Harran University
Fakülte

Diş Hekimliği Fakültesi

Harran University

3

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

3 Tez
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Sigara içen bireylerde submandibular ve parotis tükürük bezlerinin ultrasonografi ile değerlendirilmesi

Bu çalışmada, sigara kullanımının parotis ve submandibular tükürük bezlerine etkisi ultrasonografi ile araştırılmıştır. Sigara içen ve içmeyen bireyler olmak üzere iki gruptan oluşan toplam 120 katılımcı değerlendirilmiştir. Ultrasonografik incelemelerde tükürük bezlerinin ekojenitesi, parankim yapısı, marjin düzeni, vaskülaritesi değerlendirilmiş, hacim ve shear wave elastografi ölçümleri hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde normal dağılım gösteren sürekli değişkenler için Bağımsız Örneklem t-Testi, kategorik değişkenler için ise Ki-Kare testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler sonucunda, gruplar arasında ekojenite açısından anlamlı bir fark bulunmazken, sigara içen bireylerde minimal ve belirgin parankim heterojenitesinin daha sık olduğu belirlenmiştir. Sigara kullanan bireylerde, parotis ve sağ submandibular bezlerde marjin düzensizliği anlamlı düzeyde artmış; sol submandibular bezde ise benzer ancak anlamlı olmayan bir eğilim izlenmiştir. Vaskülarite paternlerinde sigara grubunda periferal vaskülarite artışı ve santral-periferal patern azalışı saptanmış, kötü vaskülarite oranı da anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Sigara içen bireylerde parotis ve submandibular bezlerin hacimleri kontrol grubuna göre anlamlı şekilde artmış, ayrıca sol parotis ve sol submandibular bezlerde shear wave elastografi değerlerinin sigara içen grupta belirgin şekilde daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Bulgular, uzun süreli sigara kullanımının tükürük bezlerinde yapısal bozulmaya, sertlik artışına ve vasküler yapıda değişimlere yol açabileceğini ortaya koymakta olup, ultrasonografinin tükürük bezi değişimlerinin non-invaziv değerlendirilmesinde etkili bir yöntem olduğunu desteklemektedir. Anahtar Sözcükler: Parotis bez, Shear Wave Elastografi, Sigara, Submandibular bez, Tükürük bezleri, Ultrasonografi

Nurbanu Şahin
Harran University
2025
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Farklı kemik greftlerinin MTA esaslı retrograd dolguların yüzey mikrosertliğine etkilerinin in vitro değerlendirilmesi

Bu in vitro çalışmanın amacı, üç farklı kemik grefti materyalinin (allogreft, ksenogreft ve dentin grefti), iki farklı retrograd dolgu materyalinin (MTA Neoputty ve MTA Angelus) yüzey mikrosertliği üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Çalışma, üç farklı greftin iki farklı MTA türünün yüzey mikrosertliğini etkilemediği yönündeki sıfır hipotezine dayanarak planlanmıştır. Çalışmada, iç çapı ve yüksekliği standartlaştırılmış 80 adet özel yapım plastik silindir kullanıldı. Silindirler 2 ana gruba ayrılarak MTA NeoPutty (n=40), MTA Angelus (n=40) ile dolduruldu. Daha sonra her bir ana grup kendi içinde 4 alt gruba ayrıldı (n=10): kontrol (sadece MTA), allogreft, ksenogreft ve dentin grefti alt grupları. Kemik greftleri MTA yüzeyi ile doğrudan temas edecek şekilde yerleştirildi. Numuneler 37°C'de Hank'ın Balanslı Solüsyonu (HBSS) içerisinde 14 gün bekletildi. Yüzey mikrosertliği, Vickers mikrosertlik test cihazı kullanılarak ölçüldü. Veriler, iki yönlü ANOVA ve Tukey post-hoc testleri ile analiz edildi, istatistiksel anlamlılık düzeyi (p<0.05) olarak kabul edildi. İstatistiksel analizlerle, greft türünün yüzey mikrosertliği üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu (p<0.001), MTA türünün ana etkisinin anlamlı olmadığını (p>0.05), bununla birlikte MTA türü ile greft tipi arasındaki etkileşimin anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.001). En yüksek mikrosertlik değeri MTA NeoPutty grubunda ksenogreft ile birlikte elde edilmiştir (70.21 ± 4.25 HV, p<0.05). Kontrol (p=0.339) ve allogreft (p=0.549) gruplarında MTA Angelus ile MTA NeoPutty'nin ortalama mikrosertlik değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Her iki MTA formülasyonunda da dentin grefti alt grupları en düşük mikrosertlik değerlerini göstermiş olup (MTA NeoPutty:21.49±5.54 HV, MTA Angelus: 33.30±5.42 HV), bu düşüş istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca, MTA NeoPutty ile kombine edilen dentin grefti grubunun mikrosertlik değeri, MTA Angelus ile kombine edilen dentin grefti grubuna kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Farklı kemik greftleri, MTA formülasyonlarının yüzey mikrosertliğini anlamlı şekilde etkilemektedir. Klinik olarak, greft materyali seçimi, retrograd dolgu materyalinin sertlik özelliklerini değiştirebileceğinden, cerrahi planlamada bu etki göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Apikal Rezeksiyon, Mineral Trioksit Agregat (MTA), Kemik Grefti, Dentin Grefti, Vickers Mikrosertlik Testi

Hazal Faiz Arslanparçası
Harran University
2025
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Ağız solunumu yapan çocuklarda baş ve boyun bölgesi kaslarının ultrasonografi ile değerlendirilmesi

Ağız solunumu; hayat kalitesini, oral sağlığı, oklüzyonu ve kraniyofasiyal gelişimi olumsuz etkileyebilmektedir ve baş boyun bölgesindeki kas dengelerini bozabilmektedir. Bu çalışmamızın amacı ağız solunumu ve burun solunumu yapan çocuklarda, baş ve boyun bölgesindeki kasların kalınlıklarını ve sertliklerini ölçmek ve ağız solunumunun bu kaslar üzerindeki olası etkilerini ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmada ağız ve burun solunumu yapan (kontrol grubu) 4-14 yaş arası 80 çocuğun baş-boyun bölgesindeki kaslarının ultrasonografi ile kalınlıkları ve elastografi ile kas sertlik dereceleri ölçüldü. Sonuç olarak ağız solunumu yapan grupta orbikularis oris inferior hariç tüm kasların kalınlıkları daha düşük bulundu. İstatiksel olarak sağ masseter (p=0,002), sol masseter (p=0,006), sağ sternokleidomastoideus (p=0,003) ve sol sternokleidomastoideus (p=0,016) kaslarının kalınlıkları arasındaki fark anlamlıydı. Ağız solunumu grubundaki erkeklerde sol masseter kas kalınlığı anlamlı derecede daha yüksek izlendi (p=0,002). Kontrol grubundaki erkeklerde sternokleidomastoideus kası elastografi değerlerinin (sağ: p=0,024; sol: p=0,007) anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edildi. Ağız solunumu, baş boyun bölgesindeki kasların kalınlık ve sertliklerinde değişime yol açmaktadır. Bu değişimlerin iskeletsel problemlere veya farklı sağlık problemlerine yol açmaması için erken teşhis önemlidir. Bu hastalarda yapılacak ultrason incelemeleri ile kas değişimleri erken teşhis edilebilir ve gerekli konsültasyonlar yapılarak yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlanabilir.

Dilan Mayda
Harran University
2025
00