
1.498
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İşe alım sürecinde kişilik envanteri kullanımının doğru personel seçimindeki rolü üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, personel seçim sürecinde kullanılan kişilik envanteri uygulamasının, doğru personelin işe alınmasına etkisi incelenmiştir. İşletmelerin, karlılık, devamlılık ve başarı hedeflerini yakalayabilmesi; doğru seçilmiş, nitelikli personelleriyle doğrudan ilişkilidir. Aday değerlendirme sürecinde; bilgi, tecrübe ve eğitim gibi temel kriterleri sağlayan kişiler arasından, kimin işletme için doğru personel olabileceğini, bireyin kişilik özellikleri belirlemektedir. Bireyin kişisel özelliklerinin ölçümlenip, değerlendirildiği kişilik envanteri; bilimsel bir psikoteknik yöntem olduğundan, doğru personel seçiminde, işe alım kararına güvenilir bir kaynak oluşturmaktadır. Özel bir işletmenin işe alım biriminde yapılan araştırmanın sonuçları, işe alım kararına etki eden kişilik envanteri kullanımının, doğru personel seçim oranını arttığını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler : İşe Alım, Kişilik Envanteri, İnsan Kaynakları, Aday
Türkiye'de küreselleşme ve teknoloji odaklılığın firma performansı üzerindeki etkisi
Günümüzde küresel işletmecilikte, değer yaratan temel unsur hızlı değişim olgusudur. Yaşadığımız çağda artık teknolojinin etkili olmadığı bir alandan söz etmek pek mümkün değildir. Bilgisayarların yaşantımızdaki yeri, iletişim hızının gün geçtikçe öneminin artması tüm işletmeleri teknoloji ile uyum içinde çalışmaya itmektedir. Son yıllarda teknolojinin etkisiyle değişimin hızı daha da artmıştır. İşletmeler varlıklarını devam ettirebilmek için, bu değişimi önceden görmek, izlemek ve bu değişime hızlı bir şekilde uyum sağlamak zorundadırlar. Bu araştırmada küreselleşmede yöneticilerin teknolojik değişimlere yönelik görüşleri değerlendirilmiştir. Araştırmada çalışanlara 27 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Toplam 154 anket değerlendirmeye alınmış ve SPPS 17 programında güvenilirlikleri ve geçerlilikleri kontrol edilip faktör analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi yöntemleri ile incelenmiştir. Sonuç olarak Türkiye'de Küreselleşme ve Teknoloji Odaklılığın Firma Performansının incelendiği bu araştırmada ortaya çıkan sonuçlar yönetici ve akademisyenler için oldukça anlamlıdır. Şirketlerde küreselleşmeye verilen önem, henüz olgun bir seviyeye gelmemiş ve performansı artıran bir sebep olarak görülmemiştir. Küreselleşme tek başına incelendiğinde yöneticileri etkileme açısından daha fazla sonuç elde edilmesini mümkün olmakla birlikte, küreselleşmenin teknoloji odaklılık ile birlikte değerlendirilmesi söz konusu olduğunda yöneticiler için arka planda kalan bir unsur olduğu dikkat çekmektedir. Anahtar Kelimeler : Küreselleşme, Teknoloji Odaklılık, Firma Performansı
Hastanelerde permakültürün yerleştirilmesi
Endüstri devrimi ile birlikte üretim ve tüketim alanlarında değişimler yaşanmıştır. Yaşanan bu değişimler toplumların yaşam biçimlerinde ve ilişkilerinde farklılaşmaları ortaya çıkarmıştır. Küresel boyutta tüm bu yaşananlar, kaynak yönetimi ve atık yönetimi konusunda çözümler bulmayı zorunlu kılıp sürdürülebilirlik kavramını doğurmuştur. Yerkürenin yaşamı destekleme kapasitesi ve sınırları düşünüldüğünde sürdürülebilirliğin ancak doğru kurulacak doğa-insan ilişkisiyle mümkün olabileceği göz önündedir. Kırsaldan göç nedeniyle artan kentleşme, üretim ve tüketim olgularının tekrar değerlendirilerek, planlanmasını gerektirmiştir. Şehir yaşamında kurulacak doğru doğa-insan ilişkisi tasarımlarıyla temiz çevre, güvenli gıda, etkin ve sağlıklı iletişim unsurlarına ulaşmak mümkündür. Bu çalışmada, kamu kullanımının en yoğun olduğu alanlardan biri olan hastanelerde bu tür doğru bir ilişkinin oluşturulması tasarlanmaya çalışılmıştır. Çalışmada tasarım aracı olarak permakültür kavramı kullanılmıştır. Hastanelerdeki bu değişimin sadece çevreci bir söylem olarak kalmayıp, hastanelerin kaynak yönetimi ve atık yönetimi konularında fayda sağlayan birer işletme modeli oluşturabilecekleri düşünülmüştür. İnsan temelli bir sistem olan bu yapının tüm çalışanlar tarafından anlaşılması ve benimsenmesi, işletmeler açısından avantajlar ve rekabet gücü sağlayabilecektir. Anahtar Kelimeler : Sürdürülebilirlik, Permakültür, Hastane, Sağlık, Ekoloji.
Radyoloji çalışanlarında performans değerlendirmesi
İşletmelerin en önemli girdi unsuru insandır. İşin niteliği ile buna uygun personel seçimi, işletmelerin İnsan Kaynakları Yönetimi departmanında yapılmaktadır. Burada yapılan personel değerlendirmeleri ile işe alma, işten çıkarma, terfi etme, uygun işte çalıştırma, eğitim, ücret, ödül, ceza gibi uygulamaları gerçekleştirilmektedirler. Bu uygulamalar işletmelerin kaderini belirlemesini ve rekabet ortamında başarılı olmasını sağlamaktadır. Bunun için performans değerlendirmenin önemi büyüktür. Sağlık işletmelerinde hastalıkların teşhisinde yapılan laboratuvar incelemeleri içerisinde Radyoloji birimleri önem arz etmektedir. Yapılan literatür taraması sonucunda, Türkiye'de hizmet veren hastanelerin Radyoloji birimlerinde "Performans Değerlendirme" çalışmaları genellikle birim amirinin değerlendirdiği sicil notu üzerinden yapılmaktadır. Yapılan bu araştırmada İstanbul ili Anadolu yakasında bulunan dört hastanenin Radyoloji bölümlerinde çalışan Radyoloji Tekniker ve Teknisyenler'in performans değerlendirmeleri amiri, birim sorumlusu, çalışma arkadaşı ve kendisi tarafından gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 360 derece performans değerlendirmesi örnek alınarak kısıtları ile beraber anket çalışması yapılmıştır. 5'li likert metodu uygulanmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS 21.0 İstatistik paket programı kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında hipotezler ışığında iki grup parametrelerinin gruplar arası karşılaştırmalarında bağımsız örnekler(İndependent samples) -t testi kullanılmıştır. Sonuçlar % 95 güven aralığında, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Buna göre Amirler ile çalışma arkadaşları ve sorumlular ile çalışma arkadaşlarının yaptığı performans değerlendirmeleri arasında kısmen fark olduğu; amir ile kendisi, sorumlular ile kendisi ve çalışma arkadaşı ile kendisinin yaptığı performans değerlendirmelerinin farklı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Ticari müşterilerin kredi ürünleri tercihleri
Türkiye' de ve Dünya'da KOBİ'lerin ve ticari firmaların büyümesi ülke ekonomisi için çok büyük önem taşımaktadır. Bu firmaların her durum ve koşulda ayakta kalabilmesi ve ekonomiye katkılarının artması için sürekli büyümeleri, yoğun rekabet ortamında başarılı olabilmeleri ve gelişebilmeleri için yeterli ve doğru finansal desteğe sahip olmaları gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında banka ve bankacılık kavramları, kredinin tanımı, fonksiyonları, ekonomik birimlerin fon ihtiyacının sebepleri, kredi kurumları hakkında genel tanımlayıcı bilgiler ve ticari müşterilere sunulan ticari kredi ürünler hakkında detaylı teorik bilgiler sunulmuştur. Tez konusu hakkında ayrıntılı literatür çalışması yapılmış, bu alanda yapılan benzer çalışmalar anlatılmıştır. Çalışmanın ampirik kısmında ticari bankalarla çalışan ve ticari kredi kullanan banka ticari müşterilerin ticari kredi ürün tercihlerini anlamak için ilişkisel tarama modeli, veri toplamada ise anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada ismi G Bankası olarak geçen Türkiye'nin önemli ve büyük bankalarından birinin İstanbul ili Avrupa yakasında yer alan 200 müşterisinin cevaplarından faydalanılmıştır. Çalışma kapsamında bankaların firmalara sunmuş oldukları kredi ürünlerinin müşteriler tarafından algılanmalarındaki farklılıkların neler olduğu veya olabileceği, hem müşteri hem banka tarafında sorunların nasıl çözülebileceği konusunda önerilere yer verilmiştir.
Yönetimde cinsiyet farkları, kariyer öncelikleri ve iş koşullarına duyarlılık: Turizm sektöründe bir uygulama
Ekonomik amaçların yanı sıra, psikolojik bir boyutu olan insanoğlunun, toplumda kendine yer edinmek ve başarılı olmak için kariyer sahibi olmak istemesi, kadın ya da erkek ayırmaksızın bütün çalışanların kendi ilgi ve beklentileri çerçevesinde kariyer hedeflerinin olması, ancak kadının önünde cinsiyet farklılıklarından doğan çeşitli engellerin varlığı yer almaktadır. Kadınların iş hayatında zaman geçtikçe artan sayıları, yönetim kademelerine çok kısıtlı yansımıştır. Bu çalışmanın temel amacı; turizm sektöründe çalışanların cinsiyet farklılıkları, kariyer öncelikleri ve iş koşullarına duyarlılığının neler olabileceğini açıklamaktır. Ayrıca turizm sektöründe kadınların cinsiyet ayrımcılığı ve fırsat eşitsizliği, mobbing yaşayıp yaşamadığı, kadın yöneticilere karşı önyargıların olup olmadığı ve ev ile iş yaşamı arasında ikilemde kalıp kalmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Avrupa yakasında bulunan otellerde çalışan yöneticiler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında basit tesadüfi örneklem yöntemi kullanılarak 100 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın veri analizinde SPSS 21,0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistikler ile hipotez testleri bölümünde bağımlı değişkenler normal dağılım şartına uymadığı için parametrik olmayan Kruskall Wallis ve Mann Whitney testlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; turizm sektöründe cinsiyet ayrımcılığı yapılmasa da kadın yöneticilere karşı gizli bir önyargı olduğu görülmektedir.
GSM sektöründe müşteri sadakatinin önemi: İstanbul ili Küçükçekmece bölgesine yönelik bir uygulama
Bu çalışmanın amacı müşteri sadakatinin önemini ve sadakati yaratırken şirketlerin uyguladığı stratejileri incelemek ve Türk İletişim Sektöründe sadakati yaratan faktörleri aydınlatmaktır. İlk odak noktası, yönetici bakış açısından müşteri sadakati programlarının etkileri, sadakat için uygulanan stratejileri araştırmak ve hem yönetici hem müşteri bakış açısından sadakati oluşturan faktörleri test etmekti. Araştırmada birincil verileri yöneticilerle yapılan görüşmeler sonucu yarı yapılı mülakatlar ve müşteriler ile yapılan anket sonucu elde edilmiştir. Bulgular müşteri korumanın müşteri edinmek isteyen ve rekabet avantajı ve sürdürülebilir karlılık hedefleyen, müşteriler ile iyi ilişkiler kuran şirketler için çok önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca müşteri korumanın en önemli elemanı olan sadakate direk ya da doğrudan etki eden faktörlerin olduğu, bu faktörlerin etkisi de belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Gsm Sektörü, Müşteri Sadakati, Müşteri İlişkileri Yönetimi
Örgütsel ortamda duygusal zekânın liderlik tarzları üzerindeki etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma
Son yıllarda birçok alanda olduğu gibi işletmelerin, iş yapılarının ve yönetim anlayışlarının da bir değişim içinde olduğu gözlemlenmektedir. Sürekli ve hızlı gerçekleşen bu değişimlere uyum sağlanabilmesi başarılarının sürdürülebilir olması ve rekabet avantajı yakalaması yönünden oldukça önemli hale gelmiştir. Bu sebeple işletme içinde liderlik vasfı ile görev yapan kişilerin değişen şartlarda işletmeyi ileri taşıyabilmesi için yükümlü oldukları görevlerin tanımı ve şekli de değişmiştir. Artık klasik yönetim anlayışından uzak, çok yönlü bakış açısına sahip, sektörde fark yaratabilecek proaktif tutum sergileyebilecek liderlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda liderlere amaçlara ulaşma yönünde katkı sağlayacak olan duygusal zeka yetilerine sahip olmaları onları bir adım daha öne taşıyacaktır. Bu çalışmanın amacı, duygusal zekanın liderlik tarzlarını ne derece etkilediği ve aralarındaki ilişkinin hangi oranda olduğunu tespit edip, incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde liderliğin ve duygusal zekanın tanımları, tarihsel gelişimleri ve tarzları literatür taraması yapılarak incelenmiştir. Bankacılık sektöründe görev alan müdür yardımcısı, şube müdürü ve üzeri pozisyonlarda çalışan 392 kişiye toplamda 111 soruluk bir anket uygulanmıştır. Araştırmadaki sosyo-demografik değişkenlere göre katılımcı dağılımları ve betimsel istatistik tabloları, ölçeklerin madde ve güvenilirlik analizleri, faktör analizi, regresyon ve korelasyon analizleri, t testi ve Anova analizi yöntemleri ile IBM SPSS 20'de yapılmıştır. Sonuç olarak, duygusal zekânın liderlik tarzları üzerinde anlamlı bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda özbilinç faktörünün her iki liderlik tarzı üzerinde en fazla etkiye sahip olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan liderlerin benlik bilincine sahip olmaları (özbilinç), liderlik özelliklerinin ortaya çıkmasında belirleyici bir etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır.
Konsinye sürecinin aksiyomlarla tasarım ilkeleri ile iyileştirilmesi
Tedarik zincirinin iyi şekilde planlanması firmaların hem karlılıklarını hem de rekabet edebilirliklerini artıracaktır. Bu anlamda bu çalışmada aksiyomlarla tasarım ilkeleri kullanılarak medikal bir firma için konsinye sipariş yönetimi yeniden tasarlanmıştır. Bu tasarım sayesinde işe yeni başlamış bir birey zorlanmadan süreci etkin bir şekilde tamamlayıp tedarikçi ve müşteri arasındaki alım ve teslimata kadar geçen yapıyı yönetebilecektir. Bu süreçte eğitimin rolü oldukça önemlidir. Ancak çalışma sonuçlarına göre tedarik zinciri yönetiminin stratejik uyum ve stratejik planlama alanlarının geliştirilebilmesi için başka birçok eylemlerin de yerine getirilmesinin gerekliliği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Tedarik zinciri, Tedarik zinciri yönetimi,aksiyomlarla tasarım
Kaynak temelli bakış, sürdürülebilir rekabet avantajı, işletme kaynakları ve yetenekleri: Otomotiv sektöründe bir araştırma
Rekabet avantajı elde etmek ve bunu sürdürebilmek için stratejik kaynaklar olarak değerlendirilen, firma kaynaklarının değerli, nadir ve taklit edilemez (ya da taklidi maliyetli) olması gerekir. Bu çalışma kaynak temelli bakış kapsamında, maddi ve maddi olmayan kaynakların ve organizasyon yeteneklerinin VRIO çerçeve kullanılarak; değerli, nadir, taklit edilemez (ya da taklidi maliyetli) özelliklerinin firma performansına etkileri araştırılmıştır. Otomotiv endüstrisinde TAYSAD üyesi ve Marmara, Ege bölgesinde faaliyet gösteren, 141 firma yöneticisinden elde edilen veriler güvenilirlik testi uygulamasından sonra, yapısal eşitlik modeli (YEM) ile test edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, firmaların sahip olduğu maddi ve maddi olmayan kaynak ve organizasyon yeteneklerinin, değerlilik, nadirlik ve taklit edilemezlik (ya da taklidi maliyetli) özellikleri ile firma performansı üzerinde olumlu, etkileri tespit edilmiş, bazı boyutlarda ise etkilemediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Kaynak Bağımlılığı (RD), Kaynak Temelli Bakış (RBV),Organizasyon, Kaynaklar, Yetenekler, VRIO Çerçeve
Kamu sağlık personelinin mobbing karşısındaki tutumu ve hukuki haklarının bilinirlik düzeyinin ölçülmesi
Mobbing; mevcut gücün ya da pozisyonun kötüye kullanılarak; sistematik olarak psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, aşağılama, tehdit vb. şekillerde tecelli eden duygusal bir saldırıdır. Yaş, cinsiyet, ırk ayrımı olmaksızın kişiyi iş yaşamından dışlamak amacı ile kasıtlı olarak yapılır. Mobbing uygulayan kişiye "tacizci", mobbinge maruz kalan kişiye ise "mağdur" denir. Bu çalışmada kamuda görev yapan sağlık çalışanlarının "Mobbing karşısındaki tutumu ve hukuki haklarının farkındalık düzeyinin ölçülmesini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma İstanbul il merkezinde faaliyette bulunan Sağlık Bakanlığı'na bağlı İstanbul İli Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği Anadolu Kuzey Genel Sekreterliği Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Haslıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan 98 sağlık personeli üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, Sosyal Bilimlerin Bilimsel İstatistik Veri Analizi programı olan SPSS'e girilmiş, değerlendirilmiş ve oluşturulan tabloların yorumları yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda çalışanların %88,8'inin mobbinge uğradığı görülmüştür. Ne var ki mobbinge uğrayan kişilerin sadece %0,04' ünün dava açmayı tercih ettiği görülmüştür.
Karizmatik liderlik ve örgüt kültürü
Karizmatik liderlik ve örgüt kültürü kavramları hızlı değişimin olduğu günümüzde örgütlerin geleceği açısından önemli unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Örgüt kültürünün oluşturulmasında karizmatik lider temel bir kurucu görevi görür. Çağımızda, karizmatik liderlik ve örgüt kültürünün öneminin giderek artması nedeniyle bu konu üzerine daha çok araştırmalar yapılmaktadır. Çalışmada karizmatik liderlik ve örgüt kültürü ve diğer unsurlar arasındaki ilişkiler teorik olarak incelenmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra, karizmatik liderlik kavramının örgüt kültürü üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunun araştırılması öngörülmüştür. Karizmatik liderlik ve örgüt kültürü kavramlarının çağımızda değeri gittikçe artmasına karşın, sürekli gelişen ve değişen kavramlar olması nedeni ile kesin ve net bilgiler ortaya koymak mümkün değildir. Bu çalışmada, 'Liderlik Kavramı ve Liderlik Teorileri' geçmiş ve günümüz şartlarına göre değerlendirilmiştir. İkinci bölümündeki 'Karizmatik Liderlik' tüm dünyada olduğu gibi Türkiye içinde önemli bir konu haline gelmiştir. Ayrıca, Karizmatik Liderlik Teorileri ışığında incelenerek örnekler ile önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bunun yanı sıra, ' Örgüt Kültürü' üzerinde durulmuştur. Örgütler, rekabetin giderek yoğunlaştığı dünyada yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli gelişmek ve değişmek zorundadır. Bunun içinde örgüt kültürü kavramı geleceğin şekillenmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Son olarak 'Karizmatik Liderlik ve Örgüt Kültürü' arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur. Karizmatik Lider, geleceğin örgütleri açısından örgüt kültürünün oluşmasında önemli bir unsurdur. Anahtar Kelimeler : Liderlik, Karizmatik Liderlik, Örgüt Kültürü
Sağlık işletmelerinde kurumsal imajı belirleyen faktörler(Rize Devlet Hastanesi örneği)
Bu çalışmada, Rize Devlet Hastanesi'nin kurumsal imajını belirleyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır. Çalışmanın teorik bölümünde tarihçi metod kullanılarak literatür taraması, uygulama bölümünde anket yöntemi kullanılmıştır. Toplamda 130 hizmet tüketicisinden elde edilen veriler, SPSS istatistik programı ile analize tabi tutulmuş, istatistiki yöntem olarak frekans analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, hizmetten yararlanan tüketicilerin Rize Devlet Hastanesi'nin kurumsal imajını değerlendirmede 5 ana faktörden etkilenme düzeyleri saptanmıştır. Personel ana faktörü altında, sağlık işletmesi personelinin kıyafetinin işe göre standart olması, kalifiye olması ve yaş ortalamasının genç personelden oluşması öncelikli imaj belirleyicileridir. Sonrasında sırasıyla, işletmenin merkeze göre konumlandırılması, işletme personelinin hizmetten yararlananlara karşı yaklaşımları, hizmet sunumunun güvenilir, hızlı, doğru olması ve işletmenin kamuoyunda güvenilirlik imajının olması kurumsal imajı belirleyen temel faktörler olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Kurumsal Ġmaj, Sağlık, Ġmaj Faktörleri
Bankacılık sektöründe yönetim bilişim sistemleri ve sistemin çalışanlar üzerindeki etkisi hakkında bir araştırma
Bu tez çalışmasında yönetim bilişim sistemlerinin bankalar için önemi ve bu teknolojilerin çalışanların iş hayatı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde bilişim sistemleri ve bilişimin en önemli kollarından biri olan yönetim bilişim sistemleri hakkında, üçüncü bölümünde ise banka kavramı ve bankacılık sektörü hakkında teorik bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde bankacılık sektöründe çalışanlar üzerinde yapılan anket çalışması bulunmaktadır. Çalışmanın uygulama kısmında teknolojinin bu kadar yoğun kullanıldığı bankalarda kullanıcıların bilişim sistemleri kullanımı ile elde ettikleri verimlilik, sektördeki yeniliklerin takibi, zaman tasarrufu, yöneticilerin yönetimsel performansları, işlemsel hata ve riskler ölçülmeye çalışılmış ve elde edilen sonuçlar hiçbir kurum ve kişi için genellemeye tabi tutulmadan değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler : Bankacılık, Bilişim Sistemleri, Banka Teknolojileri.
Türkiye'de sağlık sistemi ve Kamu Hastaneleri Birliği sisteminde yaşanan yönetsel sorunlar (Konya örneği)
Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler Kamu Hastaneleri Birliği Sistemine geçişin yaşandığı bu süreçte vatandaşlar ve çalışanlar bu sistemin kendilerine ne getireceğini merak ettikleri görülmektedir. Kamu Hastaneleri Birliği sistemine geçiş vatandaşlar için hizmete erişim ve hastaya verilen önem dışında hissedilir bir değişiklik getirmemiştir. Sağlık Bakanlığı çağın gereklerine uygun profesyonel sağlık tesisi işletmeciliğini amaçlayarak Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'na bağlı illerde Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliklerini kurmuş ve hayata geçirmiş bulunmaktadır. Çalışmada anket yöntemiyle Konya'daki Kamu Hastane Birliği sisteminde çalışan 265 kişi üzerinde yapılmıştır. Çalışmada Kamu Hastaneler Birliği sistemine ge-çil¬dikten sonra yönetimde yaşanan sorunların tespit edilmesi amacıyla Konya ili Ka-mu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği'ne bağlı hastanelerde yapılan araştırma sonuçlarına göre, personelin iş yükünün arttığı, hizmet sunumu ve hizmet kalitesinin arttığı görülmüştür. Hastaya ve hasta güvenliğine verilen önemin arttığı, sağlık çalışanlarının hastaneden el¬de ettikleri ek ödeme gelirlerinin artmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, KHB kurulduktan sonra ek ödemelerin adaletli yapılmadığı, yönetici maaşlarında azalma olmadığı, çalışan memnuniyetinin artmadığı, çalışanlara hakkaniyetli davranılmadığı tespit edilmiştir. Çalışanların kurumsal bağlılıkları KHB uygulaması ile azalmamıştır, KHB yapılanma¬sı ile çalışanların motivasyonu artmamıştır, KHB iş barışını arttırmamıştır. Anahtar Kelimeler : Türk Sağlık Sistemi, Kamu Hastaneleri, Yönetsel Sorunlar
Hastanelerde çalışanlara yönelik şiddet ve önlenmesi
Son yıllarda sağlık kuruluşlarında sağlık çalışanlarına yönelik yapılan sözel ve fiziksel şiddetle ilgili yapılan çalışmalarda, sağlık sektöründe şiddete uğrama sıklığının diğer sektörlerden daha yüksek olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, uygulama sonuçları, hastalar kadar hasta yakınlarının da sağlık çalışanlarına şiddet uygulama eğiliminde olduğunu ortaya koymuştur. Sözel şiddetin fiziksel şiddetten daha fazla olduğu görülmektedir. Sağlık çalışanlarının şiddete maruz kaldıkları çalışma alanları incelendiğinde bu alanların özellikle acil servisler ve psikiyatri klinikleri olduğu dikkati çekmektedir. Şiddet sonrasında sağlık çalışanlarında ortaya çıkan olumsuz sonuçların başında yaralanmalar ve şiddetin yol açtığı psikolojik bozukluklar yer almaktadır. Çalışanlara yönelik şiddetin daha çok uygulandığı sağlık kuruluşlarında, şiddet ile baş etme konusunda çalışanlara yeterli eğitim verilmediği ve mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı görülmektedir. Sağlık çalışanlarına yapılan sözlü saldırı, yaralanma, darp ve öldürmeye ilişkin hükümler, mevzuattaki genel hükümlere dayandırılmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde sağlık alanındaki hızlı değişim ve gelişimler, yasal uygulama alanındaki eksiklikler şiddetin önlenmesinde ve sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamada yetersiz kalmaktadır. İnsan yaşamı ve sağlığı için son derece önemli bir misyon üstlenmiş olan sağlık çalışanlarının sağlık hizmet sunumu için güvenli çalışma ortamının sağlanması, şiddetle başa çıkma yöntemlerine ilişkin eğitim verilmesi, yasal mevzuatın şiddeti önleyecek doğrultuda düzenlenmesi ve yönetsel iradenin bu konudaki hassasiyetleri çok önemlidir. Sağlık kuruluşlarında çalışanlara yönelik şiddet küresel bir sorun olarak çözüm beklemektedir. Anahtar Kelimeler : Sağlık Çalışanları, Şiddet, Önleme, Güvenlik
Sağlık hizmetlerinin gelişimi ve sağlık hizmetleri sunumunda iletişimin önemi
Çalışmanın amacı; sağlığın kişiler, toplumlar ve ülkeler bazında önemini anlatmak, sağlık bilinci, sağlık anlayışı ve sağlık hizmetlerinin tarihsel gelişimini açıklamak, Türkiye'de sağlık hizmetlerinin kuruluş döneminden bugüne gelişimini incelemek ve sağlık iletişiminin, sağlık hizmetlerinin sunumundaki önemini ortaya koymaktır. Bu çalışmada tarihçi metot ve buna bağlı olarak kaynak taraması tekniğinden yararlanılmıştır. Ancak çalışmanın, sağlık hizmetleri sektörü ve sağlık çalışanlarını ilgilendiren büyük kısmında mesleki bilgi, deneyim ve gözlemlere de sıklıkla yer verilmiş, tanık olunan örnek olaylar ve uygulamalardan istifade edilmiştir. Sağlık iletişimi, sağlık hizmet sunumunda, sağlık personeli ile hizmet alanlar arasında gerçekleşen ilişkiler ve etkileşimler bütünüdür. Bu ilişki ve etkileşimin başarılı olması sonucunda, hizmet talep eden açısından teşhis ve tedaviye güven, tedavi sürecine bağlılık, hekim ve sağlık tesisine tekrar gelme olasılığında artış ve genel anlamda memnuniyet meydana gelmektedir. Hizmet sunan sağlık personeli açısından, iş doyumu ve motivasyon, hastalarla gerilimin azalması gibi etkileri görülmektedir. Hasta-sağlık personeli iletişimini incelerken de mevcut sağlık sisteminin yapısını ve sağlık personelinin çalışma şartlarını da göz önünde bulundurmak gerekir. Anahtar Kelimeler : Sağlık Hizmetleri, Sağlık ÇalıĢanları, Sağlık ĠletiĢimi
Bilgi yönetiminin inovasyon sürecine etkileri
Küreselleşen dünyada bilgi, etkisini ve önemini gerek iş yapma ve uygulama şekillerinde gerekse kullanım alanlarında yaşanan değişimlerle beraber daha fazla hissettirmeye başlamıştır. Bilginin bu denli yoğun kullanımıyla bilgi temel bir girdi olarak algılanmaya başlanılmış ve bilgi toplumunun temelleri atılmıştır. Değişen tüketici davranışları ve rekabet koşulları organizasyonları çevrelerini daha iyi analiz etmeye, analizler sonucu elde ettikleri verileri en etkin şekilde kullanmaya yönlendirmiştir. Bilginin etkin şekilde yönetimi için sağlam temeller üzerine kurulmuş bir bilişim sistemi gereklidir. Bilgininin analizi, depolanması, güvenirliğinin sağlanması, zamanında ve ekonomik olmasını sağlayan bilişim sistemleri organizasyonların sinir sitemi gibi çalışarak gerekli durumlarda reflekslerin verilmesini sağlar. Yeni bir kavramı, yeni bir ürünü, süreci, hizmet ya da görüşü kabul etme ve beraberinde uygulamak olarak ifade edilebilen inovasyon, bilişim sistemlerinden süzdüğü bilgiyi kullanarak gelişim sağlar. Ürün ve hizmetler kadar organizasyonların da belirli sürelerle yenilenmesi gerekir. Bilişim teknolojileri organizasyonlara ihtiyacı olan bu yenilikleri sağlamak amacıyla işletmelerin yeniden yönetimi ve tasarımı konusunda onlara ışık tutar. Başarılı bir inovasyon süreci için bilgi en gerekli etkendir. Ön görüler, deneyimler ve kazanılan tecrübelere dayanılarak yapılan her inovasyon organizasyonu riske atma olasılığı her zaman geçerlidir. Bu nedenle organizasyonlar inovasyon süreçlerine bilgiyi yoğun şekilde dahil etmelidirler. Analizler sonucu doğru şekilde kullanılan bilgi ile organizasyonlar ürün veya hizmet üretim süreçlerine en önemli katkıyı yaparak amaçlara ve hedeflere kanalize olmuş, daha tercih edilebilir yeni teknolojileri, yeni ürün ve hizmetleri üretebilirler. Bu nedenle inovasyonun içi olabildiğince analiz edilmiş bilgi ile doldurulmalıdır. Unutulmamalıdır ki; bilgi inovasyonun en önemli yakıtıdır. Anahtar Kelimeler : Bilgi, Bilgi Yönetimi, İnovasyon
Üniversitelerde liderlik yaklaşımları ve Marmara Üniversitesi örneği
Yükseköğretim kuruluşlarında kalite ve etkililiğin sağlanabilmesi güçlü bir liderlik davranışının varlığına işaret etmektedir. Üniversite organizasyonunda rektörden bölüm başkanına değin her yönetsel birimde çalışmakta olan akademik idarecilerden belli başlı liderlik davranışları beklenmektedir. Üniversitelerin misyon ve vizyonunu geliştirme, bilimsel yayın yapmaya yönlendirme, farklılıklara saygı duyma, ortak aklı yönetebilme, etik ilkeleri akademik kültüre yerleştirebilme ve üniversitelerde yaşanan farklılaşmayı gerçekleştirebilme, yükseköğretim yöneticilerinin yeni liderlik davranışları göstermesini zorunlu hale getirmektedir. Bu çalışmanın amacı üniversite yöneticilerinin liderlik yaklaşımlarını araştırmaktır. Bu amaçla Marmara üniversitesinde görevli yöneticilere anket uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS 22 programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre yöneticiler etki ve karizma liderlik boyutlarının özelliklerini taşımaktadır. Bunları motivasyon ve entelektüel teşvik liderlik özellikleri izlemektedir. En az benimsenen liderlik özelliğinin ise istisnalarla yönetim olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Üniversite, Liderlik, YaklaĢım
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olgusunun bir üniversite hastanesi ölçeğinde incelenmesi
Araştırmanın amacı, sağlık çalışanlarının işyerinde uğradıkları şiddet olaylarının boyutunu ve özelliklerini belirlemektir. Araştırma, ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda şiddet olaylarına karşı alınacak tedbirler açısından önemlidir. Araştırma, Temmuz 2014 ve Ağustos 2014 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. Veriler, değişik meslek gruplarında görev yapan sağlık çalışanlarının cevapladığı toplam 44 sorudan oluşan anket formu ile toplanmıştır. Sağlık çalışanlarının iş yaşamı boyunca şiddete uğrama durumu ile yaşı, çalıştığı birimi ve mesleği arasında, sözel şiddete uğrama durumu ile cinsiyeti, fiziksel ve psikolojik şiddete uğrama durumu ile mesleği arasında anlamlı ilişki vardır. Yaş ile işini bırakmayı düşünme durumu arasında anlamlı ilişki söz konusudur. Sağlık çalışanları işyerinde saldırgan davranışlarla karşılaşmakta ya da şiddet olaylarına tanık olmaktadır. Sağlık iş ortamının güvenli hale getirilmesi ve sağlık çalışanlarının eğitilmesi ile verilen sağlık hizmetleri daha verimli hale gelecektir. Anahtar Kelimeler : Şiddet, Sağlık Çalışanları, Sağlık Sektöründe Şiddet
İş yaşamında duygusal zeka düzeylerinin problem çözme becerilerine olan etkisi
Araştırmanın amacı, iş yaşamında duygusal zekâ yeterliliklerinin çalışanların işle ilgili karşılaştığı problemlerin çözümüne etkisini incelemektir. Bu bağlamda, orta ve büyük ölçekli iki firmada çeşitli departmanlarda görev alan toplam 135 ofis çalışanına, duygusal zekâ ve problem çözme ile ilgili 73 soru sorulmuştur. Araştırmanın başında, problem çözme bölümünden 29 ve duygusal zekâ bölümünden ise 44 soru, faktör analizi yöntemiyle genel olarak incelenmiştir. İncelemede, iş yaşamında problem çözme ve bilişsel tekniklerin etkililiği, kendine çeki düzen verme, öz bilinç, özdenetim, empati, hizmete yönelik olma, aidiyet duygusu, olumlu tutuma sahip olma, esneklik, sosyal beceriler, öğrenmeye açık olma, motivasyon, yüksek ego gibi duygusal zeka yetileri birebir incelenmiştir. Bilişsel tekniklerin problem çözümüne katkısını bulmak için yapılan faktör analizinde, bilişsel tekniklerin ya da branş bilgisinin problem çözümünde etkili olmadığı, iş ortamlarında duygusal zeka yeterliliklerinin problem çözme ile daha ilişkili olduğu sonucunua ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler : Duygusal Zekâ, Problem Çözme, İşgören, Kişisel Yeterlilikler, Sosyal Yeterlilikler
Ülkemizde ve dünyada aile hekimliği sisteminin işleyişi
Çalışmanın amacı, ülkemizde ve dünyada aile hekimliği sisteminin araştırılması, diğer ülkelerde bulunan aile hekimliği uygulama şekillerinin incelenmesi, ülkemizde yapılan reformlar sonrasında birinci basamak sağlık kurumlarının geldiği durumun bilinmesi, aile hekimliği uygulamalarının tespit edilmesine yönelik olarak hazırlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde aile hekimliğinin genel bir tanıtımı yapıldıktan sonra, uluslar arası alanda aile hekimliği hizmetlerinin nasıl yürütüldüğüne dair literatür çalışmasından elde edilen bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, Ülkemizde uygulanan aile hekimliğinin nasıl ve ne şekilde meydana geldiği, aile hekimliğinin yasal zemini, kapsamı ve çalışma şartlarının araştırılmasına yönelik bilgiler elde edilmesi amaçlanmıştır. Birçok ülkede aile hekimliği uygulamasının sağlık hizmetine ilk başvurulan yer olduğu ve sağlık hizmetlerinde yaş, cinsiyet ve hastalık türü gözetilmeksizin, tedavi edici ve koruyucu sağlık hizmetlerinin aile hekimlikleri olan ilk basamakta verilmektedir. Uygulama ile ilgili ülkemizde yasal mevzuat olarak birçok gelişme olmuştur. Fakat henüz birinci basamak sağlık hizmeti bilincinin tam olarak oluşmadığı görülmüştür. Yapılan literatür taraması sonucunda, akademik çalışmaların yanında resmi kurumlarının yürütmüş olduğu çalışmalar da bulunmaktadır. Sistemin uygulanmasında sorumluluğu bulunanların, aile hekimliği ile ilgili ciddi önlemler alması, aile hekimliğine işlevsellik kazandırılması gerektiği düşüncesi oluşmuştur. Anahtar Kelimeler : Aile Hekimliği, Sağlık Hizmeti, Aile Hekimliğinde Sağlık Hizmeti
Küresel eğitim pazarlama stratejileri ve yabancı uyruklu öğrencilerin üniversite seçim faktörleri üzerine bir araştırma
Araştırma, tarama türünde betimsel bir çalışmadır. Araştırma örneklemini Beykent Üniversitesi'ndeki yabancı öğrenciler oluşturmaktadır. Küresel yükseköğretim pazarından en fazla payı alan gelişmiş ülkeler, gittikçe yaşlanan nüfuslarına karşın, yabancı ülkelerden gelen öğrencilerin, eğitimleri boyunca ödedikleri eğitim ücretleri, konaklama ücretleri vb. ile yaratmış oldukları ekonomik sinerjiden faydalanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde eğitim görmekte olan yabancı uyruklu öğrencilerin 2012 yılında Amerikan ekonomisine katkısı 24 milyar $'a ulaşmıştır. Birleşik Kralık ekonomisi yabancı uyruklu öğrencilerden 2012 yılında 18 Milyar $, Avustralya ekonomisi 15 Milyar $ gelir elde etmişlerdir. Ülkemiz üniversiteleri, bu cazip pazardan daha fazla pay alabilecek yeteneklere ve üstünlüklere sahip olmakla birlikte, bu üstünlüklerden yeterince faydalanamamakta ve diğer gelişmiş ya da gelişmekte olan ülke üniversitelerine göre pazardan çok daha az pay almaktadırlar. Ülkemizde 2013 yılında yükseköğrenim gören 26.000 yabancı uyruklu öğrencinin ekonomiye katkısı yalnızca 0.5 milyar $'dır. Yükseköğretimde yabancı sayısının arttırılması için devletlerin ve kurumların izlemesi gereken stratejilere yer verilen araştırmamızda küresel pazarlama stratejileri ile 7P kuramı çerçevesinde yükseköğretim kurumlarının pazarlama faaliyetleri açıklanmış ve yabancı öğrenci pazarının potansiyelini arrtıracak öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Yükseköğrenim, Yabancı Öğrenci, Küresel Pazarlama, 7P
Türkiye'de iş sağlığı ve iş güvenliğinin Türk sosyal güvenlik sistemindeki yeri ile iş sağlığı ve iş güvenliğinin kamu hastanelerinin yönetimlerine katkısı
Türkiye'de iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili yapılan birçok düzenleme olmasına rağmen gereği gibi hizmet verememesi çalışanlar üzerinde olumsuz izler bırakmıştır. Yeni oluşturulan iş kanunu ve iş güvenliği yasası çalışanların ve işverenlerin sorumluluklarını daha detaylı hale getirmiştir. Uygulamada çeşitli aksaklıklar olmasına rağmen uygulamadaki kamusal kararlılık daha etkin olabilmektedir. Hizmet işletmeleri şeklinde olan hastaneler de bu etkinliği göz önünde bulundurarak çalışan güvenliğini daha çok önem verebilmektedir. Çalışmanın amacı Türkiye'de iş sağlığı ve iş güvenliğinin Türk sosyal güvenlik sistemindeki yeri ile iş sağlığı ve iş güvenliğinin kamu hastanelerinin yönetimlerine katkısının nasıl olabileceğini araştırmaktır. Bu amaca göre Türkiye'de İş Sağlığı ve İş Güvenliği Uygulamalarının kamu kesiminin önemli bir hizmet sunumu olan hastanelerde de ilgili kanun ve yönetmeliklere göre etkin hale gelebilir, hastanelerde de başarılı olabilir.
Sağlık kurumlarında halkla ilişkiler uygulamaları
Bu çalışmada, sağlık kurumlarında halkla ilişkiler uygulamalarının nasıl yapıldığı, kullanılan yöntemler, sağlık kurumlarında uygulanan halkla ilişkiler faaliyetlerinin etkinliği incelenmiştir. Tarihçi metod kullanılarak literatür taraması yapılmıştır. Mesleki bilgi ve deneyimlerden yararlanılmıştır. Çalışma altı bölümden oluşmakta olup birinci bölümde halkla ilişkiler tanımı ve tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. İkinci bölümde sağlık kurumlarının yapısı, amacı, çalışma sistemleri ve organizasyonları anlatılmıştır. Üçüncü bölümde sağlık kurumlarında halkla ilişkilerin gerekliliği, önemi ve örgütlenmesi konuları incelenmiştir. Dördüncü bölümde sağlık kurumlarının halkla ilişkiler faaliyetlerini yürütürken kullandığı yöntemlere yer verilmiştir. Beşinci bölümde sağlık kurumlarının yürüttüğü sosyal sorumluluk uygulamaları üzerinde durulmuştur. Altıncı ve son bölümde sağlık kurumlarında uygulana halkla ilişkiler faaliyetlerinin kalite ve hasta memnuniyetini ne şekilde etkilediği anlatılmış. Halkla ilişkiler faaliyetlerinin kurumun imajını etkileyen ve dış dünyayla iletişiminde büyük rol oynadığı gerçeği üzerinde durulmuştur. Kurumun dış dünyayla iletişim bağı olan halkla ilişkiler faaliyetleri, kurumun hedef kitleye ulaşabilmesinde, kurumun misyon ve vizyonunu dış dünyaya aktarabilmesinde halkla ilişkiler faaliyetlerinin etkin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sağlık çalışanlarının bilgisayar okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi: (Aydın Kadın Doğum Hastanesi ve Bozdoğan Devlet Hastanesi örneği)
Bu çalışmada Sağlık Çalışanlarının Bilgisayar Okur-Yazarlık Düzeyleri araştırılmıştır. Çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının, bilgisayar okuryazarlığı düzeylerini belirlemek ve ihtiyaç duyulan önerileri ortaya koymaktır. Bu araştırmada, sağlık sektörünü temsil edecek ve çalışan çeşitliliği açısından uygun olan "Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Bozdoğan Rasim Menteşe İlçe Devlet Hastanesi" seçildi. Araştırmanın evrenini oluşturan söz konusu hastanelerde çalışan 258 çalışanın 215'ine ulaşılmış, anketler yapılmış ve sonuçları ilgili tablolara aktarılmıştır. Anketler SPSS 16.0 programına aktarılarak yorumlanmıştır. Sonuçlar yorumlanırken yüzde, frekans ve ortalama değerleri kullanılmış, bunun yanında gruplar arasında farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Welch ve Brown-Forsythe Testi, farkın hangi gruplar arasında olduğunu test etmek için Scheffe ve Tukey testleri kullanılmıştır. Araştırmada; erkek katılımcıların, kadın katılımcılara göre; 30 yaş altı katılımcıların, 41 yaş ve üzerine göre; bekâr katılımcıların, evli olanlara göre; Uzman tabiplerin, diğer unvanlara göre; Sağlık Bakanlığı'nda 5 yıl ve daha az süre çalışanların, 26 yıl ve daha fazla süre çalışanlara göre, bilgisayar okuryazarlığı ortalama puanları daha yüksek çıktığı görülmüştür. Bunun yanında araştırmada; eğitim düzeyi arttıkça alınan puanların arttığı ve aylık gelir değişkenine göre 4000 TL üzeri maaş alanların bilgisayar okuryazarlığı ortalama puanlarının daha yüksek çıktığı görülmüştür. Bu bağlamda tahmin edilen sonuçlar ve değerlendirmeler öne sürülen hipotezleri destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler :Bilgisayar Okuryazarlığı, Bilgisayar Operatörlüğü, Bilgisayar Terimleri, Programlama
Hizmet kalitesinin geliştirilmesinde bilişim sektöründe proje yöneticiliğinin katkısı
Projelerin amaçlanan hedeflere, belirlenen süre içerisinde ulaşması işletmelerin rekabet edebilme yetenekleri açısından büyük önem taşımaktadır. Günümüzde, projelerin planlanması, müşterilere sunulması ve kabul edilen projelerin uygulanması bilimsel çalışmaların ana konusu haline gelmiştir. Hizmet sunumunda kalitesinin geliştirilmesi, müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak projelerin etkin yönetimi ile mümkündür. Sigorta sektöründe proje yönetimi, yazılım programları sayesinde müşteri ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak faaliyetlerin planlamasını, planlanan süreçlerin sorunsuz bir şekilde uygulanmasını sağlayan uygulamaların ve denetimlerin bütünüdür. Bu tez çalışmasında, uluslararası faaliyet gösteren bir sigorta şirketinde uygulanan sigorta projesi perspektifinde, proje yöneticisinin müşteri ilişkilerinin düzenlenmesi ve hizmet kalitesinin geliştirilmesindeki katkıları örnek olay üzerinden araştırılmıştır. Proje yönetiminde kaynak planlaması, sistemin kurulum ve denetimi, hizmet seviyelerinin belirlenmesi ve karşılaşılan sorunların çözümünde proje yöneticisi birincil sorumludur. Çalışmada projenin belirlenen sürede tamamlanması ve başarısında proje yöneticisinin önemli katkıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İstanbul'a göç eden ailelerde gençlerin adaptasyon sorunları ve istihdam etkileri
İstanbul'a göç eden ailelerin büyük şehirde yaşama ile ilgili sorunları, yerleşke olarak İstanbul'daki bölgesel tercihleri onları bu tercihe iten sebepler; sanayi, işsizlik nedenleri, kırsal, bölgesel kalkınmaya olan inançları özellikle ailelerde ki gençlerin adaptasyon süreçleri, süreçlerde yaşadıkları sorunlar, asimilasyon, eğitim, örf adet ve geleneklerdeki değişim. Adaptasyonu üzerindeki etkileri, İstanbul'daki istihdam oranları, iş tercihleri ve etnik yapılarının iş sürecindeki etkileri araştırılmıştır. Bölgesel kimliklerinin istihdam sahalarında ne derece önem arz ettiğini ve tercih ettikleri bu iş kollarında ölçeksel şirket tutumlarının kimlikleri açısından derece değerlendirmesi, istihdam açısından toplumsal etkilerinin yankılarının yerleşke boyutlarının önem derecesinin büyüklüğü dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Araştırma literatür çalışması ve saha çalışması Kapsamında anket yolu ile veriler toplanarak gerekli analizler yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda sosyal yapıdaki değişiklikler dile getirilerek göçün İstanbul şehrindeki etkileri araştırılmış, sosyal devlet ilkesi doğrultusunda öneri ve görüşler sunulmuştur. Araştırma analizleri için SPSS 15 programı kullanılmış ve program testleri doğrultusunda bağımlı ve bağımsız testler yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi alfa değeri 0.05 olarak yorumlanmıştır.
Sağlık hizmetlerinde toplam kalite yönetimi
Büyük keşifler, önemli çalışmalar, dünyayı değiştiren fikirler çoğu zaman, dış perspektiflerin ve derin şekilde kişisel olan sorumluluk ve görevlerin belirli bir itici bileşimlere sahip kişilerin eylemleriyle ortaya çıkmaktadır. Geçmişten günümüze keşfedilen, insanlığın hizmetine sunulan kolaylıkların ardında uzun uğraşlar, denemeler, yanılmalar ve sonuçta fedakârlık gizlidir. Bu anlamda sağlık hizmetleri sunumunda yoğun emek harcayan sağlık çalışanları, insan ve toplumların sağlıklı bir yaşam sürdürmesi ve nitelikli toplumların inşasında üstlendikleri misyon ile özverili çalışmalarını sürdürmektedirler. Sağlık sistemleri ve sağlık sistemlerinin alt sistemlerinin temel amacı birey ve toplumların sağlıklı, kaliteli bir yaşam sürdürmesi için koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerini sunmak ve geliştirmektir. Sağlık hizmetlerinin bireylere ulaşmasında önemli bir yere sahip bulunan sağlık işletmeleri tanı, tedavi, bakım ve rehabilite hizmetleri ile topluma gereksinim duyduğu sağlık hizmetini sunarlar. Sağlık hizmetlerinin ana unsurunun insan olması ve insan yaşamında hatanın tolerans göstermemesi, sağlık işletmelerinde yapılan hataların kimi zaman insan yaşamına mal olması, sağlık işletmesinde hatanın oluşmadan önlenmesi ve nitelikli sağlık hizmeti için toplam kalite yönetimi son derece önemlidir. Bu çalışmada sağlık hizmetlerinde sağlık hizmeti kalitesi, değer, müşteri tatmini ve müşterilerin kaliteli sağlık hizmetine olan gereksinimleri vurgulanmış, TKY ile müşteri tarafından algılanan hizmet kalitesi ve müşteri tatmini ile müşterinin istek ve beklentileri doğrultusunda ürün ve hizmetlerinin yükselebileceği ve verimliliğin arttırabileceği söylenebilmektedir. TKY ile kaliteli tıbbi bakım sunabilmek ve kalitenin sürekli geliştirilmesi, mevcut kaynakların etkin yönlendirilmesi ve çalışanların çalışma şartlarında optimum memnuniyeti ile hasta tatmini sağlanırken hastaların bundan keyif duymasıdır. TKY yaşam biçimi olarak algılayan sağlık hizmetleri sunan hastane işletmelerinde; kaynakların etkin kullanıldığı, tıbbi tedavi ve bakım sürecinde hatalı uygulamaların azaldığı, çalışanların kalite anlayışını bir yaşam felsefesi olarak algıladığı ve sağlık çalışanlarının bu süreçteki tutum ve davranışları, hastaları bilgilendirmesi ve iyeleşme sürecini kısalarak hasta tatmini sağlandığı ve tüm bunlar hastane işletmesinin genel performansını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Strateji, liderlik ve çalışan performansı
Bu tez çalışmasında; Çağımızda küreselleşme ve değişimle birlikte, örgütsel standartlar değişmekte ve örgütlerde daha kompleks fonksiyon ve yapı durumlarına yönelik bir değişim akımı yaşanmaktadır. Nitekim günümüz şartlarına bakıldığında toplumsal bir olgu niteliği içeren, teknolojik değişimler ve bu yeniliklere adaptasyon sürecinin çok gündeme getirilen bir konu olduğu görülmektedir. Rekabet ortamında hızla değişen çevre koşulları, işletmelerde yeni tehdit ve fırsatlar yaratmaktadır. İşletmelerin başarılı olabilmeleri, söz konusu olan bu tehdit ve fırsatlara ilişkin bilgi sahibi olmalarına, öngörü ve tahminlerde bulunarak rasyonel stratejiler belirlemelerine ve bu stratejileri etkin bir biçimde uygulamalarına bağlıdır. Başka bir ifade ile çevre koşullarında yaşanan bu hızlı ve sürekli değişim, piyasalardaki rekabet durumu, organizasyonlarda yeni yapılanmalar olmasını gerekli kılmıştır. Bu zaman zarfında kuruluşlar akıcı, paylaşımcı ve hızlı tepki verebilen bir yapıda olmalı, "Strateji ve Liderlik" her kademede uygulanabilmelidir. İşletmelerde en etkin ve başarılı hizmeti verebilmek, çalışan personelin göstermiş olduğu performans ile mümkündür. Çalışan performansı ne kadar yüksek olursa, bireylere verilen hizmet kalitesi de o kadar yüksek olur. Yoğun rekabet ortamına ayak uydurabilmeleri için, yapılacak en iyi yatırımın insana yapılacak olan yatırım olduğunu bilen liderler, çalışanlarının donamını sürekli arttıran ve yeteneklerinin ortaya çıkarılmasında çaba sarf eden bir strateji göstermelidirler. Bu tarz yönetim uygulamaları sergileyen liderlerin, işletme içi ve dışı çevre ile sürdürülebilir ilişkiler içinde olmaları örgütsel başarının temel kaynağı olarak algılanmaktadır.
Hastane yönetiminde liderlik ve iş doyumu
Bu araştırmada liderlik ve iş doyumu, hastane yönetimi açısından değerlendirilmiştir. Araştırma tarihçi-kaynak tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, hastane yönetimindeki başarının liderlik ve iş doyumunun çıktısı olduğu saptanmıştır. Bu araştırma, sağlık işletmelerinin yeniden yapılandırıldığı bu dönemde, sağlık hizmeti sunum kalitesinin artırılması, yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların iş doyumu üzerindeki etkileri ve iş yasam kalitesinin iyileştirilmesi değişim ve dönüşüm çabalarına olumlu katkılar sağlanmasına yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hastane, Yönetim, Liderlik, iş Doyumu
112 acil yardım istasyonlarında çalışan sağlık personelinin adli olaylara yaklaşımı, bilgisi ve karşılaştıkları zorluklar (Konya örneği)
112 acil sağlık hizmetlerinde çok sık adli olaylarla karşılaşılması nedeniyle bu konu seçilmiştir. Çalışmada hem tarihçi metot hem de alan araştırması metodundan yararlanılmıştır. Ülkemizde hastane öncesi acil yardım sistemi, acil sağlık hizmetleri konusunda eğitim almış sağlık ekibi ve tıbbi donanımlı ambulanslar ile yapılmaktadır. 112 acil sağlık hizmetleri tam gün kanunu ve sağlıkta dönüşümle birlikte 112 acil yardım istasyonlarında çalışma sistemi değişime uğramıştır. 112 acil sağlık hizmetlerinde hizmet sunumu sırasında sık sık adli vakalarla karşılaşılmakta ve acil sağlık hizmetlerinde görev alan personelinin adli olgular konusunda yeterli bilgilerinin olmaması nedeniyle sorunlar çıkmaktadır. Çalışanlar yapmış oldukları kusurlu davranışlar nedeniyle hukuki yaptırımlara ve tazminatlara maruz kalabilmektedirler. Adli olaylarda olay yerine ilk gelen resmi devlet memuru genellikle sağlık personelidir. Sağlık personelinin olay yerinde nasıl hareket etmesini bilmesi ve insanların hayatını kurtarırken olayla ilgili delillere zarar vermemesi gerekmektedir. Hekim dışındaki sağlık personelinin mali mesleki sorumluluk sigortası yaptıramaması, yeniden düzenlenen 112 acil sağlık hizmetleri sistemindeki en büyük eksikliklerdendir. Yönetmelikte; AABT'ler ve ATT'ler görev tanımları gereğince sadece, tıbbi yetkileri belirtilen acil vakalarda algoritmalarla belirlenmiş sınırlı uygulamaları yapabilmektedirler. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde, kurumların ve çalışan sağlık personelinin almış oldukları eğitim ve kadrolarına göre tıbbi yetki ve sorumlulukları yeniden gözden geçirilmeli ve düzenlenmelidir.
Sağlıkta hizmet kalitesi ve hasta memnuniyeti: Marmaris Devlet Hastanesi örneği
Bu araştırmada, hizmet kalitesi ve hasta memnuniyeti, sağlık açısından ve Marmaris Devlet Hastanesi örneğinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın kuramsal bölümlerinde tarihçi/kaynak taraması yöntemi kullanılmıştır. Alan çalışması bölümünde anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anketle hizmet kalitesi ölçümü, servqual ölçeğine göre yapılmıştır. Anket verileri için, SPSS 20.0 istatistik programıyla işlemler yapılmış, frekans, yüzde, bağımsız örnek t testi, varyans analizi testi gibi istatistiksel teknikler kullanılmıştır. Kuramsal ve uygulamalı değerlendirmelerden elde edilen bulgular, sonuç bölümünde yer almaktadır. Bu kapsamda sağlık hizmetlerinde kalitenin neden, memnuniyetinde sonuç olduğu saptanmıştır. Kalite olmadan hasta memnuniyeti elde etmek olanaklı görünmemektedir. Varsayımların test edilmesiyle hasta memnuniyeti kapsamında cinsiyet, evlilik, hastaneye geliş sayısı durumu açısından fark saptanmazken, yaş, eğitim ve emeklilik durumu açısından fark olduğu ortaya konmuştur. Anket sonuçları ortalamalarına göre, Marmaris Devlet Hastanesinin hasta memnunluğunu sağladığı görülmüştür.
Mobbing (psikolojik şiddet) algısı, tükenmişlik sendromu ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişki: Banka çalışanları üzerinde bir araştırma
Günümüzde iş hayatındaki rekabet ortamından en çok etkilenen kurumlardan birisi bankalardır. Rekabet ortamından kaynaklı olarak banka çalışanları arasında bazı olumsuz tutum ve davranışlar gerçekleştirilebilmektedir. Özellikle günümüzde bu davranışlar çok sıklık arz etmekte ve kasıtlı olarak yapılmakta olduğundan geçici bir iletişim çatışması olayını aşarak psikolojik şiddet olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tür davranışlar kişi üzerinde belli bir zaman sonra tükenmişlik sendromuna yol açabilmekte ve kaçış yolu olarak işten ayrılma niyetine kadar gidebilmektedir. Bankalarda psikolojik şiddet ve tükenmişlik sendromuna karşı farkındalık kazandırılması, nedenlerinin belirlenmesi ve önlem alınması bu açıdan önemlidir. Bu sebepten dolayı bu araştırmada öncelikle literatür çalışması yapılarak psikolojik şiddet, tükenmişlik sendromu, ve işten ayrılma niyeti kavramları hakkında bilgi toplanmıştır. Tanımları, süreçleri, özellikleri, nedenleri, sonuçları sıralanmış ve bunlarla nasıl mücadele edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, araştırmada daha önce bu konularda yapılan bazı araştırmalarda kullanılan ölçeklerden faydalanılarak bir anket çalışması yapılmış; banka çalışanlarındaki psikolojik şiddet algısı, tükenmişlik sendromu ve işten ayrılma niyeti düzeyleri ve arasındaki ilişkiler SPSS 18 programı yardımıyla analiz edilerek belirlenmiştir. Bununla beraber ilgili değişkenlerin elde edildiği örneklemin demografik özellikleri de belirtilmiştir. Anket çalışması toplam 243 banka çalışanı üzerinde yapılmış; elde edilen verilere frekans, faktör, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre üç değişkenin de birbiri ile ilişkili olduğu, ayrıca bankacıların genel tükenmişlik düzeylerinin ve genel psikolojik şiddet algılarının işten ayrılma niyetleri üzerinde etkisi olduğunu ve genel psikolojik şiddet algısının da genel tükenmişlik düzeyi üzerinde etkisi olduğunu söylemek mümkündür.
İletişim becerileri, motivasyon ve sağlık çalışanları
Günümüz yoğun rekabet koşulları, hızlı gelişen teknolojiler, müşteri beklentilerinin ve kaliteli hizmet isteğinin artmasına, değişen ve zorlu ekonomik koşullara ayak uydurabilme gibi olgular örgütlerin mevcut kısıtlı kaynaklarını etkin ve etkili kullanarak performanslarını arttırmaya yöneltmektedir. Bu durum, insan kaynakları ve örgütsel iletişim kavramlarının ön plana çıkmasına neden olmaktadır. Bu kavramların yanı sıra motivasyon, iletişim, sürekli iyileştirme-geliştirme, liderlik ve kalite unsurlarını içeren toplam kalite yönetimi çalışanlar arası iletişimi güçlendiren, örgüt çalışanlarının aynı felsefeye sahip olmasını ve tam katılımlarıyla iş akışında karşılaşılabilecek sorunlara analitik çözüm önerileri sunmalarını sağlayan, hataların önceden tespit edilebilmesi ve örgütün kendi alanında başarıya ulaşabilmesi için gerekli olan enerjiyi ve yenilikleri yakalamayı amaçlayan bir yönetim sistemidir. Hastane yönetimlerinde hiyerarşiye bağlı olarak iletişim problemleri meydana gelmektedir. Hastanelerin karmaşık, dinamik ve matriks örgütsel yapıları bulunması dolayısıyla farklı rollere sahip sağlık çalışanlarının ilişki özellikleri, iletişimin en önemli unsur haline gelmesini sağlamaktadır. Bireylerin bilgi ve deneyimleri, kabiliyetleri ve ilgi alanlarının farklı olması bireysel ve örgütsel açıdan verimlilik, etkinlik, çatışma ve motivasyon kavramlarının şekillenmesine yol açmaktadır. Hastanelerde iletişim yetersizlikleri, yetki ve sorumluluklarda eşitsizlik, örgütsel kararlara katılımda eksiklik, etkin ekip çalışmasının bulunmayışı, başarıların takdir edilmemesi, iş doyumsuzluğu gibi sebepler örgütsel bağlamda motivasyonu azaltıcı etkiye sahip olan faktörlerdir. Çalışanları iyi motive eden ve onların meslek memnuniyetlerini sağlayabilen yönetimler, işletmelerini başarıya ulaştırmada önemli bir engeli aşmış bulunmaktadır. Çalışanların iletişim yetersizliği iş memnuniyetsizliğine yol açmakta ve kurumları başarısızlığa itmektedir. Çalışmada, örgüt çalışanlarının birbirleriyle olan iletişimlerinin çalışma motivasyonlarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler : İletişim Becerileri, Motivasyon, Sağlık Çalışanları
Sağlıkta performans uygulamaları
Çalışmanın amacı performans uygulamalarının sağlık sektöründe nasıl uygulandığını açıklamaktır. Bu amaca yönelik olarak sağlık, sağlık hizmeti, sağlık hizmetlerinin Türkiye'deki tarihi süreci, performans kavramı, unsurları ve ülkemizde uygulanmakta olan sağlıkta performans uygulamaları incelenmiştir. Çalışmada tarihçi metot kullanılmış ve ağırlıklı olarak kaynak taraması yapılarak literatür çalışmalarından faydalanılmıştır. Sağlık hizmetleri topluma sunulan hizmetlerin vazgeçilmez bir unsurudur. Sağlık hizmeti veren kurumlar, toplumun ihtiyaçlarını giderebilmek için sürekliliklerini sağlamak ve ayakta durmak zorundadırlar. Ülkemizde Sağlıkta Bakanlığı, "Sağlıkta Dönüşüm" kapsamında bir takım performans uygulamalarını hayata geçirmiştir. Bu kapsamda uygulanan performansa dayalı ek ödeme sistemi, performans uygulamalarının kamu sektöründe uygulanabilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu uygulamalar sağlık hizmetlerine ulaşmaya, bu hizmetlerden faydalanmaya, hizmetin kalitesine, sektörün gelişmesi ve iyileştirilmesine katkı sağlamıştır. Objektif olarak değerlendirildiği zaman sağlıkta uygulanan bu performans uygulamalarının gerekli olduğu fakat yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Dış kaynaklı hizmet alımlarının hastanelerde kullanılması
İşletmeler açısından piyasada rekabet şartları gün geçtikçe zorlaşmaktadır. İşletmeler ise bu zorluklarla baş edebilmek için her geçen gün yeni yönetim stratejileri geliştirmektedirler. Dış kaynaklı hizmet alımları ise bu yönetim stratejilerinden birisidir. İşletmeler ana faaliyet alanları dışında dış kaynak kullanarak temel yeteneklerine daha fazla zaman ve kaynak ayırmayı amaçlamaktadırlar. Hastaneler ise günümüzde artık sadece tıbbi hizmet sunan mekanlar olmaktan çıkmış, tıbbi hizmetin yanında yemek, temizlik, bilgi işlem, konaklama gibi otelcilik hizmetleri de sunan kompleks işletmeler haline gelmişlerdir. Bu kadar geniş alanda hizmet veren hastaneler ise temel faaliyet alanları dışında dış kaynaklı hizmet alımı yöntemine başvurmaktadırlar. Bu çalışmada dış kaynaklı hizmet alımlarının hastaneler için nedenleri, faydaları, zararları, kullanım süreci ve türleri gibi konular işlenmiştir. Çalışmada kaynak tarama yöntemi kullanılarak dış kaynak kullanımının hastane işletmeciliği üzerindeki olumlu ve olumsuz yönleri ortaya konmuştur. Bu çerçevede dış kaynak kullanımının hastaneler açısından; maliyetlerin düşmesi, temel yeteneklere odaklanma, yeni teknolojileri takip etme gibi olumlu sonuçları olduğu, bunun yanında esnekliği kaybetme, yetersiz tedarikçi işletmenin seçilmesi, bilgi güvenliğini sağlayamama gibi risklerinin de olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Hastanelerde Dış Kaynak Kullanımı, Hastanelerde HizmetAlımları, Tedarikçi Firma, Sağlık Hizmetleri
Örgütsel bağlılık ve iş doyumu
Bu çalışmada, günümüzün sürekli değişen ve gelişen iş dünyasındaki değişime uyum sağlamaya çalışan örgütlerin önem verdiği konuların başında yer alan örgütsel bağlılık ile iş doyumu hakkında bilgiler verilmektedir. İş ortamında meydana gelen negatif ve pozitif bütün olaylarla direkt etkileşim halinde olan çalışanların örgütsel bağlılıklarını ve iş doyumlarını etkileyen faktörleri, örgütsel bağlılık ve iş doyumunun sağlanması ile çalışanlar ve örgütler açısından nasıl sonuçlar meydana getireceği incelenmektedir. Bu çalışma teorik bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle tarihçi metod ve kaynak taraması tekniğinden yararlanılarak hazırlanmış bir kaynak niteliğindedir. Günümüzde teknoloji her alana nüfus etmektedir. Herkes her bilgiye rahatça ulaşabildiğinden rekabet ortamında insan gücü çok daha önem kazanmaktadır. İş dünyasının nimetlerinden olan teknoloji günümüz iş hayatına kadar genişlemiştir. İş doyumu ve örgüte bağlılığın etkilerinin hem belirli olması hem de çalışan kitlelere ilişkin etkilerinin araştırılması, bir yandan iş tatmini bir yandan da örgütsel bağlılığın değerini ortaya koymaktadır.
Hemşirelerin problem çözme becerilerinin çeşitli demografik özellikleri ile ilişkisi: Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi örneği
Sağlıklı olmak bireylerin yaşam tarzları, yaşam koşulları ve ekonomik düzeyleri gibi sağlık belirleyicileriyle bağlantılıdır. Sağlığın korunması ve sürdürülmesinde sağlık hizmetlerinin önemi büyüktür. Sağlık hizmetleri, bireylerin sağlıklarının devam ettirilmesi ve korunması yanında, hastalanmaları durumunda tanı ve iyileştirme amaçlı çalışmalar ile eski işlerini yapabilir hale getirme ya da yeni bir iş becerisine kavuşturmaya ilişkin bütün hizmetleri kapsar. Sağlık hizmetleri ekibinin vaz geçilmez üyelerinden olan hemşire; aldığı eğitim, bilgi, iletişim becerileriyle eleştirel düşünebilen, problem çözme becerilerini kullanarak sorumluluk alan profesyonel bir meslek üyesidir. Hemşirelerin problem çözme becerilerinin diğer birçok meslekte olduğundan daha gelişmiş ve yeterli olması bakım verdiği bireylerin zarar görmesini önleme ve yaşamı koruma sorumlulukları gereğidir. Hemşirelik mesleğinde problem çözme becerisi nitelikli bir hemşirenin sahip olması gereken beceridir. Yapılan araştırmalar incelendiğinde problem çözme becerisinin önemli olduğu bilinmekte ancak yeteri kadar kullanılmadığı sonucuna varılabilir. Bu çalışmayla hemşirelerin problem çözme becerilerinin çeşitli demografik özelliklerle ilişkisi incelenmiştir. Yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumunun problem çözme becerisini etkilemediği görülmüştür. Ancak problem çözme eğitimi almanın ve meslekte çalışma süresinin problem çözme becerilerini olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Ankara'da bulunan serbest muhasebeci mali müşavirlerin BDS 701 standartları bilgi düzeyi ile mesleki etik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın temel amacı serbest muhasebeci mali müşavir (SMMM) 'lerin mesleki etik algı düzeyleri ile BDS standartları ile alakalı olan bilgi düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmamızda ilk olarak Bağımsız Denetim Standardı kavramı ele alınacak olup bu kavramın tarihçesi, uygulamaları ve kapsamı ile alakalı bilgi verilecektir. İkinci olarak Mesleki etik kavramı incelenecek olup bu kısımda etik ve etik ilkeleri nedir sorularına cevap aranacak olup bunlara ilaveten de meslek etiğinin düzeyleri ve meslek etiği eğitiminin önemi detayları ile incelenecektir. Araştırmamızın üçüncü kısmında ise mesleki etik kavramı biraz daha detaylıca irdelenecek olup bu noktada etik olmayan ilkeler ve etik dışı davranışların sonlandırılması noktasında birtakım önermelerde bulunulmaktadır. Bunlara ilaveten yine bu kısımda kanun perspektifinden etik dışı davranışlara karşı olan yaptırımlar incelenmektedir. Araştırmanın sonucunda SMMM'lerin nezdinde mesleki etik algısı ile BDS standartları ile alakalı olan bilgi düzeyleri arasında ilişki saptanmaktadır. Standartlara dair bilgi haznesi geniş olan SMMM'lerin mesleki etik davranışlarını benimseme oranı bu standartlara dair bilgisi olmayan SMMM'lere mesleki etik davranışlarını benimseme oranına nazaran daha yüksek çıkmaktadır.
The effect of digital marketing on consumer perception metaverse and technology acceptance model (TAM)
The marketing environment has shifted significantly over the past decade. Print media gave way to email marketing, which then gave way to social media marketing and the world's most advanced digital marketing strategy is anticipated to be metaverse marketing therefore, this makes very vital that business's long-term plan should include a focus on digital marketing transformation. The 'Metaverse,' a hyper-connected digital world, holds the potential to profoundly alter how consumers, brands, and businesses will conduct business and engage in a flawlessly connected space of virtual realities. The potential of the metaverse is being driven by two trends: (i) consumers engaging in and conducting business in virtual environments; and (ii) businesses investing millions of dollars in creating technology connected to the metaverse. There is, however, a lack of clarity regarding the current scope of the metaverse and the consequent implications for marketing practice and research in Turkey due to its rapid evolution and it resulted as worldwide businesses, but especially those in Turkey, rely their marketing efforts on internet of things (IoT) and simple digital tools. The purpose of this study is to assess, via the use of TAM variables, the impact that Metaverse has on consumer perception and attitude. This thesis will serve as the foundation for an experimental study to ascertain whether companies need to adapt their marketing strategy to include AI - based and cutting-edge technology like virtual and augmented realities. In order to assess the potential of Metaverse in business marketing tactics, the study proposes an organizing framework for the developing metaverse by integrating the results of a thorough literature survey across several disciplines and the professional opinions of leading business figures. The author then discusses the consequences for marketing practice of how the metaverse affects consumer perception and overall intention toward specific items. At the end of the study, findings will be statistically examining the impact of marketing techniques on consumers' attitudes and behavior intentions toward them.
Covid-19 salgını ve müşterilerin otel tercihlerini etkileyen faktörler
2019 yılının Aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan Covid-19 ortaya çıkışından üç ay sonra tüm dünyada etkilerini göstermiş ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir. Pandemi olarak ilan edilmesiyle birlikte küresel çapta bir karışıklık yaratan Covid-19 o zamana kadar olan bütün küresel dinamiklerde değişikliklere bozulmaya yol açmış, sağlık başta olmak üzere ekonomik, politik, sosyolojik açıdan birçok olumsuz sonuçlara yol açmıştır. Bu çalışmada da Covid-19'un en çok etkilediği sektörlerden biri olan turizm sektörünün konaklama alanı incelenmiş ve bu çerçevede, salgın ile birlikte müşterilerin otel tercihlerini etkileyen unsurlar ele alınmıştır. Araştırma kapsamında otel tercihi Covid-19 ve hijyen faktörler çerçevesinde ele alınmış kurulan yapısal eşitlik modeli sonucunda bulaşı faktörünün Covid-19 faktörü üzerinde doğru orantılı, Covid-19 korkusunun da otel tercih niyeti üzerinde ters orantılı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Measurement of financial performance in the technology sector and measurement of the impact of COVID-19
COVID-19 salgını çağımızın en önemli sağlık ve ekonomik krizlerinden birisi olarak tarihe adını kazımıştır. Bu kriz her ne kadar bir sağlık krizi olarak ortaya çıksa da zaman içerisinde önemli ekonomik etkileri olduğu da görülmüştür. Bu bağlamda, COVID-19 salgınının ekonomik etkilerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasının amacı COVID-19 pandemisinin Türkiye'de yer alan teknoloji sektörü firmalarının finansal performansı üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla, çalışmada pay senetleri Borsa İstanbul'da işlem gören teknoloji sektörü firmalarının finansal performansı çok kriterli karar yöntemlerinden birisi olan TOPSİS yöntemi ile incelenmiştir. Bu inceleme COVID-19 salgını öncesi olan 2019 yılı ve salgının yaşandığı yıl olan 2020 yılı için karşılaştırılmalı olarak yapılmıştır. Tez çalışmasının bulguları salgın öncesinde ve salgın sürecinde en başarılı performansı gösteren işletmenin LINK kodlu şirket olduğunu göstermiştir. Öte yandan, salgın öncesinde en başarılı performans gösteren diğer şirketler FONET ve KRONT kodlu şirketler iken salgın sürecinde bu durum değişmiş, başarılı şirketler SMART ve LOGO kodlu işletmeler olmuştur. Araştırmanın sonuçları COVID-19 salgınının Türkiye'de yer alan halka açık teknoloji şirketlerinin finansal performansında, yalnızca en yüksek performansa ve en düşük performansa sahip işletmeleri etkilediğini göstermiştir. Diğer ortalama finansal performans gösteren işletmelerin başarı sıralaması görece sabit kalmış, kayda değer değişiklikler göstermemişlerdir. Anahtar Kelimeler: TOPSİS Yöntemi, Çok Kriterli Karar Yöntemleri, Finansal Performans, Mali Analiz, COVID-19 Salgını
Exchange rate changes and manufacturing profits in Turkey
ABSTRACT THE EXCHANGE RATE CHANGES AND MANUFACTURING PROFITS IN TURKEY BEGÜM AKIŞ Master of Business Administration Supervisor: Associate Prof. Dr. Turan EROL This study examines the extent of pass-through in export prices and emphasizing the relative importance of pricing-to-market effect on Turkish manufacturing profits. All firms, especially the exporters, must make a pricing decision when exchange rate changes. So, this study tests how Turkish exporters are responding to the conflicting objectives of mamtaining stable profit margins and stable export sales when the value of TL fluctuates. Keywords: exchange rates, pass-through, pricing to market, manufacturing profits.
Kurumsal sosyal sorumluluk : Vestel örneği
Son yılların en gözde konularından biri olan kurumsal sosyal sorumluluk, örgütlerle paydasların beklenti ve çıkarlarının, dengeli bir biçimde karsılanmasını öngörmektedir. Bu konuyla ilgili literatürde pek çok çalısma yapılmıstır. Ancak kurumsal sosyal sorumluluk ile ilgili yapılan çalısmalara bakıldıgında, kurumsal sosyal sorumlulugun sirketler ve belirli paydas grupları açısından ele alındıgı, sirketlerin çesitli birimlerinin bulundugu yerlesim yerlerindeki yerel halkla olan iliskilerinin üzerinde çok durulmadıgı görülmektedir. Bu eksiklikten hareket ederek; firma ve yerel halk bir arada ele alınmıs, halkın istekleri ve bunun gerçeklestirilme durumu ile firmanın yaptıkları ve kendini gördügü konum irdelenmeye çalısılmıstır. Bu çalısmanın amacı; kurumsal sosyal sorumluluk kavramının, Manisa halkının ve Vestel firmasının bakıs açılarından, algılanma biçimini ve derecesini göstermektir. Ayrıca, Manisa halkının, Vestel ile ilgili düsünceleri, Vestel firmasının sosyal sorumluluk adına yaptıkları, halkın buna tepkisi ve beklentileriyle ilgili, firmada önceden çalısan kisilerle ve su anda çalısmaya devam eden personelle, görüsmeler yapılmıstır. Firmanın kendini yeterli görüp görmedigini anlamak için de, firmayla görüsülmüstür. Yapılan görüsmelere, içerik çözümlemesi yöntemi uygulanmıs, olusturulan kodlar tablolastırılmıstır. Ulasılan bulgulara göre; Manisa halkının; kurumsal sosyal sorumluluk kavramının farkında oldugu, firmanın sosyal sorumluluk adına yaptıklarını memnuniyetle karsıladıgı, ancak yeterli görmedigi ortaya çıkmıstır. Ayrıca kurumsal sosyal sorumluluga bakıs açısı, firmayla bireyin birebir iliskisine göre sekillenmektedir. Görüsmelerden, Vestel firmasının, sosyal sorumluluk adına yaptıgı çalısmalarda kendini yeterli gördügü anlasılmıstır. Paydas taleplerini belirlemeden, sorumluluk adına yapılan çalısmaların çok tatmin edici olmadıgı, paydaslarla saglıklı iletisim kurmadan bu konuda basarılı olunamayacagı sonucuna varılmıstır.
Kişisel değerler - liderlik tarzları ilişkisi: Farklı toplumsal ve kültürel ortamlardan gelen yöneticilerin farklılaşması
Bu çalışmada gıda perakende firmalarında yönetici konumundaki kişilerin kişisel değerlerini edinmelerinde etkili olan sosyal etmenler, sahip oldukları kişisel değerler ve tercih ettikleri liderlik tarzları incelenerek sosyal etmenler, kişisel değerler ve liderlik tarzları arasındaki ilişkiler ortaya konulmaktadır. İncelenen liderlik tarzları dönüşümsel ve işlemsel liderlik (Burns, 1978; Bass, 1985) ile ilişki odaklı liderliktir (Fiedler, 1967). Değerler ise Rokeach (1969,1973), Schwartz (1992,1999) ve Sosik'in (2005) kişisel değerlerle ilgili çalışmaları doğrultusunda belirlenmiştir ve ölçüm aşamasında Schwartz'ın değerler ölçeği kullanılmaktadır. Ele alınan kişisel değerler Schwartz'ın özaşkınlık, özgelişim, muhafazakarlık ve değişime açıklık değerleri ile Sosik'in toplulukçu iş değerleridir. Araştırma kapsamında ele alınan kişisel değerler üzerinde etkili sosyal etmenler toplumsal (aile ve gelişme çağının geçirildiği çevrenin özellikleri), eğitimsel (ortaöğrenim ve yükseköğrenimin görüldüğü kurumların niteliği) ve örgütsel (çalışılan örgütün niteliği) etmenlerdir. Toplumsal etmenlerden aile etmeni yöneticinin ailesinin sosyo-ekonomik statüsünü temsil etmektedir bu nedenle aile etmeni ebeveyn eğitim düzeyi ve ebeveyn mesleğinin niteliği (mavi yakalı-beyaz yakalı) olmak üzere iki boyutlu şekilde ele alınmaktadır. Gelişme çağının geçirildiği çevrenin özellikleri yöneticinin 7-18 yaşları arasındaki hayatını geçirdiği yerleşim yerinin kentsel veya kırsal bir yer olmasına göre iki boyutta incelenmektedir. Yöneticilerin öğrenim gördüğü kurumlar da yine iki kategoriye ayrılarak incelenmektedir. Bunlar genelde yabancı dilde eğitim yapan özel okullar ve batılı ülkelerin (Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri) okulları ile diğer tarafta devlet okulları ve doğulu ülkelerin (Arap ülkeleri ve Asya ülkeleri) okullarıdır. Çalışmamızdaki örgütsel etmenleri oluşturan kategoriler ise ulusal firmalar ve uluslar arası firmalardır. Görgül araştırma aşaması için niceliksel araştırma yöntemleri tercih edilmiş ve t-Test ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Gıda perakendesi sektöründe faaliyet gösteren zincir süpermarketlerin genel müdür yardımcısı, departman müdürü, şube müdürü konumundaki 245 yöneticisi üzerinde gerçekleştirilen niceliksel görgül araştırma sonuçlarına göre çalışılan firma ve mezun olunan eğitim kurumu kişisel değerlerin farklılaşmasında ve liderlik tarzı tercihleri üzerinde ciddi etkiye sahipken gelişme çağının geçirildiği yerleşim yerinin kişisel değerler üzerinde etkili olmadığı görülmektedir. Ebeveyn mesleği ve ebeveyn eğitim düzeyinin de kişisel değerler ve liderlik tarzı tercihleri üzerinde eğitimsel ve örgütsel etmenler kadar olmasa da kısmen etkili olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçları ayrıca özaşkınlık, toplulukçuluk, değişime açıklık değerlerinin dönüşümsel liderlikle, özaşkınlık, muhafazakarlık ve toplulukçuluk değerlerinin ilişki odaklı liderlikle ve özgelişim değerlerinin de işlemsel liderlikle pozitif ilişkili olduğunu göstermektedir.
Hasta yatış süresini etkileyen faktörler: Türk sağlık sistemi açısından bir değerlendirme
Ortalama yaşam süresindeki artış, hastalık yapılarındaki değişiklikler, teknolojik gelişmeler ile sağlık hizmetine olan talebin artmasıyla birlikte birçok ülkede sağlık hizmetlerinin maliyetleri yükselmektedir. Tedavi edici sağlık hizmetleri, diğer sağlık hizmetlerine göre daha fazla maliyet gerektiren hizmetlerdir ve bu maliyetin önemli bir kısmı hasta yatış süresinden kaynaklanmaktadır. Hasta yatış süresi, hasta ile ilgili özelliklerden, sağlık hizmeti sunucularının ve sağlık sistemlerinin özelliklerine kadar birçok faktörün etkisi altında kalmaktadır. Sağlık hizmetleri yönetiminde önemli bir yere sahip olan hasta yatış süresinin Türkiye'de gerek teorik olarak çalışmalarda gerekse de sağlık işletmeciliği uygulamasında yeterli ilgiyi görmediği göze çarpmaktadır. Bu çalışma ile Türkiye'de hasta yatış süresini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Türkiye genelinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşmalı olan özel hastanelerde, üniversite ? vakıf üniversite hastanelerinde ve diğer (belediye, dernek ve yabancı/azınlık hastaneleri) hastanelerde 1 Ocak 2010 ile 31 Aralık 2010 tarihleri arasında yatarak tedavi görmüş 2.255.836 hastanın geriye dönük olarak incelemesi yapılmıştır. Hasta verileri SGK MEDULA sisteminden elde edilmiş ve istatistiksel analizler için SPSS 18.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışmada hasta yatış süresini etkileyen faktörlerin belirlenmesi için Bağımsız İki Örnek T-Testi, Gruplar Arası Tek Yönlü Varyans Analizi ve Çok Değişkenli Lojistik Regresyon yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamına alınan hastaların ortalama yatış süresi 3,93 gün (SS= ±5,882) olarak belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan tüm bağımsız değişkenlere göre (yaş, cinsiyet, sigorta kapsam türü, hastalık türü, hasta yatış türü, eşlik eden hastalık olup olmama durumu, uygulanan ameliyat türü ve ameliyat sayısı, yatış yapılan mevsim, hastane mülkiyet durumu/yatak kapasitesi/yerleşim yeri/hizmet türü, hastanenin faaliyet gösterdiği coğrafik bölge/aldığı katılım payı) ortalama hasta yatış süresinin istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre hasta yatış süresinin cinsiyet, eşlik eden hastalık olup olmama durumu ve hastanenin bulunduğu coğrafik bölge açısından negatif, yaş, yatış yapılan mevsim, hastane yatak kapasitesi/mülkiyet durumu/hizmet türü/yerleşim yeri açısından pozitif yönde etkilendiği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sağlık hizmetleri, hasta yatış süresi, çok değişkenli lojistik regresyon
Üretim işletmelerinde dış kaynak kullanımının sermaye yapısı üzerine etkisi
Bu tezin amacı, sermaye yapısını etkileyen faktörleri Türkiye'de bulunan üretim işletmeleri üzerinde incelemektir. Firma büyüklüğü, karlılık, maddi duran varlıklardaki büyüme, toplam aktiflerdeki büyüme ve somutluk değişkenleri sermaye yapısını etkileyen firma özellikleri olarak panel metodolojisine göre incelenmiştir. Örneklem seti, Borsa İstanbul'da (BİST) yer alan 139 Türk üretim işletmesinin 2005-2012 yılları arasındaki dörder aylık dönemlerini içermektedir. Yapılan analiz sonucunda, maddi duran varlıklardaki büyüme oranı dışında incelenen tüm bağımsız değişkenlerin, Türk üretim işletmelerinin sermaye yapısı kararlarını oluşturan anlamlı faktörler olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, firma büyüklüğü, toplam aktiflerdeki büyüme oranı, karlılık ve somutluk ile kaldıraç seviyesinin negatif ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuç toplam aktiflerdeki büyüme oranının Dengeleme Kuramını desteklediğini; diğer değişkenlerin ise Finansman Hiyerarşisi Kuramının, Türk imalat sanayisinde geçerli olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Kişilik özellikleri ve psikolojik sermayenin psikolojik iyi oluş, akış deneyimi, iş tatmini ve çalışan performansına etkileri
Bu çalışma örgütsel davranış alanında önemli bir ivme kazanan pozitif psikoloji kapsamında ele alınan temel bireysel değişkenlerin öncüllerini ve sonuçlarını bir yapısal eşitlik modeli kapsamında sınamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu değişkenler kişilik ve psikolojik sermaye bağımsız değişkenleri, performans, iş tatmini ve psikolojik iyi oluş bağımlı değişkenleri ile işle akış aracı değişkenleridir. Bu doğrultuda üç farklı firmada çalışan 500 beyaz yakalı çalışandan anket yöntemiyle elde edilen verilerle araştırma yapılmıştır. Eldeki bulgular incelendiğinde psikolojik sermaye boyutlarının ve kişilik özelliklerinin çalışanlardaki iyi oluş, iş tatmini ve performansa olan etkileri gözlemlenmiştir. Aynı zamanda, optimal performans düzeyinin, bir diğer adıyla, akışın, psikolojik sermaye boyutları ve kişilik özellikleri ile iyi oluş, iş tatmini ve performans arasında aracılık, kısmi aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir. Tüm bulgular ele alındığında, çalışanlar üzerinde olumlu psikolojinin öncüllerinin çalışan iyi oluşuna, iş tatminine ve performansa etkilerini inceleyen bir modelin oluşturulabileceği belirlenmiştir. Aynı şekilde akış kavramının bu model üzerinde aracı olarak etki ettiği ortaya çıkarılmıştır
Lot sizing and variable periodic consumption based stock ordering in an automotive supplier company
As a result of the effects of the globalization process, companies emphasize the importance of inventory holding and ordering process. In busines life, the aim of all companies are to make profits. In order to realize this purpose and continue their existences in market, companies should have some values and these values should be always ready to use. One of them is called inventory. Inventory management process starts from purchasing the raw materials and continues to sales of finished goods to customers. In order to manage the inventory process efficiently, companies should choose the best methods to order and control them. This gets more difficult if the product variety is high. Especially if the customer demand variation is high, companies gets more difficulties to meet their needs. These kinds of factors cause customers' compliances. Companies should keep enough stock to meet the demand in market. Inventory holding cost in high for all companies. In the mean time, stockout costs are also very high. In this scope, it gets vital to determine the optimum lot sizing policy and optimum minimum stock holding policy. Another important factor is to determine how much inventory should be kept from each product. In order to determine this, an ABC analysis can be used. So that the unnecessary inventory can be avoided. This will also decrease ordering cost, holding costs and related costs. In this study, the actual method will be discribed and different lot sizing methods will be searched to understand the optimum method. In the mean time, customer's actual minimum stock policy will be defined and new methods will be searched to ind the best solution. Before to start searching, an ABC analysis will be performed to understand the value in total for each product and best lot sizing method will be searched for each group in ABC analysis. Keywords: Inventory, Stock, Buffer, Lot Sizing, Automotive, Inventory Management, ABC analysis