
54
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Giysi tasarımında geçmişe öykünme ve vintage giyim
Tekstil ve hazır giyim sektörü, özellikle 1980 sonrasında ihracata yönelik getirilen kalkınma politikası ile büyümeye başlayıp günümüze Türkiye'nin en büyük endüstri kollarından biri olarak gelmiştir. Ucuz pamuk ipliği imalatı, coğrafi konumun lojistik altyapılara elverişli olması, ürünlerin zamanında teslim edilmesi, üretimin yanında tasarım potansiyelinin de artması endüstrinin bu denli büyümesinin kanıtlarındandır. Ancak günümüzde Çin, Hindistan, Bangladeş gibi üretimin ve işçiliğin son derece ucuz olduğu ülkeler, Türkiye'nin rekabet gücünü zorlamaya başlamıştır. Bu gibi olumsuz durumlar karşısında Türkiye'nin katma değerli ürün oranlarını ve tasarım gücünü artırması kaçınılmaz olmuştur. Araştırmanın temel amacı, elde edilen verilerle giysi tasarımında geçmişe öykünme ve vintage giyim ile ilgili Katılım sağlayanların görüşlerinin ortaya konmasıdır. İfade edilen bu amaç doğrultusunda, Katılım sağlayanların vintage giyimi tercih etme sıklığı, vintage giyim ürünlerini tercih etmede markanın önemli olup olmadığı ve vintage giyimi bütçe açısından uygun bulup bulmadığı ile demografik özellikleri arasındaki ilişki ortaya konacaktır. Anahtar kelimeler: Giyim Tasarımı, Geçmişe Eğilim, Vintage, Giyim
Sürdürülebilirlik kavramı ve giysi tasarımına etkisinin araştırılması
Dünya tarihinin gelişim sürecinde sanayileşme, nüfus artışı, teknolojik gelişmeler, küreselleşme ve bazı felsefi yaklaşımların rol aldığı önemli kırılma noktaları nedenine bağlı olarak üretim ve tüketim artış göstermiştir. Bu gelişmelerden en çok etkilenen doğa, çevre, hayvan ve bitki türlerinin yok olmasına göz yumulmuştur. Hızlı tüketim kültürü doğanın sınırlı kaynakları ve ekosistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturmuştur. Olumsuz yöndeki gelişmeler kaynakların hızla tükenmesine, doğanın yok olmasına, insan sağlığının giderek bozulmasına neden olmuştur. Gelişmelerin tetiklediği ekonomik ve sosyal yapıdaki bozulma sorunları da beraberinde getirmiştir. İnsanın en temel ihtiyaçlarından olan giysi, aksesuar ve ev tekstili gibi ürünlerin, Tekstil ve Moda sektöründe insan ve çevre sağlığını gözetip sürdürülebilir olmasına dikkat edilmelidir. Sürekli değişim gösteren dünya düzeni içerisinde değişikliklere ayak uydurma isteği, her koşulda yeni farklı olanı arzulayan tüketim toplumlarını, moda dünyasında ise neredeyse altı aydan kısa süren trendleri gündeme getirmektedir. Tasarımlar, bu trendlere sırtını dayayarak esas tanımı olan problem çözme eyleminden uzaklaşmakta, küreselleşme, sürdürülebilirlik ve diğer çevresel ihtiyaçlar gibi güncel problemleri de ortaya çıkarmaktadır. Sektör, kısa süreli trendlere yönelik tüketimi yavaşlatarak, gelecek nesillere yaşanabilir alanlar bırakabilme amacına yönelik sürdürülebilirlik kavramına yönelmelidir. Tez çalışmasında, sürdürülebilirlik kavramının giysi tasarımına etkisinin araştırılması ve analiz edilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevre, Giysi, Moda, Sürdürülebilirlik, Tasarım, Tekstil, Tüketim
Pop art akımının tekstil ve günümüz modasına etkisi: Ev tekstili örneği
Sanat dallarındaki değişiklikler her dönem modayı bir yönüyle etkilemiş, sanatçılar ve tasarımcılar yeni yöntemler geliştirerek endüstri toplumuna adapte olmuşlardır. Tüketici pazarlaması ve popüler kültür imajından ilham alan Pop Art akımı da, başından beri moda dünyasıyla bağlantı kurmayı hedeflemiş ve ortaya çıktığı yıllardan günümüze kadar tekstil modası üzerinde fazlasıyla etkili olmuştur. Bu çalışmanın amacı, 1960'lı yıllarda ortaya çıkan Pop Art akımını incelemek; bu akımın amacı, içeriği ve etkisi üzerinde durularak, tekstil tasarımı ile kurduğu ilişkiyi araştırmaktır. Bu kapsamda, çalışmada öncelikle Pop Art akımı incelenerek akımın sanatçılarından bahsedilmiş, kısaca tekstil ve moda tarihine değinilerek moda ve sanat ilişkisi incelenmiştir. Devamında Pop Art'ın tekstil modasına yansımaları araştırılmış, çıkış noktasından günümüze kadar tekstil modası üzerinde etkisinin ne kadar devam ettiği ve nasıl geliştiği incelenerek, Pop Art akımının etkisindeki tasarımcı ve markaların koleksiyonları, tasarım, renk, detay, baskı ve desen unsurları doğrultusunda değerlendirilmiştir. Son olarak, bu değerlendirmeler ve araştırmalar doğrultusunda ev tekstili alanı detaylandırılmış ve bu kategoride örnek tasarımlarda sunulmuştur. Araştırma sürecinde çeşitli görsel ve yazılı kaynaklardan faydalanılmış, konu ile ilgili kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır.
Ulusal ve uluslararası çerçevede eğitimli ve alaylı moda tasarımcılarını etkileyen çağdaş sanat akımları üzerine bir araştırma
Giyinmek, insanın en temel ihtiyaçlarının başında yer alır. Örtünme ihtiyacının dışında zamanla gelişen moda anlayışı ile kişinin farklı görünme, öznel olma isteklerinden doğan giyinme arzusunu karşılamak adına, moda tasarımcılarının farklı prensiplerden etkilendiği dallardan biri de sanattır. Moda tasarımcısı yarattığı eşsiz ve benzersiz tasarımı ile aynı zamanda sanatçı olarak görülmektedir. Sanat akımları çıktığı dönemlerde ve sonrasında birçok moda tasarımcısına ilham olmuştur. Bu araştırmada giysiyi bir sanat eseri niteliğinde ele alan moda tasarımcıları ve eserleri incelenmiştir. Araştırma, çağdaş sanat akımları ile sınırlandırılmıştır. Çağdaş sanat akımları ile modanın ilişkisine değinilmiştir. Çağdaş sanat akımları ile tasarımlarını sergileyen moda tasarımcılarına, moda tasarımcılarının eğitimleri ve eserlerine yer verilmiştir.
Sürdürülebilir modaya küresel bir yaklaşım
Üretim ve tüketim, insan neslinin devamlılığını sürdürebilmesi için dünya tarihinin her döneminde önemli bir rol oynamıştır. Sanayi Devrimi'nden sonra ortaya çıkan sürekli tüketimden beslenen insanlar ihtiyaçlarından çok kendi isteklerini tatmin etmek için tüketim yapmaya başlamışlardır. Bu sebeple, tüketim kendi ihtiyaçlarını karşılamaktan çok psikolojik tatmin olarak değişime uğramıştır. Üretim ve tüketim çok hızlı bir şekilde gelişme gösterip büyümektedir. Büyümekle beraber ortaya çıkan bu artış dünyanın geleceğini tehdit etmektedir. Var olan kaynakların tüketimini arttırarak tükenme hızının da artışına yol açmıştır. Bu sorunlar dünyada yaşayan bütün canlıların hayatına olumsuz etkisini göstermekte, gelecekte yaşanabilir dünya için çeşitli önlemlerin alınmasını bize göstermektedir. Sürdürülebilirlik, üretkenlik ve çeşitliliğin devamı sağlanırken, daimi olabilme yeteneğini korumak olarak tanımlanır. Temel amacı, yaşam sürelerini uzatarak ürünlerin kaynaklarından azami ölçüde kullanmaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe hızlı tüketimin sebep olduğu sorunlara çözüm olarak; yaşadığımız çevreye zarar veren giysilerin üretimine, bu sektörde çalışan insanların haksızlıklara uğramasına, su ve enerji israfına, gereksiz yere yapılan alışverişe karşı bir adım olarak "sürdürülebilir moda" kavramı doğmuştur. Sürdürülebilir modayı inceleyen tez çalışması, sürdürülebilir modanın beraberinde geliştirdiği Ekolojik Moda, Hızlı Moda, Yavaş Moda, Geri Dönüşüm kavramlarını, Türkiye'nin ve diğer ülkelerin sürdürülebilir modaya karşı tutumunu ve sürdürülebilir bir yaşam için eğitim ve çözüm önerilerini konu edinmektedir.
Giysi tasarımında fraktal geometrik boyut
Sanatın hemen her dalında doğa ve doğal oluşumlar, sanatçı için yönlendirici ve esin kaynağı olmuştur. Doğanın içinde barındırdığı düzensiz ve genellikle kırık geometrik formlar ise "fraktal geometrik formlar" olarak adlandırılmış ve birçok bilim insanı tarafından, bilimsel olarak ayrıntılı bir şekilde çalışılmıştır. Fraktal geometrik formlar özellikle giysi tasarımında ünlü tasarımcılar tarafından oluşturulan sanatsal modellerde de izlenebilmektedir. Modanın tarihçesi izlendiğinde, asal formların antik medeniyetlerden başlayarak günün gereksinimleri ve iklim koşullarına bağlı olarak oluşturulduğu görülmektedir. Fraktal geometrik formlar ve bu geometrik sistemin alt açılımları, bu dönemlerden başlamak kaydıyla sanatın farklı dallarında ve giysi tasarımında kullanılmıştır. Çalışmada fraktal geometrinin anlamı, tarihsel gelişim süreci ve fraktallerin niteliklerinden bahisle, simetri kavramı, geometrik cisimler, Altın Oran ve Fibonacci gibi matematiksel çözümlemelerden de yararlanılarak doğanın geometrisi irdelenmiş ve giysi tasarımında kullanımının örnekleri verilmiştir. Konuyu içeren çağdaş giysi tasarımları, yüzey çalışmaları, öneri giysi eskizleri ve uygulanmış bir tasarım örneği ile günümüzde Fraktal geometrinin kullanımını arttırmak ve gelecek kuşaklara kaynaklık etmek hedeflenmektedir.
Bursa kumaş üretiminin günümüzde tekstil sektörü içindeki yeri
Türkiye'de pamuk tarımına dayalı olarak gelişmeye başlayan tekstil sektörü zamanla ihracat yapabilen bir sektör haline gelmiştir. Yıllar içerisinde artan kapasite ve yakalanan ihracat başarısı, Türkiye'yi dünyanın önde gelen tekstil tedarikçilerinden biri haline getirmiştir. Gelişen tekstil sanayisi, hammadde tedarikçisi olduğu hazırgiyim ve konfeksiyon sanayisinin de gelişmesini sağlamıştır. 1980'li yıllardan itibaren dünyanın belli başlı tekstil ve konfeksiyon ihracatçıları arasında yer alan Türkiye'de kumaş üretiminin yoğunlaştığı başlıca iller; Bursa, Denizli, İstanbul, İzmir, Adana, Kayseri, Mersin ve Uşak'tır. Bursa, ulaşım yollarının kesiştiği bir noktada bulunmasının yanında ipeğin üretim ve ticaret merkezi olmasıyla geçmişten günümüze öne çıkmış bir tekstil kenti özelliği taşımaktadır. Sahip olduğu bu nitelikleri, teknolojinin imkânlarıyla sürekli geliştiren Bursa, Türk tekstil sektöründe olduğu kadar dünya pazarında da önemli bir yere sahiptir. 20.yy.'a kadar ipek üretimi ve dokuması ile öne çıkan bursa'da; bölgesel savaşlar ve bu savaşların toplum üzerindeki ekonomik ve sosyal etkileri sebebi ile zayıflayan ipek üretim ve tüketimi Cumhuriyet döneminde Atatürk önderliğinde devlet sermayesi ile kurulan İpek iş, Merinos, Gemlik Suni gibi fabrikalar sayesinde tekrar canlanmıştır. İpek hammaddesinin doğal üretim sürecinden kaynaklı sıkıntılar sebebi ile 1930'lardan sonra Bursa'da Sentetik ipek ve yün üretimine ağırlık verilmiştir. Bursa'da tekstil sanayisinin gelişmesinde destek olan Kurumlardan Bursa Ticaret Ve Sanayi Odası (BTSO), ortak akıl ve strateji geliştirmek üzere kurulmuş olup, kurulduğu günden bu yanada tekstil sektörünün gelecek vizyonunu belirlemektedir. Kentin ekonomisine öncülük etmekte, Uluslararası Tekstil Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesi ve diğer AR-GE çalışmalarına katkı sağlamakta ve Üniversite-Sanayi ortaklığını, geliştirmiş olduğu projelerle güçlendirmektedir. (BTSO) önderliğinde, teknik tekstil sektörlerinde inovasyona yönelik katma değerli üretimin güç kazanması amacıyla kurulan BUTEKOM Mükemmeliyet merkezi, sektörde yenilikçi fikirlerin hayata geçmesinde öncülük etmektedir. Gelişen teknolojinin imkânlarını kullanan Bursa dokuma kumaş sektörü, tekstil dokuma kumaş teknolojisindeki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Bursa kumaş üretiminde neredeyse her sahada ilerlemiş durumdadır, ister ev tekstili, isterse giyim sektöründe başarılı işlere imza atmış firmalara ev sahipliyi etmektedir, fakat bu çalışma giysi kumaşı üzerine yoğunlandırılmış, araştırma o sınırlama çerçevesinde yapılmıştır.
Sürdürülebilir moda sektöründe dijital teknolojilerin kullanımı ve etkileri
Moda sektörü aşırı tüketimin oldukça hızlı şekilde gerçekleştiği sektörler arasında ilk sıralarda yer almakta ve bu durum hızlı moda kavramı ile açıklanmaktadır. Hızlı moda doğal ve iktisadi kaynakların tükenmesine sebep olmakta, ortaya çıkardığı atık sorunları ile çevreye zarar vermekte ve geleceği tehdit etmektedir. Hızlı modanın sebep olduğu zararları iyileştirmek adına ortaya çıkan ''yavaş moda'' ve ''sürdürülebilir moda'' kavramları zaman geçtikçe daha önemli bir hale gelmektedir. Sürekli gelişen teknoloji bir taraftan hızlı moda yaklaşımını beslemekte, diğer taraftan doğru kullanıldığında sürdürülebilirlik yaklaşımında önemli bir rol oynamaktadır. Dijital teknolojilerin devamlı olarak gelişmesi, yenilikçi çözümler sunması ve moda sektörüne entegre olması avantaja çevrilip daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi mümkün kılmaktadır. Tezde moda sektöründe sürdürülebilirlik stratejileri ve tasarım / pazarlama süreçlerinde dijitalleşme konularına odaklanılmakta, ayrıca dijital teknolojilerin sürdürülebilirlik açısından etkileri ve potansiyeli incelenmektedir. Tezin ilk bölümü olan giriş bölümünde çalışmanın amacı ve hipotezi açıklanmıştır. 2. bölümde sürdürülebilirlik, hızlı moda, yavaş moda kavramları, tarihsel gelişimleri, döngüsel ekonomi modeli ve sürdürülebilir tasarım/üretim stratejileri incelenmiştir. 3. bölümde dijitalleşmenin moda sektörüne entegrasyonu, tasarım / üretim / pazarlama süreçlerinde dijitalleşme ve bu süreçlerde kullanılan bilgisayar programları ele alınmıştır. 4. bölümde sürdürülebilir moda ve dijitalleşme arasındaki ilişkiden bahsedilmiş, dijitalleşmenin sürdürülebilir moda sektöründeki etkileri incelenmiştir. 5. bölümde ise araştırma yöntemi ve araçları anlatılmış, ardından ''PSD, AI, Optitex ve CLO 3D'' programları kullanılarak modülerlik stratejisi kapsamında dijital bir koleksiyon oluşturulmuştur. Sıfır atıkla dijital numuneler, dijital fotoğraf çekimi ve dijital defile hazırlanmıştır. Son olarak oluşturulan dijital numune ve sunum görselleri sayesinde fiziksel süreçler ile ortaya çıkacak muhtemel tüketimden ne oranda tasarruf sağlandığı irdelenmiştir.
Amerikalı siyahilerin Batı giyim modasına etkisi
Amerikalı siyahilerin başta müzik olmak üzere birçok yaratıcı alandaki üretimlerinin sonucunda batıda pek çok sanat dalında etkilerinin olduğu bilinmektedir. Her zaman güncel olan ve çağını yansıtan moda da bu etkileşim alanlarından bir tanesidir. Bu çalışmanın amacı Amerikalı siyahilerin batı modasına etkilerini araştırıp derlemek ve ortaya koymaktır. Amerikalı siyahilerin yarattığı büyük kültürel etkinin içerisinde en önde gelen giyim kuşam ve giyim kuşamın şekillenmesi ve yayılmasında çok büyük etkisi olan müzik alanındaki üretimleri öne alınarak incelenmiştir. Kökenleri Afrika kıtasına dayanan Amerikalı siyahiler, on yedinci yüzyıldan itibaren ABD'nin çeşitli bölgelerine yerleşmişlerdir. Kimi yerlerde büyük ölçüde asimile olmuş; kimi yerlerde kültürlerini devam ettirebilmiş; kimi yerlerde ise yerel kültürle kaynaşıp melez bir kültür oluşturmuşlardır. Geleneksel boncuk işi, sepet örme, saç şekillendirme gibi pekçok yerel kültür ögelerini beraberinde taşıdıkları ve yeni kıtalarındaki koşullar içerisinde bir kısmını kullanmaya devam ettikleri gözlemlenmiştir. Bunları çoğunlukla gündelik moda ögeleriyle sentezledikleri; haute couture ve sokak giyimini birleştirdikleri ve Amerikalı siyahilerin ırksal nedenlerle ötelenmesine yönelik sosyo politik anlamlar yansıtan bir takım giysi kodları kullandıkları görülmektedir. Sanatsal üretimlerinin yükselişe geçtiği Harlem Rönesansı ve beraberinde devam eden sivil hak arayışları sürecinde dönemin giyim kuşamına etkileri olduğu söylenebilir. Özellikle seksenlerle birlikte büyük kültürel atılımlarda bulunan siyahiler; küresel çapta siyahi kültürünü, hip hop müziğini ve kültürünü yaymış; giysi kodlarında önemli yenilikler yaratmıştır. Geçmişte siyahi gençlerin yoksulluk nedeniyle bedenlerine büyük gelen giysiler giymeleri, zamanla dinamik danslarına rahat hareket alanı sağlamış; hip hop yayıldıkça da popüler bir giyim tarzına dönüşmüştür. Bu giyim tarzı içerisinde; büyük beden görünümlü tişörtler, bol paça pantolonlar, kapüşonlu üst ve spor ayakkabı gibi sokak modası kavramının ilk akla gelen ögeleri yer almaktadır. Seksenlerden sonra artık yavaş yavaş zenginliği yakalayabilen hip hop sanatçıları kendi tanınırlıklarını artırabilmek için isimlerinin yazdığı sembolik takı ve mücevherlere eğilim göstermiş, marka ve logo düşkünlüğünün daha da popülerleşmesinde etkileri olmuştur. Bu dönemde rapçiler şarkı sözlerinde adidas ve nike gibi markaların isimlerine yer vermiş; bahsedilen markaları sıklıkla giymiş; bu sayede spor ayakkabı kültürünün popülerlik göstermesinde en önemli rolü oynamışlardır. Birçok müzik dalında değerli eserler veren siyahi sanatçıların özellikle de popüler kültürün bir parçası olan hip hop müziği çerçevesinde daha fazla öne çıktığı; büyük kitleler tarafından tanındığı ve bu alandaki sanatçıların moda ve görsel kültüre olan etkisinin daha büyük olduğu söylenebilir. Çalışmada ismi geçen sanatçıların bazen Afrikalı kökenlerini vurgulayan kostümler giydikleri; bazen hızlı moda veya haute couture markalarıyla iş birliği çerçevesinde onların kimliklerini temsil eden tasarımlar tercih ettikleri; kimi zaman ise diğer çeşitli kültürlerden göndermeler ve sembolik anlamlar barındıran giysiler giydikleri gözlemlenmiştir. Popüler kültürün en önemli ögelerinden olan giysi ve müziğin birbirini beslemesi, çok çeşitli ve özgün yaratımların ortaya çıkmasına yol açmakta ve bu yaratımların küresel çapta görünürlüğünü ve kabul edilmesini sağlamaktadır.
Tüketici tercihlerinin sürdürülebilir moda endüstrisinin değişim sürecine etkisi: Disiplinlerarası bir analiz
Küreselleşme ile birlikte, iktisadi hayatta hemen hemen tüm sektörlerde olduğu gibi, moda sektöründe de ortaya çıkan hızlı ve seri üretim anlayışına paralel olarak, yerel üretimin yerini uluslararası düşük maliyetli üretim almıştır. Böylelikle, üretimin hızlı ve yüksek hacimli olarak gerçekleştirilmesi anlayışı çerçevesinde "hızlı moda" kavramı ortaya çıkmıştır. Hızlı moda, tüketiciyi ürünün kalitesi yerine; lüks markaların ikamesi olabilecek ürünleri daha düşük fiyata, daha önce ve daha fazla miktarda tüketebilmeye odaklamıştır. Hızlı moda akımı ile kullan-at ürünlerin tüketim miktarında meydana gelen artışla doğru orantılı olarak, atık giysi miktarı da artmış; üretim sırasında ortaya çıkan ham madde kullanımı, su tüketimi ve çevresel zarar yeni bir boyut kazanmıştır. Doğal kaynakların en fazla tüketildiği sektörler arasında yer alan moda sektöründe sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik yöntem arayışları arasında, "sürdürülebilir moda" anlayışı öne çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında, hızlı moda uygulamalarının yarattığı ekolojik tahribata karşılık sürdürülebilir moda perspektifinin incelenmesi hedeflenmektedir. İlgili literatürde var olan çalışmalardan farklı olarak bu araştırmada, moda sektöründe tüketicilerin çevresel sorumluluklarının ve süreci değiştirme/dönüştürme yeteneğine ilişkin içgörüler elde edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada altı katmanlı gelir grubu belirlenmiş ve bu gruplara dâhil rastgele seçilen katılımcılar ile örneklem kümesi oluşturulmuş ve bir anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının bulgularının değerlendirilmesi neticesinde; tüketicinin kararlarının, sürdürülebilir modanın değişim süreci üzerinde etkisinin olabileceği, elde edilen bulguların daha ileri düzey araştırma yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilecek araştırmalar için bir başlangıç noktası oluşturabileceği sonucuna varılmıştır.
Avrupa yeşil mutabakatı çerçevesinde moda endüstrisinin sürdürülebilirlik uyum süreçleri: Türkiye perspektifi
Bu tez, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın küresel düzeyde moda endüstrisine etkilerini analiz ederek, sektörün karşılaştığı zorluklara, bu hedeflere ulaşmak için benimsenen yenilikçi stratejilere ve sertifikasyon sistemlerine odaklanarak moda endüstrisinin sürdürülebilirlik uyum süreçleri değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme kapsamında ise Türkiye'deki moda sektörünün, sürdürülebilirlik dönüşüm sürecine uyum kapasitesinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi temel alınarak doküman incelemesi ve betimsel istatiksel analiz yapılmıştır. Uluslararası alanda Avrupa Komisyonu, Birleşmiş Milletler, Ellen MacArthur Foundation gibi kurumsal ve sektörel kaynaklar; Türkiye özelinde ise ilgili bakanlıkların dökümanları, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Derneği, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği gibi dernekler ile kamu ve özel sektör raporları taranmıştır. Sertifikasyon sistemlerine ilişkin yıllık gelişmeler, sektörel dağılımlar ve bölgesel eğilimler grafiksel olarak sunularak görsel karşılaştırmalar yapılmıştır. Ayrıca, sertifikasyon sistemleri, önceden tanımlı ölçüt alanına göre kategorize edilerek tablolaştırılmıştır. Veri analizinde, her sertifikanın bu ölçütlerle örtüşme düzeyi sayısal olarak değerlendirilmiş ve yüzdeli karşılaştırmalar yapılmıştır. Ürün ve tesis bazlı sürdürülebilirlik sertifikasyon sistemleri çok boyutlu ölçütlere göre analiz edilmiş; grafik ve tablo destekli karşılaştırmalı analiz ile sertifikasyonların güçlü ve zayıf yönleri ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, Türkiye'de moda sektörünün sürdürülebilirlik konusunu hâlâ büyük ölçüde regülasyon odaklı ve parçalı bir yaklaşımla ele aldığını; KOBİ'lerin finansal ve teknik kapasite yetersizlikleri nedeniyle bu dönüşümde dezavantajlı konumda ii olduğunu göstermiştir. Moda endüstrisinin uyumlanması için yeni teknolojilerden faydalanması, personel eğitimleri planlaması, tedarik, üretim ve dağıtım altyapı yatırımları yapması gerektiği gözlemlenmiştir. Bunun yanında sektörede kabul edilen sertifikasyon sistemleri kullanımının yaygınlaşması gerektiği ve moda endüstrisinin bu yapılanma için faydalanacağı pek çok farklı kaynak yatırımı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak moda endüstrisinin Avrupa Yeşil Mutabakatına uyumlanmasının uzun ve zorlayıcı bir süreç olacağı öngörülmesine rağmen öz kaynakların sürdürülebilirliği açısından bu uyumlanma sürecinin uzun vadede çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan bir fırsat olacağı anlaşılmıştır.
Deri üzerine ekolojik baskı uygulamaları ve haslık değerlerinin belirlenmesi
Zaman içerisinde artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması adına gelişen endüstriyelleşme beraberinde atık problemlerini ve çevre kirliliğini getirmiştir. Endüstriyelleşmeyle gelişen hazır giyim sektörü, kullanılan sentetik boya ve kumaşlarla insan sağlığını tehdit ederken endüstriyel atıkları ile doğa ve çevreye zarar vermektedir. Bu sebeple tüketiciler doğal ürünlere yönelim göstermektedir. Bu yönelimin artışından giyim sektörü de etkilenmektedir. Tasarımcılar, çevreye ve insana daha duyarlı bir yöntem olan doğal boyama ve baskı tekniklerini tercih etmeye başlamışlardır. Doğal boyama, hayvanlardan ve bitkilerden elde edilen materyallerle yapılan bir boyama türüdür. Ekolojik baskı ise ülkemizde köklü bir geçmişe sahip olan doğal boyamanın modern bir yorumudur. Ekolojik baskı, bazı bitkilerin yaprak ve çiçek gibi bölümleri kullanılarak doğal liflerden elde edilmiş kumaşlara ayrıca seramik yüzeylere ve kâğıda uygulanmaktadır. Deri, ekolojik baskı çalışmalarında kullanılan yeni bir malzemedir. Ayrıca deri sanayi, gıda endüstrisinden elde edilen ham deriyi işleyerek çevreci bir faaliyet sürdürmekte ve ekonomik sürdürülebilirliğe katkı sağlamaktadır. Yapılan çalışmalarda bitkisel tabaklanmış vejetal derilerden olan dana ve koyun derileri kullanılmıştır. Deri ile yapılan ekolojik baskıda dört ayrı mordanın baskı ve deri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bitki olarak okaliptüs ve gül yaprağının yanı sıra mevsimsel sebepler ve organik ev atıkları olması sebebiyle mor havuç ve soğan kabuğu kullanılmıştır. Farklı deri mordanlarla yapılmış olan ekolojik baskı uygulamaları ve haslık sonuçları değerlendirilmiştir.
Modada kitlesel bireyselleştirme aracı olarak ekolojik baskı kitleri
Günümüzde doğal boyama ve ekolojik baskı yöntemlerine olan ilgi artmıştır. Ekolojik baskı, kumaşı mordanlama, kumaş üzerine bitkilerle kompozisyon oluşturma, sarma ve iple bağlama, kaynatma veya buharlama gibi aşamalardan oluşması nedeniyle emek ve zaman isteyen bir tekniktir. Ayrıca kumaş, bitki ve mordan maddesine bağlı olarak birçok teknik ve farklı reçete ile uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kit aracılığıyla ekolojik baskı yapılmasının kullanıcı ve ürün arasında duygusal bağ kurulup kurulmayacağını araştırmaktır. Çalışmada, sıcak rulo baskı tekniğinin kolay ve standart bir şekilde uygulanabilmesi için bir ekolojik baskı kiti ve reçete geliştirilmiştir. Daha önce ekolojik baskı yapmamış 6 kullanıcı kiti kullanarak pamuklu tişört ve çanta üzerine farklı bitkilerle ekolojik baskı yapmıştır. Araştırmada tasarım tabanlı araştırma modeli kullanılmış, veri elde etme yöntemi olarak sesli düşünme protokolü uygulanmıştır. Ekolojik baskı kiti geliştirilmesi için yapılan ön çalışmada 8 farklı bitki ile pamuklu tişört ve çanta üzerine ekolojik baskı yapılmıştır. Yapılan baskıların yıkama haslık sonucu 3 ve üzeri olan okaliptüs, yuvarlak okaliptüs ve papatya ile çalışmaya devam edilmiştir. Uygulamaya geçmeden önce bir pilot çalışma yapılmıştır. Kullanıcıların yaptığı baskıların haslık sonuçları ve sesli düşünme protokolünden elde edilen veriler incelenerek ekolojik baskı kitinin başarısı değerlendirilmiştir. Kullanıcılara ekolojik baskı kitini deneyimledikten sonra anket yapılmıştır. Anketten yola çıkarak kullanıcıların ekolojik baskı yaparken yaşadığı zorluklar tespit edilmiş, demir battaniye hazırlama adımında hata yapılması, karekod ile ulaşılan dosyanın sayfa geçişlerinde zorluk yaşanması, talimatta sadece çanta görseli üzerinden örnek gösterilmesinin yetersiz bulunması gibi durumlar için çözüm önerileri sunulmuştur.
Video oyunu karakter kostümlerinin tasarım süreç analizi ve moda tasarımı disiplini ile yeniden yorumlanan kostümler
Günümüz teknoloji çağında dijital video oyunları, insan hayatının büyük bir bölümünü kaplamıştır. Özellikle genç nesil tarafından benimsenen dijital video oyunlarını oynayan kişi sayısı günden güne artmaktadır. Her zevkten insana göre, çeşitli sayıda dijital video oyun türü bulunmaktadır. Bu oyun türleri arasında dünya üzerinde en çok oyuncu sayısına sahip dijital oyun türü MOBA'dır. MOBA oyun türünde oyuncular kendilerini oyun karakterleri ile özdeşleştirmektedirler. Bunun sebebi oyunda bulunan karakterlerin birbirinden farklı hayat hikayelerinin ve oynanış tarzlarının olmasıdır. Oyunda hayat hikayesi değişen oyun karakterinin kostüm tasarımları da bu hikayelere göre yapılır. Dijital video oyunlarında karakterler ve karakterlerin kostümleri çizgi film animasyon alanlarında uzmanlaşmış tasarımcılar tarafından yapılmaktadır. Bu bağlamda karakter kostümleri tasarlanırken moda ve tekstil tasarımı alanında bilgi ve birikimlerden minimum şekilde yararlanılmaktadır. Tezin konusunu belirleyen ihtiyaç da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Tez kapsamında dijital video oyun karakterlerinin tasarım süreci ile tekstilde kostüm tasarım süreci incelenerek farkları ve benzerlikleri ortaya koyulacaktır. Akabinde bu benzerlik ve farklılardan doğan sonuç neticesinde, dijital video oyunu karakter kostümleri moda tasarımı disiplini ile yeniden yorumlanacaktır.
Tekstil tasarımında mordan baskı uygulamaları ve haslık değerlerinin belirlenmesi
Mordan baskı tekniği literatürde çalışmalarına az rastlanan bir doğal boyama tekniğidir. Mordan baskı tekniğinin ilk örneklerine Hindistan'da rastlanmıştır. Bu teknikte mordan maddeleri kullanılarak baskı için macunlar hazırlanmakta ve kumaş yüzeyine baskı yapılmaktadır. Mordan maddeleri doğal boyamacılıkta doğal boyar madde ve boyanan lif, iplik ve kumaş arasında bağlayıcı olarak kullanılmaktadır. Mordan baskı tekniğinde boyar madde olarak doğal boyamacılıkta kullanılan bitkiler ile boya işlemi gerçekleştirilmektedir. Doğal boyamacılıkta kullanılan bu bitkilerden bazıları gıda atığı olarak elde edilebilmektedir. Çalışma kapsamında demir sülfat ve şap mordan maddeleri ile doğal boyamacılıkta kullanılan gıda atıklarından nar kabuğu, sarı soğan kabuğu, mor soğan kabuğu ve avokado çekirdeği boyar maddeleri baskı uygulamaları için seçilmiştir. Seçilen mordan maddeleri ve boyar maddeler kullanılarak baskı uygulamaları için baskı macunları hazırlanmıştır. Baskı macunları pamuk ve keten kumaşlar üzerine basılmıştır. Uygulanan baskıların 20 tanesinin yıkama haslık değeri ölçülmüştür. Haslık değerleri 3 ve üzeri olan baskı uygulamaları doğrultusunda üç boyutlu tasarım programları kullanarak ev tekstili alanı için ürün tasarımları hazırlanmıştır. CLO 3D giysi tasarım programı ve illustrator programları üç boyutlu tasarımların oluşturulması için kullanılmıştır. Hazırlanan mutfak tekstili tasarımları arasından bir koleksiyon hayata geçirilmek üzere seçilmiştir.
Organik tekstil tasarımının günümüz hazır giyim sektöründeki önemi, işleyişi ve örnek bir koleksiyon sunumu
Sürekli gelişmekte olan dünyada artan çevre ve insan sağlığı duyarlılığı temelinde ortaya çıkan organik üretim, öncelikle gıda sektöründe büyük bir ivmelenme yaşayarak kısa bir süre içerisinde tekstil sektöründe de kendini göstermiştir. Organik tekstil ürünleri, organik tarım konseptine dayalı, çevreye ve insan sağlığına zarar veren kimyasal veya genetiğiyle oynanmış girdiler içermeyen organik hammaddelerle üretilerek belirli organik standartlara göre kontrol ve sertifikasyon sürecinden geçen tekstil ürünlerini ifade etmektedir. Bu çalışma organik kavramından yola çıkarak organik tarımı, organik üretimi ele almıştır. Bu dayanağın üzerine organik tekstil ürünleri hammaddeleri, üretim ve işleme süreçleri, tabi olunan standartlar, kontrol ve sertifikasyon süreci kapsamlı bir şekilde tartışılmıştır. Çalışmada, organik üretim süreci ve organik ürünlere yönelik satın alma davranışları incelediğinden organik kavramı hem üretici hem de tüketici açısından incelenmiştir. Organik tekstil ürünleri özelinde temel talebin ve satın alma eğilimlerinin nedenleri incelendiğinde ağırlıklı olarak çocuk ve bebek tekstil ürünlerinde organik pamuğun tercih edildiği görülmüştür. Araştırmanın son bölümünde incelenen verilerin ışığında ve bunlara paralel olarak çocuk ve bebek organik tekstil koleksiyonu sunumu yapılmıştır. Bebek giyiminde dikkat edilmesi gereken özellikler detaylı olarak incelenmiş, tasarım hazırlık aşamasında trend ve tüketici analizleri yapılmıştır. Ayrıca organik bir koleksiyon hazırlık sürecinde izlenilmesi gereken aşamalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Organik pamuk, organik tekstil ürünleri, satın alma davranışları, bebek koleksiyonu.
Venedik karnavalı seramik maskelerinin sosyolojik açıdan incelenmesi ve uygulama çalışmaları
Venedik Karnavalı, her sene Venedik'te kutlanan gelenekselleşmiş en ünlü karnavallardan biridir. Maskeleriyle ve kostümleriyle ön plana çıkan karnavalın, bu çalışmada incelenmesinin amacı sosyolojik açıdan karnavalların toplumlar arasında neden önemli olduğu, tarihçeleri ve seramik maskelerinin ifadelerinin gerçek yüzler olarak uygulamalara aktarılmasıdır. Maskelerin geçmişi, ne amaçla kullanıldığı, tiyatrodan, festival ve karnavallara kadar nasıl bir sembol haline geldiği açıklanmaktadır. Seramiğin oluşmasında kullanılan kil şekillendirilebilen bir malzemedir. Seramiğin üzerine yapılan sır işlemi ise maske üzerindeki ifadelerin verilebilmesi için elverişlidir. Uygulama çalışmaların da ise, alçı kalıpla modellenmiş ve dökümü yapılmış el yapımı seramik ve kağıttan yapılmış maskelere giydirilmiş kostümler yapılmıştır. Amaç tuvaller üzerinde Venedik karnavalı havası yaratarak maske ve kostümleri tekrar yorumlamaktır. Maskelerin altında ki gerçek yüzlerin çalışılan maskelere yansıması, çıkış noktaları bakımından geçmiş ve günümüz efsanelerini, karnavalın tarihçesini, sosyal farklılıkları yansıtmaktadır.
Orta Asya'dan günümüze Türklerde keçeden yapılmış çadır mefruşatı
"Orta Asya‟dan günümüze Türklerde keçeden yapılmış çadır mefruşatı" başlıklı yüksek lisans tezinde; geçmişten günümüze keçe sanatının, çadır yaşamının ve iç döşemesinin Türk Kültürü içerisindeki yeri ve önemine değinilmiştir. Keçenin ortaya çıkışı araştırılmış, Orta Asya‟dan günümüze keçe sanatının tarihsel gelişim süreci incelenmiştir. Ayrıca çadır kültüründe keçenin kullanım alanları ortaya konmuştur. Keçe yapımında kullanılan araç ve gereçler ile uygulanan yöntemler, keçe ürünlerde kullanılan ve bölgesel özellik bulunduran, renk, motif ve desenler de incelenmiş, sahip olduğu geleneksel değerler göz önünde bulundurularak, Türk toplumlarının ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli yöntemlerle bütünleştirilerek çadırın iç ve dış düzeninde, kıyafetlerinde ve günlük ihtiyaçlarında keçenin yoğun bir şekilde kullanıldığı görülmüştür.
Geleneksel şile bezinin günümüz kadın giysi modasına uyarlanması
Bu araştırmada oldukça köklü bir tarihe sahip olan Şile yöresine ait Şile Bezinin geçmişten günümüze yaşadığı değişimler ve günümüzdeki durumu anlatılmıştır. Antik Çağ'dan günümüze kadar pek çok egemenliğin hüküm sürdüğü ve bu çağlarda Artani- Hile olarak bilinen Şile'nin bizlere sunduğu kültürel miraslarından biri olan ve yaklaşık olarak 150 yıllık bir geçmişe sahip olan Şile Bezi incelenmiştir. 1920'lerden önce yün dokumacılığının da yaygın olarak görüldüğü Şile'de,1920'li yıllardan itibaren ipek dokumacılığına geçilmiş, 1940'larda ipek dokumacılığının maliyetli olması sebebiyle keten dokumacılığı tercih edilmiştir. Günümüzde Geleneksel Şile bezi %100 pamuk kıvrak (bürümcük) ve 20/1 numara iplik ile dokunmakta, isteğe göre 20/2 numara %100 keten veya %100 ipekli dokumalar da elde edilmektedir. Araştırmanın birinci bölümünde Şile ilçesinin tarihçesi, coğrafi yapısı ve Şile halkının sosyal yaşantısı ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise dokumacılık sanatının nasıl ortaya çıktığı, tarihsel süreci ve yaşadığı gelişmeler anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Geleneksel Şile bezi dokumacılığına giriş yapılmıştır. Bu bölümde Şile bezinin tarihsel süreci , kullanılan hammaddeler, dokuma öncesi ve sonrasında yapılan işlemler detaylı bir şekilde işlenmiştir. Son bölüm olan 4. bölümde ise Geleneksel Şile Bezinin günümüz kadın giysi modasına uyarlanması anlatılmıştır. Tasarlanan 6 parçalık kadın giysi koleksiyonu ve bu koleksiyon aşamalarını anlatan görseller dördüncü bölümde sunulmuştur. Günümüz kadın modasına uygun olması için 5 adet ana kumaş Şile Bezi olmak kaydıyla çeşitli malzemeler kullanılarak kumaş tasarımları hazırlanmış, seçilen kumaş tasarımlarından 5 parçalık kadın giysi koleksiyonu ortaya konulmuştur. Koleksiyonda 20/1 iplikle dokunmuş %100 pamuk Şile Bezi kullanılmıştır. Giysilerin tamamında renk olarak Şile Bezinin ham rengi olan kırık beyaz tercih edilmiştir. Şile Bezinin en önemli özelliklerinin başında gelen rahatlık ve ferahlık hissi koleksiyonda ön plana çıkarılmış, hazırlanan kadın giysi koleksiyonunda spor giyime uygun parçalar ortaya konmuştur. Bu çalışma ile unutulmaya yüz tutmuş olan Şile Bezinin günümüzde tekrar nasıl canlandırılabileceğine dair konu ile ilişkili kurumlarda çalışan kaynak kişilerle görüşmeler yapılmıştır.
Çokkültürlü toplumlarda giyimin kimlik inşasındaki rolü: Osmanlı-Türk modernleşmesi
Bu çalışmada komüniteryen bir çokkültürlülük üzerine inşa edilmiş Osmanlı millet (dinsel topluluk) sisteminde giyim yasalarının dinsel topluluklar arası farkları görünür ve sürekli kılmaya yönelik uygulanışının modernleşme hareketleriyle birlikte nasıl dönüşüme maruz kaldığı analiz edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, dinsel farklılığı görünür kılmayı hedefleyen sistemin çokkültürlülük paradigması bağlamında incelemesi yapılmış ve ardından da yurttaşların eşitliğini öngören Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini de içeren Osmanlı-Türk modernleşmesinin farklılıkları daha az görünür hale getiren sonuçları ele alınmıştır. Dolayısıyla, Osmanlı millet sistemi ve Türk ulus-devleti arasında doğrudan giyim-kuşam merkezli kimlik, çokkültürlülük ve milliyetçilik eksenindeki karşılaştırmaların azlığı, bu çalışmaya özgünlük değeri katmaktadır. Çok geniş bir coğrafyayı ve çok sayıda topluluğu kapsayan Osmanlı Devleti'nin giyim-kuşam çeşitliliğine odaklanan çalışma, İmparatorluğun başkenti olan İstanbul'la sınırlı tutulmuştur. Bu bağlamda, İmparatorluğun hâkim unsuru konumundaki Müslümanların yanı sıra İstanbul'da yoğun bir nüfusa sahip olan Ortodoks, Ermeni ve Yahudi milletleri incelenmiştir. 18. yüzyılda III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde başlayan modernleşme hareketi ile toplumsal değişim büyük bir ivme kazanmış, modernleşmenin kılık-kıyafet üzerindeki etkisi çarpıcı biçimde kendini göstermiştir. Bu nedenle, çalışmaya konu olan dinsel toplulukların geleneksel kıyafetlerini örnekleyen görsellerin çok büyük bir bölümü, 18. ve 19. yüzyıllardan seçilmiştir. Türkiye'de kılık-kıyafetin tamamen Batılaşması ya da evrenselleşmesiyle de Batı modası ile uyum sağlanmıştır. Bunun da Osmanlı ve Türkiye toplumlarında bireylerin kimlikleri üzerinde çarpıcı etkileri olmuştur. Bu etkilerin karşılaştırmalı analizi sonucunda komüniteryen çokkültürlülüğün modernleşme süreciyle modern ulus-devlete yerini bırakmasıyla, giyimin bireylerin kimliklerinin dışavurumunda ve toplumsal imgelemede daha az etkili hale geldiği sonucuna ulaşılmıştır.
Diyarbakır'da hazır giyim sektöründe markalaşmanın moda ve tasarım çalışmaları açısından önemi
Moda ve tasarım; ABD, Avrupa, Çin gibi küresel ölçekli ülkelerin pazarda etki sahibi olduğu bir alandır. Bu ülkeler içerisinde gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye'nin hazır giyim ve tekstil sektöründe söz sahibi olduğu görülmektedir. Markalaşma ve moda anlamında Türkiye'nin gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada yerel bir bölge olan Diyarbakır'da tekstil sektörüne yönelik durum ortaya konulmaya çalışılacaktır. Çalışmanın amaçları temel olarak Diyarbakır hazır giyim sektöründeki moda ve tasarım faaliyetlerinin durumunu öğrenmek, mevcut problemleri tespit etmek ve potansiyel dinamiklerini keşfetmektir. Bunlara ek olarak hazır giyim firmalarına ciddi anlamda değer katan markalaşma durumunu öğrenmek ve markalaşma için verilen teşviklerin yeterliliği katılımcılarla birlikte değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Diyarbakır'da yer alan ve hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren 9 adet markalaşmış firmanın sahipleri ile mülakat analizi gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda mülakat analizlerine ek olarak, Diyarbakır'ın makro durumunu değerlendirebilecek 2 adet röportaj yapılmıştır. Mülakat analizi sonucunda katılımcıların markalaşma eğiliminin olduğu tespit edilmiştir.Bu eğilimlerinin de en büyük sebebinin firmaların pazarda kalıcı ve belirgin yeredinmekile kurumsal olarak profesyonelliği arttırmak olduğu tespit edilmiştir. Ulaşılan bir diğer sonuç ise Diyarbakır'daki birçok firmanın moda ve tasarım faaliyetleri alanında tasarımcıların olmamasıdır. Bunun nedeni olarak tasarımcıların diğer illerden buraya gelmeyi tercih etmemesi ,ekonomik ve teknik anlamda yeterli bir zeminin olmaması olarak özetlenmiştir. Gerçekleştirilen röportajlarda ise yetişmiş insan kaynağının çok önemli olduğunu ve bunun gün geçtikçe Diyarbakır lehine arttığını vurgulamıştır. Son olarak firmaların finansal anlamda sıkıntı yaşadıklarını belirtmiş, verilen teşviklerin markalaşma ve tasarım alanlarında ilerlemek için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hazır Giyim, Moda ve Tasarım, Markalaşma, Diyarbakır , DTİOSB
1923-1950 yılları arası Cumhuriyet Dönemi kadın kıyafetleri
Cumhuriyet'in ilanıyla her alanda başlayan modernleşme, çağdaşlaşma hareketleri, kadının toplumsal statüsünün gelişimi ile birlikte kıyafetlerinde de değişikliklere sebep olmuştur. Bu araştırmada Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923-1950 yılları arası kadın kıyafetleri dönemlere ayrılarak incelenmiştir (1920, 1930 ve 1940'lı yıllar). Dünyada hala büyük ölçüde etkilerini gördüğümüz Batı (özellikle Paris) modasının, Türk kadını kıyafetlerine etkileri gözlenmiştir. Cumhuriyet Dönemi kadın kıyafetlerini incelemeye başladığımızda, kıyafetlerin, Atatürk devrimlerinden çok daha önce başlayan bir değişim hareketinin sonucunda modernleştiğini görüyoruz. Tanzimat'ın ilanıyla başlayıp, I. ve II. Meşrutiyet'in ilanıyla devam eden süreçteki, toplumsal gelişmeler, getirilen kanunlar ve yenilikler, Cumhuriyet kadınının kıyafetlerinin modernleşmesine zemin hazırlamıştır. Bu sebeple, Tanzimat Dönemi, Meşrutiyet Dönemleri ve savaşın etkileri ile oluşan değişimler de incelenmiştir. Araştırma 1950 yılı ile sınırlandırılmıştır. Bu dönemde moda, savaşın getirdiği olumsuz sonuçlara bağlı olarak Paris etkisinden çıkıp, daha çok Amerika etkisine geçerek, değişimler göstermiştir. Aynı şekilde 1950'li yıllarda Türkiye'de çok partili döneme geçiş olmuş, sanayileşmenin de başlamasıyla, kıyafetler Cumhuriyet'in ilk yıllarına göre farklılaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet, Osmanlı, Kadın Kıyafetleri, Moda, Modernleşme.
1980'lerden günümüze moda ve Türkiye'de moda fotoğrafçılığı
Cumhuriyetin ilanı ve kılık kıyafet devrimiyle beraber Türk halkının giyimi ve buna bağlı yaşam tarzında dünya modasına uygun çizgide değişiklikler meydana gelmiştir. Ayrıca Cumhuriyet döneminde kadının statüsünün değişmesi, birey olma hakkını elde etmesi ve kamusal alanda da yer edinmeye başlamasıyla beraber Türk modasında batı tipi gelişme daha da hız kazanmıştır. Cumhuriyet'in başlamasıyla Batı ile kültürel uyumu sağlamanın en doğru yollarından biri de dünya modasını tüm ülke olarak takip etmek kabul görmüştür. Dünyanın ünlü giyim markaları büyük kentlerde peş peşe mağazalarını açmakta, bu markaları taşıyan kıyafetlerle dolaşmak bir statü sembolü sayılmaktadır. 1980'lerde shirt, sweat-shirt, tight gibi İngilizceden dilimize yerleşmiş pek çok giyim eşyası, saç bantları, lastik ayakkabılar, eşofmanlar moda olmuştur. Kadınlar ise geleneksel olarak erkek egemenliğinde olan iş dünyasına el atmışlar, etek ya da pantolonla giydikleri abartılı vatkalarla kaldırılmış omuz ceketleri, kravatları ile genel moda resmine güçlü, profesyonel iş kadını imajına ait yeni kıyafetler sokmuşlardır. Moda artık elbiselerin stillerine bağlı olmaktan çıkmış, kumaş çeşitliliği modanın demode olma sürecini hızlandırıcı bir rol üstlenmiştir.1980'li yıllarda punk, vintage, kitsch gibi akımların popüler olduğunu görmekteyiz. Ayrıca kendi modasını özgürce yaratan toplum bireyleri sayesinde kendi modanı kendin yarat tarzı ortaya çıkmıştır.1990'lı yıllar da ise popülerlik kazanan akımlar; feminen, androjen, retro, bohem ve gotiktir. Sade ve vücudu kavrayan formlar, 90'lara damgasını vurmuştur. Dönemler ve giysiler yeniden sunulmakta, giyim parçaları kullanımdan kullanıma yer değiştirmekte, feminen diye kabul görmüş bir kumaştan yapılmış erkek ceketi, lüks parlak malzemeden yapılmış bir spor ayakkabı, gece elbisesinin üstünde altı çizilerek kullanılan teknik bir detay... Artık hiçbir malzeme tek bir cinse özel değildir! 1980–2000 dönemi imaj çağı olarak tarihe damgasını vurmuştur. Günümüzde bilim ve teknolojideki gelişmelerle ülkemizde moda ve moda fotoğrafçılığı birbirini destekleyen birer endüstri şeklini oluşturmuştur. Moda ve moda fotoğrafçılığının 1980 dönemiyle Türkiye'de nasıl bir gelişim sürecine girdiğini aydınlatmak ve bu ikilinin içerdiği konulardan söz etmek amacıyla bu çalışma ortaya çıkarılmıştır. İlerleyen zaman içerisinde moda ve moda fotoğrafçılığı ile ilgili yapılacak çalışmalara yol gösterilmesi düşünülmektedir.
Stil ikonlarının modanın gelişim süreçlerine etkileri
İnsanlar konuşmayı öğrenmeden önce dünyayı görerek öğrenmeye başlar. Görmeyi öğrenmeyle başlayan bu süreç, uygulamaya başlandığından itibaren başka bir deneyime dönüşür. Stil ikonları, hem sektörleri hem de toplumları etkileyerek, görünenin uygulamaya geçmesinde etkilidir. Günümüzde görselliğin öneminin artmasıyla ve farklı kuşakların bir arada yaşama zorunluğuyla birlikte ortaya eski ile yeninin karışımı çıkmaktadır. Bu sentezle birlikte etkileşim ve değişim bir döngü haline gelmektedir. Bu döngü ise, toplumları, sektörleri, iş hayatını, sosyal hayatı, siyaseti, tarihi kısacası tüm dünyayı kapsamaktadır. Moda, insan hayatına dokunan tüm alanlarda var olan bir olgudur ve stil, modanın olmazsa olmazıdır. Görselliğin öneminin arttığı bu dönemde de özgünlüğün ve farklı kültürlerin, benzer olanlardan daha uzun ömürlü olduğu hatta bazen zamansız olduğu görülmektedir. Önemli kimliklerin yaşamları, toplumları etkilediği gibi, sektörleri ve buna bağlı olarak alışkanlıkları da etkilemektedir. Etki ve tepki süreci değişimin ön adımıdır. Günümüzde eskisinden çok daha hızlı ilerleyen moda sektörü, bu hıza özgün ve farklı olan tüm kimliklerden, gelişimini ve ilerlemesini sürdürmek adına yararlanmaya devam edecektir. Anahtar Kelimeler: Moda, Stil, İkon
Hazır giyimde renk faktörünün tüketici davranışları üzerindeki psikolojik etkisinin araştırılması
Hazır giyim alışverişinde tüketici davranışını etkileyen temel faktörler kişisel, sosyo-kültürel, ekonomik ve psikolojik faktörlerdir. Açıklanması en zor olan psikolojik faktörlerin doğru analiz edilmesi, tüketici davranışlarının anlaşılması yönünde son derece önemlidir. Algılama, psikolojik faktörlerin temelini oluşturmaktadır. Tüketici ile ürün arasındaki ilk bağ görsel etkilerin fark edilip algılanması ile olmaktadır ki, görme duyumuzu etkileyen en önemli faktör ise renktir. Her insan renkleri aynı görüp aynı algıladığı halde etkileri farklıdır. Bu etkiler kişinin cinsiyetine ve diğer demografik özelliklerine ve içinde bulunduğu ruhsal duruma göre farklılık gösterir. Renklerin insan yaşamında özel bir anlamı olup düşünce sistemimizi anında değiştirebilme özelliğine sahiptir. Bu açıdan bakıldığında renkler tüketici satın alma davranışlarını da önemli oranda etkileyebilme özelliğine sahiptir. Rekabetin yoğun yaşandığı günümüz ortamında, mağazalar, markalar ve ürünler oldukça çoğalmıştır. Tüketiciler hiç olmadığı kadar çok seçenekle karşı karşıyadırlar. Bu çeşitlilik ortamında tüketicileri alışverişe yönelik olarak harekete geçirmede duygularını, başka bir ifadeyle psikolojilerini etkileyebilmek çok önem kazanmıştır. Bu noktada renk faktörünün psikolojik etkisini tüketicilerin dikkatini çekebilecek şekilde ustaca kullanabilmek önemli bir ihtisas alanı haline gelmiştir. Bu tez çalışmasının amaç ve hedefleri çerçevesinde genel anlamda tüketici, tüketici davranışları, tüketicinin satın alma tercihlerine etki eden faktörlerin yanı sıra renk ve renk psikolojisi, renk faktörünün satın alma davranışını nasıl etkilediğine yönelik alan çalışmasıyla tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler:Tüketici, Tüketici Davranışları, Tüketici Satın Alma Davranışlarını Etkileyen Faktörler, Renk, Renk Psikolojisi, Rengin tüketici davranışına psikolojik etkisi.
Türkiye'de gelinlik tasarımı ve aksesuarlarının kültürlerarası gösterdiği farklılıklar üzerine bir inceleme
Türkiye coğrafyası geçmişten günümüze uzanan süreçte çok sayıda topluma ve medeniyete beşiklik etmiş, bunun sonucunda farklı kültürlerin birbirleri ile iletişim kurmasına ve kaynaşmasına, toplumsal yapıda yeni dinamiklerin oluşmasına ve gelişmesine olanak sağlamıştır. Bunun sonucunda günümüz Anadolu coğrafyasında Hitit ve Frigya kültürüne daha sonraki süreçte Doğu Roma Kültürü ile Bizans kültürünün etkilerine rastlamak son derece doğaldır. Sonraki yüzyıllarda Selçuklu ve Osmanlı kültürü toplumsal yaşamı önemli ölçüde etkilemiş, yeni bir toplumsal kültürün ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Bununla birlikte, hiçbir kültür bir önceki kültürden bağımsız olarak gelişme göstermez. Her bir kültür önceki kültürlerden etkilendiği gibi kendisinden sonraki kültürleri de büyük ölçüde etkileyerek gelişmelerini sağlamıştır. Öte yandan, Anadolu coğrafyası üst kimliklerin yanı sıra farklı alt kültürlerin de varlığına imkân sağlamıştır. Etnik açıdan bakıldığında çok sayıda etnik grup ve kültürün bu topraklarda gelişimini sürdürdüğü görülebilmektedir. Diğer yandan bu etnik kültürler kendi varlıklarını her dönemde sürdürdükleri gibi, diğer kültürlerden de farklı düzeylerde etkilenmişler ve diğer kültürleri de aynı şekilde etkilemişlerdir. Toplumsal yaşamda gözlemlenen gelişmeler günlük yaşama ilişkin birçok faktörü etkileyebilmektedir. Bunlar arasında günlük alışkanlıklar, törenler, toplumsal ritüeller sayılabilmektedir. Bu kapsamda kültür kavramı toplumların ve grupların kıyafetlerine kadar etki edebilmektedir. Özellikle etnik grup ve yapıları kültürel açıdan bir arada tutan evlilik, bayramlar ve cenaze gibi törensel, nitelikli günlerde kullanılan kıyafetler, geçmiş ve içerisinde bulunulan dönemi yansıtabilmekte, bu grupların kültürlerinin bir göstergesi olabilmektedir.
Takkeci İbrahim Ağa Camisi çinilerinin günümüz kumaş deseni tasarımına uyarlanması üzerine bir araştırma
XVI. yüzyıl ve XVII. yüzyıl arasında Osmanlı Devleti her alanda olduğu gibi sanatta da en parlak dönemini yaşamış, günümüze kadar gelen, eşsiz eserler kazandırmıştır. Bu yüzyıllar arası yapılan mimari eserlerde, Geleneksel Türk El Sanatlarının en güzel örnekleri ortaya çıkmıştır. Cami, saray, kervansaray, çeşme, türbe gibi yapıların iç ve dış süslemelerinde kullanılan çiniler dönemlerinin ihtişamını yansıtmaktadır. Konumuz olan bu çiniler sır altı tekniği ile yapılmış, uygulama yerlerine göre saray nakkaşhanelerinde desenlendirilmiş, İznik ve daha sonra Kütahya en önemli imalat yerleri olmuştur. Dönemin, en güzel çini örneklerini görebileceğimiz Takkeci İbrahim Ağa Caminin, (Arakiyeci İbrahim Ağa, Takkeci İbrahim Çavuş Camisi diye de anılır) (1591) çini panolarının motif özellikleri kullanılarak hazırlanan özgün, tekstil tasarımları, araştırmanın geçmiş ile gelecek köprüsünü oluşturma çabasıdır. Bu çalışmada, Osmanlı Çini Sanatı'nın görsel bir anlatım dili olduğu ve bu dilin günümüz tasarımcıları tarafından kabul görmesi, dolayısıyla caminin tanıtımına katkıda bulunulması hedeflenmektedir.
Maximalism and fashion
Maksimalizm sanat akımı, minimalizme tepki olarak 1980 yılında ortaya çıkmış bir sanat ve fikir akımıdır. Bu akımda, yalınlıktan uzaklaşılarak, yoğun, abartı ve karmaşıklığa yönelim olmuştur. Maksimalizm, seramik, resim, giyim modası, heykel, edebiyat, aksesuar modası, müzik gibi alanları etkisi altına almıştır. Araştırmada; akımın, giyim modası, aksesuar modası ve sanattaki yerinin yanı sıra, klasik sanat ve çağdaş sanat akımları, akımlarda yer alan dönem sanatçılarının ifade biçimleri ve sanatçıların yapıtlarından etkilenme durumu ile tasarım öğelerinden ölçü-oran, doku, aralık ve renk etkileri incelenmiştir. Ayrıca maksimalist eğilimde giysi, aksesuar tasarımı yapan moda tasarımcılarına ve tasarım örneklerine yer verilmiştir. Araştırma, uygulamaya yönelik hazırlanmıştır. Bu çerçevede, akımın "less is bore" felsefesi ve günümüz moda trendleri harmanlanarak, üç ayrı parçadan oluşan elbise tasarlanmıştır. Bu tasarımlardan bir tanesi seçilerek uygulamaya geçilmiştir. Araştırmada moda tasarımcıları ve markaların klasik sanat, çağdaş sanat akımlarından, akımlarda yer alan sanatçıların ifade biçimlerinden, sanatçıların yapıtlarından ve akımının özelliklerinden etkilendiği, aksesuar tasarımında, ölçü-oran arttırılarak abartıya gidildiği, giysi tasarımında ise, renklerin, karmaşık, yoğun doku ve fazla aralık olmayan desenler ile harmanlandığı sonucuna varılmıştır. Günümüzde de akım, giyim ve aksesuar tasarımında olduğu gibi, birçok alanda da etkisini sürdürmeye devam ettiği görülerek, ulaşılan sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Maksimalizm, moda tasarımcıları, sanatçılar.
2000 yılı itibari ile moda-sanat etkileşimi
Sanatçılar, tasarımcılar ile yeni fikirleri keşfetmek, pazarlarda bulunmak ve iş birliği yapmak için arayış içerisine girmiştir. Son zamanlarda bu iş birlikleri bir yandan ivmeli olarak gelişmekte bir yandan da geniş kitlelere yayılmaktadır. 21. yüzyılın başlarından itibaren moda, sanatsal bir bağlamda sergilerde, çağdaş sanat galerilerinde ve geleneksel sanat müzelerinde yerini almaktadır. Günümüz çağdaş modanın bu yönüne katılan önemli sanatçılar, hem moda evlerinin ve müzelerinin yaratıcı çalışmalarını üstlenmiş, hem de mağazalarını gittikçe sanat galerilerine veya minyatür müzelere benzeterek sanat ve moda arasındaki çizgiyi muğlak hale getirmişlerdir. Moda markalarının sanatsal stratejilerinin ve sanatsal yönlerinin belirgin olduğu moda sergileri, moda şovları performansları, moda binaları, işbirlikçi ürünleri ile daha geniş bir alana yayılmıştır. Butikler ve alışveriş merkezleri müze estetiğine uygun biçimde tasarlanmış, ürünler birer sanat nesnesi gibi sunulmuştur. 21. yüzyıl başlarından itibaren moda, "yatırım parçası" ya da "sınırlı sayıda" gibi terimlerle de sanat dilini kullanmaya başlamıştır. Bu çalışmada hem modanın bir sanat olduğunu hem de sanatın 2000 yılından itibaren, moda ile hangi alanlarında etkileşime girdiği örnekler verilerek analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: moda ve sanat etkileşimi, müze, mağazalar, vitrinler, moda gösterileri.
2020-2021 COVID-19 pandemi dönemi'nin moda sektörü kadın giyim tasarımına, tedarik ve satın alma alışkanlıklarına etkileri
Dünya üzerinde ekonomi ve sağlık sektöründe yaşanan en büyük tahribatlardan biri olarak gösterilen Covid-19 pandemisinin tekstil ve moda sektöründe de oldukça büyük sorunlara yol açtığını söylemek mümkündür. Araştırma içerisinde; pandeminin tekstil sektörüne etkileri, 2020-2021 giysi modası - renk tercihleri, marka iletişimi - defile sunumları ve bireylerin pandemi sürecindeki satın alma alışkanlıkları değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulgularında; pandemi döneminde hem bireysel hem de şirketler nezdinde dünya üzerindeki başta tekstil sektörü olmak üzere birçok sektörde ve toplumsal düzeyde üretim ve tüketim sistemlerinin sorgulandığı görülmüştür. İlk bir sene bireyler harcamalarında keyfi olanları eleyip daha çok ihtiyaç doğrultusunda alışveriş yapmaya yönelmişlerdir. Tekstil sektöründe pandeminin ilk 6 ayı üretim, perakende ve ihracat anlamında oldukça zor geçmiştir. Sonraki aylarda ise satış ve ihracat hacmi ikinci dalgaya kadar bir önceki yılın aynı ayına göre ivme kazanarak artış eğilimine girmiştir. İkinci dalga Covid-19 salgını ile düşüşler 2020 yılının ilk 6 aylık sürecine göre daha kısa süreli ve daha az oranlarda seyretmiştir. Bununla birlikte e-ticaret ve dijital dönüşüm hız kazanmış; markalar kapanan perakende mağazalarının boşluğunu çevirim-içi alışveriş platformlarında gerek kampanya gerekse çeşitli indirimler yaparak kapatmaya çalışmıştır. Pandemi döneminde yapılan anket ve araştırmaların çoğundan çıkan ana sonuç bireylerin yarısından fazlasının pandemi itibariyle internet üzerinden alışveriş yaptıklarını göstermektedir. 2020-2021 kadın giysi modasında sezonlara genel olarak bakıldığında; pandemi öncesi kurgulanmış olan 2020 İlkbahar/Yaz sezonu daha çok rahat giyim ürünleri ile ön plana çıkarken, pandemi döneminde tasarlanan 2020-2021 Sonbahar/Kış ve 2021 İlkbahar/Yaz sezonlarında rahat modellerin yanı sıra pandeminin yavaşlaması ve sokağa özlemden kaynaklı daha şık ve sokak stiline daha uygun trendlerin benimsendiği görülmüştür. Bu sonuç ile paralel şekilde tasarımlarda kullanılan kumaşların da sürecin ilk sezonunda daha spor ve esnek iken sonraki sezonlarda daha çeşitli bir nitelik kazandığını söylemek mümkündür. Renk tercihlerinde ise, genel olarak canlı renklerin kullanıldığı; bireyleri neşeli, dengeli ve huzurlu hissettiren renklerin moda haftalarına yansıdığı görülmektedir. Markalar pandemi sürecinde tüketiciler ile iletişimde değişikliklere gitmiş ve moda haftaları ve marka defileleri gibi önemli iletişim kanallarını dijitale taşımaya yönelmişlerdir. Kimi zaman film gösterimi veya defile video kaydı, kimi zaman reklam kampanyası, kimi zamansa tamamen dijital 3D programlar kullanılarak sunumlar gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Moda, Covid, Pandemi, Tasarım, Tedarik, Perakende
19. yy'dan günümüze İstanbul itfaiyecilerin tarihi ve giysilerinin günümüze kadarki değişimi
Giysiler, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra ekonomik durum, toplumsal konum, meslek ve benzeri çok fazla unsuru yansıtan bir araç olarak da anlam kazanmaktadır. Meslek grubunu en iyi yansıtan giysiler ise şüphesiz üniformalardır. Üniformalar, aynı işi yapan kişilerin kılık ve kıyafetlerinde birlik ve beraberliği sağlamak, bir kıyafet standardı getirmek, yeri geldiğinde mesleğin içeriğine bağlı olarak kişinin bedensel bütünlüğüne ve becerilerine destek olmak için kullanılmaktadır. Çalışmada tarihsel kronolojiye paralel şekilde öncelikle itfaiye ile ilgili kavramlar incelenmiş; sonrasında Osmanlıdaki ilk itfaiye müdahale grubu olarak nitelendirilebilecek Tulumbacılar döneminde giyilen kıyafet ve müdahale yöntemleri, Cumhuriyet öncesi Szechenyi Paşa ile Askeri İtfaiye Dönemi giysi ve ekipmanları, günümüz İstanbul itfaiyesi giysilerinin üniformalaşma süreci ele alınmıştır. Günümüzde itfaiye üniformaları özellikle de teknolojinin yardımıyla müdahale edeni alev, yüksek sıcaklık gibi tehlikelerden korumakta ve rahat hareket etmesine destek olmaktadır. İstanbul'un ilk organize yangın müdahale teşkilatı olan tulumbacıların giysileri kurumsal bir üniforma görüntüsünden uzak, müdahale edeni yangın tehlikesinden korumayan bir nitelik sergilemektedir. Süreç içerisinde Szechenyi Paşa öncülüğünde bu teşkilat disiplin altında kurumsallaşmış ve daha koruyucu üniformalar kullanmaya başlamıştır. Bu teşkilat geleneği ve üniformalarında küçük değişiklikler olsa da 1990'lı yıllara kadar devam ettiğini söylemek mümkündür.1990'lı yıllardan itibaren teknolojinin gelişmesiyle koruyucu ve yanmaz kumaşlardan modern üniformalar üretilmiş ve kullanılmıştır. Bu üniformalar önceki dönemlere göre kullanışlı ve koruyucu olmakla beraber hala yanmazlık, vücudun nefes alması ve rahat hareket etmesi, rahat ve daha kısa sürede giyilebilmesi, beden ve üniforma arasındaki nem dengesinin ayarlanması vb. unsurları açısından araştırmalara devam edilmesi gerektiğini söylemek mümkündür.
Kraliçe Viktorya Dönemi giysilerinin günümüz kadın modasına etkisi
19. yüzyılda yaklaşık 64 yıl süren Kraliçe Viktorya Dönemi, İngiltere'nin ekonomik ve teknik açıdan oldukça geliştiği; ancak sosyal açıdan, özellikle de kadınların oldukça zorlayıcı ve kısıtlayıcı kurallar ile şekillendirilmeye çalışıldığı bir dönem olarak ifade edilir. Kadınlar, sosyal hayatta söz sahibi olmadıkları gibi bedenlerini de çeşitli giysiler ve davranış kalıpları ile dönemin kurallarına uygun şekilde kontrol altına almak zorunda kalmıştır. Kadınsı vurguları öne çıkan bir görünüme sahip olmak için korse kullanarak daha ince belli görünmeye çalışmış, kalça ve göğüs kısmını ön plana çıkarmış, omurga kısmını dik tutarak sağlıklı olduğu görüntüsünü vermiş; tüm bunları yaparken de süslü ve gösterişli bir görüntü sergilemek durumunda kalmıştır. Kraliçe Viktorya döneminde hız kazanan sanayi devrimi tekstil sektörünü de dönüştürmüş; bu dönüşüm dönemin kadın giysi modalarını da etkilemiştir. Dönem giysilerinin yanı sıra kraliçenin gelinliği ve eşinin ölümünden sonra giydiği yas giysileri de hem o zamanın hem de günümüzün giysi modalarına esin vermiştir. Giysi modası, önceki dönemlerden ilham alarak çağın ruhu ile beraber bu ilhamların yorumlanması sonucu özgün ve yaratıcı bir nitelik kazanır. Bu çerçevede Kraliçe Viktorya döneminin yansımalarını günümüz kadın modası giysilerinde hem hazır giyim hem de abiye koleksiyonlarda gözlemlemek mümkündür. Geçmişin modalarının sosyolojik, ekonomik ve toplumsal temelleri bugününkünden farklı olabilmekle beraber benzer estetik unsurlar giysilerde çağına uygun yorumlarla yer alabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Viktorya Dönemi, Moda, Elbise, Kadın, Ahlak
Antalya yörükleri'nde ipek böcekçiliği ve gılamık dokuma
İpek dokusu, parlaklığı, zarafeti gibi birçok özelliğiyle yüzyıllardır zenginliğin sembolü olmuş doğal bir tekstil lifidir. Çin'de başlayan ipek böcekçiliği zamanla dünyaya yayılmış ve Anadolu topraklarına da ulaşmıştır. Günümüz Türkiye toprakları çok çeşitli kültürlere ev sahipliği yapmış, köklü bir geçmişe sahip olan bu bölgede yer almaktadır. Akdeniz ticaretinde önemli bir liman olan Antalya'nın, Toroslarında bulunan İbradı ilçesi Ormana mahallesi Antik Çağlar'dan beri çeşitli topluluklara ev sahipliği yapmış; Akdeniz'i Anadolu'ya bağlayan konumuyla, ticaret (kervan) yollarının geçtiği önemli bir bölge halini almıştır. Bölgenin çok kültürlü yapısı günümüze gelindiğinde Yörük kültürü şemsiyesi altında birleşmiş ve bu karma kültürün en değerli somut varlıklarından birisi olan Gılamık kumaşı günümüze kadar ulaşmıştır. Akdeniz bölgesindeki Yörük kültürü incelendiğinde Yörüklere has kıl ve keçe kullanımından farklı olarak ipek kullandıkları ve Gılamık isimli kumaşı dokudukları görülmektedir. Bezayağı dokuma örgüsü ile dokunan, ortalama 50-55 cm enindeki bu kumaştan iç gömleği, baş örtüsü ve ev tekstilinde kullanılan çeşitli örtüler yapılmaktadır. Günümüzde eski usul geleneksel dokuma yöntem ve malzemelerinin yanı sıra daha yeni tezgahlarda daha zahmetsiz ve maliyetsiz elde edilebilen pamukla devam edilmektedir. İçeriğinde kullanılan ipek, pamuk, keten gibi malzemeler ve seyrek yapısı ile doğal, nefes alan ve sağlıklı bir üründür. Gılamık kumaşı çoğunlukla ham renkte ve çizgili olarak dokunmakta; yeri geldiğinde renklendirilerek çeşitli nakışlar, saçak ve firkete gibi dekoratif ögelerle süslenmektedir. Bölgedeki ipek böcekçiliği ve Gılamık dokuma kültürünün izlerinin araştırıldığı çalışma bu dokumadan hazırlanan yerel ve çağdaş ögeleri harmanlayan bir koleksiyon çalışması ile sonuçlandırılmıştır. Arşivlemenin oldukça zayıf olduğu Anadolu topraklarında günümüzde de oldukça sınırlı miktarda dokunan bu geleneksel kumaşın gelecek nesillere aktarılması amaçlanmaktadır.
Hollywood sineması kostüm tasarımlarının yılın moda trendlerini belirlemedeki rolü
Moda tasarımcılarının dünya gündemini oluşturan konuları takip ederek, kişisel yetenekleri ile yorumladıkları ürünleri toplumun beklentilerine sunmaları konsunda sinema, önemli bir unsur olarak karşımıza çıkar. Bu araştıma, sahne sanatlarından, özellikle Hollywood sinemasında kullanılan kostüm tasarımlarının farklı dönemleri ele alınarak, değişen moda kültürünü, kıyafetlerden topluma yansımasını ve karşılıklı esinlenmelerini izleyerek o yılın trendlerini belirlemedeki rolünü açıklamayı amaçlamaktadır. Bu yolla, karakterlerin vermesi gereken mesajı, izleyiciye aktarmada senaryoyu desteklemek için tasarlanan kostümün, o yılın moda trendlerine nasıl ışık tuttuğunu ve belirleyici bir faktör olarak ön sırada yerini aldığını göstermektedir. Yapılan çalışma, sinema filminde geçen karakterlere en uygun şekilde nasıl kostüm tasarlanabileceği ve bu kostümlerin nasıl daha etkili bir hale getirilebileceği hakkında ipuçları verir. Bu etkiler ne denli güçlü ise, o denli toplum üzerinde etki kazanır ve moda trendleri dediğimiz algıda söz sahibi olur. Tez çalışmasından elde edilecek sonuçların özellikle; farklı fikir ve ideolojilerin, gündemdeki sorunların, modacı ve belki de senarist ve yapımcıların dünyaya vermek istedikleri mesajları kostüm tasarımlarıyla sunuş şekilleri, bu gösterimin insanlar üzerinde nasıl etkili olabileceği, bir filmle trendlerin ve moda sektörünün nasıl yönlendirilebileceği anlatılmak istenmektedir.
Anadolu el örme sanatının günümüz kıyafet tasarımına uyarlanması
İnsanlar asırlar boyunca barınma, yeme ve örtünme ihtiyaçlarını karşılamak için doğanın imkânlarından yararlanmışlardır. İnsan avladığı hayvanın derisinden, tüyünden, kemiğinden veya etrafta bulunan bitkilerin kabuğundan, dalından çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için kullanmıştır. Hayvansal ve bitkisel liflerden zaman zaman madensel liflerden iplikler üretmiştir. Bu ürettiği ipliği doğal yollarla boyayıp ihtiyacına yönelik olarak dokumuş ve örmüş ve bu ürünlerde teknik becerisi geliştikçe yaptığı ürünü süslemiş, çeşitli anlamlar yüklemiştir. Geçmişten günümüze ülkemizde yapılan şiş ve tığ örücülüğü incelediğinde, desen özellikleri, diğer el sanatlarında kullanılan desen özelliklerine benzerlik göstermektedir. İnsanlar, desenlemede doğada bulunan bitkileri, hayvanları ve çeşitli formları ele almış, birebir kopyalamış veya stilize ederek ürünlerini süslemede kullanmıştır. Bazı desenler sadece süsleme amacı güderken, bazı desenler birçok anlamı ifade etmektedir. Özellikle tığ oyaları ve el örgüsü çoraplar Anadolu'da sözsüz iletişim aracı olmuştur. Araştırmada, geleneksel el sanatlarımız arasında olan el örgüsü ve tığ işlerini teknik, desen araç yöntemleri olarak incelemek, çağdaş tasarımlara dönüştürmek, günümüzde kullanımını arttırmak ve gelecek kuşaklara kaynaklık etmek hedeflenmektedir.
Sasani Dönemi tasarımlarının el dokuma kumaşlar üzerine etkisi, Zerbeft kumaşları vaka çalışması
İran'ın özellikle saray el dokuma atölyelerinde üretilen Zerbef ve ipekli kumaşları sanat ve kültür tarihinde büyük etkiler yaratmıştır. Bu geleneksel sanat eski zamanlarda İran padişahları döneminde sarayın önemli kısımlarında yer almıştır. Kralın emri ile böyle kumaşlar üretilmektedir. Sasani döneminde siyaset ve sanat alanlarında güçlü bir yeri bulunmaktadır. Sasani dönemi sanatında, duvar gravülleri, mimarlık, metal işleri ve el dokuma kumaşlar yüksek seviyelere gelmiştir. Son dönemlere kadar etkisini gösteren eserler arasında, Sasani Zerbeft kumaşları bulunmaktadır. Sarayın sanatı özel atölyelerinin biri sayılmaktadır. Padişahlar ve saray mensupları kendi giyimleri için veya bir başka kişiye hediye etmek için üretimin siparişi vermekteydiler. Zarbeft kumaşların tasarım ve üretim gelişme yolu tüm dönemlerinde değişiklikler geçirmiştir, İran'ın usta sanatçılarının yeni yöntemler bulması ve tasarımlar oluşturmaları ile muhteşem ve zarif eserler ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Bu araştırmada yapılanlar: Sasani döneminden sonraki dönemlerin sanatçılarının zerbeft ve ipekli kumaşlar üzerindeki tasarım ve motiflerden etkilendikleri ve kendi yöntemlerini geliştirdikleri gözlemlenmiştir. Günümüzde ünlü motiflerden biri olan Rumi motifi gibi sasani dönemindeki kumaşlarda motiflerin tasarımı ve üretilmesi, çeşitli üretim yöntemlerini ve motiflerin yaratıcı gücünü göstermektedir. Öyle ki sasani döneminden sonraki dönemlerde, özellikle safevi döneminde insan figürü hat motifi de zerbaf kumaşın tasarımlarında da yer almıştır. Zerbeft kumaşı üretimi zor, karmaşık ve maliyetli olduğunu için, bu tür kumaşlar zarif ve değerli kategorisinde yer almaktadır. Tez bir nitel araştırmadır ve tezin yazıları kütüphane kaynakları kitap, makale internet sitesi ve kumaş uzmanları, kumaş dokucusu, Geleneksel El Sanatları hocaları ve özel koleksiyon sahipleri ile mülakat olarak görüşülmüştür.
Sinop-Boyabat çevresindeki çerçeveli tezgahta uygulanan dokumalar
Dokumacılık sanatı, insanoğlunun tarihsel dönemde ortaya koyduğu çok eski sanat dalları arasında yer almaktadır. Dokumacılık sanatı insanoğlunun yaşamlarını sürdürdüğü bölgelere has kültürün ortaya çıkmasında önemli rol oynamıştır. Tarih öncesi devirlerden beri dokuma için çeşitli hayvan ve bitki içerikli kaynaklardan yararlanılmıştır. Pamuk, keten ve kenevir gibi bitki lifleri yıllarca başlıca naturel tekstil kaynaklarımızdan olmuştur. Bu bitkisel lifler el dokumacılığında da yoğun olarak yararlanılan materyallerden olmuştur. El dokumacılığı insanların gereksinimlerini karşılayarak bugünlere kadar kaybolmadan gelen önemli sanatlarımızdan biridir. Anadolu'daki geçmişten gelen bu köklü el dokumacılığının önemli yerlerinden biri de Sinop ve çevresidir. Sinop da bulunan Boyabat ve Durağan ilçesinde yöreye ait iki farklı dokuma örneği görülmektedir. Boyabat ilçesinde dokunan çember ve Durağan ilçesinde dokunan mahrama ve peşkir el dokumacılık sanatının önemli örneklerindendir. Bu çalışmada Boyabat ve Durağan ilçelerinde geçmişten günümüze gelen bu dokumalar incelenmiştir. Bu yerleşkelerde özellikle alan araştırması yapılıp kullanılan materyal, teknik ve motifler nitelikleri ile sunulmuştur. Bu çalışmada el dokuması olarak dokunan mahrama ve peşkirin benzer özellik gösterdiği anlaşılmıştır. Eski devirlerde günlük yaşamda el ve yüz kurulamak için el yüz havlusu olarak yararlanmak için dokunan peşkirin, mahrama dokumasına göre daha uzun, ince ve gevşek dokunduğu saptanmıştır. Bununla beraber bu iki dokumanın ortak özelliği, kısa kenarlarının renkli ipliklerle geleneksel motiflerin işlendiği saptanmıştır.
Geleneksel Tamzara dokumasının incelenmesi ve giysi tasarımlarında kullanılması
Tez çalışması, geleneksel el dokumalarımızdan Tamzara Dokuması'nın teknik özelliklerinin bozulmadan günümüze ve hatta gelecek nesillere aktarılmasını ve yeniden hayata karışıp tozlanmış bir müze objesi olmaktan sıyrılmasını sağlamak temelinde yapılanarak yürütülmüştür. Yapılan literatür taramalarında pek az yer aldığı görülen ve bilhassa resmi kayıtlarda hiç rastlanılmayan Tamzara Dokuması'nın tanıtımı ve hatta coğrafi bir işaret olarak kullanılması da çalışmanın samimi bir temennisidir. Bu bağlamda, yerinde gerçekleştirilen alan araştırmaları ışığında tasarımı yapılan ve üretilen Tamzara Dokuması kumaşlar, çocuk giysi tasarımlarında kullanılarak tekstil sektörüne ve akademiye sunulmuştur. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Problemin Tespiti, Çalışmanın Amacı ve Önemi, Çalışmanın Metodolojisi kapsamında Sayıltılar, Çalışmanın Yöntemi, Evren ve Örneklemi kısımları ile çalışmanın genel hattı çizilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde Giresun İli, Şebinkarahisar ve Tamzara Mahallesi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Dokuma, tarihi ve gelişim süreci irdelenerek Tamzara Dokuması hakkında teknik özellikler, kullanım alanları, üretim parametreleri geniş çapta taranarak sunulmuştur. Son olarak Tamzara Dokuması ile ilgili önceki yıllarda yapılan projeler, defileler, sergiler ve basında yer alan haberler taranmış elde edilen veriler ile kavramsal çerçeve tamamlanmıştır. Üçüncü bölümde, tasarımın hikaye panosu, yapılan dokuma kumaş tasarımları, dokuma kumaşların üretim süreci, giysi tasarım çizimleri ve giysilerin üretilmesi aşamalarına yer verilerek çalışmada kullanılan "Materyal" ve "Metodlar" ortaya konulmuştur. Dördüncü bölümde; alan araştırmaları sonucu elde edilen Tamzara Dokuması kumaş örnekleri ve analizleri, üretilen tamzara dokuması kumaşlar ve kumaşların kullanılması ile üretilen çocuk giysi tasarımlarına yer verilerek çalışmanın "Bulguları" ortaya konulmuş ve yorumlanması ile de detayların altı çizilmiştir. Beşinci bölümde, araştırmadan elde edilen sonuçlara ve konu ile ilgili yapılan önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler; geleneksel dokuma, tamzara dokuması, giysi tasarımı, çocuk giysileri, moda
1970 sonrası teknolojik gelişmelerin moda ve tekstil sektörüne katkılarının araştırılması
Bu çalışmanın amacı, 1970 yılından sonra ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin tekstil ve moda sektörüne katkılarını araştırmaktır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle teknoloji, tekstil, moda ve tasarım kavramları açıklanmıştır. Sonra dünyada ve Türkiye'de tekstil sektörünün genel durumu incelenmiş ve sektörün tarihsel gelişimi kısaca anlatılmıştır. Ardından 1970 sonrasında ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin tekstil ve moda sektörüne katkıları incelenerek, teknolojinin tekstil ve moda sektöründeki önemi açıklanmıştır. Son olarak teknolojik gelişmelerin moda tasarımına yansımalarına örnek olabilecek yenilikçi tasarım örnekleri incelenmiştir. Sonuç olarak 1970 sonrası ve özellikle de yirmi birinci yüz yıl itibariyle oraya çıkan teknolojik gelişmelerin tekstil ve moda sektörüne önemli katkılarının olduğu, bu katkılar sonucunda tekstil ürünlerini sadece örtünme gibi temel ihtiyaçları karşılayan ürünler olmaktan çıkarak çok fonksiyonlu ve günlük hayatı kolaylaştırıcı bir nitelik kazandığı söylenebilir. Çalışmada veri tabanları belgesel tarama tekniği ile taranarak ilgili kaynaklara ulaşılmış; bilgiler görsellerle desteklenmiştir.
Örme makinelerinde aksesuar üretimi
İnsanlığın varoluşuyla birlikte ihtiyaçlarda çoğalmıştır. Bunların en başında yer alan örtünme ihtiyacıdır. İnsanlık tarihinin her döneminde temel gereksinim olan dokuma gibi giyimde kullanılan, kumaş yapısı dokuma, örme olarak ikiye ayrılır. Örme çok eski çağlara dayanır. Örme makinesi ilk 1539 yılında William Lee tarafından bulunmuştur. Endüstrinin gelişimiyle birlikte tekstilde kullanılan makinelerde oldukça ilerleme kaydedilmiştir. "Örme makinelerinde aksesuar üretimi'' başlıklı tez çalışması örme makinelerinde yapılan aksesuarların teknik açıdan incelenmesi ve değerlendirilmesini hedefler. Tez, giriş, örmenin tarihi, örme makinelerinin sınıflandırılması, örme makineleri ve çeşitleri, düz örme(triko) ve yuvarlak örme makinelerinde aksesuar üretimi için kumaş önerileri, aksesuarın tanımı, giyside ve ev tekstilinde kullanılan aksesuarlar ve tarihçeleri olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Tezin amacını, kapsamını ve yöntemini açıklayan giriş bölümünden sonra ikinci bölümde örmenin tarihi ve sınıflandırılması görsellerle desteklenerek açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, örme makineleri tanıtılarak, ayrıldığı sınıflar incelenmiştir. Bu bölümde makinelerin örmüş olduğu örgüler ve çeşitleri, fotoğraflarla desteklenerek anlatılmaktadır. Dördüncü bölümde ise, aksesuarlar incelenerek giyside aksesuar ve ev tekstilinde aksesuarlar araştırılarak açıklanmış, teknik açıdan değerlendirilip görsellerle ifade edilmiştir. Beşinci bölümde aksesuar üreten örme makineler araştırılarak görsellerle desteklenmiştir. Altıncı bölümde, örme makinelerinde üretilen kumaşların üretildiği yöntemler araştırılarak tasarım ve teknik açıdan değerlendirilerek fotoğraflarla desteklenmiştir.
İnovasyondaki gelişmelerin askeri ayakkabı tasarımına etkisi
Askeri ayakkabılar askerlerin sağlığını ve profesyonel performansını doğrudan etkileyen birer donanımdır. Askeri ayakkabıların askerin performansına ve sağlığına etkisi her ne kadar geçmiş yüzyıllarda fark edilmiş olsa dahi, dikkate alınmasında yirminci yüzyıldan itibaren kayda değer bir düzeyde artış olmuştur. Bu araştırmada "inovasyondaki gelişmelerin askeri ayakkabı tasarımına etkisi nasıldır?" sorusuna cevap aranmıştır. Araştırma, betimsel türde yapılmış nitel desenli tarama modeli bir çalışmadır. Bu araştırmaya göre günümüzde askeri ayakkabılarda inovatif tasarımı destekleyen en önemli gelişmeler: Kompozit malzemelerin gelişimi, endüstriyel ve tasarım teknolojilerinin gelişimi olduğu tespit edilmiştir. Askeri ayakkabılarda inovativ tasarım yaklaşımları elbette ayakkabının birçok özelliğini de göz önüne alarak tasarlama kolaylığını geliştirmiştir. Askeri ayakkabıların inovativ tasarımında endüstriyel imkânlar da göz önüne alınarak aşağıdaki şu konular öncelikli olarak inovasyon konusu edilmektedir. Askeri ayakkabıların üretimindeki inovatif tasarım yaklaşımları, endüstriyel imkânlar dâhilinde aşağıda listelenen özelliklerin geliştirilmesinde kullanışlı olmuştur: Ayak hareketliliği, yükseklik, genişlik, ağırlık, termal özellikler, yalıtım, su geçirmezlik, su geçirgenliği, dondurucu olmayan soğuk yaralanması, donma, zemini kavrama, sağlam basma, demir aksamların paslanması, taban esnekliği Askeri ayakkabılardaki inovatif yaklaşımlar ayakkabıların coğrafi koşullara göre farklı tasarlanması imkânını da doğurmuş. Bu doğrultuda, sulu arazi, çöl, dağ, buz, asfalt, toprak ve diğer koşullar için uygunolan özel tasarlanmış askeri ayakkabıların gelişmesini sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Askeri Ayakkabı, Tasarım, İnovasyon
19. Yüzyıl Osmanlı kadın giyim-kuşamında oryantalist yaklaşımların günümüze yansıması
Oryantalizm, pek çok farklı dalı kapsayan bir alandır. Çalışma kapsamında giyim-kuşama ve Osmanlı'da 19. yüzyılda kadın giyim-kuşamına yönelik etkileri üzerinde durulmaktadır. Oryantalizmde Batı, üstün taraftır. Doğu'yu Batı'nın şekillendirmesi gerekmektedir. Oryantalizm anlayışı, Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemi olan 18 ve 19. yüzyıllarda hâkim olmaya başlamaktadır. Doğu olarak görülen Osmanlı Devleti'nin gerilediğini gören Batı, kendi üstünlüğünü ve modernliğini Osmanlı'ya ilgi çekici şekilde göstermektedir. İçinde bulunduğu durumdan kurtularak eski güçlü hallerine dönmek isteyen Osmanlı Devleti ise Batı tarafından uzatılan eli tutmaktadır. Ancak Batı'nın uzattığı el, yardımdan ziyade himaye amaçlıdır ve bu durum çok sonraları fark edilebilmektedir. Osmanlı Devleti giyim-kuşamında geleneksellik, 19. yüzyıla kadar varlığını korumaktadır. Kadın giyim kuşamında şalvarlar, feraceler, kaftanlar, entariler önemli bir yere sahip olmaktadır. Ancak 19. yüzyılda Batı'ya yönelim gerçekleşmekte ve Batı giyim-kuşamı önemsenmektedir. Batı giyim-kuşamının etkisi ile geleneksel giyim-kuşam geride bırakılmaktadır. Çalışmada, oryantalizmin 19. yüzyıl Osmanlı kadın giyim-kuşamındaki etkileri incelenmekte ve etkilerin günümüze yansımaları ve önemi ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Oryantalizm, Osmanlı Devleti, Kadın Giyim-Kuşamı
Günümüz dijital baskı teknolojisinin tekstil kumaş baskısı üretim sürecine etkisinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Klasik Baskı Yöntemleri ve son çeyrek yüzyıldır tekstil endüstrisine dahil olan Dijital Baskı Teknolojisi'nin tarihsel süreçteki gelişimi irdelenmiş, teknolojik açıdan aradaki farklı yapılanma ve yaklaşımlar tespit edilerek yorumlanmış ve "Günümüz Dijital Baskı Teknolojisinin Tekstil Kumaş Baskısı Üretim Sürecine Etkisinin İncelenmesi" araştırılarak açıklanmıştır. Günümüz dijital baskı teknolojisinin kumaş baskısı üretim sürecine etkisini anlayabilmek için klasik emprime baskıda kullanılan baskı yöntemlerinin araştırılması ve açıklanması bu tez çalışmasının ilk başlangıç aşamasını oluşturmaktadır. İlerleyen bölümlerde Klasik Baskı ve Dijital Baskı Teknolojisinin çeşitleri, çalışma prensipleri, birbirine karşı üstünlük ve eksiklikleri, uygulama alanları incelenmiştir. Dijital Baskıların renk yönetim sistemleri (ICC Profil, RIP Yazılımlar), iş akışı, iş gücü, gerekliliği ve moda sektörünün beklentileri konusundaki araştırmalara özet ve dijital teknolojinin geleceği konusu ilave edilerek tezin son bölümleri yazılmıştır. Bu araştırmanın genel amacı, klasik emprime ve günümüz dijital baskı teknolojisinin modaya ve kumaş üretim sürecine etkisi konusunda araştırma yapmak veya bu sektörlerde yer almak isteyenler için bir yazın oluşturmaktır.
Ayakkabı üretiminde kullanılan yan sanayi ürünleri üzerine bir araştırma
Ayakkabı sektörü ülke ekonomisi açısından büyük önem taşıyan sektörlerden biridir. Ayakkabı yan sanayinin üretimi ana sanayinin üretimine bağlıdır ve ana sanayideki gelişme ve büyüme yan sanayiye olumlu etki etmektedir. Ayakkabı sektöründeki büyüme ana ve yan sanayinin uyumlu çalışmasına bağlıdır; çünkü, bu her iki sektörden birinin olmaması durumunda diğerinin yaşaması ve gelişmesi mümkün değildir. "Ayakkabı Üretiminde Kullanılan Yan Sanayi Ürünleri Üzerine Bir Araştırma " başlıklı tez çalışmasının genel amacı, ayakkabı sektöründe yan sanayi sorunlarının araştırılması, gerek sektör ve gerekse bu konuda yapılacak çalışmalara yol gösterici bir yazın oluşturmaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde sektörün tanımı ve kapsamı çerçevesinde ayakkabı yan sanayi ürünlerin sınıflandırılması yapılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, yan sanayi ürünlerinin genel profilinin ortaya çıkarılması, ayakkabı üretiminde kullanılan yan sanayi ürünlerinin çeşitliliği, kalitesi, temini, üretim esnasında ve kullanımda karşılaşılan sorunların neler olduğunu belirlemek amacına yönelik olarak anket çalışması yapılmıştır. Bu doğrultuda rastlantısal olarak seçilen 31 işletme yetkilisine toplam 40 soru yöneltilmiştir. Alan çalışmasının örnekleminde sadece İstanbul ilinde bulunan işletmeler seçilerek, ayakkabı üretiminde kullanılan yan sanayi ürünleri üzerine bir durum tespiti yapılmıştır. Araştırmanın son bölümünde araştırma sonucu elde edilen bulgular ışığında işletmelerin kullandıkları yan sanayi ürünlerinin durumu ve sorunları tespit edilerek bir sonuca varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ayakkabı, Ayakkabı Üretimi, Ayakkabı Yan Sanayi, Tasarım.
Ağaç kalıplı baskı ve Türk yazmacılık sanatı üzerine bir araştırma
Yazmacılık sanatını en eski kumaş süsleme sanatlarından biri olarak değerlendirebiliriz. Yazmacılık sanatı ülkemizde en parlak zamanlarını 17-19.yy. arasında yaşamıştır. Basılı kaynak ve yerinde ustalarla yapılan araştırmalar gösteriyor ki biz bu sanata hakkettiği ilgi ve sevgiyi gösterememişiz. Yazmacılık, halk sanatı olarak ülkemizde doğmuş teknolojinin ilerlemesi ve yapımının zorluğu sebebiyle unutulmaya yüz tutmuş sanatlar arasına girmiştir. Yazmacılık sanatı omuzlarında kültürel bir miras taşımaktadır. Yöresel dokular, kumaşlar ve yaşam tarzını yazmalara yerleştiren yazma ustaları bir tür tarih kitabı elde etmemizi sağlamıştır. Yazmacılık araştırılırken, uygulanan desen ve renklerin büyülü dünyası insanı içine çekmektedir. İçine girdikçe bu alanın sonunun olmadığı fark edilir. Yazmacılık, insanın üretme ve tasarlama arzusunu coşturan bir dünyadır. Bu araştırmada; Tokat bölgesinin bu sanata nasıl sahip çıktığı görülmüştür. Tokat bölgesinde kullanılan desenlerin çizim haline dönüştürülmesi ve bu dönüşümlerin tekstil tasarım ürünleri üzerinde dijital formatta uygulanarak, başka insanlara fikir, ilham ve kaynak olması amaçlanmıştır.
Plastik sanatların tekstil ve moda ile ilişkisi
Moda olgusu; 'değişme-değişim' ve 'geçicilik' olmak üzere anlamlar taşıyarak yıllardan bugüne sürekli değişkenlik göstermesiyle bilinir. Bugün hayranlık duyulan moda yarın eskimiş, yıpranmış ve unutulmuş olabilir. Moda, kendi içinde kendi sürümleri ile birbirlerini yok eden tek disiplin ve sonu gelmeyen bir süreçtir İkinci Dünya Savaşı'ndan günümüze kadar olan dönem postmodern dönem olarak ele alınıyorsa da sürekli değişkenlik özelliği ona 'post' bir anlam katmış oldu. Moda kelimesinin, yıllar içindeki gelişimine bakıldığında ilk olarak asiller ve onların terzileri, daha sonra tasarımcılar ve modacıların birbirini takip ettiği görülür. Bu zaman diliminde moda anlayışı; tarih, sosyoloji, ekonomik fayda ve zararların incelenerek yorumlanmasını gerektirmektedir. Modayı oluşturan elemanları etkileyen birçok disiplin bulunmaktadır. Bunun başında sanat ve sanat akımları gelmektedir. Tarihsel süreç içerisinde sanatçılar, tablolarında olaylarla beraber giyim kuşam ve modayı da işlemişlerdir. Bu eserler yüzyıllar sonrasına ışık tutmaktadır. Popüler kültürün 1980'li yıllarda endüstrileşmenin yerleşmesi ve tüketim çılgınlığının yayılması ile modanın çalışma alanı dünya çapında gelişme göstermiştir. Terzilerin artık can çekiştiği bir ortamda hazır giyim endüstrisi ivme kazanmıştır. Yetenekli moda tasarımcıları, Milano, Newyork, Paris ve İtalya'daki ünlü markalar tarafından transfer edilmişlerdir. Ünlü markalar ve modacılar, modanın gelişimini takip ederek, minimalist veya abartı, modernist ya da klasik yaklaşımla modaya yön vermişlerdir. Moda sosyal öğrenme yöntemi ile taklit edilmiştir. Ünlüler, sporcular ve 1990'lı yıllarda 'görüngü' kelimesinin yaygınlaşması toplumların dikkatini çekmiştir. Yaşam tarzı ile taklit edilen fenomenler (görüngüler) çoğalmış, giydikleri, modaya yön vermiştir. Moda 1990'lardan sonra kendini kesin hatlı çizgilerden kurtararak daha özgün ve farklı çizgilerde yolculuğuna başlamıştır. Geçmişin modası ile geleceğin tasarımları birleştirerek yeni tasarımlar oluşmuştur. 2000'li yıllarda, gelişmekte olan ülkelerde, teknoloji kullanımının yaygınlığı ile tüm gelişmeler takip edilmiş kopyalama ve taklit etme oldukça yaygınlaşarak değişim en hızlı halini almıştır. 2010 yılından sonra, piyasalarda orijinal patentli ürünlerin yanı sıra kopyaları da üretilmiş, böylelikle çok pahalı veya 'haute couture' artık sadece asillere ve soylulara değil herkese ulaşılabilir kılıyordu. . Sokak modasının ve teknolojinin gelişmesiyle artık moda için sezonlar arasındaki süre kısalmış, aynı moda sezonu içinde başka sezon tasarımları da yer almaya başlamıştır. İnsanlar kendine yakışanı ve yaşadığı zaman diliminin ihtiyaçlarını esas alan en sağlıklı ve rahat giyimi tercih etmeye başlamışlardır. Moda sektörüne ilgi artmış, teknoloji ile ülkeler arasındaki giyim kuşam modaya dayalı farklılıkları yok olmaya başlamıştır. Bu farklılaşma bugün Kuzeydeki bir insanın Afrika desenleri kullanabilmesine olanak sağlarken, doğudan gelen kumaşlarla batılıların Japon desenleriyle giyinebilmesi de olağan hale gelmişti. Sanat tarihinden izleri günümüz modacıları defilelerine taşıyarak sanatın ölümsüzlüğünü ve modanın tekrar edilebilirliğini bir kez daha göstermiş olup gelişen çağımızda herkes ulaşılabilir hale gelmiştir. Bu çalışmada tarihsel bir okumayla moda ve sanat akımları arasındaki etkileşim sorgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Moda, Sanat, Akım, Tarih, Güncel, Süreç, Değişim
Geçmişten günümüze denim ve sürdürülebilir moda için değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, geçmişten günümüze uzanan süre içinde denimin uğradığı değişimler ve sürdürülebilir moda içinde gelecek nesillere aktarılmasıdır. Bu doğrultuda, öncelikle denimin ortaya çıkışı ve günümüzdeki yeri açıklanmıştır. Artan arz ve talep doğrultusunda üretim ve tüketim çılgınlığının başlaması ile çevreye, doğaya ve insana olan zararları her geçen gün artmıştır. Bu endişe ile sürdürülebilir kavramı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada sürdürülebilirlik kavramı geniş olarak ele alınmış; organik üretim aşamaları ve moda içinde sürdürülebilirliğe olan etkilerine değinilmiştir. Özellikle organik denim üretim aşamaları; organik pamuk, organik yıkama ve boyama sürdürülebilir denim üretiminin olmazsa olmaz noktalarıdır. Bu aşamaların uygulanabilir hale gelmesi ve üretimde süreklilik arz etmesi için toplumun eğitim durumu, denimde öncü olan firmaların ve tasarımcıların tutumu ve doğal kaynakların yeterli olamayacağı korkusu etkili olmaktadır. Bu tezde ortaya çıkan sonuçlar, denim üretiminin sürdürülebilirlik sorunu ile bağlantılı olduğunu ve bu alanda elde edilecek başarıların bir bütün halinde çalışması ile gerçekleşebileceğini göstermektedir.
Günümüz moda tasarımcısının bedensel engelli bireylere bakışı üzerine bir araştırma
Estetik duygusu ve güzel görünme isteği küçük yaşlardan itibaren her insanda gelişmeye başlar. Güzel görünmek uğruna insanlar tehlikeli diyetler, bedenlerine estetik ameliyatlar yaptırmaktadırlar. Giysilerini, güzel yerlerini ortaya çıkaracak şekilde seçmektedirler. Bu tanımlamanın dışında kalan engelli bireyler giysi tasarımlarında bir önceliğe sahip olmaları gerekirken; tam tersine, moda ve tekstil sektörünü elinde tutanlar tarafından ihmal edilmişlerdir. Bedensel engelli bireyler, engellilik durumları düşünülmeden, üretilen giysilerin içinden tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar. Araştırma sürecinde bu durumun nedenlerinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Modanın insanlar üzerindeki etkisi günümüzde herkes tarafından kabul edilmektedir. Bedensel engelli bireylerin giysilerinin modası, toplumlardaki engellilik kavramı ile ilgili olumsuz düşünceleri değiştirebilir. Giyim ile ilgili ihtiyaçlarımızı belirlemede etkili olan moda, hazır giyimin de ön koşuludur. Moda trendleri dikkate alınmadan üretilen hazır giyimler tüketiciler tarafından tercih edilmemektedir. Bedensel engelli bireylerin giysileri yakın zamana kadar moda tasarımcıların dikkatini çekmemiştir. Bu eksikliğin giderilmesi için bir an önce çalışmalara başlanması gerekir. Moda ve tekstil sektöründeki engelli giysileri ile ilgili çalışmalar, sadece bazı firmaların görme engelliler için hazırladığı etiketi okuma aparatları ve giysinin rengini tanıma teknolojileri ile sınırlıdır. Bedensel engelli bireylerin giyimlerinde hazır giyim tekstil sektörü oluşmadığı halde, bedensel engelli bireyler günlük giyimlerini hazır giyimden sağlamaktadır. Düğün ve benzeri özel günlerin haricindeki kıyafetlerinde özel dikimi tercih etmemektedirler. Bedensel engelli bireyler modaya ilgi duydukları halde ihtiyaçları neden karşılanmamaktadır. Bütün bu sorunlara araştırma sürecinde cevaplar aranmıştır. Bu çalışmada bedensel engelli bireylerin giysilerinin moda tasarım sektöründe neden yer almadığı araştırılarak günümüz moda tasarımcılarının bedensel engelli bireylerin giysi tasarımlarına bakışı ortaya konulmuştur. Moda tasarımcılarının bedensel engelli bireylerin giysi tasarımlarında kalıcı çözüm üretebilmeleri için yapılabilecekler araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Engelli giysi tasarımı, Engelsiz moda, Moda tasarımcı, Bedensel engelli giysileri.
Minimalist sanat akımının geçmişten günümüze moda tasarımına yansıması
Minimalizm, sadelik ve nesnelliği ön plana çıkaran bir akımdır. 1960'lı yıllarda soyut dışavurumculuk akımına bir tepki olarak doğmuştur. 1910'lu yıllarda Kazimir Malevich beyaz zemin üstüne siyah bir kareden oluşan "Siyah Kare Sıfır Biçim" adlı resmi daha sonra minimalist sanatçılar tarafından temel alınmıştır. Akım öncelikle kendini heykel ve resim alanında geliştirmiştir, devamında moda tasarımını da içeren bir sürece dönüşmüştür. Sadelik ve nesnelliği öne çıkaran olgusuyla Minimalizm sanat ve tasarımı geçmişte olduğu gibi günümüzde de etkilemeyi sürdürmektedir. Minimalist sanat akımının geçmişten günümüze modaya yansımasını inceleyen bu tez çalışması, minimalizmin 20. yüzyıl başlangıcından itibaren bir tavır olarak ortaya çıkmasını ve bu tavrın moda dünyasını nasıl şekillendirdiğini konu edinmektedir. Çalışmanın temel hedefi minimalizmin sanat ve moda arasında kurduğu ilişkiyi ve iki noktanın birbirini nasıl etkilediğini göstermektedir. Sadelik üstünde duran minimalist akımın, çeşitli toplumsal sebeplerden dolayı modaya yansıması ve modanın minimalizmi etkileyiş biçimi olarak kullanması incelenirken, ünlü marka ve modacıların belli dönemlerde minimalizmi nasıl işlediği; minimalizmin kariyerlerine etkisi ve dünya görüşlerini nasıl şekillendirdiği gösterilmiştir. Minimalizmin tarihsel süreçte sanat ve moda arasında kurduğu bağlantıların gösterdiği çalışma, 1960'lı yılların öncü sanatçıları Kazimir Malevich, Carl Andre, Sol LeWitt, Robert Morris, Donald Judd, Dan Flavin, öncü modacıları Coco Gabrielle Chanel, Andre Courreges, Cristobal Balenciaga, Rei Kawakubo, Yves Saint Laurent, Pierre Cardin, Calvin Klein, Yohji Yamamoto iken 1990 sonrası modacılar Yi Fang Wan, Jil Sander, Michael Kors, Giorgio Armani ve Zoran Dobric'dır. Çalışma bölümlere ayrılmış ve dönemlerine uygunluk açısından sıralanmıştır.
Yönlendirici bir faktör olarak moda olgusunun hazır giyim sektörü üzerindeki etkisinin incelenmesi ve baskı desenlerini belirleyici bir faktör olarak trendler
Günümüz dünyansının en popüler olgularından birisi modadır. Moda; mimari, sanat, teknoloji gibi birçok alanı kapsayan bir olgu olmasına karşın günümüz dünyasında en çok giyim ile ilişkilendirilmiş bir kavram olarak karşımıza çıkar. En genel tanımıyla belli bir dönemdeki beğeni olarak ifade edebileceğimiz moda, günümüzde giyim ile eşanlamlı kullanılmaktadır. Moda; sosyolojik, teknolojik, ekonomik, psikolojik birçok faktörden etkilenmektedir. İnsanların çok eski dönemlerde olumsuz dış çevre faktörlerinden korunma amaçlı olarak başlayan örtünme olgusu uzun bir tarihsel süreç içerisinde tüm bu faktörlerden etkilenerek değişim ve gelişim göstermiştir. Özellikle teknolojik gelişmelerin etkisiyle temelleri atılan hazır giyim sektöründe günümüzde gelinen son nokta ise hızlı moda olgusudur. Hızlı modada sezona bağlı değişimler ön plandadır ve üretim sezon bazında gerçekleştirilmektedir. Kitlelere yönelik seri üretimin yapıldığı hızlı modada sezon yapısının ön planda oluşu, çok hızlı bir dönüşüm sürecinin yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu değişime yön veren en önemli faktör ise trendlerdir. Bu doğrultuda çalışmada giyim ve moda ilişkisi üzerinde durulmuş, modayı etkileyen faktörler incelenmiş ve hazır giyim sektörünün gelişimi anlatılmıştır. Hazır giyim ve hızlı modada günümüzün popüler çıktıları olan baskı desenleri üzerinde durulmuş ve son dönem moda trendlerinin baskı desenlerine yansımaları incelenmiştir.