
133
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Hakkari ilinde yayılış gösteren Galeodes araneoides (Pallas, 1772) ve Galeodes toelgi Werner 1922 türlerinde (Galeodidae, Solifugae) kütikular yapıların fonksiyonel morfolojisi
Bu çalışmada 2019-2020 bahar-yaz aylarında Hakkari ilinin farklı lokalitelerinden toplanan Galeodidae familyasına ait Galeodes araneoides (Pallas, 1772) and Galeodes toelgi Werner 1922 böğü türleri değerlendirilmiştir. Tanımlanan türlerin taksonomileri ve eksternal morfolojilerine ait detaylı tanımlamalar yapılmıştır. Galeodes araneoides (Pallas, 1772) türü geniş bir alana yayılmış olup tür içi renk ve vücut büyüklüğü bakımından varyasyon göstermektedir. Galeodes toelgi Werner 1922 türü Hakkari ilinden ilk kez kaydedilmiştir. Erkek ve dişi Galeodes araneoides (Pallas, 1772)'de keliser, pedipalp, yürüme bacaklarına ait sensillalar ve kütikular yapılar taramalı elektron mikroskop (SEM) aracılığıyla incelenmiştir. Toplamda farklı alt tipleri bulunan 6 tip sensilla tanımlanmıştır: Microtrichia, Sensilla ampullacea, Sensilla basiconica, Sensilla chaetica, Sensilla trichodea ve Slit sensillum. Bunların bulunduğu yer, genel morfolojileri ve habitattaki davranışları ilişkilendirilerek fonksiyonel morfolojileri yorumlanmıştır. Kemoreseptör ve mekanoreseptör olarak tanımlanmışlardır.
Seyhan Nehri'ndeki yumuşak kabuklu Nil kaplumbağasının (Trionyx triunguis) yuvalama biyolojisi ve ekolojisi
Bu çalışma, 2019 üreme sezonunda Seyhan Nehri kenarı kum tepelerinde tespit edilen 10 adet Trionyx triunguis yuvasında gerçekleştirilmiştir. Bu yuvalar memeli tahribatına karşı aynı yuva özellikleri (derinlik ve çap) kullanılarak Akyatan Kumsalı'na transfer edilmiştir. Taşınan yuvalarda ortalama kuluçka büyüklüğü 37 yumurta, yuva derinliği 43,4 cm ve yuva çapı 17 cm'dir. Yumurtaların ortalama çapı 33,6 mm ve ağırlığı 21,5 g' dır. Yuvalar yumurta çapı ve ağırlığı bakımından anlamlı farklılıklar göstermiştir. Yuva derinliği toplam yumurta sayısı ile pozitif bir korelasyon göstermiştir. On yuvadan toplam 366 yumurta sayılmıştır. Bu yumurtaların %7,65'inden yavru çıkışı gerçekleşmiş, geriye kalan yumurtaların %0.82'si döllenmemiş, % 91.53 (%82.79 erken, %6.28 orta ve %2.46 geç)'ü embriyonik safhada kalmıştır. Yumurtadan çıkan 28 yavru Seyhan Nehri'ne ulaştırılmıştır. Morfometrik ölçümleri alınan yavrularının karapas uzunluğu, karapas genişliği, plastron uzunluğu ve plastron genişliği ortalaması sırasıyla 43,15 mm, 42,19 mm, 33,61 mm ve 33,8 mm'dir. İki yuvadan çıkan yavruların 10 morfolojik karakterin 7'sinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Yuva çapı, yavruların karapas uzunluğu, karapas genişliği, plastron uzunluğu, plastron genişliği, karapas yüksekliği, baş genişliği ve yavru ağırlığı ile güçlü bir pozitif ilişki göstermiştir. Bu çalışmadaki ve Dalyan popülasyonundaki T. triunguis yavruları karşılaştırıldığında incelenen 10 morfolojik karakterin 7'sinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.
Darbeli lazer biriktirme (PLD) sistemi ile üretilen itriyum demir garnet ince filmlerin manyetik tepkisi üzerindeki gerilme etkileri
Spin dalgalarının yayılması için bir araç işlevi gören umut verici çalışmalardan biri YIG (𝑌3𝐹𝑒5𝑂12 İtriyum Demir Garnet) malzemesinin keşfidir. Bu malzeme ile bilgi taşınırken, ısı sorunu neredeyse ortadan kalkmaktadır. Bugün, İDG'nin mevcut en düşük mıknatıslanma sönümlemesine sahip olduğu bilinmektedir. Bu eşsiz özellik spin dalgalarının büyük mesafelerde yayılmasını sağlar. Sunulan tez, epitaksiyel İtriyum Demir Garnet ince filmlerinin büyütülmesi ve karakterizasyonunu ele almaktadır. Numuneler, Gadolinyum Galyum Garnet (GGG-001), İtriyum Alüminyum Garnet (YAG-001), Silikon ve Gadolinyum Skandiyum Oksit (GdScO3) altlıklar üzerinde Darbeli Lazer Biriktirme tekniği (PLD) kullanılarak biriktirilmiştir. Altlıkların seçimi, İDG ve altlıklar arasında düşük bir kafes uyuşmazlığı oluşturmasına göre seçilmiştir. Ardından, malzemelerin yapısal özellikleri ve yüzey morfolojileri sırasıyla X-Işını Kırınımı (XRD), X-Işını Yansıması (XRR) ve Atomik Kuvvet Mikroskobu (AFM) kullanılarak belirlenmiştir. Statik ve dinamik manyetik özellikler Titreşimli Numune Manyetometre ve geniş bant ferromanyetik rezonans (VNA-FMR) tekniği ile araştırılmıştır.
Asmada kurşuni küfe (botrytis cinerea) karşı timol, ögenol ve 1,8-sineol uçucu yağ bileşenlerinin antifungal etkilerinin belirlenmesi
ÖZET ASMADA KURŞUNİ KÜFE (Botrytis cinerea) KARŞI TİMOL, ÖGENOL VE 1,8-SİNEOL UÇUCU YAĞ BİLEŞENLERİNİN ANTİFUNGAL ETKİLERİNİN BELİRLENMESİ Benazir YELBOĞA Yüksek Lisans Tezi, Biyoloji Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Dr. Öğretim Üyesi Sinem KARAKUŞ 2021, 96 Bu çalışmada, asma (Vitis vinifera L.) bitkisinde kurşuni küfün (Botrytis cinerea Pers.) sebep olduğu kayıpların önlenmesinde Timol, Ögenol ve 1,8-Sineol UY (uçucu yağlar) etkileri in vitro ve in vivo olarak araştırılmıştır. Hastalıklı asma bağlarından izole edilen B. cinerea, 18S rRNA gen dizi analizine göre tanımlanmıştır. İn vitro ortamda, UY 25 µL, 50 µL ve 100 µL dozlarının fungusun miselyal gelişimi, konidispor çimlenmesi ve çim tüpü uzunluğu üzerindeki etkileri belirlenmiştir. İn vivo çalışmada, aynı UY %90 seyreltik çözeltilerinin asma yaprağı üzerinde fungusun lezyon oluşumu üzerine etkisi değerlendirilmiştir. Timol ve Ögenol, fungus miseliyal gelişimi üzerinde önemli inhibisyona neden olmuş ve en yüksek inhibisyon (%100) her iki UY özellikle 100 µL dozlarında belirlenmiştir. Buna karşılık 1,8-Sineol'e ait tüm dozların miseliyal gelişim üzerinde anlamlı bir etkisi belirlenememiştir. Konidipor çimlenmesi Timol'un 25, 50 ve 100 µL dozlarıyla kontrol grubuna göre sırasıyla %22, %45 ve %72 oranında inhibe edilirken, diğer iki UY konidispor çimlenmesi üzerinde inhibisyon etkisi yapmamıştır. Buna karşılık, fungusun çim tüpü uzunluğu Timol ve Ögenol'ün özellikle 50 µL ve 100 µL dozlarında %100 inhibe olurken, 1,8- Sineol'de ise sırasıyla %49 ve %85 oranında bir inhibisyon belirlenmiştir. İn vivo çalışmalarda tüm UY özellikle 50 ve 100 µL'lik dozları, canlı asma yaprakları üzerinde fungusun lezyon oluşumunu %100'e yakın bir oranda baskılamıştır. Elde edilen veriler, biyolojik kaynaklı ve çevre sağlığı için toksik olmayan bu iki UY, B. cinerea'nın mücadelesinde kullanılma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Botrytis cinerea, Vitis vinifera, Timol, Ögenol, 1,8- Sineol
Farklı konsantrasypnlarda Tri sodyum sitrat tuzu kullanılarak elde edilen mns ince filmlerin yapısal, optiksel ve elektriksel özelliklerinin araşırılması
Bu çalışmada γ-MnS ince filmleri, 400C'de 0,5 M, 1 M, 1,5 M Tri-Sodyaum Sitrat kullanılarak Kimyasal Depolama Yöntemi ile cam alttabanlar üzerine elde edilmiştir. Tri-Sodyum Sitrat konsatrasyonuna bağlı olarak elde edilen filmlerin yapısal, optiksel ve elektriksel özellikleri incelenmiştir. γ-MnS ince filmlerin oda sıcaklığındaki optik geçirgenlik değerleri, UV-visible spektofotometresi kullanılarak 300-1100 nm aralığında ölçülmüştür. Buna göre görünür bölgede (400-700 nm) 0,5 M TSS kullanılarak elde edilen filmin oda sıcaklığındaki ortalama geçirgenlik değeri % 71, 1 M kullanımında % 64 ve 1.5 M kullanımda % 61 olarak ölçülmüştür. Ayrıca optiksel sabitler olan yansıma değeri (R), soğurma katsayısı (α), sönüm katsayısı (k), kırılma indisi (n), dielektrik sabitinin gerçek (ε1) ve imajiner (ε2) kısmı ile filmlerin yasak enerji aralığı (Eg) hesaplanmıştır. Filmlerin yapısal karakterizasyonu X-ışını Kırınımı (XRD), Taramalı Elektron Mikroskobu (FE-SEM), Enerji Dağıtıcı X- Işını (EDAX) kullanılarak, elektriksel karektarizasyonu Hall Ölçümü Sistemi kullanılarak yapılmıştır.0.5 M TSS kullanılarak elde edilen filmin amorf yapıda oluştuğu, TSS konsantarasyonu artışına bağlı olarak c ekseni boyunca (002) düzleminde hegzagonal yapıda kristalleşen filmlerin kristallik özelliğinin arttığı gözlenmiştir. Filmler n-tipi özellikler göstermiş olup elektriksel özdirençleri TSS konsantrasyonundaki artışa bağılı olarak 10.03x105, 9.6x105 ve 4.1x105 (Ωcm) olarak ölçülmüştür. Anahtar Kelimeler:Kimyasal Depolama Yöntemi, MnS İnce Film, Tri-Sodyum Sitrat, Optiksel Özellikler, Yapısal Özellikler, Elektriksel Özellikler
Ni/PEDOT:PSS/kristal viyolet/p-Si/Al heteroekleminin sıcaklığa bağlı olarak elektriksel özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada taban malzeme olarak p-Si kristali kullanılmıştır. Kristalin mat yüzeyine Al metali büyütülmüş ve kristalin diğer parlak yüzeyine spin kaplama yöntemiyle sırasıyla Kristal Viyolet ve PEDOT:PSS malzemeleri kaplanmıştır. Sonra bu arayüzey malzemelerinin üzerine termal buharlaştırma yöntemiyle Ni metali buharlaştırılmıştır. Böylece, Ni/Kristal Viyolet/p-Si/Al ve Ni/PEDOT:PSS/Kristal Viyolet/p-Si/Al heteroeklemleri elde edilmiştir. Her iki yapının oda sıcaklığında I-V (akım-voltaj) karakteristikleri incelendiğinde, PEDOT:PSS malzemesinin diyotun elektriksel özelliklerinde iyileştirmelere neden olduğu belirlenmiştir. Ni/PEDOT:PSS/Kristal Viyolet/p-Si/Al heteroekleminin farklı sıcaklık değerleri için I-V (akım-voltaj) ölçümleri alınmıştır. Farklı metotlar (Termiyonik Emisyon, Cheung ve Norde fonksiyonları) kullanılarak, diyotun sıcaklığa bağlı olarak alınan I-V ölçümlerinden idealite faktörü (n), engel yüksekliği (Φb) ve seri direnç (Rs) gibi bazı temel diyot parametreleri hesaplanmıştır. Artan sıcaklıkla engel yüksekliğinin arttığı ve idealite faktörü ile seri direnç değerlerinin artan sıcaklıkla azaldığı gözlenmiştir. Parametrelerdeki bu değişimler potansiyel engelindeki homojensizliğe atfedilmiştir. Ayrıca, diyotun C-V ölçümlerinden Fermi enerji seviyesi, difüzyon potansiyeli, taşıyıcı konsantrasyonu ve engel yüksekliği gibi diyot parametreleri hesaplanmıştır.
Zerene kaplıcasından (Hakkari) izole edilen bakterilerin ekstraselüler hidrolitik enzim kapasitelerinin belirlenmesi ve karakterizasyonu
Bu araştırmanın materyalini; Hakkari İli'nin Sarıtaş Köyü sınırları içerisinde yer alan Zerene Kaplıcası'nda toplanan su ve sediment numuneleri oluşturdu. Su ve sediment numunesinden izole edilen 4 bakterinin amilaz, lipaz, selülaz, proteaz, ksilanaz, L-asparaginaz ve L- glutaminaz üretme kabiliyetlerine bakıldı. İzolatların tümünün lipaz, ksilanaz, selülaz ve L-glutaminaz enzimi yönünden negatif olduğu tespit edildi. Amilaz enzimini MN001ve MN010, proteaz enzimini MN003, MN004 ve MN010 izolatlar üretme kabiliyeti gösterdi. L-asparaginaz enzimini ise tüm izolatların ürettiği belirlendi. İzolatlar morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal özelliklerine ve 16S rRNA dizi analizine göre teşhis edildi. İzolatların genomik DNA'sı izole edildikten sonra 16S rRNA gen bölgesinin PCR amplifikasyonu, 27F ve 1492R evrensel primerleri ile gerçekleştirildi. Türler arasındaki genetik uzaklığı belirlemek için Maksimum Likelihood filogenetik ağacı oluşturuldu. İzolatların filogenetik ağaçta güçlü bir homoloji ile kümelendiği gözlemlenmiş olup genetik pozisyonları ortaya konuldu. Karşılaştırmalı 16S rRNA gen dizisi analizi sonucunda MN001 nolu izolatın %99,59 Bacillus licheniformis ile, MN003 nolu izolatın %100 Bacillus oceanisediminis ile, MN004 nolu izolatın %100 Bacillus subtilis ile, MN010 nolu izolatın %100 Bacillus halotolerans ile benzerlik gösterdiği tespit edildi.
Ahmed Şihâbuddîn el-Hekkârî ve "el-Akdu'l-Ğâlî fî Halli İşkâli Sahîhi'l-Buhârî" isimli eserinin tahkik ve tahlili
Hakkari bölgesi, meşhur âlimleri İslam dünyasına kazandırmıştır. Bu bölgeden dünyanın çeşitli ilim merkezlerine dağılmış olan âlimler, eserleriyle ilim geleneğine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu âlimlerden birisi de Ahmed Şihâbuddîn el-Hekkârî'dir. Başta Mısır olmak üzere birçok ilim merkezinde ilim tahsil etmiş ve adını tabakat kitaplarına yazdıracak şöhrete kavuşmuştur. Tefsîru'l-Hekkârî, Ricalu's-Süneni'l-Erbaa, Ricalu's-Sahîheyn ve el-Akdu'l-Ğâlî adlı eserler el-Hekkârî'nin bizlere bırakmış olduğu kıymetli teliflerdir. Ahmed Şihâbuddîn el-Hekkârî'nin doğum tarihi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte 690-703 yılları arasında doğduğu sanılmaktadır. Kaynaklar 763 yılında vefat ettiğini ittifakla haber vermişlerdir. Araştırmamızda ele aldığımız el-Akdu'l-Ğâlî adlı eserinin biri Riyad, diğeri de Paris kütüphanesinde olmak üzere iki nüshası bulunmakta olup üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Eser Buhârî'nin şerhi gibi anlaşılmışsa da müellif bu eserinde bazı Buhârî (ö. 256/870) ricâli ve bazı müşkil kelimelerin açıklamasını yapmıştır. Araştırmamızda, Hakkari'nin tarihi kısaca ele alınmış, Hakkari'de yetişen âlimler ve hadisçiler tanıtılıp, Ahmed Şihâbuddîn el-Hekkârî'nin yaşadığı çağdaki siyasi ve kültürel durum incelenmiştir. Daha sonra Ahmed Şihâbuddîn el-Hekkârî'nin hayatı, ilmi kişiliği, eserleri ele alınmıştır. Son olarak Şihâbuddîn el-Hekkârî'nin el-Akdu'l-Ğâlî adlı eserinin tahkik ve tahlili yapılmıştır.
Âl-i İmrân Sûresinin kırâatlar açısından incelenmesi ve kırâatların manaya etkisi
Kur'ân-ı Kerim Peygamber efendimiz (s.a.s.)'in en büyük mûcizesidir. Kur'ân'ın en üstün özelliği mûcizevi bir şekilde nâzil olduğu günden bugüne hiçbir değişime uğramaksızın gelmesi ve ila nihaye yüce Allah (c.c.)'ın muhafazasında olmasıdır. İslâmî ilimlerin tümüne kaynaklık eden Kur'ân-ı Kerim'in anlaşılmasında hiç şüphesiz kırâat ilmi, inkâr edilemez derecede önem arzeden gerekli bir ilimdir. Asırlardan beri Kur'ân-ı Kerim üzerinde birçok alanda çalışmalar yapılmıştır. Şüphe yok ki, bu çalışma alanlarından biri de kırâat ilmi olmuştur. Bu alanda yapılan çalışmalar genel olarak kırâat farklılıkları ve çeşitliliği ile bu farklılıkların manaya yansımaları şeklinde olmuştur. Kur'ân-ı Kerim'in daha iyi anlaşılabilmesi ve kavranabilmesi için ulemamız, onunla ilgili cümlelerin, kelimelerin hatta harflerin üzerinde birçok araştırma ve çalışma yapmış, elde ettikleri bu bilgi ve kazanımları ümmetin istifadesine sunmuşlardır. Bu çalışmamızda, yaptığımız araştırmalar neticesinde daha önce üzerinde çalışma yapılmadığı kanaatine vardığımız Âl-i İmrân sûresinde geçen kırâat farklılıkları ve bu kırâat farklılıklarının manaya etkisi araştırılarak ilgililerin istifadesine sunmak için gayret sarf edilmiştir. Sûrenin kırâat farklılıkları yönünden incelenmesine geçmeden önce kırâat ilminin tarifi, tarihsel süreci, kırâat çeşitleri, kırâat ile alakalı kavramlar, Ahrufu's-Seb'a, kırâat imamları ve râvîleri, kırâat tarikleri, kırâat imamlarının hocaları, talebeleri ve kırâat farklılığının oluşma şekilleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Âl-i İmrân sûresi hakkında da kısaca bilgi verilmeye gayret edilmiştir. Gayret bizden tevfik yüce Allah (c.c.)'tandır. Anahtar Kelimeler: Mushaf, Ahrufu's-Seb'a, Kırâat, Sûre, Âl-i İmrân.
On Emir bağlamında Tevrat ile Kur'an'ın mukayesesi
On Emir, Yahudiliğe göre Tanrı'nın kendisi tarafından yazıldığı ve Hz. Mûsâ'nın aracılıyla İsrailoğullarına verilmiş en önemli emirlerdir. Öyle ki, Yahudiler On Emri okurken saygıdan dolayı ayağa kalkmaktadırlar. Çünkü bu emirler Yahudi şeriatında bulunan 613 emrin özeti mahiyetindedir. Bu çalışmada Tevrat'ta bulunan On Emir ve yasak Yahudilerin ana kaynağı olan Talmud ve Tevrat esas alınarak objektif bir şekilde tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu emirlerin Yahudi kaynaklarına dayanılarak yer yer yorumlar da yapılmıştır. On Emrin Kur'ân'daki karşılığını tespit edebilmek için de Kur'ân-ı Kerim'e başvurularak tespit edilmeye de çalışılmış, yine Sünnet ve tefsir kaynaklarına dayanılarak yer yer yorumlar yapılmıştır. Ayrıca bu On Emir'in Yahudi geleneğinde ve İslâm geleneğinde nasıl telakki edildiği konusu da karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır.