1,308
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Farklı agregalı betonların mekanik özelliklerine yüksek sıcaklığın etkisi
Beton, yanıcı bir malzeme olmamasına karşın yüksek sıcaklıklar sonrasında değişik davranışlar göstermektedir. Beton hacminin önemli bir kısmını oluşturan agregaların özelliklerindeki farklılıklar ısıtma sırasında betonun performansını önemli derecede etkiler. Bu özelliklerindeki farklılıklardan dolayı betonda çatlama ve parça atmalar gözlenirken aderansta önemli kayıplar oluşmaktadır. Bu sebeple yüksek sıcaklık betonu her zaman tehdit edebilecek bir etkendir ve yüksek sıcaklığın betona verdiği zararları en aza indirgemek için çalışmalar yapılmaktadır.Bu çalışmada, farklı agrega tipleriyle hazırlanan beton numunelere yüksek sıcaklığın etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla CEM ? 42,5 N tipi Portland Çimentosu ve 4 farklı tip agrega (Bazaltik kırma taş, Dere agregası, Pomza, Kireçtaşı) içeren betonlar hazırlanmıştır. Belirlenen yaşa gelen (28 gün) numuneler sırasıyla 3000 C, 6000 C ve 9000 C sıcaklıklara tabi tutulmuştur. Bu sıcaklıklara maruz kalan beton numunelerin basınç dayanımlarına, ultrases geçiş hızlarına ve aderans dayanımına bakılmıştır.Yapılan çalışmaların sonucunda yüksek sıcaklığın etkisinde kalan farklı tip agregalarla hazırlanmış betonlarda basınca en dayanıklı olanın bazaltik kırmataş olduğu, en az dayanımında hafif agregayla hazırlanmış olan betonda olduğu görülmüştür. Aynı zamanda hazırlanan beton numunelerde çekip-çıkarma (pull-out) deneyi yapılmış ve sıcaklık arttıkça beton ile donatı arasındaki aderans kuvvetinin azaldığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Yüksek Sıcaklık, Beton, Farklı Agrega, Çekip Çıkarma
Nicel değerli veri kümelerinden sıralı örüntülerin çıkarılması için FP-Growth tabanlı bir yöntem
Sıralı örüntüler zaman damgası ile sıralanmış bir veritabanında yaygın öğeler kümesinin bir başka yaygın öğe kümesi tarafından izlenmesidir. Sıralı örüntülerin keşfedilmesi için şimdiye kadar birçok algoritma önerilmiştir. Bu algoritmalar içinde en etkili olanlardan biri de FP-Growth algoritması kullanarak bu örüntülerin elde edilmesidir. Buna karşılık FP-Growth yaklaşımı, karmaşık veri yapısı kullanması ve alt ağaçların oluşturulması için özyineli bazı işlemlere gerek duyması gibi önemli dezavantajlar da içermektedir. Dahası mevcut FP-Growth yaklaşımlarında veri tabanı hep ikili veri kümesi olarak ele alınmıştır. Halbuki gerçek hayattaki veritabanlarının büyük çoğunluğu nicel değerli öğe kümelerinden oluşmaktadır.Bu tezde, yukarıda belirtilen problemlerin üstesinden gelebilmek için öncelikle FP-Growth algoritması gibi düşünen fakat FP-ağacı oluşturulurken özyineleme yerine öğe tabanlı aday küme üretimi kullanan yeni bir yöntem önerilmiştir. Bu yöntem daha sonra nicel değerli veritabanlarında sıralı örüntülerin bulunması için uyarlanmıştır.Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Merkez laboratuarındaki verilerden elde edilen sonuçlar yöntemin uygulanabilirliğini ve klasik FP-Growth algoritmasına olan üstünlüğünü göstermektedir.
Asit yağmurlarının Mardin ve çevresindeki tarihi eserlere etkisi
Yok olması halinde tekrar yerine konulabilme imkanı olmayan tarihi ve kültürel eserler korunması gereken önemli değerlerimiz arasındadır. Fiziksel tahribatın yanında hava kirliliğinden kaynaklanan asit yağmurları sonucu tarihi eserler ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Fosil yakıtların yanmasından, trafikten ve endüstriden kaynaklanan kükürt ve azot oksitlerin su ve nem ile reaksiyonu sonucu oluşan asidik özeliğindeki yağışlar tarihi eserlerin aşınmasına ve bozulmasına neden olan faktörler arasındadır. Asit yağmurlarının özeliğine ilave olarak tarihi eser örneğinin kimyasal ve minerolojik yapısı da etkileşimin boyutunu belirlemede yardımcı olmaktadırAnadolu'yu Mezopotamya'ya bağlayan Mardin yöresi tarihsel gelişim içerisinde onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmış ve çeşitli uygarlıkların eserlerini bir arada barındıran önemli tarihi kentlerimizden biridir. Özellikle Midyat ilçesinden alınmış Mardin taşlarıyla yapılan tarihi eserler bölgede geniş yer kaplamaktadır. Midyat taşlarıyla yapılan tarihi eserlerin asit yağmurlarından nasıl etkilenebileceğinin araştırıldığı bu çalışmada tarihi eserlerden alınmış taş örneği kimyasal açıdan karakterize edilmiş, nem tutma yüzdesi belirlenmiştir. Tarihi eser örneği asidik ve bazik çözeltilerle belirli sıcaklık ve sürelerle muamele edilmiştir. Böylece yağışın asitliğinin, temas süresinin ve sıcaklığın tarihi eserlere etkisi araştırılmış, bu etkiler sonucu kütle kayıpları hesaplanmıştır.Tarihi eser örneği esas itibariyle kalsiyum bileşenlerinden oluşmaktadır. Silisyum bileşikleri de önemli bir yer tutarken, daha az oranda magnezyum ve potasyum bileşenleri de bulunmaktadır. Asitliğin, temas süresinin ve sıcaklığın artmasıyla beraber tarihi eser örneğinin asit yağmurlarından etkilenmesi de artmaktadır. Maksimum ağırlık kayıpları pH=2 için %1.39, 1440 dakikalık temas süresi için %0.86, 25oC lik sıcaklık için %0.69 olmaktadır. Çözeltiye geçen iyonlardan örnekteki bulunuş miktarına paralel olarak en fazla Ca+2 iyonun için 5.5 ppm olarak pH = 2'de gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Asit yağmurları, Tarihi eserler, Mardin tarihi eserleri, Asityağmurlarının etkisi
Bazı ağaç türlerine ait odunların sıvılaştırılması ve sıvı ürünün kompozisyonunun belirlenmesi
Odunun sıvılaştırılması, uygun kimyasal maddeler içeren çözücü ortamında ısı etkisi ile yüksek sıcaklık ve basınçta odun bileşenlerinin parçalanması sonucu sıvı ürünlerin elde edildiği bir biyokütle dönüşüm işlemidir. Bu tez çalışmasında, İran palamut meşesi (Quercus brantii), beyaz çiçekli yalancı akasya (Robinia pseudoacacia) ve kızılçam (Pinus brutia) gibi ağaçlardan elde edilen odun örnekleri tane boyutu 0.5 mm' den küçük olacak şekilde öğütüldü, 105 °C' de etüvde kurutuldu ve sulu ortamda sıvılaştırıldı. Odun örneklerinin sıvılaştırılması sonucu elde edilen yağ ürün verimi üzerine sıcaklık, odun konsantrasyonu, sıvılaştırma süresi ve katalizör gibi parametrelerin etkileri incelendi. Ayrıca havada kurutulmuş ve etüvde kurutulmuş odun örneklerinin sıvılaştırılmasından elde edilen yağ ürünlerin verimleri kıyaslandı. Sıvılaştırma deneyleri, yarı kesikli bir reaktörde farklı sıcaklıklarda (240, 280, 320 ve 350 °C), farklı odun konsantrasyonlarında (% 5, 10 ve 15) ve farklı sıvılaştırma sürelerinde (0, 0.25, 0.5, 1.0 ve 1.5 saat) gerçekleştirildi. Sıvılaştırma deneylerinde katalizör olarak formik asit (HCOOH), sodyum karbonat (Na2CO3) ve çinko klorür (ZnCl2) kullanıldı. Sıvılaştırma ürünü yağlar dietil eter ile ekstrakte edildi ve FTIR spektroskopisi ve GC-MS cihazları yardımıyla analiz edilerek yağ ürünü oluşturan bileşikler tespit edildi. Ayrıca elde edilen yağ ürünlerin viskoziteleri döner viskozimetre kullanılarak ölçüldü ve üs kanunu kullanılarak Newton kanununa uymayan akış davranışı modellendi.Yağ ürün veriminin sıcaklık arttıkça belli bir sıcaklığa kadar arttığı ve bu noktadan daha yüksek sıcaklıklarda azaldığı gözlendi. Yağ ürün veriminin 280-320 °C sıcaklıklarda en yüksek değere ulaştığı görüldü. Sıvılaştırma süresindeki artma ile yağ ürün veriminin azaldığı ve en yüksek yağ ürün veriminin 0 saat sonunda elde edildiği görüldü. Sıcaklık yükseldikçe ve sıvılaştırma süresi uzadıkça yağ ürün verimi azalırken, gaz ürün veriminin arttığı görüldü. Odun konsantrasyonundaki artma ile yağ ürün veriminin arttığı belirlendi. Çinko klorür katalizörünün sıvılaştırma işleminde diğer katalizörlere göre daha etkin bir rol oynadığı tespit edildi. En yüksek yağ ürün verimi akasya odunundan en düşük yağ ürün verimi ise meşe odunundan elde edildi. Odun örneklerinin lignin içeriğine bağlı olarak yağ ürün veriminin değiştiği ve lignin oranı arttıkça yağ ürün veriminin azaldığı görüldü. Havada kurutulmuş ve etüvde kurutulmuş odun örneklerinden elde edilen yağ ürün verimleri arasında belirgin bir fark görülmedi. Elde edilen yağ ürünlerin analizlerinden yağ ürünü oluşturan bileşiklerin ağırlıklı olarak fenolik bileşikler olduğu ve bunların yanında aldehit ve karboksilli asit bileşiklerinin de olduğu tespit edildi. Sıvılaştırma sonunda oluşan sıvı ürünlerin pseudo plastik tipte Newtonian olmayan akışkanlar oldukları ve sıvı üründeki fenolik bileşiklerin miktarına ve cinsine bağlı olarak viskoz davranışlarının değiştiği belirlendi.
Eğimli kanallarda farklı sıcaklıklardaki sınırlı jet akışlarında ısıl karışmanın deneysel olarak incelenmesi
Bu çalışmada, dar bir kanal içerisine, birbirine paralel olarak yerleştirilmiş, farklı sıcaklıklardaki iki su jetinin karışım karakteristikleri deneysel olarak incelenmiştir. Kanal tamamen yalıtımlıdır ve akışkan kanalı düşük çaplı bir boru yardımıyla terk etmektedir. Deneyler kanalın farklı eğim açıları (0 ? ? ? 90 ) ve farklı su jeti nozul çapları (5mm ve 10mm) için yapılmıştır. Yapılan deneylerde, kanal içerisine kare ve daire kesitli pasif eleman yerleştirilerek bu elemanların ısıl karışma üzerindeki etkileri gözlemlenmiştir. Sonuçlar, sıcak ve soğuk su jetleri arasındaki sıcaklık farkının (?T) 15 ve 20 C değerleri için elde edilmiştir.Yapılan çalışmada, kare ve daire kesitli pasif elemanların bazı deney parametreleri için karışım verimini düşürdüğü, fakat genel olarak karışım verimine olumlu yönde bir etkisinin olduğu görülmüştür. Kare kesitli pasif eleman, daire kesitli pasif elemana göre, ısıl karışıma daha olumlu bir etki yapmıştır. Yapılan deneylerde, ısıl karışımın en düşük olduğu kanal eğim açısının ? = 0 olduğu görülmüştür. Bunun yanında kanal eğim açısının arttırılması ısıl karışımı arttırıcı yönde bir etki yapmıştır. Bütün deney parametrelerinde jet hızı arttırıldıkça kanal içerisinde özellikle tahliye bölgesinde ısıl verimin de arttığı tespit edilmiştir.
Çelikhan-Sincik (Adıyaman) arasındaki magmatik kayaçların petrolojisi
Çelikhan ile Sincik (Adıyaman) arasında birbirleriyle intrüzif ve diskordans-tektonik dokanak ilişkisine sahip birçok tektono-magmatik/stratigrafik birim yer almaktadır. İnceleme alanındaki birimler bölgedeki konumları ve komşu birimlerle olan dokanak ilişkileri gözetilerek otokton ve allokton olmak üzere iki başlık altında incelenmiştir. Otokton birimler alttan üste doğru; Terbüzek Formasyonu, Besni Formasyonu, Germav Formasyonu, Midyat Formasyonu ve Lice Formasyonudur. Allokton birimler ise, Pütürge Metamorfitleri, Malatya Metamorfitleri, Kömürhan Ofiyoliti, Koçali Karmaşığı, Şifrin Grubu derinlik kayaçları, Maden Karmaşığı ve Çüngüş Formasyonudur. Bölgede yüzeyleyen allokton konumlu Maden Karmaşığı, Kömürhan Ofiyoliti, Şifrin Grubu derinlik kayaçları ile Pütürge Metamorfitlerini kesen damar kayaçlarının içeren magmatik kayaçlar çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır.İnceleme alanında yüzeyleyen ofiyolitlerin gerek petrografik ve jeokimyasal özellikleri, gerekse Elazığ Magmatitleri'ne ait intrüzif kayaçlar tarafından kesilmiş olması sebebiyle bu topluluğun Kömürhan Ofiyoliti ile benzer özellikler gösterdiği ve kuzeyden itibaren sıkışma rejimiyle taşınarak bugünkü konumlarına geldikleri düşünülmektedir. Üst Kretase yaşlı Kömürhan Ofiyoliti inceleme alanında, tektonitlere karşılık gelen, serpantinit, harzburjit ve dünit ile mafik kümülatlar (bantlı gabro), izotrop gabrolar (olivinli gabro, klinopiroksenli gabro, diyorit,) ve tekil diyabaz dayklarından oluşmuştur. Jeokimyasal değerlendirmeler neticesinde ofiyolitik kayaçların toleyitik karekterli ve okyanus içi dalma-batma zonu üzerinde (supra-subduction) oluştukları belirlenmiştir.Üst Kretase yaşlı Şifrin Grubu derinlik kayaçları içerisinde, asidikten bazike kadar değişen farklı kayaç türleri bulunmaktadır. Felsik plütonik kayaçlar içerisinde mafik mikrogranüler anklavlar bulunmaktadır. Pişkin (1978), bölgede yaptığı çalışmasında, Şifrin intrüzif kayaçlarındaki lökokuvarsmonzonitlerden K-Ar yöntemiyle biyotitlerden 61,4 ve 62,3 milyon yıllık sonuçlar elde edilmiştir (Pişkin, 1972). Arazi gözlemleri ve jeokimyasal-jeokronolojik verilerin birlikte değerlendirilmesiyle, Şifrin Grubu derinlik kayaçlarının, daha kuzeydeki yay magmatizması ile oluşmuş olan Elazığ Magmatitleri ile benzer özellikleri gösterdiği ve sıkışma rejimi denetiminde bölgeye allokton olarak yerleşerek bugünkü konumlarını kazandıkları belirlenmiştir.En yaygın allokton birimlerden biri olan Maden Karmaşığı'na ait Karadere Formasyonu bazalt (yastık lav), diyabaz ve andezitlerle temsil olunmaktadır. Birime ait diyabaz ve yastık lavlardan K-Ar yöntemiyle yapılan ölçümlerde 45, 44.8 ve 52.0 milyon yıllık sonuçlar elde edilmiştir. Jeokimyasal değerlendirmelerde, Karadere Formasyonu'na ait yastık lavlar; okyanusal kabukta gelişen dalma-batma ile ilişkiliyken, andezit-diyabaz örneklerinin daha sonraki süreçte kısmen kıtasal kabukta gelişen dalma-batma ile ilişkili kalkalkalen karekterli ve yay volkanizması ürünü oldukları belirlenmiştir.Pütürge Metamofitlerini kesen asidik (tonalit) ve ortaç (andezit porfir- diyabaz) bileşimli kayaçlar ilk kez bu çalışmada belirlenmiş, Sarkız ve Baizge yöresine ait damar kayaçları şeklinde iki ayrı litolojik birim olarak değerlendirilmiştir. Birime ait diyabaz ve andezit porfir örneklerinden 36±5,8 ve 48,1±5,5 milyon yıllık sonuçlar elde edilmiştir (Pişkin, 1972). Sarkız yöresine ait damar kayaçları, Maden Karmaşığ'ına ait örneklerle benzer özellikleri gösterdiğinden, bu kayaçların Maden Karmaşığı'nda olduğu gibi, olgunlaşmamış bir ada yayı volkanizmasının ürünü olduğu düşünülmektedir. Baizge yöresi damar kayaçlarının da, Sarkız yöresi damar kayaçlarını oluşturan volkanizmanın ileriki safhasına karşılık geldiği ve bu kayaçların Orta Eosende, olasılıkla Pütürge Masifi kuzeyinde yer alan, Maden Marjinal Baseninde kısmen okyanusal kabuk, kısmende kıtasal kabukta gelişen ve henüz ilk aşamalarında olan erginleşmemiş ensimatik bir ada yayı volkanizmasının ürünü olduğu düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Çelikhan-Sincik, Damar kayaçları, Şifrin Grubu, Kömürhan Ofiyoliti, Volkanik yay
Hidroksiüre türevi 1,3,4-tiyadiazol bileşiklerinin antitümör ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi
Bu araştırmada, hidroksiüre türevi 1,3,4-tiyadiazol bileşiklerinin ve bunların metal komplekslerinin deri altına enjeksiyonu ile ratların, lipid peroksidasyonunun derecesini gösteren serum MDA konsantrasyonu, antioksidan A, E, C vitaminlerinin düzeyleri üzerine olan etkisi ve antitümör özellikleri araştırıldı.Deney grupları arasındaki karşılaştırılmalarda serum C, A ve E vitaminleri konsantrasyonlarının istatistiksel olarak değiştiği, fakat serum MDA düzeyinin istatistiksel olarak değişmediği gözlendi. Bununla beraber, tiyadiazol bileşiklerinin ve metal komplekslerinin in vitro antitümör aktiviteye sahip olduğu belirlendi.Anahtar Kelimeler: 1,3,4-Tiyadiazol, Biyolojik Aktivite, Hidroksiüre, Antitümör Aktivite, Antioksidan Vitaminler(A,E,C), MDA
Perklorofenol grubu ihtiva eden yeni ftalosiyanin komplekslerinin sentezi, karakterizasyonu, termal ve elektrokimyasal özellikleri
Bu çalışmada, ilk önce 4-nitroftalinitril ve pentaklorofenolden 4-(pentaklorofenoksi) ftalonitril sentezlendi. Daha sonra Cu(II), Co(II), Ni(II) ve Zn(II) asetat tuzları ile reaksiyonundan 2,9,16,23, tetrakis (4-(pentaklorofenoksi)) fitalosiyaninato (Co, Cu, Ni, Zn) kompleksleri elde edildi.Sentezlenen komplekslerin yapıları elemental analiz, IR, termal analiz (TGA, DTA), UV-görünür bölge spektroskopisi yöntemleri ile karakterize edildi ve bu komplekslerin elektrokimyasal özellikleri incelendi.Anahtar kelimeler: ftalosiyanin, ftalimid, pentaklorofenol, CuPc, CoPc, NiPc, ZnPc
Sürekli tablalı kirişsiz döşemelerin davranışına boyutsal parametrelerin etkisi ve kurallarının belirlenmesi
Bu çalışmada, eşit açıklığa sahip sürekli tablalı kirişsiz döşemeli bir betonarme kat çerçevesi incelenmiştir. Sayısal uygulama için, her iki doğrultuda eşit döşeme açıklığına sahip beş açıklıklı bir kat çerçevesi seçilmiştir. Analizlerde sonlu eleman ayrılaştırması ile üç boyutlu kat çerçevesi yaklaşımı kullanılmıştır. Sonlu eleman modellemesinde bant kiriş veya döşeme bandı olarak isimlendirilen döşemenin kalınlaştırılmış kısmı çerçeve eleman ve döşemelerde plak eleman olarak kabul edilmiştir. Kat çerçevesinin, beton sınıfı, hesap açıklığı, sürekli tablaların genişlik ve yükseklikleri ile donatı oranları değiştirilerek toplamda 810 adet çözüm elde edilmiştir. Ölü ve hareketli yükler altında kat çerçeve sisteminin doğrusal olmayan davranışı için toplanmış tip plastik mafsal modeli kullanılmıştır. Dış ve iç açıklıklarında, mesnet ve açıklık momentleri ve oluşan düşey yer değiştirmeler hesaplanmıştır. Bu sonuçlar kullanılarak, STATISTICA programı yardımıyla, moment ve yer değiştirme fonksiyonları elde edilmiştir. Tanımlanan fonksiyonlar ve eşdeğer çerçeve yöntemiyle elde edilen sonuçlar, sonlu elemanlar yöntemi sonuçlarıyla ayrı ayrı karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak önerilen yöntem çözümlerinin, eşdeğer çerçeve yöntemine göre sonlu elemanlar yöntemi ile daha uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi kampüs binalarının deprem performanslarının belirlenmesi
Bu çalışmada, Elazığ ve bölgesinde mikro bölgeleme çalışmasına örnek teşkil etmesi ve ileriki çalışmalara zemin hazırlaması amacıyla Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi kampusu içerisinde yer alan binaların öncelikle mevcut durumları değerlendirilmiş ve daha sonra bu binaların lineer olmayan statik itme analizi ile deprem performansları belirlenmiştir. Çözümler için Elektirik-Elektronik, Makine, İnşaat, Hidrolik, Bilgisayar ve Kimya mühendisliği binalarının lineer olmayan analizleri yapılmıştır. Binaların sonlu eleman modelinde üç boyutlu çerçeve ve kabuk elemanlar kullanılmıştır. Lineer olmayan davranışın sadece çerçeve elemanlarda oluştuğu kabul edilmiş olup toplanmış tip plastik mafsal modeli ile idealize edilmiştir. Tüm binaların zemin ortamı ise rijit kabul edilmiştir.Bu binalar içerisinde, Bilgisayar mühendisliği bölüm binasının en iyi performansı sergilediği; en kötü binanın ise Kimya mühendisliği bölüm binası olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Lineer olmayan analiz, Plastik mafsal, Üç boyutlu çerçeve elemanve statik itme analizi