Gazi University
Institute

Institute of Fine Arts

Gazi University

30

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanat bağlamında öznel kimlik süreçleri

Bu tezin konusu; güncel sanat ortamında sanatçı kimdir sorusuna cevap aramak, güncel sanatın ve sanatçısının tanımlamasını yapmaya çalışmak, günümüz sanatçısını eser üretmeye iten, yaratma dürtüsünü tetikleyen, günümüz sanatçısını biçimlendiren etkenlerin neler olabileceğini araştırmak ve bu etkenlerin güncel sanatçı kimliğinin oluşumundaki etkileri ile sanat eserinin üzerindeki yansımalarının incelenmesi oluşturmaktadır. Birinci bölümde kişinin varlığını tanımlayan, varoluşuna anlam yükleyen bir yapı ya da nitelik olarak kimlik tanımlanması yapılarak, öznenin kendisini, nesneden ve başkalarından ayırt etmesiyle birlikte oluşan farkındalık hali üzerinde durulmuştur. Dünyanın bilinişi ile sanatçının kendinin bilgisi olarak sanat etkinliğinden kısaca bahsedilmiş; yapma, varlığı ortaya çıkarma süreci olarak yaratıcılık üzerinde durulmuştur. Görgül deneylere dayanarak ilerleyen sanat tarihi boyunca sanatçı/zanaatçı anlayışları değerlendirilmiş ardından modern, postmodern kavramları üzerinde durularak sanatçı tanımlamaları yapılmaya çalışılmıştır. Modern ve postmodern kavramlarına ek olarak bugünün sanatını tanımlamak için kullanılan çağdaş ve güncel kavramları değerlendirilmiş, küreselleşme süreciyle birlikte değişen dengelerle sanat piyasasının ilişki ağına ek olarak gelişen küratör ve sanatçı diyaloğundan bahsedilerek günümüz sanatına dair genel bir bakış açısı yakalanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise yaratma süreci açısından sanat olgusu sorgulanmış, sanatçının yaratıcı faaliyetinin ortaya çıkışı hakkındaki görüşler değerlendirilmiştir. Sanatın gelişmesini koşullandıran etkenler ile sanatçının kendi bireysel varoluşlarını inşa ederken içinde bulunduğu, kendi seçimlerinin alanını ve sonuçlarını belirleyen koşulların sanatçı ve eseri üzerlerindeki etkileri değerlendirilmiştir.

Zeynep Gürler
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanatta imge dönüşümleri

Güncel Sanatta İmge Dönüşümleri adlı bu çalışmada, imajlar ile çevrelenmiş yaşantımızda, sanatçı dünyasındaki imge yaratımının nasıl yapıt haline dönüştüğü sorgulanmıştır. Birinci bölümde, imgenin terimine yönelik terminoloji çalışması yapılmış ve imgeye eş değer diğer kavramlar arasında bağlantılar ve farklılıklar ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde; görme biçimlerinin gelişen teknoloji ile birlikte sosyal çevreden ve kültürlerden bağımsız bir şekilde biçimlenemeyeceği ve her imgenin kendine ait bir görme tarzı oluşu üzerinde durulmuştur. Bu çerçeve içerisinde, imge aktarımının, sanat ortamınında ve sanatçı için nasıl bir değişim gösterdiği ele alınmıştır. Sanatçının yaratım sürecinde yaşamı nasıl dönüştürdüğü ve imgeler üzerinden nasıl yeni bir biçimde bağlantı kurguladığı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, yaratım süreci üzerinden imgenin etkisi ile çalışmalar yapılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. İmge 2. Sanatçı 3. Dönüşüm 4. Görme 5. Algı

Ceren Çağlar
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta yeniden anlamlandırma

Bu çalışma Gazi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat Dalı?nda (GGSER) yapılmıştır. Sanat tarihinde ve özellikle 1980 sonrası dönemde alıntı, kopya, kendine maletme ve yeniden üretim üzerine özgün sanat eseri sorunları üzerine yoğunlaşılmış, uygulama çalışmaları ile bu sorunlar araştırmacı tarafından deneyimlenmiştir. Postmodern teorinin, modernizmden ayrıldığı alan gerçeklik ve onu algılayış şeklidir. Gerçekliğin imajlara dönüştüğü bu dünyada belirli bir zaman algısından söz etmek de mümkün değildir. Postmodern evrende, herkesin belli taklitleri kullandığı, bu taklitlerin dışında bulunan hiçbir şeyin gerçek olmadığı, taklit edilebilecek hiçbir orjinalin bulunmadığı izlenir. Postmodern izleyici, sadece yüzeydeki görüntülerin fazlalığı ile zihinsel yoğunluğa girer ve bundan da hoşlanır. Burada özne tarafından inşa edilen ya da bir kavram olarak üretilen gerçeklik, enformasyon teknolojileri tarafından sürekli çarpıtılır ve göstereni ile arasındaki ilişki tamamen yitirilir. Artık kopya, kurmaca, orijinal gibi yeni açılımlara neden olan; simülasyon, hipergerçek, içe infilak, eklektik, temellük gibi yeni terimler doğar. Küreselleşen dünyada sorunların ve yaşamların aynılaşması, iletişimin anındalığı ve sınırsızlığı neticesinde sanat anlayışı da teknolojik kodlara bürünmüş ve alıntılama eylemlerine dönüşmüştür. Hali hazırda varolan formlar arasından seçmek, hatta varolan çalışmanın tıpkı kopyasını yapmak sanatçıların kavramsal çıkış noktaları olmuştur. Araştırmanın özellikle kavramsal çerçevesinde bu sorunlara değinilmiştir. Uygulama çalışmalarında ise; benzer işlerin, benzer malzemelerin kullanımı ve anlamları kavramsal çerçeveleri ile belirlenmiştir. Post-üretimin ilk safhasına oturan kendine maletme ile ilgili örnek seçimler yapılmış, dönüştürme için hem düşünsel hem teknik hem de biçimsel denemelerle özgün çalışmalar ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Belma Ersu
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Geçirgenliğin boşluğunda görünebilirlik

Bu çalışma Gazi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat Dalı?nda (GGSER) yapılmıştır. Geçirgenlik kavramının, 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan görüntü elde etme teknikleriyle kavramsal olarak ön plana çıktığı gözlemlenmektedir. Bu durumla doğru orantılı olarak, sonraki dönemlerde sanatın hemen hemen her alanında ?geçirgenlik? yapısal olarak yer edinmiştir. Özellikle çağdaş sanatın merkeze alındığı bir düzlemde değerlendirmek gerekirse; tezin temel konusunu oluşturan geçirgenlik kavramının ortaya çıkardığı yansımalar yapılan uygulamalarla, kişisel anlatım dilinin tematik, düşünsel ve biçimsel yönlerini vurgular nitelikte öne çıkmıştır. Aynı zamanda geçirgenliğin sanatta yaratıcılığa ve özgün yapıt oluşumuna nasıl olanak tanıdığını göstermek hedeflenmiş ve bu araştırma kapsamında geçirgenlik kavramının sanatsal yapıtlara nasıl katkılar ve anlamlar sağladığı irdelenmiştir. Geçirgenlik, plastik yapılanmada sadece arkasındakini göstermekten ibaret bir ifade değildir. Aynı zamanda üst üste bindirilen her plan, ilk ve son katman arasında gizemli bir ilişki kurar. ?Geçirgenliğin Boşluğunda Görünebilirlik? konusu kapsam olarak modernizmden, günümüz çağdaş sanatına kadar birçok alanda yer almaktadır. İzleyici ile sanatçı arasındaki bağlantı göz önünde bulundurulduğunda sistem içerisinde kurduğu dengeye paralel, anlam devinimi sağlayarak gelecekte de geçerliliğini koruyacak bir kavram olabileceğini söylemek olasıdır. Günümüzde bu kavram, alanlar arası ilişkilendirmelerde yeni sentezler oluşturmakta etkili bir yöntemdir. Bu kavramın özellikleri doğrultusunda ortaya çıkan yapıtlarla ilişkilendirmeler ve uygulamalar çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Geçirgenlik kavramının kapsamına giren yan anlamlar; saydamlık, tam saydamlık, yarı saydamlık, kavramsal saydamlık, boşluk, görünebilirlik gibi kavramlar konunun anlaşılabilirliğini desteklemek amacıyla ayrıntılandırılmıştır. Bu kavramların oluşturduğu iç içe geçmişliğin hiyerarşik yansımalarının izleyici ile sanat yapıtı arasındaki algısal süreçteki etkilerine de değinilmiştir. Geçirgenlik kullanımının asıl amacı; izleyicinin, statik iki boyutlu bir düzlemden, çok boyutlu ve çerçeve dışına çıkan anlamsal yolcuğa çıkma sürecini tetiklemesidir. Yapılan araştırmada, literatür taraması ve geçirgenlik kavramı kapsamında ortaya çıkan küresel ölçekteki sanatsal çalışmaların incelenmesiyle konu desteklenemeye çalışılmıştır. Uygulama çalışmalarında ise; bilinçdışı anlatımın sanatçıya sunduğu yaratım sürecindeki özgürlük duygusuyla, dışavurum ? ifade ? rastlantı ? saydam katmanlar ? hiçlik ? boşluk gibi kavramsallaştırmalarla konuya öznel yorumlarla yaklaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Geçirgenlik, saydamlık, dışavurum, hiçlik, görünebilirlik, boşluk.

Berivan Adem
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yapıt - isim - algı ilişkisi üzerine görsel çözümlemeler

Sanatsal düşünme toplumsal uzlaşılardan bağımsız, tamamlanmış sözcüklerle kendisini ifade eden mekanik dili dışlayarak, ereği kendinde olan (aoto-telos) düşünmedir; bir sonucu değil tasarımı barındırır. Bu bağlamda içinde konumlandığımız ancak dışsal olarak karşımızda duran görünümler dünyasının nesneleri alanı belirlenmiş, tanımlanabilir nesneler olmaktan çıkıp tasarımlar bütünü haline gelmektedir. Bu haliyle sanatsal düşünce görünümlerin maddesel, mekanik çeperini aşarak öteki'nin imkanlarını barındırır. Kişi adlandırdığı nesnede kendi istemini dile getirir. Etik, estetik, entelektüel, ideolojik tüm değerler kişinin bilincinde başlayarak toplumsal bilince, oradan aşkın (transandantal) bir gerçekliği arzulayarak evrensel bilince ulaşır. Soyutlama ile gelişen bu değerler arzumuzun ereğini ortaya koymaktadır, bu bağlamda kişi yaşadığı değerler sisteminin (kültür) taşıyıcısı olarak dile getirdiği genel geçer istemdir. Buna koşut olarak tuvaldeki bir imge deneyimin (istemin) öncesiz ve sonrasız varlığının biçimleniş halini temsil etmektedir. Bu şekliyle sanatsal düşünce ile dile gelen görünümün formel yapısı değil süre gelen yapısıdır; anlamın çoğul doğasıdır. Modern sanat görünümlerin düzleme ya da yontuya taşındığı formel bir sanatı dışlayarak, görümlerin düzlemde ya da yontuda yeniden açımlandığı bir sanatı öngörmüştür. Bu da sanatın görünümler içinde konumlanan kendinde bir görünüm olarak varlık kazanmasını sağlamıştır. Bu şekliyle sanat görünümlerin yansıtıldığı (taklit) bir alan olmaktan çıkıp, görünümlerin yansıdığı, ereği kendinde bir alandır. Artık tuval ya da yontuda izleyici olarak deneyimlenen temsili bir form değil, sanatçısının tabii olduğu bir anın temsilidir. Bu haliyle bir sanat eseri kendinde bir temsil olarak, görünen gerçekliğe koşut, anlamın çoğul doğasının barındığı bir fenomen olarak görünümler içinde konumlanmaktadır.

Özgün estetik fenomen
Erdal Demir
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kamusal alanda reklam aparatlarının sanatsal sunum için kullanımı

Yirminci yüzyıl sonu sanat pratigini `beyaz kutu'nun dışına çıkış ve `izleyici'nin keşfiyle tanimlamak mümkündür. Sanat, iletişim ve geçerlilik gibi terimlerinin değiştiği, çok katmanlı toplumsal bir dünya anlayışında varlık bulmaktadır. Buna bağlı olarak da; beyaz kutu ve kamusal alan arasında, geleneksel izleyici ve yeni kamular arasında, toplumsal olan ve sanatın özerkliği arasında kutuplaşmalar oluşagelmiştir. Bu kutuplaşmalar, kentsel sosyoloji ve siyaset çalışmalrı alanlarında, kamusal mekan ve kamusal alan kavramları üzerinde yoğunlaşma sürecini doğurmuştur.Bu tez çalışmasının amacı; resim sergileme mekanlarına yeni bir bakış açısı kazandırmanın yolunu açmaktır. ?Kamusal Alanda, Reklam Aparatlarının Sanatsal Sunum İçin Kullanımı? projesiyle; sanatın mekanla ve izleyicisiyle ilişkisini sorunsallaştıran yeni sanat pratikleri ve pozisyonları üzerine bir tartışma açmak hedeflenmiştir.Bu bağlamda sanatsal çalışmalarımızı elimize alıyor ve kamusal alana çıkıyoruz. Kimi zaman eserler seçilen alanda oluşturulurken, kimi zaman da orjinal eserlerin kopyaları, dijital çoğaltım sistemiyle kamuya ulaşmaktadır.Burada asıl sorunsal; üslup ve teknikten öte, eserlerin izleyicisiyle raslantısal karşılaşmasını sağlarken, sanat-izleyici ilişkisini tüm varlığıyla kamunun yaşamsal dinamiğinin orta yerine yerleştirebilmektir. Bu akademik çalışmanın kapsamında, merkezde kamusal alan olmak üzere; sanatçı-eser, eser-izleyici, sanat-politika ilişkilerinin yanı sıra, kamu ve kamusal alana hizmet eden dinamikler bulunmaktadır.Bu çalışmanın uygulama projesi olan, `bir reklam aparatı olan bilboardlarda resim sergisi' ; Ankara kentinde, Çankaya va Altındağ bölgesinde toplam 14 adet resmin bir hafta boyunca sergilenmesiyle gerçekleştirilmiştir.Habermas, Arendt, Negt ve Kluge gibi teorisyenlerin yaklaşımlarının temelini oluşturduğu, kamusal alan problematiğini merkeze alan bu çalışmanın oluşumunda, yakın tarihlerde kamusal alanda çalışmalar yapan sanatçı ve akademisyenlerin görsel ve yazınsal eserlerinden de faydalanılmıştır.Tüm bu bilgilerin ışığında, sanat eserlerinin sergilenmesinin ve sanat tartışmalarının sterilize edilmiş, duvarlarla çevrilmiş, belirlenmiş tabela ve adresler altında gerçekleştirilmesinin eyleme yenilikçi bir katkı sağlayamayacağı sonucuna varmaktayız. Sanatı kamuya ve kamusal alana açmanın zamanıdır.Anahtar SözcüklerKamusal Alan, Kamusal Mekan, Billboard, Beyaz Küp, Sosyo-kültürel

BillboardlarKamusal alanMekan+7
Ceyda Çalgüner
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası sanat ortamının yeni yönelimleri: Kent ve mekan üzerine plastik çözümlemeler

Kent, tarihsel süreçte Gotik, Rönesans, Barok dönemler, Romantizm ve sonrasında modern sanatta İzlenimcilik, Dışavurumculuk gibi akımlarla resimde imgeye dönüşmüştür. Oysaki günümüzde insan elinden çıkma bir nesne haline gelmiştir. Özellikle Rönesans'tan sonra sanatçılardaki konu özgürlüğü kenti bir imge olarak öne çıkarmıştır. Çünkü Rönesans ve öncesinde en önemli imge din olduğu için yapılan eserler kutsal sayılmıştır.Kentleri yeniden inşa etme, yenileme modern bir tutumdur. Modernizme göre kent, uygarlığın beşiği, insan aklının en yetkin ürünüdür. Bu bağlamda modernistlerin kente bakış açıları değişmiş ve işlevsel olmuştur. Sergi salonları, galeriler, müzeler modernleşme ile birlikte kamusal alanlarda hizmet vermiştir. Sanayi Devrimi sürecinde kente farklı bir gözle bakan sanatçılar, kent imgesini benimsemişlerdir. Sanatçılar konuları arasına insanların gündelik yaşamları, işçi sınıfı, toplumsal yapı gibi konuları ele almışlardır.Kentin kültürel, ekonomik, sosyal dinamikleri imgenin dönüşümünü belirler. Dolayısıyla kültür dönüşümleri, kentin siyasal, ekonomik bağlamdaki değişmeleri ve teknolojik gelişmeler karşısında kent kimlikleri farklılaşarak netlik kazanmıştır. Kent bazen bir zeminde hayat bulmakta, bazen de göstergeler yardımıyla anlaşılabilmekte ya da siyasal bir söylemin parçası haline gelmektedir. Postmodernizmde kent, çoğulcu, çok sesli, anarşik, oyun oynanan ve denetlenemez kaotik bir oluşum olarak tanımlandıktan sonra sanat, galeri ve müzelerden çıkarak bir seçenek olarak kent içerisinde yaşamını sürdürmüştür. Bu bağlamda kent günümüzde üretim nesnesi konumuna gelmiştir.Bir sorun olarak ele alınan kent, gözlem ve deneyimler sonucunda uygulama çalışmalarına yansıtılmıştır. Kentin pek çok kültürü bir arada yaşatmasından dolayı çeşitlilik ve zıtlıklar, yeni yaşam modellerinin bireyler üzerinde yarattığı sarsıntı, başkalaşım, yabancılaşma ve yalnızlaşma gibi konular uygulama çalışmalarına kuramsal olarak yansımaktadır. Binalar da insanlar gibi birbiriyle uyumsuz ve bir yapı içindedir. Bu yapıya rağmen oluşturulan yanlış kültür politikaları sebebiyle hızla tek tipleşen insan ve kent karşılıklı etkileşimden dolayı hastalıklı bir hale gelmiştir. Toplumsal dönüşüm uygulama çalışmalarının düşünsel boyutunu meydana getirmiştir. Biçimsel olarak, kente ait formlar, gerçekçi bir dilden uzak, göstergelerle aktarılmıştır. Teknik olarak boya ve farklı malzemeler kullanılmıştır. Çalışmalarda kenti olduğu gibi yansıtmak yerine, insanlar üzerindeki etkisi ve bunun ruhsal yansımaları doğrultusunda ifade edilmiştir.

1980 sonrasıGüzel sanatlarKentler+6
Mustafa Duymaz
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz kavramı üzerine görsel çözümlemeler

Üç bölümde incelenen bu çalışmada ilk bölümde renk algısı ve beyaz kavramı ele alınmış; toplumsal boyutta renk ve kavram ilişkisi incelenmiştir. Bilinçaltındaki renk algısı kültürel boyutta ele alınırken renklere verilen simgesel değerlerin kaynağı geçmişten günümüze ilişkilendirilerek araştırılmıştır.Beyazın plastik sanatlarda ve sanatçı açısından geçirdiği tarihsel sürecin konu edildiği ikinci bölümde; romantik bir ifade olarak beyaz, beyazın boşluk ve minimalist etkisi ve beyazın monokrom kullanımı olmak üzere üç satır başlığı altında ele alınmıştır. Bu süreç içerisinde beyaz renk üzerine eserler üretmiş sanatçılar; William Turner, Claude Monet,Turan Erol,Teheodore Gericault, Paplo Picasso, Kazimir Malevich, Robert Ryman, Robert Rauschenberg, Adnan Turani, Atilla İlkyaz ve Mübin Orhon'ın çalışmalarına yer verilmiştir.Üçüncü bölümde konuya ilişkin sanat üretimleri ve bunların analizlerine ve sonuç kısmına yer verilmiştir.Bu çalışmada sosyal algıda beyaz kavramı ve beyazın plastik alanda anlatım olanaklarının açıklanmasına yer verilirken beyazın günümüz sanatı içinde bulunduğu durumdaki yaklaşımlara alternatif yeni ifade biçimleri sunulması amaçlanmıştır. Bu çalışma beyazı konu alan sanatçıların yapıtları ve bu yapıtlar arasındaki plastik (monokrom ve minimalist etkisi) girişkenlikleriyle birlikte, sanatçıların beyaza sübjektif yaklaşımları ile sınırlı tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda beyazın kültürel anlamdaki etkileri azda olsa bir kısım sanatçıların yapıtlarında rastlanırken birçoğunda plastik anlamda kompozisyonun tonlama ögesi olarak kullanıldığı görülmüştür. Sanatçıların üretimlerindeki bu çeşitliliğin beyazın duygusal ifadesine de olanak taşıdığı düşüncesine yapıt analizleri ve sanatçı röportajları sonucunda varılmıştır. Beyazın kavramsal olarak taşıdığı değer ile plastik anlamdaki beyazla olan ilişkisinde sınırlılıkların olduğu durumuyla karşılaşılırken, sanatçı tarafından tuval yüzeyine aktarılan beyazın toplumsal algıya dönüşümünde kavramsal ifadesinin önemi görülmüştür. Sanatçı her ne kadar beyazı plastik anlamda kullanmış olsa da beyazın tuval yüzeyindeki etkisi, alımlayıcı da uyandırdığı toplumsal algısı ile zenginleşmektedir. İçinde yaşanılan toplumun kültürel yapısına dahil olan günümüz sanatı ile de bu olgusunu kuvvetlendirmektedir.Beyaz, toplumun kültürel yapısıyla toplumsal algıda kavramsal olarak var olmaktadır. Böylelikle yaşadığı toplumdan beslenen insanın algısında yer eden beyaz onun yaşamsal döngüsünün bir parçası olarak doğum, düğün, ölüm kavramlarıyla olduğu kadar iyilik, masumiyet ve sonsuzluk kavramlarıyla olan birlikteliğiyle de karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun varlığından yola çıkarak oluşturulan uygulama çalışmalarında plastik anlamdaki beyazın ve onun algısının tuval yüzeyinde kendiliğinden var oluşu çözümlenmiştir. Bu durumu gözler önüne sererken kullanılan sargı bezi ile hem beyazın kendi içinde tonlamaları gerçekleştirilmiş, hem de kavramsal anlamdaki vurgusuna dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Yaşanılan kültürdeki bu durumun toplumsal algıdaki önemi ifade edilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Görsel Sanatlar2.Renk3.Beyaz4.Beyaz kavramı5.Plastik sanatlar

AlgıBeyazPlastik sanatlar+1
Nuray Yavuz
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tomografik portreler

Tomografik Portreler adlı bu tez, temelde sistemin kimlik politikaları üzerinden sorgulamalarla bireyin maruz kaldığı travmalara dair görsel ve düşünsel açıklamaları içermektedir. Yaşamda bireyi kuşatan değerlerin sistem tarafından manipüle edilişi ve bireyin zamanla bu durumu kanıksayarak farkındalığını yitirişi anlatılırken, farklılığını ve farkındalığını koruma çabasındaki bireyin maruz kaldığı fiziksel ve psikolojik şiddet, travma olgusu ile anlatılmak istenmiştir. Bir hastanenin acil servisine gelen travma hastalarına çekilen baş ve boyun tomografileri üzerinde yapılan müdahalelerle oluşturulan Tomografik Portreler, sistemin politikalar aracılığıyla uygulamış olduğu şiddeti eleştirmektedir. Hastane, yaşanan fiziksel travma için tedavi mekanı olabilmekte iken, psikolojik travmanın birey üzerinde yarattığı yaraları tedavi edilebilecek herhangi bir hastanenin varlığı söz konusu değildir. Çalışmaların portreyle sınırlandırılması, bireye dair tüm duygu durumlarının hilesiz okunabileceği tek mecra olması ile ilintilidir. Tomografik Portrelerde, portrede yaratılan deformasyon, kimliği ve yaşam algısı değiştirilmiş bireyi ifade etmektedir. Kimliğini koruyabilen birey ise çoklu portreler serisinde, birbirinin aynı portreler arasındaki farklı portre ile ifade edilmektedir.

PortreResim sanatıTeknolojik gelişmeler+1
Gülay Karakuş
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta fetişizm ve görsel çözümlemeler

Fetişizm ilkel insandan bu yana farklı şekillerde toplum hayatında yer almış bir kavramdır. Farklı alanlarda farklı anlamları olan fetişizm sözcüğünün kökeni aynı kelimeye dayanmaktadır: ?Büyülü nesne?. Konu psikolojide, iktisatta ve antropolojide ayrı ayrı araştırılmıştır. Psikolojik olarak bir tür cinsel saplantı anlamına gelirken antropolojide eski bir inanışa karşılık gelir. İktisatta ise üretim piyasasıyla birlikte markalaşma, reklamlar aracılığıyla moda kavramının gelişimi ve toplumu tüketim çılgınlığına iten bir olguyu anlatmaktadır. Fetişizmin sadece topluma yansıyış biçimi değil aynı zamanda sanata yansıyış biçimi ve bu konuyu sanatlarına konu edinen sanatçılar incelenmiştir. Ayrıca sanatta fetişleşmiş olan yapıtlar da başka bir başlık altında toplanmıştır.Çok geniş bir kavram olan fetişizm, oluşturulan sürreal kompozisyonlarda bütün anlamlarıyla ele alınmıştır. Genellikle ünlü markaların reklam afişleri aracılığıyla fetişizmin iktisadi etkileri eleştirilmiştir. Afrika'daki ilkel topluluklara ait maskelerden etkilenilmiştir. Ayrıca ilkel fetişizm inanışının simgeleri resimlerde tekrar edilmiştir. Özellikle çivi ve boynuzlar kullanılmış hatta bu malzemeler asamblaj tekniği ile birleştirilmiştir. Diğer yandan psikolojik etkileri de unutulmamıştır. Ayak, bacak, çorap, ayakkabı, iç çamaşırı, ahtapot ve maske fetişizmine göndermeler yapılmıştır. Dahası medyayı temsil eden elektronik malzemelerden yararlanılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Fetişizm2. Büyülü Nesne3. Cinsel Saplantılar4. Reklamlar5. Sanata Tarihinde Fetişleşmiş Yapıtlar

FetişFetişizmModern sanat
Gülşah Tontu
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00