
143
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Çorum ilinde üretilen çiğ sütlerde AFM1 varlığının HPLC metodu ile belirlenmesi
Çalışmanın amacı, Çorum merkez ve çevre köylerde üretilen çiğ sütlerdeki AFM1 varlığını belirlemektir. Üreticilerden dört mevsim direkt olarak temin edilen toplam 200 adet çiğ süt örneği HPLC cihazı kullanılarak analiz edilmiştir. Örneklerin 129 (%64,5)'unda 22-401 ng L-1 arasında farklı konsantrasyonlarda AFM1 tespit edilirken, geri kalan 71 (%35,5)'inde AFM1 tespit edilmemiştir. 87 (%43,5) örnek Türk Gıda Kodeksi'nde belirtilen maksimum kabul edilebilir limiti (50 ng L-1) aşmıştır. Pozitif örneklerin aralığı sonbahar mevsiminde 22-289 ng L-1, kış mevsiminde 29-199 ng L-1, ilkbahar mevsiminde 30-177 ng L-1 ve yaz mevsiminde 26-401 ng L-1 olarak hesaplanmıştır. Analiz sonuçları, AFM1 konsantrasyonlarının tüketiciler açısından potansiyel risk taşıdığını göstermektedir. Çorum ve bölgesinde süt ve ürünlerinde aflatoksin oluşumunu ve gelişimini mimimum seviyede tutmak için üreticilerin, birliklerin ve kooperatiflerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Kullanıma yönelik hayvan yemlerinde ve tarımsal ürünlerde AFB1 kontaminasyonunu engellemek için önleyici tedbirler alınmalıdır. Üreticilerin bilgilendirilmesinin yanısıra denetimlerin ve takiplerin yapılmasının, AFM1 oluşumunun periyodik olarak izlenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.
Kontakt manifoldlar,sasakian manifoldlar ve eğrilik
Bu tezde diferansiyel geometrinin temel kavramları örnekleriyle verilmiştir. Riemann eğriliği tanımlanmış ve sabit Riemann eğriliğine sahip örnekler verilmiştir. Kontakt manifoldlar tanımlanmış, karakteristik vektör alanının varlığının kanıtı verilmiş, örnek verildikten sonra kontakt metrik yapı tensörleri ve örnekleri verilmiştir. Sasakian manifoldlar tanımlanmıştır. Bir kontakt metrik manifoldun Sasakian olması için gerekli ve yeterli bir koşul elde edilmiştir. Bu koşul kullanılarak R2n+1üzerindeki standart kontakt metrik yapının Sasakian olduğu gösterilmiştir. Sasakian manifoldlar için φ-kesitsel eğriliği tanımlanmış ve bu eğriliğin kesitsel eğriliği tamamiyle belirlediğinin kanıtı verilmiştir. Ayrıca sabit φ-kesitsel eğriliğine sahip bir örnek verilmiştir.
Periyodik daralan–genişleyen mini kanalda kaynama davranışının incelenmesi
Mühendislik uygulamaları içerisinde özellikle soğutma sistemlerinin gelişmesine bağlı olarak mini kanallarda ısı transferi ve iki fazlı akış incelemeleri büyük oranda güncelliğini korumaktadır. Mini kanallarda iki fazlı akışın kontrolü optimum şartlarda ve boyutlarda daha etkin bir sistemin tasarlanması için büyük bir öneme sahiptir. Tek ve iki fazlı akışlarda ısı transferinin iyileştirilmesi aktif ve pasif olmak üzere iki yöntem ile sağlanmaktadır. Bu çalışmada kanal geometrisi periyodik olarak daralan – genişleyen dikdörtgen bir mini kanalda kaynama incelenmiştir. Çalışma akışkanı olarak R-134a kullanılmıştır. Mini kanallar H/R=1 (düz), H/R=0,8 ve H/R=0,5 üç farklı tipte olacak şekilde imal edilmiştir. Mini kanal hidrolik çapı (Dh)1,83 mm' dir. Deneyler, soğutucu akışkanın üç farklı kütle akılarında (G=100 – 200 – 400 kg/m2s), ısı akısının (q) 0 – 180 kW/m2 aralığında gerçekleştirilmiştir. Çalışma basıncı 3 ve 4 bar olarak sabitlenmiştir. Deneyler boyunca soğutucu akışkanın mini kanala giriş sıcaklığı -1°C de sabit tutulmuştur. Sıcaklık ve basınç ölçümleri ile eş zamanlı olarak akış kaynaması rejimleri yüksek hızlı kamera ile görselleştirilmiştir. Deneysel bulgularda ısıtma yüzey alanının kaynama olayında önemli bir etkiye sahip olduğu, daralan – genişleyen kanal geometrisinde maksimum ısı transfer yüzey alanında minimum direnç boyunun etkin olduğu, yüksek soğutucu akışkan debilerinde ısı taşınım katsayısının yüksek ancak çıkış kuruluk derecesinin düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: mini kanal, kaynama, daralan genişleyen kanal, R-134a
Gönderim sınıf grupları ve üreteçleri
Bu çalışmada yüzey, yüzey homeomorfizmaları ve yüzey homeomorfizmalarının izotopi sınıfları incelenmiştir. Bu izotopi sınıfları, gönderim sınıf grubu adı altında bir grup oluşturmaktadır. Tez çalışmamızın asıl amacı gönderim sınıf grubunun üreteçleri üzerine yoğunlaşmaktır. Gönderim sınıf gruplarının en temel üreteçleri olan Dehn burguları incelenmiştir. Dehn burguları sonsuz mertebeye sahip olmakla beraber yüzeylerin gönderim sınıf gruplarını üretmekte önemli rol oynamaktadırlar. Dehn burgularından farklı üreteç kümeleri araştırılmıştır. Böylelikle yüzeylerin gönderim sınıf gruplarını üreten üreteçler içine mertebesi sonlu olan elemanlar da eklenmiştir. Daha sonra bu sonlu mertebeye sahip üreteçlerin mertebelerini ne kadar küçültebiliriz sorusu araştırılmıştır. Bunun üzerine mertebeleri iki olan üreteçler, yani involusyonlar, tarafından oluşan üreteç kümeleri irdelenmiştir. Kaç adet involusyonun gönderim sınıf gruplarını üreteceği sorusu sorgulanmış, bunun üzerine yapılan en son çalışmalar incelenmiştir.
Bakteriyel biyofilm oluşumunu engelleyecek moleküllerin sentezi ve anti-biyofilm etkinliklerinin incelenmesi
Çalışmada; akridin türevi moleküller sentezlenerek bu moleküllerin bakteriyel biyofilm oluşumunu engelleme potansiyeli araştırılmıştır. Bakterilerde biyofilm oluşumundan sorumlu nükleotid, halkalı dimerik guanozin monofosfat (c-di-GMP) olup akridin türevleri bu nükleotidle etkileşerek G-kuadrupleks yapısı oluşturmaktadır ve bu yapının oluşmasıyla biyofilm oluşumunu kontrol eden mekanizma durdurulabilir. Tez çalışması kapsamında, akridin türevlerinin hem c-di-GMP ile etkileşip etkileşmeyeceği araştırılmış hem de biyofilm oluşturma özelliği bulunan Bacillus subtilis suşu üzerindeki etkisi test edilmiştir. Akridin türevlerinin c-di-GMP üzerindeki etkisi, monomerik GMP ile yapılan denemeler ile belirlenmiş, etkileşim sonucu GMP konsantrasyonunda oluşan azalmalar ultraviyole (UV) spektroskopisi ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak saptanmıştır. Bu türevlerin biyofilm oluşumu üzerine etkisi ise kuyucuklu plakaya ekim yöntemi ile belirlenmiştir. Sentezlenen akridin türevleri literatürde yer almayan yeni yapılar olup c-di-GMP ile etkileşmekte ve Bacillus subtilis suşu üzerinde biyofilm oluşumunu engelleyici etki göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bakteriyel biyofilm, Bacillus subtilis, akridin türevleri
Fındık kabuğu ve ceviz kabuğunun pirolizi ile biyokömür üretimi ve sulu çözeltilerden ağır metal gideriminde adsorpsiyon özelliklerinin incelenmesi
Canlılar üzerinde pek çok fizyolojik ve toksik etkileri bulunan ağır metallerin uygun arıtma teknikleri kullanılarak sucul ortamdan uzaklaştırılması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, ülkemizde bol miktarda bulunan tarımsal atıklardan olan fındık kabuğu ve ceviz kabuğunun pirolizi ile elde edilen biyokömürlerin, sulu çözeltilerden kurşun ve bakır iyonlarının gideriminde adsorpsiyon özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ham biyokütlelerin ve piroliz yöntemi ile elde edilen biyokömürlerin karakterizasyonu FT-IR, TGA-DTG, BET, SEM, kısmi ve elementel analiz teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Farklı koşullarda gerçekleştirilen kesikli adsorpsiyon deneyleri ile belirtilen ağır metallerin sulu çözeltiden etkin bir şekilde giderimi için adsorpsiyon parametrelerinin (başlangıç ağır metal konsantrasyonu, sıcaklık, adsorban miktarı, pH, temas süresi ve karıştırma hızı) etkisi incelenerek, optimum şartlar belirlenmiş ve elde edilen deneysel sonuçların Langmuir, Freundlich ve Temkin izoterm modellerine uygunluğu araştırılmıştır. Bununla birlikte hesaplanan termodinamik parametreler ile adsorpsiyon mekanizması açıklanmaya çalışılmıştır. Adsorpsiyon işlemine ait kinetik modelin belirlenebilmesi için deneysel veriler yalancı birinci derece kinetik model, yalancı ikinci derece kinetik model ve partikül içi difüzyon modeline uygulanarak, model sabitleri ve korelasyon katsayıları incelenmiştir. Sonuç olarak, biyokömürlerin sulu çözeltilerden Cu+2 ve Pb+2 iyonlarınının uzaklaştırılmasında etkin birer adsorban oldukları ve su kaynaklarından çevresel kirleticilerin ekonomik bir şekilde uzaklaştırılmasında değerlendirilmelerinin mümkün olabileceği ortaya konulmuştur.
Polimer kaplı metal sacların derin çekme davranışının incelenmesi
İmalatta derin çekme işlemi sac metallere üç boyutlu şekil vermek için otomobil ve makinaların gövde sacları, beyaz eşyalar, jantlar, mutfak evyeleri, mutfak eşyaları, medikal kaplar ve içecek kutuları başta olmak üzere pek çok üründe yaygın kullanılan bir yöntemdir. Derin çekme işlemi büyük miktarda plastik deformasyonun gerçekleştiği; malzeme anizotropisi, parça geometrisi, malzemenin kimyasal bileşimi, ortam koşulları, zımba hızı ve etkin basınç başta olmak üzere pek çok parametrenin etkin olduğu ve matematiksel analizin son derece zor olduğu bir imalat yöntemidir. Yırtılma, kırışma, çizilme ve kulaklanma gibi hasarlar oluşmadan en yüksek derin çekme oranını yakalayabilmek için, baskı plakası basıncı ve sürtünme değerlerinin belirlenmesi çok önemlidir. Bu çalışmada sürtünmeyi azaltmak ve imalat verimliliğini arttırmak için polimer kaplamalı çelik sacların derin çekme işlemi deneysel olarak incelenmiştir. Deneylerde çekme oranı, baskı plakası basıncı ve çekme hızı parametreleri çeşitli aralıklarda değiştirilmiş ve elde edilen değerler grafikler yardımıyla değerlendirilmiştir. Derin çekme sırasında yukarıda belirtilen kusurları azaltmak ve ürün kalitesini yükseltmek amacıyla çeşitli yağlayıcılar kullanılmaktadır. Buna rağmen yüzeylerde plastik şekillendirme sonucunda yanma ve çizilmeler oluşmaktadır. Ayrıca derin çekilmiş bir ürüne imalat sonrası, her türlü kaplama ya da boyanın uygulanması mümkün olmamaktadır. Derin çekme işlemi öncesinde metal sacların polimer esaslı bir malzeme ile kaplanması; uzun ömür, dekoratif görünüm, korozyon direnci, aşırı aşınmanın engellenmesi, derin çekme esnasında sürtünmenin ve yağlama ihtiyacının azalması, bazı imalat yöntemlerinde şekillendirme sonrası boyama hattı gereksinimini ortadan kaldırması gibi avantajlar sağlamaktadır.
Esnek-sabit dirençlerin ısı transferine etkisinin deneysel incelenmesi
Bu tez çalışmasında, hem farklı geometrideki engeller, hem de bu engellere yerleştirilen hareketli/hareketsiz levhaların ısı transfer performansı deneysel olarak incelenmiştir. Çalışmada, engel geometrileri, levhaların uzunluğu (L), genişliği (w) ve test bölgesinden olan yükseklikleri (c) değiştirilmiştir. Dört farklı engel geometrisi, üçgen kesitli engel (U-KE), silindir kesitli engel (S-KE), dörtgen kesitli engel (D-KE) ve yarım silindir kesitli engel (YS-KE) kanal girişine yerleştirilmiştir. Ölçümlerde Reynolds sayısı 4983-34878 aralığında değiştirilmiştir. Isı transferi sonuçları termal görüntüleme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Taguchi deneysel dizayn metodu kullanılarak tasarım parametrelerinin optimum değerleri belirlenmiş, belirlenmiş olan parametrelere bağlı olarak deneysel çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada, Taguchi yöntemini kullanılarak hareketli/hareketsiz levhaların ısı transferini ve basınç kaybını etkileyen altı deneysel parametre analiz edilmiştir. Böylece, Deney tasarımı için bu parametrelerden oluşan L16 (44x22) ortogonal diziler seçilmiştir. Sabit-hareketli plakalı kanalda tüm türbülans akış şartlarında Nusselt sayısında, boş kanala göre 1,16 ile 1,64 kat artış olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, en iyi ısı transferi artırımı, Re=29.000, D-KE, L=100mm, w=45mm, c=1mm ve hareketli levhada elde edilmiştir
(E)-2-((sübstitüebenziliden)amino)-3a,4,7,7a-tetrahidro-1H-4,7-epoksiindol-1,3(2H)-dion bileşiklerinin sentezi ve yapılarının spektroskopik yöntemlerle aydınlatılması
Bu çalışmada, çıkış maddesi olarak maleik anhidrit'in furan ile etkileştirilmesi sonucu diels-alder tepkimesiyle bisiklo bileşiği sentezlendi. Bu bileşiğin hidrazin hidrat ile etkileşitirilmesi ile N-amino grubu içeren imin bileşiği sentezlendi. Elde edilen N-amino imit bileşiğinin substitue benzaldehit türevleri ile Schiff bazı bileşikleri sentezlendi. Elde edilen bu bileşiklerin yapıları spektroskopik yöntemler (FT-IR, 1 H, 13 C–APT, HETCOR, NOESY, COSY NMR ve LC-MS) kullanılarak aydınlatıldı.
Türkiye'de yetiştirilen buğdaylarda gluten kalitesinin değerlendirilmesinde glutopik parametrelerinin kullanım olanaklarının araştırılması
Tez çalışması kapsamında, Türkiye'nin 5 farklı bölgesinden (Adana, Çorum, Edirne, Erzurum ve Eskişehir) temin edilen 125 adet buğday örneğinden elde edilen kırma unları hem klasik yöntemlerle hem de GlutoPik cihazı ile analiz edilerek gluten kaliteleri bakımından değerlendirilmiş, ayrıca klasik yöntemler ile GlutoPik analiz sonuçları karşılaştırılarak aralarındaki ilişki saptanmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda örneklerin ortalama protein miktarları 10,58 ± 1,39 (n=125) olarak bulunmuştur. Araştırmada kullanılan buğday kırma unu örneklerinin sedimantasyon değerleri 8,8 ml ile 18,8 ml arasında değişirken (ort. 12,9 ± 2,27 ml) yaş gluten miktarı değerleri ise % 7,5 ile % 48,2 arasında değişim göstermiştir. Erzurum ve Eskişehir illerinden temin edilen örnekler protein kalitesi bakımından en iyi değeri veren örnekler arasında yer almıştır. Yeni ve hızlı bir analiz yöntemi olan GlutoPik analizi ile örneklerin gluten kaliteleri değerlendirildiğinde ise; analizi yapılan toplam 125 adet buğday kırma unu örneğinde PMT, BEM ve PM değerleri ortalama olarak sırasıyla 46,8±14,77; 56,7±11,7 ve 39,28±6,16 olarak bulunmuştur. Gluten kalitesinin değerlendirilmesine yönelik kullanılan klasik analiz yöntemlerinin GlutoPik parametreleri ile ilişkilendirilmesinde sedimantasyon değerlerinin ayırt edici özellikte olmadığı, buna karşın protein miktarı ve yaş gluten miktarı değerlerinin ise önemli ayırt edici parametreler olduğu saptanmıştır. Araştırmada gluten reolojik özelliklerinin (PM, BEM ve BM); protein miktarı ve protein kalite özellikleri (Zeleny sedimentasyon, yaş gluten miktarı) ile oldukça yakın ilişkili olduğu elde edilen bir diğer önemli sonuçtur.