Gazi University
Discipline

Geography

Gazi University

448

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Cip ve Poyraz köylerinde (Elazığ) nüfus, yerleşme ve ziraat

Elazığ-CipElazığ-PoyrazNüfus+2
Selçuk Hayli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Uluova'nın uygulamalı hidrografyası

Elazığ-UluovaFiziki coğrafyaHidrografi
Halil Günek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşilyurt'ta (Malatya) elsanatları endüstrileşme ve ticaret

El sanatlarıEndüstrileşmeMalatya-Yeşilyurt+1
Cercis İkiel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Siverek'te nüfus ve yerleşme

Beşeri coğrafyaNüfusYerleşim yapısı+1
Adnan Gök
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Çermik ve yakın çevresi (Bir mevzii coğrafya araştırması)

Beşeri coğrafyaDiyarbakır-ÇermikFiziki coğrafya+2
Aydoğan Meşeli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşilyurt'ta (Malatya) nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler

Ekonomik coğrafyaFiziki coğrafyaMalatya-Yeşilyurt+1
Hüseyin Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Ağın Arapgir çevresinin jeoformolojisi

Cahit İskender
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Mastar Dağı kuzey etekleri mevzii coğrafyası

Handan Çağlayan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Örmeli çayı havzasının genel ve uygulamalı jeoformolojisi

Mehmet Ali Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Kale Ovası (Malatya) ve Çevresinin Mevzii Coğrafyası

Ayşe Çağlıyan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Sivrice-Maden yöresinin mevziî coğrafyası

Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünün "Güneydoğu Toroslar" yöresi içinde yer alan Sivrice-Maden Çevresi, Elazığ il sınırları içinde yer almakta ve Maden ilçesine bağlı Hazar Bucağının tamamı ile Merkez bucağının büyük bir kısmını içine almaktadır. Güneydoğu Torosların iki uçta 2500 m.yi aşan yükseltisi, orta bölümde Hazar Gölü-Maden hattına doğru yavaş yavaş azalarak 2000 m.lere düşer. Bu alçalma sahasının en çukur kısımlarını oluşturan Hazar Gölü, Behrimaz ve Çitli havzaları ile bu çukur sahaları kuzeyden ve güneyden kuşatan dağlık alanlarla sınırlandırdığımız araştırma sahamızda yeryüzü şekillerinin ana uzanış doğrultuları güneybatı-kuzeydoğu yönündedir. Bu uzanış aynı zamanda tektonik hatların uzanışına da paralellik göstermektedir. Araştırma alanımızın en önemli akarsuyu Dicle ırmağının batı kolunu oluşturan Maden çayı ile onun yan dereleridir. Maden çayı, Tekevler köyü yakınında güneye yönelerek gittikçe daralan ve derinleşen asıl vadisine yerleşir ve buradan sonra Dicle ırmağı olarak anılır. Doğu Anadolu Bölgesi'nin diğer kesimlerine oranla daha az karasal olan Yukarı Fırat bölümünün batı yarısında hüküm süren iklim ile Güneydoğu Anadolu'nun bozulmuş Akdeniz iklimi arasında bir geçiş sahasında yer alan araştırma sahası, bir taraftan ana çizgileriyle kuzeyinde ve güneyinde yer alan bu iklimlerin özelliklerini taşırken, bir taraftan da kendine özgü iklim şartlarıyla dikkati çekmektedir. Coğrafi konumu ve jeomorfolojik özelliklerine bağlı olarak oluşan bu yöresel iklim, yazları çevresine göre daha serin ve daha az kurak, kışları ise, daha yağışlı ve bilhassa Sivrice çevresi biraz daha soğuktur. Sivrice-Maden Çevresinin, gerek toprak gerekse doğal bitki örtüsü, uzun yıllardan beri süren tahribat nedeniyle gerçek özelliğini kaybetmiştir. Nitekim, bugünkü doğal çevre koşulları kestane rengi veya kahverengi toprakların oluşmasını gerekli kılmakta iken, stepten çöle geçiş sahalarının toprakları olan kırmızı kahverengi topraklar sahaya hâkim hale gelmiştir. Bitki örtüsü bakımından da, doğal çevre koşulları sahanın tamamına yakın bir kesiminin orman örtüsü ile kaplı olmasını gerektirmektedir. Hâlbuki sahanın çeşitli yerlerinde rastlanan tek ağaçlar dışında, orman kalıntısına bile rastlamak pek mümkün değildir. Bugün sahamızın hemen tamamına yakın bir kısmı antropojen step sahası durumundadır. Tarih öncesi devirlerden beri yerleşmeye sahne olmuş olan Sivrice-Maden yöresinde, bazıları mezraa ve bazıları da kom diye anılan 150 kadar mahalleden oluşan 50 kadar köy yerleşmesi yer alır. Bu yerleşmelerin saha içindeki farklı dağılışında, topografik özellikler ve buna bağlı olarak su ve tarım alanlarının durumu etkili olmuştur. Dağlık alanlarda yerleşme sayısının azalmasına ve küçük birimler halinde bulunmasına karşılık, ova kenarlarında yerleşme sayısı ve büyüklüğü artmaktadır. Ayrıca araştırma alanımızda biri, Dicle vadisinin batı kenarında Mihrap dağına yaslanmış ve varlığını tarihin ilk çağlarından beri işletilen bakır ocaklarına borçlu olan Maden (Ergani Madeni); diğeri de, Hazar Gölünün güneybatı kenarında yer alan ve gelişimini çeşitli endüstri tesislerine borçlu olan Sivrice olmak üzere iki de şehir yerleşmesi bulunmaktadır Maden'de, tarihin ilk çağlarından beri aralıklarla işletilmiş olan Türkiye'nin ve Dünyanın bilinen en eski bakır yatakları yer almaktadır. Etibank tarafından 1939'dan beri işletilmekte olan tesislerde eskiye oranla tenörün düşmesi ve tesislerin eski olması nedeniyle üretim pahalıya mal olmakta ve müessese sürekli zarar etmektedir. Bu nedenle tesislerde işler büyük ölçüde tatil edilmiş ve personel azaltımı yoluna gidilmiştir. Bu durum Maden yerleşmesinin gelişimini de etkilemiş ve son bir kaç yıl içerisinde kasabanın nüfusu yarı yarıya azalmıştır. Sivrice'de ise ekonomik ve sosyal kalkınmayı etkileyen endüstri kuruluşları olarak TÜGSAŞ Gübre fabrikası ile Tuğla-Kiremit fabrikaları yer almaktadır. Sınırlı ve çok küçük parçalardan oluşan Tarım alanlarının % 90'a yakın bir kısmı tarla tarımına ayrılmıştır. Tarlaların yaklaşık olarak 3/1'ine tahıl ekilmekte, 3/1'ine sebze, yem bitkileri ve endüstri bitkileri ekilmekte geri kalan 3/1'lik kısım da nadasa bırakılmaktadır. Tarım alanlarının % 10'luk kısmı da bağ ve bahçe dikim alanlarına ayrılmıştır. Köylerin geçimi bilhassa buğday ve fasulye üretimi ile sağlanmaktadır. Ayrıca bazı sebzelerin üretimi de önemli bir uğraş halindedir. Araştırma sahamızda, tarım alanları ile nüfus yoğunluğu arasında sıkı sıkıya bir ilişki söz konusudur. Yeryüzü şekillerinin tarıma uygun olduğu ve sulama imkânlarının yeterli olduğu alanlar nüfus yoğunluğunun da yüksek olduğu alanlar olarak belirmekte, buna karşın eğimin fazla olduğu dağlık alanlarda nüfus yoğunluğu sadece tarıma imkân tanıyan bazı vadi tabanlarında artmaktadır. Dicle Boğazı tarihin en eski çağlarından beri kullanılan işlek bir yoldur. İlk çağlarda Mezopotamya'dan gelip Diyarbakır'da çatallaşan tarihi yolun bir kolu Dicle gediğinden faydalanarak, Harput üzerinden Samsun ve Sinop'a kavuşmaktaydı. Bugün de İstanbul-Diyarbakır demir ve kara yolları Dicle boğazından geçerek Güneydoğu Anadolu'ya varır. Bu vadinin geçit rolü her şeyden önde gelir. Bu dağlık yerler, büyük nüfus topluluklarını geçindirecek başka imkânlara sahip olmadıklarından, buraları durak, konak yeri değil sadece bir geçit yeri olarak kalmıştır. Nitekim bu geçidi kullananlar için Hazar Gölü doğusundaki Gezin Hanı tarihin ilk çağlarından beri bir konaklama yeri olma özelliğini korumuştur. Ayrıca Hazar Gölü çevresi bilhassa Elazığ, Diyarbakır, Malatya ve Batman'ın önemli bir rekreasyon ve sayfiye yeri olarak önem taşımaktadır. Gölün turizm potansiyelinden yararlanmak amacıyla göl çevresinde birçok tesisler oluşturulmuştur.

Coğrafya
Ali Yiğit
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

"Erzincan Ovası`nın beşeri ve iktisadi coğrafyası"

XV ABSTRACT Erzincan Hain is situated in the upper Euphrate the East Anatolien Region and the foundries of Erzincan province. The plain surrounded by Otlukbeli in the northeast, Esence in the north, Munzur Mountains in the south and Karadağ in the west, is a tectonic river- basin about 570 km2. In this study, with the plain itself, the low parts of nearby mountainous areas have been included as well. Within this frame the research field is about 1628.5 km2. Erzincan Plain surrounded by "North Anatolien Fault" and the other faults evolved with it in the north and the southis quite active with earthquakes. Due to geographical status and geomorphologic features, apart from the usual climate characteristics of the East Anatolien Region, some climatic conditions have been seen. According to 61 years of observations, the average heat is 10.6 °C, and rainfall is 367 mm. yearly. On account of the vegetation having been ruined and lithological features, the montainous areas surrounding the plain have undergone excessive erosion and forest cover has been lissened. The most important stream crossing the plain in the middle and making drainage possible is Fırat (Karasu) river. In addition, Vasgirt (Işıkpınar), Çardaklı, Göyne and Akpınar (Girlevik) streams are important side branches. In this field of study including the whole of Erzincan central county and the county Üzümlü a part of wich is in the plain, ther are two cities (Erzincan and Üzümlü) 105 villages and 85 smaller settlements (mahalle, çiftlik, yayla). Constructions owing to the earthquakes in the styles of dwellings, the materials used and the forms of settlements, there have been outstanding changes. After the eartquake on 13 March 1992, the places of a great many number of villages have been changed. In Erzincan damaged badly in the city center, reconstruction studies have been continuing. Erzincan Plain has a high agricultural potantial. In the policultural field agriculture system carried out excessively, cereals, beans and sugar beets are grown the most. Growing various vegetable and fruits (especially grape) is also important. Apart from cultivation activities, sheep breeding and bee keeping are other economical activities. The area has a high potantial in transportation, trade and tourism.

Beşeri coğrafyaEkonomik coğrafyaErzincan Ovası
Selçuk Hayli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
DoctorateOpen AccessTR

Darende Ovası ve Gürün çevresinin fiziki coğrafyası

The Darende Plain and Giiriin surrounding which constitute our area of investigaiton take place in Upper Euphrates District of Eastern Anatolian Region. Darende Plain and Giiriin (east of Malatya) which has been chosen as the research field cover approximately 2000 km2Our research field which is in the west of East Anatolian Region is diversing in this region and they move apart from each other and is between Southeastern Taurus and Eastern Taurus which are in SW-NE direction and it is vertical to these in the direction of NW-SE within this direction, Kaf Mountain and Cuma Mountain are in the North, Hezanh and Samur Mountains the south,Kepez and Akbabacali Mountains are in the east. White in the above described region is leaning toward Uzunyayla with a swell from the west. Among these steep hills, there are Darende-Balaban, Sugati-Yazikoy Plains and Giiriin Basin which are separated from each other with gradually decreasing swell.The region generally has the characteristic of Eastern Anatolian weather conditions, on the other hand, Inner Anatolia is in the west of the region. As is close to Mediterranean Region and because of it is morphological characteristic, it has got it is own characteristicsThe water in the region is drained by Tohma brook and its branches and this stream flows into Firat. The rivers which are supplied by very rich resources have regular regimein the lower parts of our research field there is brown soil and its surrounding there is chestnut coloured soil. Continuity of this soil is not regular because of Hthosol. In addition, there is bazaltic soil which is developed on bazalts.The vegetation cover of this region consist of natural and antropogen steps. Natural step is found in the lower parts and its height is below than 1200- 1300m. The hight of antropogen step changes from 1200 meters to the peak point.In this doctorate study, The phsical geographich characteristics of Darende Plain and Giiriin surrounding have been examined and the problems of the region from this point of view have been stated and some solutions have been suggested.

Bitki örtüsüCoğrafi özelliklerFiziki coğrafya+6
Halil Günek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
DoctorateOpen AccessTR

Merkezi fonksiyonları açısından Ağın-Arapgir ve Kemaliye ilçeleri

XIII ABSTRACT Ağın, Arapkir and Kemaliye subjected to our study are in the part of Anatolia. Ağın is in Elazığ, Arapkir is in Malatya and Kemaliye is in Erzincan. The population of these towns fell down in the different time of the history according to the reasons of the wars and their economies. As a matter of fact the population of Arapkir was 20,000, the population of Kemaliye was 19.000 and the population of Ağın was 800 in 1 891 while the population of Arapkir was 6782, the population of Kemaliye was 5428 and the population of Ağm was 1000 in 1927 and sometimes their populations fell down less than the one above. There are some differences in the towns between the past and present activities. The commercial and the Industrial activities developed depending on the caravan trade in the 18 th century made no progress according to the changes of the transportations while the commercial and Industrial activities became important in this period of the time in Arapkir and Kemaliye. In the previous years, the administration activities got a great importance in these towns although it was late. In 1990, 69.1 percent of the population in Ağm. 63.2 percent in Arapkir and 64.4 percent in Kemaliye have been taken in to the Administration service. According to these results, the service in Ağm is related to the admimstriation and agriculture activities, the one in Arapkir is related to the administration and commercial activities and the one in Kemaliye is related to the adrninistration and industrial activities.

Arazi kullanımıBeşeri coğrafyaElazığ-Ağın+3
Erdal Karakaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Muratçık (Aşvan) Ovası ve yakın çevresinin beşeri ve iktisadi coğrafyası

ı* ""^ Iı * t \ ^ <» l ÖZET Yüksek Lisans Tezi MURATÇIK (AŞVAN) OVASI VE YAKIN ÇEVRESİNİN BEŞERİ VE İKTİSADİ CO?RAFYASI İLHAN O?UZ AKDEMİR Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 1997, Sayfa: 200 Muratçık (Aşvan) Ovası ve yakın çevresi; Doğu Anadolu Bölgesi, Yukarı Fırat Bölümü'nde Elazığ şehrinin 30 km. kadar kuzeybatısında bulunmaktadır. Kuzeyinde Keban Baraj Gölü, güney, doğu ve batısı, yükseltisi fazla olmayan tepelerle çevrili bir havzadır. Araştırma sahasının doğusunda Alaca ve Altınkuşak köyleri, batısında Yeniçubuk ve Aydınlar köyleri, güneyinde ise Çöteli ve Alpağut köyleri yer almaktadır. Çalışma alanının toplam yüzölçümü 108.143 km2 dir Sahada, nüfus 1935 yılından, 1965 l ere kadar artma eğilimindedir. Bu süreç zarfında hem göç alan hem de göç veren özellik gösterir. 1970 H yıllardan günümüze kadar saha daima nüfus kaybetmiştir. Araştırma sahasının nüfus açısından en önemli özelliği, yaz ve kış dönemlerinde çok fazla miktarda göç hareketinin görülmesidir. Bunun sonucu olarak, sahada yaz döneminde nüfus yoğunluğu çok fazla iken, kış döneminde saha adeta boşalmaktadır. Sahada, yerleşmelerin tarihçesi M.Ö. 4.000 - 5.000 U yıllara kadar inmektedir. Araştırma sahası dahilinde geçici veya daimi bir çok tip yerleşmeye rastlanabilir. Sahada, geçici yerleşmelerden iskele, bağ evleri, ağıllar bulunabilirken daimi yerleşmelerin örnekleri olarak, benzinlik, kom, mezraa, mahalleler, köyler bulunmaktadır. Araştırma sahasının % 52 civarındaki bir kısmım mera arazileri oluştururken % 40 lık bir kısmı tarım sahasına karşılık gelmektedir. Sahada tahıl, baklagil, sebze, bostan, bağ-bahçe gibi çeşitli tarımsal aktiviteler yürütülmektedir. Fakat bunların hepsi ekstansif tarım faaliyetleridir. Sahanın temel hayvancılık aktivitesini küçükbaş hayvancılık oluşturur. Son zamanlarda sahada, besi ahırları ve tavuk çiftlikleriD, \ l çoğalmaya başlamıştır. Araştırma alanında kum ocağı işletmesi, mermer işleme tesisi, benzinlik gibi diğer iktisadi birimler de mevcuttur. Gerçekleşecek olan "Kuzova Sulama Projesi" ile değişecek olan beşeri ve iktisadi faaliyetlerin eski ve yeni şekillenmelerinin ortaya konulması, değişimin ölçülmesi açısından gerekmektedir. Ovadaki ihtiyaçlar, beklentiler, düşünceler de göz önüne alınarak değişimin olumlu ve olumsuz etkilerini tahmin etmek, ortaya çıkan problemlere coğrafi yaklaşımla çözüm önerilerinde bulunmak, projenin gerçekleşmesinden sonra ise bu değişimin ilerideki sonuçlarım ortaya koymak, gözlemlemek, karşılaştırmak ve yorumlamak amacıyla böyle bir çalışma yapılması yoluna gidilmiştir.

CoğrafyaElazığMuratçık Ovası
İlhan Oğuz Akdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel miras turizmi kapsamında bir rota önerisi: Burdur şehri örneği

Farklı kültürlere olan ilginin günden güne artması seyahat faaliyetlerinin artmasına, gelişmesine neden olmuştur. Turizm şehirlerarası, ülkeler arası ve nihayetinde milletlerarası kültürel faaliyetleri yönlendiren bir araçtır. Bu tez çalışması, Burdur şehir merkezinin kültürel miras potansiyeline dikkat çekmeyi, tarihi kent kimliğini vurgulamayı ve kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Tez çalışmasında bu amaç kültürel mirasın korunmasında bir araç durumunda bulunan "kültürel rota" kurgusu bağlamında ele alınacaktır. Çalışma alanında dağınık halde bulunan tarihi yapıları kültürel rota güzergahları ile bir araya getirilerek yapılar arasındaki kopukluklar giderilecek, bölge bütüncül olarak ele alınacaktır. Kültürel rota kurgusu içerisinde genel güzergahlara ek olarak planlanan tematik rotaların Burdur merkezinin çeşitli özellikleri ön plana çıkarılmak ve bu yapılara dikkat çekmek istenmektedir. Kültürel miras değerini korumada bir araç haline gelen kültür rotası aracılığıyla bu bölgenin kültür mirasına yönelik bir rota çizilmiştir. 16 duraktan oluşan bu rota ile, tez kapsamında ileride gerçekleştirilecek uygulamalar için bir model oluşturulması hedeflenmiştir.

Hafize Belgin Özen
Biruni University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimhanın kuruluşu gelişmesi ve fonksiyonları

RESUME:"'' These de Maîtrise LA FONDATİON, LE DEVELOPPEMENT ET LEŞ FONCTİONS DE HEKİMHAN Zeki BOYRAZ Üniversite de Fırat înstitut deş Sciences Socialcs Departement de Geographie 1997, Page: 64 La sous-preieclure de Hekimhan qui constiluc l'objct de nötre Anahtar Kelime: Coğrafya = Geography ; Malatya-Hekimhan = Malatya-Hekimhan

CoğrafyaMalatya-Hekimhan
Zeki Boyraz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ`ın turizm potansiyeli ve ilde rekreasyonel faaliyetler

Türkiye'nin en büyük coğrafi bölgesinin, yukarı Fırat bölümünde yer alan Elazığ İli, tarih öncesi devirlerden bu yana güncelliğini koruyan tarihi doğal yollar üzerinde bulunmaktadır. Yapılan arkeolojik araştırmalar, tarıma dayalı yerleşik yaşamın ilde M.Ö. 6-7 bin yıllarına uzandığını ve dolayısı ile beşeri ve ekonomik yaşam açısından eskiliği kadar taşıdığı sürekli öneminide belirlemektedir. Elazığ İli'nde yer alan bir çok sayıdaki höyük ve Keban Barajı yapımı öncesinde, baraj altında kalan yerleşme alanlarında ele geçen belgeler ve tarihi Harput kentinin varlığı yerleşme merkezinin stratejik önemini ve ticari fonksiyonunu kanıtlamaktadır. Tarihi Harput şehri uzun süre bölgenin en büyük ve en eski yerleşme yeri olma özelliğini korumuştur. Bugün doğal çevresi, tarihi ve kültürel özelliği ile Elazığ İli'nin en çok ziyaret edilen önemli rekreasyon alanlarından biridir. Deniz etkisine kapalı olan bölgede akarsu ve göl kıyıları rekreasyon alanı olarak büyük önem taşımaktadır. Doğal göl olan Hazar Gölü kıyıları Elazığ İli'nin önemli rekreasyon alanlarındandır. Gölün dalgasız sakin suları her türlü su sporlarına imkan sağlıyabilecek niteliktedir. Gölün kuzey kıyılarında ikinci ev denilen yazlık evlerin sayılanda gün geçtikçe artmaktadır. Ayrıca göl kıyısında, kamu kuruluşlarına ait bir çok kamp alanı bulunmaktadır. Elazığ ili sahip olduğu dağlık ve plato alanları, ovaları, doğal gölleri ve baraj gölleri ile (Keban, Karakaya, Cip, vb.) bakir sahaların canlandırılmasını bekleyen rekreasyon alanlarına da sahiptir. İlçelerde bulunan tarihi eserlerin ve doğal güzelliklerin, zamana karşı koyabilmeleri ve turizm değerlerinin artması için yetkililerin yardımı ve desteğini beklemektedir. Elazığ ili'nde bulunan bu turizm potansiyelini, kent içindeki rekreasyonel alanları, kırsal alanlardaki rekreasyonel faaliyetleri tarihi gelişim çerçevesinde ayrıntıları ile yaptığımız bu çalışmada belirlemeye gayret ettim. Çalışmalarım var olan bu turizm potansiyelinin ve rekreasyonel alanların daha iyiye gitmesi ve yaratılabilecek yeni potansiyel alanların belirlenmesi amacına yöneliktir.

Boş zamanları değerlendirmeElazığTurizm
Fulya Gülbay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Uzunyayla Platosu Çerkez köylerinin kültürel ekolojisi

Bu çalışma bir yüksek lisans tezi olup "Kültürel Ekoloji" konusunda yapılmıştır. Bir kültür mozaiği olan Türkiye'nin kültürel bir ögesi olan ve Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında yoğun bir göç/sürgün ile bu topraklara gelen "Çerkez Kültürü" incelenmiştir Kültürel özelliklerin coğrafi sorunlara uygulanması konusunun temelini Philip Wagner ve Marvin W. Mikesell (1962)'in birbiriyle ilişkili beş ana kavramın oluşturduğunu ve bunlardan birinin de "Kültürel Ekoloji" olduğunu ileri sürerler. Bu çalışma yapılırken göç ile hangi kültürel ögeler korunmuş, hangileri değişmiş ve bozulmaya uğramış, hangilerinde Anadolu kültürü ile adaptasyon yaşanmış, bunlar üzerine değinilmiştir. Çalışmamızın konusunu, "Uzunyayla Platosu Üzerindeki Çerkez köylerinin Kültürel Ekolojisi" oluşturmaktadır. Bu çalışmada, 1864 yılında ana vatanlarından sürgün ile Osmanlı/Anadolu topraklarına gelen ve ülkemizin kültürel bir parçası olan "Çerkez Kültürü" incelenmeye çalışılmıştır. Doğa ve insanın var olduğu günden beri süre gelen karşılıklı etkileşimi ve bunun sonucunda ortaya çıkmış olan olaylar ve olguların uzun süreçler içerisinde belirli bir sistem oluşturması ile kültür, doğal olayların karşılıklı etkileşimleri sonucu oluşan olgu ve olaylara ise ekoloji ismi verilmektedir. Kültürel ekoloji ise bu olay ve olguların karşılıklı etkileşimini inceleyen coğrafyanın bir alt dalını oluşturmaktadır. Örneklem olarak beş adet köy seçilmiş olup Uzunyayla Platosu üzerindeki Çerkez köylerinde yaşayanların kültür-çevre etkileşimi ve bunlardan elde edilen bulgulara yer verilmiştir. (Farklı köylerden elde edilebilecek verilerle de daha farklı sonuçlar ortaya konulabilir.) Ülkemizde kültürel ekoloji alanında yapılmış sınırlı çalışmalar nedeniyle bu çalışmanın ''Kültürel Coğrafya'' alanında önemli bir boşluğu dolduracağı kanaatindeyiz. Bundan sonra başka kültürlere yönelik bu alanla ilgili çalışma yapacak kişilere ve kültüre bir katkısı olmasını umuyoruz. Kültürel ekolojik çalışmalar bu doğrultuda gelişerek doğal olaylar ile beşerî olayların karşılıklı etkileşimini inceleyen bir bilim dalı olmuştur. Çalışma konumuz olan Uzunyayla platosu Çerkez köylerinin kültürel ekolojisi de insan ve mekan arasındaki bu karşılıklı etkileşimi en iyi yansıtması nedeniyle araştırma sahası olarak seçilmiş ve araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden Fenomenolojik desenle çalışılmıştır. Çalışma altı (6) bölümden oluşmaktadır. Söz konusu bu bölümlerin her birinde arazi çalışmaları, gözlem ve mülakat teknikleri çalışmanın en önemli veri toplama aşamasını oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular; Anadolu topraklarına sürgün edilen ve öncesinde kendi rızalarıyla gelen Çerkezlerin yaşadıkları bölgeye uyum sağayarak anavatanlarından getirdikleri kültürel ögelerin büyük kısmını koruyabilmiş, fakat son dönemlerde ortaya çıkan popüler kültürün etkisiyle dil başta olmak üzere aile yapısında değişimlerin de olduğunu göstermektedir. Çalışmanın bulgularından çıkan sonuç herhangi bir bölgede var olan ya da var olmuş olan kültürel grupların yapıları incelenirken sadece beşerî unsurlar değil bu kültürel ögeleri oluşturan fiziki faktörlerin de hesaba katılmasıdır. Her ne kadar kültür beşerî coğrafyanın inceleme alanı olsa da tüm kültürler bir bakıma determinist bir oluşum sürecinden geçmektedir. Bu konuda yapılacak çalışmalara katkı sağlayacak olan çalışmamızın tüm coğrafya camiasına faydalı olacağı düşünülmüştür.

Halk kültürü
Abdullah Akbulut
Biruni University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruluş yeri açısından Malatya şehri ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

OZET (ABSTRACT) Yüksek Lisans Tezi KURULUŞ YERİ AÇISINDAN MALATYA ŞEHRİ VE YAKİN] JEOMORFOLOJİSİ Sabrı KARADOĞAN Fırat Üniversitesi Sos. Bil. Eııst. Coğ. Ana Bil. Dalı 1998 Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Yukarı Fırat olarak bilinen bölümde, Malatya şehri ve çevresini konu alan inceleme alanı, yaklaşık 400 kilometrekarelik bir alan kaplamaktadır. Saha tektonik olaylar ve günümüze dek süren jeomorfolojik ve tektonik süreçler nedeniyle kıvrılmış, kırılmış, aşındırılmış ve bugün karmaşık bir morfolojik görünüm kazanmıştır. Çalışma alanında denizden 2500 metre yüksekliğiyle Beydağı önemli bir rölyef oluşturur. Bu dağlık kütleden aşındırılan materyaller Malatya havzasını doldurmuştur. Çevresindeki ulaşım ve topoğrafık avantajlardan dolayı eskiden beri iskan sahası durumundaki Malatya havzasında, önceleri ova tabanında kurulmuş Malatya şehri, topoğrafık ve beşeri şartlardan dolayı yer değiştirmiştir. Bugün dağlık alan ile havza arasındaki bir piedmont kuşağı üzerinde kurulu olan Malatya şehri hızla büyüyerek topoğrafık sınırları zorlamakta ve çevredeki meyve-sebze bahçelerinin zarar vermektedir. Bu çalışmada Malatya ve yakın çevresinin jeomorfolojik özellikleri ve problemleri ile Malatya şehrinin fonksiyonları ve gelişimi açısından ilişkisi ele alınmıştır ABSTRACT Master Thesis THE GEOMORFOLOGY OF MALATYA CTY AND SURROUDİNG Sabri KARADOĞAN Fırat Universty The Institute of Social Sciences 1998 The study area is located in southwestern part of upper Euphrates basin, in surroding city of Malatya. Provinc of Eastern Anatolia geographic region of Turkey. This area is approximately 400 Sg.Km. Tectonic events, and angoing uplift up to recent land undergone successive folding and fracturing and gained a complex morfological apperance. Beydağı mountain are important relief of of the study area wich have an elevations of 2500 m. above the sea leves. The whole basins of Malatya was filled by plio-kuvaterner clastic sedimenty. Malatya from where important roads are crossing was first established at a pornt in the base of plain, and later reestablished over a piedmont in the midle of plain. However, the city which ise eulargeing due to its location, is today developingby forceingits natural borders and destroying the fields available for graving vegetables and fruits. In the work study the geomorphology surrounding city the Malatya have been examined and problemsof the region from and of the city from point of view have been stated and some solutions have been suggested geomorfological features of the area and recommends solutions to the problems of land benefication.

Jeolojik özelliklerJeomorfolojik özelliklerMalatya
Sabri Karadoğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz bölgeleri arasındaki sınırın yeniden belirlenmesi üzerine bir deneme

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Veysel KUŞÇU Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz Bölgeleri Arasındaki Sınırın Yeniden Belirlenmesi Üzerine Bir Deneme Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Ana Bilim Dalı 2000 Türkiye'nin Coğrafi Bölgeleri 1941 yılında I. Türk Coğrafya Kongresinde belirlenmiş ve yurdumuz yedi coğrafî bölgeye ayrılmıştır. Daha sonraları ayrıntılı bir şekilde yapılan tetkiklerde Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz bölgeleri arasındaki sınır daha doğuya çekilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu açıdan çalışma alanı içersinde Hatay, Osmaniye, Gaziantep, K. Maraş ile Şanlıurfa ve Adıyaman arasında iklim açısından farklılıklar görülmekte, bu far! ılığın görüldüğü alan klimatik açıdan sınırı oluşturmaktadır. İklim faktörü sahamızda belirleyici etkeni oluşturmaktadır. Akdeniz'e has olan bitki türlerinden kızılcam ve maki formasyonları çalışma alanı içerisinde Gaziantep, Maraş, hatta Adıyaman'a kadar ilerlemekte görülmektedir. İklim ve bitki örtüsü şartlarına bağlı olarak gelişen toprak türleri de bir birliktelik oluşturmaktadır. Akdeniz iklimi altında gelişme gösteren kireçli topraklar Gaziantep ve Kilisin doğusuna kadar görülmektedir. Güneydoğu Anadolu bölgesinin genel karakteri olan düz ve sade yapı özelliğini korumaktadır. Çalışma alanı içerisinde batıda Amanos ve Nur dağları ile, Hatay-Maraş çöküntü hendeğinin doğusundaki Kartal dağları, Arabanın kuzeyinde Karadağ ve Şanlıurfa'nın doğusunda da Karacadağ bu sadeliği bozmaktadır. Akdeniz iklimine ait olan tarım ürünleri ise Fırat vadisine kadar ilerlemektedir. Verimli bir şekilde yapılan zeytin tarımı, yine bu alan da yetişen İncir, Akdeniz ikliminin bitkisi olan üzüm ve Antepfıstığı bu sahada yoğun olarak yetişmektedir. Bu faktörlere bağlı olarak Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz bölgeleri arasındaki sınırın daha doğuya çekilmeli, Fırat nehrine kadar uzatılmalıdır. Anahtar kelimeler: Akdeniz bölgesi, Güneydoğu Anadolu bölgesi, bölge sınırı, bölge II

Akdeniz bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesiSınır belirleme
Veysel Kuşçu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Çemişgezek ilçe merkezinde (Tunceli) nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler

Çemişgezek, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer alan Tunceli iline bağlı bir ilçedir. İlçenin kuzey kesimi, yükseltisi 3000 m.' yi bulan dağlarla çevrilidir. En alçak yerler Keban Baraj Gölü kıyılandır. Yılan Dağı, Kırklar Dağı ilçenin en yüksek alanlarını oluşturur. Araştırma alanı Çemişgezek üçe merkezi ile sınırlı olup yaklaşık 10 km2'lik bir alanı kaplamaktadır. İlçe merkezinin yerleşim alanı yaklaşık 1,25 km2' dir. Yıllık ortalama sıcaklık 13-14 ve yıllık ortalama yağış 500 mm. kadardır. Tahar Çayı ilçenin en önemli akarsuyudur. Çemişgezek ilçe merkezinin beşeri coğrafya özellikleri büyük ölçüde yüzey şekillerine bağlı olarak biçimlenmiştir. Tarih boyunca ilçe nüfusu belirli bir limitte sınırlı kalmıştır. Bu durumun en önemli nedeni yüzey şekillerinin ekonomik faaliyetleri ve özellikle tarımı sınırlandırmasıdır. Cumhuriyet' ten sonra ilçe nüfusu iki sayım yılı hariç (1945-1985 sayım yılları) sürekli olarak artış göstermiştir. İlçe merkezinin kurulmuş olduğu alan yerleşmenin gelişmesi açısından uygun değildir. İlçe merkezinin nüfusu doğuda Gedik Tepe, kuzeyde Deliteccal Deresi, batıda Tahar Çayı tarafından sınırlandırılmıştır. Bu nedenle tarihten günümüze ilçe merkezi yerleşimi çok fazla genişleyememiştir. İlçe merkezinin ekonomik potansiyelleri sınırlıdır. Ziraat, yukarıda değinildiği gibi yüzey şekillerinin engebeli olması nedeniyle yaygın olarak yapılamaz. Hayvancılık bu nedenle önemli bir ekonomik faaliyettir. Araştırma alanında nüfusun büyük bölümü hizmet sektöründe yoğunlaşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çemişgezek, Tahar Çayı, Yerleşme, Yukarı Fırat, Yılan Dağı

Fiziki coğrafyaHayvancılıkNüfus+3
Bülent Güner
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Uluova'da jeomorfolojik ana birimlerle arazi kullanımı arasındaki ilişkiler

ÖZET Yüksek Lisans Tezi M. Taner ŞENGÜN Uluova'da Jeomorfolojik Ana Birimlerle Arazi Kullanımı Arasındaki İlişkiler Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Ana Bilim Dalı 2000, 120 Sayfa Uluova, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde, Güneydoğu Toros Kıvrım Sistemi içerisinde yer alan tektonik kökenli bir çöküntü ovasıdır. Uluova, Tarih öncesi çağlardan beri pek çok medeniyetlerin kurulduğu çeşitli sosyal ve ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirildiği, Türkiye'nin önemli bir ziraat alanıdır. Bugün de I. sınıf tarım arazilerine sahip verimli ova tabanı üzerinde zengin bir ürün çeşitliliği vardır. Uluova'da arazi kullanımı üzerinde büyük oranda fiziki şartlar etkilidir. Çalışma alanındaki ana jeomorfolojik birimler ; dağlık alanlar, alçak ve yüksek platolar, ovalar, birikinti koni ve yelpazeleri, etek düzlükleri, vadiler, akarsu sekileri ve boğazlardır. İnceleme alanındaki arazi kullanım durumuna bakıldığında; dağlık alanların daha çok otlak, ağaçlandırma alam ve çıplak kayalık olarak, platoların ve etek düzlülderinin kuru tarım alam olarak, birikinti konilerinin yukarı kısımlarının bağ- bahçe, aşağı kısımlarının taşkın alam olarak kullanıldığı, ova tabanları ve akarsu sekilerinin ise daha çok sulu tarım arazileri ve yerleşim alanları olarak kullanıldığı görülür. II

Arazi kullanımıElazığ-UluovaJeomorfolojik özellikler
M. Taner Şengün
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Çelikhan Ovası (Adıyaman) ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

vı - '.?; ÖZET ^v » * lı Çelikhan Ovası, Güneydoğu Toroslar içerisinde Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde gelişmiş bir çöküntü ovasıdır. Çelikhan Ovası, doğuda Sincik (Adıyaman), batıda Kurucava (Adıyaman), arasında Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde gelişmiştir. Bu faya bağlı olarak çökmüş, karstlaşmayla oluşmuş tektono - karstik bir ovadır. Çelikhan Ovası 1260-1320 m yükseltisinde 11,3 km2 lik bir alan kaplamaktadır. Çalışma alanında ana jeomorfolojik birimler; dağlık alanlar, dağlık karakteri belirgin platolar, ova ve havzalar, vadiler ve boğazlardır. İnceleme alanında 1950-2200 m yükseltilerinde zirve düzlükleri, 1650-1950 m yükseltilerinde akarsularla yarılmış dağlık karakteri belirgin yüksek düzlükler (yüksek platolar), 1450-1650 m yükseltilerinde alçak düzlükler (alçak platolar) parçalı ve dar alanlı olarak görülmüşlerdir. Çelikhan Ovası çevresindeki dağlık alanlar genelde bir yükselim alanıdır. Bu yükselmede Güneydoğu Anadolu Bindirmesi ve Doğu Anadolu Fayı etkili olmuştur, inceleme alanında dört havza bulunmaktadır. Bunlardan Çelikhan Ovası tektono-karstik oluşumlu- ir. Kurucaova Doğu Anadolu Fayı'nın hareketine bağlı olarak çökmüş ve akarsularla taşınan malzemelerle doldurulmuştur. Eski Abdulharap Gölü Havzası bindirme cephesinde belirmiş, karstlaşmayla şekillenmiştir. Eski Porga Yazısı blok faylanmalarıyla çökmüş bir graben alanıdır. İnceleme alanındaki havzalardan Çelikhan Ovası, Kurucaova, Eski Abdulharap Gölü ve Eski Porga Yazısı Bulam, Kuruçay ve Abdulharap çayları tarafından Kuvaterner'de kapılarak dış drenaja bağlanmışlardır. Bu kapılmalar sonucu Bulam, Kuruçay ve Abdulharap boğazları oluşmuştur. Eski Abdulharap Gölü kaynağını Kerbelek Dağından alan Meşebaşı Deresi ve karşısında Çalı Deresi birikinti konilerinin Abdulharap Çayı önünü kapamalarıyla oluşmuş tipik bir alüvyal set gölüdür. Bu set gölü günümüzde Çat Baraj'ı suları altında kalmıştır. İnceleme alanında Doğu Anadolu Fayı Üst Miyosen - Pliyosen aralığında ana jeomorfolojik birimleri deforme etmiştir. Fay yörede tek hat şeklinde olmayıp çok sayıda kola ayrılarak 2-3 km lik bir zon içinde devam etmektedir. Bu alan içerisinde ötelenmiş sırtlar, tepeler, dereler ortaya çıkmıştır.

Doğu Anadolu fay zonuHidrografik özelliklerJeolojik özellikler+2
Murat Sunkar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Sürgü Ovası Kurucaova (Malatya) deprasyonu ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

Çalışma alanımız olan. Sürgü Ovası- Kurucaova Depresyonu Doğu Anadolu Bölgesinin Malatya İli sınırları içerisinde kalmaktadır. Sürgü Ovası, 1300 metre yükseltide yer almakta ve 23 km bir alanı kaplamaktadır. Kurucaova ise 1400-1 45 Ometre yükseltiye ve 66 km2'lik bir alana sahiptir. Bu iki ova birbirinden bir eşik saha ile (Elmadağ Tepe ) ayrılmaktadır. Çalışma alanımız, tabanda yer alan düzlük alanlar ve onları çevreleyen yüksek dağlarla sınırlandırılmıştır. Bu dağlık alanlar üzerinde farklı seviyelerde yer alan zirve düzlüklerine (2000-2400m), yüksek platolara (1650-2000 m) ve alçak düzlüklere (1350-1650m) rastlanmaktadır. Çalışma alanında diğer jeomorfolojik unsurlardan akarsu sekileri birikinti konileri ve karstik erime şekilleri mevcuttur. Kurucaova. doğudan sokulan Bulam Çayfnın bir kolu tarafından boşaltılmaktadır. Ayrıca Doğu Anadolu Fayı'na bağlı gelişen ötelenmiş sırtlar ve ötelenmiş vadilerde sahada görülmektedir. Sürgü Ovası- Kurucaova Depresyonu. Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde gelişmiş çöküntü ovalarıdır. Sürgü Ovası, tamamen tektonik kökenli bir ova olmasına rağmen; Kurucaova karstlaşmayada bağlı olarak tektono- karstik bir ova halini almıştır.

Hidrografik özelliklerJeolojik özelliklerJeomorfolojik özellikler+4
Cevdet Canpolat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye meyve üretim yörelerinin belirlenmesi konusunda bir deneme

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Türkiye'nin Meyve Üretim Yörelerinin Belirlenmesi Konusunda Bir Deneme Esen DURMUŞ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı ELAZIĞ - 2001, Sayfa : X-161 Bu çalışmada tarımsal bölge sınırlandırılmasında kullanılan çeşitli kriterlerin tesbiti ve bu konuda esas rolü oynayan başlıca unsurların tayini, bu unsurların ne şekilde gruplandmlmış olduklarını Türkiye'de ilçeler bazında meyve üretimine bağlı olarak ortaya koymaya çalışılmıştır, Ülkemizde ve dünyada daha önce yapılmış çalışmalara da değinerek bu çalışmaların ışığı aranda çalışmalar şekillendirildi. Böylece D.LE.'den 1992 - 1997 yıllarına ait altı yıllık ortalama üretim değerleri ile meyvelerin yetişme koşullan, ülkenin yüzey şekilleri ile iklim unsuru birlikte değerlendirilerek 36 meyvenin dağılış haritaları oluşturulmuştur. Bu haritaların üst üste çakıştınlması sonucunda 28 ayrı meyve ürerim yöresi belirlenmiştir. Bu yöreler belirlenirken meyveciliğin yapılmadığı ya da çok az yapıldığı alanlarda kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Ülkemizin hemen her yerinde yapılan coğrafi etütlerle, bu alanların fiziki ve beşeri coğrafya koşullan büyük ölçüde incelenmesi sonucunda ülkenin topografik bir zenginliğe sahip olduğu, iç kısımların sanıldığı gibi yüksek ve engebeli alanlar özelliği göstermediği, bölge içinde meydana gelen topografik farklılıklar, yani ovalık alanlar, havza tabanları, depresyonlar ve yükseltinin azaldığı alanlar bölgelerin tek bir çizgide çizilmesinin mümkün olmadığını ve ülkemizde çeşitli kriterler ışığında farklı bölüm ve yörelerin belirlenmesi gerektiği gözlemlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER; Tarımsal bölge, Tarımsal yöre, Meyve üretim yöresi, Meyvecilik. n

Meyve yetiştiriciliğiMeyvelerTarım alanları+1
Esen Durmuş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Devrek`te nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler

ÖZET Yüksek Lisans Tezi DEVREK'TE NÜFUS, YERLEŞME VE EKONOMİK FAALİYETLER Hulusi KARAGEL Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı ELAZIĞ-2001, Sayfa: XH+180. Devrek İlçesi, Batı Karadeniz Bölümü içerisinde ve Zonguldak ilinin güneyinde yer alır. İlçenin kırsal nüfusu 1927 yılından 1985 yılına kadar sürekli artarken, 1985 yılı sonrasında ise azalmaktadır. Şehir nüfusu ise 1927 yılından 1965 yılma kadar olan dönemde yavaş artarken 1965 yılından sonra daha hızlı bir artış içerisindedir. Şehir nüfusunun gelişimi üzerinde etkili olan en önemli faktör, burada bir askeri birliğin oluşudur. Devrek 1970 yılma kadar tarımsal ürünlerin pazarlandığı bir ticaret kasabası görünümünde iken 1970 sonrasında bu özelliği pek fazla değişmeyerek, günümüzde ağırlıklı fonksiyonu hizmet olan bir şehirdir. Tarih boyunca Devrek Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlıların iskan alanıdır. Günümüz itibarı ile Devrek ilçesinde bir şehir yerleşmesi, 2 kasaba ile 430 mahalle yerleşmesinden müteşekkil 77 köy yerleşmesi mevcuttur. İlçede, ekonomik faaliyetler açısından çeşitlilik söz konusudur. Şehir ve kasaba yerleşmelerinde ticaret ve sanayi, köylerde ise madencilik, ormancılık ve bahçe ziraatı önem kazanmış durumdadır. ANAHTAR KELİMELER: Devrek, Nüfus, Yerleşme, Ekonomik Faaliyetler, Mahalle, Madencilik, Ormancılık.

Ekonomik faaliyetlerHayvancılıkMadencilik+5
Hulusi Karagel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruluş yeri bakımından Siirt şehri ve yakın çevresinin doğal ortam özellikleri

VIII ÖZET Yüksek Lisans Tezi Kuruluş Yeri Bakımından Siirt Şehri ve Yakın Çevresinin Doğal Ortam Özellikleri Nurettin ÖZGEN Fırat Üniversitesi Sos. Bil. Enst. Coğ. Ana Bil. Dalı 2002 Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Dicle bölümünün kuzeydoğu köşesinde, Güneydoğu Torosların eteğinde, Siirt şehri ve yakın çevresini konu alan inceleme alanı, yaklaşık 380 km2 lik bir alan kaplamaktadır. İnceleme alanının ortalama yüksekliği 1000m civarındadır. Arazi yöredeki akarsular tarafından derince yarılmış ve kısa mesafelerde büyük yükselti farkları ortaya çıkmıştır. Kuzeydeki Kavika Dağı (Çatılı Tepe) araştırma sahasının en yüksek (1565m) yerini teşkil ederken; Botan nehri ve Kezer çayının tabanlarında ise rakım (470m) en düşüktür. Tersiyer yaşlı formasyonlarının çoğunlukta olduğu inceleme sahasında, Plio- Kuvaterner depolar ve az da olsa Kretase yaşlı birimler de vardır. Tektonik olaylar sonucunda meydana gelen kıvrımlı Jura tipi arazide, faylanmalar sonucunda yükselti farkları oluşmuştur. Eğim şartlarının uygun olmasından dolayı toprak kaybı hızlanmıştır. Siirt şehri ve yakın çevresi yağış rejimi bakımından Akdeniz iklimini andırsa da genel olarak karasal iklim özellikleri daha baskındır. Şiddetli yaz kuraklıkları ve geniş yayıhm gösteren step bitki örtüsü bu görüşü doğrulamaktadır. Bitki formasyonları, yükselti kademelerine göre; step, çalı ve ormanlık alanlar olarak değişmektedir. Şehrin batısı hariç, çevresindeki topografyanın çok arızalı olmasından dolayı ulaşım konusunda zorluklar yaşanmaktadır. Gerekli yatırım ve çalışmaların yapılmadığı Siirt şehrinde, son yıllarda giderek yapılaşma konusunda bir gelişme gözlenmiştir. Şehrin batıya doğru gelişip büyümesi tamamen morfolojik ve ulaşım faktörü ile ilgilidir. Çevre illerle bağlantısı ve ticaretin oldukça zayıf olan Siirt şehri için "son durak" veya "kör nokta" tabirini kullanmak doğru bir tanım olacaktır. Bu çalışmada Siirt şehrinin kurulmasında ve gelişmesinde fiziki faktörlerin etkisi ve ilgili problemler arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. Anahtar sözcük: Siirt, Botan Nehri, Jeomorfoloji

Bitki örtüsüHidrografiJeolojik özellikler+4
Nurettin Özgen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Akçadağ ilçesinin (Malatya) coğrafyası

ÖZET Doktora Tezi AKÇADAĞ İLÇESİ'NİN (MALATYA) COĞRAFYASI Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilin» Dalı ELAZIĞ - 2002, Sayfa: XV + 325 Akçadağ ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer almaktadır. Malatya iline bağlı olan Akçadağ ilçesi, eski çağlardan beri yerleşilen bir alandır. Tarihi kaynaklarda ismi, "Arca", "Arka", "Argos" ve "Arega" olarak geçmektedir. Akçadağ ilçesinin yönetim merkezi 1867 tarihinde Levent merkezidir. Aynı tarihte bugünkü Akçadağ (Arga)'a nakledilmiştir. 1910'da belediye teşkilatı kurulmuş olan Akçadağ bugün 72 köyün yönetim merkezidir. 1193 km2 yüzölçümüne sahip olan ilçede çok sayıda mahalle yerleşmesi de bulunmaktadır. Akçadağ ilçesi, genel hatlarıyla bir platolar sahasıdır. Bu platolar, Akçadağ Platoları ve Malatya Havzası Platoları olarak kd-gb doğrultulu bir fay hattıyla birbirinden ayrılmaktadır. Akçadağ kasabası bu iki platonun arasında fay hattına paralel uzanan birikinti koni ve yelpazelerinin uzandığı alanda kurulmuştur. Doğal bitki örtüsü genellikle antropojen step ve bozulmuş ağaç formasyonlarından oluşmaktadır. İnceleme alanımız bölgenin karasal iklim özellikleri yanında bozulmuş Akdeniz iklim özelliklerini göstermektedir. İnceleme alanımızda ana akarsuyu Tohma çayı oluşturmaktadır ve en önemli yan kolu Sultansuyu deresidir. Ekonomisi tarıma dayalı olan ilçede en önemli ürün kayısıdır. İlçe nüfusu 1997 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 42.527 kişidir. Bugün ilçede önemli ölçüde nüfus azalmaları yaşanmaktadır. Sanayisi gelişmemiş olan ilçede TİGEM'e bağlı bir de Sultansuyu Devlet Üretme Çiftliği bulunmaktadır. İlçenin Malatya merkez ilçeye yakın olması gelişimini önemli ölçüde etkilemiş ve yerleşmeleri buraya bağımlı hale getirmiştir. Bugün Malatya ili sınırları içinde yer alan Erhaç Havaalanı da inceleme sınırlarımız içindedir. ANAHTAR KELİMELER: Akçadağ, Arga, Kayısı, Sultansuyu Devlet Üretme Çiftliği, Tohma Çayı, Sultansuyu Deresi, Erhaç Havaalanı.

Beşeri coğrafyaEkonomik coğrafyaFiziki coğrafya+2
Handan Arslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Kadirli`nin kuruluşu, gelişmesi ve şehirsel fonksiyonları

ÖZET Yüksek Lisans Tezi KADİRLİ'NİN KURULUŞU, GELİŞMESİ VE ŞEHİRSEL FONKSİYONLARI Döndü ÜÇEÇAM Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı ELAZIĞ-2002, Sayfa: X+261 Kadirli şehri, Akdeniz Bölgesi'nin Adana Bölümü'nde, Osmaniye ilinin kuzeyinde yer alır. Kent nüfusu, 1927 yılından günümüze kadar, 1935-1940 yılları arası hariç hiçbir dönemde azalmamıştır. Nüfus, 1940-1965 yılları arasında yavaş, 1965-1997 yılları arasında hızlı bir şekilde artarken, 1997 yılından sonra nüfus artış hızı düşme eğilimine girmiştir. Nüfusun değişimi üzerindeki en önemli faktörler, kırsal alandan şehre yönelik göçler ile, daha iyi iş imkanı bulmak amacıyla, şehirden daha büyük şehirlere yapılan göçlerdir. Kadirli 1960 yılına kadar bir tarım kasabası görünümünde iken, 1960 sonrasında şehirsel fonksiyonlarındaki çeşitlenme, özellikle de hizmet sektörünün gelişmesi ile birlikte günümüzde ağırlıklı fonksiyonu hizmet olan bir şehir durumuna gelmiştir. Kadirli'nin, Çukurova gibi yerleşme koşullarının son derece uygun olduğu bir alanda yer alması, tarih boyunca pek çok medeniyetin yerleşim merkezi olmasını, eski kervan yollarına olan konumu da bir ticaret merkezi statüsü kazanmasını sağlamıştır. Kadirli'de nüfusun artmasıyla birlikte şehirsel fonksiyonlarda da gelişmeler olmuştur. Hizmet sektörünün ağırlıkta olduğu şehirde, sanayi alanında daha fazla yatırımın yapılmasıyla birlikte şehirsel kimlik kuvvetlenecektir. ANAHTAR KELİMELER: Kadirli, Şehir, Fonksiyon, Nüfus, Yerleşme, Ekonomi, Gelişim, Hizmet, Tarım, Ticaret.

Kent coğrafyasıNüfusOsmaniye-Kadirli+1
Döndü Üçeçam
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Baskil (Elazığ) ilçesi coğrafyası

ÖZET Doktora Tezi BASKİL İLÇESİ (ELAZIĞ) COĞRAFYASI Ayşe ÇAĞLIYAN Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı ELAZIĞ-2002, Sayfa: XTV+265 Baskil İlçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer almaktadır. Elazığ iline bağlı olan Baskil, 1926 yılında ilçe statüsü kazanmıştır. Bugün 1195 km2 yüzölçüme sahip ve 62 köyü bulunan ilçemizde çok sayıda da mahalle yerleşmeleri bulunmaktadır. Baskil İlçesi, genellikle dağlar ve platolardan oluşmuş yeryüzü şekillerine sahiptir. Baskil kasabası ise, bir ovaya kurulmuştur. Doğal bitki örtüsü genellikle antropojen stepler ve bozulmuş ağaç formasyonlarından oluşan araştırma alanımızda karasal ve bozulmuş Akdeniz iklim özellikleri görülmektedir. Yerleşme tarihi Kalkolitik Çağa kadar inen Baskil İlçesi'ndeki yerleşmeler daha çok Selçuklular döneminden sonra artmıştır. Yerleşmelerin bir kısmı Karakaya baraj gölü altında kaldığı için yer değiştirmiş ve dolayısıyla nüfus kaybı da görülmüştür. Kır nüfûsu azalırken kasaba nüfusu artan ilçede, 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre toplam 268 1 1 kişi yaşamaktadır. Ekonomisi tarıma dayanan ilçedeki en önemli tarımsal ürün ise kayısıdır. Malatya havzasının bir devamı olan Baskil İlçesi'nde kayısı önemli bir geçim kaynağıdır. Bostan ve tahıllar ise diğer ürünler arasında yer alır. Kuruluşunu ve gelişmesini demiryolu ulaşımına borçlu olan Baskil, Elazığ ve Malatya gibi iki büyük şehire yakınlığından ve önemli karayolu ulaşımına uzaklığından dolayı gelişememiş bir yerdir. ANAHTAR KELİMELER: Baskil, Kasaba, Yerleşme, Ekonomi, Karakaya Baraj Gölü, Demiryolu, Mahalle, Tarım, Kayısı

Beşeri coğrafyaEkonomik coğrafyaElazığ-Baskil+1
Ayşe Çağlıyan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Mollakendi Bucak merkezinin (Elazığ) coğrafi etüdü

ÖZET Yüksek Lisans Tezi İbrahim KULA Mollakendi Bucak Merkezinin (Elazığ) Coğrafi Etüdü Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Ana Bilim Dalı 2002, 94 Sayfa Mollakendi Uluova'daki önemli tarım alanlarından, biridir. Güntaşı ve Karşı bağ Mollakendi'ye bağlı mahallelerdir. 1992"de belediye haline gelmiştir. Mollakendi toplu yerleşme özelliğindedir, nüfus yoğunluğu fazladır. Nüfusun büyük çoğunluğu tarımla uğraşır. Terör nedeniyle göç alan bir yerdir. Yerleşmedeki yapılarda kerpiç kullanılmıştır. İnceleme alanımızdaki arazi kullanımı durumuna bakıldığında: tarım arazileri, bağ- bahçe ve meralardır. Fazla eğimli olmayan ova yer altısuyu bakımından zengindir. Yer altı suyunun bir kısımda Elazığ'ın içme suyu ihtiyacını karşılamaktadır. I. Sınıf tarım arazilerinde şekerpancarı, buğday, arpa ve pamuk yetiştirilir.

Ekonomik coğrafyaElazığ-Uluova-MollakendiFiziki coğrafya+2
İbrahim Kula
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm alanlarına bir örnek; Sarıgöl Mahallesi (Gaziosmanpaşa)

Kentler kuruldukları günden günümüze kadar geçen süreçte çeşitli nedenlerle dönüşüm ve değişim geçirmektedirler. Sanayi Devrimi sonrasında değişen dünya şartları birçok konuda olduğu gibi şehirler üzerinde de etki yapmıştır. Sanayileşmeye başlayan kentlerde nüfus artmaya başlamıştır. Nüfus artışı sonucunda şehirlerde çarpık kentleşme, gecekondulaşma ve konut yetersizliği gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. Türkiye için de kentlerde nüfusun artması, sanayileşmenin hızlandığı 1950'li yıllarda başlamıştır. 1950'li yıllardan günümüze kadar başta İstanbul olmak üzere büyük şehirler sürekli göç almıştır. Nüfus artışı neredeyse bütün şehirleri etkilemiştir. Nüfus artışına hazırlıksız yakalanan şehirlerde plansız kentleşme ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan plansız kentleşme sonucunda, kentsel dönüşüm zorunluluk haline gelmiştir. Çalışmanın yapıldığı Gaziosmanpaşa ilçesi, 1950'li yıllardan itibaren sürekli göç almış, bunun sonucunda Gaziosmanpaşa'da gecekondu mahalleleri kurulmuştur. Bugün Gaziosmanpaşa'nın 11 mahallesinde kentsel dönüşüm çalışmaları devam etmektedir. Bu mahallelerden bir tanesi olan Sarıgöl, 1950 yılından itibaren yoğun göç almış, günümüze gecekondu mahallesi olarak gelmiştir. Çarpık kentleşme ve altyapı sorunlarının had safhada olduğu Sarıgöl Mahallesinde, kentsel dönüşüm 2005 yılında gündeme gelmeye başlamıştır. 2005 yılından günümüze kadar birkaç evin yıkılması haricinde bir şey yapılmamıştır. Kapsamlı bir kentsel dönüşüm projesi 2012 yılı itibariyle başlamıştır. Kentsel Dönüşüme bir coğrafyacı gözüyle baktığımızda, Sarıgöl Mahallesindeki sosyal ve mekânsal değişimleri incelemek temel amacımız olmuştur. Bu doğrultuda çalışma boyunca Sarıgöl Mahallesinde, 250 anket ve çok sayıda mülakat yapılmıştır. Anket sonuçları SPSS 19 programı kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılmış, düz ve çapraz tablolar yapılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.

KentleşmeKentsel değişimKentsel dönüşüm+1
Seçkin Hardal
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Karasu ilçesi'nde (Sakarya) ikincil konutların gelişimi

İkincil konutlar turizmin gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkan, insanların tatillerini geçirdiği çoğu zaman sezonluk olarak veya hafta sonlarında kullanılan konutlardır. İkincil konutların yer seçiminde coğrafi konum, iklim ve yeryüzü şekilleri gibi doğal faktörlerin yanında, ekonomik faktörler ve ulaşım şartları gibi çekicilik yaratan beşeri faktörler de etkili olmaktadır. Türkiye'de turizmin gelişmesine bağlı olarak Karasu'da da doğal çekiciliklerinden ve lokasyonunun büyük şehirlere yakın olmasından dolayı ikincil konutların sayılarında son yıllarda kayda değer bir artış görülmektedir. Karasu'da ikincil konutların gelişmesine bağlı olarak; yaz mevsiminde ve hafta sonlarında, özellikle yakın çevreden gelen turistlerin ve günübirlikçilerin etkisiyle nüfus artmaktadır. Meydana gelen bu nüfus artışının Karasu'nun doğal çevresine, ekonomisine ve sosyolojik yapısına etkileri olmaktadır. Karasu'da yaz mevsiminde ve hafta sonlarında artan nüfus, doğal çevre üzerinde büyük bir baskı oluşturmakta ve başta Karasu sahili olmak üzere doğal hayatı olumsuz etkilemektedir. Bunun yanı sıra sezonluk olarak yaşanan bu nüfus yoğunluğu şehirde trafik sorunlarına da yol açmaktadır. Karasu'ya gelen turistlerin, Karasu ekonomisine olumlu etkileri ise göz ardı edilemez. Karasu'daki bu turizm potansiyeli hem Karasu'nun emlak piyasasına canlılık getirmekte hem de esnafların satışlarını arttırmaktadır. Karasu'ya gelen sezonluk turistler ve günübirlikçiler ile Karasu'nun yerel halkı ve esnafı arasında kültürel farklılıklardan kaynaklanan sorunlar da görülmektedir. Anahtar kelimeler: İkincil Konut, Karasu, Turizm, Çevre, Nüfus coğrafyası.

KonutSakarya-KarasuTurizm+1
Hüseyin Küçük
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bilecik merkez ilçe kırsalında suç (2010-2014) ve suçların dağılımı

Mekânsal alanların yaşam kalitesinin yükseltilmesi, suç ve suçlulukla daha etkin bir mücadele ve öngörü ile suç olgusunun makul bir seviyede tutulması daha yaşanabilir bir ortam oluşmasını sağlayacaktır. Bunu sağlamanın başında suç ve suçluluğu iyi anlamak gelmektedir.Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan çok çeşitli çalışmalarla suç olgusu kontrol altına alınmaya çalışılmakta, suçun ortadan kaldırılmasının mümkün görünmemesine bağlı olarak yaptığımız çalışmalara benzer yapılan araştırmalarla suç önleme stratejileri geliştirilmektedir. Yapılan çalışma sonucu oluşacak doğru analiz ve değerlendirmeler ile hayalini kurduğumuz toplumu yaratmak çokta zor değildir. Dünya hızla değişirken insanlar mekânlar arasında hızla yer değiştirmekte, bu değişimin etkilerinden biriside suç ve suçluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde de bu değişimin getirisi olarak, özellikle kentleşme beraberinde ikincil, türdeş olmayan ve insanların yabancılaştığı bir ortam yaratmış, suç mekanizmalarının barınmalarını kolaylaştırmış, beraberinde getirdiği, kültürel yozlaşma, ekonomik, hukuksal, sosyal baskı ve yetersizlikler sonucunda suç eğilimi tetiklenmiştir.Bu çalışmada, suç olgusunun Bilecik ili Merkez İlçe kırsalında incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada ki kırsal alan suçluluğu 2010-2014 yıllarını kapsayan beş yıllık dönemde özellikle İl Jandarma Komutanlığının verileri dikkate alınarak yapılmıştır. Çalışmada özellikle suç tasniflerinin tamamı ele alınmış, kırsalda suç türlerinin ön plana çıktığı, yoğunlaştığı mekânlar incelenmiştir. Çalışma sonucunda Merkez İlçe kırsalında genel olarak asayiş suç tasniflerinden kişilere karşı ve mala karşı suçların, sanayi fonksiyonunun ve yol ağının ön plana çıktığı alanlarda yoğunlaştığı görülmektedir. Suçların yoğunlaştığı alanların mekânsal özelliklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bu çalışma ile suçun önlenmesi, güvenlik algısının kırsalda güçlendirilmesi ve güvenliğin sağlanmasına katkı sağlanacaktır. Bilecik Merkez İlçe kırsalında suç ve suçluluğu ele alan tez, altı bölümden oluşmaktadır.Çalışmanın başlangıcında suç kavramları üzerine giriş yapılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde; çalışmanın amacı, kapsamı ve sınırlılıkları üzerinde durulmuştur.Çalışmanın ikinci bölümünde; verilerin toplanması, kaynaklar ve sürecin anlatılması sağlanmıştır.Çalışmanın üçüncü bölümünde; suça bakış ele alınmış, çeşitli görüşlere yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde; Bilecik Merkez İlçe kırsalında şehirsel ve kırsal suçlar ele alınmış, mekânsal anlamda ön plana çıkanlar incelenmiş, suç olgusu analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde Bilecik Merkez İlçe kırsalında suçların dağılışı ele alınmış, ön plana çıkan suçlar yıl, ay, gün ve saatlere göre dağılışları yapılarak incelenmiş, suç mekân ilişkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonuç kısmında kırsal suçun genel anlamda değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Suç, Bilecik, Kırsal, Mekân, Jandarma, Köy.

BilecikKöylerKırsal bölge+2
İsmail Hakkı Sarıtarla
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bozüyük ilçesindeki atmosferik polenlerin insan sağlığı üzerine etkileri (2010-2014)

Sağlık Cooğrafyası alanında hazırlanan bu çalışmada, 2010- 2014 yılları arasını kapsayan dönemde, Bilecik'in Bozüyük ilçesinde alerjik kökenli hastalıklardan astım, alerjik rinit ve konjonktivit'in mekânsal ve zamansal dağılışını nedenleri ve farklılıklarıyla birlikte ortaya koymak amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, öncelikle Bozüyük ilçesinin fiziki coğrafya özellikleri (jeomorfoloji, iklim, doğal bitki örtüsü) belirlenmiş ve doğal bitki örtüsü içerisinde bulunan alerjen türleri ilçede daha önce yapılmış olan atmosferik polen ölçümleri ile karşılaştırılarak bir polenizasyon takvimi oluşturulmuştur. Daha sonra, alerjik rinit, astım ve konjonktivit şikâyetiyle Bozüyük Devlet Hastanesi'ne başvuran hasta sayısı, geldikleri yerleşmeler ve başvuru tarihleri tespit edilerek ilçenin fiziki coğrafya özellikleriyle ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, söz konusu hastalıklara ait şikâyetlerle hastaneye başvuran hasta sayısı ve hastaların geldikleri yerleşmelerin ortam özellikleri arasında yakın bir ilişki bulunduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre, araştırılan hastalıkların vadi içerisinde ve plato üzerindeki yerleşim birimlerinde, daha çok bitkilerin polenizasyon dönemlerinin başlamasıyla birlikte geçiş mevsimlerinde yoğunlaştığı dikkati çekmektedir. Ayrıca, ilçede sanayi faaliyetlerinin yoğun olması nedeniyle özellikle kış aylarında havaya karışan kükürdioksit gazının artması ve bölgeyi etkisi altına alan soğuk hava kütleleri nedeniyle meydana gelen sıcaklık terselmesi sonucunda da hasta şikâyetlerinde belirgin bir artış olmaktadır. 2010-2014 yılları arasındaki dönemde, ilçenin genel nüfusundaki azalmaya rağmen hasta sayısında düzenli bir artış olmuştur. Bu artışın önümüzdeki dönemde de devam edeceği göz önünde bulundurularak bazı tedbirlerin alınması zorunlu hale gelmektedir. Bu nedenle, ilçede acilen düzenli polen ve atmosferik gaz ölçümlerine başlanılması ve halkın önceden bilgilendirilmesini sağlayacak bir uyarı sisteminin kurulması, hem hastanelere olan talebin hafifletilmesi hem de bu hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan iş gücü kaybından doğan ekonomik zararların en aza indirilmesi hususunda önemli katkılar sağlayacaktır.

AlerjenlerAtmosferik kirleticilerBilecik-Bozüyük+7
Saliha Okumuş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul-Sultanbeyli'de hızlı mekansal değişimin coğrafi boyutları

Sultanbeyli; Marmara Bölgesinin Çatalca-Kocaeli bölümünde, İstanbul İline bağlı bir ilçedir. Aynı zamanda Sultanbeyli İstanbul'a tarihi kapı olarak açılan eski yerleşkedir. Coğrafi mekânın beton yığınlarıyla kaplandığı, yanlış arazi kullanımının hâkim olduğu Sultanbeyli'de kentsiz kentleşme yaşanmaktadır. Sultanbeyli İlçesi, özellikle TEM otoyolunun yapılmasından sonra, hâlihazır da ülkemizde yaşanan göç hareketlerinin de etkisiyle kısa zamanda hızlı bir nüfus artışıyla oluşmuş bir yerleşmedir. Nüfusun artmasıyla meydana gelen sorunlar artmıştır. Genel olarak düz bir arazi üzerinde gelişen Sultanbeyli İlçesi, köyden kente göçün getirdiği kısa süreli aşırı nüfus artışından en çok etkilenen yerlerin başında gelmektedir. Araştırma konusu olan "Sultanbeyli'de Hızlı Mekânsal Değişimin Coğrafi Boyutları" adlı bu çalışmada Sultanbeyli İlçesi'nin geçmişten günümüze mekânsal değişimi ve coğrafi boyutlarında nasıl bir gelişme gösterdiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bunu yaparken tarihi kayıtlar, Sultanbeyli Belediyesi faaliyet raporları, şehrin kentsel gelişimi ile ilgili kaynaklar (kitap, makale, rapor, tez vd. ), TÜİK verileri ve yıllara göre değişimi detaylı bir şekilde göstermek için hava fotoğrafı (1970 yılı) ve uydu görüntüleri (1982, 2006, 2015 yıllarına ait) kullanılmıştır. CBS programında çeşitli haritalar üretilmiş ve ayrıca arazi gözlemi yapılarak da bazı bilgilere yerinde ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Mekânsal Değerlendirme, Mekânsal Değişim, Nüfus Artışı, Sultanbeyli

Coğrafi özelliklerCoğrafyaDeğişim+4
Muhammed Emin Aksu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Demirkapı Dağında (Trabzon) buzul jeomorfolojisi araştırmaları

Kuvaterner boyunca yaşanan iklim salınımları küresel ve bölgesel çapta soğuk ortam şartlarının yaşanmasına neden olmuştur. Bu durum yüksek enlemlerde kalın buz örtülerini meydana getirmiştir. Alçak enlemlerde bu durumu enlem etkisi sınırlandırmış; buzullaşma nemli-yüksek sahalarda sirk, vadi ve takke buzulu olarak kendini göstermiştir. Bu çalışmada Doğu Karadeniz Dağları içerisinde yer alan Soğanlı silsilesinin batı uzantısı niteliğindeki Demirkapı Dağı ele alınmıştır. Demirkapı Dağı 3300 metrelere varan zirveleri ile Geç Pleistosen'de buzullaşmaya uğrayan alanlardan biridir. Buzullaşma topografya üzerinde buzul vadileri, piramidal zirveler, cilalı ve çizikli yüzeyler, moren depoları gibi kendine has morfolojik unsurların oluşumuna neden olmuştur. Çalışmada beş vadinin buzul jeomorfolojisi incelenmiştir. Bu vadiler doğudan batıya sırasıyla Küçükyayla, Büyükyayla, Demirkapı, Multat, Karakaya buzul vadileridir. Bunun yanında güncel olarak devam eden periglasiyal süreçler hakkında kanıtlar toplanmış ve yorumlanmıştır. Bu bağlamda çalışma sahası içerisinde iki adet kaya buzulu tespit edilmiştir. Arazide elde edilen bulgular ofis çalışmalarında coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak sentezlenmiştir. Araziye yapılan solar analizlerle bakı faktörünün buzullaşma ve buzul jeomorfolojisi üzerindeki etkileri ortaya konmuştur. Son olarak coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknolojilerinden yaralanılarak paleobuzulların hacmi hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Demirkapı Dağı, Buzullaşma, CBS, Doğu Karadeniz Dağları, Türkiye.

BuzulCoğrafyaCoğrafya+4
Alituran Ocak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Esenler'de (Çifte Havuzlar-Havaalanı-Turgut Reis mahallelerinde) kentsel dönüşüm projelerinin sosyal ve mekansal yansımaları

İstanbul, 1950'li yıllardan günümüze kadar olan süreçte yoğun bir göç almıştır. Bu göç ile birlikte kentte kaçak yapılar ortaya çıkmış ve yeni gecekondu mahalleleri meydana gelmiştir. 17 binden fazla insanın ölümüne yol açan 1999 Gölcük Depremi, çağdaş şehirleşme anlayışının uygulanması ihtiyacını ortaya çıkmıştır. 2012 yılında kabul edilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun, kentsel dönüşüm faaliyetlerine hız kazandırmıştır. İstanbul'un Esenler İlçesi'nin beş farklı mahallesinde yürütülen kentsel dönüşüm projelerinin dördünde, bu kanun temel dayanak olarak gösterilmiştir. Yapılan bu çalışmada İstanbul'un Esenler İlçesi'nin Çifte Havuzlar, Havaalanı ve Turgut Reis mahallelerinde yapılan kentsel dönüşüm projeleri ele alınmıştır. Esenler ilçesindeki binaların büyük bir çoğunluğu kaçak olarak yapılmış ve ömrünü doldurmuş binalardan oluşmuştur. Bu durum kentsel dönüşümden etkilenen halkın çoğunluğu tarafından kentsel dönüşüm ile konutlarının yenilenmesini istemelerine sebep olmuştur. Mahalle sakinleri aynı mahallelere yeni yapılacak yeni konutlarda yaşamak istemektedir. Bu istek mahalle kültürünün ve bir arada yaşama isteğinin önemini ortaya çıkarmaktadır. Ancak ankete katılanların % 45'i hak kaybı yaşayacağı endişesi de taşımaktadır. Bu endişelerin oluşmasının birçok farklı neden vardır. Kentsel dönüşüm bilgilendirme toplantıları istenilen düzeyde etki sağlayamadığından ankete katılanları % 80'i yeniden bilgi almayı istemektedir. Esenler' de kentsel dönüşüm projelerinin yürütülmesinde başlıca yer alan aktör kamu sektörüdür. TOKİ'nin yapmış olduğu yapılar üzerine çeşitli tartışmalar yürütülmektedir. Turgut Reis Mahallesi'nde tamamlanan kentsel dönüşüm projesi mahalle sakinlerinin sadece % 33'ünün beklentilerini karşılamıştır. Bu sonuç bize kentsel dönüşüm projelerinde sosyal ve kültürel değerlerin göz ardı edildiğini ortaya çıkarmaktadır. Anahtar kelimeler; Kentsel Dönüşüm, Esenler İlçesi, Çifte Havuzlar Mahallesi, Havaalanı Mahallesi, Turgut Reis Mahallesi

DönüşümKentsel dönüşümKonut projeleri+4
Mehmet Angın
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hamitabat - Gemiciköy arasında (Bilecik) Orta Sakarya Vadisinin jeomorfolojisi

Bu çalışma, Bilecik il sınırları içersisinde bulunan Hamitabat – Gemiciköy yerleşmeleri arasındaki sahanın jeomorfolojik ünitelerini oluşum ve gelişimleri ile birlikte ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kuzeybatı Anadolu'nun en büyük akarsuyu olan Sakarya Nehri ve kolları tarafından akaçlanan bu sahanın seçilmesinde Orta Sakarya vadisinin jeomorfolojik gelişimini açıklamak için küçük bir model teşkil etmesi etkili olmuştur. Anadolu'da bugünkü akarsu ağının kuruluş dönemi olarak kabul edilen Üst Pliyosen'den itibaren, Sakarya Nehri ve kolları bu sahada devam etmekte olan tektonik hareketlerle birlikte yer yer menderesler oluşturarak temele gömülmüş ve çalışma alanındaki Geçitli ve Gemiciköy kapalı havzalarını birbirine bağlayan derin epijenik (sürempoze) boğazları (Hamitabat Boğazı, Şeytankaya Boğazı ve Kıralbağı Boğazı) meydana getirmiştir. Kuvaterner sırasında ise bu kapalı havzalarda biriktirilmiş olan depolar, küresel ölçekteki deniz seviyesi değişiklikleri ve süregelen tektoniğin kontrolünde ya tamamen süpürülerek taşınmış ya da birkaç basamak halinde izlenebilen dönemli seki özelliği kazanmıştır. Bu seviyelerin en iyi gözlendiği alan olan Gemiciköy havzasındaki sekiler, Üst Eosen - Alt Miyosen yaşlı Gemiciköy formasyonunun üzerine açısal bir uyumsuzlukla gelmektedir. Yapılan metrik ölçümler bu havza içerisinde vadinin her iki yamacında izlenebilen iki basamağın bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bunlar, bugünkü deniz seviyesinden + 149 m (vadi tabanından + 29m) yükseklikte bulunan yüksek sekiler (S1) ve +131 m (vadi tabanından + 11m) yükseklikte bulunan alçak sekilerdir (S2). Anahtar Kelimeler: Orta Sakarya Vadisi, Sakarya Nehri, Jeomorfoloji, Epijenik Boğaz, Seki

AkarsularBilecikBilecik-Gemiciköy+4
Ebubekir Karakoca
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gölyazı'nın (Bursa) turizm coğrafyası

Turizmin gelişmesi için refah seviyesi, gelişmiş ulaşım araçları ve boş zaman gereklidir. Sanayi devriminden önce dünyada tarım toplumu egemendi. Dolayısıyla insanlar, bu imkânlara sanayi devrimiyle kavuşmuştur. Sanayinin gelişmesi ile birlikte yoğun iş temposu, gürültü ve şehir hayatı gibi etkenler insanların fiziksel ve psikolojik olarak yıpranmasına neden olmaktadır. Gölyazı gibi büyükşehirlerin yakınında bulunan doğal ve kültürel olarak çekici özelliklere sahip kırsal yerler, bu şehirlerde yaşayanlar tarafından rekreatif faaliyetlerde bulunmak için tercih edilmektedir. Gölyazı'ya gelen turistler Bursa, Kocaeli, Balıkesir, Adapazarı, İstanbul gibi sanayi ve nüfusun yoğun olduğu büyük şehirlerden gelmektedir. Çalışma alanımızı oluşturan Gölyazı köyü, Uluabat Gölü'nün kıyısında bulunan bir yarımada ve çeşitli büyüklükteki adalardan oluşan, geçimini balıkçılıkla sağlayan tarihi bir Rum Köyü'dür. Gölyazı köyünün doğal turizm çekicilikleri tarihi turizm çekiciliklerine göre ön plandadır. Gölyazı, Ramsar Sulak Alanlar ve Yaşayan Göller Ağı projelerine dâhil edilerek tüm dünyanın ilgisini çekmiştir. Araştırmanın amacı, sahip olduğu doğal ve kültürel çekicilikleri sayesinde özel bir destinasyon olan Gölyazı'yı turizm coğrafyası bakımından ele alıp incelemektir. Araştırmanın ilk aşamasında literatür çalışması yapılmış, ilgili kurumlardan veri ve belge temin edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında alan araştırmaları yapılarak anket, mülakat ve gözlemler yapılmıştır.

Bursa-Nilüfer-GölyazıRekreasyonRekreasyonel aktiviteler+2
Yasemin Altıngöz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir mekânın sosyo-ekonomik coğrafi görünümünün belirlenmesi: Bilecik şehri örneği

Çalışmanın konusunu Bilecik şehrinde sosyo-ekonomik gelişmişlik ve coğrafi görünüm ilişkisi oluşturmaktadır. Araştırma iki bölüm şeklinde tasarlanmış olup birinci bölüm ontolojik olarak, araştırma konusunu oluşturan sosyo-ekonomik gelişmişliğin nesnel bir gerçeklik olduğunu varsayar; epistemolojik olarak pozitivizmin nesnelci varsayımı nedeniyle sosyo-ekonomik gelişmişliğin ne olduğu ve onu etkileyen unsurlar ile araştırma alanında mekansal olarak nasıl farklılaştığı; metodolojik anlamda ise pozitivizmin deneysel metodolojisi kapsamında nicel araştırma tekniklerini kullanarak, sosyo-ekonomik gelişmişliğin ölçülmesine odaklanır. İkinci bölüm ise ontolojik olarak, coğrafi görünümün nesnel bir gerçeklik olmadığı, araştırmacı veya gözlemci tarafından gerçekliğin yaratıldığı ve anlamlandırıldığını varsayar. Bilgiyi nesnel değil öznel olarak kabul eder. Bu bağlamda epistemolojik olarak anlamacı epistemolojinin değer-bağımlı sayıltısı doğrultusunda kentsel coğrafi görünümün sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıkları bağlamında nasıl yaratıldığını; metodolojik anlamda ise anlamacı yaklaşımın diyalektik metodolojisi doğrultusunda nitel araştırma teknikleri kullanılarak, coğrafi görünüm ve sosyo-ekonomik gelişmişlik ilişkisinin anlaşılmasına odaklanır. Çalışma, karma araştırma deseni kullanılarak tasarlanmıştır. Sosyoekonomik gelişmişliğin ölçümüne yönelik ekonomik, sosyal ve öznel boyuttan oluşan bir sosyo-ekonomik gelişmişlik kavramsallaştırılması yapılmış ve bu doğrultuda yeni bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Coğrafi görünümün analizine yönelik veri toplama aracı olarak gözlemde faydalanılmış elde edilen veriler gömülü teori kullanılarak analiz edilmiştir. Şehirde sosyo-ekonomik gelişmişliğin bölgelere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. En gelişmiş bölgeler şehrin kuzeyinde yoğunlaşırken güneyde yer alan bölgelerin gelişmişlik seviyelerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıklarının coğrafi görünüm üzerinde yarattığı değişiklikler ortaya konularak bu ilişkiyi konu alan yeni bir kuram geliştirilmiştir. Buna göre sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıkları, coğrafi görünüm üzerinde yedi farklı karakteristik özellik yaratmaktadır. Bunlar şu şekildedir: mekan ve gündelik hayat cinsiyetleşmektedir. Gelişmiş bölgelerde erkekler çok daha görünürken az gelişmiş bölgelerde kadınlar daha görünür durumdadır. Azgelişmiş alanlarda sosyal ağlar daha güçlü iken gelişmiş bölgelerde daha zayıftır. Azgelişmiş bölgelerde kent içi tarım faaliyetleri devam etmekte olup bu tür faaliyetlere gelişmiş bölgelerde daha az rastlanmaktadır. Gelişmiş bölgelerde altyapı yetersizliği dikkat çekici bir sorun değilken az gelişmiş bölgelerde belirgin bir altyapı yetersizliği bulunmaktadır. Gelişmişlik seviyesinin düşük olduğu bölgelerde konutlar çok eski ve köhne iken gelişmiş bölgelerde konutlar daha niteliklidir. Gelişmiş bölgeler insanlarda olumsuz duygu durumlar yaratırken azgelişmiş bölgeler insanlarda olumlu duygu durumlar yaratmaktadır. Son olarak azgelişmiş alanlarda eğim gelişmiş alanlara göre daha yüksektir.

Beşeri coğrafyaBilecikCoğrafi özellikler+3
Öznur Akgiş İlhan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bartın ilinin beşeri coğrafyası

BartınBeşeri coğrafya
Salih Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Şehir coğrafyası yönünden Ordu

Ordu şehri Karadeniz Bölgesi Orta Karadeniz Bölümünde, Karadeniz Kıyı'sında, Boztepe'nin Kuzey ve Doğu yamaçlarından itibaren doğuya doğru kıyı ovası üzerinde kurulup gelişen zengin doğal güzelliklere sahip bir şehrimizdir. Karadeniz Bölgesinin önemli, büyük şehirlerinden biridir. Batıda Akçaova, Doğuda Turnasuyu dereleri arasında Bülbül, Civil dereleri ve Melet Çayı'nın oluşturduğu, alüvyal kıyı ovası üzerinde yer alır. Güneye doğru akarsu vadileri arasında aşınım yüzeyleri yer alır. İnceleme alanında üst kretase ve kuvaterner yaşlı birimler yüzeylenme gösterir. Şehir III. Derece deprem bölgesi içinde yer alır. Ordu şehrinde her mevsimi yağışlı, kışlar ılık, yazlar sıcak Karadeniz iklimi görülür. Bol yağışlar zengin bir bitki örtüsü oluşturmuştur. Kırmızı ve kahve rengi topraklar, alüvyal topraklar yoğundur. Ordu Şehri son 200 yılda kurulup gelişen Türk dönemi Şehri'dir. Şehrin ilk kuruluş alanları Kirazlimanı, Taşbaşı ve Bucak Mahalleleridir. Bu gün Ordu şehri 22 mahalleye sahiptir. Ordu 1869'da kaza merkezi ve belediye, 1923 yılında vilayet merkezi olmuştur. Şehrin kuruluş ve gelişme döneminde en önemli olaylar, 1883'te yaşanan yangın olayı, Ordu-Sivas karayolunun açılması, milli mücadele sırasında yaşanan Rüsumat 4 No Gemisi olayı, Atatürk'ün Ordu'ya gelişi, Nazif Bey suyunun şehre getirilişi, 1939 yılı depremi, kıyıda Samsun, Ordu ve Trabzon karayolunun açılması, şehrin hızla büyüyerek nüfusunun 100 bini geçmesi, her alanda büyük gelişmeler sağlanması gibi olaylardır. Şehrin nüfusu 1990'da 102.107, nüfus artış hızı yüzde 4.7, nüfus yoğunluğu Ha'da 5209'dur. 1990'da nüfusun %53.4'dü erkek, %81.7'si okur-yazardır. Aktif nüfusun %7.7'si tarım, %20.2'si sanayi ve %71.1'i hizmetler kesiminde çalışır. Şehirde konutlar ilk kuruluş yerinden doğuya doğru kıyı ovası düzlüğünde hızla çoğalırken şehrin büyümesinide sağlıyor. Modern binalar hızla çoğalmıştır. İdari binalar daha çok sahil kuşağı yakınında ve Akyazı Mahallesi'nde yoğunluk gösterir. 1995-96 öğretim yılında toplam 40 okul, 4 özel dershane, 52 ayrı kursta 31.002 öğrenci çeşitli okullarda eğitim öğretime devam etmektedir. Buda şehir nüfusunun neredeyse 1/3'dür. Şehirde Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kültürel etkinlikler, özellikle spor, tiyatro çalışmaları dikkat çeker. Şehirde gelişmiş bir sosyal yaşantı görülür. Halkın yaşamında fındık, balık, kara lahananın özel bir yeri vardır. Ordu şehrinde 4 hastane, 5 sağlık ocağı ve diğer sağlık kuruluşlarında 85 uzman doktorun yanısıra 145 eczacı ve toplam 1.105 sağlık personeli görev yapmaktadır.XII Şehrin ekonomik hayatı üzerinde tarımsal üretimin, özellikle fındığın rolü çok büyüktür. Ordu'da sanayi özellikle 1980'li yıllardan sonra gelişme göstermiştir. 1997'de 79 sanayi kuruluşu şehir ve yakın çevresinde yer almaktadır. Artan nüfus ve gelişen sanayi şehrin dinamizmini artırmıştır. Buda hareketli bir ticari hayatın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ordu şehri ulaşım yönünden Türkiye'nin her yanıyla bağlantılı olup kara ulaşımı diğer ulaşım türlerine göre çok gelişmiştir. Otogardan Türkiye'nin çeşitli yerlerine 41 şirket tarafından 126 sefer yapılmaktadır. Şehir içi ulaşımda ilginç uygulamalar dikkat çeker. Haberleşme alanında hızlı bir gelişme gözlenmektedir. Ordu'da varolan potansiyele rağmen turizm fazla gelişememiştir. Şehirde güvenliği Emniyet Müdürlüğüne bağlı 3 karakol sağlamaya çalışıyor. Suç oranı düşüktür. Ordu'da 9 çeşit mahkeme görev sürdürmektedir. Şehirde 15 mahallede 33 cami yer alır. 4 kapalı spor salonu, 1 stadyum, 5 saha ve bazı ilginç spor alanları yer alır. Ordu'da halen kişi başına 1m2'lik yeşil alan düşer. Park ve bahçeler yetersizdir. Ordu Belediyesi şehrin alt yapı ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun şekilde çalışmaktadır. Şehirde çevre sorunları içinde en önemli unsurlar katı atıklar ve deniz, akarsu kirlilikleridir. Şehirler, ülkelerin uygarlık yapılarını oluşturan temel taşlarından biridir. Yaşayan canlı organizmalara benzerler. Büyüyüp gelişirken sorunları da giderek artar. Şehir coğrafyası; şehir yerleşmelerini, şehrin fonksiyonel alanlarını, bunların dağılışını ve doğal ortam koşullarıyla karşılıklı ilişkilerini inceler. Şehir alanındaki bütün faaliyetlerle ilgilenir. Şehirler ve şehir hayatı coğrafya biliminin en yoğun inceleme konularından biridir. Bu alandaki araştırmalar sürekli artmaktadır. İnsanlar yaşadıkları doğal ortamı tanıdıkça daha çok yararlanacak, daha çok sevecek ve orayı geliştirmek için çaba göstereceklerdir. Bu çabalar doğal ortamı insan yararına olumlu yönde değiştirme çabalarıdır. Bu araştırma Ordu Şehri'ni tanıma ve tanıtmayı amaçlamaktadır.

Fiziki coğrafyaOrdu
Ahmet Gürsoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kaçış mekanı olarak Heterotopya: Moda (Kadıköy) örneği

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde yer alan Moda semtindeki sosyo-mekânsal öğelerin incelendiği bu çalışma, Fransız filozof Michel Foucault'nun heterotopya kavramını temel alan bir mekân değerlendirmesini esas almaktadır. Foucault'nun öne sürdüğü kavram, ütopyacı toplumsal süreçlerin oluşturduğu baskıcı bir düzenden sapan insanların birbirinden farklı yapıların bir yerde yaşadığı radikal ve özgür mekânları ifade eder. Mimarlara verdiği bir seminerde heterotopik mekân örnekleri sunan Foucault, 1986 yılında yayınlanmış olan "Başka Mekânlara Dair: Heterotopyalar" adlı makalesinde kavramını ifade ederken, heterotopik mekânın altı farklı heterotopolojik niteliğini ortaya koyar. Buna göre alternatif toplumsal düzenin arandığı, özgün direniş çabalarının, birbirinden farklı birtakım şeylerin bir mekânda oluştuğu karşı muhalif mekânlar heterotopyaların en belirgin özellikleridir. Heterotopyaların içerisinde huzur evleri, psikiyatri klinikleri, hapishaneler, mezarlıklar, hamamlar, müzeler, tiyatro ve sinema gibi mekânları sayan Foucault, mimari, kentsel planlama, beşeri coğrafya, sosyoloji, sanat, edebiyat gibi önemli alanlarda heterotopya çalışmalarına öncülük etmiştir. Coğrafi bir perspektif hassasiyeti ile heterotopyaya yaklaşan David Harvey ise Fouacult'nun heterotopyalarını durağan ve kısır olarak değerlendirir. Ona göre, Foucault sadece örgütlenmiş kurumsal baskının mekânları üzerinde yoğunlaşarak, ileri sürdüğü görüşün genellenebilirliğini zayıflatır. Henri Lefebvre alternatif bir heterotopya görüşü ortaya koyarak, heterotopyaları farklılığın, kuralsızlık durumunun, potansiyel dönüşüm süreçlerinin mekânları olarak görür. Bu çalışmada da diğer heterotopya çalışmalarından farklı olarak heterotopyalar, Lefebvre'nin alternatif heterotopya okumasından hareketle, diyalektiğe dayalı bir kentleşme düşüncesinin içine yerleştirilmektedir. Bu noktada Lefebvre'in mekânsal üçlüsü çalışmanın çekirdeğine oturtularak, bir heterotopik mekân olarak Moda semtinin gündelik hayat pratiklerinin, algılanan, tasarlanan ve de yaşanan mekân anlayışı ile gösterilmesi mümkün olmuştur. Bu imkân ile mekânın bulunduğu döneme, alana, sahaya ve başat etkinliğe bağlı olarak değiştiği, heterotopinin vurguladığı zıtlıklar, karşıtlıklar, üst üste binmeler ve yan yana gelmeler ile dolu olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Bunu göstermek için de ilk olarak; bir heterotopya örneği olarak Moda semtinde karşıtlığın ve zıtlığın en bariz göstergeleri olan sokak duvarları üzerine yazılanların silinen ve okunabilen durumda olanları bir dağılış haritası ile sunulmuştur. Bu kentsel mekânın duvar yazıları, karşıtlıklarıyla bir heterotopya örneğidir. Metodolojik olarak Amerikalı coğrafyacı Hartshorne'un coğrafi araştırmanın temeli saydığı alansal farklılaşma metodu, farklı ve karşıt mekânlar olarak bilinen heterotopyaların çıkarılıp öne sunulmasında temel bir rol oynamıştır. Bu nedenle araştırma sahasındaki mekânların gün içerisindeki zamansal yoğunluklarını ortaya koyarak, onların toplumsal düzendeki yeri ve heterotopik mekân nitelikleri ortaya konmuştur. Heterotopya kavramı bu tezde Yi-Fu Tuan'ın coğrafyaya kazandırdığı "kaçış" kavramı ile birlikte ele alınarak, heterotopik mekânın oluşumuna dair nedenler ortaya koyulmuştur. Çalışma çerçevesinde yapılan saha çalışmalarında iki yıl boyunca Moda semtinde faaliyet gösteren ve mekâna dair önem teşkil eden kurumlar gözlemler, fotoğraflar ve görüşmelerle incelenmiştir. Bölgede yer alan insanların ve toplulukların yılın belli dönemlerinde organize ettiği sinema okumaları, edebiyat söyleşileri, sahaf festivali, fotoğraf sergileri, konser etkinlikleri çerçevesinde katılımlı gözlem yapılmıştır. Duvar yazılarının altı aylık dönem içerisindeki görünüm ve değişimleri kartografik fotoğraf yöntemi ile kayda geçirilmiş ve sosyal teorideki açıklayıcı kavramlar (heterotopya) kullanılarak, coğrafi perspektif çerçevesinde Moda semti bir karşı bölge olarak ortaya konmuştur. İstanbul'un bu semtinde mekânsal olarak örüntülenen ve gündelik hayat pratiklerinin içinde kendini belirginleştiren farklılıklar ve karşıtlıklar oldukça ilgi çekicidir. Bu bağlamda bu çalışma coğrafi kavram ve yöntemler kullanılarak Moda'nın gece peyzajı, mekânın dili olarak kabul edilebilecek duvar yazıları ve sivil toponomisinin sunulmasıyla, bir metropol semtinin kentsel diyalektik içerisine konularak ele alındığı ilk heterotopya çalışması niteliğini de göstermektedir.

Foucault, MichelGraffitiHeterotopi+3
Serhat Ay
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Körfez ilçesi'nde (Kocaeli) antropojeomorfolojik araştırmalar

4,5 milyar yılı aşan bir geçmişe sahip olan dünyamızın doğal işleyişi, özellikle Sanayi Devrimi ile başlayan son 200 yıllık süreçte, dünya nüfusunun hızla artması ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak insanın giderek doğayı kontrol altına alması sonucunda büyük ölçüde değişime uğratılmıştır. Bu değişimin yol açtığı olumsuzlukları, atmosfer, hidrosfer, toprak ve bitki örtüsünün yanı sıra jeomorfoloji biliminin araştırma konusunu oluşturan "yeryüzü şekilleri" üzerinde de görmek mümkündür. Günümüzde, insanın yeryüzünde yürütmekte olduğu beşeri ve ekonomik faaliyetlerdeki genel anlamdaki artış ve yoğunlaşma, yeryüzü şekillerinin de giderek artan bir şekilde değiştirilerek dönüştürülmesine yol açmıştır. Bunun sonucunda, insanın jeomorfolojik süreçler ve birimler üzerine yapmış olduğu doğrudan veya dolaylı etkileri incelemek üzere jeomorfolojinin bir alt dalı olarak "Antropo-jeomorfoloji veya Antropojenik jeomorfoloji" ortaya çıkmıştır. Dünyada jeomorfolojik birimler üzerine antropojenik baskının en fazla olduğu alanlar, dünya nüfusunun yoğunlaştığı kıyı bölgeleri ve gelişmekte olan ülkelerdir. Ülkemizde ise insanın yerleşik tarım hayatına geçtiği Neolitik Dönem ile başlatılabilecek antropojenik etkiler özellikle 1950'li yıllardan itibaren hızla artan nüfus ve yoğunluk kazanan sanayi faaliyetleri ile birlikte büyük ölçüde ivme kazanmıştır. Özellikle, Anadolu'dan başta İstanbul, Kocaeli, Sakarya, İzmir ve Bursa gibi kıyı illerine yönelen nüfus ve buradaki beşeri ve ekonomik faaliyetler, mevcut jeomorfolojik süreç ve birimler üzerine antropojenik etkiyi kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu durum çalışma mekânı olarak Körfez İlçesi'nin seçilmesinde en önemli etkenlerden biri olmuştur. Çünkü ilçe sadece Kocaeli'nin değil Türkiye'nin de en fazla göç alan ve yoğun beşeri faaliyetlerin gerçekleştirildiği, dolayısıyla antropojenik etkilerin en yoğun olarak gözlendiği alanların başında gelmektedir. Çalışma, dört bölümden oluşmakta olup birinci bölümde çalışmanın amacı, araştırma soruları, kullanılan yöntem, araştırmanın sınırlılıkları ve önceki çalışmalar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, araştırma sahasının genel coğrafi özellikleri, üçüncü bölümde ise çalışmanın konusunu oluşturan antropojenik kökenli jeomorfolojik değişimler incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise, antropojenik faaliyetlerin araştırma sahasında etki boyutunu tespit etmek amacıyla Nir (1983) tarafından önerilen "Potansiyel Antropojeomorfolojik Süreç Denklemi" kullanılmış ve uydu görüntüleriyle arazi çalışmalarından yararlanılarak "Körfez İlçesi Antropojenik Etki Haritası" hazırlanmıştır. Çalışmada, Körfez İlçesi idari sınırları içerisinde kalan sahanın bütünüyle geçmişten günümüze yoğun bir şekilde antropojenik müdahalelerin etkisi altında olduğu ve bunun sonucunda jeomorfolojik süreçlerde ve birimlerde önemli değişikliklere yol açtığı sonucuna varılmıştır.

AntropojeomorfolojiKocaeli-Körfez
Ahmet Erkal
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Soma ilçesinde nüfus ve yerleşme

Araştırma alanını oluşturan Soma ilçesi; Ege Bölgesi'nin Asıl Ege Bölümü içerisinde yer almaktadır. îdari bakımdan Manisa iline bağlı bulunan ilçe, Ege Bölgesi'nin doğu-batı doğrultulu depresyonlarından olan Bakırçay vadisi içerisinde kurulmuştur. Soma güneyde Soma dağlan ile kuzeyde ise platoluk alan ile çevrilidir. İlçe idari bakımdan güneyde Alaşehir ilçesi, doğuda Kırkağaç, kuzeyde Balıkesir iline bağlı Savaştepe ve İvrindi ilçeleri, batıda ise İzmir iline bağlı Kınık ve Bergama ilçeleri ile sınırlanmıştır. Soma ilçesinde idari bakımdan 3 kasaba ve 55 köy yerleşmesi olmak üzere toplam 58 yerleşim yeri bulunmaktadır. 1990 yılı itibariyle 76641 kişi olan toplam nüfusun 49977' si şehir 26664'ü de kır nüfusundan oluşmaktadır. Araştırma sahasında Bakırçay ovasının daralması, platoluk ve dağlık alanların çok yer kaplaması ziraat alanlarını daraltmışlar, özellikle platoluk alan üzerinde kurulan yerleşmeler, toprakların verimsiz olması ve zamanla nüfusun artması sebebiyle dışarı göç vermektedir. Soma şehri, yakınında bulunan linyit ocakları ve 1957 yılında işletmeye açılan termik santrali sayesinde çevresinden devamlı göç alarak gelişmesini sürdürmektedir, özellikle 1950 'li yıllardan sonra göç kendisini daha çok hissettirmiş; nüfus Soma şehri yakınında toplanırken, kırsal alandaki nüfus da boşalmaya başlamıştır. Gelişmesini linyit kömürüne ve buna bağlı olarak gelişen sanayiye borçlu olan Soma şehri, çevresinin ekonomik ve sosyal bakımdan, merkezi durumuna gelmiştir.

Coğrafi özelliklerManisa-SomaNüfus+1
Ufuk Karakuş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Turizmin coğrafya ve coğrafya öğretimindeki yeri

CoğrafyaTurizm coğrafyasıTurizm eğitimi
Muammer Aldağ
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Söke ilçesi coğrafyası

HI ÖZET Ege Bölgesi'nin Ege Bölümü'nde yeralan Söke, B.D.I.E verilerine göre 954 km2dir.1990 yılında yapılan son idari bölünüşe göre 8 kasaba, 34 köy ve bir şehirden oluşan, idari olarak Aydın ili'ne bağlı bir ilçedir. Söke, yerşekilleri, iklim, doğal bitki örtüsü, nüfus ve ekonomik faaliyetler yönünden bulunduğu bölgenin ve bölümün özelliklerini taşımaktadır. Genel olarak doğal sınırlarla çevrilmiş olan ilçenin batısında doğu batı yönünde uzanan Dilek Dağı ile güney ve güneydoğusunda Beşparmak Dağları'nın kuzey yamaçları uzanmaktadır. İki dağ kütlesinin arasında içinden Büyük Menderes Nehri'nin geçtiği çöküntü sahası olan Söke Ovası yer alır. İlçenin en önemli akarsuyu olan Büyük Menderes Nehri, doğu batı yönünde akarak Söke Ovası'nı ikiye ayırır ve ilçenin güneybatısında Ege Denizi'ne dökülür. Yüzey şekilleri bakımından dağlık alanlar, platolar ve Söke Ovası'ndan oluşan sahada, birikinti koni ve yelpazeleri ile dağların kıyıya dik uzanmasından dolayı girintili çıkıntılı kıyılar ile kıyı kordonu ve okları da yeralmaktadır. Genel olarak Akdeniz iklimi'nin yaşandığı alanda, kışın sağnak yağışlar etkili olmakta ve yıllık ortalama yağış miktarı 943 mm.'ye ulaşmaktadır. Yazın ise kuraklık bazı yıllarda şiddetini artırmaktadır. Alandaki yerüstü suları Büyük Menderes Nehri ile nehre karışan çok sayıdaki yan dereden oluşmaktadır. Çeşitli büyüklükteki göllerin bulunduğu sahada oluşumu yeni olan ve tarafımızdan " Serçin Gölü" olarak adlandırılan göl dikkat çekmektedir. Çamiçi Gölü ile bağlantısı alüvyon setti ile kesilen göl, drenaj kanallarının da etkisi ile ortaya çıkmıştır. Azonal, intrazonal ve zonal toprak gruplarının yeraldığı sahada en önemli pay alüvyon topraklara aittir. Tarımsal üretiminin önemli bir bölümü bu topraklardan sağlanmaktadır. İlçede bitki örtüsü ormanlardanIV ve makilerden oluşmaktadır. Paleozoiğe ait şist ve kalkerlerden oluşan Dilek Dağı üzerindeki kızılçamlar ve karaçamlar Dilek Milli Parkı kapsamı içinde yeralmaktadır. Makilerin de çeşitli elemanları alanda dağılış gösterir. İlçede, genel olarak toplu yerleşmeler bulunmakta, sürekli yerleşmeler ise; şehir, kasaba, köy ve mahallelerden oluşmaktadır. Geçici yerleşme olarak tarımsal veya hayvansal üretimler yapan çiftlikler ile sahada önemi ve sayısı iyice azalmış olan bahçe damları yeralmaktadır. Söke ilçesi B.D.i.E 1990 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre sık nüfuslu yerleşmelerdendir. Aynı yıla ait nüfus sayımına göre Söke Şehri'nde 50.866 kişi, sekiz kasabasa 40.761 kişi, otuzdört köyde 28.123 kişi olmak üzere toplam 119.750 kişi yaşamaktadır. Eğitim ve kültür düzeyi yüksek olan sahada nüfusun büyük bölümünü genç nüfus oluşturmaktadır. Alandaki ekonomik faaliyetin esasını sulu tarım alanlarında buğday ve ayçiçeği gibi ürünlerle münavebeli olarak ekilen pamuk oluşmaktadır. Her türlü sebze ve meyve üretiminin gerçekleştiği ilçede, hayvancılık daha çok tarımı destekler özelliktedir.

Aydın-SökeBeşeri coğrafyaEkonomik coğrafya+1
Nurcan Demiralp
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Tavşanlı ilçesinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

ÖZET Ege Bölgesi'nin İçbatı Anadolu bölümünde bulunan araştırma alanı, konumunun verdiği bazı avantajlara bağlı olarak çok eski tarihlerden beri yerleşilmiştir. Günümüzden yaklaşık 3500-4000 yıl önce yerleşmelerin var olduğu saha, esas yerleşme faaliyetlerine Selçuklular ve Osmanlılar Dönemi'nden sonra sahne olmuştur. Bugünkü yerleşme özellikleri, bazı istisnalar dışında o dönemde oluşmuştur. 1940 yılına kadar normal seyrinde gelişen Tavşanlı, bu tarihten itibaren yörede bulunan linyit çıkarımına bağlı olarak hızlı bir gelişim sürecine girmiştir. Özelikle Tunçbilek ve çevresindeki yerleşmeler hızla nüfus almış ve gelişmiştir. Bazı dalgalanmalar ve duraklamalarla birlikte 1956 yılında Tunçbilek Termik santralinin açılmasına bağlı olarak, araştırma alanı tekrar hızlı bir gelişme sürecine girerek, ekonomik bakımdan canlılığını korumuştur. Sahadaki bu zenginlikler 1985'li yıllara kadar devam etmiş ve bu dönemden itibaren ekonomik ve sosyal şartlarda değişiklikler olmuştur. Araştırma alanındaki linyitleri işleten GLİ (Garp Linyitleri İşletmesi) ve Termik Santrale işçi alınmaması sahada işsizliğin artmasına ve göçlerin olmasına sebep olmuştur. Ayrıca linyit rezervinin azalması ve termik santralin ömürünü tamamlamak üzere olması gibi faktörler bu durumu oluşturmuştur. İşte sahaya canlılık veren bu iki sektördeki olumsuzluklar, yeni iş alanları yaratılmasını zorunlu kılmaktadır. Bunun için yörede bulunan doğal zenginlikler dikkate alınarak yeni ekonomik plânlamalar yapılarak işsizlik önlenebilir. Araştırma alanındaki tarım, turizm ve sanayiye yönelik potansiyeller değerlendirilerk yeni iş imkânları yaratılmalıdır. Ayrıca sahanın önemli yol kav şaklarında olması, bu sektöre yönelik olarak ticaret ve atölyeler açılarak iş imkânı oluşturulabilir. Araştırma alanında şu an için hissedilmeyen, ancak ileride büyük problemler doğurabilecek çevre sorunları vardır. Bunların başında yerleşim için tarım alanlarının yok edilmesi, orman tahribi ve linyit çıkarımı esnasında toprak kaybı ve cürufların gelişi güzel atılması gelir. Sahanın önemli bir erozyon sahası olduğu dikkate alındığı zaman bu tehlikelerin çok büyük etkileri olacağı görülür.

Beşeri coğrafyaEkonomik coğrafyaKütahya-Tavşanlı
Servet Karabağ
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00