
786
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Türkiye'de lojistik faaliyetler ve soğuk zincir lojistiği üzerine bir kümelenme modeli önerisi
Çalışmanın temel amacı, soğuk zincir lojistiği çerçevesince kümelenme faaliyetleri ve işlevlerini inceleyerek Türkiye'de soğuk zincir lojistiği kapsamında gıda ve yaş meyve-sebze ürünleri için bir kümelenme modeli oluşturulmaya dair öneri de bulunmaktır. Araştırma kapsamında söz konusu olan öneri, Türkiye'nin mevcut süreçte soğuk zincir lojistiğindeki durumunu, soğuk zincire konu olan ürünler özelinde, dünyada bu alanda başarılı olan ülkeler ile karşılaştırmaktadır. Araştırmanın amacı, Türkiye'nin soğuk zincir sektörü göz önünde bulundurulması sureti ile ülkenin aslında nasıl bir kümelenme modeline ve bu kümelenme modelinin içerisindeki unsurların, Türkiye'nin kendi şartlarına göre nasıl olması gerektiğinin belirlenmesi ve bir öneri olarak sunulmasıdır. Çalışmanın bu amacının gerçekleştirilmesi adına, Michael Porter'ın geliştirmiş olduğu kümelenme modelinden yola çıkılmış ve bu model üzerinden, Türkiye'nin mevcut şartları ve potansiyeli değerlendirilerek özgün bir model önerisi gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Model içinde Türkiye'nin sahip olduğu kurumsal ve üretimsel yapının şartlar ve kısıtları dikkate alınmış, özellikle de çalışmanın "Soğuk Zincir Lojistik Yönetimi" adını taşıyan ikinci bölümünde yer verilen dünyadaki soğuk zincir lojistiği faaliyetleri ile Türkiye'nin faaliyetlerini bir SWOT analizi ile karşılaştıran değerlendirmeden yararlanılmıştır. Bununla birlikte yine dünya genelinde fark yaratan ve özellikle de ülke ekonomilerine ciddi ölçekli katkılar sağlayan soğuk zincir kümelenme faaliyetleri detaylı olarak incelenmiştir.
Çalışan ve çalışmayan kadınlarda depresyon belirtilerinin yaşam kalitesine, uyku kalitesine ve gece yeme bozukluğuna etkileri
Bu çalışmanın amacı çalışan ve çalışmayan kadınlarda depresyon belirtilerinin uyku kalitesi, yaşam kalitesi ve gece yeme sendromu üzerine etkisinin incelenmesi ile çeşitli demografik değişkenlere göre farklılıkların incelenmesidir. Araştırmada depresyon belirtilerini saptamak amacıyla katılımcılara Beck Depresyon Ölçeği, uyku kalitelerini ve yaşam kalitelerini saptamak amacıyla ise Richards- Campbell Uyku Ölçeği, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu (WHQOQLBREF) ve Gece Yeme Anketi kullanılmıştır. Araştırmamızda çalışan ve çalışmayan kadınlarda, Beck Depresyon Ölçeği puanlarının yaşam kalitesi ölçeğinin tüm alt boyut puanlarıyla, anlamlı bir şekilde orta düzey negatif korelasyona sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak çalışanların korelasyonu daha yüksek olduğu bulunmuştur. Çalışanların yaşam kalitesi ölçeği fiziksel sağlık boyutu, psikolojik sağlık ve uyku kalitesi puanları anlamlı şekilde daha yüksektir. Çalışmayanlarda gece yeme ve puanları çalışanlara göre anlamlı şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Çalışan ve çalışmayan kadınlarda, Beck Depresyon Ölçeği puanlarının, Gece Yeme Anketi puanlarıyla anlamlı şekilde pozitif orta düzey korelasyon tespit edilmiştir. Çalışan ve çalışmayan kadınlarda gece yeme puanlarıyla uyku kalitesi puanları arasında da anlamlı şekilde zayıf düzey negatif korelasyon görülmüştür, ancak çalışmayanlarda kolerasyon daha yüksektir. Ayrıca çalışan kadınların psikolojik sağlık ve uyku kalitesi puanları anlamlı şekilde daha yüksek saptanırken çalışmayan kadınlarda ise gece yeme ve depresyon puanları çalışanlara göre anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler : Depresyon Belirtileri, Yaşam Kalitesi, Uyku Kalitesi, Gece Yeme Bozukluğu Belirtileri
Süreksiz fonksiyonlar sınıfında hiperbolik korunum kuralları için sonlu fark şemaları ve gaz dinamiği problemine uygulanması
2D korunum kurallarını ifade eden nonlineer hiperbolik tür denklem için başlangıç profilinde birden fazla sıçrayış doğruları mevcut olan Riemann tipli problemin entropi çözümünün bulunması için süreksiz fonksiyonlar sınıfında sonlu farklar metodu önerilmiştir. Bu amaçla ana problemde bulunmayan avantajlara sahip ve ana probleme belli anlamda denk olan yardımcı problem dahil edilmiştir. Önerilen yardımcı problemin avantajlarını kullanarak yüksek hassasiyete sahip sonlu farklar metodu işlenmiştir. Yardımcı problemin çözümünü kullanarak ana problemin fiziksel yapısını düzgün ifade eden çözümü elde edilmiştir. Önerilen metot yardımıyla dalgaların karşılıklı etkisi de incelenmiştir.
Hazır kahve sektöründe müşteri deneyiminin müşteri sadakatine etkisi
Bu çalışmada, hazır kahve mağazalarında müşteri deneyimi ile müşteri sadakati arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ek olarak tanımlayıcı özelliklerine göre müşterilerin algıladıkları deneyimler ile hazır kahve mağazalarına yönelik sadakat düzeylerinin farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi de çalışmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 05.10.2020 – 20.10.2020 tarihleri arasında 407 hazır kahve mağazası müşterisinin katılımı ile bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri; Kişisel Bilgi Formu, Deneyimsel Pazarlama Ölçeği ve Müşteri Sadakati Ölçeği olmak üzere üç kısımdan oluşan bir anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS 24.0 istatistik programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre duyusal, duygusal, ilişkisel ve davranışsal deneyimlerin hazır kahve mağazası müşterilerinin sadakat düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkisi bulunmaktadır. Hazır kahve mağazası müşterilerinde medeni durum, yaş, eğitim durumu ve hazır kahve mağazalarına gitme sıklığına göre müşteri deneyimi istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Buna göre istatistiksel olarak bekâr, 18-29 yaş arasında ve lisans mezunu olan müşterilerin hazır kahve mağazalarına yönelik müşteri deneyimi algısı daha yüksek, bu mağazalara ayda 3 defa veya daha az giden müşterilerde ise daha düşüktür. Müşteri sadakat düzeyi ise sadece cinsiyete göre farklılık göstermekte olup, erkek müşterilerin sadakat düzeyi kadınlardan istatistiksel olarak daha yüksektir. Araştırmada elde edilen sonuçlar ışığında, uygulayıcılar ve araştırmacılar için önerilerde bulunulmuştur.
Nanoteknolojik malzemelerin sürdürülebilir mimarlık yaklaşımında kullanımı
Teknolojinin devamlı gelişim göstermesiyle birlikte günümüzün önemli konularından olan ve yaygınlaşan sürdürülebilir nitelikli nanoteknolojik malzeme kullanımı büyük önem taşımaktadır. Kaynak tüketiminin hızla artması kaynakların kısıtlı hale gelmesi sebebiyle; uzun ömürlü, çevreye zarar vermeyen, bakım maliyeti düşük malzeme kullanımı kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu nedenle çalışmanın kapmasında nanoteknolojik malzeme kullanımının sürdürülebilir yaşam için katkıları ele alınmıştır. Birinci bölümde, çalışmanın kapsamı, çalışmanın amacı ve çalışmanın yöntemi anlatılmaktadır. İkinci bölümde, nanoteknolojinin tanımı yapılıp, geçmişten günümüze kadar olan süreçte tarihsel gelişimi ve sektör dağılımı ele alınmış, aynı zamanda nanoteknolojik malzeme kullanımının ilk örnekleri incelenip, nanoteknolojik malzemelerin sağladığı yararları ve özellikleri ile mimarlıkla olan bağlantısı değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise sürdürülebilirlik kavramı ve sürdürülebilir kalkınma hakkında bilgi verilmiştir. Aynı zamanda sürdürülebilir yapı malzemesi seçim kriterleri ile izlenmesi gereken adımların kriterleri incelenip bu bağlamda verilen sertifika sistemleri hakkında da detaylı bilgilendirme yapılmıştır. Dördüncü bölümde, nanoteknolojik malzemelerin en yaygın kullanıldığı yapı tipolojileri olan konut, kültür, eğitim, ticaret ve ulaştırma yapılarından bir örneklemeli değerlendirme yapılmıştır. Böylece nanoteknolojik malzemelerin geleneksel malzemelere kıyasla getirdiği avantajların açıklanması amaçlanmıştır. Sonuç bölümünde ise, günümüzde kullanılan geleneksel yapı malzemelerinin iyileştirilip kullanılması veya bu malzemelere yeni özellik ve performanslar katılması ile nanoteknolojik malzemelerin oluşumu açıklanmıştır. Bu malzemelerin projenin daha ilk aşamasından olan tasarım süreci ile birlikte planlanması gerektiğinin önemi vurgulanmıştır. Sürdürülebilir bir yaşam doğrultusunda malzeme kullanımının öneminin büyük olduğu ve farklı yapı tipolojilerinde bu yeni nesil teknolojinin incelenmesi sağlanmıştır. Ülkemizde kullanımının sınırlı olduğu açıkça gösterilmiş, devlet teşviklerinin sağlanması için çalışmalar yapılması önerisinde bulunmak amaçlanmıştır.
Üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı ruhsal travma belirtileri, benlik saygısı ve fonksiyonel olmayan tutumların incelenmesi
Bu çalışmada; üniversite öğrencilerinin çocukluk çağı ruhsal travma belirtileri, benlik saygısı ve fonksiyonel olmayan tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 18-21 yaş aralığındaki 365 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak sosyodemografik bilgi formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (CTQ-28), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ve Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği (FOTÖ-A) kullanılmıştır. Analizler sonucunda katılımcıların fonksiyonel olmayan tutum puanlarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Gelir düzeyine göre çocukluk çağı ruhsal travma belirtileri puanlarında ve benlik saygısı puanlarında anlamlı bir farklılık vardır. Doğum sırasına göre çocukluk çağı travma belirtileri puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Çocukluk çağı travmaları ile benlik saygısı düzeyi arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki vardır ve çocukluk çağı travmaları benlik saygısı düzeyini negatif yönde yordamaktadır. Çocukluk çağı travmaları ve fonksiyonel olmayan tutumlar arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur ve çocukluk çağı travmaları fonksiyonel olmayan tutumları pozitif yönde yordamaktadır.
Shibori sanatı tekniğinin dijital baskı uygulamaları kapsamında giyilebilir sanat ürünü ile ifade edilmesi
İnsanoğlunun var olduğu günden bugüne giyim, gerek bireyin gerekse onun içinde yaşadığı toplumun gelenek, görenek, sosyal yapı, kültür, gelir düzeyi gibi öğeleri içeren yaşam tarzının bütününü yansıtan unsurlardan biridir. Düğünlerinde, cenazelerinde, günlük yaşamda, kamusal ya da özel alanda bireyler içinde yaşadıkları toplumun da etkisiyle farklı giyim biçimlerine bürünmektedirler. Zaman içerisinde canlı organizmalar için kaçınılmaz olan değişim insanla birlikte giyim şeklini de değişikliğe uğratmaktadır. Özellikle günümüz dünyasında teknolojinin hızla ilerlemesi sonucu artan makineleşmenin etkileri giyim sektöründe de açıkça görülmektedir. Ancak bu değişime rağmen geçmişin izlerinin yansımaları söz konusu sektörde sıklıkla kullanılmaktadır. Bu geleneklerin devamlılığı özellikle işleme ve boyama tekniklerinde kendini göstermektedir. Geleneklere bağlılığı ile bilinen Japonya'da kullanılmaya başlayan Shibori tekniği daha sonra dünyanın birçok ülkesine yayılmıştır. Günümüzde hala yaygın olarak kullanılan bu sanatın giyilebilir ürünlere uygulanması bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.
İstatistiksel kalite kontrol yöntemlerinin tekstil sektöründe uygulanabilirlik düzeyinin belirlenmesi
Küreselleşen dünyada meydana gelen piyasa rekabet şartları, firmaları standart yönetimlerden vazgeçirmeye mecbur bırakmaktadır. Tüketicinin isteklerini yerine getirme odaklı çalışan firmalar sürekli olarak kendini yenileme, hizmet kalitesini arama yolunda ilerlemektedir. Bu amaçla çalışan işletmeler için istatistiksel yöntemler de kalite kontrolü adına büyük önem taşımaktadır. Fakat işletmelerin kalite kontrolü için istatistiksel yöntemleri kullanmaları için toplam kalite yöntemini de uyguluyor olmaları gerekmektedir. Bu açıdan toplam kalite yönetimi için istatistiksel yöntemlerin oldukça önemli olduğu görülmektedir. İstatistiksel kalite kontrol teknikleri; sürecin takibini, sürecin kontrol dışına çıkmasını sağlayan faktörlerin tespitinde ve bunların yok edilmesinde önemli bir faktördür. Kontrol dışına çıkan her süreçte değişkenliğin etkisi söz konusudur. Bu kapsamda ele alınan bu çalışmada istatistiksel kontrol yöntemleri temel, orta ve ileri seviyelerde ele alınmıştır.
Çevrimiçi kullanıcı yorumlarının tüketici davranışlarına etkisi
Günümüzde internet kullanım sıklığının ve bilgi teknolojilerinin gelişmesinin hayatımızdaki tüm alanlarda etki gösterdiği gibi tüketici davranışlarına da etkisi olmaktadır. İnternette yer alan kullanıcı yorumları artık tüketicilerin bilgi toplama aşamasında güçlü bir kaynağı haline gelmiştir. Tüketiciler fiziksel ya da sanal alışverişleri öncesinde internette yer alan kullanıcı yorumlarını okumakta ve bu yorumlar çerçevesinde tüketim yapmakta ya da vazgeçmektedir. Satın alma sonrasında memnuniyet durumunu çevrimiçi yorumlarla aktaran tüketici internette markanın elçisi konumu haline gelmektedir. Bu yorumlar yüzlerce insana ulaşmakta ve referans oluşturmaktadır. Bu çalışmada internette yer alan kullanıcı yorumlarının tüketim davranışlarına etkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Katılımcıların yarısından fazlası alışveriş yapmadan önce internette yer alan kullanıcı yorumlarını her zaman okuduğunu belirtmiştir. Tüketicilerin satın alacağı ürünlerde internet ortamında hiçbir yorum bulamaması veya olumsuz yorumlar bulması durumunda satın alma işleminden vazgeçtiği gözlemlenmiştir.
Kıbrıs adasında sol ideoloji ve işçi hareketlerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında 1974 yılına dek genel bir Kıbrıs tarihi işlenmiş ve Türkiye ile tarihsel pek çok yönden kuvvetli bağına rağmen Türkiye kamuoyunda ve akademik literatüründe yeterince yer verilmeyen bir konu mercek altına alınmıştır; Kıbrıs'ta Sol ideoloji ve işçi hareketleri. Kıbrıslılar tarih boyunca kötü çalışma koşulları ve hayat standartlarına sahip olmuş, yönetici sınıflar tarafından süregelen bir sömürü çarkının içerisinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Irk veya din fark etmeksizin her iki ulusun da kurbanı olduğu bu düzen, iki ulus arasındaki bağları geliştirmiş ve ortak bir mücadele pratiği ortaya koyulmasına olanak sağlamıştır. Ortak eylem ve grev organizasyonları düzenlenmiş, aynı siyasal parti ve sendika çatıları altında örgütlenilmiştir. Bu süreçte sınıf hareketleri bu organizasyonlarda dikkate değer başarılar elde etmiştir. Ancak ilerleyen süreçte iki halk arasında ortaya çıkan gerginlik ve çatışma ortamı ve buna ek olarak yükselen milliyetçiliğin sol-sosyalist partileri de etkisi altına alışı bu birlikteliği de ortadan kaldırmış, çift başlı bir yeni işçi hareketi oluşturmuştur. Bölünüp parçalanan bu yeni hareket işverenler karşısında gücünü ve caydırıcılığını kaybetmiş ve eski kazanımlarını yeniden elde etmesi mümkün olmamıştır. Yükselen milliyetçilik ve savaş ortamı işçi sınıfını parçalamış ve güçsüzleştirmiştir. Ortaya çıkan çatışma ortamından karlı çıkan ise bölünmüş ve gücünü kaybetmiş bir işçi sınıfı karşısında, keyfi yönetim ayrıcalığına sahip olan sermayedarlar olmuştur.