Gaziantep University
Discipline

Güvenlik Stratejileri ve Yönetimi Anabilim Dalı

Gaziantep University

45

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

45 Theses
Master'sOpen AccessTR

Vekâlet savaşlarının bir aracı olarak özel askeri şirketler: Irak Savaşı örneği

Özel askeri şirketler nispeten yeni bir olgu olmalarına rağmen, hem uluslararası hem de uluslararası olmayan silahlı çatışma durumlarında sıklıkla faaliyet göstermektedirler. Bu araştırmada vekâlet savaşlarının bir aracı olarak özel askeri şirketlerin askeri, politik, ticari ve asker-sivil ilişkisi açısından Irak savaşındaki varlıkları ve faaliyetleri ile savaşın seyrine, ülkeye ve insanlara nasıl etki ettiği incelenmektedir. Araştırmada özel askeri şirketlerin Irak savaşındaki varlıkları ve faaliyetleri açıklayıcı ve tanımlayıcı vaka analizi yöntemi ile ele alınmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada vekalet savaşları ve özel askeri şirketler ile ilgili kuramsal yapısı oluşturulduktan sonra araştırma raporları, şirket raporları, hükümet raporları, yetkililer tarafından yapılan açıklamalar, kurumsal web sayfasından ulaşılan bilgiler ve mahkeme kayıtları farklı kaynaklardan bilgiler toplanarak araştırma verileri oluşturulmuştur. Araştırmanın sonunda özel askeri şirketlerin Irak'a yönelik müdahale kapsamında yürütülen operasyonların önemli bir parçası olduğu bu bağlamda ABD yönetimlerinin savaşın yol açtığı askeri, ekonomik, siyasi ve insani maliyetleri özel askeri şirketler ile dışsallaştırmayı amaçladıkları görülmüştür. Anahtar sözcükler: Savaş, Vekâlet Savaşı, Özel Askeri Şirket, Irak Savaşı

Irak SavaşıParalı askerlerSavaş+3
Nurullah Çatal
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Terörle mücadele suçlarında zorunlu müdafilik

Tez konusu olarak hazırlanan bu çalışmada, ceza yargılamasında genel tanım ve kavramlarla, özellikle terörle mücadele suçları ile ilgili olarak, müdafiliğin yasal şartları, sonuçları araştırılmıştır. Türkiye terör ve sınıraşan organize suçları önlemek ve mücadele etmek amacıyla birçok yasal düzenlemelere sahiptir. Avukat, genel tanımdır ancak müdafii sözcüğü ceza yargılamasında kullanılır ve ceza hukuku ile ilgili bir kavramdır. Örneğin, " hukuk davasında sizin vekilliğinizi yapan avukat müdafi değildir ama bir suç işlemeniz durumunda gerek emniyet, gerek savcılık ve gerekse mahkemede resmi olarak atanan ve sizi savunan avukat, müdafidir."1 Savunma hakkı dünyanın en eski haklarından olup, en temel haklardandır. İnsanın varı oluşu ile, savunma hakkı da ortaya çıkmıştır. "5271 sy. Ceza Muhakemesi Kanunu 149. maddede bulunan düzenleme, müdafi ve avukat yardımından yaralanmayla ilgilidir. Ceza yargılamasında, re'sen araştırma, şüpheden sanığın faydalanması ilkeleri geçerlidir." Ayrıca, işlenen suçun vasıf ve mahiyeti itibariyle uzlaştırma kavramı da önemlidir. Anahtar sözcükler: Adil Yargılanma Hakkı, Savunma Hakkı, Müdafilik, Kamu Davası, Cezai Sorumluluk

Adil yargılanmaCezai sorumlulukKamu davası+6
Mehmet Emre Yenipınar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de toplumsal hareketler ekonomi ilişkisi: Gezi Parkı olayları

Toplumsal hareketler, toplumun tamamının veya bir kısmının hoşnutsuzluğunu ve buna göre talep ettikleri hususları dile getirmek için oluşmaktadır. Tarihsel olarak bakıldığında çok eski dönemlerde de varlığını hissettirmiştir. Kendini isyan, eylem, toplantı ve gösteri yürüyüşü şeklinde göstermiştir. 19. yüzyıl itibariyle bakıldığında Marksist teori temelinde şekillendiği görülmüştür. Burjuvanın para hırsı proletaryanın ezilmesine ve çok ağır çalışma koşulları ile karşı karşıya kalmasına neden olduğu düşünülmüştür. Bunun karşısında proletaryanın birlikte hareket ederek devrim temelinde birleşmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mevcut düzenin ortadan kaldırılması gerektiği düşüncesiyle şekillenen topluluklar eylemsel faaliyetlere girişmiştir. Bu durum 1960 yıllarında da devam ederek işçi eylemlerinin tezahürü olarak ortaya çıkmıştır. Toplumsal hareket bağlamında öğrenci hareketlerinin de bu kaynaktan beslendiği görülmüştür. Toplumsal hareketler dönemin şartlarına göre değişerek ve kendini geliştirerek günümüzde de varlığını korumaktadır. Özellikle teknolojik gelişmeler eylem kapasitesini artırmaktadır. İnternet üzerinden organize olan gruplar birçok uygulama ve sayfa üzerinden birleşerek güçlü protesto eylemlerine girişmektedir. Ayrıca küreselleşmenin etkisi ile kültürel yakınlık artmış herhangi bir ülkede gündem olan hassas konular ülke gözetmeksizin bir başka ülkede ortaya çıkmaktadır. 2011 yılında Kuzey Afrika'da ilk olarak Tunus'ta gerçekleşip birçok Arap ülkesine sıçrayan Arap Baharı gelişen internet ortamından payını almıştır. İşportacı bir esnafın kendini yakması ile başlayan eylemler birçok liderin devrilmesine ve yüzlerce insanın ölümüne neden olmuştur. Sınır komşumuz olan Suriye'de eylemler yerini iç savaşa bırakmıştır. Süreç ülkemizde Gezi Parkı Olayları ile devam etmiştir. 27 Mayıs 2013 yılında ortaya çıkan Gezi Parkı Eylemleri Taksim Meydanı ve çevresine yapılacak proje kapsamında bir grup insanın itirazı üzerine çıkmıştır. Olaylar gün geçtikçe büyümüş ve karışık bir hal almıştır. Zaman içerinde marjinal grupların eylemcilerin arasına girmesi neticesinde olaylar amacından çıkarak hükümeti hedef alan eylemlere dönüşmüştür. İç ve dış basının destek vermesiyle yurt dışından da takip edilen konu haline gelmiştir. İnternet ve uygulamalarının Gezi Parkı olaylarının büyümesinde çok büyük etkisinin olduğu görülmüştür. Olaylar nedenleri konusunda birden fazla neden gösterilmesinin yanında can ve mal kayıpları yaşandığı bir geçektir. Gezi Parkı Eylemlerinin çıkış nedenleri göz önüne alınarak bu çalışmada ekonomik verilerin eylemlerin çıkması ile ne gibi bir ilişkisi olmuştur sorusuna veriler ve grafikler vasıtasıyla cevap verilmeye çalışılmıştır. Çalışma; teorik ve literatür tarama usulü ile gerçekleşmiştir.

EkonomiEkonomik etkiEylem+5
Ramazan Meran
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye olayları sonucunda oluşan göçün güvenlik stratejilerine etkileri

Göç olgusu yüzyıllardır uygarlıkların sürekli karşılaştığı ve çoğu zaman ciddi sonuçlara sebep olan olayları ifade eder. Pek çok sebepten dolayı yaşanan bu durum çeşitlerine göre ayrıldığı gibi etki alanlarına göre de ayrılmaktadır. Yüzyılımızda yaşanan ve en son göç olan Suriye göçü özellikle sınır komşularını etkilemiştir. Suriye ile sınır komşusu olan ülkelerden biri de Türkiye'yedir. Milyonlarca Suriyeli iç savaşın zorunlu kıldığı bu durum nedeniyle Türkiye'ye göç etmiştir. Uluslararası çapta yankı bulan bu durum sadece Türkiye'yi değil sınır komşusu olsun olmasın birçok ülkeyi etkilemiştir. Suriyeli göçü, sınır komşuluğu ve Avrupa üzerine geçiş konumunda olması dolayısıyla en çok Türkiye toplumunu etkilemiştir. Göçün getirmiş olduğu en büyük sorun ise göç edilen yerde güvenlik kaygısına sebep olmasıdır. Sınır güvenliğinin kaygısının yaşandığı bu savaş durumu göçle birlikte Türkiye içinde ekonomi, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlarda kaygı yaratmıştır. Ve göç olgusu bütünüyle her alanda değişimlere sebep veren bir hale gelmiştir. Sonuç olarak bu çalışma Suriye iç savaşının sebep olduğu göçü ele almakta ve göç edilen toprakların mülteciler karşısında izledikleri politikaları ele alarak göç olgusunun etki ettiği dinamikleri açıklamaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriye, Mülteci, Güvenlik, Türkiye

Göç politikalarıGöçlerGüvenlik+7
Alattin Nasan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın militan kimliği ve psiko-sosyal nedenler

Dünya tarihinin çok eski zamanlarından beri insanlar toplulukları parçalamak için çeşitli eylemlerde bulunmuşlardır. Bu eylemler devlet yapısının ortaya çıkmasıyla beraber otoriteye başkaldırıya dönüşerek çeşitli sebeplerle terör eylemleri ortaya çıkmıştır. İlk terör örgütlerinden bu zamana kadar örgütlerde farklı eylem tipleri görülmüştür. Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabından sonra değişen dünyada terör örgütleri de farklılaşmıştır. Bu farklılaşma yalnızca ideolojik veya eylemsel olarak değil, aynı zamanda militanlarının özellikleri bakımından da gözlenmiştir. Ülkemizde 80'li yıllardan beri faaliyet gösteren PKK'da kadın militanlar incelenmiştir. Özellikle 90'lardan sonra örgütün içindeki kadın varlığı, kadınların üzerine düşen görevler incelenmiştir. Kadınların örgüt içinde faal olarak görev almasının sebepleri ve sonuçları, kadın militan kimliğinin psiko-sosyal nedenleri üzerine bir değerlendirme yapılmıştır.

KadınlarKimlikKimlik algısı+7
Hayriye Nisa Aydemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli sığınmacıların yerleşim bölgelerindeki güvenlik kaygıları ve uyum süreci Gaziantep örneği

Bu çalışmada Arap Baharı etkisiyle Suriye'de yaşanan iç savaş neticesinde zorunlu göçe maruz bırakılan Suriyeli sığınmacıların ülkemizde bulunmalarının hukuki statüleri, uluslararası göç kuramları ile birlikte ele alınmıştır. Suriye'de yaşanan iç savaşın başlaması ile birlikte neden sonuç ilişkisi içerisinde zorunlu göçün nedenleri açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye Suriye'de yaşanan iç çatışmalar neticesinde oluşan büyük göç dalgasının büyük kesimini kabul eden ülke konumunda olması sebebiyle büyük öneme sahiptir. Suriyeli sığınmacıların yerleşim bölgelerindeki güvenlik kaygıları ve uyum süreci araştırmanın temel konusudur. Sığınmacıların kentte yaşadığı sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunları ayrıntılı bir şekilde saha çalışmalarıyla birlikte incelenmiştir. Araştırmamızda çoktan seçmeli anket sorularıyla yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Anketin uygulanmasında 400 kişilik örneklem grubu belirlenmiş, veriler öncelikle Excel ortamına aktarılarak uygun biçimde SPSS analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir.

GaziantepGöçmenlerGüvenlik+2
Aytaç Önel
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu'nun sınırlarının jeopolitik arka planı ve geleceği

Bu çalışmada, Ortadoğu'nun tarihsel sürecinde yaşanan savaş ve iç çatışmalarının arka planında bulunan küresel güçlerin, kendi çıkarları ve birbirleriyle olan siyasi-askeri mücadelelerinin Ortadoğu coğrafyasında günümüze kadar sürecek krizlerine ve Ortadoğu ülkelerinin yapay sınırlarının oluşmasındaki kırılma noktalarına değinilmiştir. Ortadoğu'nun iç dinamikleri, dini ve jeopolitik konumu bakımından iştah kabartan bir bölgeyi temsil etmesi birçok savaşın ve krizin çıkış noktası olarak tarihi süreçte önemli bir yere sahiptir. Dinlerin ve bu dinlerin peygamberlerinin bu bölgede ortaya çıkması, siyasi gücün kaynağının din referanslı tayin edilmesi ve güçlü olmanın yolu bölgeye hâkim olmaktan geçer algısı Ortadoğu'yu daima ilgi odağı haline getirmiştir. Batıda ortaya çıkan Sanayi devrimiyle beraber Ortadoğu'nun açık pazar alanına dönüşmesi ayrıca Hindistan gibi zengin bir bölgeye geçiş sağlayacak güzergâhları içinde barındırması siyasal ve askeri krizlerin ortak noktası olmasına da yol açmıştır. Dünyadaki petrol sanayisinin gelişmesi ve Ortadoğu'nun petrol bakımından zengin rezervlerinin keşfedilmesiyle vazgeçilmez bir bölge haline gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonrası savaş sanayisinde ve ulaşımda yaşanan yaşanan gelişmeler bölgede yaşanan askeri müdahalelerin şiddetini artırmış ve bölgede askeri üslerin kurulmasını hızlandırmıştır. Ortadoğu tarihinde yaşanan askeri işgal ve müdahaleler bölgede yeni sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Ortaya çıkan sorunların çözümü ise yeni müdahaleleri ve savaşları beraberinde getirmiştir. Ortadoğu'nun kaderi bu kısır döngü içinde günümüze kadar devam etmektedir. Batı tarafından desteklenen oligarşi temelli yönetimler ve diktatörler bölgede istikrasız ve patlamaya hazır radikal grupları ortaya çıkarmaktadır. Ortadoğu, Batının Ortadoğu'ya demokrasi pazarlama siyasetinin perde arkasında yatan gerçekliğin farkında olmasına rağmen bölgenin ekonomik, siyasi ve askeri bakımından yetersizliği bölge halkının kaderini batının vicdanına bırakmıştır.

JeopolitikJeopolitik konumOrta Doğu+4
Mehmet Yaprak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu güvenliği açısından istihbaratın önemi ve istihbarat toplama yöntemleri

Bölgemiz ve coğrafyamız açısından istihbarat üretmek, istihbarat için teknik imkânlar sunmak, istihbarata karşı koymak için verdiğimiz mücadele ülkemiz ve bölgemiz için büyük önem arz etmektedir. Stratejik açıdan önemli bir konumda olan Türkiye'de tehdit ve tehlikelere karşı savunma da, yabancı casusların faaliyetlerini engelleme de, istihbarat teşkilatına önemli görevler düşmektedir. Bu tezin amacı kamu güvenliği açısında istihbaratın önemini ortaya koymak, istihbarat çeşitleri ve yöntemlerinin anlaşılmasını sağlamaktır. Çalışmada; istihbarat çeşitleri, ülkemizde ki istihbarat yapısının doğuşu, gelişimi, önemi, istihbarat toplama yöntemleri ile kamu güvenliğinin sağlanmasında istihbaratın önemi, hem ülkemiz hem de dünyada ki istihbarat örgütleri ile birlikte değerlendirilmiştir. Bunun yanında 21. yüzyılda ki istihbarat algısı ve değişen dünya konjektöründe istihbarat toplamada teknolojik kolaylıklar ile teknolojinin verdiği zararlar birlikte ele alınmıştır. Bu teorik bilgileri destekler nitelikte olabilecek sayısal veriler ile birlikte şekil tablo gibi görseller de kullanılarak anlaşılırlığı kolaylaştırmaya çalışılmıştır. Ayrıca ülkemizde ki istihbarat faaliyetlerini icra eden kurumların, taşıdıkları amaç ve ileriye dönük vizyonları, tarihten aldıkları miras ile harmanlanarak günümüze entegre edilmesi ve istihbarat başarılarının ülkemiz açısından kıymeti değerlendirilmiştir

GüvenlikKamu güvenliğiİstihbarat+2
Ercan Kılıç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli sığınmacıların entegrasyon süreci ve geri dönüş eğilimleri: Gaziantep ili örneği

Göç olgusu, insanlık tarihi kadar eski olup kısaca insanların daha iyi ortamda yaşama kaygısıyla yer değiştirmesidir. Türkiye, bulunduğu jeopolitik konum itibariyle geçmişten günümüze göç hareketliliğine maruz kalmıştır. Türkiye göç verdiği kadar göç alan bir ülke konumundadır. Ancak son yıllarda bulunduğumuz coğrafyada yaşanan krizler nedeniyle göç alan ve çok sayıda sığınmacı barındıran ülke haline gelmiştir. Arap Baharı eylemleriyle birlikte Suriye'de başlayan iç savaş sonucunda yaklaşık altı milyon insanın ülkesinden ayrılmasıyla beraber yoğun sığınmacı göçüne maruz kalan ülkelerde farklı sorunlar oluşmaya başlamıştır. Türkiye'nin ilk defa bu kadar yoğun ve sürekli göçle karşı karşıya kalması sorunları beraberinde getirmiştir. Mültecilerin sınır şehirlerinde aşırı kalabalıklaşması şehirlerde farklı sorunları ortaya çıkarmıştır. Gaziantep gibi Türkiye'nin ikinci büyük sığınmacı nüfusuna sahip bir ilde doğal olarak farklı sorunlar yaşanmaktadır. Bununla birlikte sığınmacıların entegrasyonu, vatandaşlıktan yararlanma gibi konuların da sürekli olarak kamuoyunu meşgul ettiği görülmektedir. Elbette tartışılan bu konular göçmenlerin siyasi ve sosyal açıdan ülkelerine dönüşlerinin temelini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, çalışmamıza konu olan bu tezde Türkiye'deki sığınmacıların Gaziantep ili özelinde entegrasyon ve geri dönüş eğilimlerine dikkat çekmekle birlikte; geri dönüş şartlarının tespitine yönelik veriler yer almaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmada Gaziantep ilinde yaşayan sığınmacıların entegrasyon ve geri dönüşe yönelik veriler mevcuttur.

BütünleşmeGaziantepGeri dönüş+3
Şükrü Şahin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçünün Gaziantep şehrine sosyoekonomik ve sosyokültürel yansımaları

İnsanlık tarihi ile eşdeğer olan göç olgusu her çağda her milletin karşılaştığı bir durumdur. Sebeplerine göre değişiklik gösteren göç olgusu bireysel ve toplumsal çapta büyük etkilere sahip olmaktadır. Bu etkiler başlıca göç ettikleri toplumda siyasal politikaları, yerel kültürü, ekonomik sistemi ve toplum güvenliği gibi pek çok alana tezahür etmiştir. Yüzyılımızda Suriye'deki olaylar neticesinde yaşanan göç bu başlıca sorunları Türkiye topraklarına yansıtmıştır. Arap Baharı hareketlenmelerinin Ortadoğu ülkelerinde yayılmasıyla Suriye'nin hareketlenmelerden etkilenerek siyasal ve toplumsal tabanında çatışmalar yaşanması ülkede iç çatışma yaşanmasına sebep olmuştur. Bu çatışma sonrası milyonlarca insanın göç etmesi ile durum uluslararası bir krize dönüşmüştür. Türkiye'nin Suriye'ye sınır komşusu olması ve Avrupa ülkelerine girişte transit ülke aracı görmesi milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapmasına sebep olmuştur. Genelde Türkiye'nin özelde Gaziantep'in göçün yansımasını fazlasıyla yasadığı bu sorunları ele alan bu çalışmada ise genel olarak sığınmacıların bölgeye sosyokültürel ve sosyoekonomik yansımaları ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Göç, Gaziantep, Sosyoekonomik, Sosyokültürel, sığınmacı,

GaziantepGöçlerGöçmenler+5
Zekeriya Tiryaki
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Terörizm insanlarda korku atmosferi yaratmak için planlanan şiddet veya şiddet tehdidi olarak belirtilmiştir. Terör eylemlerinin amacı hasar, yaralanma ve can kaybı gibi kısa dönemde kendini gösteren etkilerinden ziyade toplumda yaşayan bireyler üzerinde oluşan uzun dönemli psikolojik etkilerdir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin terör korkusuna ilişkin algıladığı boyutları belirlemek ve bu boyutların algılanma düzeylerini ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Gaziantep'te eğitim gören 328 üniversite öğrencisine anket uygulanmıştır. Araştırma kapsamında üniversite öğrencilerinin terör eylemlerine ilişkin ''güvenlik algısı' ve '' terör korkusu'' olmak üzere iki farklı algıya sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin terör korkusu ve güvenlik algılarının kısmen yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlara göre tüm boyutlarda cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ortalamalara bakıldığında erkeklerin güvenlik algısı düzeyinin kadınlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Kadınların da terör korkusu düzeyinin erkeklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Lisansüstü öğrencilerinin, lisans öğrencilerine göre terör korkusunu daha yüksek düzeyde algıladıkları görülmüştür. Ayrıca orta düzey geliri olan katılımcıların diğer katılımcılara göre daha düşük düzeyde terör korkusu algıladıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra anne ve babayla yaşayan katılımcıların, eş ve çocuklarla yaşayan katılımcılara göre daha yüksek düzeyde güvenlik algısına sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Daha önce bir terör eylemine şahit olmuş kişilerin böyle bir duruma şahit olmamış kişilere göre daha yüksek düzeyde terör korkusu ve daha düşük düzeyde güvenlik algısı yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca herhangi bir yakını terör eylemlerinde akrabası veya yakını mağdur olmuş kişilerin terör korkusunu nispeten daha yüksek düzeyde, güvenlik algısını da nispeten daha düşük düzeyde algıladıkları görülmüştür. Sonuç olarak terör olgusunun üniversite öğrencilerinin olumsuz bir şekilde etkileyerek tedirginlik oluşturduğu görülmüştür. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kolluk kuvvetlerinin koruyucu ve önleyici operasyonları sayesinde bu öğrencilerin kendilerini güvende hissettikleri de anlaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle üniversite öğrencilerinin terör ve güvenlik algıları incelendiği bu çalışmada öğrencilerin terör korkusu orta düzeyde ve yüksek eğilimli olduğu görülmüştür. Ancak terörle mücadele kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin aldığı önlemler ve güvenlik tedbirlerinin de öğrencilerin güvenlik algısını bir o kadar artırdığı sonucu elde edilmiştir.

GüvenlikKorkuTerör+3
Ebru Apaydın Erdem
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Emperyalizm ve terörizm ilişkileri; Orta Amerika ve Güney Amerika örneği

Emperyalizm, bir ulusun diğeri tarafından ekonomik ve bazen askeri kontrolünün meşruiyetini destekleyen ideolojik bir terim iken, sömürgecilik, emperyalizm ideolojisinden gelen ve esas olarak bir grup insanın yeni bir ülkeye yerleşmesiyle ilgili bir uygulama biçimidir. Bugün sömürgecilik sona ermiş gibi görünse de, Amerika gibi Batılı uluslar, diğer ulusların kalıcı ekonomik sömürüsü yoluyla zenginliklerini ve güçlerini artıran emperyal eylemlere katıldıkça, emperyalizm hala devam etmektedir. Terör, şiddet içeren ve bu özelliğiyle siyasetin en korkunç yöntemidir. Terör, planlama, uygulama ve sonuçları itibariyle insanlık tarihinde acılara, afetlere ve gözyaşına neden olmuştur. Tüm bu olumsuz sonuçlara rağmen terör günümüzde emperyalist devletler tarafından bir siyaset biçimi olarak aktif olarak kullanılmaktadır. Bölgesel ve küresel hegemonya kurmak isteyen emperyalist güçler, terörizmi açık ya da örtülü olarak kullanmakta ve desteklemektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı; Orta Amerika ve Güney Amerika ülkelerinin günümüzde yaşamış oldukları iç çatışmalar ve terör faaliyetlerinin, bölgedeki egemen güçler tarafından nasıl kullanıldığını ülke örnekleri üzerinden incelemektir. Çalışmada Peru, Şili, Meksika, Kolombiya ve Venezuela ülkelerinde faaliyette bulunan terör örgütleri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, emperyal güçlerin politikaları sonucunda, hedef ülkelerde istikrarsızlaşmaların olduğu görülmüştür.

Amerika Birleşik DevletleriEmperyalizmGüney Amerika ülkeleri+5
İsmail Çakmak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti jandarması ve uluslararası jandarmalar ve askerî statülü kolluk kuvvetleri (FIEP)

Dünyadaki güvenlik algısı günümüzde değişim ve gelişimlerin etkisini sürekli bir dönüşüm ile zorunlu hale getirmektedir. Önceki dönemlerde çok dar bir şekilde değerlendirilme imkânı bulan mücadele esasları, ülkelerin oluşturduğu sınırların kapsam dışında kalmaları ile gerekli önemin verilmesi açısında zorunlu olmuştur. Bu yüzden güvenliğin nitelikli değişimi, her yerde suç işleyen ve suça teşvik edenlerle baş edebilme çalışmalarına yönelik yöntemlerin değişimi şart görülmüştür. Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti Jandarmasının, Ulusallar Jandarmalar ve Askeri Statülü Kolluk kuvvetlerindeki yeri, 15 Temmuz 2016 yılından sonraki süreçte Türkiye Cumhuriyeti Jandarmasının Uluslararası arenadaki diğer paydaş üyelerinin bağlılık durumu ve 21 yüzyılda Askeri Statülü Kolluk Kuvvetlerinin ' gerekliliğinin artacağı yönünde görüş sunmayı amaçlamıştır. Türk Jandarma teşkilatının yapısı ile FİEB üyesi ülkelerin askeri statülü kolluk kuvvetleri incelenmiş ve yeniden yapılandırılan Türk jandarma teşkilatının FİEB bünyesindeki paydaşları (Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz) ile yapısal, bağıllık gibi benzerlikleri, bulunduğumuz çağda özelikle gelişmiş olan ülkelerin daha çok etkileneceği anarşi, terör, yağma gibi olaylar da yerel Polis teşkilatının yetersiz olabileceği değerlendirilmiştir.

Askeri faaliyetlerAskeri teşkilatAskeri yapı+4
Mehmet Sarıoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu güvenliği içerisinde yer alan özel güvenlik hizmetlerinin yerel halk tarafından algılanması: Kilis şehrinde bir araştırma

Kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyette görev yapmak üzere istihdam edilen özel güvenlik görevlileri, güvenliği sağlayan kurumlar içerisinde en yüksek sayıya sahip olan kolluk türüdür. Günümüzde yeni suç türlerinin ortaya çıkması sonucunda güvenlik ihtiyaçlarının çeşitlenmesi, güvenliğe duyulan talebin artması, ayrıca bireylerin, kamu ve özel kuruluşların, havalimanlarının, AVM'lerin ve özel mülklerin güvenliklerinin sağlanmasında özel güvenlik görevlilerinin istihdam edilmesi ve devletin de özel güvenlik hizmetlerini teşvik etmesi nedeniyle özel güvenlik teşkilatı daha da önemli hale gelmektedir. Yapılan bu araştırmanın temel amacı, Kilis ilinde ikamet eden yerel halkın özel güvenlik görevlileri ve hizmetlerine yönelik algı düzeylerinin tespit edilmesidir. Söz konusu amaç doğrultusunda nicel veri toplama tekniklerinden anket tekniği tercih edilmiş, geliştirilen anket formu 2021 yılının Ekim ve Kasım ayları arasında tesadüfi olmayan örneklem yöntemlerinden kolayda örneklem yöntemi temel alınarak, Kilis ilinde ikamet eden 474 kişiye uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin istatiksel analizlerinin yapılmasında SPSS 21.0 for Windows istatistik paket programı kullanılmıştır. Yapılan araştırma kapsamında Kilis ilinde ikamet eden yerel halkın, özel güvenlik hizmetlerine ve görevlilerine yönelik algı düzeyine ilişkin geliştirilen ölçeğin, "Olumlu Tutum Algısı, Olumsuz Tutum Algısı, Liyakat ve Yetkinlik Algısı, Güven ve Etkinlik Algısı" olmak üzere 4 boyut ve bu boyutlara bağlı olarak 29 önermeye sahip olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucunda olumlu tutum algısı ile olumsuz tutum algısı arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki, liyakat ve yetkinlik algısı arasında kuvvetli bir ilişki, güven ve etkinlik algısı arasında ise kuvvetli bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte olumsuz tutum algısı, liyakat ve yetkinlik algısı, güven ve etkinlik algısı boyutları arasında negatif yönlü zayıf bir ilişkinin oluğu tespit edilmiştir. Liyakat ve yetkinlik boyutu ile güven ve etkinlik boyutu arasında ise kuvvetli bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlardan hareketle özel güvenlik hizmetlerinin önemi üzerinde durularak yerel halkın bu hizmetleri algılamasının artırılmasına yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.

Güvenlik hizmetleriKamu güvenliğiKilis+3
Mustafa Burak Temiz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1980-2021 döneminde jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarının incelenmesi: Gaziantep ili örneği

Bu çalışmanın amacı Gaziantep ili Jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarını incelemek ve bu özgün çalışma sonucunda elde edilen sonuçları alan yazına kazandırmaktır. Araştırmanın Gaziantep örneğinde yapılmasının sebebi: bu ilin terör eylemlerinin sıklıkla yaşandığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alması ve Türkiye'nin güvenlik stratejisi açısından önemli bir konumda bulunmasıdır. Araştırma Türkiye'de şiddetli terör eylemlerinin yaşandığı 1980-2021 yılları arası dönemi kapsamaktadır. Bu kapsamda Gaziantep Valiliği'nden ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığından alınan izinler doğrultusunda temin edilen ikincil veriler doküman analizi ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda Gaziantep ili Jandarma bölgesinde 1980-2021 yılları arasında toplam 492 adet terör eylemi olduğu, bu eylemlerin 21 farklı eylem şeklinde tezahür ettiği ve eylemlerin 9 farklı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu örgütler arasında eylem sürekliliği bakımından PKK/KCK terör örgütü; eylem yoğunluğu bakımından ise PKK/KCK terör örgütünün yanı sıra FETÖ/PDY ve DEAŞ terör örgütleri ön plana çıkmaktadır. Yapılan araştırma neticesinde Gaziantep ilinde ilk terör olayının 1980 yılında başladığı ve yaşanan terör eylemlerinin 1990 yılı sonrasında dramatik bir şekilde artış gösterdiği saptanmıştır. Terör eylemlerinin en çok yaşandığı ilçe İslâhiye ilçesi olarak belirlenmiştir. Oğuzeli ilçesi ise 2014 yılından sonra bazı terör örgütlerinin hedefi haline geldiği görülmektedir. Gaziantep ilinde yaşanan terör eylemleri kolluk kuvvetleri tarafından başarılı bir şekilde opere edildiğinden 914 şüpheli etkisiz hale getirilmiştir. Bu terör eylemleri sonucunda 41 vatandaşımız mağdur edildiği ve 8 adet kritik tesisin ise zarar gördüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Terör, Gaziantep, Güneydoğu Anadolu, Güvenlik, Jandarma.

FETÖ/PDYGaziantepGüneydoğu Anadolu bölgesi+7
Abuzer Durmuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

13-18 yaş arası Suriyeli çocuklarda suça karışma eğilimi ve nedenleri: Gaziantep örneği

Göç kavramının tarihsel sürecine bakıldığında; sürecinin eski dönemlerden günümüze kadar önemli değişmeler gösterdiği ve hatta son zamanlarda göçmen sayılarının yükseldiği belirlenmiştir. Göç kavramının toplumsal yapıda oluşturmuş olduğu sonuçlarıyla birlikte nedenleri açısından da ele alındığında sosyoloji bilimi başta olmak üzere sosyal bilimlerin her alanında önemli bir toplumsal sorun olarak incelenmektedir. Toplumsal değişmeye kaynaklık etmesinin yanında toplumsal değişmenin bir sonucu şeklinde de değerlendirilmektedir. Yaşanan bu değişmelerle birlikte suçta modern hayatın bir parçası olmuş, gelişerek karmaşıklaşmış ve büyüyen bir sorun haline gelmiştir. Suç ve suçlunun yasalar ile ifade edilmiş olmasıyla birlikte söz konusu çocuk olduğunda biyolojik, sosyolojik, psikolojik ve pedagojik yönden farklılık göstermektedir. Bu araştırmada Türkiye'de yaşayan Suriyeli çocukları suça yönlendiren nedenlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma sorusunu cevaplamak için nitel araştırma yöntemleri benimsenmiştir. Araştırmada görüşme yöntemi ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Gaziantep ilinde yaşayan Suriyeli suça sürüklenen çocuklar oluşturmaktadır. Verilerin analizi yapılırken Maxqda20 nitel veri analiz programı kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda bu çalışmada çocukları suça yönlendiren nedenler; aileyle ilişkili faktörler, eğitim-öğretim hayatıyla ilişkili faktörler, iş çevresiyle ilişkili faktörler, akran çevresiyle ilişkili faktörler, göçle ilişkili faktörler, bireysel faktörler ve sosyal medya kullanımı olarak sınıflandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Suç, Çocuk ve Çocukluk, Çocuk Suçluluğu.

GaziantepGöçlerSuriyeliler+5
Gizem Nur Cerit
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde iç güvenlik hizmeti veren genel kolluk personeli ile özel güvenlik personeline duyulan güven ve meslek algısı üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Ülkemizde iç güvenlikten sorumlu birim İçişleri Bakanlığı'dır. İçişleri Bakanlığı bu hizmeti kendisine bağlı icracı kolluk birimleri vasıtası ile yerine getirmektedir. Ülkemizde iç güvenlik hizmetini sunan genel kolluk birimleri polis, jandarma ve sahil güvenlik komutanlığı kurumları olarak sınıflandırılan kolluk kuvvetleridir. Bunların yanında genel kolluk kuvveti olmayan ancak genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olmak için kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyette özel kanunlarla kurulmuş olan özel kolluk birimleri de mevcuttur. Sayıları günümüzde polis birimlerinin toplam sayısından bile daha fazla olan özel güvenlik görevlileri bunların en önemlilerindendir. 2004 yılında 5188 sayılı kanunla kurulmuş olan özel güvenlik teşkilatı günümüzde üniversiteler, havalimanları, hastaneler, alışveriş merkezleri, kamu kurum ve kuruluşları ve hatta özel mülkiyet alanlarına kadar çok geniş bir alanda istihdam edilmektedir. Aktif personel sayısına baktığımız zaman günümüzde 350.000 den fazla özel güvenlik görevlisi olduğu bilinmektedir. Böyle bir istihdam alanına sahip olan özel güvenlik görevlilerinin halkla iç içe ve halka en yakın kolluk birimi olduğu görülmektedir. Bu çalışmada; özel güvenlik görevlileri ile genel kolluk personeline vatandaşın duyduğu güven ve meslek algıları üzerine karşılaştırmalı bir analiz yapılması amaçlanmıştır. Bahsedilen amaç doğrultusunda nicel veri toplama tekniklerinden; yüz yüze anket tekniği kullanılmış ve geliştirilen ölçekle birlikte 2022 yılı Mart-Mayıs ayları arasında ölçüt örneklem yöntemi kullanılarak Gaziantep ilinde ikamet eden 18 yaşından büyük genel kolluk ve özel güvenlik görevlileri ile kişisel ve akrabalık yakınlığı olmayan 421 kişiye anket uygulanmıştır. Çalışma sonucunda yerel halkın genel kolluk ve özel güvenlik personellerine duydukları güven ve meslek algıları üzerinde genelde anlamlı bir farklılık oluşmamasına ragmen, yaş ve eğitim durumu kriteri göz önüne alındığı zaman belirli örneklem türlerinde anlamlı farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir.

GüvenKolluk hizmetleriKolluk personeli+6
Zeki Sunar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yerli turistlerin genel kolluk personeline duyduğu güven algısının terör risk algısına etkisi

Bu çalışmanın amacı, turistlerin terör korkusunun turizm endüstrisi üzerine olan etkilerini anlamak, demografik değişkenlere göre turistlerin algıladıkları terör korkusunun düzeylerini belirlemek, turistlerin terör korkusunun seyahat kararlarını, tatil tercihlerini, ve destinasyon seçimlerini nasıl etkilediğini analiz etmek, turistlerin terör olayları sonrasında güvenlik görevlilerine olan güven algısını ve tekrar ziyaret etme niyetlerini nasıl etkilediğini ortaya koymak ve son olarak turistlerin terör korkusuyla baş etmek için hangi stratejilerin en etkili olduğunu belirlemektir. Bu araştırmada nicel araştırma tekniklerinden anket tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda kolayda örneklem yöntemi ile Türkiye'de yedi bölgeyi kapsayacak şekilde 425 yerli turiste anket uygulanmış ve veriler toplanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre terör korkusunun cinsiyete göre farklılık tespit edildiği görülmüştür. Tekrar ziyaret etme niyeti boyutunda eğitim durumuna göre farklılık olduğu anlaşılmıştır. Araştırmanın bir başka sonucunda Terör Korkusu boyutu ile Tekrar Ziyaret Etme Niyeti arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kolluk Kuvvetlerine Güven boyutu ile Terör Korkusu boyutu arasında da pozitif ve yüksek derecede anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Ayrıca, Tekrar Ziyaret Etme Niyeti boyutu ile Kolluk Kuvvetlerine Güven boyutu arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Ünsal Yakıt
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de uyuşturucu madde kullanıcı profili ve uyuşturucu madde kullanımının genel güvenliğe etkisi

Uyuşturucu madde, günümüzde iç güvenlik problemini tetikleyen birden fazla suç unsurunun ana sorunlarından birisidir. İnsanların uyuşturucu madde kullanmaya başlamasında, birden fazla etken mevcuttur. Bunlara bakıldığı zaman ailevi problemler, arkadaş çevresi, merak duygusu, kendini yalnız hissetme duygusu, ekonomik problemler v.b. Fakat bu maddeye başaladıktan sonra kişi belli bir süre sonra bu maddenin giderek dozajını arttırmaya başlayarak kullanır ve daha sonra bu maddenin bağımlısı haline gelir. Uyuşturucu madde kullanan kişi tabiri caiz ise pimi çekilmiş bir el bombasına dönüşmektedir. Temel olarak kendinden başlayıp, ailesine, arkadaş çevresine ve ülke güvenliğini tehdit edecek bir seviyeye dönüşmektedir. Uyuşturucu madde kullanan kişi sadece uyuşturucu madde kullanma ile kalmayıp, bu maddenin etkisinden kaynaklı olarak birden fazla suça bulaşmaktadır. En basit suçlardan, en azılı suçlara kadar etkisini göstermektedir. Uyuşturucu madde kullanan kişinin vücudunda bir süre sonra madde etkisinden kaynaklı tembellik oluşur. Uyuşturucu madde kullanan kişi bu tembellikle hayatını idam ettirmek için gerekli olan ekonomik özgürlüğü kaybeder. Uyuşturucu madde temin etmek içinde bir ekonomik gelir lazım olduğu için, uyuşturucu madde etkisinde iken normal ekonomik özgürlüğünü kaybeden insan, bir de bu şekilde maddeyi temin edemediği için daha fazla ekonomik sıkıntı içerisine girecektir. Bu ekonomik gücü sağlamak için her türlü suça yönelecek, bir süre sonra ise bu suç türlerini alışkanlık haline getirecektir. İlk başlarda kendi ailesi, daha sonra yakın çevresi, bir sonraki adım olarak tanımadığı insanlara zarar vererek, uyuşturucu maddeyi temin etme yollarına yönelecektir. Toplum içerisinde dışlanmış bir birey olarak boy gösterecektir. Türkiye' de ise bu durumun yaşanmaması için eğitim kurumu başta olmak üzere çeşitli seminerler düzenleyerek, tedavi merkezleri oluşturarak ve kolluk kuvvetleri başta olmak üzere çeşitli kurumları seferber ederek, bu konu ile mücadele etmektedir. Hukuk önünde ise farklı kanun maddelerinde cezaların caydırıcılığı konusunda önlemler alınmaktadır. Uyuşturucu madde kullanımı asla tek başına bir suç değildir, birden fazla suçla bağlantısı mevcuttur.

Emre Koçak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Cyber war and cyber attack legal analysis United Nations-Turkey

The fact that access and broadcasting is almost entirely technological nowadays, almost everyone should ignore the fact that in some way attack the act of cyber attack. If we have not directly dealt with an act of cyberattack, either you have seen it, but it is not owned, or it is your previous segment that did not. As a priority against cyber attack penalties on the basis of individuals and institutions; It will be beneficial to pay attention to the formation of situational wings against cyber attack groups, strong defense against attacks, and to do what is safe in the high position where digital operations will be carried out. With the inventions of technology, cyber defense commands were added to the land, naval and air forces commands, and armies began to produce scenarios on concepts such as cyber attack and cyber warfare. Within the scope of conceptual differences, we now know that wars are not only fought by known war methods between countries. The United Nations (UN) is at the forefront of the important global intergovernmental organizations where national and international cyber security discussions are carried out. Conceptually, changes, new features, and non-clear, UN and employment-enforced legal provisions. In the field of cyber attack and cyber warfare, the international legal characteristics remain at a sufficient level, and problems arise in the extension of the sanctions. Again, when exposed to a cyber attack, the problem of not being imputed to the attack also poses a problem. The main issue that needs to be done is to determine the legal international norms and to ensure that these norms are maintained independently. In particular, panoramic evaluations will review this evaluation with the increase in the importance of cyberspace with each passing day, the developments in the phenomenon of war and the emergence of the cyber attack crime.

United NationsLawCyber attack+6
Rıza Keskin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği için Balkanların stratejik önemi

Avrupa Birliğini oluşturma fikri 14. Yüzyıl da ortaya atıldı. Bu oluşumun öncüleri filozoflar, hukukçular ve siyasetçilerdir. Avrupa'da bir birliğin oluşturulması zaman aldığı gibi devletlerin bir araya gelmesi pek de kolay olmamıştır. Avrupa Birliği, eski adıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunun (AKÇT) kurucu altı üyesi vardır. AB'nin gelişmesini ve büyümesinde sağlayan çeşitli anlaşmalar vardır. Bu topluluğun mevcut üye sayısı Hırvatistan'ın da katılımıyla 27'ye çıkarıldı. AB'ye üye olmak isteyen ülkeler uyum normları olan Maastricht ve Kopenhag Kriterleri yerine getirmek zorundadır. Küreselleşen dünyada AB'nin bölgede ekonomik ve ticari faaliyetlerin yanı sıra siyasi, sosyal, askeri ve jeopolitik alanlarda da gücünü etkin bir şekilde hissettirebilmesi için mutlak bir hâkimiyet sağlanması gerekmektedir. Balkanlar Avrupa ile ilintili bir alandır. Asya, Ortadoğu ve Avrupa arasında stratejik ve jeopolitik konumuyla önemli yer tutmaktadır. Özel ve stratejik konumu istila edilmesinde en büyük faktördür. Tarih boyunca birçok medeniyet, imparatorluk ve devlet bu alana hâkim olmak için birbiriyle savaşmıştır. Günümüzde bile küresel güçler Balkanlarda hâkimiyet kurmaya çalışmaktadır. Balkanlarda meydanda gelen savaşlar, iç çatışmalar, siyasi istikrarsızlıklar, sınır sorunları ve suç teşkil eden olaylar bölgenin imajını etkileyen önemli faktörlerdir. Yugoslavya'nın dağılmasından sonra AB bu bölgedeki etkinliğini artırmak için bölge geneline daha çok yoğunlaşır. Bölgedeki ülkelerin AB'ye katılımını desteklemek ve gerekli süreçlerin başlatılmasını sağlamak için çalışmalar gerçekleştirilmiştir. AB'nin Balkan ülkelerine sağladığı AB'ye katılım sürecinin temel amacı Avrupa'da bütünsel bir güç oluşturma arzusuydu. Öncelikle Batı Balkanlarla başlayan AB üyelik süreci Rusya faktörü sebebiyle Ukrayna, Moldovya ve Gürcistan ülkelerinin sınırlarını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Balkan devletlerinin AB üyeliği için gerekli entegrasyon ve şartları sağlayarak yerine getirmesi için adımlarını emin atması gerekir. Anahtar Kelime: AB'nin Genişlemesi Politikası, AB'nin Balkan Stratejisi, AB Balkan Entegrasyonu,

Avrupa BirliğiBalkanlarBütünleşme+3
Sinan Erdoğan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Polislik mesleği ve zor kullanma yetkisi

Devletin temel görevlerinden olan ve önemli bir yer tutan güvenlik hizmetleri, insan ve birlikte yaşayan toplumlarda zorunluluk arz eden konuların başında gelir. Toplumların güvenliğini ve huzurunu sağlamak açısından her türlü toplumsal barışı, huzuru ve güven ortamını bozan davranış, hal ve hareketlerin kontrol altına alma görevi, gelişmiş demokratik devletlerde şehir merkezlerinde, Genel kolluk kuvveti olan Polis Teşkilatı tarafından yürütülmektedir. Devletlerin asli görevi olan güvenlik, ülkelerin yönetim şekillerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Ancak yönetim şeklinde farklılıklar olabilir ama genel olarak istenilen amaç aynıdır, bu yönetimdeki değişikliklere rağmen oluşan farklılıklar; Toplum barışını, huzur ve kamu düzeni için kolluk kuvvetinin güvenlik açısından önemli bir yeri her zaman vardır. Bireyler ve topluluklar için eğitimin, sosyal hizmetlerin ve sağlık hizmetlerinin gerekliliği ne kadar önemli ve tartışma konusu olmadığı gibi, güvenlik hizmetinin önemi ve gerekliliği de tartışma konusu olmamalıdır. Sadece tartışılacak olan konu bu verilecek olan hizmetin tekniği, veriliş yöntemi ve niteliği olmalıdır. Polislerin görevlerini yerine getirirken huzur ve güven ortamına kastedecek şahıslara karşı gerekli işlemler yaparak, vatandaşın huzuru ve güvenini sağlamaktadırlar. Terör grupları, suç çeteler, hırsızlar, kanunsuzlar gibi toplumun huzuruna ve düzenine zarar veren şahıslara kanunda belirtilen yetkiye istinaden gerektiğinde kademeli olarak uygulanan zor kullanma yetkisi, genellikle vatandaşlar tarafından da gayet olumlu karşılanmakta ve bu sebeple Polis Teşkilatına olan güvenin devlete olan bağlılığın ve saygınlığının korunduğu anlaşılmaktadır. Yapılan çalışmasının genel perspektifine bakıldığında; Polislik Mesleği ve Zor Kullanma Yetkilerinin neler olduğu detaylı bir şekilde açıklanması amaçlanmıştır. Kamu düzenini sağlayan polisin görev ve sorumluluklarını iyi bilmeli, bu çerçevede çaba gösterilmeli ve de bu bilincin oluşması gerekir.

Aday polislerDevlet görevleriMesleki sorumluluk
Ali Kemal Özsular
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
20
Master'sOpen AccessTR

Hukuki ve sosyal perspektifte avukatlık kariyeri

Tez konusu Avukatlık mesleğinin ayrıntılı olarak incelenmesidir. Avukatlık gibi zor ve meşakkatli bir meslek, hukuk fakültesi eğitimi ardından staj sonunda yeterlilik sicilleri ve ruhsatnamenin alınması ile yapılabilir. İnsanla uğraşmak her alanda olduğu gibi hukuk alanında da oldukça zahmetlidir. Subjektif yargıların çok değişken olduğu düşünülürse, mesleğin zorluğu da daha da anlaşılabilir. Yaşayan her insanın amacı ?var olmanın dayanılmaz hafifliğinde? ayakta kalmak, hakkını aramak ve haksızlığa uğradığında mücadele etmektir. İşte bu süreçte avukatlık mesleğinin önemi ve irdelenmesi gerekir. Avukatın izleyeceği yol, nelere dikkat etmesi, şahsi istek ve arzularının hangi şartlarda geçerli olacağı önemlidir. Mesleki başarıda, şahsi istek, mutluluk ve huzurun önemi göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. Avukatlık bir yaşam biçimidir. Tez dört bölüm ve bir sonuç olmak üzere dört kısımdan oluşmaktadır. İlk bölümde avukatlık mesleğinin tarihçesi, ikinci bölümde avukatlık mesleğinin yasal şartları, çalışma alanları, nitelikleri, üçüncü bölümde araştırmanın yasal boyutta tarihçesi ve tarihsel süreçte bakış açısı incelenmiştir. Sonuç kısmında yüksek lisans tezi kapsamında elli avukat üzerinde yapılan anket değerlendirmesi yer almaktadır. Anket çalışmasında, mesleki kıdem, avukatın subjektif değerlendirmeye esas istek ve idealleri, mesleğin seçiminde çevresel faktörlerin etkisi, meslek icrasında ideal ve amaçların zamanla değer yargıları ile birlikte değişikliğe uğraması gibi sorularla mesleki başarı ve ideallerle şahsi istek ve ideallerin birlikteliği incelenmiştir. Bu anket çalışmasında: avukatlık mesleği mercek altına alınarak mutlu, başarılı, idealist avukat araştırması yapılmıştır. İdealist avukatın uyması gereken kurallar ve mevcut yasal durum hep birlikte incelenmiştir.

AvukatlarAvukatlıkKariyer
Filiz Yenipınar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tanıklık algısını etkileyen sosyal dinamikler Gaziantep örneği

Birlikte yaşamanın en önemli paydasını, toplumsal huzur ve birliktelik kavramları oluşturmaktadır. Toplumsal huzur ve güvenin sağlanması adalet duygusuyla anlatılmaktadır. Tanıklık ilk toplumlardan bu yana adalet kavramıyla birlikte günümüze taşınmış bir olgudur. Adaletin sağlanabilmesi için, birbirleriyle çelişen beyanların neticesinde haklıyı haksızdan ayırmanın en eski yöntemi tanıklıktır. Gelişen teknolojik imkanlar neticesinde maddi deliller toplanılarak yargılama yapılsa da, günümüzde de hala yargılanmanın gidişatını belirleyen en büyük etken tanık beyanlarıdır. Tanıklık bir kamu görevi olup adalet sisteminin mihenk taşıdır. Ancak toplumuzda tanıklık görevi bir angarya olarak algılanmakta yeterince ilgi görmemektedir. Gelişmiş toplumlarda tanıklık bilinci toplum olarak kabullenilip, ödev olduğu anlaşılmışken, bizim toplumumuzda bu sahiplenme yeterince gelişmemiştir. İstanbul'da Taksim meydanında gündüz vakti gerçekleşen bir olayda bir tane gönüllü tanık bulunamaması, durumun ne denli ciddi bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Tanıklık görevine olan ilginin neden düşük olduğunu ancak toplumu araştıran sosyoloji ilmiyle araştırabiliriz. Sosyolojinin babası olarak bilinen Auguste Comte, tanıklık algısına hak ve ödev kavramlarıyla, sosyal statik ve sosyal dinamik kavramıyla, hal yasalarıyla ışık tutulabilir. Tanıklık görevinin toplum tarafından nasıl algılandığının Comte' un pozitivist yaklaşımı doğrultusunda anket yöntemiyle öğrenip, sorunları tespit ederek çözüme kavuşabilmesi için yapılacak değerlendirmenin, toplumsal birlik, beraberlik ve huzur için önemli bir çalışma olacağı kanaatindeyim.

AdaletAdalet algısıGaziantep+4
Gürkan Karadağ
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kırsaldan kente göç ve güvenlik ilişkisi: 1980-2010

Bireylerin veya grupların yerleşme alanlarından çeşitli nedenlerle uzak veya yakın başka alanlara gerçekleştirdikleri uzun süreli yer değişikliği hareketleri şeklinde tanımlanan ve insanlık tarihinin en eski zamanlarından beri var olan göç, tüm canlıların hayatlarını daha iyi şartlarda sürdürebilmeleri ya da yaşamlarını devam ettirebilmelerinin ön koşulu olarak, çeşitli nedenlerle gerçekleştirilen bir yer değiştirme hareketidir. İlkel çağlarda doğal afetler, beslenme ihtiyacını ya da temel yaşam gereksinimlerini karşılayamama gibi nedenlerle göç eden insanlar, daha sonraları çoğunlukla ekonomik ve siyasi nedenlerle ülke içerisinde veya uluslararası düzeyde göçlerini sürdürmüşlerdir. Kentleşme ve kentleşme sürecinde göç ve suçluluk arasındaki ilişkilerin varlığı yadsınamaz. Kentlerin sosyal yapısının suçluluk üzerindeki ve suçluluğu artırıcı yöndeki etkileri oldukça fazladır. Kentleşme sürecinde suçluluk oranının artmasında suça etki eden faktörler yanında göç faktörü ve göçün etkilediği faktörlerde yer almaktadır. Suça etki eden bazı faktörler arasında; sosyal akıcılığın hızlanması, sosyal kontrol mekanizmasının bozulması, sosyal normların etkisinin azalması, farklı sosyo-kültürel yapıdaki insanların bir araya gelmesi, çeşitli sebeplerle bir suç alt kültürünün teşekkülü gibi faktörler yer almaktadır. Göçün etkilendiği bazı faktörler ise; nüfus artışı, ekonomik sebepler, eğitim, kültür, sağlık gibi kamusal hizmetlerden faydalanma isteği ve ulaşım, haberleşme ve enformasyon ağındaki gelişmeler şeklindeki itici, çekici ve iletici nedenler şeklinde sıralayabiliriz. Bunların yanı sıra göçe etki eden diğer faktörler arasında; kan davası, toplumsal baskı ve terör olayları gibi faktörler de bulunmaktadır. Bu nedenlerden dolayı, kentleşme, göç ve suç konularının birlikte analiz edilmesi gerekmektedir. Kentlerdeki nüfus yoğunluğunun ve göç nedeniyle meydana gelen sorunların çokluğu suç eylemine büyük imkânlar sağlamaktadır. Kentleşme sürecinde ihtiyaçların çeşitlenmesi ve artması yanında, ekonomik düzeydeki farklılıklar, sosyal huzursuzluklara neden olmaktadır. Bu durumda kişilerin yapılarında bulunan suç eğilimini açığa çıkartan ortamları oluşturmaktadır. Kentleşme sürecinde bir sosyal yapıdan diğer bir sosyal yapıya geçiş, suç eğilimindeki farklılıkları ve aynı zamanda sosyal yapıdaki farklılıkları beraberinde getirmektedir. Çarpık kentleşme kontrolsüz göçü meydana getirmekte, kontrolsüz göç de suç eğilimini oluşturmaktadır. Böylelikle dengesi bozulan bir toplumsal yapı meydana gelmektedir. Toplumsal suçlar, bireysel yasa dışı davranışlar, kalabalıkta kaybolma, takipten kurtulma, önleyici kolluk hizmetlerinin etkinliğinin zayıflaması, karmaşık kent çevresi ile bütünleşmede başarısızlık, toplumsal beklentilerin gerçekleşmemesinden doğan düş kırıklıkları; kentin, tüketici ve yabancılaştırıcı etkileri altında toplumdan kopmanın ve dışlanmanın ifadesi ?suçluluk? olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada sosyolojik açıdan göç olgusu, ülkemizde yaşanan iç ve dış göç hareketleri değerlendirilmiştir. Çalışma literatüre dayalı bir çalışma olup, birincil kaynaklardan daha çok ikincil kaynaklardan faydalanılmıştır. Çalışmada yoğunluk son yıllarda önemi artarak karşımıza çıkan ve ülkemizi bir çok yönden etkileyen iç göç sorunları üzerine odaklanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırsal, Kent, Göç, Suç.

GecekondulaşmaGöçlerGüvenlik+4
Mehmet Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Dini istismar faaliyetlerinin ideolojik temelleri: Radikal kimlik inşasında cihat kavramının incelenmesi

Din insanlık tarihi boyunca insanı etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Dini duyguların etkisiyle savaşlar yapılmış, düzenler değişmiş, insanların hayatı birçok kez değişmiştir. Günümüz itibariyle din insanları her alanda etkilemeye devam etmektedir. Dinin insanlar üzerindeki etkisinin çok olması kişi, grup ve örgütlerce kullanılarak istismar edilmesini de beraberinde getirmiştir. Bazı terör örgütleri insanların din duygularını istismar ederek şiddet eylemlerine dayanak yapması kamuoyu tarafından bilinen gerçeklerdendir. Hangisinin olduğu önemsenmeksizin bütün dinlerde istismar olabilmektedir. İslam dininde de bazı kavramların istismar edilebildiği bilinmektedir. Bu noktada dini istismar eden terör örgütlerince bilinçli ya da bilinçsiz olarak yanlış yorumlanarak şiddet eylemlerinde kullanılmasının incelenmesi, ortaya koyulması, bu eylemlerin önlenmesi, ideolojik olarak mücadele edilmesi ve dünya kamuoyu nezdinde yapılan ve yapılabilecek olan toptan olumsuz yargılamaları engellemede önem arz etmektedir. Yapılan çalışmada 'cihat' kavramının Dini İstismar Eden Terör Örgütlerince istismar edildiği incelemeler sonucunda anlaşılmıştır. İnceleme kapsamında literatür taraması yapılmış, ilgili grupların kaynakları analiz edilmiş ve elde edilen bilgiler konuya hakim uzman diyanet ve güvenlik personeli ile yapılan mülakatlarda elde edilen veriler ile birlikte değerlendirilerek sonuçlar ortaya koyulmuştur. Sonuç olarak 'cihat' kavramı özelinde dini argümanların terör örgütlerince asıl anlam ve amacından uzaklaştırılarak terör faaliyetlerine dayanak yapmak suretiyle istismar edildiği anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Dini İstismar Eden Terör Örgütleri, Cihat, Darül harp

CihadDinsel şiddetDuygusal istismar+7
İlyas Tunç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

PKK/KCK eylem profili: Gaziantep örneği

Bu araştırmanın amacı, PKK/KCK örgütünün Gaziantep'te 2003-2013 yılları arasında gerçekleştirdiği eylem profillerini ayrıntılı bir biçimde betimleyerek, konuya ilişkin nitelikli tartışmalar ve değerlendirmeler yapmaktır. Araştırmaya ilişkin veriler nitel araştırma tekniklerinden birisi olan doküman analizi yoluyla toplanmış ve elde edilen verilerin geçerlik-güvenirlik analizleri; eş uzman incelemesi, dış denetim ve çoklu kodlayıcı süreçleri yoluyla sağlanmıştır. Veri toplama sürecinde, PKK/KCK'nın Gaziantep ilinde 2003-2013 yılları arasında gerçekleştirdiği eylemler ayrıntılı olarak incelenmiş; toplamda 18 farklı türde 173 eylemin gerçekleştiği; bu eylem türleri gerçekleştirilen kodlamalar sonucunda altı başlık altında sınıflandırılmıştır. Araştırma sonucunda, Gaziantep ilinde eylemlerin yıldan yıla tarz ve yoğunluk olarak değiştiği görülmüştür. Bazı yıllarda şehir içi şiddet eylemlerinde yoğunluk olmasına karşın bazı yıllarda ise yürüyüş, basın açıklaması ve propaganda faaliyetleri tarzındaki eylemlerinin çok daha yoğun yaşandığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlar ışığında; tarz ve yoğunluk olarak yıldan yıla değişim gösteren terörist eylem profillerinin birbirinden farklı olması dolayısıyla, terörle mücadelede uygulamaya konulacak yol haritalarının da bu kapsamda şekillendirilmesi gerektiği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: PKK, KCK, Terör

GaziantepPKKTerör+5
Ali Yasin Çiçek
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Göçün terörizme etkisi üzerine bir inceleme (Gaziantep örneği)

Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden çeşitli gerekçelerle diğer bölgelere doğru yaşanan göç hareketlerinin, kentlerde meydana getirdiği gecekondu yapısı ve bu yapının neden olduğu çarpık ve plansız kentleşmenin, yıllardır mücadele edilen terör sorununun ana nedenlerinden birini oluşturduğu söylenebilir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ekonomik gerekçelerle yoğun olarak yaşanan göç, sonraki yıllara gelindiğinde daha çok o bölgelerde yaşanan güvenlik sorunu nedeniyle ortaya çıkmıştır. Yaşanan bu yeni durum, işsiz, yoksullukla mücadele eden, aileleri parçalanmış, dışlanan, yersiz, yurtsuz ve psikolojik sorunlar yaşayan mutsuz insanlardan oluşan bir kitlenin oluşmasına neden olmuştur. Bu kitle, ilerleyen zamanlarda kentlerde terör örgütlerinin kemikleşmiş insan unsurunu oluşturmuştur. Özellikle iki binli yıllara kadar daha çok güvenlik güçlerinin ilgi alanına giren terör sorunu yaşanan deneyimler sonucunda bu soruna bakış açısını değiştirmiş, ortaya konan mücadele anlayışı daha kapsayıcı bir yaklaşımla, sosyo-ekonomik, psikolojik ve kültürel öğelerden oluşan stratejilerle ele alınması gerekliliğini ortaya koymuştur. Göç olgusunun, terörizmin sosyo-psikolojik zeminini oluşturduğu önermesinden hareketle hazırlanan bu veri temelli çalışma; problemi nesnel ve değişik boyutlarıyla ortaya koyan bir araştırma gayreti taşımaktadır. Araştırmaya ilişkin veriler nitel araştırma tekniklerinden birisi olan doküman analizi yoluyla toplanmış ve elde edilen verilerin geçerlik-güvenirlik analizleri; eş uzman incelemesi, dış denetim ve çoklu kodlayıcı süreçleri yoluyla sağlanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlar, göç olgusunun işsizlik, yoksulluk, gecekondulaşma ve eğitim seviyesinin azalması gibi olumsuz faktörleri pekiştirdiği ve bu yolla terör faaliyetlerinin artmasında etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Göç, Terör, Terörizm

GöçlerTerörTerör olayları+2
Bilal Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin bilişim suçlarına yönelik yaklaşımı (Gaziantep ili örneği)

Bu tez çalışmasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli personelin bilgi teknolojileri kavramları çerçevesinde görüşlerini öğrenebilmek, bilişim suçlarına yönelik algıları ve bilgi alt yapısını ölçmek amaçlanmaktadır. Bu çalışma, Gaziantep ilinde halen çalışmakta olan 1 Albay, 1 Yarbay, 3 Yüzbaşı, 1 Üsteğmen, 1 Asteğmen, 4 Başçavuş, 1 Kıdemli Üstçavuş, 3 Uzman Çavuş olmak üzere toplam 15 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bilgi teknolojileri ve bilişim suçları kavramlarına yönelik görüşlerin elde edilmesi amacıyla, personellere, hazırlanan açık uçlu soruların yer aldığı görüşme formu uygulanmıştır. Katılımcıların vermiş oldukları cevaplar içerik analizi yöntemi doğrultusunda kategorilere ayrılmıştır. Analizler bu kategorilere dayalı olarak yapılmıştır. Analizler sonucunda Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin; bilgi teknolojileri ve bilişim suçları konularında farkındalığının artırılması gerekliliği ve konuyla ilgili bilgi düzeyinin yeterli olmadığı ortaya çıkmıştır. Bilişim teknolojilerine yüksek miktarlarda para harcamadan önce karar verici mercilerin eğitim programlarını gözden geçirmeleri gereklidir. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar, İnternet, Bilişim Teknolojileri, Bilişim Suçları, Siber Savaş, Bilgi Güvenliği, Eğitim, Türk Silahlı Kuvvetler

Askeri personelBilgi hizmetleriBilgi teknolojisi+7
Ali Durdu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Problem odaklı polislik: Gaziantep Emniyet Teşkilatında görev yapan amirlerin suç analizine ilişkin görüşleri

Suçları önlemek, güvenliği sağlamak ve özgürlükleri tehdit eden durumlarla mücadele etmekle görevlendirilen polis teşkilatları bu sorunlar için kalıcı çözümler aramaya devam etmektedir. Çağdaş polislik anlayışında; polisin çalışma alanında ortaya çıkan suçları ayrı ayrı analiz etmesini, bu suçların her biri için azaltma, ortadan kaldırma veya önleme yöntemleri geliştirmesini gerekli kılmakta ve bu düşünce Problem Odaklı Polisliğin (POP) temelini oluşturmaktadır. Problem odaklı polislik, küresel bağlamda, özellikle suç önleme hususunda giderek daha fazla tercih edilmesine rağmen, bu konu uygulamada oldukça zayıf kalmaktadır. Konuyla ilgili olarak özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen araştırmalar, bu zayıflığın özünde yeterli sayıda personelin bulunmaması ve bütçe darlığı gibi nedenlerin yattığını ortaya çıkarmıştır. Bununla beraber suçların önlenmesi, azaltılması ya da tamamen ortadan kalkmasını sağlayacak adımların özünde de suç analizi ve problem odaklı polisliğin yattığına ilişkin yaygın bir kanaat de vardır. Bu araştırmada; Problem Odaklı Polisliğin aşamaları olan ve TAMÜD (SARA) olarak kısaltılan, Tarama/Scanning, Analiz/Analysis, Müdahale/Response, Değerlendirme/Assesment olarak sıralanan aşamalardan "Analiz" kısmı ele alınmıştır. Polisin suç ve suçlu üzerinde daha etkin olabilmesini sağlayabilmek amacıyla tüm suç türlerinde uygulama alanı bulunan Problem Odaklı Polislik ekseninde suç analizi özellikle saha da görev yapan uygulayıcılara yani; Gaziantep ili sınırları içerisinde görev yapan sıralı amirlere sorularak değerlendirilmiştir. Alanda görev yapan katılımcıların bilgi birikimlerinden faydalanarak çıkarılan sonuçla polis teşkilatında suçla mücadele alanında görev yapan personelin etkinliğinin artırılmasına katkı sağlanacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Problem odaklı polislik, suç analizi

PolisPolis teşkilatıProblem yönetimi+6
Bekir Tiryaki
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kamplarda barınan Suriyeli sığınmacıların memnuniyet düzeyleri: Harran ve Akçakale örneği

Bu araştırmanın temel amacı Harran konteyner kent ve Akçakale çadır kentte barınan Suriyeli sığınmacıların memnuniyet düzeyleri arasındaki farkın incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini yansız olarak seçilmiş 600 Suriyeli sığınmacı oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin sınıflandırılmasında Sayı ve yüzde alma analizleri uygulanmıştır. Bu araştırma sonucunda Harran konteyner kentte barınan Suriyeli mültecilerin memnuniyet düzeyleri Akçakale çadır kentte barınan mültecilere göre daha yüksek çıkmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda sorunlar yazılmış ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Bu çalışmada, Suriye'deki çatışmalardan kaçarak Şanlıurfa'nın Harran ve Akçakale ilçelerindeki Çadır kentte barınan Suriyeli sığınmacıların kamplara ilişkin memnuniyet düzeyleri analiz edilmektedir. Aynı zamanda sığınmacıların sorun algı ve beklentilerinin de bir şekilde konu edildiği araştırmada daha çok betimsel (discriptive) durumlarla ilgili olarak Sayı tabloları oluşturularak, değişkenlerin örneklem içindeki yüzde dağılımları ve örneklemin genel özellikleri elde edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada Harran konteyner kentte barınan Suriyeli mültecilerin memnuniyet düzeyleri Akçakale çadır kentte barınan mültecilere göre daha yüksek çıkmıştır. Tespit edilen sorunlar, bu sorunlara yönelik değerlendirmeler ve önerilerin konu ile ilgili merciler için önemli bir veri kaynağı olması hedeflenmektedir.

Doyum düzeyiGöçmenlerKamplar+6
M. Selami Yazıcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İhtilaflı bölgeler ışığında Kuzey Suriye sorunsalı ve muhtemel geleceği

Suriye'de 2011 yılı Mart ayında Arap Baharı'nın domino etkisiyle başlayan protesto gösterilerine muhalif gruplar ve bölge ülkelerinin beklentilerinin aksine Beşar Esad'a bağlı rejim çok sert bir şekilde müdahale etti. Suriye ordusunun eylemcilere ateş açması ve çok sert biçimde yaklaşması üzerine, orduda bulunan bazı Sünni subay ve askerler silahlarıyla birlikte ayrıldılar ve Özgür Suriye Ordusu'nu kurarak muhaliflerle birlikte hareket etmeye başladılar. ÖSO'nun kurulmasından sonra silahlı çatışmalar başladı. Muhalif gruplar bir çatı altında toplanmaya çalıştı, bazı koalisyonlar-komisyonlar kuruldu. Ancak çok sesli ve farklı güçler tarafından desteklenen muhaliflerin bir çatı altında toplanması mümkün olmadı. Suriye'deki otorite boşluğu IŞİD, HTŞ gibi radikal grupların güç kazanmasını sağladı. Ancak DEAŞ'ın Irak'tan dolayı bir tecrübesi ve elinde teknolojik ağır silahları vardı, üzerine acımasızlık da eklenince Kuzey Suriye'de birçok yeri ele geçirdi ve Türkiye sınırına kadar dayandı. Akabinde Türkiye tarafına saldırılar yapmaya başladı ve Türkiye'nin bazı yerleşim yerlerinde sivillere karşı canlı bomba eylemleri yaparak 100'den fazla vatandaşın ölümüne sebep oldu. Öte yandan PYD/YPG de aynı şekilde Türkiye sınırına kadar gelip Türkiye tarafına terör saldırıları yapmaya başlayınca, Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanarak sınır güvenliğini sağlamak için DEAŞ ve PYD/YPG'ye karşı sınır ötesi harekatlar düzenlemeye başladı. ABD öncülüğündeki DMUK'un da hava saldırısıyla DEAŞ güneye çekilmek zorunda kaldı ve zamanla gücünü kaybedip dağılmaya başladı. Türkiye, taleplerini haklı bulduğu için, eğit-donat faaliyetleri çerçevesinde ÖSO ve akabinde kurulan Suriye Geçici Hükümetini, özellikle DEAŞ ve PYD/YPG terör unsurlarını sınırlarından uzaklaştırmak, ÖSO'nun kontrolünde güvenli bir alan oluşturarak, hem sırtındaki ağır mülteci yükünü hafifletmek hem de yerinden edilmiş bu insanların yurtlarına dönerek, insani ve güvenli şartlarda yaşamlarını idame ettirmelerini temin etmek için desteklemeye devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: İhtilaflı Bölgeler, Güvenli Bölge, İç Savaş-İç Çatışma, Kuzey Suriye

IŞİDKeşmir sorunuKuzey Suriye+2
Mehmet Çelebi
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

2015-2016 yıllarında Güneydoğuda yaşanan çukur-barikat eylemlerinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)'nün izleri

Terör örgütlerinin amaçları arasında etnik, dini, kültürel saikler yer almaktadır. Terör örgütlerini sınıflandırırken genellikle bu amaçlar etrafında örgütlendikleri görülür. İtalyan anarşist Errico Maletesta'nın kavramsallaştırdığı ve terör örgütleri için hayati öneme haiz olan "Eylemle propaganda" bütün terör örgütleri tarafından varlıklarının devam ettiğinin göstergesi kullanılırlar. Özellikle terör örgütlerinin amaçları farklı olsa da hedeflerinin aynı olduğu durumlarda, aynı coğrafyada ya da küresel terör örgütü bağlamında faaliyet gösterdiği alanın dışında eylemde bulunması durumunda işbirliklerinin yapıldığı görülmektedir. PKK terör örgütü ve FETÖ'nün aynı coğrafyada, farklı ideolojilerde ve farklı amaçlarla hareket etse bile hedeflerinin Türkiye Cumhuriyeti olması sebebiyle birlikte hareket ettiği düşünülebilir. Özellikle PKK terör örgütünün Mardin-Nusaybin, Şırnak Merkez-Cizre-Silopi-İdil, Diyarbakır-Sur ve Hakkâri-Yüksekova şehirlerinde gerçekleştirdiği çukur-barikat eylemlerinde tek başına hareket etmediği ve FETÖ'den destek aldığı ve işbirliği yaptığı yönünde çeşitli hususlar belirtilmektedir. Bu çalışmanın amacı, PKK terör örgütünün çukur-barikat eylemlerinde FETÖ ile işbirliği yapıp yapmadığının tespit edilmesidir. Terörizmin genel hatları ve diğer bölge olaylarından hareket edilerek PKK terör örgütü ile FETÖ arasında çukur-barikat eylemlerinde işbirliği yapıldığı çalışmanın temel varsayımıdır. Bu amaç doğrultusunda ve varsayımı test edebilmek amacıyla nitel araştırma yöntemleri kapsamında tarihsel araştırma tekniği, belge analizi tekniği kullanılacaktır. Anahtar kelimeler: Terör, PKK, FETÖ, Çukur, Barikat

Murat Uçar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-kültürel strateji ve projelerin PKK ile mücadelede etkisi

Türkiye yaklaşık 30 yıldır ulusal güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı ve bölücü terörle mücadele etmektedir. Bu mücadelede her iki taraftan kaç kişinin öldüğü, kaç kişinin yaralandığı ve maliyetinin ne olduğu net olarak bilinmemektedir. Terörle mücadelede başarı için ortaya konan kavramlar ve stratejiler uygulamada ne kadar karşılığını bulduğu ise tam bir tartışma konusudur. Terörle mücadele adına son yıllarda özellikle sosyo-kültürel alanlarda bölge halkına yönelik çalışmalar dikkati çekmektedir. Bu çalışmada, günümüze kadar sosyo-kültürel alanda ayrılıkçı ve bölücü terörün önlenmesi maksadıyla ortaya konmuş projeler; raporlar, istatiksel veriler, üst düzey devlet yetkililerinin yazılı ve sözlü beyanları ışığında analiz edilmiş, başarı durumları belirlenmiş ve bu alanda yapılması gereken projeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma neticesinde terörü önlemeye yönelik ortaya konan sosyo-kültürel projelerin terörü önlemede olumlu yönde etkili olduğu ancak tek başına yeterli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Terörle mücadele, Strateji, Sosyo-Kültürel

PKKProjelerSosyokültürel etki+6
Mesut Yeşilyurt
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

ulusal güvenliğin sağlanması açısından iç güvenlik istihbaratının önemi

Devletlerin var olma süreçlerinde iç ve dış tehditlere karşı, ulusal güvenliklerinin teminat altına alınmasında, istihbarat faaliyetlerinin önemli ve ayrıcalıklı bir yeri olduğu şüphesizdir. İstihbarat, çok disiplinli ve geniş çalışma alanlarını bir arada barındıran bir kavram olup ulusal güvenlik stratejilerinin de temel yapı taşlarındandır. Ulusal güvenliğin sağlanmasında, devletin iç ve dış her türlü tehlikelerden korunmuş olarak varlığının devamı, bu tehdit ve tehlikelerin önceden bilinmesi ve tedbirler alınmasıyla mümkündür. Dünyada güçlü devletlerin siyasi stratejilerini evrensel ortamda kabul ettirmek için etkili istihbarat yöntemleri uyguladıkları görülmektedir. Ancak ülkemizde istihbarat faaliyetlerine verilen önem, hak ettiği konumda değildir. Bu kapsamda ülkemizde istihbaratın akademik yönden araştırılması, istihbarat yöntemleri konusunda iyi yetişmiş istihbarat elemanları ve sağlam organize edilmiş istihbarat örgütlerinin varlığı, bağımsızlık ve güvenliğimizin teminatı olması yönüyle gereklidir. Ulusal güvenliğine ilişkin olarak güvenlik ile ilgili ve İstihbarata ait temel kavramların araştırılması, güvenlik ve istihbaratın kesişen noktasında ulusal güvenliğin sağlanması açısından iç güvenlik istihbaratının incelenmesi ve öneminin vurgulanmasına çalışılacaktır. Ulusal Güvenlik ve İstihbaratın tez konusu olarak seçilmesi, araştırmanın kamu yararına olması ve konu ile ilgilenen akademik personel ve araştırmacılara fayda sağlayabilmesi hasebiyledir.

Milli güvenlik politikasıMilli güvenlik stratejisiTerör+3
Selçuk Bağcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu'da Nusayri ideolojisi (Suriye örneği)

Ortadoğu'nun kültürel, dini ve etnik çeşitliliği çok olan yapısında Nusayriler azımsanmayacak bir öneme sahiptirler. Suriye Devlet yönetimindeki Esad ailesi ve Suriye'de gerçekleşen iç savaş nedeniyle gerek medyada gerekse akademik makalelerde Nusayri ismi sık sık zikredilmektedir. Peki, kimdir Nusayriler? Suriye devlet yapılanmasında ilerlemelerinin inançlarıyla bağlantısı var mıdır? Nusayrilik inancı tarihsel süreç içerisinde bir ideolojiye dönüşmüş müdür ya da çıkışı itibariyle zaten ideolojik bir yapıda mıdır? Şüphesiz ki bu sorulara cevap verebilmek için gerek dinsel, gerekse kültürel olarak Nusayrilerin tarihi ve antropolojik gelişimini incelememiz gerekmektedir Bu çalışmada sırasıyla önce Nusayrilerin ilk oluşumlarını, yerleşim yerlerinin dağılımını, inanç sistemlerini ve tarih içinde nasıl değişim gösterdiklerini. Kapalı bir grup olan Nusayrilerin siyasi anlamda ilerlemelerinin dini inançlarıyla olan bağlantısını, inançlarının siyasal bir ideolojiye dönüşüp dönüşmediğini ve ideolojik karakterde olan bir inancın kendisini nasıl yansıttığı konularını anlamaya çalışacağız. Nusayriliği Ortadoğu'da Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinden günümüze kadar olan zaman diliminde inceleyeceğiz.

Din anlayışıNusayrilerNusayrilik+4
Zühal Taşpınar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni Dünya düzeni bağlamında terör, vekâlet savaşları ve Türkiye

Değişen koşullar neticesinde vekâlet savaşları kavramı yeni yüzyılın yeni savaş stratejisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde terör örgütleri başta olmak üzere farklı devlet ve devlet dışı aktörlerle yürütülen Vekâlet Savaşları özellikle Ortadoğu coğrafyasında sıkça yaşanmaktadır. Yeni Dünya Düzeni bağlamında ve değişen koşullar çerçevesinde Vekâlet Savaşlarının bugün olduğu gibi gelecekte de en çok tercih edilen savaş stratejisi olacağı tahmin edilmektedir.Bu tez çalışması sonuç hariç üç bölüm olarak ele alınmıştır. İlk bölümde ABD ve Batılı müttefikleri tarafından oluşturulmaya çalışılan Yeni Dünya Düzeni ve bu düzenin bir yansıması olarak günümüzde tüm dünyayı saran Terör ve Terörizm kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde günümüzde devlet ve devlet dışı aktörlerin yeni savaş stratejisi haline gelen Vekâlet Savaşlarının ne olduğu, neden ortaya çıktığı, nasıl yürütüldüğü ve aktörlerinin kimler olduğu başlıklar halinde örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü ve sonuç bölümünde Türkiye'nin zorlaşan konumuyla beraber vekâlet savaş stratejisini hayata geçirmesinin gerekliliği anlatılmıştır. Ayrıca Türkiye'nin Suriye iç savaşında doktrine etmeye çalıştığı vekâlet savaş stratejisi, bu stratejide yapılan hatalar ve çıkarılması gereken dersler ele alınmıştır.

OrtadoğuSuriyeTerör+7
Cemal Çoban
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Terör örgütlerinin algı yönetimi faaliyetleri, PKK örneği

Türkiye'de terörizm uzun yıllar ülke gündemini meşgul etmiş ve halen de etmektedir. Ülke enerjisini terörizme harcayarak siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda hedeflerinin gerisinde kalmıştır. Türkiye'nin terörle mücadelesi güvenlik boyutunda etkili düzeydedir ancak terörle mücadelede çok boyutlu ve etkin mücadeleyi sürekli kılamaması nedeniyle terör, Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Terörizmin değişen dünya şartlarına göre nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdiği, iletişim ve teknolojiden yararlanma kabiliyetleri, propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerini kullanma biçimleri ele alınmıştır. PKK/KCK Terör örgütü özelinde terörizmin psikolojik boyutu ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada PKK/KCK Terör örgütü hakkında temel bilgilere yer verilmiş, ayrıntılara girilmemiştir. PKK/KCK Terör örgütünün propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerindeki amacı, stratejileri, araç ve yöntemleri ele alınmıştır. Nitel ve Nicel araştırma yöntemleri ile ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. PKK/KCK Terör örgütü ile ilgili olarak alan çalışmalarından örnek olay/durum/tutumlarla, algı yönetimi faaliyetlerinin toplumsal hayata yansımaları ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Pkk, Terör, Propaganda, Algı Yönetimi

Algı yönetimiPKKPropaganda+5
Hilmi Telci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

IŞİD Terör Örgütü'nün Türkiye'ye yönelik propaganda faaliyetleri ve yabancı teröristler

Günümüzde kavramsal olarak tanım sorunu yaşayan terörizmin varlığını devam ettirebilmesi adına yaşadığımız yüzyıla özgü bir takım yöntemler belirlediği dikkat çekmektedir. Özellikle bilgi teknolojileri çağında yaşadığımız düşünüldüğünde İslami referanslı radikal terör örgütlerinin gelişen teknolojiyle birlikte etkinlik alanlarını sanal ortamlara taşıdıklarını görmekteyiz. İşte bu bağlamda IŞİD'in dijital dünyayı Türkiye merkezli propagandasını oluşturması bakımından nasıl kullandığına dikkat etmek gerekmektedir. Çünkü terör örgütlerine insan kaynağı akışını sağlayan temel argüman propagandadır. Günlük hayatta sıkça kullandığımız sosyal medya bir zaman sonra terör örgütlerinin elinde çok tehlikeli bir silah haline dönüşebilmektedir. Bu bağlamda örgütün Türkiye propagandasını internet ortamında yayınladığı ve içeriğini modern kültür kodlarına göre dizayn ettiği 7 sayılık dijital Konstantiniyye Dergisi oluşturmaktadır. Örgütün dergi içeriğinde referans aldığı temel İslami kavramlardan olan cihat, hicret, şehitlik düşünüldüğünde karşımızda selefi ideolojinin yansımalarıyla sistematize olmuş bir terör örgütünün yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Bütün bunların yanında örgütün önemli bir seviyede insan kaynağını oluşturan yabancı teröristlerin radikalleşme süreçleri üzerinde de bu propaganda yönteminin son derece önemli olduğu söylenebilir. Sorunun doğru analiz edilerek çözümün de bu bağlamda geliştirilmesi tıpkı çilingir misali kilidin yapısına uygun anahtar üretilmesi bakımından önemlidir.

IŞİDKonstantiniyye dergisiPropaganda+7
Özkan Dede
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

PKK'nın hâkimiyet stratejisinde şiddet kullanımı

Terör ve terörizm genel olarak baskı ve korku ile güvensizlik atmosferi oluşturarak halkı siyasi otoriteyekarşı caydırmaya çalışmaktır. Bu güvensizlik ortamında hem açık amaçlarını hem de gizli amaçlarına ulaşabilmek için şiddet kullanımını tercih eden bu tip illegal organizasyonlar hem halka hem de siyasi otoriteye karşı bu yöntemi kullanmaktadır. Bu açıdan bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun yıllardır karşı karşıya kaldığı terörizm faaliyetleri birçok olumsuz sonuçlara sebep olmuştur. Terör örgütü PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik yapısını, birlik beraberliğini, ekonomisini ve huzur ortamını hedef alan birçok eylemi olmuştur. Örgüt zaman içerisinde bu tür terör eylemlerini gerçekleştirerek silahlı mücadelenin yanında siyasallaşma çabasının da olduğugörülmektedir. Örgüt silahlı eylemler ve baskılar neticesinde baskı altında tuttuğu bölge halkının desteğini alarak siyasi anlamda amaçlarına ulaşmaya hedeflemiştir. Terör örgütü bu siyasallaşma sürecinde ortaya çıktığı coğrafyanın etnik anlamda temsilcisi olduğunu öne sürerek Kürt kökenli vatandaşları etkisi altına almaya çalışmıştır.

BiyoterörEgemenlikPKK+5
Mahmut Arslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Spor organizasyonlarında görev alan güvenlik güçlerinin stres yönetimi

Çağdaş hayatın getirmiş olduğu yenilikler ve zorluklar karşısında, polislerin çalışma ortamlarında ve görevlendirildikleri spor organizasyonlarında çalışmalarını ve performanslarını olumlu ve olumsuz yönde etkileyen birçok faktör vardır. Bir ya da birkaç insan tarafından çıkan olaylara müdahale etmekle, binlerce insanın bir araya geldikleri büyük organizasyonlarda çıkan olaylara müdahale etmek aynı değildir. Bu büyük organizasyonlarda, profesyonel bir şekilde ve iyi organize olup birlikte harekete geçmek çok önemlidir. Profesyonel müdahalenin ve organizenin zayıf olması sonucunda, birçok can ve mal kaybına sebep olabilecek durumlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle spor organizasyonlarında görev alan güvenlik güçlerinin moral ve motivasyonlarının yerinde olması oldukça önemlidir. Bu çalışma, polislerin görevlendirildikleri spor organizasyonlarındaki, iş performansında etkisi olduğu düşünülen stresin sebeplerini ve doğru yönetilmesini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca çalışmada yaş, cinsiyet, medeni hal, çalıştığı birim gibi farklılıklarda göz önünde bulundurulmuştur. Bu çalışma ile ilgili araştırma yapmak için konu hakkında literatür taraması yapılmış ve Gaziantep'te çalışan 270 polise stres durumlarını etkileyen 45 sorudan oluşan anket formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 programı kullanılmış ve değerlerin yorumlanması için demografik özelliklerin değişkenliğine göre One Way Anova (tek yönlü varyans analizi) testi kullanılmış ve gruplar arasındaki farkı belirleyebilmek için Tukey testi kullanılarak anlamlılık p<0.05 alınmıştır, cinsiyet ve medeni durumda ise t- testi uygulanmıştır.

GüvenlikGüvenlik güçleriSpor organizasyonları+2
Harun Bahar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının insan hakları ve özel hayatın korunması yönünden incelenmesi

1994 yılına kadar herhangi bir hukuki zemin bulamayan Güvenlik Soruşturması, 26.10.1994 tarihinde kabul edilen ve 03.11.1994 tarihinde Resmî Gazete 'de yayınlanan 4045 sayılı "Güvenlik Soruşturması, bazı nedenlerle görevlerine son verilen kamu görevine alınmayanların haklarının geri verilmesine ve 1402 Numaralı sıkıyönetim kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun" ile yasal bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır. Bu tarihten itibaren pek çok değişikliğe uğrayan kanun ile birlikte güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yer almış ve kapsamı genişlemiştir. Kritik görevlerde çalışan personel hakkında yapılan soruşturmalar ile ilgili kapsam genişlemiş olup, günümüzde neredeyse her kamu personeli alımı veya naklinde personel seçim unsuru olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kavramı ele alınacak, hangi usuller ile kimler tarafından yapıldığı değerlendirilecek, faydaları ve sakıncaları tartışılacaktır. Ayrıca, "sakıncalılık" kavramı üzerinde durulacak, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusu, yargı kararları ve içtihatlar açısından değerlendirilecek ve insan hakları ile çelişen yönleri irdelenecektir. Danıştay'ın bugüne kadar güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusunda verdiği kararları, hangi kıstaslar göz önüne alarak değerlendirdiği, nedenleri ile birlikte incelenecektir. Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile her geçen gün daha da karmaşık bir hal alan yenidünyada, devletlerin amaçlarına ve yöntemlerine uygun personel istihdam etmelerinin gerekliliği hususu tartışılacak, bilgi güvenliği ile istihbarata karşı koyma bağlamında konu ele alınacaktır.

Arşiv sistemleriArşivlerGizli soruşturma+6
Mehmet Oskay
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'ye gelen göçmenler: Diaspora ve devlet güvenliği

Türk milleti, eski çağlardan beri ana vatanı olan Türkistan coğrafyasından ayrılarak birçok farklı coğrafya ve bölgelere yayılmış ve oraları kendine vatan edinmiştir. Zaman içerisinde yayıldığı ve vatan edindiği bu coğrafyalarda farklı milletlerle gerek inançsal gerekse kan bağı yoluyla nüfuzunu artırmıştır. Ne var ki XIX. yüzyıldan itibaren yirmi üç milyon km²ye ve üç kıtaya yayılmış olan Türk/Osmanlı Devleti'nin zayıflayarak önce toprak kayıpları, bilahare de yıkılmasını müteakip milyonlarca Türk ve akraba toplulukları yayıldıkları ülke ve bölgeleri terk ederek Anadolu Türkiyesi'ne doğru göçe zorlanmıştır. Anadolu Türkiyesi'ne göç etmek zorunda bırakılan bu Türk ve akraba topluluklarının modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına askerî, ekonomik kültürel ve fikrî açıdan ciddi katkıları olduğu tartışılmaz bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Diğer taraftan Anadolu Türkiyesi'ne doğru gerçekleşen birçok bireysel ve kitlesel göçe rağmen önemli miktarda Türk kitlesi hâlâ yaşadığı ülke ve bölgeleri terk etmeyerek diasporik bir kitle olarak bulundukları coğrafyada yaşamlarını sürdürmektedir. Ayrıca altı buçuk milyondan fazla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı daha çok ekonomik sebepler olmak üzere ana vatanını terk ederek farklı ülkelerde ciddi bir Türk diasporası oluşturmuştur. Gerek Anadolu Türkiyesi'ne göç etmeyerek bulundukları bölgelerde önemli miktarda ve nüfuzda kalan Türk ve akraba toplulukları ve gerekse modern Türkiye Cumhuriyeti'nden dışarıya doğru yapılan Türk göçleri başlangıçta birtakım sorunları beraberinde getirmiş olsa da bunlarla ilgili yapılacak ciddi çalışmalarla oluşturdukları problemleri pozitife döndürmenin mümkün olacağı düşünülmelidir. Ülkemize gelen göçmenler ile dışarıda bulunan diasporik gruplar arasındaki kurulacak sağlıklı iletişim ve etkileşim; ülkemize ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal açıdan ciddi katkılar sağlayacaktır. Türkiye'ye göç etmiş unsurlar ile dışarıda kalmış akraba gruplar arasında kurulacak sivil köprülerin inşası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ulusal güvenliği ve devletin bekası bağlamında da ciddi katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Göç, Göçmen, Diaspora, Devlet Güvenliği.

DiasporaGöçmenlerGüvenlik+5
Barış Yağmurlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Olası bir İran iç savaşının Türkiye'ye etkileri

İran'ı konu alan bu çalışmamızda öncelikle İran'ın tarihi ve jeopolitik önemi incelenmiştir. Bunların yanı sıra demografik ve ekonomik yönleri de ayrıntılı incelemeye tabi tutulmuştur. Demografik açıdan İran'ın etnik, dini, kültürel ve filolojik yapısı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ayrıca İran ekonomisinin güncel yapısı değerlendirilip geleceğe dönük değerlendirilmesi yapılmıştır. Bütün bunlar bir bütün halinde değerlendirilerek politik yansımaları analiz edilmiştir. Bu çerçevede İran Devleti'nin iç politikada ve dış politikaya yönelik meselelerde yaklaşımı incelenmiştir. Ayrıca İran ile sosyolojik, dini ve ekonomik olarak veriler analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. İran halkının olaylar karşısındaki tutumları da çalışmaya konu edilmiştir. İran coğrafyasında yaşayan topluluklara dair farklılıklar vurgulanarak analiz edilmiştir. Bu farklılıkların ne tür çatlaklara sebebiyet verebileceği de analizlere konu edilmiştir. Ayrıca yapılan analizler sonucunda haritalar çizilerek görseller hazırlanmıştır. Bütün bu analizler ve görseller neticesinde İran'da iç savaş ve iç karışıklık ihtimaline dair risk değerlendirilmesi yapılmıştır. Kaynak ve literatür taraması olabildiğince hassas yapılarak İran'a Türkiye'den bakış açısı noktasında değerlendirmeler yapılmıştır. İran'da olası bir iç karışıklık ve iç savaş durumunun yaşanıp yaşanmayacağına dair analizler yapılmıştır. Bu durumun yaşanmamasının Türkiye açısından daha kabul edilebilir olduğu vurgulanmıştır. Ancak bu durumun yaşanması halinde Türkiye açısından olası etkileri değerlendirilmiştir. Sadece Türkiye açısından değil, Orta Doğu ve bu coğrafyada İsrail hakimiyeti açısından da değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca bu durumun Rusya, Çin ve Avrupa'ya maliyetleri de tartışılmıştır. Bu analizler olabildiğince tarafsız ve bağımsız bir bakış açısı ile yapılmaya çalışılmıştır. Ayrıca söz konusu birçok analiz haritalarla desteklenmiştir. Bu çalışmaya ve haritalara konu edilen veriler karşılaştırmalı olarak değerlendirilerek süzülmüştür. İstikrarsızlığın söz konusu olmaması veya istikrarsızlık yaşanırsa bu durumu daha az hasarla atlatabilmek için birtakım değerlendirilmeler yapılmıştır. Netice itibariyle istikrarsızlık konusunda gayet acı tecrübelerin yaşandığı çevre coğrafyalara bir yenisinin daha eklenmemesi için yapılması gerekenler değerlendirilmiştir.

DemografiDemografik yapıJeopolitik+6
Yunus Emre Saraç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu kaçakçılığında güncel yöntemler ve karşı tedbirler: Gaziantep ili örneği

Uyuşturucu kaçakçılığı bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun bir şekilde görülen organize bir suçtur. Türkiye'de son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili yapılan mücadeleler artarak devam etmektedir. Bu tez çalışmasında kaçakçılar ile mücadelede alınan tedbirlerin ve uyuşturucu kaçakçılığında kullanılan yeni yöntemlerin Gaziantep ili örneğinde incelenmesi amaçlanmıştır. Böylece uyuşturucu kaçakçılığı ile ilişkili diğer suçların engellenebileceği düşünülmektedir. Araştırma verileri literatür tarama ve örnek olay yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde ve dünyada uyuşturucu ile ilgili yapılan çalışmalar incelenmiştir. Ayrıca, Gaziantep şehrinde kaçakçılık ile mücadele eden güvenlik güçleri ile görüşmeler yapılmış ve veriler toplanmıştır. Tez çalışmasının ilk kısmında Gaziantep özelinde Türkiye'de uyuşturucu kaçakçılığına karşı alınan önlemler, uyuşturucu bağımlılığına karşı yapılan tedavi yöntemleri ve uyuşturucu kaçakçılığı ve bağımlılığının önlenmesi için alınan kararlar ve yaklaşımlar bağlamında iki hipotez ortaya atılmıştır. Hipotezlerden birincisi Gaziantep özelinde uyuşturucu kaçakçılığı ile farklı teknik ve taktikler uygulanması ve ikincisi ise Gaziantep ilinde son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadelenin artması ile ilgilidir. Çalışma sonuçları tez için ortaya atılan iki hipotez sonucunu desteklemiştir. Gaziantep ilinde uyuşturucu kaçakçılığı için alınan önlemler üst düzeyde ve başarılıdır. Bu sebepten dolayı Türkiye, Avrupa ve bölgesel olarak uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili en ciddi ve üst düzey seviyede mücadele eden ülkelerden birisidir. Ayrıca, uyuşturucu bağımlılık önleme ve tedavi merkezleri bireylerin uyuşturucu kaçakçılığını engellemekte ve topluma kazandırılması sağlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Kaçakçılık, uyuşturucu kaçakçılığı, Gaziantep

GaziantepGüvenlikGüvenlik stratejileri+3
Mustafa Polat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00