehir, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi gibi değişkenlere göre farklılaşma düzeyleri incelenmiştir. Verilerin analizinde frekans, ortalama, standart sapma, sig, t-testi, Anova ve Tukey testlerinden yararlanılmıştır. Çalışmamızda elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin yaratıcılık düzeylerinin genel ortalamasına bakıldığında 38,936 değer aldığı ve yaratıcılık düzeyinin ortalamanın altında bir değer olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin yaratıcılık düzeyi ile sınıf düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin yaratıcılık düzeylerinin cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, yaşadığı şehir, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyine göre yaratıcılık düzeylerinde istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Çalışmamızda yaratıcılık düzeyi sonuçlarında ki genel ortalamaya bakıldığında öğrencilerin genel yaratıcılıklarının, yaratıcılık düzeyinin ortalamanın altı olduğu sonucuna ulaşılmış. Sınıflara göre sonuçlara tek tek bakıldığında yaratıcılık düzeyi sonuçlarının 1. sınıf, 3. sınıf ve 4. sınıf öğrencilerinin yaratıcılıklarının, yaratıcılık düzeyi ortalamanın altında olduğu ve 2. sınıf öğrencilerinin yaratıcılık düzeyi sonuçlarının ise yaratıcılık düzeyinin orta seviyesinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaratıcılık, Yaratıcılık Düzeyleri, Okul Öncesi Öğretmen Adayları
Teknokentlerin yerel ekonomiye katkılarının Fırat teknokent çalışanları açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Türkiye'nin teknolojik gelişiminde teknokentlerin yerel ekonomiye katkılarının olup olmadığı Elazığ Fırat Teknokent bünyesinde incelenmekte ve firma çalışanlarının bu etkiye yönelik algı farklılıklarını ortaya koymak amacıyla oluşturulmuştur . Geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış ölçekten yararlanılarak bir anket çalışması hazırlanmıştır. Hazırlanan anket Fırat Teknokent bünyesinde istihdam eden firma çalışanları üzerinde uygulanmış ve 92 katılımcıdan elde edilen verilerin analizi SPSS-22.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi için; frekans dağılımı, aritmetik ortalama, standart sapma, güvenilirlik analizi, iki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi ve ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (One way) varyans analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; teknokent çalışanlarına ilişkin algı farklılıkları cinsiyet, yaş, eğitim ve unvan faktörü değişkelerine göre anlamlı farklılık gösterdiği ancak işletmelerin hukuki yapısı, faaliyet süresi ve personel sayısı değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.
Sosyal medya bağımlılığının kuşak farklılıklarına göre incelenmesi
İnternetin gelişmesi ile birlikte bilgi ve iletişim teknolojilerinde de değişimler yaşanmıştır. Bu değişimlerin en çok yaşandığı alanlardan biride sosyal medya kullanımlarıdır. İnternet kullanımı geleneksel medyanın yanında yeni medya olarak bilinen sosyal medyanın meydana gelmesini sağlamıştır. Özellikle bilgisayar ve telefon gibi akıllı cihazların hayatımızın çok önemli bir parçası olması ve bu cihazlara sağlanan hızlı mobil alt yapı sayesinde iletişimin sosyal medya ile yapılması kolaylaşmıştır. Küreselleşmenin artması ve teknolojinin hızla gelişmesi ile birlikte sosyal medya sadece teknoloji ile barışık genç kuşakları değil farklı yaş gruplarının da ilgi odağı haline gelmiştir. Baby Boomer, X,Y ve Z kuşaklarının internet sayesinde binlerce sosyal medya uygulamalarını kullanması, sosyal çevreyle daha hızlı iletişim kurmaları, kişilere avantaj ve kolaylık sağlamış, yaygın bir şekilde kullanımına sebebiyet vermiştir. Bu açıdan incelenen literatürde Baby Boomer X, Y ve Z kuşaklarının sosyal medya kullanımına ve düzeyine yönelik çeşitli çalışmalara rastlanmaktadır. Bu çalışmada, Elazığ ilinde ikametgah eden Baby Boomer, X, Y ve Z kuşaklarının sosyal medyaya ilişkin bağımlılıklarının incelenecek olması bu çalışmayı diğer benzer çalışmalardan farklı kılmaktadır. Ayrıca bu çalışma Baby Boomer, X,Y,Z kuşaklarının sosyal medya kullanım düzeyinden beklentilerinin ve bakış açılarının ölçülmesi açısından önem arz etmektedir. Her kuşak katılımcılarından 100 olmak üzere toplamda 400 kişi araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanması anket çalışmasıyla gerçekleşmiştir. Verilerin analizinde Sosyal Bilimler İstatistik Programı (SPSS) kullanılmıştır Bunlara ek olarak yapılan çalışmada Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği ve Sosyal Medya Kullanım Amacı Ölçeği olarak 2 ölçek kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre katılımcıların sosyal medya kullanım nedenleriyle sosyal medya bağımlılığı arasında farklılık olduğu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sosyal Medya Bağımlılığı, Kuşaklar, Kuşakların Sosyal Medya Bağımlılığı
Tıp'ta veri madenciliği uygulamaları: Yenidoğan sepsisi veri seti analizi
Gelişen Teknolojiler ile birlikte eskiden ölçülemeyen veya ölçülebilir olup da kayıt altına alınmayan birçok veri günümüzde kayıt altına alınarak veri tabanlarında saklanmaktadır. Klasik istatistik bilimi az sayıda veri içerisinden anlamlı veriyi çıkarmamıza imkân tanıyordu fakat modern teknoloji ile klasik istatistik metotlarının birleşmesi ile veri madenciliği yöntemleri ortaya çıkmıştır. Veri madenciliği yöntemleri ile artık birçok veri yığını arasından anlamlı veriyi tespit etmek, elde edilen anlamlı veriler ile karar destek sistemleri oluşturmak daha kolay bir hal almıştır Bu çalışmanın amacı veri madenciliği yöntemlerinin sağlık hizmetleri ile olan ilişkisine değinmektir. Hekimler adına karar verecek bir sistem, metot veya yöntem geliştirmek değildir. Sonuçta en iyi kararı hekimin kişisel gözlemleri ve tecrübesi oluşturmaktadır. Yoğun iş temposu ve veri karmaşası arasından hekime karar verme noktasında destek olacak akıllı bir sistem geliştirmek anlamında çalışmalar olacaktır. Bundan hareketle Yenidoğan Sepsis veri setine KNN Algoritması uygulanmış, toplam 128 Örnek içerisinde 121 örnek doğru sınıflandırılmıştır. KNN algoritmasının doğruluk oranı bu veri seti için %94.53 'dir. Yenidoğan Sepsis veri setine Naive Bayesian algoritması uygulanmış ve doğruluk oranı %93.73 olarak hesaplanmıştır.
MEB yönetim bilgi sistemi olarak DYS uygulamalarının değerlendirilmesi
Eğitim kurumları bilgi teknolojilerini kullanma konusunda en son gelişmeleri yakından takip eden, teknolojik gelişmelere paralel olarak yeni ve güncel bilişim uygulamalarını bünyelerine taşıyan örgütler olmuşlardır. Ülkemizde de Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bu bahsedilen bilişim sistemi gelişimini yakından takip edebilme anlamında 2012 Ekim ayından itibaren Bakanlık merkez teşkilatında kullanılmaya başlanan Doküman Yönetim Sistemi 2017 Mayıs ayı itibari ile tüm MEB kurumlarında uygulanmaya başlamıştır. DYS, okul içi süreçlerin hızlandırılması, eğitimdeki gelişmeleri daha yakından takibini sağlama, özelliklede okul yönetiminin var olan iş yüklerini yönetimsel süreçler içerisinde kolaylaştırma ve hızlandırma adına geliştirilmiş bir yönetim bilgi sistemidir. Bu araştırmanın amacı; Elazığ ili merkez ilköğretim okullarındaki yöneticilerin Doküman Yönetim Sistemine ilişkin görüşlerini belirlemek ve sistemin bir değerlendirmesini yapmaktır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Doküman Yönetim Sistemine İlişkin Görüşler Anketi kullanılacaktır. Ankette katılımcıların Cinsiyet, Eğitim Durumu, Kıdem, Mesleki Görev gibi bilgilerinin istendiği bir kişisel bilgi formu ile toplamda 26 maddeden oluşan görüş formu yer almaktadır. Hazırlanan ölçeğin uygulanması aşamasında araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezinde bulunan ilköğretim kurumu yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini bu evren içerisinden tesadüfi olarak seçilen yöneticiler oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen verilerin statiksel analizleri için özel bir veri analizi paket programı kullanılacaktır. Verilerin çözümlenmesi için Levene Testi, Kruskall Wallis Testi,Mann-Whitney U Testi, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma,"t-testi" ve Tek Yönlü Varyans Analizi testlerinin kullanılacak araştırmada, hata payı üst sınırı 0,05 olarak kabul edilmiştir. Bu araştırma sonucuna göre yöneticilerin DYS 'ye yönelik algıları belirlenip gerekli düzenlemelerin yapılması teşvik edilecektir. Anahtar Kelimeler: Eğitim Yönetimi Bilgi Sistemi, DYS, Yönetim Bilgi Sistemleri
Yenilik yönetiminde temel kavramlar: Yenilikçilik, girişimcilik, yaratıcılık
Son zamanların en çok konuşulan kavramlarının başında yenilikçilik, girişimcilik, yaratıcılık geliyor. Bu terimlerin üretim odaklı toplumların gelişimine gösterdikleri katkı inkâr edilemez elbet. Girişimciliğin temelinde yatan ve fikir gelişimini sağlayan en önemli unsur olan yaratıcılık, kişilerin eğitim, sosyal, kültürel durumları ile yakından bağlantılıdır. Buradan yola çıkarak söyleye biliriz ki, yenilikçiliğin de temelinde bireyin karakteri, cesareti, her türlü farklı fikre açık olması ve içinde bulunduğu durumun şartlarının uygunluğu yatıyor. Tez çalışmamızın amacı bu 3 kavramın birbiriyle ilişkisini irdelemek, onlara farklı bakış açısıyla yorum katmaktır. Ana temel sorun taşra kültürünün çoğunlukta olduğu toplumumuzda her türlü yenilikçi değişime karşı önyargının hala mevcudiyetini sürdürmesi, bu nedenle ortaya çıkan yeni ve yaratıcı fikirlerin girişime dönüşememesidir. Güçlü ve teknoloji bazlı ekonomilerin (Batı ve Uzak Doğu ülkeleri) en önemli kriterlerinden birisi yaratıcı girişimcilik örneklerinin sayısının hızla artmasıdır. Anahtar Kelimeler: Yenilik Yönetimi, Yenilikçilik, Girişimcilik, Yaratıcılık
Siber aylaklık davranışlarının bir kamu kurumu özelinde incelenmesi: Log analizine dayalı bir çalışma
Bu çalışma, işgörenlerin hangi siber aylaklık faaliyet/ davranışlarıyla ne kadar süreyle meşgul olduğunu etkin şekilde tespit etmek mümkün müdür?" sorusundan hareketle, işgörenlerin siber aylaklık olarak görülen web sitelerinde geçirdiği süreyi ve hangi kategorilere ne kadar zaman ayırdığını log analizi yoluyla tespit etmeyi ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda bir yönetim sorunun çözülmesine yardımcı olmayı amaçlamaktadır. İstenen amacı gerçekleştirebilmek için bir kamu kurumuna ait güvenlik duvarı logları kullanılmıştır. Çalışmada kurumu tanılayacak herhangi bir bilgiye yer verilememektedir. İlgili kayıtlar, 2017 Eylül-2018 Eylül zaman aralığındaki bazı ayların bazı günlerini kapsamaktadır. Verilerin sınıflandırılıp filtrelenmesi ve sonuçların görüntülenmesi için C# ve MSSQL kullanılarak hazırlanan "SLog Analiz Yazılımı" adı verilen yazılım kullanılmıştır. Hipotezler, bu yazılımdan elde edilen hesaplama sonuçlarının aritmetik ortalaması alınarak test edilmiştir. Çalışma bulgularında: İş yoğunluğuna göre ortalama siber aylaklık sürelerinin farklılaştığı; İş yoğunluğuna göre tercih edilen siber aylaklık faaliyetlerinin değişmediği; ortalama siber aylaklık süresinin günlere göre küçük farklılıklarla da olsa değişim gösterdiği; ortalama siber aylaklık süresinin yine küçük farklılıklarla da olsa mesai saatlerinin farklı zaman dilimlerine göre farklılaştığı, en çok öğleden sonra 13.00-15.00 aralığının tercih edildiği; ortalama siber aylaklık süresinin birimlere göre farklılaştığı; siber aylaklık faaliyet türlerinin birimlere göre değişim göstermediği; iş karakteristiği farklı olan birimlerin -kullanıcı sayılarının da etkisiyle- ortalama siber aylaklık sürelerinin farklılaştığı ve bu sonuçlarda ortalama kullanıcı sayılarının etkili olduğu; merkez birimler ile taşra birimlerine ait ortalama siber aylaklık sürelerinin -kullanıcı sayılarının da etkisiyle- birbirinden farklı olduğu görülmüştür. Çalışma temel iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, siber aylaklık ve log yönetimine ait kavramsal çerçeve ortaya konmuştur. Siber aylaklık başlığında, siber aylaklığın tanımına, sınıflandırmalarına, nedenlerine, sonuçlarına ve yönetimine yer verilmiştir. Log yönetimi ise, log kavramı, log toplama, log kaynakları ve türleri, log dosyası formatları ve log yönetiminin önemi ve gerekliliği başlıkları altında sunulmuştur. İkinci bölümde, araştırmanın yöntemi ve bulguları bulunmaktadır. Araştırmanın önemi ve amacı, problemi, sınırlılıkları, metodolojisi ve hipotezler belirtilmiş, bulgular değerlendirilerek sonuç ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Siber Aylaklık, Sanal Kaytarma, Siber Aylaklık ve Log Analizi, Log Analizi
Ekonomi haberlerinin BİST 100 Endeksine etkisinin veri madenciliği ile incelenmesi
Bu tez çalışmasında BİST 100 borsa endeksindeki değişimler ile ulusal bazda yayımlanan haberler arasında bir ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Bu doğrultuda Dünya Gazetesinin resmi internet sitesi üzerinden 01.04.216 - 01.10.2016 tarihlerinde yayınlanan ekonomi haberleri kullanılmıştır. Haber metinleri kullanılarak elde edilen veri setine metin madenciliği yöntemleri uygulanmıştır. Oluşturulan veri seti çok büyük olup üzerinde işlem yapmayı zorlaştırmasından dolayı veri seti üzerinde bazı işlemler yapılarak veri boyutu küçültülmüştür. Öznitelik vektörleri oluşturulduktan sonra sınıflandrma işlemine tabi tutulmuştur. Sınıflandırma işlemini yapmanın temel amacı kelimelerin hangi gruba ait olduğunu belirlemektir. Kelimeler pozitif, negatif ve nötr olmak üzere 3 etikete sahiptir. Oluşturulan veri setlerine makine öğrenme algoritamaları uygulanmıştır. Bu uygulamanın sonucunda kelimelere hangi gruba ait olduklarını gösteren etiketler atanmıştır. Bu etiketlendirme sonucunda kelimeler Tf – Idf ağırlıklandırma yöntemleri uygulanarak kelimelerin ağırlık tablosu oluşturulmuştur. Bu tablodaki değer ve etiketlere bakılarak piyasanın durumu karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: BİST 100, Veri Madenciliği, Metin Madenciliği
Eğitim ve öğretimde uzaktan eğitim sistemleri ve gerekliliği: 2010-2016 dönemi lisansüstü çalışmalar analizi
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin, bilginin işlenmesinde yoğun şekilde kullanılmasının bir neticesi olarak bilgi çağı ve bilgi toplumu tanımları ortaya çıkmıştır. Bilginin akış hızı, özellikle geçen yüzyılın ortalarından itibaren bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaşanan değişim ve gelişim hızına paralel olarak artmış, bunun sonucunda eğitim kurumları aracılığıyla kazanılan bilgi ve beceriler kişiler için ileriki dönemlerde geçerliliğini ve yararlılığını yitirmiştir. Günümüzde geleneksel eğitim sistemi bilginin akış hızını yeterince yakalayamamakta ve farklı öğrenme biçimlerine sahip olan bireylere nitelikli ve uygun maliyetle hizmet verememektedir. Geleneksel eğitim sistemindeki bu sorun, kitlelere değişim hızında eğitim hizmeti götürerek sorunu çözüme kavuşturmayı amaçlayan yeni bir yapıyla aşılabilecektir. Bu yeni yapının oluşması da ancak ileri teknolojiye sahip araçları, eğitim amaçlı kullanmakla mümkün olacaktır. Teknolojide yaşanan hızlı değişimin neticesinde geleneksel eğitim sistemine sahip olan günümüz eğitim ve öğretim sistemi, teknolojinin kullanılması suretiyle yeni bir yöntem olan uzaktan eğitim sistemini de zorunlu kılmış ve böylece eğitim sistemine yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu bağlamda uzaktan eğitim sistemi; eğitim kurumlarındaki teknolojik gelişmelere, modern insanın kendini yenileme ihtiyacına cevap vermede, fırsat eşitliği sağlamada, uzaklığın eğitim almaya engel olabileceği durumlarda etkin kullanılmaktadır. Uzaktan eğitim sisteminin kullanılması, eğitim hizmetlerine ilişkin maliyetleri düşürmüş, daha fazla kişiye eğitim ve öğretim hizmeti sunma olanağını ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla maliyetlerin düşürülmesi ile ülke ekonomisine katkı sağlanırken daha fazla kişiye eğitim hizmeti sunulmak suretiyle eğitimli, kalifiyeli ve vasıflı işgücü oluşturulmuştur. Ancak geleneksel eğitim sistemde olduğu gibi uzaktan eğitim sisteminde de olumlu, olumsuz ve eksik birtakım unsurlar bulunmaktadır. Bu sistemin olumlu, olumsuz ve eksik yanlarını ortaya koyabilmek için Türkiye'de yapılmış olan lisansüstü çalışmalar ele alınıp değerlendirilmiş ve çalışmanın amacına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacı, eğitim ve öğretimde uzaktan eğitim sistemleri ve gerekliliği göz önünde bulundurularak, 2010-2016 dönemi lisansüstü çalışmalarını analiz etmek ve değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de uzaktan eğitim ile ilgili 2010-2016 yılları arasında yapılmış 258 adet lisansüstü çalışma ele alınmıştır. Bu çalışmalardan 14 adet yüksek lisans ve 11 adet doktora tezi olmak üzere toplam 25 tez değerlendirilmiş ve çalışma bu doğrultuda yürütülmüştür.
Estimation of electric consumption of the firms operating in different sectors with machine learning algorithms
Firms or companies need to be able to draw a sustainable and effective roadmap and to estimate the electricity consumption amounts at the best level. The more successful the electricity consumption estimation is, the lower the cost of the companies. That's why it's so important in today's world. Accurate consumption estimating real-time imbalances will provide a competitive advantage with other retail sales companies. In this study, Machine Learning (ML) methods are proposed to make short-term consumption estimation and to test the accuracy of the methods, hourly consumption estimations of firms (companies) from various sectors in Turkey are made and the results are evaluated. Even if different methods perform well at different times, they cannot consistently perform the same. In this thesis study, we evaluate the results of mean absolute error (as performance measurement indicator) using Extreme Gradient Boosting Regression (XGBR) and Gradient Boosting Regression (GBR) methods and interpreted the results. The programming codes are written in Python programming language. It is observed that it is a suitable to use ML methods for the estimation of electricity consumption for future periods and similar studies.
Metaverse dünyasının üniversitelere entegrasyonu: Bir Delphi çalışması
Metaverse kavramı 1992 yılına dayansa da, son zamanlarda özellikle Facebook'un ismini Meta olarak değiştirmesi, Metaverse dünyasına dair tanımlamalar ve çalışmalar yapmasıyla bilinirliği artmış oldu. Günümüz ekonomik koşulları çerçevesinde, işletmeler fiziki alanlarla birlikte, sanal alanlarda da faaliyetlerini yürütmektedir. Dijitalleşmenin bir getirisi olarak birçok sektör kendi alanlarında bu değişime adapte olmaya başladı. Bunlardan biri de eğitim sektörüdür. Bu çalışmada Metaverse dünyasının üniversitelere entegrasyonu yakın çerçeveden incelenmiştir. Dünyada ne tür değişimler ve gelişimler olduğu, öncesindeki ve sonrasındaki süreç bir arada değerlendirilerek, üniversiteleri bu süreçte nelerin beklediği değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler ve izlenimler sonucunda, Türkiye'de ne tür gelişimlerin olduğu ve bundan sonrasında da Türkiye'deki üniversitelerin Metaverse dünyasına katılımları hakkında eksiklikler, durum değerlendirmesi ve geleceği hakkında da önerilerde bulunulmuştur. Yapılan çalışmada araştırma modeli olarak Delphi tekniği kullanılmıştır. Alanlarında uzman 77 akademisyenle ilk turda yapılan Delphi analizi, SWOT analiziyle birlikte ayrıntılandırılmış olup, ilk turda elde edilen bulgulardan anahtar kodlar elde edilmiştir. İkinci turda bu anahtar kodların beşli Likert tipi ölçme aracıyla akademisyenlere tekrar yönlendirmesi yapılmıştır. Sonuç olarak oldukça farklı tehdit ve fırsat potansiyeli olan Metaverse kavramı, üniversiteler açısından farklı tecrübeler ve eğitimde yeni bir işleyiş olanağı yaratacaktır.
Kültürel mirasın dijitalleştirilmesinde sanal gerçeklik teknolojilerinin rolü: pandemi döneminde farkındalık ve erişilebilirlik
Günümüzde teknolojinin kültürel mirasla kurduğu ilişki giderek derinleşmekte, sanal gerçeklik uygulamaları bu etkileşimin en yenilikçi örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu araştırma, özellikle pandemi süreciyle ivme kazanan dijital dönüşüm bağlamında, sanal gerçekliğin kültürel mirasa erişim ve bu alandaki farkındalık üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma deseniyle yürütülen çalışmada, Ankara'daki çeşitli müze ortamlarında, yaş ve meslek açısından çeşitlilik gösteren 30 katılımcıyla yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiş; elde edilen veriler QDA Miner 2024 yazılımı aracılığıyla içerik analizi yöntemiyle incelenmiş ve temalar doğrultusunda sınıflandırılmıştır. Analiz sonuçları, sanal gerçeklik teknolojilerinin kültürel mirasa erişimi artırma, dijital koruma sağlama, farkındalık yaratma ve eğitim süreçlerini destekleme gibi alanlarda kayda değer imkânlar sunduğunu göstermiştir. Buna karşın, gerçek deneyim hissinin sınırlılığı, altyapı eksiklikleri, yüksek maliyetler ve görsel kaliteye dair yetersizlikler, teknolojinin kültürel alana tam anlamıyla entegre olmasını zorlaştıran başlıca engeller olarak öne çıkmaktadır. Katılımcıların aktardığı deneyimler, sanal gerçekliğin basit bir sunum aracından öte, kullanıcıyı içine çeken ve kültürel mirası yeniden hissettiren bir etkileşim ortamı sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma, sanal gerçeklik tabanlı uygulamaların teknik kadar içerik açısından da geliştirilmesinin, kültürel sürdürülebilirlik adına önemli bir adım olduğunu savunmaktadır.
Blok zincir teknolojisinin benimsenmesini etkileyen faktörler: güvenlik açısından ampirik bir çalışma
Bu tez çalışmasının amacı internet bankacılığı işlemlerinde blok zincir teknolojisinin kullanımına karşı kullanıcı niyetlerini etkileyen faktörleri belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemleri takip edilmiş ve çevrimiçi uygulan anket ile veri toplanmıştır. Araştırma evrenini; Türkiye genelinde faaliyet gösteren bankaların müşterileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini internet bankacılığı kullanan basit tesadüfi yöntemle seçilen 356 kişiden oluşmaktadır. Toplanan veriler doğrulayıcı faktör ve Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilerek yorumlanmıştır. Veriler dokuz faktör altında toplanmıştır: 'Davranışsal Niyet', 'Sosyal Normlar', 'Algılanan Fayda', 'Algılanan Güven', 'Algılanan Yenilikçilik', 'Algılanan Kullanım Kolaylığı', 'Bilgi Seviyesi', 'Algılanan Gizlilik' ve 'Algılanan Tatmin'. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre algılanan kullanım kolaylığı ile algılanan fayda ve davranışsal niyet arasında pozitif ilişki olduğu, algılanan fayda ile davranışsal niyet arasında pozitif ilişki olduğu, yenilikçilik ve algılanan fayda arasında pozitif ilişki olduğu, gizlilik ve fayda arasında pozitif ilişki olduğu, güven ve algılanan fayda arasında pozitif ilişki olduğu, sosyal norm faktörü ile algılanan fayda ve davranışsal niyet arasında pozitif ilişki olduğu, tatmin faktörü ile davranışsal niyet arasında pozitif ilişki olduğu son olarak bilgi seviyesi ile davranışsal niyet arasında pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İnternet, İnternet Bankacılığı, Blok Zincir, Teknoloji Kabul Modeli
2017-2021 yılları arasında Türkiye'de patent ve faydalı model başvurularının mevcut durum analizleri
Küreselleşen dünyamızda bilgiye dayalı ekonomik ve bilişsel faaliyetlerin önem kazanmasıyla fikri ve sınai haklardan olan patentin önemi giderek artmaktadır. Bu durum da patentin uluslararası alanda anlaşmalarla standart bir biçimde incelenmesini gerekli kılmaktadır. Bu nedenle 1883 yılına uzanan ve Paris Sözleşmesi ile başlayan çok sayıda uluslararası anlaşma imzalanmıştır. Türkiye patent alanındaki anlaşmaların çoğuna üyedir ve 1995 yılından itibaren inceleme standartlarını dünya standartlarına çıkarmaya başlamıştır. Çalışmamızda 2017 yılında incelemesiz patentin kaldırılması ve Türk Patent ve Marka Kurumu'nun kurulmasının ardından dünya standartlarına ulaşan mevcut durumumuz 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 yıllarında Türkiye'de yapılan faydalı model ve patent başvuruları yıllara ve aylara göre incelenerek analiz edilmiştir. Araştırma evreni olarak Türk Patent'in internet sitesinden 10.01.2017'den 2021 yılı sonuna kadar elde edilen patent ve faydalı model başvuruları ve tescilleri verileri kullanılmıştır. Ayrıca 2019 yılının sonunda Çin'de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan ve Türkiye'de 2020 yılının Mart ayında etkisini göstermeye başlayan Covid-19'un başvurulara olan etkisi grafikler çizilerek incelenmiş ve grafikler yorumlanmıştır. Elde edilen bulgular kuramsal ve uygulamalı olarak sonuç kısmında tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
Döviz kuru tahmini için Türkçe tweetler ile twitter duygu analizi
In developing countries such as Turkey, foreign exchange rates are important in business and daily life decisions. It is important for decision-makers to predict exchange rates accurately and act within the scope of these predictions. Since exchange rates are complex and volatile, it is very difficult to accurately predict exchange rates, and many studies have been carried out in this context in the past. The newest trends in the literature are the research which are performed with machine learning methods. In this thesis study, it was aimed to determine whether more accurate predictions can be performed with the sentiment analysis method or not. Within the scope of the study, the value of Dollar, Sterling and Euro against Turkish Lira was predicted with sentiment analysis of more than 168,000 Tweets related to these exchange rates from Twitter. Sentiment analysis results and exchange rate values were analyzed by the support vector regression method. The time limits of the study were determined as 1 March 2022, starting from 1 November 2019, the beginning of the COVID-19 pandemic outbreak. In order to compare the results of the sentiment analysis method, the same data were predicted with support vector regression, naive forecasting and random walk models, and these data were compared with the values made by sentiment analysis. The results revealed that Twitter sentiment analysis increase the accuracy rate of exchange rate predictions and there is a positive and strong relationship between currency prices and negative Tweets, and there is a negative relationship between currency prices and positive tweets. Also, there is positive relation between number of Tweets posted and currency price.