Hacettepe University
Discipline

Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Anabilim Dalı

Hacettepe University

51

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Bitki ekstraktları ve sıvıcam karışımı ile ahşap malzeme üstyüzeyleri için dayanıklı doğal boyaların geliştirilmesi ve renk değişim performanslarının belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, bitki ekstraktları ve sıvıcam (suda çözünmüş SiO2) karışımı ile ahşap malzeme üstyüzeyleri için harici koşullara dayanıklı yeni tür doğal boyaların geliştirilmesi, doğal yaşlandırma, sıcak-soğuk şoku ve tuzlu su sisi testlerine karşı direnç değerlerinin belirlenmesidir. Doğal ve temel bir yapı malzemesi olan ahşap, insanların ve canlıların yaşadığı iç ve dış ortamlarda yoğun olarak kullanılmaktadır. Ağaç malzemenin avantajları yanında, biyotik ve abiyotik zararlılar tarafından tahrip edilebilme, renk kaybı ve şekilsel bozulmalara uğrama gibi bazı dezavantajları da vardır. Bu dezavantajların giderilmesi için çok sayıda koruyucu ve renklendirici malzemeler geliştirilmiştir. Ahşap koruma ve estetik için kullanılan renklendiriciler ve koruyucuların insan ve çevre sağlığı üzerinde bazı yan etkilere sahip olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır, bu nedenle çevre dostu "yeşil" ürünlere talep vardır (Leitner, 2012). Son yıllarda, ahşap malzemeye zarar veren biyotik ve abiyotik zararlılara karşı, çevre ve insan sağlığına zararsız veya daha az zararlı olan, bitki ekstraktlarından renklendiriciler, su-bazlı vernikler, borlu bileşikler vb. doğal ahşap koruyucular geliştirilmektedir. Ancak, bu doğal ürünlerin, özellikle dış ortamlarda kullanımları durumunda, zamanla, yıkanma, renk değişimi, yanma ve çürüme gibi bozunmalara uğrayarak, kendilerinden beklenen işlevi kısmen ya da tamamen yerine getiremediklerine ilişkin bilimsel çalışmalar bulunmaktadır (Kartal ve ark 2006; Baysal 2005). Bu nedenle, özellikle dış mekanlarda kullanılacak olan doğal ahşap renklendiricilerin, biyotik ve abiyotik zararlılara karşı dirençlerinin artırılması, çözülmesi gereken yeni bir problem olarak ortaya çıkmıştır. Sorunu çözmek için, bu çalışma literatürde, sıvı cam ve doğal boya karışımlarının, ahşap üzerine kaplanması halinde bozundurucu faktörlere karşı korunma derecesi üzerine özgün bir çalışma olacaktır. Bu çalışma, sıvıcam ile kaplanan cisimlerin dış etkenlerden daha az etkilendiği gerçeğinden hareketle, doğal boyanın sıvıcam ile karışımından dış etkenlere dayanıklı ahşap malzeme üst yüzeyleri için doğal boyalar elde edilebileceği mantığına dayanmaktadır. Çalışma kapsamında ceviz kabuğu (Juglans regia), meyan kökü (Glycyrrhiza glabra L.) ve nar kabuğundan (Punica garnatum L.) elde edilmiş boyar ekstraktlar, demir sülfat (Fe2(SO4)37.H2O), alüminyum sülfat (Al2(SO4)318.H2O) ve sirke (CH3COOH) ile mordanlanmıştır. Hazırlanan boyar maddeler sıvıcam ile karıştırılarak sibirya çamı (Pinus sibirica), sarıçam (Pinus sylvestris L.), kızılçam (Pinus buria), iroko (Milica excelsa) ve ladin (Picea orientalis) test örneklerine daldırma yöntemiyle uygulanmıştır. Geliştirilen bitki ekstraktı-sıvıcam karışımı yanında, karşılaştırma yapmak amacıyla, sanayi ortamında kullanılan ticari bir ahşap renklendirici de kapsama alınmıştır. Deney örnekleri, doğal yaşlandırma, tuzlu su sisi, sıcak-soğuk şoku, testlerine tabi tutularak, sıvıcamlı karışımın direnç değerleri belirlenmiştir. Doğal yaşlandırma testi verilerine göre sıvıcam, çeşitli ağaç türü ve karışımlara göre farklılık göstermekle birlikte, doğal yaşlandırma etkisiyle oluşan renk değişiminde, sentetik boya ile karşılaştırıldığında anlamlı ve olumlu sonuçlar vermiştir. Meyan kökü boyasının sirke ile mordanlanmış sıvıcamlı karışımının, doğal yaşlandırmaya karşı önemli ölçüde direnç sağladığı belirlenmiştir. Sıcak- soğuk şoku testi verilerine göre sıvıcamın etkisi ceviz kabuğu ve meyan kökü boyalarında anlamsız bulunmuştur. Nar kabuğu boyasında sıvıcamlı karışım, sıvıcamsız karışıma göre renk değişimini düşürmüştür. Tuzlu su sisi testi sonuçlarına göre meyan kökü boyasının sirkeyle mordanlanmış sıvıcamlı karışımının, sentetik boyadan daha fazla direnç sağladığı ve sentetik boyaya alternatif olarak geliştirilebileceği söylenebilir.

Sezil Ataş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İnsan merkezli tasarım yaklaşımıyla mobilya ergonomisinde bilgisayar destekli analiz uygulamaları: seçilmiş oturma mobilyaları örneği

İnsan merkezli tasarım, herhangi bir ürün geliştirilirken insan ihtiyaçları ön plana çıkarılan, problem çözme işine her aşamada insan perspektifinden yaklaşılan bir tasarım ve yönetim sürecidir. Bu çalışmada, insan merkezli tasarım yaklaşımıyla, mobilya ergonomisinde bilgisayar destekli analizlerin uygulanması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, ergonomik açıdan önemli bir eşya olan ve insanların birebir ilişki kurduğu "oturma mobilyaları" (tekli koltuk) çalışılmak üzere seçilmiştir. Bu amaçla, Türkiye'de faaliyet gösteren büyük ölçekli bir üretici firmadan temin edilen 8 farklı tekli koltuk modelinin ve farklı ergonomik parametrelere göre üretilen 18 adet kontrollü deney koltuğunun ergonomik açıdan uygunluğu, hem uygulamalı bir anket çalışması (algısal ölçme), hem basınç ölçüm matı (fizyolojik değerlendirme), hem de insan odaklı ürün geliştirme yazılımı "Anybody Modeling System (AMS)" (biyomekanik değerlendirme) olmak üzere 3 farklı boyutta değerlendirilmiştir. Çalışmanın birinci aşamasında, oturma mobilyalarında ergonomik açıdan en etkili ölçütlerden olan oturma derinliği, oturma yüksekliği, arkalık eğim açısı ve kolçak yüksekliği gibi faktörlerin farklı cinsiyet ve boylardaki (5, 10, 95 persentil) insan tiplerinin rahatlığı üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla farklı ergonomik parametrelere sahip 18 adet kontrollü deney grubu koltuğu tasarlanmış ve üretilmiştir. Üretilen koltukların rahatlık değerlendirmeleri, gönüllülük esasına göre seçilen 20 erkek ve 20 kadından oluşan toplam 40 gönüllü katılımcıya uygulanan ve vücudun farklı bölgelerindeki rahatlık düzeylerini ölçmek amacıyla hazırlanmış bir anket yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada, elde edilen verilerin istatistiksel analizleri sayesinde, rahatlık üzerinde etkili olan faktörler ve bu faktörler arasındaki ilişkiler incelenmiş, ayrıca rahatlık değerlerinin ergonomik parametrelere göre ve insan tipine göre önceden tahmin edilebileceği matematiksel eşitlikler geliştirilmiştir. Daha sonra, aynı anketler firma koltuklarının ergonomik değerlendirilmesi için de aynı gönüllü katılımcılara uygulanmış, ayrıca firma koltuklarının rahatlık değerleri, kontrollü deney koltukları verilerinden yararlanılarak geliştirilen matematiksel eşitliklerle tahmin edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında, fizyolojik değerlendirme için, gönüllü katılımcılardan seçilen 3 tip bireyin katılımıyla, 18 kontrollü deney koltuğunda piyasada döşemeli mobilya imalatında yaygın olarak kullanılan 3 farklı yoğunluğa (28, 32, 35 dns) sahip süngerler kullanılarak, ayrıca firma koltuklarında da üzerindeki mevcut döşeme sistemlerine göre, oturma yüzeylerinde basınç haritalama analizleri (PMAT) gerçekleştirilmiştir. Basınç haritalama analizleri sonuçlarında, çalışmada denenen süngerler arası yoğunluk farklarının konfor üzerinde etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Firma koltuklarında yapılan basınç haritalama analiz sonuçlarına göre ise, genel olarak kısa boylu kadın katılımcıların rahatsız hissettiği ve model 3 ve 6'da en rahatsız hissettikleri, erkek katılımcılarda da boy artışının rahatlık üzerinde olumlu etkisinin olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise, biyomekanik analizler için, araştırmaya katılan kadın ve erkek katılımcıların kas-iskelet (muskuloskeletal) sistemleri her bir katılımcıdan alınmış 10 statik antropometrik veriye göre ölçeklendirilerek sanal ortamda 1/1 ölçekte (3 erkek 3 kadın modeli) modellenmiştir. Bu sayede, oturma eylemi ve dolayısıyla da oturma postürü hem kontrollü deney koltukları hem de firma koltukları için sanal ortamda gerçekleştirilmiş, katılımcıların kas-iskelet sistemlerinde meydana gelen kas ve eklem kuvvetleri elde edilerek, en az enerjinin harcandığı en rahat oturma elemanı, dolayısıyla da en uygun oturma postürü niceliksel olarak belirlenmiştir. Sonuçlara göre, rahatlık üzerinde en etkili faktörün arkalık eğim açısı olduğu ve arkalık eğim açısındaki artışın tüm persentillerdeki hem kadın hem erkek katılımcıların eklem reaksiyon kuvvetlerini (lumbar bölge) ve kas aktivasyonunu azalttığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda, üzerinde en rahat hissedilen tekli koltuk modellerinde, hissedilen rahatlığı etkileyen faktörler (ölçü, form, açı, ölçüler arası ilişkiler, malzeme, döşeme vb.) detaylı bir şekilde analiz edilerek ergonomik koltuk tasarımı için gerekli optimum kriterler ortaya koyulmuştur. Sonuç olarak, insan merkezli tasarım ve bilgisayar destekli ergonomik analizer yardımıyla, kullanıcıların daha ergonomik ürünler kullanarak yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik öneriler sunulmuştur.

Halil Kılıç
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ürün mühendisliği yaklaşımıyla ergonomik okul sırası tasarımı

Bu çalışmanın genel amacı, hareket yakalama sistemi ile birleştirilmiş bilgisayar destekli ergonomik analiz yazılımı yardımıyla okul sıralarının öğrenci antropometrisine uygun hale getirilmesine yönelik öneriler sunulmasıdır. Çalışma, üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, Muğla il merkezindeki ilk ve orta öğretim kurumlarında öğrenim gören, 1. ile 12. sınıf arası toplam 890 öğrencinin statik antropometrik verileri ile kullandıkları sıraların ölçüleri tespit edilmiştir. İkinci aşamada, elde edilen antropometrik verilere göre ve literatürde önerilen eşitlikler kullanılarak, her bir sınıf düzeyi için ortalama sıra ölçüleri önerileri belirlenmiştir. Ayrıca, belirlenen sıra ölçüleri, ilgili standartlar ve mevcut kullanılan sıra ölçüleriyle karşılaştırılmıştır. Üçüncü aşamada ise, hareket yakalama sistemi ve ölçümlerden elde edilen verilerle, AMS (Anybody Modelling System) yazılımında 12 insan ve 36 sıra modellemesi yapılmıştır. Daha sonra bu modeller, öğrencilerin sıralarda oturduklarında gerçekleştirdikleri dinleme, okuma ve yazma eylemlerindeki pozisyonlardaki postürlerine göre bilgisayar destekli ergonomik modelleme programında analiz edilerek kas-iskelet sistemlerinde oluşan kas aktivasyonları ve eklem reaksiyon kuvvetleri belirlenmiştir. Antropometrik verilerden elde edilen sonuçlara göre, özellikle 1-8. sınıflar arası boyutsal büyümenin hızlı geliştiği, 9-12. sınıf düzeyinde ise nispeten yavaşladığı görülmüştür. Buna bağlı olarak, 1-8. sınıf düzeyleri arası kullanılan okul sıralarına ait kritik ölçülerin, öğrencilerin antropometrik ölçülerindeki hızlı artış nedeniyle ergonomik olmadığı belirlenmiştir. Bilgisayar destekli ergonomik analiz uygulamalarından elde edilen sonuçlar, çalışma kapsamında önerilen ölçülerdeki sıraların, her üç pozisyon için de mevcut okul sırası ve ilgili standartta belirtilen ölçülerdeki sıralara kıyasla daha ergonomik olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar, mevcut okul sıraları ile öğrenci antropometrik ölçülerinin uyumsuzluğunu doğrulamıştır. Ayrıca, elde edilen sonuçlar ile okul sırası tasarımında başlangıç noktası kabul edilen oturak yüksekliği ve masa tablası yüksekliği ölçülerinin belirlenmesinde ergonomik açıdan değerlendirmeler yapılmıştır. Genel anlamda, modern ergonomik analiz tekniklerinin okul sırası tasarımında kullanılabilirliğine ilişkin önemli veriler elde edilmiştir. Gelecekte, bu tür çalışmaların sayısının artması ile daha sağlıklı ve kişiselleştirilmiş mobilya tasarımı kavramının ön plana çıkması kuvvetle muhtemeldir.

Mehmet Acar
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Alümina (Al2O3) uygulanan ağaç malzemenin yanma yıkanma ve su alma özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ağaç malzemenin Alümina (Al2O3) çözeltisi ile emprenye edilerek kullanım ömrünü uzatmak ve maruz kaldığı dış etkenlere karşı yıkanma, yanma ve su alma gibi olumsuz etkileri en aza indirgemek, ahşap malzemeyi korumak ile birlikte insan sağlığı ve çevre şartlarına uygun, emprenye malzemesi elde etmektir. Bu amaçla; deney örneklerinin hazırlanmasında kullanılan ağaç türleri sarıçam (Pinus sylvestris L.) ve kayın (Fagus orientalis L.); emprenye maddesi olarak, Alümina (Al2O3) maddesi kullanılmıştır. Alümina (Al2O3) maddesi saf su ile (%1, %3, %5 ve %10) oranlarında karıştırılarak, elde edilen çözeltiler 60 dk süre ve 45 ˚C sıcaklık altında daldırma metodu ile ağaç malzemeye uygulanmıştır. Alümina ile muamele edilen test örnekleri; yanma (yanmada ağırlık kaybı gr, ˚C, CO, CO2 ve O2), yıkanma (pH.3 ve pH.7, sıcaklık 10 °C, 22 °C ve 40 °C) testleri yapılmış, elde edilen veriler ile ağaç malzemenin yanma, yıkanma ve su alma (2, 4, 8, 24 ve 48 saat) özellikleri üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Sonuç olarak alüminyum oksit (Al2O3); uygulanan ahşap örneklerin yanma ve su alma özelliklerini olumlu etkisinin olmadığı fakat yıkanma testlerinde etkili sonuçların alındığı belirlenmiştir. Alümina ugulanan ağaç malzemenin, yanma ve su alma özelliklerinin önemli olmadığı alanlarda doğal, çevre dostu ve insan sağlığına zararsız altarnatif bir malzeme olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.

Aktif alüminaFiltre keki yıkanmasıKarşıdan su alma+1
Yasin Erbil
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sığla (antioksidant/antibakteriyel) bitki özütünün emprenye edilebilme olanağı ve ahşap endüstrisinde kullanımı

Bu çalışmada; ahşap malzemenin antioksidant/antibakteriyel özelliğe sahip doğal koruyucu ile muamele edilmesi ile uzun süre dayanımının arttırılması, antioksidant/antibakteriyel bitki özütlerinden çevreyle dost ekolojik doğal koruyucu elde edilerek, kızılçam odununda emprenye edilmesi ve ahşap endüstrisinde kullanılabilme olanaklarının araştırılması hedeflenmiştir. Çalışmada; odun örnekleri Köyceğiz ağla yöresindeki kızılçam ağaçlarından alınmış Kızılçam odun örnekleri de standartlara uygun olarak seçilip hazırlanmıştır. Bitki özütü olarak yapraklı ağaç sınıfında Köyceğiz'in endemik türü olan Sığla ağacının yaprakları kullanılmıştır. Sığla ağacının yaprakları kurutulup ekstraksiyon işlemine tabi tutulup daha sonra antibakteriyel/antioksidant özelliğine bakılmıştır. Elde edilen ekstreden %1, %3 ve %5'lik çözeltiler hazırlanmıştır. Emprenye yöntemi olarak vakum yöntemi kullanılmıştır. Emprenye sonrası tutunma/retensiyon miktarı, fiziksel testlerden ağaç malzemenin tam kuru ve hava kurusu özgül ağırlıklar, yanma direnci, mekanik testlerden ise eğilme direnci ve elastikiyet modülü, basınç direnci deneyleri yapılmıştır. Deney sonuçlarına göre; sığla yaprağı ekstratının antioksidan ve antibakteriyel aktivitesi olumlu sonuçlar vermiş, % retensiyon 30 dakika vakum ve 30 dakika difüzyonda %5 'lik ekstrakt en yüksek (% 1.13), en düşük % 3'lük ekstrakt (% 0.31), hava kurusu özgül ağırlık 30 dakika vakum ve 30 dakika difüzyonda % 1'lik ekstrakt en yüksek (0.56 g/cm3), en düşük % 3 'lik ekstrakt (0,52 g/cm3) olarak, tam kuru özgül ağırlık 30 dakika vakum ve 30 dakika difüzyonda en yüksek %1'lik ekstrakt (0.53 g/cm3), en düşük %3'lük ekstrakt (0.49 g/cm3) tespit edilirken, TGA analizinde %5'lik bitki ekstratı ile muamele edilen örneğin 5500C' deki kalıntı miktarı kontrol örneğine göre artış göstermiş, bozunma oranı da %60,83 ile daha az hesaplanmış, mekanik özelliklerde eğilme direnci 30 dakika vakum ve 30 dakika difüzyonda % 3 'lik ekstrakt en yüksek (107.49 N/mm2), en düşük %5 'lik ekstrakt (83.42 N/mm2), basınç direnci 30 dakika vakum ve 30 dakika difüzyonda % 5 'lik ekstrakt en yüksek (67.55 N/mm2), en düşük % 1'lik ekstrakt (59.66 N/mm2 ) , Elastikiyet Modülü % 1 'lik ekstrakt 30 dakika vakum ve 30 dakika difüzyonda en yüksek (9145 N/mm2), en düşük %5 'lik ekstrakt ile 30 dakika vakum ve 30 dakika difüzyonda (7849 N/mm2) olarak saptanmıştır.

AhşapAhşap koruyucuEmprenyeler+1
Sultan Şeyma Yılmaz
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ultrason destekli vernik-komponent karışımının katman kalitesine etkilerinin belirlenmesi

Ağaç malzeme asırlardır pek çok alanda kullanılan sürdürülebilir kaynaklı kıymetli bir malzemedir. Ancak ağaç malzeme açık ortam koşullarına pek dayanıklı değildir. Ağaç malzemenin faydalı ömrünün arttırılması kaynakların etkin kullanımında önemli bir rol oynar. Bu değerli malzemenin faydalı ömrünün uzatılmasında en önemli işlemlerden bir tanesi üst yüzey işlemidir, üst yüzey işlemleri malzemeye hem estetik değer kazandırırken hem de rutubet alışverişini kesmesi sebebi ile biyotik ve abiyotik faktörlere karşı koruma sağlamaktadır. Üst yüzey işlemlerinde yaygın olarak kullanılan vernikler, karıştırma metodundan kaynaklı kısa ömürlü olabilirler. Vernik-komponent bileşenlerinin karışımı esnasında meydana gelen kavitasyon boşlukları, verniğin ağaç malzemeye yapışmasında, kılcal çatlaklar oluşturmasında, homojen bir yüzey elde edilememesinde, yüzey parlaklığında ve bunun gibi birçok kalite özelliğine olumsuz anlamda etki etmektedir. Bu çalışmanın amacı, verniğin karıştırılması sırasında meydana gelen kavitasyon boşluklarının ultrasonik karıştırma yöntemi ile bertaraf edilmesi ve vernik katman kalitesinin arttırılmasıdır. Bu maksat ile Sarıçam (Pinus sylvestris L.), Doğu kayını (Fagus orientalis L.) ve Maun (Khaya ivorensis) olmak üzere üç farklı odun tipinin üzerine poliüretan, akrilik ve polyester vernik sistemleri, mekanik ve ultrasonik karıştırma yöntemiyle uygulanmıştır. Mekanik karıştırma yönteminde 3,5 ve 7 dakika süreler uygulanırken, ultrasonik karıştırma yönteminde bu sürelere ek olarak 80 Watt, 120 Watt ve 160 Watt dalga şiddetleri karıştırma esnasında uygulanmıştır. Deney örnekleri parlaklık, yüzey sertliği, yüzey çizilme direnci, yüzey yapışma direnci ve yüzey pürüzlüğü testlerine tabii tutularak, karıştırma metodunun vernik filmi oluşumuna etkisi, araştırılmıştır. Sonuç olarak; çizilme direnci bulgularına göre, üç vernik türü içinde ultrasonik karışım metodunun olumsuz etki gösterdiği, ultrasonik dalga şiddeti artmasına paralel olarak verniğin çizilme direncinde azalma meydana geldiği görülmüştür. Yüzey sertliği bulguları incelendiğinde, polyester vernik türünün diğer vernik türlerine göre yüzey sertliği direncinin daha yüksek olduğu gözlenmekle birlikte karışım metodları kıyaslandığında mekanik karıştırma yönteminin ultrasonik karıştırma yöntemine göre daha iyi sonuç verdiği de gözlemlenmiştir. Yüzey yapınca direnci bulguları incelendiğinde, poliüretan vernik türü diğer vernik türlerine göre daha iyi sonuç göstermiştir, poliüretan vernik türü mekanik karıştırma yönteminde iyi sonuç verirken, ultrasonik karıştırma yönteminde dalga şiddetinin artması ters orantılı olarak vernik yapışma direncini etkilemiştir. Akrilik ve polyester vernik türlerinde ultrasonik karıştırma yönteminin vernik yapışma direncine olumlu etkilerinin olduğunu gözlemlenmiştir. Yüzey pürüzlülüğü testi sonuçlarına göre poliüretan vernik türünün mekanik karıştırma yöntemiyle uygulanan deney örnekleri en iyi sonucu göstermiştir(en az pürüzlü). Ultrasonik karışım metodunda dalga şiddetinin artması ters orantılı olarak iyi sonuç göstermemiştir. Ağaç türlerinin yüzey pürüzlülüğüne etkisi olmadığı, örneklerde kullanılan üç ağaç türünün de birbirlerine yakın sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Yüzey parlaklığı testi sonuçlarına göre, poliüretan vernik türü en iyi yüzey parlaklığı değerlerine sahiptir. Deneyde kullanılan ağaç türleri incelendiğinde sarıçam deney örnekleri diğer ağaç türlerine göre daha iyi yüzey parlaklığı sonucunu vermiştir. Ultrasonik karıştırma yöntemi 80 ve 120 Watt dalga şiddetlerinde mekanik karıştırma yöntemine göre daha iyi sonuç verdiği görülmüştür.

KatmanlarUltrasonik karıştırmaVernik
Emirhan Akdemir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hidrofobik maddelerle emprenye edilmiş ağaç malzemelerin bazı yüzey özellikleri ve morfolojik yapısına termo-mekanik yoğunlaştırmanın etkisi

Bu çalışmada; hidrofobik (su itici) maddeler ile emprenye edilmiş ağaç malzemelerin bazı yüzey özellikleri ve morfolojik yapısı üzerine termo-mekanik yoğunlaştırmanın etkisi araştırılmıştır. Uludağ göknarı (Abies bornmülleriana Mattf.) ve titrek kavak (Populus tremula L.) odunlarından hazırlanan örnekler ön vakum işleminden sonra parafin, bezir yağı ve stiren ile emprenye edilmiştir. Emprenyeli örnekler daha sonra termo-mekanik yöntem ile üç farklı sıcaklık (120 °C, 150 °C ve 180 °C) ve iki farklı sıkıştırma oranında (%20 ve %40) yoğunlaştırılmıştır. Ahşap örneklerde, yüzey özelliklerini belirlemek için pürüzlülük (TS 6212 EN ISO 4288), parlaklık (TS EN ISO 2813), renk değişimi (ASTM D 2244) ve ıslanabilirlik (temas açısı) testleri yapılmıştır. Ayrıca ahşap örneklerin morfolojik yapısındaki değişimleri tespit etmek için Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, yoğunlaştırılmış ahşap örneklerin morfolojik yapısını ve test edilmiş yüzey özelliklerini emprenye işlemleri önemli derecede etkilemiştir. Özellikle stiren ve parafin ile emprenye edilmiş ahşap örneklerde daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Yoğunlaştırma sıcaklığı ve sıkıştırma oranındaki artışa bağlı olarak emprenye edilmiş göknar ve kavak örneklerde pürüzlülük değerleri sırası ile %63 ve %72 oranına kadar azalırken, temas açısı değerleri sırası ile %68 ve %71 oranına kadar artmıştır. Böylece daha düzgün ve ıslanabilirliği düşük hidrofobik yüzeyler elde edilmiştir. Ayrıca, sıkıştırma oranındaki artışa bağlı olarak tüm deney örneklerinde (özellikle parafin ile emprenye edilmiş) parlaklık değerleri artmıştır. Toplam renk değişimi (ΔE*) açısından, yüksek sıcaklıkta (180 °C) ve yüksek sıkıştırma oranında (%40) yoğunlaştırılmış özellikle bezir yağı ile emprenye edilmiş örneklerde daha yüksek değerler belirlenmiştir. SEM analizlerinde, yoğunlaştırma aşamasında emprenyesiz örneklerde meydana gelen önemli hücre deformasyonlarının (çatlama, kırılma, kopma vb.), hidrofobik maddeler ile emprenye yapılmış deney örneklerinde oluşmadığı ve hücrelerin daha çok elastik burkulma veya bükülme şeklinde bir deformasyona uğradığı görülmüştür.

Ağaç işleriEmprenyeli odunTahta polimer kompozitler
Umuthan Arısüt
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yöntemlerle ısıl işlem görmüş ağaç malzemelerin bazı fiziksel ve mekanik özelliklerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, farklı yöntemlerle ve farklı sıcaklık koşullarında ısıl işlem uygulanmış ağaç malzemelerin bazı fiziksel ve mekanik özellikleri araştırılmıştır. Sarıçam (Pinus Silvestris L.) ve Avrupa kayını (Fagus Sylvatica L.) odunlarından hazırlanmış olan örnekler, sıcak hava, yağlı işlem ve ThermoWood yöntemleri ile 170 °C, 190 °C ve 210 °C sıcaklıkta ayrı ayrı ısıl işleme tabi tutulmuştur. Isıl işlemli ve kontrol grubu deney örneklerinde fiziksel özellikleri belirlemek amacıyla, hava kurusu yoğunluk (TS ISO 13061-2), su alma oranı ve boyutsal değişim (TS ISO 13061-15) testleri, mekanik özellikleri belirlemek için ise, statik eğilme direnci (TS ISO 13061-3), eğilmede elastikiyet modülü (TS ISO 13061-4) ve Janka sertlik (TS ISO 13061-12) testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, uygulanan ısıl işlem yöntemleri ve sıcaklık seviyeleri ahşap örneklerin fiziksel ve mekanik özelliklerini farklı şekilde etkilemiştir. Tüm yöntemler için, ahşap örneklerin su alma ve boyutsal değişim değerleri ısıl işlem sonucu sıcaklık artışına da bağlı olarak azalmıştır. Özellikle yağlı ısıl işlem uygulanan örneklerin higroskopisitesi büyük ölçüde azalmış ve boyutsal stabilitesi önemli derecede artmıştır. Ayrıca, yağlı ısıl işlem yönteminde diğer iki yöntemin aksine yoğunluk değerleri artmıştır. Diğer taraftan sarıçam ve Avrupa kayını örneklerin yoğunluk, sertlik ve mekanik direnç özellikleri tüm ısıl işlem yöntemlerinde sıcaklıktaki artış ile azalmıştır. Ancak, ThermoWood ve özellikle de yağlı ısıl işlem yöntemlerinde düşük sıcaklıkta (170 °C) ısıl işlem sonrası mekanik direnç ve sertlik değerleri ısıl işlemsiz örneklere göre artış göstermiştir. Sıcak hava yöntemi ile karşılaştırıldığında, ThermoWood yönteminde genel olarak daha yüksek direnç ve sertlik değerleri belirlenmiştir. Ancak her iki ağaç türü için en başarılı sonuçlar yağlı ısıl işlem yönteminde tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağaç malzeme, Isıl işlem sıcaklığı, Isıl işlem yöntemi, Fiziksel ve Mekanik özellikler.

Selçuk Bayraktar
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ahşap verniklerinin katman özelliklerine farklı ısıl işlem uygulamalarının etkisi

Bu çalışmada, bazı verniklerin katman özellikleri üzerine farklı atmosferik koşullarda ve farklı sıcaklık seviyelerinde uygulanan ısıl işlemlerin etkisi araştırılmıştır. Kayın (Fagus Sylvatica L.) ve sarıçam (Pinus Silvestris L.) odunu örnekleri sıcak hava, yağlı işlem ve ThermoWood yöntemleri ile 170 °C, 190 °C ve 210 °C sıcaklıkta ısıl işleme tabi tutulmuştur. Ardından, örneklerin yüzeyleri endüstriyel uygulamalara göre su bazlı, poliüretan ve sentetik vernikler ile kaplanmıştır. Hazırlanan örneklerde yüzey sertliği, yüzey parlaklığı, vernik yapışma direnci ve renk değişim testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, her iki ağaç türü için, ThermoWood ve sıcak hava yöntemleri ile ısıl işlem görmüş örneklerde hem yüzey sertliği hem de vernik yapışma direnci benzer bulunmuştur. Yağlı ısıl işlem görmüş örneklerde ise sertlik ve yapışma direnci genel olarak daha düşüktür. Vernik uygulamaları sonrası toplam renk değişimi, sarıçam örnekler için sıcak hava yönteminde, kayın örnekler için yağlı ısıl işlem yönteminde daha yüksek gerçekleşmiştir. Parlaklık üzerinde ise ısıl işlem yönteminin etkisi önemsizdir. Ayrıca, ısıl işlem sıcaklığı artışına bağlı olarak vernik yapışma direnci ile parlaklık değerleri azalmış ve toplam renk değişimi artmıştır. Sertlik değerleri üzerinde ise ısıl işlem sıcaklığının etkisi belirgin değildir. Diğer taraftan, sentetik verniğe göre poliüretan ve su bazlı vernikte daha yüksek sertlik değerleri belirlenmiştir. Ancak, tüm ısıl işlemli örnekler için en yüksek yapışma direnci sentetik vernikte elde edilmiştir. Ayrıca, ısıl işlemli örneklerin en az renk değişimi su bazlı vernik uygulamalarından sonra tespit edilmiş olup, en yüksek parlaklık değerleri poliüretan vernik uygulamalarından sonra belirlenmiştir. Sonuç olarak, farklı verniklerle kaplanmış sarıçam ve kayın örneklerinde yapışma direnci, renk değişimi ve parlaklık üzerinde ısıl işlem sıcaklığının; yüzey sertlik üzerinde ise ısıl işlem yönteminin daha etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Ağaç malzeme, Isıl işlem yöntemi, Parlaklık, Renk değişimi, Sertlik, Vernik, Yapışma direnci.

Erol Koç
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Daire testere makinesinde farklı malzeme ve işleme parametrelerinin toz ve gürültü seviyelerine etkisi

Ahşap işleme endüstrisi, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından dikkatle ele alınması gereken toz ve gürültü maruziyetine sebep olan pek çok üretim sürecini içermektedir. Toz partikülleri, solunum yollarında ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirken, yüksek düzeyde gürültüye maruz kalma işitme kaybı, stres ve çalışma performansında azalma gibi olumsuz etkiler doğurabilmektedir. Bu tez çalışması, ahşap işleme endüstrisinde toz ve gürültü maruziyetinin işçi sağlığı üzerindeki etkilerini analiz etmeyi ve bu etkileri azaltmaya yönelik öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmada mobilya endüstrisinde sıkça kullanılan malzemeler olan sarıçam, kayın, kontrplak, MDF, OSB, ve yonga levha örnekleri, daire testere makinesinde 2 farklı daire testere devir sayısı (3000 ve 6000 d/dk), 2 farklı malzeme besleme hızı (5 ve 9 m/dk) kullanarak 3 farklı diş sayısına (28, 48 ve 60) sahip daire testereler ile toz emici açık ve kapalı haldeyken kesilmiştir. Kesim işlemleri sırasında ortamdaki 10 µm'den küçük olan partikül maddeler (PM10) gerçek zamanlı partikül madde ölçüm cihazıyla μg/m³ cinsinden, gürültü seviyeleri ise desibel metre cihazı kullanılarak desibel dB(A) cinsinden kaydedilmiştir. Elde edilen veriler ANOVA ve Duncan çoklu aralık testi kullanılarak analiz edilmiş ve sonuçlar farklı malzemeler ve işleme parametrelerine göre kıyaslanmıştır. Daha sonra ise, yüzey yanıt yöntemi kullanılarak her bir malzeme için gürültü ve PM10 verilerini optimize edecek çalışma parametreleri belirlenmiştir. Analizler, farklı malzemelerin işlenmesinde, çalışmada kullanılan parametrelerin toz ve gürültü oluşumunda belirgin farklılıklara neden olduğunu göstermiştir. Genel olarak değerler birbirlerine yakın olmasına rağmen, sarıçam örneklerin kesiminde oluşan gürültü değeri, en düşük gürültü değerine sahip MDF örneklere göre %2,8 daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca kayın, kontrplak, OSB ve yonga levha malzemelerine göre ise sırasıyla %1,2, %0,9, %2,5 ve %1,4 daha yüksek bulunmuştur. Farklı ağaç malzemelerin daire testere ile kesilmesi sırasında oluşan PM10 miktarları üzerine malzeme türünün ve diğer tüm faktörlerin etkisi de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. PM10 miktarı en yüksek yonga levhada, en düşük ise sarıçam örneklerde tespit edilmiştir. Yonga levhadaki PM10 miktarı, sarıçama göre %84 daha yüksektir. Araştırma bulguları, toz ve gürültü maruziyetinin çalışma ortamında minimize edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Özcan Gül
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Reçine temizleme işleminin su bazlı verniklerin katman performansına etkisi

Bu çalışmada, odunun yan bileşiklerinden olan reçine ve reçine temizleme yöntemlerinin su bazlı vernik katman performansını nasıl etkilediğini belirlemek amaçlanmaktadır. Bu amaçla, örneklerin hazırlanmasında anatomik yapısı itibariye farklı reçine miktarlarına sahip sarıçam (Pinus sylvestris L.), karaçam (Pinus nigra subsp.), melez (Larix decidua) ve ladin (Picea abies) odunları tercih edilmiştir. Örneklere aseton, selülozik tiner, sodyum hidroksit (NaOH) , sodyum hidroksit+ hidrojen peroksit (NaOH + H2O2) ve Arap sabunu kimyasalları kullanılarak, fiziksel ve kimyasal reçine temizleme işlemi uygulanmıştır. Daha sonra bu örnek yüzeylerine tek ve iki bileşenli su bazlı vernikler sürülmüştür. Örnekler ASTM-D 1211 de belirtilen esaslar doğrultusunda, sıcak soğuk testi yapılmıştır. Örneklerin sertlik, renk, parlaklık ve yapışma direnci değerleri sırasıyla ASTM D 2240, ASTM-D 2244, ASTM D 523 ve ASTM D 4541 standartlarına göre belirlenmiştir. Ayrıca örnek yüzeylerinde meydana gelen değişimler Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, reçine temizleme kimyasalları ve yöntemlerinin su bazlı verniklerin katman sertliği üzerinde herhangi bir etkisi olmamasına rağmen renk değerlerinde artışa, parlaklık ve yapışma değerlerinde azalmaya sebep olduğu tespit edilmiştir.

Emre Saygin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Renklendirme ve renk açma işlemlerinin antifungal etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, üst yüzey işlemlerinde kullanılan renklendirme ve renk açma işlemlerinin ağaç malzemede çürüklük yapan mantarlar üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaçla, farklı anatomik yapılarından dolayı sarıçam (Pinus sylvestris L.), Doğu kayını (Fagus orientalis L.), sapsız meşe (Quercus petraea L.) ve sapelli (Entandrophragma cylindricum) odunları kullanılmıştır. Örnekler renklendirici olarak anilin (C6H2NH2),, kimyasal (tanen (C14H10O9) + potasyum bikromat (K2Cr2O7)) ve Alman ceviz boyası (Fe2O3,MnO2 + K2Cr2O7 + H2O) uygulanmış ve örnek renk olarak ceviz rengi (kahverengi) tercih edilmiştir. Renk açma işleminde, 4 ayrı kimyasal madde ile oluşturulan Ç1 (NaOH + H₂O₂), Ç2 (NaSiO₃ + H₂O₂), Ç3 (H2C2O4) olmak üzere %18 lik 3 ayrı çözelti grubu hazırlanmıştır. Renk açma ve renklendirme işlemi uygulanmış örnekler, Fomitopsis palustris ve Coriolus versicolor istilasına maruz bırakılmış ve 3 ay süreyle misellerin odun üzerinde gelişimleri gözlenmiştir. Örneklerde meydana gelen değişimler tespit etmek için; ağırlık kaybı (TS 5563 EN 113), retensiyon (TS 5723), yoğunluk (TS 2472), sertlik (ASTM D 2240), parlaklık (ASTM D 523) ve renk (ASTM D 2244) testleri uygulanmıştır. Ayrıca örnek yüzeylerinde meydana gelen değişimler, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; renklendirme işleminin odunun renk değerlerinde artışa, parlaklık ve sertlik değerlerinde azalmaya neden olduğu, kimyasal boyanın çürüklük yapan mantarlar üzerinde antifungal etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Renk açma işleminin ise odunun renk ve parlaklık değerlerinde azalmaya neden olduğu, sertlik değerleri üzerinde etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Renk açıcı olarak kullanılan Ç1 ve Ç2 çözeltilerinin çürüklük yapan mantarlar üzerinde antifungal etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.

İpek Karal
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Aşındırıcı su jeti ile kesilmiş lif levha (mdf) ve bazı ağaç malzemelerin yüzey kalitesine işleme parametreleri etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada; bilgisayar kontrollü Aşındırıcı Su Jeti (ASJ) yöntemi kullanılarak Kesilmiş Lif Levha (MDF) ve bazı ağaç malzemelerin yüzey pürüzlülük özellikleri üzerine farklı kesme parametreleri etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, sarıçam (Pinus Sylvestris L.), doğu kayını (Fagus Orientalis L.) ve sapsız meşe (Quercus petraea L.) odunlarından teğet ve radyal kesit olarak elde edilen ağaç malzemeler ile MDF örnekler üç farklı kalınlıkta (18, 36 ve 54 mm) hazırlanmıştır. Daha sonra örnekler, ASJ makinesinde üç farklı ilerleme hızı (50, 100 ve 200 mm/dk), üç farklı aşındırıcı kütle akış oranı (200, 300 ve 450 gr/dk) ve iki farklı kesici sıvı (su) basıncı (3000 ve 3800 bar) uygulanarak kesilmiştir. Kesme parametrelerinin örneklerin yüzey kalitesine etkisini belirlemek için TS 6212 EN ISO 4288 esaslarına göre yüzey pürüzlülük özellikleri (Rz, Rq ve Ra) incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, MDF ve ağaç malzemelerin yüzey pürüzlülük değerleri malzeme kalınlığı ve ASJ ilerleme hızı artışına paralel olarak artış göstermiştir. Diğer taraftan, aşındırıcı oranı artışına bağlı olarak örneklerin yüzey pürüzlülük değerleri azalmış ve yüzey düzgünlüğü artmıştır. Ayrıca, su basıncındaki artış çok belirgin olmamakla birlikte örneklerin yüzey kalitesini iyileştirmiştir. Genel olarak MDF ve ağaç malzemelerin yüzey pürüzlülük özellikleri üzerinde malzeme kalınlığı ve ASJ ilerleme hızı etkisinin birinci derecede öneme sahip olduğu, aşındırıcı oranı ve su basıncı etkisinin ise daha az öneme sahip olduğu tespit edilmiştir.

Özkan Yaman
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Termo-mekanik yoğunlaştırılmış ahşap malzemelerin bazı fiziksel ve mekanik özelliklerine su itici maddelerin etkisi

Bu çalışmada; su itici özellikteki maddeler ile emprenye edildikten sonra farklı sıcaklık ve oranlarda termo-mekanik yöntem ile yoğunlaştırılmış ağaç malzemelerin bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, Uludağ göknarı (Abies bornmülleriana Mattf.) ve titrek kavak (Populus tremula L.) odunlarından hazırlanmış olan örnekler, ön vakum uygulanarak atmosferik basınç ortamında parafin, bezir yağı ve stiren ile emprenye edilmiştir. Emprenyeli örnekler daha sonra hidrolik bir pres kullanılarak termo-mekanik yöntem ile üç farklı sıcaklık (120 °C, 150 °C ve 180 °C) ve iki farklı sıkıştırma oranında (%20 ve %40) preslenerek yoğunlaştırılmıştır. Deney örneklerinde, fiziksel özellikleri belirlemek için geri esneme (spring-back) oranı, hava kurusu yoğunluk, su alma (absorpsiyon) oranı ve sıkıştırma yönü (radyal) şişme oranı; mekanik direnç özelliklerini belirlemek için ise statik eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, liflere paralel basınç direnci ve Janka sertlik testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, yoğunlaştırılmış göknar ve kavak örneklerin seçilmiş tüm özelliklerini emprenye ön işlemleri önemli derecede etkilemiştir. Parafin ve bezir yağı uygulamasına göre stiren ile muamele edilen örneklerde çok daha olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Emprenye ön işlemi yapılmış ve yoğunlaştırılmış örneklerde hava kurusu yoğunluk değeri %174 oranına kadar artış göstermiştir. Yoğunlaştırılmış örneklerde emprenye ön işlemleri sayesinde geri esneme (spring-back), su alma ve sıkıştırma yönü (radyal) şişme oranları sırası ile %81, %90 ve %91'e kadar azalmıştır. Diğer taraftan, işlemsiz (kontrol) örneklere göre emprenye ve yoğunlaştırma modifikasyonu yapılmış örneklerin mekanik direnç özelliklerinde %93 ve sertlik değerinde ise %636'ya kadar çok önemli artışlar sağlanmıştır.

Ahşap endüstrisiAhşap mobilyaEmprenyeli odun+1
Fatih Emiroğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel üretim lif levhaların üzerine uygulanan yüzey kaplama malzemelerinin yapışma direncinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, inorganik dolgu maddeleriyle modifiye edilmiş özel üretim lif levhalara uygulanan yüzey kaplama malzemelerinin yapışma direncini belirlemektir. Bu amaçla; %70 geniş yapraklı ağaç, %30 iğne yapraklı ağaç liflerine %3, %6, %9 oranlarında kaya tuzu (NaCl), kalsit (CaCO3), boraks pentahidrat (Na2B4075H2O) ve talk (3MgO4SiO2H2O) inorganik dolgu maddeleri ilave edilerek orta yoğunluklu lif levhalar (MDF) üretilmiştir. Daha sonra üre formaldehit (UF), polivinil asetat (PVAc) ve poliüretan (PU) tutkalları kullanılarak, levha yüzeylerine Doğu kayını (Fagus orientalis L.), akrilik, polivinil klorür (PVC) ve laminat yüzey kaplama malzemeleri yapıştırılmıştır. Ardından örnekler, TS EN 311 standardında belirtilen esaslara göre kaplama yapışma direnci testine tabi tutulmuştur. Ayrıca lif levha ve yüzey kaplama malzemeleri ara kesitinde meydana gelen oluşumlar, Taramalı Elektron Mikroskopu (SEM) yardımı ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; lif levha modifikasyonunda farklı oranlarda kullanılan inorganik dolgu maddeleri, kaplama yapışma direncini düşürmüştür. Çalışmada en yüksek yapışma direnci, kontrol (MDF) örnekleri üzerine UF tutkalı uygulanarak yapıştırılan Doğu kayını (Fagus orientalis L.) ve laminat kaplamada elde edilmiş, PVC kaplamayı yapıştırmada UF ve PVAc tutkallarının kullanılmasının uygun olmadığı tespit edilmiştir.

Adem Kara
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Isıl işlemli ve termo-mekanik yoğunlaştırılmış doğu ladini (Picea orientalis) ve kara kavak (Populus nigra) odunlarının bazı fiziksel ve mekanik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, farklı sıcaklık ve sürelerde ısıl işlem uygulandıktan sonra termo-mekanik olarak yoğunlaştırılmış ağaç malzemelerin bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Doğu ladini (Picea orientalis) ve kara kavak (Populus nigra) odunlarından hazırlanmış olan örnekler, atmosferik basınç ortamında dört farklı sıcaklık (140 °C, 160 °C, 180 °C ve 200 °C) ve iki farklı sürede (7 ve 9 saat) ısıl işleme tabi tutulmuştur. Isıl işlemli örnekler daha sonra hidrolik bir pres kullanılarak 150 °C sıcaklıkta %20 ve %40 sıkıştırma oranları ile yoğunlaştırılmıştır. Deney örneklerinin fiziksel özelliklerini belirlemek için geri esneme oranı, hava kurusu yoğunluk, su alma (absorpsiyon) oranı ve sıkıştırma yönü (radyal) şişme oranı; mekanik direnç özelliklerini belirlemek için ise statik eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, liflere paralel basınç direnci ve Brinell sertlik testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, ısıl işlemli örneklerde yoğunluk ve mekanik direnç özellikleri genel olarak işlem sıcaklığı ve süresindeki artışa bağlı olarak azalmıştır. Yoğunlaştırılmış örneklerde ise, ön ısıl işlemler sayesinde geri esneme oranı ile su alma oranı azalmış ve boyutsal stabilitede %60'a kadar bir iyileşme sağlanmıştır. Diğer taraftan, direnç kayıpları yaşanan ısıl işlemli örneklerde, yoğunlaştırma modifikasyonu sonrası yoğunluk, mekanik direnç ve sertlik özellikleri sıkıştırma oranına bağlı olarak önemli ölçüde artış göstermiştir. Elde edilen sonuçlara göre, hem ısıl işlem hemde yoğunlaştırma modifikasyonunun ağaç malzeme üzerindeki olumsuz etkilerini bertaraf etmek için bu iki yöntemin birlikte kullanılması önerilebilir. Anahtar sözcükler: Ağaç malzeme, Fiziksel ve mekanik özellikler, Isıl işlem, Yoğunlaştırma.

Ramazan Yorulmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bitki türlerinin ağaç malzemede renklendirici ve koruyucu olarak kullanım imkânlarının araştırılması

Bu çalışmada; farklı bitkilerden elde edilen doğal ekstraktların, ağaç malzemeyi renklendirme ve koruma etkinliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Sarıçam (Pinus sylvestris L.) ve Doğu kayını (Fagus orientalis L.) odunlarından hazırlanmış olan örnekler, farklı konsantrasyon seviyelerindeki mor çiçekli orman gülü (Rhododendron ponticum) (MOG), sarı çiçekli orman gülü (Rhododendron luteum) (SOG) ve tilki üzümü (Solanum nigrum) (TÜ) ekstratları ile emprenye edilmiştir. Bağlayıcı (mordan) olarak demir sülfat (Fe2(SO4)3.7H2O), bakır sülfat (CuSO2.5H2O) ve alüminyum sülfat (KAl2(SO4)3.18H2O) kullanılmıştır. Hazırlanan boyar madde çözeltilerinin ağaç malzeme örneklerindeki renk değişimine etkisini belirlemek için CIEL*a*b* renk koordinat sistemine göre renk değeri testleri; mantar çürüklük direncine etkisini belirlemek için ise beyaz çürüklük (T. versicolor) ve esmer çürüklük (C. puteana) mantar testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, bitki ekstratları doğal haldeki ağaç malzemelerin renk değerlerinde konsantrasyon oranına da bağlı olarak bir değişime sebep olmuştur. Özellikle MOG ve SOG ekstratları ile muamele edilen sarıçam örneklerinde a* değeri belirgin bir şekilde artmış ve bu örneklerde kırmızılaşma eğilimide artış göstermiştir. Diğer taraftan bitki ekstraktları, örneklerin beyaz çürüklük mantarına karşı direncini kısmen artırmıştır. TÜ ve MOG ekstraktı ile muamele edilen örneklerde bu durum daha belirgindir. Bitki ekstraktlarının içerisine eklenen mordan maddeleri örneklerin renk değerlerini ve özelliklede mantar direncini önemli derecede etkilemiştir. Özellikle demir sülfat katkılı ekstraktlar ile muamele edilmiş örneklerde toplam renk değişimi (ΔE*) daha yüksek gerçekleşmiştir. Bu örneklerde L*, a* ve b* renk değerleri azalmış, örnekler koyulaşmış ve aynı zamanda yeşil-mavi renk eğilimide artmıştır. Bakır ve alüminyum sülfat katkılı ekstraktlar ile muamele edilmiş örneklerde ise ΔE* mordansız örneklerle benzer veya yakın gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, doğal ekstraktların içerisine eklenen mordan maddeleri her iki ağaç türünde mantar çürüklük direncini önemli derecede artırmış ve ağırlık kayıplarında %95'e kadar azalma sağlanmıştır. Anahtar sözcükler: Ağaç malzeme, Bitkisel ekstrakt, Biyolojik direnç, Emprenye, Renk değişimi.

Ali Alkan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya endüstrisinde çalışma saatlerinin çalışan memnuniyeti üzerine etkisi; batı karadeniz bölgesi örneği

Bu çalışma ile çalışma saatlerinin çalışan memnuniyeti üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma saatleri ve çalışan memnuniyeti ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu Batı Karadeniz Bölgesi (Düzce, Bolu, Karabük, Kastamonu, Bartın, Zonguldak)'nde mobilya endüstrisinde faaliyet gösteren işletme çalışanlarına uygulanmıştır. Batı Karadeniz Bölgesi işletme sayısı bakımından Türkiye'deki orman ürünleri sanayi sektörünü büyük oranda temsil ettiği için çalışma bu bölgede yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ortamına aktarılarak, istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda; katılımcıların %70,5'inin tek vardiyalı çalışma sisteminde çalıştıkları, katılımcıların haftalık, 2 haftalık ve aylık olarak vardiya dönüşümü yaptıkları ve en verimli vardiyanın tek vardiya sistemi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların %32,4'ü çalışma saatlerinden memnun olduklarını, %38,3'ü çalıştıkları işten memnun olduklarını belirtmişlerdir. Anahtar sözcükler: Batı Karadeniz Bölgesi, Çalışma saatleri, Çalışan memnuniyeti, Memnuniyet, Mobilya endüstrisi.

Caner Aydın
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek frekans-vakum yöntemi ile kayın kerestesinin kurutulması

Doğal ve yenilenebilir bir kaynak olan ağaç malzemeler ormandan kesildiklerinde yoğun miktarda su ihtiva ederler. Ağaç malzeme bünyesindeki bu su, kullanım amacı için uygun değildir ve malzemeden uzaklaştırılması (kurutulması) gerekir. Çoğu kurutma yönteminde kurutma kalitesini artırmak için yeni kesilmiş ağaç malzemelere bazı ön işlemler (ön kurutma, buharlama vb.) uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı ise ön işleme tabi tutulmaksızın yüksek frekans vakum (YF-V) yöntemi ile kurutma sürecinin uygulanabilirliğinin incelenmesidir. Çünkü kurutma öncesi uygulanan ön işlemler işletmelere zaman ve ekonomik kayıplar doğurmaktadır. Çalışmada endüstride yaygın kullanım alanına sahip, yerli türlerimizden Doğu Kayını (Fagus orientalis Lipsky) odunu kullanılmıştır. Kurutma işlemi Düzce ilinde faaliyet gösteren Sivrikaya Orman Ürünleri Ltd. Şti. tesislerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 10 kV anma geriliminde, 50 kW gücünde, 6,75 MHz frekans üretecine sahip, 8 m³'lük yüksek frekans vakum kurutma fırını kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan deney örnekleri 4 x 16 x 90 cm ve 6 x 16 x 90 cm ebadında hazırlanmış ve bu örneklerin başlangıç rutubetleri ortalama %80 olarak belirlenmiştir. Kurutma süreci boyunca belirli aralıklarla fırında uygulanan enerji ve vakum büyüklükleri, kereste sıcaklıkları, kaybedilen su miktarı ve kerestelerin kütleleri ölçülmüştür. Kurutma işlemi sonunda deney örneklerinin kurutma kalitesi ve ortaya çıkan kurutma kusurları EDG (1992) standardına göre değerlendirilmiştir. Deney örnekleri %80 başlangıç rutubetinden %10 sonuç rutubetine 9 günde düşürülmüştür. Standarda göre yapılan kurutma kalitesi incelemelerinde deney örneklerinde çok küçük yüzey çatlakları, yalnızca bir örnekte öz çatlağı ve oluklaşma kusuru tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan çatal örnek testlerinde kurutma sonrası numunelerde herhangi bir yüzey sertleşmesi (iç gerilme) olmadığı tespit edilmiştir. Ön işlem uygulanmaksızın gerçekleştirilen kurutma sonucu kurutulan örneklerin kurutma kalite sınıfının EDG (1992)'ye göre mükemmel (exclusive) olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak Kayın odunun YF-V yöntemi ile ön kurutma işlemi uygulanmaksızın kaliteli bir şekilde kurutulabildiği görülmüştür. YF-V yönteminin, diğer ağaç türleri içinde ön işlemsiz kaliteli kurutma yapılması için kullanılabileceği düşünülmektedir.

Osman Halit Ülker
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kriyojenik işlemin sarıçam odunu mekanik özellikleri üzerindeki etkisi

daha sonra doldurulacaktır.

Ersin Pamukcu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli örtücü ahşap boyalarının ağaç malzeme ve levhaların yanma direncine etkileri

Bu çalışma, çeşitli örtücü ahşap boyaların ağaç malzeme ve levhalar üzerine yanma direncine etkilerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Bu maksatla malzeme olarak Doğu kayını (Fagus oriantalis L.), Sarıçam (Pinus silvestris L.), Sapsız meşe (Quercus petraea L.) orta yoğunlukta lif levha (MDF) ve yonga levha kullanılmıştır. Belirlenen malzemelerden rastgele alınan örnekler 13*13*72 mm ebatında hazırlanmıştır. Hazırlanan örnekler akrilik, sentetik ve selülozik boya (lake boya) ile ASTM-D-3023 göre boyanmıştır. Hazırlanan örneklerin yanma deneyleri ASTM E 160–50'ye göre belirlenmiştir. Yanma direnci; malzeme türüne göre en yüksek Doğu kayınında, en düşük yonga levhada, boya çeşidine göre en düşük akrilik boyada en yüksek sentetik boya da belirlenmiştir. Kendi kendine yanma sıcaklığı; malzeme türüne göre en yüksek yonga levha da (716,8), en düşük Doğu kayınında (645,7), malzeme türü, boya çeşidi ve kat sayısı etkileşimine göre en yüksek Yl+Sn+I' de (tek kat sentetik boya ile boyanmış yonga levha) (752,3), en düşük MDF+Sn+II'de (iki kat sentetik boya ile boyanmış MDF) (573,2) belirlenmiştir. Kendi kendine yanmaya bağlı ışık yoğunluğu; malzeme türüne göre en yüksek yonga levhada (865,3), en düşük ise sarıçam da (839,5), malzeme türü, boya çeşidi ve kat sayısı etkileşimine göre en yüksek Yl+Ak+I'de (tek kat akrilik boya ile boyanmul yonga levha) (888,2), en düşük Sç+Sl+II'de (iki kat selülozik boya ile boyanmış sarıçam) (776,4) belirlenmiştir. Buna göre yangına karşı dayanımın yüksek olması istenilen yerlerde Doğu kayını kullanımı ve sentetik boya çeşidi önerilebilir.

Hanife Kara
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal ağaç taneni ile modifiye edilmiş bazı ağaç türlerinde ısı geçirgenliğinin incelenmesi

Bu çalışmada ağaçişleri endüstrisinde yaygın kullanılan Sarıçam (Pinus Sylvestris), Sapsız Meşe (Quercus Petraea) ve Kestane (Castanea Sativa) türlerinden elde edilen ahşap malzemenin, ceviz meyvesinin yaprakları ve dış kabuklarından elde edilen doğal tanen çözeltisi ile emprenye edilmesi (modifikasyon) sonucu ısı iletkenlik katsayısı (λ) ve ısı geçirgenlik katsayısı (U) değerlerinde oluşan değişim incelenmiştir. Bu amaçla, her 3 ahşap türünden de farklı düzeylerde (3 kat ve 6 kat fırça ile sürme, 4 saat ve 8 saat daldırma) emprenye işlemi uygulanan 60 adet ölçüm numunesi ile emprenye işlemi uygulanmamış olan her bir ahşap türünden 5' er adet olmak üzere 15 kontrol numunesi, toplamda 75 adet ölçüm numunesi hazırlanmıştır. Numuneler ilk olarak 20±2 °C sıcaklık ve %65±5 nispi nem, daha sonra sırasıyla 40±2 °C sıcaklık ve %35±5 nispi nem ve 10±2 °C sıcaklık ve %50±5 nispi nem koşullarında iklimlendirilerek ısıl özelliklerini tespit etmek amacıyla λ ve U değerleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, doğal tanen ile emprenye işleminden sonra, kontrol örnekleriyle kıyaslandığında, 6 kat fırça uygulamasının %1,5; 8 saat daldırma uygulamasının %2,9 oranında ısı iletkenliğini (λ) azalttığı (yalıtkan hale getirdiği); 8 saat daldırma işlemi uygulanan numunelerin %3,6; 6 kat fırça uygulanan numunelerin %3,7 oranında ısı geçirgenliğinin (U) azaldığı, dolayısıyla daha fazla yalıtkanlık sağladığı tespit edilmiştir.

Nazan Nur Doğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kafelerde kullanılan duvar kaplama malzemelerinin kullanıcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi

Bu tezde, iç mekânlarda yaygın olarak kullanılan üç farklı duvar kaplama malzemesinin (ahşap, beton, metal) katılımcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, insanların büyük bir kesimi tarafından yemek yeme eylemi yanında çeşitli sosyal aktiviteler ve bireysel/toplu çalışma ortamı olarak kullanılan kafeler araştırma ortamı olarak seçilmiştir. Daha sonra üç farklı duvar kaplama malzemesi kullanılan sanal deney mekânları modellenmiş ve katılımcıların bu sanal mekânların fiziksel çevre faktörlerini değerlendirmeleri ayrıntılı bir anket yardımıyla ölçülmüştür. Sonuçta, katılımcılar tarafından açık renkli duvar kaplama malzemeleri kullanılan kafelerin, koyu renkli duvar kaplama malzemeleri kullanılan kafelere oranla daha olumlu yönde algılandığı, ayrıca açık renkli ahşap duvar kaplaması kullanılan kafelerin, beton ve metal duvar kaplaması kullanılan kafelere oranla daha sıcak bir malzeme olarak değerlendirildiği belirlenmiştir. Ayrıca, tasarım eğitimi alan katılımcıların kafelerin fiziksel çevre faktörlerini tasarım eğitimi almayanlara göre daha olumsuz yönde algıladıkları belirlenmiştir. Fakat kafelerin fiziksel çevre faktörlerini katılımcıların cinsiyetlerine göre değerlendirmeleri arasında önemli bir farklılık bulunamamıştır.

Büşra Coşgun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük açıklıkların geçilmesinde kullanılan taşıyıcı sistem malzemelerinin kullanıcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkisi

Bu tezde, iç mekânlarda yaygın olarak kullanılan üç farklı taşıyıcı sistem malzemelerinin (lamine ahşap kiriş, ard germeli beton kiriş, çelik kiriş) katılımcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, insanların önemli bir kesimi tarafından yüzme gibi çeşitli spor aktivitelerinin yapıldığı büyük açıklıklı olimpik yüzme havuzu mekânı araştırma ortamı olarak seçilmiştir. Daha sonra üç farklı taşıyıcı sistem malzemesi kullanılan sanal deney mekânları modellenmiş olup, katılımcıların bu sanal mekânların fiziksel çevre faktörlerini algısal değerlendirmeleri ayrıntılı bir anket yardımıyla ölçülmüştür. Sonuçta, katılımcılar tarafından taşıyıcı sisteminde lamine ahşap malzeme kullanılan olimpik yüzme havuzu mekânının, ard germeli beton ve çelik malzeme kullanılan mekânlara oranla daha sıcak, aydınlık, çekici, ferah, samimi, yakın, iyi planlanmış, özgür, sade, huzur verici, heyecan verici ve seyrek olarak algılandığı belirlenmiştir. Ayrıca, tasarım eğitimi almayan diğer meslek grubu katılımcıların tüm sıfat çiftleri için en düşük olumlu değerleri aldığı, tasarım eğitimi alan mimarların ise en yüksek olumsuz değerleri aldığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak, mimarların geniş/dar ve büyük/küçük sıfat çiftleri için mühendislere oranla daha olumlu değerler aldığı, iyi planlanmış/kötü planlanmış ve sade/karmaşık sıfat çiftleri için ise birbirine yakın değerler aldığı belirlenmiştir. Diğer taraftan erkeklerin ve gençlerin sanal olimpik havuzların fiziksel çevre faktörlerini kadınlara ve orta yaşlılara göre daha olumlu yönde algıladıkları belirlenmiştir.

Hakan Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bağlama enstrümanında ağaç tekne büyüklüğünün akustiğe etkisi

Bu araştırmada; Bağlama enstrümanının temel bölümlerinden biri olan teknenin boyutunun değişmesi ile akustik değişim ilişkisi incelenmiştir. Bağlama enstrümanı geleneksel olarak ağaç malzeme kullanılarak yapılmaktadır. Tekne (Gövde,Ses Kutusu), Kapak (Ses Tablası) ve Sap bölümlerinden oluşur. Kapak kısmının özelliklerinin tüm telli enstrümanlarda akustiğe etkisi bilinmektedir. Bu çalışma, Tekne kısmındaki ölçü değişikliğinin akustiğe olan etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, aynı ağaç türünden, aynı teknik özelliklerdeki seçimlerle elde edilmiş malzemelerle 2 adet kısa sap bağlama üretilmiştir. Aynı malzeme ve yöntemle üretilen bağlamaların tekneleri aynı kalınlıkta, aynı tür ağaçtan olmak koşulu ile büyüklüklerinin farklı olması sağlanmıştır. Tekne büyüklükleri farklı bu iki bağlamanın ses değerleri teknik olarak bilgisayar programı ile ölçülmüş ve akustik farkları tespit edilmiştir. Araştırmada öncelikle bağlamanın yapısal kısımları ele alınmıştır. Akabinde bağlama ailesi boyutlarına göre sınıflandırılmıştır. Atölyede iki farklı tekne ölçüsünde bağlama imal edilmiştir. Tekne büyüklükleri farklı, kullanılan ağaç türleri ve kalınlıkları aynı olarak imal edilen 2 bağlama da aynı şartlarda dijital ölçüme tabi tutulmuş, akustik farklılıkları bilimsel olarak tespit edilmiş, grafik yöntemi ile de ifade edilmiştir. Araştırma sonucunda akustik farklılıkların belirlenmesiyle bir önem oluşturulmaya çalışılmış, bu önem ile çalgı üretimi ve seçimine yönelik farklı bakış açıları ve yeni fikirler oluşturulmak istenmiştir. Araştırma bütünüyle nicel bir araştırmadır. Veriler dijital ölçüm teknikleri kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda bağlama teknesinin büyüklüğü değiştiğinde akustik değişimin de olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda çalgıların yapım veya seçim süreçlerine ilişkin bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlama, Tekne Büyüklüğü, Akustik, Bağlama Akustiği.

Mahir Alp
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya sektöründeki küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin pazarlama sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri: ankara siteler bölgesi örneği

Türk mobilya sektörü gerek istihdam gerekse üretim yönünden yarattığı katma değer ile ülkemizde sanayi sektöründe önemli bir yer taşımaktadır. Bu bağlamda mobilya sektörünün sahip olduğu stratejik önemi ve emek yoğun yönünü üretimde halihazırda koruyor olması ile istihdamdaki kilit rolü nedeniyle dikkatle ele alınması gerekmektedir. Ülkemizde mobilya sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin önemli bir bölümü tüm Dünya ülke örneklerine benzer bir şekilde Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler'den (KOBİ) oluşmaktadır. Türk mobilya sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerin yaşadıkları sorunlar diğer sektörlerdeki KOBİ'lerle benzer sorunlar olup, sektörün ağırlıkla tasarım, kalite, üretim ve pazarlama sorunları bulunmaktadır. Çalışmada bu sorunlardan pazarlama sorununun alt detayları ile birlikte neler ihtiva ettiği üzerine yoğunlaşmıştır. Yapılan araştırma kapsamında "Mobilya Sektöründeki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Pazarlama Sorunları ve Bu Sorunlara Yönelik Çözüm Önerileri" geliştirilmesi adına Ankara Siteler Bölgesinde faaliyet gösteren firmalar bazında nicel araştırma tekniklerinden anket yöntemi kullanılarak aşağıda yer alan bulgular derlenmiştir. Aralarından işletme sahipleri, ortakları, satış-pazarlama elemanları gibi kişilerin yer aldığı 100 kişi ile yüz yüze mülakat yapılarak veriler toplanmıştır. Veri analizine konu olan soruların bir kısmı 5'li likert ölçeği ile bir kısmı ise "evet-hayır" şeklinde sorulmuştur. Yapılan çalışma sonucu ortaya çıkan sonuçlar, Ankara Siteler bölgesinde Mobilya Sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerin pazarlama sorunlarına yönelik bakış açıları tüm bileşenleri ile ortaya koyulmuştur.

Esra Sarıer Öztürk
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ahşap oyuncakların çocuk gelişiminde yeri ve ahşap oyuncaklar için tasarım önerileri

Bu tezde, insan hayatında birçok işlevle tezahür eden ahşabın çocuk oyuncakları kapsamında kullanımı araştırılmış ve ahşap oyuncaklar çocuk gelişimi ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle okul öncesi dönemde çocukluğun en değerli öğeleri olarak oyun ve oyuncak kavramları ile çocuk gelişimi evrelerine dair kuram ve görüşlere göre çocuk gelişimi incelenmiştir. Küresel ölçekte sanayi ve teknoloji alanındaki gelişmeler neticesinde değişen yaşam şekli, ekolojik değişim ve ekolojik sorunlar ile gündeme gelen sağlık sorunları, yapay maddeler ve kimyasalların insan hayatına girişi ile bunların ortaya çıkardığı sorunlar, insanı yeniden doğal olanı arayışa sürüklediği için, doğal ve sağlığa uygun bir malzeme olarak ahşap konusuna değinilmiş, oyuncaklarla ilgili ülkemizde uygulamada olan oyuncak güvenliği standartları hakkında bilgiye yer verilmiş, oyuncak firmalarının internet siteleri üzerinden ahşap malzemenin oyuncaklarda kullanımı araştırılmış, oyuncakların çocuk gelişimindeki önemine ilişkin literatür bilgileri ışığında çocuk gelişimi ile ahşap oyuncaklar ilişkilendirilerek gelişim alanlarına göre ahşap oyuncakların çocuk gelişimindeki yerine ilişkin öngörülere yer verilmiştir. Çocuk gelişimini desteklemesi bakımından değeri, doğallığı, sağlığa uygun oluşu ve sürdürülebilir, çevre dostu olması ahşap oyuncak kullanımının benimsenerek yaygınlaştırılması düşüncesi ile ahşap oyuncak tasarımına bir alt yapı oluşturması amacıyla, tasarımda göz önüne alınması gereken esaslar ortaya konulmuştur.

Tahta oyuncak
Ceren Mercan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Mobilya endüstrisinde kullanılan PVC kenar bantları için değerlendirme kriterlerinin belirlenmesi ve test metodlarının geliştirilmesi

Bu çalışmada, mobilya endüstrisinde kullanılan PVC kenar bantları için ortak bir değerlendirme yapabilmek adına ölçülebilir kriterlerin belirlenmesi ve bu kriterlerin ölçülebilmesi için deney metotlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Değerlendirme kriterleri belirlenirken, mobilya endüstrisinde yer alan mobilya ve kenar bandı üreticilerinin karşılıklı taleplerinin yanı sıra son kullanıcıların tecrübelerinden de faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda belirlenen kriterlerden bazıları için, piyasadan tedarik edilen, ucuz ve pahalı ürünleri temsil etmek üzere seçilen numuneler üzerinde tarif edilen deneyler gerçekleştirilmiş, kriterlerin geçerli olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda, belirlenen kriterlerin ürün kıyaslamaları için kısmen yeterli olduğu ancak geliştirilmesi gereken noktalar olduğu anlaşılmıştır.

PVC
Burak Mirac Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği kavramı ve mobilya sektörü için örnek risk analizi uygulaması

İş sağlığı ve güvenliği kavramıyla, üretim sektöründe, hizmet sektöründe hatta günlük hayatımızda insan faktörünün bulunduğu her yerde karşılaşmaktayız. Bu çalışmada da İş sağlığı ve güvenliği kavramı incelenmiş, geçmişten bugüne ortaya konulan çalışmalar ve risk değerlendirme metotları anlatılmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümünde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tanımlar yapılmış ve İş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimi anlatılmıştır. Çalışmada iş kazalarının ve meslek hastalıklarının neler olduğu ve hangi durumlarda ortaya çıktığına yer verilmiştir. Dünyada iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimi, Türkiye'de tarihsel süreci ve mobilya sektörünün bu kavrama bakışı incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde risk değerlendirmesi ve risk analizine yönelik tanımlamalar yapılmıştır. Risk değerlendirmesini zorunlu kılan durumlar anlatılmış, yöntemler ve risk değerlendirme çalışmasının adımları irdelenmiştir. Dördüncü bölümünde ise uygulama metodu olarak seçilen 3T risk değerlendirme tekniğinin uygulama şekli detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Tezin beşinci bölümü, mobilya sektöründe bir şirkette 3T risk değerlendirme tekniğinin örnek bir uygulamasıdır. Çalışmanın sonuçlarını ortaya koyan altıncı bölümde, iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirme metodolojisinin genel konuları ele alınmıştır.

Fatih Gökhan Ayna
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ahşap bükme mobilyanın Türkiye'deki gelişimi: Oturma mobilyalarında biçim-köken ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, Türkiye'de kullanılmış ve kullanılmakta olan silindirik ahşap bükme sandalyelerin formlarının gelişimini etkileyen unsurlar incelenmiştir. Bu amaçla kültürel ve teknolojik altyapı ele alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde ahşap bükme mobilya hakkında genel kavramlar açıklanmıştır. Bu kısımda ahşap bükme formların elde ediliş biçimlerine değinilmiştir. Sonraki bölümde ahşap bükme mobilyanın gelişimini etkileyen kültürel ve teknolojik etkenlere yer verilmiş, ahşap bükme sandalyelerin dünyada ve Türkiye'de kültürel ve teknolojik gelişim süreci ele alınmıştır. Silindirik ahşap bükme sandalyelerin günümüzdeki durumu belgesel taramayla ve yarı yapılandırılmış görüşmelerle açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırma ahşap bükme sandalyelerin formlarının özgünleşmesinin daha gelişmiş teknik imkanlar, malzeme konusunda yetkin ve girişken karar vericiler, farklı ürünlere yönelen tüketicilerle mümkün olabileceğini göstermiştir.

Nihan Özdemir
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yönlendirilmiş yonga levhaların ( OSB ) teknolojik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada Yönlendirilmiş Yonga Levhaların ( OSB ) teknolojik özelliklerinin incelenmesi ve karşılaştırılarak sonuçlar elde edilmesi amaçlanmıştır. Piyasada en çok satılan ve kullanılan 11mm x 1220mm x 2440mm ölçülerindeki OSB2 ve OSB3 plakalarından standartlara uygun olarak test numuneleri hazırlanmıştır. Eğilme mukavemeti, eğilmede esneklik modülü, iç yapışma - dik çekme direnci, kalınlığına şişme ve kaynatma testleri TS EN 300, TS EN 310, TS EN 317, TS EN 319, TS EN 325 standartlarına göre TSE'de yapılmıştır. OSB2 için: Eğilme mukavemeti - büyük eksen 18,17N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilme mukavemeti - küçük eksen 12,08 N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - büyük eksen 3875N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - küçük eksen 2355N/mm2 olarak kaydedilmiştir. İç yapışma - dik çekme direnci 0,23N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Kalınlığına şişme - 24 saat süreyle daldırma %24,11 olarak ölçülmüştür. Kaynatma testi sonucunda tüm numunelerin tabakaları çekme testi yapılamayacak kadar dağılmıştır. OSB3 için; Eğilme mukavemeti - büyük eksen 28,92N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilme mukavemeti - küçük eksen 13,37N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - büyük eksen 4436N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - küçük eksen 1845N/mm2 olarak kaydedilmiştir. İç yapışma - dik çekme direnci 0,28N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Kalınlığına şişme - 24 saat süreyle daldırma testinde ortalama %22,97 olarak ölçülmüştür. Kaynatma testi sonucunda numunelerin tamamının tabakaları çekme testi yapılamayacak kadar dağılmıştır. Genel olarak yapı sektöründe kullanılan OSB için, yapıların statik hesaplarında kullanılan standart statik değerlere üretici firmaların ürünlerinde ulaşılamadığı görülmektedir. Bu sonuçlarla sadece OSB2'nin dış mekan uygulamalarında yeterli olmadığı bilinmekte iken üretim kalitesi yetersizliği dolayısıyla OSB3 ün de yeterli olmadığı anlaşılmıştır.

Ferhat Çakmak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yatak odası mobilyalarında renk tercihlerinin araştırılması

Mobilya hızlı tüketim ürünü olmadığından, tüketicilerin satın alma kararları; hangi mobilyanın alınacağını ve ne kadar ömür biçilerek satın alma kararının verileceğini içerir. Bu noktada, farklı seçme kriterleri bulunmakta olup renk bunlardan biridir. Bu çalışma; konut yatak odalarında kullanılan mobilyalarda, tüketicilerin renk tercihlerinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında, rengin kişi üzerindeki etkileri, yatak odası mobilyalarında kullanılan kaplama cinsleri ve tonları perspektifinde incelenmiş ve detaylandırılmıştır. Renk tercihlerinin belirlenmesinde, ahşap renkleri ile düz renkleri içeren renk kartelaları eşliğinde, tesadüfü örnekleme yöntemiyle seçilen 110 kişi ile yüzyüze görüşülerek anket uygulanmış ve veriler istatistiki olarak analiz edilmiştir. Araştırma verileri, yatak odası mobilyalarında kişilerin renk tercihlerinin demografik özelliklerle bağlantısını ortaya koymuştur. Bu çalışmayla elde edilen verilerin, yatak odası mobilyası üreten işletmelerin pazarlama stratejilerini belirlemelerine ışık tutabilecek bir içselliğe sahip olduğu öngörülmüştür.

Mobilya endüstrisiMobilya seçimiRenk seçimi+1
Meltem Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Orta ve büyük ölçekli mobilya işletmelerinde sınai mülkiyet hakları konusundaki farkındalığın incelenmesi

Fikri Mülkiyet Hakları, zihinsel katkının söz konusu olduğu alanlarda, gerek hak sahiplerinin haklarını korumak, gerekse sanayinin gelişmesini sağlamak amacıyla önemli rol oynamaktadır. Temel olarak iki ana sınıfa ayrılan Fikri Mülkiyet Haklarının ilk kolunu Fikir ve Sanat Eserleri oluşturmaktadır. Genel bir çerçeve çizildiğinde, eser sahiplerinin haklarını korumaya yönelik bu uygulamalar, uluslararası literatürde Copyright olarak anılan ve ülkemizde de 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile herhangi bir tescile gerek olmaksızın, otomatik olarak koruma gören haklardır. Fikri Mülkiyet Hakları' nın bir diğer kolunu ise Patent, Faydalı Model, Marka, Tasarım Tescili ve Coğrafi İşaret gibi hakların da dahil olduğu Sınai Mülkiyet Hakları oluşturmaktadır, ki bu araştırmanın konusunu ve kapsamını da 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile korunan bu haklar konusundaki farkındalık oluşturmaktadır. Araştırma, mobilya endüstrisinde faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli mobilya firmaları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi çevrimiçi (online) anket olarak belirlenmiştir. Anket uygulanması planlanan kitle, nitel araştırmalarda kullanılması öngörülen seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örneklem belirleme ilkeleri kapsamında belirlenmiştir. Ölçüt örnekleme alt kolunda araştırmaya dahil edilecek olan firmalar için ölçütler; orta veya büyük ölçekli firma olmak ve üretici olmak olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında 8 firmadan anket yoluyla veri toplanmış; elde edilen bu veriler ışığında firmaların sınai mülkiyet hakları konusundaki farkındalıkları incelenmiş ve bulgular göz önünde bulundurularak mevcut duruma ve ileriye yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Fikri ve sınai mülkiyet hakları
Cüneyt Eraslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı ortamlarda yetişen yerli ağaç türlerinin bazı özelliklerinin belirlenmesi

Ağaç malzemelerin kullanım yerine uygun olarak seçilmesi ve uygun koşullarda işlenmesi, doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlamaktadır. Ağaç malzemenin kullanım performansı üzerinde, yetiştiği yerin ve bu yerin çevresel özelliklerinin etkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, kuzey ve güney bakılarda yetişen karaçam (Pinus nigra Arnold) ve doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky) ağaç türlerinin yüzey pürüzlülük değerleri (Ra ve Rz), CNC'de bazı önemli işleme parametreleri göz önüne alınarak belirlenmiştir. Deney numuneleri, 1000 mm/dak, 1500 mm/dak ve 2000 mm/dak ilerleme hızlarında; 12000 rpm, 15000 rpm ve 18000 rpm olmak üzere üç farklı devir sayısında, 12 mm çapında HSS (yüksek hız çeliği) kesici kullanılarak, Scilled 2040 CNC 3 eksenli dik işleme tezgahında işlenmiştir. İşlem sonrası elde edilen yüzeyler üzerinde Ra ve Rz pürüzlülük parametreleri ölçülmüş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Genel değerlendirme sonucunda, her iki ağaç türü için en düşük Ra değerinin karaçamda 1000 mm/dak ilerleme hızı ve 18000 rpm devir sayısında; kayında ise güney bakıdan alınan örneklerde 1000 mm/dak veya 1500 mm/dak ilerleme hızlarında elde edildiği görülmüştür. Artan devir sayısının her iki türde de Ra değerinde doğrusal bir azalma sağladığı ve en düşük Ra değerlerinin 18000 rpm'de elde edildiği belirlenmiştir. Ayrıca, güney bakıdan elde edilen örneklerin her iki ağaç türü için daha düzgün yüzeyler sağladığı saptanmıştır.

CNC frezelemeCNC tezgahları
İsmail İlşekerci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ahşap üst yüzey işlemlerinde bazı bitkisel yağların (keten tohumu, haşhaş, jojoba) kullanımı ve performanslarının karşılaştırılması

Günümüzde insanlar yapay olandan kaçıp doğal olana dönme arayışı içindeler. Bu sebeple ki ahşabın doğallığını gösterecek, insana ve doğaya zarar vermeyecek ürünlerle ahşabın bütünleşip kullanıcıya ulaşması hedeflenmektedir. Bu çalışmada doğal olan haşhaş yağı, jojoba yağı ve keten tohumu yağının Sarıçam (Pinus sylvestris), Doğu Kayını (Fagus orientalis L.), Sapsız Meşe (Quercus petraea L.) ve Ceviz (Juglans regia) ağaç örneklerine uygulanması sonucu yoğunluk değeri, kalınlığına şişme oranı, su alma oranı değerleri incelenmiş, doğal yaşlandırma sonucu yüzey pürüzlüğü, yüzey parlaklığı, renk değişimi ve sertlik testleri yapılmıştır. Fiziksel testler sonucunda Sarıçam ve Doğu Kayını örneklerinde haşhaş yağının, Sapsız Meşe örneklerinde jojoba yağının, Ceviz örneklerinde ise haşhaş ve keten tohumu yağlarının su itici özelliği ile en az hacimsel değişimi sağladığı görülmüştür. Üst yüzey testlerinden pürüzlülük, parlaklık ve renk verileri doğal yaşlandırma sürecine göre değerlendirildiğinde haşhaş yağının yüzeyi iyi koruyamadığı görülmüş, keten tohumu yağının Sarıçam örneklerinde, jojoba yağının Sapsız Meşe ve Ceviz örneklerinde en iyi sonuçları verdiği bulunmuştur. Sertlik ölçümlerinde en az sertlik değişimi jojoba yağı uygulanmış Sarıçam odununda, keten tohumu yağı uygulanmış Sapsız Meşe odununda, haşhaş yağı uygulanmış Doğu Kayını ve Ceviz örneklerinde görülmüştür. Çalışmanın sonucunda uygulanan yağların kullanılmasının ahşapta su iticilik sağlayarak ağaç malzemenin dayanıklılığını artıracağı kanaati oluşmuştur. Üst yüzey testleri sonucunda da yağların ahşap yüzeyler üzerinde farkındalıkları görülmüş bu yöndeki bilgilerin literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Bitkisel yağlarHaşhaşJojoba+1
Süleyman Akyar
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Karbon ve cam yünü dokuma kumaşları ile odun plastik kompozitlerinin teknik özelliklerinin geliştirilmesi

Bu çalışmada, odun plastik kompozitleri cam ve karbon lifi dokuma kumaşlar ile güçlendirerek teknolojik özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 2 farklı kumaş tipi (cam ve karbon lifi) ve 2 farklı dokuma yoğunluğu (~200 gr/m2 ve ~400 gr/m2) kullanılmıştır. Çalışma için 3 farklı odun unu oranı (% 40, 50 ve 60) ve 2 farklı termoplastik polimer türü (polietilen ve polipropilen) seçilmiştir. Ayrıca % 3 oranında uyumlaştırma ajanı kullanımının kompozit özelliklerine etkisi incelenmiştir. Örneklerin fiziksel (yoğunluk, su alma/kalınlığına şişme, yüzey pürüzlülüğü), mekanik (statik eğilme direnci ve eğilmede elastikiyet modülü, çekme direnci, vida tutma direnci, Janka sertlik) dış ortam dayanımı, termal (LOI ve TGA analizi) ve biyolojik dayanım özellikleri incelenmiştir. Ayrıca mikroskobik inceleme de yapılmıştır. Dokuma kumaşlar ile güçlendirme mekanik özellikleri dikkate değer derecede arttırmıştır. Eğilme direnci değerleri % 262'ye kadar arttırılırken, elastikiyet modülü değerleri % 246'ya kadar arttırılmıştır. Çekme direnci değerlerinde % 1325'e varan artışlar elde edilmiştir. Vida tutma direncinde ise % 83'e kadar artış sağlanmıştır. En yüksek mekanik özellikler 200 gr/m2 karbon ve 400 gr/m2 cam dokuma kumaşlar ile güçlendirilmiş örneklerden elde edilmiştir. Yüksek yoğunluklu polietilen en yüksek değerlerin elde edilmesini sağlamıştır. TGA analizi sonuçlarına göre cam ve karbon lifleri yüksek sıcaklıklara kadar bozunum göstermediği için kompozitin termal özellikleri de iyileştirilmiştir. Güçlendirme işleminin sertlik değerlerini olumlu etkilediği gözlemlenmiştir. Hızlandırılmış yaşlandırma testi sonrası en yüksek eğilme direnci ve eğilmede elastikiyet modülü değerleri kontrol örneklerine kıyasla güçlendirilmiş odun plastik kompozitlerinden elde edilmiştir. Dış ortam şartlarına maruz kalan örnek yüzeylerinde meydana gelen değişimler ATR-FTIR ve mikroskobik analiz ile incelenmiştir. Odun ve polimerin kimyasal yapısındaki oksidasyon reaksiyonları ATR-FTIR analizi ile ortaya çıkartılmıştır. Işık mikroskobu ile yüzeydeki bozunma net bir şekilde görüntülenmiştir. Artan odun unu miktarı çürüklük mantarlarına karşı hassasiyeti arttırmıştır. Taramalı elektron mikroskobu ile dokuma kumaşların odun/polimer karışımı içerisindeki durumu incelenmiştir. 200 gr/m2 karbon dokuma kumaşların matris içerisine daha iyi entegre olduğu görülmüştür.

Kompozit polimerlerSentetik dokumaTermoplastik malzemeler
Sefa Durmaz
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İç mimarlık firmalarının ahşap malzemeyi mobilya ve yapı malzemesi olarak tercihlerinin belirlenmesi

In this study, the use and preferences of wood material of interior architecture firms as furniture and building materials in interior and outdoor spaces were investigated. The aim of this research was to determine the possibilities of using wood materials, which have great potential in both furniture and building sectors, as furniture and building materials in interior and outdoor spaces. Moreover, a study is planned to be conducted in order to identify the opinions of interior design firms having a major role in this field about wooden materials, their training on how to use wooden materials, their relationships with the industry and relevant intuitions, their relations with SMEs manufacturing with wooden materials, the problems of the companies and their prospects for the future. In the scope of the research; the provinces of İstanbul, Ankara and İzmir were selected after they were determined by the sampling method as they could generally represent Turkey in order to conduct a study on interior design firms. The managers of 272 interior design offices were applied the questionnaire including 198 in İstanbul, 54 in Ankara and 20 in İzmir. These firms have been operating under the NACE code "74.10.01" and "Activities of interior designers (including interior decoration)" in the group "Professional, scientific and technical activities" of the İstanbul, Ankara and İzmir Chambers of Commerce and Industry. The data obtained from the participants were analyzed using the survey method. As the result of the study, some findings were obtained. Considering the results in general, it has been found that wooden materials have a high potential to be used as a building material in interior and outdoor spaces. It has also been noted that the enterprises and interior design offices did not agree with the idea of having a high potential for the use of wooden materials. It was also found that wooden materials were not highly preferred in outdoor spaces both for furniture an building materials compared to interior spaces. Furthermore it has been concluded that solid wood was highly used as furniture and building material in interior and outdoor spaces. In addition the participants of the questionnaire have stated that they do not get enough invitations and participate in events and platforms related to wooden materials bringing the relevant companies together, that their relationship with institutions or organizations such as industry, universities, trade associations, SMEs manufacturing wood and other manufacturers in the sector are not at a desired level and they do not have a problem with the supply of wooden materials. In addition, it has been found that enterprises consider the technologies used in production by SMEs manufacturing wood, the training level and quality of the administrators and employees as insufficient, and they have a negative opinion about the manufacturing of the products they designed by SMEs manufacturing wood in terms of fulfilling the expectations on time at high quality.

Selim Değirmentepe
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İç mimarlık firmalarının ahşap malzemeyi mobilya ve yapı malzemesi olarak tercihlerinin belirlenmesi

In this study, the use and preferences of wood material of interior architecture firms as furniture and building materials in interior and outdoor spaces were investigated. The aim of this research was to determine the possibilities of using wood materials, which have great potential in both furniture and building sectors, as furniture and building materials in interior and outdoor spaces. Moreover, a study is planned to be conducted in order to identify the opinions of interior design firms having a major role in this field about wooden materials, their training on how to use wooden materials, their relationships with the industry and relevant intuitions, their relations with SMEs manufacturing with wooden materials, the problems of the companies and their prospects for the future. In the scope of the research; the provinces of İstanbul, Ankara and İzmir were selected after they were determined by the sampling method as they could generally represent Turkey in order to conduct a study on interior design firms. The managers of 272 interior design offices were applied the questionnaire including 198 in İstanbul, 54 in Ankara and 20 in İzmir. These firms have been operating under the NACE code "74.10.01" and "Activities of interior designers (including interior decoration)" in the group "Professional, scientific and technical activities" of the İstanbul, Ankara and İzmir Chambers of Commerce and Industry. The data obtained from the participants were analyzed using the survey method. As the result of the study, some findings were obtained. Considering the results in general, it has been found that wooden materials have a high potential to be used as a building material in interior and outdoor spaces. It has also been noted that the enterprises and interior design offices did not agree with the idea of having a high potential for the use of wooden materials. It was also found that wooden materials were not highly preferred in outdoor spaces both for furniture an building materials compared to interior spaces. Furthermore it has been concluded that solid wood was highly used as furniture and building material in interior and outdoor spaces. In addition the participants of the questionnaire have stated that they do not get enough invitations and participate in events and platforms related to wooden materials bringing the relevant companies together, that their relationship with institutions or organizations such as industry, universities, trade associations, SMEs manufacturing wood and other manufacturers in the sector are not at a desired level and they do not have a problem with the supply of wooden materials. In addition, it has been found that enterprises consider the technologies used in production by SMEs manufacturing wood, the training level and quality of the administrators and employees as insufficient, and they have a negative opinion about the manufacturing of the products they designed by SMEs manufacturing wood in terms of fulfilling the expectations on time at high quality.

Selim Değirmentepe
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli amaçlar için çevre dostu alternatif selülozik kompozit malzeme üretimi ve bazı performans özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, polivinil asetat (PVAc) temelli ve doğal polimer takviyeli yenilikçi, doğa dostu kompozit paneller hiçbir köpük ajanı kullanılmadan dondurarak-kurutma yöntemiyle üretilmiştir. Çalışma üç aşamada gerçekleştirilmiş olup, ilk aşamada polivinil asetat ve kraft hamurunun karışım miktarları ve üretim koşulları belirlenip, kompozit panellerin tüm performans testleri sonucunda en başarılı test grubu belirlenmiştir. İkinci aşamada kraft hamuru ve polivinil asetattan üretilen kompozit paneller yangına karşı direnç sağlamak amacıyla farklı oranlarda çinko borat ilavesi yapılmıştır. Üretim sonucu mekanik ve termal testler sonucunda en başarılı test gurubu seçilmiştir. Üçüncü aşamada ise üretilen malzemeye sağlamlık vermesi, mantar ve bakteriye karşı direnç sağlaması amacıyla farklı molekül ağırlıklarında suda çözünür kitosan sentezi yapılmış olup, farklı oranlarda kompozit panellere ilave edilmiştir. Üretilen tüm örneklerin yoğunluk, porozite, üç noktalı statik eğilme testi, basınç testi, çekme testi, termo gravimetrik analiz, ısıl iletkenlik katsayısı ölçümü, sınırlayıcı oksijen indeks testi, mantar çürüklük testi, antibakteriyel test ve hızlı yaşlandırma testleri yapılmıştır. Sonuç olarak üretilen kompozit panellerin katı madde içeriği arttıkça yoğunluk değerleri artıp, porozite değerlerinde düşüş gözlenmiştir. Kompozit panellere özellikle yüksek molekül ağırlıklı kitosan ilavesiyle mekanik test sonuçlarında artış gözlenmiştir. Kompozit panellerin eğilme direnci, basınç direnci ve çekme direnci değerleri sırasıyla 0,005-5,373 N/mm2, 0,0001-0,0764 N/mm2 ve 0,004-0,806 N/mm2 aralığında bulunmuştur. Kompozit panellerde termogravimetrik analiz sonucunda kütle kaybı %35,8 ile %85,2 arasında, sınırlayıcı oksijen indeksi değeri %16,23 ile %28,72 arasında değişmekte olup çinko borat içeriğinin arttırılmasıyla termal özelliklerde iyileşme meydana gelmiştir. Çinko borat takviyeli örneklerin esmer ve beyaz çürüklük mantarlarına karşı dirençli olduğu tespit edilmiştir. Kitosan takviyeli örneklerin ise E.coli bakterilerine karşı etkili olmuştur. Yapılan testler neticesinde üretilen kompozit panellerin özellikle iç mekanlarda izolasyon ve ofislerin duvarlarında ara bölme (separatör) olarak kullanımı amaçlanmıştır. Bu çalışma ile petrol temelli kompozit panel kullanımının azalmasına katkıda bulunabileceği hedeflenmektedir. Ayrıca bu çalışmanın, doğada kısa sürede bozunabilen kompozitlerin ve köpüklerin tanınırlığının ve kullanımının artırılmasına, yeni tip kompozit malzemelerin üretilmesine ve bu alanda yapılacak araştırma, yatırım ve üretimin artmasına olanak sağlayacağı düşünülmektedir.

Mehmet Emin Ergün
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Karbon fiber ile moddifiye edilen lamine ahşap yapı kerestelerin bazı performans özelliklerinin belirlenmesi

Ahşap yapı malzemesi olarak ilkel çağlardan günümüze kadar çeşitli gelişimler göstererek kullanılmış doğal bir malzemedir ve diğer yapı malzemeleri içinde önemli bir yeri bulunmaktadır. Ahşap yapılarda kullanılan malzemeler, uygulanan teknik ve yöntemler, yapı endüstrisinde yaşanan önemli gelişimler nedeniyle değişime uğramış ve günümüzde uygulanan tekniklere ulaşılmıştır. Ahşap yanabilen bir malzemedir. Diğer yapı malzemelerine göre tutuşma sıcaklığı düşüktür ancak yangın esnasında ahşap taşıyıcıların dirençlerini uzun süre muhafaza etmesi, canlıların kaçması için yeterli süreyi temin edebilmektedir. Bu çalışmada farklı proses teknikleri kullanılarak karbon fiber takviyeli yapıştırılmış lamine ahşap (CFRP) malzeme üretilmiştir. Çalışmada ahşap hammaddesi olarak 3 farklı kalınlıkta Avrupa Ladini (Picea abies) ağacı ve tek yönlü karbon fiber malzeme kullanılmıştır. Kullanılan karbon fiber kumaşlar 4 farklı uygulama bölgesine yapıştırılmıştır. Yapıştırıcı olarak epoksi ve poliüretan tutkalları kullanılmıştır. Yapısal boyutta üretilen CFRP malzeme üzerinde standartlara uygun olarak yoğunluk, rutubet, eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, testleri yapılmıştır. Yapılan bu testler sonucunda proses farklılıklarının etkisi belirlenecektir. Fiziksel ve mekanik davranışlarındaki değişimler istatistiki olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak elde edilen veriler dâhilinde ahşap yapı sektörü ile birlikte laminasyon sistemi kullanan birçok sektöre hitap etmesinden dolayı geniş bir pazar sahasının kullanabileceği etkin bir proje çalışması ortaya konulacaktır. Bu malzemenin üretimiyle ülke ekonomisine katma değeri yüksek bir ürün kazandırılması planlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ahşap Lamine, Yapı, Karbon Fiber, CFRP, Güçlendirme

Turan Maharrambay Ahmadlı
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yat mobilya sektörü, işletmelerin karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri (Muğla ve Antalya örneği)

Gelişmekte olan önemli sektörlerden birisi olan yat sektörünün alt kolu olarak yat mobilya imalatı gün geçtikçe daha da dikkat çekmektedir. Yatların ve mobilyanın statü̈ sembolü̈ olarak görülmesi, birbirinin tamamlayıcısı olan bu iki sektör için önemlidir. Bu önem, yat mobilyası imalatının yat inşa maliyetinde motor donanımından sonraki ikinci en büyük maliyet kalemi olması nedeni ile daha da anlamlıdır. Yat imalat sektörü içinde önemli bir yere sahip olan ve gelecekte öneminin daha da iyi anlaşılacağı yat mobilya imalat sektörünün teknoloji kullanımı, kalite, kurumsallaşma, verimlilik, istihdam, katma değer, markalaşma ve tasarım gibi konulardaki potansiyelini ortaya koyan ve gelişmesine katkıda bulunacak araştırma geliştirmelerin yapılması ülke kalkınma ekonomisi için son derece önemlidir. Türkiye'nin gelişmekte olan kıyı şeridindeki yat ve yat mobilyası firmalarının yoğunlaştığı Muğla ve Antalya bölgesi hedefe alınmış ve yat imalat sektörüne yönelik üretim yapan ve aynı zamanda mobilya sektörünün bir parçası olan yat mobilya sektörü hakkında genel bilgiler elde edilerek yat mobilya sektör işletmelerinin faaliyetlerinde karşılaştıkları sorunlar anket tekniğiyle incelenmiştir. İstatistik paket programları aracılığıyla analiz edilen verilere göre; yat mobilyası imalatı hala orta ve küçük ölçek şirketlerde yapılmaktadır. Sektörde ileri teknoloji kullanan işletmeler az, AR-GE bölümü ise yok denecek kadar azdır. Türkiye Yat Mobilya Sektörü̈ rakiplerine göre ucuz fakat kaliteli iş gücüne ve tüm pazarlara yakın merkezi bir konuma sahiptir. İşletmeler genel olarak markalaşmamış̧ ve aynı zamanda kurumsallaşmamıştır. Yat ve yat mobilyası imalatı yoğun olarak proje bazlı yapıldığı için de pazarlama faaliyetlerine öncelik verilmemektedir. İşletmeler, tasarım ve imalat projelerini ağırlıklı olarak kendi ofislerindeki mimar ve mühendislerle çözmelerine karşılık tasarım ve üretim yönetiminde karşılaşılan en önemli sorun üretim sürecinin düzgün planlanmaması, imalat sürecinde karşılaşılan en önemli sorun ise kalifiye personelin yeterli beceriye sahip olmamasıdır. Bunun için sektörün doğru tanıtılması ve okullarda ilgili eğitim birimlerinin artırılması gerekmektedir. Türkiye yat inşa sanayinin alt sektörü olan yat mobilya imalatı gelişmiş ülkelerdeki daralmaya rağmen ülkemizde son yıllarda dinamik bir gelişim süreci yaşamaktadır. Araştırmada elde edilen sonuçlar ışığında; çağa uygun modern tekniklerle ve verimli üretimler gerçekleştirerek Dünya'nın En İyi'si olma potansiyeli taşımaktadır. Yapılması gereken araştırma geliştirme çalışmalarına öncelik vermek, yan sanayi kollarını desteklemek ve pazarlama çalışmaları ile Dünya Yat ve Yat Mobilyası imalatında varlığını ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Yat Mobilya İmalatı, Yat İç Dizayn, Yat İnşa Sektörü, Mobilya Üretim, Yat Mobilyası.

Burcu Bayram
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yat mobilya sektörü, işletmelerin karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri (Muğla ve Antalya örneği)

Gelişmekte olan önemli sektörlerden birisi olan yat sektörünün alt kolu olarak yat mobilya imalatı gün geçtikçe daha da dikkat çekmektedir. Yatların ve mobilyanın statü̈ sembolü̈ olarak görülmesi, birbirinin tamamlayıcısı olan bu iki sektör için önemlidir. Bu önem, yat mobilyası imalatının yat inşa maliyetinde motor donanımından sonraki ikinci en büyük maliyet kalemi olması nedeni ile daha da anlamlıdır. Yat imalat sektörü içinde önemli bir yere sahip olan ve gelecekte öneminin daha da iyi anlaşılacağı yat mobilya imalat sektörünün teknoloji kullanımı, kalite, kurumsallaşma, verimlilik, istihdam, katma değer, markalaşma ve tasarım gibi konulardaki potansiyelini ortaya koyan ve gelişmesine katkıda bulunacak araştırma geliştirmelerin yapılması ülke kalkınma ekonomisi için son derece önemlidir. Türkiye'nin gelişmekte olan kıyı şeridindeki yat ve yat mobilyası firmalarının yoğunlaştığı Muğla ve Antalya bölgesi hedefe alınmış ve yat imalat sektörüne yönelik üretim yapan ve aynı zamanda mobilya sektörünün bir parçası olan yat mobilya sektörü hakkında genel bilgiler elde edilerek yat mobilya sektör işletmelerinin faaliyetlerinde karşılaştıkları sorunlar anket tekniğiyle incelenmiştir. İstatistik paket programları aracılığıyla analiz edilen verilere göre; yat mobilyası imalatı hala orta ve küçük ölçek şirketlerde yapılmaktadır. Sektörde ileri teknoloji kullanan işletmeler az, AR-GE bölümü ise yok denecek kadar azdır. Türkiye Yat Mobilya Sektörü̈ rakiplerine göre ucuz fakat kaliteli iş gücüne ve tüm pazarlara yakın merkezi bir konuma sahiptir. İşletmeler genel olarak markalaşmamış̧ ve aynı zamanda kurumsallaşmamıştır. Yat ve yat mobilyası imalatı yoğun olarak proje bazlı yapıldığı için de pazarlama faaliyetlerine öncelik verilmemektedir. İşletmeler, tasarım ve imalat projelerini ağırlıklı olarak kendi ofislerindeki mimar ve mühendislerle çözmelerine karşılık tasarım ve üretim yönetiminde karşılaşılan en önemli sorun üretim sürecinin düzgün planlanmaması, imalat sürecinde karşılaşılan en önemli sorun ise kalifiye personelin yeterli beceriye sahip olmamasıdır. Bunun için sektörün doğru tanıtılması ve okullarda ilgili eğitim birimlerinin artırılması gerekmektedir. Türkiye yat inşa sanayinin alt sektörü olan yat mobilya imalatı gelişmiş ülkelerdeki daralmaya rağmen ülkemizde son yıllarda dinamik bir gelişim süreci yaşamaktadır. Araştırmada elde edilen sonuçlar ışığında; çağa uygun modern tekniklerle ve verimli üretimler gerçekleştirerek Dünya'nın En İyi'si olma potansiyeli taşımaktadır. Yapılması gereken araştırma geliştirme çalışmalarına öncelik vermek, yan sanayi kollarını desteklemek ve pazarlama çalışmaları ile Dünya Yat ve Yat Mobilyası imalatında varlığını ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Yat Mobilya İmalatı, Yat İç Dizayn, Yat İnşa Sektörü, Mobilya Üretim, Yat Mobilyası.

Burcu Bayram
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli yanmayı engelleyici kimyasal maddelerle işlem gören ayrıca poliürea/poliüretan ve epoksi reçineleri ile kaplanan doğu kayını (Fagus orıentalıs L.) odununun fiziksel, mekanik ve yanma özelliklerinin belirlenmesi

Tez çalışmasında, yanmayı engelleyici emprenye maddeleri ile muamele edilen ve poliürea ve epoksi ile kaplanan Doğu kayını (Fagus Orientalis L.) odununun fiziksel, mekanik ve yanma özellikleri incelenmiştir. Hazırlanan örnekler ASTM 1413-07 standartlarına göre boraks, borik asit, boraks+borik asit ve amonyum sülfatın %3'lük sulu çözeltisi ile emprenye edildikten sonra poliürea ve epoksi ile kaplanmıştır. Hazırlanan deney örneklerine fiziksel testlerden, TS 2472 standardına göre tam ve hava kurusu yoğunluk, ISO 7724-2 standardına göre renk, ASTM D523-14 standardına göre yüzey parlaklığı, ASTM D-4366 standardına göre yüzey sertliği, ASTM G154 standardına göre hızlandırılmış-yaşlandırma testi, yıkanma testi, su alma testi, mekanik testlerden, TS 2474 standartlarına göre eğilme direnci, TS 2478 standardına göre eğilmede elastikiyet modülü, ISO 13061-17 standardına göre liflere paralel basınç direnci, ASTM E-69 standardına göre yanma testi ve SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) analizleri uygulanmıştır. Yoğunluk sonuçlarına göre, en yüksek tam ve hava kurusu yoğunluk değeri boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve poliürea kaplanan ((BX+BA)+PÜ) Doğu kayını odunu deney örneğinde bulunmuştur. Hızlandırılmış-yaşlandırma sonrası renk testi sonuçlarına göre, tüm örneklerin yaşlandırma sonrası L değerlerinde düşüşler gözlemlenmiştir. En iyi renk stabilitesi boraks ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan (BX+EPR) Doğu kayını odunu deney örneğinde tespit edilmiştir. Hızlandırılmış-yaşlandırma sonrası yüzey parlaklığı sonuçlarına göre, kontrol, amonyum sülfat ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan (AS+EPR) ve boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan ((BX+BA)+EPR) Doğu kayını odunu deney örnekleri dışında tüm deney örneklerinin parlaklıklarında düşüş gözlemlenmiştir. Yaşlandırma sonrası sertlik testi sonuçlarına göre, en fazla azalma EPR ile kaplanan Doğu kayını odunu deney örneğinde belirlenirken, en az azalma ise ((BX+BA)+PÜ) ile işlem gören Doğu kayını odunu deney örneğinde tespit edilmiştir. testi sonuçlarına göre, amonyum sülfat+poliürea (AS+PÜ) ve boraks+poliürea (BX+PÜ) ile işlem gören Doğu kayını odunu deney örnekleri en iyi boyutsal kararlılık değeri vermiştir. Eğilme testi ve elastikiyet modülü sonuçlarına göre, en yüksek değer poliürea (PÜ) ile kaplanan doğu kayın deney örneğinde elde edilmiştir. Liflere paralel basınç direnci sonuçlarına göre, en yüksek liflere paralel basınç direnci değeri poliürea (PÜ) ile kaplanan doğu kayını deney örneğinde örneğinde tespit edilmiştir. Yanma testi sonuçlarına göre, en düşük ağırlık kaybı boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan ((BX+BA)+EPR) Doğu kayını odunu deney örneğinde gözlemlenmiştir. Yanmada en yüksek sıcaklık değeri poliürea (PÜ) ile kaplanan Doğu kayını deney örneğinde elde edilirken, en düşük sıcaklık değeri ise boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve PÜ ile kaplanan ((BA+BX)+PÜ) Doğu kayını odunu deney örneğinde belirlenmiştir. Ayrıca yanmada en en düşük CO değeri boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan ((BA+BX)+EPR) Doğu kayını odunu deney örneğinde elde edilmiştir. SEM (taramalı electron mikroskobu) sonuçlarına göre, kontrol örneğinin görüntüleri incelendiğinde makraskopik anlamda düz bir yüzey görünse de mikroskobik anlamda pürüzlü bir yüzey elde edildiği görülmektedir. Epoksi (EPR) ile işlem gören doğu kayını deney örneğinin, odun yüzeyinde kuruması sonucunda SEM görüntülerinde görüldüğü üzere, katmanlı ve pürüzlü bir yüzey elde edildiği gözlenmiştir. Borik asit (BA), boraks (BX) ve borik asit+boraks (BA+BX) ile işlem gören Doğu kayını odunu deney örneklerinin SEM görüntüleri incelendiğinde, emprenye maddesinin hücre boşlukları ve hücre duvarlarını kapladığı görülmektedir. Ayrıca amonyum sülfat (AS) ile işlem gören Doğu kayını odunu deney örneklerinin SEM görüntüleri incelendiğinde, emprenye maddesinin hücre boşlukları ve hücre duvarlarında katman ve tanecik halinde olduğu görülmektedir.

Çağlar Altay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli yanmayı engelleyici kimyasal maddelerle işlem gören ayrıca poliürea/poliüretan ve epoksi reçineleri ile kaplanan doğu kayını (Fagus orıentalıs L.) odununun fiziksel, mekanik ve yanma özelliklerinin belirlenmesi

Tez çalışmasında, yanmayı engelleyici emprenye maddeleri ile muamele edilen ve poliürea ve epoksi ile kaplanan Doğu kayını (Fagus Orientalis L.) odununun fiziksel, mekanik ve yanma özellikleri incelenmiştir. Hazırlanan örnekler ASTM 1413-07 standartlarına göre boraks, borik asit, boraks+borik asit ve amonyum sülfatın %3'lük sulu çözeltisi ile emprenye edildikten sonra poliürea ve epoksi ile kaplanmıştır. Hazırlanan deney örneklerine fiziksel testlerden, TS 2472 standardına göre tam ve hava kurusu yoğunluk, ISO 7724-2 standardına göre renk, ASTM D523-14 standardına göre yüzey parlaklığı, ASTM D-4366 standardına göre yüzey sertliği, ASTM G154 standardına göre hızlandırılmış-yaşlandırma testi, yıkanma testi, su alma testi, mekanik testlerden, TS 2474 standartlarına göre eğilme direnci, TS 2478 standardına göre eğilmede elastikiyet modülü, ISO 13061-17 standardına göre liflere paralel basınç direnci, ASTM E-69 standardına göre yanma testi ve SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) analizleri uygulanmıştır. Yoğunluk sonuçlarına göre, en yüksek tam ve hava kurusu yoğunluk değeri boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve poliürea kaplanan ((BX+BA)+PÜ) Doğu kayını odunu deney örneğinde bulunmuştur. Hızlandırılmış-yaşlandırma sonrası renk testi sonuçlarına göre, tüm örneklerin yaşlandırma sonrası L değerlerinde düşüşler gözlemlenmiştir. En iyi renk stabilitesi boraks ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan (BX+EPR) Doğu kayını odunu deney örneğinde tespit edilmiştir. Hızlandırılmış-yaşlandırma sonrası yüzey parlaklığı sonuçlarına göre, kontrol, amonyum sülfat ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan (AS+EPR) ve boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan ((BX+BA)+EPR) Doğu kayını odunu deney örnekleri dışında tüm deney örneklerinin parlaklıklarında düşüş gözlemlenmiştir. Yaşlandırma sonrası sertlik testi sonuçlarına göre, en fazla azalma EPR ile kaplanan Doğu kayını odunu deney örneğinde belirlenirken, en az azalma ise ((BX+BA)+PÜ) ile işlem gören Doğu kayını odunu deney örneğinde tespit edilmiştir. testi sonuçlarına göre, amonyum sülfat+poliürea (AS+PÜ) ve boraks+poliürea (BX+PÜ) ile işlem gören Doğu kayını odunu deney örnekleri en iyi boyutsal kararlılık değeri vermiştir. Eğilme testi ve elastikiyet modülü sonuçlarına göre, en yüksek değer poliürea (PÜ) ile kaplanan doğu kayın deney örneğinde elde edilmiştir. Liflere paralel basınç direnci sonuçlarına göre, en yüksek liflere paralel basınç direnci değeri poliürea (PÜ) ile kaplanan doğu kayını deney örneğinde örneğinde tespit edilmiştir. Yanma testi sonuçlarına göre, en düşük ağırlık kaybı boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan ((BX+BA)+EPR) Doğu kayını odunu deney örneğinde gözlemlenmiştir. Yanmada en yüksek sıcaklık değeri poliürea (PÜ) ile kaplanan Doğu kayını deney örneğinde elde edilirken, en düşük sıcaklık değeri ise boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve PÜ ile kaplanan ((BA+BX)+PÜ) Doğu kayını odunu deney örneğinde belirlenmiştir. Ayrıca yanmada en en düşük CO değeri boraks ve borik asit ile emprenye edilen ve epoksi ile kaplanan ((BA+BX)+EPR) Doğu kayını odunu deney örneğinde elde edilmiştir. SEM (taramalı electron mikroskobu) sonuçlarına göre, kontrol örneğinin görüntüleri incelendiğinde makraskopik anlamda düz bir yüzey görünse de mikroskobik anlamda pürüzlü bir yüzey elde edildiği görülmektedir. Epoksi (EPR) ile işlem gören doğu kayını deney örneğinin, odun yüzeyinde kuruması sonucunda SEM görüntülerinde görüldüğü üzere, katmanlı ve pürüzlü bir yüzey elde edildiği gözlenmiştir. Borik asit (BA), boraks (BX) ve borik asit+boraks (BA+BX) ile işlem gören Doğu kayını odunu deney örneklerinin SEM görüntüleri incelendiğinde, emprenye maddesinin hücre boşlukları ve hücre duvarlarını kapladığı görülmektedir. Ayrıca amonyum sülfat (AS) ile işlem gören Doğu kayını odunu deney örneklerinin SEM görüntüleri incelendiğinde, emprenye maddesinin hücre boşlukları ve hücre duvarlarında katman ve tanecik halinde olduğu görülmektedir.

Çağlar Altay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Oduna dayalı orman ürünlerine yönelik taleplerin değerlendirilmesi; Yılanlı Orman İşletme Müdürlüğü örneği

Doğal kaynaklar olarak ormanların ekolojik ve sosyal fonksiyonlarının ön plana çıkmasının yanında, ormanlardan üretilen odun hammaddesinin ekonomik değeri, miktarı ve talebi de buna paralel olarak artmaktadır. Çalışmanın amacı oduna dayalı orman ürünleri satın alacak olan firmaların hangi endüstriyel odunu daha çok talep ettikleri, ürünün kalitesinin ve standardizasyonunun önemi gibi konuları tespit edecek ve daha sonraki üretim programlarında bu hususların göz önünde bulundurularak rasyonel bir faydalanmanın oluşturulması için talep tahmin analizi oluşturmaktır. Bu kapsamda örnek orman işletme olarak seçilen Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, Yılanlı Orman İşletme Müdürlüğü tarafından piyasaya sağlanan odun hammaddesinin orman ürünleri işletmeleri tarafından talep durumları ve görüşleri konuya uygun olarak hazırlanan anket formu vasıtasıyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde analizleri ve verilen normal dağılım göstermemesi sebebiyle parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, orman işletme müdürlüğünden tomruk türü odun hammaddesi talebinin yüksek olduğu ve satışı yapılan odun hammaddelerinin ebatlarında herhangi bir sorun olmadığı tespit edilmiştir. En büyük sorunun ise odun hammaddesi satış ihalelerinde talebin fazla – arzın yetersiz olması sebebiyle yüksek fiyatların oluşması belirtilmiştir. Bu durum, maddi açıdan odun hammaddesi satışı yapan orman işletme müdürlükleri açısından olumlu iken, bu hammaddeyi tedarik eden orman ürünleri işletmeleri açısından ve nihai tüketiciler açısından olumsuzudur.

Mustafa Erkin Demirci
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Oduna dayalı orman ürünlerine yönelik taleplerin değerlendirilmesi; Yılanlı Orman İşletme Müdürlüğü örneği

Doğal kaynaklar olarak ormanların ekolojik ve sosyal fonksiyonlarının ön plana çıkmasının yanında, ormanlardan üretilen odun hammaddesinin ekonomik değeri, miktarı ve talebi de buna paralel olarak artmaktadır. Çalışmanın amacı oduna dayalı orman ürünleri satın alacak olan firmaların hangi endüstriyel odunu daha çok talep ettikleri, ürünün kalitesinin ve standardizasyonunun önemi gibi konuları tespit edecek ve daha sonraki üretim programlarında bu hususların göz önünde bulundurularak rasyonel bir faydalanmanın oluşturulması için talep tahmin analizi oluşturmaktır. Bu kapsamda örnek orman işletme olarak seçilen Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, Yılanlı Orman İşletme Müdürlüğü tarafından piyasaya sağlanan odun hammaddesinin orman ürünleri işletmeleri tarafından talep durumları ve görüşleri konuya uygun olarak hazırlanan anket formu vasıtasıyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde analizleri ve verilen normal dağılım göstermemesi sebebiyle parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, orman işletme müdürlüğünden tomruk türü odun hammaddesi talebinin yüksek olduğu ve satışı yapılan odun hammaddelerinin ebatlarında herhangi bir sorun olmadığı tespit edilmiştir. En büyük sorunun ise odun hammaddesi satış ihalelerinde talebin fazla – arzın yetersiz olması sebebiyle yüksek fiyatların oluşması belirtilmiştir. Bu durum, maddi açıdan odun hammaddesi satışı yapan orman işletme müdürlükleri açısından olumlu iken, bu hammaddeyi tedarik eden orman ürünleri işletmeleri açısından ve nihai tüketiciler açısından olumsuzudur.

Mustafa Erkin Demirci
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Miselyum esaslı biyo-kompozit panel üretimi ve bazı performans özelliklerinin belirlenmesi

Mobilya, beyaz eşya, elektronik parça ve hassas kırılabilir malzemelerin, kolay güvenli bir şekilde taşınması için koruyucu panel olarak strafor ve plastik gibi petrol esaslı ürünler kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, lignoselülozik atıklar ile mantar miselyumunu birleştirerek ambalajlama endüstrisinde kullanılan petrol esaslı (polistiren) koruyucu panellere alternatif doğal, inovatif malzemeler üretmek ve kullanım performanlarını incelemektir. Çalışma kapsamında, biyo-kompozit mazleme üretimi için reishi mantarı (G. lucidum) milselyumu kullanılmıştır. Lignoselülozik atık olarak ise Meşe (Quercus sp.), Çam (Pinus p.) ve Kavak (Populus sp.) talaşları kullanılmıştır. Elde edilen biyo-kompozit panellerin yoğunluk, rutubet, basınç direnci, taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi, kalınlığına şişme direnci gibi bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özellikleri incelenmiştir. Yapılan testlere göre elde edilen basınç direnci değerlerinin polistiren köpüklerle yakın değerlere sahip olduğu ve üretilen biyo-kompozit malzemelerin "rijit köpük malzeme" karakterine sahip olduğu bulunmuştur. Bu tür malzemeler geliştirilerek sektörde kullanılabilir.

Mehmet Kurkmaz
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Miselyum esaslı biyo-kompozit panel üretimi ve bazı performans özelliklerinin belirlenmesi

Mobilya, beyaz eşya, elektronik parça ve hassas kırılabilir malzemelerin, kolay güvenli bir şekilde taşınması için koruyucu panel olarak strafor ve plastik gibi petrol esaslı ürünler kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, lignoselülozik atıklar ile mantar miselyumunu birleştirerek ambalajlama endüstrisinde kullanılan petrol esaslı (polistiren) koruyucu panellere alternatif doğal, inovatif malzemeler üretmek ve kullanım performanlarını incelemektir. Çalışma kapsamında, biyo-kompozit mazleme üretimi için reishi mantarı (G. lucidum) milselyumu kullanılmıştır. Lignoselülozik atık olarak ise Meşe (Quercus sp.), Çam (Pinus p.) ve Kavak (Populus sp.) talaşları kullanılmıştır. Elde edilen biyo-kompozit panellerin yoğunluk, rutubet, basınç direnci, taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi, kalınlığına şişme direnci gibi bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özellikleri incelenmiştir. Yapılan testlere göre elde edilen basınç direnci değerlerinin polistiren köpüklerle yakın değerlere sahip olduğu ve üretilen biyo-kompozit malzemelerin "rijit köpük malzeme" karakterine sahip olduğu bulunmuştur. Bu tür malzemeler geliştirilerek sektörde kullanılabilir.

Mehmet Kurkmaz
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Biyo-boyar maddelerin ahşap malzemeye tutunmasını artırmak için optimum mordanlama yönteminin araştırılması

Doğal boyaların ahşap malzemelere uygulanması ve tutunma performansı konusunda bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalara göre, doğal boyaların ahşap malzemeye uygulanması bazı dezavantajlara sahiptir. Bu dezavantajlardan biri, doğal boyalarla renklendirilmiş ahşabın kısmen yıkanmasıdır. Bu çalışmanın amacı, ahşap malzemeye uygulanan doğal boyaların yıkanma problemini çözmek için hangi mordanlama yönteminin etkili olduğunu tespit etmektir. Çalışmada; boyar bitki olarak Hibiskus (Hibiscus sabdariffa L.) seçilmiştir ve ekstraksiyonları Sarıçam (Pinus sylvestris L.), Kestane (Castanea sativa Mill.) ve Maun (Khaya ivorensis) deney örneklerine daldırma metodu kullanılarak üç yöntemle uygulanmıştır: Önce mordanlama, beraber mordanlama ve sonra mordanlama. Demir sülfat, alüminyum sülfat ve sirke mordan olarak kullanılmıştır. Deneyler sonucunda; en az yıkanma değerleri, sonra mordanlama yöntemi ile uygulanan ahşap numunelerde belirlenmiştir.

Engin Ergin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Biyo-boyar maddelerin ahşap malzemeye tutunmasını artırmak için optimum mordanlama yönteminin araştırılması

Doğal boyaların ahşap malzemelere uygulanması ve tutunma performansı konusunda bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalara göre, doğal boyaların ahşap malzemeye uygulanması bazı dezavantajlara sahiptir. Bu dezavantajlardan biri, doğal boyalarla renklendirilmiş ahşabın kısmen yıkanmasıdır. Bu çalışmanın amacı, ahşap malzemeye uygulanan doğal boyaların yıkanma problemini çözmek için hangi mordanlama yönteminin etkili olduğunu tespit etmektir. Çalışmada; boyar bitki olarak Hibiskus (Hibiscus sabdariffa L.) seçilmiştir ve ekstraksiyonları Sarıçam (Pinus sylvestris L.), Kestane (Castanea sativa Mill.) ve Maun (Khaya ivorensis) deney örneklerine daldırma metodu kullanılarak üç yöntemle uygulanmıştır: Önce mordanlama, beraber mordanlama ve sonra mordanlama. Demir sülfat, alüminyum sülfat ve sirke mordan olarak kullanılmıştır. Deneyler sonucunda; en az yıkanma değerleri, sonra mordanlama yöntemi ile uygulanan ahşap numunelerde belirlenmiştir.

Engin Ergin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00