Fırat University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Fırat University

4,383

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

İklimsel değişimin Sazlıdere Barajı (Başakşehir-İstanbul) memba ve mansap sularının fiziksel ve kimyasal özelliklerine etkisi

Su bütün canlıların yaşam kaynağını oluşturan maddedir. Dünyada ve ülkemizde içilebilir su kaynakları kısıtlı bulunmaktadır. Suyun büyük miktarda depolanması ve güvenli saklanması barajlar vasıtasıyla yapılmaktadır. Uygarlık seviyesinin ve nüfusun artması sebebiyle akarsuların önemi artmıştır. Başlangıçta akarsuların doğal rejimine bağlı olan kullanım giderek yetersizleşmiş, çoğalan nüfus ve gelişen teknoloji için sular depolanmaya başlanmıştır. Diğer yandan, özellikle sanayi devrimi ile birlikte artan ve 20. yüzyılda en üst noktaya ulaşan enerji gereksinimini karşılamak için dünyanın hemen her yerinde hidroelektrik santralleri kurulmuştur. Böylece bir yandan kullanma suyu temin edilirken diğer yandan da ucuz ve çevre kirliliğine yol açmadan enerji elde edilebilmiştir. Anadolu'da özellikle Osmanlılar döneminden Cumhuriyet dönemine kadar bazı bentler yapılmıştır. Bunlar genellikle içme suyu sağlama amaçlardır ve çoğunlukla İstanbul çevresinde yoğunlaşmışlardır. Tez Çalışma alanı Sazlıdere Barajı (Başakşehir-İstanbul) içerisinde yer almakta ve 40 km uzunluğunda Sazlıdere üzerine kurulmuş İstanbul'un içme suyu temini amaçlı bir baraj olup İstanbul'da bulunan aynı amaçlı tüm barajlar içerisinde Ömerli, Terkoz, Büyükçekmece, Darlık, Alibeyköy Barajlarından sonra verimliliği 33,35 hm3/yıl altıncı sırada yer almaktadır. Barajın memba ve mansap sularının yıllara göre mevsimsel değişimini kapsamaktadır. Bu tez kapsamında yapılacak olan araştırmalar arazi çalışması ve büro çalışmaları şeklinde yürütülmüştür. Ön büro çalışmaları kapsamında tez alanı ve çevresinde konuyla ilgili yapılmış çalışmalar irdelenmiş sonra arazi çalışması gerçekleştirilmiştir. Arazi çalışmaları ile Baraj Gölü civarındaki jeolojik birimler ve örnek noktaları arasındaki ilişki ayrıntılı incelenmiştir. Büro çalışmaları ile İklim Değişikliği Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü 1. Bölge Müdürlüğünden alınan İstanbul'un 20 yıllık sıcaklık ve yağış bilgileri ile Devlet Su İşleri 14. Bölge Müdürlüğünden temin edilmiş Sazlıdere barajını besleyen derelerden ölçüm yapılan yılların aylık fiziksel ve kimyasal analiz sonuç ham verileri jeoistatistiksel değerlendirilmesi yapılmıştır. Sıcaklık ve yağış bilgileri su kalitesinin kimyasal ve fiziksel parametrelere bağlı değişiminin iklimsel veriler ile korelasyonunun, jeoistatistik veri analizi için SPSS istatistik programı ve Microsoft Excel den yararlanılmıştır. Ölçüm istasyonlarından alınan yağış verileri ile her bir yıl için aylık korelasyon analizi yapılmıştır. SPSS analiz programı ile veriler tanımlanmış ve bazı testler yapılmış, tablolar üretilmiştir. Bu analiz ile yıllık yağış miktarının su parametrelerine etkisine bakılmıştır. Değişkenler arasındaki bir ilişki olup olmadığını belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Yağış miktarı değişince suyun kimyası nasıl değişmiş, suyun kimyası değişince yağış miktarı nasıl etkilenmiş sorularına cevap bulunmuştur. Elde edilen veriler doğrultusunda memba ve mansap sularının Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğine göre değerlendirilmesi ve iklimsel değişimin su kalitesi üzerine etkisi diğer önceki çalışmalardan faydalanılarak belirlenmiştir.

Dilan Özkan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

B4C, sic takviyeli al-MG hibrit kompozitlerin toz metalurjisi yöntemi ile üretilmesi

Bu yüksek lisans tezi çalışmasında, B4C ve SiC takviyeli Al-Mg hibrit kompozitlerin toz metalurjisi yöntemi ile üretimi ve karakterizasyonu incelenmiştir. Çalışmanın amacı, hibrit kompozitlerin mekanik ve fiziksel özelliklerini iyileştirmek, optimum takviye oranlarını belirlemek ve porozite oluşumunu kontrol etmektir. Bu amaçla, farklı oranlarda B4C ve SiC tozları ile Al-Mg alaşım tozları karıştırılarak, toz metalurjisi yöntemi ile hibrit kompozitler üretilmiştir. Üretim parametrelerinin etkisi araştırılmış ve optimum sinterleme sıcaklığı, süresi ve atmosferi belirlenmiştir. Üretilen kompozitlerin mikro yapıları, fazları ve mekanik özellikleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX) ve mekanik testler ile karakterize edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, B4C ve SiC takviyelerinin hibrit kompozitlerin sertliğini, aşınma direncini ve mukavemetini önemli ölçüde artırdığını göstermiştir. Optimum takviye oranları belirlenmiş ve porozite oluşumunu minimize etmek için uygun üretim parametreleri tespit edilmiştir. Bu çalışma, B4C ve SiC takviyeli Al-Mg hibrit kompozitlerin toz metalurjisi yöntemi ile üretilebileceğini ve bu kompozitlerin üstün mekanik ve fiziksel özelliklere sahip olduğunu göstermiştir. Elde edilen sonuçlar, hibrit kompozitlerin havacılık, otomotiv ve savunma sanayi gibi alanlarda kullanım potansiyeline ışık tutmaktadır.

Muhammed Semih Nalçacı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İnsansi robotlarda tutma eylemlerinin derin pekiştirmeli öğrenme algoritmalari ile geliştirilmesi

İnsansı robotların ev, hastane ve işyeri gibi ortamlarda insanlara yardım edebilmesi veya insanların yerine görev yapabilmesi için kazanması gereken en temel becerilerden biri, tutma eylemini gerçekleştirebilmesidir. Ayrıca, insanlarla etkileşim içinde çalıştığı için gerçekleştirdiği eylemleri açıklayabilme yeteneğine de sahip olmalıdır. Tezin amacı, insana ait özelliklerden biri olan tutma eyleminin insansı robotlar tarafından gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Bu amaca uygun olarak Robotis-OP2 insansı robotunu eğitmek için Derin Pekiştirmeli Öğrenme (DPÖ) algoritmaları kullanılmıştır. Robotun tutma eylemi, eklemlerin konumu, eklemlerden alınan kuvvet bilgisi ve robotun kendi kamerasından alınan görüntülerin birlikte kullanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu sayede robotun otonom bir şekilde tutma eylemini gerçekleştirmesi sağlanmıştır. İlk olarak, robotun uygun bir tutma işlemi gerçekleştirdiğini doğrulamak amacıyla ileri kinematik hesaplamalar yapılmış ve tutma noktasının tespiti sağlanmıştır. Daha sonra, robotun tutma işlemini otonom bir şekilde gerçekleştirebilmesi için DPÖ yöntemleri kullanılmıştır. Bu süreçte, DPÖ algoritmalarından Derin Q Ağı (DQA) ve Düello DQA yöntemleri tercih edilmiştir. Bu algoritmalar, farklı ödül fonksiyonları ile test edilerek etkinlikleri değerlendirilmiştir. Robotun deneyimlerden öğrenmesi için kullanılan bütün yöntemler için taklit öğrenme yöntemlerinden Gösterimden Derin Q Öğrenmesi (GDQÖ) algoritması kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, robotun gerçekleştirdiği eylemleri açıklayabilmesi için Açıklanabilir Yapay Zekâ (AYZ) yöntemlerinden Açıklama için Rastgele Giriş Örneklemesi (ARGÖ) algoritması kullanılmıştır. Bu sayede robotun hem öğrenme süreci hem de eylemlerinin anlaşılabilirliği geliştirilmiştir. Çalışma sonucunda, robotun istenen hedefleri başarıyla yerine getirdiği gözlemlenmiştir. Düello DQA algoritmasının, DQA algoritmasına kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Ayrıca, taklit öğrenme (Imitation Learning) yöntemi kullanılarak eğitim süresinin önemli ölçüde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. AYZ yöntemleri sayesinde robotun eylemlerinin nedenleri açıklanmış ve daha güvenli bir tutma işleminin gerçekleştirilebileceği doğrulanmıştır.

Recep Özalp
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeşilöz (Nevşehir) çevresinde kayaç ve dere sedimanlarında uranyum zenginleşmelerinin mineralojik ve jeokimyasal özellikleri

Bu çalışma kapsamında, Yeşilöz (Nevşehir) çevresinde kayaç ve dere sedimanı örnekleri drenaj ağları boyunca toplanarak bölgede drenaj jeokimya prospeksiyon çalışmaları, detaylı mineralojik ve kimyasal analiz çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Önceki çalışmalar, bölgede uranyum varlığını ortaya koymasına rağmen, mineralojik olarak detaylı bir çalışma yapılmamıştır. Bu doğrultuda, toplanan kayaç ve dere sedimanı örneklerinde mineralojik ve kimyasal analizler, Raman, XRF, XRD, SEM, ICP-MS yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. XRD, SEM, ICP-MS ve XRF analizleri sayesinde örnekler içerisinde uranyumun varlığı belirlenmiştir. Kayaç örneklerinde kimyasal analiz sonuçları uranyum konsantrasyonlarının dere sedimanlarından fazla olduğunu ve 950 ppm'e kadar çıktığını göstermektedir. Kayaç örneklerindeki mineralojik incelemeler sonucunda, metatorbernit, uraninit, kofinit mineralleri belirlenmiştir. Dere sedimanı örneklerinde berlinit, klarkeit mineralleri belirlenmiştir. İnce kesit çalışmalarında opak görülen uranyum, parlak kesit çalışmalarında karakteristik yapısı ile belirlenmiştir. Uranyum minerallerinin tam olarak tanımlanabilmesi için ultraviole ışık yardımıyla bazı minerallerin lüminesans özellikleri ortaya konulmuştur. Uranyumun birlikte bulunduğu elementler ve mineraller çalışma kapsamında değerlendirilerek analizlerde belirlenmiştir. Dere sedimanı örneklerinde eşik değer hesaplanarak, uranyumun yüksek pozitif korelasyon gösterdiği elementler (Nd, Pr, Th, La, Ce, Se) ile uranyum zenginleşme alanları örnek lokasyon haritası üzerinde belirlenmiştir. Anomali haritası uranyum zenginleşmelerinin havzanın doğu-batı yönünde olduğunu göstermektedir.

Serdar Baler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Periferik yaymada görüntü iyileştirme teknikleri kullanarak sonuçların derin öğrenme tabanlı analizi ve sınıflandırılması

Bu tez çalışmasında, periferik yayma görüntülerine uygulanan görüntü iyileştirme tekniklerinin sınıflandırma başarımı üzerindeki etkisi kapsamlı biçimde analiz edilmiş; elde edilen bulgular, derin öğrenme temelli hibrit bir model çerçevesinde değerlendirilmiştir. Tezin temel amacı, mikroskobik görüntülerde tanısal doğruluğu artırmak üzere, görsel kaliteyi yükselten ön işleme adımlarının yanı sıra dikkat mekanizmaları ve dokusal özniteliklerin birlikte kullanıldığı, bütüncül bir derin öğrenme modeli geliştirmektir. Bu doğrultuda, önerilen ESA modeli hem öznitelik seviyesinde zenginlik sağlayan hem de karar seviyesinde yüksek güvenilirlik sunan bir mimari olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında, transfer öğrenme yaklaşımı ile 19 farklı önceden eğitilmiş ESA mimarisi test edilmiştir. Başlangıç doğruluğu düşük olsa da yapısal sadeliği, modülerliği ve geliştirilebilirliği nedeniyle VGG16, deneysel süreçlerin temeli olarak seçilmiştir. Benzer şekilde, üç farklı açık kaynak beyaz kan hücreleri veri seti değerlendirilmiş ve "PBC Dataset Normal DIB" sınıf dengesi, görüntü kalitesi ve çeşitlilik açısından en uygun veri seti olarak tercih edilmiştir. Hipotez olarak, görüntü verilerinin iyileştirilmesi, aydınlatma seviyesinin optimize edilmesi, dikkat modülü entegrasyonu, dokusal bilginin modele dahil edilmesinin ve ensemble yapıların, sınıflandırma başarımını hem bağımsız hem de birlikte anlamlı düzeyde artıracağı öngörülmüştür. Bu kapsamda VGG16 ile -80 ile +80 arasında tanımlanan dokuz farklı ışık düzeyiyle model eğitilmiş; karşılaştırmalar sonucunda +40 seviyesi, orijinal görüntülere kıyasla en yüksek doğruluğu sağlamıştır. İzleyen aşamada, VGG16 modeline CBAM (Convolutional Block Attention Module) entegre edilerek ağın anlamlı bölgelere odaklanma yeteneği artırılmış; GLCM ve LBP tabanlı dokusal öznitelikler çıkarılarak modele çok boyutlu bilgi katkısı sağlanmıştır. Ardından, farklı yapısal özelliklere sahip üç tamamlayıcı mimari, MobileNetV2 (hafif ve hızlı), ResNet50 (derin ve güçlü), EfficientNet-B0 (verimli ve dengeli) bir araya getirilerek ensemble yapı oluşturulmuştur. Tüm bu katkıların birleşimiyle geliştirilen nihai ESA modeli, %99,82 doğruluk ile yüksek performans sergilemiş ve k-fold çapraz doğrulama ile modelin genellenebilirliği ve kararlılığı istatistiksel olarak doğrulanmıştır.

Olcay Palta
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Mobil bir robotun yapay zeka destekli kendinden öğrenebilir sürüş algoritmasının geliştirilmesi

Mobil robotlar, günümüzde otomasyon ve yapay zeka teknolojilerinin giderek artan bir şekilde entegre edildiği önemli bir alan haline gelmiştir. Bu robotlar, hareket kabiliyetine sahip olmaları sayesinde çeşitli uygulama alanlarında kullanılmaktadır. Bu uygulama alanları arasında lojistik, tarım, inşaat, sağlık ve endüstriyel otomasyon gibi birçok sektör yer almaktadır. Mobil robotların etkin ve güvenli bir şekilde hareket etmelerini sağlayan temel bileşenlerden biri sürüş algoritmalarıdır. Geleneksel sürüş algoritmaları, robotların belirli durumlar için önceden programlanmış talimatlarla hareket etmelerini sağlar. Ancak, bu yaklaşım basit ve tekrar eden görevler için etkili olabilirken, karmaşık ve değişken ortam şartlarında robotların başarılı olmasını sınırlamaktadır. Yapay zeka teknolojilerinin robotlara entegrasyonu, mobil robotların çevrelerini algılamalarını ve deneyim tabanlı öğrenme sağlayarak sürüş algoritmalarını daha adaptif ve otonom hale getirmeyi amaçlar. Bu çalışmada, mobil bir robotun yapay zeka destekli kendinden öğrenebilir sürüş algoritmasının geliştirilmesi hedeflenmiştir. Algoritmanın adaptif öğrenme mekanizmaları, uyumluluk ve otonomi, öğrenme hızı ve performansı ile gerçek dünya uygulamaları açısından literatüre değerli katkılar sunması beklenmektedir. Bu amaçla çalışmada literatürdeki yaygın olarak kullanılan makine öğrenimi metodlarından olan pekiştirmeli öğrenme (DDPG, TD3, PPO, SAC, A2C) algoritmalarından faydalanılarak karmaşık ortamlardaki başarıları gözlemlenmiş ve karşılaştırılmıştır. Oluşturulan karmaşık ortamlar her sahnede değişecek şekilde hazırlanarak tek bir algoritmanın farklı karmaşık düzeylerine sahip ortamlardaki başarıları eğitilerek test edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre TD3 %86.3, A2C %89,2 SAC %93.6, PPO %97.6 başarı sağlamıştır. Bu sonuçlar, mobil robot teknolojisinin gelecekteki gelişimi ve çeşitli sektörlerde etkin bir şekilde kullanılması için önemli bir adım olarak görülmektedir. Sonuç olarak, bu tez çalışması mobil robotların farklı senaryolarda güvenilir ve otonom bir şekilde çalışmasını sağlayarak çeşitli uygulama alanlarında kullanılabilirliğini artırmayı hedeflemektedir. Algoritmaların çevresel değişikliklere hızlı adaptasyon yeteneği sayesinde, robotların daha genel amaçlı ve esnek bir şekilde çalışması sağlanmıştır. Dinamik ortamlar ve kapsamlı analizlerle desteklenen bu yaklaşım ile, mobil robotların otonom hareket kabiliyetlerini geliştirirken, gelecekte karmaşık ortamlarda test edilmesi ve farklı veri kaynakları ile entegrasyonlarının sağlanması öngörülmektedir. Bu çalışmanın, otonom sistemler ve yapay zeka tabanlı robotik uygulamalar için önemli bir katkı sunacağı değerlendirilmektedir.

Hareketli robotlarMakine öğrenmesiMakine öğrenmesi yöntemleri+2
Taner Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Elektroensefalografi ve çok girişli evrişimsel sinir ağları ile otizm spektrum bozukluklarının tespitinin araştırılması

Otizm spektrum bozukluğu (OSB), erken çocukluk döneminde başlayan, sosyal iletişim ve etkileşimde eksiklikler, sınırlı ve tekrarlayan davranış ve ilgi kalıplarının varlığıyla karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Elektroensefalografi (EEG) ve çok girişli evrişimsel sinir ağları (ESA) kullanılarak otizm spektrum bozukluklarının (OSB) tespiti, son yıllarda nörobilim ve yapay zeka alanlarında önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini ölçerek nörolojik durumların analiz edilmesine olanak tanırken, ESA'lar karmaşık veri setlerinden anlamlı özellikler çıkarma yetenekleriyle dikkat çekmektedir. Bu yöntemlerin bir araya getirilmesi, OSB'nin erken teşhisi ve bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesi açısından umut vaat etmektedir. Bu çalışmada, çok girişli bir boyutlu Evrişimsel Sinir Ağı (ESA) modeli kullanarak EEG tabanlı yeni bir yaklaşım ortaya konmuştur. Çalışmada, 9'u normal 20'si OSB tanısı konmuş toplam 29 çocuğa ait veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu veri seti, King Abdulaziz Üniversitesi Hastanesi açık erişimli veri kaynaklarından elde edilmiştir. Deneysel çalışmalarda farklı EEG kanal kombinasyonları test edilmiş ve %80,36 ile %89,06 arasında değişen doğruluk değerleri elde edilmiştir. En yüksek doğruluk oranı olan %89,06, FZ, T3, C3, C4, CZ, PZ ve OZ kanallarının sisteme giriş olarak verildiği durumda elde edilmiştir. Bu kanallar, burun hizasından ense kemiğine uzanan orta hat üzerindeki ve kulaklar arasında başın üst kısmında yer alan elektrotlara karşılık gelmektedir.

Bilal Karakaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Akustik verilerin akıllı hesaplama yöntemleriyle analizi

Günümüzde hava araçlarının kullanımı hızla artarken, bu araçların tespiti ile akustik analizlerin önemi artmaktadır. Helikopterler ve drone gibi hava araçları, belirli bir frekans aralığında ses yayar ve bu seslerin analizi, araçların uçuş karakteristiklerinin anlaşılmasını sağlar. Her iki araç türü, farklı aerodinamik yapıları ve motor sistemleri nedeniyle farklı ses profilleri üretmektedir. Bu tez, drone ve helikopterlerin akustik verilerle analizini amaçlamaktadır. Çalışma, ses dosyalarından elde edilen Mel-Frekans Cepstral Katsayıları (MFCC) ve Zero-Crossing Rate (ZCR) gibi akustik parametrelerin kullanılmasıyla, her bir araç türünün karakteristik ses özelliklerini sınıflandırılmıştır. Toplam 546 ses dosyasından elde edilen verilerle; drone, helikopter ve çevre sesleri arasında ayrım yapabilen bir sınıflandırma modeli geliştirilmiştir. Eğitim süreci, karmaşıklık matrisine dayalı başarım kriterleri ile değerlendirilmiştir. MATLAB yazılımı kullanılarak gerçekleştirilen akustik analiz, her iki araç türünün akustik imzalarını ortaya koymuş ve bu yazılım ile çevre gürültüsünün etkisini minimize eden bir model önerilmiştir. Sonuçlar, akustik analizlerin drone ve helikopterlerin tanımlanması ve izlenmesi gibi uygulamalarda önemli bir araç olabileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, çevresel gürültülerin etkisini minimize ederek, sadece hedef seslerin algılanmasını sağlayan model, güvenlik ve izleme teknolojilerinde kullanılabilecek potansiyeli göstermektedir. Bu çalışma, akustik verilerle hava araçları ve çevre seslerinin sınıflandırılması konusunda önemli bir adım atılmasını sağlamaktadır.

Bilal Tekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Atık plastik pet tozu ile döküm tipi polyester matrisli kompozite ilave edilen perlit ve pomzanın etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel hedefi, doğada atık olarak bulunan polietilen tereftalat (PET) malzemelerinin belirli öğütme işlemlerinden geçirilerek sıvı halde bulunan döküm tipi polyester ile kompozit hale getirilmesi ve bu süreçte doğada saf olarak bulunan perlit ve pomza madenlerinin partükül boyutlarda eklenerek yeni bir kompozit malzeme oluşturulmasıdır. Oluşturulan bu kompozit malzemelerin, dayanımı ve kolay bulunabilirliği açısından ekonomik bir avantaj sağlaması amaçlanmaktadır. Araştırmada ayrıca, pomzanın mukavemetini artırmaya yönelik özelliklerinin belirlenmesi ve mevcut polimer malzemelere göre daha kararlı ve uzun ömürlü bir yapıya sahip olması, üretimde daha verimli bir malzeme oluşturulmasını hedeflenmektedir. Mikro yapıların incelenmesi için perlit ve pomza katkılı kompozit malzemenin atomik içyapısı, yüzey pürüzlülüğü ve mukavemet özellikleri SEM, EDX, XRD, TGA, FT-IR ve AFM testleri kullanılarak; mekanik davranışlarını incelemek için de sertlik, çekme, basma ve eğme testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bu bağlamda, belirli oranlarda perlit ve pomza takviyeli kompozit malzemeler, silikon kalıplara dökülerek kalıplanmıştır. Oluşturulan numuneler, farklı oranlarda perlit ve pomza içeren 9 gruba ayrılmıştır. Her gruptan seçilen bir numune üzerinde detaylı analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, polyester kompozitlerin mekanik özelliklerinin, kullanılan katkı malzemelerine ve bunların kombinasyonlarına bağlı olarak önemli ölçüde değişkenlik gösterdiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Mikrosertlik değerleri, matris numunesinin 6.42 Hv değerine karşılık, %50 atık plastik içeren numunede 61.55 Hv değerine ulaşarak yaklaşık 10 kat artış sergilemiştir. Çekme dayanımı açısından, çoklu katkı kombinasyonları en yüksek dayanımı göstermiş olup, 4 nolu numune 52 N/mm² çekme gerilmesi değerine ulaşarak matris numunesinin (30 N/mm²) değerini %73 oranında aşmıştır. Basma dayanımında ise, %50 atık PET içeren 4 nolu numune 95 N/mm² ile olağanüstü bir değer sergileyerek matris numunesinin (60 N/mm²) basma dayanımını %60 oranında artırmıştır. Eğme testlerinde, ham perlit katkılı 2 nolu numune 55 N kuvvet ile en yüksek eğme dayanımına ulaşmıştır. Bu sonuçlar, atık ve doğal katkı malzemelerinin polyester kompozitlerde yapısal dayanımı optimize etmek için umut vadeden alternatifler olduğunu, ancak hedeflenen uygulamaya yönelik en uygun malzeme özelliklerini elde etmek için katkı türü, oranı ve kombinasyonunun titizlikle ayarlanmasının kritik önem taşıdığını teyit etmektedir. Anahtar Kelimeler:Perlit, Pomza, Atık Plastik, Kompozit, Mekanik Özellik, Mikroyapı

Kompozit malzemelerPET şişelerPerlit+4
Erkan Yüksel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Neredeyse sıfır enerjili bir binanın sayısal, deneysel ve termodinamik analizi

Bu tez çalışması kapsamında, neredeyse sıfır enerjili bina konsepti doğrultusunda tasarlanmış ve inşa edilmiş deneysel bir yapının; yarı saydam fotovoltaik (PV), fotovoltaik-termal kolektörler (PV/T) ve faz değiştiren malzeme (FDM) destekli yerden ısıtma sistemleri, sayısal, deneysel ve termodinamik olarak kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Araştırmanın temel amacı, entegre yenilenebilir enerji sistemlerinin elektrik ve ısı üretim performansını ortaya koymak, iç ortam konforuna katkısını değerlendirmek ve enerji bağımsızlığı potansiyelini belirlemektir. Sistem, Elazığ ilinde gerçek iklim koşullarında bir yıl boyunca çalıştırılmış; ölçümler beş dakikalık aralıklarla alınmıştır. Elde edilen verilere göre, sistem yıllık 4335.8 kWh elektrik ve 8671 kWh ısıl enerji üretmiş, toplamda 3033 kWh'lik bir enerji tüketimi gerçekleşmiştir. Kış aylarında cephe kaplama sistemine entegre yarı saydam PV paneller sayesinde dış ortam sıcaklığına karşı iç mekânda pasif bir sıcaklık farkı oluşmuş ve bu durum, binanın soğuk iklim koşullarından korunmasını sağlamıştır. Ayrıca FDM destekli yerden ısıtma sistemi sayesinde, geçiş FDM etkisiyle FDM'siz duruma kıyasla iç ortam sıcaklığında 4 °C'ye kadar artış gözlemlenmiş; böylece ek enerji girdisi olmadan güneş destekli ısıtma sağlanabilmiştir. Sistem, yıllık bazda %143 oranında enerji öz yeterliliği sağlamıştır. PV'lerin ortalama enerji verimi %7.45; PV/T sistemin elektrik verimi %13.9, ısıl verimi %35.4, toplam verimi %49.3'tür. Ekserjiye dayalı verimlilikler PV için %6.89, PV/T için elektrik verimi %13.9, ısıl verimi %9.4 olarak hesaplanmıştır. Enerji geri ödeme süresi 3.5 yıl, finansal geri ödeme süresi ise 8.9 yıl olarak belirlenmiştir.

Elektrik enerjisiEnerji depolamaFotovoltaik enerji+2
Muhammed Gür
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00