Iğdır University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Iğdır University

67

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hadîslerde îsâr hasleti

Hz. Peygamber (s.a.v), îsâr hasletini kendi hayatında yaşamış ve bunun çeşitli örneklerini ve uygulamalarını ortaya koymuştur. O, zaruri ihtiyaç maddelerinden kendisine gelen hediyelere kadar ihtiyaç sahibi insanlara dağıtmıştır. Onun bu hasleti, sadece ihtiyaç sahiplerine değil, kendisinden talepte bulunanları da ihata etmiştir.Allah Rasulü (s.a.v) insanların ihtiyaçlarını karşılarken, sadece mevcut imkânları kullanmamış, şartları zorlamış, borçlanma veya vadetme yoluyla ihtiyaçlara ve taleplere cevap vermiştir. Onun îsârı, misafire ikram ve ihsan gibi beşeri ilişkilerdeki nezaket ve zarafet teferruatını da ihtiva etmektedir. Rasulullah (s.a.v), îsârı sadece kendi şahsında yaşamamış, kendisine yakın şahıs ve kesimlerin ihtiyaçları ile başkalarının ihtiyaçları çakıştığında, başkalarını yakınlarına tercih etmiştir. O, bir ihtiyaç veya menfaat sözkonusu olduğunda, ashabını ailesine, hidayet namzetlerini ashabına tercih etmiştir.Hz. Peygamber'in îsârı, Allah yolunda meşakkati rahata, fakirliği zenginliğe, affetmeyi intikama tercih gibi hissi ve hukuki meseleleri de içine almaktaydı. Allah Rasulü (s.a.v), îsâr hasletini yoksulluk ve zaruret içinde yaşama pahasına hayatında uygulamış, bundan bir taviz vermemiştir. Hz. Peygamber (s.a.v) îsâr hasletine hadislerinde ashabını ve istikbaldeki ümmetini de teşvik etmiştir.Anahtar Kelimeler: Îsâr, İnfak, Fedakârlık, Tercih, Örnek, Sünnet.

Hadisİsarİslamiyet
İbrahim Kaya
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Müdelles hadis ve tedlis yapan raviler

Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır.Giriş bölümünde araştırmanın konusu, kapsamı, yöntemi, amacı ve önemi gibi çalışmayla ilgili temel bilgiler verilmektedir. Bunun yanı sıra sıhhat bakımından hadis türlerinden söz edilerek konuyla igili kaynaklara değinildi.Birinci bölümde tedlîs kavramının analizini de içine alan konuyla ilgili terimlerin kavramsal çerçevesi çizildi.Hadis rivayetinde tedlîs adını verdiğimiz ikinci bölümde, tedlîsin ortaya çıkışı, çeşitleri ve tedlîste kullanılan rivayet lafızları konuları örnekleriyle birlikte ele alındı.Bunun yanı sıra tedlîsin hükümleriyle ilgili görüşlerle beraber tedlîs yapan ravilerden söz edildi. Tedlîsin hangi türleri hangi hadis imamları tarafından niçin reddedildi? Tedlîsin hangi türleri hangi hadisçiler tarafından ne tür koşullar ileri sürülerek kabul edildi? Bu bölümde ravi ve rivayete göre kabul ve red açısından tedlîs ele alındı. Son olarak, müdellis râvî isimleri, hem alfabetik sistemle hem de tabakat sistemiyle zikredildi.Anahtar Kelimeler: Tedlîs, Müdelles Hadis, Râvî, Rivâyet, Sened, Müdellis

HadisRavilerTedlis+1
Mustafa Tanrıverdi
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Said Nursi'de aile sosyolojisi ve sosyal ahlak

Günümüz aile kurumunun maruz kaldığı hastalıklar karşısında bu zamanın ruhuna uygun olarak yeni bir reçete sunmak gereklidir. Böyle bir reçetenin de ancak Kuran ve Peygamber Efendimiz(s.a.v)?in tezgâhında yoğrulmuş bir reçete olması gereklidir. Ahir zaman diye adlandırdığımız günümüz asrının günahları karşısında kendi ömrünün tamamını siper eden Said Nursi Said Nursi, aile üzerindeki tehlikeli durumu sezmiş ve bu zamanın ruhuna uygun olarak başta Kuran ve Hz. Muhammed (s.a.v)?den yola çıkarak reçeteler sunmuştur. Said Nursi, aile hayatına son derece önem vermiş ve ailenin temelinin İslami bir bakış açısıyla iman çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyleyerek ailenin işlevsel hale gelmesini ancak karşılıklı sevgi, güven, sadakat, iffet, şefkat ve merhamet gibi evrensel değerlerle mümkün olabileceğini dile getirmektedir. Araştırmamızda bu konu açıklanmaya çalışılmış ve ilgili ayetler ve hadisler çerçevesinde örneklendirmiştir. Birey ve toplum için hayatî önem arz eden aile hayatını biz de tezimize araştırma konusu edindik ve Said Nursi?de aile sosyolojisi ve sosyal ahlak konusunu inceledik. Tezimiz giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgiler verdik. Birinci bölümün temel başlığını ?Said Nursi?nin Hayatı ve Eserleri? şeklinde belirledik. Bu bölümde Said Nursi?nin hayatını tarihsel süreç içinde özetlemeye çalıştık. Aynı zamanda Said Nursi ve eseri olan Risale-i Nur Külliyatını tanıtmış olduk. İkinci bölümün genel başlığını da? Toplumsal Yapı ve Aile? olarak belirledik. Burada genel olarak aile tanımını yaptıktan sonra, aile çeşitleri üzerinde durarak Türk aile yapısının tarihsel sürecini anlamaya çalıştık. Üçüncü bölümde ise başlığı ?Din ve Aile? olarak oluşturduk. Bu başlıkta aile kavramının tarihsel sürecini inceleyerek özelikle ilahi dinlerin aile kumruna nasıl baktığına değindikten sonra asıl konu olan İslam?da aile kavramını ayet ve hadisler ışığında anlamaya çalıştık. Dördüncü ve son bölümde ise asıl konumuz olan ?Said Nursi de Aile ve Sosyal Ahlak? ele aldık. Bu bölümde çağın insanından yola çıkarak; ailenin önemi, kadın-erkek, anne-baba, çocuklar ve özelikle geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın eğitimi üzerinde ve bu konuların tamamının ahlaki boyutu üzerine konu içine serpiştirilmiş bir biçimde ele alarak durduk. Anahtar Kelimeler: Kuran, İslam, Aile, Risal-i Nur Külliyatı

Din sosyolojisi
Orhan Kuşut
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Iğdır ilinde iç göç ve gecekondulaşmanın dindarlık ve dini hayata tesiri

Sanayileşmeyle birlikte kentler cazip merkezlere dönüşmekte ve göçler bu merkezleri besleyerek da da büyütmektedir. Göçler zamanla kentlerin etraflarında gecekondu tarzı yapıları doğurmaktadır ve bu yapılar kentin bir gerçeğine döner. Iğdır ilinde de bu göçler ile oluşmuş olan mahalleler mevcuttur. Araştırmamız teroik olarak kavramların incelenmesi ve tarihi gelişimlerinin seyirlerinin takip edilmesi, uygulamalı verilerin tablolar haline getirilmesi ve ardından bu verilerin yorumlanması en son elde edilen bulguların değerlendirilerek hipotezlerle uyumlu olup olmadıklarının kontrolü şeklinde üç kısma ayrılmıştır. Bireyler gittikleri her yere kendi dini inançlarını ve geleneklerini taşımaktadırlar. Kentleşen bireyler değişmekte ve değişimden din de nasibi almaktadır.

GecekondulaşmaKüreselleşmeModernizm+5
Hasan Kocar
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles'in etiğinde doğru orta

Aristoteles?in eudaimonist, teleolojik etiğinin içinde doğru orta kavramını inceleyerek yeni sonuçlara ulaşmak bu çalışmanın temel amacıdır. Vasat ya da doğru orta kavramı pek çok din ve etik yaklaşımda önerilen bir tutumdur. İlkçağ felsefesi içinde doğru orta veya mesotes kavramı, ölçü, denge ve adalet kavramlarıyla aynı anlam örgüsü içinde ele alınır. Genel olarak bu kavram, Aristoteles?ten önceki filozofların düşünce dünyasında daha çok değinme temelinde ele alınırken, onun erdem etiğinde tüm yönleriyle ele alınan ve doğru bir yol olması noktasında şüphesi olmamakla birlikte yine de herkes için ortak bir idea olarak salık vermediği bir tutumdur. Bu yönüyle de onun etiği bir ahlak felsefesi görünümünden ziyade bir etik bilim olarak ifade edilebilir. Etiğine ve genel olarak da tüm felsefesinde izleri görülen doğru orta kavramını ele alırken, Aristoteles etiğinin genel kavramlarını, etik-politika, etik-hukuk ilişkisi başta olmak üzere epistemolojik görüşünü, yöntem yaklaşımını, ruh anlayışı, mantık, metafizik kısaca bir bütün olarak felsefi sisteminin temel kavramlarına değinilerek bu çalışma ortaya konulmuştur. Aristoteles?in insanın amacı nedir? Doğru eylem nedir ve nasıl gerçekleştirilir? İnsan için iyi nedir? Ve özünde erdem sahibi olabilme yetisine sahip insanın, ideal etik seviyeye ulaşmak için doğru yolu nasıl bulur? Sorularına cevap arayarak inşa ettiği etiği içinde orta yol kavramının analizi üzerine kurgulanan bu çalışmayla Aristoteles?in etiğinde doğru orta kavramını doğru okumak, onun etiğini bir bütün olarak okumak anlamına geleceği görülecektir. Anahtar Sözcükler: Aristoteles, Etik, Politika, Hukuk, Akıl, Ruh, Erdem, İyi, Mutluluk, Doğru orta, Etik erdemler, Düşünce erdemleri

Ercan Argın
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an kursu öğrencilerinde inanç-korku ilişkisi (Tarsus örneği)

Bu araştırmada, Kuran kursu öğrencilerinin dini bilgi düzeyi ile dini korku ve dini olmayan korkuların katılımcılar üzerindeki etkisi araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırma, Mersin ilinin Tarsus ilçesi ve Tarsus ilçesinin belde ve köylerinde yaşayan 7 değişik meslek gruplarından oluşan, toplam 400 katılımcı üzerinde anket tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Bu şekilde toplanan verilerin istatistiksel işlemleri SPSS (Statistical Package for Social Sciences) bilgisayar istatistiksel paket programı ile yapılmıştır. Araştırmada, katılımcıların dini bilgi düzeyleri yükseldikçe Allah'tan daha fazla korktukları tespit edilmiştir. Allah korkusunun katılımcıları diğer korkularından uzaklaştırmasında, bayanların bu sebeple daha fazla uzaklaştığını görmekteyiz. Katılımcıların Allah'a karşı sorumluluklarını yerine getirememe ile dini bilgi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ölüm korkusunun dini bilgisi yeterli olanlarda diğer gruptakilere göre daha çok olduğu görülmektedir. Bayanların, erkeklere oranla ölümden daha fazla korktukları görülmektedir. Dini bilgi düzeyleri azaldıkça insanların imansız ölümden korkuları daha da artmaktadır. Katılımcılar fakirlikten, işini kaybetme korkusu, sağlığını kaybetme, gelecek korkusu, doğal afetler, çocuklarını iyi yetiştirememekten, toplumun bozulmasından, yaşantımızdaki hızlı değişimler ve teknolojik ilerlemeler, tabiatın bozulmasından endişe duyduklarını ifade etmişlerdir. Katılımcıların 'insanlara güvenebilmekte zorlanıyorum' ile ilgili bulgularda arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur. Dini bilgi düzeyi arttıkça katılımcıların insanlara olan güven sorunu azalmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Kur'an Kursu, İnanç, Korku, Din, Dindarlık

Din psikolojisiDindarlıkDini iman+4
Sacid Meltem
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip lisesi öğrencilerinde Allah tasavvuru (Iğdır örneği)

Gençlik dönemi üzerinde gerçekleştirilen çok sayıda araştırma yapılmasına rağmen, İmam Hatip Lisesi öğrencileri üzerinde yeterince çalışma yapılmamış, Allah tasavvuru konusunun ise işlenmemiş olması dikkate alınarak gerçekleştirilen bu araştırmada, İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Allah tasavvuru incelenmiştir. Ayrıca gençlerin Allah tasavvuru demografik özellikler, imanın sebep sonuç kaynak ve ortamı ve ayrıca dindarlık boyutlarında ele alınarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 2012-1013 eğitim öğretim yılında Iğdır İmam Hatip ve Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde okuyan 9-10-11-ve 12. Sınıf öğrencilerinden oluşmuştur. Çalışmada veri toplama amacıyla dokümantasyon metodu ve tasvir metodunun bir parçası olan anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmada istatistikî analiz tekniklerinden olan frekans analizinden faydalanılmıştır. Araştırma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, hipotezleri ve metodu hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde İmam Hatip liselerinin tarihçesi ve onlara ait bazı istatistiklere ve Semavi dinlerde Allah tasavvuruna yer verildikten sonra ikinci bölümde konuyla ilgili uygulamalı araştırmaya ve veri analizlerine yer verilmiştir. Genel değerlendirme ve sonuçta ise konunun genel bir değerlendirmesine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İmam Hatip Liseleri, Allah, Din, Tasavvur

AllahDin sosyolojisiIğdır+3
Abdulselam Taluk
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Şuayb'ın (as) kıssasında helak-ahlak ilişkisi

Kur'an insanlığı terbiye eden, düstur ve ilkeleriyle beşeriyeti saadete sevk eden hakiki mürşit ve yol göstericidir. Kur'an anlattığı meseleleri daha müşahhas hale getirmek için bazı kıssaları zikreder. Kıssalar insana sürekli dersler, ibretler veren, yol gösteren, problemlerden kurtuluş çareleri sunan birer yaşanmış vakıadır. Kıssalara bakıldığında yok olmuş insanlar ve tarih sahnesinden silinen toplumların, helak olmalarının altında yatan temel sebebin inanç ve ahlaki zafiyetleri olduğu görülmektedir. Hz. Şuayb (as), ölçü ve tartıda haksızlık yapan ve ibadet ile ticaretin birbirinden ayrı olması gerektiğini savunan bir toplumun ıslahı için görevlendirilmiştir. O toplum, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, bundan dolayı da bu dünyada yaptıklarından hesaba çekileceklerine inanmayan, bu sebeple yaptıkları her türlü zulüm ve haksızlığın yanlarına kâr kalacağını düşünen bir kavimdi. Hz. Şuayb (as) ticaretle uğraşan o topluma, özellikle ticarette dürüst olmaları, ölçü ve tartıyı eksik yapmamaları konusunda ikazda bulundu. Yapmakta oldukları vurgunculuktan, soygunculuktan vazgeçmelerini, onlardan dürüst birer tüccar olmalarını istedi. Haksızlıkla elde edilen kazancın kendilerine fayda getirmeyeceğini söyledi. Helal yoldan elde ettikleri kazanca razı olmalarını ve bunun onlar için daha hayırlı olduğunu hatırlattı. Bu çalışmada tarihsel süreçte Hz. Şuayb (as)'ın kavminin helaki ile ahlaki zafiyet arasındaki ilişki ortaya konulacaktır. Bu çalışma Hz. Şuayb (as) kıssasının penceresiyle modern dünyanın problemlerinden olan iktisadi yozlaşma konusuna bakıp ışık tutmak, çözüm getirmek gayesiyle hazırlanmıştır.

Mehmet Demirhan
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kant felsefesinde sorumluluk kavramı

Kant felsefe, özellikle ahlak açısından önemli bir filozoftur. Her türlü değerin merkezine insanı koyması, bütün değerlerin insan için ve insan tarafından inşa ettirilmesi onu aydınlanma çağının en temel filozoflarından biri yapmıştır. Kant'ın aydınlanma çağına temel teşkil etmesinin bir çok sebebi vardır ama en önemli nedeni insanı kâinatın temeline koyması, insanı kâinatta var olan varlıkların en değerlisi görmesi ve her çalışmada, her değerde, her düşüncede insanı amaç olarak ortaya koymasıdır. Kant'a göre insan ayrıcalıklı bir varlıktır, bunun en temel nedeni insanda akıl yetisinin olmasıdır. Bu akıl, insanın kendini ve hayatındaki her şeyi irdeleyerek herkesin ortak değerine hitap eden ilkelere ulaşmasını sağlar. Kant'a göre insanda akıl yetisinin olması onun seçme, tercih etme ve kendi belirlediği eylemleri yapma ve sonucunu kabullenme zorunluluğuyla doğru orantılıdır. Bu sorumlu olma zorunluluğu öyle bir zorunluluktur ki uyması gereken davranış kurallarını insanın kendisi belirler ve kendisini bağlar. Kant'ın ahlak felsefesinde akıl sahibi bir varlık olmanın çok kritik bir önemi vardır. Bunun içindir ki Kant'a göre, ahlakilik özelliği sadece insana özgüdür. Çünkü akıl sahibi sadece insandır, doğal nedenselliğin dışına çıkabilen, nasıl davranacağını kendi seçebilen tek varlık insandır. Dolayısıyla Kant'ın ahlak felsefesinde, özgürlük de sorumluluklar da insana özgüdür. Kant'a göre insan, doğal dünyada doğal nedensellikler içerisinde yaşayan bir varlıktır. Doğal olarak insan, doğal bir nedensellik içerisindedir ve bu nedensellikten, zorunluluktan etkilenir ama insanın bu zorunlulukları yenecek yetiye sahiptir. Kant'ın ödev ahlakı kendinden önceki ahlak görüşlerini reddeder, insanın en değerli varlık olduğu ve insanın hiçbir eylemde araç olamayacağı, insanın kendisinin temel amaç olarak görülmesi gerektiğini ve ahlaki eylemin de bu ölçüde değer kazandığını ifade eder. Kant'ın ahlak felsefesine bakınca dikkati çeken en önemli özellik; gereklilik, yükümlülük, zorunluluk gibi durumlarda yapılan eylemleri ahlaki olarak nitelendirmemesi ve bu tür davranışların insan türüne özgü davranışlar olmadığını ifade etmesidir. Kant'a göre elbette insanın doğal bir yanı vardır ve doğal zorunluluklar içindedir. Ama insanın bu zorunlulukları yenecek bir gücü de vardır ki Kant buna 'irade' diyor. Sonuç olarak diyebiliriz ki Kant'a göre doğal zorunluluk, gereklilik, yükümlülükten dolayı yapılan eylemde sorumluluk yoktur. İnsan, insana özgü olan aklını kullanarak, kendine verilmiş olanın dışına çıkıp kendi seçimini yapınca sorumlu olur. Kant'ın ahlak felsefesinin kendinden öncekilerden farkı da buradadır. Zira Kant'tan önceki ahlaki görüşlerin tamamında insan kurallar karşısında pasif durumdadır ve koşulsuz itaat etmek zorundadır.

Ali Ekber Acar
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sözleşme aracı olarak yeminin ticarette kullanımı

Toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi, ticari sahada da din olgusunun etkilerini görmek mümkündür. Bu "var olma" durumu kültürün oluşumunda son derece işlevsel bir rol oynamaktadır. Bahsi edilen süreçte din ile kültür arasında determinist bir ilişki meydana gelmektedir; zira din olgusu hem kültürü etkilemekte, hem de kültürden etkilenmektedir. Din ile toplumsal yaşam arasındaki sözü edilen süreçte toplum; dini ve kültürel temellere dayalı olan bir takım yaşantı veya ritüellerden süzülüp gelen birçok durumdan etkilenir ve sonuçta bunlar bir yaşam tarzı olarak "onda" görünürlük kazanır. Bu duruma yemin etme eylemi örnek olarak gösterilebilir. Dini ve kültürel bir arka plana sahip olan yemin olgusunun toplumsal ilişkilerde, özellikle de ticari ilişkilerde, hayat bulduğu bilinen bir husustur. Ancak bahsi geçen bu ticarette kullanılan yeminlerin bir anlam ve bağlayıcılık ifade edip etmediği belirsizdir. İşte bu belirsizlik araştırmamızın temel problemini oluşturmuştur. Araştırmamızda, öncelikle tezimizin kavramsal çerçevesini oluşturmaya çalıştık, ardından Max Weber'in "anlamacı" ya da "yorumcu" (hermeneutik) yöntemini kullanarak Iğdır'da cambazlarla görüşmeler yaptık ve yapılan bu görüşmeleri alandaki gözlemlerle de destekleyerek araştırmamızı sonuçlandırdık. Yaptığımız görüşmelere göre, katılımcıların özellikle ticari ilişkilerde sıklıkla yemin ifadelerine başvurdukları, onları yemin etmeye iten faktörlerin başında muhatapları ikna etmek ve "alışkanlar" olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma boyunca, sosyal bilimlerin izafilik yönünü de akılda tutarak, Edward Said'in dediği gibi "hem eleştirel bir bilinci, hem de eğitimimden bana kalan hayırlı mirası tarihe, beşeri bilimlere, kültür incelemelerine özgü araçları kullanmayı, alabildiğince kuvvetle, alabildiğince akılcı bir biçimde sürdürmeye çalıştık." Son bölümünde araştırmamız sürecinde yapmış olduğumuz gözlem, görüşme ve onların bulgular halinde analizi neticesinde bir değerlendirme yapılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yemin, Dinsel Yemin, Dinsel Olmayan Yemin, Ticaret, Cambaz, Sözleşme.

DinDin sosyolojisiDini davranışlar+5
Abdulkerim Yalçın
Iğdır University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00