Harran University
HARRAN

Harran University

Şanlıurfa, Türkiye
Founded: 2000
Websitetwitterlinkedininstagramfacebook

417

Archived Theses

0

DOIs Assigned

4

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
Master'sOpen AccessTR

Yetiştirme teorisi bağlamında televizyon programlarının suç mağduriyet korkusuna etkisi: "Gaziantep örneği"

Korku, bireylerin tehlike unsuru taşıyan durumlarda hissettiği bir duyguyken suç mağduru olma korkusu, suç oranlarındaki artışla beraber bireylerin suç veya suçla bağdaştırdıkları sembollere yönelik hissettikleri duygu olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin hissettiğin suç mağduriyet korkusu, modern toplumlarda özellikle kitlesel medyanın yaygın olarak kullanılması ile birlikte suç ve şiddet içerikli görsellerin aktif olarak sunulmasıyla daha fazla artmaktadır. Bireylerin hissettikleri korkunun bireysel olmaktan çıkıp toplumsal bir alana yayılmasına toplumda güvensizlik ortamı oluşmasına sebep olmaktadır. Bu durum, hissedilen korkuyu arttırdığı gibi toplumda bireyler arasındaki etkileşimin azalmasına, bireylerin birbirlerine yabancılaşmasına ve toplumsal refahın bozulmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla araştırılması ve çalışılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda bu çalışma, yetiştirme teorisi çerçevesinde, televizyonda yayınlanan kriminal reality/suç programlarının suç mağduriyet korkusuna etkisini konu edinmektedir. Çalışma, Türkiye'de televizyonda yayınlanan kriminal reality/suç programlarının, suç mağduriyet korkusuna etkisini, bireylerin toplumsal gerçeklik ve riske ilişkin algı biçimlerini, George Gerbner'in Kültürel Göstergeler ve Yetiştirme (Kültüvasyon) teorisi ile incelenmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep'te, yürütülen bu saha araştırmasında, amaçlı örneklem tekniği ile "Müge Anlı ile Tatlı Sert" ve "Esra Erol'da" programlarını izleyen 18-30 yaş arası ile 50 yaş ve üstü 20 kadınla yarı yapılandırılmış soru araçları kullanılarak nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine yüz yüz görüşme yapılmıştır. Toplanan verilerin analizi sonucunda televizyon programlarının, suç mağduriyet korkusunu etkilediği ve bireylerde yetiştirme etkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Bu çerçevede katılımcıların, programlara maruziyet düzeyi arttıkça, korku düzeylerinde artış olduğuna ve kendilerini acımasız ve tehlikeli bir dünyada görme eğilimi gösterdiklerine; 50 yaş ve üzeri gruptaki katılımcıların kendilerinden çok, gençler ve çocuklar için korku duyduklarına dair bulgulara ulaşılmıştır. Bu çerçevede, elde edilen bulguların literatüre katkı sunacağı düşünülmektedir.

Çiğdem Cice
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Metal oksit katkılı Al2O3 biyoseramiklerin 3D yazıcıyla üretimi, yapısal, mekanik ve biyolojik özelliklerinin araştırılması

Biyoseramikler, yüksek mekanik dayanımları, aşınma dirençleri ve biyouyumlulukları nedeniyle ortopedik ve dental uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Geleneksel üretim yöntemleri, biyoseramiklerin gözeneklilik kontrolü ve mikro yapı homojenliği açısından sınırlamalar gösterirken, eklemeli üretim (3D baskı) teknolojileri, özellikle Dijital Işık İşleme (DLP) yöntemi, bu sorunlara etkili çözümler sunmaktadır. Bu çalışmada, Al₂O₃'e %1, %3, %5 ve %10 oranlarında Y₂O₃, CaSiO₃ ve BaO katkıları eklenerek kompozit seramikler DLP yöntemiyle üretilmiştir. Elde edilen numunelerin; yoğunluk, büzülme, faz analizi, mikroyapı karakterizasyonu, mekanik testler (sertlik, kırılma tokluğu, eğilme ve basma dayanımı) ve biyolojik analizler açısından değerlendirilmiştir. Sonuçlar, Y₂O₃, CaSiO₃ ve BaO katkılarının yoğunlaşma üzerinde belirgin etkiler yarattığını göstermiştir. En yüksek bağıl yoğunluklar, %3 Y₂O₃ (%95,12, 3,80 g/cm³), %5 CaSiO₃ (%95,35, 3,75 g/cm³) ve %3 BaO (%94,95, 3,82 g/cm³) katkılarında elde edilmiştir. Büzülme analizleri, DLP yöntemine özgü katmanlı yapı nedeniyle Z ekseninde daha fazla büzülme olduğunu ortaya koymuş; en yüksek hacimsel büzülmeler %5 CaSiO₃ (%61,31), %3 BaO (%57,62) ve %3 Y₂O₃ (%53,68) katkılarında gözlemlenmiştir.XRD analizi, katkı maddelerine bağlı olarak çeşitli ikincil fazların oluştuğunu göstermiştir. Y₂O₃ katkısıyla YAG ve YAP, CaSiO₃ ile CaAl₂Si₂O₈ ve CaAl₂O₄, BaO ile ise BaAl₁₂O₁₉ ve BaAl₂O₄ fazları tespit edilmiştir. Mikroyapı analizleri, Y₂O₃ ve CaSiO₃'ün ince taneli yapı oluşturduğunu, BaO'nun ise ikincil faz kümelenmesine neden olduğunu ortaya koymuştur. En yüksek sertlik değerleri %3 Y₂O₃ (17,43 GPa), %5 CaSiO₃ (17,59 GPa) ve %3 BaO (16,79 GPa) katkılarında kaydedilmiştir. Kırılma tokluğu da aynı katkı seviyelerinde 6,04 MPa-m1/2 (Y₂O₃, %3), 6,71 MPa-m1/2 (CaSiO₃, %5) ve 6,41 MPa-m1/2 (BaO, %3) maksimum değerleriyle benzer bir eğilim izlemiştir. Maksimum basma dayanım değerleri %3 Y₂O₃ için (1241,79 MPa), %3 CaSiO₃ (1319,81 MPa) ve %3 BaO (1192,31 MPa), için kaydedilirken, daha yüksek katkı seviyeleri önemli dayanım düşüşlerine neden olmuştur. Biyolojik özellik sonuçları ise CaSiO₃ katkılı seramiklerin biyoaktif kalsiyum fosfat tabakaları oluşturma kabiliyetleri nedeniyle üstün biyoaktivite sergilediğini, Y₂O₃ ve BaO katkılı seramiklerin ise orta düzeyde biyouyumluluk gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu çalışma, DLP yöntemiyle yüksek mekanik dayanım ve biyolojik uyumluluk gösteren biyoseramik malzemelerin üretilebileceğini ortaya koymuştur. Elde edilen malzemeler, kemik greftleri, ortopedik implantlar ve biyomedikal mühendislik uygulamaları için potansiyel kullanım alanlarına sahiptir. Bu bulgular, biyoaktif ve yüksek mukavemetli seramik kompozitlerin geliştirilmesine katkı sağlamakla birlikte, DLP teknolojisinin biyoseramik üretimi için verimli bir yöntem olduğunu göstermektedir

Abuzer Açıkgöz
Harran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlerin akıllı telefon bağımlılığı ve sağlıklı yaşambiçimi davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma gençlerin akıllı telefon bağımlılıkları ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma tanımlayıcı tipte olup Şanlıurfa Eyyübiye 01 No'lu Aile Sağlığı Merkezi Bölgesi'nde Eylül 2023 – Ağustos 2024 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini Eyyübiye 01 No'lu Aile Sağlığı Merkezi Bölgesi'nde yaşayan 18-24 yaş arası 3727 birey örneklemini ise 348 birey oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi, Mann Whitney U testi, Varyans Analizi, Kruskal Wallis Analizi yapılmıştır. Çalışmada gençlerin Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği toplam puan ortalaması 32.31±9.45, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II toplam puan ortalaması ise 114.37±21.19 olarak bulunmuştur. Ayrıca gençlerin Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II toplam puan ortalamaları arasında düşük düzeyde, negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r = -0,118; p = 0,028). Sonuç olarak gençlerin akıllı telefon bağımlılık düzeyleri azaldıkça sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının arttığı görülmektedir. Bu nedenle gençlerin akıllı telefon bağımlılığı düzeylerini düşürecek, sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını arttıracak sağlık eğitimlerinin planlanması, girişimsel hemşirelik çalışmalarının yapılması önerilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Hemşirelik, Gençler, Akıllı telefon bağımlılığı, Sağlıklı yaşam biçimi davranışları

GençlerHemşirelik
Bedirhan Çaldıran
Harran University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların jinekolojik kanser farkındalık düzeylerinin ve meme kanseri kadercilik algılarının belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, 30-64 yaş arası kadınların jinekolojik kanser farkındalık düzeyleri ve meme kanseri kadercilik algılarının belirlenmesidir. Çalışma tanımlayıcı tipte olup Şanlıurfa Eyyübiye Harrankapı 25 Nolu Aile Sağlığı Merkezi Bölgesi'nde Ekim 2023 – Haziran 2024 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini 333 kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği ve Meme Kanseri Kadercilik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t Testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Analizi yapılmıştır. Çalışmanın yapılması için ilgili kurumlardan, Harran Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan ve katılımcılardan izin alınmıştır. Araştırmaya katılan kadınların Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği toplam puan ortalaması 146.02±21.70, Meme Kanseri Kadercilik Ölçeği toplam puan ortalaması 7.40±2.61'dir. Kadınların eğitim durumuna (KW=10.079; p=0.018), gelir durumuna (KW=6.966; p=0.031), sosyal güvencesine (t=3.417; p=0.001) göre Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Ayrıca Jinekolojik hastalık durumuna (t=3.056, p=0.003), jinekolojik muayene olma durumuna (t=6.291, p=0.001), jinekolojik kanserleri duyma durumuna (t=5.655, p=0.000), jinekolojik kanser belirtilerini bilme (U=1683.000, p=0.000), jinekolojik kanserler ile ilgili tarama testlerini bilme (t=5.676, p=0.000), pap smear testi yaptırma (t=5.281, p=0.000) durumlarına göre JKFÖ toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır. Katılımcıların yaşına (t=-4.934; p=0.000), eğitim durumuna (KW=35.857; p=0.000), gelir durumuna (KW =7.653; p=0.022), sosyal güvencesine (t=2.686; p=0.007) göre meme kanseri kadercilik ölçeği toplam puan ortalaması arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Sonuç olarak kadınların jinekolojik kanserler farkındalık düzeylerinin düşük ve meme kanseri kadercilik algılarının yüksek olduğu söylenebilir. Bu nedenle jinekolojik kanserler farkındalık düzeylerinin arttırılması ve meme kanseri kadercilik algılarının azaltılması için eğitimler verilmelidir. ANAHTAR KELİMELER: Meme Ka nseri, Hemşirelik, Kadercilik, Farkındalık , Jinekolojik Kanserler

FarkındalıkHemşirelikKadercilik
Esmanur Özen
Harran University · Institute of Health Sciences
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Morbid obez hastalarda Sleeve Gastrektomi öncesi ve sonrasında pankreatik enzim yetmezliğinin fekal elastaz düzeyiyle değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı; Laparoskopik Sleeve Gastrektomi (LSG) sonrası pankreas fonksiyonlarında gerçekleşen değişimleri Fekal Elastaz-1 (FE-1) testiyle tespit etmektedir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 60 hasta dahil edildi. Hastalardan ameliyat öncesi ve sonrası altıncı ayda dışkı örnekleri alındı ve -80 °C 'de muhafaza edildi. Tüm örnekler elde edildikten sonra, FE-1 düzeyi Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (ELISA) yöntemiyle ölçüldü. Sonuçlar istatistiksel olarak analiz edildi. Ameliyat öncesi ve sonrası değerler karşılaştırılarak LSG'nin Pankreas Ekzokrin Yetmezliği (PEY) üzerindeki etkisi incelendi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 34.2 ± 11.3 yıl idi. Ameliyat öncesi ortalama Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 44.7 ± 5.1 kg/m² iken, ameliyat sonrası 6. ayda bu değer 31.6 ± 4.8 kg/m²'ye düştü (p < 0.001). 6. ayın sonunda ortalama % Excess Weight Loss (EWL) değeri % 72.3 ± 16.5 olarak hesaplandı. LSG öncesi 60 hastanın ortalama FE-1 değeri 202.4 ± 84.5 μg/g iken, LSG sonrası 6. ayda bu değer 256.8 ± 77.3 μg/g'a yükseldi. Bu artış, istatistiksel olarak anlamlı bulundu (Z = -3.1, p = 0.002). LSG öncesi 2 hastada (%3.3) ciddi PEY (0-99 μg/g), 29 hastada (%48.3) hafif PEY (100-199 μg/g) saptandı. 29 hastada (%48.3) ise PEY olmadığı tespit edildi. Ciddi PEY olan iki hastanın LSG sonrası 6. ayda FE-1 değerlerinin hafif PEY düzeyine yükseldiği ve kısmi iyileşme olduğu tespit edildi. LSG öncesi hafif PEY tespit edilen 29 hastanın (%48.3) 17'sinde (%58.6) LSG sonrası 6. ayda FE-1 düzeylerinin normal sınırlara (≥200 μg/g) yükseldiği görüldü. Ancak 12 hastada (%41.4) hafif PEY devam etti. Sonuçlar: LSG uygulanan hastalarda altıncı ayda FE-1 değerlerinde anlamlı artış ile birlikte PEY'in iyileşme gösterdiği gözlendi. Anahtar Kelimeler: Pankreatik elastaz I, gastrektomi, ekzokrin pankreas

Vedat Kaplan
Harran University
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akut iskemik inme ile başvuran, orta serebral arter M2 ve/veya M3 segmentlerinde oklüzyonu bulunan hastalarda mekanik trombektomi etkinliğinin değerlendirilmesi

Akut iskemik inme, serebral arterlerin tıkanması sonucu gelişen, nörolojik fonksiyon kaybına yol açan ve acil müdahale gerektiren bir klinik tablodur. Mekanik trombektomi (MT), büyük damar tıkanıklıklarında kanıtlanmış etkinliği nedeniyle standart tedavi haline gelmiştir. Ancak, orta serebral arter (MCA) M2 ve M3 segment oklüzyonlarında trombektominin etkinliği halen tartışmalıdır. Bu çalışma, MCA M2/M3 segmentlerinde oklüzyonu bulunan ve mekanik trombektomi uygulanan hastalarda tedavinin etkinliğini, klinik sonuçlarını ve komplikasyonlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Bu retrospektif çalışmada, Ocak 2021 - Aralık 2023 tarihleri arasında Harran Üniversitesi Hastanesi'ne akut iskemik inme tanısıyla başvuran, MCA M2/M3 segmentlerinde tıkanıklık tespit edilen ve mekanik trombektomi uygulanan hastalar incelendi. Hastaların demografik verileri, inme öncesi ve sonrası nörolojik durumları, trombektomi yöntemi, revaskülarizasyon başarısı ve fonksiyonel iyileşme oranları analiz edildi. Revaskülarizasyon başarısı Thrombolysis in Cerebral Infarction (TICI) skoru ile, fonksiyonel bağımsızlık oranları ise modifiye Rankin Skalası (mRS) ile değerlendirildi. Komplikasyonlar, işlem başarısızlığı ve mortalite oranları kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 69.7±12.2 yıl olup, hastaların %46.9'u erkekti. Mekanik trombektomi uygulanan hastalarda başarılı revaskülarizasyon oranı %81.6 olarak saptandı. mRS skoruna göre doksan gün sonunda yeterli klinik başarı elde edilen hastaların oranı %71.4 olarak tespit edildi. Tüm hastalarda ASPECT skoru ortalaması 9.1±0.9, NIHSS skoru ortalaması 14.4±4.2 olarak hesaplandı. İşlem sonrası en sık karşılaşılan komplikasyonlar kanama, vasküler diseksiyon ve embolizasyon olarak kaydedildi. Trombektomi yapılan hastalar, literatürdeki benzer çalışmalarla karşılaştırılarak değerlendirildi. Sonuç: Bu çalışma, MCA M2/M3 segment oklüzyonu bulunan seçilmiş hastalarda mekanik trombektominin etkin bir tedavi seçeneği olabileceğini göstermektedir. Ancak, komplikasyon oranlarının yüksekliği ve optimal tedavi stratejilerinin belirlenmesi açısından geniş çaplı, prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. MCA'nın distal segmentlerine uygulanan trombektominin güvenilirliği ve klinik sonuçları daha kapsamlı araştırmalarla desteklenmelidir.

Sebahattin Arslan
Harran University
2025
00