
13
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Çeşitli örtücü ahşap boyalarının ağaç malzeme ve levhaların yanma direncine etkileri
Bu çalışma, çeşitli örtücü ahşap boyaların ağaç malzeme ve levhalar üzerine yanma direncine etkilerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Bu maksatla malzeme olarak Doğu kayını (Fagus oriantalis L.), Sarıçam (Pinus silvestris L.), Sapsız meşe (Quercus petraea L.) orta yoğunlukta lif levha (MDF) ve yonga levha kullanılmıştır. Belirlenen malzemelerden rastgele alınan örnekler 13*13*72 mm ebatında hazırlanmıştır. Hazırlanan örnekler akrilik, sentetik ve selülozik boya (lake boya) ile ASTM-D-3023 göre boyanmıştır. Hazırlanan örneklerin yanma deneyleri ASTM E 160–50'ye göre belirlenmiştir. Yanma direnci; malzeme türüne göre en yüksek Doğu kayınında, en düşük yonga levhada, boya çeşidine göre en düşük akrilik boyada en yüksek sentetik boya da belirlenmiştir. Kendi kendine yanma sıcaklığı; malzeme türüne göre en yüksek yonga levha da (716,8), en düşük Doğu kayınında (645,7), malzeme türü, boya çeşidi ve kat sayısı etkileşimine göre en yüksek Yl+Sn+I' de (tek kat sentetik boya ile boyanmış yonga levha) (752,3), en düşük MDF+Sn+II'de (iki kat sentetik boya ile boyanmış MDF) (573,2) belirlenmiştir. Kendi kendine yanmaya bağlı ışık yoğunluğu; malzeme türüne göre en yüksek yonga levhada (865,3), en düşük ise sarıçam da (839,5), malzeme türü, boya çeşidi ve kat sayısı etkileşimine göre en yüksek Yl+Ak+I'de (tek kat akrilik boya ile boyanmul yonga levha) (888,2), en düşük Sç+Sl+II'de (iki kat selülozik boya ile boyanmış sarıçam) (776,4) belirlenmiştir. Buna göre yangına karşı dayanımın yüksek olması istenilen yerlerde Doğu kayını kullanımı ve sentetik boya çeşidi önerilebilir.
Doğal ağaç taneni ile modifiye edilmiş bazı ağaç türlerinde ısı geçirgenliğinin incelenmesi
Bu çalışmada ağaçişleri endüstrisinde yaygın kullanılan Sarıçam (Pinus Sylvestris), Sapsız Meşe (Quercus Petraea) ve Kestane (Castanea Sativa) türlerinden elde edilen ahşap malzemenin, ceviz meyvesinin yaprakları ve dış kabuklarından elde edilen doğal tanen çözeltisi ile emprenye edilmesi (modifikasyon) sonucu ısı iletkenlik katsayısı (λ) ve ısı geçirgenlik katsayısı (U) değerlerinde oluşan değişim incelenmiştir. Bu amaçla, her 3 ahşap türünden de farklı düzeylerde (3 kat ve 6 kat fırça ile sürme, 4 saat ve 8 saat daldırma) emprenye işlemi uygulanan 60 adet ölçüm numunesi ile emprenye işlemi uygulanmamış olan her bir ahşap türünden 5' er adet olmak üzere 15 kontrol numunesi, toplamda 75 adet ölçüm numunesi hazırlanmıştır. Numuneler ilk olarak 20±2 °C sıcaklık ve %65±5 nispi nem, daha sonra sırasıyla 40±2 °C sıcaklık ve %35±5 nispi nem ve 10±2 °C sıcaklık ve %50±5 nispi nem koşullarında iklimlendirilerek ısıl özelliklerini tespit etmek amacıyla λ ve U değerleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, doğal tanen ile emprenye işleminden sonra, kontrol örnekleriyle kıyaslandığında, 6 kat fırça uygulamasının %1,5; 8 saat daldırma uygulamasının %2,9 oranında ısı iletkenliğini (λ) azalttığı (yalıtkan hale getirdiği); 8 saat daldırma işlemi uygulanan numunelerin %3,6; 6 kat fırça uygulanan numunelerin %3,7 oranında ısı geçirgenliğinin (U) azaldığı, dolayısıyla daha fazla yalıtkanlık sağladığı tespit edilmiştir.
Kafelerde kullanılan duvar kaplama malzemelerinin kullanıcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi
Bu tezde, iç mekânlarda yaygın olarak kullanılan üç farklı duvar kaplama malzemesinin (ahşap, beton, metal) katılımcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, insanların büyük bir kesimi tarafından yemek yeme eylemi yanında çeşitli sosyal aktiviteler ve bireysel/toplu çalışma ortamı olarak kullanılan kafeler araştırma ortamı olarak seçilmiştir. Daha sonra üç farklı duvar kaplama malzemesi kullanılan sanal deney mekânları modellenmiş ve katılımcıların bu sanal mekânların fiziksel çevre faktörlerini değerlendirmeleri ayrıntılı bir anket yardımıyla ölçülmüştür. Sonuçta, katılımcılar tarafından açık renkli duvar kaplama malzemeleri kullanılan kafelerin, koyu renkli duvar kaplama malzemeleri kullanılan kafelere oranla daha olumlu yönde algılandığı, ayrıca açık renkli ahşap duvar kaplaması kullanılan kafelerin, beton ve metal duvar kaplaması kullanılan kafelere oranla daha sıcak bir malzeme olarak değerlendirildiği belirlenmiştir. Ayrıca, tasarım eğitimi alan katılımcıların kafelerin fiziksel çevre faktörlerini tasarım eğitimi almayanlara göre daha olumsuz yönde algıladıkları belirlenmiştir. Fakat kafelerin fiziksel çevre faktörlerini katılımcıların cinsiyetlerine göre değerlendirmeleri arasında önemli bir farklılık bulunamamıştır.
Büyük açıklıkların geçilmesinde kullanılan taşıyıcı sistem malzemelerinin kullanıcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkisi
Bu tezde, iç mekânlarda yaygın olarak kullanılan üç farklı taşıyıcı sistem malzemelerinin (lamine ahşap kiriş, ard germeli beton kiriş, çelik kiriş) katılımcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, insanların önemli bir kesimi tarafından yüzme gibi çeşitli spor aktivitelerinin yapıldığı büyük açıklıklı olimpik yüzme havuzu mekânı araştırma ortamı olarak seçilmiştir. Daha sonra üç farklı taşıyıcı sistem malzemesi kullanılan sanal deney mekânları modellenmiş olup, katılımcıların bu sanal mekânların fiziksel çevre faktörlerini algısal değerlendirmeleri ayrıntılı bir anket yardımıyla ölçülmüştür. Sonuçta, katılımcılar tarafından taşıyıcı sisteminde lamine ahşap malzeme kullanılan olimpik yüzme havuzu mekânının, ard germeli beton ve çelik malzeme kullanılan mekânlara oranla daha sıcak, aydınlık, çekici, ferah, samimi, yakın, iyi planlanmış, özgür, sade, huzur verici, heyecan verici ve seyrek olarak algılandığı belirlenmiştir. Ayrıca, tasarım eğitimi almayan diğer meslek grubu katılımcıların tüm sıfat çiftleri için en düşük olumlu değerleri aldığı, tasarım eğitimi alan mimarların ise en yüksek olumsuz değerleri aldığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak, mimarların geniş/dar ve büyük/küçük sıfat çiftleri için mühendislere oranla daha olumlu değerler aldığı, iyi planlanmış/kötü planlanmış ve sade/karmaşık sıfat çiftleri için ise birbirine yakın değerler aldığı belirlenmiştir. Diğer taraftan erkeklerin ve gençlerin sanal olimpik havuzların fiziksel çevre faktörlerini kadınlara ve orta yaşlılara göre daha olumlu yönde algıladıkları belirlenmiştir.
Bağlama enstrümanında ağaç tekne büyüklüğünün akustiğe etkisi
Bu araştırmada; Bağlama enstrümanının temel bölümlerinden biri olan teknenin boyutunun değişmesi ile akustik değişim ilişkisi incelenmiştir. Bağlama enstrümanı geleneksel olarak ağaç malzeme kullanılarak yapılmaktadır. Tekne (Gövde,Ses Kutusu), Kapak (Ses Tablası) ve Sap bölümlerinden oluşur. Kapak kısmının özelliklerinin tüm telli enstrümanlarda akustiğe etkisi bilinmektedir. Bu çalışma, Tekne kısmındaki ölçü değişikliğinin akustiğe olan etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, aynı ağaç türünden, aynı teknik özelliklerdeki seçimlerle elde edilmiş malzemelerle 2 adet kısa sap bağlama üretilmiştir. Aynı malzeme ve yöntemle üretilen bağlamaların tekneleri aynı kalınlıkta, aynı tür ağaçtan olmak koşulu ile büyüklüklerinin farklı olması sağlanmıştır. Tekne büyüklükleri farklı bu iki bağlamanın ses değerleri teknik olarak bilgisayar programı ile ölçülmüş ve akustik farkları tespit edilmiştir. Araştırmada öncelikle bağlamanın yapısal kısımları ele alınmıştır. Akabinde bağlama ailesi boyutlarına göre sınıflandırılmıştır. Atölyede iki farklı tekne ölçüsünde bağlama imal edilmiştir. Tekne büyüklükleri farklı, kullanılan ağaç türleri ve kalınlıkları aynı olarak imal edilen 2 bağlama da aynı şartlarda dijital ölçüme tabi tutulmuş, akustik farklılıkları bilimsel olarak tespit edilmiş, grafik yöntemi ile de ifade edilmiştir. Araştırma sonucunda akustik farklılıkların belirlenmesiyle bir önem oluşturulmaya çalışılmış, bu önem ile çalgı üretimi ve seçimine yönelik farklı bakış açıları ve yeni fikirler oluşturulmak istenmiştir. Araştırma bütünüyle nicel bir araştırmadır. Veriler dijital ölçüm teknikleri kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda bağlama teknesinin büyüklüğü değiştiğinde akustik değişimin de olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda çalgıların yapım veya seçim süreçlerine ilişkin bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlama, Tekne Büyüklüğü, Akustik, Bağlama Akustiği.
Mobilya sektöründeki küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin pazarlama sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri: ankara siteler bölgesi örneği
Türk mobilya sektörü gerek istihdam gerekse üretim yönünden yarattığı katma değer ile ülkemizde sanayi sektöründe önemli bir yer taşımaktadır. Bu bağlamda mobilya sektörünün sahip olduğu stratejik önemi ve emek yoğun yönünü üretimde halihazırda koruyor olması ile istihdamdaki kilit rolü nedeniyle dikkatle ele alınması gerekmektedir. Ülkemizde mobilya sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin önemli bir bölümü tüm Dünya ülke örneklerine benzer bir şekilde Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler'den (KOBİ) oluşmaktadır. Türk mobilya sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerin yaşadıkları sorunlar diğer sektörlerdeki KOBİ'lerle benzer sorunlar olup, sektörün ağırlıkla tasarım, kalite, üretim ve pazarlama sorunları bulunmaktadır. Çalışmada bu sorunlardan pazarlama sorununun alt detayları ile birlikte neler ihtiva ettiği üzerine yoğunlaşmıştır. Yapılan araştırma kapsamında "Mobilya Sektöründeki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Pazarlama Sorunları ve Bu Sorunlara Yönelik Çözüm Önerileri" geliştirilmesi adına Ankara Siteler Bölgesinde faaliyet gösteren firmalar bazında nicel araştırma tekniklerinden anket yöntemi kullanılarak aşağıda yer alan bulgular derlenmiştir. Aralarından işletme sahipleri, ortakları, satış-pazarlama elemanları gibi kişilerin yer aldığı 100 kişi ile yüz yüze mülakat yapılarak veriler toplanmıştır. Veri analizine konu olan soruların bir kısmı 5'li likert ölçeği ile bir kısmı ise "evet-hayır" şeklinde sorulmuştur. Yapılan çalışma sonucu ortaya çıkan sonuçlar, Ankara Siteler bölgesinde Mobilya Sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerin pazarlama sorunlarına yönelik bakış açıları tüm bileşenleri ile ortaya koyulmuştur.
Ahşap oyuncakların çocuk gelişiminde yeri ve ahşap oyuncaklar için tasarım önerileri
Bu tezde, insan hayatında birçok işlevle tezahür eden ahşabın çocuk oyuncakları kapsamında kullanımı araştırılmış ve ahşap oyuncaklar çocuk gelişimi ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle okul öncesi dönemde çocukluğun en değerli öğeleri olarak oyun ve oyuncak kavramları ile çocuk gelişimi evrelerine dair kuram ve görüşlere göre çocuk gelişimi incelenmiştir. Küresel ölçekte sanayi ve teknoloji alanındaki gelişmeler neticesinde değişen yaşam şekli, ekolojik değişim ve ekolojik sorunlar ile gündeme gelen sağlık sorunları, yapay maddeler ve kimyasalların insan hayatına girişi ile bunların ortaya çıkardığı sorunlar, insanı yeniden doğal olanı arayışa sürüklediği için, doğal ve sağlığa uygun bir malzeme olarak ahşap konusuna değinilmiş, oyuncaklarla ilgili ülkemizde uygulamada olan oyuncak güvenliği standartları hakkında bilgiye yer verilmiş, oyuncak firmalarının internet siteleri üzerinden ahşap malzemenin oyuncaklarda kullanımı araştırılmış, oyuncakların çocuk gelişimindeki önemine ilişkin literatür bilgileri ışığında çocuk gelişimi ile ahşap oyuncaklar ilişkilendirilerek gelişim alanlarına göre ahşap oyuncakların çocuk gelişimindeki yerine ilişkin öngörülere yer verilmiştir. Çocuk gelişimini desteklemesi bakımından değeri, doğallığı, sağlığa uygun oluşu ve sürdürülebilir, çevre dostu olması ahşap oyuncak kullanımının benimsenerek yaygınlaştırılması düşüncesi ile ahşap oyuncak tasarımına bir alt yapı oluşturması amacıyla, tasarımda göz önüne alınması gereken esaslar ortaya konulmuştur.
Mobilya endüstrisinde kullanılan PVC kenar bantları için değerlendirme kriterlerinin belirlenmesi ve test metodlarının geliştirilmesi
Bu çalışmada, mobilya endüstrisinde kullanılan PVC kenar bantları için ortak bir değerlendirme yapabilmek adına ölçülebilir kriterlerin belirlenmesi ve bu kriterlerin ölçülebilmesi için deney metotlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Değerlendirme kriterleri belirlenirken, mobilya endüstrisinde yer alan mobilya ve kenar bandı üreticilerinin karşılıklı taleplerinin yanı sıra son kullanıcıların tecrübelerinden de faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda belirlenen kriterlerden bazıları için, piyasadan tedarik edilen, ucuz ve pahalı ürünleri temsil etmek üzere seçilen numuneler üzerinde tarif edilen deneyler gerçekleştirilmiş, kriterlerin geçerli olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda, belirlenen kriterlerin ürün kıyaslamaları için kısmen yeterli olduğu ancak geliştirilmesi gereken noktalar olduğu anlaşılmıştır.
İş sağlığı ve güvenliği kavramı ve mobilya sektörü için örnek risk analizi uygulaması
İş sağlığı ve güvenliği kavramıyla, üretim sektöründe, hizmet sektöründe hatta günlük hayatımızda insan faktörünün bulunduğu her yerde karşılaşmaktayız. Bu çalışmada da İş sağlığı ve güvenliği kavramı incelenmiş, geçmişten bugüne ortaya konulan çalışmalar ve risk değerlendirme metotları anlatılmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümünde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tanımlar yapılmış ve İş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimi anlatılmıştır. Çalışmada iş kazalarının ve meslek hastalıklarının neler olduğu ve hangi durumlarda ortaya çıktığına yer verilmiştir. Dünyada iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimi, Türkiye'de tarihsel süreci ve mobilya sektörünün bu kavrama bakışı incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde risk değerlendirmesi ve risk analizine yönelik tanımlamalar yapılmıştır. Risk değerlendirmesini zorunlu kılan durumlar anlatılmış, yöntemler ve risk değerlendirme çalışmasının adımları irdelenmiştir. Dördüncü bölümünde ise uygulama metodu olarak seçilen 3T risk değerlendirme tekniğinin uygulama şekli detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Tezin beşinci bölümü, mobilya sektöründe bir şirkette 3T risk değerlendirme tekniğinin örnek bir uygulamasıdır. Çalışmanın sonuçlarını ortaya koyan altıncı bölümde, iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirme metodolojisinin genel konuları ele alınmıştır.
Ahşap bükme mobilyanın Türkiye'deki gelişimi: Oturma mobilyalarında biçim-köken ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, Türkiye'de kullanılmış ve kullanılmakta olan silindirik ahşap bükme sandalyelerin formlarının gelişimini etkileyen unsurlar incelenmiştir. Bu amaçla kültürel ve teknolojik altyapı ele alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde ahşap bükme mobilya hakkında genel kavramlar açıklanmıştır. Bu kısımda ahşap bükme formların elde ediliş biçimlerine değinilmiştir. Sonraki bölümde ahşap bükme mobilyanın gelişimini etkileyen kültürel ve teknolojik etkenlere yer verilmiş, ahşap bükme sandalyelerin dünyada ve Türkiye'de kültürel ve teknolojik gelişim süreci ele alınmıştır. Silindirik ahşap bükme sandalyelerin günümüzdeki durumu belgesel taramayla ve yarı yapılandırılmış görüşmelerle açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırma ahşap bükme sandalyelerin formlarının özgünleşmesinin daha gelişmiş teknik imkanlar, malzeme konusunda yetkin ve girişken karar vericiler, farklı ürünlere yönelen tüketicilerle mümkün olabileceğini göstermiştir.
Yönlendirilmiş yonga levhaların ( OSB ) teknolojik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada Yönlendirilmiş Yonga Levhaların ( OSB ) teknolojik özelliklerinin incelenmesi ve karşılaştırılarak sonuçlar elde edilmesi amaçlanmıştır. Piyasada en çok satılan ve kullanılan 11mm x 1220mm x 2440mm ölçülerindeki OSB2 ve OSB3 plakalarından standartlara uygun olarak test numuneleri hazırlanmıştır. Eğilme mukavemeti, eğilmede esneklik modülü, iç yapışma - dik çekme direnci, kalınlığına şişme ve kaynatma testleri TS EN 300, TS EN 310, TS EN 317, TS EN 319, TS EN 325 standartlarına göre TSE'de yapılmıştır. OSB2 için: Eğilme mukavemeti - büyük eksen 18,17N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilme mukavemeti - küçük eksen 12,08 N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - büyük eksen 3875N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - küçük eksen 2355N/mm2 olarak kaydedilmiştir. İç yapışma - dik çekme direnci 0,23N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Kalınlığına şişme - 24 saat süreyle daldırma %24,11 olarak ölçülmüştür. Kaynatma testi sonucunda tüm numunelerin tabakaları çekme testi yapılamayacak kadar dağılmıştır. OSB3 için; Eğilme mukavemeti - büyük eksen 28,92N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilme mukavemeti - küçük eksen 13,37N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - büyük eksen 4436N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - küçük eksen 1845N/mm2 olarak kaydedilmiştir. İç yapışma - dik çekme direnci 0,28N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Kalınlığına şişme - 24 saat süreyle daldırma testinde ortalama %22,97 olarak ölçülmüştür. Kaynatma testi sonucunda numunelerin tamamının tabakaları çekme testi yapılamayacak kadar dağılmıştır. Genel olarak yapı sektöründe kullanılan OSB için, yapıların statik hesaplarında kullanılan standart statik değerlere üretici firmaların ürünlerinde ulaşılamadığı görülmektedir. Bu sonuçlarla sadece OSB2'nin dış mekan uygulamalarında yeterli olmadığı bilinmekte iken üretim kalitesi yetersizliği dolayısıyla OSB3 ün de yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Yatak odası mobilyalarında renk tercihlerinin araştırılması
Mobilya hızlı tüketim ürünü olmadığından, tüketicilerin satın alma kararları; hangi mobilyanın alınacağını ve ne kadar ömür biçilerek satın alma kararının verileceğini içerir. Bu noktada, farklı seçme kriterleri bulunmakta olup renk bunlardan biridir. Bu çalışma; konut yatak odalarında kullanılan mobilyalarda, tüketicilerin renk tercihlerinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında, rengin kişi üzerindeki etkileri, yatak odası mobilyalarında kullanılan kaplama cinsleri ve tonları perspektifinde incelenmiş ve detaylandırılmıştır. Renk tercihlerinin belirlenmesinde, ahşap renkleri ile düz renkleri içeren renk kartelaları eşliğinde, tesadüfü örnekleme yöntemiyle seçilen 110 kişi ile yüzyüze görüşülerek anket uygulanmış ve veriler istatistiki olarak analiz edilmiştir. Araştırma verileri, yatak odası mobilyalarında kişilerin renk tercihlerinin demografik özelliklerle bağlantısını ortaya koymuştur. Bu çalışmayla elde edilen verilerin, yatak odası mobilyası üreten işletmelerin pazarlama stratejilerini belirlemelerine ışık tutabilecek bir içselliğe sahip olduğu öngörülmüştür.
Orta ve büyük ölçekli mobilya işletmelerinde sınai mülkiyet hakları konusundaki farkındalığın incelenmesi
Fikri Mülkiyet Hakları, zihinsel katkının söz konusu olduğu alanlarda, gerek hak sahiplerinin haklarını korumak, gerekse sanayinin gelişmesini sağlamak amacıyla önemli rol oynamaktadır. Temel olarak iki ana sınıfa ayrılan Fikri Mülkiyet Haklarının ilk kolunu Fikir ve Sanat Eserleri oluşturmaktadır. Genel bir çerçeve çizildiğinde, eser sahiplerinin haklarını korumaya yönelik bu uygulamalar, uluslararası literatürde Copyright olarak anılan ve ülkemizde de 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile herhangi bir tescile gerek olmaksızın, otomatik olarak koruma gören haklardır. Fikri Mülkiyet Hakları' nın bir diğer kolunu ise Patent, Faydalı Model, Marka, Tasarım Tescili ve Coğrafi İşaret gibi hakların da dahil olduğu Sınai Mülkiyet Hakları oluşturmaktadır, ki bu araştırmanın konusunu ve kapsamını da 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile korunan bu haklar konusundaki farkındalık oluşturmaktadır. Araştırma, mobilya endüstrisinde faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli mobilya firmaları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi çevrimiçi (online) anket olarak belirlenmiştir. Anket uygulanması planlanan kitle, nitel araştırmalarda kullanılması öngörülen seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örneklem belirleme ilkeleri kapsamında belirlenmiştir. Ölçüt örnekleme alt kolunda araştırmaya dahil edilecek olan firmalar için ölçütler; orta veya büyük ölçekli firma olmak ve üretici olmak olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında 8 firmadan anket yoluyla veri toplanmış; elde edilen bu veriler ışığında firmaların sınai mülkiyet hakları konusundaki farkındalıkları incelenmiş ve bulgular göz önünde bulundurularak mevcut duruma ve ileriye yönelik öneriler geliştirilmiştir.