Gaziantep University
Anabilim Dalı

Temel Eğitim Anabilim Dalı

Gaziantep University

1.540

Arşivlenen Tez

3

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4-6 yaş arası çocukların ilkokula hazırbulunuşluk düzeyleri ile ebeveynlerinin riskli oyuna izin verme durumlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, 4-6 yaş arası çocukların ilkokula hazırbulunuşluk düzeyleri ile ebeveynlerinin riskli oyuna izin verme durumlarının incelenmesidir. Tarama modelinde hazırlanan çalışmanın örneklemini, Van ili merkez ilçelerindeki (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 4-6 yaş aralığındaki 420 çocuk ve 420 ebeveyn oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Sak ve Yorgun (2024) tarafından hazırlanan Gelişimsel İlkokula Hazırbulunuşluk Ölçeği-Kısa Formu ve Ünüvar ve Kanyılmaz (2017) tarafından geliştirilen 4-6 Yaş Çocukları İçin Riskli Oyunlara İzin Verme Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmanın sonucunda, 4-6 yaş arası çocukların ilkokula hazırbulunuşluk düzeyleri ile ebeveynlerinin riskli oyuna izin verme durumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca çocukların ilkokula hazırbulunuşluk düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu ve çocukların kardeş sayısına ve anne-babaların eğitim durumlarına, yaşlarına ve evlilik sürelerine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte, ebeveynlerin riskli oyuna izin verme durumlarının düşük olduğu ve çocuğun okul öncesi eğitim alma süresine ve anne-babaların eğitim durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

Çocuk büyütmede ebeveynin rolüÇocuk oyunları
Ayhan Sak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuklarının karşıt olma karşı gelme bozukluğu ile ebeveynlerinin ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile ebeveynlerinin ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde hazırlanmış olan bu nicel araştırmanın örneklemini Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırmada Ebeveyn Bilgi Formu, Erken Çocukluk Envanteri- 4 Ebeveyn Formu (EÇE-4: EF) ve Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) kullanılmıştır. Çalışmanın verileri, SPSS-26 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Toplanan 1002 veri içerisinden Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu olan 74 çocuk belirlenmiş ve analizler bu 74 çocuğa ait veriler üzerinden yürütülmüştür. Yapılan analizler sonucunda Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü, Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile otoriter ebeveynlik ve izin verici ebeveynlik tutumları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile aşırı koruyucu ebeveynlik tutumu arasında ise anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmamıştır. Ebeveynlerin benimsediği "otoriter tutum" ve "izin verici tutum" düzeylerinin düşük olduğu; "demokratik tutum" ve "aşırı koruyucu tutum" düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumlarının çocuğa yakınlık durumlarına göre demokratik ebeveynlik ve otoriter ebeveynlik tutumlarında; çocuk sayılarına göre demokratik ebeveynlik tutumunda ve anne eğitim durumuna, baba eğitim durumuna, annenin çalışma durumuna, çocuğun okul öncesi eğitim alma süresine ve çocuğun doğum sırasına göre aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunda anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ortalamalarının düşük ve orta düzey sınırında olduğu saptanmış ve çocukların Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğunun baba eğitim durumuna ve ailenin aylık gelirine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

Ebeveyn-çocuk ilişkisiErken çocuk eğitimiÇocuk-okul öncesi
Melek Akyapı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocukluk dönemindeki çocukların bağlanma durumları ile öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 aylık çocukların ebeveynlerine bağlanma durumları ile öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemi ile yapılmıştır ve nicel araştırma desenlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 aylık 100 çocuktan oluşmuştur. Araştırmanın verilerine, "Tamamlanmamış Oyuncak Bebek Ailesi Hikayeleri Ölçeği" ve "4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-Düzenleme Becerileri Ölçeği (Öğretmen Formu)" kullanılarak ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan katılımcıların betimsel özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde değerleri, veri analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon katsayısı gibi parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, bağlanma güvenliğiyle öz-düzenleme ve öz düzenlemenin engelleyici kontrol, dikkat ve çalışma belleği becerileri arasında düşük düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bağlanma ile cinsiyet, doğum sırası arasında anlamlı farklılık bulunurken, aile tipi, kardeş sayısı, anne-baba öğrenim düzeyi arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bununla birlikte, öz düzenleme ile cinsiyet arasında anlamlı farklılık bulunurken, aile tipi, kardeş sayısı, doğum sırası, anne-baba öğrenim düzeyi arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Anahtar sözcükler: erken çocukluk dönemi, bağlanma, bağlanma durumları, öz düzenleme.

Sümeyya Sarı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin ebeveynlik özyeterlilikleri ile ebeveyn tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin ebeveynlik öz yeterlilikleri ile ebeveyn tutumlarının incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma türlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini okul öncesi dönem çocuğu olan 987 ebeveyn oluşturmaktadır. "Ebeveyn Öz Yeterlilik Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Bilgi Formu" aracılığıyla çalışmanın verileri toplanmıştır. Veri analizinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpımı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin benimsediği demokratik ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu ancak otoriter ve izin verici tutumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ebeveyn tutumlarının çocuğa yakınlık durumuna, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, evlilik süresine, babanın eğitim durumuna ve oturulan eve göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ebeveyn tutumlarının ebeveynlerin medeni durumuna ve babanın yaşına göre ise anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Ebeveynlerin ebeveynlik öz yeterliliklerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinin çocuğa yakınlık durumlarına, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, babanın eğitim durumuna, evlilik sürelerine ve oturulan eve göre ebeveynlik öz yeterliliklerinin anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ebeveynlerin medeni durumlarına ve babanın yaşına göre ise ebeveynlik öz yeterliliklerinin anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Ebeveynlik tutumlarından demokratik ebeveynlik tutumu ile ebeveynlik öz yeterlilikleri arasında orta derecede pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Ayrıca, ebeveynlik tutumlarından otoriter, aşırı koruyucu ve izin verici ebeveynlik tutumları ile ebeveynlik öz yeterlilikleri arasında zayıf derecede anlamlı ilişkiler saptanmıştır.

Ebeveyn stiliEbeveyn öz yeterliliğiOkul öncesi dönem+1
Muharrem Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin öğretmen öz yeterliliklerinin incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterliliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile hazırlanan bu araştırmanın örneklemini Van ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmada Katılımcı Bilgi Formu ve Okul Öncesi Öğretmenleri İçin Öğretim Stratejileri ve Yöntemleri Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın verileri SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Örneklemi oluşturan 397 okul öncesi öğretmeninden elde edilen verilerin analizi sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin öğretim stratejileri ve yöntemleri öz yeterlilik düzeyleri yüksek çıkmıştır. Okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin öğretmen öz yeterliliğinin öğretmenlerin cinsiyetine, mesleki deneyimlerine, çalıştıkları statüye ve sınıflarındaki çocuk sayısına göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Bunun yanı sıra okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin öğretmen öz yeterliliğinin öğretmenlerin yaşlarına, eğitim durumlarına, çalışma durumlarına, sınıflarındaki çocukların yaş grubuna, çalıştıkları eğitim kurumunun türüne, çalıştıkları sektöre ve yaşadıkları yerleşim yeri değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

Okul öncesi öğretmenlerÖz yeterlilikÖğretim stratejileri+1
Leyla Dayan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimleriyleebeveynlerinin ebeveynlik tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimleriyle ebeveynlerinin ebeveynlik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın katılımcılarını seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 744 ebeveyn ve çocukları oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Soru Sorma Eğilimleri Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılarak elde edilmiştir. Veriler normal dağılım göstermediğinden veri analizinde Kruskal-Wallis H testi, Mann-Whitney U testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Katılımcı ebeveynlerin benimsediği otoriter tutum ve izin verici tutum ortalamalarının düşük düzeyde olduğu; demokratik tutum ve aşırı koruyucu tutum ortalamalarının ise yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumlarının çocuğa yakınlık durumlarına, çocuğun yaşına, çocuğun kardeş sayısına, çocuğun anadiline, çocuğun okul öncesi eğitim alma süresine, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, babanın eğitim durumuna, evlilik süresine ve oturulan eve göre bazı alt boyutlarda anlamlı farklılık gösterdiği ancak çocuğun cinsiyetine ve babanın yaşına göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimlerinin ilgi soruları boyutunda, metafizik soruları boyutunda ve ölçeğin genel toplamında orta düzeyde olduğu, farklı soru tipleri boyutunda ise yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimlerinin cinsiyetlerine, yaşlarına, kardeş sayılarına, annelerinin yaşına, babalarının yaşına, annelerinin eğitim durumuna, babalarının eğitim durumuna ve oturulan eve göre bazı alt boyutlarda anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ancak okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimlerinin anadillerine, okul öncesi eğitim alma sürelerine ve ebeveynlerinin evlilik sürelerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Soru sorma eğilimi ölçeğinin ilgi soruları, metafizik soruları ve farklı soru tipleri alt boyutları ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında pozitif yönlü, ilgi soruları alt boyutu ile otoriter ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Soru sorma eğilimi ölçeğinin genel toplamı ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında pozitif yönlü, soru sorma eğilimi ölçeğinin genel toplamı ile otoriter ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur.

Fadime Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançları ile kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetimi özyeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara ilişkin inançları ile kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetimi özyeterlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini Van ilindeki 402 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmış ve araştırmanın verileri Gelişime Uygun Uygulamalar İnanç Ölçeği ve Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıf Yönetimi Özyeterlik Ölçeğiyle toplanmıştır. Araştırmada betimleyici istatistikler, Kruskal Wallis, Mann-Whitney U testleri ve Spearman Korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmada, Gelişime Uygun Uygulamalara İnançları ile Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıfı Yönetimi Yeterlikleri arasında orta düzeyde, pozitif yönde (r:,497) ve anlamlı (p= 0,05) bir ilişki oluğu saptanmıştır. Araştırmada Gelişime Uygun Uygulamalara Öğretmen İnanç Ölçek puanlarının Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıf Yönetimi özyeterlik ölçek puanlarını pozitif ve anlamlı olarak etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca Gelişime Uygun Uygulamalara Öğretmen İnanç ölçek puanındaki artışların Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıf Yönetimi özyeterlik ölçek puanını anlamlı şekilde artırdığı (B = 45,104, β = ,487, p < .001) belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda katılımcıların gelişime uygun uygulamalara ilişkin inançlarının yüksek olduğu; cinsiyet, eğitim düzeyi, kıdem yılı, ikinci dil bilmeleri ve sınıf mevcudunun gelişime uygun uygulamalara inançlarında anlamlı fark oluşturmadığı fakat yaş, çalıştıkları kurum ve çalışma şekillerine göre ölçeğin Gelişime Uygun Uygulamalar alt boyutunda anlamlı farklılıkların olduğu ve ayrıca yaş değişkeni açısından Gelişime Uygun Olmayan boyutunda ve ölçeğin genel toplam puanında anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetiminde özyeterliklerinin yüksek olduğuldukları; kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetimi yeterliklerinde cinsiyet, yaş, ikinci dil bilme, eğitim düzeyi, kıdem yılı, çalıştıkları kurum türü, çalışma şekli, sınıf mevcudunun anlamlı bir fark oluşturmadığı bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Gelişime uygun uygulamalar, kültürel değerlere duyarlı, okul öncesi, sınıf yönetimi.

Süheyla Acar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklar için felsefe programının okul öncesi dönemçocuklarının 21. yüzyıl becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada Çocuklar için Felsefe Programının okul öncesi dönem çocuklarının 21.yüzyıl becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Nicel araştırma türlerinden kontrol gruplu yarı deneysel desende yapılan bu araştırma deney grubunda 17, kontrol grubunda 18 olmak üzere toplam 35 okul öncesi dönem çocuğu ile yürütülmüştür. Araştırma kapsamında deney grubuna 12 hafta süren 24 etkinlik uygulanmıştır. Kontrol grubu çocuklara ise herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Uygulama öncesi deney ve kontrol gruplarına öntest yapılmış, uygulama sonrası ise her iki gruba sontest yapılmıştır. 19 hafta sonra ise deney grubu çocuklara izleme testi uygulanmıştır. İlk olarak grupların özellikleri ve sosyo-demografik bilgilerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler kullanılmıştır. 5-6 Yaş Çocuklar için 21.yüzyıl Becerileri (DAY 2) Ölçeği'nden elde edilen öntest, sontest ve izleme testi puan verileri SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler t-testi uygulanarak deney ve kontrol gruplarının öntest ve sontest ölçümlerine ait puanları karşılaştırılmıştır. Her bir grubun zaman içerisindeki değişimlerini değerlendirmek amacıyla kontrol grubunda öntest ve sontest puanlarını karşılaştırmak için bağımlı örneklemler t-testi, deney grubunda ise öntest, sontest ve izleme ölçümlerini karşılaştırmak için tekrarlı ölçümler tek yönlü ANOVA testi tercih edilmiştir. Anlamlı farklılıkların tespit edildiği durumlarda pratik anlamlılığı belirlemek için Cohen d etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre deney grubu sontest puanlarında kontrol grubuna göre anlamlı bir artış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Çocuklar için Felsefe Programı sonucunda, deney grubu sontest ve izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar literatürde yer alan araştırmalar doğrultusunda tartışılmış, uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

21. yüzyılBeceriOkul öncesi dönem+1
Çiçek Aytonğ
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin kültürel değerlere duyarlılıklarının incelenmesi (Ağrı-Isparta il örneği)

Bu araştırmada Ağrı ve Isparta illerinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin kültürel değerlere duyarlılıklarını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma, nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma desenli bir çalışmadır. Çalışmada nicel veri yöntemlerinden tarama yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden ise görüşme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı içerisinde Ağrı ve Isparta illerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmî ve özel okullarda görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise random yöntemle seçilen 328 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise amaçlı örnekleme yöntemi ile örneklemden seçilen 20 okul öncesi öğretmeni çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Kültürel Değerlere Duyarlı Öğretmen Rolleri Ölçeği ve Öğretmen Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik ve fark analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen nicel bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin kültürel değerlere duyarlılık düzeyleri yüksek ve çok yüksek olarak saptanmıştır. Ağrı'da görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin puan ortalamaları, Isparta'da görev yapan okul öncesi öğretmenlerinden daha yüksektir. Erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlerden daha yüksek ortalamaya sahip olduğu saptanmıştır. Her iki ilde de görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin bulundukları yerdeki görev süreleri, eğitim düzeyleri, görev yaptıkları yerleşim yerleri ve sınıf içi uygulamaları ile kültürel değerlere duyarlılık düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Nitel veriler, MAXQDA analiz programı yardımı ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin kültürleşmeye ilişkin görüşleri, farklılıklara saygı, kültürel tanıtım ve özkültür devamlılığı kavramları ekseninde şekillenmektedir. Nitel sonuçlara göre Ağrı ve Isparta'da görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin kültürleşme süreçlerinde aktif bir şekilde rol almaktadırlar. Her iki ilde de görev yapan öğretmenlerin büyük bir bölümü bütünleşme stratejisini benimsemişlerdir.

EğitimKültürKültürleşme+1
Miraç Çağrı Akalin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sessiz kitap temelli yaratıcı drama etkinliklerinin okul öncesi dönemdeki çocukların duygusal bakış açısı alma becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarına yönelik hazırlanan sessiz kitap temelli yaratıcı drama etkinliklerinin okul öncesi dönem çocuklarının duygusal bakış açısı alma becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülen bu çalışmada deney grubunda 12, kontrol 1 grubunda 12 ve kontrol 2 grubunda 12 olmak üzere toplam 36 okul öncesi dönem çocuğu yer almıştır. Araştırma kapsamında deney grubuna 6 hafta süren, toplam 24 etkinlik uygulanmıştır. Kontrol gruplarına herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Uygulama öncesi deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarına ön test yapılmış, uygulama sonrası ise üç gruba da son test yapılmıştır. Son test uygulamasından iki hafta sonra deney grubuna izleme testi yapılmıştır. Yapılan testlerden elde edilen veriler SPSS-25 paket programında analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Kontrol gruplarında ön test ve son test puanlarını karşılaştırmak için bağımlı örneklemler t-testi, deney grubunda ön test, son test ve izleme ölçümlerini karşılaştırmak için tekrarlı ölçümler tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Tüm analizlerde anlamlılık düzeyi .05 olarak belirlenmiştir. Bu düzey elde edilen sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını değerlendirmek için temel ölçüt olarak kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre son test puanlarına bakıldığında deney grubunun son test puanı kontrol gruplarından yüksek çıkmış, ölçeğin mutlu- üzgün alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma saptanmıştır. Deney grubuna uygulanan izleme testi sonucunda, uygulanan sessiz kitap temelli yaratıcı drama etkinliklerinin kalıcı bir etki oluşturduğu saptanmıştır. Deney grubunda görülen etkinin ölçeğin tek boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma göstermesi ve araştırmaya yönelik diğer sonuçlar, literatürde bulunan araştırmalar doğrultusunda tartışılmış, uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Eda Yarar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterliklerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma kapsamında tekil ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Uşak ilinde 2016-2017 yılında görev yapan ve çalışmaya gönüllü katılan 450 sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Araştırma verileri 5'li likert tipine göre hazırlanan öğretmenlere yönelik bilişim teknolojileri öz yeterlik ölçeği ve 3 sorudan oluşan öğretmen görüşme formu ile toplanmıştır. 450 anket formuyla toplanan nicel verileri desteklemek amacıyla 15 sınıf öğretmeni ile de görüşme yapılmıştır. Nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanıldığı için araştırma karma yönteme göre desenlenmiştir. Cinsiyet, okulun öğretim türü, okulunun bulunduğu yer, sınıf öğretmenin internet ve bilgisayara sahip olup olmaması gibi değişkenlere göre sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterlik algılarında farklılık olup olmadığının tespit edilmesinde bağımsız gruplar t testi analizinden faydalanılmıştır. Mesleki kıdem, görevli olduğu sınıf, teknoloji haberlerini takip etme, gün içerisinde internete girme sıklığı gibi durumlara göre anlamlı bir farklılık olup olmadığının tespit edilmesinde (varyans analizi) Anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenleri ortanın üzerinde BİT öz yeterlik algısına sahip olduklarını düşündükleri görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin bilişim teknolojileri yönünden internetten bilgiye yönelik arama yapma, dosya indirme, e-mail kullanma ve multimedya araçlarını kullanmaya yönelik öz yeterliklerinin (TV, Projeksiyon ve DVD) çok iyi düzeyde oldukları belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin BİT öz yeterliklerinin cinsiyete, görevli olduğu sınıfa ve internet bağlantısına sahip olup olmamaya göre farklılık göstermediği; buna karşın eğitim durumu, mesleki kıdem, görev yaptığı yer, kişisel bilgisayarının olması, teknoloji haberlerini takip etme ve interneti kullanma sıklığı değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir.

Bilgi teknolojisiSınıf öğretmenleriTeknoloji+4
Ahmet Altuğ
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme tutumları ile demokratik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme tutum düzeyleri ile demokratik tutum düzeylerinin cinsiyet, ailenin ortalama aylık gelir durumu, günlük televizyon izleme süresi, ders başarıları, okunan kitap sayısı, ikamet edilen yer, anne-baba eğitim durumu gibi değişkenlere göre incelemek ve öğrencilerin eleştirel düşünme tutumları ile demokratik tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın verileri, Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki 25 ilkokulun 4. Sınıflarında okuyan 1066 öğrenciden toplanmıştır. Verilerin toplanması aşamasında, öğrencilerden kişisel bilgilerini toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Eleştirel Düşünme Tutum Ölçeği ve Demokratik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, aritmetik ortalama, standart sapma, Anova Testi, Tukey Testi, korelasyon ve regresyon gibi analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, öğrencilerin eleştirel düşünme tutum düzeyleri yükseğe yakın, demokratik tutum düzeyleri ise yüksek düzeyde çıkmıştır. 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme tutum düzeyi ile demokratik tutum düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Düşünme Tutumu, Demokratik Tutum, İlkokul, 4. Sınıf Öğrencileri

DemokrasiDemokratik tutumEleştirel düşünce+2
Mehmet Kara
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik derslerinde hayat bağlantılarının kullanımı konusunda ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşleri

Bu araştırmanın amacı, matematik derslerinde gerçek hayat bağlantılarının kullanımı konusunda ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerini araştırmaktır. Bu çalışma nitel bir çalışmadır. Bu çalışmanın örneklemini; 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında, Uşak ilinde görev yapan 56 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Matematik Eğitiminde Anket Çalışması" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler kategorik olarak ayrılmış ve öğretmenlerin görüşleri çoktan aza doğru belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenler bilgilerin kalıcılığını arttırdığı, öğrenci başarısına katkı sağladığını, matematiğe karşı olumlu tutumu ve problem çözme becerisini geliştirdiği, derslerde uygun örnek bulmada güçlük yaşadıklarını ve GME' nin zaman alıcılığı olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca araştırmaya katılan öğretmenler gerçek hayat bağlantılarının derslerde soyut genellemelerden önce kullanılması gerektiğini söylemişlerdir. Son olarak da öğretmenlerin çoğunun gerçek hayat bağlantılarını kullanma konusunda yeteri kadar donanımlı olmadığı görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçlarının öğretmenlere, akademik çalışma yapan bilim insanlarına, üniversitelere, müfredat geliştiricilere ve Milli Eğitim Bakanlığı'na yol göstermesi hedeflenmektedir.

Branş öğretmenleriGerçek hayat bağlantılarıMatematik dersi+5
Hakkı Kaya
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okulöncesi velilerinin aile katılımını yordayan değişkenlerin incelenmesi

Temel amacı okulöncesi eğitimde aile katılımının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi olan bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli ile tasarlanmıştır. 21 madde ve 3 boyuttan oluşan Aile Katılım Ölçeği ve 360 okulöncesi çocuğun ebeveyninden toplanan veriler betimsel istatistikler, varyans testleri ve korelasyon analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesinde aile katılımı düzeyinin her 3 alt boyutta da orta ve üzeri düzeyde olduğu saptanmıştır. En fazla aile katılımının ev temelli katılım alt boyutunda görüldüğü, en düşük katılımın ise okul temelli katılım alt boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Okul öncesinde aile katılımı cinsiyet ve çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılaşmazken, aile tipi, anne baba eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve sosyo-ekonomik düzeye göre bazı boyutlarda anlamlı fark ve korelasyonlar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında uygulamaya ve araştırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Aile katılımıErken çocuk eğitimiOkul öncesi eğitim+2
Aslı Pınar Yakıcı
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin hikâye yazma becerilerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin hikâye yazma becerilerinin gelişimini incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel desen kullanılmış; betimsel analiz, içerik analizi ve görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak hikâye yazma becerisini değerlendirme ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilir örneklem tekniği ile belirlenmiş ve iki farklı çalışma grubu oluşturulmuştur. Birinci çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Manisa ili Kula ilçesinde öğrenim gören 142 dördüncü sınıf öğrencisi, ikinci çalışma grubunu Kula ilçesinde dördüncü sınıf seviyesini okutma tecrübesine sahip 22 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ilk olarak "Hikâye Yazma Becerisini Değerlendirme Ölçeği" geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek ile öğrencilerin yazdıkları hikâyeler değerlendirilmiştir. Öğrencilerinin hikâye yazma düzeyleri beş üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları dikkate alındığında öğrencilerin hikâye yazma düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Dördüncü sınıf seviyesini okutma tecrübesine sahip öğretmenlerin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin hikâye yazma becerilerine ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Öğretmen görüşleri belirlenirken tematik kodlama tekniğinden faydalanılmıştır. Öğretmen görüşleri; güçlü yönler, sevilen yönler, zorlanılan yönler, sevilmeyen yönler, hikâye yazmayı geliştirmek için yapılan etkinlikler ve değerlendirme ölçütü şeklinde altı kategoriye ayrılmıştır. Araştırma sonucunda; öğrencilerin hayal gücünü kullanmada güçlü olduğu, yazma becerisini geliştirmek için en fazla hikâye yazma etkinlikleri yapıldığı, yazılan hikâyeler değerlendirilirken yazım kuralları ve noktalama işaretlerinin uygulanması konularının dikkate alındığı belirlenmiştir. Çalışma grubundaki ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazdıkları hikâyelerde, konu, ana karakter, zaman ve mekân tercihleri, öğrencilerin yazdıkları hikâyeler, betimsel analiz ile taranarak elde edilmiştir. Arkadaşlık ilişkileri, hayvan sevgisi, çalışkanlık, kavramları en çok kullanılan konulardır. Mekân unsuru olarak orman, ev, okul; zaman unsuru olarak yaz mevsimi, sabah, kış mevsimi kullanımı daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Yazma, Hikâye, Ölçek Geliştirme

HikayeHikaye yazmaTürkçe eğitimi+3
Adem Yılmaz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları ile özyeterlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi (Uşak ili örneği)

Bu araştırmanın amacı Uşak İli Örneğinde Sınıf Öğretmenlerinin Fen Bilimlerine ve Öğretimine Yönelik Tutumlarıyla Özyeterlilik İnançları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bunun yanında bazı bağımsız değişkenlere gore (yaş, cinsiyet, vb) tutumlar ve özyeterlilik inançlarına bakılmıştır. Ayrıca tutumlar ve özyeterlik arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı gözden geçirilmiştir. Araştımanın amacı doğrultusunda Türkmen (1999) tarafından Türkçeye uyarlanan Fen Öğrenimi ve Fen Öğretimi Tutum Ölçeği ve Özkan, Tekkaya ve Çakıroğlu (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış olan Fen Öğretimi Özyeterlik Ölçeği'nden oluşan anket formu; Uşak il merkezinde görev yapan gönüllü 331 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmadan ulaşılan sonuçlar istatistiksel paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik olumlu tutumlar içerisinde oldukları ve fen öğretimi özyeterlik düzeylerinin ortalamanın üzerinde olumlu olduğu belirlenmiştir. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin cinsiyetlerine, yaşlarına, hizmet sürelerine ve eğitim durumlarına göre fen öğrenimi ve öğretimine yönelik tutumlarında anlamlı farklılıkların olmadığı belirlenmiştir. Fen öğretimine yönelik özyeterlik inanç düzeylerinin ise yaşlarına ve hizmet sürelerine göre farklılık göstermediği, eğitim durumlarına göre ise anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri öğrenimine yönelik tutumları ile fen öğretimi özyeterlik inançları arasında istatistiksel açıdan negatif yönlü %19(r=0.19) düzeyinde düşük anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen Bilimi, Fen Bilimi Öğretimi, Tutum ve Özyeterlilik.

Fen bilgisiFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+6
Deniz Akkaya Semiz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anlatım stilleri ile okuduğunu anlama ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, anlatım stilleri ile okuduğunu anlama ilişkisinin incelenmesidir. Araştırmaya Afyonkarahisar ilinin merkez beldesindeki bir ilkokulun dördüncü sınıfında öğrenim görmekte olan 20 öğrenci katılmıştır. Araştırmada deneysel yöntemlerden tek grup ön test son test zayıf deneysel desen modeli kullanılmıştır. Çalışmada veri çeşitliliğini sağlamak için nicel verilerle birlikte nitel veriler toplanmış olup nitel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmada öğrencilerden okudukları kitabı kendi belirledikleri bir anlatım stiliyle anlatmaları istenmiştir. Araştırma süresince veriler; araştırmacı günlüğü, araştırmacı gözlemleri ve notları, öğrenci ürünleri, öğretmen, öğrenci ve veli yarı yapılandırılmış görüşme formu, fotoğraf ve ses kayıtları, Okuduğunu Anlama Başarı Testi ve Okuduğunu Anlama Başarı Kalıcılık Testi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın uygulama süreci on iki hafta sürmüştür. Çalışmada öğrencilerin kullandıkları anlatım stili sayısı ve okudukları kitap sayfa sayılarıyla elde edilen veriler Betimsel İstatistik, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tukey Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Ön test, son test ve kalıcılık testi arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek amacıyla Bağımlı (İlişkili) Gruplar t Testi uygulanmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde Betimsel analiz yapılmıştır. Çalışma sonunda öğrencilerin Sözlü Anlatım, Özet Çıkarma, Görsel Anlatım, Şiir Yazarak Anlatma, Soru Cevap, Test Hazırlama, Akrostiş, Şarkı Söyleme ve Pandomim anlatım stillerini kullandıkları tespit edilmiştir. Öğrenciler tarafından en çok kullanılan anlatım stili Sözlü Anlatım olurken en az kullanılan anlatım stili Akrostiş olmuştur. Öğrencilerin okuduğu kitabı istediği anlatım stiliyle anlatmasının öğrencilerin kendi anlatım stillerini, okuma ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirdiği, öğrencilerde okuma isteği ve alışkanlığı oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anlatım stili, Okuduğunu anlama, Okuma alışkanlığı

AnlatımAnlatım stiliOkuma alışkanlığı+2
Uğurtan Aslan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafik düzenleyicilerin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine katkısı

Bu araştırma, "Grafik düzenleyicilerin okuduğunu anlama becerisinin gelişimine katkısı nedir?" sorusuna cevap aramaktır. Araştırmada karma model ve eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Uşak il merkezindeki ilkokul dördüncü sınıfa devam eden 28 öğrenciden oluşmaktadır. Örneklem seçim tekniği olarak kolay ulaşılabilir örneklem tekniği belirlenmiştir. Nicel veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan çalışma kâğıtları ile elde edilmiştir. Hazırlanan bu çalışma kâğıtları, ön test, son test ve kalıcılık testi olarak kullanılmıştır. Nitel veriler ise "Grafik Düzenleyicileri İlköğretim Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Okuduğunu Anlama Becerilerine Katkısı" adlı görüşme formu ile toplanmıştır. Uygulama, haftada iki saat olmak üzere, 10 hafta sürmüştür. Araştırmanın birinci alt problemi için elde edilen veriler, bağımlı gruplar t-testi ile ikinci alt problemi için elde edilen veriler ise içerik analizi ve tematik kodlama yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın ön test ve son test puanları arasında, 29,64 puanlık bir atış görülmektedir. Bu artış manidar bir artıştır. 10 haftalık bir uygulama sonunda, çalışma grubunun puanın düşük düzeyden, iyi düzeye çıkması, grafik düzenleyicilerle okuduğunu anlama çalışması uygulamasının, anlama becerilerine katkı sağlamıştır demek yanlış olmaz. Uygulamanın kalıcı yönünün yüksek olduğu söylenebilir. Çalışma grubundakilerin tamamına yakını uygulamayı beğendiklerini ve faydalı bulduklarını; bu uygulamaların Türkçe derslerinde kullanılmasını istediklerini belirtmişlerdir. Çoğu, okumaya ilişkin olumlu tutum değişikliğine sahip olduklarını söylemişlerdir. Anahtar kelimeler: Okuma, okuma stratejileri, anlama, grafik düzenleyiciler, ilkokul

Grafik düzenleyicilerOkumaOkuma stratejileri+2
Kübra Yüzgeç
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk Youtuberlar ve paylaştıkları videolar üzerine bir döküman analizi

Günümüzde teknoloji hızla gelişmekte ve sosyal medya artık hayatın bir parçası hâline gelmektedir. YouTube en popüler sosyal paylaşım ağlarından bir tanesidir. YouTube üzerinden para kazanılabiliyor olması önce YouTuber daha sonra da çocuk YouTuber kavramlarını gündeme getirmiştir. Çok küçük yaşlardan itibaren, çocuklar artık saatlerce çocuk YouTuber videoları seyrederek vakit geçirmektedirler. Bu nitel araştırmada çocuk YouTuber kanallarındaki videoların içeriklerinin araştırılması amaçlamaktadır. Bu sebeple Doküman Analizi yöntemi benimsenmiştir. Popüler (çok izlenen) çocuk kanallarından 15 YouTube kanalı belirlenmiş ve bu kanallarda yer alan ve izlenme sayısı yüksek olan 100 adet video metinden çıkarılan kodlarla analiz edilmiş ve çocuk YouTuber kanallarının içerikleri ve sundukları mesajlar özetlenmiştir. Daha sonra analiz edilen bu 100 video arasından farklı kanallarda ve konularda olacak şekilde 15 video belirlenmiş ve çok yönlü etkileşim analizi yöntemi kullanılarak bu videoların mikro analizi yapılmış. Bu analizler sonucunda videoların içeriklerinde geçen şu altı kategori belirlenmiştir: Olumsuz davranışlar içeren, reklam ve tanıtım içeren, özel hayatın gizliliğine aykırı, korkutucu içeriğe sahip olan, tüketime özendiren ve olumlu sosyal mesaj içeren videolar. Analizlerin sonucunda çocukların bilinçsiz bir şekilde YouTube'daki medya içeriklerinin şu anki hâliyle baş başa bırakılmaması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Çocuklara daha uygun medya içerikleri sunmak için yazının sonunda ailelere, öğretmenlere, medya yapımcılarına ve yetkililere bazı önerilerde bulunulmuştur.

Dijital okuryazarlıkMedya okuryazarlığıOkul öncesi çocuklar+7
Ramazan Demir
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocukluk eğitimi kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görsel sanat ve yaratıcılık alanına yönelik görüşleri

Yaratıcılık, erken çocukluk eğitiminde geliştirilmesi gereken en önemli beceriler arasında yer almaktadır. Yaratıcılığı geliştirmek için uygulanan etkinlik planlarında planlama ve uygulama aşamalarına dikkat edilmelidir. Bu çalışmada öğretmenlerin görsel sanat etkinliklerine ve yaratıcılığa yönelik görüşleri, okullarda bulunan sanat merkezi materyalleri ve okullarda uygulanan görsel sanat etkinliği türlerinin tespiti temel alınmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin görsel sanat ve yaratıcılığa ilişkin görüşlerini ve görüş ile uygulamalar arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, tarama modelinde olup nitel yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Muş ili ve Bulanık ilçesinde 2018-2019 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı ilkokul ve ortaokul bünyesindeki anasınıfları ve bağımsız anaokullarında görev yapmakta olan 100 okul öncesi öğretmeni ve sonrasında gönüllü olan 20 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmaya katılan öğretmenlerle görüşme yapılmış ve görüşmeler tamamlandıktan sonra formlar analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerden sonra gözleme yer verilmiştir. Gönüllü olan 20 okul öncesi öğretmenin sınıfı ziyaret edilmiş; sanat merkezleri ve materyalleri incelenmiş, yer alan görsel sanat etkinlikleri türlerine göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenlerinin açık uçlu sorulardan oluşan formda yer alan sorularda belirttikleri tanımlara göre yaratıcılık ve sanat alanında bilgi sahibi oldukları, yaratıcılığın tanımı, yaratıcı bireyin özellikleri, yaratıcılığın çocuklar için önemi, yaratıcılığa engel durumlar, yaratıcılığı geliştiren oyun ve oyuncaklar cinsiyetin yaratıcılık üzerindeki etkisi, yaratıcılığa yönelik etkinlikler, sanat çalışması türleri, sanatın önemi, alınan dersler ve teknik geliştirmeye yönelik bildiklerini aktarabildikleri ve uygulamalarda da yer verdiklerini belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda genel olarak okullarda sanat merkezlerinin bulunduğu fakat materyal olarak tam donanımlı olmadığı tespit edilmiştir. Görüşmelerde belirtilen uygulamada ağırlık verilen sanat etkinliği türleri ile panolarda yer alan görsel sanat etkinliği türlerinin birbirini tutmadığı tespit edilmiştir.

AnaokullarıErken çocuk eğitimiGörsel sanatlar+6
Betül Türkmen
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

63-92 aylık çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 63-92 aylık çocukların kişiler arası problem çözme becerilerini farklı değişkenler açısından değerlendirmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Van ili Erciş ilçesinde 2020-2021 eğitim öğretim yılında Erciş Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bağımsız anaokulları, ilkokul bünyesindeki anasınıfları ve 1. sınıfa devam eden 63-92 aylık çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Holliman (2010) tarafından geliştirilen geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçe'ye uyarlanan "Erken Çocukluk Dönemi Kişiler Arası Problem Çözme Becerileri Ölçeği'' ve araştırmacı tarafından geliştirilen ''Kişisel Bilgi Formu'' ile toplanmıştır. Veri toplama sürecinde toplam 452 çocuğa "Erken Çocukluk Dönemi Kişiler Arası Problem Çözme Becerileri Ölçeği'' ve "Kişisel Bilgi Formu'' uygulanmıştır. 452 çocuğun ebeveynlerinden sadece birine ölçekteki maddeler yöneltilmiş ve verilen cevaplar işaretlenmiştir. Uygulama sonucu elde edilen veriler, uygun istatistiksel paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, cinsiyet değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Erkek çocuklarının kişiler arası problem çözme becerileri, kız çocuklarına göre daha yüksek bulunmuştur. Çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, anne yaşı değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Annesi 29 yaş ve altında olan çocukların becerileri, annesi 30-39 yaş arasında olan çocuklara göre daha yüksek bulunmuştur. Çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin baba eğitim durumu ve baba mesleği değişkenlerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Babasının eğitim durumu İlkokul-Ortaokul olan çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, babasının eğitim durumu Yüksek Lisans olan çocuklara göre; babasının mesleği "Diğer" olan çocukların becerilerinin, babasının mesleği "Memur" olan çocuklara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çocukların kişiler arası problem çözme becerileri ile günlük televizyon izleme süresi değişkeni arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucu bulunmuştur. Günlük 4-5 saat arasında televizyon izleyen çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, diğer sürelerde televizyon izleyen çocuklara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişiler arası problem çözme becerisi, kişiler arası ilişki, erken çocukluk

Kişiler arası ilişkilerKişiler arası problemlerProblem çözme becerisi+2
Enes Furkan Çelebi
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul dördüncü sınıfta resimli sözlük kullanımının kelime kazanımına katkısı

Bu araştırmada, "İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin resimli sözlük kullanmasının kelime kazanımına katkısı nedir" sorusunun cevabı aranmıştır. Araştırmada karma yöntem modeli ve iç içe desen kullanılmıştır. Araştırmada veriler; yayınlanmış dört farklı resimli sözlük, araştırmacı tarafından geliştirilen resimli sözlük modeli ve kelime kazanımı etkinliği (çalışma kâğıdı), çalışma kâğıdı-Ön test/ Son test, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Uşak il merkezinde ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören 36 öğrenciden oluşmaktadır. Kolay ulaşılabilir örneklem seçim tekniği ile çalışma grubu belirlenmiştir. Uygulama, haftada 4 saat olmak üzere toplam 24 ders saati sürmüştür. Araştırmanın birinci, üçüncü, dördüncü alt problemi için elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yoluyla, ikinci alt problemi için elde edilen veriler ise bağımlı gruplar t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın ön test ve son test puanları arasında 32,43 puanlık bir artış söz konusudur. Bu artış yüksek bir artıştır, 6 haftalık bir uygulama sonucunda çalışma gurubunun puanının çok düşük bir düzeyden orta bir düzeye yükselmesi resimli sözlük çalışmalarının kelime kazanımı becerisine katkı sağladığı sonucuna ulaştırmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara ve 32,43 puanlık artışa göre ilkokul dördüncü sınıfta resimli sözlük kullanımının kelime kazanımına katkısının olduğu söylenebilir. Çalışma gurubundaki öğrencilerin büyük bir çoğunluğu çalışmanın faydalı olduğunu ve çalışmayı beğendiklerini, ilgi çekici ve eğlenceli bulduklarını ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Kelime Hazinesi, Kelime Öğretimi, Resimli Sözlük ile Kelime Öğretimi.

Kelime öğrenmeKelime öğretimiResimli sözlük+5
Mürüvet Kübra Süner
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Disgrafi tanısı almış öğrencilerin yazım hatalarının giderilmesi

Bu çalışmada ilkokulda öğrenim gören disgrafi sorunu yaşayan öğrencilerin yazma hatalarını tespit ederek yanlış yazılan kelimelerin cümlede kullanılmasının yazma hatalarını gidermeye etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden "A-B modeli" kullanılmıştır. A-B modellerinde öncelikle bağımlı değişken bir süre gözlenmektedir. Katılımcının performans düzeyine ilişkin kararlı veri elde edildikten sonra bağımlı değişkenin ilerideki durumuna yönelik kestirimde bulunulmaktadır. Başlama düzeyi evresinde kararlı veri elde edildiğinde uygulama evresine geçilmektedir. Uygulama evresinde bağımsız değişken uygulanmaya başlanmaktadır. Bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisi incelenmektedir. Bağımlı değişkende meydana gelen değişiklik başlama düzeyi evresi ile karşılaştırılmaktadır. Araştırmanın bağımlı değişkeni bağımlı değişkeni öğrencilerin harf karıştırma hatalarının giderilmesidir. Bağımsız değişkeni ise karıştırılan harfin geçtiği kelimeyi cümle içinde kullanma etkinliğidir. Araştırma verileri öğrencilerin Türkçe defterlerinden, kopya ve dikte metinlerinden ve araştırmada kullanılan karıştırılan harfin geçtiği kelimeyi cümlede kullanma etkinliği çalışma kâğıdı aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın birinci çalışma gurubu 10 öğrenciden, ikinci çalışma grubu ise üç öğrenciden oluşmaktadır. Birinci çalışma grubu ile yürütülen çalışma süreci sekiz hafta sürmüştür. Çalışma boyunca on öğrenciye dört kısa metin hem dikte hem de kopya olmak üzere yazdırılmıştır. İkinci çalışma grubu ile yürütülen çalışmada bu on öğrenci içinden disgrafi sorunu yaşayan öğrencilerin yazma sorunlarına gidermeye yönelik yapılacak etkinlik uygulaması için üç öğrenci seçilmiştir. Bu öğrencilere karıştırılan harfin geçtiği kelimeyi cümlede kullanma etkinliği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda disgrafi sorunu yaşayan öğrencilere özgü mükerrer yazma, binişiklik, ekleme, eksiltme, ayırma ve değiştirme yazma hatalarının yapıldığı belirlenmiştir. Yapılan uygulama sonucunda ise harf karıştırma hatalarının azaldığı belirlenmiştir.

DisgrafiYazım hatalarıİlkokul öğrencileri+1
Gizem Beyza Alkan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocukluk döneminde bulunan çocuklara yönelik geliştirilen STEM eğitim uygulamalarının bilimsel süreç becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma erken çocukluk döneminde bulunan çocuklara yönelik araştırmacı tarafından geliştirilen STEM eğitim uygulamalarının çocukların bilimsel süreç becerileri üzerindeki etkisini incelemek adına yapılmıştır. Araştırma yarı deneysel çalışma şeklindedir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020- 2021 eğitim- öğretim yılında Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Cumhuriyet İlkokulu anasınıflarında öğrenim gören okul öncesi dönem çocukları oluşturmaktadır. Deney ve kontrol gruplu çalışılan araştırmada deney grubu 10 çocuk, kontrol grubu 10 çocuk olmak üzere toplamda 20 çocuk ile çalışma yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Şahin, Yıldırım, Sürmeli ve Güven (2018) tarafından geliştirilen '' Okul Öncesi Dönem Bilimsel Süreç Beceri Testi '' ve araştırmacı tarafından geliştirilen '' Genel Bilgi Formu '' kullanılmıştır. Araştırma öncesinde gerekli izinler alınarak çalışma grubundaki her bir katılımcıya ön test uygulaması yapılmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen STEM eğitim uygulamaları deney grubunda bulunan çocuklara uygulanmış; kontrol grubunda bulunan çocuklara 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'nda belirtilen günlük eğitim akışı devam ettirilmiştir. Uygulamaların bitimini izleyen hafta her iki gruba da son testler uygulanarak elde edilen veriler SPSS. 22 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sürecinde verilerin dağılımlarına bakılarak elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sebepten ötürü veriler parametrik testler üzerinden analiz edilerek ilgili alandan uzman görüşleri alınmıştır. Ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımsız gruplar T-Testi, deney ve kontrol grubunun kendi aralarında ön test- son test puanları arasındaki anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımlı gruplar T-Testi, genel bilgi formundan elde edilen demografik bilgilerin bilimsel süreç becerileri üzerindeki etkisini görmek adına T-Testi ve tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgulardan hareketle ön test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken; son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Geliştirilen STEM eğitim uygulamalarının çocukların bilimsel süreç becerileri üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilimsel süreçErken çocuk eğitimiFeTeMM+3
Özge Savaş
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin tahmin becerisine yönelik algılarının ve ölçümsel tahmin konusunu işleyiş süreçlerinin incelenmesi

Bu durum çalışmasında, sınıf öğretmenlerinin matematiksel tahmin becerisine ilişkin algılarının ve bu beceriyi matematik derslerinde işleyiş süreçlerinin tanımlanması ve açıklanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, bu araştırmaya, bir resmi okulda görev yapmakta olan üç sınıf öğretmeni dâhil edilmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yönteminden yararlanılmıştır. Veriler, gözlem, görüşme ve doküman inceleme yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla elde edilmiştir. Bu yöntemler kapsamında bu araştırmada, alan yazın, uzman görüşü ve pilot uygulama verilerinden hareketle hazırlanmış olan yarı yapılandırılmış gözlem ve görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler, bir nitel veri analiz programından yararlanılarak, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin, matematiksel tahmin becerisine önem atfettikleri tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenleri matematiksel tahmini önemli bir yaşamsal beceri olarak tanımlamışlardır. Bu olumlu algıya karşın matematiksel tahmin becerisine yönelik bir dizi kusurlu algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenleri matematiksel tahmin becerisini öğretimsel açısından basit ve eğlenceli bir konu olarak tanımlamışlar ve kendilerini tahmin öğretiminde başarılı olarak nitelendirmişlerdir. Ancak yapılan sınıf içi gözlemler sınıf öğretmenlerinin matematik derslerinde tahmin konularını işlerken kusurlu uygulamalar sergilediklerine ve önemli zorluklar yaşadıklarına işaret etmektedir.

Matematik dersiMatematik eğitimiMatematik öğretimi+6
Hüdal Yavaşça
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programının 48-60 aylık çocukların matematik becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, anaokuluna devam eden 48-60 ay arasındaki çocuklar için öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programı geliştirmek ve bu programın çocukların erken matematik becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020- 2021 eğitim- öğretim yılında Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda okul öncesi eğitime devam eden 48-60 ay arasındaki çocuklar oluşturmaktadır. Deney ve kontrol gruplu çalışılan araştırmada deney grubu 18 çocuk, kontrol grubu 15 çocuk olmak üzere toplamda 33 çocuk ile çalışma yürütülmüştür. Bu araştırmada ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Erken Matematik Yeteneği Testi3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Ginsburg ve Baroody tarafından geliştirilen testin Türkiye'deki 48-60 aylık çocuklar için uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması Şeker (2013) tarafından yapılmıştır. Veri toplama sürecinde deney ve kontrol grubu öğrencilerine öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programı uygulanmadan önce Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) ön test olarak uygulanmıştır. Ön testler bittikten sonra deney grubu ile haftada üç (3) gün olmak üzere 8 hafta boyunca "Öykülerle Desteklenmiş Matematik Eğitim Programı" uygulanmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı tarafından deney grubunda bulunan çocuklara "Öykülerle Desteklenmiş Matematik Eğitim Programı" uygulanmış; kontrol grubunda bulunan çocuklara ise 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'nda belirtilen günlük eğitim akışı devam ettirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımsız gruplar T-Testi, deney ve kontrol grubunun kendi aralarında ön test- son test puanları arasındaki anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımlı gruplar T-Testi kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgulardan hareketle ön test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken; son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programının çocukların matematik becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Erken Çocukluk Dönemi, Erken Matematik Yeteneği, Matematik Eğitimi

Erken çocuk eğitimiEğitim programlarıHikayelerle matematik öğretimi+4
Zeynep Metin
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal bilgiler dersi bağlamında ilkokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları

Bu araştırmanın genel amacı, Sosyal Bilgiler dersi bağlamında ilkokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarını belirlemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Uşak il merkezinde ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören 493 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen "İlkokul 4. Sınıf Öğrencilerinin Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmanın birinci alt problemi için elde edilen veriler Bağımsız Örneklem T-Testi ile, ikinci ve üçüncü alt problemler için elde edilen veriler ise One-Way ANOVA Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonunda, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre toplumsal cinsiyet algılarının daha eşitlikçi yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Ayrıca sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan okullarda eğitim öğretimine devam eden öğrencilerin diğer okullardaki öğrencilere oranla toplumsal cinsiyet algılarının daha eşitlikçi yönde olduğu araştırma sonuçlarına yansımıştır. Araştırmanın bir diğer sonucunda ise ebeveynlerin eğitim düzeyi arttıkça, çocuklarının toplumsal cinsiyet algılarının daha eşitlikçi olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre elde edilen bilgiler doğrultusunda toplumsal cinsiyet algısını ölçümünde kullanılan boyutların artırılması, toplumsal cinsiyet algısına etki eden faktörlerin kapsamının geliştirilmesi, Sosyal Bilgiler dersinde toplumsal cinsiyet eşitliği algısının kazandırılmasına ilişkin uygulamalı araştırmalar yapılması gibi öneriler sunulmuştur.

Sosyal bilgilerSosyal bilgiler dersiSosyal bilgiler eğitimi+2
Halime Kübra Erbey
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde biyografik hikayeler aracılığı ile toplumsal cinsiyet eşitliği: Bir eylem araştırması

Bebeklikten itibaren insanlar toplumsal cinsiyet rollerine yönelik kalıp yargılar oluşturmaya başlarlar. İlk olarak doğdukları ailede bu rolleri öğrenmeye başlayan kızlar daha dişil rolleri, erkekler ise daha eril rolleri benimserler. Bu çalışma kapsamında biyografik hikayeler ve çeşitli medya kaynakları kullanılarak geliştirilen eleştirel okuryazarlık uygulamaları bağlamında hazırlanan okul öncesi eğitim etkinlikleri ile 60-72 aylık çocukların toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargılarının belirlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği algısının oluşmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Eylem araştırması olarak planlanan bu çalışma hafta içi her gün günde yaklaşık 90 dakika olmak üzere toplam 14 hafta sürmüştür. Veri toplama araçları olarak video kayıtları, fotoğraflar, etkinlik dokümanları (çocukların çizdikleri resimler, afişler, kartlar, vb.), araştırmacı günlükleri, öğretmenle gerçekleştirilen mülakat kullanılmıştır. Çalışmada öncelikle çocukların mevcut toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına dair bilgi düzeyleri tespit edilmiş, daha sonra eleştirel okuryazarlık bağlamında hazırlanan okul öncesi etkinliklerini içeren bir eylem planı hazırlanarak toplumsal cinsiyet kalıplarına göre daha çok erkeklere atfedilen 10 meslek seçilmiş ve bu mesleği yapan kadın ve erkeklerin biyografik hikayeleri çocuklarla paylaşılmıştır. Gerçekleştirilen eleştirel okuryazarlık etkinliklerinde çocukların daha çok bu biyografik hikayeler aracılığı ile mevcut durumu eleştirel gözle analiz edip ön bilgilerini de kullanarak bir değerlendirmeye ulaşmalarına yardımcı olunmuştur. Çalışmanın sonunda çocuklarla birlikte bir sosyal hareket başlatılarak bu etkinliklerin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedeflenmiştir. Toplanan veriler çok yönlü etkileşim analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda uygulama öncesinde çocukların toplumsal cinsiyet kalıpları ve rolleri hakkında bilgi seviyelerinin toplumda var olan toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına paralel olduğu, gerçekleştirilen etkinliklerin bu kalıp yargıları ve rolleri değiştirmeye katkı sağladığı, uygulama sonrasında algılarının toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik olumlu yönde değişmeye başladığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Biyografik hikayeCinsiyet rolleriEleştirel okuryazarlık+6
Nilüfer Gürcan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul öğrencilerinde akran zorbalığının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, ilkokul öğrencilerinin okulda akran zorbalığına maruz kalma düzeylerinin belirlenmesi ve zorbalığa maruz kalma düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, televizyon izleme süresi, tablet ve cep telefonu kullanım süresi bakımından incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim döneminde Ege Bölgesi'nde bir ilde öğrenim görmekte olan 282 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve Çınkır ve Karaman-Kepenekçi (2003) tarafından geliştirilen "Okullarda Şiddet/Zorbalık" adlı ölçek kullanılmıştır. Ölçekte yer alan maddelerin her birine ilişkin cevapların yüzde ve frekans değerleri hesaplanmıştır. Zorbalığa maruz kalma düzeyi ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir fark olup olmadığının belirlenmesi için bağımsız gruplar t testi; sınıf düzeyi ile bir fark olup olmadığının belirlenmesi için ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Öğrencilerin televizyon izleme ve cep telefonu-tablet ile geçirdikleri süre ile zorbalığa maruz kalma düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için ise korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Bulgular incelendiğinde öğrencilerin okulda %41 düzeyinde zorbalığa maruz kaldıkları, en fazla karşılaştıkları zorba davranış türünün ise sözel zorbalık olduğu görülmüştür. Ulaşılan sonuçlara göre fiziksel zorbalık kategorisinde itme, saç ve kulak çekme; sözel zorbalık kategorisinde ad takma ve alay etme; duygusal zorbalık kategorisinde ise gruptan dışlamak ve küçük düşürme akranlar arasında daha sık görülen davranışlar olarak tespit edilmiştir. Bütün zorbalık türlerinde erkek öğrenciler kız öğrencilere ve 4. sınıf öğrencileri diğer sınıf düzeylerine kıyasla akran zorbalığına daha fazla maruz kalmaktadır. Televizyon izleme süresi ile zorbalık türleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemezken cep telefonu-tablet ile geçirilen süre ve zorbalık türleri arasında pozitif yönlü yüksek ilişkiler tespit edilmiştir.

Akran zorbalığıİlkokullarİstenmeyen öğrenci davranışı
Ali Demircioğlu
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin eğitim felsefesi eğilimleri doğrultusunda serbest etkinlikler dersine ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin eğitim felsefesi eğilimleri doğrultusunda Serbest Etkinlikler dersine ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntemin yakınsayan paralel deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Uşak il merkezi ve Balıkesir'in Manyas ilçesinden gönüllü öğretmenlerin katılımıyla toplanmıştır. Çalışma grubu uygun örneklem tekniğiyle seçilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin örneklemini 324 öğretmen, nitel verilerinin çalışma grubunu ise 40 öğretmen oluşturmuştur. Çalışmanın nicel verileri Eğitim İnançları Ölçeği ve Serbest Etkinlikler Dersini Değerlendirme Ölçeği, nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen nicel verilerin analizi t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve doğrusal regresyon analizleriyle, nitel verilerin analizi ise betimsel analiz yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin esasicilik felsefesine katılımı eğitim durumları açısından; Serbest Etkinlikler dersinde karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşleri cinsiyet açısından anlamlı olarak farklıdır. Önerilere ilişkin görüşleri ise mesleki kıdem, eğitim durumu, mezun olunan bölüm ve sınıf mevcudu açısından anlamlı bir farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin eğitim inançlarının alt boyutlarına katılım düzeyleri ile Serbest Etkinlikler dersine yönelik boyutlara katılımları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Öğretmenlerin, nicel verilerin analizi sonrasında oluşturulan nitel görüşme sorularının analiziyle ortaya çıkan bulgulara göre; en çok Yeniden Kurmacılık felsefesini bildikleri, eğitim felsefesini eğitimin temeli olarak gördükleri ve bu felsefelerin Serbest Etkinlikler dersindeki uygulamalarını etkilediğini düşündükleri tespit edilmiştir. Öğretmenler, eğitim felsefesi eğilimlerinin öğrencilerin etkinliklerde ön planda olmasını sağladığını belirtmiştir. Ancak, yaşanan sorunlar açısından fiziki ortamdaki yetersizliklerden şikâyetçi oldukları ve Serbest Etkinlikler dersinin verimliliğinin arttırılması için en çok araç-gereç eksikliklerinin giderilmesini önerdikleri gözlemlenmiştir.

Burak Gürbüz
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Gerçekçi matematik eğitiminin ilkokul matematik dersinde veri işleme öğrenme alanına etkisinin başarı ve matematiksel merak açısından incelenmesi

Çalışmada gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımına dayalı öğretimin "Veri işleme" öğrenme alanında ilkokul öğrencilerinin matematik başarılarına ve matematiksel merakına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışma, karma yöntem desenlerinden sıralı açımlayıcı desene göre tasarlanmıştır. Çalışmanın nicel kısmında gerçekçi matematik eğitimine göre sürdürülen öğretim faaliyetlerinin etkisini belirleyebilmek için yarı deneysel desenlerden biri olan ön test-son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Çalışmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmaya ilkokulun farklı sınıf seviyelerinden 195 öğrenci katılmıştır. Öğrenciler, kolay ulaşılabilir örneklem seçimiyle belirlenmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan başarı testlerinin güvenirliğini tespit etmek için KR-21 iç tutarlılık katsayısından yararlanılmıştır ve katsayılar 0,93 ile 0,97 aralığında değişmektedir. Nicel verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden yararlanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Nitel verilerin güvenirliği Miles & Huberman'ın güvenirlik formülüyle hesaplanmıştır. Uzmanların uyuşum oranı %87 olarak tespit edilmiştir. Birinci, ikinci ve dördüncü sınıflarda GME yaklaşımının, başarıyı anlamlı düzeyde artırdığı belirlenmiştir. Matematiksel merak ölçeği analiz sonuçları incelendiğinde, birinci sınıflarda hem ön testler hem de son testler karşılaştırıldığında iki testte de deney grubu lehine anlamlı fark tespit edilmiştir. İkinci sınıflarda anlamlı fark sadece ön testler arasında olup kontrol grubu lehine tespit edilirken; üçüncü sınıflar için her iki testte de anlamlı fark gözlemlenmemiştir. Dördüncü sınıflarda ise sadece son testte deney grubu lehine matematiksel merak açısından anlamlı fark tespit edilmiştir. GME'ye ve matematiksel meraka yönelik öğrenci görüşleri incelendiğinde ise öğrencilerin büyük bölümü GME sayesinde matematiksel merakının arttığını, dersi daha eğlenceli bulduklarını, dersi sevdiklerini, matematiğin günlük hayattan etkinlikler ile iç içe olabildiğini gördüklerini, problem çözme ve dört işlem becerilerinin arttığını belirtmiştir. Öğrencilerin üst bilişleri de gelişmiştir. Ayrıca öğrencilerin kitap okumanın matematik dersinde problemleri çözmeyi, soruları anlamayı kolaylaştırdığını düşündüğü görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Gerçekçi Matematik Eğitimi Yaklaşımı, İlkokul Düzeyi, Başarı, Matematiksel Merak, Öğrenci Görüşleri.

Doğan Yalçın
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul öğrencilerinin zorbalığa maruz kalma düzeyleri ve demografik/kişisel faktörlerle ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin farklı türlerde zorbalığa maruz kalma düzeylerini ve bu durumun çeşitli demografik ve kişisel faktörlerle olan ilişkisini incelemektir. Çalışma kapsamında fiziksel, sözel, duygusal ve dijital olmak üzere dört temel zorbalık türüne odaklanılmış; bu türlerdeki maruz kalma oranları ile cinsiyet, yaş, aile yapısı ve medya kullanım alışkanlıkları gibi değişkenler arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Araştırma, nicel yöntem çerçevesinde betimsel ve ilişkisel tarama modelleri kullanılarak yürütülmüştür. Bu modeller, mevcut durumu ortaya koymanın yanı sıra değişkenler arasındaki olası ilişkileri belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Ege Bölgesi'ndeki bir ilçede öğrenim gören 281 ilkokul öğrencisiyle gerçekleştirilmiş; katılımcılar kolay ulaşılabilir örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak, Çınkır ve Karaman-Kepenekçi tarafından geliştirilen ve Çankaya tarafından ortaokul düzeyine uyarlanan "Okullarda Şiddet/Zorbalık Ölçeği", Demircioğlu ve Akar tarafından ilkokul öğrencileri için yeniden düzenlenmiş ve dijital zorbalık boyutu eklenerek güncellenmiştir. Fiziksel, sözel, duygusal ve dijital zorbalığı kapsayan 16 maddelik bu ölçek, doğrulayıcı faktör analizi ile geçerlilik açısından test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin en çok maruz kaldığı zorbalık türü %37,76 ile sözel zorbalık olmuştur. Bunu sırasıyla %36,66 ile duygusal, %35,95 ile fiziksel ve %25,75 ile dijital zorbalık izlemiştir. Öğrencilerin toplam zorbalık puan ortalaması 27,32 (SS = 10,24) olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlar, sözel ve duygusal zorbalığın okul ortamında yaygın olarak deneyimlendiğini, dijital zorbalığın ise görece daha düşük düzeyde olmakla birlikte dikkat gerektiren bir sorun olduğunu göstermektedir. Cinsiyete göre incelendiğinde, erkek öğrencilerin zorbalığa maruz kalma oranlarının kız öğrencilere kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Dijital zorbalık oranı düşük düzeyde seyretmesine rağmen, dijital medya kullanım süresi ile zorbalığa maruz kalma arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca yaş ilerledikçe zorbalığa maruz kalma oranlarının da arttığı gözlemlenmiştir. Buna karşılık, anne ve baba eğitim düzeylerinin zorbalıkla anlamlı bir ilişki göstermediği saptanmıştır. Öte yandan, uzun süreli televizyon izleme ve dijital oyun oynama gibi medya kullanım alışkanlıklarının zorbalık davranışlarıyla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, zorbalıkla mücadelede medya okuryazarlığının erken yaşlarda desteklenmesi, ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve okul temelli önleyici programların güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Akran zorbalığı, dijital zorbalık, kişisel özellikler, aile yapısı, ilkokul

Mustafa Sarıgöl
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Web 2.0 araçları ile geliştirilmiş dijital hikayelerin ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlamalarına katkısı

Bu araştırmada Web 2.0 araçları ile geliştirilmiş dijital hikayelerin ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlamalarına katkısını bulmak amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılarak nitel ve nicel veriler birlikte yorumlanmıştır. Araştırma verileri; araştırmacı tarafından geliştirilen okuduğunu anlama soruları, öğrenci görüşme formu, araştırmacı günlüğü aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu toplam 10 ilkokul ikinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın ilk aşamasında araştırmacı tarafından web 2.0 araçlarıyla dijital ve etkileşimli hikayeler geliştirilmiştir. Araştırmanın uygulama sürecinde öncelikle 10 ilkokul ikinci sınıf öğrencisine dijital ve etkileşimli hikaye etkinliği sunulmuş, öğrencilerin bu metinlerden elde ettikleri okuduğunu anlama sorularının puanları ön test verilerini oluşturmuştur. Uygulama 9 hafta sürmüştür. Birinci hafta ilk metin uygulaması yapılmış ve değerlendirme soruları ön test olarak kabul edilmiştir. Sonraki 6 hafta boyunca uygulamalar devam etmiş, 7. hafta uygulanan metnin soruları son test kabul edilmiştir. Son uygulamadan 2 hafta sonra ise bir uygulama daha yapılmış ve kalıcılık test edilmiştir. Araştırmanın son aşamasında görüşme grubu olan 10 öğrencinin dijital ve etkileşimli kitaba yönelik düşüncelerini belirlemek amacıyla "İlkokul 2. Sınıf öğrencilerinin dijital ve etkileşimli kitaba ilişkin görüşlerini belirleme formu" uygulanmıştır. Metinlere dair anlama sorularının cevapları, iki sınıf öğretmeni tarafından değerlendirilmiştir. Uygulamaların ilkokul 2. Sınıf öğrencilerinin anlama düzeylerine katkısını belirlemek amacıyla gelişim eğrisi ile analiz yapılmıştır. Araştırmacının gözlemleri ve öğrenci görüşleri içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre öğrencilerinin ön test-son test verileri ile kalıcılık verilerinden aldıkları puanların gelişim eğrilerine göre uygulamaların okuduğunu anlamaya katkısının olumlu yönde olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin etkinlik sürecinde uygulama öncesi, uygulama sırası ve uygulama sonrası süreçlerinde farklılıklar gözlemlenmiştir. Öğrencilerin bu uygulama etkinliklerine büyük bir istekle katıldıkları ve bu uygulamaların devam etmesini istedikleri belirlenmiştir.

Tuğba Çelik
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yapay zekâ destekli web araçlarının eleştirel medya okuryazarlığına etkisi

Bu araştırmada, yapay zekâ destekli web araçlarının ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel medya okuryazarlığı becerisine etkisi araştırılmıştır. Bu kapsamda eğitim planı geliştirilmiştir. Eğitim planında medyanın olumlu ve olumsuz yanları, siber güvenlik kuralları, medyada etik kurallar gibi konulara değinilerek öğrencilere doğru medya kullanımı öğretilmek amaçlanmıştır. Ayrıca eğitim sistemimizin; müfredatımızla, okullarımızın fizikî koşullarıyla, öğretmen ve veli eğitimleriyle yapay zekâ destekli eleştirel medya okuryazarlığı eğitimine ne düzeyde cevap verebildiği, bu süreçte yaşanan zorluklar ve bu zorlukların nasıl giderilebileceği tartışılmıştır. Araştırma açımlayıcı sıralı karma desen modelinde tasarlanmıştır. Nicel veriler ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenle toplanmıştır. Nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler ve araştırmacı gözlemleriyle toplanmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından ilkokul düzeyine uygun eleştirel medya okuryazarlığı ölçeği geliştirilmiştir. Ölçek geliştirilirken literatür taraması yapılmış, uzman görüşüne başvurulmuş, pilot uygulamalar gerçekleştirilmiş ve açımlayıcı-doğrulayıcı faktör analizleri ile ölçme aracının yapı geçerliği sağlanmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde gruplar içi karşılaştırmalar için bağımlı örneklemler t-testi, gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler t-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın ön test ve son test sonuçlarına göre deney grubundaki öğrencilerin medya okurluğu, medya yazarlığı ve genel toplam başarı puanlarında anlamlı farklılık görülmüştür. Buna karşılık kontrol grubundaki öğrencilerin medya okurluğu ve genel toplam başarı puanlarında anlamlı farklılık görülürken medya yazarlığı puanlarında anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Bu durum eğitimde teknoloji kullanımına daha fazla yer verilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca araştırma kapsamında yapılan görüşmeler ve araştırmacı gözlemleri sonucu yapay zekâ destekli web araçlarının ilkokul öğrencilerinin eleştirel medya okuryazarlığı becerilerini olumlu yönde geliştirdiği ve öğrencilerin medya farkındalığını arttırdığı görülmüştür. Eğitimde teknolojik dönüşümün daha iyi bir noktaya taşınabilmesi için araştırma kapsamında birtakım öneriler sunulmuştur. Farklı kademelerde eleştirel medya okuryazarlığı eğitimleri verilerek sonuçları araştırılabilir. Öğretmenlere yapay zekâ eğitimleri düzenlenebilir. Okullarda eleştirel medya okuryazarlığı kulüpleri, köşeleri gibi özendirici etkinlikler düzenlenebilir. Yapay zekaya ve eleştirel medya okuryazarlığına müfredatta daha fazla yer verilebilir.

Ramazan Demir
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etkileşimli kitap okuma uygulamalarının okuma tutumuna katkısı

Bu araştırmada, etkileşimli kitap okuma uygulamalarının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin okumaya yönelik tutumlarına katkısını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, karma yöntem yaklaşımıyla desenlenmiş bir eylem araştırması olarak yürütülmüştür. Bu doğrultuda, süreçte hem nicel hem de nitel veriler toplanarak bulgular bütüncül biçimde değerlendirilmiştir. Veriler, "Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği", "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Araştırmacı Günlüğü" aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, bir devlet ilkokulunda öğrenim gören toplam 33 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Uygulama süreci toplam yedi hafta sürmüştür. Uygulama öncesinde öğrencilerin mevcut tutumlarını belirlemek amacıyla tutum ölçeği ön test olarak uygulanmış, ardından sürece ilişkin bilgilendirme yapılmıştır. Sonraki beş hafta boyunca araştırmacı tarafından hazırlanan etkileşimli kitap okuma planları doğrultusunda etkinlikler yürütülmüştür. Uygulama sonunda aynı ölçek son test olarak tekrar uygulanmış, ayrıca 15 öğrenciyle etkileşimli okuma sürecine ilişkin görüşme yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde aritmetik ortalama kullanılmış, nitel veriler ise tematik olarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilerin büyük çoğunluğunda okuma tutum düzeylerinin anlamlı biçimde yükseldiğini göstermektedir. Özellikle düşük ve orta düzeyde olumlu tutuma sahip öğrenciler daha üst düzeylere taşınmış, yüksek düzeydeki öğrenciler ise çok yüksek tutum düzeyine ulaşmıştır. Nitel bulgular, öğrencilerin sürece aktif katıldıklarını, kitaplarla etkileşim içinde olduklarını ve etkinlikleri eğlenceli bulduklarını ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, etkileşimli kitap okuma uygulamalarının öğrencilerin okuma tutumlarını geliştiren, katılım ve motivasyonu artıran etkili bir öğretim yaklaşımı olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Etkileşimli kitap okuma, okuma tutumu, sınıf içi uygulama.

Berrin Özdemir
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Caldecott ödüllü ve popüler resimli türk çocuk kitaplarının karşılaştırmalı bir analizi

Bir ülkenin kültür seviyesini belirleyen en önemli ürünlerden biri çocuk kitaplarıdır. Çünkü çocuk kitapları çocukların sadece eğlenceli vakit geçirmelerini sağlayan ürünler değil aynı zamanda başlı başına birer sanat yapıtlarıdır. Erken yaşlarından itibaren hayatlarına giren tıpkı oyuncaklar gibi onların tüm gelişim alanlarını destekleyip zihinsel yeti, düşünme, algılama, imgeleme, hayal gücü, yaratıcılık ve estetik gibi becerileri gelişecek, hayatlarına yön verecektir. Bu bağlamda bakıldığında nitelikli resimli kitaplarla erken yaşlarda karşılaşan çocuklar, evrensel kültür dünyası içinde yer alan aynı zamanda toplumsal gelişime de katkı sunan geleceğin yetişkinlerini oluşturacaklardır. Bu araştırmada, Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl en iyi çocuk kitabı resimleyici ödülü almış kitaplarla (Ödül, XIX. yüzyıl ressamı ve kitap resimleyicisi Randolph Caldecott anısına bu adı taşımaktadır) popüler resimli Türk çocuk kitaplarının biçimsel özellikler ve resimlendirme teknikleri bakımından, benzerlik ve farklılıklarının, karşılaştırmalı bir analizi yapılmıştır. Çocuk edebiyatında, metin kadar resim ve biçimsel özelliklerin de önem taşıdığına vurgu yapılarak farklı kültüre ait kitaplar incelemeye alınmıştır. Bu amaçla, farklı yıllarda Caldecott ödülü almış resimli çocuk kitaplarından 10 tanesiyle yine 10 popüler resimli Türk çocuk kitabı karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İnceleme, basılı metinlerin gözden geçirilerek belli boyutlar çerçevesinde çözümlenirken, araştırma doküman incelemesi çalışması olup nitel yöntem benimsenerek desenlenmiştir. Bu araştırmada hem çağdaş Türk çocuk edebiyatı hem de uluslararası çocuk edebiyatından nitelikli örnekler sunularak, çocuk edebiyatının biçimsel ve resimlendirme özellikleri bakımından farklı bakış açıları sağlanmasının önemi vurgulanmaktadır. Ayrıca, bu araştırma Türkçe literatürde ilk olup, elde edilen bulgularla resimli Türk çocuk kitaplarında geliştirilmeye ihtiyaç duyulan alanlara dikkat çekilerek çocuk edebiyatı araştırmalarına katkı sunacağı düşünülmektedir.

Hikaye kitaplarıNaive resimOkul öncesi çocuklar+7
Pınar Kamalı
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yerel çevreye ve deneyimlere dayalı yazma becerisi geliştirme programının hazırlanması ve uygulanması

Bu çalışmanın temel amacı; yerel çevreye ve deneyimlere dayalı yazma becerisi geliştirme programının, 5. sınıf öğrencilerinin yazma becerilerinin gelişimine etkisini araştırmaktır. Bu bağlamda hazırlanan programın; öğrencilerin hikâye edici ve bilgilendirici metin yazma becerisi, metin içyapısı, dış yapısı ile dil ve anlatım, yazma kaygısı ve yazma motivasyonu üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma karma yöntemde tasarlanmış olup nicel boyutta tek-denekli araştırma modellerinden çoklu yoklama modeli; nitel boyutta ise durum çalışması modeli olarak tasarlanmıştır. Çalışma grubunu, Van ilindeki bir devlet okulunda 5. sınıfa devam etmekte olan biri kız, biri erkek olmak üzere iki öğrenci oluşturmaktadır. Uzman görüşü alınarak hazırlanan, yerel çevreye ve deneyimlere dayalı yazma becerisi geliştirme programı 14 hafta boyunca uygulanmıştır. Çalışmanın verileri; "Hikâye Elementleri Değerlendirme Ölçeği", "Bilgilendirici Metin Değerlendirme Ölçeği", "Yazma Motivasyonu Ölçeği", "Yazma Kaygısı Ölçeği", öğrenci dokümanları, gözlem, öğrenci ve veli görüşme formları aracılığıyla toplanmıştır. Veriler; grafiksel gösterim, örtüşmeyen veri yüzdesi hesaplaması, doküman analizi ve içerik analizi yöntemliyle analiz edilmiştir. Çalışmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre, yerel çevreye ve deneyimlere dayalı yazma becerisi geliştirme programının öğrencilerin, hikâye edici ve bilgilendirici metin yazma becerisi ve hikâye elementleri ile bilgilendirici metin elementlerinin gelişiminde etkili olduğu; öğrencilerin yazma kaygısını azalttığı ve yazma motivasyonunu arttırdığı; cümle hataları ve kelime hatalarını azalttığı; buna karşın metin dış yapısı ile dil ve anlatımda (metni paragraflara ayırma, yazım kuralları, noktalama işaretleri ve kâğıt düzeni) etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar bağlamında öneriler sunulmuştur.

Dil becerileriDil eğitimiEğitim programları+7
İlhan Polat
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yazma stratejilerinin özel yetenekli öğrencilerin bilgilendirici metin yazma becerilerine etkisi

Araştırmanın amacı, işimiz gücümüz kitaplar ve biyografi yazma çerçeveleri stratejileriyle özel yetenekli öğrencilerin bilgilendirici metin yazma becerilerinin gelişimini desteklemektir. Araştırma nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde eylem araştırması deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim öğretim yılının bahar döneminde bir Bilim ve Sanat Merkezinde genel zihinsel yetenek alanında eğitim gören 21 özel yetenekli 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Sekiz haftalık uygulama sürecinin ilk 4 haftası işimiz gücümüz kitaplar, son 4 haftası da biyografi yazma çerçeveleri stratejileriyle yürütülmüştür. Araştırmanın verileri gözlemci raporları, öğrenci ve öğretmen günlükleri, öğrenci ürünleri ve Bilgilendirici Metin Yazma Dereceli Puanlama Anahtarı aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın bulguları, sürecin başında öğrencilerin bilgilendirici metin yazma becerilerinin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin yazdığı metinler incelendiğinde ise genel olarak ana fikrin yeterince açıklanmadığı, yardımcı fikre yer verilmediği, söz varlığının zengin olmadığı ve anlamsal bütünlüğün tam olarak yakalanamadığı tespit edilmiştir. Sürecin sonunda ise öğrencilerin bilgilendirici metin yazmada yüksek düzeye ulaştığı görülmüştür. Ayrıca sürecin sonunda öğrencilerin yazma becerilerinin geliştiği, metin türleri arasındaki farklılıkları keşfettikleri, araştırma becerisi kazandıkları, yazma programını kullanmada ilerleme kaydettikleri, kendilerini bir yazar gibi hissettikleri ve yazma sürecini eğlenceli buldukları belirlenmiştir. Son olarak araştırma, bilgilendirici metin yazma çalışmalarına daha çok önem verilmesi ve öğrencilere yazmaları için fırsat verilmesi gerekliliğine dikkat çekmektedir.

Bilgilendirici metinBiyografiEylem araştırması+5
Ömer Erbasan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ilkokul öğretmenlerinin ve konu alanı uzmanlarının STEM eğitimi algısı

Bu çalışmanın amacı, STEM eğitimi hakkında Kırşehir ilindeki devlet okullarında çalışmakta olan sınıf öğretmenlerinin ve STEM eğitimi ile ilgili akademik yayım gerçekleştirmiş uzmanların görüşlerini incelemektir. STEM eğitiminin dünyada popülerleşmesi, yorum farklılıklarını doğurmuştur. STEM eğitimi ile ilgili algının daha iyi anlaşılabilmesi için bu çalışmanın yapılması gerekli görülmüştür. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması olarak gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu ve yazılı görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan veriler betimsel ve içerik analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucuna sınıf öğretmenleri açısından bakıldığında STEM eğitimi kavramı ile tanıştıkları ancak yeterli içerik bilgisine sahip olmadıkları belirlenmiştir. Uzmanlar açısından bakıldığında ise, STEM eğitiminin Türkiye'de eksik/yanlış bilindiği, bu eğitimin moda olarak görüldüğü, ticari amaçlarla Makerlab atölyelerinde gerçekleştiği görüşleri dile getirilmiştir. STEM eğitiminin 21. yüzyıl becerilerini kazandırabileceği; ekonomik kalkınmayı sağlamak gibi faydaları olacağı yönünde görüşler belirtilmiştir. Sınıf öğretmenleri STEM eğitimi etkinliklerinin dört dalı içermesi gerektiğini belirtirken, uzmanlar ise en az iki alt dalın bütünleşmiş şekilde yürütülmesiyle STEM eğitiminin gerçekleşebileceğini ifade etmişlerdir. Ayrıca sınıf öğretmenlerine göre robotik kodlama, scratch, arduino gibi çalışmaların STEM eğitiminde bulunması gerektiği; uzmanlara göre ise gerekli olduğunda uzmanlarla iş birliği yapılarak sürecin yürütülebileceği görüşleri dile getirilmiştir.

AlgıBeceriFeTeMM+7
Ali Kemal Toksöz
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocukluk eğitiminde kapsayıcı eğitimin niteliğine yönelik paydaş görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, erken çocukluk eğitiminde kapsayıcı eğitimin niteliğine yönelik öğretmenlerin, ebeveynlerin, okul yöneticilerinin, yerel yönetim yetkililerinin ve sivil toplum kuruluşu yetkililerinin görüşleri incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülen bu araştırma durum çalışması deseniyle gerçekleştirilmiştir. Amaçlı örneklem yöntemi ele alınan kavramı en iyi şekilde açıklayabilecek kişilerin seçilebilmesi için kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında kapsayıcı eğitime yönelik projelere dahil olmuş Konya ili MEB' e bağlı bağımsız anaokulları ve ilkokullarına bağlı anasınıflarında çalışan 6 öğretmen, 6 ebeveyn ve 6 okul yöneticisi, 6 yerel yönetim yetkilisi ve Konya'da bulunan sivil toplum kuruluşlarının 6 yetkilisi toplam otuz kişi oluşturmaktadır. Veriler görüşme yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Bireysel görüşmelerde veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından düzenlenen yarı yapılandırılmış "Değerlendirmeye Yönelik Paydaş Grupları (öğretmen, okul yöneticileri, ebeveyn, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim yetkilileri) Görüşme Formu" kullanılmıştır. Veriler tümevarımsal yaklaşım göz önünde bulundurularak içerik analizi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları ve sonucunda kapsayıcı eğitim uygulamalarının niteliğini belirleyen özellikleri ve erken çocukluk eğitimine etkileri incelenmiştir. Çalışma katılımcılarının görüşleri doğrultusunda kapsayıcı eğitim uygulamaları sırasında karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri ortaya çıkarılmıştır.

Erken çocuk eğitimiKapsayıcı eğitimKapsayıcılık+2
Ayşe Berre Durmuş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ev okuryazarlık ortamı ve ebeveyn okuma inançlarının çocukların okuma motivasyonları ile ilişkisi

Okul öncesi dönemdeki çocuğun gelişiminde aile özellikleri, ev ortamı ve yetiştiği çevre doğrudan etkilidir. Bu dönemde çocuğa sunulan olanaklar çocuğun gelişiminde ve öğrenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu araştırmanın temel amacı 36-72 ay aralığındaki çocukların resimli kitap okumaya yönelik algılanan motivasyonları ile belirlenen bağımsız değişkenler arasındaki ilişkide aile okuma inancı ve ev okuryazarlık ortamının sıralı aracı rolünü belirlemektir. Bağımsız değişkenler çocuğun cinsiyeti, anne eğitim düzeyi, evdeki yetişkin kitabı sayısı, ebeveynlerinin çocuğa kitap okuma süresi, çocuğun kendi başına kitapla geçirdiği süre, evdeki resimli kitap sayısı ve çocuğun televizyon izleme süresi olarak belirlenmiştir. Araştırma ilişkisel araştırma deseninde planlanmış ve veriler 2020-2021 Eğitim Öğretim yılında 36-72 aylık çocuğu olan, çocuğu okul öncesi eğitime devam eden, Türkiye'nin 12 farklı şehrinde yaşayan 556 ebeveynden toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Ebeveyn Okuma İnanç Ölçeği, Ev Okuryazarlık Ortamı Ölçeği, Çocuklar İçin Resimli Öykü Kitabı Okumaya Yönelik Algılanan Motivasyon Ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada kurulan modelde yer alan değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri test etmek amacıyla yol analizi kullanılmıştır ve sıralı aracılık test edilmiştir. Araştırma sonucunda aile okuma inancı ve çocuğun resimli kitap okumaya yönelik algılanan motivasyonu değişkenleri arasında ebeveynlerin çocuğa kitap okuma süresi ve evdeki resimli kitap sayısının tam aracılık ettiği bilgisine erişilmiştir. Çocuğun cinsiyeti, anne eğitim düzeyi, evdeki yetişkin kitabı sayısı, çocuğun televizyon izleme süresi değişkenlerinin ise aile okuma inancı ve çocuğun resimli kitap okumaya yönelik algılanan motivasyonu değişkenleri arasında kısmi aracılığı olduğu anlaşılmaktadır. Sonuçlar her bir bağımsız değişken için ayrı başlık oluşturularak konuyla ilgili yapılan çalışmalarla birlikte değerlendirilmiş ve alan uzmanları ve uygulamacılarına yönelik öneriler sunulmuştur.

Aile okuryazarlığıEbeveynlerMotivasyon+7
Ela Sümeyye Seçim
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İlkokul öğrencilerinin matematiği gerçek hayatla ilişkilendirme becerilerinin çocuk edebiyatı eserleri bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada çocuk edebiyatı eserleri bağlamında ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin matematiği gerçek hayatla ilişkilendirme becerileri, matematik dersi öğrenme alanlarına, düzeylerine ve ilişkilendirme becerisinin alt bileşenlerine göre ayrıntılı incelenmiştir. Araştırma, durum çalışması yöntemiyle tasarlanmış, tipik durum örneklemesi yöntemi ile belirlenen on beş ilkokul 3. sınıf öğrencisinden oluşan katılımcı grup ile yedi hafta çevirim içi ortamda gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri 2020-2021 eğitim öğretim yılı bahar döneminde elde edilmiştir. Öğrencilerin yazılı dokümanları, araştırmacı gözlem notları, video kayıtları ve öğrencilerin performans görevi olarak çektiği videolardan elde edilen veriler, betimsel analiz ile incelenmiştir. Araştırmada çocuk edebiyatı eserlerinin içerik, sözcük ve görsellerinde öğrencilerin matematiği gerçek hayatla İlişkilendirme becerileri öğrenme alanlarına göre incelendiğinde öğrencilerin yoğunluklu olarak sayılar ve işlemler öğrenme alanında ilişkilendirmeler yaptıkları, veri işleme öğrenme alanını gerçek hayatla ilişkilendirmekte zorlandıkları görülmektedir. Öğrencilerin matematiği gerçek hayatla ilişkilendirme becerileri düzeylerine göre incelendiğinde öğrencilerin yoğunlukla belirgin düzeyde ilişkilendirmeler yaptıkları, daha derin matematiksel anlamları barındıran unsurları örtük düzeyde ilişkilendirmekte yetersiz oldukları görülmektedir. Öğrencilerin gerçek hayatlarından verdikleri örneklerin yoğunlukla yakın çevrelerinden olduğu ancak matematiğin gerçek hayatlarında nasıl ve ne amaçla kullanıldığını açıklamakta yetersiz oldukları görülmektedir. Araştırmada son olarak çocuk edebiyatı eserlerinin, matematiğin gerçek hayatla ilişkilendirilebilmesi için uygun ve çeşitli türlerde bağlamlar sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada kullanılan yedi çocuk edebiyatı eserinin içerikleri sosyal hayat, doğada hayat, ev hayatı ve sağlıklı hayat türlerinde bağlamlar barındırdığı ve bu bağlamların matematik dersi öğrenme alanlarıyla ilişkilendirilebildiği görülmektedir.

Günlük yaşamMatematik eğitimiMatematiksel ilişkilendirme+3
Ayşe Özer
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sınıfta eleştirel pedagoji: İlkokul 4. sınıf öğrencileriyle eleştirel okuryazarlık uygulamalarının yansımaları

Durum çalışmasına göre desenlenen bu araştırma ilkokul 4. sınıf Türkçe dersi öğretim programı özel amaçları, temaları ve kazanımları temel alınarak gerçekleştirilen eleştirel okuryazarlık etkinliklerinin öğrencilerin eleştirel okuryazarlık becerileri üzerindeki yansımalarını betimlemeyi ve keşfetmeyi amaçlamıştır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden tipik durum örneklemesi tercih edilmiştir. Bir ilkokulun 4. sınıfından 10 erkek ve 4 kız öğrenci araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Hazırlanan eleştirel okuryazarlık etkinlikleri haftada 3 gün 6 hafta boyunca gerçekleştirilmiş ve toplamda 36 ders saati veri elde edilmiştir. Elde edilen veriler MAXQDA 20 nitel veri analizi programına aktarılmıştır. Veri analizi temel, duyuşsal ve keşfedici kodlama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı eklektik bir kodlama analizi yaklaşımıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrenciler kimlik, iktidar ve insan ilişkileri, çocuk hakları, toplumsal cinsiyet, mültecilik, emek ve yoksulluk gibi kişisel ve sosyopolitik konularda metinden metine, metinden kendi yaşamlarına ve metinden dünyaya bağlantılar kurmuşlardır. Araştırmada kullanılan eleştirel okuryazarlık stratejileri ve teknikleri öğrencilerin basmakalıp yargılarını ve çoklu bakış açılarını ortaya koymalarını desteklemiştir. Özgürlük ve sevgi ikilemini, sınırsız bir şekilde özveride bulunmayı, zorba iktidarlara verilecek yanıtları, savaşları ve vatanseverlik kavramını sorunsallaştırmışlar ve çoklu bakış açılarını ortaya çıkarmışlardır. Bu araştırmada öğrenciler yazarların eserlerine yönelik ortaya koydukları alternatif metinlerle görmezden gelinen bakış açılarından konuları ele alabildiklerini göstermişlerdir. Çocukların haklarını elde edebilmelerinin yollarını yoksulluklarının ortadan kaldırılması ve nitelikli eğitime erişebilmelerinde aramışlardır. Otoriter ve liyakat sahibi olmayan yönetim biçimlerine itiraz etmişler ve alternatif metinlerinde bu yönetici tiplerini dönüşüme uğratmışlardır. Ezilmenin radikal biçimlerinden birisi olarak mültecilik konusunda savaş nedeniyle ailelerini kaybeden çocukların bakış açılarından dünyayı görmeye çalışmışlardır.

Eleştirel okuryazarlıkEleştirel pedagojiPedagoji+2
Nuri Barış İnce
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sınıf öğretmeni adaylarının öğretimi farklılaştırma becerilerinin geliştirilmesi

Bu çalışmanın amacı, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımına (FÖY) yönelik yeterliklerin neler olabileceği ve öğretmen adaylarının hangi uygulamalarla bu yeterlikleri kazanabileceğinin incelenmesidir. Bu amaçla FÖY'e yönelik öğretmen yeterlikleri belirlenmiş ve bu yeterliklerin kazandırılacağı bir ders planlamıştır. Ders yüz yüze başlamış ancak Covid-19 pandemisi nedeniyle çevrimiçi bir platformda devam etmiştir. Dersin sonunda öğretmen adaylarının FÖY'e yönelik kazandığı beceriler değerlendirilmiştir. İlkokul, çocukların gelişimlerinin hızlı olmasından dolayı başta bilişsel olmak üzere birçok yönden bireysel farklılığın gözlenebildiği bir dönemdir. Sınıf öğretmenleri, farklılıklara cevap verebilmek için öğretimi farklılaştırması gereken ilk öğretmenlerdir. Bu gerekçeyle, araştırmanın katılımcılarını 2019-2020 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde bir eğitim fakültesinden ölçüt örneklemle seçilen 22 sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Nitel yaklaşımlardan tekli durum çalışması olarak desenlenen araştırmada veriler gözlem, görüşme, kişisel bilgi formu, ders planları, günlük ve ödev gibi dokümanlar aracılığıyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırmanın bulguları, sürecin başında sınıf öğretmeni adaylarının FÖY'le ilgili bilgi ve beceriye sahip olmadığını göstermiştir. Yeterlik kazandıran dersi aldıklarında FÖY'ü kavramsal olarak tanımlayabilmiş, ilkeleri ve önemini açıklayabilecek duruma gelmişlerdir. Dersin sonunda hazırladıkları ders planları ve görüşmeler bütünsel olarak incelendiğinde her bir sınıf öğretmeni adayının FÖY becerisi kazandığı, ancak farklı seviyelerde olduğu tespit edilmiştir. Katılımcılar FÖY'ü ders planlarına etkili düzeyde, orta düzeyde ve düşük düzeyde yansıtmışlardır. Düzeyler arasındaki en büyük farklılık, bireysel farklılıkların etkili şekilde belirlenmesi ve bu farklılıklara sürekli değerlendirmeyle elde edilen veriler aracılığıyla cevap verecek uyarlamaların gerçekleştirilmesidir. Düzeyler arasındaki farklılıkların görünür olması açısından bulgular betimlenerek sunulmuştur. Çalışma, hizmet öncesi öğretmen eğitiminde kullanılabilecek sonuçlar ve araştırmacılara öneriler sunabilmesi açısından temel eğitim alanına katkı sağlar niteliktedir.

Aday öğretmenlerBireysel farklılıkFarklılaştırılmış öğretim+5
Saadet Zoraloğlu
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel yetenek tanısı olan ve olmayan ilkokul öğrencilerinin deyim ve atasözü algıları

Bu çalışmanın amacı özel yetenek tanısı olan ve olmayan ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin deyim ve atasözü algılarının karşılaştırılması ve incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, öncelikle ilkokul dördüncü sınıf Türkçe ders kitabı incelenerek deyim ve atasözleri belirlenmiştir. Sonrasında hazırlanılan görüşme soruları aracılığıyla her iki öğrenci grubu ile mülakatlar düzenlenmiş ve bu görüşmelerin analizi yapılmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında Ankara'dan amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem ile seçilerek iki kurumdan öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Bu kurumlar Ankara'daki bir Bilim ve Sanat Merkezi ve bir özel ilkokuldur. Nitel yaklaşım benimsenerek bütüncül çoklu durum çalışması şeklinde desenlenen araştırmada veriler görüşme ve doküman inceleme yoluyla elde edilmiştir. Araştırma sonucunda özel yetenek tanısı olan dördüncü sınıf öğrencilerinin, özel yetenek tanısı olmayan öğrencilere göre deyim ve atasözlerini daha çok mecaz anlamıyla algıladıkları ve özel yetenek tanılı öğrencilerin, özel yetenek tanısı olmayan öğrencilere göre farklı düşünce ve eleştirel düşünme becerisi sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır.

AtasözleriDeyimlerTürkçe+6
Duygu Gönül
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Metinlerarası okuma ile bütünleştirilen Analitik Yazma ve Değerlendirme Modelinin özel yeteneklilerin okuduğunu anlama ve yazma becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, metinlerarası okuma ile bütünleştirilen 6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Modeli'nin [AYDM] özel yetenekli dördüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama ve yazma becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırma nicel araştırma desenlerinden dört gruplu yarı deneysel desene göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 28 özel yetenekli dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın deneysel süreci 6+1 AYDM'nin alt boyutlarına uygun bir şekilde 7 hafta sürmüştür. Çalışmanın verileri Metinlerarası Okuduğunu Anlama Testi ve 6+1 AYD Rubriği ile toplanmıştır. Araştırmada özel yetenekli dördüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama ve yazma becerilerine etkisine yönelik elde edilen veriler bağımlı ve bağımsız örneklemler t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada metinlerarası okuma ile bütünleştirilen 6+1 AYDM'nin özel yetenekli dördüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama ve yazma becerilerini olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca özel yetenekli öğrencilerin okuduğunu anlama düzeyinde ön test etkisi görülmüşken, yazma becerilerinde ön test etkisine rastlanılmamıştır. Deneysel sürecin 6+1 AYDM'nin alt boyutlarında ise fikirler, kelime seçimi ile imlâ ve noktalama alt boyutlarında deney ve kontrol grubunda anlamlı farklılaşmanın olmadığı, diğer alt boyutlarda anlamlı farklılığın olduğu ortaya çıkmıştır. Yine metinlerarası okuma ile bütünleştirilen 6+1 AYDM ile gerçekleştirilen deneysel etkinliklerin özel yetenekli dördüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama ve yazma düzeylerinde kalıcılığı olumlu yönde etkilediği çalışmada ulaşılan bir diğer sonuçtur.

Analitik yazma ve değerlendirme modeliMetinlerarasılıkOkuma+7
Abdulkadir Sağlam
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uyum sınıflarındaki göçmen öğrencilerin Türkçedeki sesletim sorunlarının giderilmesinde eğitsel oyunların etkisi

Bu çalışmada uyum sınıflarında öğrenim gören Suriyeli öğrencilerin ana dillerinden kaynaklanan Türkçe sesletim sorunlarının giderilmesinde eğitsel oyunların etkisi araştırılmıştır. Karma yaklaşımla yürütülen bu çalışma yakınsak desene göre yapılandırılmıştır. Bu kapsamda nicel ve nitel veri toplama araçları birlikte işe koşulmuştur. Nicel veri toplama aracı olarak dikte ve sesli okuma çalışması, nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı gözlem formu, öğretmen gözlem notları, öğretmen görüşme formu, öğrenci ve öğretmen odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada çalışma grubu belirlenirken ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcı grubunu oluşturmak için belirlenen ölçütlerden ilki göçmen öğrencilerin uyum sınıflarında yer almasıdır. İkincisi ise öğrencilerin Türkçe A2 seviyesinde olmasıdır. Eğitsel oyunların kullanıldığı ve kullanılmadığı uyum sınıflarında ölçütlere uyan 8'er öğrenci araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma 10 hafta sürmüş, 8 hafta boyunca toplam 24 ders saati öğrencilere eğitsel oyunlar oynatılmıştır. Araştırmanın tamamlanmasının ardından 1 ay sonra dikte ve sesli okuma çalışmalarıyla kalıcılık testi uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde non-parametrik testler kullanılmış, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda eğitsel oyunların kullanıldığı grupta eğitsel oyunların ana dillerinden kaynaklanan Türkçe sesletim sorunlarının giderilmesinde sesli okuma ve dikte çalışması bakımından etkisinin anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Eğitsel oyunların uygulandığı gruba yapılan kalıcılık testinde de eğitsel oyunların Türkçe sesletim sorunlarının giderilmesindeki etkisinin kalıcı olduğu da bulgularda ulaşılan bir diğer konudur. Bu durumlara ilave olarak öğrencilerin eğitsel oyunlarla birlikte eğlendikleri, Türkçe öğrenimine karşı motivasyonlarının arttığı ve öğrenciler arasındaki sosyal ilişkilerinin geliştiği görülmüştür. Bulgulardan yola çıkarak araştırma sonunda ikinci dil öğretiminde oyunların kullanımına ilişkin hem öğretmenlere hem de program yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Dil eğitimiDil problemleriGöçmenler+7
Mehmet Arif Bozan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemdeki çocukların akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeylerinin anne çocuk ilişkileri açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı okul öncesi dönemdeki çocukların akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeylerini anne-çocuk ilişkileri açısından incelemektir. Çalışmanın örneklemini Ankara ilindeki MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarından kartopu örnekleme yoluyla seçilen 4-6 yaş aralığındaki 200 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Çocuk-Ana Baba İlişki Ölçeği, Çocuk Davranış Ölçeği ve Sosyal Beceri Geliştirme Sistemi Derecelendirme Ölçeği yardımıyla toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda çocuk-ana baba ilişki ölçeğinin çatışma alt boyutu puanları ile sosyal beceri ölçeğinin iş birliği ve öz denetim alt boyutları arasında anlamlı ve ters yönlü bir ilişki olduğu; olumlu alt boyutu ve toplam puanları ile sosyal beceri ölçeğinin sorumluluk alt boyutu arasında anlamlı ve ters yönlü ilişki olduğu bulunmuştur. Çocuk-ana baba ilişki ölçeğinin çatışma alt boyutu puanları ile çocuk davranış ölçeğinin saldırganlık alt boyutu puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal beceri ölçeğinin alt boyutları ve toplam puanlarında cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğu; çocuk davranış ölçeği aşırı hareketlilik alt boyutunda yaşa ve cinsiyete; asosyal ve dışlama boyutlarında ise cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğu sonuçlarına varılmıştır. Çalışmanın sonucunda, annelerin çocuklarıyla kurdukları ilişkiler ile çocuklarının akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkiye göre araştırmacılar ve uygulayıcılar için öneriler geliştirilmiştir.

Aile içi ilişkilerAkranAkran ilişkileri+5
Serap Doğa Ateş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Okuduğunu anlama ve edebî sanatlar: Çocuk kitapları üzerine nitel bir araştırma

Bu araştırmanın amacı; ilkokul düzeyindeki farklı türlerdeki çocuk edebiyatı eserlerinde edebî sanatların kullanım düzeyi ile öğrencilerin bu eserlerdeki edebî sanatları anlama ve okuduğunu anlama düzeylerini ortaya koymaktır. İki aşamada yürütülen bu araştırma, bir temel nitel araştırmadır. Araştırmanın ilk aşamasında 50 adet çocuk edebiyatı eseri, çalışma materyallerini oluşturmaktadır ve ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, 2020-2021 öğretim yılında Ankara ili merkez Etimesgut ilçesindeki bir devlet ilkokulunda öğrenim gören ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinden toplam 95 öğrenci, araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ilk aşamada 50 adet çocuk edebiyatı eseri; ikinci aşamada ise başarı testleri kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin analizi için betimsel analiz ile betimsel istatistikler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çocuk edebiyatı eserlerinde en sık kullanılan edebî sanatların mecaz, tekrir, teşhis, tezat ve istifham; en az kullanılan edebî sanatların tariz, tecahülüarif, istidrak ve hüsnütalil sanatları olduğu görülmüştür. Başarı testlerinden elde edilen genel ortalamaya bakıldığında edebî sanatlarda 3. sınıfların en yüksek, 4. sınıfların en düşük; okuduğunu anlamada ise 3. sınıfların en yüksek, 2. sınıfların en düşük ortalamaya sahip olduğu görülmüştür.

Edebi sanatlarKitaplarOkuma-anlama+4
Hatice Demir
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çocuk kitapları üzerine bir seviye tespit çalışması

Bu araştırmada dili Türkçe olan 10 yerli yazarlı, 10 yabancı yazarlı çocuk kitabının okuma seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, temel nitel araştırma türünde olup, veri toplama süreci iki aşamada gerçekleşmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında belirlenen çocuk kitaplarının biçimsel ve içerik özelliklerinin hangi yaş düzeyine uygun olduğunun tespiti ile ilgili "Çocuk Kitaplarını Değerlendirme Formu" kullanılmış ve elde edilen veriler betimsel kontrol listeleri ile incelenmiştir. Çalışmada yer alan kitapların okunabilirlik düzeylerinin tespiti için ise "Ateşman Okunabilirlik Sayısı Formülü" uygulanmıştır ve elde edilen veriler betimsel analiz ile incelenmiştir. Yapılan analizlerden elde edilen veriler ve uzman görüşleri değerlendirmeleri sonucunda, her sınıf düzeyine ait olduğu düşünülen bir yerli bir yabancı kitap olmak üzere toplamda sekiz kitap çalışmanın ikinci aşaması için seçilmiştir. Çalışmanın ikinci aşaması, 2020-2021 eğitim öğretim bahar yılında Ankara'da bir devlet okulunda okuyan 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden oluşan toplam 94 öğrenci ile yürütülmüştür. Öğrenciler kendileri için seçilen kitaplara "Okunabilirliği Değerlendirme Formunu" uygulamış ve daha sonra kitapları okumuşlardır. Kitapları bitirdiklerinde ise araştırmacı tarafından her sınıf düzeyine uygun Barrett Taksonomisi temel alınarak geliştirilen "Okuduğunu Anlama Formları" öğrencilere uygulanmıştır. Aynı süreç ikinci kitaplar için de tekrarlanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasından elde edilen veriler, betimsel istatistik yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, dili Türkçe olan çocuk kitaplarını, literatürde yer alan çocuk edebiyatı kriterlerine göre değerlendirmenin ve okunabilirlik formülleri uygulamanın tutarlı sonuçlar vermediği; kitapların seviyelerini belirlemek için yeterli kriterler olmadığı görülmüştür.

Barret taksonomisiKitaplarSeviye testi+5
Duygu Sarmusak Selçuk
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00