İnönü University
Institute

Institute of Health Sciences

İnönü University

1,147

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

The effects of coenzyme Q10 on tumstatin expression and lipid profile in serum, cardiac muscle muscles and skeletal muscles of rats implemented with different excercise

Aim: This study was conducted to determine the effects of exercises with different intensities, which were implemented to rats with coenzyme Q10 (CoQ10) supplementation, on tumstatin expression levels and lipid profile levels. Material and Method: In this experimental study, 42 8 weeks old adult male Wistar albino rats were used. Rats were randomly divided into 6 groups as control, CoQ10 supplementation, aerobic and anaerobic exercise, aerobic CoQ10, anaerobic CoQ10 supplementation+exercise. All rats (except for the control and CoQ10 groups) spent the first week in preparation for the treadmill and exercise protocol. CoQ10 supplementation was administered by the gavage method. Serum samples, skeletal, and cardiac muscle tissues of the rats were stored at -80 ˚C and tumstatin levels were measured by ELISA method. For the histological studies, skeletal and cardiac muscle tissues from rats were analyzed in a formaldehyde solution and embedded in paraffin blocks after passing through follow-up series. From the paraffin blocks, sections with 5-6 µm thicknesses were extracted via microtomes and the sections were dyed according to the immunohistochemistry method. The dyed slides were examined and photographed under a research microscope. Results: At the end of the study, body weights, serum HDL, VLDL, triglyceride and cholesterol levels of the rats were significantly different between the groups. Additionally, significant differences were observed between the groups in tumstatin levels in terms of the heart and skeletal muscle homogenates. These differences were supported by the slides dyed according to the immunohistochemistry method. Conclusion: In our study, it was observed that exercise intensity and CoQ10 supplementation significantly affected the lipid profile, improving HDL, VLDL, triglyceride, and cholesterol levels. Furthermore, exercise intensity and CoQ10 supplementation affected the level of tumstatin expression. It was observed that the angiogenesis was remodeled in the heart and skeletal muscles thanks to these effect.

Exercisetumstatinangiogenesis
Yavuz Yasul
İnönü University · Institute of Health Sciences
2021
40
DoctorateOpen AccessTR

Kanserli hastaya bakım verenlerde depresyon ve tükenmişlik düzeyinin incelenmesi

Amaç: Elazığ il merkezi Fırat Üniversitesi Onkoloji 1 ve Onkoloji 2 Servisinde yatan kanserli hasta yakınlarının Tükenmişlik ve Depresyon düzeylerini belirlemek ve elde edilen bulgular ışığında eksiklik görülen durumlar için öneriler sunmaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamız Tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir çalışma olup Fırat Üniversitesi Onkoloji 1 ve Onkoloji 2 Servisinde yatan kanser hastalarına bakım veren 349 hasta yakını üzerinde yapılmıştır. Kullandığımız anket formunda bakım verenlerin demografik özellikleri, Beck Depresyon Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde; verilerin tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, medyan en düşük, en yüksek değerleri kullanılmıştır. Değişkenlerin dağılımı Kolmogorov Simirnov testi ile ölçülmüştür. Nicel bağımsız verilerin analizinde Kruskal-Wallis H testi (Post-Hoc Dun-Bonferroni testi), Mann Whitney U testi kullanıldı. Değişkenler arasındaki ilişkinin tespitinde Spearman Korelasyon testi, Çok Değişkenli Lojistik Regresyon Modeli kullanıldı. Anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza katılan bakım vericilerin yaş ortalaması 42.99 idi. Primer bakım vericilerin Beck Depresyon Ölçeği puan ortalaması 15.07+9.17, Maslach Tükenmişlik Ölçeği alt boyutlarından olan Duygusal Tükenme alt boyutu puan ortalaması 16.66+7.62, Duyarsızlaşma alt boyutu puan ortalaması 1.57+1.9 ve Düşük Kişisel Başarı alt boyutu puan ortalaması 12.57+4.49 olarak bulunmuştur. Beck Depresyon Ölçeği, Duygusal Tükenme ve Düşük Kişisel Başarı puanı ile bakım verenin yaşı arasında pozitif yönlü anlamlı bir korelasyon olduğu belirlenmiştir (sırası ile r:0.434, p<0.05, r:0.360 p<0.05, r:0.268 p<0.05). Araştırmada cinsiyet, çalışma durumu, bakım esnasında yardım alma, bakım vericinin kronik hastalık durumu, bakım vericinin psikiyatrik tedavi alma durumu, hasta ile aynı evde yaşama durumu vb. faktörlerin depresyonu arttırdığı saptanmıştır. Bakım vericinin kronik hastalığının varlığı, bakım vericinin psikiyatrik tedavi alma durumu, bakım konusunda deneyim sahibi olma durumu vb. faktörlerin tükenmişliği arttırdığı görülmüştür. Hastanın yaşı, hastalığı evresi gibi faktörlerin de depresyon ve tükenmişliği arttırdığı saptanmıştır. Sonuç: Kanser tedavi programları kanser hastalarının yanı sıra birincil bakıcılarının ruh sağlığı ve yaşam kalitesi yönünden izlemlerini de içermelidir. Sağlık çalışanları tarafından bakım vericilerin genel durumlarının değerlendirilmesi, psikososyal olarak desteklenmesi, depresyon ve tükenmişlik duygusunun azaltılması ve aynı zamanda bakım hizmetinin kalitesini arttırmak açısından uygun olacaktır. Anahtar kelimeler: Kanser, Bakım Veren, Depresyon, Tükenmişlik

Emel Ercan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
20
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde internet oyun oynama bozukluğu,sosyal medya bağımlılığı ile olası depresyon düzeyi arasındaki ilişki

Amaç: Bu çalışmanın amacı, önemi giderek artan bir halk sağlığı problemine dikkatleri çekmek: lise öğrencilerinde internet oyun oynama bozukluğu, sosyal medya bağımlılığı ve olası depresyon düzeyi arasındaki ikişkiyi ortaya koymaktır. Materyal ve Metot: Araştırma ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini Malatya ili merkez Yeşilyurt ilçesi'nde 2021-2022 eğitim-öğretim yılında çeşitli liselerde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmaya 420 öğrenci katılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçekler İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği, Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Kovacs Depresyon Ölçeği, ayrıca sosyo-demografik, ailesel özelliklere yönelik kişisel bilgi formundan yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, SPSS 25 paket programı ve AMOS 24.0 Paket Programı kullanılarak analize tabi tutulmuştur. Bu araştırmanın modeli, üç farklı değişkenin birbirleriyle olan ilişkilerini belirlemek amacıyla yapısal eşitlik modelinin (YEM) (=Structural Equation Models /SEM) kullanıldığı bir ilişkisel tarama modelidir. Analizler tablolaştırılmadan önce normallik testi yapılmış ve verilerin normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. İlk etapta bağımsız gruplar arasında t testleri yapılmış ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri ile analiz edilmiştir. Bulgular: Ergenlerde internet oyun oynama bozukluğu ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide olası depresyon düzeyi değişkeninin aracı rol etkisinin olduğu sonucu elde edilmiştir. YEM analizi sonuçlarına göre, test edilen modelin uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır (χ2/sd=1.884; RMSEA=.046; GFI=.901; AGFI=.884; CFI=.970; IFI=.971). Sonuç: İnternet oyun oynama bozukluğu, sosyal medya bağımlılığı ile sinerjik etkileşim olduğu, yaygın görüldüğü, beraberinde depresyona yakalanma riskini artırdığı, depresif duygu durumunun çevrimiçi oyun oynamayı artırdığı görüldü. Ergenlerde internet kullanımına bağlı bağımlılık oluşmasını engellemeye yönelik tedbirlerin alınmasının önemli olduğu, beraberinde depresyon riskini önlemeye dönük olumlu etki edeceğini söyleyebiliriz.

Fuat Zengin
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
10
DoctorateOpen AccessTR

Annelik kararsızlığı ölçeği'nin türkçe'ye uyarlaması ve bazı demografik-obstetrik değişkenler ile depresyonun annelik kararsızlığı üzerine etkisi

Amaç: Bu araştırma annelik kararsızlığı ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlaması ve bazı demografik-obstetrik değişkenler ile depresyonun annelik kararsızlığı üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Metodolojik ve kesitsel tipte olan araştırmanın verileri Nisan 2023- Ağustos 2023 tarihleri arasında Osmaniye merkezinde yer alan dört Aile Sağlığı Merkezinden toplandı. Araştırmanın örneklemi, alınma kriterlerine uyan 300 gebe kadın ve 300 doğum sonu dönemde olan kadın olmak üzere toplamda 600 anneden oluştu. Verilerin toplama sürecinde Tanıtıcı bilgi formu, Annelik Kararsızlığı Ölçeği ve Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği kullanıldı. Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 22 paket programları kullanıldı. Toplanan veriler tanımlayıcı istatistikler, geçerlilik ve güvenirliğe ilişkin analizler, fark analizleri, korelasyon ve multiple lineer regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Annelik kararsızlığı ölçeğinin 14 madde ve 3 alt boyuttan oluşan gebe ve doğum sonu dönemdeki anneler için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlendi. Annelik kararsızlığına kardeş sayısı, gebeliğin planlı olma durumu, en son kullanılan aile planlaması yöntemi, sosyal destek algısı ve depresyon ölçeği değişkenlerinin anlamlı düzeyde etkisi olduğu belirlendi (p<0.05; R2: 0.141). Sonuç: Annelik kararsızlığı ölçeği, Türk toplumundaki gebe ve doğum sonu dönemde olan anneler için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracıdır. Annelik kararsızlığında birçok faktörün ve depresyonun etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Annelik kararsızlığı, gebe, doğum sonu, depresyon

Esra Ünal
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebeveyn duygu düzenleme becerileri ve tutumları ile çocuk mizacı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Araştırmanın amacı; erken çocukluk dönemindeki çocukların mizaç yapılarını incelemek ve ebeveyn duygu düzenleme becerilerinin ve ebeveyn tutumlarının çocuk mizacı ile olan ilişkisini açıklamaktır. Materyal ve metot: İlk aşamada çocuk mizacı konusunda yapılan araştırmalar bibliyometrik açıdan incelenmiştir. İkinci aşamada çocuk mizacının demografik verilerle ilişkisi, ebeveyn duygu düzenleme becerisi ve tutumlarının mizaca etkisi incelemiştir. Araştırmada amaçsal örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini okulöncesi çağındaki çocukların anneleri oluşturmaktadır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Çocuklarda Mizaç Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) ve Ebeveynler için Duygu Düzenleme Ölçeği (EDDÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Çocuk mizacına ilginin son yıllarda arttığı, en ilgili disiplin alanının gelişimsel psikoloji olduğu, zor mizaç, bozukluk, bebek mizacı konularının popüler olduğu, mizaç ebeveynlik, çocuk mizacı anahtar kelimelerinin birbiriyle ilişkili olduğu görüldü. Demografik açıdan çocuk mizacının cinsiyet, doğum sırası, ebeveyn öğrenim düzeyinden etkilendiği, 40 yaş üstü ebeveynlerin çocuklarında çekingen mizaç özelliklerinin yüksek olduğu, yaş, gelir durumu ve annenin çalışması açısından farklılığın olmadığı görülmüştür. Regresyon analizi sonucunda ebeveyn duygu düzenlemesinin demokratik, otoriter ve aşırı koruyucu tutum üzerinde etkisinin olduğu, ebeveyn tutumlarının çocuk mizacının tepkisellik, olumluluk ve çekingenlik boyutu üzerinde etkisinin olduğu görülmüştür. Ebeveyn duygu düzenlemesi ve tutumlarının çocuk mizacı üzerinde etkili olduğu ve ebeveyn tutumlarının düzenleyici rolü olduğu görülmüştür. Sonuç: Çocuk mizacının popüler bir konu olduğu, mizacın bazı demografik değişkenlerle ilişkili olduğu, çocuk mizacında ebeveyn duygu düzenlemesi ve tutumlarının etkisinin olduğu görülmüştür.

Nurcan Alagöz
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
30
DoctorateOpen AccessTR

Kronik non-spesifik boyun ağrısı olan bireylerde enstrüman yardımlı yumuşak doku mobilizasyon tekniği ve foam roller uygulamasının kuvvet, esneklik, ağrı ile ikincil sonuç ölçütleri üzerine etkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışma; kronik non-spesifik boyun ağrısı tanısı konulmuş farklı yaşlardaki bireylerde enstrüman yardımlı yumuşak doku mobilizasyon tekniği ve foam roller uygulamasının kuvvet, esneklik, ağrı ile ikincil sonuç ölçütleri üzerine etkilerinin araştırılması amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Çalışmaya, kronik non-spesifik boyun ağrısı tanısı almış 60 hasta (Enstrüman Yardımlı Yumuşak Doku Mobilizasyon (n=20), Foam Roller (n=20), Kontrol (n=20)) dahil edildi. Enstrüman yardımlı yumuşak doku mobilizasyon tekniği grubu veya foam roller grubu, 4 hafta boyunca haftada 3 seans klasik fizyoterapiyle birlikte haftada 2 seans enstrüman yardımlı yumuşak doku mobilizasyon veya foam roller tekniği uygulaması ve kontrol grubu ise 4 hafta boyunca haftada 5 seans sadece klasik fizyoterapi uygulaması aldı. Bireyler; kuvvet, esneklik, ağrı ve ikincil sonuç ölçütleri bakımından tedavi öncesinde, tedavi bitiminden hemen ve 1 ay sonra değerlendirildi. Bulgular: Tedavi öncesine göre her 3 grubunda kas kuvveti, esneklik ve normal eklem hareket açıklığı değerlerinde artma olduğu; ağrı, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesi değerlerinde ise azalma olduğu gözlemlendi. Grupiçi yapılan değerlendirmede her 3 grubun ağrı ve fonksiyonel durum değerlerinde anlamlı fark varken (p<0.05); esneklik değerlerinde anlamlı farklılık yoktu (p>0.05). Gruplar arası yapılan değerlendirmede ise her 3 grubun ağrı ve esneklik değerlerinde herhangi bir anlamlı farklılık bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Enstrüman yardımlı yumuşak doku mobilizasyon tekniği ve foam roller uygulamasının; ağrıyı azalttığı, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesinde anlamlı bir düzelmenin olduğu ve kas kuvveti, normal eklem hareket açıklığı ile esneklik değerlerini ise arttırdığı bulundu.

Alet yardımlı yumuşak doku mobilizasyonuBoyun ağrısıEsneklik+1
Muhammed Üsame Taş
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Multiple sklerozlu bireylerde görev odaklı eğitim ve sanal gerçeklik eğitiminin denge, yürüme ve yorgunluğa etkisi

Amaç: Çalışmanın amacı ms'li bireylerde konvansiyonel, görev odaklı ve sanal gerçeklik eğitiminin denge, yürüme ve yorgunluk üzerine etkilerini araştırılmasıdır. Materyal ve metot: 18-65 yaş arası, 64 MS'li birey sanal gerçeklik, görev odaklı ve konvansiyonel eğitim gruplarına research randomizer bilgisayar programıyla atandı. Tüm gruplarda eğitimler 8 hafta boyunca haftada 3 gün, günde 40 dakika fizyoterapist gözetiminde yapıldı. Değerlendirmeler tedavi öncesi ve tedavini sonrasında olmak üzere 2 kez yapıldı. Denge BDÖ; yorgunluk YŞÖ; yürüme RVGA; engellilik durumu ise EDSS kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada tedavi sonrası her üç grupta da BDÖ değerlerinde artış görüldü (p<0.05) fakat meydana gelen değişim miktarı bakımından tedavi öncesine kıyasla gruplar arası fark bulunamadı (p>0.05). Her üç grupta da YŞÖ'de anlamlı bir azalma bulunurken (p<0.05), gruplararası karşılaştırmada diğer gruplara kıyasla sanal gerçeklik grubunda anlamlı fark görüldü (p<0.05). EDSS ve RVGA bakımından her üç grupta da anlamlı bir değişim görülmedi (p>0.05). Sonuç: Sanal gerçekliğin; yorgunluğu azaltmada diğer gruplara göre daha etkili olduğu görüldü. Engellilik durumu ve yürüme üzerine her üç eğitimin de iyileşmeye neden olmadığı ve bu etkinin benzer olduğu görüldü. Denge açısından ise her üç eğitimin etkili ve bu etkinin benzer olduğu görüldü. Her üç eğitimin dengenin iyileştirilmesi için alternatif tedavi yöntemleri olarak birbirleri yerine kullanılabileceğini, yorgunluk açısından sanal gerçekliğin daha tercih edilebilir olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Denge, Engellilik durumu, Görev odaklı eğitim, Multiple Skleroz, Sanal gerçeklik eğitimi, Yorgunluk, Yürüme

Rabia Çelikel
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
10
DoctorateOpen AccessTR

Fibromiyaljili kadınlarda core stabilizasyon egzersizlerinin cinsel fonksiyon, ağrı, uyku ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Amaç: Çalışmanın amacı fibromiyaljili kadınlarda core stabilizasyon egzersizlerinin cinsel fonksiyon, ağrı, uyku ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin incelenmesidir. Materyal Metod: 25-60 yaş aralığında, fibromiyalji tanılı 48 hasta randomizasyonla takipli ev egzersizi ya da core stabilizasyon egzersiz gruplarından birine atandı. Program 8 hafta, haftanın 2 günü her seans 30 dakika olarak verildi. Hastaların demografik bilgileri alındı. Ağrı VAS; hastalık şiddeti RFEA; pelvik taban semptomlarının yaşam kalitesine etkisi PTEA-7; cinsel fonksiyon KCİÖ; uyku kalitesi PUKİ ile; yaşam kalitesi ise Kısa Form SF-36 ile değerlendirildi. Bulgular: Grup içi karşılaştırmada her iki grupta da ağrı skorlarında, RFEA skorunda, PTEA-7'nın, KCİÖ'nün, PUKİ'nin ve SF-36 tüm alt skorlarında anlamlı fark bulundu (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırma da RFEA skoru, KCİÖ'nün tüm alt parametrelerinde ve SF-36'nın emosyonel rol, fiziksel fonksiyon, zindelik/yorgunluk, fiziksel rol, sosyal fonksiyon ve ağrı parametrelerinde core stabilizasyon egzersizlerinin anlamlı olarak daha üstün olduğu bulundu (p<0.05). Sonuç: Fibromiyaljili hastalarda core stabilizasyon egzersizlerinin ve takipli ev egzersizlerinin ağrı ve hastalık şiddetini azaltmada, cinsel fonksiyon, uyku ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesinde olumlu etkileri olduğu; ayrıca core stabilizasyon egzersizlerinin hastalık şiddetini azaltma, cinsel fonksiyon ve yaşam kalitesini iyileştirme açısından daha üstün etkileri olabileceği bulundu. Fibromiyalji, Core stabilizasyon egzersizleri, Ağrı, Cinsel fonksiyon, Yaşam kalitesi

Cinsel sağlıkFibromiyaljiKadınlar+2
Naciye Dilruba Tektaş Gülbil
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
30
DoctorateOpen AccessTR

Pes planusta güçlendirilmiş low-dye bantlama ve egzersizin plantar basınç, naviküler düşme ve ayak postürüne etkisi

Pes Planusta Güçlendirilmiş Low-Dye Bantlama ve Egzersizin Plantar Basınç, Naviküler Düşme ve Ayak Postürüne Etkisi Amaç: Bu çalışmanın amacı bilateral pes planuslu bireylerde ALD bantlama ile birlikte yapılan egzersiz eğitiminin etkilerini incelemekti. Materyal ve metot: Randomize kontrollü deneysel çalışmaya yaşları 18-25 arasında değişen 34 birey dahil edildi. Bireyler, bantlama ve egzersiz grubuna ya da egzersiz grubuna atandı. Gruplar, haftada üç gün olmak üzere 8 hafta boyunca aynı egzersiz protokolünü uyguladı. Her iki gruptaki bireyler önce dirençli bantla yapılan egzersizleri uyguladı. Daha sonra bantlama ve egzersiz grubundaki bireylerin her iki ayağına ALD bantlaması yapıldı. Bu gruptaki bireyler, egzersiz grubundan farklı olarak egzersiz protokolündeki kalan egzersizleri bant cilt üzerindeyken uyguladı. Değerlendirmeler: NDT, APİ-6 ve pedobarografi ile tedavi öncesinde, 8. ve 12. haftada yapıldı. Bulgular: Sağ ve sol ayağa ait APİ ve NDT değerleri, her iki grupta tedavi öncesine kıyasla 8. haftada ve 12. haftadaki ölçümlerde anlamlı azaldı (p<0.05). Her iki grupta da tedavi öncesine kıyasla 8. haftada ve 12. haftada statik ve dinamik plantar basınç dağılımının bazı parametrelerinde: parmaklar, topuk, topuk mediali, topuk laterali, baş parmak, orta ayak, 1.,2.,3.,5. metatarslar, 4. ve 5. parmak bölgelerinde zamanın ana etkisinin anlamlı olduğu görüldü (p<0.05). Sonuç: ALD bantlamayla birlikte yapılan egzersiz eğitimi, standart egzersiz eğitimiyle benzer sonuçlar ortaya koydu. Anahtar Kelimeler: Bantlama, Egzersiz, Pes Planus, Plantar Basınç, Pronasyon

Aslı Ören
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Serebral Palsili bireylerin ambulasyon seviyesiyle üst ekstremite antropometrik ölçümleri arasındaki ilişki

Amaç: Bu çalışmanın amacı Serebral Palsili bireylerde ambulasyon seviyesiyle üst ekstremite antropometrik ölçümleri arasındaki ilişkisini ortaya çıkarmaktır. Materyal-Metot: Çalışmamıza 6-12 yaş aralığındaki GMFCS'ye göre ambule (n=34) ve non-ambule (n=34) Serebral Palsi tanılı çocuk dahil edildi. Katılımcıların demografik özellikleri (yaş, boy, ağırlık, vücut kitle indeksi, dominant el, cinsiyet, vb.) ile beraber antropometrik ölçümleri (üst ekstremite uzunluk, çevre ve çapları) değerlendirildi. Bulgular: Non-ambule grupta yaş ortalaması 9 ± 2 yıl, ambule grupta 8 ± 2 yıl olarak bulundu. Boy ortalaması iki grup için sırasıyla 1.14 ± 0.17 m; 1.25 ± 0.12 m, ağırlık ortalaması 20.21 ± 7.47 kg; 24.73 ± 7.32 kg, vücut kitle indeksi ortalaması ise 15.09 ± 3.31 kg/m2 ; 15.53 ± 2.39 kg/m2 olarak hesaplandı. Ambule grupta sağ kol uzunluğu (p=0.001) ve sol kol uzunluğu (p=0.001) sonuçları non-ambule gruba göre istatistiksel olarak daha yüksek bulundu. Ön kolda, sağ ön kol uzunluğu (p=0.001) ve sol kol uzunluğu (p=0.001) ölçümleri de ambule grupta istatistiksel olarak daha yüksek bulundu. El uzunluğu ölçümlerinde de ambule grupta istatistiksel olarak sağ el uzunluk (p=0.006) ve sol el uzunluk (p=0.007) non-ambule gruba göre daha yüksek bulundu. Ambule grupta sağ dirsek çapı (p=0.001) ve sol dirsek çapı (p<0.001) sonuçlarında istatistiksel olarak daha yüksek bulunurken; sağ el çapı (p=0.013) ve sol el çapı (p=0.003) sonuçlarında da daha yüksekti. Sonuç: Serebral Palsi tanılı ambule çocuklarda uzunluk ölçümlerinde kol, ön kol ve el uzunluk ölçümleri daha yüksek bulundu ve yine ambule çocuklarda her iki taraf el ve dirsek çapının daha geniş olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Serebral Palsi, Antropometri, Ambulasyon.

AntropometriSerebral palsi
Meryem Arıkan
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
10