Institute

Institute of Health Sciences

Fırat University

395

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Farklı yoğunluktaki sabit yük egzersiz testlerinin vücut metabolizması ve substrat kullanımları üzerine etkilerinin belirlenmesi

Vücut substrat kullanımında uygun yağ yakım bölgesini belirlemek için 5 farklı sabit yük egzersiz testi karşılaştırılmalı olarak incelendi. Yedi sedanter erkek denek lokal etik komite iznini okuyup imzaladıktan sonra çalışmaya katıldılar. Başlangıçta denekler anaerobik eşik (AE), solunum kompanzasyon noktası (SKN) ve maksimal egzesiz kapasitesinin (Wmax) belirlenmesi için bisiklet ergometre ile artan yüke karşı yapılan egzersiz testine (15 W/dk) katıldılar. Sonra her denek 5 farklı sabit yük egzersiz tesine katıldılar (30 dk): AE'nin %25 altı, AE' de, SKN' de, AE'nin %25 üstünde ve AE'nin %100 üstünde. Solunum ve pulmoner gaz değişim parametreleri nefesten-nefese değerlendirildi. Metabolik değişim solunum katsayısı (RQ) ile belirlendi. AE ve SKN V-Slope ve diğer konvensiyonel metotlar ile belirlendi. Verilerin analizinde Paired Resti kullanılmıştır. Yağ oksidasyon oranı SKN de (0.917±0.04), AE'nin %25 altı (0.952±0.01) ve AE'ye (0.950±0.02) göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). RQ, AE'nin %25 üstü (1.046±0.03) ve AE'nin %100 üstü (1.530±0.09) iş güçlerinde düzenli olarak arttı.Egzersiz yoğunluğu arttıkça (AE'nin % 25 altından AE'ye ve SKN'ye) yağ oksidasyonunun artmasına neden olmaktır. Ama SKN'nin üstündeki iş gücü artışı anaerobik glikoliz sayesinde karbonhidrat oksidasyonunun artışıyla sonuçlanmaktadır. SKN'de yapılan iş gücüdeki yağ oksidasyonunun artışı, klinik bilimleri için önemli bir egzersiz protokolüdür.Anahtar Kelimeler: Egzersiz Testi, Metabolizma, Anaerobik Eşik, Solunum Katsayısı.

Anaerobik eşikEgzersizEgzersiz testi+3
Seda Uğraş
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Futbol klasman hakemlerinin maruz kaldıkları yıldırma (mobbing) davranışlarının incelenmesi

Bu araştırmada, Türkiye Futbol Federasyonu bünyesinde faal olarak görev yapan hakemlere psikolojik yıldırma uygulayan unsurlar ile hakemlerin maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının düzeyleri, bazı demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, Türkiye Futbol Federasyonunun profesyonel ve amatör liglerinde faal olarak görev yapan toplam 638 klasman hakemi oluşturmuştur. Örneklemini ise; evrenden tesadüfü yöntemle seçilmiş ve yine Türkiye Futbol Federasyonunun profesyonel ve amatör liglerinde faal olarak görev yapan farklı klasmanlara sahip (FİFA hakemi, FİFA hakem yardımcısı, üst klasman hakemi, üst klasman hakem yardımcısı, klasman hakem, klasman hakem yardımcısı, bayan klasman hakem) toplam 374 hakem oluşturmaktadır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Konu ile ilgili verilerin toplanması için araştırmacı tarafından geliştirilen, "Futbol Hakemlerine Mobbing Ölçeği (FHMÖ)" kullanılmıştır. Ölçek üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde katılımcı hakemlerin demografik bilgilerini belirleyebilmek için 7 madde yer almış, ikinci bölümde hakemlerin yıldırma davranışlarına maruz kalma düzeylerini belirlemek amacıyla 21 madde yer almıştır. Ölçeğin üçüncü bölümünde ise hakemlere psikolojik yıldırma uygulayanların genellikle kimlerin olduğunu belirleyebilmek için 12 madde sorulmuştur. Ölçeğin geçerlilik ve güvenirlik çalışmasında 21 maddenin üç alt boyuttan (Bireyin mesleğine, sosyalliğine ve kişiliğine yönelik saldırı) oluştuğu, 12 maddesinin ise iki alt boyuttan (Spor ve sosyal çevre) oluştuğu belirlenmiştir. Ölçeğin bireyin mesleğine, sosyalliğine ve kişiliğine yönelik saldırı boyutlarının (21 madde) açıkladığı toplam varyansın 61,32, cronbach's alpha iç tutarlılık katsayısı ise 0,92 olarak hesaplanmıştır. Faktör yüklerinin ise 0,50 ile 0,86 arasında olduğu tespit edilmiştir. Spor ve sosyal çevre alt boyutlarının açıkladığı toplam varyansın ise (12 madde) 88,7, cronbach's alpha iç tutarlılık katsayısı ise 0,97 olarak hesaplanmıştır. Faktör yüklerinin ise 0,66 ile 0,88 arasında olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada verilerinin değerlendirilmesinde; bağımsız iki değişken arasındaki ilişkiyi bulmak amacıyla t- testi, tek yönlü varyans analizi (F), farkın kaynağını bulmak için Tukey testi sonuçları dikkate alınmış ve uygulanan ankette değişkenler arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek için anlamlılık düzeyi p<0,05 alınmıştır. Araştırma bulgularına göre; araştırmaya gönüllü olarak katılım sağlayan 374 hakemin genellikle erkek (% 92,2) ve evli oldukları (% 58,6), 28 ile 37 yaş arasında oldukları (% 71,6), lisans düzeyinde eğitim aldıkları (% 70,9), klasman yardımcı hakem görevinde oldukları (% 39,3), 9-12 yıl arasında hakemlik yaptıkları (% 34,8) belirlenmiştir. Ayrıca hakemliğin dışında başka bir meslek sahibi oldukları (% 79,9) sonucuna ulaşılmıştır. Katılım sağlayan 374 hakemden 184?ünün (% 49,2) ölçeğin genel toplamında çeşitli yıldırma davranışlarına orta altı düzeyde (x=2,28) maruz kaldıkları belirlenmiştir. Ölçeğin alt boyutlarından olan bireyin mesleğine yönelik saldırılardan ise orta düzeyde (x=2,72) yıldırma algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Yine araştırmada bu davranışların spor çevresinden; taraftarlar, futbolcular, medyadaki futbol yorumcuları ile antrenörlerden kaynaklı olduğu ve hakemlerin bu unsurlardan hareketle yıldırma davranışlarına orta ve orta altı düzeyde maruz kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yönetimden (MHK) hakemlere karşı düşük düzeyde de olsa yıldırma davranışlarının uygulandığı belirlenmiştir. Hakemlerin algıladıkları bu yıldırma duygusu karşısında, yönetecek oldukları maçlara kendilerini hazırlayamama ve bunun neticesinde de maçın ağırlığını kaldıramayarak maçlarda telafisi olamayacak hataların yapılabilmesine, maçın doğru bir şekilde yönetilmesi yönünde aksaklığa neden olabileceği söylenebilir.

FutbolFutbolcularHakemler-spor+2
Serkan Hacıcaferoğlu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Beden eğitimi ve spor yüksekokulunun toplam kalite yönetimi bakımından değerlendirilmesi (Fırat Üniversitesi örneği)

Bu çalışmanın amacı, Fırat Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin ve öğretim elamanlarının memnuniyet derecelerinin saptanması ve yeterliliklerinin tespitidir. Araştırma evreni, Fırat Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu?nda öğrenim gören 817 öğrenci ve Fırat Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu?nda görev yapan 21 öğretim elemanından oluşmaktadır. Araştırmamızın örneklemi ise Fırat Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Spor Yöneticiliği ve Antrenörlük Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören tesadüfi yöntemle seçilmiş 291?i erkek, 173?ü bayan olmak üzere 464 öğrenci ve 20 öğretim elamanından oluşmaktadır. Çalışma grubu; 3 farklı programda öğrenim gören birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileridir. Çalışmada öğrencilere 14 bölüm ve 45 sorudan oluşan öğrenci memnuniyeti anketinden öğretim elamanları için ise 38 sorudan oluşan çalışan memnuniyeti anketinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde; ana başlıklarıyla 3 grup problem tespit edilmiş ve çözüm yolları önerilmiştir. Bunlar; fiziki altyapı ve kullanılan araç ve gereçler, öğretim yöntemleri, başarının değerlendirme kriterleridir. Fırat Üniversitesinde Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun Toplam kalite yönetimi bakımından değerlendirilmesi sonucunda; eğitimde toplam kalitenin artırılması için sadece öğretim elemanı ve öğrenci odaklı düşünülmemesi, bunun yanı sıra fiziki ve sosyal imkânların da göz önünde bulundurulması gerektiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu, Toplam Kalite Yönetimi, Öğrenci Memnuniyeti, Çalışan Memnuniyeti

Beden eğitimiBeden eğitimi ve spor yüksekokullarıPersonel+3
Metin Yıldız
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Fırat havzasında bulunan bazı Üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerin spor marka ürünleri tercihlerinin belirlenmesi

1. ÖZET Marka herhangi bir işletme tarafından üretilerek ya da daha çok aracı kurum tarafından piyasaya arz edilmekte olan, hizmetlere bir kimlik kazandıran, ilgili ürünü rakiplerinden farklı kılan bir terim, sembol, isim ya da bunların kombinasyonudur. Bu araştırmada, Fırat Havzası'nda (Elazığ, Malatya, Bingöl, Tunceli) bulunan bazı üniversiteler ve bu üniversitelerde öğrenim görmekte olan öğrencilerin spor marka ürünleri tercihlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından anket formu uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler; bilgisayar ortamında SPSS 15.0 istatistik programında analiz edilmiştir. Araştırmada veriler anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Anket soruları iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda demografik bilgiler, ikinci kısımda 5'li Likert tipi sorular oluşturmaktadır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzde, frekans, ki kare ve Anova (tek yönlü varyans analizi) testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, işletmeler için en önemli pazarlama hedeflerinden biri müşteri sadakatini artırmaktır. Bu da müşterilere sürekli kaliteli ürün ve hizmet sunarak mümkün olur. Tüketici, satın aldığı ürünün kalitesine göre bir değerlendirme yapar. Spor işletmelerinin ürün veya hizmetlerini amaçlan doğrultusunda etkin bir biçimde pazarlayabilmesi veya pazardaki diğer spor işletmeleriyle rekabet edebilmesi, ancak marka olmakla başarılabilir. Anahtar Kelimeler: Spor, Marka, Marka Tercihi, Kalite, Dayanıklılık

DayanıklılıkKaliteMarka+2
Galip Yavuz
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Poşet içi karkas dekontaminasyon metodunun taze poşet piliçlerin raf ömrü üzerine etkisi

Bu çalışma kesim aşaması tamamlanmış ve dekontaminasyon sıvısı ile muamele edilmiş bütün piliç karkaslarının, bu sıvıyı 15 ml içeren poşetlerde muhafazası esnasındaki raf ömrü ve duyusal niteliklerinde meydana gelen değişimleri belirlemek amacıyla yapıldı. Deneyler ticari bir kesimhanede, ambalajlama öncesi aşamadaki bütün piliçler üzerinde yapıldı. Kontrol grubu, % 1 laktik asit (LA), % 0.1 Setilpiridinyum klorid (SPK) ve % 8 Trisodyum fosfat (TSP) olmak üzere 4 grup oluşturuldu. Piliç karkasları, kontrol grubu hariç, dekontaminasyon sıvıları içerisine daldırılıp bekletilmeden çıkarıldı ve naylon poşetlere konduktan sonra poşet içersine 15 ml aynı dekontaminasyon solüsyonundan konularak poşetler klipslendi. Poşet piliçler 4° C?de muhafazaya alınarak 0, 3, 7, ve 10. günlerde mikrobiyolojik (toplam aerobik mezofilik ve psikrotrof genel canlı sayıları, koliform bakteri sayısı, maya ve küf sayısı ve Salmonella varlığı) ve duyusal (görünüm, tekstür, lezzet ve genel kabul) olarak değerlendirildi. Mikrobiyolojik analizlerde ?tüm karkas çalkalama metodu? kullanıldı. Üç tekerrürlü olarak yapılan bu çalışmada, mikrobiyel flora üzerinde kontrol grubuna göre deneme gruplarında ilk 3 gün içerisinde sınırlı bir antimikrobiyel etki görülse de, 7 ve 10. günlerde bu fark ortadan kalktı (p>0.05). 0-10. günler arası değişimler toplam aerobik mezofil canlı sayısı için 4.5-7.9 log10 kob/ml, psikotrof canlılar için 3.6-8.58 log10 kob/ml, koliform bakteriler için 2.7-6.7 log10 kob/ml, maya-küfler için 2.2-5.9 log10 kob/ml olarak belirlendi. Bütün analiz günlerinde Salmonella spp. varlığı tespit edildi. Muhafazanın ilk gününde asidik (pH 3.9, % 1 LA grubu) veya alkalik (pH 11.3, % 8 TSP grubu) olan poşet içi sıvı pH değerleri, nötrale doğru değişerek 10. günde LA grubunda 6.1?e, TSP grubunda 7.0?e ulaştı. Pişirilmiş göğüs etlerinin duyusal değerlendirmeleri sonucunda, gruplar arasında 0?7 günler arasında önemli bir fark bulunmadı. 10. günde tüm grupların duyusal nitelikleri kabul edilemez olarak değerlendirildi. Kesim hijyeni ve kesim aşamasındaki dekontaminasyon uygulamalarına ilave olarak, muhafaza esnasında da antimikrobiyel etkiyi sürdürmek için inovatif uygulamalara ihtiyaç bulunmaktadır. Ambalaj içi uygulamalar çeşitli ürünlerde uygulanmaktadır. Kanatlı sektöründe bu çalışmadaki deneysel yaklaşım genişletilerek optimize edilebilir. Anahtar Kelimeler: Piliç, raf ömrü, dekontaminasyon, Salmonella

ArındırmaEt ürünleriRaf ömrü+4
İbrahim Alper Uysal
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadın bilek güreşçilerinde düzenli ve planlı antrenman programının vücut kompozisyonu, endojen amino asitler ve bazı kan parametreleri üzerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmada, bilek güreşi yapan üniversite öğrencilerinde antrenman sürecinin vücut kompozisyonu, glikoz-insülin düzeyleri ve endojen amino asitler üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Araştırmaya katılan ve bilek güreşi yapan 24 kadın tesadüfî yöntemle (random) iki gruba ayrılmış ve yine tesadüfî yöntemle gruplar antrenman yapan (n=12, 21.0 ±1.77) ve antrenman yapmayan (n=12, 22.3 ±1.69) gruplar olarak belirlenmiştir. Çalışmada, kadın bilek güreşi sporcuları arasında zamana bağlı olarak kilo, beden kitle indeksi (BKI) vücut yağ ağırlığı ve yağsız vücut ağırlığı parametreleri bakımından istatistiksel olarak bir fark bulunmazken (P<0.05), gruplar arasında beden kitle indeksi farklılık göstermiştir (P<0.005). Vücut parametreleri grup-zaman arasındaki interaksiyon ile etkilenmemiştir. Gruplar arası serum insülin ve insülin/glikoz oranı seviyelerinde bir fark tespit edilmemiştir (P>0.05). Serum glikoz düzeyi grup (P<0,02) ve grup-zaman interaksiyonu (P<0,01) ile etkilenmiştir. Endojen amino asit miktarları genellikle egzersiz programı sonrası artmış, ancak glisin ve prolin düzeyleri ise azalmıştır (P<0.05). Kadın bilek güreşi sporcularında BKI, insülin ve glikoz değerleri ve endojen amino asitler arasındaki korelasyonlar tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada elde edilen veriler kadın bilek güreşi sporunda düzenli ve planlı antrenman sürecinin vücut kompozisyonu ve endojen amino asitler üzerine etkili olduğu tespit edilmiş ve bu verilerin literatüre bir katkı sağlayacağı kanaatine varılmıştır. Anahtar kelimeler: kadın bilek güreşi, egzersiz, amino asitler, insülin

Amino asitlerAntrenmanEgzersiz+6
Mustafa Karadağ
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sodyum laktat ve thymol'un Aynalı sazan balığı (Cyprinus carpio l.)'ndan yapılan köftelerin bazı mikrobiyolojik, kimyasal ve duyusal nitelikleri üzerine etkisi

Bu çalışma, aynalı sazan (Cyprinus carpio L.) balığından yapılan köftelerin bazı mikrobiyolojik, kimyasal ve duyusal özellikleri üzerine thymol ve sodyum laktat'ın tek başlarına ve kombine halde kullanımlarının etkilerini araştırmak amacıyla yapıldı. Hazırlanan köfte örnekleri altı gruba ayrıldı. Gruplar kontrol, % 1 sodyum laktat, % 0,1 thymol, % 0,25 thymol, % 1 sodyum laktat + % 0,1 thymol ve % 1 sodyum laktat + % 0,25 thymol olacak şekilde hazırlandı. Hazırlanan köfte örnekleri köpük tabaklara yerleştirildi, streç film ile kaplandı ve buzdolabı şartlarında (4±1oC'de) muhafazaya alınarak 0., 4., 6., 8. ve 10. günlerde mikrobiyolojik (toplam mezofilik aerob mikroorganizma, toplam psikrofilik aerob mikroorganizma, koliform, Pseudomonas spp. ve maya-küf), kimyasal (pH, toplam uçucu bazik azot ve tiyobarbitürik asit) ve duyusal (lezzet, koku, renk) nitelikleri bakımından incelendi. Mikrobiyolojik analiz sonuçları, % 1 sodyum laktat ile % 1 sodyum laktat + % 0,25 thymol ilave edilmiş köfte örneklerinin diğer gruplara göre daha uzun muhafaza süresine sahip olduklarını (p<0,05), diğer gruplar arasında ise mikrobiyolojik ve muhafaza süresi bakımından bir farklılık olmadığını (p>0,05) gösterdi. Kimyasal analiz sonuçları, kontrol grubu da dahil diğer köfte grupları arasında toplam uçucu bazik azot (TVB-N) ve tiyobarbitürik asit (TBA) değerleri bakımından bir farklılık olmadığını gösterdi (p>0,05). pH değeri açısından ise sadece 0. günde hafif bir pH düşüşüne bağlı olarak % 0,1 thymol ile % 1 sodyum laktat + % 0,1 thymol içeren grupların diğer gruplardan farklı oldukları görüldü (p<0,05). Duyusal değerlendirme sonuçları, kontrol grubu da dahil diğer köfte grupları arasında renk açısından bir farklılık olmadığını gösterdi (p>0,05). Koku açısından günlere bağlı olarak gruplar arasında farklılıklar olduğu tespit edildi (p<0,05). Lezzet açısından da, gruplar arasında farklılıklar olduğu (p> 0,05), artan thymol konsantrasyonuna bağlı olarak bazı grupların kabul edilemez bir aromaya sahip oldukları görüldü. Sonuç olarak, balık köftelerine ilave edilen thymol'un mikrobiyel ve muhafaza süresi açısından önemli sayılabilecek bir etki göstermediği, fakat duyusal açıdan ise ürünün nitelikleri üzerine olumsuz etkiye sahip olduğu ortaya konuldu.

Antienfektif ajanlarBalık köftesiBalıklar+5
Pelin Erol
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde obezite sıklığı, fiziksel aktivite düzeyi ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının incelenmesi

Obezite hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde görülme sıklığı artan, çocukları olduğu kadar, giderek erişkinleri de etkileyen kronik bir hastalıktır. Günümüzde obezitenin görülme sıklığı her yaş grubunda artmaktadır. Bunun nedeni modern yaşamın getirdiği beslenme alışkanlıklarının bozukluğu ve bireylerin fiziksel aktiviteden uzaklaşarak hareketsiz bir yaşam sürmeleridir. Üniversite öğrencilerinde obezite sıklığı belirlemek, fiziksel aktivite düzeyi ile sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını incelemek amacıyla yapılmış olan bu araştırma Adıyaman Üniversitesi?nde 2012-2013 eğitim öğretim yılında öğrenim gören öğrencilere uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik paket programında analiz edilmiştir. Merkez kampüste öğrenim gören 9264 öğrencinin 1260?ına ulaşılmıştır. Araştırmada deneklere antropometrik vücut ölçümü yapılmış olup fiziksel aktivite düzeyi ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucu veriler incelendiğinde araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin % 47,94?ünü (604 öğrenci) erkek, % 52,06?sını (656 öğrenci) kadın öğrencilerin oluşturduğu tespit edilmiştir. Bunun sonucunda araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin 815 (%64,69)?unun normal kilolu, 322 (%25,55)?inin fazla tartılı, 123 (%9,76)?sının ise obez olduğu tespit edilmiştir.

Fiziksel aktiviteObeziteSağlık+3
Fatih Murathan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bıldırcınlarda kurkuminin ovaryum ısı şok proteinleri (Hsp) ve nükleer faktör kappa B (NF-kB) ekspresyonu üzerine etkisi

Kanatlılarda sıcaklık stresi yem yüketimi ve besin madde kullanımını azaltarak büyüme, yumurta verimi, yumurta kalitesi ve ekonomik kayıplara dolayısıyla performansta düşüşlere neden olmaktadır. Aynı zamanda, yüksek çevre sıcaklığı kanatlılarda oksidatif stres ile ilişkili olan oksidatif hasar artışına ve plazma antioksidan düzeylerinde düşüşlere neden olmaktadır. Sıcaklık stresine bağlı olarak görülen bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için antioksidanlar kanatlı diyetlerine katılmaktadır. Kurkumin, zerdeçal olarak da bilinen Hint safranı baharatında (Curcuma longa) bulunan doğal bir polifenol olup antioksidan ve antiinflamatuar etkilidir. Bu çalışmada, yüksek çevre sıcaklığına maruz kalan bıldırcınlarda kurkuminin ovaryum nükleer faktör kappa B (NF-?B) ve ısı şok proteinleri (Hsp) üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma, 180 adet Japon bıldırcını (Coturnix coturnix japonica) ile 2 x 3 (sıcaklık, kurkumin dozu) faktöriyel deneme düzeninde yürütülmüştür. Hayvanlar gün boyunca kontrollü bir odada 22 °C (Termonötral, TN grup) ve 34 °C?de günde 8 saat boyunca yüksek ısı koşullarında (09:00-17:00 arası; Stres Grubu, SS) tutulmuştur. Her iki ortamda da hayvanlar bazal diyet ve farklı düzeylerde kurkumin içeren (200, 400 mg/kg yem) diyetlerle beslendiler. Sıcaklık stresine bağlı olarak bıldırcınların ovaryum NF-?B, Hsp60, Hsp70 ve Hsp90 düzeyleri sırasıyla %80.3 61.3, 51.5 ve 55.5 artış göstermiştir. Ancak, diyete kurkumin ilavesi ile TN şartlarda yetiştirilen bıldırcınlara göre SS altında yetiştirilen bıldırcınlarda, ovaryum NF-?B, Hsp60, Hsp70 ve Hsp90 düzeyleri sırasıyla %24.8, 33.2, 18.4 ve 26.5 oranında azalmıştır (P < 0.0001). Kurkumin artışına bağlı olarak NF-?B (%153.1-84.9), Hsp60 (%139.4- 86.4), Hsp70 (%133.8 - 88.3) ve Hsp 90 (%145.6 - 90.2) düzeyleri lineer bir azalma göstermiştir (P<0.0001). Sonuç olarak kurkumin ilavesinin sıcaklık stresi altındaki bıldırcınlarda, ovaryum nükleer transkripsiyon faktörü ve ısı şok protein düzeylerini azaltmıştır.

BıldırcınKurkuminNükleer faktör-kappa B+2
Nalan Durmuş
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kulak çınlaması (tinnitus) oluşturulmuş ratların koklear çekirdeklerinde bazı iyon kanalı ekspresyonlarının incelenmesi

Kulak çınlaması, dış kaynaklı sesin yokluğunda hayali ve değişik nitelikteki seslerin işitsel olarak algılanmasıdır. Populasyonun kabaca % 10-15?ini etkiler ve bu oranın yaklaşık %20?si hayat kalitesinin olumsuz etkilenmesinden dolayı tıbbi yardıma ihtiyaç duyar. Ancak bu rahatsızlığın oluşum mekanizması henüz tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışma, sodyum salisilatla ve aşırı gürültü oluşturulan rat kulak çınlaması modelinde bazı (CaV, HCN, NaV, KV, TRPM) iyon kanalı ekspresyonlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Deneyde 48 tane 4 aylık erkek Wistar Albino rat (195-330 gr) kullanıldı. Ratlar floresan immunohistokimya analizi yapılacak olanlar ve Gerçek Zamanlı PZR analizi yapılacak olanlar olmak üzere (n=24) iki gruba ayrıldı. Daha sonra bu iki grup da kendi içinde sodyum salisilatla kulak çınlaması oluşturulacak grup (SAT), aşırı gürültüyle kulak çınlaması oluşturulacak grup (NT) ve kontrol grubu olmak üzere üç alt gruba ayrıldı. Kulak çınlaması oluşturulduktan sonra, koklear çekirdek dokuları toplanarak analizler gerçekleştirildi. Deney grupları kontrol grubu değerleriyle karşılaştırıldığında HCN1, HCN2, HCN4, SCN1A, SCN2A1, SCN3A, TRPM2, TRPM7, KCNH2, KCNH7, CACNA1B mRNA?larının (p<0,05) istatistiksel olarak azaldığı bulundu. Ayrıca HCN1, HCN2, HCN4, Erg1-2-3 ve Erg3 iyon kanalları için yapılan floresan immunohistokimya analizinde deney gruplarından elde edilen düzeltilmiş toplam alan floresan yoğunlukları kontrol grubundan elde edilenlerden daha az ölçüldü. Sonuç olarak, aşırı gürültüyle ve sodyum salisilatla oluşturulan kulak çınlaması oluşturulmuş ratların koklear çekirdek dokusunda bazı iyon kanalı ekspresyonun baskılandığı gözlemlenmiştir. Ancak bu değişimin oluşum mekanizmasındaki yerinin belirlenmesi için işitme yolağındaki tüm iyon kanalı eksperyon değişimlerinin bir bütün olarak incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Gerçek Zamanlı PZR, immunohistokimya, iyon kanalı, kulak çınlaması, sodyum salisilat.

KokleaKoklea hastalıklarıPolimeraz zincirleme reaksiyonu+4
Yasemin Üstündağ
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00