
22
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıf matematik dersinde olasılık konusunun oyuna dayalı öğretiminin öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırma; ilköğretim 6, 7 ve 8. sınıf matematik dersinde olasılık konusunun oyuna dayalı öğretiminin öğrenci başarısına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır.Çalışma, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında, beş hafta boyunca Ankara İli Çubuk İlçesi'nde bulunan bir merkez ilköğretim okulunda öğrenim gören toplam 200 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda dersler oyuna dayalı öğretimle, kontrol grubunda ise 2008-2009 Matematik Dersi Öğretim Programı doğrultusunda yapılan öğretimle işlenmiştir.Araştırmada Kontrollü Öntest-Sontest deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılan gruplara uygulama öncesi ön test, uygulama sonrası son test ve uygulamanın bitiminden üç hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 11.0 istatistik programı kullanılarak t testi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, oyuna dayalı öğretimin uygulandığı deney grubu ile 2008-2009 Matematik Dersi Öğretim Programı doğrultusunda yapılan öğretimin uygulandığı kontrol grubunun başarı düzeyleri ve öğrenilenlerin kalıcılığı arasında, deney grubu lehine anlamlı farklar bulunmuştur.
İlköğretim 6. sınıf matematik dersi geometri öğrenme alanında işbirlikli öğrenme yönteminin öğrenci başarısı ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 6. sınıf matematik dersi geometri öğrenme alanı; doğru, doğru parçası ve ışın, açılar ve çokgenler alt öğrenme alanındaki kazanımların öğretilmesinde işbirlikli öğrenme yöntemi ile geleneksel öğretim yaklaşımının öğrencilerin akademik başarılarına ve matematik dersine olan tutumlarına etkisinin işbirliğine dayalı öğrenme tekniklerinden Öğrenci Takımları Başarı Bölümleri Tekniği kullanılarak araştırılmasıdır.Çalışma, 2008?2009 eğitim-öğretim yılında, Hatay ilinde bulunan MEB`e bağlı bir ilköğretim okulunda öğrenim gören toplam 70 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, ön test ? son test kontrol gruplu deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. İlköğretim okullarındaki 6. sınıflardan biri deney grubu, diğeri ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda 35, kontrol grubunda 35 öğrenci bulunmaktadır.Deney grubunda dersler işbirlikli öğrenme yöntemi ile kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Matematik Başarı Testi ve Matematik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Başarı testi araştırmacı tarafından hazırlanmış, tutum ölçeği ise hazır olarak kullanılmıştır. Başarı testi ve tutum ölçeği deney öncesinde ve sonrasında olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 16.00 istatistik programı ile analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda; işbirlikli öğrenme yönteminin, geometri öğrenme alanında öğrencilerin matematik başarısını artırmada geleneksel öğretim yöntemine göre daha etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca işbirlikli öğrenme yöntemi, öğrencilerin matematik dersine karşı olan tutumlarını olumlu yönde artırmıştır. Geleneksel öğretim yöntemi ise, öğrencilerin matematik dersine karşı tutumlarında herhangi bir değişiklik meydana getirmemiştir.Anahtar Kelimeler: Matematik, Matematik Öğretimi, İşbirlikli Öğrenme Yöntemi, Geleneksel Öğretim Yöntemi, Başarı, Tutum.
8. sınıf matematik dersi ?permütasyon ve olasılık? konusunun öğretiminde yapılandırmacı yaklaşıma uygun olarak hazırlanmış çalışma yapraklarının öğrenci başarısına etkisi
Bu deneysel çalışmanın temel amacı, 8. sınıf matematik dersi ?Permütasyon ve Olasılık? konusunun öğretiminde yapılandırmacı yaklaşıma uygun olarak hazırlanmış çalışma yaprakları ile öğretimin yapıldığı deney grubunun başarısını, geleneksel öğretim yöntemleriyle öğretim gören, kontrol grubu öğrencilerinin başarısı ile karşılaştırmaktır.Bu araştırma 2007?2008 eğitim öğretim yılının 2. yarıyılında Bolu ili Mudurnu ilçesine bağlı iki devlet okulunda yapılmıştır. 26 öğrenci deney grubunda, 26 öğrenci kontrol grubunda olmak üzere toplam 52 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Deney ve Kontrol grubu öğrencilerine daha önce güvenirliği hesaplanmış olan ve araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi uygulanmıştır. Daha sonra deney grubunda dersler yapılandırmacı yaklaşıma uygun olarak hazırlanmış çalışma yapraklarıyla işlenirken, kontrol grubunda dersler geleneksel öğretim yöntemleriyle işlenmiştir. Yapılan öğretim sonunda her iki gruba da hazırlanan başarı testi son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre yapılandırmacı yaklaşıma uygun çalışma yapraklarıyla öğrenim gören grubun akademik başarısın, geleneksel öğretim yollarının kullanıldığı kontrol grubunun başarısından daha fazla arttığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı Yaklaşım, Çalışma Yaprakları
İlköğretim 6. sınıf matematik dersinde kümeler alt öğrenme alanının aktif öğrenme yöntemi ile işlenmesinin öğrenci başarısına etkisi
Bu deneysel çalışmanın amacı 6. sınıf matematik dersi ?Kümeler? konusunda aktif öğrenme yönteminin kullanıldığı deney grubundaki öğrenci başarısı ile geleneksel öğrenme yönteminin uygulandığı kontrol grubundaki öğrenci başarısını karşılaştırmaktır.Araştırmada ön-test son-test kontrol gruplu deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Bu araştırma 2007?2008 eğitim öğretim yılının 1. yarıyılında Düzce ilinde bir devlet okulunda yapılmıştır. 20 öğrenci deney grubunda, 20 öğrenci kontrol grubunda olmak üzere toplam 40 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerine daha önce güvenirliği hesaplanmış olan ve araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi uygulanmıştır. Daha sonra deney grubunda dersler aktif öğrenme yöntemi ile işlenirken, kontrol grubunda dersler geleneksel öğretim yöntemleriyle işlenmiştir. Yapılan öğretim sonunda her iki gruba da hazırlanan başarı testi son-test olarak uygulanmıştır.Araştırma verilerinin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma ve t-testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre aktif öğrenme yöntemi ile öğrenim gören grubun akademik başarısının, geleneksel öğretim yönteminin kullanıldığı kontrol grubunun başarısından daha fazla arttığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Aktif Öğrenme, Geleneksel Öğretim, Öğrenci Başarısı, Matematik, İlköğretim Eğitimi
İşbirliğine dayalı öğrenme yöntemi ile geleneksel öğretim yaklaşımının ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin geometri dersindeki akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim altıncı sınıf matematik dersinde ?GeometriyeMerhaba? ünitesinin işlenmesinde, işbirliğine dayalı öğrenme yöntemi ile geleneksel öğretimyaklaşımının öğrencilerin akademik başarılarına etkisinin işbirliğine dayalı öğrenme tekniklerindenÖğrenci Takımları Başarı Bölümleri Tekniği kullanılarak araştırılmasıdır. Araştırmada, bu temelamaç doğrultusunda işbirliğine dayalı öğrenme yönteminin öğrencilerin hatırda tutma düzeyleri ilecinsiyetler üzerindeki etkisinin de araştırılması amaçlanmıştır.Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Öntest-sontest vehatırda tutma testi olarak kullanılan, ilköğretim 6. sınıf matematik dersi Geometriye MerhabaÜnitesinin içeriğini kapsayan matematik başarı testi, uygulamaya başlamadan önce araştırmacıtarafından geliştirilip geçerlik-güvenirlik analizleri yapılmıştır.Araştırma, Rize ilinde bulunan MEB'e bağlı bir ilköğretim okulunun 6/A ve 6/D sınıflarındaöğrenim gören toplam 40 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Yapılan öntest sonuçlarında, bu ikişubedeki öğrencilerin başarıları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Uygulamada objektifliğin sağlanması açısından işbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımınınuygulandığı deney grubundaki çalışmalar araştırmacı tarafından, tüm sınıf öğretimini kapsayangeleneksel öğretim yaklaşımının uygulandığı kontrol grubundaki çalışmalar ise şube matematiköğretmeni tarafından yürütülmüştür. Uygulama beş haftalık bir sürede tamamlanmıştır.Uygulama sonrasında yapılan sontest verilerinin analizi sonucunda, işbirliğine dayalıöğrenme yönteminin geleneksel öğretim yöntemine göre öğrencilerin geometri dersindeki akademikbaşarıları üzerinde daha etkili olduğu ile birlikte işbirliğine dayalı öğrenme yönteminin, deneygrubundaki öğrencilerin başarılarında cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık yaratmadığıbulgularına ulaşılmıştır.Uygulamanın bitiminden dört hafta sonra, deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin hatırdatutma seviyelerinin incelenmesi amacıyla kalıcılık testi olarak yeniden uygulanan matematik başarıtesti verilerinin analizi sonucunda işbirliğine dayalı öğrenme yönteminin kalıcılık üzerinde,geleneksel öğretim yöntemine göre daha etkili olduğu tespit edilmiştir.
İlköğretim 6. sınıf matematik dersinde "sayılardan olasılığa yansımalar" ünitesindeki portfolyo çalışmaları hakkında öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu çalışmada, ilköğretim 6. sınıf matematik dersinde ?Sayılardan Olasılığa Yansımalar? ünitesinde yapılan portfolyo çalışmaları hakkında öğretmen ve öğrenci görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırma 2006?2007 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Ankara ili Keçiören ilçesinde bulunan Hüseyin Güllüoğlu İlköğretim Okulunun 6-G sınıfı ve matematik öğretmeni ile yapılmıştır. Öğrencilere ?Sayılardan Olasılığa Yansımalar? ünitesi süresince portfolyo hazırlatılmış ve bu çalışma altı hafta sürmüştür. Portfolyo hazırlama süreci bittikten sonra öğretmen ve öğrencilerle görüşme yapılmıştır.Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden olan örnek olay yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın verileri öğretmen ve 20 öğrenci ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Görüşmeler yapılırken her bir görüşmecinin izni alınarak görüşme ses kayıt cihazlarıyla kaydedilmiştir. Daha sonra bu ses kayıtları araştırmacı tarafından kelime kelime yazıya dökülmüştür. Bu işlemden sonra öğretmen ve öğrencilerin görüşme formundaki her bir soruya verdikleri cevaplar kodlanmış böylece veri analizi yapılmıştır.Çalışmanın sonunda;1.Öğrencilerin matematik dersine karşı olan duygularını olumlu yönde değiştirmek için portfolyo çalışmalarının yapılabileceği,2.Öğrencilere portfolyo hazırlatılarak öğrencilerin kendi öğrenmelerini gerçekleştirebilecekleri,3.Portfolyoların öğrencilere yaşam boyu lazım olacak davranışların kazandırılması için kullanılabileceği,4.Öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişimi arttırmak ve eğitimin kalitesini yükseltmek için portfolyo çalışmalarının kullanılabileceği,5.Değerlendirme kriterlerinin önceden hazırlanması durumunda değerlendirmenin zor olmadığı ama bu çalışmaların öğretmene zaman açısında ek bir külfet getirdiği,6.2005?2006 eğitim öğretim yılında uygulanmaya başlayan yeni ders programlarının kapsamındaki portfolyo dosyası oluşturma amaçlarına, bu çalışma ile ulaşılabileceği sonuçlarına ulaşılmıştır.
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin çember ve daire konularına yönelik matematiksel becerilerinin araştırılması
Bu araştırmanın genel amacı, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Çember ve Daire konularına yönelik matematiksel becerilerini araştırmaktır.Araştırma 2007-2008 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Ankara ili, Keçiören Sincan ve Yenimahalle ilçelerine bağlı 3 resmi ve 1 özel ilköğretim okulunda uygulanmıştır. İlköğretim 8.sınıf öğrencilerinin ?Çember ve Daire? konusundaki problem çözme becerileri resmi ve özel okulda öğrenim gören öğrenciler değerlendirilerek karşılaştırılmıştır. Bu nedenle araştırmanın yürütülmesinde tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin ?Çember ve Daire? konusuna ilişkin bilgilerini ölçmek amacıyla çoktan seçmeli ?Bilgi Testi?, problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla iki farklı sınırlandırılmış cevaplı ?Performans Görevi? geliştirilmiştir. Bu ölçme araçları 8. sınıfta öğrenim görmekte olan toplam 196 öğrenciye uygulanarak veriler elde edilmiştir.Çalışma sonucunda elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Veri analizinde t-testi kullanılarak başarının cinsiyete ve okul türüne göre karşılaştırması yapılmış ve öğrencilerin test puanları ile performans görevlerinden elde edilen puanlar arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir.Analiz sonuçları birinci performans görevinde kızların erkeklere göre daha başarılı olduğunu ve özel okulda öğrenim gören öğrencilerin her iki ölçme aracına göre de resmi okullarda öğrenim gören öğrencilerden daha başarılı olduklarını göstermiştir.
İlköğretim 6. sınıf öğrencilerine geometrik dönüşümlerden öteleme kavramının bilgisayar destekli ortamda öğretiminin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilköğretim matematik programına yeni katılan geometrik dönüşümlerden öteleme dönüşümünün ilköğretim öğrencilerince nasıl algılandığını ve yapılandırıldığını ortaya çıkarmaktır. Bu dönüşümün öğretimi için teknoloji destekli (Wingeom-tr yazılımı yardımıyla) bir müfredat parçası geliştirilmiş ve bu müfredat parçası dört tane altıncı sınıf öğrencisi üzerinde birebir yapılan öğretim deneyi vasıtasıyla uygulanmıştır. Bu uygulamada öğrencilerin öteleme dönüşümünü ve içinde barındırdığı kavramları nasıl ele aldıkları ve anlamlandırdıkları üzerine analizler yapılmıştır. Her öğrenci ile ayrı ayrı yapılan dörder saatlik öğretim deneyi ve bu uygulamaların başında ve sonunda yapılan mülakatlar nitel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bu analizler sırasında öğrencilerin bilgisayar ekranında gördükleri çizimlerden hareketle mi yoksa arka plandaki matematiğe odaklanarak mı bazı algılamalar yaptıklarına bakılmıştır.Araştırmada yapılandırmacı yaklaşımın prensipleri (asimilasyon vs.) dikkate alınarak hazırlanan müfredat parçasının öğrencilerin ötelemenin matematiksel yapısını düşündürücü soyutlama yaparak öğrenmelerine katkı sağladığı görülmüştür. Ayrıca teknoloji kullanımının ötelemeyi öğrenirken çizimden figüre geçişte etkin bir rol oynadığı belirlenmiştir. Bu yönlendirmede vektörün anlamının anlaşılmasının bir kilit husus olduğu anlaşılmıştır.
İlköğretim 6. sınıf öğrencilerinin günlük hayat problemlerini çözme envanteri puanları ile matematik problemlerini çözme başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın genel amacı, ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki problem çözme becerileri ile günlük yaşamdaki problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır.Araştırma 2006-2007 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Ankara ili, Keçiören, Çankaya ve Yenimahalle ilçelerine bağlı 2 devlet ve 2 özel ilköğretim okulunda uygulanmıştır. Araştırma probleminde yer alan iki değişkene ilişkin olarak örneklemdeki katılımcılardan veri toplanarak; toplanan verilerin istatistiksel tekniklerle incelenmesi sonucunda değişkenler arasında bir bağıntı olup olmadığı belirlendiğinden, bağıntısal model bu araştırma için uygun görülmüştür. Bunun için, örneklemdeki öğrencilere matematik testi ve problem çözme envanteri uygulanarak daha sonra bu iki değişken arasında bir bağıntı olup olmadığı istatistiksel analizlerle sınanmıştır. Bu ölçme araçları 6. sınıfta öğrenim görmekte olan toplam 209 öğrenciye uygulanarak veriler elde edilmiştir.Araştırmanın problemi şu şekilde belirlenmiştir:Problem: İlköğretim 6. sınıf öğrencilerinin günlük hayat problemlerini çözme envanteri puanları ile matematik problemlerini çözme başarıları arasında anlamlı bir ilişki var mıdır?Çalışma sonucunda elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Veri analizinde t-testi kullanılarak başarının okul türüne göre karşılaştırması yapılmış ve öğrencilerin test puanları ile envanter puanları arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir.Analiz sonuçları hem matematik testinde hem de problem çözme envanterinde devlet okullarındaki öğrencilerin özel okullardaki öğrencilerden daha başarılı olduğunu ve problem çözme başarı testi ile problem çözme envanteri puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir.
İlköğretim matematik öğretmenliği programına başlayan öğrencilerin lise matematik konularındaki hazır bulunuşluk düzeyleri
ÖZET Bu araştırmada; Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programına başlayan öğrencilerin lise l, Hse2 ve lise3 matematik konularındaki hazır bulunuşluk düzeyleri incelenmiştir. Araştırmanın örneklerini Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği, Gazi Üniversitesi Kastamonu Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği, Atatürk Üniversitesi Kâzımkarabekir Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği ve Atatürk Üniversitesi Erzincan Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği programına başlayan normal öğretim öğrencilerinden 40'ar öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere 2003-2004 Eğitim- Öğretim yılının ilk dersinde lisede öğrendikleri Kümeler, Fonksiyonlar, Trigonometri, Logaritma, Dizi, Seri gibi konulardan hazırlanan açık uçlu alan soruları testi uygulanmıştır. Öğrencilerin her bir soruda göstermiş oldukları performanslar; Boş, Tamamen yanlış, Kısmen doğru ancak çözüm için yeterli değil, Yöntem doğru fakat işlem hatası var ve Tam doğru şeklinde değerlendirilmiştir. Boş için "0" puan, Tam yanlış için "1" puan, Kısmen doğru için "2" puan, Yöntem doğru, ancak işlem hatası yapanlar için "3" puan ve Tam doğru yapanlar için "4" puan verilerek öğrencilerin lise l konularından, lise 2 konularından ve lise 3 konularından almış oldukları puanlar tespit edilmiştir. Öğrencilerin almış oldukları puanlar; mezun oldukları liselere göre, cinsiyete göre, ilköğretim matematik öğretmenliği programını üniversite sınavında tercih etme sırasına göre ve öğrenim görmeye başladıkları fakültelere göre gruplandırılmıştır. Gruplar arasında anlamlı farkın olup olmadığı 0.05 düzeyinde test edilmiştir. Veriler analiz edildiğinde aşağıdaki bulgular elde edilmiştir. İlköğretim matematik öğretmenliği programına başlayan öğrencilerin lise 1 matematik konularındaki hazır bulunuşluk düzeyleri "İyi" düzeyinde, lise2 ve lise3 matematikkonularındaki hazır bulunuşluk düzeyleri ise "Çok zayıf düzeyinde oldukları yani lise2 ve lise3 matematik konularını yeterince öğrenmedikleri görülmüştür. Öğrencilerin lise l konularında da kavramsal yanılgıları oldukları tespit edilmiştir. İlköğretim matematik öğretmenliği programına başlayan öğrencilerin lise matematik konularındaki hazır bulunuşluk düzeyleri arasında, mezun oldukları liselere göre anlamlı bir fark bulunmuştur. Genel ve Süper lise mezunlarının hazır bulunuşluk düzeyleri yüksek, Anadolu Öğretmen lisesi mezunlarının matematiksel hazır bulunuşluk düzeyleri ise daha zayıf olduğu görülmüştür. Öğrencilerin lise matematik konularındaki hazır bulunuşluk düzeyleri arasında cinsiyete göre de anlamlı bir fark bulunmuştur, kız öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin lise matematik konularındaki hazır bulunuşluk düzeyleri arasında, ilköğretim matematik öğretmenliğini tercih etme sırasına göre ve eğitim görmeye başladıkları fakültelere göre anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür.
İlköğretim 6. sınıf matematik dersi nokta, doğru, düzlem, doğru parçası, uzay ve ışın konusunun aktif öğrenme ile öğretiminin öğrenci başarısına etkisi
ÖZET Bu araştırma, ilköğretim ö.sınıf matematik dersinde 'Nokta, Doğru, Düzlem, Doğru Parçası, Uzay ve Işın* konusunun geleneksel yöntemden farklı olarak oluşturulan ve aktif öğrenme yöntemi ile geliştirilen eğitim durumunun öğrenci başarısına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Temel amaç 'Aktif Öğrenme Yöntemi'nin öğrenci başarısı üzerindeki etkisini saptamaktır. Bu amaçla, araştırmanın başlangıcında ilgili kaynaklar taranıp, gerekli bilgiler elde edildikten sonra bir araştırma projesi hazırlanmıştır. Araştırmada, proje doğrultusunda 'farklı kontrol gruplu ön test-son test' deseni kullanılmıştır. 2003-2004 öğretim yılında Antalya ili Elmalı ilçesi Atatürk İlköğretim Okulundan 36 öğrenci deney grubu olarak ve Ali Mumcu İlköğretim Okulundan 29 öğrenci kontrol grubu olarak oluşturulmuştur. Deney grubuna aktif öğrenme ile kontrol grubuna ise geleneksel yöntemle ders işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak, öğrenciler için anlatılan konu ile ilgili bir başarı testi hazırlanmış ve her iki gruba deney öncesi ve sonrası olmak üzere 2 kez uygulanmıştır. Sorular çoktan seçmeli olup, kazandırılması hedeflenen davranışları kapsayacak niteliktedir. Testin tamamı denenmiş, geçerli ve güvenilir olduğu belirlenmiştir. Daha sonra uygulamaya geçilmiştir. Verilerin çözümlenmesi aşamasında, grupların ortalama puanlan arasındaki fark t-testi ile sulanmıştır. Araştırma sonucunda; aktif öğrenme yönteminin geleneksel yönteme göre daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca aktif öğrenme yöntemi ile işlenen ders esnasında öğrencilerin dersle daha fazla ilgilendikleri, dolayısıyla da başarılarının arttığı görülmüştür.
Duyuşsal özelliklerin probleme dayalı öğrenme sürecinde öğrencilerin matematiksel kazanımlarına etkisi
Dünyamızın gelişimi adına son yıllarda kazandığı ivme, eğitimde de birçok alışkanlığın değişmesine ve kabul edilen kuralların yenilenmesinin gerekliliğine sebep olmuştur. Bilgi çağına uyum sağlayabilmenin en kolay yolu nitelikli eğitimdir. Bilgi çağında verilen eğitimin temel amacı; yaratıcı düşünen, bilgiyi yaratıcı bir şekilde kullanabilen, yaratıcı ürünler ortaya koyabilen ve olayların sonuçları ile ilgili etkili yorumlarda bulunabilen bireyler yetiştirmektir. Günümüz bilgi toplumlarında bireylerin temel matematiksel becerilere de sahip olmaları beklenmektedir.Öğrencilerin sahip oldukları duyuşsal özelliklerin, bilişsel özellikleri üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle matematik gibi soyut ve anlaşılması güç olan derslerde bu etki daha fazla ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, öğrencilerin matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerinin sahip oldukları duyuşsal özelliklerden etkilendiğine inanılmaktadır. Bilişsel özelliklerin öğrenme sürecine etkilerinin pek çok araştırmada incelendiği görülmektedir. Bununla birlikte duyuşsal özelliklerin, öğrenme süreci ve bilişsel özellikler üzerindeki etkilerinin de incelenmesinin gerekliliğine inanılmaktadır. Öğrencilerin sürece aktif olarak katılarak zihinsel aktiviteleri etkin bir şekilde gerçekleştirdikleri Probleme Dayalı Öğrenme ortamlarında bu etkinin en iyi şekilde incelenebileceği düşünülmektedir.Bu bağlamda araştırmada, öğrencilerin sahip oldukları duyuşsal özelliklerin probleme dayalı öğrenme sürecinde matematiksel kazanımlarına etkisini ortaya koymak ve probleme dayalı öğrenmenin eğitimde daha verimli bir şekilde kullanılabilmesine yardımcı olmak amaçlanmaktadır. Araştırmada, öğrencilerin sahip oldukları duyuşsal özelliklerin probleme dayalı öğrenme sürecinde matematiksel kazanımlarına etkisi, öğrenilmiş çaresizlik, tutum ve kaygı boyutlarında incelenerek ortaya konulmuştur. Bu sayede, probleme dayalı öğrenme stratejisinin, çağımız bilgi toplumlarında, bireylerin sahip olması beklenen matematiksel kazanımlarına ve matematiksel düşüncelerinin gelişimine katkılarını çeşitli boyutlarıyla ele almanın mümkün olacağı düşünülmüştür.Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Denizcilik Fakültesi, İşletme Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi'nde yer alan tüm öğrenciler; araştırmanın örneklemini ise evren içerisinden probleme dayalı öğrenme uygulanan ve uygulanmayan bölümler arasından rastgele seçilen 6 bölümde yer alan öğrenciler oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Probleme Dayalı Öğrenmede Matematik Kazanımları Ölçeği?, ?Matematik Kazanım Ölçeği?, ?Matematikte Öğrenilmiş Çaresizlik Ölçeği? ve ?Matematiğe Yönelik Kaygı Ölçeği? ile Duatepe ve Çilesiz (1999) tarafından geliştirilen ?Matematik Tutum Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise, araştırmacı tarafından araştırmanın uygulandığı bölümlerde probleme dayalı öğrenme sürecini yürüten öğretim üyeleri ve sürece katılan öğrencilere yönelik hazırlanan iki görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 Paket Programı kullanılarak, nitel veriler ise nitel çözümleme yöntemleri kullanılarak çözümlenmiştir.Araştırma sonucunda; öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının, matematikte öğrenilmiş çaresizlik düzeylerinin ve matematiğe yönelik kaygılarının Probleme Dayalı Öğrenme sürecinde olumlu yönde geliştiği ve bu durumun matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerini arttırdığı görülmüştür. Araştırma kapsamında ayrıca, probleme dayalı öğrenme uygulanan öğrencilerin, duyuşsal özelliklerinin matematiksel kazanımlarına etkilerinin, geleneksel öğretim yöntemleri uygulanan öğrencilere göre daha olumlu olduğu belirlenmiştir.Araştırmada elde edilen bir diğer sonuç ise; probleme dayalı öğrenme uygulanan öğrencilerin matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerinin, matematiğe yönelik tutumlarının, matematikte öğrenilmiş çaresizlik düzeylerinin ve matematiğe yönelik kaygılarının cinsiyetlerine göre farklılaşmadığı şeklindedir. Ayrıca elde edilen sonuçlar, probleme dayalı öğrenme uygulanan öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının, matematikte öğrenilmiş çaresizlik düzeylerinin ve matematiğe yönelik kaygılarının öğrenim gördükleri bölümlere göre farklılaştığını, matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerinin ise farklılaşmadığını ortaya koymaktadır. Öğrencilerin bulundukları sınıfların ise, probleme dayalı öğrenme sürecinde matematiğe yönelik tutumlarını ve matematikte öğrenilmiş çaresizlik düzeylerini etkilediği, matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerini ve matematiğe yönelik kaygılarını ise etkilemediği görülmüştür.Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlar ayrıca, probleme dayalı öğrenme uygulanan öğrencilerin matematiksel kazanımlara ulaşma düzeylerinin ve matematiğe yönelik duyuşsal özelliklerinin geleneksel öğretim yöntemleri uygulanan öğrencilere göre daha olumlu geliştiğini ortaya koymuştur.Araştırma kapsamında elde edilen nitel sonuçlar ise, probleme dayalı öğrenme sürecini yürüten öğretim üyelerinin ve sürece katılan öğrencilerin matematik eğitimi ve öğretimi, duyuşsal özellikler ve probleme dayalı öğrenme ile ilgili görüşlerinin paralellik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Öğretim üyeleri ve öğrencilerin matematiğin önemine inandıklarını, duyuşsal özelliklerin matematik öğretiminde etkili olduğunu düşündüklerini ve probleme dayalı öğrenmeyi, bireyleri kazanımlara ulaştırmada etkili bir yöntem olarak gördükleri görülmektedir. Ayrıca, hem öğretim üyeleri hem de öğrencilerin bilişsel özelliklerin matematik eğitiminde, duyuşsal özelliklerin de bilişsel özellikler üzerinde etkili olduğuna inandıkları anlaşılmaktadır.Yapılan araştırma ve pek çok araştırma sonucuna göre, Probleme Dayalı Öğrenme ile verilen matematik öğretiminin kazanımlara etkisi olumludur. Ancak, Probleme Dayalı Öğrenme ile yapılan matematik öğretiminin matematiğin yapısı gereği teorik ve uygulamalı derslerle desteklenmesi gerektiği görülmektedir.Bu çalışmanın, eğitimde probleme dayalı öğrenme stratejisinin verimli bir şekilde uygulanmasında, bireylerin duyuşsal hazırbulunuşluk düzeyinin etkisini ortaya koyması bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu anlamda yapılan araştırmanın; matematik eğitimine, eğitimde probleme dayalı öğrenme stratejisini kullanan eğitimcilere ve bu konuda ileride yapılacak çalışmalara yardımcı olacağına inanılmaktadır. Bu araştırmada elde edilen sonuçlara göre, matematik öğretiminde öğrencileri hem duyuşsal hem de bilişsel olarak sürece katan alternatif öğretim yöntemlerinin ve ölçme araçlarının kullanılması önerilmektedir.
İlköğretim 7. sınıf geometri öğretiminde dinamik geometri yazılımlarının öğrencilerin erişi düzeylerine etkisi ve öğrenci görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı ilköğretim yedinci sınıf geometri öğretiminde dinamik geometri yazılımlarının öğrencilerin erişilerine etkisini belirlemek ve öğrenci görüşlerini değerlendirmektir.Araştırmanın deseni ön test son test kontrol gruplu modeldir. Bu araştırma geometri öğrenme alanında Buca İsmet Yorgancılar İlköğretim Okulu'nda öğrenim görmekte olan 40 yedinci sınıf öğrencisiyle 4 hafta boyunca 2008-2009 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda dinamik geometri yazılımları ile bilgisayar destekli öğretim yöntemi, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemi kullanılmıştır.Bu araştırmada hem nicel hem de nitel araştırma yaklaşımı dikkate alınmıştır. Araştırmanın veri toplama araçlarını Middle Grades Mathematics Project Uzamsal Yetenek Testi, Geometrik Cisimler Erişi Düzeyi Belirleme Ölçeği ve öğrenci görüş formu oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde Shapiro-Wilks Homojenlik Testi, Bağımsız Örneklemler t-test, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, frekens ve yüzdelerden yararlanılmıştır. Verilerin analizi Microsoft EXCEL and SPSS 13.0 kullanılarak yapılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, dinamik geometri yazılımlarının kullanıldığı deney grubu öğrencilerinin geometrik cisimler erişi ortalamalarıyla, kontrol grubu öğrencilerinin erişi ortalamaları arasında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur. Buna rağmen, uzamsal yetenekleri açısından deney grubu ile kontrol grubu arasında anlamlı farka rastlanmamıştır.Anahtar Kelimeler: Geometri, Geometri Öğretimi, Dinamik Geometri Yazılımı, Bilgisayar Destekli Öğretim
İlköğretim ikinci sınıf öğrencilerinde eşit işaretinin ilişkisel anlamını geliştirme
ÖZET İLKÖĞRETİM İKİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNDE EŞİT İŞARETİNİN İLİŞKİSEL ANLAMINI GELİŞTİRME Yaman, Hakan Yüksek Lisans, Eğitim Fakültesi Tez Danışmanı: Yard.Doç.Dr. Zülbiye TOLUK Ocak 2004, 94 sayfa Bir öğrencinin cebirde başarılı olabilmesi için matematiksel kavramların temelini teşkil eden sembolleri, ifadeleri ve denklemleri iyi kullanabilmesi gereklidir. Bu temel sembollerden biri de eşit işaretidir. Eşit işareti "=" sembolü ile gösterilir ve hesaplama anlamına gelmez. Bu işaretin temsil ettiği eşitlik ilişkisi, aritmetikte ve ileride cebirde kullanılan temel matematiksel ilişkilerden biridir. Bu yüzden eşitlik kavramını ve eşit işaretini öğrencilerin ilkokulun ilk yıllarından itibaren iyi kavramaları gerekmektedir. Yapılan araştırmalar öğrencilerin ilköğretimin ilk yıllarından itibaren eşit işaretini bir işlemin sonucunu belirten bir işaret olarak algıladıklarım göstermiştir. Ayrıca, bu araştırmalar eşitişaretinin ilişkisel bir sembol olduğunu algılayamayan öğrencilerin ileride cebir derslerinde sorun yaşadıklarım iddia etmişlerdir. Bu çalışmanın iki temel amacı vardır. Birincisi; öğrencilerin eşitliği nasıl anladığını ve eşit işaretini nasıl yorumladığım belirlemektir. İkincisi ise; eşitlik sembolünün ilişkisel anlamım destekleyen öğretimin çocukların eşitlik kavramını anlamaları üzerine etkisini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla ilköğretim 2. sınıflardan iki sınıf deney grubu iki sınıfta kontrol grubu olarak seçilmiş ve deney gruplarında eşit işaretinin ilişkisel anlamını destekleyici bir eğitim verilirken kontrol gruplarında geleneksel efeitime devam edilmiştir. Her gruba ön-son ve kalıcılık testi olarak eşitlik testi uygulanmıştır. Ayrıca deney gruplarından seçilen sekiz öğrenci (dört kız - dört erkek) ile eğitimden önce ve eğitimden sonra görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde öğrencilerden eşitlik testindeki sorulara verdikleri cevapları açıklamaları istenmiştir. Araştırmanın bulguları eğitimden önce öğrencilerin eşit işaretini bir işlem sembolü olarak algıladıkları ve destekleyici eğitim alan sınıflardaki öğrencilerin eğitimden sonra eşit işaretinin ilişkisel anlamını oluşturabildiklerini, geleneksel eğitim alan öğrencilerin ise eşit işaretini bir işlem sembolü olarak görmeye devam ettiklerini göstermiştir. Buradan, ilköğretimin ilk yıllarından itibaren somut materyaller (terazi, LEGO parçaları) kullanılarak ve sınıflarda tartışma ortamları yaratılarak etkinlikler hazırlanabilir. Bu etkinlikler öğrencilerin eşit işaretini iki miktar arasındaki ilişkiyi ifade eden bir sembol olarak algılamalarına yardımcı olmaktadır. Anahtar Sözcükler: Eşit işareti, somut materyaller, etkinlikler, aritmetik, cebir vı
İlköğretim 3 ve 4. sınıfı öğrencilerinin sözel matematik problemlerini modellemesi: Çarpma ve bölme işlemi
Matematik soyut kavramlardan oluştuğu iâ¡in âzellikle somut işlemdânemindeki âğrenciler iâ¡in oldukâ¡a zordur. Kavramların temellerinin atıldığı budânemde, âğrencinin bu kavramları daha iyi anlayabilmesi iâ¡in somutlaştırabilmesigerekmektedir. Bu nedenle, âğrencinin matematiksel kavramları zihindeoluşturabilmesi ve kalıcı âğrenmenin sağlanması iâ¡in âğretimde modellemeninkullanılması oldukâ¡a ânemlidir. Matematiksel modelleme, karmaşık durumlardakiilişkilerin matematik diline dân⬺tâ¬râ¬lmesi, matematik diline dân⬺tâ¬râ¬ldâ¬ğâ¬ndeelde edilen matematiksel denklemlerin â¡âzâ¬mâ¬nâ¬n bulunması, bulunan sonuâ¡larınproblem durumuna gâre yorumlanması ve değerlendirilmesi sâ¬recidir. Yapılanaraştırmalar âğrencilerin ilkâğretimin ilk yıllarından itibaren bu tâ¬r modellereihtiyaâ¡ duyduklarını gâstermektedir.Bu â¦alışmanın iki temel amacı vardır. Birincisi, Ëğrencilerin sËzelproblemleri â¦Ëzerken kullandıkları stratejileri belirlemektir. İkincisi ise, Ëğrencilerinkullandıkları stratejilerin nedenlerini ortaya â¦ıkarmaktır. Bu amaâ¦la iki ilkËğretimokulunda â¦alışma yapıldı. Bu okulların 3 ve 4.sınıflarından birer şube seâ¦ilereksınıfta bulunan her Ëğrenciye araştırma soruları yazılı olarak verildi. Daha sonra herokuldan dËrder Ëğrenci olmak Å zere toplam 8 Ëğrenci (3 erkek, 5 kız) seâ¦ildi. Buseâ¦ilen Ëğrencilerle klinik gËrÅ şmeler yapıldı.Toplanan verilerin analizi sonucunda, â¦arpma ve bËlme sËzelproblemlerinde 3. sınıf Ëğrencilerinin 4. sınıf Ëğrencilerine gËre daha başarılıoldukları saptanmıştır. â¢ğrencilerin sËzel problemleri â¦Ëzerken ilk olarak işlemkullanmayı tercih ettikleri, işlem seâ¦mekte zorlandıkları ya da problemianlayamadıkları zaman ise şekil kullandıkları belirlenmiştir. â¢ğrencilerinproblemleri â¦Ëzerken neden ilk olarak işlem kullanmayı tercih ettiklerinin birâ¦oknedeninin olduğu belirlenmiştir. â¢ğrenciler şekil kullanmaya alışık olmadıklarını,şekil â¦Ëzerken zorlandıklarını ya da ihtiya⦠duymadıklarını belirtmişlerdir. AyrıcaËğrenciler kesirli sayılarla problem â¦Ëzerlerken ezbere işlem seâ¦tiklerini ya dakesirli sayıları (yarım ve â¦eyrek) yanlış yorumladıkları saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Matematik, problem â¡âzme, modelleme, â¡arpma vebâlme sâzel problemleri, yarım ve â¡eyrek.
İlköğretim matematik öğretmenlerinin kesirlerle bölmeye ilişkin kavramsal bilgi düzeyleri
Kesirlerle bölme ilköğretim matematiğinin en zor konusudur. Yapılan araştırmalaröğretmenlerin kesirlerle bölme bilgisinin kısıtlı olduğunu ve kesirlerle bölme işleminikavramsal olarak öğrenmediklerini göstermektedir. Öğretmenlerdeki konu alanı bilgisieksikliği öğrencilerin öğrenmesinde olumsuz bir etkiye sahiptir.Bu çalışmanın amacı; ilköğretim matematik öğretmenlerinin kesirlerle bölmeişlemini nasıl yorumladıklarını ve öğretmenlerin kesirlerle bölme bilgilerinin öğretimlerinenasıl yansıdığını araştırmaktır. Bu amaçla farklı okullarda görevli olan dört ilköğretimmatematik öğretmeninin kesirlerle bölme konulu dersleri gözlemlenmiştir. Bu öğretmenlerdenikisi yeni matematik programının uygulandığı okullarda görev yapmaktadır. Daha sonraöğretmenlerle görüşmeler yapılmıştır.Araştırmanın bulguları, öğretmenlerin çoğunun kesirlerle bölme bilgilerinin büyükölçüde işlemsel düzeyde olduğunu göstermiştir. Araştırmaya katılan dört öğretmenden üçüters çevirip çarpma kuralına odaklanmışlar fakat o kuralın neden öyle olduğu ile ilgili biraçıklama getirememişlerdir. ki öğretmenin bölme durumlarını yorumlamaları bölmeişleminin eşit paylaşma anlamı ile sınırlı kalmıştır. Bu nedenle bölenin kesir olduğudurumlarda bölme işlemini açıklayamamışlardır. Araştırmaya katılan öğretmenlerden biribölmenin eşit paylaşma anlamının yanında ölçme anlamını da düşünebilmiştir. Fakat bubilgilerini farklı temsil biçimlerine dönüştürememiş, problem durumlarına uygulayamamıştır.Dört öğretmenden sadece biri verilen durumları bölmenin her iki anlamını da kullanarakyorumlamış ve farklı çözüm yolları geliştirebilmiştir. Ayrıca araştırmaya katılanöğretmenlerden üçü bir bölme işleminde farklı nicelikler arasındaki ilişkileriaçıklayamamışlardır. Bu öğretmenler bir bölme işleminde kalanı tahmin etmeleri istendiğindebaşarılı olamamışlardır. Sadece bir öğretmen kalanı tahmin etmede dört farklı stratejigeliştirebilmiştir.Araştırmanın bulguları araştırmaya katılan dört öğretmenden üçünün kesirlerlebölme bilgisinin işlemsel düzeyde olduğunu, bir öğretmenin ise kavramsal düzeyde olduğunugöstermiştir. Kesirlerle bölme bilgileri işlemsel bilgi düzeyinde olan öğretmenleröğretimlerinde öğrencilerine işlemsel öğrenmenin gerçekleşebileceği ortamlar sunmuşlardır.Bu öğretmenler öğrencilerinin nasıl düşündüklerini dikkate almadan, derslerinde süreklikuralın ezberlenmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Kesirlerle bölme bilgisi kavramsal bilgidüzeyinde olan bir öğretmen ise öğrencilerinin düşüncelerine daha fazla önem vermiş veöğrencilerine kendi anlamalarını ve çözüm yollarını oluşturabilecekleri bir öğrenme ortamıhazırlamıştır. Bu öğretmenin kesirlerle bölme dersi diğer öğretmenlerin derslerinden dahauzun sürmüştür.Anahtar Kelimeler: lköğretim matematik öğretmenleri, kavramsal bilgi, kesirlerlebölme, pedagojik içerik bilgisi.
İlköğretim matematik öğretmenlerinin matematik hakkındaki inanaçları, uygulamaları ve arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı; ilköğretim matematik öğretmenlerinin matematiğin doğası, matematik öğrenme ve öğretme ile ilgili inançlarının matematik uygulamalarını ne ölçüde etkilediğini belirlemektir. Ayrıca, matematik öğretmenlerinin matematiksel inançları ile öğretim uygulamaları arasındaki ilişki ve bu ilişkiyi etkileyen faktörlerin ne olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 2007?2008 eğitim öğretim yılının bahar döneminde Bolu ilinde gerçekleştirilmiştir. Farklı ilköğretim okullarında görevli, yüksek lisans derecesine ve 3 ile 6 yıl arasında öğretmenlik deneyimine sahip üç ilköğretim matematik öğretmeni ile görüşme ve ders gözlemi yapılmıştır. Öğretmenler lisans eğitimlerini farklı üniversitelerden fakat yüksek lisans eğitimlerini aynı üniversiteden almışlardır. Öğretmenlerin inançları hakkındaki veriler yarı-yapılandırılmış görüşme, kavram haritası ve inanç ölçeği ile elde edilmiştir. Uygulamaları ile ilgili veriler ise gözlem yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin inanç ve uygulamaları geleneksel-geleneksel olmayan ölçeğinde değerlendirilmiştir.Araştırmanın bulguları, üç öğretmenin matematik, matematik öğrenme ve öğretme hakkındaki inançları ile uygulamaları arasındaki ilişkinin birbirlerinden farklı olarak olduğu görülmüştür. Üç öğretmen de matematikle ilgili geleneksel olmayana yakın hatta geleneksel olmayan inanca sahip olduklarını gösteren yüksek puanlar almışlardır. Fakat üç öğretmen de öğretimlerinde geleneksel bir yaklaşım izleyerek inandıkları gibi öğretmediklerini yani inançlarını öğretimlerine yansıtamadıklarını göstermişlerdir. Sadece bir öğretmen inançları ile uygulamaları arasındaki tutarsızlığı doğru olarak tespit etmiştir. Diğer iki öğretmenden biri inandığı gibi öğretemediğini söylemiş fakat uygulamaları bunun tersini göstermiş, diğeri ise inandığı gibi öğrettiğini belirtmiş fakat inançları ile öğretim uygulamaları arasında ciddi tutarsızlıklar ortaya çıkmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin matematikle ilgili geçmiş öğrencilik deneyimlerinin inançlarını ve uygulamalarını en çok etkileyen faktör olarak ortaya çıkmıştır. Mezun oldukları öğretmen yetiştirme programının ise çok az etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bunlara ek olarak, sınav sisteminin, öğretmenlerin ilköğretim matematik programı ile ilgili bilgilerinin yetersizliği ve sınıf ortamının uygulamalarını etkileyen diğer faktörler olduğu ortaya çıkmıştır.
6.-8. sınıf matematik ders kitaplarının PISA 2003 Belirsizlik Ölçeği'ne göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 6-8. sınıf ders kitaplarındaki olasılık ve istatistik konularının PISA 2003 belirsizlik yeterlik ölçeği seviyelerini ne derecede kapsadığını, sınıf düzeylerine ve farklı yayınlara göre nasıl bir değişim gösterdiğini belirlemektir.Doküman incelemesi yöntemiyle Türkiye'de okutulmakta olan 6.-8. sınıf ders kitaplarından her sınıf düzeyinde üç farklı yayınevine ait toplam 9 ders kitabı belirlenerek olasılık ve istatistik konuları incelenmiştir. İnceleme PISA 2003 Belirsizlik Ölçeği dikkate alınarak yapılmıştır.PISA 2003 Belirsizlik Ölçeğine göre altı farklı düzey bulunmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre matematik ders kitaplarının olasılık ve istatistik konularına ait sorularda en üst düzey olan altıncı düzeye ait hiçbir görev bulunmamıştır. Beşinci düzeye ait görevler ise yok denebilecek kadar azdır. Matematik ders kitaplarında bulunan görevlerin çoğunluğu 2. ve 3. düzeye ait sorulardır. Bu durum matematik ders kitaplarının olasılık ve istatistik konusunun gösterilmesi gereken matematik başarısını göstermede yetersiz kaldığını göstermiştir. Ders kitaplarında yer alan istatistik konusuna ait soruların düzeylerinin olasılık konusuna göre daha üst düzeyde yer aldığı görülmüştür. Matematik ders kitapları sınıf seviyesine göre incelendiğinde sınıf düzeyi yükseldikçe düzeylerde artış olmaktadır. Ancak sorular üst düzey becerileri kazandırabilecek yeterliğe sahip değildir. Yayınlara göre değişim incelendiğinde, 6., 7. ve 8. sınıf matematik ders kitaplarında soruların sayısı her yayında farklı sonuçlar vermiştir. Matematik ders kitapları yeterlik düzeyleri olarak incelendiğinde ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Olasılıksal Düşünme, İstatistiksel Düşünme, PISA, Ders Kitabı
İlköğretim 4-8 fen ve teknoloji ve matematik öğretim programlarının fen ve matematik entegrasyonuna göre incelenmesi
Bu tezde, i) ilköğretim 4-8 fen ve teknoloji ve matematik öğretim programlarındaki kazanımlar arasında yapılan entegrasyonların uygun ve yeterli olup olmadığı ii) fen ve teknoloji ve matematik kazanımlarının entegrasyonu hakkında öğretmen düşüncelerinin ortaya konulması amaçlanmıştır.Çalışmada ilköğretim 4-8 fen ve teknoloji ve matematik öğretim programlarındaki kazanımlar arasında yapılan entegrasyonların uygun olup olmadığını, entegrasyonları yapılabilecek başka kazanımların bulunup bulunmadığı ve öğretmenlerin kazanımlar arasındaki entegrasyon hakkındaki düşüncelerini ortaya koymak amacıyla ek 1'deki anketler geliştirilmiştir. Bu anketlerin geliştirilmesi aşamasında 4-8 fen ve teknoloji dersi öğretim programı ve matematik ders öğretim programı ayrı ayrı incelenmiş, iki programdaki kazanımlar arasında entegrasyonları yapılabileceği düşünülen kazanımlar anketlere dâhil edilmiştir. Daha sonra bu anketler için uzman görüşü alınarak ve pilot uygulama yapılarak bu anketlere son hali verilmiştir.Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Ek 1'de verilen anketler Manisa'nın bir ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan 4 ve 5. sınıf öğretmenleriyle, 6-8 fen ve teknoloji ve matematik öğretmenlerine uygulanmıştır. Toplam 56 öğretmen araştırmaya katılarak 86 anket cevaplandırılmıştır. Ayrıca bu anketler bir profesör dr., bir doçent dr., üç yrd. doçent dr. ve iki araştırma görevlisine uygulanarak uzman görüşleri alınmıştır. Ek1'deki anketlerin ?Evet/Hayır? bölümlerinin öğretmen ve uzman cevaplarının frekansları ve yüzdeleri hesaplanarak 4-8 fen ve teknoloji ve matematik öğretim programlarındaki kazanımlar arasında yapılan entegrasyonların uygun ve yeterli olup olmadığı değerlendirilmiştir. Ek 1'deki anketlerdeki ?Gerekçe? bölümüne verilen cevaplar içerik analizi yöntemi kullanılarak öğretmenlerin fen ve teknoloji ve matematik kazanımlarının entegrasyonu hakkındaki görüşleri ortaya konmaya çalışılmıştır.Ek 1'deki anketlerden elde edilen bulgular sonucunda 4-8 fen ve teknoloji ve matematik öğretim programlarındaki kazanımlar arasında yapılan entegrasyonların uygun olduğu fakat entegrasyonları yapılabilecek başka kazanımlarında bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ilköğretim 4-8 fen ve teknoloji ve matematik öğretim programlarında yapılan entegrasyonun yüzeysel olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca fen ve teknoloji ve matematik derslerindeki hangi konular arasında entegrasyonun yapılabileceği ve öğretmenlerin fen ve teknoloji ve matematik entegrasyonu hakkındaki düşünceleri yapılan bu çalışmada ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Matematik Öğretim Programı, Fen ve Teknoloji Öğretim Programı, Fen ve Matematiğin Entegrasyonu, Matematik Eğitimi, Fen ve teknoloji Eğitimi
Geometri alt öğrenme alanında karşılaşılan zorlukların saptanması
Bu çalışmanın amacı, farklı seviyelerdeki öğrencilerin doğru, ışın, açı, geometrik cisimlerin özellikleri ve bunlarla ilgili gerçek dünyadaki sezgi ve deneyimleri sonucu oluşan anlama ve kavram yanılgılarının değişiminin incelenmesi ve bazı kavramların anlama düzeylerini tespit etmektir. Bu amaçla ilgili literatür ışığında belirlenen kavram ve konulardan oluşan anket, uzman görüşüne başvurularak 10 öğrenciye uygulanıp yanlış anlamalara neden olan ifadeler saptanmış, eksik görülen ifadeler üzerinde değişikliğe gidilmiştir. Düzenlenen anket Bolu il merkezinde bulunan okullardan rastgele seçilen ilköğretim 6-8. sınıf öğrencilerine uygulanmıştır (N=367). Uygulanan ankete verilen cevaplara göre yüzde hesapları yapılarak, anlamada zorluk çekilen konular belirlenmiştir. Öğrencilerin belirlenen konulardaki zorlanma nedenlerini anlamak için `hiçbir şey anlamadım', 'biraz anladım' ve genellikle zorlanılan konuya `çok iyi anladım' cevabını veren öğrencilerden rastgele seçilen 36 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre öğrencilerin geometri alt öğrenme alanında karşılaştıkları kavram ve konulardan `üç boyutlu cisimlerin alan ve hacimleri' , `Düzlemsel şekillerin alan ve çevre bağıntıları' , `Doğrular ve oluşturdukları açılar' , `Perspektif' ve `Trigonometrik değerler' ile ilgili olanlarında daha çok zorlandıkları belirlenmiştir. Zorlanmalarının nedeni olarak ilgili kavramları sınıf düzeyi arttıkça unutma, ele alınan konuyla ilgili kavramları diğer kavramlarla ilişkilendirememe ve yeteri kadar kavramları somut deneyimlere dayanarak öğrenmemeleri sonucuna varılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre söylenebilecek önerilerden biri, öğretmenlerin, araştırma sonucunda zorluk yaşandığı anlaşılan kavram ve konuların öğretimi esnasında, tespit edilen sonuçları dikkate almalarıdır. Ayrıca araştırma sonunda ortaya konan kavramların öğretimiyle ilgili önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Öğrencilerin algıları, öğrenme güçlükleri, geometri alt öğrenme alanları
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının matematiksel modelleme hakkındaki görüşlerinin ortaya çıkarılması
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmenliği bölümünde öğrenim gören matematiksel modelleme dersini hiç almamış öğretmen adaylarının matematiksel modelleme hakkındaki görüşlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Öğretmen adaylarının matematiksel modelleme hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak için öncelikle adaylara matematiksel modelleme etkinliği uygulanmıştır. Matematiksel modelleme etkinliği dört ısındırma, bir modelleme probleminden oluşmaktadır. Modelleme etkinliği Lesh ve Doerr? un (2003) çalışmalarında kullandıkları modelleme etkinlikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bu çalışma nitel durum araştırmasına örnektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Eğitim Fakültesine bağlı İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü?nde öğrenim gören 14 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Modelleme etkinliği sonrasında öğretmen adaylarıyla yarı yapılandırılmış görüşme sorularıyla odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Görüşme kaydının analizleri sonucunda öğretmen adayları matematiksel modelleme etkinliğinin, sınıfta çözülen problemlerden; günlük yaşam problemi içermesi, öznellik, değer yargısı, tercihler ve belirsizlik özelliği taşıması bakımından farklı olduğunu belirtmişlerdir. Öğrenciler, matematiksel modelleme etkinliği ile günlük yaşamdaki matematiği keşfedebilir ve sorgulayabilirler. Günlük yaşam problemlerini çözmede üst düzey düşünme yollarını kullanabilir ve geliştirebilirler. Ayrıca modelleme etkinliklerini öğrenciler arkadaşlarıyla birlikte iş birliği içinde çözmeye çalışmaları onları modelleme üzerine tartışılmasını ve daha güvenilir sonuçlar elde etmelerini sağlamaktadır. Bunun yanında etkinlikte iş birliği sürecinde öğretmen adayları, bir problem üzerine birlikte fikir üretme, çaba harcama ve bir işten keyif alma gibi olumlu özelliklerin kazandırıldığına değinmişlerdir. Matematiksel modelleme etkinliğinin birebir günlük yaşam problemi olmasından dolayı bu tür problemlere alışkın olmadıkları için zorlandıklarını belirtmişlerdir. Problemde seçimlerin ön plana çıkması, öğretmen adaylarını belirsizliğe sürüklediği için öğretmen adayları kararlarından emin olamamışlardır. Belirsizliğin yarattığı güvensizlikle modellemenin içerdiği faiz işlemleri öğretmen adaylarını zorlamıştır. Öğretmen adayları süreç sonunda matematik derslerinde matematiksel modellemenin proje ve performans görevleriyle öğrencilere uygulanmasının yararlı olacağını belirtmişlerdir. Proje ve performans görevlerinde matematiğin günlük yaşamla ilişkisi somut bir şekilde ele alınabilir. Bu sayede öğrencilerin günlük yaşamında karşılaşılan sorunlarla çok yönlü düşünerek problem çözmeye istekli olması ve öğrencilere üst düzey düşünme becerilerinin kazandırılması sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Matematiksel Modelleme, Model Oluşturma Etkinlikleri, Öğretmen Adayları
İlköğretim 4-7. sınıf öğrencilerinin denk kesirlerin sembolik ve grafiksel temsillerini ilişkilendirme becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 4-7. sınıf öğrencilerinin denk kesirlerin sembolik ve grafiksel temsillerini ilişkilendirme becerilerinin düzeyini belirlemektir. Araştırmanın evrenini 2011 ? 2012 eğitim öğretim yılı Sakarya ili Geyve İlçesi?nde ilköğretim okullarında okuyan 4., 5., 6. ve 7. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu araştırmaya pilot uygulamada 3 ilköğretim okulundan 257 öğrenci ve asıl uygulamada ise 11 okuldan 1111 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, bu çalışmada, Temsilsel Akıcılık Testi (TAT) kullanılmış olup test, kesirlerin parça-bütün ve ölçme anlamlarını; alan, sayı doğrusu, uzunluk ve küme temsillerini kullanarak ölçmektedir. Testteki maddelerde kesrin sade ve denk gösterimleri grafiksel olarak temsil edilmiştir ve ayrıca çeldiricilere de yer verilmiştir. TAT'da toplam 5 kesir sembolü için hazırlanmış 90 grafiksel temsil yer almaktadır. Testin kapsam geçerliliği için uzman görüşü alınmış olup güvenirliği içinde KR-20 iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Bu değerler pilot uygulamada 0,933 asıl uygulamada ise 0,928 olarak hesaplanmıştır.. Verilerin analizinde araştırma problemlerine uygun olarak alt kategorilerdeki puan türleri ve sınıf düzeyleri farklılaşmalarını incelemek amacıyla karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Veriler tüm kategorilerde ve sınıf düzeylerinde normal dağılmadığı için uygulanacak istatistiklerde parametrik olmayan yöntemler benimsenmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin denk kesirlerin sembolik ve grafiksel temsillerini ilişkilendirme becerilerinin kesirlerin parça-bütün ve ölçme anlamlarında, kesirlerin farklı temsil türlerinde (Alan-Uzunluk, Alan-Sayı D., Küme-Uzunluk, Küme-Sayı D., Uzunluk-Sayı D.) ve kesrin sade ve denk gösterimlerinde farklılaştığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte sınıf düzeyi arttıkça genel puanlarda, temsil türlerinde ise alan ve uzunluk temsili hariç diğer temsillerde, kesrin sade ve denk gösterimlerindeki başarının arttığı görülmüştür. Araştırmanın bulguları literatürdeki bilgiler ışığında değerlendirilmiş, sonuç olarak ülkemiz literatüründe kesirlerin anlamları, temsilleri ve denkliği konularındaki çalışma eksikliği tam olarak giderilmese de ilgili literatüre katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca matematik öğretimine araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Matematik öğretimindeki eşit paylaşım, kesirlerin anlamları, temsilleri, denkliği konularına yönelik; hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim tasarımcılarına ve program geliştiricilere sunulan öneriler yer almaktadır.