
3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Yoğun bakım ünitesinde kolistin kullanımının uygunluğunun değerlendirilmesinde klinik eczacının rolü
Çoklu ilaca dirençli Gram-negatif enfeksiyonların tedavisinde ve diğer antibiyotiklere direnç varlığında kolistin önemli bir role sahiptir. Kolistinin söz konusu tedavilerde kullanımında tedavi etkinliği ve güvenliği açısından uygun şekilde hazırlanışı, uygun dozda kullanımı, renal doz ayarının yapılması ve nefrotoksik ajanlarla kullanılıp kullanılmadığı, önem taşımaktadır. Sunulan tez çalışması prospektif gözlemsel bir çalışmadır ve tez çalışmasının ilk 4 ayında klinik eczacı tarafından sadece kolistin kullanımının uygunluğu değerlendirilmiş ve herhangi bir öneride bulunulmamıştır (gözlem grubu), sonraki 4 ayda ise klinik eczacı tarafından önerilerde bulunulmuştur (müdahale grubu). Gözlem grubu ve müdahale grubu arasındaki uygunluk yüzdesi karşılaştırılarak klinik eczacının tedavi uygunluğuna ve klinik sonuçlara etkisi bu tez konusunda sadece kolistin ilaç örneği ile araştırılmıştır. Kolistin kullanımının uygunluğunun değerlendirilmesinde uluslararası geçerliği olan "International Consensus Guidelines for the Optimal Use of the Polymyxins'' "Polimiksinlerin Optimal Kullanımı için Uluslararası Uzlaşı Kılavuzundan'' yararlanılmıştır. Çalışmanın tek yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirilmesi, hasta popülasyon sıklığının az olması ve çalışmanın uzmanlık tezi olması sebebiyle belirli bir süresinin olması örneklem büyüklüğünü sınırlamıştır. Gözlem grubunda 51, müdahale grubunda 40 kişi dahil edilmiştir. Kolistin toplam kullanım uygunluğu gözlem grubunda %21,6 iken, müdahale grubunda %97,5'e çıkarak klinik eczacı müdahalesinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Klinik Eczacının nefrotoksisitenin önlenmesinde istatistiksel olarak önemli bir katkısı olmuştur. Nefrotoksisite insidansı gözlem grubunda %72,7 iken müdahale grubunda %35'e düşerek istatistiksel açıdan anlamlı bir azalma gözlenmiştir (p<0,05). Bu tez çalışmasında klinik eczacıların hekimlerle karşılıklı işbirliği içinde çalışmasının, kolistinin uygun kullanımını artırdığını ve kolistinin en önemli yan etkisi olan nefrotoksisite gelişimini azalttığını gösterilmiştir.
Pediatri hastalarında gaz sancısında kullanılan bitkisel ürünlerde pirolizidin alkaloit kontaminasyonlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, pediatri hastalarında gaz sancısında kullanılan bitkisel içerikli ürün kullanım sıklığı, hangi bitkisel içerikli ürünlerin kullanıldığı, bitkisel ürünlerin nereden alındığı ve bitkisel ürünlerin tercih edilme nedenleri değerlendirilmiştir. Bu kapsamda piyasada çocukların gaz sancısında kullanılmak üzere sıklıkla satılan bu bitkisel ürünlerin pirolizidin alkaloit içeriklerinin tespiti amaçlanmıştır. Çalışmanın anket bölümü Gazi Üniversitesi Hastanesi Genel Pediatri Polikliniği ve Sosyal Pediatri Polikliniği'nde gerçekleşmiştir. Gaz sancısında sıklıkla satıldığı tespit edilen 28 bitkisel ürünün pirolizidin alkaloit içeriği de LC-QTOF-MS analizi ile saptanmıştır. Katılımcıların %31,5'inin çocuğuna gaz sancısında bitkisel ürün kullandırdığı, ebeveynlerin %51,3'ünün rezeneyi tercih ettiği, %59,0'ının gaz sancısında kullanılan bitkisel ürünleri aktarlardan satın aldığı belirlenmiştir. Çalışmamızda, pirolizidin alkaloit kontaminasyonunu değerlendirmek için aktarlardan ve internetten temin edilen bitkisel ürünlerin %75'inde alkaloit tespit edilmiştir. 28 örnekten 16'sında europin; 2'sinde hem europin hem senesifilin bulunmuştur. Sadece senesifilin içeren örnek sayısı ise 7'dir. Pirolizidin alkaloidi içeren bitkisel ürünlerde alkaloit konsantrasyonu 31,163-434,067 µg/kg aralığında tespit edilmiştir. Bu çaylarda kontaminasyon olması nedeniyle uzun süreli ve yüksek dozlarda tüketilmesinin hem çocuklar hem de anneler için sağlık sorunu oluşturacağı kesindir.
Türkiye'de satılan Vitis vinifera L. ekstresi içeren preparatlarda resveratrol tayini
Bu tez çalışmasında, ülkemizdeki eczanelerde satılan 11 adet Vitis vinifera L. (üzüm) çekirdek ekstresi/resveratrol içeren takviye edici gıda örneği temin edilerek, etiketlerinde beyan edilen resveratrol miktarını incelemek amacıyla fitokimyasal analizler gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla ince tabaka kromatografisi (İTK) ve sıvı kromatografisi-uçuş zamanlı kütle spektrometresi (LC-QTOF-MS) yöntemleri kullanılmıştır. Ayrıca örneklerin antioksidan aktivitelerinin tayini için; 1,1-difenil-2-pikril-hidrazil (DPPH) serbest radikal süpürücü aktivitesi, N,N-dimetil-p-fenilendiamin (DMPD•+) radikal süpürücü aktivite, demir indirgeme antioksidan gücü (FRAP) yöntemi ve metal- şelasyon yöntemleri uygulanmıştır. Analiz edilen 11 örnekten yalnızca bir tanesinin GMP gereklilikleriyle uyumlu (%95-105 aktif bileşen içeriği) olduğu belirlenirken, diğer örneklerin içeriklerinin ise etiket beyan bilgilerine uygun olmadığı tespit edilmiştir. Elde ettiğimiz bulgular; halk sağlığı açısından takviye edici gıdalardan beklenen sağlığı koruyucu etkinin sağlanması için GMP kurallarına uygun olarak üretilmesi, etiket beyanında verilen içeriği karşılaması ve eczacı danışmanlığında sadece eczanelerde satılmasının önemine bir kez daha işaret etmiştir.