Hacettepe University
Discipline

Heykel Anasanat Dalı

Hacettepe University

58

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ana Tanrıça'nın Anadoluda biçimsel değişimi ve günümüz Türk heykel sanatına yansımaları

Bu tez çalışmasının birinci bölümünde kadının Anadolu toplumu içerisindeki rolü ve gücü, doğurganlığına bağlı olarak tanrıçalaştırılması, Ana Tanrıça'nın doğayla, insanlarla ve hayvanlarla olan ilişkisi ve tanrıça inancı irdelenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda ikinci bölümde Anadolu'nun yerli halklarından başlayarak onu takip eden uygarlıklar tarafından adlandırılması ve aldığı biçim açıklanmış, üçüncü bölümde Ana Tanrıça formlarının malzeme, teknik, konumlandırılmaları arasındaki farklılıklar ve Ana Tanrıça heykelciklerinin zaman içerisinde biçimsel değişim süreci ortaya konmuştur. Dördüncü ve son bölümde ise günümüz Türk heykel sanatında çağdaş Türk heykeltıraşlarının Ana Tanrıça yorumlamalarına yer verilmiş, esin kaynağı veya benzerlik gösterdiği düşünülen Ana Tanrıça heykelcikleriyle eşleştirilerek birlikte değerlendirilmiştir.Ana Tanrıça heykelcikleri Anadolu uygarlıklarında çeşitlilik ve süreklilik göstermektedir. Bu çeşitlilik malzeme, bölgesel farklılık, konumlandırma ve dönem farklılığından kaynaklanmaktadır.Güçlü bir form anlayışıyla biçimlendirilen Ana Tanrıça heykelcikleri kaçınılmaz bir şekilde günümüz heykeltıraşlarını da etkilemiştir. Bu çalışmada yüzyıllar boyunca süregelen Ana Tanrıça objesinin aynı amaçla olmasa bile, aynı coğrafyada yaşayan heykel sanatçıları tarafından yaşatıldığı ve yorumlandığı örnek eserler aracılığıyla ortaya konmuştur.

AnatanrıçaHeykelHeykel sanatı+1
Hatice Aydoğdu Yılmaz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş heykelde tasarım süreci

İnsanı diğer canlılardan ayıran başlıca özelliği ihtiyaçlarını karşılayacak objeler üretebilmesidir. Bu şekilde üretilen her obje bir tasarım sürecinden geçer. İşlevsel bir özelliği olmasa da sanatsal üretim de bir tasarım süreci sonrasında var olur. Sanatın en eski dallarından biri olan heykel sanatı da tarih içerisinde tasarım süreci bağlamında değişikliklere uğramış, bu değişikliklerin en önemlisi modernizm ile birlikte olmuştur. Bu tez çalışması, çağdaş heykelde tasarım süreçlerinin ne şekilde gerçekleştiğinin, dönemin önemli sanatçılarının çalışmalarından örneklerle anlaşılmasını sağlamayı amaçlamıştır.Bu amaca yönelik olarak birinci bölümde öncelikle heykel tanımlamaları değerlendirilmiştir. Çağdaş heykelin, içinde yaşadığı modernizm olgusu tarihsel süreci içerisinde incelenmiş ve heykel sanatının bu süreç içinde geçirdiği değişim ve dönüşümler ele alınmıştır. Ayrıca modernizme getirdiği farklı bakış ile 1960 sonrası her alanda etkili olmuş olan postmodernizm kavramı ve heykele yansımaları da bu bölümün içinde bir alt başlık altında değerlendirilmiştir.İkinci bölümde, tasarım kavramı incelenerek, tasarımın oluşum sürecinde olması zorunlu olan problem, yaratıcılık ve tasarım nesnesi, tasarım süreci başlığı altında endüstri tasarımı ile sanatsal tasarımın farklılıkları göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde de öncelikle modern öncesi heykel tasarımının nasıl oluştuğu, ardından heykelde kullanılan malzeme ve yöntemlerin tasarım sürecine etkileri ele alınmış ve son olarak çağdaş heykelin önemli sanatçıları üzerinden tasarım süreçleri incelenmiştir.

Heykel sanatıHeykel tasarımıModern sanat+2
Soner Özdemir
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl heykelinde görsel ve düşünsel değişimler

Bu çalışmada 20.Yüzyılda heykelin, sanat akımları ile olan ilişkileri, en çok öne çıkan örnekler üzerinden incelenerek, heykel sanatının gelişim sürecinde, geçirmiş olduğu değişimler ele alınmıştır.İlk çağdan 19.Yüzyılın sonlarına kadar, heykel dinin ve toplumsal kurumların belirlediği sınırların içerisinde varlık gösterebilmiştir. Modernizm'in başlangıcıyla birlikte, heykel bu sınırlarından kurtulmuştur. Heykelde Modernizm Rodin ile birlikte başlamaktadır. Heykel bu süreçte temsil işlevinden bağımsız olarak kendi varlığını sorgulamaya başlayabilmiştir. Marcel Duchamp ve Hazır Nesneleriyle birlikte ise heykel'de kavram biçimin önüne geçmiştir. Birinci bölümde modernizm'in tanımı, heykel üzerinde olan etkileri ve bu süreçte ortaya çıkan akımların, heykelde görülen değişimler ile olan ilişkileri ele alınmıştır.İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan postmodernist süreçte ise heykel önceki dönemlerdeki klasik tanımlamalarının ötesine geçmiş ve diğer sanat dalları ile arasındaki sınırları aşmıştır. Ekonomik üstünlüğün Amerika'nın eline geçmesiyle birlikte Avrupa sanat alanındaki eski üstünlüğünü yitirmiştir. Amerika'da gelişen Soyut Dışavurumculuk ve sonrasında bu akıma tepki olarak ortaya çıkan diğer akımlar, heykelin gelişim sürecinde etkili olmuşlardır. Bu süreç aynı zamanda heykel'in ne olup olmadığının daha fazla sorgulandığı bir süreçtir. İkinci ve üçüncü bölümlerde postmodenizm'in tanımı ile birlikte, ikinci dünya savaşı sonrası ve özellikle 1960 sonrası sanatsal hareketlerdeki değişimler ve bu değişimlerin heykele olan etkileri örnek eserler üzerinden incelenmiştir.

20. yüzyılDeğişimHeykel+4
Arif Çekderi
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Modernizm ve sonrası kaidesinden kurtulan heykel

Heykel Sanatı insanlık tarihinden bu yana var olan ve sürekliliğini koruyan bir sanat dalıdır. Heykele yüklenilen anlam zaman içerisinde yerini sanatçının heykele yüklediği anlama bırakır. Duygu ve düşüncelerini eserlerinde yansıtmaya başlayan heykeltıraşlar, dönemin şekillendirdiği olaylar doğrultusunda gerçeği yansıtmaya çalışmışlardır. Modernizm ile birlikte heykeli ayakta tutan kaideye verilen görev, heykel anlayışındaki farklılıklarla paralel göstererek hafifler. Heykele dahil olan kaidenin özgürleşme çabası sanatçının tamamen kendini özgür hissetmesiyle tamamlanır. Modern heykelin önde gelen sanatçısı Auguste Rodin?in heykel sanatına getirdiği yeni anlamla heykel ve heykelin taşıyıcısı kaide özgürleşme sürecine girer. 1960 sonrasında kaide serbest kalır ve heykelin yerle teması sağlanır. Postmodern süreçle birlikte kaidesini yitiren ya da kaidesinden kurtulan heykel, gündelik hayatta karşılaşılan bir hal alır. Sanat ve hayat arasındaki sınırın kalktığı bu dönemde kaidesini yitiren heykelde yeni tanımlamalar ve anlayışlar oluşur. Bu araştırma kapsamında, heykelin tarihsel süreçte kaidesiyle olan ilişkisinin çeşitliliği ve 1960 sonrasında kaideyle olan bağlantılarını koparması sonucu heykel sanatındaki gelişmeler sorgulanmaktadır.

Ergin Soyal
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2013
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Tasarlanan dünya düzeni ve 20. yüzyıl'da mekân/sanat/heykel ilişkisi

Tarihsel süreçte mekân, hem fiziksel olarak coğrafya, geometri ve matematik gibi bilimlerin hem de toplumsal olarak sosyoloji, antropoloji ve tarih gibi bilimlerin ilgi alanına girmiştir. 18. yüzyıl modernizm düşüncelerinin olgunlaşmaya başladığı süreçte mekân, kapitalist sermayenin kontrolünde planlanmaya başlamıştır. Bu doğrultuda Avrupa'da ilk kez Fransa'nın başkenti Paris, sistematik şekilde tasarlanarak dünyaya örnek model olarak sunulmuştur. Bu dönemde eski geleneksel yapılar yerini, ulus devletin ve kapitalist stratejilerin işlerliğini sürdüreceği daha işlevsel yapılara bırakmıştır. Bunun sonucunda toplumsal yapıda birtakım kırılmalar gerçekleşmiş, eski zaman ve mekân algısı değişmiştir. 20. yüzyılın başlarında Dadaizm, Sürrealizm ve Konstrüktivizm gibi avangard akımlar, modernist stratejilerle organize edilen bu mekânı ve savaşın etkisiyle kaybolan toplumsal hayatı, sanatsal çalışmalarıyla eleştirmişlerdir. Bu süreçte heykel sanatı bilinen geleneksel anlayışlardan koparak, bambaşka biçimlere bürünmüştür. Katı bir kütle olan heykel, gündelik nesnelerle oluşturulmuş taşınabilir, mekâna monte edilebilir formlara dönüşmüştür. Diğer taraftan tarihsel avangardistlerin, toplumsal kırılmalara neden olan olguları, sanat alanına taşıyıp, tartışıp eleştirmeleri, 20. yüzyıl boyunca farklı avangard hareketler tarafından sürdürülmeye devam etmiştir. Bu çalışma Dadaizm, Konstrüktivizm ve Sürrealizm ile başlayan, günümüze kadar etkileri devam eden avangard hareketlerin, zaman içerisinde geçirmiş olduğu evrelere ve toplumsal kırılma dönemlerinde heykelin biçimsel olarak değişimlerine odaklanmaktadır.

Mehmet Hakan Bitmez
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Biyomorfik öykünme ve modern heykel sanatına yansımaları

Bu çalışma, biyomorfizm teriminin kökenlerini araştırarak modern heykel sanatına yansımalarını incelemektedir. Biyomorfik hareketler, sanatsal tasarımları yapı ve form bağlamında etkilemiş olup, Mezolitik Dönemden itibaren insanın doğaya öykünmesiyle biçimlenmeye başlamıştır. Modern dönemdeki sanatçılar, bu ilkel üslupları referans alarak biyomorfizmin etkilerini günümüze kadar taşımışlardır. Yirminci yüzyıldaki bilimsel keşifler ve doğal fenomenlerin ortaya çıkışı, sanat ve bilim arasındaki ilişkiyi vurgulayarak form ve yapı bağlantılarını anlamamıza yardımcı olmuştur. Biyomorfizm, antropoloji, siyaset bilimi, felsefe ve sanat gibi çeşitli disiplinlerde ele alınmakla birlikte, Türkçe literatürde heykel sanatı bağlamında kapsamlı bir şekilde incelenmemiştir. Tarih boyunca sanatçılar doğa imgelerini hem düşünsel hem de biçimsel olarak sürekli yeniden yorumlamış, doğadaki yapı ve formları sanatsal ifadeye dönüştürmenin yollarını araştırmışlardır. Bazı sanatçılar, doğayı sadece görsel olarak değil, derinlemesine analiz ederek, tüm duyularıyla yeniden anlamlandırmaya çalışmışlardır. Bu araştırma, doğa, evren ya da gerçekliği biyomorfik bir üslupla ele alan sanatçılara odaklanmaktadır. Biyomorfik üslubun art nouveau, soyut sanat, sürrealizm gibi akımlarda kendine yer bulduğu görülmektedir. Bu üslubu benimseyen sanatçıların doğa imgelerini hangi formlarda kullandıkları ve bu üsluba neden ilgi duydukları incelenmiş, sanatçıların doğa imgeleriyle ne anlatmak istedikleri ve bu imgeleri nasıl yorumladıkları açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Araştırma, biyomorfizmin sanattaki yerini farklı açılardan irdeleyerek, farklı dönemlerdeki biçimsel ve anlamsal kurguların analizini sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Sözcükler: Heykel, Vitalizm, Büyüme, Canlılık, Organik

Gizem Türkdoğan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş heykel sanatında ideal beden algısının yeniden inşası

Bu tez çalışması, çağdaş heykel sanatı pratiklerinde sınırlamalardan uzaklaşan insan bedeninin yeniden kurgulanmasını merkeze almaktadır. Heykel sanatında insan bedeni arkaik dönemden günümüze değişen eğilimlere, kavramsal içeriklere ve biçimsel dönüşümlere şahit olmuştur. Her çağ, kendine özgü yeni bir toplum ve beden tasvirinin belirleyicisidir. Tarihten gümünüze olan süreçte bedenin çok çeşitli tipolojilerde anlam kazanması, toplumun oluşturduğu değerler doğrultusunda inşa edilen normlar ve ideolojilerin beden üzerinde doğrudan kurduğu hakimiyetle ilişkilidir. Geleneksel heykel sanatında insan bedeni, düzenli ve ahlaklı toplumu yansıtması amacıyla idealleştirilmiştir. 19. yüzyılın sonlarında oluşan modernist düşünce sanatta bedenin temsiline dair yenilikçi ve yıkıcı yaklaşımları öne sürmüştür. Modernizm bedenin sahip olduğu ideal ve doğruluğu sorgulanamaz olarak kabul edilen yargılar üzerinde büyük bir yıkım yaratarak geleneksel düşüncenin hakimiyetine son vermiştir. Bu dönemde sanatçılar heykel sanatında insan bedeni imgelerini yenilikçi yollar keşfederek farklı bakış açıları ve teknikler ile ele almıştır. Çağdaş dönemde, düşünsel ve fiziksel parçalanma sonrası yeniden inşa edilen beden izleyiciye anlam, algılanış, tanımlanma vb. kavramlar üzerine derin düşünme ve deneyimleme alanı yaratmıştır. Çağdaş heykel sanatında anti estetik ve ideal dışı yapıtlar aracılığıyla kimlik, algı, varoluş gibi karmaşık konular bedenin yansımaları haline gelerek, bedeni keşfedilmeye yönelik bir çağrıya dönüştürmüştür. Anahtar Sözcükler: Beden, İdeal, Çağdaş Sanat, Heykel

Çağdaş sanat
Ufuk Güneş Taşkın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat sergileme pratiğinde oyun katkısının postmodernite üzerinden incelenmesi

Bu tez çalışmasında, sanat sergileme pratiğinin gelişimi incelenerek postmodernite bağlamında oyunun bu pratiğe katkısı araştırılmaktadır. Çağdaş sanat sergileme pratiğinde oyunun ve izleyici katılımının ortaya konduğu başarılı örneklere ulaşmak, böylelikle sergileme pratiğinde yeni bir perspektif sunabilecek bu katkının kabul edilmesi ve önemsenmesine yardımcı olabilmek amaçlanmaktadır. Çalışmada, sanat algısının ve sanatçı kimliğinin oluşumundan başlayarak, sergileme pratiğinin tarihsel gelişimi ve modern izleyici ile olan etkileşimi ele alınmaktadır. Ayrıca, oyunun insan hayatındaki rolü ve sanatla olan kesişiminin incelendiği bu çalışmada; postmodern anlayışın oyun olgusu üzerinden sanat sergileme pratiğine pozitif etkisi nasıl açıklanabilir, oyunla kesişen sanat akımları ya da sergi pratikleri varsa nelerdir, sergileme pratiğinin postmoderniteye geçişte yaşadığı dönüşümler nelerdir, seyircinin oyuncuya sanatçının oyun kurucuya ve sergi mekanının oyun alanına doğru dönüşümüne örnek gösterilebilecek işlere rastlanmakta mıdır gibi sorulara cevap aranmaktadır. Birinci bölümde, sanat sergileme pratiğinin gelişim süreci ve sanat algısının toplumsal etkileri, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi bağlamında yaratıcılık ve kendini gerçekleştirme süreci ele alınarak, sanatın doğuşu ve modern izleyici ile buluşması incelenmektedir. Ayrıca; sanat piyasasının dönüşümü ve küreselleşme, teknoloji, yeni medya ve sürdürülebilirlik gibi faktörlerin çağdaş sanat üzerindeki etkileri, mekansal bir deneyim odağında sanatın sergilenmesi, mekan olgusunun sanat ve izleyici ilişkisine katkısı, sergileme pratiğinin tarihsel gelişimi ve dijital çağdaki yenilikler ele alınmaktadır. İkinci bölümde, oyun kavramının kültürel bağlamı üzerinde durulmaktadır. Oyun, oyunbazlık ve oyunlaştırma kavramlarının sanat ile kesişimi sanat sergileme pratiğine etkileri üzerinden ele alınarak oyun ve oyun alanının gelişimi ve teknoloji ile dönüşümü incelenmektedir. Üçüncü bölümde, çağdaş sanat sergileme pratikleri ile oyun olgusu arasındaki ilişkiyi modernite ve postmodernite süreçleri bağlamında değerlendirilmektedir. 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıldaki yeniliklerle izleyici katılımının gelişen önemi incelenirken, seçilen bazı kavramlar üzerinden günümüz sergileme pratiğinde çağın gereksinimlerine uyacak çözümler için ilham aranmaktadır. Dördüncü ve son bölümde, sergileme pratiğinde karşılaşılan oyunbaz yaklaşım örnekleri ele alınmakta, oyunun etkin olarak öne çıktığı sanat eserleri ve temsil örnekleri incelenmektedir. Bu bölümde, sanat sergileme pratiğinde oyun ve oyunlaştırmanın çağdaş sanat eserlerine nasıl entegre edildiği ve bu entegrasyonun izleyici deneyimini nasıl dönüştürdüğü vurgulanmaktadır. Sergileme pratiğinde sanat ve oyun birlikteliğinin sunduğu çağdaş, yenilikçi yaklaşımların ortaya konulduğu bu tez ile deneyim odaklı ve oyunbaz sergilemenin potansiyeli gösterilmeye çalışılmaktadır. Sonuç olarak sanat sergileme pratiğinde yaratıcı yollar keşfetmek isteyen araştırmacılar ve sanatçılar için bu potansiyele işaret eden bir kaynak sunulmaktadır.

Aykut Alp Gürel
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel sanatında çizgisel formların kullanımı ve birim tekrarı üzerinden incelenmesi

Heykel sanatında çizgisel formların birim tekrarı üzerinden incelendiği bu tez çalışmasında çizgiselliği tercih eden sanatçıların birim tekrarını kullanarak heykel sanatına kattığı sanatsal anlatım dili üzerindeki etkisine vurgu yapılmıştır. Farklı anlayışlarda ve farklı söylemlere sahip sanatçılara ait eserlerin birim tekrarı tekniği ve çizgisel form tercihleri paydasında bir araya getirerek, plastik değerlerine yapılan katkısı ve tekniğin kavrama olan katkısı araştırılmıştır. Birinci bölümde çizginin tanımı ve kullanım şekillerinin psikolojik etkileri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde tekrar konusunun tanımı, türlerinin anlatımı ve sanatçıların birim tekrar ile ürettikleri eserlerine nasıl yansıttıklarına dair incelemeler yapılmıştır. Üçüncü bölümde farklı anlayışlara sahip sanatçıların çizgisel formları tekrar ederek ürettikleri eserleri ön planda değerlendirerek, bu formların tekrarı; sanatçının söylemine olan plastik katkısına mercek tutulmuştur. Sanatçıların çalışmalarından sonra çizgiyi ve çizgisel formların kendi çalışmalarımdaki kullanım şekillerine yer verilmiştir

HeykelHeykel sanatıHeykel tasarımı+2
Semi Arslan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğa sanatında geçicilik olgusu ve bir sergi

Bu çalışmada, 1960'lı yıllarda Batı'da ortaya çıkan Arazi Sanatı, Yeryüzü Sanatı, Çevre Sanatı, Toprak Sanatı ve Ekolojik Sanat'ın etkisiyle 1980'lerde Güney Kore'de doğmuş, proje ve grup çalışmalarıyla yaygınlaşmaya başlamış olan Doğa Sanatı'ndaki geçicilik olgusu araştırılmış, doğada üretilen Doğa Sanatı uygulama çalışmaları bir kişisel sergiyle sunulmuştur. Yapılan literatür taraması sırasında Doğa Sanatı ile ilgili doğrudan bağlantılı az sayıda Türkçe kaynağa rastlanmıştır. Bu alanda, dünyada ve ülkemizde çalışmalarını sürdüren sanatçılar olmasına karşın, kuramsal açıdan eksiklikler olduğu saptanmıştır. Bu çalışmayla, Doğa Sanatı ve Geçicilik Olgusu bağlamında yapılan araştırma ve uygulama çalışmalarını kapsayan analizler sonucunda verilerin kayıt altına alınmasıyla, özgün bir içerik sunmak amaçlanmıştır. Çalışmanın odak noktası 1980 sonrası Doğu'da ortaya çıkan "Doğa Sanatı'ndaki Geçicilik Olgusu"dur. Doğu anlayışına sahip Doğa Sanatı hareketinin anlaşılabilmesi için Doğu sanat tarihinde sanatçıların doğaya yaklaşımı araştırılmıştır. Batı anlayışını benimseyen sanatçıların doğa üzerinde hakimiyet kurma yaklaşımına karşı, Doğu anlayışını benimseyen sanatçıların kendilerini doğanın bir parçası olarak gördükleri ve doğayla bütünleştikleri gözlemlenmiştir. Batı ve Doğu algısının sanata ve doğaya yaklaşımındaki en temel farkın bu olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, Batı anlayışı sanat eserini metalaştırarak kalıcılığı ve ölümsüzlüğü hedeflerken, Doğu anlayışından doğan Doğa Sanatı'nda ölümlülük kabulüyle geçiciliğin vurgulandığı ve doğadan alınanın yeniden doğaya verildiği tespit edilmiştir.

Arazi sanatıDoğaGeçicilik+5
Buse Mutan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

20. yüzyıl heykelinde görsel ve estetik bir öge olarak yapay ışık

Görmenin birincil gerekliliği olan ışık, sanatsal üretimler için vazgeçilmez bir unsur olmuş ve tarihsel süreçte sanat eserlerinde farklı şekillerde yer almıştır. Heykelde ışık konusu Rönesans sanatçıları tarafından da araştırılmıştır. Işık konusundaki en radikal değişim Rodin'in heykel yüzeyine müdahaleleriyle gerçekleşmiştir. Heykelin biçimsel yapısı 20. Yüzyılda değişime uğramaya başlamış, plastik türevi şeffaf ve yarı saydam malzemelerin kullanımıyla heykel, hafif bir görünüme kavuşmuştur. Teknolojik olarak yaşanan dönüşüm ile birlikte sanat alanında yeni ufuklar açılmış ve yapay ışığın heykelde yeni bir malzeme ve dil olabilme olasılığı gündeme gelmiştir. Bu bağlamda oluşturulan farklı sanat hareketlerinde yapay ışığın kullanımı araştırılmış ve alternatif yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu çalışmada heykelde yapay ışık kullanımıyla ortaya çıkan biçimsel ve görsel etkiler incelenmiş, heykelin maddesel yapısında ele alınan biçimsel ögelerin yapay ışıkla nasıl sağlandığı ve yapay ışık kullanımının günümüz sanatında hangi noktaya geldiği araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Işık, Heykel, Işık ve mekan hareketi, Sanat

20. yüzyılDoğal ışıkHeykel+4
Tuncay Koçay
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Mısır heykel sanatında sembolik ifade biçimi

Bugün sanat dallarından biri olarak ele aldığımız heykel kavramı; Antik Mısır kültürü düşünüldüğünde pek karşılık bulmamaktadır. Antik Mısır heykeli çoğunlukla dini fonksiyonları olan bir araçtı. Bu fonksiyonlarını yerine getirebilmek adına antik sanatçılar heykel içerisinde barınan ögelere sembolik anlamlar katıyor ya da doğrudan kültürlerinde barınan sembolleri kendilerine özgün bir şekilde kullanıyorlardı. Antik Mısır dönemleri arasında üslup farklılıkları olmasına karşın, sembolizm gereği bir çeşit heykel üslubu belirlemeleri ve bu üslubu sürdürmeleri elzemdi. Üslup küçük değişimler geçirse de sembolik anlatı biçimi antik Mısır uygarlığında bir ortak bir dil yarattı. Bazı araştırmacılar 19.yy. erken dönemlerinden itibaren bu ortak anlatıya, ikonografi olarak ele aldılar. Bugün temel sanat ögeleri ve plastik ögeleri bir ifade biçimi olmasının dışında bunlar ile sembolik bir dil kurdular ve asırlar boyunca bu geleneği bir sonraki nesille aktarmayı başardılar. Bugün araştırmacılar, antik Mısırı tarihini ele alırken birbiri ile bütünlük sağlayan benzerlikleri göz önünde tutarak antik Mısır dönemlerini ortaya çıkarmışlardır. Bu araştırma boyunca antik Mısırda heykel, heykeltıraş kavramları, dönemler arası üslup farkları; Sembolik anlatıyı anlayabilmek adına anlatılmış. Sembol, ikonografi ve sembolizm kavramlarına ana konuya açıklık getirecek kadar değinilmiştir. Son bölüm olarak, sembolik ifade biçimi; önceki bölümlerin verdiği bilgiler doğrultusunda okunması adına kompoze edilmiştir.

HeykelHeykel sanatıMısır+2
Aslan Selçuk Arık
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Canlılık deneyimleri kapsamında biyo sanat ve heykel

Bu araştırmada Biyo sanat ve Biyo sanata ilişkin örnek eserler incelenerek, canlılık, biyoloji ve biyo teknolojinin 3 boyutlu ifade ile etkileşimleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Canlı-cansız, doğal-yapay gibi ayrımların öne çıkmasıyla insanın ötekine bakışı ve varlıkları kavrayışı önemli görülmüştür. Bu bağlamda, kaynağı doğa ile bir oluşta görülen, mitolojilerde ve söylencelerde karışık varlıklar incelenmiştir. Ardından Antik Yunandan Bilim devrimine dek süren doğal varlıkların tanımlanması ve ayrışması süreci ele alınarak, canlılığa müdahaleleri ve yaşamın düzenlenişini tartışan Biyoetik konularına değinilmiştir. Varlıklar arası etkileşimler, canlılık deneyimleri, canlı malzeme ve kurgusal canlılık kapsamında genişletilen konuyla ilişkili 3 boyutlu çağdaş eserler değerlendirilerek, Biyo sanat ve heykel arasındaki etkileşimler ve insanın canlılık üzerindeki etkilerinde yeniden anlamlanan heykel fikrinin bir düşünce aracı olarak görülebilirliği araştırılmıştır.

BiyosanatCanlılıkHeykel+1
Deniz Ergun
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlar bağlamında tarihsel süreç içerisinde sanat siyaset ilişkisi

Bu tezin amacı; tarihsel açıdan farklı uygarlıkları ve onların sanat ile olan ilişkilerini incelemek, sanat ve siyaset ilişkisini farklı kültürler üzerinden örneklendirerek açıklamaktır. İnsanlık tarihsel açıdan birçok yaşanmış birikimi hayatlarına katar ve bu birikimler üzerine, yeni kültürel anlayışlar da kazanarak uygarlıklarını sürdürürler. Bu kültürel birikimler içinde sanatın yeri, birçok medeniyet açısından farklı beklentilerle oluşur ve bu özelliklere göre değişkenlik gösterir. Tarih öncesi çağlardan başlayarak sanatın toplumlar içerisindeki yeri ve toplumsal etkileri, Medeniyetlerin oluşturmaya çalıştıkları kültürel bütünlükler içerisinde değişkenlik gösteren örnekler sergiler. Sümer medeniyetinin modern toplumların oluşumundaki katkılarını birçok tarihçi kabul etmektedir. Sümerlilerin etkileri Mısır' a, Mısır' ın Yunan ve Roma'ya, Roma' nın ise Avrupa Rönesans' ına kadar süren bu etkileşim serüvenini, daha sonra Fransız Devrimine ve oradan da günümüz Modern ve Postmodern toplumlarına kadar ilerleyen bir kar topu yumağı şeklinde okumak mümkündür. Sanatın ifade biçimlerini ve ne gibi beklentiler üzerine eserlerin inşa edildiğini, hangi beklentilerden yola çıkıldığını tarihi örnekler üzerinden okumak mümkündür. Sanat ve siyaset ayrı ayrı kavramlar olarak ele alınabilir fakat tarihsel açıdan incelendiğinde bazı dönemler bu iki kavramın birbirini desteklemek için kullanılmaya çalışıldığı örnekler görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Sanat Siyaset ilişkisi, Aydınlanma, Rönesans, Modernizm, Postmodernizm,

AydınlanmaModernizmPlastik sanatlar+4
Emre Aksu
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel ve mimari etkileşiminin doğurduğu içine girilebilir heykeller

Heykel sanatı ve mimari tarihsel süreç içerisinde hep etkileşimde olmuş iki disiplindir. Bu etkileşim, modernizm öncesi dönemde mimari strüktürün bezenmesinde kullanılan heykel sanatının, modernizm sonrası ortaya çıkan Konstrüktivizm, Bauhaus gibi yaklaşımlarla ve ayrıca endüstriyel malzeme kullanımı ile başkalaşıma uğramış, özellikle 1960 sonrası dönemde içine girilebilir heykellerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu tez kapsamında birinci bölümde heykel sanatını mimari strüktüre yaklaştıran Konstrüktivizm ve Bauhaus'a değinilmiş, ikinci bölümde ise mimari ile benzerlik gösteren içine girilebilir heykeller incelenmiştir. Heykel ve mimarinin benzerlikleri, disiplinler arası etkileşimin daha iyi anlaşılabilmesi için 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl mimarlarının yapılarındaki heykelsi yaklaşımlar ise üçüncü bölümde incelenmiştir.

EtkileşimHeykelHeykel sanatı+3
Burak Devrilmez
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lefebvre'in "Şehir Hakkı" kuramı bağlamında sokak sanatının değerlendirilmesi

Bu çalışmada, alternatif bir sanat yapma biçimi olarak görülen sokak sanatı, Lefebvre'nin "şehir hakkı" kuramı bağlamında değerlendirilmektedir. Sokak sanatının şehir hakkı kuramı üzerinden bir mekân üretim biçimi olması ele alınmaktadır. Kent mekânlarını, alternatif bir üretim alanı olarak seçmekte olan sokak sanatçılarının, insani bilimlerin pek çok alanında tartışılan ve kendi içerisinde bütünlüklü bir yapı sergileyen "şehir hakkı" kuramına ilişkin, sanat alanı içerisinden yaptıkları katkı bu tez çalışmasının ana hipotezini oluşturmaktadır. Tez kapsamında kent kavramından yola çıkarak Lefebvre'nin "şehir hakkı" kuramının genel sınırları, politik ve tarihsel süreçteki bağlamları ortaya koyulmuştur. Sitüasyonist hareketin ve flaneur kavramının pratiklerinden bahsedilerek, sokak sanatının tarihsel süreci ve pratikleri ile genel bir çerçeve çizilmiştir. Tez kapsamında üretilen çalışmalar kamusal alanda sergilenmek üzere bırakılmıştır. Üretilen çalışmaların bir kısmı ise kamusal alandan alınan referanslar ile modellenerek küçük ölçekli hale getirilip, üzerine grafiti ve sokak sanatı çalışmaları yapılmıştır.

Ali Yerli
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta yapıbozum kavramının heykel sanatındaki çoklu anlam üzerinden değerlendirilmesi

Yapıbozum kavramı birçok yöntem ve stratejilerle, toplum bilimleri ve kültür anlayışından tek bir bakış açısından ayrılır ve bütüne çoklu bakabilmeyi ifade eder. Anlamın değişkenliğinde sabit kalmanın bir anlamı olmadığını belirtir. Hiçbir şekilde periyodik bir zamanın kesinliğinin olmadığını söylemektedir. Bu tez çalışmasında, yapıbozumun sanat içerisinde kendine nasıl yer bulduğu ve sanatçıların bu anlatı dilini nasıl kullandığı incelenmektedir. Ayrıca sanatçıların, yapısöküm kavramının çoğulcu, kesinlik ve netlik belirtmeyen fikri üzerine sanatta, özellikle de "heykelde" bütün ve parça ilişkisi sorgulanmaktadır. Çalışma kapsamında Derrida'nın ortaya attığı kavramların, çağdaş sanat yapıtları üzerindeki etkisine değinilerek, çeşitli analizler yapılmıştır. Buna bağlı olarak üç bölümde ele alınan tezin birinci bölümde; Yapıbozum kavramının oluşum sürecini ve onun oluşumunu sağlayan postmodernizm, yapısalcılık ve postyapısalcılık kavramları genel çerçevede ele alınmaktadır. İkinci bölümde; Sanatta yapıbozum başlığı altında, Jacques Derrida'nın geliştirmiş olduğu "yapısökümcü" okuma yönteminin modern ve postmodern dönemde kavram olarak gelişimi incelemekte ve sanata yansıması araştırılmaktadır. Ayrıca Derrida'nın yapıbozum yönteminin çağdaş sanatta ve özelinde heykel sanatındaki etkilerine odaklanılmaktadır. Üçüncü bölümde ise araştırılan konu kapsamında kavram üzerinden yapıt üretimi ve analizi yapılmaktadır. Daniel Arsham sanat hayatı boyunca yenilikler üzerine ortaya koyduğu fikirleri uygularken yapıbozum kavramını bilinenden çok daha öteye götürmüştür. Arsham eserlerinde kurgusal bir algıyla izleyiciyi etkilemektedir. Algının anlam bakımından daha derine inme düşüncesi benimsenmektedir. Anlamın yapısal olarak parçalanması, incelenmesi ve kullanılan anlamların derinlerine inilmesini benimseyen bu çalışmada, bireysel uygulamalar aidiyet kavramı vurgusuyla ifade edilerek, heykelde çoklu anlam özelinde incelenmiştir. Aidiyet kavramı vurgusuyla; yaşanmış, şahit olunmuş olayların bireysel etkileri heykel uygulamalarıyla yorumlanmıştır.

Sinem Demir
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Zen bahçelerinde heykelin konumu

Doğa, yaşam, doğum, ölüm, aydınlanma, farkındalık, metafor, aydınlatma, sorgulama, paradoks, sadelik, yalınlık, mükemmellik, kusur, iyilik, kötülük, dinginlik, saygı, gerçeklik ve düş gibi kavramlar bir sanat yapıtının kavranmasında temel yapıyı meydana getirirken bu kavramların somutlaşmış en güzel örnekleri Zen bahçeleri veya Japon kaya bahçeleri de Japon kültürünü en güzel yansıtan önemli yönlerinden biridir. Bu bahçeler, hayatın anlamını ortaya çıkarmaya ve meditatif bir durumu canlandırmaya yardımcı olmak için doğayı çıplak kum ve kayaları kullanarak yalın olarak tasarlanmaktadır. Sanat yapıtlarında olduğu gibi Zen bahçelerinin işlevi ve misyonuna bakıldığında temel amacı Zen bahçesi fikri veya boyutu ne olursa olsun, izleyicilerinin arkalarına yaslanmasına, rahatlamasına ve zihinlerini boşaltmasına izin vermesi üzerine kuruludur. Bu tez çalışmasında, Heykel ve çevre, heykel ve mekân ilişkisinde Zen bahçe tasarımında kavram, durum ve gerekçeden hareketle bahçelerde kullanılan sanatsal elemanların tasarım ve uygulamasına odaklanılmıştır. Zen bahçeleri bin yılı aşkın bir süredir evrim geçirmektedir ve bugüne kadar her zamanki gibi güncel ve ilginç olmaya devam etmektedir. Bu değişim ve dönüşüm içerisinde pek çok günümüz sanatçısı da Zen felsefesi temelli yapıt üretimi gerçekleştirmektedir. Bu nedenle çalışma kapsamı içerisinde Zen kavramı ve Zen bahçelerinden hareketle, bu mekanlar için üretilen sanat eseri kurgulanma sürecine odaklanılarak, gösterge ve gösterilen üzerinden yapıt ile girilen ilişki, döngü ve sanatçıların Zen temelli uygulamalar üzerine yapmış oldukları yapıtları incelenerek yine aynı kavram üzerinden yapıt oluşturulacaktır.

Utku Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Beden üzerinden utanç kavramının sanat yapıtına dönüşümü

Bu tez, utanç duygusunun sanatta estetik bir deneyim olarak temsili ve dönüşümünü incelemektedir. Utancın, bireysel ve toplumsal düzeylerde çeşitli sanatsal disiplinler aracılığıyla nasıl görünür hale geldiği analiz edilmektedir. Çalışma, utancın estetik ve kavramsal bir araç olarak toplumsal eleştiri ve bireysel yüzleşme süreçlerindeki rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tez, üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, utanç duygusunun psikolojik ve sosyolojik boyutlarını ele almakta, bireyler ve toplum üzerindeki etkilerini tartışmaktadır. Literatür taraması yoluyla, utancın bireylerin toplumsal normlara uyum süreçlerindeki rolü ve bu duygunun tarihsel ve kültürel bağlamda nasıl şekillendiği incelenmiştir. İkinci bölüm, utanç kavramının sanat tarihinde modern döneme kadar olan temsillerini araştırmakta; bireysel deneyim, toplumsal normlar, savaş ve soykırımların travmatik etkileri, kimlik ve yabancılaşma ile toplumsal adaletsizlik gibi temaları değerlendirmektedir. Üçüncü bölüm, bu tez kapsamında üretilen sanatsal çalışmalar üzerinden utancın estetik bir deneyime dönüşümünü ve toplumsal eleştiri aracı olarak uygulanmasını analiz etmektedir. Heykel formundaki kavramsal süreçlere odaklanılarak, sanatın bireysel duygular ile toplumsal eleştiri arasındaki bağlayıcı dönüştürücü gücü tartışılmıştır. Tez, utanç duygusunun sanat yoluyla görünür kılınmasının, bireysel ve toplumsal düzeyde yüzleşme, eleştiri ve iyileşme süreçlerine katkıda bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, utancın sanatsal bir ifade biçimine dönüştürülmesi hem bireysel özgürleşme hem de toplumsal farkındalığı artırmak için güçlü bir mekanizma olarak öne çıkmakta ve bireylerin kendi duygularını keşfetmeleri ve yüzleşmeleri için bir olanak sunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Utanç, Sanat, Estetik Deneyim, Toplumsal Eleştiri, Kimlik.

Onur Çetin
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Totem ve totemizm kavramlarının kültürel kodları ile günümüz heykel sanatında değerlendirilmesi

Sanatın kültürel bağlamda belirlenişi onun toplumsal içeriğindeki bağlamlarının kurulmasının gerekliliğine işaret etmektedir. Bu bağlamda sanatın doğmasında en önemli etkenlerden biri olan inanç sistemlerinin, yaşam dediğimiz olgunun içinde birey ve toplum arasındaki ilişkilerin şekillenmesi, düzenlenmesi ya da kolektif bilincin oluşumunda insan beynine işlenmiş kodlarıdır. Araştırmanın omurgası dört ana bölümden oluşmaktadır. İlkinde gerekli tanımlara yer verilmiştir. İkinci bölümde kültürler bağlamında totem ve totemizm konusu incelenmiş, Aborjin ve Kızılderili kültürleri öncelenmiştir. Üçüncü bölümde totem ve totemizm kuramları üzerinde çalışılmıştır. Toplum, din, sanat ve ahlak ilişkisinin bağlamlarını açarak bunun sonucu olan ve topluma yön veren ortaklaşa yapının evlilik, aile, akrabalık ve kardeşlik gibi alt kavramların kültürel kodlarının izini sürmeye ve hikâye anlatıcılığına vurgu yapılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın son bölümünde ise geçmişin totem izlerinin günümüz heykel sanatındaki yerine işaret ederek, günümüz çağdaş sanatçıların yapıtlarından örneklerle yer verilmiştir. Totem ve totemizm konusunun geçmişten günümüze iz sürümünü içeren araştırmamızdan beslenerek yaptığımız kişisel uygulamalarla desteklenmiştir. Anahtar sözcükler: Bellek, Din, Heykel, Kolektif Bilinç, Kültürel Kimlik, Totem, Totemizm.

Alpay Polat
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yürüme kavramının heykel plastiğine aktarılması

Yürüme kavramı insanlığın ortaya çıktığı ilk dönemlerden günümüze kadar geçen süreçte gizemini korumuştur. İnsan iyi ya da kötü hisler içerisinde kaldığında içsel ve dışsal seslerle donatılır. "Dik dur!" denir daima bedene. Zarif olmak için "Dik dur!", güçlü olmak için "Dik dur!", ilerlemek için "Dik dur!". Yürümek için "Dik dur!". Bir bebeğin, daha ilk adımlarında dahi dimdik ayakta durduğu için sevinç gösterileri tutulur. Bu çalışmada; bedenin sahip olduğu varoluşsal ve içgüdüsel eylemin sanatta edindiği yer, ilk insandan günümüze kadar olan süreçle ele alınmıştır. Çünkü bedenin ellerini kullanmak için ayağa kalkması, iki ayağa evrilmesi devamında sanatı doğurmuştur. Kavramın sanat ortamındaki yeri; mekân, beden, iç-dış kavramları ile birlikte fenomenolojik yaklaşımlarla irdelenmiş olup yürüyen ve yürüten sanatçılarla örneklendirilmiştir. Özümsenen bilgiler ışığında, geleneksel malzeme ile üretilen heykeller ele alınmıştır. Yürüme kavramının fonksiyonel anlam aracılığı eşliğinde; sanatta aranan alternatif arayışların heykel sanatına olan etkileri sorgulanmış, kaynaklar ve görseller aracılığı ile desteklenmiştir.

BedenHeykelHeykel sanatı+4
Burcu Özçelik
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl ile gelişen edüstriyel metallerin heykel üzerindeki etkisi ve renk kavramının yeni kazanımları

Tezin birinci bölümünde, madenlerin keşfi ile hayatın içerisine giren ve aynı zamanda çağlara isimlerini veren Bakır, Bronz ve Demirin işlenmesi, ilk uygarlıklardaki gelişmeleri ve Heykel Sanatına etkisi irdelenmiştir. İkinci bölümde, Sanayi Devrimi sonrası gelişen teknoloji ve bilimin toplum ile sanatın içerisinde uğrattığı yeni gelişimler, aynı zamanda metallerin yeni endüstriyel halleri ve hazır, atık, buluntu metal nesnelerin Heykel Sanatına girmesiyle oluşan etkiler, akımlar ve sanatçılar incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Heykel Sanatında, özelikle 20. Yüzyılın ortalarında yaşanan gelişmeler bağlamında renk kavramının metal heykellere uygulanması ve etkileri, sanatçılar ve işleri ile ele alınmıştır.

MadenlerMetal endüstrisiMetal parçacıkları+2
Seren Karabıyık
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Dijital sanatın gösterim yöntemlerine heykel perspektifinden bakış ile üç boyutlu sanal sanat yapıtlarının sergilenme olanaklarının incelenmesi

Heykel sanatı 20. yy'da modern sanat ve ardından gelen postmodern dönemde, biçim ve içerik bağlamlarında büyük değişiklikler geçirmiştir. Heykel, insanın görme duyusunun yarattığı üç boyutlu algıya dayanan, uzamsal bir sanattır. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızla gelişen bilgisayar ve elektronik teknolojilerinin kullanımı önceki medya araçlarını katlayan bir hızla artmış, 1990'larda internet gündelik yaşamda sıklıkla kullanılmaya başlanmış ve bu gelişmeler sanata da etki etmiştir. Önce bilgisayar sanatı, sonra dijital sanat kendilerine has özellikleri ile ayrı bir kategori olarak ortaya çıkmış ve bu sanat alanları, diğer sanat mecraları ile etkileşime girmiştir. Dijital sanat yapıtlarının satılma, sergilenme, arşivleme, konservasyon faaliyetleri geleneksel-den farklı olduğundan, başlangıçta ana akım sanat dünyası ile mesafeli olmuş fakat, dijital sanat üreticileri, kendi topluluklarını ve kurumlarını yaratmış ve bu mecrayı geliştirmiştir. Bilgisayar ve benzeri cihazların görüntüleme arabirimleri olan ekranlar-da insan bilgisayar arayüzlerinin geliştirilmesi, bu cihazları görsel bir yapıya bürün-dürmüştür. Bilgisayar grafiklerinde üç boyutlu nesnelerin görüntülenmesine dair araştırmalar ve üç boyutlu uzamsal algıyı sağlayan görüntüleme sistemleri, heykelde tasarım ve üretime katkı sağlamasının yanında, dijital ortamlarda yaratılan uzamlarda üç boyutlu sanat yapıtlarının yapılabilmesine olanak tanıyarak, tamamen fiziksel olarak görülen heykel sanatının, yalnızca sanal ortamlarda üretilip izleyiciye sunulabilmesine olanak tanımıştır. Anahtar Sözcükler: Dijital Heykel, Dijital Sanat, Sanal Gerçeklik, Sergileme, Bilgisayar

GösterimHeykel sanatıSanal gerçeklik+6
Ozan Uygan
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel sanatında yansıma ve yansıtma üzerine yaklaşımlar

Antik çağlardan günümüze değin sanat yapıtlarında Mimesis kavramı tartışıla gelmektedir. Platon ve Aristoteles'in doğayı ve mimesis kavramını tartışmaları diyalektik materyalist ve bilimsel dünya görüşünün hâkim olduğu modern çağların başlamasından bu yana çağa uygun biçim ve içerik değişiklikleri olsa da günümüze kadar süregelmektedir. Modernizm çağından bu yana tartışmalar daha da şiddetlenerek ve her sanat akımında farklı bir görünüme bürünerek varlığını korumuştur. Bu çağdan sonra sanat yapıtı üretilirken sanatçılar on binlerce yıllık doğadan esinlenme, onu taklit etme geleneğinden rahatsız olmaya başlamış; soyutlamalar hem bir yenilik getirirken hem de bu rahatsızlığın bir dışavurumu tarzında giderek artmış, kavramsal sanat döneminde çağdaş sanat uygulamalarında bu düşünce en yüksek düzeylere varmıştır. Ne var ki doğanın alelade taklidinden her türlü soyutlama ve doğanın devre dışı bırakılması iddialarının açıkça dile getirildiği fütürizm, suprematizm ve konstrüktivizm gibi modern dönem sanat akımlarında dahi doğa tüm yapıtlarda bütün varlığıyla kendini göstermiştir. Bu çalışmada insanın doğanın bir parçası olduğu ve yaptığı hiçbir şeyin istese de istemese de doğal Mimesis kavramının dışına çıkamayacağı ana fikri esas alınarak ortaya konulan tezin desteklenmesi amacıyla yapıtlar üretilmiş ve bu fikir savunulmaya çalışılmıştır.

DoğaHeykelHeykel sanatı+3
Taner Çamsarı
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel ve kent estetiği

Kent, toplumun sosyal ve kültürel yapılarını barındıran bir araçtır. Kent mekânının, toplum yaşamını kısıtlamadan düzenlenmesinin, insan yaşamının kültürel, ekonomik, eğitim, sosyal vb. alanlarda gelişmesini sağlar. Kentin mekânlarında kendine alan açan heykel sanatı, görsel açıdan kent estetiğini zenginleştirir. Sanatçı, toplumun yaşam alanı olan kenti ve çevresini olumlu ya da olumsuz yönleri ile değerlendirerek, kent mekânına yeni bir kimlik kazandırmayı amaçlar. Kent mekânını yaşanabilir hale getirirken, aynı zamanda da kamuya açık alanlarda sanatçının varlığını ve sanatı geniş çevrelere yansıtır. Sanatın izlenmesi açısından sınırlarının genişletilmesine katkıda bulunur. Toplumun yaşamında, insan ayırt etmeksizin dil, din, ırk etnik kimliklerin bir araya geldiği insanlarla doğrudan buluşan sanat kamuya aittir. Kamusal alanın temelini kent mekânı oluştururken aynı zamanda kent estetiği açısından yapılandırılan sanat, kamusal alanda insanlarla doğrudan buluşmayı amaçlar. Bu amaç doğrultusunda kamusal alandaki heykellerin gerçek sahipleri kamusal alanı paylaşan insanlardır. Günümüzde heykele kent estetiği açısından bakılınca, kamusal alanlara konumlandırılan heykellerin, çağımız teknolojileri ile birlikte gelişerek, çeşitli form ve tekniklerle birlikte izleyenlerin estetik beğenilerine sunulduğu ve günümüz sanatında da yerini aldığı görülmektedir.Anahtar Sözcükler: Kent, Kent Estetiği, Kamusal Alan, Heykel, İzleyici

Anıtsal heykelArazi sanatıEstetik+4
Gamze Yıldız
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anısh Kapoor yaşamı ve sanatı

Bu tez, Hint asıllı, İngiliz vatandaşı ve postmodern dönemin önemli heykeltıraşlarından Anish Kapoor üzerine hazırlanan bir çalışmadır. Çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Kapoor'un, yaşamını, sanat anlayışını, felsefesini ve sanatının tarihsel gelişimini, eserleriyle birlikte başlangıcından günümüze incelemektedir. Sanatçı hakkında genel bir fikir ve ön bilgi oluşabilmesi için, birinci bölümde, Anish Kapoor'un yaşam öyküsüne yer verilmiş ve biyografisi oluşturulmuştur. Sanatçının biyografisinde, günümüze kadar olan yaşamı, sanatı ve anlayışı kısa başlıklar halinde öyküsü ile tarihsel bir sıralama yapılarak özet ya da ön bilgi şeklinde belirtilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Anish Kapoor'un sanat anlayışı ve sanatçının felsefesi, detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Bu bölümde, Kapoor'un sanat anlayışını irdelemeye, değerlendirmeye ve sanatçının felsefesini anlamaya yönelik bir araştırma yapılmıştır. Anish Kapoor'un sanat felsefesi alt madde ile genişletilerek, eserlerinde kullandığı imgeler ve metaforlara yer verilmiştir. İkinci bölümün amacı, sanatçının hangi felsefi düşünce doğrultusunda eserlerini ürettiği, amacı, hangi kavramlar, metaforlar ve imgeleri eserlerinde özellikle belirttiği ve sanatçının düşünce yapısı araştırılarak irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Anish Kapoor'un sanatına yer verilmiştir. Kapoor'un sanat yaşamındaki farklı malzeme çeşitliliğinden dolayı, sanatçının eserleri, dönemsel malzeme kullanımına göre ve günümüze kadar olan tarihsel gelişimi ile maddelendirilmiştir. Kapoor'un sanat eğitimi ve sanatının ilk yıllarıyla başlanarak, malzeme dönemleri eserleriyle devam edilmiş ve son dönem eserleriyle de bitirilmiştir. Bu bölümde, Kapoor'un malzeme ve eserleri, tarihsel gelişimi ve sanatçının düşünce yapısı ile detaylı olarak değerlendirilmiş ve irdelenmiştir. Bu çalışmada varılmak istenen amaç; Anish Kapoor'un sanatını, eserlerindeki malzeme çeşitliliği, felesefesi ve anlayışının, doğduğu, yetiştiği, yaşadığı coğrafya ve sosyo-kültürel yapısı doğrultusunda irdelenmesidir. Anahtar kelimeler: Anish Kapoor, Heykel, Malzeme, Metafor.

Heykel sanatıHeykeltraşlarHintli+3
Nursel Önen
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş heykel sanatında cam ve kompozit malzemelerin kullanımı

İnsanoğlunun mağara duvarlarına çizdiği resimler ve hayvan kemiklerinden yaptığı minyatür heykeller ışığında heykel tarihinin eski çağlara kadar uzandığı görülmektedir. Tarih öncesi insanların doğadan esinlenerek yaptıkları heykellerin yerini zamanla dinî inançları almıştır ve bu inançları doğrultusunda heykel sanatı bir araç olarak kullanılmıştır. Yerleşik hayatla beraber dinî törenlerde icra edilen heykel sanatında gelişmeler yaşanmıştır. Küçük çaplarda yapılan heykellerin yerine büyük boyutlarda yapılan heykeller alırken kullanılan malzemeler de çeşitlenmiştir. Taş, ahşap, cam ve bronzun kullanımıyla heykel sanatı da farklı boyutlara taşınmıştır. Mısır sanatında mimari yapılarda kullanılan heykeller, atalara birer şükran ifadesi olmaktan öteye gitmemiştir. Helenistik döneme kadar dinî inançlarla varlığını sürdüren heykel, gündelik hayatı da esin kaynağı olarak alabilen bir yapıya bürünmüştür. Sıradan insanların da konu olarak işlenebildiği heykel sanatı, Endüstri Devrimi'yle altın çağını yaşamaya başlamıştır. Geleneksel malzemeler yerine kullanılan farklı malzemeler, fikirleri ve yöntemleri de değiştirmiştir. Değişen fikir ve yöntemler doğrultusunda farklı sanat anlayışları ortaya çıkmıştır. Heykel sanatında farklı malzeme kullanımı Dada sanat anlayışıyla pik noktasına ulaşmış, sanatçılar yapılmayanı yapabilmek için birbirleriyle yarışa girmişlerdir. Endüstri Devrimi'yle kullanılmaya başlanan naylon, plastik, metal gibi malzemeler, sanatçıların sanat diline derin etkide bulunmuş ve hafif, ekonomik, kolay işlenebilir olmalarıyla sanatçılar tarafından tercih edilmişlerdir. Çağdaş döneme ayak uyduran heykel sanatı farklı malzemelerle günlük hayatın her yerinde icra edilebilmektedir.

CamHeykelHeykel malzemeleri+5
İzel Erbaş Akyüz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi sanatının peyzaj tasarımı ile etkileşimi bağlamında heykel sanatı

Sanat, toplumu her açıdan etkileyen geniş bir kavramdır. Sanat, sonsuz bir döngü içerisinde tüm zaman dilimlerinden etkilenerek beslenmektedir. Bu çalışmada sanatçıların ve peyzaj tasarımcılarının uygulama süreçleri değerlendirilmiştir. Arazi sanatı ve peyzaj tasarımı alanlarında heykel kullanımı; farklı biçim ve tanımlamaları ortaya çıkarmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; kent ve peyzaj tasarımı kavramları, kent içi-kent dışı açık alanlarda yer alan örnek uygulamalar tarihsel süreç içerisinde incelenmiştir. İkinci bölümde; Amerika'da ilk belirtilerinin 1960 sonrası hissedildiği "Arazi Sanatı" anlayışının heykel sanatı ile olan etkileşimi, bu sanata olan yansımaları ve dönemin öne çıkan arazi sanatçılarının heykel uygulamaları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise peyzaj tasarımının arazi sanatı ile kurulan ilişkisi ele alınmıştır. Nitekim çağdaş sanatçılar ve peyzaj tasarımcıları sanatı güncel verilerle besleyerek geliştirmişlerdir. Bu çalışmada; Arazi sanatı ve peyzaj etkileşiminde oluşan yeni bakış açılarının önemi fark edilerek, bu alanda yaşanan gelişmelerin ve bu gelişmelerin günümüzdeki açık alanlarda görülen sanatsal yansımalarının etkileri ortaya koyulmuştur.

Arazi sanatıAçık alanlarHeykel+3
Nadire Nur
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Modern heykel sanatında organik form, malzemenin dönüşümü ve yaşayan biçimler

Tarih boyunca yaşanan birçok gelişme insan ve toplum hayatını etkilediği gibi sanat ortamını da etkisi altına almıştır. Yaşanan gelişmeler ve tarihsel olaylar sanatçıların eserlerinde hayat bulurken bazen konu olarak bazen ise form ve malzeme olarak kendini hissettirmiştir. Modernizm ile sanatçılarda başlayan yeni arayışlar sanat anlayışının ve sanat objesinin hızla değişmesine sebep olmuştur. Yeni form arayışları içine giren bazı sanatçılar çevrelerinde var olan objelerden esinlenerek eserlerinde soyutlama ve sadeleştirme tutumunu benimsemişlerdir. Özellikle doğayı aracı olarak kullanarak organik soyutlama yolu ile yumuşak ve tanımlanması zor formlar üretmişlerdir. Yaşanan teknolojik gelişmeler sanat malzemesini daha işlenebilir bir hale getirirken yeni alternatif malzemelerin de sanat ortamına katılmasına imkân tanımıştır. Bu gelişmeler sayesinde sanatçılar duygu ve düşüncelerini sanatına aktarırken yalnızca formu değil malzemeyi de özgürce kullanmaya başlamıştır. Sanat eserinin kalıcılığı ve dayanıklılığı ile ilgili geleneksel görüş zamanla yerini yeni ve farklı olanı yaratma fikrine bırakırken sanatçılar çevresinde var olan her türlü malzemeden faydalanarak üretim yapmaya başlamıştır. Sanat aracılığıyla izleyiciye bir deneyim yaşatmak isteyen sanatçılar 1960'lı yıllardan itibaren sanat üretiminde malzeme açısından neredeyse tamamen özgürleşmiştir. Bu dönemde canlı hayvan ve bitkilerin sanat malzemesi olarak kullanılmaya başlaması toplum için hem çok şaşırtıcı hem de sorgulayıcı bir etki yaratmıştır.

BiçimHeykelHeykel sanatı+5
İlayda Kepez
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş heykel sanatında yeni bir dil olan Abject Art'ın ifade biçimi

Bu çalışmada, Julia Kristeva tarafından ortaya atılan "Abject (İğrençlik) Kavramı" ele alınmıştır. Abject, insanın varoluşsal sınırlarını aşan, iğrenç ve yabancı bir varlık olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram, insanların reddettiği ancak aynı zamanda çekici bulduğu şeyleri ifade eder. Sanatta kullanımı, izleyiciyi rahatsız etmek, günlük hayatta kabul edilemeyen şeyleri sergilemek ve toplumsal normları sorgulamak amacıyla yapılmaktadır. Abject Art, sanat eserindeki nesne, mekân ve izleyici arasındaki ilişkiye odaklanır. Sanatçıların eserlerinde kullandıkları materyaller ve teknikler, "Abject Art" anlayışının ifade ediliş biçimindeki çeşitliliği göstermiştir. Abject kavramının sanat dünyasındaki yeri ve abject sanatın nesne, mekân ve izleyici ilişkisi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sanatın tiksinme ve iğrenme duygularını da içeren daha karanlık yönleri, bu çalışma kapsamında araştırılmıştır. Ayrıca, Abject Art'ın güncel sanat dünyasındaki konumu ve bu kavramın günümüz sanat eserlerinde nasıl kullanıldığı ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, Abject kavramını açıklamak ve sanatta kullanımını incelemektir. Ayrıca, sanatın güçlü bir iletişim aracı olduğu ve Abject Art'ın bu iletişim gücünü nasıl kullanabileceği üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, Abject Art, sanatın çarpıcı ve tartışmalı bir yönüdür ve toplumsal normları sorgulayan, düşündüren ve izleyiciyi rahatsız eden eserler yaratmak için kullanılabilecek önemli bir araçtır.

Abject sanatıHeykelHeykel sanatı+2
Sevdiye Cerrahoğlu
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel plastiğinde zıtlık ilkesinin tasarıma etkisi

Heykel, tasarımlarını gerçekleştirmek için belirli teknikler kullanılmaktadır. Bu teknikler ve yöntemler sanatçılara yaratıcılık süreçlerine yardımcı olmaktadır. Tasarım öğeleri ve ilkeleri sanatçının amacına göre eserine hizmet etmektedir. Temel tasarım fikri olarak ortaya çıkan tasarım öğeleri ve ilkeleri sadece tasarımcıların kullandığı bir araç değil, aynı zamanda sanatçıların eserlerinin temelini oluşturan bir yapıdadır. Herhangi bir tasarımın görsel zemini oluşturan bu yapılar, güzel sanatlar eğitimi veren kurumlarda öğretilmektedir. Tasarım ilkelerinden biri olan zıtlık ilkesi, genel baskın yapısı itibariyle heykel çalışmalarının tasarım aşamasında vazgeçilmez olmuştur. Zıtlık ilkesi diğer ilkeler ve öğeler ile doğrudan iletişim halindedir ve onları yönlendirecek pozisyondadır. Bu nedenle zıtlık ilkesi sanatçılar için bir kavram olarak eserlerine yansımıştır. Yin Yang gibi çeşitli sembollerde hem kavram hem ilke olarak uygulanması karşımıza çıkmaktadır. Zıtlık bir tasarım için dengeleyici konumdadır. İki farklı birimi birlikte kullanırken zıtlık ilkesi tasarımın istikrarını sağlar. Bu çalışmada tasarımı etkileyen sanat akımları, tasarım öğeleri ve ilkeleri, zıtlık ilkesinin diğer öğeler ve ilkeler olan bağlantısı, sanatçı çalışmaları üzerinden incelemeler araştırılmış ve zıtlık ilkesi üzerinden yola çıkarak heykeller üretilmiştir. Zıtlık ilkesinin heykel sanatına etkisi değerlendirilmiştir. Heykel tasarımı için çeşitli alanlar açan zıtlık ilkesi teorik tarafı ve uygulamaları örnekler ile gösterilmiştir.

HeykelHeykel sanatıHeykel tasarımı+5
Saltık Doğa Özsar
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kamusal sanatta zaman ve geçicilik kavramları: Münster Heykel Projeleri örneği

Bu tez, yirminci yüzyılın toplumsal ve felsefi gelişmeleri ışığında değişen zaman ve ge-çicilik kavramlarının kamusal sanattaki kullanım şekillerini incelemeyi amaçlamaktadır. En-düstri devrimi sonrasında yaşanan gelişmeler toplumun temel değerlerinde köklü bir kaymaya ve zaman-mekân algısının değişmesine neden olmuştur. Bu dönemde sanatın da yeni bir an-lam arayışına girdiği gözlemlenir. Yüce, ebedi ve sonsuz gibi öte dünyanın terimleri yerlerini, bedenin öznel deneyimine odaklanan duyusal, değişken ve geçici gibi kavramlara bırakır. Top-lum ve kültür hayatının merkezinde yer alan kamusal sanat da bu değişimlerden aynı doğrul-tuda etkilenmiştir. Anıt geleneğinden uzaklaşarak süreci, şimdiyi ve deneyimi öne çıkarır. Ka-lıcı olmayan yapıtlar, kısa süreli varlığının farkındalığıyla, kent mekânında cesur ve yenilikçi söylemlerde bulunmaları için sanatçılara deneysel bir alan açmıştır. Bu bağlamda 'geçici ve mekâna özgü çağdaş kamusal heykel projelerine' odaklanan Münster Heykel Projeleri, Avru-pa'daki en önemli üç çağdaş sanat etkinliğinden biri olarak, bu araştırma için değerli bir çer-çeve sunmaktadır. Çeşitli disiplinlere ait bilimsel yayınlar, kitaplar, sergi katalogları ve örnek eserlerin incelenmesi ile ortaya çıkan bu çalışmanın kent mekanı, zaman ve geçicilik ile ilgile-nen sanatçı ve araştırmacılara bir kaynak oluşturması amaçlanmıştır.

GeçicilikHeykelHeykel sanatı+4
Hasan Çimenci
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Duygulanım ve çağdaş sanatın estetik değerleri ile ilişkisi

İzleyicinin sanat eserlerine verdiği şaşkınlık, heyecan, ürküntü, ıstırap, utanma, sıkıntı gibi istemsiz anlık tepkileri, eserden aldığı estetik hazzı belirler. Sanat eserlerinin estetik uyarımlarının tetiklediği bu tepkiler, izleyicinin bedeninde hissettiği haz ve hoşnutsuzluğu ifade eden duygulanımların birer sonucudur. Bir eserin ifadesi, estetik açıdan ne denli güçlüyse yaşattığı duygulanımların yoğunluğu o denli artar ve izleyicinin estetik deneyimine duygusal bir boyut katar. Çağdaş sanat eserlerinin estetik ifadelerindeki çokseslilik, izleyicinin duygulanım yaşantısı için belirgin bir çeşitlilik sunar. Her biri birer duyum kompozisyonu olan sanat eserlerinin yaşattığı duygulanımları çeşitlendiren öznel ve kültürel dinamiklerle de ilişkili olan güzel, çirkin, iğrenç, komik, sevimli, tekinsiz, mizah, yüce, grotesk ve trajik gibi estetik değerleri, sanat eserinin nesnelliğini aşarak izleyicinin algıladığı dünyaya dair kişisel anlamın zenginleşmesini sağlayan estetik deneyimlere olanak tanırlar. Duygulanımların kaynağı, geçmiş ve şimdiki deneyimler arasındaki nöral bağlantıları inşa eden bellek kayıtları ile yakından ilişkilidir. Çocukluk çağından itibaren şekillenen bellek, kişisel anlamın ve duygusal yaşantının içeriğini belirler. Dolayısıyla her algı deneyiminde olduğu gibi estetik deneyimde de açığa çıkan duygulanımları etkiler. Okumakta olduğunuz tez çalışması, heykel sanatının çağdaş örneklerini içeren üç boyutlu eserlere dair estetik değerlerin, izleyiciye hissettirdiği duygulanımlara odaklanmaktadır. Çağdaş eserlere yönelik izleyici duygulanımlarının nedenleri, bellek ve benlik gelişimi üzerinden ele alınarak, izleyicinin anımsayamadığı çocukluk çağının arkaik zamanlarında şekillenen bilinçdışı mekanizmalar vasıtasıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Çağdaş sanat, İzleyici, Estetik değer, Duygulanım, Heykel.

Çağdaş sanat
Gökçe Hiçyılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel sanatında değişen malzeme tutumları bağlamında 1960 sonrası heykelde yumuşak malzemelerin ortaya koyduğu yeni olanaklar

İnsanlık tarihi boyunca üretilen sanatsal nesnelerde kullanılan malzemelerin çeşitliliği teknolojinin ilerlemesi ve yeni malzemenin ulaşılabilirliğiyle paralel bir gelişim göstermiştir. Toplumların inançları, gelenekleri, teknolojik ve ekonomik değişimleri sanatsal üretimlerinin niteliğini belirlerken, heykellerin malzemelerini de etkilemiştir. Tarihteki ilk heykel örnekleri, hayvan kemikleri, kolay yontulabilen taşlar, ahşap ve kil gibi malzemelerden yapılmıştır. Antik dönem şehir devletlerinden, günümüz modern dünyanın başlangıcı sayılan 19. yüzyılın sonuna kadar üretilen heykellerin en çarpıcı örnekleri siyasi ve dini erkin gücünün, kutsallığının, zenginliğinin ve estetik değerlerinin yansımasıdır. Bu bağlamda üretilen heykellerin kalıcı ve ihtişamlı olması için dayanıklı ve ekonomik değeri olan işlenebilir madenler, metaller ve çeşitli taşlar tercih edilmiştir. Antik Yunan Sanatına öykünme, evrensel ve ideal bir güzelliği ortaya koyma arzusuyla iç içedir. Mutlak olanı arayış, sanatta geçicilik olgusunu dışlarken heykeltıraşların malzeme seçiminde zamana karşı dirençli, sağlam ve sert malzemelerin kullanımına yöneltmiştir. Endüstri Devrimi sayesinde sanatsal malzeme olanakları artmıştır. Makineleşme sayesinde üretilen malzemeler ucuzlamış ve ulaşılabilirlikleri kolaylaşmıştır. Bu yeni malzemeler sanatçıların dikkati çekmiş, deneysel uygulamalar için merak ve istek uyandırmışlardır. Kumaş, lateks, lastik, naylon, kâğıt, saç, ip, lif vb. gibi yumuşak malzemeler de bu dönemde heykelde kullanılmaya başlanmıştır. 1960 sonrasında postmodernizmin deneysel tavrıyla heykeltıraşlar, yumuşak malzemelerle farklı önermeler ortaya koymuşlardır. Esneme, uçuşma, sıkışma, büzülme, katlanma, yayılma, dağılma, kırışma vb. gibi farklı fiziksel özelliklere sahip yumuşak malzemeler, kavramsal ve biçimsel yeni imkânlar sunmuşlardır. Heykelin plastik olanakları iv çerçevesinde, kalıcılık fikri yerine sanatçıların anlatmaya çalıştığı düşünce, malzemenin kendisi ve sanatsal üretim süreci gibi yeni anlam ve form yapıları önem kazanmıştır.

HeykelHeykel sanatıMalzemeler+1
Gökçe Hiçyılmaz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sonsuzluk kavramının heykel sanatındaki biçimsel karşılıkları

Sonsuzluk, insanın başını yıldızlı gökyüzüne kaldırdığından beri ilgisini çeken ve günümüzde de bir merak kaynağı olma özelliğini sürdüren bir kavram olagelmiştir. Zaman ya da mekânın sınırsızlığına gönderme yapan sonsuzluk, zamansal olarak ele alındığında ölümsüzlük ve ebediyet gibi kavramlar dolayısıyla ilahi bir nitelik barındırırken; uzamsal olarak ise çokluk ve ölçülemezlik gibi niceliksel olarak ele alınıp daha çok matematiğin konusu olmuştur. Eski Yunandan günümüze pek çok düşünürün ilgilendiği bir konu olmuş olan sonsuzluk, yukarıda değinilen iki ayrım üzerinden farklı değerlendirilmiştir. Birinci bölümde sonsuzluk kavramını konu alan düşünürlerin yaklaşımları ele alınmıştır. Antik Yunan filozoflarının düşünceleriyle başlayan ve Rönesans Avrupasının din eksenli yaklaşımıyla Tanrı ile ilişkilendirilmiş sonsuzluk kavramı, bu dönemde İslam düşünürlerinin de ilgilendiği bir konu olmuştur. 'Aydınlanma Çağı ve Modern Dönemde Sonsuzluk Fikri' alt başlığıyla da aydınlanma dönemi düşünürlerinden günümüze kadar sonsuzluk kavramı hakkındaki fikirler açıklanmıştır. 'Sonsuzlukla İlgili Teoriler ve Paradokslar' adlı ikinci bölümde ise sonsuzluğun matematiksel ve mantıksal açıdan açıklanma çabalarını ve ulaşılan farklı sonuçlar anlatılmıştır. Sonsuzlukla ilgili çok bilinen paradokslara da bu bölümde yer verilmiştir. Tarih boyunca sonsuzluğu tanımlamak için kullanılmış olan biçim, sembol ve görsel öğeler de üçüncü bölümün konusu olmuştur. Son bölümde ise formunu oluştururken sonsuzluk kavramının da işin içine girdiği heykeller üç alt başlıkta açıklanmıştır. Bunlar, sonsuzluğun simgesel olarak yansıdığı heykeller, formun sonsuza dek devam ettiği önermesine dayalı çalışmalar ve yansıtıcılar kullanılarak oluşturulmuş sonsuzluk yanılsamalarından oluşan çalışmalardır.

HeykelHeykel sanatıSonsuzluk
Soner Özdemir
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Modern heykel sanatında kompozisyonun tanımı, öğeleri ve modern akımlar dahilinde soyut sanat

Tarih öncesi çağlardan beri var olan heykel sanatı, bulunduğu dönemle kurduğu bağlam neticesinde gelişim gösterdiği plastik üslubu ile uygarlıktan uygarlığa değişiklik gösterir. Birçok dönemde toplumların kültür yapısına bağlı olarak farklı yansıtılır ve algılanır. 19. yüzyılın ortalarına kadar figüratif ve doğanın model alındığı çalışmalar görülür. Sanayinin gelişmesi sonucu yeni materyallerin devreye girmesi ile beraber heykelin biçim dili değişiklik göstermeye başlar. Plastik öğelerin kullanımı ile figürden uzaklaşılmasıyla ekleme, çıkartma, bölme, parçalama vb. gibi deformasyonlar ile soyut kompozisyonlar oluşturularak şekil verme sürecine geçilir. Modern heykel sanatında kompozisyonun tanımı, öğeleri ve modern akımlar dahilinde soyut sanat başlıklı bu araştırmanın birinci bölümünde plastik sanatlarda ve heykelin biçiminde uygulandığı görülen plastik öğelerin açıklamaları tanımlamalarıyla beraber yapılmaktadır. İkinci bölümde tarihsel süreç boyunca Mezopotamya heykel sanatından Barok heykel sanatına kadar olan dönemlerde kompozisyonun oluşumunda ki öğelerin kullanımları, konumları ve değişimleri irdelenmektedir. Araştırmanın üçüncü bölümünde kompozisyon unsurlarının Soyut sanat dahilinde nasıl yer aldığı, Soyut ve Soyutlama kavramlarının tanımı ve modern akımlar dahilinde Soyut sanat akımlarında kompozisyon öğelerinin nasıl geliştiği ve kurgulandığı incelenmektedir.

HeykelHeykel sanatıKompozisyon+3
Mert Kaan Burnaz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel sanatında kavram ve biçim olarak empati

Empati kavramı insanın önemli yetilerinden biridir. İnsanın toplumsallığını devam ettirebilmesi için gerekli olan empati kavramı heykel sanatıyla etkileşimi bağlamında ele alınmış; çeşitleri ve empati ile karıştırılan diğer kavramlar psikoloji, sosyoloji, felsefe ve kuramsal diğer alanlardan yararlanılarak incelenmiştir. Sanatçının yaşamla ve toplumla kurduğu empatik duygulaşımın eser üretim sürecinde ortaya çıkan ve izleyiciyle buluşan duygu durumunun yarattığı izler, sanatçı, eser ve izleyici arasında oluşan empatik bağ irdelenmiştir. Sanatçı yaşadığı ya da yaşanılan bir olayla kurduğu empati duygusunu sanat eseri aracılığıyla biçim ve kavramlar üzerinden aktarır. İzleyici hem olayla hem de sanatçıyla empatik bir bağ kurar. Bu bağlamda, heykel sanatında empati kavramı, günümüz sanatına kadar olan süreç içerisinde sorgulanmış, incelenen kaynaklarla ve görsellerle desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Empati, Heykel Sanatı, Çağdaş Sanat

BiçimEmpatiEmpatik eğilim+4
Damla Canbek
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel biçiminin deviniminde biçimsizliğin Georges Bataille üzerinden incelenmesi

Bu çalışma, biçimin kendini var edebilmek için imkânsız arayışı içindeki devinimlerin incelenmesidir. İçeriğin içinden çıkan heykelin, oluşan boşluğa karşı çıkışı nedeniyle eksikliğinin acısını çeken olarak ortaya koyulması, iç deneyimi anlatabilen olmasındandır. Heykel de yaratıcısının acılarının sorunu olarak biçimsizliğe dönüşüp içindeki bütünlük bilinci, homojen olmayan ritmin anahtarını vermektedir. Araştırmanın başında ölümün bilinmesiyle başlayan devinimlerin başarısızlığa büründüğü eksikliğin içindeki bilinmezin deneyimi üzerinde durulmuştur. Devamında biçimsizlik ve erotizmin, yavan gerçekliğin homojenliğini bozarak pislikle bütünleştirdiği düzensiz alanın üstünden karşıt biçimlere bürünen heykeller yorumlanmıştır. Bu noktada tezin içeriği, karşıt biçimlerin eksikliğinden oluşan heykelin etkisi altındakilerle ilişkileri içinde basit bir biçimden ayrı olarak çelişkilerle var oluşunun, yalnızlığının incelenmesidir.

Bataille, GeorgeBiçimBiçim yansıması+2
Berkin Gülten
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel sanatında bronz düküm tekniği ve yöntemleri

İnsanoğlu varoluşundan beri yaratma güdüsüyle, çevresinde bulduğu taş, ahşap, kil gibi doğal malzemelerden oluşan objeler yapmışlardır. Düşünce ve ifadelerini bu malzemeleri biçimlendirerek, primitif formlar eşliğinde, somut bir anlatım aracı olarak kullanmışlardır. İlk heykellerin oluşturulduğu Paleolitik Çağ sonrası, insanların yerleşik hayata geçmesiyle, diğer kullanılan doğal malzemelere alternatif olarak keşfedilen ilk metal maden, bakır olmuştur. Ham bakırın ateşle olan etkileşiminden metalürji doğmuş ve bakırın yeni özellikleri keşfedilip daha kullanışlı objeler üretme imkânına erişildiği görülmüştür. Madencilik sanatındaki bu gelişim süreci, dökümcülükle birlikte metallerin eritilip, bakır – kalay alaşımından oluşturulan bronzun kullanılmasıyla devam etmiştir. Bu yeni güçlü alaşımın kullanım olanakları büyüdükçe, uygarlıklardaki yaşamın çoğu alanında kullanılmaya başlanmıştır. Tunç Çağı'nda kullanılan kap-kacak ve savunma aletlerinin yanı sıra, som döküm olarak dinsel temalı heykellerin yapımında da sıklıkla bronzun kullanıldığı görülmektedir. Antik Yunan'a kadar üretilen küçük ölçekli som heykelcikler, yerini gerçek boyutlu, içi boş ve daha detaylı yapısıyla, bronz heykel dökümcülüğünün son evresine ulaşmıştır. Bu bağlamada bronz döküm tekniği, eski çağlardan beri ilk uygulanılan klasik temelini günümüze kadar sürdürmüştür. Sanayi devrimi sonrası, ilerleyen teknolojik gelişmelere dayanarak, günümüz bronz heykel döküm tekniğindeki yöntemlerin gelişmesini ve en modern şekliyle heykel sanatındaki vazgeçilmezliğini sürdürmektedir.

BronzDöküm yöntemleriHeykel+2
Ergün Arslan
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eko-estetik kavramının heykel sanatına yansımaları

Bu çalışmada anti-estetik bir kavram olarak düşünülebilecek eko-estetik kavramının; türediği estetik ve ekoloji bilimleri ile bağlantısı araştırılmış, bağlamı tartışılmış ve heykel sanatındaki uygulamaları üzerinde durulmuştur. Heykel sanatında eko-estetik uygulamalar, kavramın ortaya çıkışını öncelemiş; 20. yüzyılda Rosalind Krauss heykelde genişlemiş alana işaret etmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, estetik biliminin ortaya çıkışı, araştırma alanı ve estetik değer yönünden sanat ile olan ilişkisi ele alınmıştır. Sanata estetik olmayan yaklaşımlara yer verilerek; anti-estetik yaklaşımlar olarak üç grupta incelenmiştir. İkinci bölümde, ekolojiye ve Merleau Ponty'nin algı fenomenolojisine değinilerek eko-estetik kavramının ortaya çıkışı üzerinde durulmuştur. Heykel sanatında formun tarihsel dönüşümü incelenerek, eko-estetik kavramının heykel sanatında belirmesiyle karşılaşılan eko-estetik uygulamalar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, eko-estetik heykel kategorisine alınabilecek örnekler dokuz başlık altında incelenmiştir. Örneklerde eko-estetik kavramının farklı boyutları vurgulanmaya çalışılmıştır.

EkolojiEkolojik faktörlerEstetik+1
Ilgın Arslantürk
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel sanatında yüzey algısı

Bireyin çevresiyle etkileşiminin temeli olan algı, sanat alanında da iletişimin başlangıcıdır. Bir hacim olgusu olarak heykel izleyicinin duyularına hitap ederek kütle ve yüzeylerin uyandırdığı etkiyle algılanır. Bu tez çalışmasında üç boyutlu nesnelerde algılarla ilk temas kurulan kısım olan yüzeylerin, görme ve dokunma duyularına etkileri ve yüzey niteliklerinin algılara nasıl yansıdığı araştırılmıştır. Yüzey sadece fiziksel olarak değil kavram olarak da değerlendirilmiş, yüzey ve algılama ile ilgili çeşitli kuramcılar ve psikologların görüşlerine yer verilmiştir. İlk bölümde yapılan yüzey ve algı tanımlamaları, ikinci bölümde heykel sanatı özelinde değerlendirilirken tarihsel süreçte örneklendirilmiş, Modernizmle başlayan biçimsel dönüşümün, modernizm sonrası dönemlerdeki etkilerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, zenginleşen malzeme dağarcığı ve teknolojik gelişmelerin, heykel yüzeyini ve bu yüzeylerin algılanma biçimlerini nasıl etkilediği, yüzey olarak ele alınan kavramlarla birlikte sanatçı çalışmalarından örnekler verilerek incelenmiştir.

AlgıHeykelHeykel sanatı+1
Kübra Yıldırım
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2020
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanatçının kendiliği ve yaratıcı etkinliğine travma üzerinden bir bakış

Sanat her ne açıdan ele alınacak olursa olsun insansız bir düşünme geliştirmek mümkün değildir. Duyu, duygu ve aklını kullanan insan, sanat vasıtasıyla öznel gerçekliklerini ifade eder. Bu öznel gerçekliklerin ifade edilişi 'Ben' kavramının tanrısal bir düzenin içinden ayrışıp özerkliğini kazandığı, insanın insanlığa yüzünü dönmesiyle mümkün olabilmiştir. Özne artık 'kendilik'i üzerinde çalışmalı ve geliştirdiği bireysel yöntemlerle yaşamını anlamlı kılmakla sorumludur. Bireyin bakışını ve eylemini kendisine çevirmesi anlamına gelen kendilik kaygısı, kişinin kendini tamamlama ya da biçimlendirme amacı taşıyan etkinlikler bütünüdür. Sanat eseri nesnel özelliklerinin yanı sıra, sanatçının ruhsal süreç ve etkinliklerinin sonucunda şekillenen içe alınmış nesnelerden oluşturulur. Dış dünya ile olan ilişkide yaşanılan travmatik olaylar iç dünyadaki yaşantıları etkiler. İçsel durum ve hayal gücünden beslenen yaratıcılık, dış dünya nesneleri ile iç dünyayı sembolize eder. Bu çalışmada sanatçının yaşadığı travmatik olayların, sanatsal üretimi aracılığıyla nasıl ve neden görünür kılındığı verilen sanatçı örnekleriyle de desteklenerek açıklanmaya çalışılmıştır.

Güzel sanatlarKendilikKendini gerçekleştirme+5
Yeliz Cantekin
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2020
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Rengin heykel sanatında anlam ve biçime etkisi

Rengin Heykel Sanatında Anlam ve Biçime Etkisi başlıklı tez bir eser metni çalışmasıdır. Bu çalışmanın amacı, Antik Dönem'den çağdaş sanat pratiklerine kadar olan süreçte, renklerin heykel alanında anlam ve biçimle ilişkisinin coğrafi, kültürel, dinsel, politik ve toplumsal özelliklerle birlikte incelenerek eser metni kapsamında rengin uygulamalı olarak araştırıldığı bir yapıtın sergilenmesidir. Ayrıca üretilmiş yapıtlar üzerinden renk incelemeleri yapılarak, renklerin zihinsel, fiziksel ve optik açıdan tercih farklılıklarının ortaya konulabilmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler üzerinden oluşturulan eser metni ve yapıt arasında rengin heykele doğrudan etkisinin, bireysel, toplumsal, kültürel ve coğrafi deneyimlerle nasıl dönüşebildiğinin gösterilmesi hedeflenmiştir. Tez kapsamında, antikiteden günümüze rengin kullanımının öne çıktığı yapıtlar ele alınmakla birlikte, konuyla ilgili olarak geliştirilen gözleme dayalı, uygulamalı ve teorileştirilmiş araştırmalar, felsefi fikirler, sosyolojik yorumlar ve bilimsel çalışmalar da renk kullanımındaki belirleyici rolleri nedeniyle değerlendirilmişlerdir. Araştırmanın metodolojisi, rengin yüzyıllar içerisinde heykellerde kullanım farklılıklarının ortaya konularak, dayandırıldığı kavramlar ve alanlarla birlikte, ikonografik olarak nasıl değiştiği, çokrenkliliğin nasıl gelenekselleştiği, çokrenklilikten kopuş sürecinin veya renksizlik olarak nitelendirilen beyazlık algısının neden ve nasıl başladığı, rengin heykel sanatında tekrar nasıl kullanılmaya başlandığı ve kullanım alışkanlıklarının hangi nedenlerle renk paletlerini farklılaştırdığı üzerine kurulmuştur. Bu metodolojik yaklaşım ışığında üretimlerinde rengi bir ifade biçimi ve anlam ile biçimin kurucu bir öğesi olarak kullanan sanatçıların yapıtlarını kapsayan görsel bir dizge oluşturularak, eserleri üzerinden renklerin etkisi çözümlenmiştir. Sonuç olarak bu araştırma ve uygulama süreciyle birlikte antik uygarlıklardan XXI. yüzyıla kadar rengin heykel sanatında kullanım amaçları üretim üslubuna bağlı olarak dini, kültürel ve coğrafi özellikler ışığında belirlenmekte ve renk, heykellerin hem anlamını hem de biçimini doğrudan etkileyen bir unsur olmaktadır.

AnlamBiçimHeykel+2
Halil Daşkesen
Marmara University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Postfeminist sanatta cinsiyet statüsü

"Postfeminist Sanatta Cinsiyet Statüsü" başlıklı raporda, statü ve cinsiyet kavramlarının birbirleriyle olan ilişkisi ve bu ilişkinin biçimlendirdiği rol kavramının içeriği sorgulanırken, sanatsal platformda gündeme gelen çalışmaların kimlik ve cinsiyet rolleri bağlamında irdelenmesi amaçlanmıştır. Toplumsal sistemde cinsiyet rolleriyle bağlantılı olarak gelişen statü olgusunun yarattığı alçak ve yüksek statü konumlamalarının toplumsal cinsiyet üzerinde önemli bir yere sahip olduğu gözlemlenir. Ancak 19. yüzyılın ortalarından itibaren gündeme gelen feminizm hareketiyle birlikte sorgulanmaya başlayan cinsiyet kavramı, çeşitli aktiviteler ve sanatsal çalışmalarla desteklenerek, kültürel fonda klişeleşmiş cinsiyet rolleri üzerinde yeniden düşünülmesi gerektiğinin mesajını vermiş ve 20. yüzyılın sonlarında yaygınlaşmaya başlayan postmodern kuramların üzerinde durduğu bireyselci bakış açısıyla birlikte sınırları genişletilecek olan cinsiyet rollerinin altyapısını oluşturmuştur. Dolayısıyla, çağlar boyunca kadını erkekten daha alçak bir statüye yerleştiren eril kültür, postmodern sanat anlayışı içerisinde kadın kimliğini yapısöküme uğratarak yeniden sorgulanır. Özellikle postmodern feminizmin üzerinde durduğu psikanalitik teoriler kapsamında, cinsiyet rollerinin çözümlenmesi için gerekli olan kimlik oluşumunun altında yatan nedenler sanatsal çalışmalarla yorumlanarak açıklanmıştır. Böylece, kadının toplumun kendisine atfetmiş olduğu cinsiyet rollerinden arınması, kendi öznel deneyimleri ve benlik farkındalığıyla mümkün olacak ve bu durum toplumda kadın için daha adil bir statü yapılanmasını da beraberinde getirecektir.

Cinsel kimlikCinsiyetCinsiyet rolleri+7
Aydan Kılınç
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş sanatta varoluş durumu

"Çağdaş Sanatta Varoluş Durumu" adlı uygulamalı ve kuramsal araştırma çalışması; varoluş sorusu altında güncel sanat pratiği ile felsefi bakış açılarının etkileşimlerinden hareket eder. Araştırmada; bilinç, beden ve dünya aksındaki farklı dizilimlere işaret eden felsefi yaklaşımlarla, sanat nesnesinin etkileşimine ve sanat nesnesinin nasıl bir harici varoluş alanına işaret ettiğine değinilmiştir. Soruşturma alanı; öznenin statüsündeki ve sanatın ifade biçimlerindeki eş manzaralı değişimlerin birlikteliği üzerine temellenir. Öznenin statüsündeki değişimler onun hangi ilişkiler çerçevesinde belirlendiğini ortaya koyar ve farklı tipteki varoluş durumlarına gönderimde bulunur. Tanrı/özne, Özne/nesne diyalogları varoluşa ait anlatı olanaklarına işaret eder. Öznenin süregelen ilişkiler çerçevesinde algılanabilirliğini kaybetmesi, ben, kendilik gibi durumları çözündürürken, tarihsel ve mekânsal yeni algılama modellerini de beraberinde getirir. Olayın ve oluşun koşullarında özneden temel alan söylemleri aşan bir varoluş tarzı tarihin düz çizgiselliğini bozarak, mekânsal algıyı da sabitliklerin olmadığı değişimin, dönüşümün alanına taşır. Bu süreç varoluşta yeni zaman, mekân modellerine gönderimde bulunur. Çalışmada bu süreç oluş kavramıyla beraber, çağdaş varoluş ve çağdaş sanat durumunu kavrayabilmek için tarihsel akış içinde araştırılmıştır. Sanatın öznelleşme sürecine temel bir alan sağladığı düşünüldüğünde, onun ifade biçimindeki değişimin tüm varoluş sürecine ışık tuttuğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda çalışmada üstlenilen diğer bir amaç, konu kapsamında ortaya konan kuramsal düşüncelerin kavramlardan biçim diline yönelmeleri ve bu kapsamda örnek verilen eserlerin biçimsellikleri arasındaki etkileşimlerin ve benzerliklerin analizidir. Araştırmanın ilk bölümünde; Varoluşçu ve Deleuze'cü bakış açılarında varoluşsal durum, sanatın formel yaklaşımlarıyla kurdukları ilişkileri ortaya koymak adına incelenmiştir. İkinci bölümün ilk kısmında sanat/varoluş ilişkisi Heidegger ve Sartre'ın metinleri üzerinden tartışılmış, bölümün ikinci kısmında sanatın formel dili birinci bölümde yer alan kuramsal yapılarla sorgulanmaya çalışılmıştır. Bu bölümde son olarak çağdaş sanat ortamında varoluşsal durum verilen örnekler kapsamında genişletilerek tartışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, varoluş problematiği çizgisinde devinimin, oluşun, geçiciliğin koşullarında ilerleyen anlatım dilinin açımlandığı eserler, çalışma kapsamında genel olarak ortaya konan kuramsal düşünceler ışığında incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Sanat, Varoluş, Oluş, Olay, Özne

Modern sanatOlaylarVaroluşçuluk+1
Mustafa Sevinç
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Görüntü-mekan ilişkisinde imge

"Görüntü Mekân İlişkisinde İmge" başlıklı sanat çalışmasında, görüntülerle çevrili yaşamımızın, sanatçı dünyasında nasıl sanatsal bir forma dönüştüğü ele alınmıştır. Görüntünün gelişen teknoloji ile birlikte yeni bir görme biçimi ve yeni algı oluşturması, bu yeni görme biçimlerinin sanat tarihinde nasıl bir etki yarattığı araştırılmıştır. Özellikle 20.yüzyılda ortaya çıkan Kübizm akımının, nesneleri parçalayıp yeniden düzenleyerek birleştirmesi sanata yeni bir bakış açısı getirmiş, gerçeklik ve algı açısından da sanatta yeni bir dönem başlatmıştır. Sanatçılar artık görüneni birebir değil yeniden biçimlendirerek sanat eserlerini oluşturmuş, böylece görünen gerçeklik sanatçı açısından yeni bir gerçekliğe dönüşmüştür. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte görüntülerin değişmesi, sanat algısını da beraberinde değiştirmiştir. İlkçağlarda imgeler mağara duvarına aktarılırken teknolojiyle farklı yüzeylere(televizyon, fotoğraf, video, vb.) aktarılmaya başlanmıştır. Bu durum da algılama da yeni bir olgu gündeme getirerek, görüntü, mekân, imge ve gerçeklik arasındaki ilişkinin sorgulanmasına sebep olmuştur. Anahtar Sözcükler: Görüntü, Gerçeklik, Teknoloji, İmge, Mekân

GerçeklikGörüntüMekan+2
Zekiye Budak
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Etnografik Kültür Bağlamında Sanatta Yeni İfade Biçimleri

"Etnografik Kültür Bağlamında Sanatta Yeni İfade Biçimleri" başlıklı bu raporda kültürel ve folklorik nesnenin bugünün konjenkturel yapısı ve sanatsal pratikler ile yeniden ele alınışı araştırılmıştır. Benjamin'in "Aslında sanat yapıtı, her zaman yeniden-üretilebilir olagelmiştir. İnsanların yapmış oldukları, her zaman yine insanlarca yeniden yapılabilmiştir." (Benjamin, 2008, s.52) ifadesi ışığında üretilen her türlü nesnenin ve sanat yapıtının bugünün ve bulunduğu çağın olanakları ile yeniden ele alınışı mümkün olmuştur. Sanat tarihi boyunca da Duchamp'ın Mona Lisa örneğinden, Andy Warhol'un Brillo kutularına kadar hem sanat eserinin hem de gündelik nesnelerin yeniden ele alınışı gözlemlenmiştir. Raporun birinci bölümünde kültür kavramı derinlemesine incelenmiş ve tanımlamaları yapılmıştır. Kültür üzerinden kültürel nesne, nesne üzerinden aidiyetlik kavramları ve nesnelerin atfedildiği kimlikler araştırılarak bir bağlam kurulmuştur. Kültür ve kültürel nesne arasındaki bağ, soyut olan ile somut olan ilişkisini kurmaktadır. Bir kültür nesnesi olarak var olan obje yaşanılan döneme ait referansları beraberinde taşımaktadır. İlk insanı anlamak için malzemelere dönülmesi insan hayatında nesnenin öneminin bir göstergesidir ve kültür gibi soyut bir kavramın yanı sıra kültürel nesne, göstergelerin karşılığı olmuştur. Geçmişten günümüze toplumların yaşam biçimlerinin incelenmesi, bugünün toplumsal ögelerinde ki önemini arttırmaktadır. Bu yüzdendir ki bugün etnografya ve etnoloji önem kazanmaktadır. Anadolu'nun önemli bir unsuru olan etnografik nesne hatta daha da özele indirildiğinde folklorik nesne bağlamında el işlemesinin, semboller ile anlattığı bir dili vardır ve bu dil çoğu zaman bireyin konuşamadığı alanda yine bireyi ifade etmektedir. Anadolu kadınına atfedilen iğne oyaları, yıllarca kadınların kendilerini ifade etme biçimi olmuştur. vii Kültür tanımlamasının öznesi olan ve insan üretimi olan şey'ler tarihsellik boyutunda sınıflandırılmaktadır. Anadolu coğrafyasının da bu konuda zenginliği tartışılamaz bir boyuttadır. Kültürün somut imgesi olarak karşılaşılan etnografya, bugün hem sanatsal hem de toplumsal açıdan insan hayatına dokunan bir yerde durmaktadır. Etnografya'nın ve kültürün somut göstergesi olan kültürel nesneyi (bu nesne etnografik nesne ve ya folklorik nesne olarak da adlandırılabilir) yeni ifade biçimleri bağlamında bugün tekrar ele almak çağın yönelimleri ile de mümkündür. Kültürel evrimin en önemli etkenlerinden olan teknoloji ve teknolojinin gelişimi kuşkusuz sanat alanını da doğrudan etkilemiştir. Raporun ikinci bölümünde, folklorik nesnelerin hem sanat alanındaki hem de günlük hayattaki yeri araştırılmıştır. Kültürel nesnenin yeniden ele alınışı ise salt teknoloji ile değil çağın günlük kullanım pratikleri ile de mümkündür. Nesnelerin yeniden ele alınışı ise tarihselliğin yanı sıra kişinin konjonktürel konumu ile de ilişkilidir. Geleceğe bırakılan bir nesnenin kullanım alanı bırakan kişinin düşünün yanı sıra bırakılan kişinin düşüne bağlıdır. Bu nesneler "bugün hangi bağlamda kullanılabiliyor?" ve "ifade biçimi olarak nasıl bir yerde duruyor?" sorularının cevabı sanatçılar ve uygulamalar temelinde aranmaya çalışılmıştır.

Hazal Ünsal
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanatta mahremiyet

Teknolojinin yaşam içerisinde kendisine yer bulması ve kullanım olanaklarının artmasıyla birlikte, özellikle 1960'lı yıllardan sonra, mahremiyet kavramı hukuk ve sosyal bilimler alanlarında ilgi uyandırmaya başlamıştır. Davranış bilimleri ile birlikte insanlar, gerçek sebeplerini bilmediği kimi davranış, düşünce ve duygularını mantık açısından tutarlı ya da ahlak yönünden benimsenebilir ve anlaşılabilir bir nedene bağlama isteği duymuşlardır. Ancak bu isteklerin sonuçlanması, aynı zamanda yeni kurallarla birlikte özgürlüğe yeni kısıtlamalar getirdiği için, gitgide daha çok huzursuzlaşan insan profilleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Toplumun huzursuzluğunu dindirmek amacıyla öncelikle bireysel hak ve özgürlük bağlamında ele alınan mahremiyet kavramı, daha sonraki yıllarda psikolojik, sosyal, mimari hatta ekonomik bir kimlik kazanarak disiplinler arası pek çok çalışmaya konu olmuştur. Böylece, zamanla hem fiziksel hem de psikolojik anlamda mahremiyet hakkı ve olanakları artmıştır. Günümüz pratiklerinde, alışkanlıklarla değişen, kimlik kazanan mekan ve eşyaların önemi, kültürlere göre farklılık gösteren mahremiyet algısına dönüşmektedir. Sanat, insanın algılama biçiminin somut bir örneği olarak kabul edilirse, herhangi bir dönemin ya da toplumun yapısını, düşünce biçimini sanat aracılığı ile okumak mümkün olabilir. Mahremiyetin, dönem, mekan ve cinsel kimlik ile olan ilişkileri göz önünde tutularak, zaman içerisinde geçirdiği değişimin, sanat ve günlük hayat ile olan ilişkisi, bu çalışmada incelenmeye çalışılmıştır. Sosyal ilişkiler çerçevesinde ele alınan konu; yalnızlık, güven, alansallık, yer kimliği, kendileme, mekansal roller ve Proksemi gibi destekleyici kavramlarla ele alınmıştır. Bu bağlamda çalışmanın ilk bölümünde, kişisel yaşam ve kamusal alan ilişkisiyle değişen mahremiyet algısı, değişen algıyla birlikte gündeme gelen yaklaşımlar ve kuramlar ele alınmıştır. Mahremiyete dair yaklaşımlar ışığında ikinci bölümde; insanın, mekanın ve nesnenin mahremiyete etkisi, karşılıklı diyalogları ve bu ilişkiyle birlikte sanat alanında gerçekleştirilen çalışmalar incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise; konu kapsamında ortaya çıkan; ev, örtü, görünürlük, içerisi-dışarısı, özel eşya.. gibi kavramlarla ilişkilendirilerek ortaya çıkan çalışmalar, mahremiyet konusu dahilinde irdelenmiştir.

Kamusal alanMahremiyetMekan+1
Aslı Aslan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta doğal yapay ilişkisi ve yeniden üretim

"Sanatta Doğal Yapay İlişkisi ve Yeniden Üretim" başlıklı raporda sanatta taklit etme yöntemi Aristoteles' in mimetik sanat görüşü üzerinden anlatılmıştır. Geçmişten günümüze uzanan kopya etme yönteminin sanatçılar tarafından bir strateji olarak nasıl kullanıldığı irdelenmiştir. Kopya etmek sadece ustalık göstergesi olarak değil aynı zamanda anlatılmak istenen bir düşüncenin dili olmuştur. Sıradan nesne kopyalarının sanat nesnesi konumuna gelme durumu tartışılmış ve nesneyi yücelten unsurun iyi bir kopya olmasından çok izleyicinin nesneye bakış açısını değiştiren sanatçı faktörünün etkileri ele alınmıştır. Sanatçılar için elle üretim ve makine üretim tercihi teknik çeşitlilik olmasının yanı sıra esere farklı anlam ve yorumlar katarak esere yeni bir bakış açısı da sağlamıştır. Yeniden üretimden kaynaklı olarak sanat eserinin biricikliğinin yok oluşu sanatın ve sanatçının ne olması gerektiği konusunda düşünme olanağı sağlamıştır. Kopya edilen doğal nesne ve yapay nesnelerin sanat eseri statüsünde incelendiklerinde doğal ve yapay kavramlarıyla tanımlanmaları farklılık göstermiş ve bu sayede sanat nesnesinin kopya edilen nesneden farklı olarak kendi içerisinde yoruma açılma olanağı sağlanmıştır. Yeniden üretimin yöntemlerinin ayrıntılı bir şekilde araştırıldığı rapor, kişisel çalışmalarla desteklenmiş ve bu çalışmalar kapsamında yeni bağlamlar, yeni anlatım yolları bulunmaya çalışılmıştır. Çalışmaların sonucunda "Doğal Yapay İlişkisi ve Yeniden Üretim" konusunun yöntem olarak kullanılan kopya etme/ yeniden üretim stratejisine yeni bir bakış açısı yaratılmış, uygulama pratiğinde günümüz sanatına kişisel katkılar sunulmaya çalışılmıştır.

DoğallıkGörsel sanatlarKopyalama+4
Gamze Güleç
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz sanatında otobiyografik anlatılar

"Günümüz Sanatında Otobiyografik Anlatılar" başlıklı raporda amaç, bireysel kimliğin oluşumunda toplumsal, kültürel, tarihsel bağlamların göz önünde bulundurularak otobiyografi ile arasındaki ilişkinin günümüz sanatında etkisini saptamak ve otobiyografiyi sadece bir yaşamın dışavurumu olarak görmeyerek, kişisel süreç dahilinde bu anlatı türünü hem kuramsal hem uygulama düzeyinde sorgulamaktır. Bu amaç doğrultusunda raporun birinci bölümünde, edebi bir tür olarak özne nesne bütünlüğüne ve gerçekliğe dayanan otobiyografinin görsel sanatlardaki karşılığı olarak otoportre çalışmalarıyla bağ kurulmuş ve türün gelişim sürecinde sanat ve gerçek ilişkisinin yanı sıra bireycilik olgusuyla ilişkisi gibi türleşmesini sağlayan gelişmelere değinilmiştir. Bu doğrultuda dönemlerin değişen gerçeklik ve benlik algısıyla otobiyografinin/otoportrenin de değişime uğradığı örneklenen eserlerle saptanmıştır. İkinci bölümde ise, otobiyografinin modern ve postmodern dönemde dönüşümü toplumsal, kültürel bağlamlar ve cinsiyete dayalı oluşumlar göz önünde bulundurularak incelenmiştir. 1960'lı yıllardan itibaren sanatta biçim yerine içeriğin benimsenmesi yoluyla bağlamın ön plana çıkmasının ifade biçimlerini etkilediği ve çalışmaların çeşitli söylem pratikleri üzerinden okunmaya başlandığı saptanmıştır. Üçüncü bölümde ise otobiyografinin günümüz sanatındaki konumu postmodernizmle birlikte söz konusu olan çok kültürlülük olgusu ve otobiyografik bağıntısallık anlayışı doğrultusunda incelenerek gerek günümüz sanatından örneklerle gerekse kişisel uygulamalarla pekiştirilmiştir. Sonuç olarak, Batıda oluşan bireycilik algısı ve Hristiyanlığın itiraf kültürünün ürünü olarak 'ben'in tekilliğini vermek zorunda olarak türleşen otobiyografik anlatıların bugün 'biz'in çoğulluğuna işaret ederek, kişisel, toplumsal, kültürel ve siyasi tarihlerin kapılarını aralayan bir anlatıya evrilmiş olduğu saptanmıştır.

DeneyimGüncel sanatKimlik+2
Esra Koruç
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2018
00