
276
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Yakınsama sıcaklığı ve güç üretim potansiyelinin tespiti için ORÇ tasarımı ve çok amaçlı optimizasyonu
Dünyada her geçen gün artan enerji talebi alternatif enerji kaynaklarına, yenilenebilir enerji kaynaklarına ve enerji geri kazanım yöntemlerine olan ihtiyacı artırmaktadır. Dünyadaki arz-talep dengesini korumak için üretilen enerjinin büyük bir bölümü sanayi sektöründe tüketilmektedir. Sanayi tesisleri arasında en fazla enerji tüketim payına sahip sektörlerin başında demir ve çelik üretim sektörü gelmektedir. Bu çalışmada, bir demir-çelik fabrikası tav fırınından atılan egzoz gazının sıcaklık ve debi değerleri analiz edilmiş ve bir yıl boyunca kaydedilmiştir. Bu veriler dikkate alınarak yıllık ortalama egzoz gazı sıcaklığı ve debisi baz alınıp bir organik Rankine çevrimi sistemi tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında iki farklı ıslak tip akışkan (etanol, metanol), iki farklı izantropik akışkan (aseton, büten) ve iki farklı kuru tip akışkan (siklohekzan, benzen) olmak üzere toplam altı farklı akışkan seçilmiştir. Birinci aşamada, tav fırınından elde edilen veriler doğrultusunda akışkanların optimum yakınsama noktası sıcaklık farkları tespit edilmiş, ikinci aşamada ise bu yakınsama noktası sıcaklık farklarının sistem performansına etkileri incelenmiştir. Son olarak bu akışkanların çevre ve ekonomik analizleri yapılmıştır. Tez kapsamında yapılan bu çalışma sonucunda en yüksek termal verim %17,05 ile benzen akışkanında elde edilirken en yüksek ekserji verimi %58,76 ile metanolde elde edilmiştir. Ayrıca seçilen akışkanlar arasında en yüksek CO2 emisyon azaltım miktarı 1935,9 ton/yıl ile Benzen akışkanında elde edilmiştir. Buna ek olarak Benzen ve Metanol en yüksek ilk yatırım maliyetine sahip akışkanlar olmasına rağmen sırasıyla (3,6 yıl ve 3,7 yıl) geri ödeme süreleri ile en yüksek karlılığa sahip akışkanlar oldukları görülmüştür.
Pirina ile ağır ham petrolün eş-pirolizi
Bu çalışmada, İskenderun ilçesinde faaliyet gösteren zeytinyağı üretim tesislerinden temin edilen pirina ile Batı Raman kökenli ağır ham petrol numunesi sabit yataklı reaktörde bireysel ve eş piroliz çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sıcaklığa bağlı olarak ürünlerin verim değerlerinin değişim eğilimlerini belirlemek ve ayrıca amaç kapsamında uygulanan şartlarda en yüksek verimli sıvı ürün eldesine yönelik optimal piroliz sıcaklık değerini belirlemek amacıyla 10 o C/dakika ısıtma hızı şartları altında ve 400-500 o C arasında 5 farklı sıcaklık değerinde ve aynı şartlar altında 3 tekrarlı bir dizi piroliz işlemi gerçekleştirilmiş elde edilen ürünlere ilişkin ortalama verim değerleri hesaplanması sonucu en yüksek sıvı ürün verim değerlerine 500 o C piroliz sıcaklığında ulaşılmış ve ayrıca bu sıcaklık değeri TG analiz sonuçları ile uyumluluk göstermiştir. Bunun akabinde hem bireysel hem de ağır ham petrol numunesi ile pirinanın eş pirolizi sırasında sinerjik etkinin gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek amacıyla 500 o C optimal piroliz sıcaklığı ve 10 o C/dak ısıtma hızı şartlarında 0.1, 0.2, 0.3, 0.4, 0.5, 0.6, 0.7, 0.8, 0.9 ve 1 (ağır ham petrol/ pirina, kütlece) karışım oranlarında (ɸ) piroliz işlemi gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde ürünlere ilişkin olarak yüzde verim (%, kütlece) değerleri ile birlikte ayrıca her bir ürün için belirlenen teorik verim ve deneysel verim farkı hesaplanmıştır. Bu sonuçlar ɸ = 0,7 karışım oran değerinden daha yüksek karışım oran değerlerinde sıvı ürün verimi azalma olurken genel olarak gaz ve katı ürün verimlerinde artış meydana gelmiş ve sıvı ürün verim farkı bakımından en güçlü sinerjik etkinin ɸ = 0,7 karışım oran değerinde gerçekleşmiş olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çalışmada ana amaç olan sinerjik etkisinin ürün yapısı ve kalitesi üzerine etkisini değerlendirmek için optimal karışım oranı (ɸ = 0,70) şartlarında elde edilen sıvı ürün ile aynı piroliz şartlarında bireysel piroliz sıvıları üzerinde karakterizasyon çalışmaları (Fizikokimyasal, FT-IR ve GS-MS) yapılmıştır. Fizikokimyasal analiz sonuçları eş piroliz sıvı ürününün, kuru pirinanın bireysel piroliz sıvısına kıyasla daha yüksek malten ve daha düşük asfalten içerikli olduğunu göstermektedir. Ayrıca yapılan hesaplamalar neticesinde eş piroliz sıvı ürünün deneysel olarak elde edilen yüzde malten içerik değeri (%93,68) ile hesaplanan (teorik) malten içerik değeri (%82,55) arasında %11,13'lük bir farkın oluşması eş piroliz işlemi sırasında malten verimi üzerinde pozitif bir sinerjik etkinin oluştuğunu göstermektedir. FT-IR analizi ile eş piroliz esnasında sıvı ürünlerin kimyasal içerik tür dağılımı üzerinde de sinerjik etkinin oluştuğu anlaşılmakla birlikte sıvı ürünlerin, organik bileşik tür ve çeşidi bakımından zengin içerikli oldukları tespit edilmiştir. GS-MS sonucu olarak eş piroliz sıvı ürününün, düşük oksijenat ve yüksek hidrokarbon (alkanlar, alkenler ve benzen türevleri) 5 içerik dağılımına sahip olduğu görülmekte ve ayrıca eş piroliz malteninde polisiklik aromatik bileşik konsantrasyonu (%5,52), ağır ham petrolün pirolitik malten fraksiyonuna kıyasla daha yüksek olarak gerçekleşmiştir. Analiz sonuçlarının birbiriyle uyumlu olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, eş piroliz teknolojisi ile elde edilen sıvı ürün, yüksek katma değerli hidrokarbonlarca yüksek fakat istenmeyen unsurlar olan oksijen ve azot içeriği bakımından da düşük içerik dağılımına sahip olmuştur. Bu hususlar, eş piroliz sıvı ürünün bireysel piroliz sıvı ürününe göre daha üstün vasıfsal özellikte olduğunu ortaya koymaktadır. Bu olumlu özellikli eş piroliz sıvı ürün; zengin değerli organik bileşik içeriğinden dolayı çeşitli petrokimyasalların ve kısmen pahalı olan petrol bazlı fenolün hammadde olarak kullanılmasıyla üretilen fenol-formaldehit ya da fenolik reçineler gibi endüstriyel ürünlerin üretimi için maliyet etkili alternatif hammadde yüklemesi olarak değerlendirilebildiği kanaatine varılmıştır.
Türkiye ulaştırma sistemlerindeki emisyon değerlerinin analizi ve tahmini
Günümüzde dünya genelinde ulaşım için harcanan enerjinin %95'ten fazlası fosil yakıt kullanan araçlardan oluşmaktadır. Ulaşım sektörü için kullanılan enerji kaynaklarından ortaya çıkan emisyonlar dünya çapındaki emisyonun yaklaşık olarak %20'sine denk gelmektedir. Bu durum çevre kirliliği açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Çevre kirliliğinin büyük bir kısmı hava kirliliğinden meydana gelmektedir. Enerji kaynakları ile yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkan karbondioksit (CO2), hidrokarbonlar, azot oksitler (NOx) ve kükürtlü bileşenler gibi zararlı emisyonların ozon tabakasının delinmesine ve küresel ısınma gibi ülkemiz ve dünya açısından kötü sonuçlara yol açmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'deki ulaştırma sistemlerinden kaynaklanan emisyon değerlerinin analiz ve tahmini yapılmaktadır. Yapılan bu analizler için yapay sinir ağları (YSA), çok değişkenli lineer regresyon (MLR), bulanık mantık ve logaritmik regresyon yöntemleri kullanılmaktadır. MLR yönteminin lineer, interaction ve purequadratic metotları uygulanmaktadır. Analizler korelasyon katsayısı (R), hataların karelerinin ortalaması (HKO) ve yüzde hata ortalaması (YHO) kriterleri baz alınarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak YSA'dan elde edilen R değeri 0,9809, HKO değeri 8 050 363 681 418,75 ve OYH değeri %4,1555 olarak elde edilmiştir. MLR modelinin lineer metodunun R değeri 0,9855, HKO değeri 4 793 845 004 079,31 ve YHO değeri ise %3,7989 olarak elde edilmiştir. Interaction metodunun R değeri 1,0000, HKO değeri 0,000000004839 ve YHO değeri ise %0,0000000001672 olarak elde edilmiştir. Purequadratic metodunun R değeri 0,9900, HKO değeri 3 314 943 364 316,79 ve YHO değeri ise %2,5781 olarak elde edilmiştir. Logaritmik regresyon yönteminin R değeri 0,9872, HKO değeri 4 236 601 138 306,92 ve YHO değeri ise %3,4057 olarak elde edilmiştir. Bulanık mantık yönteminin R değeri 0,9855, HKO değeri 4 895 753 910 316,73 ve YHO değeri ise %4,9089 olarak elde edilmiştir. Elde edilen tahminler sonucunda en iyi sonucu veren yöntem çok değişkenli lineer regresyon yönteminin interaction metodu olarak gözlemlenmektedir.
Proton değişimli membran yakıt pili tahrikli bir otomatik yönlendirmeli aracın parçacık sürü optimizasyonu tabanlı yörünge takip performansı
Otomatik yönlendirmeli araçlar (OYA), bir tesisteki malzemeleri taşımak için programlanmış sürücüsüz ve mobil araçlardır. Çalışanların eksikliklerini telafi etmek, işçilik maliyetlerini düşürmek ve depo verimliliğini arttırmak için birçok sektördeki depo ve malzeme aktarımı uygulamalarında kullanılırlar. OYA'lar, taşınan yüklerle insan etkileşimlerini en aza indirerek işlem sürecinde malların hasarını ve endüstriyel kazaları önemli ölçüde azaltmaktadır. OYA'larda mobil çalışmayı mümkün kılmak için enerjiyi depolayan ve bunu istenen oranda mekanik dönme veya öteleme enerjisine dönüştüren güç sistemleri bulunmaktadır. Bu güç sistemleri enerji depolayan bataryalar ve bataryadan enerji alıp mekanik enerjiye dönüştüren motorları içermektedir. Boyutuna bakılmaksızın, mobil robotlar, yeniden batarya dolumu yapmadan önce sahada faydalı bir çalışma süresi elde etmek için yeterli miktarda enerji taşımalıdır. Enerjisel özerklik olarak bilinen bu kavram, faydalı bir süre çalışabilme yeteneği ve harici bir güç kaynağından bağımsız çalışabilme yeteneği olarak iki kriter içermektedir. Bu amaçla bir mobil robot çeşidi olan OYA'ların çalışması için bu çalışmada alternatif enerji kaynaklı tahrik sistemi üzerinde durulmuş olup yakıt pili tahrikli bir OYA tasarımı ve analizleri yapılmıştır. Yakıt pilleri hidrojeni yakıt olarak kullanıp, enerji üreten alternatif bir enerji kaynağı olarak OYA'lar için daha uzun çalışma süresi avantajını sağlamaktadır. Bu çalışmada, ilk olarakistenen isterleri karşılayacak ve yük taşımaya müsait ortamı oluşturacak modüler bir OYA tasarımı gerçekleştirilmiştir. 4 adet mecanum tekerleğe ve bu tekerlekleri tahrik edecek 4 adet DC motora sahip sistemin taşıyabileceği yük kapasitesinin belirlenmesi için yapısal analizler ve sistemin mukavemeti üzerine geliştirmeler yapılarak nihai tasarım elde edilmiştir. Ek olarak, tasarımı yapılan OYA'nın global koordinat sisteminde ve her bir tekerlek için oluşturulan koordinat sisteminde kinematik modeli oluşturulup OYA için ve her bir tekerlek için lineer hız ve açısal hız değişimlerini kullanarak Newton mekaniği ve Langrange enerji denklemleri ile bu hız değişimlerinden yararlanıp sistemin kinematik modeli, dinamik modeli ve DC motor modeli elde edilmiştir. Bu modellerle beraber batarya sistemi olarak kullanılacak olan PEM yakıt pili modeli de oluşturulup elde edilen genel sistem modeliyle sistemin belirli bir yörüngeyi gerçek zamanlı takibi gerçekleştirilmiştir.
200 kWlık PV güneş enerji güç sisteminin retscreen programı kullanılarak amortisman ve enerji analizlerinin irdelenmesi
Güneş ışınlarından elektrik enerjisi üretimi başlangıçta kendine her ne kadar uzay boşluğunda çalışan uzay araçlarında kullanım alanı bulduysa da günümüzde üretim teknolojilerinin ilerlemesi, fosil yakıtların olumsuz etkileri ve rezervlerinin tükenmekte olması gibi nedenlerle güneşten elektrik üretimine evlerde dahi yer verilmektedir. Çevreci olduğu kadar devlet teşvikleriyle ekonomik olarak da cazip hale gelen güneş enerji santralleri her geçen gün elektrik enerjisi sektöründeki payını arttırmaktadır. Fotovoltaik panel teknolojilerindeki gelişmeler neticesinde günümüzde panellerin verimlilikleri %20'yi, verimli kullanım ömürleri ise 25 seneyi aşmaktadır. Bu olumlu etkenler güneş enerji sistemlerini her geçen gün daha cazip hale getirmektedir. Özellikle güneşlenme süreleri uzun, güneş radyasyonu ortalamanın üzerinde olan bölgeler için güneş enerji santralleri kârlı birer yatırım haline gelmeye başlamıştır. Bir güneş enerjisi santralinin İskenderun'da yerleşik olarak düşünülen bir AVM çatısında kurulduğu varsayılarak, amortisman ve enerji analizleri Retscreen programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen karbon ayak izi ve fizibilite verileri incelenerek, yatırım çevresel ve ekonomik olarak incelenmiştir. Bu tez çalışmasında günde ortalama 4,73 kWh/m2 güneş ışınımına maruz kalan bir alana kurulu 200 kW kapasiteli güneş santralinin yıllık 263 MWh elektrik ürettiği; bu 263 MWh enerji sayesinde 31 536 USD gelir sağlanabileceği hesaplanmıştır. Yatırım çevresel açıdan incelendiğinde 112,2 ton akaryakıt kullanımına eşdeğer 282 tCO2 emisyonunun önlenebileceği, ekonomik açıdan incelendiğinde yatırımın geri ödeme süresinin (PBP) 6,4 yıl olarak hesaplandığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Güneş Enerjisi, Retscreen, Amortisman ve Enerji Analizi
Esnek ve rijit kaplama parametrelerinin üstyapı türü seçimi üzerine etkileri
Esnek kaplama veya rijit kaplama türlerinin seçiminde temel sorun maliyet olmaktadır. Türkiye'deki farklı durumlar için hangi üstyapının ideal olacağını tespit etmek için, ekonomik ve teknik özellikleri değerlendirmek, araştırmak ve karşılaştırmak gerekmektedir. Bu çalışmada üstyapı türleri karşılaştırılmaktadır. Esnek kaplama olarak Bitümlü sıcak karışım (BSK) ve Sathi kaplama, rijit kaplama olarak beton üstyapı kaplama kalınlıkları ve maliyetleri incelenmektedir. Kaplama kalınlığı ve maliyet karşılaştırması için esneklik modülü (MR), yatak katsayısı (k) ve 8.2 ton standart dingil yükü tekerrür sayısı (T8.2) parametreleri kullanılmaktadır. Esnek kaplama için MR, rijit kaplama için k parametresi ve T8.2 ise her iki kaplama türü için kullanılmaktadır. Verilen parametrelere göre esnek kaplama türlerinde MR değeri arttıkça kaplama kalınlığı azalmaktadır. Rijit kaplamada k değeri arttıkça gözle görülür bir değişim olmamaktadır. Maliyet kıyaslaması yapıldığında esnek kaplamalarda MR değeri arttıkça metrekare birim maliyet azalmaktadır. Rijit kaplamada k değeri arttıkça maliyet kıyaslamasında gözle görülür bir değişim olmamaktadır. T8.2 değeri arttıkça hem esnek kaplama hem de rijit kaplama için metrekare birim maliyet de aynı oranda artmaktadır. Hesaplanan maliyetlerde 3x106 T8.2 değerine kadar olan kaplamalarda en ekonomik kaplama türü sathi kaplama olarak belirlenmiştir. T8.2 değeri 3x106 üzerine çıktığı durumda iyi zemin koşullarında ilk tercih olarak bitümlü sıcak karışım (BSK) veya rijit kaplama tercih edilebilir. Bu durumlara bağlı olarak düşük trafik akışının olduğu yollarda esnek kaplama türü olan sathi kaplamanın seçilmesi daha ekonomik olmaktadır. Trafik akışının yüksek olduğu yollarda rijit kaplamalar esnek kaplamalara göre daha ekonomik olmaktadır. Kaplama kalınlıklarının tahmin edilmesinde yapılan analizlerde ise Yapay Sinir Ağı (YSA) modeli ile Lineer Regresyon (LR) modeli karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmada lineer regresyon analizi için Hataların Kareleri Ortalaması (HKO), Ortalama Yüzde Hata (OYH) ve Korelasyon hesapları yapılmıştır. Çıkan sonuçlara göre esnek ve rijit kaplama kalınlıklarının tahmininde YSA analizi LR analiz modeline göre daha iyi sonuç vermiştir.
Perlitin su bazlı sondaj çamurlarında katkı maddesi olarak kullanılmasının araştırılması
Sondaj uygulamalarında başarılı bir operasyon gerçekleştirmek için kullanılan sondaj akışkanının performansı oldukça önemlidir. Son zamanlarda özellikle pahalı teknolojilerin kullanıldığı yatay ve derin deniz sondajlarındaki gelişmelerin yanı sıra sondaj çamuru teknolojisindeki gelişmeler de ekonomik anlam kazanmıştır. Çevre korumaya yönelik yasal düzenlemelerin getirdiği yeni yükümlülüklere çözüm aranırken aynı zamanda da mevcut sorunlara daha etkin çözüm yöntemleri arayışları devam etmektedir. Bahse konu olan bu durum doğrudan veya dolaylı olarak sondaj sıvısı ile ilişkilidir. Sondaj sıvısının temel görevleri; kayaç ve kırıntıların yüzeye taşınması, yer altı basıncını kontrol edilmesi, sondaj kuyusunun denge ve desteğinin sağlanması, kuyu tabanının temizlenmesi, matkap ve sondaj dizisinin soğutulması yağlanması, göçme ve oyuk oluşumuna engel olmak için geçirimsiz bir pastanın oluşturulması, yüksek basınçlı formasyonların kontrol edilmesi, sondaj dizisi ve koruma borularının taşınması, korozyona karşı koruyucu olması olarak ifade edilebilir. Bu çalışmada; hem petrol hem de doğalgaz sondaj işlemlerinin önemli bir maliyet yükünü oluşturan sondaj çamuruna, ham perlit ve genleştirilmiş perlit ayrı ayrı eklenip sondaj çamurunun daha efektif kullanılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda su bazlı sondaj çamuruna farklı oranlarda ham perlit (%0,5-5 k/h) ve genleştirilmiş perlit (%0,1-0,6 k/h) eklenerek hazırlanan sondaj çamuru numunelerinin; plastik viskozite, görünür viskozite, kopma (akma) noktası, jel mukavemeti (10 saniye, 10 dakika) gibi reolojik analizlerinin yanı sıra, sıvı kaybı ve kek kalınlığı gibi filtrasyon özellikleri de incelenmiştir. Amerikan Petrol Enstitüsü (API) standartlarına göre gerçekleştirilen bu çalışmayla elde edilen sonuçlar incelendiğinde; ham perlit ve genleştirilmiş perlit ilave edilmiş sondaj çamurunun, spud (ham perlit ve genleştirilmiş perlit katkısız) çamura göre daha iyi reolojik özellik gösterdiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla gerek ham perlitin gerekse de genleştirilmiş perlitin sondaj çamuru katkı maddesi olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.
Design and prototype application of the autonomous and portable hydrogen generator system supported by sodium borohydride
In this experimental thesis, it is aimed to design and prototype a hydrogen generator working with sodium borohydride to provide lightly and more efficient hydrogen gas production. For this purpose, a prototype with both a compact structure and autonomous control is produced, and unlike the hydrogen generators available in the literature, it works with solid sodium borohydride dosing logic. In addition, a cheap, efficiently and environmentally friendly alternative catalyst solution is sought for hydrogen production instead of costly and high yielding noble metal catalysts used in the sodium borohydride's hydrolysis reaction. A high metal content slag byproduct is used to synthesize this catalyst alternative. Catalysts synthesized using slag; Performance tests were carried out using various parameters, for example, catalyst concentration, component ratios, reaction temperature. Considering the Co-B catalyst studies in the literature, it was seen that the hydrogen gas production rate rise in the range of 5 and 10 times. The best performances were demonstrated by acid-treated slag catalyst samples supplemented with 40% and 50% Co-B with preheating at 50 °C with catalyst hydrogen production rates of approximately 65 L/min.g in 25 minutes. The prototype, controlled by Adunio Uno, consists of 4 different compartments, the water and catalyst mixture was injected onto solid sodium borohydride with water pumps and nozzles. Thus, fuel wastage is reduced by 15%; this is achieved by using multiple fuel chambers instead of a single fuel chamber. In addition, with the use of slag, catalyst costs are reduced by 25% and 35%. The test results of the catalyst samples were compared and discussed with the optimum liquid injection amount and optimum mixing percentages. The performance analyzes of the prototype and catalysts were completed utilizing 20 ml of distilled water and 2 g of NaBH4. These results were showed the prototype has a relatively consistent hydrogen gas stream of around 17.5 L/min and the total flow is 343.46 L for 20 min. As a result; the tightness and performance tests of the prototype were investigated using different catalyst samples during 1 hour, and the results were investigated in depth. The average flow rate of this 4-part autonomous generator is approximately 3.00 L/min.gcatalyst during 1 h. In the working cycle, the soft ripples have spied on the hydrogen-produced amount from time to time.
Bilişim sektöründe finansal başarısızlığın makine öğrenmesi yöntemleri ile tahmini
Bilişim şirketleri, günümüzde hızla gelişen teknoloji sektöründe büyük bir öneme sahiptir. Bilgisayar, yazılım, telekomünikasyon, internet ve diğer dijital teknolojik hizmetler üzerine faaliyet gösteren bilişim şirketleri, inovasyon, veri işleme, iletişim ve dijital dönüşüm gibi alanlarda öncü rol oynamaktadır. Bu şirketler, iş dünyasında büyük bir etki oluşturmakta, katma değerli ürünler üreterek ülke ekonomisine katkıda bulunmaktadırlar. Şirketler her zaman başarılı olmayıp başarısız olduğu dönemler de olmaktadır. Bir şirketin finansal performansının beklenen veya istenen düzeyde olmadığı durumlarda oluşabilir. Bu durum, şirketin gelirleri, karlılığı, nakit akışı, borçluluk durumu ve diğer finansal göstergelerinin de olumsuz yönde etkilendiği kabul edilmektedir. Finansal başarısızlık, şirketin sürdürülebilirliğini, büyüme potansiyelini ve rekabetçiliğini olumsuz etkileyebilmektedir. Bilişim şirketlerinin finansal başarısızlığı, şirketlerin sektördeki; rekabet, teknolojik değişimler, müşteri talepleri, maliyetler, yönetim hataları ve diğer faktörlerle ilişkilidir. Bu nedenle, finansal başarısızlığı önceden tahmin etmek ve önlemek, şirketlerin sürdürülebilirliklerini sağlamak ve mali riskleri yönetmek için önemlidir. Bu doğrultuda makine öğrenmesi yöntemleri, büyük yığın veri kullanarak finansal başarısızlığı tahmin etmek için güçlü bir araç sunar. Bu yöntemler, finansal verileri analiz ederek, örüntüleri tanımlayarak ve risk faktörlerini belirleyerek şirketlerin finansal başarısızlık olasılığını tahmin etmeye yardımcı olur. Bu tahminler, şirketlerin erken aşamada önlem almasına ve uygun stratejileri geliştirmesine yardımcı olup finansal başarısızlık riskini azaltabilir. Bu çalışma, BİST'te işlem gören 29 bilişim şirketine ait finansal tablolar esas alınarak finansal başarısızlığı tahmin etmek için Karar Ağaçları, Lojistik Regresyon, Yapay Sinir Ağları, Destek Vektör Makinesi, Rastgele Orman ve Naive Bayes yöntemlerini kullanarak çeşitli analizler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, makine öğrenmesi yöntemlerinin finansal başarısızlığı tahmin etmede etkili bir araç olduğunu göstermiştir. Rastgele Orman yöntemi en yüksek doğruluk değeri (97,52%) ile öne çıkarken, Destek Vektör Makinesi yöntemi de (94,30%) başarılı sonuçlar elde etmiştir. Diğer yöntemlerin başarı değerleri: Karar Ağacı (89,48%), Yapay Sinir Ağları (90,79%), Lojistik Regresyon(82,75%) ve Naive Bayes(66,81%) şeklindedir. Bu bulgular, bilişim şirketlerinin finansal başarısızlığını önceden tahmin etmenin mümkün olduğunu ve makine öğrenmesi yöntemlerinin bu konuda değerli bir araç olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, bilişim şirketlerinin stratejik kararlarını desteklemek, mali riskleri azaltmak ve sürdürülebilirliklerini sağlamak için daha fazla araştırmanın yapılmasını teşvik etmektedir.
Finansal piyasalar ve uluslararası ticaret ilişkisinin Covıd-19 pandemisi perspektifinden incelenmesi
Bu tez çalışmasında COVID-19 pandemi sürecinin uluslararası ticaretteki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Salgın hastalıklar genelinde, COVID-19 pandemisi ve diğer yaşanmış başlıca pandemiler ekonomik sonuçları ile açıklanmıştır. Dış ticaret, ticaretin ortaya çıkış ve gelişim süreci açıklığa kavuşturulduktan sonra ithalat ve ihracat kavramları açıklanmıştır. Dış ticaretin etkilendiği faktörler alt başlıklar halinde açıklanmıştır. Çalışmada BİST100 Endeksi ile ithalat, ihracat, brent petrol ve döviz sepeti endeksi arasındaki ilişki, tüm dünyanın karşı karşıya kalmış olduğu pandemi süreci etkilerini gözlemleyebilmek için çoklu yapısal kırılmaya izin veren Carrion-i Silvestre Birim Kök Testi (2009) ve yine çoklu yapısal kırılmaya izin veren Maki Eşbütünleşme Testi (2012) ile uzun dönem kat sayı tahmin edici FMOLS yöntemi kullanılarak ortaya konmuştur. Gerçekleştirilen adımların ardından COVID-19 pandemisinin uluslararası ticaretteki etkileri ve yapılan analizlerin ardından elde edilen çıktılar sonuç bölümünde açıklanmıştır.