
65
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Güvenlik güçlerinin iletişim becerilerinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
İletişim insanlar açısından hayatının vazgeçilmez en önemli unsurlarından bir tanesidir. İletişim sürecinin sağlıklı ve yerinde olması insan ilişkilerinin daha sağlıklı olmasını ve beraberinde sağlıklı bir toplum meydana getirir. Günlük hayatımızın her aşamasında iletişim süreci ile iç içe bulunmaktayız. İletişim sürecinin temel amacı, insanlarda davranış değişikliği oluşturarak, gerek bireyler açısından gerekse de gruplar açısından insan ilişkilerini geliştirerek eşgüdümü sağlamaktır. Dolayısıyla hangi meslek dalı olursa olsun iletişim kavramını iyi tanımalı ve toplumla olan iletişimin düzenli olması gerekmektedir. Bu araştırma, Güvenlik güçlerinin iletişim becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı güvenlik gücü, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 332 (323 Erkek, 9 Kadın) birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Korkut (1996) tarafından geliştirilen "İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği (İBÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. İstatistiksel yöntem olarak t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiş olup, ikili grupların karşılaştırmasında İndependent Sample t testi, çoklu grupların karşılaştırmasında OneWay ANOVA analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda, çalışmada yer alan güvenlik personelinin genel olarak iletişim becerilerinin olumlu yönde olduğu belirtilirken kadınların iletişim becerilerinin erkeklerden yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bekâr güvenlik güçlerinin evlilere göre iletişim becerilerinin yüksek olduğu ve yüksekokul mezunlarının diğerlerine göre daha yüksek iletişim becerisine sahip olduğu görülmüştür. Motosikletli polis timlerinde görev yapan katılımcıların iletişim becerilerinin diğer birimlerde görev yapan katılımcılara göre anlamlı şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca meslekte kıdem yılı değişkeni açısından da 20 yıldan fazla görev yapan katılımcıların iletişim becerilerini değerlendirme düzeyleri 1-5 ve 11-15 yıldır görev yapan katılımcılara göre anlamlı şekilde düşüktür. 6-10 yıldır görev yapan katılımcıların iletişim becerilerini değerlendirme düzeyleri 1-5 yıldır görev yapan katılımcılara göre anlamlı şekilde düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Suriye olayları sonucunda oluşan göçün güvenlik stratejilerine etkileri
Göç olgusu yüzyıllardır uygarlıkların sürekli karşılaştığı ve çoğu zaman ciddi sonuçlara sebep olan olayları ifade eder. Pek çok sebepten dolayı yaşanan bu durum çeşitlerine göre ayrıldığı gibi etki alanlarına göre de ayrılmaktadır. Yüzyılımızda yaşanan ve en son göç olan Suriye göçü özellikle sınır komşularını etkilemiştir. Suriye ile sınır komşusu olan ülkelerden biri de Türkiye'yedir. Milyonlarca Suriyeli iç savaşın zorunlu kıldığı bu durum nedeniyle Türkiye'ye göç etmiştir. Uluslararası çapta yankı bulan bu durum sadece Türkiye'yi değil sınır komşusu olsun olmasın birçok ülkeyi etkilemiştir. Suriyeli göçü, sınır komşuluğu ve Avrupa üzerine geçiş konumunda olması dolayısıyla en çok Türkiye toplumunu etkilemiştir. Göçün getirmiş olduğu en büyük sorun ise göç edilen yerde güvenlik kaygısına sebep olmasıdır. Sınır güvenliğinin kaygısının yaşandığı bu savaş durumu göçle birlikte Türkiye içinde ekonomi, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlarda kaygı yaratmıştır. Ve göç olgusu bütünüyle her alanda değişimlere sebep veren bir hale gelmiştir. Sonuç olarak bu çalışma Suriye iç savaşının sebep olduğu göçü ele almakta ve göç edilen toprakların mülteciler karşısında izledikleri politikaları ele alarak göç olgusunun etki ettiği dinamikleri açıklamaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriye, Mülteci, Güvenlik, Türkiye
Yerli turistlerin genel kolluk personeline duyduğu güven algısının terör risk algısına etkisi
Bu çalışmanın amacı, turistlerin terör korkusunun turizm endüstrisi üzerine olan etkilerini anlamak, demografik değişkenlere göre turistlerin algıladıkları terör korkusunun düzeylerini belirlemek, turistlerin terör korkusunun seyahat kararlarını, tatil tercihlerini, ve destinasyon seçimlerini nasıl etkilediğini analiz etmek, turistlerin terör olayları sonrasında güvenlik görevlilerine olan güven algısını ve tekrar ziyaret etme niyetlerini nasıl etkilediğini ortaya koymak ve son olarak turistlerin terör korkusuyla baş etmek için hangi stratejilerin en etkili olduğunu belirlemektir. Bu araştırmada nicel araştırma tekniklerinden anket tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda kolayda örneklem yöntemi ile Türkiye'de yedi bölgeyi kapsayacak şekilde 425 yerli turiste anket uygulanmış ve veriler toplanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre terör korkusunun cinsiyete göre farklılık tespit edildiği görülmüştür. Tekrar ziyaret etme niyeti boyutunda eğitim durumuna göre farklılık olduğu anlaşılmıştır. Araştırmanın bir başka sonucunda Terör Korkusu boyutu ile Tekrar Ziyaret Etme Niyeti arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kolluk Kuvvetlerine Güven boyutu ile Terör Korkusu boyutu arasında da pozitif ve yüksek derecede anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Ayrıca, Tekrar Ziyaret Etme Niyeti boyutu ile Kolluk Kuvvetlerine Güven boyutu arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Türkiye'de uyuşturucu madde kullanıcı profili ve uyuşturucu madde kullanımının genel güvenliğe etkisi
Uyuşturucu madde, günümüzde iç güvenlik problemini tetikleyen birden fazla suç unsurunun ana sorunlarından birisidir. İnsanların uyuşturucu madde kullanmaya başlamasında, birden fazla etken mevcuttur. Bunlara bakıldığı zaman ailevi problemler, arkadaş çevresi, merak duygusu, kendini yalnız hissetme duygusu, ekonomik problemler v.b. Fakat bu maddeye başaladıktan sonra kişi belli bir süre sonra bu maddenin giderek dozajını arttırmaya başlayarak kullanır ve daha sonra bu maddenin bağımlısı haline gelir. Uyuşturucu madde kullanan kişi tabiri caiz ise pimi çekilmiş bir el bombasına dönüşmektedir. Temel olarak kendinden başlayıp, ailesine, arkadaş çevresine ve ülke güvenliğini tehdit edecek bir seviyeye dönüşmektedir. Uyuşturucu madde kullanan kişi sadece uyuşturucu madde kullanma ile kalmayıp, bu maddenin etkisinden kaynaklı olarak birden fazla suça bulaşmaktadır. En basit suçlardan, en azılı suçlara kadar etkisini göstermektedir. Uyuşturucu madde kullanan kişinin vücudunda bir süre sonra madde etkisinden kaynaklı tembellik oluşur. Uyuşturucu madde kullanan kişi bu tembellikle hayatını idam ettirmek için gerekli olan ekonomik özgürlüğü kaybeder. Uyuşturucu madde temin etmek içinde bir ekonomik gelir lazım olduğu için, uyuşturucu madde etkisinde iken normal ekonomik özgürlüğünü kaybeden insan, bir de bu şekilde maddeyi temin edemediği için daha fazla ekonomik sıkıntı içerisine girecektir. Bu ekonomik gücü sağlamak için her türlü suça yönelecek, bir süre sonra ise bu suç türlerini alışkanlık haline getirecektir. İlk başlarda kendi ailesi, daha sonra yakın çevresi, bir sonraki adım olarak tanımadığı insanlara zarar vererek, uyuşturucu maddeyi temin etme yollarına yönelecektir. Toplum içerisinde dışlanmış bir birey olarak boy gösterecektir. Türkiye' de ise bu durumun yaşanmaması için eğitim kurumu başta olmak üzere çeşitli seminerler düzenleyerek, tedavi merkezleri oluşturarak ve kolluk kuvvetleri başta olmak üzere çeşitli kurumları seferber ederek, bu konu ile mücadele etmektedir. Hukuk önünde ise farklı kanun maddelerinde cezaların caydırıcılığı konusunda önlemler alınmaktadır. Uyuşturucu madde kullanımı asla tek başına bir suç değildir, birden fazla suçla bağlantısı mevcuttur.
Cyber war and cyber attack legal analysis United Nations-Turkey
The fact that access and broadcasting is almost entirely technological nowadays, almost everyone should ignore the fact that in some way attack the act of cyber attack. If we have not directly dealt with an act of cyberattack, either you have seen it, but it is not owned, or it is your previous segment that did not. As a priority against cyber attack penalties on the basis of individuals and institutions; It will be beneficial to pay attention to the formation of situational wings against cyber attack groups, strong defense against attacks, and to do what is safe in the high position where digital operations will be carried out. With the inventions of technology, cyber defense commands were added to the land, naval and air forces commands, and armies began to produce scenarios on concepts such as cyber attack and cyber warfare. Within the scope of conceptual differences, we now know that wars are not only fought by known war methods between countries. The United Nations (UN) is at the forefront of the important global intergovernmental organizations where national and international cyber security discussions are carried out. Conceptually, changes, new features, and non-clear, UN and employment-enforced legal provisions. In the field of cyber attack and cyber warfare, the international legal characteristics remain at a sufficient level, and problems arise in the extension of the sanctions. Again, when exposed to a cyber attack, the problem of not being imputed to the attack also poses a problem. The main issue that needs to be done is to determine the legal international norms and to ensure that these norms are maintained independently. In particular, panoramic evaluations will review this evaluation with the increase in the importance of cyberspace with each passing day, the developments in the phenomenon of war and the emergence of the cyber attack crime.
Avrupa Birliği için Balkanların stratejik önemi
Avrupa Birliğini oluşturma fikri 14. Yüzyıl da ortaya atıldı. Bu oluşumun öncüleri filozoflar, hukukçular ve siyasetçilerdir. Avrupa'da bir birliğin oluşturulması zaman aldığı gibi devletlerin bir araya gelmesi pek de kolay olmamıştır. Avrupa Birliği, eski adıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunun (AKÇT) kurucu altı üyesi vardır. AB'nin gelişmesini ve büyümesinde sağlayan çeşitli anlaşmalar vardır. Bu topluluğun mevcut üye sayısı Hırvatistan'ın da katılımıyla 27'ye çıkarıldı. AB'ye üye olmak isteyen ülkeler uyum normları olan Maastricht ve Kopenhag Kriterleri yerine getirmek zorundadır. Küreselleşen dünyada AB'nin bölgede ekonomik ve ticari faaliyetlerin yanı sıra siyasi, sosyal, askeri ve jeopolitik alanlarda da gücünü etkin bir şekilde hissettirebilmesi için mutlak bir hâkimiyet sağlanması gerekmektedir. Balkanlar Avrupa ile ilintili bir alandır. Asya, Ortadoğu ve Avrupa arasında stratejik ve jeopolitik konumuyla önemli yer tutmaktadır. Özel ve stratejik konumu istila edilmesinde en büyük faktördür. Tarih boyunca birçok medeniyet, imparatorluk ve devlet bu alana hâkim olmak için birbiriyle savaşmıştır. Günümüzde bile küresel güçler Balkanlarda hâkimiyet kurmaya çalışmaktadır. Balkanlarda meydanda gelen savaşlar, iç çatışmalar, siyasi istikrarsızlıklar, sınır sorunları ve suç teşkil eden olaylar bölgenin imajını etkileyen önemli faktörlerdir. Yugoslavya'nın dağılmasından sonra AB bu bölgedeki etkinliğini artırmak için bölge geneline daha çok yoğunlaşır. Bölgedeki ülkelerin AB'ye katılımını desteklemek ve gerekli süreçlerin başlatılmasını sağlamak için çalışmalar gerçekleştirilmiştir. AB'nin Balkan ülkelerine sağladığı AB'ye katılım sürecinin temel amacı Avrupa'da bütünsel bir güç oluşturma arzusuydu. Öncelikle Batı Balkanlarla başlayan AB üyelik süreci Rusya faktörü sebebiyle Ukrayna, Moldovya ve Gürcistan ülkelerinin sınırlarını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Balkan devletlerinin AB üyeliği için gerekli entegrasyon ve şartları sağlayarak yerine getirmesi için adımlarını emin atması gerekir. Anahtar Kelime: AB'nin Genişlemesi Politikası, AB'nin Balkan Stratejisi, AB Balkan Entegrasyonu,
Polislik mesleği ve zor kullanma yetkisi
Devletin temel görevlerinden olan ve önemli bir yer tutan güvenlik hizmetleri, insan ve birlikte yaşayan toplumlarda zorunluluk arz eden konuların başında gelir. Toplumların güvenliğini ve huzurunu sağlamak açısından her türlü toplumsal barışı, huzuru ve güven ortamını bozan davranış, hal ve hareketlerin kontrol altına alma görevi, gelişmiş demokratik devletlerde şehir merkezlerinde, Genel kolluk kuvveti olan Polis Teşkilatı tarafından yürütülmektedir. Devletlerin asli görevi olan güvenlik, ülkelerin yönetim şekillerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Ancak yönetim şeklinde farklılıklar olabilir ama genel olarak istenilen amaç aynıdır, bu yönetimdeki değişikliklere rağmen oluşan farklılıklar; Toplum barışını, huzur ve kamu düzeni için kolluk kuvvetinin güvenlik açısından önemli bir yeri her zaman vardır. Bireyler ve topluluklar için eğitimin, sosyal hizmetlerin ve sağlık hizmetlerinin gerekliliği ne kadar önemli ve tartışma konusu olmadığı gibi, güvenlik hizmetinin önemi ve gerekliliği de tartışma konusu olmamalıdır. Sadece tartışılacak olan konu bu verilecek olan hizmetin tekniği, veriliş yöntemi ve niteliği olmalıdır. Polislerin görevlerini yerine getirirken huzur ve güven ortamına kastedecek şahıslara karşı gerekli işlemler yaparak, vatandaşın huzuru ve güvenini sağlamaktadırlar. Terör grupları, suç çeteler, hırsızlar, kanunsuzlar gibi toplumun huzuruna ve düzenine zarar veren şahıslara kanunda belirtilen yetkiye istinaden gerektiğinde kademeli olarak uygulanan zor kullanma yetkisi, genellikle vatandaşlar tarafından da gayet olumlu karşılanmakta ve bu sebeple Polis Teşkilatına olan güvenin devlete olan bağlılığın ve saygınlığının korunduğu anlaşılmaktadır. Yapılan çalışmasının genel perspektifine bakıldığında; Polislik Mesleği ve Zor Kullanma Yetkilerinin neler olduğu detaylı bir şekilde açıklanması amaçlanmıştır. Kamu düzenini sağlayan polisin görev ve sorumluluklarını iyi bilmeli, bu çerçevede çaba gösterilmeli ve de bu bilincin oluşması gerekir.
İhtilaflı bölgeler ışığında Kuzey Suriye sorunsalı ve muhtemel geleceği
Suriye'de 2011 yılı Mart ayında Arap Baharı'nın domino etkisiyle başlayan protesto gösterilerine muhalif gruplar ve bölge ülkelerinin beklentilerinin aksine Beşar Esad'a bağlı rejim çok sert bir şekilde müdahale etti. Suriye ordusunun eylemcilere ateş açması ve çok sert biçimde yaklaşması üzerine, orduda bulunan bazı Sünni subay ve askerler silahlarıyla birlikte ayrıldılar ve Özgür Suriye Ordusu'nu kurarak muhaliflerle birlikte hareket etmeye başladılar. ÖSO'nun kurulmasından sonra silahlı çatışmalar başladı. Muhalif gruplar bir çatı altında toplanmaya çalıştı, bazı koalisyonlar-komisyonlar kuruldu. Ancak çok sesli ve farklı güçler tarafından desteklenen muhaliflerin bir çatı altında toplanması mümkün olmadı. Suriye'deki otorite boşluğu IŞİD, HTŞ gibi radikal grupların güç kazanmasını sağladı. Ancak DEAŞ'ın Irak'tan dolayı bir tecrübesi ve elinde teknolojik ağır silahları vardı, üzerine acımasızlık da eklenince Kuzey Suriye'de birçok yeri ele geçirdi ve Türkiye sınırına kadar dayandı. Akabinde Türkiye tarafına saldırılar yapmaya başladı ve Türkiye'nin bazı yerleşim yerlerinde sivillere karşı canlı bomba eylemleri yaparak 100'den fazla vatandaşın ölümüne sebep oldu. Öte yandan PYD/YPG de aynı şekilde Türkiye sınırına kadar gelip Türkiye tarafına terör saldırıları yapmaya başlayınca, Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanarak sınır güvenliğini sağlamak için DEAŞ ve PYD/YPG'ye karşı sınır ötesi harekatlar düzenlemeye başladı. ABD öncülüğündeki DMUK'un da hava saldırısıyla DEAŞ güneye çekilmek zorunda kaldı ve zamanla gücünü kaybedip dağılmaya başladı. Türkiye, taleplerini haklı bulduğu için, eğit-donat faaliyetleri çerçevesinde ÖSO ve akabinde kurulan Suriye Geçici Hükümetini, özellikle DEAŞ ve PYD/YPG terör unsurlarını sınırlarından uzaklaştırmak, ÖSO'nun kontrolünde güvenli bir alan oluşturarak, hem sırtındaki ağır mülteci yükünü hafifletmek hem de yerinden edilmiş bu insanların yurtlarına dönerek, insani ve güvenli şartlarda yaşamlarını idame ettirmelerini temin etmek için desteklemeye devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: İhtilaflı Bölgeler, Güvenli Bölge, İç Savaş-İç Çatışma, Kuzey Suriye
2015-2016 yıllarında Güneydoğuda yaşanan çukur-barikat eylemlerinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)'nün izleri
Terör örgütlerinin amaçları arasında etnik, dini, kültürel saikler yer almaktadır. Terör örgütlerini sınıflandırırken genellikle bu amaçlar etrafında örgütlendikleri görülür. İtalyan anarşist Errico Maletesta'nın kavramsallaştırdığı ve terör örgütleri için hayati öneme haiz olan "Eylemle propaganda" bütün terör örgütleri tarafından varlıklarının devam ettiğinin göstergesi kullanılırlar. Özellikle terör örgütlerinin amaçları farklı olsa da hedeflerinin aynı olduğu durumlarda, aynı coğrafyada ya da küresel terör örgütü bağlamında faaliyet gösterdiği alanın dışında eylemde bulunması durumunda işbirliklerinin yapıldığı görülmektedir. PKK terör örgütü ve FETÖ'nün aynı coğrafyada, farklı ideolojilerde ve farklı amaçlarla hareket etse bile hedeflerinin Türkiye Cumhuriyeti olması sebebiyle birlikte hareket ettiği düşünülebilir. Özellikle PKK terör örgütünün Mardin-Nusaybin, Şırnak Merkez-Cizre-Silopi-İdil, Diyarbakır-Sur ve Hakkâri-Yüksekova şehirlerinde gerçekleştirdiği çukur-barikat eylemlerinde tek başına hareket etmediği ve FETÖ'den destek aldığı ve işbirliği yaptığı yönünde çeşitli hususlar belirtilmektedir. Bu çalışmanın amacı, PKK terör örgütünün çukur-barikat eylemlerinde FETÖ ile işbirliği yapıp yapmadığının tespit edilmesidir. Terörizmin genel hatları ve diğer bölge olaylarından hareket edilerek PKK terör örgütü ile FETÖ arasında çukur-barikat eylemlerinde işbirliği yapıldığı çalışmanın temel varsayımıdır. Bu amaç doğrultusunda ve varsayımı test edebilmek amacıyla nitel araştırma yöntemleri kapsamında tarihsel araştırma tekniği, belge analizi tekniği kullanılacaktır. Anahtar kelimeler: Terör, PKK, FETÖ, Çukur, Barikat
Güvenlik yönetimi açısından özel güvenliğin önleyici yetkileri
Günümüzde gelişen teknoloji ve küreselleşme tüm dünyada ekonomik, kültürel ve siyasi değişikliklere neden olmuştur. Bu değişim süreci güvenlik olgusunu da etkilemiş, tüm ülkelerde güvenliğinin önemi daha fazla artmıştır. Türkiye'de devlet özellikle iç güvenlik alanında genel kolluk kuvvetlerini asli vazifelerinde kullanabilmek ve yetişmekte zorlandığı özel sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilmek adına güvenlik alanındaki ihtiyaçların bir bölümünü yine özel sektör aracılığı ile karşılama yoluna gitmiştir. Özel güvenlik görevlileri görev yaptıkları kişisel varlık ve mülk gözetim ve korumasını, güvenlik kontrolü, kurulum ve alarm sistemleri yönetimini kapsayan geniş görevlerden sorumludurlar. Bu nedenle her sektörde ve her kurumda ihtiyaç haline gelen özel güvenlik görevlilerinin vatandaşların ve kurumların korunmasında oynadıkları rol oldukça önemli hale gelmiştir. Bu çalışmada güvenlik konusuna kısaca değindikten sonra özel güvenlik sektörünün büyüklüğü ve bunun yanında özel güvenlik görevlilerinin görev yaptıkları kurum ve kuruluşlarda genel olarak kalabalık gruplar halinde birlikte çalıştıklarından dolayı yönetim, yönetimin amacı ve fonksiyonlarına da değinilmiştir. Yönetim konusuna değinilmesindeki amaç, özel güvenlik sektöründe çalışan yönetici ve yönetici adaylarının yönetim hakkında kısaca bilgi sahibi olmalarıdır. Türkiye'de Güvenlik hizmetinin nasıl sunulduğunun çerçevesi çizilmekte, genel kolluk üzerinde durularak özel güvenliğin konumu belirtilmektedir. Sonrasında özel güvenlik kavramından bahsedilerek Türkiye'de özel güvenliğin gelişimi 2495 sayılı Kanun öncesi, sonrası ve günümüzde halen yürürlükte olan 5188 sayılı Kanun dönemi olarak üç aşamalı şekilde incelenmektedir. Çalışmamızda bir de farklı bir gelişim süreci olarak genelde merak edilen ama çokta bilinmeyen üniversitelerdeki özel güvenlik programlarının gelişimi kısaca incelenmiştir. Özel güvenlik görevlilerinin yetkileri genel hatları çizilerek belirtilmekte, sonrasında bu yetkiler kanunlar çerçevesinde analiz edilmektedir. Burada amaç özel güvenlik görevlilerinin ve onlarla etkileşim içerisinde olan herkesin bu yetkileri bilmesi, anlaması ve algılamasıdır. Böylelikle bilgi eksikliğinden kaynaklı yaşanacak problemler minimize edilmiş olacaktır. Ayrıca bu yetkileri kullanabilecekleri görev alanları hususuna değinilmiştir. Özel güvenlik genel kolluk ilişkisine de değindikten sonra çalışmamız genel değerlendirme ve sonuç ile bitirilmiştir.
Performans değerlendırme: Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünde bir uygulama
Performans değerlendirme; örgütlerde çalışan personelin işindeki başarısı ya da başarısızlığı hakkında karar verme süreci olarak tanımlanmaktadır. Memur sicil yönetmeliğinin 2011 yılında kaldırılmasıyla birlikte kamu kurum ve kuruluşlarına kendi değerlendirme ölçütlerini belirleyerek (Devlet Personel Dairesi Başkanlığının görüşü alınmak kaydıyla), personel değerlendirme sistemlerini oluşturma yetkisi verilmiştir. Bu süreçte Emniyet Genel Müdürlüğünde de yeni bir performans değerlendirme sistemi için çalışmalar başlatılmış, bu çalışmaların sonucunda ''Kurum İçi Bireysel Performans Değerlendirme Sistemi'' oluşturulmuştur. 2012 yılından itibaren de bu sistem kurumda uygulanmaya başlanmıştır. Değerlendirme sonuçları personelin işinde başarılı olup olmadığının belirlenmesinin yanında, personelin eğitim ihtiyacı, branşlaşması, rütbe-terfi işlemleri, lojman sıralaması gibi alanlarda da kullanılmaktadır. Bu da performans değerlendirmeyi her rütbe ve branşdaki personel için önemli kılmaktadır. Bu tez çalışması ile Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünde görev yapan, farklı rütbe ve branştaki 7 sıralı amirle birebir görüşülüp, yeni ve eski değerlendirme sistemleri hakkındaki görüşleri nitel araştırma yöntemi ile alınmaya çalışılmıştır. Görüşmeler sonucu toplanan veriler bilgisayar ortamında aktarılmış ve yapılan vak'a analizi sonucunda sıralı amirlerin görüşlerini eski ve yeni sistemi karşılaştırarak belirttikleri anlaşılmıştır. Sıralı amirler yeni sistemin eski sisteme göre daha şeffaf olduğunu, personelin yeni sistemle performans notunu daha kolay öğrenebildiğini, yeni sistemin daha kolay bir değerlendirme sunduğunu belirtmişlerdir. Değerlendirme sürecinin eski sisteme göre daha esnek olduğu, eski sitemin kâğıt ve zaman israfına neden olduğu, yeni sistemin ise elektronik ortamda yapılması ile bu israfın önlendiği, yeni sistemle değerlendirici amir sayısının arttığı ve bunun da daha adil bir değerlendirme için olumlu sonuçları olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Performans, Performans Değerlendirme, Bireysel Performans Değerlendirme, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü
Sosyo-kültürel strateji ve projelerin PKK ile mücadelede etkisi
Türkiye yaklaşık 30 yıldır ulusal güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı ve bölücü terörle mücadele etmektedir. Bu mücadelede her iki taraftan kaç kişinin öldüğü, kaç kişinin yaralandığı ve maliyetinin ne olduğu net olarak bilinmemektedir. Terörle mücadelede başarı için ortaya konan kavramlar ve stratejiler uygulamada ne kadar karşılığını bulduğu ise tam bir tartışma konusudur. Terörle mücadele adına son yıllarda özellikle sosyo-kültürel alanlarda bölge halkına yönelik çalışmalar dikkati çekmektedir. Bu çalışmada, günümüze kadar sosyo-kültürel alanda ayrılıkçı ve bölücü terörün önlenmesi maksadıyla ortaya konmuş projeler; raporlar, istatiksel veriler, üst düzey devlet yetkililerinin yazılı ve sözlü beyanları ışığında analiz edilmiş, başarı durumları belirlenmiş ve bu alanda yapılması gereken projeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma neticesinde terörü önlemeye yönelik ortaya konan sosyo-kültürel projelerin terörü önlemede olumlu yönde etkili olduğu ancak tek başına yeterli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Terörle mücadele, Strateji, Sosyo-Kültürel
Önleyici hizmetlerde görev yapan polis memurları ve sıralı amirlerin takım çalışmasını olumsuz etkileyen faktörlere ilişkin görüşleri
Takım, birbirini tamamlayan yeteneklere sahip, ortak amaç ve performans hedefleri doğrultusunda hareket eden ve bu çerçevede birbirlerine karşı sorumlu olan az sayıda kişinin bir araya gelmesinden oluşur. Takım çalışması kurum içindeki kişiler arasındaki iletişimi geliştirip, güven ortamına dayalı bir çalışma sistemidir. Ülke sınırları içerisinde yer alan insanların güvenlik ihtiyaçları genelde güvenlik birimleri, özelde ise bu birimlerden birisi olan Emniyet Teşkilatı tarafından üstlenilmiş olup; bu işlevden dolayı Emniyet Teşkilatı önem derecesi yüksek olan mesleki örgütlenmelerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Modern toplumlarda önleyici polislik kabul gören bir anlayıştır. Önleyici polislik uygulama açısında daha fazla iş gücü ve mücadele gerektiren ve bu yüksek gayretler neticesinde istenen suçsuzluk ortamını sağlamada etkindir. Bu çalışmanın amacı, önleyici hizmetlerde görev yapan polis memurları ve sıralı amirlerin takım çalışmasını olumsuz etkileyen faktörlere ilişkin görüşlerini belirleyerek takım çalışmasının önemine ilişkin bir farkındalık oluşturmaktır. Araştırma Gaziantep Emniyet Müdürlüğü uhdesinde yer alan ve önleyici hizmetlerde görev yapan polis memurları ile sıralı amirlerin katılımıyla nitel araştırma yöntemlerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sürecinde veriler yarı-yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlar; önleyici hizmetlerde çalışan emniyet personelinin kendilerini bir takımın üyesi olarak gördüğünü, ancak bazı olumsuzluklar nedeniyle takım yapılandırmasında sorunlar oluştuğunu ortaya koymaktadır. Bu sorunlar; takım içerisinde fikir ayrılıkları ve kişisel problemler yaşanması ve bu problemlerin olaylara müdahale esnasında olumsuz durumlara sebebiyet vermesi, yapılan birim toplantılarında bu olumsuzlukların sağlıklı çözülememesi ve toplantıların personel başarısızlığını öne çıkarması neticesinde çalışanların motivasyonunun düşmesi olarak ifade edilebilir.
ulusal güvenliğin sağlanması açısından iç güvenlik istihbaratının önemi
Devletlerin var olma süreçlerinde iç ve dış tehditlere karşı, ulusal güvenliklerinin teminat altına alınmasında, istihbarat faaliyetlerinin önemli ve ayrıcalıklı bir yeri olduğu şüphesizdir. İstihbarat, çok disiplinli ve geniş çalışma alanlarını bir arada barındıran bir kavram olup ulusal güvenlik stratejilerinin de temel yapı taşlarındandır. Ulusal güvenliğin sağlanmasında, devletin iç ve dış her türlü tehlikelerden korunmuş olarak varlığının devamı, bu tehdit ve tehlikelerin önceden bilinmesi ve tedbirler alınmasıyla mümkündür. Dünyada güçlü devletlerin siyasi stratejilerini evrensel ortamda kabul ettirmek için etkili istihbarat yöntemleri uyguladıkları görülmektedir. Ancak ülkemizde istihbarat faaliyetlerine verilen önem, hak ettiği konumda değildir. Bu kapsamda ülkemizde istihbaratın akademik yönden araştırılması, istihbarat yöntemleri konusunda iyi yetişmiş istihbarat elemanları ve sağlam organize edilmiş istihbarat örgütlerinin varlığı, bağımsızlık ve güvenliğimizin teminatı olması yönüyle gereklidir. Ulusal güvenliğine ilişkin olarak güvenlik ile ilgili ve İstihbarata ait temel kavramların araştırılması, güvenlik ve istihbaratın kesişen noktasında ulusal güvenliğin sağlanması açısından iç güvenlik istihbaratının incelenmesi ve öneminin vurgulanmasına çalışılacaktır. Ulusal Güvenlik ve İstihbaratın tez konusu olarak seçilmesi, araştırmanın kamu yararına olması ve konu ile ilgilenen akademik personel ve araştırmacılara fayda sağlayabilmesi hasebiyledir.
Suriye'deki iç savaş'ın Şii jeopolitiği bağlamında değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, Arap halk hareketlerinin Suriye'de sekteye uğramasına sebep olan en büyük faktörün, Suriye Ordusu'yla birlikte rejim muhaliflerine karşı savaşan İran ve Hizbullah unsurlarının verdiği siyasi, askeri ve ekonomik destek olduğunu ve bu desteğin Şii jeopolitiği bağlamında gerçekleştirildiğini ispatlamaya çalışmak olacaktır. Bu kapsamda, öncelikle Suriye'nin nasıl bir yapıda ülke olduğunun bilinmesi amacıyla Suriye'nin tarihi ve coğrafik özellikleri, sosyo-ekonomik yapısı ve siyasi yönetimi hakkında temel bilgiler verilmiştir. Ayrıca, Arap baharı denilen sürecin tam olarak ne olduğu, hangi sebeplerden ötürü meydana geldiği ve diğer Arap ülkelerinde sorun yaşamadan ilerleyen sürecin neden Suriye'de bir anda duraksamaya başladığı konusu üzerinde durulmuştur. Bununla beraber, İran ve Lübnan Hizbullahı hakkında tanıtıcı bilgilere yer verilmiş, anılan güçlerin Suriye krizine uluslararası toplumun aleyhinde hareket etmesinde Şii Hilali yada Şii jeopolitiğinin neden olduğu hususlarına değinilmiştir.
Ortadoğu'da Nusayri ideolojisi (Suriye örneği)
Ortadoğu'nun kültürel, dini ve etnik çeşitliliği çok olan yapısında Nusayriler azımsanmayacak bir öneme sahiptirler. Suriye Devlet yönetimindeki Esad ailesi ve Suriye'de gerçekleşen iç savaş nedeniyle gerek medyada gerekse akademik makalelerde Nusayri ismi sık sık zikredilmektedir. Peki, kimdir Nusayriler? Suriye devlet yapılanmasında ilerlemelerinin inançlarıyla bağlantısı var mıdır? Nusayrilik inancı tarihsel süreç içerisinde bir ideolojiye dönüşmüş müdür ya da çıkışı itibariyle zaten ideolojik bir yapıda mıdır? Şüphesiz ki bu sorulara cevap verebilmek için gerek dinsel, gerekse kültürel olarak Nusayrilerin tarihi ve antropolojik gelişimini incelememiz gerekmektedir Bu çalışmada sırasıyla önce Nusayrilerin ilk oluşumlarını, yerleşim yerlerinin dağılımını, inanç sistemlerini ve tarih içinde nasıl değişim gösterdiklerini. Kapalı bir grup olan Nusayrilerin siyasi anlamda ilerlemelerinin dini inançlarıyla olan bağlantısını, inançlarının siyasal bir ideolojiye dönüşüp dönüşmediğini ve ideolojik karakterde olan bir inancın kendisini nasıl yansıttığı konularını anlamaya çalışacağız. Nusayriliği Ortadoğu'da Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinden günümüze kadar olan zaman diliminde inceleyeceğiz.
Yeni Dünya düzeni bağlamında terör, vekâlet savaşları ve Türkiye
Değişen koşullar neticesinde vekâlet savaşları kavramı yeni yüzyılın yeni savaş stratejisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde terör örgütleri başta olmak üzere farklı devlet ve devlet dışı aktörlerle yürütülen Vekâlet Savaşları özellikle Ortadoğu coğrafyasında sıkça yaşanmaktadır. Yeni Dünya Düzeni bağlamında ve değişen koşullar çerçevesinde Vekâlet Savaşlarının bugün olduğu gibi gelecekte de en çok tercih edilen savaş stratejisi olacağı tahmin edilmektedir.Bu tez çalışması sonuç hariç üç bölüm olarak ele alınmıştır. İlk bölümde ABD ve Batılı müttefikleri tarafından oluşturulmaya çalışılan Yeni Dünya Düzeni ve bu düzenin bir yansıması olarak günümüzde tüm dünyayı saran Terör ve Terörizm kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde günümüzde devlet ve devlet dışı aktörlerin yeni savaş stratejisi haline gelen Vekâlet Savaşlarının ne olduğu, neden ortaya çıktığı, nasıl yürütüldüğü ve aktörlerinin kimler olduğu başlıklar halinde örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü ve sonuç bölümünde Türkiye'nin zorlaşan konumuyla beraber vekâlet savaş stratejisini hayata geçirmesinin gerekliliği anlatılmıştır. Ayrıca Türkiye'nin Suriye iç savaşında doktrine etmeye çalıştığı vekâlet savaş stratejisi, bu stratejide yapılan hatalar ve çıkarılması gereken dersler ele alınmıştır.
Örgütlenme ve terörizm bağlamında Lozan Barış Konferansı'nda Ermeniler ve sonrasında Ermeni diasporasının faaliyetleri
Bu çalışmamızda, Lozan Anlaşması'nın imzalanması ile hukuken sona eren Ermeni sorununun yaklaşık elli yıl sonra sözde soykırım iddiaları ileri sürülerek terör yoluyla tekrar canlandırılması ele alınmıştır. Ve bu canlandırılmada dünyanın dört bir tarafına dağılmış diaspora Ermenilerinin etkisi incelenmiştir. Ayrıca sonuç çıkarma ve yorumlar yapma temel metodoloji olarak benimsenmiştir. Bu çerçevede ilk olarak terör ve terörizm kavramları hakkında genel bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Aynı bölümün devamında tarihi bir perspektif açısından Ermeni sorunu, Ermenilerin örgütlenmesi ve Ermeni terör hareketleri ele alınmıştır. Daha sonraki bölümde Lozan Konferansında Ermeni sorunu ve bu sorunun Ermeniler hakkında hiçbir hüküm yer almayacak şekilde sonuçlanma süreci anlatılmıştır. Son bölümde ise Ermeni diasporası, örgütlenme ve terörizm bağlamında çalışılmıştır. Bu süreçte sözde soykırım iddialarından hareketle Türkleri hedef alan Ermeni terörü, Ermeni diasporası adıyla yaptığı olaylar, gelişmeler ve sonuçlar açıklanmaya çalışılmıştır.
Terör örgütlerinin algı yönetimi faaliyetleri, PKK örneği
Türkiye'de terörizm uzun yıllar ülke gündemini meşgul etmiş ve halen de etmektedir. Ülke enerjisini terörizme harcayarak siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda hedeflerinin gerisinde kalmıştır. Türkiye'nin terörle mücadelesi güvenlik boyutunda etkili düzeydedir ancak terörle mücadelede çok boyutlu ve etkin mücadeleyi sürekli kılamaması nedeniyle terör, Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Terörizmin değişen dünya şartlarına göre nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdiği, iletişim ve teknolojiden yararlanma kabiliyetleri, propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerini kullanma biçimleri ele alınmıştır. PKK/KCK Terör örgütü özelinde terörizmin psikolojik boyutu ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada PKK/KCK Terör örgütü hakkında temel bilgilere yer verilmiş, ayrıntılara girilmemiştir. PKK/KCK Terör örgütünün propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerindeki amacı, stratejileri, araç ve yöntemleri ele alınmıştır. Nitel ve Nicel araştırma yöntemleri ile ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. PKK/KCK Terör örgütü ile ilgili olarak alan çalışmalarından örnek olay/durum/tutumlarla, algı yönetimi faaliyetlerinin toplumsal hayata yansımaları ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Pkk, Terör, Propaganda, Algı Yönetimi
IŞİD Terör Örgütü'nün Türkiye'ye yönelik propaganda faaliyetleri ve yabancı teröristler
Günümüzde kavramsal olarak tanım sorunu yaşayan terörizmin varlığını devam ettirebilmesi adına yaşadığımız yüzyıla özgü bir takım yöntemler belirlediği dikkat çekmektedir. Özellikle bilgi teknolojileri çağında yaşadığımız düşünüldüğünde İslami referanslı radikal terör örgütlerinin gelişen teknolojiyle birlikte etkinlik alanlarını sanal ortamlara taşıdıklarını görmekteyiz. İşte bu bağlamda IŞİD'in dijital dünyayı Türkiye merkezli propagandasını oluşturması bakımından nasıl kullandığına dikkat etmek gerekmektedir. Çünkü terör örgütlerine insan kaynağı akışını sağlayan temel argüman propagandadır. Günlük hayatta sıkça kullandığımız sosyal medya bir zaman sonra terör örgütlerinin elinde çok tehlikeli bir silah haline dönüşebilmektedir. Bu bağlamda örgütün Türkiye propagandasını internet ortamında yayınladığı ve içeriğini modern kültür kodlarına göre dizayn ettiği 7 sayılık dijital Konstantiniyye Dergisi oluşturmaktadır. Örgütün dergi içeriğinde referans aldığı temel İslami kavramlardan olan cihat, hicret, şehitlik düşünüldüğünde karşımızda selefi ideolojinin yansımalarıyla sistematize olmuş bir terör örgütünün yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Bütün bunların yanında örgütün önemli bir seviyede insan kaynağını oluşturan yabancı teröristlerin radikalleşme süreçleri üzerinde de bu propaganda yönteminin son derece önemli olduğu söylenebilir. Sorunun doğru analiz edilerek çözümün de bu bağlamda geliştirilmesi tıpkı çilingir misali kilidin yapısına uygun anahtar üretilmesi bakımından önemlidir.
PKK'nın hâkimiyet stratejisinde şiddet kullanımı
Terör ve terörizm genel olarak baskı ve korku ile güvensizlik atmosferi oluşturarak halkı siyasi otoriteyekarşı caydırmaya çalışmaktır. Bu güvensizlik ortamında hem açık amaçlarını hem de gizli amaçlarına ulaşabilmek için şiddet kullanımını tercih eden bu tip illegal organizasyonlar hem halka hem de siyasi otoriteye karşı bu yöntemi kullanmaktadır. Bu açıdan bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun yıllardır karşı karşıya kaldığı terörizm faaliyetleri birçok olumsuz sonuçlara sebep olmuştur. Terör örgütü PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik yapısını, birlik beraberliğini, ekonomisini ve huzur ortamını hedef alan birçok eylemi olmuştur. Örgüt zaman içerisinde bu tür terör eylemlerini gerçekleştirerek silahlı mücadelenin yanında siyasallaşma çabasının da olduğugörülmektedir. Örgüt silahlı eylemler ve baskılar neticesinde baskı altında tuttuğu bölge halkının desteğini alarak siyasi anlamda amaçlarına ulaşmaya hedeflemiştir. Terör örgütü bu siyasallaşma sürecinde ortaya çıktığı coğrafyanın etnik anlamda temsilcisi olduğunu öne sürerek Kürt kökenli vatandaşları etkisi altına almaya çalışmıştır.
Irak-Şam İslam devleti IŞID/DEAŞ: İdeolojisi, yapısı, propaganda araçları ve eylemleri
Günümüzde DEAŞ Terör Örgütü gibi dini motifli Terör Örgütleri, bir kısım dini bilgileri dinin özünden ve bütünlüğünden kopararak, parçacı bir yaklaşımla klişeleştirip, sloganlaştırıp meşruiyet kaynağı olarak kullanmaktadır. Bu örgütler genellikle hayat standartları düşük, mevcut sistemden beklentisi olmayan ve yanlış dini eğitim alan veya dinin bir yönetim şekli olmasını bekleyen gruplar arasından eleman kazanmaktadır. Bu durum, bu örgütlerin uzun süreli varlığını korumalarını ve geniş coğrafyalarda eylem yapma imkanlarını artırmaktadır. Ayrıca bu tür din kökenli örgütler yok edildiğinde yeni bir Terör Örgütü kimliği ile tekrardan karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle diğer temeller üzerinde yükselen Terör Örgütleri'nden farklılık arz eder ve sürekli bir sorun olarak kalır. Benzer şartlarda olan DEAŞ Terör Örgütü de başta Orta Doğu olmak üzere farklı coğrafyalarda ve Türkiye'de terör faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye'nin huzuru ve güvenliği açısından DEAŞ Terör Örgütü'nün mutlak suretle bilimsel açıdan incelenmesi ve çözümlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu tez çalışmasında DEAŞ Terör Örgütü'nün ideolojik ve ekonomik yönelimleri incelenmiş tarihi gelişimi, propaganda ve eylem yöntemleri detaylıca ele alınmış ve belli çözümlemelerde bulunulmuştur. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü'nde büyük ölçüde terör, terörizm ve çeşitleri ile ortaya çıkış nedenleri ve sonuçları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümü'nde DEAŞ Terör Örgütü'nün ortaya çıkışı, oluşumu ve gelişim süreci ele alınmıştır. Bu bölümde aynı zamanda DEAŞ Terör Örgütü'nün beslendiği kaynaklar, yapılanme şekli ve şeması detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü'nde ise DEAŞ Terör Örgütü'nün eleman profili ve propaganda araçları üzerinde durulmuştur. DEAŞ Terör Örgütü'nün eleman profilini belirlemek amacıyla Gaziantep Adliyesi'nde haklarında Adli işlem yapılan kişilerin verilerinden faydalanılmıştır. Örgütün propaganda faaliyetlerini analiz etmek için örgütün yoğun olarak kulladığı elektronik Dabıq, Rumiyah ve Konstantiniye dergileri temin edilmiş ve nitel araştırma teknikleri kullanılarak bu dergilerin detaylı analizi yapılmıştır. Çalışmanın diğer önemli bir bölümü ise DEAŞ Terör Örgütü'nün dünya ve Türkiye genelinde öne çıkmış olan eylemleri ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda ise DEAŞ Terör Örgütü ile ilgili analizler de göz önünde tutularak DEAŞ Terör Örgütü'nün eleman kazanmasını engelleyecek ve benzer örgütlerin ortaya çıkışını engelleyecek önlemler ile ilgili çeşitli çıkarım ve önerilerde bulunulmuştur.
Spor organizasyonlarında görev alan güvenlik güçlerinin stres yönetimi
Çağdaş hayatın getirmiş olduğu yenilikler ve zorluklar karşısında, polislerin çalışma ortamlarında ve görevlendirildikleri spor organizasyonlarında çalışmalarını ve performanslarını olumlu ve olumsuz yönde etkileyen birçok faktör vardır. Bir ya da birkaç insan tarafından çıkan olaylara müdahale etmekle, binlerce insanın bir araya geldikleri büyük organizasyonlarda çıkan olaylara müdahale etmek aynı değildir. Bu büyük organizasyonlarda, profesyonel bir şekilde ve iyi organize olup birlikte harekete geçmek çok önemlidir. Profesyonel müdahalenin ve organizenin zayıf olması sonucunda, birçok can ve mal kaybına sebep olabilecek durumlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle spor organizasyonlarında görev alan güvenlik güçlerinin moral ve motivasyonlarının yerinde olması oldukça önemlidir. Bu çalışma, polislerin görevlendirildikleri spor organizasyonlarındaki, iş performansında etkisi olduğu düşünülen stresin sebeplerini ve doğru yönetilmesini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca çalışmada yaş, cinsiyet, medeni hal, çalıştığı birim gibi farklılıklarda göz önünde bulundurulmuştur. Bu çalışma ile ilgili araştırma yapmak için konu hakkında literatür taraması yapılmış ve Gaziantep'te çalışan 270 polise stres durumlarını etkileyen 45 sorudan oluşan anket formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 programı kullanılmış ve değerlerin yorumlanması için demografik özelliklerin değişkenliğine göre One Way Anova (tek yönlü varyans analizi) testi kullanılmış ve gruplar arasındaki farkı belirleyebilmek için Tukey testi kullanılarak anlamlılık p<0.05 alınmıştır, cinsiyet ve medeni durumda ise t- testi uygulanmıştır.
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının insan hakları ve özel hayatın korunması yönünden incelenmesi
1994 yılına kadar herhangi bir hukuki zemin bulamayan Güvenlik Soruşturması, 26.10.1994 tarihinde kabul edilen ve 03.11.1994 tarihinde Resmî Gazete 'de yayınlanan 4045 sayılı "Güvenlik Soruşturması, bazı nedenlerle görevlerine son verilen kamu görevine alınmayanların haklarının geri verilmesine ve 1402 Numaralı sıkıyönetim kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun" ile yasal bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır. Bu tarihten itibaren pek çok değişikliğe uğrayan kanun ile birlikte güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yer almış ve kapsamı genişlemiştir. Kritik görevlerde çalışan personel hakkında yapılan soruşturmalar ile ilgili kapsam genişlemiş olup, günümüzde neredeyse her kamu personeli alımı veya naklinde personel seçim unsuru olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kavramı ele alınacak, hangi usuller ile kimler tarafından yapıldığı değerlendirilecek, faydaları ve sakıncaları tartışılacaktır. Ayrıca, "sakıncalılık" kavramı üzerinde durulacak, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusu, yargı kararları ve içtihatlar açısından değerlendirilecek ve insan hakları ile çelişen yönleri irdelenecektir. Danıştay'ın bugüne kadar güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusunda verdiği kararları, hangi kıstaslar göz önüne alarak değerlendirdiği, nedenleri ile birlikte incelenecektir. Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile her geçen gün daha da karmaşık bir hal alan yenidünyada, devletlerin amaçlarına ve yöntemlerine uygun personel istihdam etmelerinin gerekliliği hususu tartışılacak, bilgi güvenliği ile istihbarata karşı koyma bağlamında konu ele alınacaktır.
Türkiye'ye gelen göçmenler: Diaspora ve devlet güvenliği
Türk milleti, eski çağlardan beri ana vatanı olan Türkistan coğrafyasından ayrılarak birçok farklı coğrafya ve bölgelere yayılmış ve oraları kendine vatan edinmiştir. Zaman içerisinde yayıldığı ve vatan edindiği bu coğrafyalarda farklı milletlerle gerek inançsal gerekse kan bağı yoluyla nüfuzunu artırmıştır. Ne var ki XIX. yüzyıldan itibaren yirmi üç milyon km²ye ve üç kıtaya yayılmış olan Türk/Osmanlı Devleti'nin zayıflayarak önce toprak kayıpları, bilahare de yıkılmasını müteakip milyonlarca Türk ve akraba toplulukları yayıldıkları ülke ve bölgeleri terk ederek Anadolu Türkiyesi'ne doğru göçe zorlanmıştır. Anadolu Türkiyesi'ne göç etmek zorunda bırakılan bu Türk ve akraba topluluklarının modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına askerî, ekonomik kültürel ve fikrî açıdan ciddi katkıları olduğu tartışılmaz bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Diğer taraftan Anadolu Türkiyesi'ne doğru gerçekleşen birçok bireysel ve kitlesel göçe rağmen önemli miktarda Türk kitlesi hâlâ yaşadığı ülke ve bölgeleri terk etmeyerek diasporik bir kitle olarak bulundukları coğrafyada yaşamlarını sürdürmektedir. Ayrıca altı buçuk milyondan fazla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı daha çok ekonomik sebepler olmak üzere ana vatanını terk ederek farklı ülkelerde ciddi bir Türk diasporası oluşturmuştur. Gerek Anadolu Türkiyesi'ne göç etmeyerek bulundukları bölgelerde önemli miktarda ve nüfuzda kalan Türk ve akraba toplulukları ve gerekse modern Türkiye Cumhuriyeti'nden dışarıya doğru yapılan Türk göçleri başlangıçta birtakım sorunları beraberinde getirmiş olsa da bunlarla ilgili yapılacak ciddi çalışmalarla oluşturdukları problemleri pozitife döndürmenin mümkün olacağı düşünülmelidir. Ülkemize gelen göçmenler ile dışarıda bulunan diasporik gruplar arasındaki kurulacak sağlıklı iletişim ve etkileşim; ülkemize ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal açıdan ciddi katkılar sağlayacaktır. Türkiye'ye göç etmiş unsurlar ile dışarıda kalmış akraba gruplar arasında kurulacak sivil köprülerin inşası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ulusal güvenliği ve devletin bekası bağlamında da ciddi katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Göç, Göçmen, Diaspora, Devlet Güvenliği.
Ulusal güvenlik alanında uzay kuvvetleri (Rusya Fedarasyonu Uzay Kuvvetleri modeli)
Tarihimizden yüzyıllar öncesinde savunma görevleri yapan askerler kılıç, ok, tüfek ve süngü kullanmaktaydı, teknolojinin gelişmesiyle birlikte savunma alanında Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinde görevli personel tarafından kurşun geçirmez ve nano teknoloji ürünler kullanılmaktadır. Gelişmiş ülkelerin Kara, Deniz, Hava kuvvetleri gerçekleştirdikleri görevlerde uydu ve uydu bazlı sistemleri, konumlama, istihbarat, haberleşme ve lazer teknolojileri ile düşman hareketlerini analiz ederek etkisiz hale getirmek amacıyla etkin halde bulundurmaktadır. Bunun yanı sıra İnsansız hava araçları (İHA) savunma ve istihbarat alanlarında gözde projeler olarak bilinmektedir. Uzay çalışmalarında ülkeler oldukça yoğun çalışmakta ve bu çalışmaları savunma ve bilimsel araştırmalar üzerinde yoğunlaştırmaktadır.Söz konusu bilimsel çalışmalar ile uzay alanında alınmayı bekleyen değerli madenler bulunmaktadır. Bu maksatla ülkeler Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin yanı sıra uzay alanında yer tabanlı ve uzay tabanlı sistemler ile füze saldırılarına karşı savunma, izleme, istihbarat, küresel gözlem, uzay araçlarının izlenmesi, uydu konumlarının belirlenmesi ve bilimsel araştırma alanlarında diğer kuvvetlere destek vermek ve savunma yapmak amacıyla uzay kuvvetlerini kurmaktadır. Geleceğin savunma sistemi yeni bir savaş teknolojisi ile çağın eşiğinde bulunarak yaşanması muhtemel savaşlarda askeri personel ile birlikte gerek insanlı gerek insansız olarak koordineli bir şekilde çalışacak otonom sistemlerin kullanılması öngörülmektedir. Uzay Kuvvetlerinin etkin bir yapıya dönüşmesi ile birlikte uzay alanının savaş ve savunma bölgesi olarak nitelendirilmesi ayrıca uzaya yerleştirilen silahlar ve araçlar sayesinde uzaydan savunma sistemlerinin geliştirilmesi hayati öneme sahiptir. Teknolojinin gelişimiyle uçan arabalar gibi özel yapım araçlar savunma alanını bilimkurgudan gerçeğe doğru her zamankinden daha hızlı ilerletmekte ve savaş meydanında bulunmayan askerlerin kilometrelerce öteden uzay kuvvetleri savunma sistemlerini kullanarak savunma yapması ve yapay zekâ ile birlikte insansız tanklar, uçaklar ve İHA'ların nereden nereye yol alacaklarına kendilerinin karar vermesi ve herhangi bir tehdit algılamasında savunma sistemlerini devreye alması ile birlikte yaşanması muhtemel savaşların kaderini değiştirecek teknolojiler olacağı öngörülmektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde; bir ülkenin ulusal güvenlik stratejileri ve tehdit algılamaları, iç ve dış güvenlik faaliyetleri ile Rusya Federasyonu askeri yapılanmasına, teknolojik gelişmelerine dikkat çekmektedir. İkinci bölümde, uzay kuvvetlerinde kullanılan uydu sistemleri ve söz konusu uydu sistemleri ile diğer kuvvetlere sağlanan alan desteği ile Rusya Federasyonu, Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve diğer ülkelerin uzay kuvvetleri incelenerek uzay kuvvetlerin oluşturduğu alt yapı sistemleri ortaya çıkarılmaktadır. Üçüncü bölümde ise Rusya Federasyonunun ulusal güvenlik alanında bulunan uzay kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetlerinin incelenmesi, uzay alanında teknolojik gelişimi, personel yetiştirilmesi, bölgesel ve küresel savunma sistemleri ile uzay kuvvetleri oluşturulmasında kullanılan yöntem ve teknolojilerin geliştirilmesi incelenmektedir. Tez çalışmasının hedefi Rusya Federasyonu uzay kuvvetlerinin incelenerek geleceğin kuvveti olarak uzay kuvvetlerinin Türkiye'de modern bir kuvvet şeklinde oluşturulması altı yapı ve kullanılan sistemler ile diğer kuvvetlere verdiği alan desteğinin değerlendirilerek geleceğin uzay kuvvetlerinin oluşturulmasında kapalı bir kapıya anahtar olması, kapıyı aralaması ve uzay kuvvetleri alanında oyun kurucu olmasını amaçlamaktadır. Tez çalışması nitel bir araştırma olup betimleme yoluyla araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uzay Kuvvetleri, Uydu, Füze, Savunma, Rusya Federasyonu, Teknoloji Gelişimi
Olası bir İran iç savaşının Türkiye'ye etkileri
İran'ı konu alan bu çalışmamızda öncelikle İran'ın tarihi ve jeopolitik önemi incelenmiştir. Bunların yanı sıra demografik ve ekonomik yönleri de ayrıntılı incelemeye tabi tutulmuştur. Demografik açıdan İran'ın etnik, dini, kültürel ve filolojik yapısı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ayrıca İran ekonomisinin güncel yapısı değerlendirilip geleceğe dönük değerlendirilmesi yapılmıştır. Bütün bunlar bir bütün halinde değerlendirilerek politik yansımaları analiz edilmiştir. Bu çerçevede İran Devleti'nin iç politikada ve dış politikaya yönelik meselelerde yaklaşımı incelenmiştir. Ayrıca İran ile sosyolojik, dini ve ekonomik olarak veriler analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. İran halkının olaylar karşısındaki tutumları da çalışmaya konu edilmiştir. İran coğrafyasında yaşayan topluluklara dair farklılıklar vurgulanarak analiz edilmiştir. Bu farklılıkların ne tür çatlaklara sebebiyet verebileceği de analizlere konu edilmiştir. Ayrıca yapılan analizler sonucunda haritalar çizilerek görseller hazırlanmıştır. Bütün bu analizler ve görseller neticesinde İran'da iç savaş ve iç karışıklık ihtimaline dair risk değerlendirilmesi yapılmıştır. Kaynak ve literatür taraması olabildiğince hassas yapılarak İran'a Türkiye'den bakış açısı noktasında değerlendirmeler yapılmıştır. İran'da olası bir iç karışıklık ve iç savaş durumunun yaşanıp yaşanmayacağına dair analizler yapılmıştır. Bu durumun yaşanmamasının Türkiye açısından daha kabul edilebilir olduğu vurgulanmıştır. Ancak bu durumun yaşanması halinde Türkiye açısından olası etkileri değerlendirilmiştir. Sadece Türkiye açısından değil, Orta Doğu ve bu coğrafyada İsrail hakimiyeti açısından da değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca bu durumun Rusya, Çin ve Avrupa'ya maliyetleri de tartışılmıştır. Bu analizler olabildiğince tarafsız ve bağımsız bir bakış açısı ile yapılmaya çalışılmıştır. Ayrıca söz konusu birçok analiz haritalarla desteklenmiştir. Bu çalışmaya ve haritalara konu edilen veriler karşılaştırmalı olarak değerlendirilerek süzülmüştür. İstikrarsızlığın söz konusu olmaması veya istikrarsızlık yaşanırsa bu durumu daha az hasarla atlatabilmek için birtakım değerlendirilmeler yapılmıştır. Netice itibariyle istikrarsızlık konusunda gayet acı tecrübelerin yaşandığı çevre coğrafyalara bir yenisinin daha eklenmemesi için yapılması gerekenler değerlendirilmiştir.
İnsansız hava aracı (İHA) ve silahlı insansız hava araçlarının (SİHA), hibrit savaşta kullanımı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne etkisi
Bu araştırma, konvansiyel savaşın geride kalmak üzere olduğu ve asimetrik tehditlerin ortaya çıktığı güç çatışması yaşanan dünyada İHA'ların önemini ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu doğrultuda İHA'ların otonom sistemleri, yapay zekâ kullanım durumları, faydalı yükleri, kabiliyetleri, insanlı hava araçları ile boy ölçüşmeye başlayacak diğer yetenekleri ve hibrit savaştaki yerleri incelenmiş, Türkiye'nin bu konuda gerçekleştirdiği atılım ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda varılan kanıya göre; İHA'lar, taktik ve stratejik açıdan gelecekteki savaşların önemli parçaları olacaktır. İnsansız yapıları, robotik gelişimleri ve yapay zekâları sayesinde insanlı hava araçlarından daha nitelikli hale gelmeleri beklenen İHA'lar konusunda Türkiye'de Baykar Savunma, Vestel Savunma, TAI – TUSAŞ ve ASELSAN çalışmalar yürütmektedir.
Uyuşturucu kaçakçılığında güncel yöntemler ve karşı tedbirler: Gaziantep ili örneği
Uyuşturucu kaçakçılığı bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun bir şekilde görülen organize bir suçtur. Türkiye'de son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili yapılan mücadeleler artarak devam etmektedir. Bu tez çalışmasında kaçakçılar ile mücadelede alınan tedbirlerin ve uyuşturucu kaçakçılığında kullanılan yeni yöntemlerin Gaziantep ili örneğinde incelenmesi amaçlanmıştır. Böylece uyuşturucu kaçakçılığı ile ilişkili diğer suçların engellenebileceği düşünülmektedir. Araştırma verileri literatür tarama ve örnek olay yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde ve dünyada uyuşturucu ile ilgili yapılan çalışmalar incelenmiştir. Ayrıca, Gaziantep şehrinde kaçakçılık ile mücadele eden güvenlik güçleri ile görüşmeler yapılmış ve veriler toplanmıştır. Tez çalışmasının ilk kısmında Gaziantep özelinde Türkiye'de uyuşturucu kaçakçılığına karşı alınan önlemler, uyuşturucu bağımlılığına karşı yapılan tedavi yöntemleri ve uyuşturucu kaçakçılığı ve bağımlılığının önlenmesi için alınan kararlar ve yaklaşımlar bağlamında iki hipotez ortaya atılmıştır. Hipotezlerden birincisi Gaziantep özelinde uyuşturucu kaçakçılığı ile farklı teknik ve taktikler uygulanması ve ikincisi ise Gaziantep ilinde son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadelenin artması ile ilgilidir. Çalışma sonuçları tez için ortaya atılan iki hipotez sonucunu desteklemiştir. Gaziantep ilinde uyuşturucu kaçakçılığı için alınan önlemler üst düzeyde ve başarılıdır. Bu sebepten dolayı Türkiye, Avrupa ve bölgesel olarak uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili en ciddi ve üst düzey seviyede mücadele eden ülkelerden birisidir. Ayrıca, uyuşturucu bağımlılık önleme ve tedavi merkezleri bireylerin uyuşturucu kaçakçılığını engellemekte ve topluma kazandırılması sağlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Kaçakçılık, uyuşturucu kaçakçılığı, Gaziantep
İç güvenlik bağlamında Türk Polis Teşkilatı (1839-1938)
Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin son dönemleri ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında uygulanan iç güvenlik politikaları ve bu bağlamda Türk Polis Teşkilatı'nın iç güveliğin sağlanması konusundaki yeri ve önemi analiz edilmektedir. Tanzimat Döneminden başlayarak I. Dünya Savaşı'na kadar Osmanlı Devleti'nin, Fransız İhtilali etkisi ile oluşan milliyetçilik akımının oluşturduğu azınlıklar sorununu çözüme kavuşturma amacı ile uyguladığı iç güvenlik politikalarına değinilmiştir. Ayrıca Milli Mücadele yıllarında İstanbul Hükümeti'nin faaliyetleri ve Ankara Hükümeti'nin iç güvenliği sağlamak amacı ile uyguladığı politikalara yer verilmiştir. Bu arada Cumhuriyetin ilanından sonra yaşanan iç isyanlar ve hükümetin aldığı tedbirler ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Ayrıca bu dönemdeki anayasal gelişmeler de güvenlik politikaları kapsamında değerlendirilmiştir. Tüm bu güvenlik politikaları incelendikten sonra Türk Polis Teşkilatı'nın kurumsal tarihi, Osmanlı Devleti içerisindeki etkinliği, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki faaliyetleri ve Cumhuriyet döneminin ilk yıllarındaki kurumsal gelişimi ve iç güvenliğin sağlanması konusundaki çalışmaları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: İç Güvenlik, polis, asayiş, emniyet, güvenlik, kanun
Toplumsal hareketlerde sosyal medyanın etkisi (Gezi Parkı örneği)
Toplumsal hareketler toplumda var olan hassasiyetleri anlama ve toplumsal gerçekleri görme adına büyük önem taşımaktadır. Zaman içerisinde toplumda ve teknolojide meydana gelen değişim sebebi ile toplumsal hareketlerin ortaya çıkış sebeplerinde, örgütlenme biçimlerinde, eylem tarzlarında da bir takım değişiklikler meydana gelmiştir. Özellikle internete bağlı mobil cihazların artık her an kişilerin yanında olması ve istendiğinde internete bağlanabilmeleri, kısa zamanda daha çok kişiye ulaşabilmeleri ve internet ortamının denetiminin zor olması sosyal medya ve internet ortamını toplumsal hareketlerin başlaması, gelişmesi, hareket içerisindeki eylemcilerin haberleşmeleri açısından yeni bir araç haline getirmektedir. Bu çalışmada internet ve sosyal medyanın toplumsal hareketlerde hareketin ortaya çıkması, hareketin yayılması, hareketin devamı süreci ile toplumsal olaylara katılanların haberleşmeleri üzerine etkilerini ortaya koyabilmek amaçlanmıştır. Bu amaçla ülkemizde toplumsal olaylar bağlamında hem yerel hem de evrensel anlamda çok önemli bir yere sahip Taksim Gezi Parkı Olayları incelenerek bu eylemlere katılan eylemcilerin internet ve sosyal medya araçlarından nasıl yararlandıkları anlaşılmaya çalışılacaktır. Çalışmanın birinci bölümünde kuramsal anlamda Toplumsal Hareket kavramı, toplumsal hareketlerin doğuşu ve gelişimi, yeni toplumsal hareketlere geçiş ve gelişim sürecine değinilecektir. İkinci bölümde internet ve sosyal medya kavramları ile sosyal medyanın toplumsal olaylardaki etkileri incelenecek, üçüncü bölümde ise Gezi Parkı Toplumsal Hareketinde sosyal medyanın etkisi örnek olay üzerinden değerlendirilmeye çalışılacak, sonuç kısmında araştırma sonucunda ulaşılan sonuçlar ile öneriler sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal hareket, Sosyal medya, Gezi Parkı
Türkiye'de kadın militan kimliği ve psiko-sosyal nedenler
Dünya tarihinin çok eski zamanlarından beri insanlar toplulukları parçalamak için çeşitli eylemlerde bulunmuşlardır. Bu eylemler devlet yapısının ortaya çıkmasıyla beraber otoriteye başkaldırıya dönüşerek çeşitli sebeplerle terör eylemleri ortaya çıkmıştır. İlk terör örgütlerinden bu zamana kadar örgütlerde farklı eylem tipleri görülmüştür. Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabından sonra değişen dünyada terör örgütleri de farklılaşmıştır. Bu farklılaşma yalnızca ideolojik veya eylemsel olarak değil, aynı zamanda militanlarının özellikleri bakımından da gözlenmiştir. Ülkemizde 80'li yıllardan beri faaliyet gösteren PKK'da kadın militanlar incelenmiştir. Özellikle 90'lardan sonra örgütün içindeki kadın varlığı, kadınların üzerine düşen görevler incelenmiştir. Kadınların örgüt içinde faal olarak görev almasının sebepleri ve sonuçları, kadın militan kimliğinin psiko-sosyal nedenleri üzerine bir değerlendirme yapılmıştır.
Suriyeli sığınmacıların yerleşim bölgelerindeki güvenlik kaygıları ve uyum süreci Gaziantep örneği
Bu çalışmada Arap Baharı etkisiyle Suriye'de yaşanan iç savaş neticesinde zorunlu göçe maruz bırakılan Suriyeli sığınmacıların ülkemizde bulunmalarının hukuki statüleri, uluslararası göç kuramları ile birlikte ele alınmıştır. Suriye'de yaşanan iç savaşın başlaması ile birlikte neden sonuç ilişkisi içerisinde zorunlu göçün nedenleri açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye Suriye'de yaşanan iç çatışmalar neticesinde oluşan büyük göç dalgasının büyük kesimini kabul eden ülke konumunda olması sebebiyle büyük öneme sahiptir. Suriyeli sığınmacıların yerleşim bölgelerindeki güvenlik kaygıları ve uyum süreci araştırmanın temel konusudur. Sığınmacıların kentte yaşadığı sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunları ayrıntılı bir şekilde saha çalışmalarıyla birlikte incelenmiştir. Araştırmamızda çoktan seçmeli anket sorularıyla yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Anketin uygulanmasında 400 kişilik örneklem grubu belirlenmiş, veriler öncelikle Excel ortamına aktarılarak uygun biçimde SPSS analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir.
Suriyelilerin sosyal uyumunda yerel yönetimlerin etkisi: Şahinbey Belediyesi örneği
Suriye'de 2011 yılında başlayan hükümet karşıtı protestolar, Suriye rejiminin protestoculara verdiği şiddetli tepki ile bir iç savaşa dönüşmüştür. Bugüne kadar devam eden çatışmalar yaklaşık 400 bin kişinin ölümüne ve 6,5 milyona yakın insanın başta Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak gibi komşu ülkelere olmak üzere diğer ülkelere göç etmesine neden olmuştur. Türkiye, Suriye'deki iç karışıklıktan en çok etkilenen ülkelerden biridir. İç savaşın patlak vermesinden bu yana 3614.108 Suriyeli Türkiye'ye sığınmıştır. Ülkelerinde iç çatışmaların hedefi olan ve bu iç çatışmadan kaçmak zorunda kalan Suriyeli göçmenleri 1 kucaklayarak güvenli ve anavatan olma çabasında 1 Türkiye, ülkeye giren çok sayıda Suriyeli göçmeni kabul eden bir konumdadır. Türkiye'de sayıları giderek artan Suriyeli göçmen sayısı 3.6 milyon civarında, sadece geçici koruma altında kayıtlıdır. Bunun yerine Bu tezin amacı Suriyelilerin sosyal uyumunda Şahinbey Belediyesinin faaliyetleri incelemektir. Bu doğrultuda öncelikle tezle ilgili kavramlar açıklandıktan sonra Şahinbey Belediyesinin Suriyelilerin sosyal uyumunda yapmış olduğu faaliyetler incelenmiştir. Tez betimsel ve tarihsel araştırma yöntemi ile hazırlanmış olup belgeye dayalı analiz yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Suriye, göç, sosyal uyum, yerel yönetim
Emperyalizm ve terörizm ilişkileri; Orta Amerika ve Güney Amerika örneği
Emperyalizm, bir ulusun diğeri tarafından ekonomik ve bazen askeri kontrolünün meşruiyetini destekleyen ideolojik bir terim iken, sömürgecilik, emperyalizm ideolojisinden gelen ve esas olarak bir grup insanın yeni bir ülkeye yerleşmesiyle ilgili bir uygulama biçimidir. Bugün sömürgecilik sona ermiş gibi görünse de, Amerika gibi Batılı uluslar, diğer ulusların kalıcı ekonomik sömürüsü yoluyla zenginliklerini ve güçlerini artıran emperyal eylemlere katıldıkça, emperyalizm hala devam etmektedir. Terör, şiddet içeren ve bu özelliğiyle siyasetin en korkunç yöntemidir. Terör, planlama, uygulama ve sonuçları itibariyle insanlık tarihinde acılara, afetlere ve gözyaşına neden olmuştur. Tüm bu olumsuz sonuçlara rağmen terör günümüzde emperyalist devletler tarafından bir siyaset biçimi olarak aktif olarak kullanılmaktadır. Bölgesel ve küresel hegemonya kurmak isteyen emperyalist güçler, terörizmi açık ya da örtülü olarak kullanmakta ve desteklemektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı; Orta Amerika ve Güney Amerika ülkelerinin günümüzde yaşamış oldukları iç çatışmalar ve terör faaliyetlerinin, bölgedeki egemen güçler tarafından nasıl kullanıldığını ülke örnekleri üzerinden incelemektir. Çalışmada Peru, Şili, Meksika, Kolombiya ve Venezuela ülkelerinde faaliyette bulunan terör örgütleri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, emperyal güçlerin politikaları sonucunda, hedef ülkelerde istikrarsızlaşmaların olduğu görülmüştür.
Üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Terörizm insanlarda korku atmosferi yaratmak için planlanan şiddet veya şiddet tehdidi olarak belirtilmiştir. Terör eylemlerinin amacı hasar, yaralanma ve can kaybı gibi kısa dönemde kendini gösteren etkilerinden ziyade toplumda yaşayan bireyler üzerinde oluşan uzun dönemli psikolojik etkilerdir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin terör korkusuna ilişkin algıladığı boyutları belirlemek ve bu boyutların algılanma düzeylerini ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Gaziantep'te eğitim gören 328 üniversite öğrencisine anket uygulanmıştır. Araştırma kapsamında üniversite öğrencilerinin terör eylemlerine ilişkin ''güvenlik algısı' ve '' terör korkusu'' olmak üzere iki farklı algıya sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin terör korkusu ve güvenlik algılarının kısmen yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlara göre tüm boyutlarda cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ortalamalara bakıldığında erkeklerin güvenlik algısı düzeyinin kadınlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Kadınların da terör korkusu düzeyinin erkeklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Lisansüstü öğrencilerinin, lisans öğrencilerine göre terör korkusunu daha yüksek düzeyde algıladıkları görülmüştür. Ayrıca orta düzey geliri olan katılımcıların diğer katılımcılara göre daha düşük düzeyde terör korkusu algıladıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra anne ve babayla yaşayan katılımcıların, eş ve çocuklarla yaşayan katılımcılara göre daha yüksek düzeyde güvenlik algısına sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Daha önce bir terör eylemine şahit olmuş kişilerin böyle bir duruma şahit olmamış kişilere göre daha yüksek düzeyde terör korkusu ve daha düşük düzeyde güvenlik algısı yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca herhangi bir yakını terör eylemlerinde akrabası veya yakını mağdur olmuş kişilerin terör korkusunu nispeten daha yüksek düzeyde, güvenlik algısını da nispeten daha düşük düzeyde algıladıkları görülmüştür. Sonuç olarak terör olgusunun üniversite öğrencilerinin olumsuz bir şekilde etkileyerek tedirginlik oluşturduğu görülmüştür. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kolluk kuvvetlerinin koruyucu ve önleyici operasyonları sayesinde bu öğrencilerin kendilerini güvende hissettikleri de anlaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle üniversite öğrencilerinin terör ve güvenlik algıları incelendiği bu çalışmada öğrencilerin terör korkusu orta düzeyde ve yüksek eğilimli olduğu görülmüştür. Ancak terörle mücadele kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin aldığı önlemler ve güvenlik tedbirlerinin de öğrencilerin güvenlik algısını bir o kadar artırdığı sonucu elde edilmiştir.
Suriyeli sığınmacıların entegrasyon süreci ve geri dönüş eğilimleri: Gaziantep ili örneği
Göç olgusu, insanlık tarihi kadar eski olup kısaca insanların daha iyi ortamda yaşama kaygısıyla yer değiştirmesidir. Türkiye, bulunduğu jeopolitik konum itibariyle geçmişten günümüze göç hareketliliğine maruz kalmıştır. Türkiye göç verdiği kadar göç alan bir ülke konumundadır. Ancak son yıllarda bulunduğumuz coğrafyada yaşanan krizler nedeniyle göç alan ve çok sayıda sığınmacı barındıran ülke haline gelmiştir. Arap Baharı eylemleriyle birlikte Suriye'de başlayan iç savaş sonucunda yaklaşık altı milyon insanın ülkesinden ayrılmasıyla beraber yoğun sığınmacı göçüne maruz kalan ülkelerde farklı sorunlar oluşmaya başlamıştır. Türkiye'nin ilk defa bu kadar yoğun ve sürekli göçle karşı karşıya kalması sorunları beraberinde getirmiştir. Mültecilerin sınır şehirlerinde aşırı kalabalıklaşması şehirlerde farklı sorunları ortaya çıkarmıştır. Gaziantep gibi Türkiye'nin ikinci büyük sığınmacı nüfusuna sahip bir ilde doğal olarak farklı sorunlar yaşanmaktadır. Bununla birlikte sığınmacıların entegrasyonu, vatandaşlıktan yararlanma gibi konuların da sürekli olarak kamuoyunu meşgul ettiği görülmektedir. Elbette tartışılan bu konular göçmenlerin siyasi ve sosyal açıdan ülkelerine dönüşlerinin temelini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, çalışmamıza konu olan bu tezde Türkiye'deki sığınmacıların Gaziantep ili özelinde entegrasyon ve geri dönüş eğilimlerine dikkat çekmekle birlikte; geri dönüş şartlarının tespitine yönelik veriler yer almaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmada Gaziantep ilinde yaşayan sığınmacıların entegrasyon ve geri dönüşe yönelik veriler mevcuttur.
Türkiye'de toplumsal hareketler ekonomi ilişkisi: Gezi Parkı olayları
Toplumsal hareketler, toplumun tamamının veya bir kısmının hoşnutsuzluğunu ve buna göre talep ettikleri hususları dile getirmek için oluşmaktadır. Tarihsel olarak bakıldığında çok eski dönemlerde de varlığını hissettirmiştir. Kendini isyan, eylem, toplantı ve gösteri yürüyüşü şeklinde göstermiştir. 19. yüzyıl itibariyle bakıldığında Marksist teori temelinde şekillendiği görülmüştür. Burjuvanın para hırsı proletaryanın ezilmesine ve çok ağır çalışma koşulları ile karşı karşıya kalmasına neden olduğu düşünülmüştür. Bunun karşısında proletaryanın birlikte hareket ederek devrim temelinde birleşmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mevcut düzenin ortadan kaldırılması gerektiği düşüncesiyle şekillenen topluluklar eylemsel faaliyetlere girişmiştir. Bu durum 1960 yıllarında da devam ederek işçi eylemlerinin tezahürü olarak ortaya çıkmıştır. Toplumsal hareket bağlamında öğrenci hareketlerinin de bu kaynaktan beslendiği görülmüştür. Toplumsal hareketler dönemin şartlarına göre değişerek ve kendini geliştirerek günümüzde de varlığını korumaktadır. Özellikle teknolojik gelişmeler eylem kapasitesini artırmaktadır. İnternet üzerinden organize olan gruplar birçok uygulama ve sayfa üzerinden birleşerek güçlü protesto eylemlerine girişmektedir. Ayrıca küreselleşmenin etkisi ile kültürel yakınlık artmış herhangi bir ülkede gündem olan hassas konular ülke gözetmeksizin bir başka ülkede ortaya çıkmaktadır. 2011 yılında Kuzey Afrika'da ilk olarak Tunus'ta gerçekleşip birçok Arap ülkesine sıçrayan Arap Baharı gelişen internet ortamından payını almıştır. İşportacı bir esnafın kendini yakması ile başlayan eylemler birçok liderin devrilmesine ve yüzlerce insanın ölümüne neden olmuştur. Sınır komşumuz olan Suriye'de eylemler yerini iç savaşa bırakmıştır. Süreç ülkemizde Gezi Parkı Olayları ile devam etmiştir. 27 Mayıs 2013 yılında ortaya çıkan Gezi Parkı Eylemleri Taksim Meydanı ve çevresine yapılacak proje kapsamında bir grup insanın itirazı üzerine çıkmıştır. Olaylar gün geçtikçe büyümüş ve karışık bir hal almıştır. Zaman içerinde marjinal grupların eylemcilerin arasına girmesi neticesinde olaylar amacından çıkarak hükümeti hedef alan eylemlere dönüşmüştür. İç ve dış basının destek vermesiyle yurt dışından da takip edilen konu haline gelmiştir. İnternet ve uygulamalarının Gezi Parkı olaylarının büyümesinde çok büyük etkisinin olduğu görülmüştür. Olaylar nedenleri konusunda birden fazla neden gösterilmesinin yanında can ve mal kayıpları yaşandığı bir geçektir. Gezi Parkı Eylemlerinin çıkış nedenleri göz önüne alınarak bu çalışmada ekonomik verilerin eylemlerin çıkması ile ne gibi bir ilişkisi olmuştur sorusuna veriler ve grafikler vasıtasıyla cevap verilmeye çalışılmıştır. Çalışma; teorik ve literatür tarama usulü ile gerçekleşmiştir.
Vekâlet savaşlarının bir aracı olarak özel askeri şirketler: Irak Savaşı örneği
Özel askeri şirketler nispeten yeni bir olgu olmalarına rağmen, hem uluslararası hem de uluslararası olmayan silahlı çatışma durumlarında sıklıkla faaliyet göstermektedirler. Bu araştırmada vekâlet savaşlarının bir aracı olarak özel askeri şirketlerin askeri, politik, ticari ve asker-sivil ilişkisi açısından Irak savaşındaki varlıkları ve faaliyetleri ile savaşın seyrine, ülkeye ve insanlara nasıl etki ettiği incelenmektedir. Araştırmada özel askeri şirketlerin Irak savaşındaki varlıkları ve faaliyetleri açıklayıcı ve tanımlayıcı vaka analizi yöntemi ile ele alınmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada vekalet savaşları ve özel askeri şirketler ile ilgili kuramsal yapısı oluşturulduktan sonra araştırma raporları, şirket raporları, hükümet raporları, yetkililer tarafından yapılan açıklamalar, kurumsal web sayfasından ulaşılan bilgiler ve mahkeme kayıtları farklı kaynaklardan bilgiler toplanarak araştırma verileri oluşturulmuştur. Araştırmanın sonunda özel askeri şirketlerin Irak'a yönelik müdahale kapsamında yürütülen operasyonların önemli bir parçası olduğu bu bağlamda ABD yönetimlerinin savaşın yol açtığı askeri, ekonomik, siyasi ve insani maliyetleri özel askeri şirketler ile dışsallaştırmayı amaçladıkları görülmüştür. Anahtar sözcükler: Savaş, Vekâlet Savaşı, Özel Askeri Şirket, Irak Savaşı
Terörle mücadele suçlarında zorunlu müdafilik
Tez konusu olarak hazırlanan bu çalışmada, ceza yargılamasında genel tanım ve kavramlarla, özellikle terörle mücadele suçları ile ilgili olarak, müdafiliğin yasal şartları, sonuçları araştırılmıştır. Türkiye terör ve sınıraşan organize suçları önlemek ve mücadele etmek amacıyla birçok yasal düzenlemelere sahiptir. Avukat, genel tanımdır ancak müdafii sözcüğü ceza yargılamasında kullanılır ve ceza hukuku ile ilgili bir kavramdır. Örneğin, " hukuk davasında sizin vekilliğinizi yapan avukat müdafi değildir ama bir suç işlemeniz durumunda gerek emniyet, gerek savcılık ve gerekse mahkemede resmi olarak atanan ve sizi savunan avukat, müdafidir."1 Savunma hakkı dünyanın en eski haklarından olup, en temel haklardandır. İnsanın varı oluşu ile, savunma hakkı da ortaya çıkmıştır. "5271 sy. Ceza Muhakemesi Kanunu 149. maddede bulunan düzenleme, müdafi ve avukat yardımından yaralanmayla ilgilidir. Ceza yargılamasında, re'sen araştırma, şüpheden sanığın faydalanması ilkeleri geçerlidir." Ayrıca, işlenen suçun vasıf ve mahiyeti itibariyle uzlaştırma kavramı da önemlidir. Anahtar sözcükler: Adil Yargılanma Hakkı, Savunma Hakkı, Müdafilik, Kamu Davası, Cezai Sorumluluk
Kamu güvenliği açısından istihbaratın önemi ve istihbarat toplama yöntemleri
Bölgemiz ve coğrafyamız açısından istihbarat üretmek, istihbarat için teknik imkânlar sunmak, istihbarata karşı koymak için verdiğimiz mücadele ülkemiz ve bölgemiz için büyük önem arz etmektedir. Stratejik açıdan önemli bir konumda olan Türkiye'de tehdit ve tehlikelere karşı savunma da, yabancı casusların faaliyetlerini engelleme de, istihbarat teşkilatına önemli görevler düşmektedir. Bu tezin amacı kamu güvenliği açısında istihbaratın önemini ortaya koymak, istihbarat çeşitleri ve yöntemlerinin anlaşılmasını sağlamaktır. Çalışmada; istihbarat çeşitleri, ülkemizde ki istihbarat yapısının doğuşu, gelişimi, önemi, istihbarat toplama yöntemleri ile kamu güvenliğinin sağlanmasında istihbaratın önemi, hem ülkemiz hem de dünyada ki istihbarat örgütleri ile birlikte değerlendirilmiştir. Bunun yanında 21. yüzyılda ki istihbarat algısı ve değişen dünya konjektöründe istihbarat toplamada teknolojik kolaylıklar ile teknolojinin verdiği zararlar birlikte ele alınmıştır. Bu teorik bilgileri destekler nitelikte olabilecek sayısal veriler ile birlikte şekil tablo gibi görseller de kullanılarak anlaşılırlığı kolaylaştırmaya çalışılmıştır. Ayrıca ülkemizde ki istihbarat faaliyetlerini icra eden kurumların, taşıdıkları amaç ve ileriye dönük vizyonları, tarihten aldıkları miras ile harmanlanarak günümüze entegre edilmesi ve istihbarat başarılarının ülkemiz açısından kıymeti değerlendirilmiştir
Ortadoğu'nun sınırlarının jeopolitik arka planı ve geleceği
Bu çalışmada, Ortadoğu'nun tarihsel sürecinde yaşanan savaş ve iç çatışmalarının arka planında bulunan küresel güçlerin, kendi çıkarları ve birbirleriyle olan siyasi-askeri mücadelelerinin Ortadoğu coğrafyasında günümüze kadar sürecek krizlerine ve Ortadoğu ülkelerinin yapay sınırlarının oluşmasındaki kırılma noktalarına değinilmiştir. Ortadoğu'nun iç dinamikleri, dini ve jeopolitik konumu bakımından iştah kabartan bir bölgeyi temsil etmesi birçok savaşın ve krizin çıkış noktası olarak tarihi süreçte önemli bir yere sahiptir. Dinlerin ve bu dinlerin peygamberlerinin bu bölgede ortaya çıkması, siyasi gücün kaynağının din referanslı tayin edilmesi ve güçlü olmanın yolu bölgeye hâkim olmaktan geçer algısı Ortadoğu'yu daima ilgi odağı haline getirmiştir. Batıda ortaya çıkan Sanayi devrimiyle beraber Ortadoğu'nun açık pazar alanına dönüşmesi ayrıca Hindistan gibi zengin bir bölgeye geçiş sağlayacak güzergâhları içinde barındırması siyasal ve askeri krizlerin ortak noktası olmasına da yol açmıştır. Dünyadaki petrol sanayisinin gelişmesi ve Ortadoğu'nun petrol bakımından zengin rezervlerinin keşfedilmesiyle vazgeçilmez bir bölge haline gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonrası savaş sanayisinde ve ulaşımda yaşanan yaşanan gelişmeler bölgede yaşanan askeri müdahalelerin şiddetini artırmış ve bölgede askeri üslerin kurulmasını hızlandırmıştır. Ortadoğu tarihinde yaşanan askeri işgal ve müdahaleler bölgede yeni sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Ortaya çıkan sorunların çözümü ise yeni müdahaleleri ve savaşları beraberinde getirmiştir. Ortadoğu'nun kaderi bu kısır döngü içinde günümüze kadar devam etmektedir. Batı tarafından desteklenen oligarşi temelli yönetimler ve diktatörler bölgede istikrasız ve patlamaya hazır radikal grupları ortaya çıkarmaktadır. Ortadoğu, Batının Ortadoğu'ya demokrasi pazarlama siyasetinin perde arkasında yatan gerçekliğin farkında olmasına rağmen bölgenin ekonomik, siyasi ve askeri bakımından yetersizliği bölge halkının kaderini batının vicdanına bırakmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti jandarması ve uluslararası jandarmalar ve askerî statülü kolluk kuvvetleri (FIEP)
Dünyadaki güvenlik algısı günümüzde değişim ve gelişimlerin etkisini sürekli bir dönüşüm ile zorunlu hale getirmektedir. Önceki dönemlerde çok dar bir şekilde değerlendirilme imkânı bulan mücadele esasları, ülkelerin oluşturduğu sınırların kapsam dışında kalmaları ile gerekli önemin verilmesi açısında zorunlu olmuştur. Bu yüzden güvenliğin nitelikli değişimi, her yerde suç işleyen ve suça teşvik edenlerle baş edebilme çalışmalarına yönelik yöntemlerin değişimi şart görülmüştür. Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti Jandarmasının, Ulusallar Jandarmalar ve Askeri Statülü Kolluk kuvvetlerindeki yeri, 15 Temmuz 2016 yılından sonraki süreçte Türkiye Cumhuriyeti Jandarmasının Uluslararası arenadaki diğer paydaş üyelerinin bağlılık durumu ve 21 yüzyılda Askeri Statülü Kolluk Kuvvetlerinin ' gerekliliğinin artacağı yönünde görüş sunmayı amaçlamıştır. Türk Jandarma teşkilatının yapısı ile FİEB üyesi ülkelerin askeri statülü kolluk kuvvetleri incelenmiş ve yeniden yapılandırılan Türk jandarma teşkilatının FİEB bünyesindeki paydaşları (Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz) ile yapısal, bağıllık gibi benzerlikleri, bulunduğumuz çağda özelikle gelişmiş olan ülkelerin daha çok etkileneceği anarşi, terör, yağma gibi olaylar da yerel Polis teşkilatının yetersiz olabileceği değerlendirilmiştir.
Suriyeli göçünün Gaziantep şehrine sosyoekonomik ve sosyokültürel yansımaları
İnsanlık tarihi ile eşdeğer olan göç olgusu her çağda her milletin karşılaştığı bir durumdur. Sebeplerine göre değişiklik gösteren göç olgusu bireysel ve toplumsal çapta büyük etkilere sahip olmaktadır. Bu etkiler başlıca göç ettikleri toplumda siyasal politikaları, yerel kültürü, ekonomik sistemi ve toplum güvenliği gibi pek çok alana tezahür etmiştir. Yüzyılımızda Suriye'deki olaylar neticesinde yaşanan göç bu başlıca sorunları Türkiye topraklarına yansıtmıştır. Arap Baharı hareketlenmelerinin Ortadoğu ülkelerinde yayılmasıyla Suriye'nin hareketlenmelerden etkilenerek siyasal ve toplumsal tabanında çatışmalar yaşanması ülkede iç çatışma yaşanmasına sebep olmuştur. Bu çatışma sonrası milyonlarca insanın göç etmesi ile durum uluslararası bir krize dönüşmüştür. Türkiye'nin Suriye'ye sınır komşusu olması ve Avrupa ülkelerine girişte transit ülke aracı görmesi milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapmasına sebep olmuştur. Genelde Türkiye'nin özelde Gaziantep'in göçün yansımasını fazlasıyla yasadığı bu sorunları ele alan bu çalışmada ise genel olarak sığınmacıların bölgeye sosyokültürel ve sosyoekonomik yansımaları ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Göç, Gaziantep, Sosyoekonomik, Sosyokültürel, sığınmacı,
Potansiyeli ve jeopolitik önemi açısından golan tepeleri
Yahudilerin Kenan ili yani Suriye'nin kıyı kesimleri ile Mısır, Lübnan, Ürdün ve Filistin topraklarını kapsayan bu coğrafyaya ilk gelişleri M.Ö. 2. bin yıl içerisinde olduğu tahmin edilmektedir. Lakin Roma döneminden sonra Yahudilerin bölgeye toplu olarak gelişi 19. yüzyıla denk gelmektedir. Bu toprakların Yahudiler acısından kendilerine vaat edilmiş olarak görülmesi bölgeye kutsal bir bakış acısı kazandırmıştır. Siyasal Siyonizm'inde etkilerinin görülmeye başlandığı bu dönemlerde, Yahudilerin bu topraklara göç etmesi bölgede hâkim güç olan Arap devletler ile Yahudiler arasında bir dizi sorunu da beraberinde getirmiştir. 2 Kasım 1917 de yayınlanan Balfour Deklarasyonu ile devam eden bu süreç 1948 yılında İsrail devletinin ilan edilmesiyle çok daha şiddetli bir hal alan bu sorunlar gün be gün artarak devam etmiştir. Bölgedeki güvenlik kaygılarından ötürü saldırgan bir dış politika izleyen İsrail ile Arap devletleri arasında birçok savaş yaşanmıştır. 1967 yılındaki İsrail-Arap savaş sonucunda İsrail, Suriye'nin toprakları içerisinde bulunan ve hem jeostratejik hem de jeopolitik açıdan çok önemli bir konumda olan Golan Tepelerini işgal etmiştir. Bu işgal 1982 yılında İsrail'in bölgeyi ilhak ettiğini açıklaması ile önemli bir sorun haline gelmiş ve bu sorun günümüzde de devam etmektedir. Gerek yer altı ve yer üstü zenginlikleri ve gerekse de bölgeye hâkim olan konumu Golan Tepelerini oldukça önemli hale getirmekte ve bu nedenle Golan Tepeleri İsrail için vaz geçilemez bir alan olmaktadır. Bu özelliklerinden hareketle çalışmada Golan Tepelerinin mevcut potansiyeli ile Jeopolitik ve Jeostratejik özellikleri ele alınmış ve İsrail ile bölge ülkeleri açısından taşıdıkları önem tartışılmıştır
Yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde asayiş kavramının değerlendirilmesi
Bilgi çağı, hayatın çok hızlı tanık olduğu ve değiştiği bir dönemdir. Bu dönemde tüm sektörlerden (özel, kamu ve üçüncül sektörler) bu değişime hızlı ve etkin bir uyum beklenmektedir. Geleneksel kamu yönetimi (GKY), bu değişimlerin getirdiği ihtiyacı karşılayamadığı için yeni kamu yönetimi (YKY) kavramı ortaya çıkmıştır. Yeni Kamu Yönetimi; devletin küçültülmesi, hizmetlerin yerelleştirilmesi, yönetişim ile özel sektörün bilgi ve yönetim tekniklerinin kamuya aktarılması çağrısında bulunmaktadır. Böylece yeni kamu yönetimi; verimsizlikle suçlanan kamu sektörünün, bilgi toplumunun ihtiyaçlarını karşılayabilmesini amaçlamaktadır. Çağın ihtiyaçları doğrultusunda kamu yönetiminde zamanla ortaya çıkan bu değişim, geleneksel kamu yönetimi anlayışının önemli örneklerinden olan ve iç güvenlik hizmetleri noktasında asayişi sağlayan Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatının asayiş hizmeti anlayışında da değişime yol açmıştır. Bu çalışmada, yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde asayiş kavramının hangi yönde değiştiği irdelenecektir. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemin genel amacı, araştırmanın hangi bağlamda yürütüleceğini ve mevcut araştırma sonuçlarını özetleyerek hangi boşlukların doldurulması gerektiğini ortaya koymaktır. Yapılan kaynak araştırması neticesinde ulaşılan kaynaklar tasnif edilerek yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde asayiş kavramı değerlendirilmiştir. Tezin hipotezi; yeni kamu yönetimi anlayışıyla asayiş kavramındaki değişimler arasında anlamlı bir ilişkinin olduğudur. Çalışmadaki sınırlılık kaynak taraması esnasında ulaşılan kaynaklardır. Bu çerçevede literatür taraması yapılarak araştırma ortaya konmuştur.
Kamplarda barınan Suriyeli sığınmacıların memnuniyet düzeyleri: Harran ve Akçakale örneği
Bu araştırmanın temel amacı Harran konteyner kent ve Akçakale çadır kentte barınan Suriyeli sığınmacıların memnuniyet düzeyleri arasındaki farkın incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini yansız olarak seçilmiş 600 Suriyeli sığınmacı oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin sınıflandırılmasında Sayı ve yüzde alma analizleri uygulanmıştır. Bu araştırma sonucunda Harran konteyner kentte barınan Suriyeli mültecilerin memnuniyet düzeyleri Akçakale çadır kentte barınan mültecilere göre daha yüksek çıkmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda sorunlar yazılmış ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Bu çalışmada, Suriye'deki çatışmalardan kaçarak Şanlıurfa'nın Harran ve Akçakale ilçelerindeki Çadır kentte barınan Suriyeli sığınmacıların kamplara ilişkin memnuniyet düzeyleri analiz edilmektedir. Aynı zamanda sığınmacıların sorun algı ve beklentilerinin de bir şekilde konu edildiği araştırmada daha çok betimsel (discriptive) durumlarla ilgili olarak Sayı tabloları oluşturularak, değişkenlerin örneklem içindeki yüzde dağılımları ve örneklemin genel özellikleri elde edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada Harran konteyner kentte barınan Suriyeli mültecilerin memnuniyet düzeyleri Akçakale çadır kentte barınan mültecilere göre daha yüksek çıkmıştır. Tespit edilen sorunlar, bu sorunlara yönelik değerlendirmeler ve önerilerin konu ile ilgili merciler için önemli bir veri kaynağı olması hedeflenmektedir.
Problem odaklı polislik: Gaziantep Emniyet Teşkilatında görev yapan amirlerin suç analizine ilişkin görüşleri
Suçları önlemek, güvenliği sağlamak ve özgürlükleri tehdit eden durumlarla mücadele etmekle görevlendirilen polis teşkilatları bu sorunlar için kalıcı çözümler aramaya devam etmektedir. Çağdaş polislik anlayışında; polisin çalışma alanında ortaya çıkan suçları ayrı ayrı analiz etmesini, bu suçların her biri için azaltma, ortadan kaldırma veya önleme yöntemleri geliştirmesini gerekli kılmakta ve bu düşünce Problem Odaklı Polisliğin (POP) temelini oluşturmaktadır. Problem odaklı polislik, küresel bağlamda, özellikle suç önleme hususunda giderek daha fazla tercih edilmesine rağmen, bu konu uygulamada oldukça zayıf kalmaktadır. Konuyla ilgili olarak özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen araştırmalar, bu zayıflığın özünde yeterli sayıda personelin bulunmaması ve bütçe darlığı gibi nedenlerin yattığını ortaya çıkarmıştır. Bununla beraber suçların önlenmesi, azaltılması ya da tamamen ortadan kalkmasını sağlayacak adımların özünde de suç analizi ve problem odaklı polisliğin yattığına ilişkin yaygın bir kanaat de vardır. Bu araştırmada; Problem Odaklı Polisliğin aşamaları olan ve TAMÜD (SARA) olarak kısaltılan, Tarama/Scanning, Analiz/Analysis, Müdahale/Response, Değerlendirme/Assesment olarak sıralanan aşamalardan "Analiz" kısmı ele alınmıştır. Polisin suç ve suçlu üzerinde daha etkin olabilmesini sağlayabilmek amacıyla tüm suç türlerinde uygulama alanı bulunan Problem Odaklı Polislik ekseninde suç analizi özellikle saha da görev yapan uygulayıcılara yani; Gaziantep ili sınırları içerisinde görev yapan sıralı amirlere sorularak değerlendirilmiştir. Alanda görev yapan katılımcıların bilgi birikimlerinden faydalanarak çıkarılan sonuçla polis teşkilatında suçla mücadele alanında görev yapan personelin etkinliğinin artırılmasına katkı sağlanacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Problem odaklı polislik, suç analizi
The legitimization attempts towards PKK inits own documents
After a period of planning and preparation for the purposes of attacks and massacres, PKK -Kurdish Labor Party-whose establishment was declared with a meeting held in Fis village of Diyarbakır/Lice on the 27th of November,1978, has undertook armed attacks on a regular basis since 1984. It has terrorized last forty years and yielded Turkey to spend a significant proportion of its energy to the fight against terrorism. Turkey has primarily preferred the option of armed struggle against PKK terror from the very beginning of the first terrorist attacks and Turkish Armed Forces took place at the forefront in this struggle. In this process, armed struggle occurred mainly and it was failed to achieve a complete success against the PKK terror. The present study is aimed to reveal the goals of PKK and the arguments it uses to justify it's actions. This data-based study is done with the foresight of providing significant information to the security forces taking active part inthe fight against PKK and has a mission of analyzing the problem objectively in different dimensions. The research data obtained via document analysis technique of qualitative research methods and validity and reliability analysis of the data is provided by peer review, external audit and multi-encoder processes. According to the findings and results of the study, in order to legitimize PKK, organization administrators create the perception of struggle against Turkish Republic in the eyes of Kurdish people by asserting that Turkey is pursuing a variety of hostile policies especially alleged denial and destruction policies towards Kurdish people. Key Words:Terror, Terrorism, PKK, KCK
Dini motifli terör bağlamında selefi cihat anlayışı
Terör üzerine yapılan çalışmalarda; 11 Eylül 2011 tarihinde ABD?de yapılan saldırıları bir dönüm noktası olarak belirtmek klasik bir ritüel olarak görülmekte ise de İslam dinine bakış açısına olumsuz bir etki yaptığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu tarihten itibaren uluslararası akademik çevrelerde ve dünya basınının da İslam dini ?İslami Terör? ve ?İslamofobi? kavramlarıyla adeta özdeşleştirilmeye çalışılmıştır. Hiçbir dinde terör unsurunu oluşturacak bir içerik bulunmasa da günümüze kadar birçok farklı dine mensup gruplar kendi düşüncelerini ve eylemlerini meşrulaştırmak için din ve dine ait temel kavramları kullanmışlardır. ?Din? ile ?Terör? arasında herhangi bir bağlantı ve paralellik olamayacağından batılı yazarların kullandığı İslami terör yerine ?dini motifli terör? kavramı kullanılması daha uygun olacağı düşünülmektedir. Özellikle son 20 yılda gündemden hiç düşmeyen El Kaide örgütünün kendini dünyaya duyurduğu eylemlerde İslam dini ve figürlerinin ön plana çıkartıldığı açıklamalar yapması tüm dünyada ki İslam?a olan bakış açısına ve algısına büyük bir olumsuz etki oluşturmuştur. Çalışmamız da; El Kaide?nin ideolojisinin temelinde dinsel içerik ve kavramlardan ziyade ekonomik sosyal ve kültürel öğeleri içerdiği düşünüldüğünden, bu yönde karşılaştırmalı bir inceleme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: El Kaide , Dini Motifli Terör ,İslamofobi