
878
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Cultural representation in EFL textbooks and teachers' perspectives about it
Culture is an inseparable part of the language phenomenon. Moreover, the integration of language and culture has become more critical with the rapid globalization of the world. Therefore, it is crucial for language teaching materials to involve various cultural elements to develop the intercultural communicative competence of language learners. The present study intends to analyze the EFL textbooks ("Relearn 9th Grade ", "10th Grade English textbooks", Sunshine English 11, and Count Me in 12") used as compulsory English materials in high schools in Türkiye between the 2019 -2024 academic years. A content analysis method was used to analyze the cultural contents in the aspect of cultural categories such as home culture, target culture, and international culture, aspects of culture such as products, practices, perspectives, and person, and cultural themes such as Big "C" and little "c". In addition, semi-structured interviews were conducted to gather data from high school English teachers about their perspectives on what extent cultural elements are included in high school English textbooks. The results of the study showed that the textbooks and workbooks are insufficient in terms of cultural representation, and there is an unbalanced representation of cultural elements between grades, textbooks, and workbooks. It was also found that English teachers' perspectives confirm the unbalanced representation of cultural elements in the textbooks and workbooks. In light of the results of the study, it is suggested that these books should include more cultural elements with balance. Keywords: EFL, Cultural representation, EFL textbooks.
Soru sorma eğitiminin 7. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine, üst bilişlerine ve akademik öz güvenlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. sınıf öğrencilerine verilen soru sorma eğitiminin öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerine, üst bilişlerine ve akademik öz güvenlerine olan etkisini incelemek ve öğrencilerin soru sormaya, üst bilişlerine ve öz güvenlerine yönelik görüşlerini belirlemeye çalışmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için araştırmada karma yöntem desenlerinden iç içe karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda "eşitlenmemiş ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel model" kullanılmıştır. Araştırmayla ilgili istatistiksel çözümlemelerde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında "Çocuklar için Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği, Okuduğunu Anlama Başarı Testi, Türkçe Dersi Akademik Öz Güven Ölçeği" ön test ve son test olarak kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise durum çalışması deseni kullanılarak içerik analizi yapılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında "Yarı Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu, Odak Grup Görüşme Formu, Haftalık Etkinlik Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Elde edilen nicel bulgulara göre soru sorma eğitiminin uygulandığı deney grubundaki öğrencilerin okuduğunu anlama başarıları ile kontrol grubundaki öğrencilerin okuduğunu anlama başarıları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Ancak üst bilişsel farkındalık ve akademik öz güven açısından gruplar arasında anlamlı farklılık elde edilmemiştir. Elde edilen nitel bulgulara göre ise deney grubundaki öğrencilerin soru sorma eğitimine yönelik olarak olumlu görüş ve izlenimlere sahip oldukları belirlenmiştir. Uygulamanın öğrencilerin soru sorma becerilerini geliştirdiği, dil becerilerinden en çok okuduğunu anlamaya katkısı olduğu, öğretim süreci açısından öğrencilerin derslere katılımını, derslere karşı ilgilerini ve akademik başarılarını arttırdığı böylelikle öğrencilere faydalı olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin en çok üst düzey basamaklara göre soru hazırlamakta ve cevaplamakta zorlandığı görülmüştür.
İlkokul programında afet eğitiminin etkililiğine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu çalışma, ilkokul programına afet eğitiminin ders olarak eklenmesine ilişkin öğretmen görüşlerini inceleyerek ve öğrencilerin afet eğitimi bilgisini ölçerek afet eğitiminin ilkokul programındaki etkililiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Karma model yaklaşımı kullanılarak yapılan araştırmanın örneklemini, Gaziantep'in Şahinbey ilçesindeki kamu okullarında görev yapan 15 sınıf öğretmeni ve Gaziantep'te bulunan 2700 ilkokul 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Nitel veriler, öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmış ve betimsel analiz tekniği kullanılarak incelenmiştir. Görüşme formu, literatür taraması ve uzman görüşler doğrultusunda araştırmacı tarafından 10 soru geliştirilerek oluşturulmuştur. Öğretmenler, afet eğitiminin ilkokul müfredatına dahil edilmesi gerektiğini belirtirken, bu konudaki bilgi düzeylerinin yetersiz olduğunu ve müfredatın daha kapsamlı içeriklerle güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Nicel veriler ise, öğrencilerin afet eğitimi bilgilerini ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen ve geçerliliği faktör analizi ile doğrulanmış bir ölçek kullanılarak toplanmıştır. Bu ölçek, 2700 dördüncü sınıf öğrencisine uygulanmış ve veriler Mann-Whitney ve Kruskal-Wallis testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler, öğrencilerin afet eğitimi konusundaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve bu bilgilerin eğitim programlarına entegrasyonu hakkında görüşler sunmuştur. Araştırma, öğretmenlerin bilgi ve becerilerini güçlendirmek için sürekli hizmet içi eğitim programları düzenlenebilir, yerleşim yerine göre farklılık gösteren afet bilgisi ve hazırlık düzeylerini dikkate alarak, ilkokul 4. sınıf öğrencilerine yönelik afet eğitimi programlarının yerel ihtiyaçlara ve koşullara uygun şekilde özelleştirilmesi şeklinde öneriler sunmaktadır.
Sınıf öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylere yönelik tutumu ve kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliğinin incelenmesi
Özel gereksinimleri olan çocuklar için en az sınırlandırılmış ortamlar tipik gelişim gösteren yaşıtlarıyla birlikte olabileceği genel eğitim sınıflarıdır. Akranlarıyla daha çok birlikte olabilmesi nedeniyle kaynaştırma eğitiminin onlar için daha faydalı olduğu düşünülmektedir. Kaynaştırmanın başarıya ulaşmasında kilit öneme sahip olan öğretmenlerin kaynaştırmaya, özel gereksinimi olan bireylere yönelik olumlu tutum geliştirmesi ve aynı zamanda nitelikli bir eğitim sunabilmesi için yeterli donanıma, becerilere, yeterliliğe sahip olması beklenmektedir. Öğretmenlerin öz-yeterliği, tutumu gibi değişkenlerin önemli olduğu düşünüldüğü için bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliği ile özel gereksinimli bireylere yönelik tutum arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2023-2024 döneminde Malatya' da çalışan 251 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri "Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliliği Ölçeği" ve "Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği" ile elde edilmiştir. Yapılan normallik testi sonucu normal dağılım tespit edildiği için ANOVA testi, Bağımsız Gruplar t Testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon testi kullanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlik puanlarının tüm alt boyutlarda çok yüksek; özel gereksinimli bireylere yönelik tutumlarının beğeni boyutu yüksek, duyarlılık boyutu çok yüksek, olumlu tutumlarının ise yüksek olduğu bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylere yönelik tutumunda eğitim durumuna, özel eğitim ile ilgili kurs alma durumuna, kaynaştırma öğrencisi ile çalışma durumuna göre; kaynaştırma uygulamalarında öğretmen yeterliliğinde ise özel eğitime dair kurs, seminer v.b. eğitim almasına, kıdeme göre anlamlı farklılaşmalar olduğu görülmüştür. Kaynaştırma uygulamalarında öğretmen yeterliliği ölçeğinin alt boyutları ile özel gereksinimli bireylere yönelik tutumu ölçeğinin faktörleri arasında orta ile düşük olmak üzere iki farklı düzeyde, pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Beceri temelli sorulara ilişkin ortaokul öğretmen ve öğrenci görüşleri: Bir karma yöntemler araştırması
Bu araştırma, ortaokul öğretmenleri ve öğrencilerinin beceri temelli sorulara ilişkin görüşlerini incelemektedir. Araştırmanın nitel boyutunda öğretmenlerin beceri temelli soruların öğrencilerin öğrenme deneyimine, başarısına, öğretim süreçlerine entegrasyonuna ve öğretim programına uygunluğuna yönelik görüşleri incelenmiştir. Nicel boyutta ise öğrencilerin beceri temelli sorulara ilişkin görüşleri cinsiyet, sınıf düzeyi, yerleşim yeri, kitap okuma sıklığı ve kaynak kitap kullanım sıklığı gibi değişkenlere göre incelenmiştir. Araştırma, karma bir yöntem olan keşfe yönelik desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nitel bölümde olgubilim deseni kullanılarak öğretmenlerle görüşmeler yapılmış, nicel bölümde ise tarama modeli kullanılarak öğrencilere ölçek uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini Malatya ilinde bulunan ortaokullardaki öğretmenler ve öğrenciler oluşturmuştur. Nitel bölüm için 20 öğretmen, nicel bölüm için ise 2294 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir. Veri toplama araçları olarak, öğretmenlerle 'Beceri Temelli Sorulara İlişkin Öğretmen Görüşme Formu', öğrencilerle "Beceri Temelli Sorulara İlişkin Öğrenci Görüşleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri betimsel analiz ile nicel verileri SPSS kullanılarak analiz edilmiş ve normallik varsayımı sağlanamadığı için non-parametrik testler tercih edilmiştir. Bulgular, öğretmenlerin ve öğrencilerin beceri temelli sorulara ilişkin görüşlerini anlamak için betimsel analizler ve istatistiksel testler kullanılarak sunulmuştur. Beceri temelli soruların öğrencilerin öğrenme deneyimi, başarısı, öğretim süreçlerine entegrasyonu ve öğretim programına uygunluğu gibi faktörlere etkisini değerlendiren araştırmada öğrencilerin bu soruları zor buldukları ve motivasyonlarını olumsuz etkilediği görülmektedir. Öğrenci başarısına etkisini değerlendiren bulgularda ise öğrencilerin bu tür soruları çözebilmek için okuduğunu anlama becerisi gibi temel yetilere sahip olmalarının önemine vurgu yapılmıştır. Ayrıca, bu soruların öğrencilerin becerilerini beslediği ve geliştirdiği, özellikle okuduğunu anlama becerisine katkı sağladığı belirtilmiştir. Öğretim süreçlerine entegrasyonu ve öğretim programına uygunluğu açısından incelenen bulgular ise eğitimcilerin bu tür soruları derslerinde sıklıkla kullanmak istedikleri ancak fiziki şartlar ve ders süreleri gibi faktörlerin bu entegrasyonu zorlaştırdığı şeklindedir. Öğretim programına uygunluk konusunda ise, becerilere dayalı soruların MEB öğretim programının amaçlarıyla uyumlu olduğu ancak ders kitaplarının bu soruları destekleyici içeriklere sahip olmamasının bir eksiklik olduğu belirtilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda cinsiyet değişkenine ilişkin bulgulara göre, kız öğrencilerin beceri temelli sorulara daha olumlu bir tutum sergiledikleri ve bu soruların kendileri için daha az zorlayıcı, daha motive edici, daha etkili ve daha işlevsel olduğu görülmüştür. Benzer şekilde, sınıf düzeyi değişkenine ilişkin bulgularda ise, daha düşük sınıf düzeylerindeki öğrencilerin bu tür sorulara daha olumlu yaklaştıkları ve bu soruları daha az zorlayıcı buldukları tespit edilmiştir. Yapılan analizler, şehir merkezinde ve ilçe merkezinde öğrenim gören öğrenciler ile daha sık kitap okuyan öğrencilerin beceri temelli sorulara daha olumlu baktıklarını ve bu tür soruları daha az zorlayıcı bulduklarını göstermektedir.
Okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimi etkinliklerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerin değerler eğitimi hakkındaki görüşlerini ve uygulamalarını incelemektir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum deseni kullanılmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşü alınan Öğretmen Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Elazığ'da görev yapan 32 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenler değerler eğitimini önemli bulmakta, ancak uygulamalarda yetersizlikler olduğunu düşünmektedirler. En çok işlenen değerler saygı, sevgi ve paylaşmakken, cömertlik ve eşitlik gibi değerler daha az işlenmektedir. Öğretmenler, öğrencilerin değerleri kazanıp kazanmadığını en çok gözlem yöntemiyle değerlendirmektedir. Değerlerin kazanılması sürecinde en büyük etkenin aile olduğu, okul ve çevrenin ise tamamlayıcı bir rol üstlendiği sonucuna varılmıştır. Kullanılan materyallerin en çok hikaye kitapları, kuklalar ve video/film gibi araçlar olduğu, ancak bu materyallerin yetersiz kaldığı belirlenmiştir. Öğretmenlere ve velilere alanında uzman kişilerce eğitim ve seminer verilmesi, eğitim programının güncellenmesi, MEB'in okullara materyal desteği sağlaması ve etkinliklerin çoğaltılması gerektiği de çıkan sonuçlar arasındadır.
LGS Türkçe sorularının Barrett Taksonomisine göre incelenmesi ve öğretmenlerin soru yordama becerisinin geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2017-2018 öğretim yılından itibaren uygulanan Liselere Giriş Sınavı'nda 8.sınıf Türkçe dersi sorularının Barrett Taksonomisi'ne göre değerlendirilmesi ve taksonomiye uygun olarak Türkçe öğretmenlerinin üst düzey düşünme becerisine yönelik soru yordama becerilerinin geliştirilmesidir. Bu amacı gerçekleştirmek için nitel araştırma desenlerinden "temel nitel araştırma" deseni kullanılmıştır. Araştırmanın işlem basamakları eylem araştırmasına göre, veri analizi ise içerik analizi yaklaşımına göre düzenlenmiştir. Araştırmanın birinci aşamasında LGS Türkçe soruları analiz edilmiştir. Soruların Türkçe Öğretim Programı'nda okuma alanında yoğunlaştığı ve bu kazanımların çıkarım yapma ve değerlendirme becerilerine yönelik olduğu ortaya çıkmıştır. En çok sorulan kazanımın "T.8.3.25. Okudukları ile ilgili çıkarımlarda bulunur." olduğu görülmektedir Bu kazanımın genellikle en çok sorulan dördüncü kazanım olan "T.8.3.21. Metnin içeriğini yorumlar." kazanımıyla birlikte kullanıldığı ve bazı soruların birden fazla kazanıma hitap ettiği ortaya çıkmıştır. Barrett Taksonomisi açısından değerlendirmede ise soruların üst düzey bilişsel becerileri ifade eden basamaklar olan çıkarım yapma ve değerlendirme basamaklarında yoğunlaştığı görülmüştür. Araştırmanın ikinci aşamasında Barrett Taksonomisi'ne uygun olarak öğretmenlerin üst düzey düşünme becerilerine yönelik soru yordama becerilerini geliştirmek için hizmetiçi eğitim kurs programı geliştirilmiş ve MEB onayı almıştır. Araştırmanın üçüncü aşamasında ise 30 saatlik hizmetiçi eğitim kursu katılımcı grubuna uygulanmıştır. Araştırmanın dördüncü aşamasında ise birinci ve üçüncü aşamanın sonuçları beraber değerlendirilmiştir. Birinci aşamanın sonuçları kursun etkinliğini ölçmek için ölçüt olarak kullanılmıştır. Eğitim öncesi ve sonrası katılımcıların yordadıkları LGS Türkçe soruları Barrett Taksonomisi'ne göre değerlendirilmiştir. Hizmetiçi eğitim öncesi Türkçe öğretmenlerinin yordadıkları LGS sorularının taksonominin alt düzey basamaklarına hitap ettiği ortaya çıkmıştır. Hizmetiçi eğitim kursu sonrası ise öğretmenlerin yordadıkları soruların taksonominin üst düzey basamaklarına hitap ettiği ve katılımcıların LGS Türkçe sorularının taksonomi düzeyleriyle aynı düzeyde soru yazabildikleri ortaya çıkmıştır.
Okul psikolojik danışmanlarının stresle başa çıkma tarzlarının duygusal zeka ve öz şefkat ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışmanların stresle başa çıkma tarzlarının cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, mezun olunan bölüm, öğrenim düzeyi, kurum türü, çalışılan kurumdaki psikolojik danışman sayısı, okul kademesi, mesleki kıdem, hizmet verilen öğrenci sayısı değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini ve okul psikolojik danışmanlarının stresle başa çıkma tarzlarının duygusal zekâ ve öz şefkat ile ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin 7 farklı bölgesinde, okullarda çalışmakta olan 464 psikolojik danışman oluşturmaktadır. Araştırma verileri Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği, Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği-Kısa Formu, Öz Anlayış Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Psikolojik danışmanların stresle başa çıkma tarzlarının cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, mezun olunan bölüm, öğrenim düzeyi, kurum türü, çalışılan kurumdaki psikolojik danışman sayısına göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesinde bağımsız örneklemler t-testi; okul kademesi, mesleki kıdem, çalışılan kurumda hizmet verilen öğrenci sayısı değişkenleri için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon Analizi ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Mevcut araştırmanın bulgularına göre, psikolojik danışmanların stresle başa çıkma tarzları cinsiyet, mezun olunan bölüm, öğrenim düzeyi, okul kademesi, hizmet verilen öğrenci sayısı değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; medeni durum, çocuk sahibi olma, kurum türü, çalışılan kurumda bulunan psikolojik danışman sayısı, mesleki kıdem değişkenleri açısından ise anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Duygusal zekâ ve öz şefkat düzeylerinin ise stresle başa çıkma tarzlarını anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın ışığında tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.
Fen bilgisi öğretmen adaylarına yönelik hazırlanan simülasyon destekli laboratuvar uygulamalarının etkileri
Bu tez çalışmasında simülasyon destekli laboratuvar uygulamalarının fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik laboratuvarına yönelik tutum, bilişim teknolojileri yeterliliği ve fizik başarılarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu çalışmada yarı deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmanın araştırma grubunu; 2022-2023 eğitim öğretim yılı güz döneminde İnönü Üniversitesi Eğitim fakültesi fen bilgisi öğretmenliği 2. sınıflarda öğrenim gören 53 öğretmen adayından oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak fizik başarı testi, fizik laboratuvarına yönelik tutum ölçeği ve bilgi ve iletişim teknolojileri yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Çalışma dahilinde deney grubuna kapalı uçlu deneyler sonrasında simülasyon deneyleri uygulanırken kontrol grubunda yalnızca kapalı uçlu deney tekniği ile dersler yürütülmüştür. Uygulama sonrasında veri toplama araçlarından elde edilen veriler SPSS 24.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda simülasyon destekli laboratuvar uygulamalarının başarı, tutum ve BİT yeterliliği olumlu etki ettiği görülmüş ve istatistiksel farklılıklar ayrı ayrı yorumlanmıştır. Bu bağlamda, fizik laboratuvarlarında deney tekniklerinin beraberinde simülasyon uygulamasının yapılması önerilebilir.
4.sınıf sosyal bilgiler dersinde dijital etkileşimli öğrenme ortamlarının akademik başarı ve motivasyona etkisi
Araştırmanın amacı; dijital etkileşimli öğrenme ortamları ile öğretimin, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler dersi akademik başarılarına, öğrenmedeki kalıcılık düzeylerine, motivasyonlarına etkisini incelemek ve bu sürece ilişkin öğrenci görüşlerini almaktır. Araştırmada karma araştırma yönteminin iç içe geçmiş deseni kullanılmıştır. Uygulama ilkokul 4. sınıflarda yedi hafta boyunca yapılmıştır. Araştırmada yüz yüze öğrenme sürecinde dijital etkileşimli öğrenme ortamlarıyla zenginleştirilmiş sınıfta ders işlenmiştir. Dersler sınıf ortamında yedi hafta boyunca her hafta üç saat olmak üzere, deney grubunda etkileşimli öğretim ortamında, kontrol grubunda ise mevcut sınıf ortamında mevcut uygulanan ders programında belirtilen yöntemler ile işlenmiştir. Ders kapsamında uygulamalar "İnsanlar, Yerler ve Çevreler" öğrenme alanı üzerinde yapılmıştır. Web teknolojileri kullanılarak geliştirilen içerikler öğrenme kuramları çerçevesinde öğrenme ortamlarına entegre edilmiştir. Deneysel araştırma her iki grupta da araştırmacı tarafından 2023-2024 eğitim-öğretim yılı Sosyal Bilgiler dersinde uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarında bulunan öğrencilere etik çerçevede araştırmanın amacı ve süreciyle ilgili bilgilendirme yapıldıktan sonra o gün derste kullanılacak etkileşimli öğrenme ortamlarıyla ilgili bilgi verilmiştir. Araştırmacı, öğrencilerle örnek bir uygulama yaparak deneyim kazanmalarını sağlamıştır. Araştırmada, öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersine yönelik akademik başarılarını, öğrenme kalıcılıklarını ve motivasyonlarını belirleyebilmek için nicel veriler, görüşlerini değerlendirebilmek için ise nitel veriler kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin, Sosyal Bilgiler dersine yönelik motivasyonlarını ölçmek amacıyla "Sosyal Bilgiler Dersi Motivasyon Ölçeği", Sosyal Bilgiler dersine yönelik akademik başarı düzeylerini ölçmek amacıyla hazırlanmış ve geçerlik ve güvenirlik analizleri araştırmacı tarafından yapılmış "Sosyal Bilgiler Başarı Testi" kullanılmıştır. Son olarak öğrencilerin görüşlerini değerlendirebilmek için hazırlanan görüşme sorularını içeren "Öğrenci Görüşme Formu" uygulanmıştır. Deneysel uygulama öncesinde gruplara Sosyal Bilgiler Başarı Testi, Sosyal Bilgiler Dersi Motivasyon Ölçeği öntest olarak uygulanmıştır. Deneysel uygulama sonrasındaysa aynı test ve ölçek sontest olarak uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin görüşlerini almak için yarı yapılanmış görüşme formu kullanılmıştır. Başarı testi 29 soru olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Geliştirilen başarı testinin ortalama güçlük derecesi .59 ve KR 20 katsayısı .93 olarak bulunmuştur. Nicel verilerin analizinde SPSS 22 paket programından yararlanırken nitel verilerin analizinde MAXQDA paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçlarına göre dijital etkileşimli öğrenme ortamlarının mevcut öğrenme ortamlarına kıyasla akademik başarı, öğrenme kalıcılığı ve motivasyon üzerinde olumlu etki sağladığı tespit edilmiştir. Nitel sonuçlar dikkate alındığında dijital etkileşimli öğrenme ortamlarının eğlenceli olduğu, kalıcı öğrenmeyi desteklediği, ilgi çekici olduğu ve öğrenmeyi kolaylaştırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda dijital etkileşimli öğrenme ortamlarının diğer derslerde de kullanılması önerilebilir.