
1,263
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal katılım becerisi kazanma durumlarının incelenmesi
Sosyal katılım becerisi öğrencilerin hayatlarının her alanında ihtiyaç duydukları, kazanılması ve geliştirilmesi sürecinde birçok faktörün etkili olduğu, kazanılamaması durumunda öğrencilerin okul hayatlarını ve günlük yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen bir beceridir. Bu nedenle bu becerinin küçük yaşlardan itibaren öğrencilere kazandırılması büyük önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin sosyal katılım beceri düzeylerini çeşitli değişkenler açısından tespit etmek ve öğretmenlerin sosyal katılım becerisi ile öğrencilerinin sosyal katılım becerisi kazanma durumları hakkındaki görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019/2020 eğitim öğretim yılı, Ankara ili merkez ilçelerinde MEB'e bağlı devlet ilkokullarında ve özel ilkokullarda öğrenim görmekte olan, gönüllülük esasına göre ölçme araçlarında yer alan sorulara cevap veren, nicel boyutta 1103 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi, nitel boyutta 48 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda öğrencilere kişisel bilgi formu ve "Sosyal Katılım Becerilerini Belirleme Ölçeği", nitel boyutunda ise öğretmenlere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel ve parametrik istatistikler, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yüksek düzeyde sosyal katılım becerisine sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın diğer en önemli sonuçlarına göre öğrencilerin sosyal katılım beceri düzeyleri okul türü, cinsiyet, anne-baba eğitim durumu, anne çalışma durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken; okul öncesi eğitimi, kitap okuma sıklığı, TV seyretme, dijital teknolojileri kullanma, değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Araştırmanın nitel boyutunun sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin sosyal katılım becerisini daha çok iletişim ve sosyalleşme boyutunda algıladıkları görülmüştür. Sosyal katılım becerisinin, tüm boyutlarıyla birlikte ele alınmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.
Sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin mekânsal düşünme becerilerine oryantiring uygulamalarının etkisi
Teknoloji ve bilimdeki değişimler öğretim programlarını da değiştirmiş; bilgi, beceri ve değerlerin kazandırılmasında yeni yöntem ve tekniklerin kullanılması zaruri olmuştur. Geleneksel yöntemlerin yerine öğrenci merkezli, aktif öğrenme sağlayan yeni yöntem ve tekniklerin kullanılması diğer derslerde olduğu gibi sosyal bilgiler dersi için de gerekli olmuştur. Bir oyun türü olarak derslerde uygulanabilecek oryantiring etkinlikleri bu tekniklerden bir tanesidir. Oryantiring etkinlikleri öğrencilerin oyun oynarken hem eğlenmelerini hem de yaparak yaşayarak öğrenmelerini sağlayacak bir tekniktir. Bu araştırmada, ilkokul 4.sınıf sosyal bilgiler dersinde oryantiring uygulamalarının öğrencilerin mekânsal düşünme becerileri üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılı Kastamonu ili Merkez ilçesine bağlı bir ilkokulda 4. sınıfına devam eden, deney grubunda 51 öğrenci ve kontrol grubunda 53 öğrenci olmak üzere toplam 104 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubunda oryantiring uygulamalarına dayalı etkinliklerle ders işlenmiş, kontrol grubunda ise programa dayalı öğretim yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Mekânsal Düşünme Beceri Testi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda oryantiring uygulamalarının öğrencilerin mekânsal düşünme becerilerinin kazandırılmasında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Oryantiringin sosyal bilgiler dersinde yaparak yaşayarak öğrenmeyi, çok yönlü düşünmeyi ve becerilerin günlük yaşama aktarılmasını sağlayan bir etkinlik olduğu için, sosyal bilgiler dersi öğretiminde yeni bir öğretim tekniği olarak kullanılması tavsiye edilmiştir.
Sınıf öğretmeni adaylarının eğitim programı okuryazarlığı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının eğitim programı okuryazarlık düzeylerini araştırmaktır. Araştırmada ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının eğitim programı okuryazarlığı düzeylerinin cinsiyet ve sınıf düzeyleri açısından nasıl bir değişim gösterdiği de incelenmiştir. Araştırma 2019-2020 öğretim yılı bahar döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Ana Bilim Dalı bölümü üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören 107 sınıf öğretmeni adayı üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada veriler Bolat (2017) tarafından geliştirilen "Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Eğitim Programı Düzey Belirleme Testi" araçlarıyla elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS ve TESTAN programı ile analiz edilmiştir. Veri analizi konusunda betimsel istatistikler ve bağımsız örneklem t- testinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre eğitim programı okuryazarlığı ölçeğinde sınıf öğretmeni adaylarının ortalamalarının 115,92 olduğu ve eğitim programı konusunda bilgi düzeyleri testinde hedeflere ulaşılma yüzdelerinin 0,79 olduğu ortaya konmuştur. Araştırmanın sonucuna göre sınıf öğretmeni adaylarının eğitim programı okuryazarlık düzeylerinin yüksek seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yansıtıcı günlük yazımının sınıf öğretmeni adaylarının yaratıcı düşünme eğilimlerine ve yansıtma düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; sınıf öğretmeni adaylarının mikro öğretim uygulamalarına yönelik yansıtıcı günlükler yazmalarının yaratıcı düşünme eğilimlerine ve yansıtma düzeylerine etkisini tespit etmek ve sınıf öğretmeni adaylarının yansıtıcı günlük kullanımının etkililiğine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırma karma yöntem olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; 2019-2020 Öğretim Yılı Güz Döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı'nda 3. Sınıfta öğrenim görmekte olan sınıf öğretmeni adayları oluşturmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda mikro öğretim uygulamalarına yönelik yansıtıcı günlük yazımı gerçekleştirilirken; kontrol grubunda yalnızca mikro öğretim uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri, Marmara Yaratıcı Düşünme Eğilimleri Ölçeği ile toplanmıştır. Nitel verilerin elde edilmesinde ise, görüşme formu ve yansıtıcı günlükler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmeni adaylarının mikro öğretim uygulamalarına yönelik yansıtıcı günlükler yazmalarının yaratıcı düşünme becerileri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının haftalık yansıtma düzeylerinin, ilk haftalarda betimleyici yazma düzeyindeyken sonraki haftalarda daha üst düzeylere ulaşarak gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Deney grubu öğrencilerinin yansıtıcı günlük kullanımına ilişkin görüşlerinde, yansıtıcı günlüklerin yansıtıcı ve yaratıcı düşünmeyi geliştirmede etkili olduğu ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yansıtıcı Günlük, Yansıtıcı Düşünme, Yaratıcı Düşünme, Sınıf Öğretmeni Adayları
Sınıf öğretmenlerinin çevre sorunlarına ilişkin tutumlarının ve çevresel duyarlılıklarının incelenmesi
Geleneksel çevre eğitiminin yanında son yıllarda yeni yaklaşımlar ele alınmaktadır. Çevre ile ilgili bilgi düzeyinin artırıldığı, çevreye karşı olan davranış ve tutumların iyileştirilmesinin yanında olumlu yönde artırılabilmesi için yeni öğrenme kuramları, geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Çevreye yönelik davranış ve tutumların iyileştirilmesi için mevcut durum tespitinin yapılması ve yorumlanması elzemdir. Bu araştırmada Kastamonu il merkezinde, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında faaliyet gösteren tüm okul/kurum tiplerinde Sınıf Öğretmenliği branşında görev yapan 100 Sınıf öğretmenine çevresel tutum ve çevresel duyarlılık davranış ölçekleri uygulanmıştır. Öğretmenlerin çevresel duyarlılık davranışları ve çevre sorunlarına yönelik tutumları belirlenerek, kıdem yılı, yaş ve cinsiyete göre farklılıkları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, çalışmaya katılan tüm öğretmenlerin çevre sorunlarına yönelik olumlu tutuma ve çevresel duyarlı davranışa yüksek derece sahip olduğu belirlenmiştir. Çevresel tutumun demografik özelliklere bağlı olmadığı, çevresel duyarlı davranışın ise yaş ve kıdem yılına göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir.
Okul öncesi "El Ele I,II,III Eğitim Seti" kitapları içerisindeki fen kavramlarının incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi eğitiminde kullanılan "El Ele Okul Öncesi Eğitime I-I-III" eğitim seti kitapları içerisindeki fen kavramlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde nitel araştırma yaklaşımlarından olan doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kitap inceleme şablonu ve okul öncesi eğitim programında yer alan Kavramlara yer verme durum çizelgesi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular betimsel ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçları frekans ve yüzde kullanılarak tablolar şeklinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda yaşam, dünya ve uzay ve fiziksel bilimlere yönelik kavramlar ve alt kavramlar belirlenmiştir. Fen bilimleri kavramlarının kullanım alanlarına göre incelemesi yapıldığında en yoğun olarak kavram öğretiminde kullanıldığı en az olarak ise dikkat çalışması ve örüntü çalışmasında kullanıldığı belirlenmiştir. Fen bilimleri kavramlarına eğitim setlerinin tamamında geniş bir şekilde yer verildiği görülmektedir. Bilimsel süreç becerilerine yer verilme durumları dikkate alındığında tüm süreç becerilerine yer verildiği belirlenmiştir. Gelişim alanlarına yönelik araştırma sonuçları incelendiğinde sosyal-duygusal ve öz bakım becerilerine yeterince yer verilmediği görülmektedir. Kavram öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklere yönelik sonuçlar incelendiğinde genel olarak anlatım ve problem çözme yöntemlerine yer verildiği belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarının okul öncesi eğitimi alanına katkı sağlayacağı ifade edilebilir.
STEM etkinliklerinin okul öncesi öğretmen adaylarının bilgi işlemsel, eleştirel ve çok boyutlu 21.yüzyıl becerilerine etkisi
Bu araştırmada, okul öncesi öğretmen adaylarının geliştirilen STEM etkinlikleri ile bilgi işlemsel düşünme, eleştirel düşünme ve çok boyutlu 21.yüzyıl becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sürecinde nicel araştırma yaklaşımlarından olan yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 78 okul öncesi öğretmen adayı katılım sağlamıştır. Araştırma kapsamında deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak alanyazında geçerliği ve güvenirliği bulunan üç farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırma toplam 10 haftalık bir süreci kapsamaktadır. COVID-19 pandemisi nedeniyle uygulamalar çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları nicel veri analizi yöntemleri kullanılarak SPSS programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde betimsel ve çıkarımsal istatistik teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde gerek deney grubunda gerekse de kontrol grubunda olumlu yönde ve anlamlı farklılıklar oluştuğu görülmektedir. Ancak deney grubunda meydana gelen değişim oranları kontrol grubuna göre daha yüksek ve anlamlı bir şekilde gerçekleşmiştir. Araştırma sonuçları okul öncesi dönemde geliştirilen STEM etkinliklerinin öğretmen adaylarının bilgi işlemsel düşünme, eleştirel düşünme ve 21.yüzyıl becerilerini olumlu yönde geliştirdiğini ifade etmektedir.
Okul öncesi dönemde etkili çevre eğitimi için görsel sanat etkinliklerinin kullanımı
Okul öncesi eğitim, çocukların gelecek yaşantılarının temellerinin atıldığı kritik dönemleri kapsamaktadır. Çocuk bu dönemde aldığı eğitimin izlerini ömrünün sonuna kadar taşıyabilmektedir. Çevre eğitiminin bu kritik dönemlerde verilmesi ileride çevre bilincine sahip bireyler olmalarının temelini oluşturabilmektedir. Çevre eğitiminde çocukların yaparak-yaşayarak, hayal güçleri ve yaratıcılıklarını kullanarak ve eğlenerek öğrenmelerini sağlamak için sanat etkinlikleriyle desteklenmiş eğitim programı uygulanabilir. Bu araştırmanın temel amacı okul öncesi dönem çocuklarında etkili çevre eğitimi için birbirleriyle ilişkili sanat etkinlikleriyle oluşturulan çevrede çevre bilincinin kazandırılmasıdır. Çalışma, proje yaklaşımına dayalı ve sanat etkinlikleri ile oluşturulan çevre odaklıdır. Deneme modelinde olan çalışmanın grubu, Kars İl Merkezin de bulunan Atatürk İlköğretim Okulu anasınıflarında ki 48-60 aylık çocukları kapsamaktadır. Çalışma ön test- son test ve kontrol grubu modelindedir. Araştırmacı deney grubuna ön test, uygulama, son test uygulamıştır. Kontrol grubuna ise ön test ve son test uygulamıştır. Araştırmacı tarafından deney grubu için çevre konularıyla ilgili sanat etkinlik planları hazırlanarak proje temelli öğretim yöntemine dayalı olarak uygulanmıştır. Yapılan her etkinlik birbiriyle ilişkili olarak sınıfın belirlenen bölümünde çevre konuları kapsamında yer almış ve çalışma bitimine kadar oluşturulan çevrede sergilenmiştir. Kontrol grubuna MEB 2013 okul öncesi eğitim programında yer alan çevre kazanımları ve etkinlikleri sınıf öğretmenleri tarafından uygulanmıştır. Çocuklara ön test- son test uygulamalarında "Çevre Bilinci Testi " uygulanmıştır. Çalışma sonucunda sanat etkinlikleriyle oluşturulan çevrenin, okul öncesi çevre eğitiminde uygulanmasının çevre bilincinin yükselmesinde önemli etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
İlkokulda kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmesine ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırma ilkokulda kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmesine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Kardeşlerin ilkokulda aynı sınıfta öğrenim görmesiyle ilgili araştırmaların kısıtlı olması bu konuyu ilgi çekici kılmıştır. Bu çalışma bu eksikliğin giderilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda görüşme yöntemi seçilmiş, görüşme tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Nitel olarak elde edilen veriler içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırmada Elazığ il merkezinde görev yapan 36 sınıf öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmesinin avantajları ve dezavantajları vardır. Öğretmen görüşleri incelendiğinde, kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmesine ilişkin genel değerlendirmede birbirine yakın frekanslarla iki zıt görüşün ortaya çıktığı belirlenmiştir. Araştırmada 36 öğretmenden 17' si kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmeleri gerektiği görüşünü dile getirirken, 19 öğretmen farklı sınıfta öğrenim görmeleri gerektiğini savunmuştur. Kardeşler aynı sınıfta öğrenim görmeliler görüşünü destekleyen öğretmenler, kardeşlerin birbirlerinin eksiklerini tamamladıklarını, sosyal çevrelerine uyum sağlamada birbirlerini desteklediklerini ve problemlerini birlikte çözümlediklerini ifade etmişlerdir. Kardeşler farklı sınıfta öğrenim görmeliler görüşünü destekleyen öğretmenler ise, kardeşlerin birbirlerine bağımlı hale geldiğini, ikizlerden birinin baskın hareket ederek kardeşinin geri planda kalmasına neden olabildiğini ve sürekli kardeşiyle birlikte olmanın çocukların kişiliğinin öne çıkmasını zorlaştırdığını ifade etmişlerdir.
İlkokulda çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmesine ilişkin öğretmen görüşleri
Araştırmanın amacı çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmesine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma amacı doğrultusunda Diyarbakır il merkezinde ve ilçelerinde görev yapan 30 öğretmenle görüşme yapılmıştır. Araştırma, nitel bir çalışma olup araştırmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak görüşme yöntemi seçilmiş, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışmada veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ebeveyn öğretmenler çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmesinin çocuğun çok yönlü gözlemlenebilmesine ve okul ortamının çocuk için daha güvenli hale gelmesine yardımcı olduğunu ifade etmiştir. Bazı öğretmenler çocuğunun okula uyumunun kolaylaştığını ve çocuğunda okul korkusunun oluşmadığını dile getirmiştir. Bazı öğretmenler çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmesinin dezavantajlarına ilişkin olarak kıskançlık ve rol çatışması yaşandığını dile getirmiştir. Öğretmenler bu durumun çocuğun bireyselleşmesini, başarısını ve sosyalleşmesini etkileyebileceğini ifade etmiştir. İlkokulda çocuğu kendi sınıfında öğrenim gören sınıf öğretmenleri çoğunlukla çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmemesi gerektiğine ilişkin görüş belirtmiştir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, Öğretmen-Öğrenci Etkileşimi, Ebeveyn Öğretmen, Sınıf Öğretmeni, Öğretmen Görüşleri.
Sınıf öğretmeni adaylarının çevre etiği yaklaşımları ile ekolojik vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı Sınıf Öğretmeni adaylarının Çevre Etiği ve Ekolojik vatandaşlık düzeylerini çeşitli değişkenler açısından belirlemektir. Ayrıca araştırmanın bir diğer amacı ise sınıf öğretmeni adaylarının Çevre Etiği ve Ekolojik Vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Genel tarama modeli çerçevesinde yürütülen bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. 2020-2021 eğitim öğretim yılında Fırat Üniversitesi ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Temel Eğitim Ana Bilim Dalında Sınıf Eğitimi Bölümünde 1. 2. 3. ve 4. Sınıflarında eğitim gören toplam 375 Öğrenciden elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanmıştır. Araştırmanın verileri sınıf öğretmeni adaylarının bazı kişisel özelliklerini tespit etmek için hazırlanan "Kişisel bilgi formu" ile belirlenmiştir. Ayrıca Öğretmen adaylarının çevre etiği yaklaşım düzeylerini belirlemek amacıyla Saka ve Sürmeli (2013) tarafından geliştirilen "Çevre Etiği Yaklaşımları" ölçeği ile Ekolojik vatandaşlık düzeylerini ölçmek amacıyla Karatekin ve Uysal (2018) tarafından geliştirilen "Ekolojik Vatandaşlık" ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik paket programı aracılığıyla değerlendirilmiş ve çözümlemeleri yapılmıştır Araştırmada sonuç olarak katılımcıların ekolojik vatandaşlık ölçeği "katılım" alt boyutu puanlarının cinsiyet değişkenlerine bağlı olarak erkek katılımcılar lehine; "sorumluluk" alt boyutu puanlarının sınıf değişkenine göre 1. ve 4. sınıflar arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı; katılımcıların "katılım, sürdürülebilirlik, hak ve adalet" alt boyutlarında küçük-orta etki büyüklüğünde ve "sürdürülebilirlik" alt boyutunda orta düzeyde bir farkın olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca katılımcıların çevre etiği ölçeği "Çevre merkezcil" alt boyutunda kadınlarla erkekler arasında anlamlı düzeyde farklılığın olduğu; çevre etiği ölçeği alt boyutu ile sınıf ve yaşadığı yer değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Çoklu regresyon sonuçlarına göre elde edilen modelin Ekolojik Vatandaşlıktaki varyansın % 15.6'sını açıkladığı; canlı merkezcil yaklaşım alt boyutunun ekolojik vatandaşlık üzerindeki varyansın tek başına % 5.15'ini, çevre merkezcil yaklaşım alt boyutu ise ekolojik vatandaşlık üzerindeki varyansın tek başına % 4.62'sini açıkladığı görülmektedir. Bu araştırmanın genel amacı Sınıf Öğretmeni adaylarının Çevre Etiği ve Ekolojik vatandaşlık düzeylerini çeşitli değişkenler açısından belirlemektir. Ayrıca araştırmanın bir diğer amacı ise sınıf öğretmeni adaylarının Çevre Etiği ve Ekolojik Vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara yönelik fen eğitimi faaliyetlerine ilişkin öğretmenlerin görüş ve önerileri
Bu çalışmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara fen eğitimine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Bu amaçla öğretmenlerin uyguladıkları öğretimsel uygulamalar ve bu konuda alınan görüşler değerlendirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma yönteminde tasarlanmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde destek eğitim alan OSB' li çocuklarla aktif çalışan lisansı Okul Öncesi Öğretmenliği olup Özel Eğitim Uzman Öğretici Sertifikasına sahip öğretmenler ile gerçekleştirilmiştir. Buna göre 18 öğretmen araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Öğretmenlerin çoğunluğu kendilerini OSB' li bireylere fen eğitimi verme konusunda yeterli görmediklerini, OSB' li bireyler için farklı öğrenme ortamları oluşturmak gerektiğini ifade etmişlerdir. Aynı zamanda sınıflardaki materyal eksikliği ile öğretmenlerin fen eğitimi vermede güçlük çektikleri, eğitim planlarında fen eğitimine daha az yer verilmesi fen eğitiminde başarısız sonuçlara neden olduğu bulgularını ortaya çıkarmıştır. Katılımcı öğretmenler, OSB' li çocuklara fen eğitimi verebilmek, onları aktif, üretici bireyler olarak topluma kazandırabilmek için öğretmenlerin bilgi ve deneyimin yanında çok fazla emek ve zaman harcanması gerektiği önerilerinde bulunmuşlardır. Elde edilen bulgular, OSB'li çocukların öğretmen görüşlerine odaklanan nitel araştırmalar çerçevesinde tartışılmış ve ileri/gelecek araştırma önerilerinde bulunulmuştur.
Sınıf öğretmeni adaylarının uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi
Araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada çalışma grubunu Fırat Üniversitesinde 2020-2021 eğitim-öğretim döneminde öğrenim görmekte olan Sınıf Öğretmenliği 1., 2., 3. ve 4. sınıflarından 10'ar kişi olmak üzere toplamda 40 öğretmen adayı oluşturmuştur. Nitel araştırma yaklaşımının tercih edildiği bu araştırmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmada katılımcılar amaçsal örnekleme yöntemlerinden biri olan ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırmanın daha verimli olması düşüncesiyle belirlenen ölçütler ise araştırmaya katılan öğretmen adaylarının, uzaktan eğitim sistemiyle verilen ders içerik ve uygulamalarının en az %50'sini tamamlamış olmaları ve araştırmaya gönüllü olarak katılmalarıdır. Bu çalışmada araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış görüşme formu doğrultusunda yapılan görüşmeler aracılığı ile veriler toplanmıştır. İçerik analizi ile aday öğretmenlerden alınan görüşler doğrultusunda toplanan veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adayları senkron derslerin, aktif katılım imkânı, etkileşim olanağı, düzenli ders takibi gerçekleştirme fırsatı verdiğini ancak derslerde öğretim elemanının farklı yöntem ve teknik kullanmaması, derslerde öğrenci aktifliğinin yeterli derecede sağlanmaması senkron derslerin sıkıcı olmasına ve yüz yüze eğitim kadar etkili olmamasına sebebiyet verdiğini ifade etmişlerdir. Asenkron derslerin tekrar tekrar ve istenilen zamanda izlenebildiğini ve canlı dersleri telafi ettiğini ancak farklı yöntem ve teknik kullanılmadığını belirten katılımcılar bu derslerin sıkıcı ve verimsiz olduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmen adaylarının büyük bir çoğunluğu içeriklerin yeterli, derslerde kullanılan kaynakların açıklayıcı ve ders kaynaklarının bilgi verme durumunun yeterli olduğunu belirtmiştir. Öğretmen adayları ödevleri öğrenci gelişimine katkıda bulunduğunu ve verimli olduğunu ancak ödev yükünün fazla olduğunu, sınavların ödevlerden daha adil olduğunu ancak soru havuzunun adil olmadığını ve sınavların kopya çekmeye yatkın olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarının yarısının öğretim elemanlarıyla kurulan iletişimden memnun olduğu yarısının ise memnun olmadığı ancak neredeyse tamamının sınıf arkadaşlarıyla kurdukları iletişimden memnun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının büyük bir çoğunluğunun sistemsel ve teknik sorun yaşadığını belirtmiş ve sorunların temel kaynağının internet sorunu olduğu anlaşılmıştır. Öğretmen adaylarının büyük çoğunluğunun motivasyonunda uzaktan eğitim sürecinde bir düşüş olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Ebeveynlerin teknoloji kullanımına yönelik arabuluculuk uygulamalarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin ebeveynlerinin çocuklarını teknoloji kullanımlarına yönelik arabuluculuk faaliyetlerinin incelenmesi ve görüşlerinin alınmasıdır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yönteminden olgubilim deseni kullanılmıştır. Çalışma grubu seçilirken amaçsal örnekleme yapılarak ölçüt belirlenmiştir. Buna göre Şanlıurfa ilinin Harran ilçesinde bulunan Harran İlkokulu 1. 2. 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden pandemi döneminde canlı derse katılan 5 öğrenci ebeveyni ve katılmayan 5 öğrenci ebeveyni seçilmiştir. Ebeveynlerin görüşleri alınarak çocukların kullanmasına izin verdikleri teknolojik cihazlar, teknolojik cihazların avantajları, teknolojik cihazların dezavantajaları, çocukların maruz kaldıkları/maruz kalma ihtimali olan çevrimiçi riskler ve bu riskler karşısında ebeveynlerin uyguladıkları arabuluculuk yöntemleri hakkında veri toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre çocukların en fazla tablet ve cep telefonu kullandığı tespit edilmiştir. Ebeveynler teknolojinin en önemli avantajının bilgiye kolay erişim olduğunu ifade ederken, en önemli dezavantajının ise çocukların maruz kaldıkları uygunsuz ve şiddet içeren içerikler olduğunu söylemiştir. Ebeveynler çocuklarının uygunsuz içerik, iletişim ve ticari risklerin yanı sıra aşırı kullanıma bağlı çeşitli risklere de maruz kaldığını/kalabileceğini ifade etmiştir. Bu riskler karşısında ebeveynlerin en sık kullandıkları arabuluculuk stratejilerinin ise erişim engeli koyma, çocuklarla konuşma ve süre sınırı koyma olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma ebeveynlerin çocukların teknoloji kullanımına yönelik arabuluculuk uygulamalarını örnekleme ve genelleme açısından referans noktası oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevrimiçi risk, ebeveyn, internet, baş etme stratejileri
Sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi ve iki değişken arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma nicel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma kapsamında betimsel tarama modellerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Muş il merkezinde bulunan resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmakta olup araştırmanın örneklemi evren içerisinden, kolay ulaşılabilir durum örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 281 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak; Bolat (2017) tarafından geliştirilen "Eğitim Program Okuryazarlığı Ölçeği" ve Chan ve Elliot (2004) tarafından geliştirilen ve Aypay (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Öğretme ve Öğrenme Anlayışları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Bonferroni testi ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıklarının, okuma ve yazma bakımından yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri; öğrenim düzeyi, öğretim kademesi ve kıdem -VIdeğişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Katılımcıların eğitim programı okuryazarlık düzeyleri; cinsiyet değişkenine göre ölçeğin genelinde, eğitim programını inceleme sıklığı değişkenine göre ise tüm boyutlarda anlamlı şekilde farklılık göstermiştir. Buna göre kadın öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri erkek öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. Ayrıca araştırmada sınıf öğretmenlerinin; öğrenme ve öğretme anlayışlarının yapılandırmacılık boyutunda yüksek düzeyde olduğu, ölçeğin genelinde ve geleneksel boyutta ise orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin öğrenme ve öğretme anlayışları; öğrenim düzeyi ve eğitim programını inceleme sıklığı değişkenlerine göre farklılık göstermemekte olup cinsiyet ve öğretim kademesi değişkenlerine göre yapılandırmacılık boyutunda, kıdem değişkenine göre ölçek genelinde ve geleneksel boyutta anlamlı şekilde değişkenlik göstermiştir. Buna göre; öğretmenlerin öğrenme ve öğretme anlayışları puan ortalamalarına yönelik olarak ölçeğin genelinde; 21 yıl ve üstü kıdeme sahip olan öğretmenlerin puan ortalamaları diğer kıdem gruplarındaki öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. Sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışlarının yapılandırmacılık boyutu arasında anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ulaşılan bu sonuçlar perspektifinde uygulamaya ilişkin ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
İlkokulda sınıf kurallarının oluşturulması ve uygulanabilirliğine ilişkin öğretmen görüşleri
Kurallar toplumumuzun bir parçasıdır ve bireyler doğduğu andan itibaren kurallara uyum sağlamaya çalışmaktadır. Toplumuzuda uymamız gereken yazılı ve yazısız kurallar olduğu gibi sınıfımızda ve okulumuzda da uymamız gereken yaşamımızın bir parçası olan kurallar vardır. Çağdaş eğitim sisteminde sınıf kuralları belirlenirken sınıfın yapısı, sınıf yönetimi, öğretmen özellikleri, öğrenci özellikleri ve çevresel koşullar dikkate alınmaktadır. Sınıf kuralları sınıfta daha uyumlu, daha etkli ve verimli ders işlenmesini sağlamaktadır. Bu yönüyle sınıf kuralları, sınıf yönetimi kapsamında öğretmenlere fayda sağlaması açısından ve etkli sınıf iklimi oluşturma açısından birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmanın amacı ilkokulda sınıf kurallarının oluşturulması ve uygulanabilirliğine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma nitel bir araştırmadır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında Elazığ ilinde 15 okulda görev yapan 30 sınıf öğretmeniyle yapılmıştır. Bu kapsamda 7 kadın 23 erkek sınıf öğretmeni ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile toplanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, öğretmen görüşleri doğrultusunda sınıf kuralları kategorize edilirken sınıf kuralları, davranış kuralları, disiplin kuralları, okul kuralları, düzen kuralları, derslerle ilgili kurallar ve toplumsal kurallar ön plana çıkmıştır. Bu doğrultuda sınıf kurallarının öğrencilerin gelişimsel özelliklerine göre, öğretimsel gereksinimlere göre, mevsim koşullarına göre ve özel durumlara göre eğitim-öğretim döneminin farklı zamanlarında değiştirilebileceği belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin sınıf kuralları oluşturulurken çocukları sürece tümüyle veya çoğunlukla dâhil ettiklerini, aileleri ve okul yönetimini ise gerekli durumlarda bilgi verme, görüş ve öneri alma boyutuyla sürece dâhil ettikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Erken çocukluk döneminde oyun temelli etkinliklerin çocuklarda astronomi kavramlarının gelişimine etkisi
Bu araştırmada, erken çocukluk döneminde kullanılan oyun temelli etkinliklerin çocuklarda astronomi kavramlarının gelişimine etkisi incelenmiştir. Araştırmada durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmaya uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 25 okul öncesi öğrencisi katılım sağlamıştır. Araştırma sürecinde 8 farklı astronomi etkinliği yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak materyal değerlendirme yeterlilik rubriği, saha notları ve açık uçlu sorular kullanılmıştır. Araştırma toplam 8 haftalık bir süreci kapsamaktadır. Araştırma verisi nitel veri analizi yöntemleri kullanılarak çözümlenmiştir. Ayrıca elde edilen nitel verilerin bazıları betimsel istatistik teknikleri kullanılarak anlamlandırılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde erken çocukluk döneminde bulunan öğrencilerin astronomi alanına yönelik kavramları olumlu bir şekilde kavradığı belirlenmiştir. Özellikle bazı materyallerin öğrenciler tarafından hazırlanması kavram gelişiminde oldukça etkili olmuş ve öğrencilerin yoğun bir şekilde soru sormalarına ve konuyu kavramalarına katkı sağlamıştır. Erken çocukluk döneminde gerçekleştirilen oyun temelli etkinliklerin fen eğitiminde ve astronomi eğitiminde daha yoğun olarak kullanılması önerilmektedir.
Okul öncesinde verilen çevre eğitiminin öğrenci davranışlarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi dönemde bulunan çocuklara verilen çevre eğitiminin, çocukların davranışlarına olan etkisi incelemiştir. Çalışmada nitel yaklaşımlardan olan durum çalışması kullanılmıştır. Bu araştırmaya uygun örnekleme yöntemi kullanılarak Türkiye'nin Kastamonu ilinde bulunan 3 farklı okuldaki 35 okul öncesi öğrencisi katılmıştır. Araştırma sürecinde 6 farklı çevre etkinliği uygulanmıştır. Etkinliklerin tamamı araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada Kahriman-Öztürk (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çevre Tutum Ölçeği ve görüşme formu kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı ve 3 uygulama öğretmeni tarafından gözlem yapılmış ve saha notları tutulmuştur. Araştırma süreci 8 haftalık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Araştırma bulguları nitel veri analizi yöntemleri ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesi dönemde bulunan çocukların çevre etkinliklerine yoğun ilgi gösterdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte çevre etkinliklerinin çocukların tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları ışığında okul öncesi dönemde çevre temalı etkinliklerin yoğun olarak kullanılmasının çocukların doğaya ve yaşadıkları çevreye yönelik tutumlarını olumlu yönde değiştirdiği ifade edilebilir. Okul öncesi dönemde gerçekleştirilen çevre etkinliklerinin fen eğitiminde ve çevre eğitiminde daha çok yer bulması önerilmektedir.
Okul öncesi programında uygulanan yapılandırılmış fen etkinliklerinin okul öncesi çocuklarının bilimsel süreç becerilerine etkisi
Bu araştırmada okul öncesi programında uygulanan yapılandırılmış fen etkinliklerinin okul öncesi çocuklarının bilimsel süreç becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu araştırmanın modeli deneysel modeldir. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı, bağımsız anaokuluna devam eden 48-60 ay yaş grubu 132 çocuk oluşturmuştur. Bu çalışmada elde edilen verilerin analizi bilgisayar ortamında lisanlı SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. Değişkenlerin normal dağılımdan gelme durumları araştırılırken çarpıklık basıklık katsayılarından yararlanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken değişkenlerin normal dağılımdan gelmeleri nedeniyle bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği güvenirliğini test etmek için iç tutarlılık analizi yapılmıştır. Buna istinaden yapılan KR-20 test istatistiği sonucunun 0,798 olarak hesaplandığı görülmüştür. Bu istatistik değerlerinin 0,70'den büyük olması ölçeğin güvenilir olduğunu göstermektedir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre bilimsel süreç beceri testi geçerlilik güvenilirlik analizlerinden sonra 16 maddenin madde güçlük indekslerinin 0,31 ile 0,71 değerleri arasında ortalama güçlüğünün 0,57 ile orta dereceli, madde ayırt ediciliğinin 0,28 ile 1,00 değerleri arasında ortalama ayırt ediciliğinin 0,56 ile çok iyi olduğu görülmektedir. Araştırmanın bulgularına göre deney grubunun yapılandırılmış fen etkinlikleri uygulamalarından sonra ön test ve son test sonuçlarının başarı oranlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark oluştuğu elde edilmiştir. Bu duruma göre okul öncesi programında yer alan yapılandırılmış fen etkinliklerinin çocukların temel bilimsel süreç beceri düzeylerine yüksek bir düzeyde olumlu katkısı olduğu söylenebilmektedir Bu bulgulara ek olarak araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu ile bilimsel süreç beceri düzeylerine etkisi araştırılan verilere göre elde edilen bulgularda bilimsel süreç beceri düzeyleri farklı değişkenlere göre incelenmiş olunup cinsiyet, anne ve baba eğitim durumu, okul dışı fen eğitimi ve çocukların fen etkinliklerine olan ilgilerinin bilimsel süreç beceri düzeylerine yönelik istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yapılan araştırmada deney grubunun son test başarı puanları ile yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Ay olarak daha büyük olan 54-60 ay aralığında olan çocukların doğru cevap oranının, gözlem ve ölçme beceri düzeylerinin kendilerinden daha küçük olan 48-54 ay aralığındaki çocuklara göre anlamlı düzeyde yüksektir.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin gece gündüz kavramlarına ilişkin zihinsel modelleri
Araştırmada ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin gece gündüz kavramlarına ilişkin zihinsel modellerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda tarama modeli kullanılarak betimsel nitelikte bir çalışma yapılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ve 6 açık uçlu sorudan oluşan "Gece ve Gündüz Oluşumu Zihinsel Model Belirleme Testi'' ile toplanmıştır. Ulaşılan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Elde edilen veriler, "Anlama Yok", "Yanlış Anlama", "Tamamlanmamış Anlama", "Kısmen Bilimsel Anlama" ve "Bilimsel Anlama" kategorilerine göre değerlendirilerek gruplanmıştır. Ulaşılan bulgular değerlendirildiğinde; gece ve gündüzün oluşumuna dair öğrencilerin %23,31 kısmının bilimsel düzeyde anlama seviyesine sahip oldukları görülmektedir. Ancak öğrencilerin büyük çoğunluğunun tam olarak bu durumun nasıl gerçekleştiğini anlayamadıkları tespit edilmiştir. Çok az öğrencinin dışında çoğu öğrenci güneşin hareketlerini algılayabilecek bilgi düzeyine sahip oldukları görülmektedir. Öğrencilerin gece ve gündüzün oluşumunda dünyanın hareketlerini algılamada sorunlar yaşadıkları görülmektedir. Ayrıca öğrencilerin gece ve gündüzün oluşumunu çizerek aktaramada eksikliklerinin ve yanlış anlamalarının olduğu görülmektedir. Bu durum öğrencilerin gece ve gündüzün oluşumu konusunda dünya ve güneşin konumları hakkında kavramsal yanılgılara sahip olduklarını göstermektedir. Bu sonuçlar, öğrencilerin gece ve gündüz oluşumu konusunda görsel anlama düzeylerinde sorunlarının olduğunu ortaya koymaktadır. Bu duruma göre öğrencilerin dünyanın hareketleri konusunda zihinsel model yapısının çoğunlukla sözel baskın model kodlu zihinsel modele sahip oldukları kalanların ise kısmen uyumsuz model kısmen de bilimsel modele sahip oldukları görülmektedir. Öğrenciler daha çok sözel anlamda dünyanın hareketlerini kavramaktadırlar, görsel anlamda kavramsal algı sorunları bulunmaktadır. Bu nedenle öğretmenler, gece ve gündüzün oluşumu konusunda öğretim ortamı oluştururken belirli çizimler yaptırmak suretiyle öğrencilerin zihinlerinde oluşan yanılgılar ortadan kaldırabilir. Gözlemevi ve planetaryum gibi okul dışı öğrenme ortamlarına ziyaretler yapılarak öğrencilerin algıları şekillendirilebilir. ANAHTAR KELİMELER: Fen Eğitimi, Astronomi Eğitimi, Kavram Yanılgıları, Zihinsel Modeller
Ailelerin çocukları bilime yönlendirme düzeylerini belirleme ve çocukların bilim algısı
Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuğu olan ailelerin çocukları bilime yönlendirme düzeyleri ile çocukların bilim algısının bütüncül bir çerçevede incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma karma yöntem kullanılarak yürütülmüş, bu bağlamda nicel ve nitel verilere araştırma içerisinde yer verilmiştir. Bu kapsamda ölçüt ve ulaşılabilir örneklem yöntemleri kullanılarak üç farklı çalışma grubu belirlenmiştir. Nicel çalışma grubu, okul öncesi dönem çocuğu olan 168 ebeveynden oluşmaktadır. Nitel çalışma grubunda ise 11 ebeveyn ve 3-6 yaş aralığında 11 çocuk yer almaktadır. Araştırmada üç farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak Bal ve Kaya (2022) tarafından geliştirilen 5'li likert türünde, 18 maddeden oluşan, 3 faktörlü bir ölçek kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise araştırmacı tarafından geliştirilen 6 soruluk yapılandırılmış görüşme formu ve çocuklardan elde edilen çizimler kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerine SPSS paket programı kullanılarak gerekli analizler yapılmış, nitel veriler ise içerik analizine tabi tutularak kod ve temalar oluşturulmuştur. Analizlerin sonucunda ailelerin çocukları bilime yönlendirme düzeylerinin eğitim düzeyi ve çocuk yaşı değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği ve ailelerin çocukları bilime yönlendirme düzeylerinin çocukların bilim algısı üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Uzaktan eğitim ile verilen OBADER oturumlarının 36-72 aylık çocukları olan ebeveynler üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, Okul Öncesi Eğitim Programı ile Bütünleştirilmiş Aile Destek Eğitim Rehberi (OBADER) içerisinde yer alan aile eğitimi oturumlarını değerlendirme ölçeği hazırlamak ve bu ölçek doğrultusunda OBADER içinde yer alan eğitim konularının uzaktan eğitim yoluyla verilerek bu eğitimin ebeveynler üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda "Uzaktan Eğitimle Verilen OBADER Aile Eğitim Oturumlarını Değerlendirme Ölçeği" geliştirilmiştir. Çalışmada deneysel desenlerden tek grup ön test son test deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubunu 36-72 ay çocukları olan ebeveynler oluşturmuştur. Araştırma kapsamında iki farklı örneklem grubu ile çalışılmıştır. Birinci örneklem grubu; ölçeğin oluşturulması için, ikinci örneklem grubu ise uzaktan eğitim ile verilen OBADER oturumlarının ebeveynler üzerindeki etkisinin geliştirilen ölçek yoluyla incelenmesinde kullanılmıştır. Araştırmanın birinci örneklem grubunu, Google Formlar üzerinden ulaşılan 36-72 aylık çocuğu olan 310 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın ikinci örneklem grubundaki çalışma alanını Antalya, Denizli, Aydın ve Muğla illerinde yaşayan 36-72 ay çocuğu olan 33 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitimle Verilen OBADER Aile Eğitim Oturumlarını Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, ebeveynlere ön test olarak uygulanmıştır. Ön test uygulamasının ardından araştırmacı tarafından OBADER içinde yer alan aile eğitim oturumları uzaktan eğitimle ebeveynlere verilmiştir. Eğitimden iki hafta sonra ebeveynlere son test uygulanmıştır. Verilerin toplanması sonucu elde edilen bulgular SPSS 22 programında analiz edilmiştir. Geliştirilen ölçekle toplanan verilerin analizi sonucunda ön test ile son test arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bu durum verilen eğitimin "Ailenin Beklentileri, Ailenin Tutumları ve Ailenin Çocukla İletişimi" alt faktör puanlarında önemli bir değişime yol açtığını göstermiştir. Bunun sonucunda alt faktörlerdeki değişimin bağımsız değişkenlere göre farklılığın olup olmadığı incelenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: UEOAEODÖ Ölçeğini Geliştirme, Aile Eğitimi, OBADER, Uzaktan Eğitim.
Okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismar ve ihmaline yönelik farkındalıklarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali durumuyla karşı karşıya kaldıklarında verdikleri tepkileri, çocuk istismarı ve ihmalini tanılamadaki bilgi düzeylerini ve bu yönde harekete geçme davranışlarını incelemektir. Araştırmanın modeli nitel yöntem olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda ölçüt ve ulaşılabilir örneklem yöntemleri kullanılarak 15 okul öncesi öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Çocuklara Yönelik İstismar ve İhmale İlgili Görüşme Formu" yarı yapılandırılmış görüşme formu ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Nitel veriler araştırmacı tarafından içerik analizine tabi tutularak tema ve kodlar oluşturulmuştur. Analizlerin sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali durumları karşısında verdikleri tepkiler, belirtileri tespit etme, istismar ve ihmal türlerini tanımlama, durumu bildirme ve yükümlülükleri açısından değerlendirildiğinde yetersiz oldukları ortaya çıkmıştır.
Scamper tekniğinin 5-6 yaş çocuklarının çevreye yönelik farkındalık ve tutumlarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; SCAMPER tekniği ile verilen çevre eğitimin 60-72 aylık çocukların çevre farkındalığı ve tutumlarına yönelik etkisinin incelenmesidir. Araştırma nicel yöntemlerden olan deneysel desende yürütülmüştür. Bu doğrultuda kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılarak iki farklı grup belirlenmiştir. Araştırmamın örneklemini deney grubunda 13, kontrol grubunda 11 olmak üzere toplam 24 çocuk oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Okul Öncesi Çocukları İçin Çevre Farkındalık ve Tutum Ölçeği-(EAASPC)" kullanılmıştır. Araştırmada veriler çocuklarla bireysel görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler SPSS paket programı kullanılarak gerekli analizler yapılmıştır. Analizler sonucunda; SCAMPER tekniği ile verilen çevre eğitiminin deney ve kontrol grupları arasında anlamlı düzeyde fark olduğu belirlenmiştir. Deney grubu ön ve son testler arasında da anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır.
Okul öncesi dönemde özel gereksinimli çocukların COVİD-19 pandemisi döneminde uzaktan eğitimlerine yönelik görüşlerin incelenmesi
COVID-19 pandemisi ile birlikte dünyada ve ülkemizde yüz yüze eğitim faaliyetlerine ara verilmiş, uzaktan eğitim faaliyetlerine geçilmiştir. Bu araştırmada, COVID-19 pandemisi döneminde okul öncesi yaş grubundaki özel gereksinimli çocukların aldıkları uzaktan eğitimlerin ebeveynlerin ve okul öncesi yaş grubundaki özel gereksinimli çocuklar ile çalışan öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik görüşlerini incelemektedir. Bu amaçla, nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 10 okul öncesi öğretmeni ile okul öncesi dönemde özel gereksinimli çocuğu bulunan 10 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanması amacı ile araştırmacı tarafından hazırlanan, uzman görüşleri ile son şeklini alan okul öncesi öğretmenleri ve özel gereksinimli çocukların ebeveynleri için ayrı ayrı hazırlanan 'Uzaktan Eğitim Görüşleri' isimli yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında elde edilen veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden betimsel analiz ve içerik analizinin birlikte kullanılmasıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenler ve ebeveynler uzaktan eğitim sistemleri ile özel gereksinimli çocukların eğitim öğretim süreçlerinden kopmadıklarını ifade etmelerine karşın, uzaktan eğitim sistemi ile özel gereksinimli çocukların sosyalleşmelerinin etkilediğini, teknolojik bağımlılıklarına neden olduğunu, gerilemeler gözlemlendiğini, eğitmen farklılığından dolayı sorunlar meydana geldiğini, adaptasyon ve motivasyon sorunlarına neden olduğunu ifade etmektedirler.
Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitiminde problem yaşama ve rehberlik ve araştırma merkezlerinden faydalanma durumları
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi sürecinde problem yaşama ve Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden faydalanma durumlarını belirlemektir. Araştırmada karma yöntem deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma gurubunu, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Kastamonu ilinde görevli sınıfında daha önce kaynaştırma öğrencisi olmuş veya halen kaynaştırma öğrencisi olan sınıf öğretmenleri ve Kastamonu Rehberlik ve Araştırma Merkezinde görevli RAM personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veri kaynağı olarak, "Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği" (KEİDTKÖ) kullanılmıştır. Ölçek, 66 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, sınıf öğretmenleri ve RAM personellerinin kaynaştırma eğitimine yönelik görüşlerini almak amacıyla dokuz sınıf öğretmeni ve beş RAM personeli ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, sınıf öğretmenlerinin kıdem yılı ve cinsiyet değişkenlerine göre kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygı düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sınıf öğretmenleri kaynaştırma eğitiminde hem öğrenci hem de öğretmenin ilk zamanlarda sorunlar yaşadığını düşünmektedirler. Öğretmenlerin bir kısmı bu sorunların zamanla ortadan kalktığını veya azaldığını ifade ederken bir kısmı ise sorunların devam ettiğini belirtmiştir. Kaynaştırma eğitiminde sorun yaşayan öğretmenler bilgi yetersizliği sebebiyle kendilerini çaresiz hissettiklerini, kendi çabaları ile sorunları çözmeye çalıştıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin RAM ile olan ilişkilerinin zayıf olduğu görülmüştür. Az sayıda öğretmen kaynaştırma eğitimine dair RAM'dan destek talep ettiğini belirtmiştir. Öğretmenler RAM'dan daha çok destek görmeyi, okul ziyaretinde bulunmalarını, hizmet içi eğitim ve seminerlerle bilgilendirilmeyi istemektedir. RAM personellerinin çoğunluğu tarafından özel gereksinimli bireyleri tanılama aşamasında hata payı olabileceği ve kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin hali hazırda uygulanan kaynaştırma eğitiminden fayda görme durumunun olması gerekenden uzak olduğu belirtilmiştir. RAM personellerinin kaynaştırma eğitiminin sorunlarına yönelik her okulda özel eğitim öğretmeni olması, destek eğitim odalarının açılması, öğretmen ve RAM personellerinin hizmet içi eğitimlerle desteklemesi gibi önerileri olmuştur. RAM personelleri tarafından az sayıda ve genellikle genç öğretmenlerinin RAM'dan destek talebinde bulunduğu ifade edilmiştir. Öğretmenlerin destek talebine mutlaka karşılık verildiği, destek talebi olmadığı sürece RAM personel azlığı, ulaşım sıkıntısı gibi sebeplerden kaynaklı yeteri kadar okul ziyaretlerinde bulunamadıkları belirtilmiştir.
Covid-19 pandemisi sürecinde sınıf öğretmenlerinin yenilikçi düşünme becerilerine ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın amacı Covid-19 pandemisi sürecinde sınıf öğretmenlerinin yenilikçi düşünme becerilerine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Bu temel amaç kapsamında sınıf öğretmenlerinin Covid-19 pandemisi sürecinde yenilikçi düşünme becerilerine ait görüşleri nitel araştırma yöntemiyle incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomoloji) kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin yedi farklı coğrafi bölgesinde devlet okullarında görev yapmakta olan ve seçkisiz olmayan örnekleme yöntemi ile belirlenen toplam 23 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin toplanması sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri ile yapılan görüşmeler iletişim araçları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel verilerin analizi sürecinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda sınıf öğretmenlerinin yeniliği en çok değişim ve gelişim olarak, yenilikçi düşünmeyi ise farklı bakış açısı geliştirme ve yeniliğe açıklık olarak tanımladıkları; yenilikçi düşünme becerilerini çoğunlukla yaratıcılık, teknolojik beceriler şeklinde ifade ettikleri; yenilikçi bir bireyin değişime ve yeniliğe açık, yaratıcı ve araştırmacı özelliklerine sahip olması gerektiği; kendilerini yenilikçi kategorilerden en fazla yenilikçi, sorgulayıcı ve gelenekçi olarak değerlendirdikleri; mesleki kıdemlerine göre yenilikçi düşünme becerilerindeki değişimi genellikle olumlu yönde değerlendirdikleri; öğrenme-öğretme süreçlerinde yenilikçi düşünme becerilerini en fazla teknolojik ortamlarda, tamamlayıcı etkinliklerde ve web 2 araçlarında kullandıkları; yenilikçi düşünme becerilerini en fazla geliştiren etkinliklerin ise drama, oyun, sosyal etkinlik ve iletişim olduğu; yenilikçi düşünme becerilerini kullanırken karşılaştıkları problemlerin en fazla teknolojik altyapı yetersizliği ile sosyo-ekonomik/kültürel farklılıklardan kaynaklandığı görülmektedir. Covid-19 pandemisi sürecinde ise sınıf öğretmenlerinin yenilikçi düşünme becerilerine çoğunlukla yeniliklerin kaçınılmaz olması, uzaktan eğitime geçilmesi, teknolojinin zorunlu kullanımı ve yaratıcı düşünmenin önem kazanması nedenleriyle gereksinim duydukları; bu süreçte özellikle teknolojik, yaratıcılık ve iletişim becerilerinin daha ön plâna çıktığı; yine bu becerilerden en çok teknolojik ve yaratıcılık becerisine Matematik, Türkçe ve Görsel Sanatlar derslerinde gereksinim duydukları tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda farklı çalışma grubu ve araştırma yöntemleri aracılığıyla yenilikçi düşünme becerilerinin önemini vurgulayan araştırmaların yürütülmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Covid-19 pandemisi, Yenilikçi düşünme becerileri, Sınıf öğretmeni, Nitel araştırma
Okul dışı öğrenme ortamlarında yapılan uygulamaların etkililiğinin meta-analiz yöntemiyle incelenmesi
ünümüz dünyasında teknolojik alanda yaşanan gelişmeler beraberinde eğitim alanında da pek çok değişikliği zorunlu kılmıştır. Öğretim programlarında yapılan değişiklikler ile bilgiye ulaşmada okul içi etkinliklerin yanı sıra okul dışı öğrenme ortamlarının da kullanılması gerektiği belirtilmiştir. Öğrenciler, okul dışı öğrenme ortamlarında gerçek hayat problemleri ile karşı karşıya olduğundan gerçek hayatta karşılaştıklarını sorgularlar ve ürettikleri çözüm yolundan en uygun olanını seçerler. Bu ortamlarda edinilen bilgiler somut olduğundan öğrenme süreci kolaylaşmakta ve bilgiler daha kalıcı hale gelmektedir. Yapılan literatür taraması sonucu okul dışı öğrenme ortamlarının çeşitli değişkenler üzerine etkililiğini inceleyen pek çok çalışmanın olduğu görülmüştür. Ancak okul dışı öğrenme ortamlarının genel olarak etkililiğini inceleyen çalışmaların sınırlı olduğu görülmüştür. Bu sebeple, okul dışı öğrenme ortamlarının etkililiğinin incelenmesi amacı ile yapılan bu araştırmada, meta analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda 2010-2020 yılları arasında ülkemizde okul dışı öğrenme ortamlarının çeşitli değişkenler açısından etkililiğini araştıran çalışmalar YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanında taranarak incelenmiş, belirlenen kriterler çerçevesinde akademik başarı temasında 34, bilimsel süreç becerileri temasında dört, çevreye yönelik tutum temasında beş, fen öğrenmeye yönelik motivasyon temasında beş çalışma meta analize tabi tutularak genel bir etki büyüklüklerine ulaşılmıştır. CMA v3 (Comprehensive Meta Analysis v3) programı ile çalışma kapsamında incelenen tezlerin etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Başarı/akademik başarı, bilimsel süreç becerileri, çevreye yönelik tutum ve fen öğrenmeye yönelik motivasyon değişkenleri açısından sınıf içinde uygulanan öğrenme süreçlerine göre okul dışı öğrenme ortamları lehine etki gösterdiği görülmüştür. Okul dışı öğrenme ortamlarının rastgele etkiler modeline göre başarı/akademik başarıya ilişkin genel etki büyüklüğü 1,072 ile güçlü düzeyde; sabit etki modeline göre öğrencilerin bilimsel süreç becerilerine ait genel etki büyüklüğü 0,373 olarak küçük düzeyde; rastgele etkiler modeline göre öğrencilerin çevreye yönelik tutuma ilişkin genel etki büyüklüğünün 0,786 ile orta düzeyde; rastgele etkiler modeline göre öğrencilerin fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına ilişkin genel etki büyüklüğünün 0,322 ile küçük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında meta analize dâhil edilen-edilmeyen, toplam 155 çalışmanın betimsel analizi sonucunda, çalışmaların yıllarına, yapıldığı üniversitelere, çalışma alanlarına, örneklem seviyelerine, okul dışı öğrenme ortamlarına yöntemlerine, veri toplama araçları ve veri analiz yöntemlerine ve incelenen değişkenlere ait bulgular tablo ve grafiklerle gösterilmiştir. Tezlerin yıllara göre dağılımı incelendiğinde 2019 yılında yapılan çalışmaların; gerçekleştirildiği üniversitelere göre dağılımında Gazi Üniversitesi'nin; çalışma alanlarına göre sayısal (Fen-Matematik) alanın; örneklem seviyesine göre ortaokul 5-8.sınıfların en fazla olduğu görülmektedir. Tezlerde kullanılan yöntemlere bakıldığında en fazla deneysel desen ve nitel yöntemin; kullanılan veri toplama araçlarına göre ölçek aracının; verilerin analiz yöntemlerine göre betimsel istatistiğin ve incelenen değişkenlere göre bilişsel değişkenlerin en fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmanın, okul dışı öğrenme ortamları ile ilgili yayımlanan tezlerin bulgularının sentezlenerek genel bir sonuç çıkarılarak yorumlanması ile araştırmacılara kaynak olabileceği düşünülmektedir. Araştırma sonucunda öğretmenlere okul dışı öğrenme ortamlarını öğrenme süreçlerinde kullanırken iyi bir planlama yapmaları gerektiği, bu ortamlara düzenledikleri gezilerde prosedürlere dikkat etmeleri gerektiği önerilerinde bulunulmuştur. Bunun yanında okul dışı öğrenme ortamlarını konu alarak çalışma yapacak olan araştırmacılara, az çalışma gerçekleştirilen okul öncesi ve ilkokul seviyesindeki öğrencilerle çalışmalar yapılması, yönünde önerilerde bulunulmuştur.
Okulöncesi öğretmenlerinin demokratik kararlılıkları ile çocuk haklarına ilişkin tutumlarının incelenmesi
Çocuklar, gerekli koşullar sağlandığında haklarının farkında olurlar ve bunu toplum yararına kullanabilirler. Bu koşulların başında ise çocuk haklarını bilen ve uygulayan öğretmenlerin yetiştirilmesi gelir. Öğretmenler öncelikle çocuğa uygun ortam hazırlamalı ve çocuklara rol model olmalıdır. Demokratik değerlere saygılı bir öğretmen çocuk haklarını bilmeli, eğitim programlarında bu haklara yer verip, hakları göz önünde bulundurarak davranmalı, hakları kendi hayatlarında önemli bir değer olarak görüp uygulamalıdır. Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin demokratik kararlıkları ile çocuk haklarına yönelik tutumlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Nicel yöntemin kullanıldığı araştırmaya Sakarya İl ve ilçelerinde görev yapmakta olan 230 anaokulu öğretmeni gönüllülük esasına dayalı olarak araştırmaya dâhil edilmiştir. Anaokulu öğretmenlerinin çocuk haklarına yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla Karaman- Kepenekçi (2006) tarafından geliştirilen Çocuk Haklarına İlişkin Tutum ölçeği ve Yeşil (2010) Öğretmen Davranış Kararlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 24.0 ile yapılmıştır. Puanların normal dağılım göstermesi nedeni ile çalışmada parametrik test teknikleri kullanılmıştır. Ölçek puanının demografik özelliklere göre farklılık gösterme durumunun analiz edilmesi için t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda anaokulu öğretmenlerinin çocuk haklarına yönelik tutumlarının olumlu olduğu, demokratik kararlılık puanlarının ortalama değerde olduğu saptanmıştır. Anaokulu öğretmenlerin çocuk haklarına yönelik tutumlarında yaş, mesleki deneyim ve çalıştıkları görev yeri gibi durumlarının etkili olmadığı saptanmıştır. Bunun yanı sıra, şaşırtıcı bir şekilde okul öncesi öğretmenlerinin öğrenim durumlarının tutumlarda etkili olmadığı; eğitim fakültesi lisans, fen edebiyat fakültesi veya formasyon mezun olan öğretmenlerin, yüksekokul ve diğer seçeneği işaretleyen öğretmenlerin göre çocuk haklarına yönelik tutumlarının benzer olduğu görülmüştür.
Ailelerin erken çocukluk eğitim hizmeti tercihleri ile eğitim harcamalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, ailelerin Erken Çocukluk Eğitimi (EÇE) döneminde tercih ettikleri kurumlar ile yapmış oldukları eğitim harcamalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, 2020-2021 öğretim yılında Çankırı İl merkezinde çocuklarını kamu ve özel EÇE kurumlarına gönderen 206 aile katılım sağlamıştır. Tarama modelinde betimsel bir araştırma olan bu araştırmanın verileri anket yolu ile toplanmıştır. Verilerin çözümlemesinde betimsel istatistiklerden, nonparametrik testlerden Mann Whitney U testinden yararlanılmıştır. Değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığına bakmak için Tamhane T2 testine başvurulmuştur. Elde edilen bulgular iki unsur kapsamında incelenmiştir. Bunlardan ilki tercih ikincisi ise harcamadır. Aileler EÇE kurumlarını tercih ederken en çok öğretmenin mesleki yeterliliğini, okulun temizliğini ve güvenli ortam sunulup sunulmadığını dikkate almaktadırlar. Araştırmaya katılan ailelerin EÇE döneminde yapmış oldukları ortalama eğitim harcamaları 19163,07 TL'dir. Çocuklarını kamu EÇE kurumlarına gönderen aileler 1958,43 TL eğitim harcaması yaparken; özel EÇE gönderen aileler ise 17204,64 TL eğitim harcaması yapmışlardır. Ayrıca ailelerin EÇE harcamalarında çocuğun cinsiyeti, annenin yaşı, ailedeki çocuk sayısı, okulun mülkiyeti, eğitim zamanı, anne-baba eğitim düzeyi, anne-baba mesleği, anne – babanın çalışma durumu, ailenin gelir düzeyi, oturulan evin mülkiyeti, evin türü, kira bedeli, okula ulaşım türü, okul-ev arası mesafe, ailedeki kişi sayısı ve ailenin yardım alma durumu değişkenlerinin belirleyici olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, baba yaşıyla EÇE harcamalarının arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.
STEM etkinliklerinin erken çocukluk dönemi fen eğitiminde uygulanabilirliğinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
"Düşünmenin başlangıcı" olarak kabul gören erken çocukluk döneminde çocukların STEM etkinlikleri ile tanışması, STEM alanlarına ilgisi olan çocukların var olan yaratıcılık becerileri sayesinde mühendislik tasarım süreçlerini kullanarak yeni ürünler elde etmesine, varolan potansiyellerini ortaya çıkarmasına fırsat sağlar. Yapılan çalışmalar erken çocukluk döneminde uygulanan STEM etkinliklerinin, çocukların 21. yy becerilerinin ve bilimsel süreç becerilerinin gelişimine katkıda bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı STEM etkinliklerinin erken çocukluk döneminde uygulanabilirliğinin incelenmesi, okul öncesi öğretmenlerinin STEM etkinliklerine bakış açılarının betimlenmesidir. Çalışmamızın uygulama aşamasında, fen etkinliğinden uyarladığımız bir STEM etkinliği, okul öncesi öğretmenleri tarafından 4 hafta süresince sınıflarında uygulanmıştır. Çalışma grubumuzu STEM eğimi almamış 8 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizini kolaylaştırmak adına veriler tema, kod ve alt kodlar şeklinde kategorilere ayrılmıştır. Bu çalışmada, eğitim ortamının düzenlenmesi, uygulayıcının doğru ve net bilgilere sahip olması, ortaya bir ürün çıkarma kaygısının olmaması, sürenin ve malzemelerin doğru kullanılmasıyla, erken çocukluk döneminde STEM etkinliklerinin kolaylıkla uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler STEM etkinliklerine erken çocukluk döneminde yeterince yer verilmediğini, bunun en önemli nedeninin ise okul öncesi öğretmenlerinin yetersiz STEM bilgisi olduğunu söylemişlerdir. Ayrıca öğretmenler STEM etkinliklerinin, çocukların 21. yy becerileri ve bilimsel süreç becerilerinin gelişimine katkıda bulunduğunu dile getirmişlerdir. ANAHTAR KELİMELER: STEM etkinlikleri, Erken Çocukluk Dönemi, 21. yy Becerileri, STEM, Bilimsel Süreç Becerileri
Okul öncesi eğitimde okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik idareci görüşlerinin belirlenmesi
Okul dışı öğrenme ortamları son yıllarda okul öncesi eğitiminde adından sıkça söz ettirmektedir. Bu çalışmanın amacı okul öncesi eğitimde kurum idarecilerinin okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik yaklaşımlarını ortaya koymaktır. Araştırmada Kastamonu kent merkezinde etkinlikte bulunan beş anaokulu, beş ilk ve beş de ortaokul yöneticisinden oluşan bir çalışma gurubu oluşturulmuştur. İlgili yazın taraması ve yanıtı aranan soruların ışığında bir görüşme formu geliştirilmiştir. Araştırma sorularına geçerli ve güvenilir yanıtlar bulabilmek amacıyla çalışma grubuyla yüz yüze yürütülen görüşmelerle araştırmanın verileri toplanmıştır. Betimsel analiz yöntemi ile çözümlenen veriler okul öncesi eğitimde kurum idarecilerinin okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik olumlu bir tutum içerisinde olduklarını ortaya koymuştur. Bununla birlikte bağımsız anaokulu yöneticilerinin, bünyesinde anasınıfı bulunan ilk ve ortaokul yöneticilerine nazaran okul dışı öğrenme ortamları ile ilişkilendirilebilecek konulara daha çok hâkim oldukları sonucuna varılmıştır.
Okul öncesi öğretmen adaylarının insan vücudundaki iç organlarına yönelik zihinsel modellerinin incelenmesi
Bu araştırma okul öncesi öğretmen adaylarının insan vücudunda bulunan iç organlarına yönelik zihinsel modellerinin incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde eğitim gören 1-2-3 ve 4. sınıf öğrencilerinden 141 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem seçiminde uygun örneklem yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında 8 haftalık bir uygulama süreci gerçekleştirilmiştir. "Görüşme Formu" ve "Çizim Formu" olmak üzere 2 adet veri toplama aracı kullanılmış olup toplanan veriler yazıya dökülerek kodlar ve temalar oluşturulmuş. Nitel ve nicel analizlere başvurulmasından dolayı araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde yorumlayıcı içerik analizi kullanılırken, nicel verilerinin analizinde ise betimsel ve çıkarımsal istatistiki analiz kullanılmıştır. Veriler neticesinde okul öncesi öğretmen adaylarının çoğunluğunun insan vücudunda bulunan iç organlarına yönelik yeterli zihinsel modellere sahip oldukları, bazı öğretmen adaylarının insan vücudunda bulunan iç organların şekilleri, konumları, görevleri hakkında kavram yanılgılarına sahip oldukları görülmüştür. Öğretmen adaylarının zihinsel modelleri cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, sınıf düzeylerine göre bir farklılığın olduğu saptanmıştır.
Sınıf öğretmeni adaylarının fen bilimleri öğretiminde öz yeterlik inançlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışma sınıf eğitimi lisans programında öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının fen bilimleri öğretimi öz yeterlik düzeylerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. 2021 – 2022 eğitim öğretim yılı bahar dönemi Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi programında tüm sınıf seviyesinde öğrenim gören 216 öğretmen adayı çalışmaya katılmıştır. Araştırmanın yöntemi tarama modelidir. Araştırma değişkenleri cinsiyet, sınıf seviyesi ve en uzun yaşanılan yerleşim biriminden oluşmaktadır. Veriler, 21 maddeden oluşan 5'li likert tipi "Sınıf Öğretmeni Adaylarının Fen Öğretimi Öz Yeterlik İnancı" ölçeği ile elde edilmiştir. Elde edilen bu veriler SPSS 22.0 paket programı ile incelenip analiz edilmiştir. Araştırmanın neticesinde öğretmen adaylarının öz yeterlik inanç puanlarının ortalaması ölçekten alınabilecek ortalama puandan yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının cinsiyete göre ölçeğin öz yeterlik inancı ve sonuç beklentisi alt faktörleri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. En uzun yaşanılan yerleşim birimi değişkeni ile öğretmen adaylarının ölçekten aldıkları öz yeterlik inancı ve sonuç beklentisi alt faktörleri puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Sınıf seviyesi değişkeninde öğretmen adaylarının ölçeğin öz yeterlik inancı alt faktörüne ait puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken; öğretmen adaylarının sonuç beklentisi alt faktörü puanlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu farklılığa göre 2,3 ve 4.sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının sonuç beklentisi alt faktörü puanlarının 1. sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının sonuç beklentisi alt faktörü puanlarına göre yüksek bulunmuştur.
Okul öncesi dönemde çevre eğitimi alanında yapılan araştırmalara yönelik inceleme: Meta-sentez çalışması
Bu araştırma SSCI, ESCI ve SCI dergilerindeki erken çocukluk döneminde çevre eğitimi kapsamındaki çalışmaların belli değişkenlere göre dağılımını incelemiştir. Bu çalışmada belirlenen araştırma soruları dikkate alınarak, Science Citation Index(SCI), Emerging Sources Citation Index(ESCI) ve Social Sciences Citation Index(SSCI)'li toplam 17 dergi kapsam dâhiline alınmıştır. Dergilerdeki "erken çocukluk döneminde çevre eğitimi/Environmental education in early childhood" kapsamında olan 57 çalışma araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada doküman analizi yöntemiyle veriler toplanmıştır. Çalışmada, araştırma bulgularını analiz etmek için nitel araştırma yöntemlerinden "meta-sentez" yöntemi kullanılmıştır. İncelenen 17 dergi arasından toplam 57 araştırma içerisinde 3 kategori oluşturulmuştur. Bunlar: a) Açık hava odaklı etkinliklerin eğitim programları içerisine dâhil edilmesi, b) Çevresel algı ve tutumların geliştirilmesi ve c) Sürdürülebilirlik içerisinde erken çocukluk dönemi bağlamının önemi. Araştırmada oluşturulun açık hava odaklı eğitim kategorisinde, ailenin ve öğretmenlerin güvenlik endişelerinden dolayı kısıtlı faaliyetler gösterdiği ve açık hava etkinliklerinin çeşitli gelişim alanlarına faydaları değinilen konular arasındadır. Alanyazında çevre eğitimi hakkındaki çalışmaların genellikle algı ve tutum ölçmeye yönelik olduğu, uygulamaya yönelik çalışmaların yeterli düzeyde bulunmadığı saptanmıştır. Okul öncesi dönemindeki çocukların yaş ve cinsiyetlerine göre bilgi ve tutumların ne ölçüde farklılık gösterdiği yeterli düzeyde bulunamamıştır. Sürdürülebilirlik için eğitim kategorisi 7R boylamında incelenmiş olup, sıklıkla geri dönüşüm boylamı üzerinde araştırmalara yön verildiği tespit edilmiştir. 7R boylamında bulunan "yeniden dağıtmak" boylamı üzerinde herhangi bir çalışma bulunulmadığı belirlenmiştir.
Erken çocuklukta bilim uygulamaları: Amprik çalışmaların meta-analiz ve sistematik derleme yoluyla incelenmesi
Bu araştırmada, erken çocukluk döneminde yapılan bilim uygulamalarının (fen etkinliklerinin) çocukların üzerindeki etkilerinin sistematik derleme ve meta-analiz yöntemiyle bütüncül bir yaklaşımla belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda 2010-2022 yılları arasında ERIC ve Social Sciences Citation Index (SSCI) veri tabanlarında taranan dergilerde yayımlanmış ve bilim/fen uygulamalarının erken çocukluk döneminde çocukların gelişimine etkisini konu alan deneysel desene dayalı yürütülen makaleler incelenmiştir. Tarama sürecinde, "erken çocuklukta bilim, bilim, bilim aktivitesi, bilim uygulamaları, bilimsel süreç becerileri, bilimsel sorgulama, bilimsel düşünme, öğretim müdahaleleri, STEM eğitimi, çevre eğitimi, meta analiz" kelimeleri anahtar sözcük olarak kullanılmıştır. Bu doğrultuda toplam 695 çalışmaya ulaşılmıştır. Eş kopyaların, erken çocukluk dönemi haricinde yaş gruplarıyla yapılanların, deneysel yönteme dayalı yürütülmeyenlerin, deneysel yönteme dayalı olup kontrol grubu olmayan çalışmalar, uygun istatistiki verileri içermeyenlerin, bilim uygulamalarını sistematik literatür taraması veya meta-analiz yöntemiyle inceleyenlerin, bilim uygulamalarının çocukların üzerindeki etkisini istatistiki olarak göstermeyen çalışmaların hariç tutularak, belirlenen ölçütleri karşılayan 19 çalışma analiz edilmek üzere araştırmaya dahil edilmiştir. Meta-analiz kapsamında elde edilen nicel verilerin analizinde, Comprehensive Meta Analysis (CMA) programı kullanılmıştır. Sistematik derleme kapsamında ise, elde edilen nitel veriler tümevarımsal içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Yapılan meta-analizde çalışmaların sabit etki modeli ve rastgele etki modeline göre Hedges'g değeri hesaplanmıştır. Elde edilen etki büyüklükleri, erken çocukluk döneminde fen etkinliklerinin tüm boyutlarda çocukların üzerindeki etki büyüklüğü 0,67; çocukların bilişsel gelişimi üzerindeki etki büyüklüğü ise, 0,72 olarak hesaplanmıştır. Ulaşılan etki büyüklüğü Cohen (1988) sınıflamalarına göre; d>0,8 etki büyüklüğü "büyük düzey", d=0,5 etki büyüklüğü "orta düzey" olarak açıklanmaktadır. Bu sonuçlara bakıldığında, erken çocukluk döneminde fen etkinliklerinin çocukların bilişsel gelişimleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular incelendiğinde son yıllarda fen eğitimi alanında yapılan çalışma sayısının arttığı, erken dönemde en çok 4-6 yaş arası çocuklarla çalışmalar yapıldığı, çalışmaların sonunda en önemli çıktılardan birinin çocuklarda bilimsel süreç beceri gelişiminin olduğu gözlemiştir. Yine son yıllarda STEM eğitimiyle ilgili yapılan çalışmaların sayısında artış olduğu görülmüştür.
Bütünleştirilmiş ve tematik program alanında yapılan çalışmalara yönelik bir içerik analizi çalışması
Araştırmada bütünleştirilmiş program ve tematik program alanında Türkiye'de yürütülmüş olan tez ve makalelerin eğilimlerini belirlemek amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizinin kullanıldığı çalışmada Google Akademik ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarında "Tematik", "Tematik program", "Tematik program yaklaşımı", "Thematic program/curriculum", "Bütünleştirilmiş", "Bütünleştirilmiş program", "Bütünleştirilmiş Program Yaklaşımı", "Integrated program/curriculum" anahtar kelimeleri taratılarak 2000 ve 2021 yılları arasında yayınlamış 130 çalışmaya ulaşılmıştır. Ulaşılan çalışmalar, araştırmanın kapsamı ve içeriğine uygunluğu bakımından incelenerek elenmiş ve araştırma toplam 90 çalışma ile yürütülmüştür. Elde edilen çalışmalar Excel programına "Tematik program ve bütünleştirilmiş programın tanımları, yayın yılı, yayın türü, çalışmalarda kullanılan dil, yayımlandığı üniversiteler, tezlerin yayımlanan enstitüler, yayımlanan anabilim dalları, araştırma deseni, deneysel desende yapılan çalışmaların deneysel desen türü, çalışmaların yöntemi, veri toplama araçları, veri çözümleme teknikleri, örneklem/çalışma grubu, örneklem büyüklüğü, konu, çalışmaların yapıldığı ders konu alanı sayısı, çalışmaların sonuçları, çalışmada yer alan öneriler" değişkenleri bakımından sınıflandırılıp her bir değişkene kod atanarak incelenmiştir. Araştırma da elde edilen sonuçlara göre bütünleşik program tanımına baktığımızda en fazla %44,68 oran ile "Farklı ders/disiplinlerin bütünleştirilmesi", tematik program tanımına baktığımızda ise en fazla %66,67 oran ile "Dersleri bütünleştirme" olarak görülmüştür. Bütünleştirilmiş ve tematik program alanında en fazla 2016 yılında çalışma yapıldığı, en fazla yayınlanan türün ise %55,55 oranı ile makale olduğu görülmüştür. Çalışmaların %90'ı Türkçe yayınlanmıştır. İncelen tez çalışmalarının en fazla %10 oranında Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinde yayınlandığı görülmüştür. Çalışmaların %52,5'i Eğitim Bilimleri Enstitüsünde ve %35'i İlköğretim Anabilim Dalında yapılmıştır. Çalışmaların %58,88'i deneysel çalışmadır. Deneysel çalışmaların ise %81,13'ü öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen türündedir. Çalışmaların %25,44'ü karma yöntem ile %20'si nitel yöntem ile %7,77'si ise nicel yöntemle yapılmıştır. Veri toplama araçlarında ise en fazla %47,77 oran ile diğer başlık adı altında toplanan problem senaryoları, ses kayıtları, ikilem durumları formu gibi çeşitli ölçme araçları yer alırken ikinci sırada %36,66'lık oran ile görüşme yer almıştır. Veri çözümleme tekniklerinde en fazla %14,76'lık oran ile t-testi kullanılmıştır. Çalışmaların en fazla %69,23 oranla ilkokul öğrencileriyle yapıldığı ve örneklem büyüklüğünün en fazla %50,68 oranıyla 0-50 aralığında yapıldığı görülmüştür. Çalışmaların konularına göre dağılımlarında ise en fazla çalışmanın %78,88 oran ile bütünleştirilmiş program alanında en az ise %5,55 oranı ile tematik program alanında yapıldığı görülmüştür. Çalışmaların ders konu alanlarına göre en fazla bir ders/konu alanı ile bütünleştirilen çalışmaların %47,56 oranında oldu, çalışmaların sonuçlarına göre ise en fazla %73,33 ile olumlu sonuçlandığı görülmüştür. Çalışmalar önerilere göre sınıflandırıldığında ise en fazla önerinin %16,66 oranı ile "Farklı ders/tema ve becerilere etkisi incelenebilir." olduğu görülmektedir. Uygulamaların geliştirilmesine yönelik olarak sunulan öneriler ise "Tematik program ve bütünleştirilmiş program alanında daha fazla çalışma yapılabilir" ve "Akademik çalışma sayısı artırılarak literatüre katkı sağlanabilir." olarak belirtilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin çoklu temsillere yönelik görüşleri ve çoklu temsil kullanımları
Çoklu temsiller genellikle aynı bilginin birden fazla yolla (sözel ve matematiksel) temsil şeklinde ifade edilmesi olarak bilinir. Matematik öğretiminde ve öğreniminde çoklu temsilleri kullanma yeteneği, öğrencilerin matematik problemini çözmelerine yardımcı olabilir. Bu çalışmanın amacı; çoklu temsillerin nasıl algılandığını sınıf öğretmenlerinin görüşlerine ve örnek uygulamalarına göre ortaya koymaktır. Nitel araştırma yöntemine göre tasarlanan araştırmaya 2019-2020 eğitim öğretim yılında Elazığ ilinde görev yapan 22 sınıf öğretmeni katılmıştır. Literatür taraması ve uzman görüşleri doğrultusunda yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanarak öğretmenlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler üzerinde içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin genel olarak farklı temsil türlerini sıklıkla kullandıkları belirlenmiştir. Kullanılan çoklu temsillerin derslere göre farklılık gösterdiği görülmüştür. Öğretmenlerin ders anlatımlarında özellikle soyut kavramları anlatmada farklı materyaller resim, şekil, grafik ve sesli materyaller kullanarak dersleri anlaşılır ve zevkli hale getirmeye çalıştıkları sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin çoklu temsilin birçok çeşidini derslerinde kullandıkları ve teknolojik araçları sıklıkla kullandıkları görülmüştür. Öğretmenler çoklu temsil kullanımının yararlı olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin en fazla matematik dersinde çoklu temsili kullandıkları fakat ders kitaplarında çoklu temsillere yeteri kadar yer verilmediği görüşüne sahip oldukları tespit edilmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin çoklu temsilleri soyut kavramları somutlaştırması, dersi keyifli hale getirmesi, farklı öğrenme yöntemleri içermesi, zamandan tasarruf sağlaması, öğrencilerin anlama seviyelerine göre konuları anlamlandırması, konuyu basitleştirmesi ve sadeleştirmesinden dolayı kullandıkları sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Matematik, çoklu temsil kullanımı, problem çözme, öğretmen görüşleri 2022, 92 Sayfa
Sınıf öğretmeni adaylarının çevre eğitimi öz-yeterlik algıları ile sorumlu çevresel davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada sınıf öğretmeni adaylarının çevre eğitimi öz-yeterlik algıları ile sorumlu çevresel davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama tekniği ile yürütülen çalışma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında sınıf eğitiminde öğrenim gören 231 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak çevre eğitimi öz-yeterlik ölçeği, çevre davranış ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının çevre eğitimine yönelik öz-yeterliklerinin ve sorumlu çevresel davranışlarının orta düzeyde olduğu görülmüştür. Sınıf öğretmeni adaylarının çevre eğitimi öz yeterlik ölçeğinden ve çevre davranış ölçeğinden aldıkları toplam puanlar üzerinde bazı değişkenlerin etkisinin olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonucuna göre öğretmen adaylarının çevre davranışı ile çevre eğitimine yönelik öz-yeterlik, sorumluluk algısı, öğretici yetkinlik algısı arasında orta düzeyde, yönlendirebilme algısı arasında ise düşük düzeyde pozitif ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda çevresel davranış ölçeği toplam puanının çevre eğitimine yönelik öz-yeterlik toplam puanı üzerine etkisine yönelik kurulan modelin anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde çevresel davranış ölçeği toplam puanının akademik yetkinlik, sorumluluk ve öğretici yetkinlik algı puanı üzerine etkisine yönelik kurulan modelin de anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar öğretmen adaylarının sorumlu çevresel davranışları arttıkça çevre eğitimi öz yeterlik inançlarının da güçlendiğini göstermektedir.
İlkokul Türkçe ders kitabında bulunan hikâye edici metinlerin incelenmesi
Bu araştırma, ilkokul Türkçe ders kitabında bulunan hikâye edici metin türleri hakkında incelemelerden oluşmuştur. Çalışmamızda öncelikle konu hakkında daha önce yapılmış araştırmalar incelenmiştir. Nitel desende doküman analizi yöntemiyle gerçekleştirilen araştırma, betimsel yapıdadır. Araştırmamızda ders kitapları derinlemesine incelenerek 2019 Türkçe Öğretim Programına uygun hazırlanıp hazırlanmadığı araştırılmıştır. Ayrıca ilkokul ders kitaplarındaki tüm metinler türlerine göre ayrılmıştır. Hikâye edici metin türleri kendi içinde çeşitleri incelenmiş ve oransal dağılımları çıkartılmıştır. Metinlerde gizlenmiş olan değerler çıkartılıp, hangi metin türlerinde değerlere daha çok yer verildiği araştırılmıştır. Öğretim programında belirlenen kök değerlerin hangi oranda, ne kadar sayıda kullanıldığı belirlenmiştir. Metin türlerindeki dağılıma ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Değer aktarımında, dengenin sağlanıp sağlanmadığı araştırılmıştır. Metin türlerindeki dağılımın, öğretim programına uygun olmadığı tespit edilmiştir. Değerlerin aktarımında, dağılımında orantısızlık görülmüştür. Bazı değerlerin az ya da hiç kullanılmadığı belirlenmiştir. Metin türleri ve değer aktarımında hikâye edici metinler, kitap genelinde daha ağırlıklı olmasına rağmen, öğretim programına tam olarak uygun yazılmadığı bir gerçektir. Ayrıca hikâye edici metin türünde çeşitlilik sağlanamadığı, bazı türlerin ise hiç kullanılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenden ötürü kitaplarda zengin bir içerik oluşması engellenmiştir. Zorunlu temaların tüm sınıf kademesinde kullanıldığı, seçmeli temaların ise değiştirildiği görülmüştür. Temalar ve kitap genelinde, metin türlerinde orantısızlık mevcuttur. Metinlerin seçiminde sıklıkla geçmiş yıllardaki metinlerin kullanıldığı, güncelliğin göz ardı edildiği, seçimlerin orantısız olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkçe öğretim programı, Türkçe ders kitabı, metin, tür, tema, değer
Sınıf öğretmeni adaylarının matematiğe karşı tutum ve öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının matematik öz yeterlik inancı ve matematik dersine karşı tutumlarını cinsiyet, öğrenim gördükleri sınıf düzeyleri ve lisede iken seçtikleri alan gibi çeşitli değişkenler üzerinden incelemektir. Bu araştırmanın çalışma grubu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Fırat Üniversitesi ve Mustafa Kemal Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünde öğrenimine devam eden 300 öğrenci ile oluşturulmuştur. Araştırmanın amacına ulaşılabilmesi için veriler "Matematiğe Karşı Öz Yeterlik Algısı Ölçeği", "Matematik Tutum Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" olmak üzere üç ölçek kullanılmıştır. "Matematiğe Karşı Öz Yeterlik Algısı Ölçeği" üç faktörden oluşmuştur ve bunlar da OYF1 (Matematik Benlik Algısı), OYF2 (Matematik Konularında Davranışlarındaki Farklılık) ve OYF3 (Matematiği Yaşam Becerilerine Dönüştürme) olarak adlandırılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulguların analizi SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde "aritmetik ortalama", "yüzde", "frekans" kullanılmıştır. Sınıf Öğretmenliği Bölümünde öğrenimine devam eden öğrencilerin görüşlerinin, demografik verilere göre analizinde de Bağımsız Gruplar T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda öğrencilerin matematik öz yeterlik inancının öğrenim gördükleri sınıf düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılık yoktur. Cinsiyet ve lisede seçtikleri alan değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin lisede seçtikleri alan değişkenine göre anlamlı bir farklılığın olmadığı; cinsiyet ve öğrenim gördükleri sınıf düzeyi değişkenleri açısından ise anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara ek olarak sınıf öğretmeni adaylarının matematik öz yeterlik inancı ve matematiğe karşı tutumu arasında da anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna ek olarak yapılan çoklu regresyon analizinden elde edilen bulgular ile matematik öz yeterlik inancının matematik tutumunu %58 oranında açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Birleştirilmiş ve müstakil sınıflı ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin öğrencilerin sosyal becerilerine ilişkin görüşleri
Ülkemizin coğrafi zorluklarından, dağınık yerleşiminden, nüfus azlığından, ulaşım zorluğundan vb. nedenlerden dolayı, her yerde standart bir eğitim uygulaması yapmak zorlaşmaktadır. Bu zorluğu ortadan kaldırmak için üretilen çözümlerden biri de birleştirilmiş sınıf uygulamasıdır. Birleştirilmiş sınıf uygulaması; tek bir öğretmen eşliğinde birden fazla sınıfın eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütülmesidir, bu uygulama da diğer bütün eğitim-öğretim uygulamaları gibi kendine özgü durumları içerisinde barındırır. Barındırdığı farklılıklarından dolayı birleştirilmiş sınıflarda eğitim gören öğrenciler ile müstakil sınıflarda eğitim gören öğrenciler birçok konuda farklılık göstermektedir. Sınıf yapısının sosyal becerilerin edinilmesinde etkili olup olamadığı merak konusudur. Sosyal beceriler; öğrencilere olumlu davranışlar kazandıran, onların olumsuz davranışlardan uzaklaşmalarını sağlayan becerilerdir. Bu araştırmanın amacı birleştirilmiş sınıflı ve müstakil sınıflı ilkokullarda öğrenim gören öğrencilerin sosyal becerilerine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesinde yer alan okullarda görev yapan 10 müstakil sınıf öğretmeni ile 10 birleştirilmiş sınıf öğretmenini çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada veriler görüşme formuna verilen cevaplarla toplanmıştır. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; hem müstakil sınıf öğretmenleri hem de birleştirilmiş sınıf öğretmenleri genel olarak, çocukların sosyal beceri gelişimi bakımından müstakil sınıfları daha avantajlı görmektedirler. Ayrıca birden fazla şubenin bir arada olması, farklı yaş gruplarındaki öğrencilerin aynı sınıfta öğrenim görmesi ve sınıf mevcudunun kalabalık olmasının hem müstakil hem de birleştirilmiş sınıf öğretmenleri tarafından çocukların sosyal beceri gelişimi açısından bir dezavantaj olarak görüldüğü belirlenmiştir.
İlkokullarda yabancı dil öğretiminde yaşanan sorunlara ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda İngilizce dersinde yaşanan sorunlara ilişkin sınıf ve İngilizce branş öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma, tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmada veriler, 58 maddeden oluşan anket formu hazırlanarak elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2016–2017 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesindeki ilkokullarda görev yapan sınıf ve İngilizce branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesinde tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 176 sınıf ve 25 İngilizce öğretmeni olmak üzere toplam 201 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verileri çözümlemede SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde (%), frekans, aritmetik ortalamadan faydalanılmıştır. Ayrıca demografik verilere dayalı görüşler arası anlamlı farkın olup olmadığını tespit için ise bağımsız gruplar t testi ve varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin İngilizce eğitiminde % 19,4'ü kendilerini yeterli, % 44,3'ü kısmen yeterli, ve % 36,3'ü ise kendilerini yeterli görmemektedirler. Ayrıca sınıf öğretmenleri birleştirilmiş sınıflarda işlenen İngilizce dersinde hedeflenen kazanımlara ulaşmada, zorluk çekmekte ve zaman problemi yaşanmaktadırlar. Araştırmanın sonuçlarına göre, İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, öğrencilerin sınıf içerisinde birbirleriyle İngilizce konuşma etkinlikleri yapacakları ortamları daha fazla sunmaktadır. Yine İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, ilkokul sınıflarındaki İngilizce dersinde, öğrencilerle iletişimi İngilizce olarak daha çok sağlamaktadırlar. Ayrıca sınıf öğretmenleri, İngilizce öğretmenlerine göre ilkokul sınıflarındaki İngilizce dersinde konuları yetiştirme konusunda daha fazla zaman problemi yaşamaktadırlar. İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, ilkokul İngilizce dersi müfredatının, öğrencilerin yabancı dil gelişimleri açısından onların yaş seviyelerine daha uygun olduğunu ve İngilizce müfredatında yer alan İngilizce ders saatlerinin arttırılması gerektiğini düşünmektedirler. Araştırmaya katılan kadın öğretmenler, erkek öğretmenlere göre, birleştirilmiş sınıflardaki İngilizce derslerinde öğrencilerin eksik olduğu temel derslerin (Türkçe, matematik) öğretimini daha çok işlemektedirler. İlkokullarda İngilizce öğretiminde karşılaşılan sorunlar, yabancı dil öğretiminde kullanılan temel dil öğretim alanlarının (Okuma, yazma, dinleme, konuşma) dikkate alındığı ayrı ayrı araştırmalar yapılabilir. İngilizce dersinin ilkokul birinci sınıflarda yer alıp almamasına yönelik öğrenci, öğretmen, idareci, akademisyen ve veli gibi birçok paydaşın örnekleme dahil edilmesi ile geniş çaplı bir durum çalışması da yapılabilir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, İngilizce Öğretimi, Sınıf Öğretmeni, İngilizce Öğretmeni, Yabancı Dil Öğretimi.
İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin hayat bilgisi dersine yönelik tutumlarıyla demokratik tutumları arasındaki ilişki
Araştırmada, İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumlarıyla demokratik tutumlarının incelenmesi ve aralarındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmada ilişkisel araştırma modeli kullanılmaktadır. İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin demografik değişkenlere göre Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumları ve demokratik tutumlarının incelenmesinde betimsel tarama yöntemi kullanılmaktadır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 öğretim yılında ilkokul 3. sınıfa geçen Elazığ ili Merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı merkez ilkokuldaki 6663 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 2017-2018 eğitim- öğretim yılının birinci dönemi içerisinde 13 okulda öğrenim gören toplam 826 ilkokul 3. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada Zayimoğlu Öztürk ve Coşkun (2015) tarafından geliştirilen "Hayat Bilgisi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve Erbil ve Kocabaş (2017) tarafından geliştirilen "Demokratik Tutum Ölçeği" kullanılmaktadır. Araştırma, öğrencilere tek oturumda uygulanmıştır. Her sınıfta uygulama ortalama 40 dakika sürmüştür. Elde edilen verilerin analizinde Kolmogorov - Smirnov (K-S) testi, ortalama (x), standart sapma (ss), frekans, yüzde dağılımları, Mann Whitney U-testi, Kruskal Wallis H-Testi, Spearman Brown sıra farkları korelasyon katsayısı kullanılmaktadır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre; cinsiyet değişkenine göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumlarında, olumlu ve olumsuz tutumlarında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Cinsiyet değişkenine göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin, demokratik tutumlarında anlamlı farklılaşma olmadığı saptanmaktadır. Anne eğitim durumuna göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumları, olumlu ve olumsuz tutumlarında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Anne eğitim durumuna göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin, demokratik tutumları arasında anlamlı farklılık tespit edilmektedir, [χ2 (4) = 9.929, p<0.05]. Baba eğitim durumuna göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumları ve olumlu tutumlarında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Hayat Bilgisi dersine yönelik olumsuz tutumlarında anlamlı farklılık tespit edilmektedir, [χ2 (4) = 13.535, p<0.05]. Baba eğitim durumuna göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin, demokratik tutumları arasında anlamlı fark olmadığı saptanmaktadır. Kardeş sayısına göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumlarında, olumlu ve olumsuz tutumlarında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Kardeş sayısına göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin, demokratik tutumları arasında anlamlı farklılık olmadığı saptanmaktadır. İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumları ile demokratik tutumları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmektedir, (r=0.346, p<.01). Hayat Bilgisi dersine yönelik olumlu tutumları ile demokratik tutumları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmektedir, (r=0.325, p<.01). Hayat Bilgisi dersine yönelik olumsuz tutumları ile demokratik tutumları arasında düşük düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmektedir, (r=0.225, p<.01). Ortalama ve standart sapma değerlerine göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik olumlu tutuma sahip olduğu ve demokratik tutum düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Demokratik tutum, Hayat bilgisi dersine yönelik tutum, İlkokul
4+4+4 eğitim sisteminde 60-66 aylık çocukların okula erken başlamasının değerlendirilmesi
İlkokul eğitimi, doğum öncesi dönemden başlayan ve insan hayatının tamamını kapsayan eğitimin önemli bir parçasıdır. İlkokul eğitimi 2012 yılındaki uygulamayla 4+4+4 şeklinde kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Bu sistem gereği 60 ayını tamamlayan çocuklar ilkokul birinci sınıfa başlayabilirler. Çocukların bu yaşlarda ilkokula başlamasının akademik başarılarını ne yönde etkilediği merak konusudur. Eğitsel hedeflerin gerçekleştirilmesi şeklinde ifade edilebilecek olan akademik başarıyı çocuğun bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimi etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı çocuğun okula erken yaşta başlamasının akademik başarısını ne yönde etkilediğini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla çalışma grubu olarak Kahramanmaraş ili Afşin ilçesindeki 5 ilkokuldan 2012 yılında birinci sınıfa başlayıp 2016 yılında mezun olan 364 tane dördüncü sınıf öğrencisi belirlenmiştir. Veriler İl Milli Eğitim Müdürlüğünden izin alınarak e-okul sistemi üzerinden elde edilmiştir. Nicel bir araştırma olan bu çalışmadaki içerik SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; ilkokula 60-66 aylık başlayan çocukların, 67-72 aylık başlayan çocuklara göre akademik başarılarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan yola çıkarak 60-66 aylık çocukların ilkokula erken başlaması, okul olgunluğu ve hazır bulunuşluk tamamlanmadığı için bir dezavantaj olarak düşünülmektedir. Okul olgunluğu ve hazır bulunuşluğunu tamamlamış çocukların birinci sınıfa başlaması daha avantajlı görülmektedir.
Sınıf öğretmenlerinin iletişim becerilerinin incelenmesi: Bir meta analiz çalışması
Eğitimin amacı bireylerde kalıcı bir davranış değişikliği meydana getirmektir. Bu davranış değişikliğinin meydana gelmesini sağlayan kişi ise öğretmenlerdir. Öğretmenler eğitimin bu amacını gerçekleştirmek için iletişimi etkili bir şekilde kullanırlar.Bu çalışmada 2000 – 2017 yılları arasında Türkiye'de gerçekleştirilmiş , sınıf öğretmenlerinin doğrudan ya da dolaylı olarak iletişim becerilerini inceleyen çalışmalar meta analiz yöntemi ile birleştirilmiştir. Konu üzerinde yapılmış olan 14 makale, 29 yüksek lisans tezi ve 2 doktora tezi incelenmiş ve dahil edilme kriterlerini karşılayan 24 çalışma meta analize dahil edilmiştir. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin iletişim becerileri cinsiyet ,kıdem ve yaş değişkenine göre incelenmiş etki büyüklüğü değerleri saptanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin kıdemlerinin iletişim becerileri üzerindeki etki büyüklüğü 0,334 olarak bulunmuş ve bulunan 0,33 ( %95 Güven Aralığında = 0,20 ile 0,49 )etki büyüklüğü değeri ,Cohen'in etki büyüklüğü sınıflamasına göre küçük düzeyde etki büyüklüğü değeri göstermektedir. Kıdemin sınıf öğretmenleri üzerinde etkisi anlamlı bir farklılık göstermiştir. Sınıf öğretmenlerinin yaşlarının iletişim becerileri üzerindeki etki büyüklüğü 1,061 olarak bulunmuştur. (%95 Güven aralığında = 0,75 ≤ d ≤ 1,10 geniş düzeyde ) Bulunan 1,061 etki büyüklüğü değeri Cohen'in etki sınıflamasına göre geniş düzeyde bir etki büyüklüğü değeri göstermektedir. Yaşın sınıf öğretmenleri üzerinde etkisi anlamlı bir farklılık göstermiştir. Sınıf öğretmenlerinin cinsiyetlerinin iletişim becerileri üzerindeki etki büyüklüğü 0,226 (%95 Güven Aralığında 0,20 < d < 0,49 küçük düzeyde ) olarak bulunmuştur. Bulunan 0,226 etki büyüklüğü değeri Cohen 'in (1977) etki sınıflamasına göre küçük düzeyde bir etki büyüklüğü değeri göstermektedir. Cinsiyetin sınıf öğretmenlerinin iletişim becerileri üzerindeki etkisi anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmeni, İletişim, Meta analiz, Etki büyüklüğü
5e öğrenme modeline uygun etkinliklerin ilkokul 4.sınıf fen bilimleri dersi öğretimine etkisi
Bu çalışmada Fen Bilimleri dersi 4.sınıf öğretim programında bulunan "Kuvvetin Etkileri" ve "Maddeyi Tanıyalım" ünitesindeki konuların 5E öğrenme modeliyle öğretilmesinin öğrencilerin akademik başarılarına, bilimsel süreç becerilerine, kavram yanılgılarına ve fen dersine yönelik tutumlarına olan etkisi araştırılmıştır. Araştırma ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen modelinde tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Elazığ ili Merkez ilçesine bağlı Murat İlkokulu'nda öğrenim gören iki farklı şubeden toplam 41 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın uygulama süreci "Kuvvetin Etkileri" ve "Maddeyi Tanıyalım" üniteleri süresince haftada üç ders saati olmak üzere toplam 6 haftada tamamlanmıştır. Veri toplama aracı olarak; akademik başarı testi, bilimsel süreç becerileri testi, kavram yanılgılarını belirleme testi ve fen dersine yönelik tutum testleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Verilerin analizi için bağımsız gruplar t testi, Mann Whitney U testi ile aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde analizleri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin yorumlanmasında .05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde deney ve kontrol gruplarında elde edilen son test ortalamalarında gruplar arasında akademik başarı, kavram yanılgıları ve fen dersine yönelik tutum bakımından deney grubu lehine bir fark oluşmakla birlikte bu farkın anlamlı düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte bilimsel süreç becerileri bakımından deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur. Bu sonuçlara göre, 5E öğrenme modeli ilkokul 4.sınıf seviyesinde öğrencilerin akademik başarıları, kavram yanılgıları ve fen dersine yönelik tutumlarına olumlu etki yaptığı görülmektedir. Bununla birlikte bilimsel süreç becerilerine ilişkin deney grubu lehine anlamlı düzeyde fark oluşturduğu görülmektedir.
Eğitimcilerin kâğıttan okuma ve ekran okuma ile kalemle yazma, klavyeyle yazma ve elektronik kalemle yazmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Teknolojideki hızlı gelişmelerle birlikte bilgisayar, tablet, televizyon, telefon gibi elektronik aletlerle geçirilen zaman artmış bu durum ise bireylerin gün içerisinde ekran üzerinden yapılan okumaları basılı kaynaklardan yapılan okumalara göre daha fazla yapmalarına ve klavye ile yapılan yazı çalışmalarını kalemle yazmaya göre daha fazla yapmalarına sebep olmuştur. Bu araştırmanın amacı; farklı tür okuma ve yazma araçlarının, okuma ve yazma becerilerine olan etkisi ile ilgili eğitimcilerin ne tür düşüncelere sahip olduklarını belirlemektir. Bu araştırmada okuma araçlarından olan basılı kaynakla yapılan okuma ile ekran üzerinden yapılan okumanın ve yazma araçlarından olan kalemle yazma, klavyeyle yazma ve elektronik kalemle ekran üzerinde yapılan yazmanın eğitime olumlu ya da olumsuz etkisinin ve eğitimde teknolojik uygulamaların ilkokullara uygunluğuyla ilgili sınıf öğretmeni, idareci ve akademisyenlerin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için Elazığ İli Merkez İlçesindeki eğitimciler çalışma gurubu olarak seçilmiş ve araştırmanın çalışma gurubunu oluşturan Elazığ ilinde görev yapan 10 sınıf öğretmeni,10 idareci ve 10 akademisyenle mülakat uygulaması yapılmıştır. Araştırmada veriler görüşme formuna verilen cevaplarla elde edilmiştir. Nitel araştırma olan bu çalışmada içerik analizi yapılarak bulgular analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan eğitimcilerin görüşlerine göre, kağıttan okumanın avantajlarına ilişkin olarak; kitabın kendine has kokusunun hissedilmesi, dokunmaktan zevk alınması, okuma hazzına ulaşılması, daha iyi anlaşılması, okuma ve takibinin kolay olması, göz sağlığı açısından daha rahat olması, daha uzun süre okuma yapılabilmesi, not alma açısından kolaylık sağlaması ve daha hızlı okuma yapılabilmesi sonuçlarına ulaşılmıştır. Eğitimcilerin görüşlerinden hareketle kâğıttan okumanın dezavantajlarına ilişkin olarak ise; doğaya zarar vermesi, sıkıcı olması, fazla kaynağa ulaşmanın zor olması ve taşıma zorluğu yaşanması görüşlerine ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerin görüşlerine göre, ekrandan okumanın avantajlarına ilişkin olarak; daha dikkat çekici olması, kullanışlı olması, daha fazla kaynağa ulaşılabilmesi, zaman ve kağıt tasarrufu sağlaması, ekonomik olması, daha kalıcı olması, hızlı öğrenmeyi sağlaması ve taşıma kolaylığı görüşlerine ulaşılmıştır. Eğitimcilerin görüşlerinden hareketle ekrandan okumanın dezavantajlarına ilişkin olarak ise; göz sağlığını bozması ve diğer sağlık sorunlarına yol açması, odaklanma sorunu yaşanması, kitaba verilen değeri azaltması, takip ve not alma zorluğunun yaşanması, maliyetli olması, ortam ve teknolojik alt yapı sıkıntısı doğurabilmesi ve genellikle sadece genç nesle hitap ettiği görüşlerine ulaşılmıştır. Ayrıca eğitimcilerin çoğunluğu kağıttan yapılan okumayı, ilkokul çocukları açısında daha uygun bulduklarını belirtmişleridir. Araştırma sonucunda eğitimcilerin görüşlerine göre, kalemle yazmanın avantajlarına ilişkin olarak; kolay duygu aktarımı, psikomotor beceri gelişimi, kişiye özgü olması, akılda kalıcılık sağlaması, kolay ulaşılır olması, kişiliğimizi yansıtması, alışkanlık olması, zevk vermesi, düzen alışkanlığı kazandırması görüşlerine ulaşılmıştır. Eğitimcilerin görüşlerinden hareketle kalemle yazmanın dezavantajlarını ilişkin olarak ise; işlevini kaybettiği, kağıt israfına sebep olduğu, fizyolojik zararlar verdiği, zaman kaybına neden olduğu ve yanlışı düzelme zorluğu bulunduğu görüşlerine ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerin görüşlerine göre, klavye ile yazmanın avantajlarına ilişkin olarak düzeltme kolaylığı, okunaklı yazı, yazı güzelliği, zaman tasarrufu, kağıt tasarrufu, hızlı yazma imkanı, işlevsel ve pratik olması görüşlerine ulaşılmıştır. Eğitimcilerin klavye ile yazmanın dezavantajlarını belirttiği görüşlerinde ise hissiz olması, sağlığa verdiği zararlar, basit parmak hareketlerinden ibaret olması, Türkçenin bozulmasına etki etmesi, bilgisayarın olduğu ortamla sınırlı olması ve zevk vermemesi görüşlerine ulaşılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre eğitimcilerin genelinin elektronik kalemle ilgili bilgisinin olmadığı, bilgisi olanların ise elektronik kalemi gereksiz bulduğu ve ayrıcs kalem ve klavyeye göre daha kullanışsız bulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre eğitimcilerin çoğunluğu kalemle yazmayı ilkokul çocukları açısında daha uygun bulduklarını, kalemle yazma süreci tam kavratıldıktan sonra klavyenin de kullanılabileceğini fakat genel olarak elektronik kalemi ilkokul çocukları açısından uygun bulmadıklarını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okuma, Ekran Okuma, Yazma, Klavyeyle Yazma.
İlkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımlarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımlarını öğretmen görüşlerine dayalı olarak değerlendirmektir. Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ; öğretmenlerin ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımlarının değerlendirilmesine ilişkin beşli likert ölçeğine dayalı bir anket formu kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilerek geçerlik ve güvenirliği sağlanan anketle elde edilmiştir. Ayrıca yarı yapılandırılmış görüşme metodu da kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılının güz döneminde Elazığ ilinde bulunan ilkokul 1.sınıf öğretmenleri ile birleştirilmiş sınıflı okullarda görev yapan 1.sınıf öğretmenlerinden toplam 110 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin değerlenmesinde, "SPSS 21.0" istatiksel paket programı kullanılmıştır. Ankette yer alan görüşlerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız gruplar "t" testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılanlar, ilk okuma yazma öğretimi için eğitim yazılımlarının değerlendirmesine yönelik görüş maddelerine genel olarak olumlu yönde görüş belirtmişlerdir. Araştırmaya katılanların cinsiyet değişkenine göre Türkçe Dersi Eğitim Yazılımlarının içerik, biçimsel uygunluk, çocuk seviyesine uygunluk ve öğretmen kullanılabilirliğine uygunluğa ilişkin görüşlerin, yapılan t testi sonucunda hiçbir kategoride cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırmaya katılanların mesleki kıdem değişkenine göre eğitsel yazılımların öğretmenin kullanabilirliğine uygunluk boyutuna ilişkin genel görüşlerine bakıldığında; 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenler, 6-10 yıl kıdeme sahip öğretmenlere göre daha az uygun gördükleri tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak, ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımları, uygulayıcılar tarafından genelde olumlu bulunduğunu göz önüne alırsak; eğitim yazılımlarının katılımcılar tarafından başarılı bulunduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İlk Okuma Yazma Öğretimi, Bilgisayar Destekli Eğim (BDE), Eğitim Yazılımları, Yazılım Değerlendirme
Sınıf ve branş öğretmenlerinin kaynaştırma öğrencilerine yönelik tutumlarının incelenmesi
Kaynaştırma, "özel eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmî ve özel okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan, destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalarıdır. Kaynaştırma uygulamasının başarılı olabilmesi, bu sürecin paydaşları olan anne, baba, öğretmen, okul idaresi, normal gelişim gösteren öğrenci ve bu öğrencilerin velilerinin işbirliği yapmasına bağlıdır. Yani kaynaştırma eğitimi bir ekip işidir. Kaynaştırma eğitiminde başarıyı artıracak önemli bir faktör öğretmenlerin tutumudur. Öğretmen tutumu, kaynaştırma öğrencisinin gelişiminde önemli bir etkiye sahiptir. Araştırma amaç ve alt amaçları bağlamında çıkan bazı sonuçlar verilecek olursa; kaynaştırma öğrencilerinin sınıf düzenin bozdukları ve normal sınıf yerine özel sınıfta yer almaları gerektiği belirtilmiştir. Kaynaştırma öğrencilerinin sınıflarda gerekli olmadığı görüşüne erkek öğretmenler daha fazla katılmıştır. Kaynaştırma eğitimine karşı tutumlarda 51 ve üstü yaşta olan öğretmenlerin olumsuz görüş belirttiği görülmüştür. Sınıfında kaynaştırma öğrencisi olmayan öğretmenler daha fazla olumsuz görüş bildirmişlerdir. Branş öğretmenlerine göre sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine karşı olumsuz tutumları daha fazladır. Bu araştırma, betimsel nitelikte bir araştırma olup tarama modelleri esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Elazığ ilinde 36 ilkokul ve ortaokulda görev yapan 258 öğretmene uygulanmıştır. Araştırma analizinde SPSS 22 paket program kullanılarak sonuçlara varılmıştır. Sonuç olarak erkek öğretmenlerin, 51 yaş ve üstü öğretmenlerin, görev süresi çok olan öğretmenlerin ve kaynaştırma eğitimi vermeyen öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine karşı tutumlarının olumsuz olduğu görüldü. Öğretmenlerin ortak görüşünün özel gereksinimli öğrencilerin özel sınıf ve öğretmenler tarafından eğitim verilmesi gerekliliği olduğu ortaya çıkmıştır Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma, eğitim, özel gereksinimli çocuklar.