Hacettepe University
Discipline

Interior Architecture

Hacettepe University

57

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Güneş enerjisi kullanılan motor yatlar ile fosil yakıt kullanılan motor yatların ürün-mekan ilişkisi bağlamında karşılaştırmalı bir yaklaşım önerisi

Doğal kaynaklar içerisinde enerji üretim konusunda günümüzde en çok kullanılan doğal kaynaklardan bir güneş enerjisidir. Günümüzde gelinen noktada, bir yandan fosil enerji rezervlerinin tükenmesi ve küresel ısınma söylemi gibi popüler çevre sorunları üzerine iddiaların artması, diğer yandan yükselen bilince sahip insanların gezegenle uyum içinde yaşama yönünde gösterdikleri irade yeşil enerjiye yönelimi arttırmaktadır. Güneş enerjisi; Güneş'ten gelen ışınların, özel teknolojiler kullanılarak, elektrik enerjisine dönüştürülmesidir. Güneş enerjisi hem çevre dostu olması hem de kolay elde edilmesi açısından önemli enerji kaynaklarından biridir. Teknolojinin sağladığı gelişmeyle birlikte güneş pillerinin kullanımı artmakta ve birçok endüstride yaygınlaşması sağlanmaktadır. Denizcilik endüstrisinde de ihtiyaç duyulan enerjilerin güneş enerji sistemleri ile karşılanması için çalışmalar yapılmaktadır. Aynı zamanda yatlarda güneş enerjisi kullanımı gibi alternatif enerji kullanımları, sektörde yeni yatırım alanları oluşturmaktadır. Bu çalışmada yenilenebilir enerji kaynaklarının neler olduğundan, tercih edilme sebeplerinden, nasıl oluştuklarından bahsedilmektedir. Ayrıca çalışmanın asıl amacı olan yatlarda güneş enerjisinin avantajları ve dezavantajları ele alınmış ve tasarıma, çevreye ve kullanıcıya olan etkileri değerlendirilmiştir. Yat tasarımı kavramına farklı bir açıdan yaklaşılarak, yakıt kullanımının iç mekan tasarımı üzerine etkileri incelenmiştir. Yat tasarımında ergonomi, sürdürülebilirlik gibi kavramlar incelenmiştir. Mekan içinde kullanılan donatılar ile yat tasarımında kullanılması gereken kuralların tasarım prensiplerinin oluşmasındaki etkileri belirlenerek, iç mimarlık alanına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Yat tasarımındaki yakıt tercihinin çevresel etkileri, iç mekan üzerindeki etkisi ve ihtiyaçlara uygunluğundaki eksiklikler gibi konuları tartışmak üzere yeni yaklaşımlar incelenmiştir. Bunun yanı sıra bu çalışma sektördeki bilgiyi arttırmak ve sektöre yeni bir vizyon katmak amacı da taşımaktadır. Son yıllarda Türkiye yat üretim sektöründe dünya sıralamasında en üst seviyelere gelmiştir. Birçok yerli ve yabancı müşteri yat siparişi vermek için yerli üreticileri tercih etmektedir. Bunun en önemli nedeni ülkemizde sunulan kaliteli ve ucuz işçiliktir. Yatlar; gezi, eğlence ve dinlence gibi keyfi amaçlarla kullanılan deniz araçlarıdır ve kendi aralarında sınıflara ayrılmaktadırlar. Bu sınıflandırma öncelikle deniz araçlarının hareketini sağlayan donanımı üzerinden; yelkenli yatlar ve motor yatlar şeklinde yapılmaktadır. Ayrıca yatlar, yelkenli yatlar ve motor yatlar olarak iki ana sınıf altında toplanmakla birlikte, boyutlarına, yapım malzemelerine ve gövde yapım yöntemlerine göre de sınıflandırılabilmektedirler. Bu yatlarda kullanıcısının istekleri doğrultusunda konforlu ve fonksiyonel mekanlar yaratmak iç mekan tasarımcısının görevidir. Ancak bu tasarım sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerleyip sonlandırılabilmesi için tasarımcı, fiziksel şartları, teknede yer alan tüm sistemlerin çalışma prensiplerini, ilgili denetim kuruluşlarının koyduğu kuralları kavramış olmalıdır. Bütün deniz araçlarında olduğu gibi yat sınıfı deniz araçlarının da yapımında kullanılan yöntemler ve malzemeler gelişen teknolojilerin paralelinde bir ilerleme göstermiştir. Bu bağlamda, suda ilerleyen ve su üzerinde yaşam olanağı sunan yatların kullanılan enerji çeşitleri, tasarım aşamasında geçirdiği süreçler, süreci etkileyen sistem ve kriterler tanımlanarak iç mimarın bu süreçteki rolü ve diğer disiplinlerle olan ilişkisi incelenmiştir.

Elektrik enerjisiYenilenebilir enerjiÇevresel sürdürülebilirlik+1
Yağmur Gülce Aydın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısal olmayan elemanlara yönelik proje risk puanları ile öğrencilerin bilgi ve farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi: Akdeniz Üniversitesi örneği

Günümüzde doğal afetler arasında en yaygın ve etkin olan deprem, bir çok farklı alanda olduğu gibi iç mimarlık alanında da birçok etkisi bulunmaktadır. İç mimarlık disiplininin doğrudan ilgi alanında olan yapısal olmayan elemanların deprem de oluşturabileceği birçok tehlike ve risk bulunmaktadır. Çalışma, "Deprem Sürecinde Yapısal Olmayan Elemanların Neden Olduğu Risk Ve Tehlikeler İçin Ölçülebilir Bir Yöntem Ve Eğitim Programı İle İç Mimarlık Öğrencilerinin Bilgi Ve Farkındalıklarının Geliştirilmesi" başlıklı 127K927 numaralı TÜBİTAK projesi kapsamında gerçekleşmiş olup deprem riskine yönelik uniçDEF yazılımı kullanılarak hem öğrencilerin iç mimari projelerine ait proje risk puanı hem de öğrenci projelerinin raporları elde edilmiştir. Böylelikle öğrencilerin hem demografik özellikleri, hem de deprem konusundaki deneyim ve bilgileri ile proje risk puanı arasındaki ilişkisi irdelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın yönteminde nicel ve nitel veri analizleri kullanılmıştır. Öğrenci projelerinin değerlendirmeleri sonucunda elde edilen "Proje Risk Puanı" verisi; demografik bilgileri, başarı test sonuçlarıyla ilişkilendirilerek bağımlı ve bağımsız örneklemler (gruplar) t-testi, korelasyon ve/veya ANOVA ile ile analiz edilmiştir. Bununla birlikte derinlemesine öğrenci görüşlerini almak için mülakat yapılmıştır. Elde edilen veriler ise içerik analizine tabi tutulmuştur. Böylece Akdeniz Üniversitesinde "Deprem Sürecinde İç Mekanda Yapısal Olmayan Elemanlar" dersi kapsamında verilen eğitimlerin öğrencilerin hem bilgi ve farkındalıklarına hem de başarı düzeyine ortaya konmuştur.

Afet riskiMimari yazılımlar
Mücahit Gül
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Deprem sonrası kullanılan geçici barınma ünitelerindeki gereksinimlerin sınıflandırılması ve tasarıma etkisi

Depremler, insan hayatı ve kentlerdeki yerleşimler açısından önemli tehditler oluşturan fenomenlerdir. Depremlerin ardından yerinden edilmiş nüfus için sığınak ve yeniden yaşamın simgesi olan deprem sonrası barınakların sağlanması hayati öneme sahiptir. Acil, geçici ve kalıcı olarak sınıflandırılabilen bu barınma türleri, deprem sonrasında sadece fizyolojik ihtiyaçları karşılamakla kalmayıp aynı zamanda depremden etkilenen nüfusun psikolojik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını da karşılayarak bütünsel bir iyileşme sürecine katkı sağlamaktadır. Bu tez, son 25 yılda meydana gelen altı büyük depremi analiz ederek deprem sonrası barınakların deprem etkilenen nüfusun ihtiyaçları doğrultusunda etkinliğini ve yeterliliğini araştırmaktadır. Çalışma kapsamında analiz etmek üzere; Sichuan (2008), Haiti (2010), Keşmir (2005), Marmara (1999), Van (2011) ve Kahramanmaraş (2023) depremleri seçilmiştir. Bu depremlerin sonrasında kullanılan barınma birimlerini inceleyerek deprem sonrası barınakların Maslow'un hiyerarşisinde özetlenen temel insan ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını anlamak amaçlanmıştır. Bu kapsamda, insani yardım kuruluşları, devlet organizasyonları, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri gibi deprem sonrası müdahale süreçlerinde etkin rol oynayan unsurların yayınladıkları kaynaklar incelenerek depremin ardından etkilenen nüfusun barınma ihtiyaçlarına yönelik temel kriterler belirlenmiştir. Belirlenen kriterler, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidinde yer alan ihtiyaçlarla entegre edilerek sınıflandırılmıştır. Elde edilen değerlendirme kriterleriyle Dünya'da ve Türkiye'de son 25 yılda meydana gelen yıkıcı depremler incelenmiş ve bu depremlerin ardından gerçekleştirilen barınma çözümlerinin, kullanıcıların ihtiyaçlarını ne kadar karşılayabildiği detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu çalışma, deprem sonrası barınma konusunda uluslararası standartların ve temel ihtiyaçların göz önünde bulundurularak daha etkili ve kullanıcı odaklı çözümlerin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Marmara depremiİç mimari
Ayşan Ilgın Polat
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kazı evlerinin mekansal özellikleri ve donatı elemanları bakımından incelenmesi: Muğla ili örneği

Arkeoloji ilk olarak 16. Yüzyıl Aydınlanma Çağında bir bilim olarak kabul edilmiş ve her geçen gün tüm dünyada itibar gören bir meslek olmaya devam etmektedir. Arkeolojik kazılar da bu süreç içerisinde başlamış olup gelişimini sürdürmektedir. Ülkemizde bu gelişimin sonucu olarak arkeolojik kazı sayısı hızla artmaktadır. Kazı sayılarındaki artışın yanı sıra bazı kazıların süresinin 3 aydan 12 aya çıkarılması kazılarda çalışan ekipler için farklı bir barınma ve çalışma ihtiyacına sebep olmuştur. Artan bilimsel çalışmalar ve arazi çalışmaları sonucunda uzman ekibin konaklama ve çalışma ihtiyacını karşılayan kazı evleri sezonluk konaklama olmaktan çıkıp kalıcı bir meskene dönüşmüştür. Geçmişten günümüze birçok farklı mekân kazı evi olarak kullanılmıştır. Bunlar çadır, prefabrik gibi geçici yapılar olabileceği gibi eski kamu binaları, tarihi evler ve yerel evler gibi restore edilerek yeniden işlev kazandırılan ve sürdürülebilirliği sağlanmış yapılardır. Bu yapılar yeniden işlevlendirilirken ya da yeni geçici yapılar yapılırken kazıda çalışan uzman ekibinin ihtiyaç listesini çoğu zaman karşılamaktan çok uzaktır. Bu çalışmada arkeolojik kazıların görünmez ama en önemli mekânlarından biri olan kazı evleri yapı çeşitliliklerine göre sınıflandırılmıştır. Arkeolojik kazı sayısının en fazla olduğu illerden biri olan Muğla'da bulunan arkeolojik kazılar tespit edilmiş ve yapılan sınıflandırma doğrultusunda 6 adet antik kent seçilerek bu kentlerdeki mevcut kazı evleri incelenmiştir. İnceleme yapılırken kazı evlerinin tipolojisi, mekân bölümleri, oda tipleri, depo ve laboratuvarları da fotoğraflanarak mekân analizi yapılmış ve içerisinde bulunan temel donatılar belirlenmiştir. Ülkemizde kazı evleri ile ilgili çalışma bulunmamasından dolayı, barınma ve çalışmanın aynı mekânda bulunduğu yapılar açısından özgün bir çalışma olduğu düşünülmektedir. Ayrıca çalışmanın arkeoloji bilimine mekân çözümlemesi ve donatı gerekliliklerinin belirlenmesi açısından katkı sağlaması ve ileride yapılacak yeni kazı evleri veya yenilenecek kazı evleri için önemli bir altlık oluşturması beklenmektedir.

Ayşe Yaren Söğüt
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeniden işlevlendirmede mekân adaptasyonu Cemil Meriç Kütüphanesi örneği

Yapılar ve mekanlar belirli bir işleve hizmet etmek üzere tasarlanır ve inşa edilir.Fakat bazı yapı ve mekanlar zamanla gelişen çevre koşullarına, kentleşmeye, teknolojiye, kültürel değişime veya artan ihtiyaca uyum sağlayamaz ve bu parametrelere cevap veremez. Artık ihtiyaçlara cevap veremeyen ve yeni koşullara adapte olamayan yapılar; kullanılamaz hale gelir, terk edilir veya başka bir bina yapmak için yıkılabilir. Ancak, tarihi değeri olan yapıların sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden işlevlendirilerek kullanımı tercih edilmektedir. Bu tür mekanların yeniden işlevlendirilmesi zor ve zahmetli bir süreçtir. Süreç öncesi, sonrası veya süreç sırasında çeşitli problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu problemlerin önüne geçmek veya oluşabilecek problemleri en aza indirmek amacıyla mekanın yeni verilecek olan işlevine olan adaptasyonunu düşünmek ve sağlamak önemli bir konu haline gelmektedir. Yeniden işlevlendirme, iç mimarlığın temel kavramlarından biri olarak öne çıkar. Ancak bu süreçte, eski yapının konumu, büyüklüğü ve çevresiyle olan ilişkisi gibi tüm özellikleri dikkate alınarak hareket edilmelidir. Yeni işlev verilen yapı veya mekanın sürekliliğinin sağlanması için, verilen yeni işlevine uyumlu ve adapte edilebilir olması önemlidir. Bu hususlar dikkate alınmadan yenileme yapılırsa, yapı yeniden ihtiyacı karşılayamayabilir ve yeniden işlevlendirilmesi gerekir. Bu durum ekonomik ve çevresel zararlara neden olabilmektedir. Bu nedenle yeniden işlevlendirme süreci hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük önem taşımaktadır. Yeniden işlevlendirme yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli konu doğru işlev belirlemek ve yeni verilecek işleve uygun tasarımdır. Bu aşamada tasarım için belirlenen bazı kurallar yol gösterici olmaktadır. Bu çalışma, yeniden işlevlendirilmiş mekanlarda yeni işleve adaptasyon sürecini ve bu süreçte dikkat edilmesi gereken unsurları kütüphane yapıları bağlamında ele almaktadır. İnceleme materyali olarak, Antalya'da tarihi bir endüstri binası olan ve daha önce dokuma iplik fabrikasının trafosu olarak kullanılan yapı seçilmiştir. 2004 yılında kapatılan fabrika alanı, zaman içinde işlevini yitirerek harabe bir alana dönüşmüş ve kullanılmayan bir çevre haline gelmiştir. Dolayısıyla alan içinde bulunan daha önce fabrikanın lojmanı, trafosu, üretim alanı gibi çeşitli fonksiyonlara sahip binalar atıl ve kullanım dışı kalmıştır. Şehir merkezine yakın konumda bulunan bu alan, gittikçe kalabalıklaşan ve büyüyen Antalya için şüphesiz büyük önem taşımaktadır. Fakat bu endüstriyel tarihi alan elbette ki sıradan mekanlar gibi değerlendirilmesi imkansız bir alandır. Bir tarihi çevrenin dokusunu korumak, halkın fayda sağlayabileceği bir yer haline getirmek elbette hiç kolay olmamıştır. Bu konudaki büyük özveri ile alan, çeşitli işlevler verilerek; müze, kütüphane, galeri, park, sergi alanı, gibi mekanlara dönüştürülmüş, kamu için ulaşılabilir, rahatlatıcı bir çevre oluşturulmuştur. Bu araştırmada, seçilen örnek üzerinden yeniden işlevlendirme kavramı ele alınmış ve kütüphane işlevi verilen yapının yeni işlevine uyumu incelenmiştir. Yapının yeni işlevine adaptasyonu; yapısal adaptasyon, fizyolojik adaptasyon ve davranışsal adaptasyon olmak üzere üç başlık altında değerlendirilmiştir. Bu başlıklar doğrultusunda oluşturulan değerlendirme kriterleri üzerinden kütüphane kullanıcılarının görüşleri alınmış ve elde edilen veriler ışığında yapının yeni işleve adaptasyon süreci incelenmiştir. Yapıya verilen kütüphane işlevi nedeniyle, tasarım kriterleri kütüphaneler özelinde incelenmiş ve kütüphane türüne bağlı olarak ihtiyaçların farklılık gösterebileceği ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda, kütüphane türlerini belirlemeye yönelik bir şema geliştirilmiştir. Bu çalışmanın, yeniden işlevlendirme projelerinde dikkat edilmesi gereken noktaları ortaya koyarak, gelecekteki uygulamalara rehberlik etmesi ve böylece ekonomik ve çevresel zararların önüne geçilmesine katkı sağlaması beklenmektedir. Bunun yanında, kütüphane tasarımı gereksinimlerini kapsamlı şekilde ele alarak mimarlık ve iç mimarlık alanındaki öğrenciler ile araştırmacılar için faydalı bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir.

Rümeysa Aydın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessEN

İç mekanlarda tasarımcıların bitirme malzemesi seçim etmenleri

This study aims to explore the different considerations contributing to the material selection process in interior architecture discipline and understand designers' finishing material preferences for interior surfaces, namely floors, walls, and ceilings. Also, designers' prioritizations when selecting materials for these surfaces are examined. The study was conducted through interviews and questionnaires with 30 interior architects/ architects professionally working. In the study, designers' material selection considerations were analyzed in general and then entrance areas of interior residential projects were focused on. The findings of the study show that a wide range of considerations is made before selecting a material. The determinants of these considerations are mainly material related, project related and designer related. Designers have different considerations for each material and consequently, for each surface. Their prioritization mostly focuses on the materials' sensorial properties and walls are the surfaces that these properties are the highest. Technical properties are prioritized at a secondary degree for each surface. Moreover, materials' intangible properties are more prior than manufacturing properties in walls and less prior in floor and ceiling surfaces. Lastly, materials' ecological properties are prioritized the lowest by designers for each surface. This study helps to improve material knowledge in interior architecture and to disseminate material education. Also, it has implications for designers while selecting materials, and for material manufacturers while designing finishing materials.

Elif Salcı
Bilkent University · Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Camın hotel iç mekan tasarımlarında temel tasarım ilkeleri açısından incelenmesi

Paleolitik çağda keşfedilmiş olan cam günümüze kadar çok farklı kullanımlarıyla insanoğlunun hayatında farklı şekillerde her zaman yer almıştır. Mimaride ilk olarak pencerede kullanılan cam teknolojinin gelişmesiyle, özellikle 19.yy'dan sonra vazgeçilmez bir mimari bileşen olmuştur. Cam ve çeliği birleştirmenin yapısal ve tektonik anlayışı camın bina cephelerinde kullanımını hızla artırmıştır. Dış mekandaki cam kullanımında görülen bu hızlı artış iç mekanda emniyetli olmadığı için aynı oranda artış görülmemiştir. 1950'li yıllardan sonra birçok alanda olduğu gibi cam esaslı malzemelerde de teknolojik gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeler sonucunda camın saydamlık özelliği nedeniyle iç mekanda gün ışığından en iyi şekilde faydalanma amacıyla genellikle bölücü eleman özelliği, iç mimarlar tarafından tasarımlarında tercih edilmiştir. 2000'li yıllara gelindiğinde teknolojik gelişmeler doğrultusunda camın kırılganlığının en aza indirilmesi, tasarımcıların dikkatini çekmiş ve diğer yapı malzemeleri gibi camı da iç mekan tasarımında dikey ve yatay bileşen olarak farklı alan ve formlarda kullanımı hızla artmıştır. Bu çalışmanın amacı, camın geçmişten günümüze teknolojik olarak gelişiminin ve üretiminin incelenerek bu gelişmelere paralel olarak tasarımdaki yerini tespit etmektir. Çalışma materyali olarak Türkiye'den 6 dünyadan dört hotel iç mekanında kullanılan cam tasarımları temel tasarım ilkeleri, renk, şeffaflık, eğrilik, alan ve aydınlatma açısından incelenerek sınıflandırılmıştır. Bu çalışmayla birlikte iç mekanda cam kullanımına sıcak bakan fakat bazı güvenlik endişeleri olan tasarımcıların bu önyargısını kırmak hedeflenmiştir.

CamCam sektörüİç mekan tasarımı
Ferhat Koyuncu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yerleşimin devam ettiği arkeolojik alanlardaki verilerin koruma ve sergilenmesinde mekansal tasarım kriterlerinin irdelenmesi: Antalya Kaleiçi örneği

Arkeolojik buluntular, geçmiş uygarlıkların yaşam biçimleri, ekonomik ve sosyokültürel özellikleri hakkında bilgiler veren birer belge niteliğindedir ve geçmiş ile günümüz arasındaki bağı güçlendiren gelecek nesiller için mutlaka korumamız gereken kültür varlıklarıdır. Arkeolojik belirli yasalar kapsamında alınmış koruma kararları ile geleceğe taşınması bu kültürel varlıklar için önemli bir gerekliliktir. Arkeolojik değer taşıyan buluntular, taşınabilir olduklarında müzelerde hem sergilenip hem de koruma altına alınmaktadır. Ancak her buluntu (özellikle mimari olanlar) taşınabilir durumda olmamaktadır. Bu durumda arkeolojik mirasın in-situ olarak korunma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Tarihsel süreci boyunca farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış aynı coğrafi bölgede üst üste inşa edilmiş bazı kentlerde yer altında ve yer üstünde birçok kültür varlığı bulunmaktadır. Bu tür kent merkezlerinde bulunan yer üstündeki kalıntılar modern yaşam ile bütünleşmektedirler. Ancak yer altındaki kültür varlıkları ise gün ışığına çıkmayı beklemektedirler. Kentsel ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı'nda yer alan Antalya Kaleiçi, geleneksel kent dokusunun ve arkeolojik mirasın bir arada bulunduğu bu tür yerleşim yerlerinden biridir. Çok katmanlı bir kent olan Kaleiçi'nde günümüze ulaşmış sur duvarları ve burçlar yer almaktadır. Ayrıca kontrollü yapılaşma sırasında arkeolojik buluntular da ortaya çıkmaktadır. Bu alanlarda toprak altında bulunması olası arkeolojik değerlerin gün yüzüne çıkması ve korunması amaçlanmaktadır. Üzerinde yapılaşmaya izin verilen arkeolojik buluntular hem kültür varlığına ulaşılması hem de alanın anlam kazanması açısından önemlidir. Kentlerde yapılaşma sırasında açığa çıkartılan arkeolojik mimari kalıntıların bir üst örtü sistemiyle ya da bir mekan içerisine alınarak korunması gerekmektedir. Bu çalışmada, arkeolojik buluntuların ve sur duvarlarının mekanı şekillendirmesindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, Antalya Kaleiçi'nde toplam on dört adet arkeolojik buluntu ve sur duvarları ile ilişkili yapı seçilerek tespit çalışmaları yapılmış ve mekan analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma, arkeolojik mekan tanımı ve kapsamı, arkeolojik buluntuların ve sur duvarlarının arkeolojik mekanlara dönüşümünde tasarım sürecine teorik ve pratik yönlerden önemli katkılar sağlayacaktır.

Büşra Göküz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetleri kapsamında yer alan eczanelerin mekan düzenlemelerinde kimlik kavramı

İnsan sağlığı ile doğrudan ilgilenen eczacılık, insanlık tarihi kadar eski ve geçmişten bugüne satış alanında faaliyet gösteren, günümüzde birinci basamak sağlık hizmeti olarak sınıflandırılmaktadır. İlaç ve ilaç dışı sağlık ürünlerinin temin, tedarik, üretim ve depolama işlemlerinin yapıldığı eczaneler, sağlık kuruluşu olarak hizmet vermesi yönüyle perakende satış alanlarından tasarım ve kimlik ölçeğinde ayrılmaktadır. Bu ayrım, eczanelerin iç ve dış mekan tasarımlarına yansımış ve bunun sonucu olarak mekan kimliklerini de etkilemiştir. Günümüzde, insan sağlığı ve yaşamında önemli bir rol oynayan olan eczanelerin, iç mimarlık ve tasarım anlamında incelendiği detaylı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle çalışmanın amacı eczaneleri, cadde veya semt üzerinde bulunan eczaneler, sağlık kuruluşuna yakın konumlanan eczaneler ve alışveriş merkezlerinde bulunan eczaneler olmak üzere konumlarına göre gruplandırarak; dış, iç mekan kabuk, iç mekan yerleşim ve kullanıcı unsurlarından oluşan kimlik unsurlarına göre eczane tasarımını oluşturan mekan kimliğine ait parametreler ile ortaya koymaktır. Bu kapsamda benzer metrekarelere sahip konumlarına göre üç eczane; eczaneler özelinde yasal olarak belirlenen Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik göz önünde bulundurularak, eczane tasarımı ve mekan kimliğini oluşturan etkenler, detaylarıyla incelenmiş, konumlarına göre kimlik unsurları karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak incelenen örneklerden elde edilen veriler ışığında kimlik unsurlarının her birini tanımlayan mekan kimliği parametreleri belirlenmiştir.

EczanelerMekan kimliğiTasarım+1
Parla Özkul
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

İç mekanlarda ferahlık algılaması ve değerlendirmesi

Han and Bui It-Environment studies have increased rapidly in recent years» leading to a better understanding and examination of the effects of different architectural variables on the assessment of interior spaces. The aim of this thesis is to analyze the effects of some of these factors, namely ? room geometry, color, lighting, window, and furniture on the perception and evaluation of spaciousness. These have been studied in the context of man-environment interactions, based on the studies of well-known researchers of the field. In addition, two case-studies have been conducted to study the effects of furniture organisation and lighting arrangements on the iiiassessment of interior spaces in terms of spaciousness. Keywords: Environmental behavior. Built environment, Spatial perception, Openness, Enclosedness, Spaciousness.

SpaceSpatial perceptionEnvironment identification+3
Çiğdem Demirörs
Bilkent University · Institute of Fine Arts
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Mekânın disiplinlerarası değerlendirilmesi: Tim Burton ve Wes Anderson'ın Roald Dahl uyarlamaları

İnsan elleriyle alet, zihniyle kurgu üretebilmesi ile evrimsel süreçte diğer canlılardan ayrılmaktadır. İlk barınma mekânları olan mağaralarda bulunan resim ve heykeller insanın soyut düşünme yeteneğinin ne kadar eskiye dayandığıyla beraber, bulundukları mekânı mesajlarını iletmek için nasıl kullandıklarıyla ilgili de ipuçları verir. Mekânın nasıl algılandığı ve anlam iletmek üzere nasıl kullanıldığı o günden günümüze gelişim göstermeye devam eden dinamik bir konu başlığıdır. Mekân tasarımının anlam ve işlev tartışmaları üzerinde gidip gelen dengeleri tarih boyunca okunabilmektedir ve bu insanın düşünce tarihiyle paralel giden bir süreçtir. İnsan için mekân tasarlayan bir disiplin olarak mimarlık da aynı zihin süreçlerinin sonucu ortaya çıkan bir anlatım biçimi olmakla beraber mekânı bir araç olarak üreten diğer disiplinlerin alanlarına kaçınılmaz olarak dahil olmaktadır. Bu çalışma, mekânı ve nasıl algılandığını teorik olarak bütünsel bir yerden açıklamaya çalışırken, anlamın mekân aracılığıyla nasıl iletildiğini mimarlık, edebiyat ve sinema üçgeninde bir pratikle incelemeyi amaçlamaktadır. Teorik okuma mekân kavramı ile ilgili paradigmaları değiştiren önemli yol ayrımlarına yer verebilmek açısından disiplinlerarası bir literatür üzerinden yapılacaktır. Pratik değerlendirme de yine bu disiplinlerarası yapıyı ortak bir zemine taşıyabilmek amacıyla eleştirel çözümleme yöntemlerinin kılavuzluğunda ilerleyecektir. Bu amaçla anlatısının mekânlarını birer karakter gibi yapılandıran Roald Dahl'ın mekân açısından önemli iki hikayesi Charlie'nin Çikolata Fabrikası ve Yaman Tilki'nin auteur olarak nitelendirilen yönetmenler Tim Burton ve Wes Anderson tarafından yönetilen uyarlamaları seçilmiştir. Edebi anlatıdaki mekânların nasıl algılandığı ve belirgin bir görsel üsluba sahip bu iki yönetmen tarafından ekrana nasıl taşındıkları tartışmaya açılarak mekânın disiplinlerarası yolculuğunun ve algı sürecinin bu yolculuktaki rolünün deşifresi hedeflenmektedir.

Anderson, WesBurton, TimDahl, Roald+4
Yağmur Ezgi Kaya Akarpa
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Renk ve malzeme çiftlerinin sıcaklık algısıyla ilişkisi

Warmth perception is physical, emotional, semantic, and sensorial bond between people and their environments. Warmth is a prominent characteristic of interior architecture and is related to colours and materials. Although the effects of single colours and single materials on warmth have been explored, colours and materials rarely appear alone in interiors and there has been no research on how paired colours and paired materials affect warmth perception in interiors. Therefore, the main aim of this study is to investigate their effects through a seven-point semantic differential scale and open ended questions.192 different participants assessed three different colours (red, white, and green), and their pairs or three different materials (fabric, timber, and plasterboard), and their pairs under controlled conditions. Findings demonstrated that single colours and paired colours both affect warmth perception in interiors. The effects of single colours in interiors are subtle in warmth perception: red is perceived warmer than green and green is perceived warmer than white. All single colours have a moderate level of warmth in interiors as pairs, consequently red (warm colour) appears to increase and white (achromatic colour) appears to decrease the warmth perception of their pairs. Furthermore, as single materials timber and fabric have the same level of warmth and are warmer than plasterboard whereas there is not any difference between pairs. Findings indicated that natural materials are perceived warmer than artificial one. Keywords: Colour, Interior Architecture, Material, Warmth Perception.

MaterialsColorsWarmth perception+1
Begüm Ulusoy
Bilkent University · Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 döneminde Akdeniz Üniversitesi iç mimarlık temel tasarım dersinin yaratıcılık açısından geri bildirimler üzerinden değerlendirilmesi

COVID-19 salgını her alanda olduğu gibi eğitim sektörünü de etkisi altına almış; Yüksek Öğretim Kurulu kararı ile 2020-2021 eğitim-öğretim yılı güz ve bahar dönemi uzaktan eğitim yoluyla yürütülmüştür. Bu durum özellikle uygulamaya dayalı eğitim programlarında derslerin işleyiş sürecinde değişikliklere neden olmuştur. Bu derslerden biri de birinci sınıf mimarlık, iç mimarlık ve tasarım tabanlı bölümlerin başlıca derslerinden biri olan temel tasarım dersidir. Yüz yüze iletişimin ve etkileşimin baskın olduğu temel tasarım dersinde uzaktan eğitime geçiş sürecinde yaşanan değişiklikler hem öğretim elemanlarını hem de öğrenciler açısından farklı deneyimleri de beraberinde getirmiştir. Çalışmada temel tasarım eğitiminin en önemli unsuru olan yaratıcılığa odaklanılmıştır. Bu doğrultuda Wallas'ın (1926) 4P modelinden yararlanılmış ve pandemi ile birlikte temel tasarım eğitiminden etkilenen kişi, çevre, ürün ve sürecin yaratıcılığa etkisi ele alınmıştır. Çalışmanın ana amacı olarak, pandemi nedeniyle zorunlu olarak ve planlanmamış çevrimiçi ders sürecini deneyimleyen öğretim elemanları ile öğrenci geri bildirimleri kullanılarak süreç ve çevre açısından uzaktan temel tasarım eğitiminin öğrencilerin yaratıcılığına ve öğrenme çıktılarına (ürünlere) etkisinin değerlendirilmesidir. Farklı geri bildirimler üzerine kurulu çalışma, iki aşamalı olarak tasarlanmıştır. İlk geri bildirim süreci deneyimleyen öğretim elemanlarının geri bildirimleri iken; diğer geri bildirim dersi alan 70 öğrenci üzerinden içeriklere yönelik geri bildirimlerdir. Bu kapsamda öğrencilerden, temel tasarım dersi kapsamında öğrenmesi beklenen değerler değişmediğinden kişi faktörü ele alınmamış; çevre, süreç ve ürünler ele alınmıştır. Çevre faktöründe atölye ortamı, online ortam, öğrenci-öğretim elemanı etkileşimi, öğrenci-öğrenci etkileşimi; süreç faktöründe, online süreç, ödev takibi ve eleştirileri, ders akışı; ürün faktöründe ise malzeme temini ve üç boyutlu çalışmalar açısından değişimlerin yaşandığı tespit edilmiştir. Bu faktörler tespit edilirken de ders takibi, dijital ortam, teknik açıdan kolaylık, adaptasyon süreci, farklı bakış açısı, uyum sağlama, sorunları bireysel çözme, yaratıcılık gibi kavramlara ulaşılmış ve bu kavramlar üzerinden çevre, süreç, ürün unsurları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak uzaktan temel tasarım eğitiminde çevre, süreç ve ürün faktörlerinden yaratıcılığa 3 faktör için de olumlu etki eden kavrama ulaşılamamıştır. Çevre, süreç ve ürün faktörlerinin üçünü de olumsuz etkileyen kavramlar; soyut düşünme, iletişim problemi ve devamsızlık problemi olmuştur. Bu kapsamda süreç ve çevre açısından uzaktan temel tasarım eğitiminin 2020-2021 eğitim-öğretim yılı güz ve bahar dönemi Akdeniz Üniversitesi iç mimarlık temel tasarım öğrencilerinin yaratıcılığına ve öğrenme çıktılarına (ürünlere) etkisi ortaya konmuştur.

İpek Özpınar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı gündüz sosyalleşme mekânlarının tasarım kriterleri açısından incelenmesi: Antalya ili örneği

Günümüzde modern yaşamın ve tıp teknolojilerinin gelişmesinin en belirgin sonuçlarından biri de yaşam süresinin uzaması ve bunun sonucunda da yaşlı nüfusun artmasıdır. Yaşlı nüfusun artışıyla birlikte yaşlı, yaşlanma ve yaşlılık gibi kavramlar hayatımıza girmiştir. 65 yaş ve üzeri kesim yaşlı olarak tanımlanırken, yaşlanmanın bir süreç ve yaşlılığın ise bir dönemi ifade ettiği vurgulanmaktadır. Nüfusun yaşlanması durumuyla karşı karşıya kalan toplumlar ve yönetimler zamanla yaşlı nüfus için çeşitli sosyal politikalar ve bakım modelleri geliştirmeye başlamışlardır. Geliştirilen modeller doğrultusunda da bakım çoğu toplumda kurumsal ve evde bakım olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Kurumda veya evde bakıma ihtiyacı olmayan bağımsız yaşlı kesim için ise topluma yeniden katılımlarını teşvik etmek amacıyla belirli sosyalleşme alanları yaratılarak gündüz bakım veren kurum ve kuruluş modelleri geliştirilmiştir. Gündüz bakım veren bu kuruluşların sayısı ülkemizde de yerel ve özel yönetimlerin girişimleriyle sayıca artmaya başlamıştır. Yaşlı evleri, yaşlı kreşleri, emekli kahveleri, aktif yaşlı merkezleri, yaşlı lokalleri, yaşlı destek ve dayanışma merkezleri, yaşlı kulüpleri ve aktif yaşam merkezleri ülkemizde yaşlılara gündüz hizmet sunan birimlerden bazılarıdır. Çalışma kapsamında çok çeşitli isimlerle yayılan bu birimler yaşlı gündüz sosyalleşme mekanları olarak tek bir başlık altında tanımlanmıştır. Bu çalışmanın amacı yaşlı gündüz sosyalleşme mekanlarının çalışma kapsamında geliştirilen yaşlı gündüz sosyalleşme mekanlarının tasarım kriterleri doğrultusunda incelenmesi, yapıların yaşlı kullanıcıların fiziksel, psikolojik, kültürel ve sosyal beklentilerini karşılama durumlarını tespit etmektir. Çalışma materyali olarak Antalya İl'indeki dokuz yaşlı gündüz sosyalleşme mekânı belirlenerek yaşlı gündüz sosyalleşme mekanları tasarım kriterleri açısından değerlendirilmiştir. Bu çalışmayla birlikte yaşlıların sosyalleşme mekanları olarak nitelenebilecek yapıların yaygınlaştırılması ve yaşlıların beklentilerine göre bu mekanların yeniden düzenlemelerinin yapılmasının gerekliliği konusunda farkındalık oluşturulması hedeflenmiştir.

Makbule Berfin Büker
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Biyofili kavramının yabancılaşma ve aidiyet problemleri kapsamında mekan tasarıma etkisi: Biyoaidiyet

İnsanlar sosyal varlıklar olarak aidiyet duygusuna sahiptir, bu da başka insanlarla bağlantı kurmayı amaçlar ve son derece kuvvetli bir arzudur. Aidiyet, bir insana, topluma ya da bir gruba olabileceği gibi bir mekana karşı bağlılık, sorumluluk şeklinde de karşımıza çıkabilir. İnsanlar kendilerine tanıdık gelen mekanlarda kendilerini daha güvende hissederler ve bu koşul gerçekleştikten sonra da aidiyet duygusu geliştirirler. Sanayi Devrimi, teknolojideki hızlı gelişimle birlikte insanoğlunun yaşamında önemli bir dönüm noktasıdır. Özellikle Sanayi Devrimi sonrasında ortaya çıkan yabancılaşma kavramı ise, insanların kendilerini bir yere, bir topluma ya da herhangi bir şeye ait hissedememeleri olarak düşünülebilir. Sanayi Devrimi ile birlikte üretkenlik artarken, insanların doğayla olan bağı çoğunlukla kopmuştur ve kendine özgü bir hayat tarzı olan insan, endüstriyel çalışmanın bir parçası haline gelmiştir. Bu durum da insanların kendilerine ve diğer insanlara karşı duyarsızlaşmasına sebep olmuştur. Yabancılaşma kavramına çözüm arayışları günümüzde de devam etmektedir ve çözüm önerisi olarak, pek çok doğa temelli tasarım yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Bunlardan birisi olan ve Eric Fromm tarafından 196o'lı yıllarda ortaya atılan "biyofili" kavramıdır ve bu kavram insanların doğal ortamları tercih etmesine neden olan içgüdüsel bir dürtüdür. Ayrıca, biyofili teorisi insanlar ve diğer canlı organizmalar arasında psikolojik bağların da olduğunu savunur. Biyofilik tasarım ise doğa ile mekanlar arasında bir bağ kurarak insanların refah düzeyinin artmasını hedefleyen bir tasarım yaklaşımıdır. Biyoaidiyet ise biyofilik tasarım ilkeleri ve mekan aidiyet unsurlarının bir kesişimi sonucunda oluşmuş yeni bir kavramdır. Bu çalışmanın amacı; hangi biyofilik tasarım ilkelerinin mekan aidiyetine etki ettiğini araştırmak ve biyoaidiyet unsurlarının yabancılaşma problemine bir çözüm olup olmadığını analiz etmektir. Bu çalışmada yabancılaşmanın daha az olduğu ve mekan aidiyetinin yüksek olduğu geleneksel yapılardan modernizmin de etkilendiği iki önemli geleneksel yapı olan Geleneksel Türk evleri ve Geleneksel Japon evleri örneklem yerleri olarak belirlenmiştir ve bu yapılarda biyoaidiyet unsurlarının aranması bu çalışmanın yöntemini oluşturmuştur.

Dürdane Aksoy Dolu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Deprem sürecinde yapısal olmayan elemanların neden olduğu tehlike ve risklere yönelik eğitim modelinin önerilmesi

Depremler; can ve mal kaybına neden olma, yaralanmalara yol açma, devam eden faaliyetleri durdurma, yangın tehlikesi oluşturma gibi çeşitli tehlike ve risklere neden olabilmektedir. Depremin neden olduğu tehlike ve risklerin çoğu yapısal elemanlardan kaynaklansa da, yapısal olmayan elemanların etkisi de oldukça fazladır. Tehlike ve riskler karşısında toplum tarafından alınabilecek önlemler kadar yapı tasarımı, üretimi ve denetiminde rol alan mimar ve iç mimarların alacağı önlemler de oldukça önemlidir. Dolayısıyla mimarlık ve iç mimarlık eğitiminde depremin yeri önemli bir konudur. Dünyada ve Türkiye'de mimarlık ve iç mimarlık eğitiminin verildiği programlar incelendiğinde; üniversitelerin çoğunun yapısal sorunlar, strüktür ve malzeme üzerine bilgi verdiği, ancak yapısal olmayan elemanlara yönelik bir eğitim programı ve modelinin bulunmadığı gözlemlenmiştir. Çalışmanın temel amacı; deprem sırasında yapısal olmayan elemanların oluşturduğu tehlike ve risklere yönelik iç mimarlık öğrencilerinin bilgi ve farkındalıklarının geliştirilmesi adına bir eğitim modeli önerilmesidir. Bu doğrultuda çalışma kapsamında; 11 modülden oluşan, tehlike-risk-önlem ve öğrenci kazanımları ilişkileri üzerine bir eğitim kod haritası oluşturulmuştur. Çalışmanın araştırma modeli; analiz ve tasarım olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama olan analizde; literatür taraması ve uzman gruplarla yapılan 1. arama konferansıyla ihtiyaç analizi yapılarak, eğitim modüllerinin ve hedeflerinin belirlenmesi tamamlanmıştır. İkinci aşama olan tasarımda ise; uzman gruplarla yapılan 2. arama konferansıyla öğrenci gereklilikleri, kazanımlar ve modüllere bağlı tehlike-risk-önlemler belirlenmiştir. Tasarımın son aşamasında ise tehlike-risk-önlem ve öğrenci kazanımlarının ilişkileri üzerine bir eğitim kod haritası oluşturularak eğitim modelinin içeriği tamamlanmıştır.

Şeyma Dereci Dalbastı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dönüşümsel planlama kapsamında atıl kalan ofis binalarının üniversite olarak yeniden kullanılması

Ülkemizde bir yanda yerleşke ölçeğinde yeterli binaya sahip devlet üniversiteleri, diğer yanda yeni kurulmuş bina sıkıntısı çeken vakıf üniversiteleri yer almaktadır. Her geçen yıl yüksek öğretime ilginin artması ile üniversite ve öğrenci sayısı artmaktadır. Bunun sonucunda üniversiteler mekânsal açıdan yetersiz kalmakta ve özellikle arazilerin çok pahalı olduğu büyük şehirlerde, yeni bina inşa etmek yerine, mevcut binaları dönüştürmektedir. Son yıllarda değişen çalışma alışkanlıkları ve ofis binalarının yüksek kira bedeli nedeniyle ofis binaları atıl kalmaktadır. Ofis binalarının atıl oluşları, merkezi konumları ve çağdaş bina olmaları sebebiyle üniversiteler tarafından tercih edilmektedir. Tez kapsamında İstanbul'da mevcut ofis yapısından dönüştürülmüş dört vakıf üniversitesi seçilmiş ve tasarımcıları ile görüşülmüştür. Tasarımcılara; üniversiteye dönüşüm sürecinde ne tür sorunlar ile karşılaştıkları, ne gibi değişiklikler yaptıkları sorulmuştur. Tasarımcıların verdiği cevaplar, tasarımcılardan toplanan çizimler ve yerinde çekilen fotoğraflarla beraber, mevcut yapılara ilişkin bütün veriler toplanmıştır. İlk bölümde irdelenen literatür taramasında belirlenen kriterler üzerinden, seçilen üniversite binaların sosyal, fiziksel, işlevsel, mekânsal, teknik ve güvenlik özellikleri detaylı olarak incelenmiştir. Mevcut durumları, tasarımcıların aldığı ortak kararlar ve yapılan tüm müdahaleler belirlenmiştir. Binaların tasarımcılar açısından olumlu ve olumsuz yönleri ortaya koyulmuştur. İncelenen örnekler üzerinden; ofis yapılarının üniversite kullanımı açısından uygunlukları ortaya koyularak, atıl kalan ofis yapılarını yeniden işlevlendirmeyi düşünen üniversiteler için önerilerde bulunulmuştur.

Ece Yıldırım
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İç mekan ve mobilya tasarımı kapsamında akıllı malzemelerin incelenmesi

Akıllı malzemeler doğal özellikleri sayesinde çevresindeki en az bir uyaranı algılayıp tepki verebilen, uyaran ortadan kalktığında eski haline dönebilen ve uyaran-tepki ilişkisini sürekli tekrarlayabilen malzemelerdir. Bu malzemelerin genel tanımı, özellikleri ve sınıflandırılması yapılmasına rağmen tasarımda ve mimaride yeni ortaya çıkan ve yüksek performansa sahip malzeme türlerinden farkı ve 'akıllı' kavramındaki yeri henüz tam olarak anlaşılmadığı ve karıştırıldığı gözlenmiştir. Çalışmada, akıllı malzemeler hakkındaki bu karmaşıklığı gidermek amacıyla iki adımdan oluşan bir araştırma yapılmıştır. İlk adımda karşılaştırma yöntemiyle tasarımda ve mimaride kullanılan akıllı malzemelerin yüksek performansa sahip diğer malzeme türlerinden farkı, akıllı kavramındaki ve uyarlamalı mimarideki yeri sorgulanmıştır. Bununla beraber akıllı malzemelerin özelikleri, sınıflandırılması, uygulama yöntemleri ve problemleri incelenmiştir. İkinci adımda ise iç mekan ve mobilya tasarımı kapsamında akıllı malzemelerin uygulanma yöntemi, kullanım amacı ve kullanım alanı kimlik kartları ve analiz tabloları oluşturularak incelenip irdelenmiştir. Sonuç olarak akıllı malzemeler görme ve dokunma duyularımızla etkileşime ve iletişime geçerek interaktif mimariyi, bulunduğu ortamdaki değişime farklı özelliklerle cevap vermesi bakımından uyarlamalı mimariyi, kullanıcı konforu ve enerji verimliliği sağlayarak sürdürülebilir mimariyi etkilediği tespit edilmiştir. Akıllı malzemeler farklı kullanım biçimlerinde geleneksel malzemelere eklenerek kompozit bir malzeme olarak, ham halde veya led gibi bir aygıt içerisinde kullanılmıştır. Bu malzemeler iç mekanda ve mobilya tasarımında kullanıcıyla veya çevresiyle iletişim ve etkileşim sağlaması amacıyla uygulanırken, iç mekanda hava kirliliğini azalmak, iç mekan ısısını kontrol etmek, gizlilik sağlamak, gün ışığı kontrolü ve temizleme maliyetlerini azalmak için işlevsel amaçla da kullanıldığı görülmüştür.

Sümeyra Akgün
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bilinç akışı tekniği ve mimarlık: Bernard Tschumi örneği

Modern edebiyatta bir anlatım yöntemi olan bilinç akışı tekniği, psikoloji ile ilişkisini Sigmund Freud'un "Psikanaliz Kuramı" ve "Serbest Çağrışım Metodu" ile kurmaktadır. Çalışmanın temel amacı, bilinç akışı tekniğinin mimarlıktaki varlığını ortaya koymaktır. Bu anlamda tekniğin kökenini; bireyin düşüncesinin zaman içerisinde nasıl şekillendiğini felsefe tarihinde, düşüncesiyle var olan bireyin zihinsel ve bedensel değişimini psikoloji tarihinde, sanatçının değişen psikolojisinin üretkenliğini tetiklemesiyle yaratma ediminde bulunma nedenlerini sanat tarihinde olmak üzere üç ayrı alanda incelemektedir. "Yapılan Çalışmalar-I" bölümünde, bilinç akışı tekniğinin felsefe ve psikolojideki bilinç etkinlikleri araştırılarak; edebiyat, müzik, heykel, resim ve mimarlık alanlarında incelenen örneklerle sanatta bilinç akışı tekniğinin izi sürülmüştür. "Yapılan Çalışmalar-II" bölümünde, Bernard Tschumi'nin söylemleri ve çalışmaları ile mimarlıkta bilinç akışı tekniğinin araştırması içinde olunmuştur. Çalışmanın "Bulgular" bölümünde; felsefe, psikoloji, sanat ve Bernard Tschumi bağlamında incelenen örneklerin genel analizi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde ise bilinç akışının tekniğinin mimarlıkta var olduğu söylemi ortaya koyularak, tartışmaya açılmıştır.

Gamze Çapkınoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mekânda devinim: Mobil mikro konutlar

Devinebilir olma, devinim veya devingenlik; insanlara ve mekânsal gereksinmelere cevap veren, taşınabilen veya durum değiştirilebilen; durağanlığın aksine hareketin ve yer değişiminin karşılığı olan bir kavramdır. Mimari üründe veya mekânda devinebilir olma dünyada giderek daha da yaygınlaşmaktadır. Devinebilen mimari ürünlerden birisi olan mobil mikro konutlar, konumunu değiştirerek içerisinde yaşamın devam ettirildiği devingen mekânlardandır. Diğer taraftan mobil mikro konutlarda devinimi sağlayan mekân bileşen ve öğeleri ile mekân örgütlenmesi çeşitlenmekte ve mekândaki olanaklılık artmaktadır. Bu doğrultu da tez çalışmasının temel amacı, mekândaki bileşenler ve öğeler aracılığıyla devinim sürecinin değerlendirilmesi ve mekândaki devinim etkisini ortaya koymaktadır. Mobil mikro konutlardaki mekân bileşenleri ve öğelerinde oluşan devinimin hareket, değişim, geçicilik ve boşluk kavramlarıyla mekân üzerindeki etkisinin ortaya konulması, mekândaki devinimin süreci ve mekânında devinime tepkileri çalışma çerçevesinde ele alınmıştır. Yapılan literatür taramaları sonucunda devinim kavramına dair tanımlamaların neler olduğu, mimaride ve mobil mikro konutta devimin nasıl ele alındığı incelenerek, bu doğrultuda "mekândaki devinim" modeli oluşturulmuştur. 'Mekândaki devinim' modeline bağlı olarak belirlenen 20 mobil mikro konut analiz edilmiştir. Mobil mikro konuttaki devinimle 5 temel sorunun cevabı aranmıştır. Sonuç olarak mekândaki devinimin; mekân örgütlenmesini etkilediği ve devinebilen her şeyin tasarımı doğru yapıldığında standart konutta bulunan eylem alanların karşılanabildiği görülmektedir. Mekândaki devinim sürecinde, devinim eylemleriyle konuta olanaklar sağlanabildiği gibi bazı devinim eylemleriyle konutta kısıtlılıklar oluşturduğu da görülmektedir. Konut mekânda oluşan devinime ise işlevsel, görsel ve boyutsal olarak farklı tepkiler göstermektedir. Tüm etkiler, süreç ve tepkiler incelendiğinde mekân tasarlanırken mekândaki devinimin göz önünde bulundurularak uygulandığında mekândaki yaşanabilirliğin ve kullanışlılığın artacağı düşünülmektedir.

HareketKüçük konutlar
Betül İrem Temiz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel konutlarda mekan ve donatı kurgusu açısından depolama birimlerinin tipoloji araştırması: Akseki, İlvat köyleri örneği

Geleneksel dokuda yerel mimarinin rolü ve önemi büyüktür. Yerel mimari içeresindeki geleneksel konutlar; o yörede yaşayan insanların aile yapısı, din, kültür, sosyal ilişkileri, iklim ve topoğrafyanın etkisiyle şekillenmektedir. Geleneksel konutlarda önemli bir hizmet eylemini tanımlayan depolama kavramı da mekan ve donatı kurgusu açısından hem sosyo-kültürel hem de doğal çevreden ilham alan yöresel bir yaklaşıma sahiptir. Günlük yaşantının önemli bir göstergesi olan konut yapılarında depolama birimlerinin işlevi, yapım tekniği, malzeme, süsleme vb. niteliklerin diğer araştırmalara kaynak oluşturması için tespit edilmesi ve bunlara ait tipoloji araştırması çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırma 6 aşamadan meydana gelmektedir. Birinci bölümde; çalışmanın problemi, amacı ve kapsamının anlatıldığı bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde; depolama kavramı, tarihsel gelişimi, mekan-eylem ilişkisinde depolama oluşumu, geleneksel Anadolu konutu iç mekanı ve depolama birimleri, Akseki Bölgesi ve geleneksel konutu hakkında bilgiler incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Akseki İlvat Bölgesi, araştırma yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Sonrasında geleneksel konutlara ait kimlik kartları oluşturularak çalışma alanına ait veriler toplanmıştır. Dördüncü bölümde, elde edinilen bilgiler ışığında konutların iç mekan depolama birimleri; işlevsel, donatı, yapım tekniği, malzeme ve süsleme özellikleri açısından analiz edilmiştir. Beşinci bölümde; depolama birimleri mekan ve donatı kurgusu açısından sınıflandırılmış ve bu birimlere ait tipoloji incelenmiştir. Son bölümde ise yapılan literatür ve alan çalışmasının genel sonuçları yapılmakta ve önerilere değinilmektedir. Yapılan envanter çalışmaları ışığında, Akseki, İlvat Köyleri geleneksel konutlarında bulunan mekan ve donatı kurgusu açısından depolama birimlerinin tipolojileri ortaya konmuş ve donatı açısından depolama birimlerinin rolünün daha nitelikli olduğu görülmüştür.

Mikail Açıkel
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim mekanlarının Down sendromlu bireyler için yapı biyolojisi kapsamında değerlendirilmesi

Dünya nüfusunun yüzde 10'u engelli olarak tanımlanan bireylerden oluştuğu düşünülmektedir. Engelli nüfusunun olduğundan az gözükmesinin sebebi sağlıklı olarak nitelenen grubun engellileri ötekileştirmesi ve sosyal hayata katılmasının önüne koyulan engellerdir. Tasarımcılar herkesin kullanabileceği mekanlar tasarladığı sürece bu bireylerin önündeki engeller kalkacak ve toplumdaki yerlerini alacaklardır. Ülkelerin gelişmesinin ve nitelikli bir toplum inşa etmenin yolu bireylerin eğitiminin sonucudur. Eğitim hakkı her bireye eşit bir şekilde verilmiş bir haktır. Dolayısıyla engelli bireylerin de eğitim alması için gerekli altyapıyı oluşturmak bir gerekliliktir. Engelli bireylerin ihtiyaçlarına göre inşa edilmeyen veya yeniden işlevlendirme sonucu eğitim yapısına dönüştürülmüş çağ dışı mekanlarda eğitim verilmesi bu bireyleri ayırmak ve eğitim almalarını güçleştirmektir. Engellilere yönelik eğitim yapıları tasarlanırken engellilerin özellikleri, gereksinimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Engellilerin mevcut eğitim yapılarında karşılaştığı zorluklar saptanmalıdır. Engel türüne göre de ihtiyaçlar ve tasarım prensipleri değişir. Bu çalışma kapsamında engelli kavramı ve down sendromu, eğitim kavramı ve eğitim mekanları, yapı biyolojisi kavramları literatürden araştırılmıştır. Daha sonra, eğitim mekanlarının down sendromlu bireyler için yapı biyolojisi açısından kriterleri oluşturulmuştur. Bu kriterler literatürdeki down sendromlu bireylerin özelliklerinin ve ihtiyaçlarının mekâna yansıması sonucu ortaya konmuştur. Alan araştırmasında bu kriterlere göre eğitim yapıları yerinde incelenerek kriterleri karşılayıp karşılamadığı tespit edilmiştir. Alan araştırması için Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı birçok özel eğitim okulları yerinde incelenmiştir. Bu okulların içerisinden Gülseren Özdemir Özel Eğitim Uygulama Okulu (Okul 1) ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı Metin Sabancı Özel Eğitim Okulları (Okul 2) seçilmiştir. Bu iki okulun seçilmesinin sebebi diğer kurumlara göre fiziksel altyapılarının nitelikli olmasıdır. Çalışmanın amacı psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlara göre eğitim mekânlarının yapılandırılması ve bu mekanların down sendromlu bireylerin sağlığıyla olan ilişkisini araştırmaktır. Sonuç olarak tasarım tercihlerinde insan sağlığının göz önünde bulundurulması konusundaki tutumların artması gerektiği ortaya çıkmıştır. Mekân tasarımının asıl amacı kullanıcısına konforlu ve sağlıklı ortamlar sağlamak olmalıdır. Literatür taramasında, yaşanan mekanların kullanıcının hayat kalitesine ve başarısına doğrudan etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Boyutsal anlamda evrensel tasarım bir zorunluluk haline gelmiştir. Biçimsel olarak bakıldığında esnek, güvenli, dikkat dağıtmayan, birden fazla duyuya hitap edebilen mekan ve donatılar down sendromlu bireyler için önerilmektedir. Doğal aydınlatmadan en yüksek seviyede yararlanmak gerekliyken yapay aydınlatmaların renk ve şiddet ayarının yapılabilir olması tercih edilmelidir. Mekan genelinde rengin görsel bir ipucu olarak kullanılmasının beraberinde kontrast renklerin uyarıcı niteliğinde kullanılması neticesine varılmıştır. Down sendromlu bireyler sağlıklı bireylerden daha hassas olduklarından termal ve akustik konfor konularında daha fazla etkilenmektedirler. Akustik konforu sağlama noktasında yapı inşa sürecinde birtakım yalıtım malzemelerine ek olarak mekanın yüzey malzemelerinde ses emici ve gürültüyü obsorbe edici özelliklerin bulunması önerilmektedir.

Eğitim yapılarıİç mekan tasarımıİç mimari
Sezer Volkan Öztürk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya ve iç mekan tasarımında atık malzeme kullanımı

Dünya kaynaklarının hızla tükendiği düşünüldüğünde tüketicilerin yaşam şeklini değiştirmesi ve buna bağlı olarak tasarımcıların teşvik edilmesi gerekmektedir. Sürdürülebilir bir yaşam kapsamında tükenmeye yüz tutmuş malzemelerin yeniden kullanılması ve geri kazandırılması için duyarlı ortam oluşturulması önemi giderek artmaktadır. Geri dönüştürülebilir atık malzemelerin, kullanım değeri üzerine çalışmalar yapılarak biriktirilmesi, ve farklı yöntemler kullanılarak tekrar kazandırılması kaçınılmazdır.Tez kapsamında çevreye, topluma duyarlı tasarım anlayışı ve sürdürülebilirlik kavramının tasarım disiplinindeki yerine dair dünya'dan ve Türkiye'den örnekler ele alınmıştır.Bu bağlamda, sürdürülebilirlik ''günümüzün ihtiyaçlarını karşılarken , gelecek nesillerin gereksinimlerini yerine getirmesinden taviz vermemek'' şeklinde tanımlanabilmektedir. Sürdürülebilir bir sistemin oluşması için atık malzemelerin birbirinden ayrıştırılması gerekmektedir. Bu atıkların tekrar sisteme dahil edilmesi ile yeni malzemeye olan ihtiyaç oranı düşürülüp ve bunun sonucunda oluşan çevre sorunları azaltılarak yeni kaynağa olan ihtiyaç minimum seviyeye getirilecektir. Atık ayrımının yapılmaması ve atıkların çöpe atılması durumunda, geri dönüşebilir atık kirlenmekte, geri dönüşebilme kabiliyeti ve verimi azalmaktadır. Bu çalışmanın amacı; atık malzemenin yada kullanılmayan atık objenin hem yeniden kullanım (reuse) , hem de geri dönüşüm (recycle) kapsamında değerlendirilerek özellikle mobilya ve iç mekan tasarımı üzerinden, dünyadan ve ülkemizden özel, yaratıcı yönlerini gösterirken, tasarım eğitiminin de bu konudaki katkısı araştırmaktır. Anahtar Sözcükler: Sürdürülebilirlik, Geri Dönüşüm, Yeniden Kullanım, Atık Malzeme, Mobilya Tasarımı.

Gülserah Indır
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumlarında tuvalet iç mekanı tasarım kriterleri ve kullanıcı odaklı bir yaklaşım: 36-72 aylık çocuklar üzerine bir araştırma

Çocukluk çağı, doğumdan 18 yaşına kadar geçen süre olarak gösterilmektedir. Bu süre, gelişim süreçlerini de içermektedir. Gelişim, çok yönlü karmaşık bir süreçtir ve bu sürecin sağlıklı olarak devam etmesini sağlamak için gelişimin bütün yönlerinin ve gelişimi etkileyen mekansal faktörlerin bilinmesi gerekmektedir. Çocukların kullanıcı olduğu mekanların bu doğrultuda oluşturulması önemlidir. Kullanıcı olarak çocukların yoğunlukta olduğu mekanlara bakıldığı zaman okul öncesi eğitim kurumları önemli bir veri kaynağıdır. Okul öncesi eğitim kurumlarına devam edilen süreç içerisinde gerçekleşen eğitim süreçlerinden bir tanesi de tuvalet eğitimidir. Bu eğitimin sorunsuz şekilde gerçekleştirilebilmesi için mekansal ihtiyaçların sağlanması gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında, 36-72 aylık çocukların tuvalet kullanım tercihlerini göz önünde bulundurarak okul öncesi eğitim kurumlarındaki tuvaletlerin tasarım kriterleri doğrultusunda kullanıcı odaklı bir yaklaşımla incelenmiştir. Okul öncesi eğitim kurumlarına ilişkin mevzuat incelenmiş ve saha gezileri yapılarak mevcut yapı hakkında veri toplanmıştır. Araştırma için gereksinim duyulan veriler mozaik yaklaşımla toplanmıştır. Bu kapsamda, çocuklarla yarı yapılandırılmış görüşme ve resim yapma tekniğiyle veriler toplanmıştır. Uzmanlarla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplanan mevcut yapılardan elde edilen veriler, çocuklardan toplanan veriler ve uzmanlardan elde edilen veriler birlikte incelenmiştir. Sonuç olarak, okul öncesi eğitim kurumlarında yer alan mevcut tuvalet alanlarının kullanıcı olarak 36-72 ay grubu çocukların mekansal ihtiyaçlarının ve beklentilerinin değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Gelecek hayatlarında ve eğitimlerine katkı sağlayabilmek için okul öncesi eğitim kurumlarında yer alan tuvalet alanlarının kullanıcı ihtiyaçlarının ve mekansal beklentilerinin oluşturulması bu çalışmanın ana çerçevesini belirlemiştir.

Gül Ağaoğlu Çobanlar
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2020
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Afet konutlarında esneklik ve değişebilirlik kavramları

Bu çalışmanın amacı afet konutlarında, kullanıcı yaşam alışkanlıkları çeşitliliğini göz önünde bulundurarak, afet konutlarında kullanıcı odaklı esneklik, değişebilirlik kavramlarının irdelenmesi ve bu kavramların mekanın tasarımı aşamasında, sürecin bir parçası olarak ele alınmasını sağlayacak, kullanılabilir bir sistem önerisi getiren kaynak oluşturmaktır. Bu kapsamda afet konutlarında, sadece üretim sürecini ele alan bir tasarım yaklaşımının yerine, hızlı ve ekonomik üretimin önemini göz ardı etmeden, kullanım döneminde konutların kullanıcılarının farklılık gösteren yaşam biçim ve alışkanlıklarına hizmet edebilme becerisini göstermesini sağlayacak bir model oluşturulması hedeflenmektedir. Bu bağlamda kullanıcının konutu kendisiyle özdeşleştirebilmesi ve "evi" haline getirebilmesi adına, yaşadığı mekanı kendi yaşam biçimine uygun hale getirebilmesine olanak sağlayan ve kullanıcının müdahalesine olanak veren bir sistem geliştirilmeye amaçlanmıştır. Birinci bölümde, afet ve afetle ilgili terminoloji oluşturulmuş, Türkiye'de yaşanabilecek afetlerin sonucunda karşılaşılabilecek durumlar ve sonrasında oluşan yeniden yapılanma ve barınma ihtiyacı ele alınmıştır. İnşa edilmiş afet konutlarının Türkiye ve yurt dışındaki elde edilme süreçleri incelenip mevcut durum ortaya konulmuştur. İkinci bölümde, afet konutlarının iç mekan tasarımında esneklik ve değişebilirlik kavramlarının önemi irdelenmiştir. Günümüzde inşaat sektöründe uygulanan kullanıcının yaşadığı mekanda yapabileceği değişikliklere zemin hazırlayan projeler incelenip tasarım yaklaşımları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, afet konutlarında iç mekan bölücü elemanlarına ilişkin yaklaşımlara değinilmiş; kullanıcıların afet konutlarında oluşturabilecekleri esneklik ve değişebilirlik özelliklerini hangi yöntemlerle sağlayabilecekleri ile ilgili saptamalar yapılmıştır. Dördüncü bölümde, Türkiye'de ve yurt dışında üretilen afet konutlarının esneklik ve değişebilirlik kavramları göz önüne alındığında kullanıcı ihtiyaçlarına uygunluğunun analizi yapılmıştır. Bu kapsamda Türkiye ve yurt dışından örneklerin ortak noktaları ve farkları ortaya konulmuştur. Beşinci bölüm, yapılan analizlerin değerlendirilmesi sonucu afet konutlarının esnekliği ve değişebilirliğinin sağlanması için kavramsal bir tasarım sistemi önerisi getirilmiştir.

Afet konutlarıAfetlerDeğişkenlik+4
Özgür Yakın
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mekandaki etkileşimli teknolojilerin çocuk kullanıcı üzerindeki etkisi

Bu çalışmada mekânlarda kullanılan etkileşimli teknolojilerin, çocuğun gelişimi üzerine etkisinin ortaya konularak, mekânların bu etkiyi göz önünde bulundurarak tasarlanmasına ve teknoloji kullanımına dikkat çekmek amaçlanmıştır. Çalışmanın temel ilgi alanı, mekân çocuk ve teknoloji kavramları çerçevesinde, etkileşim temelinde ele alınarak bir araştırma problemi yaklaşımı ortaya konmuştur. Buna bağlı olarak 6 soruya cevap aranmıştır. Bu sorularla teknolojinin mekânsal kullanımı ve çocuk gelişimi üzerindeki etkisinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu bağlamda, 17 nitelikli örnek seçilmiştir. Çalışma kapsamında ele alınan örnekler, etkileşimli ögenin tanıtılıp etkileşim türünün belirlenmesi ve çocuk gelişimine etkisi olarak iki bölüm halinde tablo üzerinde analiz edilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda, bilişsel gelişim dönemlerine bağlı olarak, çocuklara mekânda sunulabilecek etkileşimli teknolojiler ile ilgili veri elde edilmiştir. Çocukların yaş gruplarına göre, etkileşimli ögelerin ilgi çekici formlarda tasarlanarak farklı duyulara hitap etmesi, sosyalleşmelerini sağlaması ve etkileşimi bittikten sonra da mekânsal bütünlüğü sağlayacak şekilde kullanılmasına yönelik, tasarım kriteri oluşturulmuştur.

Etkileşimli yöntemlerMekanÇocuk gelişimi+2
Elif Tezer
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İç mimarlık lisans eğitiminde sayısal tasarım derslerinin mevcut durumunun tespiti ve akademisyen görüşlerinin belirlenmesi

İç mimarlık teknik ve yaratıcı birçok disiplinle ilişkili, bilim ve sanat arakesitinde yer alan mekânın fonksiyonel ve estetik ölçütler gözetilerek tasarlandığı uzmanlık alanıdır. İç mimarlık eğitiminde bu bağlamda çağın getirilerini ve ihtiyaçlarını benimseyerek, iç mimarın sahip olması gereken bütün donanımların aktarılması hedeflenmektedir. Dijital devrimin getirileri hem iç mimarlık pratiğinin hem de eğitiminin kapsamını geliştirmekte ve değiştirmektedir. Tasarımcı adaylarının tabii oldukları müfredatın, dönemin gerekliliklerine yönelik uygunluğunun kontrol edilmesi ve tespit edilen eksikliklerin giderilerek güncellenmesi eşit donanıma sahip tasarımcıların yetiştirilmesi adına önem taşımaktadır. Çalışmanın üniversite (devlet / vakıf) ve bölüm (iç mimarlık / iç mimarlık ve çevre tasarımı) türüne bağlı olarak sayısal tasarım dersi dağılımlarının saptanması ve sayısal tasarım derslerini veren akademisyenlerin görüş ve beklentilerinin tespit edilmesi olmak üzere 2 temel amacı bulunmaktadır. Sayısal tasarım dersleri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve SPSS programında istatistiksel verilere dönüştürülmüştür. Ders yürütücülerinin anket yöntemi ile elde edilen sayısal tasarım derslerine yönelik görüşleri de SPSS programında analiz edilmiştir. İçerik analizi ve anket yöntemi ile elde edilen ortak bulgular ders içeriği, materyal, yöntem ve beklentiler başlıklarında irdelendiğinde üniversite ve bölüm türüne bağlı olarak müfredatlarda sayısal tasarım derslerinin zorunlu veya seçmeli ders olma durumları, verildikleri yarıyıllar, kredi ağırlıkları, ders içerikleri, kullanılan araçlar bağlamında belirli farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Ders yürütücülerinin yazılım, programlama dili ve sayısal fabrikasyon derslerine ve bu derslerde kullanılan araçlara yönelik farklı görüş ve beklentilere sahip oldukları ancak sayısal tasarım derslerinin iç mimarlık lisans eğitimine yönelik etkisini olumlu buldukları sonuçları elde edilmiştir.

Sayısal tasarım
Nisa Nur Göksel
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
Master'sOpen AccessTR

İç mekânda dijital deneyim tasarımı: Sanat-mimarlık ara kesitinde hibrit mekânlar

Yaşamımızın her alanına yansıyan dijital kültür; sanat ve mimarlık disiplinlerini de doğrudan etkilemiştir. Dijitalleşmenin bu disiplinlerde gündeme getirdiği gelişmeler, kullanıcıya dijital bir mekânsal deneyim sunan hibrit mekânların oluşumunun önünü açmıştır. Fiziksel ve dijital gerçeklikler arasında köprü kuran bu mekân türünün tasarım süreci merak konusu olmuş ve araştırmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Amaç, hibrit mekânların tasarım sürecinin ve gelecek potansiyellerinin, ortaya çıkarabileceği olumlu ve olumsuz sonuçların araştırılması; tasarımcılara öngörü oluşturarak bu alanda literatürdeki boşluğun doldurulmasıdır. Multidisipliner bir tasarım süreci sonunda yaratılan hibrit mekânların mimari tasarım bağlamında ele alınmasının gerekliliği yapılan araştırmada yönlendirici olmuştur. Bu doğrultuda, dört aşamada yürütülen araştırmanın hazırlık aşamasında, literatür incelemesi yapılarak araştırmanın kuramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Veri toplama aşamasında, proje örneklerinin analizi, tasarım stüdyoları ile görüşmeler ve yerinde tespit çalışması olmak üzere üç farklı kaynaktan veri elde edilmiştir. Veri analizi aşamasında; elde edilen veriler öncelikle ayrı ayrı analiz edilmiş, ardından bir bütün olarak ele alınmış ve irdelenmiştir. Araştırma sonucunda; hibrit mekân tasarım sürecinin mimari tasarım süreci ile benzerlikler taşıdığı ile birlikte; teknoloji hakimiyetinde sürdürülmesi, birçok farklı alandan uzmanın bir arada çalışmasını gerektirmesi, kullanılan araç ve yöntemlerin çeşitliliği ve niteliği bakımından farklılaştığı tespit edilmiştir. İlgili mekân türünün yaygınlaşma potansiyelinin yüksek olduğu ve birçok farklı işleve yönelik tasarlanabileceği sonucuna ulaşılmış; bu bağlamda ortaya çıkabilecek olanakların ve risklerin neler olduğu sorgulanarak tasarımcı ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışma Karadeniz Teknik Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje numarası: FYL-2022-10153

Edanur Fettahoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim yapılarındaki spor salonlarının mekânsal yeterliliğinin değerlendirilmesi: Trabzon örneği

Spor, çocukların fiziksel yetkinliklerinin geliştirilmesinde, hareket yeteneklerinin ve bilişsel becerilerinin arttırılmasında, sosyal ilişkilerin geliştirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Spor yapan çocukların egzersiz yaptıktan sonra endofrin salınımı yükseltmekte ve bu artış başarıyı arttırmakta etkili olmaktadır. Spor bireyin bilişsel, bedensel ve duyuşsal gelişimine yardım eder. Günümüzde çarpık kentleşmenin de etkisiyle yetersiz oyun ve spor alanlarına sahip olan çocuklar için hareket ihtiyaçlarını karşılayabilecek, enerji boşaltmak ve sosyal bağlar kurabilmek için ihtiyaç duydukları spor salonları, daha da önem kazanmaktadır. Bu çalışma eğitim yapılarında spor salonlarının mekânsal yeterliliğini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Öncelikle spor salonlarının eğitim yapılarındaki tarihsel süreç içindeki gelişimi, spor salonlarının tanımlaması ve spor salonlarının sahip olması gereken ana gereksinimleri tespit etmek için literatür taraması yapılmıştır. Çalışmanın sonraki aşamasında Trabzon'un Ortahisar ilçesinde yer alan seçilen 4 lise yapısının spor salonlarında yerinde inceleme ve gözlemler yapılarak Beden Eğitimi derslerinde kullanılan spor salonların gereksinimlerinin yeterliliği üzerine alan çalışması yapılmıştır. Belirlenen 4 eğitim yapısında spor salonlarının mevcut durumlarına ilişkin öğretmenlerle yarı yapılandırılmış anket ve görüşme, öğrencilerle ise anket çalışması yürütülmüştür. Eğitim yapılarında yer alan spor salonlarının fiziksel gereksinmeleri değerlendirilerek çalışma sonucunda elde edilen veriler incelendiğinde; spor salonlarının öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayacak ve istenilen aktiviteleri yeterli düzeyde gerçekleştirecek salon düzenlemelerinin olmadığı, fiziksel gereksinimlerin yeterli düzeyde karşılanamadığı tespit edilmiştir.

Okul sporlarıİç mekan tasarımı
Kübra Nur Biber
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kafe mekanlarında grafik tasarım uygulama ve yaklaşımları

Grafik tasarımı bir düşünceyi, mesajı iletmek ve bunun üzerinden görselleştirme ile tasarımın uygulamaya geçirilmesidir. Grafik tasarım, temelde bulunduğu ortamın estetik açıdan görünüme katkı sağlarken mesajların daha etkili bir şekilde iletilmesine yardımcı olmaktadır. İç mimari tasarım ile grafik tasarımın birleşimi, mekanların daha akılda kalıcı ve etkileyici hale gelmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle iç mekan tasarımında grafik tasarımdan yararlanılması, mekan-kullanıcı arasındaki iletişimin arttırılarak daha etkin ve başarılı bir mekan örgütlenmesi gerçekleştirilmesine yardımcı olmaktadır. Çalışmada amaçlanan iç mekanda grafik tasarım ögelerinin mekandaki kurgusu, yarattığı etkilerin ve kullanıcıların mekansal tercihlerindeki etkisinin ortaya koyulmasıdır. Çalışmada, grafik tasarımın en yoğun uygulandığı alanlardan biri olan ve kullanıcıların sıklıkla bulunduğu iç mekanların en başında gelen kafe mekanları çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında konu kapsamında başlıklar belirlenip, konu ile ilişkili literatür taraması gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada kafe mekanlarının yoğun olduğu İstanbul Karaköy çalışma alanı olarak belirlenerek, saha üzerinde inceleme yapılmıştır. Grafik tasarımının kullanıldığı 5 kafe mekanı çalışma kapsamına alınmıştır. Üçüncü aşamada kullanıcı ile mekan arasında grafik tasarımının önem ve etkilerini sorgulamak amacıyla nicel araştırma yöntemi olan anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında belirlenen mekanlar üzerinde grafiğin uygulama türleri, uygulanan yüzeyler ve mekanda ki işlevleri üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda grafik tasarımının iç mekanda hem tasarım anlamında hem de işlevsel açıdan önemli etkilere sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

Grafik tasarımıGörsel iletişim tasarımıGörsel tasarım+3
Sümeyye Pervanoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İç mimarlık eğitiminde informal yaklaşımlarda verimlilik: Workshop örneği

İç mimarlık eğitiminin amacı; tasarım, teknik, teknoloji konularında yetkin, bilgi edinme yeteneğine sahip ve sürekli gelişim gösteren iç mimarlar yetiştirmektir. Bu hedef, eğitim sürecinin kapsamlı ve çok yönlü bir şekilde yürütülmesini zorunlu kılar. Bunun devamında eğitim sistemi informal yöntemlere ihtiyaç duyar. Özellikle workshoplar, belirli zaman dilimleri ve kriterler çerçevesinde tasarımcının yaratıcılığını ön plana çıkarmayı amaçlayan, karşılıklı etkileşim içeren etkinliklerdir. Bu noktada sınırlı süre ve etkenlere bağlı olarak gerçekleşen bu etkinliklerin verimliliği önemlidir. Bu çalışmada workshopların etkileri veya etkinlikleri değil, verimlilikleri irdelenmiştir. Literatür aşamasında workshopların verimliliğini etkileyen parametreler araştırılmış ve bu bileşenler oluşturulmuş; öğrencilerle yapılan anket çalışması üzerinden bu bileşenlerin etki düzeylerinin sayısal analizi yapılmıştır. Bileşenlerinin etki değerleriyle etkinliğin verimlilik ilişkisi incelenmiş ve workshop etkinliklerinin eğitimdeki gücünü artıracak yeni yaklaşımlar ortaya koymak hedeflenmiştir. Sonuç olarak, workshop etkinliklerinin katılımcı tarafından verimliliği etkileyen en önemli bileşenin konu olduğu ortaya konmuştur. Workshop etkinliği düzenlerken seçilen konunun, öğrencinin ilgi alanından olması ve öğrenciye uygun kapsamda sunulması dikkat çeken başlıklar arasında yer almıştır. Konu seçimi ve diğer bileşenler bir bütün olarak değerlendirildiğinde workshopların verimliliği etkilenmektedir.

Aslıhan Yıldızbaşoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklara yönelik duyu dostu mobilyaların tasarım statejilerinin belirlenmesi

Çocuk mobilyası, duyusal uyarıcılar içererek duyu gelişimini desteklediğinde, duyu dostu özellikler kazanmaktadır. Çocuk gelişiminin temeli olan duyusal sistem gelişiminin desteklenmesi için, çocuk kullanıcıya çok yönlü katkı sağlayacak, duyu dostu tasarımlar sunmak önemlidir. Duyu dostu özellikler, tasarımlara doğru şekilde dahil edildiğinde duyu bütünleme sürecinin olumlu ilerlemesini sağlayarak çocuğun duyusal, duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunmaktadır. Çalışma, çocuk, mobilya ve duyu bütünleme kavramlarını merkez alarak, duyusal sistemlerin gelişimi temelinde şekillendirilmiştir. Çalışmada, tasarımcılara rehber olabilecek, kullanıcı grubu çocuk olan duyu dostu mobilya tasarım stratejileri geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, 12 nitelikli mobilya örneği seçilmiş ve bu mobilyaların duyu dostu tasarım yaklaşımları analiz edilmiştir. Sonuç olarak, mobilyalarda sunulabilecek duyu dostu özellikler ve bunların çocuk gelişimine etkileri belirlenmiş, elde edilen veriler ışığında çocuklara yönelik duyu dostu mobilya tasarım stratejileri geliştirilmiştir.

Efnan Kazaz Kurtkaya
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk poliklinikleri iç mekan tasarımında zemin kaplama malzemelerinin kullanıcı gereksinimleri açısından değerlendirilmesi

Sağlık yapıları, kullanıcı ve tasarım odaklı işlevselliğin ön planda olduğu yapılardır. Sağlık sistemlerinin en donanımlı yapılarından olan hastaneler, dönemin teknolojik, ekonomik, sosyolojik vb. şartlarına göre alt birimlere ayrılarak farklı kullanıcılara hitap eden çok fonksiyonlu yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı çocuk polikliniklerinin mekan örgütlenmesinde rol oynayan parametrelerin nasıl oluştuğunu ortaya koyarak kullanıcılarının gereksinimlerinin belirlenmesi ve bu gereksinimlerin zemin kaplama malzemeleri seçiminde etkili olan faktörlerinin değerlendirilmesidir. Öncelikle mekanı oluşturan parametreler, kullanıcıların temel gereksinimleri, çocuk polikliniklerinin iç mekan organizasyonu ve döşeme kaplama malzemeleri konusunda literatür taraması yapılmıştır. Çalışmanın sonraki aşamasında belirlenen örneklem alanındaki çocuk poliklinikleri ve bu birime yardımcı mekanlarda yerinde tespit yapılarak zemin kaplama malzemeleri incelenmiştir. Zemin kaplama malzemelerinin kullanıcı gereksinimlerini kapsayan koşullarının değerlendirilmesi için analiz yöntemi oluşturulmuştur. Çocuk polikliniklerindeki kullanıcıların gereksinimleri değerlendirilerek çalışma sonucunda elde edilen veriler incelendiğinde malzemelerin bir kısmının kullanıcı gereksinimlerini karşıladığı, bir kısmının da kısmen karşıladığı sonucuna varılmıştır.

Merve Kocabey Bezan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mekanın stres ile ilişkisi: Çocuk hasta odası

Çocuklar sağlık hizmeti alırken sınırlı yaşam deneyimleri, algı farklılıkları, öz kontrol ve strateji geliştirme açısından yetişkinlere göre daha fazla stresle karşı karşıya kalmaktadır. Bu süreçte ebeveyn tavrı, sağlık personelinin yaklaşımı, çocuğun konu ile ilgili bilgilendirilme faktörü kadar mekanın sahip olduğu fiziki özellikler çocuğun stresi dengelemesine yardımcı olur. Bu noktadan hareketle sağlık hizmeti alırken çocukların günlük yaşamlarından koptuğu, aile üyelerinden ve akranlarından ayrıldığı, sağlık sorunları nedeniyle ağrı, gerginlik hissettiği, çeşitli invaziv işlemlere maruz kaldığı hasta odası çalışma alanı olarak seçilmiştir. Hasta odası iç mekanı ile stres arasındaki ilişki literatürde ve saha verilerinde incelenmiştir. Bu amaçla alanyazında mekânın fiziksel koşulları, sosyal etkileşim ve boş zaman aktivite olanaklarının insan stres psikolojisi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. KTÜ Farabi Hastanesi Çocuk Servislerinde bulunan hasta odalarının üç farklı kullanıcı grubuna yarı yapılandırılmış görüşme formları uygulanmış ve kullanıcı deneyimine ait veri elde edilmiştir. Çocuk stresini dengelemeye yönelik alanyazın ve saha verileri birlikte analiz edilerek hasta odası tasarım stratejileri oluşturulmuştur. Bu stratejiler; çocuğun mekanda konforunun sağlanması, kendini ifade etmesi, oyalanması için olanak bulması, aidiyet geliştirmesi, güvende hissetmesi, keşif duygusuna hitap etmesi olmak üzere altı ana başlıkta sunulmuştur. Çocuk hasta odası bu stratejilerle tasarlandığında, çocuğun olumsuz duygularla baş edebilmesine ve stresini dengelemesine yardımcı olarak iyileşme sürecine dahil edilebilir.

Gönül Zengin
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya tasarım derslerinin iç mimarlık lisans eğitimindeki yeri

İç mimarlık eğitimi, farklı disiplinleri içinde barındıran ve yaratıcılığın ortaya çıkarıldığı çözümleme sürecini kapsamaktadır. Yaşam biçimlerinde, iç mekân ve mobilya tasarımları öne çıkarılarak gereksinimlerin karşılanması amaçlanmaktadır. İç mekân çözümlemesinin en önemli ayaklarından biri olan mobilya, eğitim sürecinde görülen tasarım anlayışlarına öncülük etmektedir. Bu çalışmada, mobilya tasarım derslerinin iç mimarlık lisans eğitimindeki yeri tespit edilmektedir. Çalışma, iç mimarlık eğitimi veren devlet okulları ile sınırlı tutulmuştur. İç mimarlık eğitimi içerisinde yer alan mobilya dersleri, çalışmanın kapsamını oluşturmuş ve mobilya tasarım derslerinin eğitimdeki işleyiş sürecinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Üniversitelerin ders bilgi paketleri üzerinden edinilen bilgilerle literatür taraması yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılarak mobilya tasarım derslerinin içerikleri doğrultusunda ders yürütücülerine yönelik görüşme formu hazırlanmıştır. Mobilya tasarım derslerinde yer alan öğretim üyeleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ders bilgi paketlerindeki mobilya dersleri ve ders işleyiş sürecinde yer alan öğretim üyelerinin görüşleri analiz edilmiştir. Bu kapsamda iç mimarlık eğitiminde mobilya tasarım derslerinin eğitim sürecine, uygulanan eğitim-öğretim metotlarına yönelik mevcut durumlar ortaya koyulmuştur. Eğitimin verimliliğini arttırmaya yönelik çalışmalara değinilmiş ve mobilya kapsamlı eğitimin önemine vurgu yapılarak sürecin geliştirilmesine dair önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İç Mimarlık, İç Mimarlık Eğitimi, Tasarım Eğitimi, Mobilya Tasarımı, Mobilya Dersi

İç mekan tasarımıİç mimari
Beyza Temur
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel konutlarda banyo mekanının kullanıcı gereksinmelerine bağlı değişimi: Akçaabat Ortamahalle örneği

Geleneksel konutlar, tarihi çevredeki etkisi ve kültürün devamlılığını sağlaması ile önemli kültürel miras değerleri arasında yer almaktadır. Ancak inşa edildikleri dönemin kullanıcı ihtiyaçları, yaşam biçimleri ve toplum yapısına göre biçimlenmiş bu konutlar, günümüz kullanıcı gereksinmelerini karşılamaması sebebiyle ya âtıl hale gelmekte ya da niteliksiz müdahaleler ile özgün özellikleri zarar görmektedir. Çalışmanın amacı, Akçaabat ilçesi Ortamahalle yerleşimindeki geleneksel konutların değişen yaşam biçimi ve kullanıcı gereksinmeleri doğrultusunda banyo/tuvalet mekânlarına yönelik yapılan müdahale/değişiklikleri belirlemek ve konutların özgün özelliklerine zarar vermeden bu gereksinmelerin karşılanmasına yönelik öneriler geliştirmektir. Bu amaca bağlı olarak 4 aşamalı bir yöntem izlenmiştir. Çalışmanın birinci aşamasında kuramsal çerçevenin oluşturulması için literatür taraması yapılmıştır. İkinci aşamada alandaki konutların proje ve raporları temin edilerek, yerinde tespit çalışmaları ve yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada yerinde tespit çalışmaları ve konut kullanıcılarıyla yapılan görüşmelerden elde edilen veriler aktarılmıştır. Bu aşamada konutların kimlik kartları ve plan şemalarındaki müdahale/değişikliklere ilişkin analizlere yer verilmiştir. Dördüncü aşamada çalışmanın sonuçları ortaya koyularak, tüm analiz ve irdelemelerden elde edilen bilgiler ve Kültür Varlıklarını Koruma ilkeleri temelinde öneriler sunulmuştur.

Hilal Öztürk
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul sirkülasyon alanlarında fiziksel aktiviteye yönelik mekansal değerlendirme

Fiziksel aktivite, birey için fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan hayatın her aşamasında önemli etkileri olan bir kavramdır. İlkokul çağındaki çocukların vakitlerinin çoğunu geçirdikleri okullarda fiziksel aktivite ayrıca önem kazanmaktadır. İlkokullarda gerçekleştirilecek fiziksel aktivitelerin çocukların fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerine katkısının öneminden yola çıkan araştırmada araştırma alanı olarak belirlenen Gümüşhane kent merkezinde yer alan Şehit Murat Yıldız İlkokulu'nda (Tip: 10415-T) öğrencilerin sirkülasyon alanlarındaki fiziksel aktivitelere yönelik gereksinim ve isteklerinin belirlenmesi ve elde edilen verilere bağlı olarak tasarım önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada yöntem dört aşamalı olarak kurgulanmıştır. İlk aşamada kuramsal çerçeveyi oluşturmak için kapsamlı literatür çalışması yapılmıştır. İkinci aşamada anket ve resim çalışmalarını içeren üç adımdan oluşan alan çalışması gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada alan çalışmasından elde edilen verilere bağlı olarak üç adımdan oluşmuş şekilde bulgular sunulmuş ve analiz edilmiştir. Dördüncü ve son aşamada ise tüm verilerin değerlendirilmesi yapılmış ve elde edilen veriler ile mevcut veya yeniden yapılacak olan okullarda öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyinin arttırılmasına yönelik tasarım önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Fiziksel aktivite, İlkokul, Mekânsal analiz, Sirkülasyon alanları

Ebuzer Özel
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Hesaplamalı tasarım düşüncesinin iç mimarlık alanındaki tasarım ofisleri üzerinden okunması

Endüstri ve teknoloji alanında yaşanan devrimler, her alanda olduğu gibi mimarlık alanında da birçok değişim ve dönüşümü beraberinde getirmiştir. İnsanoğlunun bu değişime ayak uydurmasıyla birlikte iç mimarlık alanında da düşünme, tasarlama ve üretme biçimleri değişmiştir. Ülkemizde iç mimarlık alanında çok sayıda örnek olmasına karşılık hesaplamalı tasarım alanında yeterli sayıda proje olmadığı düşünülmektedir. Bu sorun kapsamında, hesaplamalı tasarımın iç mekân tasarımı sürecine ilişkin sorulara dayanan bu çalışmanın amacı, temel olarak hesaplamalı tasarımın iç mimarlık alanındaki kullanımın Türkiye'deki tasarımcılar üzerinden okunarak mevcut durumun tespit edilmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ve veri toplama aracı olarak da yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Örneklem grubunun seçiminde, yurt içi tasarım ofisi olması, piyasada en az 10 yıllık faaliyet göstermesi ve hesaplamalı tasarım üzerine iç mimarlık alanında en az 5 tasarıma sahip olması kriterleri kullanılmıştır. Amaç doğrultusunda Türkiye'de faaliyet gösteren tasarım ofisleri literatürde taranmış ve kriterlere uyan tasarım ofisleri çalışmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Örneklem grubunun belirlenmesinin ardından veri toplama aracı olarak hazırlanan görüşme formları çalışma kapsamında belirlenen örneklem grubuna e-posta yoluyla gönderilmiş, alınan olumlu dönütler neticesinde dijital ağlar üzerinden yapılandırılmış görüşme tekniği ile sözlü-yazılı veya çevrimdışı olarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme sorularından alınan veriler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiş; bu süreçte sık tekrarlanan kavramlar ve temalar ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca, kelime bulutu yöntemi ile analiz sonuçları görsel olarak desteklenmiştir. Araştırmanın bulguları, hesaplamalı tasarımın Türkiye'deki iç mimarlık projelerinde henüz yeterince yaygın olmadığını göstermektedir. Ancak bu yöntemin, tasarım süreçlerinde stratejik bir araç olarak kullanıldığı, özellikle karmaşık geometrik formlar ve kullanıcı odaklı çözümler üretmede etkin bir rol oynadığı görülmüştür.

Zeynep Bahar
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Mobilya - teknoloji ilişkisinin tasarım, üretim ve pazarlama süreçlerinde akademik ve sektörel açıdan incelenmesi

Teknolojinin geçmişten bu yana gösterdiği gelişim mobilya kavramını da etkilemektedir. Dönem koşullarının getirdiği imkânlar doğrultusunda mobilyalar birçok alanda etkileşim sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında bir mobilyanın tasarım, üretim ve pazarlama süreçlerinde teknoloji ile olan ilişkisinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan araştırma akademik ve sektörel kapsamda ele alınmıştır. Araştırma, iki aşamalı olarak kurgulanmıştır. İlk aşamada konuyla ilişkili Türkiye'de yapılan lisansüstü çalışmalar incelenmiştir. Seçilen örneklem üzerinden doküman incelemesi ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak akademik irdeleme tamamlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise Erzurum kentinde belirlenen mobilya firmaları ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler SONIX isimli program ile deşifre edilmiş ve içerik analizi yöntemiyle konunun sektörel kapsamı ortaya konmuştur. Böylece konunun hem akademik hem de sektörel kapsamı ele alınmıştır. Sonuç olarak, mobilyanın tasarım, üretim ve pazarlama süreçlerinin tamamında teknolojiden etkilendiği tespit edilmiştir. Bilgisayar destekli tasarım, bilgisayar destekli üretim, dijital pazarlama, e-ticaret, sosyal medya vb. birçok kavramın hem akademik hem de sektörel alanda öne çıktığı görülmüştür.

Büşra Kadıoğlu Akgül
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mermer malzemenin estetik ve fonksiyonel açıdan irdelenmesi

Bu çalışma, iç mekân tasarımında mermer malzemenin estetik ve fonksiyonel özelliklerini ayrıntılı bir şekilde incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, mermerin renk, desen ve dokularının estetik potansiyelini değerlendirerek, geri dönüşüme uygun ve sürdürülebilir bir malzeme olarak nasıl kullanılabileceğini araştırmıştır. Çalışmanın temel hedefi, mermerin iç mekân tasarımındaki rolünü ve önemini vurgulamak, estetik ve fonksiyonel avantajlarını ortaya koymaktır. Nitel araştırma yöntemleri kullanılarak literatür taraması ve yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Literatür taraması; mermer malzemenin tarihçesi, fiziksel ve kimyasal özellikleri, iç mekân tasarımındaki kullanım alanları ve sürdürülebilirlik boyutları hakkında mevcut bilgileri toplamıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmelerde ise belirlenen örneklem grubunun mermer kulanım detayları ve yaklaşımları sorgulanmıştır. Mermerin iç mekân tasarımında çeşitliliği, renk ve doku özgünlüğüyle estetik nitelik taşıdığı, dayanıklılığı ve uzun ömürlü olmasıyla fonksiyonellik gösterdiği, doğal malzeme olmasıyla sürdürülebilir olduğu ortaya koyulmuştur. Bu özellikleriyle mermer, iç mekân tasarımında estetik ve fonksiyonel açıdan önemli bir malzeme olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada literatür araştırması ve nitel analiz yöntemleriyle elde edilen veriler değerlendirilerek mermer malzemenin mevcut ve potansiyel niteliği ile ilgili önerilerde bulunulmuştur.

Demet Albayrak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilirlik bağlamında eğitim yapıları dersliklerinde enerji etkin aydınlatma yaklaşımı

Eğitim yapılarında aydınlatma sistemlerinin bilinçli bir şekilde tasarlanması, hem görsel konfor koşullarının sağlanarak eğitimin verimli bir şekilde sürdürülmesine hem de önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlanmasına katkı sunmaktadır. Doğru aydınlatma tasarımının yanı sıra dersliklerin renk ve doku gibi özellikleri de aydınlık düzeyi üzerinde etkilidir. Bu çalışmanın amacı; sürdürülebilirlik kavramı çerçevesinde eğitim yapıları dersliklerindeki aydınlatma tasarımında dersliklerde kullanılan malzemelerin renk ve doku özelliklerinin aydınlık düzeyi üzerindeki etkilerinin ortaya koyularak enerji tasarrufu ve görsel konfora olumlu katkı sağlayacak önerilerin sunulmasıdır. Çalışmanın ilk bölümünde; aydınlatma ve sürdürülebilirlik bağlamında eğitim yapıları aydınlatma tasarımına ilişkin kuramsal bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde; çalışmada gerçekleştirilen yerinde tespit, aydınlık düzeyi ölçümleri ve Dialux.evo yazımıyla simülasyonlarına ilişkin bilgiler sunulmuştur. Üçüncü bölümde; yerinde tespit çalışmalarının bulguları ve dersliklerde yapılan aydınlık düzeyi ölçümlerinin TS-EN 12464-1 standardına uygunluğuna ilişkin değerlendirmeleri yapılmıştır. Ardından, farklı duvar yüzey rengi ve sıra malzemelerinin aydınlık düzeyine etkileri irdelenmiş ve potansiyel elektrik enerjisi tasarruf miktarı hesaplanmıştır. Günışığını az alan cephelerde duvar yüzey renklerinin sıcak-soğuk renk kullanımı ve sıra malzemelerinin açık renkli olması dersliklerde aydınlık düzeyini olumlu etkilemiştir. Dördüncü bölümde; çalışmanın sonuçları ortaya koyularak dersliklerde kullanılacak renk ve malzemelere ilişkin önerilere yer verilmiştir. Bu çalışma Karadeniz Teknik Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje numarası: FYL-2023-10831

Fatma Zişan Yolcu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İkonik sandalyelerin kavram ve tasarım elemanları bağlamında analizi

İkonlaşmış bir nesne, kendi türü içinde o türün bir temsilcisi haline gelerek "ikonik" kavramıyla ifade edilir. Mobilya, bu kavramın güçlü bir yansımasını sunarken ikonik sandalyeler, temsil etme görevini üstlenerek tarihsel bir bellek oluşturur. İkonik sandalyeler dönemlerinin sosyal ve kültürel yaşamını yansıtarak hem tasarım mirasını yaşatmış hem de yeni tasarımlar için ilham kaynağı olmuştur. Bu bağlamda ikoniğin temsillerinden biri olan mobilyanın anlaşılması, korunması ve yeni tasarımların üretilmesi ele alınması gereken bir konudur. Çalışma, ikoniği bir oturma mobilyası olan sandalyeler üzerinden sorgulamayı ve tarihsel tasarım sürecindeki yerini saptamayı hedeflemiştir. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen çalışmada dört alt amaca odaklanan beş aşamalı bir durum çalışması yürütülmüştür. İçerik analizi, anket çalışmaları ve betimleyici durum çalışmaları ile ikonik ele alınmış, sandalyelerin tasarım elemanları ve kavramsal yapıları incelenmiş, tarihsel süreçteki değişimleri betimlenmiştir. Birçok özelliği değişmiş olmasına rağmen var olmaya devam eden ve bir ikon haline gelmiş sandalyeler; hem zengin tasarım havuzu ve tasarımlara etki eden değişkenlerin izlenebilirliğiyle bu çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Çalışma sonucu ikoniğin evrensel ve çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu göstermiş, ikonik sandalyelerin tarihsel değişimlerinin, ikonik olma dereceleriyle tasarım elemanları ve kavramsal etkileşimleri üzerinden bağlantılı olduğunu tespit etmiştir. Bu durum ikonik tasarımların geçmişten günümüze taşıdığı değerlerle tasarım dünyasında sürdürülebilir bir ilham kaynağı olduğunu ve gelecekteki tasarım süreçleri için önemli bir rehber niteliği taşıdığını ifade etmektedir.

Bükme mobilyaEndüstriyel tasarımEstetik nesne
Merve Gizem Baltacı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarlık temel alanı eğitiminde ideal uygulama mekânı: Global ölçekte öncü fakülteler üzerinden bir tespit

İç mimari tasarım, yalnızca teoriye dayalı bir disiplin olmanın ötesinde, farklı disiplinlerden edinilen bilgi ve tecrübelerin yaratıcılıkla harmanlanarak mekânın kurgulanması sürecidir. Mekânlar, kullanıcıların fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlandığında işlevsel olabilmektedir. Bu nedenle iç mimar adaylarının, disiplinin çok yönlü doğasını kavrayabilmeleri için eğitim sürecinin hem kuramsal hem de uygulamalı bileşenleri içermesinin büyük önem taşıdığı düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmada, iç mimari tasarım eğitiminde uygulamanın önemine dikkat çekilerek uygulama mekânlarını ideal biçimde tasarlamak ve kullanmak için dikkat edilmesi gereken noktaları ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu noktada, global ölçekte öncü olan ve iç mimarlık eğitimi veren fakültelerin bölümlerinin, program planlamalarında uygulamayı nasıl konumlandırdıkları ve uygulama çalışmalarına zemin oluşturan mekânları nasıl planladıkları incelenmiştir. Böylece tasarım ve kullanım detayları üzerinden, "ideal uygulama mekânı" için öngörü oluşturacak bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak literatür araştırması ile kuramsal çerçeve oluşturulmuş; ardından öncü fakülteler ile yapılacak görüşmelere yönelik hazırlıklar yapılmıştır. Analiz sürecinde ise görüşmelerden ve fakültelerin resmî web adreslerinden edinilen veriler, doküman analizi ve mekân dizim analizi ile irdelenmiştir. Araştırma sonucunda, örneklem grubunda yer alan fakültelerin tamamında uygulamaya yönelik alanların ön planda olduğu; ancak fakülteler arasında bu mekânların çeşitliliği ve çalışma sistemlerinde farklılıklar bulunduğu görülmüştür. Sonuç olarak, iç mimari tasarım eğitiminde uygulama mekânlarının tasarım ve kullanımına yönelik öneriler sunulmuştur. Bu çalışma FYL-2024-11271 proje numarası ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir.

Aktif öğrenmeMimari tasarımMimarlık eğitimi+1
Selen Rumeysa Ünlü
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Deği̇şebi̇li̇rli̇k kavramının dışa kapalı konut si̇teleri̇nde i̇ncelenmesi̇: Trabzon Armada Resi̇dence örneği̇

Değişebilirlik kavramı, mevcut mekânın yeni fonksiyonları taşıyabilmesi, sürekliliği, büyüyebilmesi ve farklı gereksinimlerin karşılanabilmesiyle açıklanmakta ve özellikle konutlarda büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma değişebilirlik kavramının konut tasarımında önemli bir tasarım kriteri olduğu, konutlarda kullanıcı özellikleri, gereksinimleri ve isteklerine bağlı olarak mekânsal değişikliklerin gerekliliği üzerine kurgulanmıştır. Bu kurgu dâhilinde Trabzon kentinde yer alan Armada Residence konut projesi üzerinden konutta değişebilirlik kavramının mekânsal düzeyde irdelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın yöntemi dört aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada literatür araştırılması yapılarak kuramsal çerçeve oluşturulmuştur. İkinci aşamada çalışma alanına ait verilere yer verilmiş ve belirlenen örneklemdeki özgün konut ve değişiklik yapılan konutların tespiti yapılmıştır. Üçüncü aşamada elde edilen veriler dâhilinde özgün ve değişiklik yapılmış konut planları tablolara işlenmiş, incelenen konutlarda ne tür değişikliklerin yapıldığı, hangi alanların sıklıkla değişip/dönüştüğüne yönelik analizlere yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü aşamasında yapılan analizlerden yola çıkarak, değişikliklerin mekânın kullanılabilirliği açısından değerlendirilmesi yapılmış ve yeni yapılacak konutlara ilişkin değişebilir tasarım önerilerine yer verilmiştir.

EsneklikKapalı konut siteleri
Seda Yazıcı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi dokunun sürdürülebilir gelişimi: Trabzon eski yeşilyurt otel yapısı üzerinden değerlendirme

Tarihi çevrelerin oluşmasında önemli öğelerden biri olan kent meydanları, yaşanılan coğrafyadaki tarihi dokunun ve toplumsal kimliğin oluşmasında etkili olan önemli kamusal mekanlardır. Meydanlar, barındırdığı tarihi yapıları ile hem varlıklarını sürdürebilmekte hem de mimari mirasın devamlılığını sağlamaktadır. Tarihi yapılar, zaman içerisinde değişen yaşam biçimleri ve kullanıcı gereksinimlerine bağlı olarak kısmen veya tamamıyla işlev değişimlerine uğrayabilmekte, bunun sonucunda ayakta kalarak varlığını sürdürebilmektedir. Günümüze ulaşabilmiş bazı tarihi yapılar ise özgün işlevlerini bütüncül olarak korumayı başarabilmiştir. Bunun iyi örneklerinden biri olan Yeşilyurt Oteli, Trabzon kent meydanında özgün işleviyle varlığını sürdürmekte, günümüzde kullanıcılar tarafından hala tercih edilmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, eski Yeşilyurt Otel'i ele alınarak yapının varlığını ve işlevini sürdürürken geçmişten günümüze geçirdiği değişimler/müdahalelerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Birinci adımda kuramsal çerçevenin oluşturulması için literatür taraması, ikinci adımda yapıya ve çevresine ilişkin alan çalışması, üçüncü adımda otel yapısı hakkında yazılı ve görsel kaynaklar bir araya getirilerek analizler yapılmıştır. Dördüncü adımda ise yapıya ilişkin elde edilen bulgular ortaya konularak öneriler getirilmiştir. Çalışma sonucunda yapının işlevini ve cephe karakteristiğini bütüncül olarak koruyabildiği fakat yapının iç mekanına zaman içerisinde yapılan müdahaleler doğrultusunda özgün tarihi dokusunu büyük ölçüde koruyamadığı tespit edilmiştir.

Kent meydanıKültürel mirasTarihi yapılar+2
Merve Türkköylü
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların kütüphane tasarım tercihleri ile Trabzon'daki mevcut çocuk kütüphanelerinin mekansal karşılaştırılması

Çocukluk dönemi, bireyin okuma alışkanlıklarının ve öğrenme becerilerinin şekillendiği kritik bir evredir. Bu bağlamda, kütüphaneler yalnızca bilgiye erişim mekânları değil, aynı zamanda çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerini destekleyen öğrenme ve sosyalleşme alanlarıdır. Bu noktadan yola çıkarak çalışmanın temel problemi, kütüphanelerin çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişiminde önemli bir rol oynamasına rağmen, çocukların kütüphane kullanım oranlarının oldukça düşük olması ve mevcut kütüphane tasarımlarının çocukların mekânsal beklentilerini yeterince karşılamamasıdır. Bu çalışma, çocukların kütüphane kullanım alışkanlıklarının iç mekân tasarımı bağlamında değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırmada Trabzon ili örneğinde, çocukların mevcut kütüphane mekânlarına dair algı ve beklentileri ile hayal ettikleri kütüphaneler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada nicel yöntem olarak anket, nitel yöntemler olarak ise çiz ve yaz tekniği ve kontrol listesi kullanılmıştır. Bulgular, çocukların kurguladıkları kütüphane mekânlarında sosyal etkileşim alanları, yaratıcı etkinlik köşeleri ve oyun odaklı düzenlemelere güçlü bir vurgu yaptıklarını göstermiştir. Ayrıca, yaş ve cinsiyet gibi demografik değişkenlerin mekân algısı üzerinde belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Çalışma, çocuk kütüphanelerinin tasarımında kullanıcı odaklı yaklaşımın önemini ortaya koymakta; mekânsal tasarımın çocukların kütüphane kullanım motivasyonunu artırıcı ve kapsayıcı öğelerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Elde edilen sonuçlar, çocuk kütüphanelerinin yalnızca kitap odaklı değil, aynı zamanda çok işlevli ve etkileşimli üçüncü mekânlar olarak ele alınması gerektiğine işaret etmektedir.

Bireysel mekanErken çocuk eğitimiKamusal mekanlar+7
Kübra İlkiz Kurt
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Otel olarak yeniden işlevlendirilen tarihi yapılarda iç mekan analizi

Tarihi yapıların özgün işlevinin devamlılığı sağlanamadığı durumlarda yapının farklı bir işlevle yeniden işlevlendirilmesi, yapının korunarak yaşatılmasında en etkili ve en sık başvurulan yöntemlerden biridir. Bu çalışma kapsamında da otel olarak işlevlendirilmiş beş tarihi yapı ele alınmaktadır. Çalışmanın amacı, özgün işlevini yitirmiş tarihi yapıların otel olarak yeniden işlevlendirilmesi sürecinde yapılan mekânsal müdahaleleri belirlemek, bu müdahale ve değişikliklerin yapının özgün özelliklerine etkileri ve çağdaş restorasyon ilkelerine uygunluğunu analiz etmektir. Bu amaca bağlı olarak 5 aşamalı bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturan tarihi yapılarda koruma ve yeniden işlevlendirme ve otel yapılarına ilişkin literatür bilgilerine yer verilmektedir. İkinci bölümde çalışmanın yöntemi açıklanarak çalışma kapsamında ele alınan otel olarak yeniden işlevlendirilmiş beş tarihi yapı tanıtılmaktadır. Üçüncü bölümde yerinde tespit çalışmaları ve doküman analizlerinden (restitüsyon ve restorasyon proje ve raporları) elde edilen veriler temelinde çalışma örneklemini oluşturan beş tarihi yapının otel olarak işlevlendirilmesine yönelik restorasyonlardaki müdahale ve değişikliklere ilişkin veriler aktarılmaktadır. Dördüncü bölümde yapılan müdahale ve değişiklikler, yapının özgün özelliklerine etkileri ve çağdaş restorasyon ilkelerine uygunlukları bağlamında irdelenmektedir. Beşinci bölümde yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar, altıncı bölümde de tarihi yapının otel işlevine uygunluğunu değerlendirmede ve müdahalelerde dikkat edilmesi gereken hususlara yönelik önerilere yer verilmektedir.

OtellerYeniden işlevlendirmeYeniden kullanma
Neslişah Kılıçbay
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İç mekanda heterotopya kavramı: Agü büyük ambar binası

Tarihi süreçte değişim ve dönüşüme uğrayan mekân kavramı, 20. yüzyılda farklı yaklaşımlarla tartışılmıştır. Michel Foucault'nun geliştirdiği heterotopya kavramı bu yaklaşımlardan biridir. Foucault, heterotopyayı "öteki mekân" olarak tanımlamış ve kavramı altı ilke ile açıklamıştır. Bu tezde, Foucault'nun ilkeleri kapsamında kavramın iç mekân ölçeğinde sorgulanması amaçlanmıştır. Çalışma alanı, günümüzde AGÜ Sümer Kampüsü bünyesinde eğitim yapısı olarak işlev gören Büyük Ambar Binası'dır. Çalışmanın yöntemini belgesel tarama, anket ve mekân dizimi (Space Syntax) analizleri oluşturmaktadır. Foucault'nun ilkeleri doğrultusunda geliştirilen anket ile öğrencilerin mekân algısı ölçülmüş; açık uçlu sorular tematik analizle çözümlenmiştir. DepthmapX yazılımıyla yapılan görünürlük ve bağlantısallık analizleri, yapının mekânsal örgütlenmesini nicel olarak ortaya koymuştur. Bulgular, mekân dizimi sonuçları ve kullanıcı deneyimlerinden hareketle, Büyük Ambar Binası'nın heterotopik özelliklerinin iç mekândan okunabildiğini göstermektedir. Farklı işlevlerin bir aradalığı, seçici erişim düzeni ve tarihsel belleğin mekânsal katmanlarda varlığını sürdürmesi, yapıyı heterotopik bir alan haline getirmektedir. Bu çalışma, heterotopya kavramının iç mekân ölçeğinde değerlendirilebileceğini ortaya koyarak içmimarlık literatürüne özgün bir katkı sunmaktadır.

Mimari mekan
Aslı İnci
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
11
Master'sOpen AccessTR

Strateji oyunları mekanlarının oyun-insan-mekan etkileşimi bağlamında irdelenmesi ve bir tasarım önerisi

Oyun ve oynamak, geçmişten günümüze insanlığın en önemli eğlence ve sosyal faaliyetlerinden birisi olmuştur. Bazı oyunlar geçmiş çağlardaki yapısını, ihtiyaçlarını ve mekansal anlayışını korumakta iken, bazı oyunlar ise değişim ve dönüşüm geçirmiş ve günümüz koşullarına adapte olmuşlardır. Oluşan bu adaptasyon süresince oyunun mekansal ihtiyaçları da değişim göstermektedir. Günümüz koşullarında yoğun bir hayat temposu yaşayan yetişkinlik çağındaki birçok insan, oyuna gerekli önemi göstermemekte ve gerekli vakti ayıramamaktadır. İnsanlar, oyuna genellikle boş vakitlerini değerlendirebilecekleri bir faaliyet olarak bakmaktadırlar. Oysa ki oyun, özel olarak vakit ayırılması gereken bir etkinliktir. Yapılan psikolojik çalışmalar, oyun oynayan ve oyun oynamayan insanlar arasındaki farklılıklar ile ilgili etkileyici örnekler sunmaktadırlar. Geçmişten günümüze oyun ile ilgili olarak yapılan tanımlamaların bir çoğunda, oyunun çocukla olan ilişkisinden bahsedilmiştir. Fakat yapılan araştırmalar oyunun yetişkinler için de bir gereklilik olduğunu göstermektedir. İnsan ile ilgili yapılan bazı tanımlamalarda insan ve oyun kavramlarının birbirlerine olan bağı anlaşılmaktadır. Tez çalışması kapsamında, oyun kavramı, oyunun tarihsel gelişimi ve oyunun insan psikolojisine olan etkileri incelenmiş ve elde edilen bu bilgiler doğrultusunda oyunun insan hayatındaki önemi irdelenmiştir. Bu sayede oyun ve oynama kavramlarının, insanın yaşantısındaki önemi ortaya çıkmıştır. Oyun ile ilgili elde edilen bilgiler devamında, mekan algısı, mekan atmosferi, insan-mekan-oyun bağlamında sosyal etkileşim konuları incelenmiştir. Böylelikle oyuncular için mekan tasarımında dikkat edilmesi gereken unsurlar ortaya çıkmıştır. Oyun mekanları ile ilgili yapılan incelemeler ışığında, mevcut oyun mekanı kullanıcılarının görüşleri alınmış ve mevcut mekanlar gözlemlenerek deneyimlenmeye çalışılmıştır. Bu durum da tasarım kararlarının ve işlevsel kararların alınmasına yardımcı olmuştur. Tez çalışmasının son bölümünde, bir "Kutu oyunları mekanı" tasarım örneği oluşturulmuştur. Bu çalışma sırasında oluşturulan konsepte uygun olduğu düşünülen bir yer seçimi yapılmıştır. Mekanın, işlevsel ve tasarım kararları alınırken tezin içeriğini oluşturan bilgilerden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonuç ürünü olarak, oyuncuların kendilerine ayırdıkları oyun vaktini en verimli şekilde kullanabilecekleri bir iç mekan tasarımı önerisi oluşturmak hedeflenmiştir. Oluşturulan bu tasarım önerisinin, gerektiğinde farklı oyun tiplerindeki kullanımlara hitap edebilecek esneklikte olması ve oyun-insan-mekan etkileşimi bağlamında belirlenen tasarım kriterlerini karşılaması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Oyun mekanları, Mekan atmosferi, Tasarım kriterleri, Oyuninsan-mekan etkileşimi

MekanOyun odasıOyunlar+5
Onurcan Albayrak
Istanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay aydınlatma tasarımının kullanım döngüsüne etkisi: Restoran-bar incelemesi

Yaşantımızın vazgeçilmez parçası olan ışık, iç mekanların gerek algılanmasında gerekse tasarlanmasında önemli bir role sahiptir. Günümüzde kapalı mekanlarda geçirilen sürenin uzaması, yapay aydınlatmaya duyulan ihtiyacın gün geçtikçe artmasına sebep olmaktadır. Mekanların kullanım saatlerinin değişmesiyle, kullanıcı talepleri ve işletme gereksinimleri farklılık göstermektedir. Çoğu durumda odak noktası olan kullanıcının gereksinimlerinin karşılanması, mekana kazandırılan ek işlevlerle giderilmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla mekan, tek işlevli olmaktan çıkarak, gün içindeki zaman dilimlerini birbirinden farklılaşan işlevlerle doldurarak, birden fazla işlev kazandırılmış hale dönüşmeye başlamaktadır. Böylelikle gün içinde çoklu işlev kazandırılan, birbirine dönüşebilen döngüsel mekanlar kullanıcıların tercih sebebi haline gelmiştir. Bu çalışma, birden fazla işlev kazandırılmış döngüsel mekanlarda, yapay aydınlatmanın kullanım döngüsü üzerinde etkisinin olup olmadığını ortaya koyabilmektir.

AydınlatmaIşıkRestoranlar+4
Deniz Zeytinoğlu
Istanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00