Isparta University of Applied Sciences
Anabilim Dalı

Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı

Isparta University of Applied Sciences

1.090

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erkenci domates hatlarında bazı biyokimyasal özelliklerin belirlenmesi

Bu çalışmada Enza Zaden Tarım Ar-Ge Taş. ve Tic. Şirketi'nin gen bankasında bulunan; Domates Mozaik Virüsü (ToMV), Domates Sarı Yaprak Kıvırcıklık Virüsü (TYLCV), Domates Lekeli Solgunluk Virüsü (TSWV), Nematod (Mi), Verticillium dahlie (Vd), Fusarium (Fol) ve Domates Yaprak Küfü (Clad) gibi hastalıklara dayanıklık kazandırılmış 20 erkenci domates saf hat kullanılmıştır. Bu hatların meyve kabuk rengi, pH, toplam karoten ve ksantofil, titre edilebilir asitlik, briks, toplam fenolik, toplam şeker, indirgen şeker, askorbik asit (C vitamini), likopen ve β-karoten gibi özellikleri üzerinde durulmuştur.Yürütülen bu tez çalışmasında, ıslah programlarında verim, hastalıklara ve zararlılara dayanıklılık gibi konuların yanında meyve kalite özelliklerinin önemi vurgulanmıştır. Biyokimyasal özellikleri bakımından üstün hatların belirlenmesi ile daha sonra yapılacak çalışmalarda kaliteli ticari çeşitlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada kullanılan hatların bitki başına verimleri 2.5-9.2 kg arasında değişirken, ortalama meyve ağırlıklarının 86-246 g arasında değiştiği saptanmıştır. Çalışma sonucunda domates meyvelerindeki L*değerleri 30.87-45.35, a* değerleri 8.36-21.48, b* değerleri 15.28-42.17 arasında değişim göstermiştir. Domates meyvelerindeki toplam karoten içeriğinin 80.2-197.5 mg/100 g, toplam ksantofil içeriğinin 115.3-256.6 mg/100 g, titre edilebilir asitliğin %0.27-0.40, pH'nın 3.75-4.95, briks değerlerinin %2.60-6.30, C vitamini içeriğinin 10.50-28.78 mg/100 g, likopen içeriğinin 1.6-4.09 mg/100 g arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Toplamve indirgen şeker içerikleri ise sırasıyla 7.31-17.51 mg/g ve 2.46-6.57 mg/g arasında bulunmuştur. Bu değerlerin incelenmesi sonucunda H7, H17 ve H3 hatlarının biyokim yasal özellikleri bakımından üstün hatlar olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bu veriler genetik kaynaklar ile geliştirilecek yeni çeşitlere yarar sağlaması ümit edilmektedir.

Canan Doğan
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oksalik asit uygulamalarının marulda verim ve kalite üzerine etkileri

Bu araştırmada, marul yetiştiriciliğinde farklı dozlarda oksalik asit uygulamasının verim, kalite ve bitki besin elementleri üzerine olan etkilerini belirlemek hedeflenmiştir. Bu amaçla çalışmada bitkisel materyal olarak Yedikule 5107 çeşidi kullanılmış ve marul bitkilerine yapraktan 4 farklı dozda (0, 2, 4 ve 6 mM) oksalik asit uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda marulda uygulamalara göre bitki ağırlığının 343.02-432.57 g/bitki, bitki boyunun 28.0-30.35 cm, bitki çapının 26.67-28.72 cm, yaprak uzunluğunun 21.23-22.44 cm, kök boğazı çapının 19.11-21.49 mm ve yaprak sayısının 47.57-55.63 adet/bitki arasında değiştiği saptanmış ve en yüksek verim değerlerinin 2 mM oksalik asit uygulamasından elde edildiği tespit edilmiştir. Çalışmada klorofil SPAD değeri ve toplam fenolik madde içeriği sırasıyla; 37.47-39.31 SPAD ve 67.35-103.98 mg/100g arasında değişim göstermiştir. En yüksek klorofil SPAD değeri 2 mM oksalik asit dozundan elde edilirken; en yüksek fenolik madde değeri 4 mM oksalik asit dozundan elde edilmiştir. Çalışma sonucunda uygulamalara göre L*, a*, b* ve C* değerlerinin sırasıyla; 47.43-48.76, -17.55- -18.26, 27.89-28.68 ve 32.95-34 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiş ve en yüksek L* değerine 2 mM oksalik asit uygulamasında, en yüksek a*, b* ve C* değerlerine ise 2 mM ve 4 mM oksalik asit uygulamalarında ulaşılmıştır. Ayrıca marul yapraklarındaki antiradikal değerleri %42.36-82.64 arasında değişirken; P, K, Mg, Fe ve Mn değerlerinin sırasıyla; 7.39-8.40 g/kg, 54.4-75.4 g/kg, 2.13-2.71 g/kg, 161-202 mg/kg ve 38.3-48 mg/kg arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Sonuç olarak tüm bu parametreler incelendiğinde oksalik asit uygulamalarının marulda verim, kalite ve besin elementi içeriklerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.

KaliteMarulOksalik asit+1
Büşra Sonkaya
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı beef tipi domates hatlarının morfolojik, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırmada 20 adet beef tipi domates hattının verim, bazı kalite özellikleri, bazı zararlı ve hastalıklara karşı dayanımlarının ortaya konulması ve bu hatlarda bazı morfolojik özelliklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada UPOV kriterlerine göre yapılan gözlem ve değerlendirmelerin sonucunda; hatların tamamında hipokotilde antosiyan oluşumunun olduğu ve bitki büyüme tipinin sırık (indeterminate) olduğu belirlenmiştir. Çalışmada Bd 24 hattı dışındaki tüm hatlarda meyve olgunluk renginin kırmızı ve meyve olgunluk aşamasından önce yeşil omuz oluşumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada Tomato Brown Rugose Fruit Virus dayanıklı bir hat tespit edilememesine karşılık; 5 domates hattının (Bd 3, Bd 9, Bd 11, Bd 16 ve Bd 24) Fusarium oxysporum f. sp. radicis-lycopersici etmenine karşı dayanıklı olduğu tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma sonucunda domates hatlarının toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, suda çözünebilir kuru madde miktarı, askorbik asit miktarı, likopen, ß-Karoten ve toplam fenolik madde miktarlarının sırasıyla; 6.60-14.93 ton/da, 200.80-384.00 g, 71.95-98.29 mm, 53.68-75.05 mm, %6.10-9.60, 20.03-25.57 mg/100 g, 4.69-9.68 mg/100 g, 0.83-2.17 mg/100 g ve 13.28-30.72 mg/100 g arasında değişim gösterdikleri tespit edilmiştir.

DomatesKaliteMorfolojik özellikler+1
Özlem Demir
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı biyostimülant uygulamalarının öküzgözü üzüm çeşidinde verim ve kalite üzerine etkileri

Bağlarda yoğun sentetik kimyasal kullanımı ile doğal dengenin bozulması, çevre kirliliklerinin oluşması ve canlılarda hayati tehlikelerin ortaya çıkması sürdürülebilir bağcılık tekniklerinin ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Sürdürülebilir bağcılık kapsamında uygun maliyetli, çevre dostu tekniklerden biri de biyostimülant uygulamalarıdır. Bu çalışmada biyostimülant uygulamalar kapsamında Colostrum (hayvansal amino asit), Vulcano (bitkisel amino asit) ve BlackJak (humik asit) ticari isimli preparatların Öküzgözü çeşidinde verim ve kalite üzerine etkileri incelenmiştir. Biyostimülant uygulamaların etkileri tane eni, boyu, 100 tane ağırlığı, salkım eni, boyu, ağırlığı, verim, pH, SÇKM, titrasyon asitliği, olgunluk indisi, renk değerleri, toplam fenolik madde, toplam flavanoid miktarı, antosiyanin ve L-askorbik asit değerlerinin saptanması ile belirlenmiştir. Biyostimülant uygulamaları arasında salkım boyu, tane L değeri, titrasyon asitliği, olgunluk indisi, SÇKM ve L- askorbik asit değerlerinde önemli farklılıklar belirlenmiştir. Salkım boyu en yüksek değeri Colostrum (HA=21.99 cm) uygulamasında, tane L değeri (33.67) BlackJak (HU) uygulamasında tespit edilmiştir. En yüksek SÇKM değeri Vulcano (BA=17.37°Brix), Kontrol (17.22°Brix) ve Colostrum (HA=17.10°Brix) uygulamalarında belirlenmiştir. Titrasyon asitliği Kontrolde (5.82) en düşük, BlackJak+Colostrum (HU+HA=7.98) ve Colostrum (HA=7.73) uygulamalarında en yüksek değerleri almıştır. Tanelerde en yüksek antosiyanin miktarı BlacJack+Colostrum da (HU+HA=1396.20 mg/100g TA) olurken L- askorbik asit değeri Vulcano uygulamasında (BA= 8.47 mg/100g TA) belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular genel olarak göz önünde bulundurulduğunda üretim sırasında yapraktan uygulanan biyostimülantların asmalarda verim ve kalitenin arttırılmasına yönelik olarak tavsiye edilebileceği sonucuna varılmıştır.

AsmaBiyostimülatörKalite+2
Aydın Kurt
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn potansiyeli yüksek bazı domates hatlarının verim ve meyve kalite niteliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma Enza Zaden Tarım Ar-Ge Taş. ve Tic. Şirketi'nin gen havuzundaki beef, salkım ve tekli özellik gösteren oturak ve sırık domates (Solanum lycopersicum) grubuna ait genotipler kullanılarak yapılmıştır. Yürütülen bu tez çalışmasında, ıslah programlarında en önemli kriterler arasında yer alan; verim, hastalık ve zararlı dayanıklılığı gibi konuların yanısıra meyve kalite nitelikleri de ön planda tutulmuştur. Genotiplerde morfolojik ve agronomik özellikleri değerlendirmek için bitki ve meyveden fenotipik gözlemler alınmıştır. Boğum arası uzunluk, bitki boyu, toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, meye çapı, meyve kabuk rengi, meyve sertliği, SÇKM, titre edilebilir asitlik, pH, EC değerleri, duyusal analizler ve toplam fenolik, toplam antioksidan, Vitamin C, likopen, B-karoten gibi özellikler bakımından tüm genotipler değerlendirilmiştir. Biyokimyasal özellikleri bakımından üstün olan genotiplerin belirlenmesi ile gen havuzundaki varyasyon görülmüştür. Bu sonuçlardan elde edilen bilgiler melezleme çalışmalarında ebeveyn seçiminde kullanılacak olup kaliteli ticari çeşitlerin geliştirilmesine olanak sağlayacaktır. Bu çalışmada kullanılan genotiplerin bitki başına verimleri 1.20-5.24 kg/bitki arasında değişim gösterirken ortalama meyve ağırlıklarının 60.22-579.5 g arasında değiştiği görülmüştür. Çalışma sonucunda domates meyvelerindeki L* değerlerinin 34.43-45.68, a* değerleri 23.67-39.82, b* değerleri 15.62-46,84 arasında değişim gösterdiği görülmüştür. Meyvelerdeki, titre edilebilir asitliğin %0.21-0.56, pH'nın 3.70-4.81, SÇKM miktarının %2.50-4.91, C vitamini içeriğinin 5.48-15.39 mg/100 g, likopen miktarının 3.90-12.89 mg/100 g, B-karoten miktarının 0.65-3.10 mg/100g, toplam fenolik madde içeriğinin 0.74-3.13 mg/g, antioksidan kapasitesinin ise %22.61- 67.11 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Bu kalite niteliklerinin incelenmesi sonucunda TBT2110, TBT2115, TBT2133, TBT2147, TBT2188 numaralı genotiplerinin biyokimyasal içerik yönünden üstün özellikte olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bu veriler mevcut genetik kaynaklar ile geliştirilerek yeni çeşit eldesine katkıda bulunması beklenmektedir.

Biyokimyasal özelliklerGenotipLikopen+2
Kevser Tosun
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Melez armut (Pyrus communis L.) popülasyonunda ağaç ve meyve kalite özelliklerinin kombinasyon kabiliyetleri ve bu özelliklerin genetik parametre tahminleri

Bu çalışma, armutta hedef odaklı ıslah çalışmalarının planlanabilmesi maksadı ile yürütülmüş olup, çalışma sonucunda fenolojik, pomolojik, kimyasal ve morfolojik özelliklere ait genetik parametreler ile ebeveyn çeşitlerin incelenen özellikler yönünden damızlık değerleri hesaplanmıştır. İncelenen tüm özelliklerin kantitatif yapıda olduğu tespit edilirken, tam çiçeklenme zamanının (%31) kalıtımında, genotip etkisi, hasat zamanı (%83) ve tam çiçeklenmeden hasada geçen süreye (%86) göre çok daha düşük düzeyde tespit edilmiştir. Meyve eni ve meyve boyu özelliklerinin dar anlamlı kalıtım dereceleri sırası ile %11 ve %10 olarak hesaplanırken, armudun piriform şeklinden dolayı meyve ağırlığının kalıtım derecesi (%38) daha yüksek düzeyde bulunmuştur. İncelenen kimyasal özelliklerin dar anlamlı kalıtım dereceleri ise titre edilebilir asit (%17) < suda çözünebilir kuru madde (%23) ve pH (%27) şeklinde sıralanmıştır. Ağaç özelliklerinden dallanma açısı, sürgün uzunluğu ve boğum sayısı özellikleri ise sırası ile %35, %40 ve %52 düzeylerinde dar anlamlı kalıtım derecesine sahip bulunmuştur. Erkenci genotiplerin eldesinde, 'Akça' çeşidi hem ana (204.88 gün) hem de tozlayıcı (211.32 gün) olarak ön plana çıkarken, geçci genotiplerin geliştirilmesinde ise benzer sonucu ana ebeveyn olarak 236.11 gün ile 'Kieffer', tozlayıcı olarak 'Ankara' (239.09 gün) göstermiştir. Meyve ağırlığının arttırılması bakımından ana ebeveyn olarak 'Kieffer' (109.53 g), tozlayıcı olarak ise 'Williams' (137.63 g) ön plana çıkmıştır. Melezlerinde yanak oluşumu yönünden ana ebeveyn olarak 'Kieffer' (73.49), tozlayıcı olarak ise 'Moonglow' (68.54) ümitvar sonuçlar sergilemiştir. 'Ankara' hem şeker (%15.67) hem de asit miktarı (%0.39) yüksek genotiplerin ıslahında tozlayıcı olarak üstün performans göstermiştir. 'Maggness' (%15.71) şeker, 'Kieffer' ise (%0.39) asitlik bakımından ana ebeveyn olarak dikkat çekmiştir.

ArmutFenolojiGenetik+3
Kerem Mertoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı anaçlar üzerine aşılanan J.H. Hale şeftali çeşidinde aşı kaynaşma mekanizmasının anatomik ve biyokimyasal olarak incelenmesi

Bu araştırmada, aşı uyuşmazlığı mekanizmasının farklı yöntemler ile açıklanması ve erken tespit edilebilmesi amacıyla metodolojik protokollerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bitkisel materyal olarak J.H.Hale şeftali çeşidi ile şeftali çöğürü, Garnem, GF 677, badem çöğürü ve Myrobolan 29C anaçları kullanılmıştır. Uyuşur homograft ve heterograft aşı kombinasyonları ile uyuşmaz heterograft aşı kombinasyonlarında anatomik-histolojik incelemeler, biyokimyasal analizler ve morfolojik gözlemler yapılmıştır. Tüm aşı kombinasyonlarında, kallus dokusunun meydana geliş zamanı ve nekrotik alan yoğunluğu aşı elemanları arasındaki uyuşma/uyuşmazlığa ve homograft/heterograft olma durumlarına göre farklılıklar göstermiştir. Aşılamadan 24 ay sonra J.H.Hale/Myrobolan 29C aşı elemanlarının birbirinden kesin bir çizgi ile ayrıldığı, diğer aşı kombinasyonlarının ise tek bir bitki formunu aldıkları gözlemlenmiştir. Toplam fenolik ve toplam flavonoid madde miktarlarının aşılı bireylerde, aşısızlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Aşılamadan 24 ay sonra toplam fenolik madde miktarı en düşük J.H.Hale/Şeftali çöğürü (32.97 mg/g), en yüksek J.H.Hale/Myrobolan 29C (68.14 mg/g) kombinasyonlarında, toplam flavonoid madde miktarı ise en düşük J.H.Hale/Şeftali çöğürü (15.19 mg/g), en yüksek J.H.Hale/Myrobolan 29C (39.34 mg/g) kombinasyonlarında belirlenmiştir. Uyuşmaz heterograft J.H.Hale/Myrobolan 29C kombinasyonunda Rf=50 bandı, uyuşur homograft J.H.Hale/Şeftali çöğür kombinasyonunda Rf=46 bandı bulunmuştur. En yüksek peroksidaz aktivitesi uyuşmaz J.H.Hale/Myrobolan 29C kombinasyonunda (7.8 ΔAg-1dk-1), en düşük peroksidaz aktivite değeri ise J.H.Hale/Şeftali çöğürü kombinasyonunda (4.1 ΔAg-1dk-1) belirlenmiştir. Aşılamadan sonra tüm kombinasyonların fotosentetik pigmentlerinde azalma görülmüştür. Aşılamadan 24 ay sonra toplam klorofil-klorofil a değerleri en yüksek J.H.Hale/GF 677 (1.73 mg/g-1.08 mg/g), en düşük J.H.Hale/Myrobolan 29C (0.42 mg/g-0.29 mg/g) kombinasyonlarında tespit edilmiştir. Morfolojik gözlemlerde, J.H.Hale/Myrobolan 29C fidanlarının diğer aşı kombinasyonu fidanlarına göre zayıf gelişim gösterdiği belirlenmiştir.

Aşı uyuşmazlığıFlavonoidlerKallus kültürü+2
Funda Özüsoy
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı elma çeşitlerinde hasat sonrası kuşburnu esansiyel yağı ve kalsiyum klorür uygulamasının muhafaza süresi ve meyve kalitesine etkisi

Bu çalışmada, 'Starkrimson Delicious', 'Golden Delicious' ve 'Granny Smith' elma çeşitleri meyvelerinde derim sonrası kalsiyum klorür (CaCl2), kuşburnu esansiyel yağı (KEY), ve CaCl2 ile KEY'ının kombinasyon şeklindeki yenilebilir kaplama uygulamalarının meyvelerin depo ömrü ve depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, meyveler derim sonrası 4 gruba ayrılmış, 1. gruptaki kontrol meyveleri saf suya daldırılmış, 2. gruptaki meyvelere %1.5 CaCl2, 3. gruptaki meyvelere %2 KEY ve 4. gruptaki meyvelere de CaCl2 (%1.5) ile KEY'nın kombinasyon (%2) şeklindeki yenilebilir kaplama uygulamaları yapılmıştır. 'Starkrimson Delicious' çeşidinde en düşük ağırlık kaybı (%2.59) CaCl2 + KEY kombine uygulamasında, 'Golden Delicious' çeşidinde (%0.80) KEY uygulamasında saptanmıştır. 'Starkrimson Delicious' ve 'Golden Delicious' çeşitlerinde depolama sonunda en yüksek meyve eti sertliği (sırasıyla 7.90 ve 6.05 lb) KEY uygulamasından elde edilmiştir. 'Granny Smith' çeşidinde KEY uygulaması (%56.48) meyve sertliğini diğer uygulamalara göre daha iyi korumuştur. 'Starkrimson Delicious' ve 'Granny Smith' çeşitlerinde titre edilebilir asitlik kaybı en az (sırasıyla %8.20 ve %40.21) CaCl2 uygulamasında, 'Golden Delicious' çeşidinde KEY uygulamasında (%21.9) olmuştur. 'Starkrimson Delicious' ve 'Granny Smith' çeşitlerinde depolama sonunda en düşük solunum hızı KEY uygulamasında (sırasıyla 43.02 ve 44.64 µLCO2/kg.s), 'Golden Delicious' çeşidinde CaCl2 + KEY kombine uygulamasında (35.27 µLCO2/kg.s) kaydedilmiştir. 'Starkrimson Delicious' ve 'Granny Smith' çeşitlerinde meyve kabuğu rengini ve canlılığını en iyi koruyan uygulama KEY olmuştur. Sonuç olarak tüm bu parametreler incelendiğinde 'Starkrimson Delicious', 'Golden Delicious' ve 'Granny Smith' elma çeşitleri meyvelerinde derim sonrası CaCl2, KEY, ve CaCl2 ile KEY'nın kombinasyon şeklindeki yenilebilir kaplama uygulamalarının depolama boyunca meyvelerin kalite özelliklerinin korunmasında olumlu katkılarının olduğu saptanmıştır.

ElmaHasat sonuKoruma+2
Emine Korkmaz
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı organik uygulamaların elmada (Malus communis L.) meyve kalitesi ve biyokimyasal içeriklerine etkileri

Çalışmada, 'Jeromine' elma çeşidinde, tam çiçeklenme döneminde ağaçlara bitki büyümesini teşvik eden uygulamaların kalite ve biyokimyasal içerikler üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla ağaçlara, bitki büyümesini teşvik eden rizobakteriler (PGPR) (%3), alg ekstraktı (%15) ve Vermikompost (10 kg ağaç-1-%2) uygulanmıştır. Genel anlamda uygulamaların kalite özelliklerini arttırdığı ayrıca meyvelerde biyokimyasal içerikler üzerine pozitif etkilerde bulunduğu, toplam antioksidan, fenolik madde ve flavanoid içeriklerinde Kontrol uygulamasına göre artış sağladığı saptanmıştır. Çalışmada en yüksek meyve ağırlığı PGPR+Vermikompost uygulamasından (346.8 g), en yüksek meyve eni Vermikompost uygulamasından (82.32 mm), en yüksek meyve boyu Vermikompost+Alg uygulamasından (78.23 mm) ve en yüksek meyve eti sertliği (78.99 N) Alg uygulamasından elde edilmiştir. Alg uygulamasının biyokimyasal içerikler üzerine önemli derecede etkili olduğu, bu uygulamanın en yüksek toplam antioksidan aktivite (92.29 %inhibisyon mg 100g-1), toplam fenolik madde içeriği (121.72 mg GAE 100g-1) ve suda çözünebilir kurumadde miktarı (SÇKM) (%14.10) içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. En yüksek flavonoid içeriği PGPR+Vermikompost+Alg uygulamasında (38.01 mg catechin 100g-1) saptanmıştır. En yüksek asitlik (pH) Kontrol uygulamasında (3.79), en yüksek titre edilebilir asitlik ise PGPR+Vermikompost+Alg uygulamasında (%0.40) saptanmıştır. Meyve renk değerlerinde en yüksek L* değeri Kontrol (48.38), en yüksek a* değeri Alg (24.76), en yüksek b* ve c* değeri PGPR+Alg (sırasıyla, 19.27-30.36), en yüksek h° değeri PGPR+Vermikompost+Alg (45.80) uygulamasından elde edilmiştir.

Bahçe bitkileriBitki büyüme düzenleyicileriElma
Mehmet Çakır
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Derim öncesi salisilik asit uygulamasının depolama boyunca taze kekiğin (Origanum onites L.) bazı kalite özellikleri üzerine etkisi

Çalışma, 2021-2022 yıllarında, Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi Laboratuvarı'nda yürütülmüştür. Araştırmada, kekik (Origanum onites L.)'te derim öncesi salisilik asit (SA) uygulamasının ürünün depolama süresi ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla tam çiçeklenmeden 10 ve 20 gün önce 1.5 mM SA uygulaması yapılan kekikler, tam çiçeklenme döneminde derilerek, vakit kaybetmedenden laboratuvara getirilmiştir. Modifiye atmosfer paketleme (MAP) için geliştirilen poşetlere yerleştirilen kekik örnekleri 1°C sıcaklık ve %90±5 oransal nem koşullarında 25 gün süre ile normal atmosfer (%21 O2 ve %0.03 CO2) koşullarında depolanmıştır. Depolama boyunca 5 gün aralıklarla depodan çıkarılan kekiklerde kalite analizleri (ağırlık kaybı, yaprak rengi, MAP içi gaz bileşimi, solunum hızı, etilen üretimi, duyusal değerlendirme, uçucu yağ miktarı ve uçucu yağ bileşenleri) yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, genel olarak SA uygulamaları kontrole göre daha iyi sonuçlar vermiştir. Salisilik asit uygulamasıyla kekiklerde solunum hızı, etilen üretim miktarı, uçucu yağ miktarı, uçucu yağ bileşeni miktarı ve dış görünüş bakımından olumlu sonuçlar alınmıştır. Sonuç olarak derim öncesi SA uygulamasının, MAP koşullarında kekiklerin depolanması sırasında kalite kayıplarının geciktirilmesi bakımından, ucuz ve kolay uygulanabilir yöntemlerden biri olabileceği ortaya konmuştur.

KekikOriganum onitesSalisilik asit+2
Serhat Akyüz
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

OHxF 97 ve OHxF 333 armut klon anaçlarının mikroçoğaltımı

Bu çalışmada, OHxF-97 ve OHxF-333 armut (Pyrus spp.) klon anaçlarında büyüme düzenleyici madde kombinasyonlarının mikroçoğaltım üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırmanın çoğaltma aşamasında büyümeyi düzenleyici maddelerden BAP'ın farklı dozları, karbon kaynağı olarak sakkaroz ve glikoz ile gümüş tiyosülfatın etkileri araştırılmıştır. Çoğaltma aşamasının ilk denemesinde hem OHxF-97 hem OHxF-333 anaçlarında MS besin ortamına 2 mg/l BAP+0.5 mg/l IBA ilavesinin en yüksek eksplant başına sürgün sayısını (sırasıyla, 5.2 ve 2.1 adet/eksplant) verdiği belirlenmiştir. Çoğaltmanın 2. denemesinde ise OHxF-97 anacında karbon kaynağı ve gümüş tiyosülfatın eksplant başına sürgün sayısı ve sürgün uzunluğu üzerine etkileri önemsiz bulunmuştur. OHxF-333 anacında ise besin ortamına glikoz ve glikoz+5 µM gümüş tiyosülfat ilavesinin kontrole göre eksplant başına sürgün sayısını (sırasıyla, 2.6 ve 2.5 adet/eksplant) önemli oranda artırdığı belirlenmiştir. Köklendirme aşamasının ilk denemesinde, IBA ve aktif kömür kombinasyonlarının etkisi belirlenmiştir. Buna göre en yüksek köklenme oranı her iki anaçta da 2 mg/l IBA içeren aktif kömürsüz ½ MS ortamında meydana gelmiştir. Besin ortamına aktif kömür ilave edilmesinin köklenme oranını kontrole göre azalttığı saptanmıştır. Köklendirmenin ikinci denemesinde ise 2 mg/l IBA + 100 ya da 150 mg/l organik demir (Fe-EDDHA) uygulamasının etkisi incelenmiş olup en yüksek köklenme oranı her iki anaçta da 2 mg/l IBA+150 mg/l demir ilave edilniş ½ MS ortamında gerçekleşmiştir. Sonuçta, besin ortamına organik demir ilavesinin köklenme oranını arttırdığı tespit edilmiştir.

Aktif kömürArmutDemir+2
Yunus Emre Tuncel
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı elle seyreltme uygulamalarının Fuji ve Granny smith elma çeşitlerinde meyve kalitesi ve verim üzerine etkisi

Bu çalışma Denizli ili Tavas ilçesi Kızılcabölük mevkisinde bulunan Ülkü Meyvecilik San. Tic. A.Ş'ye ait ticari elma bahçesinde 2021 yılında yapılmıştır. 'Granny smith' ve 'Fuji' elma çeşitlerinin elle seyreltme uygulamalarının bazı meyve kalite özellikleri (meyve boyu, meyve eni, tane ağırlığı, meyve eti sertliği, suda çözünür kuru madde miktarı, ağaç başına düşen verim, pH, titre edilebilir asitlik oranı, kabuk ve et renkleri) üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Kontrol grubu olarak hiç seyreltme yapılmayan bir uygulama kullanılmıştır. Her bir uygulamada 3 tekerrür bulunmaktadır. Araştırma sonuçları incelendiğinde meyve en (77.54 mm), meyve boy (71.61mm), tane ağırlık (217.6 g) ve verim (55.00 kg ağaç-1) bakımından en iyi sonuçları Granny smith elma çeşidi vermiştir. Sonuçlar uygulamalar açısından değerlendirildiğinde özellikle ağaç başına verim açısından 3 meyve uygulamasının daha iyi sonuç verdiği görülmektedir. Deneme sonucunda meyve seyreltme uygulamasının ticari elma bahçesinde meyvelerin kalite özellikleri ve verim üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.

Elle şekillendirmeElmaFuji modeli+2
Emre Ateş
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizli bölgesinde yetiştirilen bazı Trabzon hurması çeşitlerinin pomolojik özellikleri ile taze ve kurutulmuş meyvelerde biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada Denizli bölgesinde yetiştirilen bazı Trabzon hurması çeşitlerinin fenolojik ve morfolojik gelişimleri ile bazı meyve kalite özellikleri ve kurutulduktan sonra meyvelerde meydana gelen biyokimyasal değişimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bütün çeşitlerin nisan ayında tomurcuk patlaması evresini gerçekleştirdiği ve mayıs ayında tam çiçeklenme dönemine ulaştığı tespit edilmiştir. Tam çiçeklenmeden beş ay sonra ekim ayında tüm çeşitler hasat olumuna ulaşmış ve hasat edilmiştir. Ağaç özelliği bakımından en kuvvetli gelişim gösteren çeşit 'Hana Fuyu', en zayıf gelişim gösteren çeşit ise 'Fuyu' olmuştur. Meyve özellikleri bakımından en iri meyvelerin Hachiya çeşidine ait olduğu tespit edilmiştir. Trabzon hurmalarının meyve sularında yapılan analizler sonucunda suda çözünebilir kuru madde miktarının %13.00 (Hana Fuyu) ile %20.63 (Fuyu), pH değerinin 5.64 (Fuyu) ile 5.90 (Hana Fuyu), titre edilebilir asit %0.14 (Hana Fuyu) ile %0.28 (Rojo Brillantee), L* değerinin 64.00 (Fuyu) ile 66.76 (Hana Fuyu), a* değerinin 6.25 (Hachiya) ile 22.97 (Rojo Brillantee), b* değerinin ise 61.89 (Rojo Brillantee) ile 70.34 (Hana Fuyu) arasında değiştiği tespit edilmiştir. Kurutma işlemi sonrası tanen içeriğinde Haciha ve Rojo Brillantee çeşitlerinde %33.00, Hana Fuyu ve Fuyu çeşitlerinde ise %40.00 oranında azalmanın olduğu saptanmıştır. Kurutulmuş Hachiya, Hana Fuyu ve Fuyu meyvelerinin, taze meyvelerden daha yüksek flavonoid madde içerdiği tespit edilmiştir. Flavonoid madde içeriğinde en fazla artışın %302 oranla Hana Fuyu çeşidinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Rojo Brillantee çeşidinde ise flavonoid içeriğinde azalmanın olduğu saptanmıştır. Trabzon hurması meyvelerinde kurutulduktan sonra toplam fenolik madde içeriği, antioksidan aktivite ve fenolik bileşenlerin azaldığı ancak yine de yüksek oranda antioksidan madde içerdiği tespit edilmiştir.

Antioksidan kapasiteBiyokimyasal özelliklerDenizli+3
Cuma Nur Kılıç
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lisyantus (Eustoma grandiflorum) bitkisinde in vitro mikro çoğaltım olanaklarının araştırılması

Lisyantus çiçeklerinin uzun süre canlı kalması, birbiri ardına tomurcuklarının çiçeklenmesi ve gösterişli çiçekleri nedeniyle tercih edilen bir kesme çiçekli süs bitkisidir. Tüm dünyada hızla sektöre giren bitkinin üretimi ağırlıklı olarak hibrit çeşitlerin tohumlarından fide elde edilmesi ve bunların seralarda yetiştirilmesi yoluyla yapılmaktadır. Tohumlar ise yurt dışından ithal edilmektedir. Lisyantus'ta ıslah çalışmalarının başlatılması ve yerli ticari çeşitlerin geliştirilmesi önem taşımaktadır. In vitro çoğaltım teknikleri, ıslah döngülerini hızlandırmak için yardımcı olmaktadır. Lisyantusta in vitro mutasyon ve genetik transformasyon çalışmalarına zemin oluşturmak üzere doku kültürü yoluyla çoğaltım sistemini optimize etmek, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. In vitro koşullarda çimlendirilen lisyantus tohumlarından gelişen fidelerden yaprak eksplantları hazırlanarak 20 farklı bileşime sahip MS temel besin ortamında kültüre alınmıştır. Sitokinin olarak BAP ve TDZ'nin 5'er dozu (0.5, 1.0, 2.0, 3.0 ve 4.0 mg/L) ile bunların 0.5 mg/L NAA ile hazırlanan kombinasyonları kullanılmıştır. Kontrol ortamı olarak hormonsuz MS kullanılmış olup, bu ortamda sürgün gelişimi meydana gelmemiştir. BGD içeren tüm besin ortamlarında organogenesis elde edilmiştir. Eksplant başına 7.22-15.6 arasında sürgün sayısı elde edilmiş, MS4 ve MS9 ortamları (3'er mg/L BAP veya TDZ) gelişim, sürgün sayısı özellikleri bakımından dikkati çekmiştir. TDZ'nin 3 ve 4 mg/L dozunda kullanıldığı ortamlarda eksplant başına 15.5 adet sürgün elde edilirken, BAP'nin 2 ve 3 mg/L dozunda kullanıldığı ortamlarda da buna benzer (15.1 sürgün/eksplant) sonuçlar alınmıştır. Bu çalışma ile lisyantus yaprak eksplantlarından başarıyla mikro çoğaltım yapılabilmesi için gerekli aşamalar tam olarak optimize edilmiştir. Sistem, hızlı çoğaltım veya in vitro ıslah yöntemlerinin kullanımına hazır hale getirilmiştir.

Doku kültürüEksplantEustoma grandiflorum+2
Gizem Gökçe Akkaya
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı çarliston tipi biber hatlarının morfolojik, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Çalışmada 20 adet çarliston tipi biber hattının bazı morfolojik özelliklerinin, bazı hastalıklara karşı dayanımlarının, verim ve bazı kalite özelliklerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Çalışmada biber hatlarında gerçekleştirilen gözlem ve değerlendirmelerin sonucunda; 20 hattın tamamında hipokotilde antosiyonin oluşumunun yok olduğu, meyve duruşunun sarkık olduğu, meyve uzunlamasına kesit şeklinin dar üçgen olduğu ve meyve tadının tatlı olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada 2 hattın (Ch 2 ve Ch 17) Tobacco mosaic virüs, 6 hattın (Ch 1, Ch 4, Ch 8, Ch 13, Ch 17 ve Ch 18) ise Tomato spotted wilt virus dayanıklı oldukları tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda biber hatlarının meyve eni, meyve boyu, ortalama meyve ağırlığı, bitki başına verimi, askorbik asit miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam ve indirgen şeker miktarlarının sırasıyla; 3.28-4.43 cm, 16.03-22.03 cm, 25.58-88.30 g, 346.3-3481.7 g/bitki, 74.39-101.02 mg/100 g, 46.30-78.55 mg/100 g, 6.28-14.24 mg/g ve 2.73-6.15 mg/g arasında değişim gösterdikleri tespit edilmiştir.

Meyve kalitesiMeyve verimiYeşil biber
Betül Doğan
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının biberde verim ve kalite üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışma, yapraktan deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının biber (Capsicum annuum L.) yetiştiriciliğinde verim ve kalite üzerine olan etkilerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 3 farklı dozda (2000, 4000 ve 6000 ppm) deniz yosunu, 3 farklı dozda (2, 4 ve 6 g/l) spirulina ve kontrol olacak şekilde toplamda 7 farklı uygulama üzerinde durulmuştur. Deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının meyve eti kalınlığı, indirgen şeker, L*, -a*, b*, C* ve h° üzerine etkileri istatistiki olarak önemsiz bulunurken; verim, meyve sayısı, ortalama meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, gövde çapı, klorofil, titre edilebilir asitlik, toplam fenolik, beta-karoten, toplam şeker ve vitamin C değerleri üzerine olan etkileri önemli bulunmuştur. En yüksek verim (g/bitki) değerleri tüm spirulina uygulamalarında elde edilmiştir. Meyve sayısı ve klorofil (SPAD) değerleri en yüksek 2 g/l spirulina uygulamasında tespit edilmiştir. 4 g/l spirulina uygulamasında en yüksek ortalama meyve ağırlığı (g) ve meyve eni (mm) değerleri saptanırken; 6 g/l spirulina uygulamasında ise en yüksek meyve boyu (cm) değeri elde edilmiştir. Gövde çapı, toplam şeker ve titre edilebilir asitlik değerleri incelendiğinde en yüksek değerler sırasıyla; 2000 ppm deniz yosunu ve kontrol; 2000 ppm deniz yosunu, kontrol ve 6 g/l spirulina; kontrol uygulamalarında bulunmuştur. Toplam fenolik ve beta-karoten bakımından uygulamalar karşılaştırıldığında en iyi sonuç 4000 ppm deniz yosunu ve kontrol uygulamalarında saptanmıştır. En yüksek vitamin C değeri ise 4000 ppm deniz yosunu uygulamasında tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda tüm parametreler incelendiğinde deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının biberde verim ve kalite özelliklerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.

Capsicum annuumKaliteSpirulina platensis+1
Emine Seğmen
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oksalik asit ve kitosan uygulamalarının biberde verim ve kalite üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, oksalik asit ve kitosan uygulamalarının biberde verim ve kalite üzerine olan etkilerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçla, 3 farklı dozda oksalik asit (1, 3 ve 5 mM), 3 farklı dozda kitosan (150, 300 ve 450 ppm) ve kontrol olacak şekilde toplamda 7 uygulama fide dikiminden itibaren 21 gün aralıklarla 3 kez yapraktan uygulanmıştır. Çalışmada oksalik asit ve kitosan uygulamalarının meyve çapı, meyve eti kalınlığı, gövde çapı, b*, C* ve h° ve beta karoten üzerine etkilerinin istatistiki olarak önemsiz olduğu bulunmuştur. Kontrol uygulaması ile kıyaslandıklarında oksalik asit ve kitosan uygulamalarının klorofil, titre edilebilir asitlik, askorbik asit, toplam fenolik ve toplam şeker değerlerini düşürdükleri ya da kontrol uygulaması ile benzer etki gösterdikleri tespit edilmiştir. Çalışmada en yüksek verim değeri 450 ppm kitosan uygulamasında elde edilmesine karşılık diğer uygulamaların da verim değerlerini kontrol uygulamasına göre artırdığı tespit edilmiştir. Meyve sayısı, meyve ağırlığı ve meyve uzunluğu değerleri incelendiğinde en yüksek değerlerin sırasıyla; 450 ppm ve 150 ppm kitosan; 450 ppm kitosan ve 5 mM oksalik asit; 5 mM oksalik asit uygulamalarında yer aldığı saptanmıştır. En yüksek indirgen şeker değeri 300 ppm kitosan uygulamasında tespit edilmiştir. 1 mM ve 3 mM oksalik asit uygulamalarında en yüksek L* değerleri saptanırken; 1 mM, 3 mM oksalik asit ve 150 ppm kitosan uygulamalarında en yüksek a* değerleri elde edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda biber yetiştiriciliğinde yapraktan oksalik asit ve kitosan uygulamalarının olumlu etkileri görülmüş olup özellikle verim parametreleri açısından 450 ppm kitosan dozunun ön plana çıktığı tespit edilmiştir.

Capsicum annuumKitosanOksalik asit+1
Nuran İrem Durmuş
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı kiraz ve kokteyl domates hatlarının biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Domates dünya genelinde en çok üretilen sebezlerden biridir ve domates ile ilgili ıslah çalışmalarıda gün geçtikçe yeni bir boyut kazanmakta, yeni taleplere cevap vermektedir. Birçok araştırmayla da belirlendiği gibi, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu birçok faydalı bileşiği önemli miktarda içermektedir. Piyasada nispeten yeni olan renkli domateslerin yanı sıra yaygın olarak tüketilen kırmızı mini domatesler de bu çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada, aynı koşullarda yetiştirilmiş kokteyl ve kiraz tipli, kırmızı, kırmızı-yeşil kırçıllı, sarı ve turuncu domateslerin mineral içeriği, C vitamini, likopen, ß-karoten miktarları, antioksidan aktiviteleri, fenolik ve flavonoid madde miktarları tespit edilmiştir. Hem insan sağlığı hemde bitkilerin gelişme ve adaptasyon yetenkleri için birçok açıdan faydalı olan bu bileşiklerden askorbik asit (4.91-60.09 mg/100 g) sarı ve turuncu domateslerde daha düşük bulunurken koyu renkli domatesler yüksek değerler göstermiştir. Flavonoid madde miktarları 4.42-35.40 mgC/100 g arasında değişmekte olup benzer şekilde koyu renkli domateslerde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu durum antioksidan kapasiteleri (0.28-0.71 mmolTE/100 g) içinde geçerli olup fenolik madde miktarları (30.25-80.91 mgGAE/100 g) ise boyutlara bağlı olarak kiraz domateslerde daha yüksek bulunmuştur. Likopen (0.31-18.6 mg/100 g) ve ß-karoten (0.75-6.29 mg/100 g) miktarları ise renklere bağlı olarak değişebilmekte olup sarı-turuncu domateslerin ß-karoten açısından zengin olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak albenisi yüksek bu farklı renklerdeki domateslerin tüketimi ve ıslah çalışmalarının artırılması önerilmektedir.

AntioksidanlarDomatesFenolik maddeler+1
Gülnur Aydın
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

OH×F 333 ve OH×F 97 armut klon anaçlarının tuz stresine tepkilerinin ın vıtro koşullarda belirlenmesi ve silisyum uygulamasının etkileri

Bu çalışmada OH×F 333 ve OH×F 97 armut klon anaçlarının tuz stresine gösterdiği tepkiler ve Si uygulamalarının tuz stresinin azaltılmasındaki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla 2 farklı deneme yapılmıştır. 1. denemede OH×F 333 ve OH×F 97 armut klon anaçlarının in vitro bitkileri kademeli olarak artırılan farklı konsantrasyonlarda tuz (0, 50, 100, 150 ve 200 mM NaCl) içeren ½ MS ortamında kültüre alınmıştır. 2. Denemede ise ½ MS ortamına bitkilerin kısmen zarar gördüğü 100 mM NaCl konsantrasyonuna ilave olarak 0.5, 1.0 ve 2.0 mM konsantrasyonlarında Na2O7Si3 ilave edilmiş ve bitkiler toplam 8 hafta bu ortamlarda inkübasyona tabi tutulmuştur. Deneme 1'de in vitro koşullarda tuz konsantrasyonları arttıkça, rejenerasyon oranı ve sürgün sayısı değerleri azalmış, zararlanma derecesi ise önemli derecede artmıştır. 200 mM NaCl uygulamasında çoğu sürgünün canlılıklarını yitirdikleri tespit edilmiştir. Artan tuz konsantrasyonlarının biyokimyasal parametreler üzerindeki etkisi incelendiğinde toplam fenolik madde, toplam flavonoid madde, prolin ve çözünebilir protein içeriklerinin azaldığı, lipid peroksidasyon içeriğinin ise tuz konsantrasyonlarına paralel şekilde arttığı belirlenmiştir. Ancak toplam fenolik ve flavonoid madde içeriklerinde 150 mM NaCl uygulamasında tekrar bir yükselişin olduğu tespit edilmiştir. Deneme 2'de ise Si uygulamalarının tuz stresinin olumsuz etkilerinin giderilmesi yönünde önemli bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Deneme 2'de toplam fenolik ve toplam flavonoid madde içerikleri artan Si konsantrasyonuna paralel olarak OH×F 333 anacında artarken, OH×F 97 anacında azalmıştır. Her 2 anacın lipid peroksidasyon içeriği Si konsantrasyonuna paralel olarak azalırken, prolin içeriğinin nispeten arttığı görülmüştür.

AnaçlarArmutSilisyum+2
Elif Uyduran
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Topraksız domates (Solanum Iycopersicum) yetiştiriciliğinde mikoriza ve Trichoderma aşılamasının bitki gelişimi, verim ve meyve kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmada, Hindistan cevizi lifi ortamında mikoriza, Trichoderma, mikoriza+Trichoderma kombinasyonunun bitki gelişimi, verim ve meyve kalitesi üzeine etkileri araştırılmıştır. Mantarlar, bitki fidelerinin kök bölgelerine dikimden hemen sonra uygulanmıştır. Mikoriza aşılamalarında bitki başına 0.1 gr ve Trichoderma aşılamalarında bitki başına 0.2 gr aşılama yapılmıştır. Sonuçlara göre, mikoriza uygulaması kontrol grubuna kıyasla toplam meyve sayısında (93.46 adet/bitki), bitki başına verimde (10.376 kg/bitki), bitki boyunda (3.76 m) ve kök ağırlığında (221.3 g) önemli ölçüde artış sağlamıştır. Aynı zamanda Trichoderma ve mikoriza+Trichoderma uygulamaları, likopen (11.65 mg/100g), ß-karoten (3.78 mg/100g) ve Vitamin-C (15.68 mg/100g) değerlerinde önemli artışlar sağlamıştır. Ayrıca mikoriza+Trichoderma uygulaması yaprakta klorofil ve karotenoid ortalamasında kontrol grubuna göre daha yüksek değerlere ulaşmıştır. Edinilen veriler, topraksız tarımda mikoriza aşılamasının verimlilik, Trichoderma aşılamasının ise meyve kalitesi açısından önemli faydalar sağlayabilecek alternatif yöntemler olarak değerlendirilebileceğini göstermiştir.

MikorizaSolanum lycopersicumTopraksız tarım+1
Yunus Hor
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dikey tarım (Kule) sisteminde ve toprak koşullarında yetiştirilen marulun (Lactuca sativa) verim ve kalite bakımından karşılaştırılması

Bu araştırmada, dikey tarım (kule) sistemi ile geleneksel tarım yöntemleri kullanılarak marul bitkisinde verim, kalite ve bitki besin içeriği üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Caipira (Lactuca sativa) çeşidi bitkisel materyal olarak kullanılmış ve dikey tarım sistemi ile toprak koşullarında yetiştirilen bitkiler kıyaslanmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre bitki ağırlığının 111.58-216.18 g/bitki, kök + yeşil aksam uzunluğunun 14.76-16.80 cm, yaprak uzunluğunun 12.72-16.11 cm, kök boğazı çapının 12.80-15.90 mm ve yaprak sayısının 20.50-24.97 adet/bitki arasında değiştiği saptanmıştır. Bitki kök ağırlığı ise 22.02-43.58 g arasında bulunmuştur. En yüksek verim değerinin 4323 kg/da ile dikey tarım sisteminden elde edildiği tespit edilmiştir. Antioksidan madde içeriği 0.72-0.78 mmolTE/g arasında değişim göstermiş, en yüksek değer 0.78 mmolTE/g ile dikey tarım kule sisteminde belirlenmiştir. Çalışmamız sonucunda elde edilen toplam klorofil değerleri 0.53-0.76 mg/g aralığında belirlenmiş olup en yüksek değer 0.76 mg/g ile dikey tarımda saptanmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre L*, a* ve b* değerlerinin sırasıyla; 50.51-52.51, -18.29 ile -18.60 ve 31.80-31.88 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiş ve en yüksek L*, a* ve b* değerlerine dikey tarım sisteminde ulaşılmıştır. Ayrıca marul yapraklarındaki K, Mg, Ca ve S değerlerinin dikey ve saksı olmak üzere sırasıyla; % 3.88-5.13, % 0.20-0.37, % 0.77-1.24 ve % 0.22-0.26 arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Cu, Mn, Fe ve Zn değerleri ise sırasıyla şu şekilde tespit edilmiştir; 6.27-8.60 mg/kg, 23.72-51.28 mg/kg, 40.22-67.72 mg/kg ve 21.46-42.32 mg/kg. Çalışma sonucunda, dikey tarım sistemlerinin marulun verim, kalite ve besin elementi içeriklerini olumlu yönde etkilediği ortaya konulmuştur. Bu bulgular, dikey tarım sistemlerinin kabul edilebilir ürünler elde edilebilen güvenilir yetiştirme yöntemleri olabileceğini göstermektedir.

HidroponikMarul
Mustafa Demirel
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı hünnap (Ziziphus jujuba Mill.) genotiplerinde meyvelerinin yenilebilir üç farklı olum döneminde pomolojik ve biyokimyasal özelliklerinin değişimi

Bu çalışma, 2021 yılında, Çivril/Denizli ekolojisinde ticari bir hünnap bahçesinde bulunan ve tohumdan yetişmiş 15 hünnap genotipinin meyvelerinin farklı olgunluk dönemlerinde kalite özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bunun için meyvelerin yenilebilir üç farklı olgun döneminde (yeşil-beyaz, yarı kırmızımsı ve tam kırmızımsı) alınan örneklerinde, bazı pomolojik ve antioksidan özellikler araştırılmıştır. Genotiplerin meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, meyve eti sertliği, L*, h*, C*, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), toplam fenolik madde, toplam flavonoid ve toplam antioksidan aktivite değerleri: sırasıyla yeşil-beyaz olgun dönemde 7.33-20.35 g, 23.88-35.32 mm, 24.23-40.95 mm, 2.89-5.61 lb, 71.55-81.98, -73.92- -66.51, 39.15-47.88, %7.35-17.37, 0.071-0.241 g/100ml, 16.49-28.90 mg GAE/g DW ve 1.68-6.69 mg CE/g DW arasında; yarı kırmızımsı olgun dönemde 8.16-23.61 g, 24.77-35.03 mm, 24.28-44.88 mm, 2.28-5.19 lb, 72.93-80.29 (yeşil-beyaz kabuk) ve 35.58-45.21 (kırmızımsı kabuk), -78.85- -67.73 (yeşil-beyaz kabuk) ve 41.80-66.98 (kırmızımsı kabuk), 39.76-47.18 (yeşil-beyaz kabuk) ve 27.48-39.04 (kırmızımsı kabuk), %14.90-22.80, 0.122-0.330 g/100ml, 16.21-29.02 mg GAE/g DW, 1.58-6.33 mg CE/g DW ve 1.58-3.24 mmol TE/g arasında; tam kırmızımsı olgun dönemde 7.82-21.94 g, 23.90-34.56 mm, 23.11-43.52 mm, 2.46-4.74 lb, 34.16-41.79, 37.27-59.40, 24.54-36.45, %15.90-25.85, 0.14-0.35 g/100ml, 10.90-20.34 mg GAE/g DW, 0.67-4.22 mg CE/g DW ve 0.17-1.27 mmol TE/g arasında değişmiştir. Olgunluk ilerledikçe SÇKM ve TEA içerikleri artmıştır. Buna karşın toplam fenolik, toplam flavonoid ve toplam antioksidan aktivite içerikleri azalmıştır. Sonuçta, hünnap meyvelerinin taze tüketimi için fenolik, antioksidan, tat ve lezzet bakımından yarı kırmızımsı olgun dönemde tüketilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.

HünnapOlgunlukPomoloji
Murat Ekmekci
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Perfect red ve Malatya kayısı çeşitlerinde hasat öncesi oksalik asit uygulamasının meyve kalitesi ve antioksidan özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışma, 2023 yılı vejetasyon döneminde, Isparta ekolojik koşullarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, oksalik asit (OA) uygulamasının kayısıda meyve kalite ve antioksidan özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun için 'Perfect Red' ve 'Malatya' kayısı çeşitlerinin ağaçlarına hasat öncesinde iki kez (16 Mayıs-6 Haziran) 2 mM OA uygulaması yapılmıştır. Ticari hasat döneminde alınan meyve örneklerinde bazı pomolojik ve biyokimyasal özellikler analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, OA uygulamasının meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu ve meyve eti sertlik değerleri üzerine etkisi önemli bulunmamıştır. Ancak OA uygulamasında meyve ağırlığı (52.78 g) ve meyve eni (46.81 mm) değerleri nispeten yüksek saptanmıştır. OA uygulaması 'Perfect Red' çeşidinde meyve kabuk a* değerini kontrole göre önemli derecede artırmıştır (%65.00). OA uygulaması kontrole göre meyvelerin toplam flavonoid içeriğini (%17.61) önemli düzeyde; toplam fenolik ve toplam antioksidan kapasite özelliklerini ise nispeten artırmıştır. Çeşitler arasında önemli fark çıkmış ve 'Perfect Red' çeşidi en iri (57.87 g ve 49.06 mm meyve eni) ve en renkli meyveleri vermiştir. Sonuçta, hasat öncesi çevreyle dost OA uygulamaları hasatta kayısı meyvelerinin kalite ve antioksidan özelliklerini artırmada doğal bir yol olabilir.

AntioksidanlarHasat öncesiKalite+2
Suat Mutcu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı organik materyal uygulamalarının kirazda verim, kalite ve biyokimyasal içerik üzerine etkileri

2020 ve 2021 yıllarında yürütülen bu çalışmada, '0900 Ziraat' kiraz çeşidinde vermikompost, bakteri ve alg ekstraktı kullanımının verim, kalite ve biyokimyasal özellikler üzerine etkileri tespit edilmiştir. Çalışmada, ağaca alg ekstraktı (AA), toprağa alg ekstraktı (AT), hem ağaca hem de toprağa alg ekstraktı (AAT), ağaca bakteri (BA), toprağa bakteri (BT), hem ağaca hem de toprağa bakteri (BAT) ve toprağa vermikompost (VT) uygulamalarının yanısıra, VT+AAT, VT+BAT ve BAT+AAT kombinasyonları da uygulanmıştır. Toprak uygulamaları, tomurcuk kabarması döneminde 1 defa, ağaç uygulamaları ise tam çiçeklenme ve tam çiçeklenmeden 15 gün sonra olmak üzere 2 defa yapılmıştır. Çalışma sonunda, VT+AAT uygulamasının sürgün uzunluğunu, AAT uygulamasının ise yaprak alanını arttırdığı tespit edilmiştir. Uygulamaların, meyve eni, boyu, meyve eti/çekirdek oranı, meyve eti sertliği, a* renk değeri, toplam antosiyanin miktarı ve verim üzerine etkisinin olmadığı görülmüştür. 2020 yılında kontrole göre AA uygulaması meyve tutumunu %13.5, 2021 yılında VT+BAT uygulaması %19.92 oranında arttırmıştır. 2020 yılında AA uygulaması klorofil a içeriği üzerine olumlu etki yaparken, 2021 yılında tüm uygulamalar klorofil a içeriğini arttırmıştır. 2020 yılında AT uygulaması, 2021 yılında ise VT+BAT uygulamasının kiraz meyvelerinde çatlamayı azalttığı tespit edilmiştir. 2020 ve 2021 yıllarında AAT uygulaması yapılan kirazların toplam fenolik madde içerikleri sırasıyla 80.56 ve 91.04 mg GAE 100 g-1 olarak bulunmuştur. AA uygulamasının meyvelerde toplam flavonoid içeriğini arttırdığı saptanmıştır. Her iki yılda da BT uygulamasının klorogenik asit içeriğini arttırdığı gözlenmiştir. Uygulamaların yapraklardaki fosfor ve potasyum miktarlarını azalttığı veya etkilemediği belirlenmiştir. 2020 yılında AAT uygulamasının magnezyum ve demir, 2021 yılında ise AA uygulamasının kalsiyum ve mangan içeriğini olumlu etkilediği tespit edilmiştir.

AlglerKirazVerim+1
Berna Çelik
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizli çivril bölgesindeki hünnap tiplerinde ağaç gelişimi ve bazı meyve özelliklerinin belirlenmesi

Araştırma Denizli/Çivril bölgesinde meyve ve verim özellikleri bakımından öne çıkan 15 adet hünnap genotipinde ağaç gelişimi ve bazı meyve özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Genotiplerin tomurcuk kabarma, ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, ilk ben düşme ve hasat tarihlerinin yıllara göre farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmada her iki yılda da 5 nolu genotip hem gövde çevresi hem de taç genişliği bakımından en yüksek değerlere sahip olmuştur (sırasıyla, 2021 yılı 65 cm, 599 cm; 2022 yılı 66 cm, 625.50 cm). Araştırmada meyve ağırlığı 2021 yılında 5.59 g (14 nolu genotip) – 19.91 g (10 nolu genotip), 2022 yılında 5.14 g (4 nolu genotip) – 17.36 g (8 nolu genotip), meyve eti sertliği 2021 yılında 1.79 Ib (14 nolu genotip) – 3.05 Ib (10 nolu genotip), 2022 yılında 4.04 Ib (11 nolu genotip) – 7.23 Ib (12 nolu genotip), ağaç başı verim 2021 yılında 15.65 kg/ağaç (11 nolu genotip)- 100.40 kg/ağaç (5 nolu genotip), 2022 yılında 13.60 kg/ağaç (14 nolu genotip) – 66.95 kg/ağaç (5 nolu genotip), suda çözünür kuru madde miktarı 2021 yılında % 18.15 (7 nolu genotip) - % 30.70 (8 nolu genotip), 2022 yılında % 18.37 (5 nolu genotip) – % 33.60 (7 nolu genotip), toplam fenolik madde miktarı 2021 yılında 0.669 mg GAE/100 g (5 nolu genotip) – 3.131 mg GAE/100 g (10 nolu genotip), 2022 yılında 0.837 mg GAE/ 100 g (5 nolu genotip) – 3.914 mg GAE/100 g (10 nolu genotip), toplam flavonoid içeriği 2021 yılında 0.509 mg CE/100 g ( 7 nolu genotip) – 0.885 mg CE/100 g ( 10 nolu genotip, 2022 yılında 0.728 mg CE/100 g (7 nolu genotip) – 1.266 mg CE/100 g (10 nolu genotip), toplam antioksidan kapasitesi 2021 yılında 0.415 mmol TE/ g (7 nolu genotip) – 0.855 mmol TE/g (2 nolu genotip), 2022 yılında 0.836 mmol TE/g (7 nolu genotip) – 1.580 mmol TE/g (10 nolu genotip) arasında değişmiştir.

Antioksidan aktiviteAskorbik asitFenolik bileşikler+4
Veli İnanır
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Golden Delicious elma çeşidinde etilen, 1 -metilsiklopropen ve 1-n- naftilfitalamik asit uygulamalarının depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi

Çalışma 2021-2022 yıllarında Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi Laboratuvarı'nda yürütülmüştür. Çalışmada, Golden Delicious elma çeşidinde derim sonrası bazı uygulamaların meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu kapsamda elmalar 4 gruba ayrılarak ilk gruba, oda koşullarında 12 saat süreyle 625 ppb 1-MCP, ikinci gruba ise 3 dakika süre ile 0.5 g/L etilen uygulanmıştır. Üçüncü gruba, kombine uygulama için 3 dakika 1 μg/L 1-N-naftilfitalamik asit ve 12 saat süreyle 625 ppb 1-MCP uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubu ise diğer uygulamalarda olduğu gibi 0.1%'lik Tween 20 içeren saf suya daldırılmıştır. 12 saat süreyle meyvelerin üzerindeki fazla suyun uzaklaştırılması sağlanmış, meyveler plastik kasalara yerleştirilmiş ve normal atmosfer bileşimine sahip soğuk odada; 0℃ ve %90-95 oransal nemde, 6 ay süreyle muhafaza edilmiştir. Depolama boyunca elmalarda kabuk rengi, ağırlık kaybı, solunum hızı, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), etilen üretim miktarı ve duyusal özelliklerdeki değişim belirlenmiştir. Raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan elmalar 7 gün boyunca 20ºC ve %60±5 oransal nemde bekletilerek aynı analizler yinelenmiştir. Çalışmada Golden Delicious elma çeşidinde 1 -MCP uygulamasının kalite kriterlerini önemli derecede koruduğu, NPA+1 -MCP uygulamasının 1-MCP'ye göre bariz üstünlüğünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, 1-MCP uygulanmış Golden Delicious elma çeşidinin 0℃ ve %90-95 oransal neme sahip normal atmosfer koşullarında 6 ay süreyle başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği görülmüştür

ElmaGıda kalitesi
Murat Çöne
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Maviyemiş (Vaccinium corymbosum L.)'in in vitro çoğaltımında biyoreaktör kullanım olanaklarının araştırılması

Maviyemiş, güçlü antioksidanlar içermesi, yapraklarından köklerine, çiçeklerinden meyvelerine kadar ilaç ve kozmetik sanayisinde kullanılması hatta son yıllarda süs bitkisi gibi birçok farklı alanda da kullanım olanaklarına sahip olması açısından gün geçtikçe değerlenen bir bitkidir. Bu tez çalışmasında maviyemişin O'Neal ve Misty çeşitlerinde in vitro klonal çoğaltım sistemini optimize etmek ve yeni nesil doku kültürü tekniği olan geçici daldırma sistemi biyoreaktörleri (TIS) kullanarak çoğaltım katsayısını ve köklendirme oranını artırmak hedeflenmiştir. Denemelere geleneksel doku kültürü teknikleriyle başlanmış, çoğaltım ve köklendirme aşamalarında TIS biyoreaktörü de çalışmaya dahil edilerek tamamlanmıştır. İlk çoğaltma aşamasında 2 çeşit: O'Neal ve Misty; 4 temel besin ortam çeşidi: MS, DKW, WPM ve AN; 2 BBD: Zeatin ve 2-IP; 4 pH: 4.5, 5.0, 5.5, 5.7 ve 6.0 kombinasyonları uygulanmıştır. Eksplant başına sürgün sayısı, sürgün uzunluğu, nod sayıları not edilerek analize tabi tutulmuştur. Ayrıca klasik yöntemde DKW ve WP besin ortamlarının eşit oranda karıştırıldığı çalışmada her iki çeşit için ölçülen değerler yüksek çıkmıştır. TIS içerisinde 2 mg/L zeatin içeren DKW, pH 5.0 ortamında çoğaltılan iki çeşite ait bitkilerden elde edilen sonuçlar agarlı ortam ile karşılaştırılmış; O'Neal çeşidinde eksplant başına sürgün sayısı agar ve TIS'te sırasıyla 1.72;5.74 iken Misty çeşidinde ise 0.87;2.79 olmuştur. Köklendirme aşamasında TIS içerisinde çoğaltılmış bitkilerin yine TIS içerisinde köklendirildiği ½ DKW 0.8 mg/L IBA 30 g/L sukroz içeren pH 5.0 olan ortam %74 köklenme yüzdesi ile en etkili sonucu vermiştir. Çalışma yeni nesil biyoreaktör sisteminin maviyemişin in vitro çoğaltımında, yüksek çoğaltma kapasitesi ve sağlıklı sürgünler elde etme açısından agarlı ortamlara göre daha olumlu sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur.

Ebru Akyüz Çağdaş
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı ozon uygulamalarının kuru incirde soğukta depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi

Çalışmada, kurutulmuş Sarı Lop incir çeşidinde farklı ozon uygulamalarının soğukta depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemenin I. ve II. yılında kuru incirler 5 gruba ayrılmıştır. İlk yıl incirlere 4 ppm ozon (suda çözünmüş, yüksek basınç altında ve suda çözünmüş+yüksek basınç altında) ve kontrol uygulamaları yapılmıştır. İkinci yıl ise 4 ppm ozon (havada, yüksek basınç altında ve hava+yüksek basınç altında) ve kontrol uygulamaları yapılmıştır. Her iki yılda da uygulamalardan sonra incirler, 1 kg'lık köpük tabaklara yerleştirilerek gaz geçirgenliği olmayan poşetler içerisinde 0.8 bar vakum altında ambalajlanmıştır. Ambalajlanmış kuru incirler 0°C ve %55-60 oransal nemde 12 ay boyunca depolanmıştır. Kuru incirlerde kalite değişimini belirlemek için muhafaza boyunca 2'şer ay aralıklarda çeşitli analizler (toplam kuru madde miktarı, ağırlık kaybı, su aktivitesi, sertlik, yapışkanlık, renk, suda çözünür kuru madde miktarı, pH değeri, titre edilebilir asitlik miktarı, UV renk testi, toplam maya-küf yükü, toplam bakteri yükü, aflatoksin, şekerlenme, dış görünüş ve tat) yapılmıştır. Muhafaza boyunca kuru incirlerin kalitesi üzerine uygulamaların etkisi farklı olmuştur. Gaz geçirgenliği olmayan vakumlu ambalaj içerisinde ve 0°C'de depolanan kuru incirlerde muhafaza süresince ağırlık ve nem kaybı olmaması bariz bir şekerlenmenin ortaya çıkmasını engellemiştir. Toplam maya-küf yükünün azaltılmasında havada (H-Ozon) ve suda çözünmüş (S-Ozon) ozon uygulamaları en etkili uygulamalar olarak belirlenmiştir. Duyusal kalite bakımından ilk yıl ozon uygulamalarının bariz bir olumlu etkisi görülmezken, ikinci yıl H-Ozon uygulaması en iyi sonucu vermiştir. Kuru incirlerde derim sonrası meyve kalitesinin korunması ve kalite kayıplarının geciktirilmesi bakımından en etkili uygulama H-Ozon uygulaması olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak kurutulmuş Sarı Lop incir çeşidinin gaz geçirgenliği olmayan vakumlu ambalajlar içerisinde 0°C'de 12 ay boyunca başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği belirlenmiştir.

DepolamaKuru incirOzon+2
Şükrü Karagül
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar/Dinar yöresinde yetiştirilen bazı badem çeşitlerinin (P. amygdalus L.) meyve özellikleri ile biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2023-2024 yıllarında Afyonkarahisar İli Dinar İlçesi'ndeki kapama badem bahçesinde yürütülmüştür. Çalışmada Ferragnes, Ferraduel ve Nonpareil badem çeşitlerinin meyve özellikleri ile biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, tomurcuk kabarması Mart ayının ilk haftası (Nonpareil) ile Mart ayının ikinci haftası (Ferraduel), tomurcuk patlaması Mart ayının ikinci haftası (Nonpareil) ile Mart ayının üçüncü haftası (Ferraduel), ilk çiçeklenme Mart ayının son haftası (Nonpareil) ile Mart ayının son haftası (Ferraduel), tam çiçeklenme Nisan ayının Mart ayının son haftası (Nonpareil) ile Nisan ayının ilk haftası (Ferraduel) ve hasat ise Eylül ayının ikinci haftası (Nonpareil) ile Eylül ayının üçüncü haftası (Ferraduel) olarak gerçekleşmiştir. Çalışmada kabuklu meyve ağırlıkları 2.01 g (Nonpareil)-5.18 g (Ferragnes), kabuklu meyve eni 19.87 mm (Nonpareil)-26.65 mm (Ferragnes), kabuklu meyve boyu 32.66 mm (Nonpareil)-39.72 mm (Ferragnes), kabuk kalınlıkları 1.75 mm (Nonpareil)-3.58 mm (Ferraduel), iç badem ağırlıkları 1.07 g (Nonpareil)-1.69 g (Ferragnes), iç badem eni 12.89 mm (Nonpareil)-16.20 mm (Ferragnes), iç badem boyu 22.54 mm (Nonpareil)-28.40 mm (Ferragnes), iç badem kalınlığı 6.45 mm (Nonpareil)-7.65 mm (Ferragnes), iç oranı %27.29 (Ferraduel)-%53.40 (Nonpareil) arasında değişmiştir. Çalışmada toplam yağ içerikleri %44.84 (Ferraduel)-%49.02 (Ferragnes), toplam fenolik madde içeriği 361.02 mg GAE/100 g (Nonpareil)-429.2 mg GAE/100 g (Ferragnes), toplam flavonoid madde içeriği 30.49 mg CAE/100 g (Nonpareil)-68.64 mg CAE/100 g (Ferragnes), toplam antioksidan içeriği %87.00 (Ferraduel)-%82.98 (Nonpareil) toplam protein içeriği %16.64 (Ferragnes)-%19.16 (Ferraduel) arasında belirlenmiştir.

Çiçeklenme
Yavuz Karakuyu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Zambak (Lilium spp.)'ın soğan pulları ile çoğaltılması

Bu çalışmada zambağın soğan pullarının in vitro koşullarda çoğaltımı, köklendirilmesi, organik gübrelemenin ve farklı katı yetiştirme ortamlarının, lilyum bitkisinin soğan gelişimi üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada, Oriental hybrid Lilium spp.'ye ait soğan pullarının in vitro koşullarda çoğaltılması amacıyla 24 farklı besin ortamı kullanılmıştır. Denemelerde temel besin ortamı olarak MS ortamı tercih edilmiş ve bu ortama farklı oranlarda NAA (0.5-1 mg.l-1), BAP (0.1-0.5 mg.l-1) ve TDZ (0.2-0.5 mg.l-1) ilave edilmiştir. Çalışmada aynı zamanda farklı dikim şekilleri (soğancık, pul, yapraklı) karşılaştırılmıştır. Çalışmada en iyi sonuçlar dördüncü alt kültürde tespit edilmiştir. Buna göre soğancık şeklinde dikimde, 1.0 mg.l⁻¹ NAA + 1.0 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortam, yaprak sayısı (37 adet), soğan çapı (19.09 mm) ve pul sayısı (37 adet) açısından en yüksek değerleri sağlamıştır. Tek başına pul dikilen pullarda 0.5 mg.l⁻¹ NAA + 0.2 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortam, bitki boyu (40.83 mm), yaprak sayısı (11.67 adet), soğan çapı (12.75 mm) ve pul sayısı (14 adet) bakımından en iyi sonuçları göstermiştir. Yaprak parçasıyla birlikte dikilen pullarda ise, 0.5 mg.l⁻¹ NAA + 0.5 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortamda yaprak sayısı (12.33 adet) ve pul sayısı (13.33 adet) açısından en yüksek değerler elde edilmiştir. Ancak, soğan çapı (12.66 mm) açısından 2.0 mg.l⁻¹ NAA + 0.2 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortam en iyi sonucu vermiştir. Köklendirme sonuçlarına göre, bitki boyu (48,62 mm), köklenme oranı (%100) ve kök uzunluğu (40,32 mm) bakımından en iyi sonuçlar, 10 numaralı ortamdan (½ MS + 1 mg.l-1 IBA) tespit edilmiştir. Sonuç olarak 1mg.l⁻¹ NAA + 1 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortamda soğancık olarak dikimin ve köklendirme açısından ½ MS + 1 mg.l-1 IBA içerikli ortamın etkili olduğu tespit edilmiştir.

Besin ortamıBitki yetiştirme ortamlarıFertilizasyon-in vitro+4
İlknur Eskimez
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muğla bölgesinde yetiştirilen bazı pitaya çeşitlerinin pomolojik özellikleri ile biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Muğla bölgesinde yetiştirilen Vietnam White ve Siam Red pitaya çeşitlerinin pomolojik ve biyokimyasal özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada Vietnam White çeşidinin ortalama meyve ağırlığı 232.20 g, meyve eni 68.884 mm, meyve boyu 102.92 mm, meyve kabuk ağırlığı 77.29 g, meyve kabuk kalınlığı 3.32 mm ve meyve eti sertliği 1.41 kg/cm2 olarak belirlenmiştir. Siam Red çeşidinde ise sırasıyla 203.55 g, 65.63 mm, 84.50 mm, 54.53 g, 2.69 mm ve 0.57 kg/cm2 olarak ölçülmüştür. Kimyasal analizlerde, Vietnam White çeşidinde suda çözünebilir kuru madde oranı %12.57, pH 4.46 ve titre edilebilir asitlik oranı %0.36 olarak belirlenmiştir. Siam Red çeşidinde ise sırasıyla %10.94, 4.60 ve %0.45 olarak saptanmıştır. Renk analizi sonuçlarına göre, Vietnam White çeşidinin kabuk L* değeri 41.54, a* değeri 35.37 ve b* değeri 11.03; meyve eti L* değeri 74.62, a* değeri 10.22 ve b* değeri 4.33 olarak belirlenmiştir. Siam Red çeşidinde ise kabuk L*, a* ve b* değerleri sırasıyla 39.70, 37.74 ve 13.35; meyve eti L*, a* ve b* değerleri sırasıyla 33.67, 45.73 ve-2.14 olarak tespit edilmiştir. Biyokimyasal analizlerde, toplam fenolik madde içeriği Vietnam White çeşidinde 406.42 mg GAE/100g, Siam Red çeşidinde 432.77 mg GAE/100g, toplam flavonoid madde içeriği Vietnam White çeşidinde 20.10 mg kateşin/100g, Siam Red çeşidinde ise 22.99 mg kateşin/100g ve toplam antioksidan aktivitede, Vietnam White çeşidinde 79.40 % inhibisyon mg/100g, Siam Red çeşidinde ise 73.74 % inhibisyon mg/100g olarak kaydedilmiştir. Sonuç olarak, Vietnam White ve Siam Red çeşitleri arasında pomolojik, kimyasal ve biyokimyasal özellikler bakımından önemli farklılıkların olduğu ve bu farklılıkların çeşit seçiminde dikkate alınabileceği belirlenmiştir.

Alp Gökhan Balcı
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doku kültürü ile üretilmiş aronya (Aronia melanocarpa michx Elliot) üretim materyallerinin tüplü fidan gelişim performanslarının belirlenmesi

Bu çalışma Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi uygulama serasında yürütülmüştür. Bitki materyali olarak Aronya bitkisinin Viking çeşidi kullanılmıştır. Bitkiler doku kültürü ile üretilmiş olup saksılara farklı yetiştirme ortamları bulunan saksılara fidan yetiştirme amacıyla dikilmiştir. Deneme 3 tekerrürlü olarak ve her tekerrürde 10 bitki olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. 6 farklı yetiştirme ortamı (%100 Toprak (kontrol); %50 Torf+ %50 Kum; %50 Perlit + %50 Torf; %50 Cocopeat + %25 Torf + %25 Perlit; %50 Torf + %50 cocopeat; %50 Perlit + %50 cocopeat) kullanılmıştır. Bu yetiştirme ortamlarına 4 farklı bitki besleme uygulaması yapılarak etkileri gözlemlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre incelenen parametreler açısından en iyi sonuçların solucan gübresinin bulunduğu kombinasyonlardan elde edildiği görülmüştür. Bu durum, solucan gübresinin aronya fidanı üretimine önemli bir katkı sağladığını ve bitki gelişimi üzerinde olumlu etkiler sunduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra, yetiştirme ortamlarının bitki gelişimi üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Bitki uzunluğu bakımından Torf+Cocopeat (%50+%50) ve Torf+Cocopeat+Perlit (%50+%25+%25) ortamları, Sürgün sayısı bakımından Torf+Cocopeat (%50+%50) ortamı, Sürgün uzunluğu bakımından Cocopeat +Perlit (%50+%50) ve Torf+Cocopeat+Perlit (%50+%25+%25) ortamları ve Bitki çapı bakımından Cocopeat +Perlit (%50+%50) ve Torf+Cocopeat+Perlit (%50+%25+%25) ortamları iyi sonuçlar vermiştir. Sonuç olarak, aronya fidanı üretiminde solucan gübresinin kullanımı ve uygun yetiştirme ortamlarının seçimi, bitki gelişimini desteklemek için önemli unsurlar olarak belirlenmiştir.

Ünzile Varol
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasat öncesi farklı dozlarda yapraktan uygulanan hümik asitin domatesin (Solanum lycopersicum) hasat sonrası meyve kalitesi ve depo ömrü üzerine etkileri

Bu çalışma, hasat öncesi yapraktan farklı dozdaki hümik asit uygulamalarının domates meyvelerinin depolama süresi boyunca kalite özellikleri ve depo ömrü üzerindeki etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, 'Mercan F1' domates çeşidinde, yapraktan farklı dozlarda (0, 2 ve 4 ml/L) uygulanan humik asitin depolama boyunca meyvelerin kalitesi ve depo ömrü üzerine etkileri incelenmiştir. Hasat edilen meyveler 5±1°C sıcaklık ve %90±5 oransal nem koşullarındaki depoda 28 gün boyunca depolanmıştır. Araştırma kapsamında depolama boyunca ağırlık kaybı, meyve rengi, suda çözünebilir kuru madde içeriği, titre edilebilir asitlik, pH, meyve sertliği, çürüme, kaliks kuruması/kopması, duyusal (dış görünüş, tat-aroma), likopen, beta karoten ve toplam fenolik madde parametreleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda hasat öncesi hümit asit uygulamalarının domates meyvelerinin depolanması boyunca ağırlık kaybının azaltılmasında, meyve parlaklığı ve rengi, SÇKM, TA içeriğinin korunmasında, çürümenin geciktirilmesinde kontrol grubuna göre başarılı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, domates meyvelerinin kalikslerinin tazeliğinin, duyusal kalite özelliklerinin, likopen, beta karoten ve toplam fenolik madde içeriklerinin korunmasında hümik asit uygulamalarının olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Sonuç olarak pratiğe aktarılabilir ve çevreci bir uygulama olarak hasat öncesi yapraktan hümik asit uygulamasının, domateslerin hasat sonrası kalitesinin korunmasında tavsiye edilebilir bir uygulama olduğu düşünülmektedir.

DepolamaDomatesHümik asit+1
Habibe Biçer
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Domates ve marulda derim sonrası bazı uygulamaların depolama ve raf ömrü üzerine etkileri

Bu çalışmada, pembe olum döneminde hasat edilen 'Komutan F1' domates ve 'Presidential' marul çeşidinde, hasat sonrası uygulanan kalsiyum klorür dihidrat (CaCl2.2H2O), hekzanal, portakal kabuğu esansiyel yağı (PKEY) ve üzüm çekirdeği yağı (ÜÇY) uygulamalarının kalite, depo ve raf ömrü üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmada domates ve marullar, %6 ve %8 CaCl2.2H2O, 2 mM ve 4 mM hekzanal, %2 ve %4 PKEY, %2 ve %4 ÜÇY çözeltilerine daldırılmış, fazla suyu süzdürülen domatesler ve marullar delikli polietilen kasalara konulmuş, domatesler 5°C sıcaklık ve %90–95 oransal nem koşullarında 35 gün depolanmış ve 7 günlük aralıklarla analizler yapılmıştır. Marullar 4°C sıcaklık ve %90-95 oransal nem koşullarında 20 gün depolanmış ve 4 günlük aralıklarla analizler yapılmıştır. Domates ve marul örnekleri her analiz döneminde depodan çıkarılarak 20°C sıcaklık ve %60-65 oransal nem koşullarında 2 günlük depolama sonunda raf ömrü analizleri yapılmıştır. Soğuk depo ve raf ömrü koşullarında her analiz periyodunda ağırlık kaybı (AK), suda çözünür kuru madde (SÇKM) miktarı, titre edilebilir asit (TEA), toplam flavonoid madde miktarı (TFMM), toplam fenolik madde içeriği (TFMİ), toplam antioksidan aktivitesi (TAA), meyve ve yaprak rengi (L*, C* ve h°), çürüme oranı ve dış görünüş; ayrıca domateste meyve sertliği, likopen ve β-karoten içeriği, marulda ise SPAD ve genel kabul edilebilirlik analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak, 2 ve 4 mM hekzanal ile %4 ÜÇY uygulamalarının domatesin AK'ını azalttığı, sertlik, renk, duyusal kalite, TEA, SÇKM ve biyokimyasal kaliteyi koruduğu; marulda ise TEA, SÇKM, TFMM, TFMİ, TAA, renk, SPAD, C* ve h°, dış görünüş ve çürüme açısından diğer uygulamalara kıyasla daha olumlu etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Abdul Saboor Dawlatzaı
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Antalya Serik bölgesi keçiboynuzu (Ceratonia siliqua L.) genotiplerinin nokta seleksiyonu ve moleküler karakterizasyonu

This thesis, conducted from 2022 to 2024, aimed to identify superior genotypes from the naturally growing carob (Ceratonia siliqua L.) population in the Serik district of Antalya Province, based on fruit and seed characteristics. A total of 45 carob genotypes were selected from eight different locations within the district, focusing on traits associated with productivity, snack quality, and industrial suitability. Phenological, morphological, pomological and biochemical properties of the selected genotypes were determined. Additionally, molecular characterization of these genotypes was performed. According to three years of averaged data, the genotypes' fruit weights ranged from 6.01 to 24.13 g; fruit thickness, from 4.42 to 10.11 mm; fruit pulp yield, from 59.00 to 95.45%; seed number, from 4.70 to 13.73; and seed weight, from 0.86 to 2.00 g. The seed yield ranged from 4.54% to 40.99%, and the seed weight ranged from 0.86 to 2.64 g. According to the two-year average data, the total sugar amount of the genotypes varied between 35.91-66.23%, total phenolic substance amount between 683.94-1615.14 mg GAE/100 g, total flavonoid amount between 17.73-77.53 mg CAE/100 g and antioxidant amount between 83.17-91.86%. Fruit peel color was measured using a colorimeter to determine the L*, a*, and b* parameters. Chrome* and hueo angle values were then calculated. The genotypes with the highest scores were selected as promising based on the modified weighted-rankit method conducted for both snacking and industrial use. In the molecular characterization study conducted with ISSR markers, a total of 51 scoreable bands were obtained. Three of the bands obtained were monomorphic, and 48 were polymorphic. The polymorphism rate was 94.11%

Keçiboynuzu
Ayşe Vildan Pepe
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Derim sonrası melatonin ve salisilik asit uygulamalarının taze börülcede depolama sırasında kalite değişimi üzerine etkisi

Çalışmada derim sonrası salisilik asit (SA) ve melatonin (MEL) uygulamalarıyla taze börülce baklalarının depolama boyunca kalite özellikleri ve biyokimyasal içeriğinin korunması ve üşüme zararının engellenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla derilen taze börülce baklaları farklı dozlarda SA (1 ve 2 mM) ve MEL (100 ve 200 µmol L-1) içeren çözeltilere daldırılmıştır. Kontrol grubu ise sadece saf suya daldırılmıştır. Daldırma işlemlerinden sonra, baklalar 1 kg'lık köpük kaselere yerleştirilmiş ve üzeri streç filmle kaplanmıştır. Streçlenen kaseler 4±1°C ve %90±5 oransal nem koşullarında 16 gün süreyle depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan taze börülce baklaları 2 gün 20±1°C ve %60±5 oransal nem koşullarında bekletilmiştir. Baklalarda depolama başlangıcında ve 4'er gün aralıklarla kalite değişimlerini belirlemek için bazı fiziksel ve kimyasal kalite analizler ile duyusal değerlendirmeler yapılmış ve aynı analizler raf ömrü koşullarında da yinelenmiştir. SA ve MEL uygulamalarının, baklalarının ağırlık kaybının azaltılmasında ve solunum hızını baskılanmasında oldukça etkili olduğu saptanmıştır. Uygulamaların, baklaların toplam fenolik madde miktarı ve askorbik asit içeriği üzerine anlamlı bir etkisi saptanamamıştır. Dış görünüşünün korunması ve üşüme zararının azaltılmasında SA ve MEL uygulamaları kontrol uygulamasına oranla daha etkili olmuş ve özellikle MEL uygulamalarının etkisi daha dikkat çekici olmuştur. Genel olarak incelendiğinde, SA ve MEL uygulamalarının özellikle MEL uygulamasının taze börülce baklaların muhafazasında kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

DepolamaMelatoninSalisilik asit
Esra Mersinli
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Derim sonrası salisilik asit uygulamasının eşme ayva çeşidinde depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi

Ayvanın da dahil olduğu klimakterik meyvelerde olgunlaşma metabolizması büyük ölçüde etilen biyosentezinden etkilenmektedir. Bu meyvelerde olgunlaşma sırasında etilen sentezi önemli ölçüde artar. Etilen sentezini baskılamaya yönelik uygulamalar meyvelerde olgunlaşma ve yaşlanmayla ilgili süreçleri de yavaşlatarak derim sonrası kalite kayıplarını geciktirmektedir. Salisilik asidin (SA) meyve muhafazası sırasında bilinen en önemli faydaları arasında etilen biyosentezini baskılaması, çürüme oranını ve meyve eti kararmasını azaltması/engellemesi gelmektedir. Çalışmada Eşme ayva çeşidine derim sonrası SA uygulanarak (0, 1 ve 2 mM) depolama sırasında meyvelerdeki kalite değişimi ile et kararması incelenmiştir. Uygulamalardan sonra ayvalar 0±1°C ve % 90±5 oransal nem içeren normal atmosfer (NA) koşullarında 180 gün depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için ise her analiz döneminde soğuk odadan çıkartılan meyveler, 7 gün 20°C ve % 60±5 oransal nem koşullarında bekletilmiştir. Çalışmada SA uygulamalarının, incelenen bazı kalite parametreleri (meyve eti sertliği, ağırlık kaybı, etilen üretim miktarı ve solunum hızı) üzerine kontrol uygulamasına göre olumlu etkileri olduğu saptanmıştır. Özellikle 1 mM'lik SA uygulamasının meyve eti kararması, meyve kabuk kararması ve üşüme zararını azalttığı belirlenmiştir. Ancak SA uygulamalarının etkileri tür ve çeşit bazında değişiklik gösterebileceği için farklı çeşitlerde değişik dozlar uygulanarak yürütülecek çalışma sayısının arttırılması gerektiği düşünülmektedir.

AyvaKaliteSalisilik asit
Melike Çevik
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Melatonin ve gamma-aminobütirik asit uygulamalarının eşme ayva çeşidinde depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışma, Eşme ayva çeşidinde derim öncesi ve sonrası melatonin (MEL), gamma-aminobütirik asit (GABA) ve MEL+GABA uygulamalarının depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla tahmini derim tarihinden 14 gün önce, ağaçlara saf su (kontrol), MEL (200 μmol L−1), GABA (5 mM) ve MEL+GABA (100 μmolL−1 + 5 mM) uygulaması yapılmıştır. Uygulama yapılan ve uygulama yapılmayan meyveler optimum derim tarihinde toplanarak laboratuvara getirilmiştir. Derim sonrası uygulamalar için 4 farklı gruba ayrılan meyveler saf su (kontrol), MEL (200 μmolL−1), GABA (5 mM) ve MEL+GABA (100 μmolL−1 + 5 mM) çözeltilerine 10 dk daldırılmıştır. Hem derim öncesi hem de derim sonrası uygulama yapılan meyveler plastik kasalara yerleştirilerek 0±1°C sıcaklık ve %90±5 oransal neme sahip normal atmosfer koşullarında 6 ay depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için meyveler 20°C ve %50-60 oransal nemde 5 gün bekletilmiştir. Derim öncesi GABA uygulaması hariç tüm uygulamalar soğukta muhafazada ağırlık kaybını azaltmıştır. Yine tüm uygulamalar muhafaza sırasında solunum hızını azaltmış ve etilen üretim miktarını kısmen düşürmüştür. Uygulamaların suda çözünür kuru madde ve titre edilebilir asit miktarı üzerine anlamlı bir etkisi olmamıştır. MEL uygulamaları meyve eti kararması bakımından ön plana çıkmıştır. Üşüme zararı ve çürüme oranının azaltılmasında her iki uygulama da (MEL ve GABA) kontrole kıyasla etkili olmuştur. Soğukta muhafaza ve raf ömrü çalışmalarında dış görünüş bakımından en yüksek puanları MEL uygulamaları almıştır. Tüm uygulamalar polifenol oksidaz enzim aktivitesini kontrol grubuna göre önemli derecede baskılamıştır. Derim sonrası MEL uygulaması yapılan ayvaların normal atmosfer koşullarında (0±1°C, %90±5) 180 gün başarılı bir şekilde depolanabileceği saptanmıştır.

AyvaKaliteMelatonin
Seda Sevinç Üzümcü
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tohumla çoğaltılan bahçe nanesi (Mentha spicata L.) genotiplerinin morfolojik, agronomik, kimyasal özelliklerinin karakterizasyonu ve uçucu yağlardaki kimyasal varyasyonun ince tabaka kromatografisi ile belirlenmesi

Bu çalışmada; Mentha spicata L. türünde tohumla varyasyon oluşturma ve oluşan yeni genotiplerin morfolojik ve tarımsal özellikleri ile kimyasal varyasyonun ince tabaka kromatografisi (İTK) ve GC-MS ile birlikte belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2022 – 2023 yıllarında yürütülmüştür. Bitki materyali olarak Mentha spicata L. türüne ait yerli (Spica 1) ve yabancı (USDA, PI 557886) iki farklı klon ebeveyn olarak kullanılmıştır. Bu klonların tohumlarından elde edilen bitkiler tarla koşullarında yetiştirilerek morfolojik, tarımsal ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Verim değerleri ilk yıl bitki başına (g/bitki), ikinci yıl birim alan (g/m2) üzerinden hesaplanmıştır. Çalışmada İTK ile taranarak seçilen örneklerin kimyasal kompozisyonu GC-MS ve GC-FID ile aydınlatılmıştır. Deneme sonunda en yüksek yeşil herba verimleri Spica 1 genotiplerinde 2445.0 g/m2 (S-17), PI 557886 genotiplerinde ise 3688.0 g/m2 (P-30) olmuştur. Denemenin ilk yılında uçucu yağ oranları ikinci yıla oranla daha yüksek bulunmuş incelenen genotiplerde uçucu yağ oranı %4.11 (PI-5) ile maksimum değere ulaşılmıştır. İTK taramaları sonucu, Spica 1 genotiplerinden 13, PI 557886 genotiplerinden 11 örnek GC-MS analizi için seçilmiştir. Genotiplerde ebeveyn klonlardan kimyasal olarak farklı örneklere rastlanmıştır. Seçilen Spica 1 genotiplerinde 4 farklı (karvon, trans-piperiton oksit, piperitenone oksit ve karvon/piperitenone), PI 557886 genotiplerinde 3 farklı (karvon, piperitenone oksit, karveol/pulegon) kimyasal grup belirlenmiştir. Çalışma sonucunda yabancı tozlanan fertil nane türlerinde tohumla üretimle geniş varyasyonun yanında kimyasal olarak farklı genotiplere rastlanabileceği ve bu farklılığın GC-MS analizleri öncesi İTK ile belirlenebileceği, İTK'nın çeşit geliştirme ve kimyasal çeşitliliğin belirlenmesinde kullanılabileceği belirlenmiştir.

KarvonMentha spicata L.Uçucu yağlar
Derya Örmeci
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı kurutma metotlarının nero ve viking çeşitlerine ait aronya (Aronia melanocarpa) meyvelerinde bazı kalite özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, oda koşullarında kurutma (OKK), vakumlu kurutma (VK), dondurarak kurutma (DK) ve sıcak hava kurutma (SHK) (55°C, 65°C ve 75°C) olmak üzere 4 kurutma yönteminin Yalova/Güneyköy'deki organik tarım koşullarında yetiştirilen 'Nero' ve 'Viking' çeşidi organik aronya meyvelerinin kalitesi üzerindeki etkileri ve en yüksek kaliteyi sağlayan kurutma yönteminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ticari derim zamanında derilen meyveler ISUBÜ Ziraat Fakültesi'ne getirilmiş, uygulamalar yapılıncaya kadar depoya (0°C %90±5 oransal nem) konulmuştur. Su aktivitesi (SA), toplam kuru madde miktarı (TKMM), toplam fenolik madde miktarı (TFMM), toplam flavonoid madde miktarı (TFLMM), antioksidan aktivite (AA), kül, meyve dış ve iç rengi L* a*, b*, C, h° ve ΔE, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TA), SÇKM/TA, pH, rehidrasyon kapasitesi (RK), meyve eni (ME) ve boyu (MB), duyusal (dış görünüş (DG), tat-aroma (TAR), tekstür ve koku) analizleri yapılmıştır. SA 'Nero' çeşidinde 0.301-0.411, 'Viking' çeşidinde 0.324-0379 aw arasında; TKMM 'Nero' çeşidinde %91.42-97.25, 'Viking' çeşidinde %92.46-96.73 arasında değişmiş; en yüksek TFMM 'Nero' çeşidinde DK'da (888.67 mg gallik asit/100g KM), 'Viking' çeşidinde OKK (843.01 mg gallik asit/100g KM)'da, en yüksek TFLMM 'Nero' çeşidinde SHK 75°C ve 'Viking' OKK (sırasıyla 85.87 ve 75.38 mg kateşin/100g KM)'da; en yüksek AA 'Nero' ve 'Viking' OKK (sırasıyla %98.32 ve %98.53)'da; en yüksek kül 'Nero' DK, 'Viking' SHK 55°C (sırasıyla 33.30 ve 29.62 g kül/kg kuru ürün)'de; en yüksek SÇKM/TA 'Nero' SHK 65°C (%31.30) 'Viking' OKK (%29.01)'da; iki çeşitte de en düşük RK, en iyi renk ve taze meyveye en yakın ME, MB ve duyusal özellikler DK uygulamasında saptanmıştır.

AronyaKaliteKurutma yöntemleri+1
Ali Mahir Ergun
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adıyaman yöresinde antepfıstığı bahçelerinin beslenme durumlarının belirlenmesi

Bu çalışma da, 2021 yılında Adıyaman ilinde Merkez, Besni, Gölbaşı, Tut, Kahta ve Samsat ilçelerinde 5'er adet çiftçimizin antepfıstığı bahçelerinde beslenme durumlarını belirlemek için toplamda 30 bahçede örnekler alınarak yapraklarda ve toprakta makro ve mikro bitki besin elementleri verilerini belirlemek ve elde edilen değerlerin verimli bir ağaçta bulunması gereken optimal değerler göz önünde bulundurarak gübreleme konusunda önerilerde bulunma amaçlanmıştır. Bu amaçla, verim çağındaki 30 farklı antepfıstığı bahçelerinden ilk yağmurlardan sonra sonbahar ayında toprak yapısını tam olarak yansıtması için arazide zikzaklar çizerek arazinin farklı yerlerinden 0-20 cm derinliğinde alınan 30 adet toprak numunesi ile yaprak analizi için meyvelerde ben düşme zamanı olan 16-31 Temmuz tarihleri arasında olgunlaşmış sürgünlerden tercihen 1 yıllık dallar üzerinde sürgünün ortasından toplanmıştır. Bu örneklerde makro ve mikro besin elementleri içerikleri belirlenmek üzere Adıyaman Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Laboratuvarında analiz yaptırılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarının karşılaştırılması, Adıyaman Üniversitesi Ziraat Fakültesi Uygulama Laboratuvarının vermiş olduğu referans aralığı değerleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmeye göre topraklar pH içeriği yönünden incelendiğinde alkali karakterli, tuzsuz ve kısmen kireçli bir yapıda olduğu belirlenmiştir. Organik madde içerikleri bakımından incelendiğinde antepfıstığı bahçelerinin % 60'ının organik madde içeriği yetersiz olduğu görülmektedir. Toprak örnekleri makro ve mikro elementler açısından değerlendirildiğinde; Azot(N), Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg) ve Bakır (Cu) elementleri yönünden toprak bünyesinde yeterli olduğu, Fosfor (P), Potasyum (K), Demir (Fe), Çinko (Zn) ve Mangan (Mn) elementi bakımından yetersiz olduğu incelenmiştir. Sonuç olarak, Adıyaman ili Merkez, Besni, Gölbaşı, Tut, Kahta ve Samsat ilçelerinde verim çağındaki 30 farklı Antep fıstığı bahçelerinde yapılan değerlendirmeler sonucunda beslenme sorunları olduğu, toprak ve yaprak analizlerine dayalı bilinçli gübreleme programlarının yapılması gerektiği, üreticilerin toprak ve yaprak analizlerinin yapılmasına önemi vermeleri ve bu konu hakkında bilinçlendirilmeleri gerekmektedir.

Ahmet Uçar
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen bazı yerel zeytin çeşitlerinin mikroçoğaltımı

Zeytin (Olea europaea L.) dünyada yetiştiriciliği yapılan en eski meyve türlerinden birisidir ve günümüzde zeytine ve zeytinden elde edilen ürünlere olan talep sürekli artmaktadır. Bu talebi karşılayabilmek adına zeytincilik için uygun ekolojiye sahip ülkelerde zeytin üretimi önemli ölçüde artmaktadır. Zeytin üretim miktarının artmasıyla beraber zeytin fidanının çoğaltılma ihtiyacı önem kazanmıştır. Ekonomik değeri yüksek olan bazı zeytin çeşitlerinin çelikle çoğaltımı oldukça zor ve maliyetlidir. Bu sebeple her zeytin çeşidi için en uygun mikroçoğaltım yönteminin belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Mardin İli Derik ilçesinde yetiştirilen ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan; ayrıca çelikle köklenmesi zor olan yağ oranı ve verimlilik bakımından yüksek değerlere sahip 'Derik Halhalı', 'Mavi', 'Guleki', 'Melkabazi', 'Beloti', 'Zoncuk', 'Kejik' ve 'Hursuki' yerel zeytin çeşitlerinin in vitro koşullarda mikroçoğaltımının sağlanması için kullanılacak en uygun besin ortamı ve bitki büyüme düzenleyici uygulamalarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında incelenen zeytin genotiplerinin in vitro mikroçoğaltımında 3 farklı besin ortamı (OM, WPM ve DKW) ile 2 farklı büyümeyi düzenleyici (BAP ve Zeatin)'nin eksplant/bitki gelişimine etkileri incelenmiş ve farklı kök uygulamalarında köklenmesi sağlanarak dış koşullara adaptasyonu sağlanmaya çalışılmıştır. Çoğalma katsayısı bakımından 'Beloti' çeşidi (3.49) en yüksek sonucu verirken, 'Derik Halhallı' çeşidi (1.42) en düşük sonucu vermiştir. Kardeşlenme sayısı bakımından 'Mavi' çeşidi (1.94) en yüksek sonucu verirken, 'Derik Halhallı' çeşidi (1.27) en düşük sonucu vermiştir. Kardeşlenme sayısı bakımından 1 mg/l Zeatin+0,1 mg GAɜ içeren besin ortamı, 1 mg/l BAP+0,1 mg GAɜ içeren ortama göre daha yüksek sonuç vermiştir. En uzun sürgünler 'Kejik' çeşidinde (6.12 cm) WPM besin ortamında gerçekleşirken, en kısa sürgünler (1.09 cm) 'Derik Halhallı' çeşidinde DKW besin ortamında meydana gelmiştir. Kök sayısı bakımından en yüksek kök sayısı 'Zoncuk' çeşidinde (5.25 adet) kök-1 (½ OM, 2 mg/l IBA) uygulamasında gerçekleşmiştir. Buna karşın kök sayısı bakımından 'Kejik' çeşidi en düşük sonuçları vermiştir. Kök sayısı bakımından en uygun ortam kök-1 (½ OM, 2 mg/l IBA) uygulaması olarak belirlenmiştir. 'Guleki' çeşidi köklenme oranı bakımından ½ OM, 4 mg/l IBA, 0,2 mg GA3 (kök-2 uygulamasında) içeren ortam uygulamasında %100 köklenme ile en yüksek sonucu vermiştir En düşük köklenme oranı %10 köklenme ile ½ OM, 4 mg/l IBA, 1 gr/l aktif kömür (kök-3) uygulamasında 'Melkabazi' çeşidinde meydana gelmiştir. Dış koşullara adaptasyon bakımından 'Beloti' çeşidi (%80) en yüksek sonucu verirken dış koşullara adaptasyonu en düşük olan çeşidin ise 'Kejik' (%1) çeşidinin olduğu belirlenmiştir. Bütün çeşitlerde sadece 3:1 oranda steril torf:perlit içeren ortamda bitkiler canlılığını devam ettirmiştir. Akvaryum kumunda ve ticari steril paperpotları içeren ortamlarda yoğun bir şekilde fungus oluşmuştur ve bitkilerin tamamı canlılığını kaybetmiştir.

Zeliha Çiftçi
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Orta Fırat Vadisi'ndeki erik popülasyonundan sürdürülebilir yetiştiricilik için anaçlık tiplerin seleksiyonu ve moleküler karakterizasyonu

Türkiye farklı ekolojik koşullara sahip olması nedeniyle birçok meyve türüne anavatanlık yapmaktadır. Özellikle ılıman iklim meyve türlerinde, ülkemizin sahip olduğu bu kaynak zenginliği çeşit ve anaç ıslah çalışmalarında büyük avantaj oluşturmaktadır. Bu türlerden biri olan erik; Ege, Marmara, Akdeniz, Karadeniz, Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek yaylaları ve Güneydoğu Anadolunun kurak bölümleri dışında hemen hemen ülkemizin her bölgesinde yetişebilmesinden dolayı, adaptasyon yeteneği yüksek bir tür olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Orta Fırat vadisinde bulunan Prunus cerasifera ait erik popülasyonu üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada, bu popülasyon içerisinden seleksiyon ıslahıyla üstün özelliklere sahip olduğu belirlenen on üç anaç adayı seçilmiştir. Bu anaç adayları ve Myrobolan 29C anacı (Kontrol) üzerine Hacıhaliloğlu ve Sakıt-6 kayısı çeşitleri aşılanarak çeşitxanaç uyuşma durumu incelenmiştir. Aşılı kombinasyonlarda, bazı morfolojik ve fizyolojik özellikler ile aşı bölgesinden 160 gün sonraki alınan kesitlerde mikroskobik, 360 gün sonrasında makroskobik ve 720 gün sonrasında ise aşı bölgesi gözlemleri yapılarak, uyuşma durumları hakkında bazı ön bilgiler elde edilmiştir. Anaç adayları üzerinde yapılan moleküler çalışmada da polimorfizm oranının %89 olduğu ve benzerlik düzeyinin ise 0.68-0.90 aralığında yer aldığı tespit edilmiştir. Üzerinde çalışılan anaç adayılarının en düşük köklenme oranı %0 (63B23) iken, en yüksek köklenme oranı ise %93 (63B78) düzeyinde yer aldığı belirlenmiştir. Bitki büyüme kuvveti yönünden aşısız bitkiler üzerinde yapılan ölçümlerde, 63B61 genotipinin Myrobolan 29C'ye göre %35 daha bodur olduğu tespit edilmiştir. Aşılı fidanlarda yapılan ölçümlerde ise en yüksek fidan boyunun Hacıhaliloğlu/Myrobolan 29C ve Sakıt-6/63B61'de en kısa fidan boyunun ise Hacıhaliloğlu–Sakıt-6 /63B14 kombinasyonlarında meydana geldiği saptanmıştır. Belirtilen anaçların fidan boyunda Kontrole göre %44'e varacak düzeyde daha bodur bir gelişim meydana getirdiği hesaplanmıştır. Yapılan fizyolojik ölçümlerde, anaç adaylarına göre değişmekle birlikte her iki çeşitte de klorofil içeriğinde artış (Kontrole göre), stoma iletkenliğinde ise azalış meydana geldiği belirlenmiştir. Aşı uyuşma durumuyla ilgili olarak, Hacıhaliloğlu ve Sakıt-6 kayısı çeşitleri ile anaç adaylarının tüm kombinasyonlarında aşılamadan 160, 360 ve 720 gün sonra yapılan mikroskobik ve makroskobik gözlemlere dayanılarak yapılan değerlendirmeler sonucunda, herhangi bir uyuşmazlık belirtisine rastlanılmadığı söylenebilir. Seleksiyon ıslahı ile elde edilen 63B11, 63B14, 63B33, 63B61 ve 63B69 nolu anaç adaylarının diğer genotiplere kıyasla anaçlık özellikleri açısından daha iyi performans gösterdikleri belirlenmiştir.

Kübra Korkmaz
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Mardin koşullarında bazı organik gübrelerin zeytinyağı verim ve kalitesi üzerine etkileri

Bu araştırma, Mardin ilinde bulunan Deyrulzafaran Manastırı'nın Gemlik zeytin çeşidi zeytinliklerinde farklı organik gübreleme rejimlerinin zeytinyağı kalite parametreleri üzerine etkilerini değerlendirilmiştir. Pirina (P1: 4 kg/ağaç, P2: 8 kg/ağaç, P3: 12 kg/ağaç), leonardit (L1: 1.5 kg/ağaç, L2: 3 kg/ağaç, L3: 4.5 kg/ağaç) ve solucan gübresi (SG1: 3 kg/ağaç, SG2: 6 kg/ağaç, SG3: 9 kg/ağaç) uygulamalarının doz yanıtları incelenmiş ve sürdürülebilir tarım pratiği açısından değerlendirilmiştir. Araştırma alanının toprağı hafif alkalin karakterde ve tınlı bir yapıya sahiptir; tuz içeriği açısından problem teşkil etmemektedir. İki yıllık çalışma sonucunda, toprak organik madde içeriği 0-30 cm derinlikte %1,98 ve 30-60 cm derinlikte %1,30 olarak belirlenmiştir. Organik madde içeriği P3, L3, SG1 ve SG3 uygulamaları özellikle 0-30 cm derinlikte, L1, L2 ve SG1 uygulamaları ise 30-60 cm derinlikte genel ortalamadan yüksek değerlere sahip bulunmuştur. Serbest asitlik (% oleik asit) içeriği, %0.27 ile %0.42 arasında değişiklik göstermiş, L2 uygulamasında en yüksek değer (%0.42) tespit edilirken, P2 ve istatistiksel olarak benzer gruplardaki P3, L3 ve SG2 uygulamalarında en düşük değerler (%0.27) elde edilmiştir. Toplam fenolik madde miktarı ortalama 307.115 mg/L olup, P2, L1, SG3, KG ve P3 uygulamaları deneme ortalamasını aşmıştır. Elde edilen sonuçlar, zeytinyağı kalite değerlendirmesinde asit seviyesi odaklı mevcut yaklaşımın fenolik profil ve değerler gibi diğer önemli parametreleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu çalışma, Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı ve Pirina Yağı Tebliği'nin revize edilmesi yönünde güçlü bir kanıt sunmaktadır.

İsmail Bayyiğit
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı partikül film kaplayıcılarının badem ağaçlarında bazı morfolojik, fizyolojik ve meyve kalite özellikleri üzerine etkileri

Badem dünya genelinde yetiştiriciliği yapılan sert kabuklu meyve türlerinden biridir. Türkiye badem üretim alanı ve üretim miktarı önemli ölçüde artmış olup Adıyaman ili ülkemiz badem üretiminde söz sahibi konumdadır. İlde meyvecilik kültürünün son yıllarda gelişmesi bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunlardan bazıları da yaz döneminde meydana gelen yüksek sıcaklıklardan kaynaklı bitki fizyolojisini olumsuz etkileyen sıcaklık ve kuraklık stresleridir. Yüksek sıcaklık bitki sağlığını, gelişimini ve verimini önemli ölçüde kısıtlayan faktörlerden biridir. Bu nedenle yürütülen bu çalışma, 2021 ve 2022 yıllarının yaz döneminde Adıyaman ilinin Merkez ilçesi ve Şambayat Beldesi sınırlarında yer alan iki ticari badem bahçesinde kullanılan partikül film kaplayıcıların sıcaklık ve kuraklık stresine karşı etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada dört kaplayıcı iki farklı doz olarak kullanılmıştır. Yapılan uygulamaların etkinliğinin belirlenmesi için her iki yılda da fenolojik gözlemler, fizyolojik, kimyasal ve pomolojik ölçümler gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, yapılan uygulamaların badem ağaçlarının fenolojik, fizyolojik, kimyasal ve pomolojik özellikleri üzerine genel olarak olumsuz bir etkide bulunmadığı tespit edilmiştir. Yapılan uygulamalar ile yaprak sıcaklığı 2.7 oC ile 7.9 oC arasında düşürülmüştür. Yaprak sıcaklığının düşürülmesinde en başarılı uygulamalar kaolin, mikronize kalsit (CaCO3) ve titanyum dioksit (TiO2) uygulamaları olmuştur. Stoma iletkenliği açısından öne çıkan yansıtıcı TiO2 olmuş olup özellikle Şambayat lokasyonunda %0.25 TiO2 her iki yılda da stoma iletkenliğini istikrarlı bir şekilde artırmıştır. Uygulamaların yaprak fotosentez, prolin ve malondialdehit (MDA) değerleri üzerine herhangi bir etkisi tespit edilmemiştir. Çalışmanın ilk yılında kuraklığın etkilerinin daha fazla hissedildiği Bozhüyük lokasyonunda %5 kaolin uygulaması iç randımanı %2.13 artırmıştır. Şambayat lokasyonunda ise ikinci yıl TiO2 uygulamasının her iki dozu da iç randımanı %1.01-1.13 artırmıştır.

Badem
Hasan Denizhan
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bazı sert çekirdekli meyve anaçlarının kuraklık, sıcaklık stresi ile geri kazanım uygulamalarına morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal tepkilerinin sürdürülebilirlik açısından incelenmesi

İklim değişikliği, kuraklık ve yüksek sıcaklık gibi abiyotik stres faktörlerinin sıklığını ve şiddetini artırmakta, bu durum tarımsal üretkenlik üzerinde ciddi tehditler oluşturmaktadır. Dünyada önemli bir tarım kolu olan meyveciliğin kuraklık ve yüksek sıcaklık streslerinden etkilenmesi kaçınılmazdır. Meyve yetiştiriciliğinde verimliliği etkileyen en önemli faktörlerden birisi de yetiştiriciliğin yapılacağı bölge için uygun anaç ve çeşitlerin kullanılmasıdır. Bu çalışmada GF 677, Myrobolan 29C, Marianna 2624, Rootpac 20, Rootpac 40, Rootpac R ve Garnem sert çekirdekli meyve anaçlarının kuraklık ve yüksek sıcaklık streslerinin tekli ve kombine uygulanması ile stres sonrası geri kazanım mekanizmasına tepkileri incelenmiştir. Ayrıca kuraklık ve yüksek sıcalık stresi ile geri kazanım mekanizmalarının kayısı (MikadoxMyrobolan 29C, MikadoxMarianna2624) ve şeftalide (DivadonaxRootpac40, DivadonaxRootpac20) çeşitxanaç kombinasyonlarının da etkisinin saptanması amacıyla bitkilerin bazı morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal tepkileri de ortaya konmuştur. Anaç ve çeşitlerde yapılan uygulamalarda bitkilerin kuraklık ve kuraklık+yüksek sıcaklık streslerinde diğer uygulama gruplarından daha olumsuz tepki verdiği saptanmıştır. Stres ve geri kazanım uygulamaları sonucunda gövde çapı, bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak alanı, taze ve kuru ağırlıkları, kök uzunluğu, klorofil içeriği, stoma iletkenliği, yaprak sıcaklığı, membran geçirgenliği, yaprak oransal su kapsamı, NDVI değerleri ile prolin, MDA, H2O2, enzim ve mineral madde içeriklerinin belirlenmesi amacıyla yapılan ölçüm ve analizler neticesinde; Rootpac 40 ve Marianna 2624 anaçlarının stres uygulamalarında diğer anaçlardan daha üstün tolerans gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca Rootpac 20 ve Myrobolan 29C anaçlarının, özellikle kuraklık ve yüksek sıcaklık kombinasyonlarına karşı hassasiyet sergilediği ve buna karşılık, GF 677, Rootpac R ve Garnem anaçları, farklı parametreler arasında değişken yanıtlarla orta düzeyde stres toleransı gösterdiği tespit edilmiştir. Çeşitlerin stres ve geri kazanım mekanizmalarına tepkilerinin karşılaştırılması sonucunda ise Mikado kayısı çeşidinin Marianna 2624 anacına aşılı olanları, Myrobolan 29C anacına aşılı olanlarına kıyasla daha toleranslı olduğu, öte yandan Divadona şeftali çeşidinin ise Rootpac 40 anacına aşılı olanlarının Rootpac 20 anacına aşılı olanlara kıyasla daha toleranslı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, anaç ve çeşitxanaç kombinasyonlarına özgü stres yanıt mekanizmaları ve iyileşme potansiyelleri hakkında önemli bilgiler sunarak, kuraklık ve yüksek sıcaklık streslerine yönelik toleranslı anaç seçimi ve ıslah proğramları açısından değerli bir rehber niteliği taşımaktadır.

Abiyotik stresKuraklık stresiSıcaklık stresi
Meral Doğan
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bazı zeytin çeşitlerinde farklı hasat dönemlerinin zeytinyağındafenolik bileşikler ve sürdürülebilir yağ kalitesi üzerine etkileri

Zeytinyağı, sadece tat ve aroma özellikleri ile değil, aynı zamanda içerdiği fenolik bileşiklerin sağlık yararları ile de bilinir. Bu nedenle, fenolik bileşiklerin kalitesini ve sağlık üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilen çalışmaların sayısı son yıllarda artış göstermiştir. Olgunlaşma aşaması ve genotip zeytinyağların fenolik içeriğini ve kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Bu araştırmada, Şanlıurfa koşullarında yetiştiriciliği yapılan 2020 ve 2021 yıllarında ayrı ayrı olarak üç farklı hasat (Ekim, Kasım ve Aralık) döneminde, 4 farklı zeytin çeşidinin (Arbaquina, Ayvalık, Gemlik ve Nizip Yağlık) yağlarının polifenol kompozisyonu ile peroksit değeri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Zeytinyağında toplam polifenol, spesifik fenoller ile peroksit değeri gibi çeşitli parametreler değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, tüm parametrelerin olgunlaşma sırasında önemli ölçüde değiştiğini göstermiş ve en iyi hasat zamanının, Ekim ayı olduğu tespit edilmiştir. Genotip açısından değerlendirme yapıldığında Şanlıurfa koşullarında yetiştiriciliği yapılan zeytin çeşitlerinden Gemlik ve Ayvalık çeşidine ait zeytinyağlarının en yüksek polifenol içeriğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Olgunlaşma döneminin peroksit parametre üzerinde önemli bir etkisi yoktur. Çeşitler arasında farklılık olduğu ancak bu değerlerin hepsinin en kaliteli değer olan 5 meq O 2 kg −1 (Rafine Zeytinyağı) olarak belirlenen yasal sınırının altında olduğu gözlenmiştir. Polifeno kompozisyonuna ilişkin sonuçlar, tüm zeytinyağı örneklerinin daha önce yapılan çalışmalardaki zeytinyağı polifenol konsantrasyonları ile uyumlu olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak olgunlaşma dönemi ve genotipin, toplan fenolik ile spesifik fenolik bileşikler üzerinde önemli bir etkisi olduğunu göstermektedir.

Mizgin Ay
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

In vitro koşullarda garnem anacında sodyum bikarbonat (NaHCO3) kaynaklı alkali stres üzerinde bazı iyileştirici ajanları etkileri

Alkali stres, küresel tarımda bitkisel üretimi sınırlandıran başlıca abiyotik stres faktörüdür. Bu stres koşullarında iyon toksisitesi ve ozmotik stresin yanında yüksek pH hücre içi pH dengesini bozmaktadır. Bu çalışma, in vitro koşullarda garnem anacının NaHCO3 kaynaklı alkali stresine karşı verdiği fizyolojik, morfolojik ve biyokimyasal tepkileri değerlendirmek için sodyum nitroprussid (SNP) ile salisilik asit (SA) uygulamalarının alkali stresin olumsuz etkilerininin iyileştirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada in vitro koşullarda mikroçoğaltım yöntemi ile çoğaltılmış Garnem anacına ait bitkicikler kullanılmıştır. Çalışma bitkiciklerin köklendirme aşamasında kurulmuştur. In vitro koşullarda farklı konsantrasyonlarda NaHCO3 (%0, %20, %40) kaynaklı alkali stresine karşı SNP ve SA (50, 100, 150 μM) uygulamaları yapılmıştır. Çalışmada alkali stresin şiddeti arttıkça hayatta kalma oranı, köklenme oranı, sürgün uzunluğu, kök sayısı, kök uzunluğu, bitki yaş ağırlığı, bitki kuru ağırlığı, zararlanma indeksi, membran geçirgenliği, yaprak oransal su içeriği (YOSİ), klorofil a, klorofil b, toplam klorofil, hidrojen peroksit (H2O2) ve malondialdehit (MDA) parametreleri olumsuz etkilenmiştir. Yapılan SNP ve SA uygulamaları alkali stresin meydana getirdiği zararlı etkileri iyileştirmiştir. Çalışma sonucunda alkali stres, bitkiciklerin hayatta kalma oranını, köklenme oranını, sürgün uzunluğunu, kök sayısını, kök uzunluğunu, bitki yaş ve kuru ağırlığını azaltmıştır. SNP ve düşük konsantrasyonlarda SA uygulamaları alkali stresin etkilerini hafifleterek bu parametrelerde iyileşme sağlamıştır. Membran geçirgenliği yüksek alkali stres altında artarken, 100 μM SNP uygulamaları bu oranı düşürerek hücresel yapının korunmasına katkı sağlamıştır. Tüm SNP ve 50 μM SA uygulamaları alkali strese karşı yaprak oransal su içeriğini arttırmıştır. Klorofil a,b ve toplam klorofil içeriği alkali stres altında ciddi şekilde azaldığı, SNP uygulamalarının ise stresin olumsuz etkilerini hafifleterek klorofil içeriğini arttırdığı tespit edilmiştir. Biyokimyasal parametrelerden H2O2 ve MDA seviyelerini SNP uygulamaları önemli ölçüde azaltmıştır. Çalışma sonucunda SNP uygulamalarının tüm konsantrasyonlarda, SA uygulamalarının ise özellikle düşük konsantrasyonlarda alkali stresin olumsuz etkilerini hafiflettiği, bitki büyüme ve gelişimini desteklediği tespit edilmiştir. Ancak yüksek konsantrasyonda (150 μM) SA uygulamasının toksik etki oluşturarak bitki gelişimini önemli ölçüde baskıladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, Garnem anacı NaHCO3 kaynaklı alkali stres koşullarına karşı belirli oranda tolerans gösterse de, SNP ve SA gibi iyileştirici ajanların uygun konsantrasyonlarda uygulanmasıyla bu toleransın arttırılabileceği ve bitki gelişiminin sürdürülebilir şekilde desteklenebileceği anlaşılmıştır.

Necla Şaşkın
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

In vıtro koşullarda orkide'nin (phalaenopsıs sp.) mikroçoğaltımı üzerinde araştırmalar

Ülkemizde son yıllarda süs bitkilerinin çoğaltılması ve ıslahı çalışmalarında, geleneksel yöntemlerin yanı sıra biyoteknolojik yaklaşımlar da önemli bir yer edinmiştir. Bu teknikler arasında bitki doku kültürü, yüksek çoğaltım hızı, hastalıksız materyal elde etme olanağı ve genetik homojenlik sağlaması nedeniyle ön plana çıkmaktadır. Orkideler ise, doku kültürü ile çoğaltılan ilk süs bitkilerinden biri olup, özellikle Phalaenopsis cinsi estetik değeri ve ticari potansiyeliyle dikkat çekmektedir. Bu çalışma, Phalaenopsis orkidelerinde çiçek sapı eksplantları kullanılarak in vitro mikroçoğaltıma yönelik etkili bir protokol geliştirmeyi amaçlamıştır. Çalışmada üç farklı ortam (1/2 MS, tam MS ve Orchimax) ile bunlara eklenen çeşitli BAP ve NAA kombinasyonlarının sürme sayısı, sürgün uzunluğu ve yaprak sayısı üzerine etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen verilere göre, 1/2 MS ortamında 2 mg/L BAP + 1.5 mg/L NAA kombinasyonu, 18.50±2.29 adet/bitkicik sürme ile en yüksek çoğaltım oranını sağlamıştır. Aynı kombinasyon sürgün uzunluğu açısından da 3.47±0.58 cm ile en iyi sonucu vermiştir. Yaprak gelişiminde ise tam MS ortamında uygulanan 1 mg/L BAP + 0.5 mg/L NAA kombinasyonu 4.50±0.50 adet/bitkicik ile en yüksek değeri göstermiştir. Köklenme aşamasında 1/2 MS ortamı sabit tutulmuş, hormon olarak ise farklı konsantrasyonlarda NAA, IBA ve IAA uygulanmıştır. En yüksek kök sayısı, 1.0 mg/L NAA ile 3.00±0.50 adet/bitkicik olarak elde edilmiştir. Kök uzunluğu bakımından ise 4.22±0.48 cm ile kontrol grubu öne çıkmış, bunu 2.0 mg/L NAA ve 0.5 mg/L IAA uygulamaları takip etmiştir. Buna karşın, IBA'nın özellikle yüksek dozlarında kök uzunluğunun belirgin şekilde azaldığı gözlenmiştir. Aklimatizasyon aşamasında bitkiler, torf ve perlit (2:1) karışımında sera öncesi koşullara adapte edilmiş, yaklaşık %90 oranında başarıyla aklimatize edilmiştir. Genel olarak bu çalışma, Phalaenopsis orkidelerinin verimli ve sürdürülebilir in vitro çoğaltımı için uygulanabilir, ekonomik ve etkili bir protokol sunmakta; süs bitkileri sektöründe doku kültürü temelli çoğaltım sistemlerinin yaygınlaştırılmasına katkı sağlamaktadır.

Muhammed Faruk Elasi
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

In vitro koşullarda farklı büyüme düzenleyici hormonlar ve dozlarının dieffenbachia sp. süs bitkisinin mikroçoğaltım toleransına etkilerinin araştırılması

Süs bitkileri endüstrisi, son yıllarda önemli bir gelişim göstermekte olup bu ilerlemede in vitro çoğaltım tekniklerinin katkısı büyüktür. Bu tekniklerin süs bitkilerine uygulanmasıyla birlikte dünya genelinde çok sayıda bitki doku kültürü laboratuvarı kurulmuştur. Dieffenbachia türleri, dekoratif yaprak yapıları nedeniyle ev, ofis ve alışveriş merkezi gibi iç mekân peyzajlarında yaygın olarak kullanılan önemli saksı bitkileridir. Günümüzde, birçok Dieffenbachia türü, tür çeşitliliğini değerlendirmek ve bitki gelişimini hızlandırmak amacıyla doku kültürüyle çoğaltılmaktadır. Farklı çeşitlerin ve eksplant tiplerinin değişen kültür ortamlarına verdiği yanıtları incelemek amacıyla bu tür üzerine daha fazla doku kültürü çalışmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, doğrudan çoğaltım ve kallus oluşumu amacıyla lateral, apikal ve yaprak tomurcukları kullanılarak Dieffenbachia türü için en uygun kültür ortamının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bitki materyali, çeşitli hormon kombinasyonları içeren Murashige ve Skoog (MS) ortamında yetiştirilmiştir. Denemede üç farklı BAP (0; 1; 2; 3 mg/L) ve iki farklı NAA (0; 0.1; 1 mg/L) konsantrasyonu içeren M1 ortamı ile üç farklı BAP ve iki farklı 2,4-D (0; 0.1; 0.6 mg/L) konsantrasyonu içeren M2 ortamı kullanılmıştır. Bitkiler ayda bir alt kültüre alınmış, gelişen 3 cm uzunluğundaki bitkiler köklendirme ortamına aktarılmıştır. Kök uzunluğu 3 cm'yi aşan bitkiler, dış koşullara adaptasyon süreci kapsamında, nemin kademeli olarak azaltıldığı 28 günlük bir süreç sonunda kontrollü sıcaklık ve nem koşullarında turba yosunu ve perlit (1:1) karışımına aktarılmıştır.

Ahmed Elhassani
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00