
208
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Olumsuz değerlendirilme korkusu ile sosyal anksiyete belirtileri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünün incelenmesi
Bu araştırmanın amacı olumsuz değerlendirilme korkusu ile sosyal anksiyete düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemenin yanı sıra bu ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin (kendini suçlama, kabul etme, düşünceye odaklanma, pozitif tekrar odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme, bakış açısına yerleştirmek, yıkım ve diğerlerini suçlama) aracı rolünü araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili ve çevresindeki ilçe ve köylerde yaşayan, yaşları 18-45 arasında değişen 549 kadın ve 67 erkek olmak üzere 616 kişiden oluşturmaktadır. Araştırmada "Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Sosyo-Demografik Bilgi Formu ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların olumsuz değerlendirilme korkuları sosyal anksiyete düzeyleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bununla beraber, olumsuz değerlendirilme korkusunun sosyal anksiyete düzeyi üzerindeki etkisinde bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden kendini suçlama, düşünceye odaklanma, pozitif tekrar odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme ve yıkım stratejilerinin kısmi aracı rolü olduğu belirlenmiştir.
Ailesinde kanser tanısı almış üniversite öğrencileriyle ailesinde kanser tanısı almamış üniversite öğrencilerinin depresyon ve sürekli kaygı durumlarının karşılaştırılması
Kanser kişilerin ruhsal ve bedensel olarak etkilendikleri ciddi bir hastalıktır. Kanserin hastalar kadar hasta yakınları üzerinde de dolaylı etkileri bulunmaktadır. Bu etkilerin hasta yakınlarının psikolojik sağlıklarında gözlenmektedir. Bu çalışmada ailesinde kanser tanısı alan ve almayan üniversite öğrencilerinin yaşam kalitesi, depresyon ve sürekli kaygı düzeyleri incelenmiştir. Bu amaçla yapılan çalışmaya 122 kadın ve 78 erkek olmak üzere 200 kişi katılmıştır. Katılımcılara demografik veri formu, Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kısa Form, Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Ailesinde kanser öyküsü olan katılımcıların yaşam kalitesi puanları düşükken depresyon ve anksiyete düzeylerinin anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca ailesinde kanser öyküsü olan katılımcılarda yaşam kalitesi, depresyon ve anksiyete puanları arasındaki ilişki daha anlamlı bulunmuştur. Yapılan analizlerde cinsiyet, yaş, psikolojik sorun varlığı, sigara-alkol-madde kullanımı ve intihar girişimi değişkenlerine göre katılımcıların puan ortalamaları anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Ailede kanser tanısı olması yakınların yaşam kalitelerini ve psikolojik iyilik hallerini önemli ölçüde etkileyen bir parametredir.
Üniversite öğrencilerinde fonksiyonel olmayan tutumların yaygın anksiyete eğilimleri üzerindeki etkisinde bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü
Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinde fonksiyonel olmayan tutumların, yaygın anksiyete eğilimleri üzerinde herhangi bir yordama gücünün olup olmadığını incelemek ve bu yordamada bilişsel duygu düzenleme stratejilerin aracı rolünün olup olmadığını saptamaktır. Araştırmanın örneklemi İstanbul Kent Üniversitesi; İnsan ve Toplum Bilimleri, Sağlık Bilimleri, Sanat ve Tasarım, Diş Hekimliği Fakülteleri ve Sosyal Bilimler Enstitüsü öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya 369 kadın ve 105 erkek olmak üzere toplam 474 öğrenci katılmıştır. Bu araştırmada veriler, "Sosyo-Demografik Bilgi Formu", "Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği Kısa Formu (FOTÖ- 17)", "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği", "Yaygın Anksiyete Bozuklu-7 (YAB-7) Ölçeği" ve "Beck Anksiyete Ölçeği" ile elde edilmiştir. Araştırmada, fonksiyonel olmayan tutumlar, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve yaygın anksiyete arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, Fonkisyonel olmayan tutumların yaygın anksiyete üzerindeki bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin kısmi aracı rolü olduğu belirlenmiştir.
Zekâ düzeyi normal ve normalüstü olan 10-12 yaş çocukların kaygı düzeyi ve ebeveyn tutumlarına göre karşılaştırmalı analizi
Bu araştırmada, zekâ düzeyi normal ve normal üstü kabul edilen çocukların kaygı düzeyi ve ebeveyn tutumlarına göre karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Çalışma örneklemini İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde bulunan çeşitli özel okullardan katılım sağlamış 10 – 12 yaş aralığında 64 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada öz bildirim anketleri aracılığı ile veriler toplanmıştır. R. B. Cattell 2A Zeka Testi, Spence Çocuklar için Kaygı Ölçeği ve Anne – Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Pandemi koşullarından dolayı hedeflenen örneklem sayısına ulaşılmadığı için bu araştırma bir ön çalışma olarak kabul edilmiştir. Araştırma Sonuçları; Anne baba tutum ölçeği ve Spence Çocuklar için Kaygı Ölçeği için yapılan doğrulayıcı faktör analizi bu örneklem için yeterli olmamıştır. Örneklem sayısı ne kadar artarsa aynı oranda model uyum iyiliği de istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artacağı KMO, RMSEA, SRMR, CFI, NNFI ve GFI indeks değerlerine göre öngörülmektedir. Normal üstü zekâya sahip olan çocukların kaygı seviyeleri ile normal zekâ düzeyine sahip çocukların kaygı seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ebeveyn tutumu ile çocuğun kaygı seviyesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak, bu araştırma bir ön çalışma niteliği taşıdığından pandemi koşulları dışında normal şartlar altında yapılacak testlerin sonuçları etkileyeceği düşünülmektedir.
Deniz ticareti sigortaları ve dünya ticareti açısından önemleri
Günümüz dünyasında dünya üzerindeki ticaretinin konusunu oluşturan ürünlerin çok büyük bir kısmı deniz yolu vasıtasıyla taşınmakta ve ilgilerine ulaşmaktadır. Ancak başta denizin kendine has yapısı ve barındırdığı doğal tehlikeler olmak üzere, deniz taşımacılığı sürecine dahil olan tacirler gerçekleşmesi halinde kendilerini iflas ettirebilecek çok büyük risklerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Dolayısıyla ticaretin sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde ilerleyebilmesi bakımından gerek taşımayı gerçekleştiren kişiler, gerekse de taşınan yüklerin ilgilileri deniz taşımasında karşılaşacakları risklere karşı güvenceye ihtiyaç duymaktadır ve deniz sigortaları ile bu ihtiyaç sağlanmaktadır. Bu çalışmada oynadığı bu rol ile büyük öneme sahip olan deniz sigortaları ortaya çıkışı, tarihçesi, mevcut uygulamaları ve sağladığı teminatlar ele alınmıştır. Kimlere ve hangi rizikolara teminat sağladığı üzerinden yapılan değerlendirmeler ile deniz sigortalarının ticaret hayatı önemi açısından konumu açıklanmaya çalışılmıştır.
Hastane çalışanlarının demografik özellikleri ve örgütsel bağlılık ilişkisi üzerine bir araştırma
Örgütsel bağlılık çalışanların kendilerini sadece örgütlerine bağlı olarak hissetmeleri değil aynı zamanda örgütlerinin devamlılığı için çaba sarf etmeleri ile gerçekleşir. Örgütsel bağlılığı yüksek olan kurumların personel devir hızının düştüğünü, çalışan memnuniyetinin arttığını görmekteyiz. Elbette bunların sonucu olarak, mal ve hizmet kalitesinin de arttığını söyleyebiliriz. Örgütsel bağlılığı yüksek olan bir çalışan kendisinden beklenen görevlerini yerine getirmenin yanı sıra, kurumuna daha çok fayda sağlayabilmenin yollarını da arayacaktır. Bu da kurumun tamamına yayılan bir sinerji etkisi yaratacaktır. Böylesine önemli olan bir konunun da demografik özellikler ile ilişkisi araştırmaya değer bir konudur. Bu çalışmanın birinci bölümünde örgüt ve örgüt kültürü kavramı incelenirken ikinci bölümde ise örgütsel bağlılık süreci incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise hastane çalışanlarıyla yapılan anketler ile hastanelerde çalışan personelin demografik özelliklerinin örgütsel bağlılık ile ilişkisi incelenmiştir.
Evli ve yetişkin bireylerin erken dönem uyumsuz şemalarının ilişkiye dair inançları ve bilişsel çarpıtmalarının evlilik uyumuna etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, evli bireylerin erken dönem uyum bozucu şemaları, ilişkiye dair inançları ve bilişsel çarpıtma düzeylerinin evlilik uyumu ile ilişkileri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yaşayan, gönüllü olarak katılan 270 kadın 187 erkek olmak üzere toplam 457 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği-Kısa Form 3, Evlilikte Uyum Ölçeği, Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği ve İlişkilerde İnanç Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizlerinde SPSS-22 programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda, evli bireylerinin evlilik uyumlarının aylık gelirine, evlilik süresine, çocuk sayısına ve evlenme biçimine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Evli bireylerin evlilik uyumları cinsiyetlerine, eğitim durumuna, meslek değişkenine, yer değişkenine, evlilik yaşına, aile türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Analizler sonucunda, evli bireylerde evlilik uyumu ile erken dönem uyum bozucu şemalar ve bu şema boyutları arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Sadece evlilik uyumu ile yüksek standartlar boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Evlilik uyumu ile ilişkiye dair inançlar ve bu inançlara ait çaresizlik boyutu arasında negatif yönde ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Evlilik uyumu ve bilişsel çarpıtmalar zihin okuma boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Evlilik uyumu ve bilişsel çarpıtmalara ait diğer alt boyutlar arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Analiz sonucunda, araştırmanın bağımsız değişkenleri bir bütün olarak, evlilik uyumunu yordamaktadır.
Erken dönem uyumsuz şemaların ve şema modlarının saldırganlık türleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Şiddet olgularının önlenmesinde, şiddete neden olan faktörlerin incelenmesinin oldukça önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı saldırganlık eğiliminin yeni nesil terapi ekollerinden Şema Terapi kavramları olan Erken Dönem Uyumsuz Şemalar ve Şema Modları bağlamında incelenmesidir. Araştırma 18 yaş ve üzeri 340 katılımcı ile gerçekleştirilmiş olup veriler çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Young Şema Ölçeği Kısa Form, Şema Mod Envanteri, Buss Perry Saldırganlık Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler SPSS 20 programında analiz edilmiştir. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki tek yönlü çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Adımsal (Stepwise) Regresyon Analizi uygulanmıştır. Verilerin analizi % 95 güven düzeyinde gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda erken dönem uyumsuz şemaların ve şema modlarının saldırganlığı yordadığı ve saldırganlığın farklı türlerinde farklı şemaların ve şema modlarının etkili olduğu görülmüştür. Bununla beraber cinsiyet, yaş ve eğitim durumu ile araştırma değişkenleri arasında ilişki bulunmuştur. Araştırma verileri, litaratürdeki mevcut çalışmalar ve kavramsal perspektif ışığında değerlendirilmiş ve gelecekteki araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.
Problemli internet kullanımının metakognisyonlar, olumsuz çocukluk çağı yaşantıları, aleksitimi ve dürtüsellik ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı alan yazında birbirinden farklı bağlamlarda incelenmiş olan; problemli internet kullanımı, metakognisyonlar, bilişsel dikkat kilitlenmesi sendromu (CAS), aleksitimi, dürtüsellik ve olumsuz çocukluk çağı yaşantıları kavramlarının izdüşümünü inceleyip aralarındaki ilişkilerin boyutlarını saptamaktır. Araştırmanın örneklemi farklı illerde yaşayan, yaşları 18-65 arasında değişen 315 kadın ve 210 erkek olmak üzere 525 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada "Young İnternet Bağımlılık Ölçeği, Üstbiliş-30 Ölçeği, Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği, Barratt Dürtüsellik Ölçeği, Toronto Aleksitimi Ölçeği, Bilişsel Dikkat Kilitlenmesi Sendromu Ölçeği ve Sosyo-Demografik Bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler; SPSS paket programı ve AMOS V22 aracılığıyla çözümlenmiştir. Çalışmada demografik bilgilerin frekans dağılımları için betimsel analizler kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için korelasyon analizi, değişkenlerin problemli internet kullanımının açıklamasına katkısını belirlemek için hiyerarşik regresyon analizi, değişkenlerin problemli internet kullanımı üzerindeki dolaylı etkilerini belirlemek için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların problemli internet kullanımları ile dürtüsellik düzeyleri, metakognisyonları(üstbilişleri), aleksitimi düzeyleri ve bilişsel dikkat kilitlenmesi sendromu arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların problemli internet kullanımları ile olumsuz çocukluk çağı yaşantıları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca katılımcıların olumsuz çocukluk çağı yaşantıları ile dürtüsellik düzeyleri, metakognisyonları(üstbilişleri), aleksitimi düzeyleri ve bilişsel dikkat kilitlenmesi sendromu arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bununla beraber aleksitimi ve dürtüsellik düzeyleri, metakognisyonlar(üstbilişler) ve bilişsel dikkat kilitlenmesi sendromunun; birlikte problemli internet kullanımının %34'ünü yordadığı saptanmıştır.
Çocukluk çağında yaşanan travma yaşantılarının evlilik doyumu üzerindeki etkisi: Erken dönem uyum bozucu şemaların aracı rolü
Araştırmanın amacı, çocukluk çağında travma yaşamış kişilerde, bu travmanın yetişkinlik döneminde evlilik doyumu üzerindeki etkisi ve erken dönem uyum bozucu şemaların aracı rolünün olup olmadığını incelemektir. Yapılan araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan evli heteroseksüel kadın ve erkekler katılmıştır. Toplam katılan kişi sayısı 304 olmakla beraber, 180'i (%59,2) kadın, 124'i (%40,8) ise erkeklerden oluşmaktadır. Araştırmada, 23 - 69 yaş arası gönüllü yetişkinlerden, Bilgilendirilmiş Onam Formunu onaylamaları istenmiştir. Araştırmanın devamında ise Sosyodemografik Veri Formu, Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 ve Golombok-Rust Evlilik Durumu Envanterini çözmeleri istenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde ise SPSS.22 (Statistical Package of Social Sciences) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; çocukluk çağı travma yaşantılarının evlilik doyumu üzerine direkt, YŞÖ ve ÜBO-30 üzerinden dolaylı olarak etki etmektedir.