
1,498
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Elektronik ticaretin kullanımında kritik başarı faktörlerinin etkisi ve Türkiye'de faaliyet gösteren elektronik ticaret işletmelerinde bir araştırma
Elektronik ortamda pazarlama yapmak ve ticari faaliyetlerde bulunmak, özellikle işletmelerin rakiplerini görmek, pazarı ve trendlerini kavramak, müşteri beklentilerini, taleplerini ve yorumlarını incelemek adına çeşitli avantajları beraberinde getirmektedir. Ancak bunların tamamını yakalamak için etkin bir e-ticaret sistemi kurmak ve bu alanda uzmanlaşmak da şarttır. Başarıyı elde etmek çeşitli faktörlere bağlıdır. Bu çalışma, elektronik ticaretin kullanımında kritik başarı faktörlerinin etkisin anlamak amacına hizmet etmektedir. Bu amacın gerçekleşmesi adına alan literatür ve anket uygulaması yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın modeli, niceliksel araştırma türünde olup tarama modellerinden genel tarama modelidir. Çalışmanın literatür taramasında elektronik ticaretin ne olduğu, bu ticaret sistemindeki rekabet, işletmelere elektronik ticaretin getirebileceği faydalar ve elektronik ticaret tipleri gibi araştırma kısmına ışık tutacak bilgiler derlenmiştir. Ticaretin gerçekleştirildiği özel tasarım web sitelerin yanı sıra sosyal medya platformlarının da müşterilerin talep ve beklentilerini anlamak, rakipleri incelemek ve reklam yapmak için kullanıldığı tespit edilmiştir. Buradan hareketle, e-ticaretin etkin yapılması için çok yönlü düşünülmesi gerektiği, hukuki şartların oluşturulması için çalışılmasının ve müşterilere internetin her mecrada erişilmesinin şart olduğu söylenebilecektir. Anket araştırması kısmında ise kolayda örnekleme yöntemi ile Türkiye'nin farklı yerlerinde elektronik ticaret faaliyetleri yürüten firmaların karar vericileri -yöneticileri, firma sahipleri ya da ortakları- ile görüşülmüştür. Araştırmaya toplam 371 kişi katılmış ve kendilerine 45 soru yöneltilmiştir. Yöneltilen sorular elektronik ticaret performanslarını ölçmeye yöneliktir ve firmaların bulunduğu yer, e-ticaret yapma süreleri, hukuki altyapıları gibi çok fazla değişkenin incelenmesine çalışılmıştır. Sonuçlar, SPSS 21 istatistik programı yardımı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın analizinde, geçerlilik ve güvenilirlik analizleri, faktör analizleri, ölçek puanlarının betimleyici istatistikleri, karşılaştırma analizleri ile beraber elektronik ticarette kritik başarı faktörlerinin etkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda; elektronik ticareti etkileyen kritik başarı faktörleri bulguları ortaya çıkmıştır. Bu faktörler ise sırasıyla, sitenin etkinliği ve erişilebilirliği, işletmeye ve siteye yönelik marka değeri, müşteriye yönelik sosyal fayda, işletme içi ve devlet odaklı yönetimsel etkenler olmak üzere 4 kritik başarı faktörü bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgulara göre işletmenin elektronik ticaret için kurduğu web sitesinin kullanılabilirliğinin, çalışanların elektronik ticarete ilişkin bilgi düzeyinin, dijital ortamda yürütülen pazarlama faaliyetlerinin, iletişim yöntemlerinin ve hızının, müşterilerin dinlenmesinin ve etkin bir süreç kurmanın elektronik ticaret performansını etkilediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Çalışmada, ankete katılan kişinin sınırlı olması ve verilen yanıtların doğru/samimi olduğunun kabul edilmesi sınırlılık olarak kabul edilmiştir.
Sağlık sektöründe performans yönetimi ve aile hekimlerinin performanslarının değerlendirilmesi
Sanayileşmenin artması ile birlikte yeni iş imkanları ve yeni teknolojiler gelişmeye başlamıştır. Bu doğrultuda artan rekabet ortamında en önemli nokta performans ve kalite olmuştur. Verimliliği artırmanın yolu, performansın yüksek tutulması ve kalitenin korunması ile mümkün olmaktadır. Bu durum sağlık alanında da kendini göstermiş, kaliteli yaşam arzusu insanların taleplerini artırırken sağlık çalışanına da bazı zorlukları beraberinde getirmiştir. Araştırmamız; sağlık çalışanlarının toplum ile en fazla iç içe olan aile hekimlerinin yaşadığı performans sorunları ile Türkiye'deki aile hekimliği sistemini kapsamaktadır. Araştırmamızın amacı; performans ve performans yönetimi kavramlarını sağlık sektörüne uyarlayarak bu konuda aile hekimlerinin yaşadığı zorlukları belirlemek ve Türkiye ile Dünya'da ki aile hekimliği sisteminin karşılaştırmalı analizini gerçekleştirmektir.
Çalışanlarda motivasyon ve iş doyumu
Çalışma hayatı, insan yaşamının önemli bir bölümünü kapsamaktadır. Hayatlarında büyük bir yer tutan çalışma sürecindeki motivasyon ve iş doyumu ilişkisi çalışanların verimlilikleri ve psikolojik, sosyal etkinlikleri üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Bu çalışma ile genelde çalışanların özelde sağlık çalışanlarının motivasyon süreçleri ve iş doyumu arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışanların performansı, işletmelerin verimlilikleri ve performansı üzerinde büyük bir role sahiptir. Bu nedenle çalışanların motive edilmesi işletmelerin dikkatle ele alması gereken bir konudur. Çalışanları motive etme birçok faktörün dikkate alınmasıyla gerçekleştirilebilen bir sanattır. En gelen anlamda motivasyon ortak bir amaca ulaşmak için bireylerin istekli ve hazır olmasıdır. Bunun için çalışanların cesaretlendirilmesi, etkilenmesi, teşvik edilmesi ve yönlendirmesi gerekmektedir. İş doyumu, çalışanların iş ortamına dair duygu ve düşüncelerini içeren bir olgudur. Bu duygu ve düşünceler bireylerin kişisel özelliklerine, çalışma ortamındaki durumlara, önceki yaşantılarına ve sahip oldukları seçeneklere göre gelişir. Bu nedenle işletme yöneticilerinin çalışanların motivasyon ve iş doyumu süreçlerinde bu faktörleri göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.
Girişimcilik, girişimcilerin sermaye kaynağı olarak Türkiye'de melek yatırımcılık ve melek yatırım alan girişimcilerin özellikleri üzerine bir araştırma
Ulusal ve uluslararası ekonomik ve teknolojik gelişmeler girişimciliği daha fazla ön plana çıkarmıştır. Bu gelişmeler girişimci adaylarına birçok yeni fırsat sunmaktadır. Kişiler belli işlerde sabit ve belirli bir ücret karşılığında çalışmak yerine girişimci olmaya yönelmektedirler. Girişimciliğin ülkemizdeki mevcut durumu kamu ve özel kesimler tarafından incelenmekte ve gelişmeler takip edilmektedir. Melek yatırımcılar henüz yolunda başında olmasına rağmen, büyüme ve kâr elde etme potansiyeli yüksek olan girişimlere maddi olanaklar ve sahip oldukları tecrübeleri aktarma konusunda destek olmaktadırlar. Ülkemizde melek yatırımcılık sistemi Hazine Müsteşarlığınca Bireysel Katılım Sermayesi sistemi olarak düzenlenmiştir ve sistem yine müsteşarlık tarafından takip edilmektedir. Belirlenen kriterleri sağlayan yatırımcılar Bireysel Katılım Yatırımcısı lisansını alarak lisanslı melek yatırımcı olmaktadırlar. Melek yatırımcılardan destek alan yatırımcıların girişimcilik özellikleri, yetkinlikleri, tercihleri ve demografik özellikleri incelenmiş ve analiz edilmiştir. Araştırmada anket formları kullanılmış ve anket çalışmacı sonucunda 100 katılımcının sonuçları değerlendirilmiştir. Girişimcilik tercihleri yüksek olan girişimcilerde girişimcilik yetkinlikleri de yüksek bulunmuştur.
Gençlik dönemi riskli sağlık davranışları (Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu öğrencileri örneği)
Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan gençlik dönemi, kişilerin hayatında ki en önemli süreçlerden biridir. Kişinin fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak değişim yaşadığı bir dönemdir. Bu dönemde riskli davranışların fazla olması ve gençlerin riskli davranışlara yönelmeleri gençleri diğer yaş gruplarından ayıran en önemli özelliklerdendir. Riskli davranışlardan uzak duran gençler, geleceğini daha sağlıklı yaşayacaktır. Sağlıklı gençler, sağlıklı aileler ve toplumlar demektir. Gençlerin hangi riskli sağlık davranışlarına daha yatkın olduklarını, riskli sağlık davranışlarının sebeplerini tespit edip, gerekli önlemleri almak için bu araştırma konusu seçilmiştir. Sağlıklı yaşam, sağlığı etkileyen faktörler, gençlik dönemi ve gençlik döneminde karşılaşılan riskli sağlık davranışlarını değerlendirmek amacıyla öncelikle literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda eğitim alan 539 üniversite öğrencisine araştırma konusu ile ilgili anket çalışması uygulanmıştır. Anket verileri SPSS programında analiz edilmiştir. Sonuç olarak Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu öğrencilerinin sosyo-demografik, sosyo-ekonmik, sosyo-kültürel özelliklerinde ve güvensiz yaşam, şiddet eğilimi, ruh sağlığının bozulması, sigara, alkol, uyuşturucu madde kullanımı, sağlıksız cinsel yaşam, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite yetersizliği gibi riskli sağlık davranışlarında farklılıklar bulunmuştur.
ASP. NET MVC 4 teknolojilerini kullanarak bir e-ticaret sitesi uygulamasının geliştirilmesi
Elektronik ticaretin gelişiminin doğal olarak internetin gelişimine paralel olduğu görülmektedir. İnternetin gelişimi birçok alanda değişiklik ve yeniliklerin oluşmasına sebep olmuştur. Bu alanlardan biri de hiç şüphesiz Elektronik Ticaret alanı olmuştur. Elektronik Ticaret'in gelişimi ve değişimi internetten sonra büyük ölçüde değiştiren ve geliştiren ise Mobil Dünyadaki gelişmeler ve değişimler olmuştur. Mobil Araçların gelişimi, değişimi ve yaygınlaşması ile birlikte insanların İnternet'e ve dolayısı ile Elektronik Web Sitelerine ulaşmaları ve alışveriş yapma oranlarında büyük bir artış olmuştur. Elektronik Ticaret alanında faaliyet göstermek isteyen firmaların ilk yapmaları gereken firmanın tanıtımını yapacak ve yine ürün veya hizmetlerini sunabileceği tasarım ve yazılım açısından güçlü ve etkileşimli bir Elektronik Ticaret Web sitesine sahip olmalarıdır. Ancak günümüzde bazı firmalar masraflardan kaçınmak için hazır sistemler ile yazılım ve tasarım yaptırarak Elektronik Ticaret alanında faaliyete başlamakta fakat piyasaya da fazla yer edinememektedir. Web site tasarımında kullanılan HTML (Hypertext Markup Language), Sun Microsystems tarafından geliştirilen bir programlama dili olan JAVA, Microsoft tarafından geliştirilen C# ve ASP.NET MVC gibi teknolojilerin gelişimi e-ticaret sitelerinin daha üst seviyede güvenlikli ve daha rahat tasarlanıp kodlanmasını sağlamıştır. Bazı kullanıcıların E-ticaret Web Sitelerini ziyaret ederken bu ziyaret süresinin çok kısa sürdüğü gözlemlenmektedir. E-ticaret Web Sitelerinin ürünleri listeleyen kısımları müşterilerin kolay ve rahat bir şekilde gezinmelerine ve o web sitesi üzerinden alışveriş yapmalarını kolaylıkla sağlamalıdır. Günümüzde Teknolojik gelişmeler yazılım alanında daha hızlı daha güvenilir web uygulamaları geliştirmek için gerekli altyapıya sahip çok sayıda programlama diline sahiptir. Bunlardan bir tanesi ASP.NET MVC teknolojisi ve JAVA programlama dilleridir. E-ticaret Web Siteleri oluşturulurken çoğunlukla bu iki programlama dili tercih edilmektedir. Birçok alanda web tabanlı uygulamalar olmaktadır. Fakat Elektronik Ticaret alanındaki web tabanlı uygulamalar diğer web tabanlı uygulamalara göre daha karmaşık ve kullanıcı trafiği çok fazla olmaktadır. Çalışma kapsamında örnek web Elektronik Ticaret uygulamalarımızdan bir tanesi Microsoft Visual Studio .NET ortamında Microsoft SQL Server veritabanı ve C# programlama dili ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında farklı teknolojiler ile karşılaştırmak için farklı teknolojiler kullanılarak Elektronik Ticaret web uygulaması gerçekleştirilmiştir. Örnek Elektronik Ticaret web uygulamasının backend tarafında Spring Tool Suite ortamında Java Spring Boot teknolojisi ile MySQL veritabanı kullanılmıştır. Web uygulamasının frontend tarafında AngularJS kullanılarak client-server tarzı bir web uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Çalışma hayatında örgütsel bağlılık ve iş tatmini
Örgütsel bağlılığı geliştirmenin ve nitelikli işgücü istihdamını sağlamanın, örgütlerin eğitim harcamaları, işgücü kaybından doğan tazminatlar, yeni personel arayışı ya da personel kaybı gibi katlanmak zorunda oldukları maliyetleri düşürebileceği düşünülmektedir. Hemşirelerin; görevlerine, çalıştıkları kuruma, bağlı oldukları örgüte yönelik olumlu işlevsel duygu aynı zamanda düşüncelere sahip olması kişisel anlamda kendilerini iyi hissetmelerinin yanı sıra onların örgütlerine bağlılıklarını, çalıştıkları kurumda verimli çalışmalar yapmalarını sağlamakta, aksi takdirde hemşirelerin iş tatmin düzeyleri düşerek kurumun ve iş görenin verimliliği olumsuz etkilenmektedir. Hemşirelerin çalışma hayatında örgütsel bağlılık ve iş tatmini düzeyleri sağlık kurumlarındaki hizmet kalitesini, verimliliği ve hasta memnuniyetini önemli ölçüde etkileyecektir. Sağlık örgütü yöneticilerinin, sağlık çalışanlarının karşılaştıkları zorluklara çözümleyici yaklaşmaları ve değişen yönetim sürecinde kuruma optimum düzeyde fayda sağlayacak şekilde adapte olması gerekir. Araştırma hemşirelerin örgütsel bağlılık ve iş tatmini düzeylerinin incelenmesi, aralarındaki ilişkinin tespit edilmesi, hastanelerde mevcut olan sorunlara karşı gerekli önlemlerin alınması açısından son derece önemlidir.
Personel güçlendirme ile örgütsel bağlılık algısı ve ilişkisi: Liman işletmesi çalışanları örneği
Çalışmanın amacı, liman işletmeleri çalışanlarının personel güçlendirme ve örgütsel bağlılık algılarının incelenmesi, personel güçlendirme, örgütsel bağlılık ilişkisinin araştırılmasıdır. Araştırma İzmir ili Aliağa ilçesinde özel bir liman işletmesinde yapılmış olup, 150 çalışana anket uygulanmıştır. Anket 2017 yılının Temmuz ayında uygulanmış ve 48 sorudan oluşmuştur. Ankette sosyo demografik verilere yönelik bir ölçek, personel güçlendirme ve örgütsel bağlılık için ayrı ölçekler kullanılmıştır. Veri analizleri SPSS programıyla yapılmıştır. Öncelikle sosyo demografik değişkenlerin tanımlayıcı istatistik analizleri yapılmıştır. Personel güçlendirme ve örgütsel bağlılık ölçeklerinin, sosyo demografik değişkenler arasındaki farklılaşma durumunu araştırmak için ANOVA ve t testleri uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Personel güçlendirme yaş değişkeninde 42 yaş üstü çalışanlarda anlam boyutunda farklılıklar saptanmıştır. Çocuk sayısı değişkeninde 4 çocuk sahibi çalışanlarda etki boyutunda, 2 çocuk sahibi çalışanlarda özerklik boyutunda farklılıklar saptanmıştır. İzmir'de bulunma süresi değişkeninde 0-5 yıldır İzmir'de bulunan çalışanların etki boyutunda farklılıklar saptanmış olup, 16-20 yıldır İzmir'de bulunan çalışanların anlam boyutunda yüksek puanlar ortaya çıkmıştır. Unvanda çalışma süresi değişkeninde 15 yıl ve üzeri çalışanların anlam boyutunda farklılıklar görülmüştür. Örgütsel bağlılık ile eğitim durumu değişkenine göre ilköğretim mezunu çalışanların devam ve normatif bağlılıklarının yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Unvan değişkenine göre, operatör unvanında çalışan katılımcıların normatif bağlılıklarının en yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Personel güçlendirme alt boyutlarıyla örgütsel bağlılık arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analiziyle personel güçlendirme uygulamalarının, çalışanların örgütsel bağlılıklarındaki değişikliği %17 oranında açıkladığı tespit edilmiştir.
İşbölümü ve uzmanlaşmanın işletmelerin başarısı üzerindeki etkisi
Araştırmada çalışanlar arasında uygulanan işbölümü ve uzmanlaşmanın sonucunda ortaya çıkan sonuçların olumlu ve olumsuz etkileri incelenerek işletmelerin, başarı açısından bu sonuçtan nasıl etkilendiği analiz edilmiştir. Çalışmanın literatür kısmında geleneksel ve modern yaklaşımlardan yola çıkılarak birçok iktisatçı ve sosyoloğun konu ile ilgili düşüncelerine yer verilmiş ve işbölümünün olumlu ve olumsuz etkileri tartışılmıştır. Aynı zamanda çalışanlar arasında yapılan iş dağılımının çalışanların bizzat kendisini nasıl etkilediği üzerinde de durularak konu ile ilgili Karl Marks'ın elyazmalarından yararlanılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde işletmelerdeki mevcut hiyerarşik yapının işletme yapısına etkisi tartışılmıştır. İşbölümünün sonuçlarını test etmek amacı ile çalışan kesim arasında anket çalışması yapılmıştır ve sonuçlar Faktör, Korelasyon, Regresyon ve Kümeleme analizi yöntemlerine göre elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre işbölümünün uzantısı olan uzmanlaşma performans üzerinde pozitif yönlü bir etkiye sahiptir.
E-ticaret ve veri madenciliği uygulaması
Teknolojinin ilerlemesiyle ve internetin mobil ile birlikte artık hayatımızın her noktasında yer almasıyla hem firmalar, hem de son tüketiciler hızlanan hayat akışına uyum sağlamak amacıyla e-ticaret üzerinden alışveriş yapmayı gitgide artan oranda tercih etmektedirler. Bu süreçte web sitelerinin, e-ticaret sitelerinin, mobil uygulamaların, instagramın, facebook'un ve hatta whatsapp utgulamalarının birer ticaret noktaları olarak hizmet vermeye başlamasıyla birlikte alışveriş yapmak yepyeni bir boyut kazanmıştır. Markalı ürünlerin satışını gerçekleştiren ve sürekli/süreli indirimler sunan e-ticaret sitelerinin sayılarının artması, her markanın birer ikişer kendi e-ticaret sitelerini açması, kredi kartlarının internette kullanılmasının gitgide yaygınlaşmasıyla Türkiye'de e-ticaret sürekli hız kazanmaktadır. Tüketiciler sadece çevrelerindeki mağazalara ve markalara bağımlı kalmadan istedikleri zaman istedikleri saatte e-ticaret üzerineden istedikleri herhangi bir ürünü rahatlıkla satın alabilmektedirler. Başarılı e-ticaret sitelerinin ortak özellikleri; içerik, görsellik ve gezinme kolaylığı olarak gösterilebilir. Site tasarımında en önemli kısıtlama, ziyaretçinin beklentisidir. Site kullanıcısı, öncelikle içeriğe hızlı erişmek, en az tıklama ile işlemini tamamlamak ve istediği detayda istediği bilgiyi en kısa tıklama süresinde elde etmek istemektedir. Bunu sağlamak ise güçlü bir veritabanı ve doğru bir kullanıcı önyüzü ile mümkün olmaktadır.
Sağlık hizmetleri bağlamında manevi bakım (Hollanda ve Türkiye örneklerinin karşılaştırılması)
Manevi bakım, sosyal bilimler açısından, son yıllarda önemi artan ve ilgi uyandıran konuların başında gelmektedir. Çalışmamızda manevi bakımın, sağlık hizmetleri bağlamındaki yeri ve önemi irdelenmiştir. Manevi bakımın temel özellikleri, çalışma alanları ve yöntemi konusunda Psikoloji ve Teoloji biliminin olanaklarından faydalanılmıştır. Çalışmada manevi bakımın, kendine özgü yöntemleri olan bir profesyonel bir bakım modeli olduğu vurgulanmaktadır. Çalışma oluşturulurken, sağlık kurumlarının konuya dair güncel çalışmaları, konu hakkındaki güncel veriler ve alanında uzman akademisyenlerin çalışmalarından faydalanılmıştır. Çalışmada, dünyadaki manevi bakım uygulamalarından örnekler verilmiştir. Ardından Hollanda ve Türkiye'nin manevi bakım uygulamaları üzerinde durulmuştur. Bu ülkelerin manevi bakım uygulamalarının yapısı, kapsamı ve hukuki boyutları ile ilgili güncel verilerden yararlanılarak, özgün bir karşılaştırma yapılmıştır. Çalışmada, Hollanda'nın manevi bakım konusunda profesyonel ve kapsamlı bir bakım modeline sahip olduğu görülmüştür. Bunun yanında, Türkiye'nin manevi bakım konusundaki çalışmalarının başlangıç düzeyinde olduğu görülmüştür. Sosyolojik ve kültürel farklılıklar, kurumsallaşma süreçlerindeki aksaklıklar ve mevcut farklı hukuki yapılar, bunun sebepleri arasında gösterilmiştir.
İnsan kaynakları yönetiminde seçme ve yerleştirmenin psikolojik boyutları, örgütsel bağlılığa etkileri
Bu çalışmada, insan kaynakları yönetiminde doğru işe doğru insan seçmenin ve yerleştirmenin, örgütlerin devamlılığının sağlanması açısından önemi vurgulanmıştır. Doğru işe doğru insan seçmenin de kişinin sadece eğitim, deneyim, becerileri ile sınırlı olmaması gerektiği, insan kaynakları yöneticilerinin adayların kişilik tipolojilerini de inceleyerek en doğru sonuca ulaşmaları gerektiğine dikkat çekilmiştir. Örgütler kendi devamlılığını düşünmek ve sürdürmek zorundadır. Bu sebeple örgüt yöneticilerinin, seçilen her personelin örgütün kaderini de belirleyeceğini unutmamaları, bu doğrultuda doğru insan kaynağını seçmenin önemini anlamaları gerektiği ve yine örgütsel bağlılık için bünyesine dâhil ettiği personelleri elde tutmanın önemi çalışmada ana hatlarıyla belirtilmiştir. Çalışmanın sonucunda kişilik kavramının ve çalışan psikolojisinin örgütsel bağlılığı etkileyen en temel etkenler olduğu ortaya konulmuştur. Çalışma, insan kaynakları yöneticilerine, insan kaynakları alanında ilerlemek isteyen kişilere, ilgili bölümlerde okuyan öğrencilere ve yeni mezun gençlere iş hayatlarında fayda sağlamak amacı ile yapılmıştır.
Uluslararası muhasebe skandalları ve bilgi teknolojisindeki gelişmelerin sürekli denetim üzerindeki rolü
Dünyada özelikle iletişim ve bilgi teknolojileri açısından sürekli bir gelişme yaşanmaktadır. Bu durum hem özel sektörü hem de kamu sektörünü ciddi anlamda etkilemektedir. Sınırların daraldığı, ekonomik ilişkilerin iç içe girdiği bir dünyada her gün farklı alanlarda farklı teknolojik ilerlemeler sağlanıyor. Bu da verilen hizmetin kalitesini, verimliliğini ve birçok alanda kolaylığı sağlarken aynı zamanda birçok riskleri de beraberinde getirmektedir. İşletmelerde bilgi teknolojilerinin yaygın bir şekilde kullanılması, muhasebe sistemlerinde bilgisayar kullanımının artması, teknolojilerin denetimini de gündeme getirmiştir. Bu sebeple çeşitli denetim teknikleri oluşturulmuştur. Çağımıza en uygun olduğu düşünülen, doğabilecek tehlikeleri ve riskleri kısa sürede önleyerek en aza indirebilecek bir "Sürekli Denetim Sistemi'' geliştirilmiştir. Bilgisayar destekli denetim yazılımlarıyla birlikte ortaya çıkan sürekli denetim kavramı, işletme verilerinin elektronik ortamda oluşturulmasıyla olması gereken denetimin anlık veya kısa süre içinde yapılması sağlanmaktadır. Aynı zamanda muhasebe denetim olaylarında olabilecek hata ve hileler en kısa sürede tespit edilerek ve bilgiye ulaşma kolaylaşmaktadır. İç ve dış denetçiye zaman, kâğıt vb. tasarruf olanakları sağlayan sürekli denetim, verilerin tamamını denetleyerek güvenilirlik ve doğruluk seviyesini en üst düzeye çıkarabilmektedir. Çalışmada, denetim, denetim süreci, ülkelerde yaşanan finansal krizler ve gittikçe gelişen bilgi teknolojilerinin sürekli denetim üzerindeki etkisinden bahsedilmiştir. Devamında sürekli denetim sistemiyle ilgili kamuda ve özellikle özel sektörde çalışan yönetici ve diğer çalışanlara yönelik anket çalışması yapılmıştır. Sürekli denetim kapsamında yapılan alan çalışmasıyla, kişilere uygulanan denetim kavramı ve sürekli denetimin gelecekte uygulanma düzeyiyle ilgili analizler yapılmış ve sonuçları değerlendirilmiştir.
Yeşil pazarlama ve tüketicilerin yeşil ürünlere yönelik tutumlarına ilişkin değerlendirme
Ekolojik sistemlerin kapasitesi, insanların üretim ve tüketim faaliyetlerindeki artışı karşılayamaz hale gelmiş ve dünyayı tehdit eden bir çevre krizinin eşiğine gelinmiştir. İşletmeler, faaliyetlerinin ve ürünlerinin çevre üzerindeki etkilerini ölçmeli, bu etkilerin azaltılması için iyileştirme çalışmaları yapmalıdır. Diğer taraftan da tüketiciler satın alma faaliyetlerinde, kişisel ihtiyaçlarını tatmin etmenin yanında, çevreye verecekleri zararı da göz önünde bulundurmalıdır. Toplumlar bilinçli ve sistemli çalışmalarla, varlıklarını sürdürmek için ihtiyaç duydukları kalkınma çabalarını çevreyi tahrip etmeden de yürütebilirler. Yeşil pazarlama, çevresel açıdan daha sorumlu bir bilinçle oluşturulmuş ürünleri satın almayı tercih eden tüketiciler (yeşil tüketiciler) için mal ve hizmetleri üretme, fiyatlandırma, dağıtma ve / veya satma faaliyetlerinin oluşturduğu bir süreçtir. Süreci izleyen işletmeler, çevrenin korunması felsefesini kurum kültürüne yerleştirmiş işletmelerdir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi, işletmelerin yeşil uygulamalara geçişi ve bu konudaki başarısı tüketicilerin çevre bilinciyle doğru orantılıdır. Günümüzde gelişmiş ekonomilerde çevre bilinci üst düzeyde iken, az gelişmiş toplumlarda bireylerin önceliği çevreye duyarlılık değil, temel ihtiyaçların karşılanmasıdır. Yeşil pazarlamanın yaygınlaşması için, az gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarda öncelikle tüketicilere çevre bilinci aşılanmalı, ardından işletmeler bu doğrultuda yönlendirilmelidir.
Farklılıkların yönetiminin örgüt kültürününe olan etkisi: İstanbul'da faaliyet gösteren hizmet sektöründeki çalışanlar üzerinde bir araştırma
Günümüzde yaşanılan teknolojik gelişmeler ve küresel rekabetin artışıyla birlikte örgütlerin, rakiplerine karşı rekabet avantajı sağlama istekleri de artış göstermektedir. Bu sebebe bağlı olarak örgütlerdeki en önemli kaynağın şüphesiz çalışan yani insan olduğu sonucuna varılmaktadır. Örgütlerin birbirlerine karşı rekabet avantajı sağlarken, farklılıkların yönetimi uygulamalarını kullanmaları örgütlerin bu anlamdaki işlerini kolaylaştırmaktadır. Farklı özelliklere sahip insanların bir arada çalışması hem örgüte faydalı olmakta hem de örgüt kültürünün bu farklılıklar doğrultusunda oluşmasını sağlamaktadır. Farklılıkların doğru yönetilmesi örgüt kültürünün tüm çalışanlar tarafından da kabul edilmesini sağlamaktadır. Farklılıkların yönetimi ve örgüt kültürünün ilişkisinin daha iyi anlaşılması için bu çalışmada İstanbul bölgesindeki hizmet sektöründe farklı alanlarda faaliyet gösteren bireylerin farklılıkların yönetimine ve örgüt kültürüne yönelik algılarını ölçmek için, 191 çalışan ile anket çalışması yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda, çalışanların farklılık algılamalarının örgüt kültürü hakkındaki algılamalarını etkilediği saptanarak çalışmanın hipotezi kısmen doğrulanmıştır. Araştırmanın amacı; örgütlerdeki farklılıkların yönetimi uygulamalarının örgüt kültüründe etkili bir şekilde kullanılabileceğini inceleyerek, ölçümlemektir. Araştırmanın önemi ise; çıkan sonuçlara göre bu iki kavramın birbirlerini destekledikleri ve aralarında güçlü bir bağın olduğu sonucunu ortaya çıkarması olmuştur.
Hastane tercihinde sosyal medya kullanım etkisi: İstanbul il örneği
Teknolojinin hızla gelişmesi, dijital dünyada yaşanan gelişmelerle birlikte, insanlar tarafından sosyal medya kullanımı hızla ilerlemektedir. Hasta ve hasta yakınları, hastane tercihlerinde artık sosyal medya ağlarını daha aktif kullanmaya başlayarak mevcut bilgi akışıyla bir tercih yapmaktadır. Bu araştırmada, hasta ve hasta yakınları tarafından hastane tercihinde sosyal medya kullanım düzeyi, tercih öncesinde hangi sosyal medya ağlarını daha yoğun kullandıkları, internet kullanım amaçları, sağlık hizmetlerini sosyal medya üzerinden ve hizmet sonrasında memnuniyet ve memnuniyetsizliğini yine hangi sosyal medya platformlarını aktif kullandıklarını incelemektedir. Araştırma İstanbul ilinde ikamet eden kişiler için anket uygulaması yapılmıştır. Veriler 200 anket üzerinden analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; katılımcıların %%92,5 oranında interneti aktif kullandıklarını ifade etmiştir. En yoğun iletişim araçlarında ise %56,5 arasında internet iletişimini kullandıkları tespit edilmiştir. Yaş gruplarının dağılımı sosyal medya ağları kullanımında farklılık göstermektedir. 31-40 yaş arası bireylerin Facebook'u kullanmaları 25-30 yaş grubunun ise ağırlık olarak Instagram'ı tercih ettiği görülmektedir. Katılımcılarda kadın bireylerin sağlık hizmetlerini sosyal medya da takip etme oranı daha yüksek görünmektedir. Katılımcıların %55,0'ı sosyal medyada hastanelerin tanıtım videolarını incelediklerini, tercih edecekleri hastanenin sosyal medyada paylaştıkları bilgiye %59,0 oranda güvendiklerini belirtmiştir. Araştırmaya katılan bireyler hastane hizmetlerinde duymuş olduğu memnuniyet ve memnuniyetsizliği %89,5 oranla çevresindekilerle paylaştıklarını ifade etmişlerdir.
İş güvenliğinin çalışan memnuniyeti ve motivasyonu üzerine etkisi
İş Sağlığı ve Güvenliğinin günümüzdeki yeri ve önemi her geçen gün artmaktadır. Buna örnek verecek olursak, bir iş yerinde 50 kişi ve üzeri personel çalıştıran ve 6 aydan uzun iş ortaya koyan bütün işletmeler çalıştırdıkları kurumda iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve iş yeri hemşiresi bulundurma zorunluluğu vardır. İş sağlığı ve güvenliği, çalışanların performanslarının arttırılması ve kurumun hasta potansiyelinin artması için büyük önem taşımaktadır. İş güvenliği ile ilgili bir çok yeni yönetmelik çıkarılmıştır. Çıkarılan bu yönetmelikler çalışanların haklarını daha iyi korunmasını sağlamaktadır. Bu durumda çalışanların iş yaşantısındaki motivasyon ve memnuniyetinin artmasını sağlar. İş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamlarının çalışanların daha mutlu, huzurlu ve güven içerisinde çalışabilecekleri bir ortam oluşturulması gerekmektedir. Uygun fiziki ortam, aydınlatma, ısı, nem, havalandırma, gürültü gibi etkenlerin iyi düzenlenmesi gerekmektedir. Çalışanların motivasyon ve memnuniyetinin artması için çalışan personelin iş sınıfına göre bir takım olumlu iyileştirmeler yapması gerekmektedir. Bunlar ücret, fazla mesai , güvenlik vs. gibi sıralama yapmamız mümkündür.
Örgütlerde proje yönetimi yaklaşımının çalışanların yönetim kararlarına katılım etkisinin incelenmesi
Günümüz pazar ortamında rekabeti sürdürebilmek için örgütlerin sürekli bir yenilenme, yeni ürün ve işler ortaya çıkarmaya ihtiyacı vardır. Amacı ve süresi belirli olan bu faaliyetler proje yönetimi disiplini altında hayata geçirilmektedir. Projelerin başarıya ulaşabilmesi, en önemli etken olan ekibin projeye aktif katılımı ile mümkün olmaktadır. Bu tez proje yönetim yaklaşımlarının çalışanların yönetim faaliyetlerine katılımlarına etkisini incelemek amacı ile hazırlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde proje yönetimi ve çerçevesi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde klasik proje yönetim yönteminde bilgi alanları ve bunların altında ilgili süreçler araştırılmıştır. Üçüncü bölüm ise çevik proje yönetimi yaklaşımının ve en yaygın yöntemi olan Scrum ve Kanban hakkında araştırma yapılmıştır. Dördüncü bölümde yapılan araştırma ile proje yönetiminde en yaygın iki metot olan klasik ve çevik yöntemlerin çalışanların yönetim faaliyetlerine katılımlarına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla yazılım sektöründe projelerde yer almış ekip üyelerine uygulanan anket analiz edilmiştir ve tespit edilen korelasyonlar açıklanmıştır.
Sosyal medyanın işletmelerin marka imajı ve marka değeri üzerine etkileri
İşletmelerin ürün ve hizmetlerini tanıtabilecekleri yeni bir pazar haline gelen sosyal medyanın önemi gün geçtikçe artmaktadır. İşletmeler, rakiplerinin önüne geçmek, sahip olduğu müşteri sayısını koruyabilmek ve arttırabilmek amacıyla sosyal medyanın sunduğu teknolojileri aktif bir şekilde kullanmaları gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, sosyal medyanın işletmelerin marka ve imaj değerleri üzerine etkilerini araştırmaktır. Bu kapsamda sosyal medya, marka imajı ve marka değeri kavramları ele alınmış ve bu kavramlar alt başlıklarıyla incelenmiştir. Araştırma dâhilinde telekomünikasyon sektörüne yönelik olarak İstanbul'daki üniversitelerde öğrenim gören öğrenciler üzerinde bir saha çalışması yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre sosyal medya, marka imajı ve marka değeri arasında pozitif yönlü ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir.
Ücret ve iş doyumunun çalışan motivasyonuna etkisi
Motivasyon, bir ya da birden fazla kişiyi belirli bir amaç doğrultusunda sürekli olarak harekete geçirmek amacıyla gösterilen gayretlerin toplamıdır. Ücret ve iş doyumu, bir iş yerindeki çalışanların motivasyonunu etkileyen iki temel faktördür. Yürütülen çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ücret doyumu kavramı, önemli teorileri ve ücret doyumunun sonuçları incelenmiştir. İkinci bölümde iş doyumu kavramı, ortaya çıkışı, iş doyumu ile ilgili kuramlar, iş doyumunu etkileyen faktörler, iş doyumu ve doyumsuzluğunun sonuçları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise motivasyon kavramı, önemi, teorileri, motivasyon-iş doyumu ve motivasyon-ücret doyumu arasındaki ilişki irdelenmiştir. Dördüncü bölümde ise bir alan araştırması ile ücret ve iş doyumunun iş motivasyonu üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında ücret ve iş doyumunun iş motivasyonu ile pozitif bir korelasyona sahip olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, ücret doyumu-iş motivasyonu arasındaki ilişkide mevcut korelasyonun istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan, iş doyumunun iş motivasyonu üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu, araştırmaya katılan bireylerin iş doyumu arttıkça iş motivasyonun arttığı belirlenmiştir.
Şirket birleşme ve satın almaları: Türkiye örneği
Firmalar açısından devamlılıklarını sağlayabilmek, farklılaşan ve zorlaşan rekabet şartlarına dayanabilmek ve büyüyebilmek oldukça önemli bir durum haline gelmiştir. Firmaların büyüme yöntemleri arasında şirket birleşmeleri ile şirket satın almaları en çok kullanılan yöntemler haline gelmiştir. Şirket birleşmelerinin bu kadar artması bu konunun ele alınmasını gerektirmiştir. Türkiye'nin mevcut şartlarında şirket satın alma ve birleşmelerinin hem ülke içi şirketler hem de yabancı şirketler açısından ele alınması, ekonomik şartların anlaşılması açısından önemlidir. Ayrıca çalışma Türkiye'ye dışarıdan gelen ve Türkiye'de yapılan yatırımlarının potansiyelini anlamak adına yol gösterici olmaktadır. Araştırmada Bureau Van Dıjk Şirketine ait (Zephyr) Şirket Birleşme ve Satın verileri dahilinde 1996-2011 dönemi için Türkiye'de sektörler itibariyle şirket birleşme ve satın almaları incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'de şirket birleşme ve satın almalarında özelleştirmelerin önemli bir pay aldığı tespit edilmiştir. Özelleştirmelerin arttığı dönemlerde şirket birleşme ve satın almalarına yönelik değerler rekor seviyelere ulaşmıştır.
Çağrı merkezlerinde dış kaynak kullanımının müşteri memnuniyeti üzerinde etkisi
ÖZ ÇAĞRI MERKEZLERİNDE DIŞ KAYNAK KULLANIMININ MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ ÜZERİNDE ETKİSİ Yapılan araştırma, günümüzde çok büyük bölümü dış kaynak altında yönetilen çağrı merkezlerinin, müşteri memnuniyeti sonuçlarına etkisini inceleyecektir. Araştırmada müşteri memnuniyetini ölçmek ve konuyla alakalı potansiyel problemleri gözlemlemek üzere bir telekomünikasyon şirketinden hizmet alan 875 müşteriyle, bağımsız araştırma şirketi tarafından yapılan müşteri memnuniyeti anket sonuçları incelenmiştir. Araştırmaya konu olan telekomünikasyon şirketinin dokuz farklı lokasyonda çağrı merkezi vardır. Çağrı merkezlerinden sekiz tanesi dış kaynak ( outsource ) bir tanesi şirket içi kaynak ( inhouse ) personel kullanımıyla yönetilmektedir. Araştırma sonuçlarında genel memnuniyet skoru ve tüm lokasyonlara ait skor beklenen memnuniyet hedefinin üzerinde gerçekleşmiştir. Şirket içi personel ile yönetilen çağrı merkezi memnuniyet skorlarının, hem araştırma yapılan ekim ayında hem de yıl ortalama trendinde diğer tüm lokasyonların üzerinde olduğu tespit edilmiştir.
Ek ödemeler ve çalışan performansı arasındaki ilişki: Bir sağlık kurumu çalışanlarının algılamaları üzerine araştırma
Son yıllarda sağlık alanında yaşanan hızlı değişim ve gelişen teknoloji, sağlık kurumlarına verilen önemin artmasına neden olmuştur. Sağlık kurumlarında uygulanan performans sistemleri ve performansa dayalı ek ödemeler ise çalışanların performansını etkileyen öncül faktörlerdendir. Performans yönetim sisteminin bir parçası olarak değerlendirilen performansa dayalı ek ödemeler ise çalışan performansının daha önce konulmuş olan hedeflere göre değerlendirilmesiyle belirlenmektedir. Etkili bir performans sistemi sayesinde yöneticiler, çalışanlar ve dolaylı olarak organizasyon yararlı sonuçlar elde edebilir. Bu çalışmanın amacı performans sistemleri ve performansa dayalı ek ödeme konularını sağlık kurumları/hastaneler açısından incelemektir. Ayrıca performans yönetim süreci ve performans değerlendirme konuları da kapsamlı olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın yöntemi olarak da kişilerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır.
İşletmelerde mesleki eğitim süreçleri, önemi ve örgütsel iletişim üzerindeki etkileri: Orta ölçekli işletme çalışanları üzerine bir uygulama
Bu tezin amacı, mesleki eğitim süreçlerinin, son yıllarda artan önemleri ile birlikte örgütsel iletişim süreci üzerindeki etkilerinin, pratikte ne şekilde ortaya çıktığını incelemektir. Bu nedenle de çalışmada, ankete dayalı bir araştırmaya yer verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde KOBİ'lere dair bir genel değerlendirme bulunmaktadır ve bu değerlendirmeler için literatürden faydalanılmıştır. Aynı zamanda bu bölümde, mesleki eğitim kavramının genel çerçevesi ve KOBİ'lerdeki mesleki eğitim süreci araştırılmıştır. İkinci bölümde örgütsel iletişim kavramının genel çerçevesi incelenmiştir. Aynı zamanda bu bölümde, KOBİ'lerdeki örgütsel iletişim süreci araştırılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise Sakarya'da bulunan bir otomobil yedek parçası üreticisi firmada gerçekleştirilen bir anket çalışması yer almaktadır. Bu anket aracılığıyla, bir KOBİ'de mesleki eğitimin örgütsel iletişim üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir.
İşletme yönetiminde karar alma tekniklerinde psikolojik faktörler
Karar hayatımızın her anını kapsamıştır değe biliriz. Aldığımız kararlar hayatımızı iyi ve kötü yönde yönledirir. Doğru karar aldıysak iyi, yanlış karar aldıysak kötü yönde diye biliriz. Bu yüzden karar almak yatımızın önemli bir parçasıdır söyleye biliriz. Doğru kararın alınması genel olarak biliğe dayanır. Lakin bazen öyle haller ola bilirki, ne kadar biliğimizin olmasına karşın yanlış karar kabul ederiz. Bu durumun bir sıra sebepleri vardı. Örneğin, karar kabul ettiğin an psikolojik baskının olması, korku, stres, heyacan, yanlış bilgiler vb. Yöneticinin doğru ve iyi bir karar alması üçün bilmesi gereken bazı teknikler vardır. İlk önce hangi amaç için karar alınacağını belirlemeli, toplaya bileceği kadar bilgi toplamalı, soruna her açıdan bakmalı, sorunun çözümü için bir yolla yetinmeyip birden fazla alternatif bulmalı, sonradan çıkan sorunları önlemek için tahminler yürütmelidir. Karar almakta duyguların rolu da önemlidir. İşletmelerde karar verilme tipi yöneticiden yöneticiye değişiyor. Otokratik yönetimde yönetici insandan çok işe önem veriyor. Verdiği kararlar da bu yönde değişiyor. Sert ve katı olduğu için amaçlarına varmak için her yolu denerler. Genelde böyle yöneticilerin kararları işletme için gelirli insan ilişkilerinde aksi olur. Bunun aksi olarak Kumru tip yöneticiler ise kararlarında insan ilişkilerine daha çok önem verirler. Liberal olan yönetim biçiminde yönetici nerdeyse karar vermez olur ve sorunluluktan kaçır. Ortayol yönetim biçiminde iş ve insan ilişkilerine ortak değer verilir. Burada yönetici karar alırken her iki tarafı düşünüyorlar. Demokratik yönetimde karalar genelde grup şekilde verilir. Çünkü bu yönetici astların ii kararlarına önem verir ve onların desteğiyle katılımlı bir biçimde karar alınır. Bu tip yöneticiler içinden sonucu Demokratik yönetim biçimi en verimli yönetim biçimidir.
Karanlık Liderlik Ölçeği: Çalışan algısı üzerine bir ölçeklendirme çalışması
Günümüzde insanlar vakitlerinin büyük çoğunluğunu iş yerlerinde geçirmektedirler. İş yerinde harcanan vaktin kalitesi hem iş görenin hem de örgütün başarısını belirleyen unsurlarda biridir. Başarıyı etkileyen unsurlardan bir diğeri de lider ve iş gören arasındaki ilişkidir. Lider, etrafındakileri etkileyen, çalışanlarına yol gösteren ve onları başarıya ulaştıran rehber niteliğindedir. Bu sebeple liderin örgüt içersinde sergilediği tutum ve davranışlar çok önemlidir. Liderin örgüt içersinde oluşturduğu güven ve huzur ortamı, çalışanların daha etkin ve verimli çalışmalarına katkıda bulunur. Liderin çalışanlarına özveri ve sadakatle yaklaşması, örgütsel çıkarlarını bireysel çıkarlarından üstün tutması, çalışanın örgütü benimseyip işine daha sıkı bağlanmasına olanak sağlar. Diğer yönden liderin baskıcı, küçük düşürücü ve bencilce olan tutumları, iş ortamını katlanılmaz bir hale getirir. Bu tarz liderler işe olan bağlılığın zayıflamasına, çalışan verimliliğinin düşmesine ve uzun vadede kişinin işten ayrılmasına neden olur. Karanlık liderlik tutumları olarak nitelendirebileceğimiz bu davranışlar bir çok çalışanın iş yaşamını derinden etkilemektedir. Karanlık liderlerle, iş hayatında sıkça karşılaşılmasına rağmen literatürde karanlık liderliğe yeteri kadar yer verilmemiştir. Bu çalışmanın amacı, liderliğe farklı bir bakış açısıyla yaklaşıp liderin karanlık yönlerini çalışan algısı üzerinden anlatmaktır. Çalışmada, karanlık liderliğin altı alt boyutu tanımlanmış ve çalışan algısı üzerinden karanlık liderlik ölçeği geliştirilmiştir.
Sosyal medyanın Y kuşağı tüketicilerinin satın alma davranışlarına etkisi
Geleneksel medyadan sosyal medyaya doğru geçişin başlattığı değişim haber alma ve izleme alışkanlıkları kadar satın alma davranışlarını da etkilemiştir. Günden güne popülerliği artan sosyal medya platformları araştırma yapmak, iletişim kurmak, eğlenceli zaman geçirmek, yeni şeyler öğrenmek, paylaşımlar yapmak gibi kullanım özelliklerinin yanında tüketicilerin satın alacakları ürün-hizmet hakkında araştırma yaptıkları mecra haline dönüşmüştür. Sosyal medyanın hayatımızda aktif rol oynaması ile tüketicilerin satın alma döngülerinde değişiklikler yaşanmaktadır. Tüketiciler satın alma karar sürecinde sosyal medya üzerindeki kullanıcı yorumlarından, diğer tüketiciler tarafından oluşturulan içeriklerden, konu hakkında blogerlar, referans grupları, aile ve yakın çevrelerinden görüş aldığı görülmektedir. Satın alma sonrası ise ürün hizmet ile ilgili her türlü düşüncesini mekân ve zaman sınırlaması olmadan özgürce paylaşabilmektedirler. Aktif olarak kullanılan sosyal medya platformları başta Facebook, İnstagram ve Youtube olmak üzere markalar ve satıcılar için cazip bir tanıtım kanalı haline dönüşmektedir. Bu araştırma, sosyal medyanın hâkimi konumunda olan ve teknoloji ile iç içe yaşayan Y kuşağının satın alma davranışları üzerinde sosyal medyanın ne derece etkili olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Elde edilen bulgular; Y kuşağı tüketicilerinin sosyal medyayı sık kullandığını, zaman ayırdığını, alışveriş yapmadan mobil cihazlarından sosyal medyada araştırma yaptıklarını, özellikle Youtube'un son satın alma kararlarında etkili olduğunu göstermektedir. Y kuşağı tüketicilerin ürün/hizmet satın alımında, sosyal medya ortamlarında yapılan yorum ve paylaşımlardan etkilendiklerini göstermektedir
Sivil havacılıkta uygulanan motivasyon yöntemlerinin kabin memurlarının performansına etkisi
Bu tez çalışmasında, sivil havacılık sektörünün niteliği temelinde, kabin memurlarının motivasyon durumlarının süreç içerisindeki durumu değerlendirilmektedir. Bu şekilde de sivil havacılıkta uygulanan motivasyon yöntemlerinin kabin memurlarının performansına etkileri araştırılmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü, sivil havacılık sektörü ve sektör içerisindeki motivasyon çalışmalarıyla ilintilidir. Bu sayede sektörün genel olarak motivasyon algısı araştırılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümü, sivil havacılık sektöründe kabin hizmetleri ve kabin memurluğuyla ilgilidir. Çalışmanın son bölümünde ise bir havayolu şirketinde kabin memuru olarak görevli 375 kişi üzerinde gerçekleştirilen bir anket çalışması söz konusudur. Bu anket çalışmasıyla, sivil havacılıkta uygulanan motivasyon yöntemlerinin kabin memurlarının performansına etkilerinin düzeyi incelenmektedir. Sonuç olarak, araştırmada, motivasyonun kabin memurları açısından, olumlu düşünmek ve olumlu davranmak açısından son derece önemli olduğu görülmüştür.
Örgütsel davranışın sektörler arası karşılaştırılması ve yönetim psikolojisine etkisi
Çalışmanın amacı, örgütsel davranışın farklı sektörlerde faaliyet gösteren yöneticilerin yönetsel karar ve süreçlerindeki etkisini incelemektir. Amaç çerçevesinde öncelikle örgütsel davranış teorik olarak incelenmiş, sektörel tanımlamalar yapılmıştır. Sağlık, Turizm, Gıda sektörleri hakkında bilgilendirmeler yapılmıştır. Uygulama safhasında ise sağlık, turizm ve gıda sektörlerinde çalışan yöneticilere yönelik 15 soruluk anket gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecinde anket yöneticilere mail ortamında iletilmiştir. Yöneticilerde cinsiyet, yaş, medeni hal, eğitim durumu, sektör deneyimi gibi sorular sorulmuştur. Bunların dışında 5'li likert ölçeğine göre cevaplandırılması istenen sorular sorulmuştur. Grup şirketi olmasından dolayı 77 yöneticiye anket yöneltilmiştir. Anketin uygulandığı kitle orta ve üst düzey yönetici kitlesidir. SPSS 16 paket programında yapılan anketler değerlendirilmiştir. SPSS 16 paket programında anket sorularının güvenilirlik analizi, demografik bilgilerin ve soruların frekans analizleri yapılmıştır. Bununla birlikte anketlerin sorularının T-testi analizi, Anova analizi gibi analizleri de yapılmıştır.
Tüketicilerin çevrimiçi alışveriş kanallarındaki akış deneyimlerinin memnuniyet ve satınalma kararlarına etkisi, bilgi ve kanal kalitesinin rolü
Bu çalışmada müşterilerin çevrimiçi alışveriş için elektronik cihazları (masaüstü bilgisayar, dizüstü bilgisayar, akıllı telefon, tablet) kullanmayı tercih etmeleri sonucunda yaşadıkları akış deneyiminin müşteri memnuniyeti ve çevrimiçi satınalma kararı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bununla birlikte cihazların kullanımından algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan fayda öncüllerinin akış deneyimi üzerindeki etkisi ile müşteri memnuniyetinin satınalma kararı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Aynı zamanda akış deneyiminin memnuniyete etkisindeki bilgi kalitesi ve kanal kalitesi değişkenlerinin düzenleyici rolü incelenmiştir. Tüm etki analizleri hem elektronik cihaz türüne göre hem de düşük ve yüksek ürün ilgilenim düzeyleri dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma Eylül 2016 ve Mayıs 2017 arasındaki dönemde çevrimiçi satın alma yapan ve İstanbul'da ikamet eden 18 yaş ve üzerindeki tüketiciler ile yapılmıştır. Algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan faydanın akış deneyimi üzerindeki etkisinin ölçülmeye çalışıldığı analiz sonucuna göre, cihazların kullanımından algılanan kullanım kolaylığının akış deneyimi üzerinde olumlu etkisinin olduğu belirlenmiştir. Aynı şekilde cihazlardan algılanan faydanın akış deneyimini olumlu etkilediği saptanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, akış deneyiminin memnuniyet üzerinde olumlu etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Bilgi kalitesi değişkeni akış deneyiminin memnuniyete etkisinde düzenleyici bir rol oynamıştır. Benzer şekilde, akış deneyiminin memnuniyet üzerindeki etkisinde kanal kalitesinin düzenleyici rolünün olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda akış deneyiminin yaşanması sonucunda oluşan müşteri memnuniyetinin tüm cihaz türlerinde çevrimiçi satınalma kararını olumlu etkilediği anlaşılmıştır.
Faaliyet tabanlı maliyetleme yaklaşımı - uygulama ve değerlendirme
İşletmelerin küresel rekabet ortamında başarılı olabilmeleri için faaliyetlerini verimli hale getirmeleri gerekir. Ülkemizde faaliyet gösteren işletmeler de bu koşullardan etkilenmiş ve faaliyetlerini sürdürebilmeleri için önemli unsurlardan biri olan maliyet bilgisinin doğruluğu önem kazanmıştır. Bu durumda işletme yönetimine karar almada kendilerine yol gösterecek bir maliyet sistemine ihtiyaç vardır. Geleneksel sistemlere bir alternatif olarak işletmenin ürettiği mal ve hizmetlerin maliyetlerini hesaplamada faaliyetleri esas alan Faaliyet Tabanlı Maliyetleme sistemi çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. Kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlamak, mamul ve hizmet maliyetlerini daha sağlıklı hesaplayabilmek ve daha etkin kararlar alabilmek için faaliyet tabanlı maliyetleme gibi yeni yaklaşımlar ön plana çıkmıştır. Böylece günümüzün rekabet ortamında maliyetlerin aşağı çekilebileceğini göstermek, satış tutarlarının artabileceğini, işletmelerin girecekleri ihale ve müşteri talepleri karşısında verecekleri fiyat ve elde edecekleri karlarda gerek firma açısından ve gerekse müşteri açısından yarar sağlayacağının anlaşılmış olması son derece önemlidir. Bu doğrultuda hazırlanan çalışmanın temel amacı; daha doğru birim maliyet bilgisine ulaşmak için Faaliyet Tabanlı Maliyetleme sisteminin nasıl uygulanabileceği ve uygulamada nasıl sonuçlar alınabileceğinin araştırılmasıdır.
Örgütsel bağlılık ve sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılık düzeyleri (Cerrahpaşa örneği)
Sağlık örgütlerinin başarılı olmasında insan faktörü büyük önem taşımakta ve önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Kurumlarına bağlı olan sağlık çalışanları örgütlerin üstün hizmet vermesinde büyük yararlar sağlayacağından çalışanların memnuniyetleri, örgütlerine olan bağlılıklarını ve kurumun desteğini alarak örgütün vermeyi amaçladığı sağlık hizmetinin kalitesini ve verimliliğinin artmasını sağlamaktadır. Bu çalışmada veri toplama ve kaynak tarama tekniği esas alınmıştır. Örgütlerin çalışanlara sağladıkları desteğin büyüklüğü ile çalışanların kurum içi verimliliklerinin ve kurumuna bağlılık oranının arttığı görülmektedir. Günümüzde örgütlerin çalışanlara sunduğu hizmetlerle kuruma kazandırdıkları maddi ve manevi desteğin doğru orantılı olarak değiştiği görülmektedir. Bu nedenle örgütlerin çalışanlara verecekleri destek ne kadar iyi olursa çalışanların kuruma karşı desteği o yönde ilerlemektedir.
Sağlık sektörü çalışanlarının uyku kalitesinin tükenmişlik sendromuyla ilişkisi
Bu çalışmaya İstanbul'da iki adet Eğitim ve Araştırma hastanesinde görev yapan 269 sağlık çalışanı gönüllü olarak katılmıştır. Uyku kalitesini belirlemek için Buysse, Reynolds, Monk, Berman ve Kupfer (1989 ) tarafından geliştirilen Pittsburg Uuku Kalitesi Ölçeği Mesleki tükenmişlik düzeylerini belirlemek için Maslach ve Jackson (1981 ) tarafından geliştirilen, İnce ve Şahin tarafından (2015) Türkçe 'ye uyarlanan Maslach Tükenmişlik Ölçeği Kişisel bilgiler için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Bu ölçeklerden elde edilen puanlar; cinsiyet, öğrenim durumu, aylık gelir, yaş, meslek, çalışılan bölüm, mesleki kıdem ve nöbetli çalışıp çalışmama, evcil hayvan, engelli çocuk ve alkol değişkenlerine göre karşılaştırarak SPSS 21.0 programında analiz edilmiştir. BULGULAR VE SONUÇLAR Elde edilen bulgular, sağlık sektörü çalışanlarının uyku kalitesinin yeterli düzeyde olmadığını göstermiştir. Aynı şekilde uyku kalitesi; cinsiyet, öğrenim durumu, aylık gelir, yaş, meslek ve mesleki kıdem değişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Diğer yandan, katılımcıların uyku kalitesi; çalışılan bölüm ve nöbetli çalışıp çalışmama durumu değişkenlerine göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların tükenmişlik algılarının orta düzeyde, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık algılarının ise düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların tükenmişlik düzeylerinin demografik, çalışma koşulları ve mesai süresine göre farklılaştığı gözlenmiştir. Son olarak sağlık çalışanlarının uyku kalitesi ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Bireysel kredilerde pazarlamanın bankaların genel performansı üzerine etkileri: Türkiye kamu ve özel bankaların karşılaştırılması
Türk bankacılık sisteminde kamu bankaları pazarın önemli bir kısmını teşkil etmektedir. Bu durum bankacılığın temel gelir kaynağı olan kredilerin kamu bankaları tarafından ne kadar etkin pazarlanabildiğinin sorgulanmasını gerektirmektedir. Çalışmamızda bireysel kredi pazarlamasının banka performansı üzerine etkileri açısından bir değerlendirme yapılmış olup kamu ve özel sektör bankaları bu çerçevede karşılaştırılmıştır. İlk üç bölümde bankacılığın kredi, performans ve pazarlama açısından teorik çerçevesi sunulmaya çalışılmıştır. Dördüncü ve beşinci bölümlerde yöntemimiz, hipotezlerimiz ve analizlerimiz ortaya konmuştur.
Türkiye'de Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Yoğun Bakım Hemşirelerinin Çalışma Koşulları
Çalışma hayatı, insanların hayatında önemli bir yere sahip olan ve bireyleri yaşamlarını istedikleri ölçüde sürdürebilmelerini sağlayan bir olgudur. Ancak; bireye sağladığı pozitif getirilerin yanında bir takım zorluklar da getirmektedir. Çalışanların sağlık durumu yaşam biçimi ile ilgili olduğu kadar çalışma hayatında karşı karşıya olduğu riskler ile de alakalıdır. Zira bireyin çalışma ortamı hem psikolojik, hem fizyolojik hem de sosyal açıdan bireyi etkilemektedir. Bu çalışmada tarihçi metot tekniği kullanılmış olup; konu ile ilgili yapılan geçmiş çalışmalar incelenerek, geçmişten bugüne mevzuat açısından faydalanılabilecek literatür taraması yapılmıştır. Hemşireler çalışma hayatlarında hastalara sunulan bakım hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve sağlıklı bir toplum oluşturulması açısından önemli bir görev üstlenmektedir. İnsanların doğumundan, çocukluk,erişkin ve yaşlılık dönemlerinde sağlıklı birer birey olmalarını sağlamak adına, kazandığı mesleki bilgi ve becerilerini kullanarak belirli kararlarla insanlara katkıda bulunmaktadır. Ancak hemşirelerin de birer birey oldukları ve çalışma koşulları konusunda kişisel olarak değerlendirilmeleri gerektiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yoğun bakım hemşirelerinin çalışma koşulları önemli bir konu başlığı haline gelmektedir.
112 servisi çalışanlarına yönelik şiddet ve sonuçları (Denizli İli örneği)
Şiddet çalışanları olumsuz etkilemektedir. Şiddet mağduru olandan tutunda çalışanlara, kuruma ve topluma kadar bu etkilenme devam etmektedir. Bu etkilenmeleri ortadan kaldırmak için şiddete karşı önlemler alınmalıdır. Önlem alırken de her somut şiddet olayı analiz edilmeli ona göre önlemler alınmalıdır. Şiddetin nedenleri sonuçları ve etkileri somut olaya göre değişmektedir. Bu alınan önlemler şiddet olayının azalmasında etkin rol oynayacaktır. Acil sağlık hizmetlerinde yaşanan şiddet olayları büyük çoğunluğu kayıt edilmemekte çalışan tarafından ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmemekte adeta yok sayılmaktadır. Bu durumda yeni şiddet olaylarını körükleyerek toplum içinde yok sayılarak telafisi mümkün olmayan durumlara sebep olmaktadır. Çalışmanın hem teorik hem de anket yorumlarından bahsedilmiştir. Şiddetten en çok çalışanlar etkilenmektedir. Bu da Ambulans hizmetlerinin verilmesinde bir takım olumsuzluklara sebebiyet vermektedir. İnsanlar için elzem olan bu sağlık hizmetinin etkin ve verimli olması acil müdahale bakımından büyük öneme sahiptir. Şiddetin ambulans hizmetlerinin sekteye uğratmaması için şiddet konusunda toplumun her kesimine bir görev düşmekte bu görevlerin kurum çalışanlarıyla beraber değerlendirerek kamuoyunda şiddete karşı bilinç oluşturulmalıdır.
Türev ürünler ve Türk bankacılık sektörü uygulamaları
Her geçen gün gelişen teknoloji ile globalleşen finansal piyasalarda başlayan uluslararası para hareketleri, mobil hale gelen sermaye hareketleri, bankalar açısından fayda sağlamakla birlikte, yeni problemleri ve riskleri de beraberinde getirmiştir. Bu amaçla bankalar kendilerini ve müşterilerini korumak, oluşabilecek risklere karşı önlem almak için alternatif ürünlere yönelmeye başlaması ile türev ürünler ortaya çıkmıştır. Çalışmada finansal piyasaların en önemli aktörlerinden olan bankaların ülkemizde yıllar itibari ile artan türev işlem hacimlerinden yola çıkarak bankaların türev ürün kullanım kararları incelenmiştir. Bu amaçla, 2008-2016 yılları arasında Türk Bankacılık Sektörü aylık türev işlem hacimleri alınmış, 8 bağımsız değişken seçilerek bu değişkenlerin, türev işlemleri nasıl etkilediği analiz edilmiştir. Seçilen bağımsız değişkenlerden dört tanesi (net kar/zarar, sermaye yeterlilik rasyosu, aktif karlılık ve öz sermaye karlılığı) ile türev ürün kullanım arasında ilişki bulunamamış, diğer dört değişkenden, sadece aktif büyüklük ile etkileşim pozitif yönde çıkarken diğer üç değişken (özkaynak büyüklüğü, likidite yeterlilik rasyosu ve net faiz marjı) arasında negatif etkileşim olduğu belirlenmiştir.
Epilepsi hastalarındaki nöbet geçirme korkusunun sosyal yaşamlarına etkisi
Bu çalışmada Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniği Epilepsi Polikliniği'ne başvuran 18 yaş üzeri olan ve epilepsi hastalığına sebep olan herhangi bir hastalığı bulunmayan 182 epilepsi hastası üzerinde anket uygulanmıştır. Çalışmanın amacı epilepsi hastalarının nöbet geçirme korkusunun sosyal yaşamları üzerine etkilerini belirlemek ve olumsuz etkilenen sosyal yaşam düzeylerinin optimum seviyeye ulaştırılabilmesi için farkındalık sağlamaktır. Yapılan çalışmada hastalara korkuları ve sosyal yaşamları üzerine sorular sorulmuştur. Alınan cevapların istatiksel çalışma sonuçlarına ulaşabilmek için Spss yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda hastaların sosyal yaşamlarının nöbet geçirmekten korktukları için olumsuz etkilendiği ve aynı zamanda sosyal damgalanmanın da etkisi sonucu yapmak istedikleri etkinliklerden ve hayata dairplanlarından vazgeçtikleri belirlenmiştir. Epilepsi hastalığının bireylerin eğitim ve öğretim hayatından, eş seçimine, iş yaşamına ve sosyal yaşam gibi birçok alanını olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu hususta toplumsal farkındalık yaratılması ve bireylerin sosyal yaşamlarına kazandırılması adına yapılan ve yapılacak olan çalışmalar önemlidir.
Bursa Devlet Hastanesi hemşirelerine yönelik hizmet içi eğitim, beklenti ve yükümlülüklerinin incelenmesi
Sağlık iş görenlerinin, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin hızına uygun olarak hizmetlerini etkin bir biçimde sürdürebilmeleri için hizmet içi eğitim etkinliklerinden yararlanmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda hastane hemşirelerine uygulanan hizmet içi eğitim programlarının neleri kapsadığını ve onların nasıl bir hizmet içi eğitim istediklerini belirlemek ve bundan sonra yapılacak olan hizmet içi eğitim programlarının da yararlı olmasını sağlamak amacı ile bu çalışma yapılmıştır. Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda kurumda uygulanan hizmet içi eğitim programının içeriği hakkında genel bilgi edinilmekte, eğitimi alan kişilerin yapılan eğitim hakkında düşüncelerine yer verilmekte ve nasıl bir eğitim istedikleri ortaya çıkarılmaktadır. Çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma örneklemini Bursa Devlet Hastanesi'nde görev yapan toplam 100 hemşire oluşturmaktadır. Ayrıca araştırmada 20 maddeden oluşan hizmet içi eğitim anketi kullanılmıştır. Kodlanan veriler Statistical PackagefortheSocialScience (SPSS) 20.0 for Windows paket programı kullanılarak analizedilmiştir. Araştırmanın sonucunda; hizmet içi eğitim programlarında çoğu birimlerde klinikle ilgili konulara ağırlık verilmesine rağmen hemşirelerin tüm konularla ilgili hizmet içi eğitim programları almak istedikleri görülmüştür. Hemşirelerin, hizmet içi eğitim programlarında sürekliliğinin sağlanmasını istedikleri görülmektedir.
Denizli Erbakır Fen Lisesi ile Necla Ergun Abalıoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinde riskli sağlık davranışları
Ergenlik dönemi insan hayatında önemli bir dönemdir. İnsanın kişilik yapısı ve davranışları büyük ölçüde bu dönemde şekillenmektedir ve daha sonra bu kalıpların değişmesi çok zor olmaktadır. Geleceğin yetişkin bireylerinin, bugün ergenleri olmalarından dolayı ergenler için yapılacak çalışmaların etkileri, geleceğimizi şekillendirecektir. Bugün ergenlik dönemini yaşayan bireyler, geleceğin yetişkinleri ve ebeveynleri olacaktır. Denizli Erbakır Fen Lisesi ve Necla Ergun Abalıoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinde riskli sağlık davranışlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla önce kaynak taraması yapılmıştır. İki okulda toplam 560 öğrenciye anket çalışması uygulanmıştır. Anket verileri SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Okula göre riskli sağlık davranışlarında farklılık olduğu tespit edilmiştir. Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde sigara ve alkol kullanımının Fen Lisesi'ne oranla daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Çalışma ortamında iyilik hali beklentileri: Özel bir banka bilgi teknolojileri departmanı çalışanları üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın esas amacı çalışanların, çalışma ortamında iyilik hali beklenti düzeylerinin ölçülmesi ve demografik özellikleri olarak, cinsiyet, medeni durum, kurumdaki çalışma süresi ve eğitim durumuna göre anlamlı farklılıklar olup olmadığını ortaya koymaktır. Özel bir banka bilgi teknolojileri departmanı çalışanlarına uygulanan ankette, önceki araştırmalara göre kurumlarda yaygın olarak uygulanan; sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, stres azaltıcı uygulama, sigara bırakma uygulama alanları baz alınmış ve bu uygulamalara katılımlardaki zaman, süre ve bireysel veya grup olarak katılma tercihleri hakkında toplam 7 ana başlık için sorular hazırlanarak 23 soruluk anket düzenlenip çalışanların beklenti düzeyleri araştırılmıştır. Anket, farklı pozisyonlarda görev yapan 509 kişiden 313'ünün katılımıyla gerçekleşmiştir. Beklenti ölçeğine ait geçerlilik güvenirlik düzeyinin belirlenmesi için ilk aşamada pilot çalışma ile 230 katılımcıya ulaşılmıştır. 230 katılımcının katıldığı pilot çalışma sonucunda, beklenti düzeylerine ait madde analizleri yapıldığına ölçekten madde çıkarılmasına gerek görülmemiştir. Araştırma sonucunda; çalışanların çalışma ortamında iyilik hali genel beklenti düzeylerinin yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda belirlenen 7 ana başlık için çalışanların beklenti düzeylerinde demografik özelliklerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
İnsan kaynakları yönetiminde performans değerlendirme, yetkinlik ve iş tatmininin performansa etkisi
Günümüzde yaşanılan teknolojik gelişmeler ve küresel rekabetin artışıyla birlikte örgütlerin, rakiplerine karşı rekabet avantajı sağlama istekleri de artış göstermektedir. Bu sebebe bağlı olarak örgütlerdeki en önemli kaynağın şüphesiz çalışan yani insan olduğu sonucuna varılmaktadır. Örgütler birbirlerine karşı rekabet avantajı sağlarken, çalışanların yapmış oldukları işlerinden almış oldukları iş tatmin düzeylerini artırmak durumundadır. Bunun yanı sıra işletmeler çalışanların işlerini daha iyi yapabilmeleri için onların sahip oldukları yetkinlik düzeylerini de aynı şekilde artırmalıdırlar. İnsan Kaynakları Yönetiminde Performans Değerlendirme, Yetkinlik ve İş tatmininin performansa etkisinin daha iyi anlaşılması için bu çalışmada İstanbul bölgesinde vida cıvata üretimi sektöründe faaliyet gösteren firmada 180 çalışanla anket yöntemi kullanılarak bir araştırma yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda iş tatmini ve çalışan yetkinliklerinin onların performanslarına etki ettiği görülmüştür. Çalışanların iş tatmin düzeyleri arttıkça performansları artmaktadır. Aynı şekilde çalışanların yetkinlik düzeyleri arttıkça performansları da artmaktadır.
Sivil havacılıkta yer hizmetlerinde çalışanların iş tatmini ve örgütsel bağlılıklarına yönelik bir araştırma
Hizmet işletmesi olarak tanımlanan sivil havayolu işletmelerinde çalışanların işe yönelik geliştirdiği tutumları ile örgüte bağlanma düzeyleri verimliliği ve hizmet kalitesini etkileyen önemli unsurlardır. Bu nedenle, çağdaş yönetim yaklaşımları çalışanların iş tatmini ve örgütsel bağlılıklarını etkileyen faktörleri araştırmak ve sonuçlarını öğrenmek zorundadır. Çalışmada, sivil havayolu şirketinde görev yapan yer hizmetleri personelinin iş tatmini ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki ile çalışanların iş tatmini ve örgütsel bağlılıklarını etkileyen değişkenler araştırılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmış ve İstanbul ilinde bulunan Atatürk Havalimanı'nda çalışan yer hizmetleri personeline 12 Aralık 2017-30 Ocak 2018 tarihleri arasında "Minnesota İş Tatmini Ölçeği" ve "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırma sonucunda sivil havayolu işletmesinde yer hizmetlerinde çalışanların içsel tatmin, dışsal tatmin, duygusal bağlılık ve devam bağlılıkları arasında bilimsel düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, çalışanların yaş, medeni durum, eğitim ve çalıştıkları bölüm ve çalışılan yıl değişkenine göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Çalışmada araştırmanın sonuçlarına uygun olarak sivil havacılık işletmesinde çalışanlara yönelik öneriler de geliştirilmiştir.
Örgütsel sessizlik, örgütsel adalet ve işe yabancılaşma arasındaki ilişkiler: Hizmet sektöründe bir uygulama
Araştırmada, iş görenlerin örgütsel sessizlik, algıladıkları örgüt ve işe yabancılaşma düzeylerinin belirlenmesi ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hizmet sektöründe faaliyet göstermekte olan bir işletmenin 396 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket formunda örgütsel sessizlik ölçeği, örgütsel adalet ölçeği, işe yabancılaşma ölçeği ve kişisel bilgi formu yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre örgütsel sessizliğin işe yabancılaşma üzerinde anlamlı bir etkisi vardır. Örgütsel sessizlik faktörlerinden kabul edilmiş sessizlik, savunma amaçlı sessizlik, savunma amaçlı seslilik ve örgüt yararına seslilik işe yabancılaşmayı artırırken; kabul edilmiş seslilik ve örgüt yararına sessizlik işe yabancılaşmayı azaltmaktadır. Bununla birlikte katılımcıların algıladıkları örgütsel adaletin de işe yabancılaşma üzerinde anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Buna göre etkileşim adaleti işe yabancılaşmayı artırırken, prosedür adaleti azaltmaktadır.
Sosyal medya pazarlamasının marka değeri ve marka bağlılığına etkisi üzerine bir araştırma
Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, dijital çağın yeni pazarlama uygulama ve iletişim ortamı olan sosyal medya pazarlamasını ortaya çıkarmıştır. Geleneksel pazarlama yöntemleri gün geçtikçe gelişen teknolojiyle beraber, yerini sosyal medya pazarlamasına bırakmaktadır. Tüketicilerin akıllı cihazlara kolay erişimi, internette fazla zaman geçirmesine olanak sağlamakta ve sosyal medyanın gücünü arttırmaktadır. Artan rekabet, teknolojik gelişmelerle beraber aynı kategoride yer alan ürünlerin farklılaşmasını, marka değeri ve marka bağlılığı oluşturmasını zorlaştırmıştır. Geleneksel medya uygulamaları dijital değişimin her sektörde etkisini hissettirdiği bu dönemde yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda işletmeler marka stratejilerinde, sosyal medya pazarlaması faaliyetlerini tercih ederek, doğru pazar bölümlemesiyle tüketicilere ulaşmayı hedeflemektedirler. Sosyal medya pazarlaması uygulamaları ile tüketicinin markaya ilgisini çekmek, farkındalık yaratmak, duygusal bağ oluşturmak daha etkin hal almıştır. Bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen araştırma; sosyal medya pazarlamasının, marka değeri ve marka bağlılığına etkisini bununla beraber marka değerinin sosyal medya pazarlama uygulamalarının marka bağlılığı yaratmada aracılık rolünün olup olmadığını tespit etme amaçlı yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre sosyal medya pazarlamasının, marka değeri ve marka bağlılığı üzerinde olumlu etkisinin olduğu; aynı zamanda marka değerinin sosyal medya pazarlamasında marka bağlılığı yaratmada aracılık rolü bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca sosyal medya pazarlaması, marka değeri ve marka bağlılığı kavramlarının tüketicinin demografik özelliklerine göre farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.
Kısıtlar teorisi yaklaşımı ile bir gıda işletmesinde problem çözümü
Gelişmiş ülkeler olarak kabul edilen Avrupa Ülkeleri ve ABD, sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle atak yapan Uzakdoğu ülkelerinin rekabetçi baskılarını 20. Yüzyıl'ın sonlarına doğru iyice hissetmeye başlamıştır. İşletmelerce, bu rekabet ortamında zarar etmemenin yanında yüksek kârlılığın sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çeşitli arayışlar içerisine girilmiştir. Klasik ve Neo Klasik Yönetim biçimlerinden Çağdaş Yönetim tekniklerine geçildikten sonra da yönetimde iyileştirme arayışları sürekli devam etmiştir. Sistem Yaklaşımı, Durumsallık yaklaşımı gibi yöntemlerle birlikte Tam Zamanında Üretim ve Toplam Kalite Yönetimi gibi kökeni Japonya'ya dayanan yaklaşımlar benimsenilmiştir. Bazı işletmeler tarafından ise daha özgün yöntemlere yöneliş tercih edilmiştir. Bu özgün yöntemlerden Dr.Eliyahu Goldratt tarafından ortaya konulan ve geliştirilen Kısıtlar Teorisi bu çalışmanın konusunu oluşturmuş ve bir gıda üretimi yapan firmada uygulama yapılmıştır. Yapılan uygulamada firmanın üretim sürecindeki kısıtları tespit edilmiş ve bu kısıtların kaldırılmasına dair teorinin öngördüğü aşamalar sırayla uygulanmıştır. İşletmelerde kısıtların kaldırılmasıyla üretimde kârlılığın sağlandığı, bu uygulamada açıkça göz önüne serilmeye çalışılmıştır.
Yeni dönemde hazır giyim markalarında müşteri bağlılığı uygulamaları
Günümüzdeki teknoloji ve küreselleşme etkisi ile hazır giyim sektörü pazarında marka sayısı ve rekabet artmakta öte yandan tüketicinin alışveriş kanalları sıklığı ve tercihleri değişmektedir. Günümüz hazır giyim markaları için müşteri sadakatinin korunması ve geliştirilmesi ve yeni müşteri kazanımı her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Müşteri bağlılığı, satış ve karlılık artışını sürekli kılmak adına müşteri ilişkileri yönetimi uygulamaları öne çıkmaktadır. Marka bilinirliği ve bağlılığı için tüketicilerle düzenli iletişimin etkili olduğuna inanılmakta, çok sayıda marka bu programlara yatırım yapmaktadır. Koalisyon ve tekil müşteri sadakat kart yaygınlığına bakıldığında ülkemiz pazarında da tüketicilerin sadakat programlarına önemli ilgisi olduğu söylenebilir. Mevcut tezde, hazır giyim sektöründe rekabetin artışta olması ve tüketicilerin satın alma davranışlarındaki değişim nedeniyle ortaya çıkan tehditleri bertaraf etmek üzere geliştirilen mobil sadakat kart programlarının etkinliği incelenmiştir. Hazır giyim markalarında müşteri alışveriş sıklığını artırmak, yeni müşterilere ulaşmak amacı ile uygulamaya alınan koalisyon dijital mobil sadakat kartları özellikle incelenmiştir. Tezin araştırma bölümü ilk aşamasında, saha taraması ile dört markanın uygulamalarını ele almış; markalar tarafında bulguları özetlemiştir. İkinci aşamasında, tüketiciler ile anket yapılarak araştırma derinleştirilmiştir. Tüketicilerin hazır giyim alışverişlerinde sadakat kart programlarının önemli etkisi olduğu anlaşılmış olmakla birlikte, koalisyon dijital mobil sadakat programlarının henüz büyük bir faklılaşma geliştirmediği görülmüştür.
İşe alımlarda dış görünüşün işe alan üzerindeki etkisi
Bu tez çalışması, işe alımlarda dış görünüş ve fiziksel çekiciliğin katılımcılar üzerindeki etkisini inceleme amacındadır. Araştırma gerçekleştirilirken nitel yöntemler tercih edilmiş ve bu paralelde katılımcılarla yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılarak, içerik analizi yöntemi ile analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 15 katılımcı oluşturmaktadır. Firmalar açısından insan kaynakları yönetimi iş yaşamında verimi sağlayarak, örgüt ihtiyaçlarını giderme çabasındadır. Bu ihtiyaçlardan bir tanesi de işletme içindeki boş pozisyonların kapatılmasıdır. İnsan kaynakları yöneticisi, planlama yaparak, işletmenin ihtiyacı olan personeli tespit etmekte ve uygun görülen aday görüşmeye çağrılmaktadır. Adaylar bu aşamaya gelebilmek için fark yaratmak durumundadır. Günümüzde küreselleşme ve tüketim toplumu dayatmaları sonucunda bu fark beden ile yaratılmaya çalışılmaktadır. Dış görünüşün kazandığı önem, bireylerin dış görünüşlerine odaklanmalarına yol açmıştır. Bu paralelde güzellik, işe alımlar için gerekli görülmekteyken, dış görünüş ve fiziksel çekicilik de seçilebilirliğin koşullarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Akademisyenlerin iş doyumu ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki ve bir araştırma
Bu çalışmanın amacı akademisyenlerin iş doyumu ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu kapsamda ayrıca akademisyenlerin iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerinin cinsiyet, yaş, medeni durum ve benzeri gibi demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemini; 2017-2018 yılları arasında Marmara Üniversitesi Başıbüyük Yerleşkesinde görev yapan toplam 178 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanmasında Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve araştırıcının düzenlemiş olduğu Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda araştırmaya katılan akademisyenlerin iş doyumunun yüksek olduğu, bunun bir etkisi olarak da tükenmişlik düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın değişkenleri kapsamında ele alınan tükenmişlik ve iş doyumunun alt boyutları ile bazı demografik özellikler arasında farklılık saptanmıştır. Bu kapsamda sonuç bölümünde kurum çalışanların ve yönetici statüsündekilere bazı öneriler sunulmuştur.
Örgütsel stresin, çalışanların iş performansına etkisi ve İstanbul ilinde bir alan araştırması
Bu araştırmanın amacı, İstanbul ilindeki vakıf meslek yüksekokullarında çalışmakta olan akademisyenlerin örgütsel stres düzeyleri ile iş performansları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla hazırlanan anketlerden 340 tanesi değerlendirmeye alınmış, elde edilen veriler SPSS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada akademisyenlerin örgütsel stres düzeyleri ile birlikte örgütsel stresin alt boyutları olan iş yükü, kontrol ve sosyal destek düzeylerinin de belirlenmesi için verilerin frekansları yorumlanmıştır. Çalışmada sonucunda akademisyenlerin örgütsel stres düzeyleri ile iş performansları arasında pozitif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Örgütsel stresin alt boyutlarından iş yükü ile iş performansı arasında pozitif anlamlı ilişki tespit edilirken diğer alt boyutlar olan kontrol ve sosyal destek ile iş performansı arasında anlamlı ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir.