
51
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Tekstil yüzeylerinde manipülasyon ve giyilebilir sanat bağlamında form arayışları
ÖZET Tekstil sanatının plastik sanatlar içerisinde yer edinebilmesi, giyilebilir sanatın ortaya çıkışını hazırlayan Art & Crafts, Art Nouveau ve Bauhaus ekolü gibi hareketlerin zanaatın sanattan ayrı tutulamayacağını savunmasıyla olmuştur. Tekstil yüzeylerinde manipülasyon uygulamaları yoğun zanaat süreçlerine dayanan, birçok tekstil tekniğini uygulama becerisi gerektiren uygulamalardır. Bu yönüyle giyilebilir sanatın felsefesiyle yakından ilişkisi bulunmaktadır. Tekstil yüzeylerinde manipülasyon ve giyilebilir sanat alanındaki giysi formlarını inceleyen bu çalışmanın amacı, manipülasyonda kullanılan geleneksel tekstil teknikleri ve deneysel yöntemlerin giyilebilir sanatla ulaşılmaya çalışılan el emeği sürecine hizmet ediyor oluşunu irdelemek ve sanatsal yüzeylerle giyilebilir sanata uygun formların nasıl yakalanabileceğini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda öncelikle tekstil yüzeylerinin manipülasyonunda kullanılan geleneksel ve deneysel teknik, yöntem ve araçlar incelenmiş, tekstil sanatçılarının yüzeyleri üzerinden örneklerle açıklanmıştır. Sonrasında giyilebilir sanatın zanaat ve moda ilişkisi üzerinden kullanılan giysi formları üzerinde durulmuştur. Tekstil sanatçı ve tasarımcılarının manipülasyon yüzeyleriyle giyilebilir sanat bağlamında kullanmayı tercih ettikleri formlar eserleri üzerinden incelenmiştir. Konunun pekiştirilmesi ve sanat ürünü ortaya koyma amacıyla birçok teknikle yüzey manipülasyon çalışmaları yapılmış, en son büyük dikdörtgen biçiminde hazırlanan yüzeyler mümkün olan en az kesik ve dikişle giyilebilir sanat formuna dönüştürülmüştür. Bu çalışma ile literatür ve uygulama bölümlerinde adım adım anlatılan manipülasyon teknikleriyle ve giyilebilir sanat formlarına ulaşmayı irdeleyen yapısıyla öğretici bir kaynak olması amaçlanmıştır.
1960 yılından günümüze tekstil sanatında giysi formu ve giysinin sanat nesnesine dönüşümü
Tekstil, bedenin sınırlarıyla estetik, görsel ve kavramsal dilini oluşturarak giysi formunu yapılandırmaktadır. Giysi formu, tarih boyunca sanatta, modada sanatçı ve tasarımcıların estetik, kavramsal, kültürel anlamda kendilerini ifade edebildikleri araçlardan biri olmuştur. Tekstil sanatında, üç boyutlu formlarla birlikte giysi formuna yönelimin artış gösterdiği özellikle 1960 sonrası dönemde, sanat ve düşünce ortamının etkili bir rol oynadığı açıktır. Form ve kavram olarak sanat disiplinlerinde ifade aracına dönüşen giysinin yorumlanışı, sanat nesnesine dönüşümü araştırma açısından dikkate değer görülmektedir. 1960 yıllarından günümüze sanata ait çeşitli yönelişler çerçevesinde ortaya koyulan giysi formları ve hazır nesne olarak giysinin kullanımı, tekstilin dolayısıyla giysinin çağdaş sanatta edindiği konumunun açıklanmasına katkı sağlayacaktır. "1960 Yılından Günümüze Tekstil Sanatında Giysi Formu ve Giysinin Sanat Nesnesine Dönüşümü" başlıklı tez çalışması, tekstil sanatı başta olmak üzere, çağdaş sanat disiplinlerinde meydana gelen değişimlere paralel olarak giysinin form ve kavram olarak yeni bir biçimde algılandığı, yorumlandığı yaklaşımları irdelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde tekstil sanatının disiplinlerarası bağlamda tarihsel ve düşünsel alt yapısı, 1960 sonrası sanatın temellerini oluşturan etmenler "1960 Sonrası Sanat Ortamı" başlığı altında ele alınmıştır. 1960 sonrasında çağdaş sanat eserlerinde giysi ve giysi formu, disiplinler arasındaki sınırların yok olması ile bir ifade aracına dönüşmüştür. "1960 Yılından Günümüze Sanatta İfade Aracı Olarak Giysi" başlığı altında bedenden soyutlanarak ortaya koyulan giysi formları, giysinin geleneksel rolünden ayrılışı, kavramsal boyutunun ortaya çıkışı ortaya koyulmuştur. Postmodern dönemde üretilen kavramsal pek çok yapıt sanat tarihi ve felsefi düşünce sistemlerinden beslenmektedir. Bu çerçevede konunun kuramsal temelde daha okunaklı olacağı düşünüldüğünden, araştırmanın ilk bölümünde Postmodern Düşünce Sistemleri'ne yer verilmiştir. "Giysi Formu Üzerinden İfadeler-Bedensiz Giysi Eserler " başlığı altında yapıt örnekleri referans sanatçılar üzerinden aktarılmıştır. 1960 yıllarından itibaren tekstil ve lif sanatçıları giysi sanatı, lif sanatı ve giyilebilir sanat alanında kavramsal yapıtlar ortaya koymuşlardır. "1960 Yılından Günümüze Tekstil Sanatında Giysi Formu" başlığı altında plastik olanakları ile sanatsal bir ifade aracı olan tekstilin giysi formu üzerinden temsil ettiği kavramlara, tekstil malzeme ve tekniklerinin yanı sıra, lif sanatında farklı materyal ve tekniklerle üretilen giysi formunda eserlere birinci bölümde dikkat çekilmiştir. Bedeni temsil eden giysiyi eserlerinde hazır nesne olarak kullanan sanatçılar giysilerin geçmişi keşfeden ve orada olmayanı temsil eden özelliğiyle ilgilenmişlerdir. İkinci bölümde çağdaş sanatta temel işlevinin yerine belirli kavramları aktarma rolüne bürünen giysiye "Çağdaş Sanatta Hazır Nesne Olarak Giysi" perspektifinden bakılmıştır. Giysiye ve giyime yeni bir perspektiften bakan, izleyicinin çok yönlü deneyimlerini ön plana çıkaran sanatçı performansları "Çağdaş Sanatta Performans Olarak Giysi" başlıklı bölümde ele alınmıştır. Malzeme ve süreç odaklı, tekstile ilişkin uygulamaların performans olarak ortaya koyulduğu yapıtlar giysi ile sanatçı, giysi ile izleyici arasında gerçekleşen etkileşim bakımından incelenmiştir. Son olarak konu kapsamında üretilen kişisel ve özgün çalışmalarda form ve kavram olarak giysinin, belleğin biriktirdikleriyle sanat nesnesi hâline gelişi ele alınmıştır.
Kadın elbise tasarımında model ve kumaş ilişkisi
ÖZET Tasarımcı tasarımını oluştururken cinsiyet, kültürel, çevresel, toplumsal, demografik özellikler, malzeme, işlev, hedef kitle gibi pek çok faktörü göz önünde bulundurmalıdır. Giysi tasarımında en önemli unsurlardan birisi kuşkusuz kişinin bedeni ile modelin en iyi şekilde bağdaşması ve giyen kişiyi memnun etmesidir. Model kadar giysinin en önemli malzemesi olan kumaş seçimi de tasarımın başarılı olmasında oldukça etkilidir. Bu bağlamda kumaş ile model birbiriyle doğrudan bağlantılıdır. Doğru kumaş, doğru form ve uygun bedenle buluşunca tasarım başarıya ulaşmaktadır. Yapılan bu çalışmada kumaş ile form arasındaki ilişki kadın elbiseleri ile sınırlandırılarak ele alınmıştır. Bu bağlamda tarihsel süreçte elbise formlarının kumaş ile ilişkisi görsellerle desteklenerek irdelenmiş, dünyaca ünlü moda tasarımcılarının elbise tasarımlarına getirdikleri yenilikler koleksiyonlar üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yapılan bu araştırmalar doğrultusunda, cansız manken üzerinde drapaj tekniği ile deneysel elbise modelleri oluşturulmuştur. Tasarlanan iki elbise modelinde aynı kumaş kullanılırken, diğer iki tasarımda aynı kumaştan iki farklı model elde edilmiş ve model-kumaş ilişkileri gözlemlenerek sonuçları aktarılmıştır.
Tekstil tasarımında denim üretim atıklarının geri kazanımı üzerine deneysel bir çalışma
Teknolojik gelişmelerin hayatımıza getirdiği yenilikler, günlük alışkanlıklarımızı ve yaşam biçimini de etkileyerek değişmesine neden olmaktadır. Modanın hızlı üretim ve tüketim anlayışından doğan çevresel etmenlerin doğaya zarar vermesi nedeniyle ekolojik kaygılar oluşmaktadır. Günlük yaşam ve endüstriyel açıdan farkındalık gerektiren bu durum için, ekolojik kaygıların azaltıldığı üretim yöntemleri hedeflenmektedir. Denim tasarımında, atıkların yeniden kullanımı, geri dönüşümü gibi çevre dostu ekolojik teknikler ve yaklaşımların yanı sıra günümüz moda anlayışına uygun yeni bakış açıları sayesinde sürdürülebilir tasarım ve üretime bir katkı sağlanmaktadır. Tasarımcıların tasarım ve üretim aşamasından, üretim sonrasına kadar devam eden sürede aldıkları kararlar sürece katkı sağlamaktadır. Atığa ayrılmış olan giysiler ve kumaş parçaları kumaş veya tasarım değerlerine dönüştürülerek farklı bir boyutta kullanım ömürleri uzatılabilmektedir. Bu tezde denim üretiminden gelen atıklar, bu atıkların tekrar değerlendirilme şekilleri, tasarımcıların geri dönüşüm, ileri dönüşüm gibi yaklaşımlarda kullandıkları yöntemler/teknikler incelenerek atık denim kumaşlar ve giysilerin tekstil tasarımında kullanım olanakları üzerinde çalışılmıştır. Denim atıklarına farklı tekstil teknikleri ve kimyasal yöntemler uygulayarak deneysel yüzey tasarımları oluşturulmuştur. Böylece denim atıkları geri kazanılarak çevre dostu bir yaklaşımla özgün tasarımlara dönüştürülmüştür.
Osmanlı dönemi'nde batılılaşmanın tekstil sanatına etkileri
Osmanlı'nın Batılılaşma döneminin ivme kazandığı 18. ve 19. yüzyıllar, tasarım açısından da Batı etkilerinin ortaya çıktığı dönemleri temsil etmektedir. Bu kapsamda özellikle Fransa'dan dünyaya yayılan Rokoko ve Neo-Klasik tasarımlar Osmanlı saray çevresinde de kabul görmüştür. "Osmanlı Dönemi'nde Batılılaşmanın Tekstil Sanatına Etkileri" isimli tez çalışmamda öncelikle literatür araştırması yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Batılılaşmanın Osmanlı geleneksel sanatlarına etkileri örnekler ile değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise, Batılılaşma etkisi ile değişikliğe uğramış Osmanlı motiflerinden ve dönemin ilk kadın ressamlarından Mihri Müşfik'ten esinlenilerek bir koleksiyon hazırlanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Tasarım, Tekstil, Moda Tarihi, Sanat, Batılılaşma Dönemi, Rokoko, Barok, Neo-Klasik.
Metal malzemeler ile oluşturulan sanatsal dokumalarda deneysel yaklaşımlar
Dokuma eylemi, günümüzde teknolojinin gelişmesi ve yeni malzeme olanakları ile sanatçıların kendini ifade etmek için kullandığı bir araca dönüşmüştür. Sanayi Devriminden önce ihtiyaçları karşılamak amacıyla yapılan dokumalar, Arts and Craft akımı ve Bauhaus ekolü ile tekstil sanatçılarının deneysel yöntemler ile yeni yüzeyler ve biçimler oluşturdukları sanatsal objeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında geleneksel dokuma teknikleri ve özgün dokuma tekniklerinin metal malzemeler ile birlikte kullanılarak yenilikçi sanatsal dokumalar elde edilmesi hedeflenmiştir. Dokuma eyleminin değişken öğeleri deneysel çalışma yönteminin olanaklarıyla bütünleştirerek hacimli ve farklı yüzeyler, rölyef etkiler ele alınmıştır. Yapılan çalışma, Metal Malzemeler İle Oluşturulan Sanatsal Dokumalar ve Metal Malzemeler İle Deneysel Dokumalar Ve Uygulama Çalışmaları adı altında iki ana bölümden oluşmaktadır. "Metal Malzemeler İle Oluşturulan Sanatsal Dokumalar" başlıklı birinci bölüm; başlıklı "Sanatsal Dokumalar, Dokuma Eyleminde Deneysellik ve Metal Malzemeler İle Oluşturulan Sanatsal Dokumalar" alt başlıklarından meydana gelmektedir. Birinci bölümde, sanatsal bir ifade aracı olarak dokuma eyleminin kullanımı ve Bauhaus„un dokuma alanına getirdiği deneysel yaklaşım anlayışı, Dokuma eyleminde deneysellik kavramı ve metal malzemeler ile sanatsal dokumalar yapan sanatçılar incelenip ele alınmıştır. "Metal Malzemeler İle Deneysel Dokumalar Ve Uygulama Çalışmaları" başlıklı İkinci bölüm; "Metal Malzemeler Kullanılarak Üretilen Deneysel Dokumalarda Malzeme, Yöntem ve Teknik ve Üretilen Deneysel Dokuma Çalışmalarının Teknik Ve Tasarım Kapsamında Değerlendirilmesi" alt başlıklarından meydana gelmektedir. İkinci Bölümde, 24 çerçeveli el tezgahında 17 sanatsal dokuma çalışması yapılmış ve bu çalışmaların teknik ve tasarım kapsamında değerlendirilmesi yapılmıştır.
Okul öncesi yaş grubu çoçuk giyiminde tasarım sürecini etkileyen faktörler
ÖZET Moda özellikle giyim sektöründe oldukça hızlı, sürekli değişen ve kendini yenileyen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle kadın giyim ağırlıklı moda dünyasında erkek giyimin yanında çocuk giyim de oldukça önemli bir yere sahiptir. Öyle ki Gucci, Zara, H&M, GAP gibi dünyaca ünlü pek çok marka "kids" ürün kategorileriyle çocuk giyim alanlarını oldukça genişletmişlerdir. Parti giyimi, günlük giyim, şık giyim, okul giyimi, plaj giyimi, gece giyimi, iç giyim gibi geniş ürün yelpazesine sahip çocuk giyim tasarımcılarının koleksiyonlarını hazırlarken yaş, cinsiyet, kültürel, çevresel, toplumsal, demografik ve sağlık gibi pek çok faktörü dikkate almaları gerekmektedir. Özellikle sağlık çocuk giyiminde oldukça önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Trend analizleri ile başlayan tasarlama süreci, hedef kitlenin belirlenmesi, temanın seçilmesi, eskizlerin çizilmesi, modellerin oluşturulması, malzemelerin renklerin, desenlerin belirlenmesi ile devam etmekte; maliyet hesaplamaları ve ürün geliştirme çalışmaları ile sonuçlanmakta, ebeveynlerin ve çocukların beğenisine sunulmaktadır. Kendilerinden önce çocuklarının sağlığını ve konforunu düşünen ebeveynler çocuklarının giyimlerine de büyük önem vermekte, kendine güvenli çocuklar yetiştirmek adına giysi seçimlerini çocukların kendilerine bırakmaktadırlar. Fiziksel ve sosyal gelişimlerinin davranışları, fikirleri üzerinde etkili olduğu gibi giyim seçimleri üzerinde de oldukça etkili olduğu bilinmektedir. Yapılan tüm bu araştırmalar doğrultusunda, 4-6 yaş kız ve erkek çocuklar için özgün bir koleksiyon oluşturulması amaçlanmış ve kültürel miraslarımızdan biri olan "Karagöz ve Hacivat" gölge oyunu bu koleksiyona ilham vermiştir. Gölge oyunlarında yer alan karakterlerin kostümleri, desenler ve figürler tasarımlara esin kaynağı olmuş, kültürel mirasımıza ait detaylar özgün bir koleksiyona dönüştürülmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk giyimi, tasarım süreci, tasarımı etkileyen faktörler
Haute couture giysilere yönelik dijital baskı tasarımı ve farklı materyal arayışları
Giyim, gelişen teknoloji ve değişen kültürel değer yargıları ile tüketici yaşam standartlarını yükseltmekte, farklı gruplar, beklentiler ve etkileşimlerle günümüzde giyinmek ihtiyacımızı karşılamanın çok ötesine geçerek farklı platformlarda karşımıza çıkmaktadır. Bu etkileşimlerle birlikte, tekstil endüstrisinin ve tekstillerin büyük bir tüketici kitlesine sahip olan giyim, en yüksek düzeyde çeşitli alternatifler ile ortaya çıkmaktadır. Dijital tekstil teknolojilerinin gelişimi ile dijital tasarım ve imajların tekstilde olduğu kadar birçok alanda kullanımı da kaçınılmazdır. İşte bu bağlamda; teknolojiyle birlikte gelen dijital sanatların gelişimi göz önünde bulundurularak Haute Couture giysilere yönelik yapılan araştırmalar, sanatçı ve tasarımcılar örnekleriyle incelenmiştir. Kavram olarak Haute Couture giyimde dijital baskı ve farklı materyal kullanan sanatçı ve tasarımcılara örnekler verilmiştir.
Farklı sanat disiplinleri ile moda aksesuar tasarımı ilişkisi
Sanat, her zaman belirli çerçeveleri içerisinde değerlendirilmeye çalışılan, ama zaman ilerledikçe tanım alanı genişleyen bir kavramdır. İnsanlık tarihi kadar eski bir tarihe sahip olan sanat kullanılan yöntem, biçim, malzeme, teknik farklılıklardan dolayı zaman içerisinde çeşitli disiplinlere ayrılmıştır. Bunun yanı sıra, Endüstri Devrimi sonrası yaşanan değişimler disiplin kavramını farklı bilim ve sanat dallarında ortaya çıkarmıştır. Bu farklı disiplinlerin birbirleri ile etkileşimleri sonucu disiplinlerarasılık kavramı doğmuştur. Disiplinlerarasılık, sanat disiplinleri ve sanatın diğer disiplinler ile etkileşiminde de görülmüştür. Moda aksesuar ürünleri kullanım amaçları gereği, insan yaşamında her zaman önemli yer tutmuştur. Neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan aksesuar ürünleri, Endüstri Devrim sonrası yaşanan toplumsal değişim ile beraber moda kavramının günlük yaşamda yer edinmesiyle pek çok alanda olduğu gibi mücevher-takı, ayakkabı çanta, şapka vs. gibi aksesuar ürünleri modanın önemli aracı haline gelmiştir. Aksesuar ürünleri moda dünyasında ilk başlarda giysiyi tamamlayan unsurlar olarak görülürken, bugüne bakıldığında başlı başına modaya yön veren önemli moda araçları olmuşladır. Bu tez kapsamında, sanat kavramına tezin giriş bölümünde yer verilmiştir. Tezin birinci bölümünde Endüstri Devrimi, 1960 ve sonrası yaşanan gelişmeler sonucu genel olarak disiplin, sanatta disiplin kavramı ve sanat disiplinlerinde tasarım ve moda etkileşimi araştırılmış, örnekler ile sunulmuştur. İkinci bölümde, moda aksesuar ürünleri arasında yer alan, ayakkabı, mücevher-takı, şapka ve çanta araştırılmış ve form, biçim, malzeme gibi belirleyici unsurlar ile sanat disiplinlerinde ağırlıklı olarak ele alınan resim ve heykel disiplinlerinin moda aksesuar ürünleri arasındaki ilişki incelenerek, örnek çalışmalarla gösterilmektedir. Son bölümde ise yapılan araştırmalar ve incelemeler doğrultusunda sanat disiplinlerinin moda aksesuar ürünleri ile etkileşim içerisinde olan resim ve heykel disiplinleri üzerinden Joan Miro çalışmalarından ilham alınarak tasarlanmış işlevsel, günlük yaşama uygun, sanatsal değer taşıyan tasarımlar geliştirilmiştir. Anahtar Kelime: Sanat, disiplin, tasarım, moda aksesuar ürünleri, heykel ve resim
Üç boyutlu yazıcıların kuyumculuk alanında kullanımının incelenmesi
Her sektörün olduğu gibi kuyumculuk sektörü de, gelişen teknoloji ile paralel olarak yeni üretim ve tasarım tekniklerine adapte olmaktadır. Bilgisayar destekli tasarım (CAD) ve bilgisayar destekli üretim (CAM) teknolojisinin kuyumculuk alanında kullanılması ile hem tasarım hem de üretim süreci kolaylaşmıştır. Üç boyutlu yazıcılar bu teknolojinin en son ürünüdür ve bu teknolojinin kullanımı günümüzde oldukça yaygın hale gelmeye başlamıştır. Çoğunlukla mühendislik alanında kullanılmak için tasarlanmış bu dijital teknoloji, mücevher üretimi kadar mücevher tasarım dilinde de değişikliklere neden olmaktadır. Üç boyutlu yazıcılar, bir hacme sahip olan her tür dijital modelin üretimine olanak sağlayarak, daha önce üretimi mümkün olamayan birçok dijital nesnenin üretimini sağlamıştır. Üç boyutlu baskı mücevher üretim, tasarım sürecini hızlandırmış, yeni trend dijital tasarım biçimleri sağlamıştır. Buna ek olarak geleneksel yöntemlerle üretilebilene kıyasla daha hafif ve küçük modellerin seri üretimini mümkün hale getiren 3b baskı, mücevher ve takı tasarımı alanında standart olarak kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Dijital tasarımın her zamankinden daha verimli kullanılmasını sağlayan bu teknoloji, geleneksel yöntemlerin kısmen yerini almaya başlamıştır. 3b baskı ve dijital teknolojinin gelecekte takı ve mücevher alanında hem tasarım, hem de üretim için en çok tercih edilen yöntem haline gelmesi öngörülmektedir. Bu tezin amacı 3b baskı teknolojisinin kuyum alanına adaptasyonu ve bu alanda mevcut kullanımı hakkında detaylı bilgi içeren, bu konu ile ilgilenen öğrencilerin bilgi edinmesine yardımcı olabilecek Türkçe bir yazılı kaynak oluşturmaktır.
Kadın giysi modüllerinde üç boyutlu geometrik formların tasarım ve üretiminde yenilikçi yaklaşımlar
Kadın giysi modüllerinde üç boyutlu geometrik formların kullanıldığı yenilikçi tasarımların üretilebilmesi için gerekli olan kalıp yapım tekniklerini ve farklı malzemelerin bir araya geldiği yapısal çalışmaların incelenmesini amaçlamayan bu tez çalışmasının sanat, mimari ve modanın iç içe geçtiği yeni tasarımlar için kaynak teşkil edeceğine inanılmaktadır. Bu doğrultuda tez çalışmasına temel kazandırmak için tarihsel süreç içerisinde geometrik formların ilk olarak nasıl uygulandığı araştırılmıştır. Teknik bir alt yapı sunabilmeyi hedeflemiş olan bu çalışmada, günümüzde geometrik formları barındıran tasarımların ne tür teknikler ve malzemeler kullanılarak yapılabileceğine değinilmiştir. Ayrıca incelenmiş olan tekniklerden biri olan kalıp manipülasyonu tekniği kullanılarak üç boyutlu geometrik formların uygulandığı yeni tasarımlara yer verilmiştir.
Çağdaş Japon giysi tasarımında dekonstrüktiv sanat yaklaşımları; Yohji Yamamoto örneği
Bu çalışma; 1990'larda modanın başkenti olarak görülen Paris'de, İngiliz moda tasarımcısı Charles Frederick Worth'ün başını çektiği, Batı'nın modası olan houte couture giyimin etkisi altındadır. Houte couture, işçiliğin, kalitenin ön plana çıktığı, tarz ve motifleriyle seçkin görünümün elde edildiği, modernizm felsefesinin öngördüğü gibi dönemin estetik kaygılarını ve bütün beklentilerini karşılayan bir moda anlayışı olarak tanımlanıyordu. 1990'larda Issey Miyake'nin Paris'te yaptığı deneysel çalışmaların ve tasarımlarının farkedilir geri dönüşler almaya başlamasıyla Yohji Yamamoto ve Rei Kawakubo da Paris'e gelmiş ve avangart stilleri ile Batı modasında sarsıcı bir etki bırakarak, tartışmalara neden olmuşlardır. Stil ve ideoloji olarak ortaya koydukları deneysel giysi tasarımlarıyla mükemmel olmayanı idealize eden, haute couture'ün ön plana çıkardığı başlıca özelliklerinden mükemmel işçilik, estetik güzellik normlarını reddeder ve yeniden tartışmaya açarlar. Haute couture kültürünün antitezini ifade eden giysiler üreterek, lüks modanın altında yatan sınıf, cinsiyet ayrımcılığını ve klasik estetik anlayışının bir kısır döngü olduğunu ortaya çıkarmaya ve yorumlamaya çalışırlar ve etkilerini çok kısa zamanda görürler. Japon tasarımcıların yaptıkları ve ürettikleri tasarımlarındaki kalıp uygulamalarında, temel beden parçalarının yerinden oynatılıp deforme edilmesi, karmaşık model uygulamaları, bazı yerlerde drapaj tekniğinin kullanımı ile elde edilen asimetri, bitmemişlik görüntüsü ile yeni bir stil ve estetik algısı yaratmayı başarmışlardır. Geleneksel tasarımcılar yeni bir tasarım yapmak için kendilerinden önceki tarzların devamlılığını getirmeye çalışıp onları örnek alırken, dekonstrüktiv tasarımcılar farklı yer, mekan, zaman, şekilleri yanyana getirerek sıfırdan yeni bir tarz ortaya koymuşlardır. Çalışmada, hem estetik algısının postmodernist, dekonstrüktivist sanat yaklaşımıyla olan ilişkisi, söz edilen sanat yaklaşımlarının açıklanması ve olası etkileri değerlendirilirken, hem de Japon avangart stili ve üç Japontasarımcının koleksiyonlarının moda sektöründeki etkisinin ne olduğu ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Moda Tasarım, Dekonsrüktiv Tasarım, Yohji Yamamoto, Japon Avangardı,
Biyomimikrinin tekstil tasarımındaki yeri ve kumaş tasarım uygulamaları
Dünya nüfusunun hızla artışı kaynakların gittikçe yetersiz kalmasına neden olmuştur. Değişen bu dengeye uyum sağlamak için toplumlar sürdürülebilir doğal çözümler üretmeye yönelmişlerdir. Doğanın ileri tasarım yeteneğiyle elde ettiği çözümleri kullanmak biyomimikrinin temel ilkesidir. Doğa, bir problemi çözerken en pratik yolu seçmekte ve bunu yaparken hiçbir şeyi boşa harcamamaktadır. Doğadaki bu dönüştürülebilirlik, problemlere sürdürülebilir çözüm yolları arayışlarında en iyi kılavuzdur. Biyomimikrinin Tekstil Tasarımındaki Yeri Ve Kumaş Tasarım Uygulamaları tez başlığı altında, Birinci bölümde, biyomimikri kavramının doğuşu, gelişimi ve yeni oluşumlarla evrimleşme süreci incelenmiştir. Literatür araştırmalarında biyomimikri kavramının tarihsel sürecine az yer verildiği gözlemlenmiş, bu konuda geniş bir kaynak taraması yapılarak ele alınan kavramın, Antik Çağ'dan başlayarak günümüz Endüstri 4.0 Sanayi Devirimi'ne kadar olan tarihsel gelişimi ve teorik kapsamı ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, biyomimikri kavramın biyoloji ve tasarım alanlarında sahip olduğu yer, sürdürülebilirlik ve yaratıcılık kavramları altındaki potansiyel rolü incelenmiştir. Tekstil tasarımı alanında yapılan biyomimikri tasarımları ayrı bir başlık altında toplanarak tasarım sürecini etkileyen biyomimikri süreçlerine (form, işlev ve süreç), izlenen yöntem ve stratejilere değinilmiş, bu alanda yapılan örneklere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, biyomimikrinin doğayı taklit ederken izlenen üç seviyeden (form, işlev, süreç) yola çıkılmış ve bir canlının biyolojik özelliği tasarıma ilham kaynağı olmuştur. Farklı pH değerlerinde farklı renk tonunda çiçek veren ortanca (Hydrangea macrophylla), tasarımın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu bitkinin morfolojik yapısı, topraktaki pH değeri ile yapraklarındaki rengi belirlemesi projenin biyomimikri yaklamışını belirlemiştir.
Kadın giyiminde trompe l'oeıl uygulaması
Moda tasarımında sanat kavramı 20. yüzyıl itibariyle birbirini etkileyeme başlamıştır. Görsel yanılsama anlamına gelen, geçmişi 15. yüzyıla dayanan sanat terimi trompe l'oeil de modaya geçiş yapan dikkat çekici tekniklerden biridir. Bu teknik kullanıldığı her alanda esere mevcut fikirlerin yıkıcılığının yanında farklı bir bakış açısı da kazandırmaktadır. Trompe l'oeil tekniğini tarihsel gelişimi ile inceleyen bu çalışmanın amacı, tasarım-sanat ve tasarımcı-sanatçı arasındaki ilişkinin günümüze kadar devam ettiğini vurgulamaktır. Bu doğrultuda tasarım ve sanat işbirliği ile yapılan markaların koleksiyonları araştırılıp, trompe l'oeil tekniğini kullanan tasarımlar analiz edilmiştir. Konunun pekiştirilmesi amacıyla tekniğin kullanıldığı kapsül bir koleksiyon oluşturulmuştur. Hazırlanan koleksiyon tasarım sürecinden pafta düzenine kadar anlatılmış ve görsellerle desteklenmiştir. Bu çalışma ile moda tasarımında yaratıcı alanın genişlemesine, özgün tasarımların geliştirilmesine katkıda bulunmak ve öğretici bir kaynak sunmak amaçlanmıştır.
Jakarlı dokuma tasarımında popova desenleri
İngiltere'de başlayan Sanayi Devrimi, Fransa'da gerçekleşen Fransız Devrimi ve Çarlık Rusyası'nı tarih sahnesinden silen 1917 Ekim Devrimi gibi siyasi ve toplumsal olaylar, pek çok alanı olduğu gibi sanat ve kültür alanını da derinden etkilemiştir. Ekim Devrimi ve Sovyet ideolojisinin etkisindeki Rus sanat dünyası, birçok sanat akımını başlatır ve sürdürürken, yeni toplumun kılık kıyafet biçimini şekillendirme görevi de sanatçılar tarafından üstlenilmiştir. İlk Sovyet Modası'nın öncülerinden Lyubov Sergeyevna Popova, Konstrüktivist yaklaşımın etkisinde hazırlamış olduğu tekstil tasarımları ile Sovyet moda dünyasını derinden etkileyerek moda, tekstil ve sanat tarihine adını yazdırmayı başarmıştır. Bu çalışmanın birinci bölümünde, tekstil dünyasını etkileyen çeşitli sosyo-ekonomik ve siyasal olaylara değinilmiş; sanat eğilimleri ve tekstilde tasarım kavramının oluşma süreci detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Popova'nın bir "sanatçı-konstrüktör" olarak gelişimine, sanat anlayışına, tasarım dünyasındaki güçlü etkilerine ve eşsiz tasarımlarına ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Geniş bir kaynak taraması yapılarak kumaş koleksiyonlarında Popova desenlerine yer veren ya da benzer etkilerde yeni tasarımlar yapan ünlü kumaş firmaları araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise 2004-2018 yılları arasında Pehlivan Mensucat firmasında tarafımca bir tasarımcı olarak çalışılmış olan Popova desenleri etkisinde hazırlanmış jakarlı dokuma kumaş örnekleri yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Jakarlı Dokuma Tasarımı, Lyubov Sergeyevna Popova, Konstrüktivizm, İlk Sovyet Modası, Endüstriyel Tasarım
Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin giyim kuşamı
Giyim-kuşam; kültürün, sosyal yapının, coğrafi koşulların, dini inanışların, ekonomik özelliklerin, değer yargılarının, gelenek ve göreneklerin en önemli doğal göstergelerindendir. Tarih boyunca her medeniyet, çeşitli yaşam biçimlerinden ve yaşam koşullarından etkilenen benzersiz özellikler sergilemiştir. Bunun sonucunda da etnik ve geleneksel giyim zamanla ortaya çıkmıştır. "XI.-XIII. yüzyıl Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin Giyim Kuşamı" adlı bu çalışmada, yazılı ve görsel kaynaklardan elde edilen veriler; tematik, işlevsel ve yapısal bakımdan tahlil edilerek değerlendirilecektir. Döneme ait kıyafetler; başta seyahatnameler olmak üzere ağırlıklı olarak çeşitli tarihi belgeler, sözlü kaynaklar ve çini, seramik, heykel ve minyatürler gibi görsel sanat eserlerinden yola çıkılarak yorumlanmaya çalışılmıştır. Tarihsel kaynaklardan elde edilen verilerle ortaya konulacak olan "XI.-XIII. yüzyıl Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin Giyim Kuşamı" adlı çalışma, mevcut kaynaklar eşliğinde hazırlanmıştır. Araştırma, Malazgirt Zaferi sonrası Oğuz Türklerinin Horasan'dan Anadolu'ya göçünden Moğol istilasına kadar geçen dönemi kapsamaktadır. XI-XIII. yüzyıllar arasında Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin Giyim Kuşamı, üç bölümde ele alınan araştırmanın evrenini kapsamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; Oğuz Türklerinin giyim kuşamında coğrafya, iklim; kültürel, ekonomik ve dini faktörler değerlendirilecektir. İkinci bölümünde; Oğuz Türklerinin giyim kuşamının genel özelliklerine (temel kavram ve terimlere) değinilecek, bunlar işlevsellikleri bakımından ve estetik yönleri açısından ele alınacaktır. Ayrıca döneme ait giyim kuşam, hammadde ve kumaş niteliği açısından incelenip kumaşlar üzerindeki desen ve motif unsurları da değerlendirilecektir. İşlevsellik açısından giyim kuşam; günlük yaşamda, kültürel törenlerde, mesleki yaşamda ve savaşlarda olmak üzere dört başlık altında incelenecektir. Üçüncü bölümde; "Üçok ve Bozok" isimli koleksiyon çalışması öngörülmüş ve güncel giysilere dönüştürülerek tasarım ve uygulamalar yapılmıştır. Bu çalışmada, Türk milli giyim kültürünün çeşitli belge ve kaynaklar ışığında bir değerlendirilmesi yapılmakla birlikte bu kültür hakkında bir takım tespitler ortaya konulmaktadır. Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin Giyim Kuşamı hakkındaki bilgilerin mümkün olduğunca detaylı olarak bir arada verilmeye çalışılacağı bu araştırmada; konu bütünlüğünün de teknik bağlantılar ve renkli çizimlerle desteklenerek sağlanması amaçlanmaktadır. Oğuz Türklerinin kültür mirasının önemli parçasını oluşturan giyim kuşamlarının ele alınmasının bir taraftan kültürü daha yakından tanımamıza olanak sağlarken diğer taraftan günümüz giyim kültürünün genişlemesine yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Horasan'dan Anadolu'ya, Oğuz Türkleri, giyim kuşam, kültür, kumaş
Deri hazır giyimde tasarım ve üretim sürecinin incelenmesi yeni yaklaşımların tasarımlara yansıtılması
Deri; varolduğu günden bu yana düşünce, duygu, zevk ve yaratıcılığı ortaya çıkaran, günümüzde hemen hemen her alanda karşımıza çıkan kültürel bir varlıktır. Deri, insanoğlunun çağlar boyu sürekli gelişmesiyle sürekli bir devinim ile şekillenmiş, farklı şekil ve teknolojilerle işlenerek bugünkü değerine ulaşmıştır. İlk zamanlarda sağlam yapısından dolayı işlevsel ürünlerde kullanılan deri zamanla estetik değerler kazanmıştır. Bunda etken olan sebeplerin başında insanoğlunun deriye form kazandırabilmesi, işleyebilme ve uzun süreli kullanım özelliğini kazandıran tabaklamayı öğrenmesidir. Bu sayede derilerin kullanım alanları daha da genişlemiştir. Günlük yaşamın temposu, insanları giysi seçiminde de pratik ve rahat olmaya yönlendirmekte ve son yılların vazgeçilmez giysisi olan deri, kullanım kolaylığı nedeni ile büyük kitleler tarafından tercih edilmektedir. Derinin nefes alabilen doğal yapısı, kolay şekillenebilir oluşu, kişinin kendi vücut formuna adapte oluşu, deriyi özel kılmasına sebebiyet vermektedir. Deri, günümüzdeki işleme teknikleri ile kumaş inceliğinde üretilip farklı dikiş teknikleriyle kumaşlarla birlikte kullanılması çok farklı tarzlarda ve konseptlerde modacıların koleksiyonlarını ve markaların vitrinlerini süslemektedir. Derinin giysilerde moda kavramını kapsayarak kullanılması 1960'lı yıllara dayanmaktadır. Bu dönemde yeni arayışlar içinde olan İtalyan moda giyim tasarımcıları, deri üreten firmaları giysilerde rahatlıkla kullanılabilecek deri üretiminin yapılmasını sağlamaya yönlendirmişlerdir. Bu şekilde deri, dünya moda platformundaki yerini almaya başlamıştır. Türk kültüründe dericilik sosyal hayatın her boyutunda kaliteli işçilik ve yüksek sanat değerine sahip ürünler ile dikkat çekmektedir. Türklerin deriyi işleyerek ürüne dönüştürmesi, deriye ihtiyaca cevap verebilecek fonksiyonlar kazandırması, tarihsel süreçte kültürel izler taşıyan ve sanat değeri dikkat çeker nitelikteki eserlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Türkiye'nin kuzeyinde yer alan ve soğuk iklim koşulları nedeniyle, giysilerde deri kullanmayı mutlak kılan ülkeler, Türk deri sektörünün en önemli pazarını oluşturmaktadır. Bugün çok sayıda Türk deri giyim firması mağazalarıyla, deri giysi tasarım ve üretimlerini büyük oranda etkileyen Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinde v ciddi oranda satışlar yapmakta ve Türk ekonomisine de büyük katkı sağlamaktadır. Gelişen teknolojiye paralel olarak, bugün Türk deri sektörü, hem deri hem de deri giysi tasarımlarının kalitesiyle dünya standartlarını yakalamıştır. Bu tezin konusuna ilham olan deri, tarihsel gelişiminin yanısıra günümüz şartlarında üretim sürecinin nasıl yapıldığına dair tekrar ele alınarak, günümüzde teknolojinin ve sanayinin gelişmesiyle birlikte deri giyim sektöründe koleksiyon oluştururken ve üretirken bu gelişmelerin tasarımlara nasıl yansıdığını yeni yaklaşımlarla sunulması amaçlanmıştır
Gelinlik tasarım ve üretim sürecinin incelenmesi ve örnek koleksiyon sunumu
ÖZET Gelinlik üretim süreci, ürünün güncel yöntemlerle üretilmesi ve sürecin ince detaylarla olması nedeniyle geliştirmeye açıktır ve sonunda yüksek kalite değerli bir ürün ortaya çıkar. Ürünün kişiye özel oluşuna bağlı olarak standartlaşmada karşılaşılan zorluklar üretimin endüstriyelleşmesini güçleştirmektedir. Öte taraftan müşterilerin ürünün fiyatından çok kişiye özel olması yönünde tercih göstererek sektöre yön vermektedirler. İnternetten gelinlik satın almayı tercih eden müşteriler arasında yapılan bir araştırma göstermiştir ki, müşteriler tasarım süreçlerine dâhil olmayı tercih etmektedirler. Bu sebeplerle bu ürünün üretim verimini arttırmaya yönelik yapılacak çalışmaların, ürünün müşterinin değişken talep ve beklentilerine yanıt verme özelliğini kaybetmeyen çözümler sunması beklenmektedir. Türkiye Avrupa'nın en büyük gelinlik imalatçısı durumundadır. Avrupa kaliteli ürün aradığında Türk gelinliğini tercih etmektedir. Avrupa'ya coğrafi olarak yakın olması, üretimde kalitenin yüksek olması, fiyatın makul olması tercih sebepleri arasında yer almaktadır. Son yıllarda tasarımların da dünya standartlarında ve her kıtaya özel, her ülkenin kültürüne ve talebine uygun tasarlanarak sunulması Avrupa dışında Ortadoğu, Rusya ve Amerika tarafından da tercih sebebi olmayı sağlamıştır. Tasarım ekibi olan firmalar dünya fuarlarını takip etmekte, dünya modasını, güncel trendleri göz önünde bulundurarak tasarımlar gerçekleştirmektedir.
Giyim tasarımında kübizm; 4.boyut kavramı ve tasarım çözümlemeleri
ÖZET 20.yüzyıl ile birlikte fizik ve matematikte yeniden ele alınan boyut kavramı, o zamana kadar üzerine çok düşülmeyen bir kavram olmuştur. Eksiklikleri ve teorik denklemleri üzerinde incelendiğinde bir üst boyut olan algının var olabileceği fakat bizim bunu hissetmek ya da algılamak için evrilmediğimiz üzerinde durulmuştur. Üst boyut kavramları kağıt üzerinde çalışılan teorik rakamlardan çok daha fazlası olduğu için üç boyuttan daha üst boyutların varlığı hakkında bilim adamları, yeni fikirler ve kapılar açacak kavramları doğurarak, kanıtlamışlardır. 4. Boyut olarak adlandırılan üst boyut kavramının varlığından söz edilmiş ve üzerine sicim ve genel görelilik teorileriyle kuram genişletilmeye çalışılmıştır. Tesseract (hiperküp) olarak adlandırılan dört boyutlu küpün ve diğer 4 boyutlu cisimlerin üçüncü boyuta yansımaları bilgisayar ortamlarında simüle edilmeye çalışılmıştır. Tıpkı üç boyutlu küpün kağıt üzerindeki temsili görüntüsü gibi hiperküpün de üç boyutlu modellemelerde ve kağıt üzerindeki karşılığı bulunarak bilim dünyasında makalelerle paylaşılmıştır. Aynı yüzyılın başlarında toplumsal olaylardan oldukça etkilenen, yenilikçi arayışın içinde olan ve kübizm olarak adlandırılan bir akım doğmuştur. Picasso ve Braque'ın öncülüğünü yaptığı bu akımla birlikte nesneleri parçalayarak cismin her açıdan görüntüsünü kağıda yansıtmaya adeta "4.boyut" etkisi katmaya çalışılmıştır. Bu çalışmayla kübizm ve 4. Boyut kavramlarının giyim tasarımı üzerindeki etkisi incelenmiş olup tasarım çözümlemeri ile yapılaraki boyut kavramının giyim tasarımında canlandırılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Boyut, 4. Boyut, Kübizm, Soyut Sanat, Boyut Kavramı, Giyim tasarımı
Kumaş manipülasyon teknikleri üzerine deneysel çalışmalar
"Kumaş Manipülasyonu Teknikleri Üzerine Deneysel Çalışmalar" konulu tez çalışmasında; kumaş manipülasyonu kavramı ve teknikleri, tasarımcı ve sanatçılardan örnekler ile açıklanmaya çalışılmıştır. Kumaş manipülasyonu kavramı İngilizce "Fabric Manipulation" kelimesinden dilimize geçmiştir. Kumaş manipülasyonu kavramının sözlük anlamı olmamasından dolayı, manipülasyon sözcüğünün anlamından ve yapılan literatür taramalarından yola çıkarak anlatılmıştır. Bu sebeple ulaşılabilen tekstil ve moda tasarımı kitapları tek tek incelenmiş içerisinde manipulation, fabric manipulation tanımları ile alakalı tüm yazılar taranmıştır. Yapılan kitap taramalarında tekstil tasarım sürecinin gelişimi araştırılmış, tekstilde deneysel tasarımlar ve disiplinler arası çalışmalar incelenmiş kumaş manipülasyonu tanımının ortaya çıkmasındaki bağlantısı gözlemlenmiştir. İçerisinde çok fazla teknik barındıran ve birden fazla şekilde tanımlanabilen bu kavramın daha iyi kavranması adına tasarımcı ve sanatçıların eserlerinden örnekler verilmiştir. Bu çalışmada yapılan kişisel deney ve tasarımlarda ısı ile yapılan manipülasyon yöntemleri tercih edilmiştir. Belli bir formülü olmaması, yüzde yüz kontrollü yapılamaması, sürpriz sonuçlar elde edilmesi ile deneyselliğin ön plana çıkması bu tekniğin tercih edilme sebebidir.
Cam elyaf ve lif sanatı uygulamaları
Günümüzde sanat kapsamında Lif sanatı uygulamaları, sürekli olarak farklı malzeme arayışındadır. Ulaşılabilen kaynaklarda, sanayiye yönelik ürünlerde, dayanıklılık ve yanmazlık özelliklerinden dolayı yalıtım malzemesi, kompozit malzeme olarak da mimari öğelerde karşımıza çıkmakta olan cam elyafı, yapılan tez uygulamalarında kullanılmıştır. Uygulamaların deneme süreçlerinde cam elyafının, polyester ve sertleştirici ile birleşince hacim aldığı, boyanabildiği, farklı biçimlere dönüştürebildiği gözlenmiştir. Bu nedenle de cam elyafının, lif sanatı kapsamında uygulamalarının yapılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda tez üç bölümden oluşmakta ve sanat kapsamında yapılan ilk tez çalışması olması nedeniyle, cam elyafı ve teknik özelliklerinden ayrıntılı bilgiler verilmeye çalışılmıştır.
Lif sanatında biçim arayışları
Lif Sanatında biçimde değişim arayışı ve üç boyutluluğa geçiş sürecini konu alan bu tez, yakın tarihte yaşanılan gelişmeleri ve lif sanatına etkisi olmuş çeşitli olayları, akımları, okulları, sergileri ve sanatçıları ele almıştır. Lif Sanatı ilk döneminde tezgâhın sınırlamaları içerisinde duvar askıları olarak vücut bulmuş ve yıllar içinde çeşitli akımların, okulların, sergilerin ve lif sanatçılarının etkisiyle üç boyutlu heykelimsi biçimler almıştır. Lif sanatı kavramı her dönem yeniden tanımlanmış ve diğer yüksek sanatlarda olduğu gibi kendi kimliğini kazanmayı başarmıştır. Lif sanatçısı bugün tasarıma ve üretime hâkim, malzeme ve teknikte özgür seçimleriyle eserlerine tezgâh sınırlandırılmasının ötesinde biçimler verebilmektedir. Arts & Crafts Hareketi, Bauhaus Ekolü, Art Deco, Art Nouvea, Dadaizm, Sürrealizm, Lozan Bienalleri gibi sergilerin, Cranbrook Sanat Akademisi gibi okulların biçim üzerine etkisi incelenmiş, tarih, politika, savaş ve ekonominin lif sanatı üzerindeki etkilerine değinilmiş ve yakın dönemin lif sanatçılarının devrim yaratan uygulamaları bu tezde örneklendirilmiştir. İlk zamanlarda kadın işi olarak görülen veya zanaat olarak sanat dünyasından dışlanan lif sanatı uzun bir yol kat etmiştir. Özellikle 1950'lerde başlayan ve 1970'li yılların sonlarına kadar geçen süre lif sanatının biçimsel devrim süreci olarak görülebilir. Zanaat ve sanat tartışmalarının görüldüğü bu dönemde malzemede ve teknikte çeşitlenmeye giden lif sanatı biçimsel çeşitlilikte de ilerleme göstermiş ve yüksek sanatlar arasında yerine almıştır. Gerek devasa boyutları gerekse eserin fonksiyonel olup olmama anlayışı değişime uğramış ve lif sanatı yeniden şekillenmiştir. Bugün lif sanatçısı diğer bütün sanatçılar gibi estetik kaygılar güden çeşitli akımlardan etkilenen biri olmuştur. Bu tez lif sanatının bu biçimsel yolculuğunu anlatmaktadır. Son olarak, bu tez yazım sürecinde lif sanatında biçim değişimini daha detaylı bir şekilde öğrenme fırsatım oldu ve öğrendiğim bilgileri de yorumlayarak tez uygulama ve tasarım bölümünde altı parçadan oluşan 'His' adını verdiğim bir eserim sunmaktayım.
Tekstil sanatı'nın feminist sanat bağlamında incelenmesi
"Tekstil Sanatı' nın Feminist Sanat Bağlamında İncelenmesi" konulu tez çalışmasında; tekstil sanatçılarının genellikle kadın olması durumu Tekstil Sanatı açısından incelenmiş ve kadın kimliği ile arasındaki bağlantı Feminist Sanat bakımından açıklanmaya çalışılmıştır. Tekstil sanatının temelini oluşturan dokumacılığın kadın iş gücü ile varolduğu bilinmektedir. Erkek egemenliğin sanatta dahi hüküm sürdüğü dünyada, kadın sanatçıların hak ettiği değeri görebilmesi ve sanattaki konumlarının yükseltilmesi açısından Feminist Sanat'ın incelenmesi önem kazanmaktadır. Tarihsel süreç incelendiğinde feminist hareketlerin etkisi ile kadın sanatçılar sanatta söz sahibi oldukları görülmüştür. Bu çalışmada; çoğunluğu kadın sanatçılardan oluşan tekstil sanatçılarının yapıtlarının Feminist Tekstil Sanatı adı altında incelenmesinin önemi vurgulanmıştır.
Göz formunun takıda sembol olarak kullanımı üzerine bir araştırma ve bir koleksiyon önerisi
Semboller içerdikleri anlam zenginliği ile insan hayatında kelimelerden daha etkileyici bir rol üstlenmişlerdir. Bu çalışmada araştırmanın konusu olan göz sembolü, bu sembollerden biridir ve genel olarak bakıldığında kişinin dünyaya açılan penceresi, iyi ya da kötü her düşüncenin dışarıya yansıdığı nokta olarak kabul edilebilir. Hemen her toplumda ve her coğrafyada, tarihin her döneminde, gözlerle, bakışlarla ilgili belli ortak noktalar ve inanışlar olduğu görülmektedir. Geçmişten günümüze dünyanın görsel dili olan takılar yüklendikleri sembolik anlamlar ile çağın ruhunu, toplumların ait oldukları kültürel ve ekonomik yapıyı ve bireyin topluluk içindeki statüsünü gösteren önemli bir araç olmuştur. Aynı zamanda inanç sistemleriyle bağının hiçbir zaman kopmadığı gözlemlenen takı, her dönemde ve hemen her toplulukta koruyucu olma özelliğinden de uzaklaşmamıştır. Göz formlu takılar ise insanlık tarihi boyunca, her kültürde ve dini inançta kötülükleri yok eden güçlü bir tılsım olarak kabul edilmiştir. Göz formu elbette salt inanç sembolü ya da koruyucu tılsım olarak değil; kimi zaman da görsel olarak göze hoş göründüğü için de kullanılmıştır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de birey ve toplum hayatında güçlü bir sembolizme ve fonksiyonelliğe sahip olan göz formu sosyal ve ekonomik dalgalanmalar, felsefe ve sanat akımları ile doğrudan bağlantılı kabul edilmiştir ve tarihi kültürümüzün neredeyse vazgeçilmez bir parçası olarak geçmişten geleceğe uzanmaktadır. Yapılan araştırmada, göz formunun, geçmişten günümüze kadar uzanan gelişim süreci incelenmekte hem geleneksel kullanımı hem de çağdaş dönem sanatındaki yeri değerlendirilmektedir. Buna göre ilk olarak göz sembolizmi ve farklı coğrafyalardaki göz formları ortaya konulmakta, ikinci olarak göz formunun takıya yansıması ve son olarak ise, çağdaş sanattaki yeri değerlendirilmektedir.
Gelişen teknoloji ve moda eğilimlerinin günümüz denim modasına etkileri
Günümüzde insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük problem yaşadığımız gezegenin geleceğinin tehlikede olmasıdır. Sanayileşme sonucu artan üretim ve buna bağlı olarak sorumsuzca gelişen tüketim alışkanlıkları maalesef doğal kaynakların tüketiminin hızlanmasına neden olmaktadır. İnsanlığı eline geçiren bu üretim ve tüketim modeli, doğaya büyük miktarda atık bırakılmasına neden olarak gezegene geri dönüşü olmayan zararlar vermektedir. Buna ek olarak, nüfus artışı ve buna bağlı gelişen sosyoekonomik sorunlar da gezegenimizin geleceği için büyük tehdit oluşturmaktadır. Sanayileşmenin her alanında olduğu gibi denim konfeksiyonunun da çevreye vermiş olduğu zararlar göz ardı edilemez durumdadır. "Gelişen Teknoloji ve Moda Eğilimlerinin Günümüz Denim Modasına Etkileri" isimli çalışmada denim konfeksiyonu alanında sürdürülebilir teknolojilere uygun olarak gelişen kumaş ve yıkama teknikleri incelenerek; A/W 20/21 kadın giyim eğilimlerine uygun, parçaların takılıp çıkarılmak suretiyle sezonsuz ve daha uzun ömürlü giyilmesini sağlayacak bir gurup tasarım uygulaması üzerinde çalışılmıştır. Uygulanan denim tasarımları; form, yıkama zemin rengi, efekti, malzeme gibi unsurların bir arada kullanıldığı bir ürün gurubu ve aynı zamanda farkındalık yaratma aracıdır. Denim tasarımın temel öğelerinden biri olan yıkama kavramı, uygulanan sürdürülebilir teknikler ve kumaş seçimleri ile doğrudan ilişki içindedir. Ana malzeme olarak tamamen sürdürülebilir yöntemlerle üretilmiş lifler içeren kumaşlar kullanılmış olup; kullanılmış ve sökülmüş kazaklardan elde edilen yünler yeniden örülerek modellerin bazılarına manipüle edilmiştir ve bu sayede koleksiyon geri kazanım boyutu da kazanmıştır. Koleksiyon uygulama sürecindeki amaç; konfeksiyon üretiminden çevresel farkındalığın arttırılarak, denim ürünlerin gelecekte nasıl üretilebileceğine ve tasarımcıları nasıl etkileyeceğine ışık tutmaktır. Atık malzemelerin teknolojik ürünler ve teknikler ile kullanımı, üretim süreçlerinin sebep olduğu kirliliği belirli oranda azaltabileceği yanında geri kazanıma ilişkin yeni fikirlerin ortaya çıkmasına, topluma, bireye ve çevreye karşı belirli bir bilinç oluşturacağı umulmaktadır.
Sosyal fayda odaklı tasarım yaklaşımı: Önemsiyoruz sosyal girişimi örneği
Tasarım disiplininin; değişen sosyal, ekonomik ve çevresel koşullar sonucunda; biçim, işlev ve kullanılabilirliğin yanı sıra "anlam" olgusuna odaklandığı görülmektedir. Tasarımın, çok boyutlu ve karmaşık sosyal sorunların çözümünde bir araç olarak kullanılması, tasarım disiplininin sosyal fayda odaklı pratiklere olan katkısını tartışmaya açmaktadır. Tasarımın değişen anlamı ile birlikte; tasarımcıların rol ve sorumlulukları yeniden tanımlanmakta; tasarımcılar, sosyal ve çevresel sorunların çözümünde sorumluluk almaya çağrılmaktadır. Bu karmaşık sosyal sorunlara yönelik nitelikli çözüm geliştirilebilmesi ise; farklı disiplinlerin tasarım sürecine katılımını ve farklı katmanlardaki tasarım kısıtlarına ortak çözüm geliştirmesini gerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı, "sosyal fayda odaklı tasarım" yaklaşımlarının teorik ve pratik bağlamda irdelenmesi ve uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi için Bir Kucak Oyuncak projesi kapsamında örneklenmesidir. Önemsiyoruz tarafından yürütülen Bir Kucak Oyuncak projesi kapsamında, Türkiye'de bulunan ceza infaz kurumlarında annesi ile birlikte yaşayan 0-6 yaş aralığındaki çocukların, birey olarak algılanmasını ve çevresi ile bağ kurmasını destekleyecek bir oyun kiti geliştirilmiştir. Oyun kitinin tasarım süreci; endüstriyel tasarım, tekstil ve moda tasarımı, mimarlık, grafik tasarım, pazarlama yönetimi ve ruh sağlığı alanında çalışan 8 uzmanın katılımı ile gerçekleşmiştir. Farklı disiplinlerin katılımı ile yürütülen bu işbirlikçi tasarım sürecinde; verinin toplanması ve toplanan verinin problemlerle ilişkilendirilmesi için literatür taraması ve saha çalışmaları gibi yöntemlerden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda; tasarımın toplumda görünür olmayan bir ihtiyaca yönelik geliştirebilecek çözümler bakımından önemli bir girdi sağladığı anlaşılmıştır. Sosyal sorunların çözümüne odaklanan tasarım pratiklerine, uzmanların yanı sıra; kamu, özel sektör ve sivil toplum alanlarının dâhil edilmesi gerektiği saptanmıştır. Çalışmanın, farklı disiplinlerden gelen profesyoneller ve kamusal alanda gerçekleştirilmesi hedeflenen sosyal fayda odaklı tasarım pratikleri için örnek teşkil edeceği düşünülmektedir.
Ekolojik tekstil ürünlerinin bebek giysilerinde kullanabilirliği üzerine bir araştırma
Son yıllarda yoğun şekilde gündeme gelen çevre kirliliği sorunları ekolojik dengeyi bozmuştur. Günümüzde daha belirgin olarak hissedilen küresel iklim değişikleri, buzulların erimesi, ozon tabakasında oluşan ve her geçen gün artan delikler, asit yağmurları, tekstil endüstrisinde çok fazla kullanılan kimyevi malzemeler ve zararlı atıklar, hava ve su kirliliği gibi çevre problemlerinin oluşumuna her sanayi dalı gibi tekstil sanayisinin de bu sorunlara katkısı büyüktür. Bu nedenle doğal liflerin ve doğal boyaların kullanımı tekstilde önemli bir dönüşümü sağlamıştır. Tekstil endüstrisinin çevreye, tüketiciye, canlılara verdiği bu zararlar tüketicileri harekete geçirmiş ve ekolojik tekstiller kavramı ortaya çıkmıştır. Tüketiciler gün geçtikçe çevre kirliliğinin olumsuz etkilerinden dolayı ve bilinçli annelerin artması ile birlikte ekolojik ürünlere daha çok önem vermeye başlamışlardır. Bu çalışma kapsamında, "Ekolojik tekstiller ve özellikleri" bölümünde tekstil sektöründeki ekolojik standartlar ve ekolojik etiketler, tekstilde ekolojiyi etkileyen faktörler, ekolojik tekstil ürünlerinde kullanılan hammaddeler ve boyar maddeler konusunda ilgili bilimsel kaynaklardan detaylı olarak incelenmiştir. 2. Bölümde ise "Bebek ürünlerinde kullanılan ekolojik tekstil ürünleri ve özellikleri" başlığı altında ekolojik bebek giysilerinde kullanılan boyarmaddeler ve hammaddeler detaylı olarak anlatılmıştır. Doğal pamuk lifinden üretilmiş geleneksel dokumalarımızdan olan Buldan bezinden ve ekolojik pamuk ipliğinden çevre dostu ekolojik bebek giysileri ve ürün tasarımları ortaya çıkmıştır. Bunun için yöntem olarak el işi örme ve tığ tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda Buldan bezinden ve ekolojik pamuk ipliğinden el yapımı ile 19 parça ürün tasarlanmıştır. Böylece kültürel değerlerimiz olan buldan dokuması ön plana çıkmaktadır. Çevresel ve ekolojik sorunları minimum düzeye indirmek amaçlanmıştır. Sonuç olarak, çevre dostu tekstil ürünlerine olan talep hızla artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre, Ekoloji, Ekolojik Etiketler, Ekolojik Standartlar, Ekolojik Tektstiller, Bebek, Ekolojik Bebek Giysileri
1980'ler kültüründen beslenerek kurulan günümüz global markaları üzerine bir araştırma ve koleksiyon hazırlama
TR
Modern Finlandiya tekstil tasarım tarihinde bir fenomen 'Marimekko'
İskandinav tekstil tasarımı kendine özgü ve sıra dışı yaklaşımıyla tekstil tasarım tarihinde önemli bir yere sahiptir. 1950'li yıllara kadar süregelen klasik tekstil baskı tasarımı anlayışının dışındaki çizgisiyle dikkat çeken Fin Fenomeni Marimekko kısa sürede kendini ispatlamış ve dünya çapında bir marka haline gelmiştir. Onu bu başarıya ulaştıran en önemli faktör, sıradan tasarım anlayışına bir çizgi çekmesi ve tekstil baskı tasarımına yeni bir bakış açısı kazandırmasıdır. Tezin birinci bölümünde dünya tasarım tarihinde etkin rol oynayan İskandinav tasarımının genel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İskandinav tasarım tarihinin özellikle tekstil baskı tasarım tarihine etkisi üzerinde detaylıca durulmuş, İskandinav baskı tasarım tarihinde marimekkonun yerinden bahsedilmiş son olarak dönem örnekleri görsellerle desteklenmiştir. İkinci bölümde bir Finlandiya tasarım ekolü olan Marimekko markasının üzerine daha önce ülkemizde detaylı bir akademik araştırma yapılmamış olması nedeniyle araştırmamızın temel amacı İskandinav tasarım tarihi içerisinde Marimekko markasının tekstil baskı tarihi içerisindeki yeri, tarihsel gelişimi ve markalaşma süreci, tasarım felsefesi, ürün çeşitliliği, tasarımları ve tasarımcıları görsellerle desteklenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde kendi kültüründen yola çıkarak başarılı tasarımlar oluşturan Marimekko markası örnek alınmış, temel tasarım elemanlarından olan nokta, çizgi, renk, şekil gibi tasarım ögeleri kullanılarak Anadolu bitkilerinden ısırgan otu, sarı kantaron, yeşil çay, ölmez otu, yaban mersini ve pıtrak otu seçilerek araştırılmış son olarak temel tasarım elemanlarıyla sentezlenenerek özgün baskı tasarım çalışmaları ortaya çıkarmak amaçlanmıştır.
Kadın mayosunun tasarım ve üretim açısından incelenmesi ve yeniden yorumlanması
Tarihin en eski dönemlerinden günümüze insanların su ile ilişkileri Orta Çağ'da banyo kültürüne dayanmaktadır. Avrupa yıkanmayı reddederken Osmanlı'da hamam kültürü ve yıkanma vardır. Mayo kavramı ilk olarak Antik Yunan'da ''toga'' denen dikişsiz uzun beyaz çarşafların kullanımıyla M.Ö. 300'lerde hayatımıza girmiştir. İtalya'nın Sicilya Adası'ndaki harabelerde M.S.4.yüzyıl Romana Del Casale villasının mozaiklerindeki kızlar günümüz bikinilerine en yakın kıyafetlerle betimlenmişlerdir. Avrupa'da "deniz banyosu" fikri yaygınlaşmıştır. 18.yüzyılda İngiltere'de kurulan "Birleşmiş Banyo Odaları" kurulması kadınların da yüzme alışkanlığı edinmesine yardımcı olmuştur. Bir yüzme yarışmasında birinci olan ilk kadın yüzücü Annette Kellerman, döneminin erkek mayosunu giyerek, kadınların bu açıklıkta ve kullanışlılıkta mayo giymelerine öncülük etmiştir. 19. Yüzyılda yaygınlaşan kolsuz kadın mayosu 20.yüzyıla doğru ortaya çıkan Fransız, Amerikan ve Brezilya markalarıyla devrimsel bir yolculuğu başlamıştır. 1930'lu yıllara kadar pek çok kumaşla üretimi yapılan mayo, DuPont firmasının naylon kumaşı ve likra kumaşını mayo sektörüne kazandırması yüzmeye daha elverişli esneklikte tasarımların doğmasını sağlamıştır. 1946'da Louis Réard'ın iki parçalık "bikini" tasarımını ortaya koyması, 1964'te tasarımcı Rudi Gernreich'in üstsüz mayo tasarımı olan monokiniyi çıkarması oldukça tepki görmüştür. Tüm tepkilere rağmen bikini ve mayo üretimleri Hollywood ünlülerinin vazgeçilmezi olmuş ve tabuları yıkmıştır. 60'ların sonlarına doğru tığ işi örme mayolar üretilmiştir. Bugün hala tığ işi örme bikinilerin güneşlenmek için kullanıldığı görülmektedir. 80'li yıllardan sonra kapalılıktan iyice sıyrılan mayo ve bikiniler, yapay liflerle yüzmeye en elverişli hale gelmiştir. Mayo ve bikini türleri günümüzde sadece plaj için değil ünlülerin sahne şovlarında, konserlerinde kullandıkları yaygın ve vazgeçilmez ürünü haline gelmiştir.
Gündelik yaşama yönelik bisikletlerde kullanılan deri aksesuarların tasarım çözümlemeleri üzerine bir araştırma
Bisiklet, kullanıcı ve makine arasındaki bağın enerjiye dönüştüğü, kullanmak için kişinin kendi enerjisi hariç hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı bir ulaşım aracıdır. Diğer tüm ulaşım araçlarının esin kaynağı olan bisikletin, günümüzde kullanımı oldukça yaygındır. 1800'lü yıllardan günümüze değin sosyal, toplumsal, ekonomik ve teknolojik değişimler ile artan bisiklet türleri, bireylerin ve toplumların istek ve ihtiyaçları doğrultusunda aracın çalışma dinamiklerine uygun ve sürüşe özel aksesuar tasarımlarının da ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kullanım alanlarındaki çeşitlilik ve biçimsel yapısı gereği aksesuar kullanımına oldukça uygun olan bisiklet, 19. yüzyılın sonlarından günümüze kadar gündelik yaşam nesnesi olarak hayatımızda yer almıştır. Bu tez kapsamında, bisikletin gündelik yaşam nesnesi olarak ele alınışı ve sosyal, kültürel ve ekonomik yapı içerisinde ne gibi anlamlar kazandığı; bu anlamlar ve gündelik hayat içerisindeki gereksinimler nedeniyle bisiklet üzerinde ne gibi aksesuarlara ihtiyaç duyulduğu ve insanların bu aksesuarları hangi alanlarda kullandıkları araştırılmıştır. Birinci bölümde bisikletin tanımlanması, tarihsel gelişim sürecinde ne gibi evrelerden geçerek gündelik yaşamın içerisinde yer aldığı, özellikle farklı bisiklet türlerinin şehir yaşamındaki bisiklet tasarımına yönelik etkileşimlerini açıklamak üzere bisiklet türlerine yer verilmiştir. Bisiklet türlerine yönelik farklılıklar, şehir bisikletlerinde kullanılan aksesuar tercihlerini etkilemesi açısından önem taşımaktadır. Bisikletin farklı tür ve yapılarını tanımak, onlar üzerinde kullanılan aksesuar tasarımları hakkında bizlere altyapı sağlamaktadır. İkinci bölümde ise, şehirde oluşan bisiklet kültürünün altyapısı; sosyal, ekonomik ve bireysel nedenleri incelenmiş ve bunların sonucunda bisikletin günümüzdeki konumuna yer verilmiştir. Günlük kullanım esnasında, kullanıcıların ihtiyaçları incelenmiş, bu bağlamda kullanılan aksesuarlardan örnekler verilerek tasarım çözümlemeleri yapılmıştır. Bu aksesuar tasarımlarında malzeme olarak deri kullanımının, hangi formlar üzerinde ağırlıkla tercih edildiği ortaya koyulmuştur. Son bölümde ise, yapılan araştırmalar ve odak grup çalışması doğrultusunda hedef kitlenin problemleri tespit edilmiş, beklentileri araştırılmıştır. Bu doğrultuda hazırlanan aksesuar koleksiyonu ile şehirli bisiklet kullanıcısının günlük yaşamında pratik ve verimli çözümler sağlayan tasarımlar geliştirilmiştir.
Kübizm'den Konstrüktivizm'e sanat akımlarının günümüz kadın giyim modasına yansımaları
Klasik form anlayışına tamamen arkalarını dönen kübistler; görünen nesnelerin direkt tasvirini değil onların farklı açılardan görünümlerini bir araya getirerek oluşturdukları bütünü eserlerine aktarmışlardır. Bu dönemde resimlerde olduğu gibi tekstil yüzeylerinde de, kübizm akımının özelliklerinden olan geometrik desenlerin, parçadan bütüne gitme ve monokrom yüzeylerin tasarımlarda etkili olduğu görülmektedir. Kübizm'in farklı anları ve açıları aynı görüntüye yerleştirmesi, sonrasında çıkan fütürizm akımı sanatçılarını esinlendirmiştir. Fakat kübist resimlerin durağanken fütürist resimlerin dinamizm içermesi kübizm'den konstrüktivizm'e geçiş sürecini etkileyen önemli faktörlerden biridir. Fütüristler heykel sanatıyla da ilgilenmişler ve eserlerinde endüstrileşmeyi kitlesel hareketle vurgulamaya çalışmışlardır.Fütürizm sonrasında doğan Konstrüktivizmin en önemli özelliklerinden biri ise; kinetik sanat kavramının ilk kez ortaya atılmış olmasıdır. Bu bilgiler ışığında XX. Yüzyıl Kübizm ve Konstrüktivizm sanat akımlarının disiplinler arası geçiş süreci kadın giysi tasarım anlayışında incelenecektir. Uygulamada Kübizm akımının öncülerinden etkilenilerek farklı desen özelliklerinde eskizler hazırlandı. Eskizler, Kübizm akımında kullanılan renkler doğrultusunda kuru kalem boya ile renklendirilerek "Mumlu Batik" tekniği ile kumaşa aktarıldı ve boyama işlemi uygulandı. Boyama sonrasında "dijital baskı tekniği"ile kadın giyiminde kullanılan viskoz ağırlıklı t-shirt'lere bastırıldı.
18.yy'a ait birkaç minyatür ve edebi metin üzerinden Osmanlı Dönem filmleri için kostüm çözümlemeleri
Bu çalışma, 18.Yüzyıl Osmanlı Dönemi gerçekliğini bir yönüyle anlatmaya çalışan dönem filmleri için kostüm tasarımı oluşturma sürecinde döneme özgü sanat alanlarından bir epik anlatı yapısına ve tasarım anlayışına sahip olan minyatürlü elyazmalarının görsel (minyatür) ve edebi metin (Divan Edebiyatı) betimlemelerinin kostüm tasarımlarına dayanak oluşturarak birincil kaynak olma özelliklerini tespit etmek amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi seçilen elyazmalarının minyatürleri ve edebi metinleri üzerinde sosyal göstergebilim çözümleme tekniğini uygulamak ve elyazmalarından yararlanarak tarafımdan yapılan kostüm tasarımı örneklerini vermektir. Araştırma sonucunda 18.Yüzyıl Osmanlı Dönemine özgü minyatürlü elyazmalarının minyatür ve edebi metinlerinin sosyal göstergeler yoluyla epik tasarım anlayışı içinde betimlenen epik anlatı kahramanı olarak Padişah figürünün ve yakın ilişkide bulunduğu figürlerin öne çıkmasında etkili olan giysilerinin özelliklerini ve bu özellikleri vurgulayan unsurlar olarak figürlerin beden ve yüz ifadelerinin, giysi aksesuarlarının , bulundukları mekan ve kullandıkları mekan nesnelerinin taşıdıkları özellikler geçmiş döneme özgü gerçekliklerle uyumlu olduğu ve buna göre tüm bu giysi özelliklerinin Osmanlı Dönem filmleri için yapılacak kostüm tasarımlarına dayanak olup birincil kaynak olarak kullanılmaya uygun oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Dönem Filmi, Epik Tasarım, Kostüm Tasarımı,Minyatürlü Elyazmaları,Birincil Kaynaklar
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminden Cumhuriyetin ilk dönemine kadar olan zaman diliminde gelinlikler ve abiye kıyafetler
Giyim olgusu, insanlık tarihi ile birlikte ilerleyen bir süreçtir. Bin yıllardır süregelen bu ilerleyiş, zaman ve ortamın etkisi ile farklılıklar göstermiş, günümüze kadar birçok değişim geçirmiştir. Her toplum, dünya üzerindeki varlığının uzun yıllar sürmesini arzu eder. Toplumlar kendi nesillerini devam ettirecek evlilik kurumunu oluştururken, önem atfettikleri noktalarda, kültürlerine bağlı kalarak bir takım ritüeller gerçekleştirir. Bu özel olayı, bir dizi gelenek görenek silsilesi ile anlamlandırır. Günümüzde bu durum devam etmekte, yerini ve önemini korumaktadır. Evlilik gerçekleşirken gelinin giyimi, tarih boyunca zamana, yaşam biçimlerine, kültürlere göre değişim göstererek, farklılıklar sunsa dahi tarihin her devrinde önemini korumuştur. Çünkü bir kadının yaşamında evlilik, dönüm noktalarından biri, belki de en önemlisi sayılır. Böyle bir geçiş döneminde giyilecek giysinin, durumun ciddiyetine paralel olarak önem kazanması kaçınılmazdır. Düğün günü giyilecek giysiler, özellikle kadınların hassasiyetle üzerinde durdukları bir konudur. Çoğu zaman günlerce önceden, her ayrıntısı düşünülerek dikilen düğün giysileri, evlilik töreni ve diğer merasimlerde giyilmek üzere hazırlanır. Türk kültüründe kadına verilen değerle birlikte gelişen gelinlik giyiminin, başlangıçtan bu yana nasıl ilerlediği araştırmanın ana temasıdır. Anadolu insanının düğünlerde uyguladığı gelenek ve göreneklerin kökenleri ve bunların günümüze yansımaları araştırılmıştır. Buradan yola çıkılarak ulaşılabilen gelinlik ve abiye giyim örnekleri incelenmiş, basılı kitap, makale, fotoğraf albümü gibi farklı kaynaklardan bilgiler derlenmiştir. Sonuç olarak; gelinlik ve törensel giyimlerin, kültürler çerçevesinde şekillenerek, toplumların geçirdiği evreler ve moda olgusu ile birlikte, döngüsel bir süreçte hareket ederek izlediği yol ortaya konulmaya çalışılmıştır. Elde edilen bilgiler sonucu, kültürümüze ait unsurların bir kısmı ya da uzantıları tüm olumsuzluklara rağmen halen devam etmektedir. Sahip olduğumuz, Türk kültürüne ait ögelerin günümüzde unutulmaya başlaması, terk edilmesi ya da önemsenmemesi, dayanaksız bir kültürel dönüşüme sebep olabileceği düşüncesi ile bu ögelerin korunması ve geleceğe sağlıklı aktarımı önemlidir.
Hıristiyanlık dininin bazı ikonlarının günümüz giysi markalarına etkileri
"Din kavramı" insanlığın var olduğu günden bugüne kadar hayatın her alanında yer almış, özellikle bazı sektörlerde varlığını sürdürdüğü bilinmektedir. Örneğin moda sektörü bunlardan biri olmuştur. İnsanlığın temel ihtiyaçlarından olan örtünme zamanla politik, ekonomik, kültürel, din, sosyal hayat gibi çeşitli faktörlerden etkilenerek statü belirleyici giyinme alışkanlığına dönüşmüştür. Bu durumda moda her geçen yıl ulaştığı kitlelere giyinmeyi sadece örtünmek için değil, her yıl güncellenen kurallara uyularak giyinmeyi aşılamaktadır. Böylelikle giysi tasarımcıları her sene bazen sanattan veya doğadan, bazen tarihi bir olaylardan, bazen de ilahi ve ilahi olmayan dinlerden esinlenerek yaptıkları tasarımlarını koleksiyona dönüştürerek önemli markalar adı altında Dünyaya sunmaktadırlar. Moda dünyasına hükmeden bu markaların bulunduğu coğrafyadaki dini inancın Hıristiyanlık olmasından dolayı Dünyada dinin moda üzerindeki izlerini en çok Hıristiyanlık dininde rastlamaktayız. Yapmış olduğumuz tez araştırma ve incelememizde; giysi tasarımcıların dini kavramları koleksiyonlarında kullanarak yer vermeleri onların gerek yaratmış oldukları markaların öne çıkmasına gerekse bu markanın din teması ile birlikte büyük kitlelere daha rahat ulaşmasına neden oldukları düşünülmektedir.
Belkıs Zeugma mozaiklerinin desen yapısı ve günümüz ev tekstiline yansıması
Mozaik, yapılış tekniği ve uygulanışı bakımından oldukça merak uyandıran bir sanattır. M.Ö. IV binlerde ilk örneklerine rastlamaktayız. Roma ve Helenistik çağında en renkli ve görkemli mozaik eserler yaratılmıştır. Anadolu ya geldiğimizde oldukça zengin mozaik eserleri görmekteyiz. Helenizmin sonuna doğru Assos, Bergama ve Tarsus Mozaikleri göze çarpmaktadır. Ben çalışmamda Antakya Zeugma Mozaiklerini inceledim. Antakya ve Zeugma dönemin kültürel merkeziydi. Roma villalarının odaların zeminindeki renkli geometrik ve figürlü mozaikler oldukça öne çıkmaktadır. Birçok mitolojik hikayelerin anlatıldığı bu mozaiklerin etrafında bitkisel ve yine geometrik desenler yer almaktadır. Kullanılan teknik ve renklerle bu mozaikler etkileyicidir. Mozaikler adından da anlaşılacağı gibi bir çok zenginliği bir arada barındırmaktadır. Her mozaik mitolojik bir hikayeyi anlatmaktadır. Figürlerin işlenişi yüzlerindeki ifadeler, kullanılan renk ve teknik itibariyle oldukça gerçekçidir. Mozaiklerin etrafında kullanılan çerçevelerdeki bitkisel ve geometrik motifler yer tabanında kullanılmasıyla itibariyle sanki halı etkisi de yaratmıştır. Bu çalışmamda mozaikleri derinlemesine inceleme fırsatı buldum. Mitolojik hikayelerin resimle anlam kazanmasının yanı sıra evlerin mimarisinde de önemli bir dekorasyon unsuru olduğunu görüyoruz. Binlerce yıl öncesinde yapılmış olmasına rağmen, günümüzde mimariden tekstile birçok alanda kullanılmaya devam etmesi, mozaiklerin araştırılmasını ayrıca değer kılıyor
XX. yüzyıl modasında dizüstü çizmenin işlevsel ve biçimsel çözümlemeleri
İnsanlar ayaklarını ve bacaklarını dış etkilerden korumak ve toplum içindeki statülerini göstermek amacıyla ayakkabı giymektedirler. Her dönemde ve her kültürde konçlu ayakkabı olan çizme kullanılmıştır. Günümüzden 40.000 yıl önce çizme giyildiğine ilişkin bulgulara rastlanmaktadır. Dizüstü çizme modelleri toplumsal değişimler ile moda ve sanat akımlarından etkilenmiştir. XX. yüzyılda kadınlar çizmenin özel bir türü olan dizüstü çizmeyi giyim kuşamlarını tamamlayıcı etkin bir aksesuar olarak kullanmışlardır. Bu çizmeler genellikle bacaklara dikkat çekerek kadın cinselliğini vurgulayan bir giyim aksesuarı olmuştur. Özellikle 1960'lar ve 2000'ler dizüstü çizmenin en popüler olduğu yıllardır. 1960'larda mini etek modası ve fütürist moda akımının öne çıkması ile dizüstü çizmeler modacılar tarafından ön plana alınmıştır. 2000'lerde ise iç giyim defilelerinde ve sanatçılar tarafından kadın seksapelitesine dikkat çekmek amacıyla bu çizmeler kullanılmıştır. XX. yüzyılda dizüstü çizme tasarımında Maniatis Bottier, Beth Levine, Roger Vivier, Tom Ford, Manolo Blahnik ve Sergio Rossi en önemli isimlerdir. Bu yüzyılda moda olgusu ve teknolojisinin gelişmesi ile birlikte dizüstü çizme modelleri de çeşitlenmiş, konç yükseklikleri diz kapağı üstünden bele kadar uzanmış deri, sentetik ve tekstil malzemeler kullanılmıştır. Çizmelerin burun formları, ökçe yükseklikleri ile formları ve tabanda platform kullanılıp kullanılmaması günün modasına göre şekillenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde İstanbul'un Çiçekleri konseptinden yola çıkılarak dizüstü çizme tasarımları hazırlanmıştır. İstanbul'un çiçeklerinden beş köşeli yıldız formunda ve delikli görüntüsü ile binbirdelik otu, soyluluk simgesi erguvan, altı taç yapraklı İstanbul çiğdemi, fuşya rengi naif İstanbul nazendesi ve hoş kokulu beyaz renkli kum zambağı seçilmiştir. Bu çiçek çeşitlerinin her birinden beşer adet olmak üzere toplam yirmi beş adet dizüstü çizme tasarlanmıştır.
Süryani basmacılığı ve Süryani basmacılığında kullanılan motif ve ikonografik simgeler
Günümüzde çoğunlukla yazmacılık olarak bilinen ''basmacılık'' aslında yazmacılığı da kapsayan daha geniş bir süsleme sanatı dalıdır. Basmacılık sanatının ismini, süslenmek istenen nesneler üzerine hazırlanan kalıbı basarak iz bırakma mantığından aldığı muhtemeldir. Ve dolaysıyla kalıp basılarak süslenebilen bütün nesneler basmacılık sanatının kapsamına dahildir. Yapılan araştırmalar Basmacılık sanatının ne zaman ve nerde ortaya çıktığıyla ilgili kessin bir bulguyu işaret etmese de bu gün basmacılık sanatıyla ilgili en eski bulgular Anadolu'daki Hitit kalıntılarında ( M.Ö 7000) mevcuttur. Hitit medeniyeti dışında bir çok kaynağa göre Basmacılığın; başta Asur medeniyeti olmak üzere dünyanın bir çok medeniyetinde izleri bulunmuştur. Gerek ticari ilişkilerle gerek savaşlar ve işgallerle gerekse başka yöntemlerle dünyada bir çok coğrafyaya yayılan bu sanatın her coğrafyada ve medeniyette farklı bir uygulama yöntemi ve farklı bir kullanım amacı vardır. Söz konusu farklılıklar Anadolu'daki yörelerde bazen coğrafi şartlara göre bazen inançlara göre bazen de temin edilen malzemeye göre kendini göstermiştir. Süryani basmacılığının Anadolu'nun diğer yörelerinde uygulanan basmacılıkla olan farkı inanç temelli bir farklılıktır. Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebini benimseyen Süryanilerin inançlarının anlatımında kullandıkları ikonları basmacılık sanatıyla şekillendirmesi belki de Anadolu'da icra edilen bu farklılıklardan en ilginç olanıdır. Ortodoks Hristiyan ibadetinin ayrılmaz bir parçası olan ikonların bu sanat dalıyla olan ilişkisinin en güçlü kanıtları olan kilise perdeleri, başta Mardin olmak üzere hemen hemen Anadolu'daki her Ortodoks Kilisesinde kullanılmaktadır. Süryani göçlerinin Anadolu'da yoğunlaşmasıyla beraber yok olmayla karşı karşıya kalan bu sanatın ve sanatta kullanılan ikonografik simgelerin anlamını tespit etmek araştırmamızın ana amacını oluşturmaktadır.
XIX. ve XX. yüzyıl Şadiye Ulusoy ve Cüneyt Ayral'a ait koleksiyonlardaki iç giyim örneklerinin incelenmesi
Türk giyimi yüzyıllarca kesim özelliği açısından geleneksel anlayış ile devam etmiş, 17. yüzyıldan itibaren batıdan gelen etkilere paralel olarak, işleme teknikleri ve bazı süsleme özellikleri açısından etkilenmeye başlamıştır (Görünür, 2010: 17). Tanzimat ve Meşrutiyet ile Batılaşma dönemine girilmiş bu dönemle birlikte giyim-kuşamda gözlenebilir bir değişim yaşanmıştır. Osmanlı İmparatorlu'nda yabancı mamüllerin kullanılmasının artışı, Avrupalı devletlerle ticari anlaşmaların yapılması, ithal ürünlerin girişi, yabancı sermayeli yatırımların başlaması, demiryollarının açılması ve stabilize karayoluyla bağlantıların sağlanmasına ulaşımda devrimsel gelişmelerin yaşanmasına bağlıdır. Avrupai tarzın yaygınlaşmasındaki en büyük etken bu kıyafetleri dikmek için gereken tüm malzemelerin yurtdışından sağlanıyor olmasıdır. Bununla birlikte Beyoğlunda gayri-müslümlere ait mağaza ve terzi atölyeleri bulunmaktaydı. "Bu mağazalarda Avrupa'dan getirilmiş olan kumaşlar, harçlar, eldiven, şemsiye gibi aksesuarlar, çoraplar, iç çamaşırları satılmaktadır" (Görünür, 2010: 27). Meşrutiyet ve sonrasında Cumhuriyet dönemi ile birlikte kadınlara özel birçok dergi ve gazete yayını basılmıştır. Bu yayınlarda Avrupai kadınların nasıl giyindikleri, iç çamaşırı reklamları gibi yazılar bulunmaktadır. 19. yüzyılın son çeyreğinde tamamen Batılı özellikler taşıyan giysileri modanın merkezi Paris'e ısmarlayan saray kadınları, Paris'ten gelen model sayfaları üzerine, terzilere sipariş vermişlerdir (Özer, 2009: 337). Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiye'sinde Avrupa'ya özgü bir hayat üslubu bu şekilde Türk kadınına sunulmuştur. Geleneksel olan iç giyim yerini özellikle İstanbul ve çevresinde Avrupai tarz iç giyime bırakmıştır. Batılaşma ile birlikte kadın iç giyim alışkanlıklarının nasıl etkilediğinin, toplamda 19. ve 20. yüzyıla ait yüzlerce parçadan oluşan Şadiye Ulusoy ve Cüneyt Ayral koleksiyonlarının envanterlerinin çıkartılıp, bu döneme ait özelliklerin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Redtree bilgisayarlı kalıp hazırlama sisteminin verimliliğe etkisi ve örnek bir eğitim modülü önerisi
Bu çalışmada Türkiye'de ki tekstil ve hazır giyim işletmelerinde kullanılan CAD/CAM sistemlerinden biri olan Redtree bilgisayarlı kalıp hazırlama sistemi incelenerek diğer bilgisayarlı kalıp hazırlama sistemleri ile farkları ortaya konmaya çalışılarak; Redtree eğitimi verebilecek kurumları için örnek bir eğitim modülü oluşturulması hedeflenmiştir. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel bir giriş bulunmaktadır. Bu bölümde Redtree kalıp hazırlama sisteminin elde kalıp çıkarma yönteminden ve diğer bilgisayarlı kalıp hazırlama sistemlerinden farkları ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Redtree kalıp sistemi hakkında genel kullanım bilgileri verilmiştir. Üçüncü bölümde ise örnek bir eğitim modülü sunularak Redtree bilgisayarlı kalıp hazırlama sisteminde hazırlanmış örnek bir gömlek temel kalıbı üzerinde model uygulama ve pastal atılması işlemleri adım adım işlenerek anlaşılır kılınmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise tüm bu çalışmalar genel olarak değerlendirilerek varılan sonuca yer verilmiştir.
Ergonomik ve fonksiyonel motosiklet giysi tasarımları
Ergonomik ve fonksiyonel motosiklet giysi tasarımlarının ele alındığı çalışma dört bölümden meydana gelmektedir.İlk bölümde giysi ve giysi tasarımları ele alınmakta giysi ve tasarım kavramlarının tanımları,tarihçeleri ve sınıflandırılmaları ayrıntılı bir biçimde incelenmektedir.İkinci bölümde ergonominin kavramsal çerçevesine dikkat çekilmektedir.Ergonominin tanımı ,amacı,önemi,giysi ergonomisi ve giysi endüstrisinde yaşanan ergonomik problemler açıklanmaktadır.Üçüncü bölümde motosiklet kullanımı ve motosiklet giysilerinin özelliklerine değinilmektedir.Son ve dördüncü bölümde ise motosiklet giysileri tasarım uygulamaları ele alınmaktadır.
XVI. yüzyıl Osmanlı saray dokumalarının günümüzde kullanımı
Anadolu'nun birçok medeniyete beşiklik etmiş bereketli topraklarında, M.Ö. 6000'li yıllara ait dokuma örnekleri ve dokuma yapımında kullanılan araç ve gereçlerin bulunması ile asırlar önce yaşamış uygarlıkların yaşam kültürleri ve bu uygarlıklarda yaşayan insanların, nasıl korundukları, ne tür giysiler kullandıkları ile ilgili bilgiler edinilmiştir. Anadolu'ya yoğun göçler yaparak Batı'ya kadar ilerlemiş olan Türkler, Selçuklu Devleti'ni kurduktan sonra, kendi dokuma kültürlerini de beraberlerinde getirmiş ve bu coğrafyada geliştirmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurulmasından sonra dokuma sanatın daha da gelişmiştir. İstanbul'un fethi ile birlikte yepyeni bir çağ başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu padişahlarının sanata ve sanatçıya verdiği değer, tüm sanat alanlarında olduğu gibi dokuma sanatında da kendini göstermiş ve saray nakkaşhanesi kurulmuştur. Benzersiz kumaş ve sonsuz desen içeren dokumaların yoğun beğeni görmesi sonucu, kendi sınırları dışına taşan Osmanlı İmparatorluğu Saray dokumaları, Avrupa başta olmak üzere birçok devlete ihraç edilmiştir. XVI. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak ve en verimli yükselme dönemi olduğu için en güzel sanat eserleri bu dönemde ortaya çıkmış ve çeşitlenmiştir. Bu tezde; Osmanlı İmparatorluğu'nun XVI. yüzyıldaki yükselme döneminden başlayıp, Sanayi Devrimi sonrası, XIX. yüzyıldaki çöküşüne kadar olan süre incelenmiş, akademik alanda yer almış olan kumaş isim ve desenleri araştırılarak günümüze kadar nasıl ulaştığı hakkında bilgiler verilmiştir. Türk dokuma sanatının günümüzde de bilinirliğini arttırmak, bu konuda akademik araştırmalara katkı sağlamak ve bu sanatın devamına ışık tutmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Saray, Dokuma, Kumaş, İpek
21. yüzyılda Türkiye'de deri sektöründe tasarımın yeri ve markalaşma
Araştırmanın amacı Türkiye'de 21. yüzyıldaki deri sektörünün oluşumu, ilerlemesi ve tasarımların markalaşma sürecinin incelenmesidir. Aynı zamanda Türkiye'nin tarihinde yüzyıllardır var olan deriyi, sektöre rakamsal olarak da daha fazla yansıtması için öneriler geliştirmek maksadıyla yazılmıştır. Bu amaçla çalışmaya Türkiye genelinde faaliyet göstermekte olan deri tekstil firmaları, bu firmalarda çalışan bireyler ve deri tasarımcıları katkı sağlamıştır. Verilerin toplanmasında sektör içi röportajlar, İhracatçı Birlikleri'nden ve ITC Statistics'ten alınan bilgiler kullanılmıştır. Rekabetin her sektörde olduğu gibi deri sektöründe de artmasıyla Türkiye'nin deri alanında avantaj ve dezavantajları araştırılmış, tasarımın firmalara etkisi ve yeni marka yaratmanın yöntemleri incelenmiştir. Bu amaçla 2017 yılında kurulmuş olan Naya Yana deri tasarım markasının kurulum ve pazarlama süreci incelenmiştir. Medya ve internet kullanımının ürün satışlarına etkisi son yıllarda oldukça arttığı gözlenmiştir. Buna yönelik "blog yazarlığı" gibi yeni mesleklerin ortaya çıkması pazarlama tekniklerine yeni bir bakış açısı getirmiştir. Bu tekniğin markalar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Her geçen gün tecrübeli insan sayısını kaybeden sektörde Türkiye'de eğitim alanında yeni sistemler geliştirmek, talebi arttırma yönünde olabilecek çözümlerden biridir. Çalışmanın sonucunda Türkiye'de deri sektöründe markalaşmaya yeni çözümler getirilmesi gerektiği, tasarımcılara verilen değerin ve desteğin arttırılmasının önemli olduğu belirlenmiştir.
Türk sanatında deride kullanılan bezeme motiflerinin ve tekniklerinin günümüz modasındaki deri ürünlerine uygulanması (giysi ve aksesuar)
Deri, insanoğlunun ilkçağlardan günümüze günlük yaşantısında ihtiyaç duyduğu önemli malzemelerden biridir. Eskiden dayanıklı yapısından dolayı işlevsel ürünlerde kullanılırken, zamanla estetik değerler kazandırılarak işlevselliğin yanında sanatsal boyut da kazandırılmıştır. Burada etken olan sebeplerin başında insanoğlunun deriye şekil verebilmesi, kullanıma uygun ve daha uzun dayanabilmesi için tabaklamayı öğrenmesi diyebiliriz. Tabaklamayı öğrenmesi ve deriyi daha uzun kullanabilme becerisi geliştikçe derinin kullanıldığı alanlarda çeşitlenmiştir. Deri günümüz moda alanının vazgeçilmez bir ögesi haline gelmiştir Kadim Türk toplumunun dünya tarihine çıkışından bugüne kadar geçen sürede, yaşantıları, aşkları, üzüntüleri, savaşları gibi yaşamsal olgularının etkileriyle içlerinde barındırdıkları duyguların dışarıya vurulmasıyla farklı, estetik ve zarif motifler üretmişlerdir. Türklerin konar geçer bir hayat tarzından yerleşik düzene geçmesi ile yavaş yavaş desen ve motif birliğinin oluşması, İstanbul'un fethinden sonra Topkapı Sarayında kurulan Nakkaşhane ile olmuştur. Osmanlı'da sanat padişah himayesinde geliştiği ve beğeni kazandığı için yani tek merkezcil bir yönetime sahip olduğundan tüm sanat kollarında benzer desen ve kompozisyon özellikleri görülmektedir. Geleneksel deri giyim ve aksesuarlarında, bezeme motifleri zamanla ortaya çıkan üsluplarla Türklerin kendine özgü bir sanat temsilcisi ve simgesi halini almıştır. Ayrıca Türk sanatkârları doğadaki güzellikleri en iyi şekilde kullanarak doğayı bazen aynen bazen de stilize etmiştir. İnsanlık tarihi boyunca görülen birbirinden etkilenme ve değişimler, Türk sanatını da içine almıştır. Değişik coğrafya ve farklı kültürde yetişen sanatçılar birbirlerini etkileyerek özgün motif ve desenler üretmişlerdir. Bu tezde elde edilen bilgiler ışığında, modanın zaman zaman farklı kültürlerden unsurları nasıl modern yaşama adapte ettiği örneklerle açıklanarak anlam yüklü geleneksel motiflerin özgün deri giysi ve aksesuarlarda nasıl hayata geçirilebileceği anlatılmaya çalışılmıştır.
Aydın ili geleneksel giysileri desen ve süsleme motifleri ve çağdaş tasarım uygulamaları
Maddi kültür simgesi olan giyim, milletlerin geleneklerini, göreneklerini, kültürlerini yansıtan önemli öğelerden birisidir. İlk çağlarda doğadan korunmak ve örtünmek sebebiyle başlamış olsa da, daha sonra coğrafya, kullanılan malzemeler, inanç, iklim koşulları vb. etkilerle malzeme, biçim ve kullanım açısından çeşitlenmiştir. Kültürlerin en canlı belgelerinden olan giysiler bir ülkenin, dönemin, kişinin ya da topluluğun özelliklerini yansıtırlar. Bu sebeplere dayanarak birçok medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu'daki illerin, ilçelerin ve köylerin kendilerine has yöresel kıyafetleri ve aksesuarları oluşmuştur. Yöresel giysiler, o bölgedeki toplulukların gelenek ve göreneklerinin yanı sıra bölgesel özellikleri hakkında da bilgi verdiği içi önemli kültür öğeleri arasında yer alır (Çulcuoğlu, 2007: 91). Geleneksel giysiler toplumların yöresel yaşamlarını yansıtan gerçek birer unsur ve kaynak olarak kabul edilir. Bu kıyafetler incelendiğinde çok önemli ve benzersiz sanat özellikleri dikkat çekmektedir (Çivitçi, Harmankaya, Üstün, 2012: 99). Anadolu'da yaşamakta olan Türkler yüzyıllar boyunca dokuma yoluyla duygularını ve düşüncelerini yalnızca kilimlere ve halılara aktarmakla kalmamış, kendi el emekleriyle ailelerinin giyim ihtiyaçlarını karşılamış; şekillerle, nakışlarla, renklerle, motiflerle bu yöresel kıyafetlere sanat anlayışlarını yansıtmışlardır. Bir bakıma yöresel giysilerde kullanılan motif ve desenlerle kendi sessiz alfabelerini oluşturmuşlardır. Küreselleşen dünyada zamanla kullanımları azalan yöresel kıyafet ve aksesuarlar, eski dönemlere ışık tutması, bilimsel çalışmalara yön vermesi, gelecek kuşaklara aktarılması, geçmişle bugün arasında bir köprü görevi görmesi açısından önemlidir. Bu araştırmanın amacı; Aydın ili geleneksel kıyafetlerini desen, renk, süsleme, motif özelliklerinin araştırılıp incelenerek açığa çıkarılmasını sağlamak ve bu kültürü tanıtmaktır. Yöresel desenlerin ve motiflerin modern tasarımlarda kullanılabilmesi, yeni nesil tasarımcılara yol göstermesi ve geleneksel kültürün yaşatılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın sonunda Aydın ili geleneksel giysilerinde kullanılan desen ve süsleme motiflerinden ilham alınarak 15 adet çağdaş giysi tasarımı yapılmış ve bunlardan altı adet üretilmek üzere seçilmiştir.
Azerbaycanda düğün geleneği ve gelinlik modası
Azerbaycan Cumhuriyeti ve İran Azerbaycan bölgesindeki en önemli aile geleneklerinden biri Azerbaycan düğün gelenekleridir. Çok aşamalıdır ve çeşitli zorunlu ayinler ve geleneklerle ilgilidir. Eski Azerbaycan düğünleri, yüzyıllarca süren gelenekleri yansıtır ve önemli maddi maliyetlere ihtiyaç duyar. Azerbaycanlıların düğün törenleri, kız beğenme, elçilik, nişan, kına, dini nikâh, düğün, nişan giysisi, kına giysisi, gelinlik modelleri ve diğer geleneklerinden bahsediliyor. Halkın geleneksel kültürünün, bakış açısının, milli manevi değerlerinin incelenmesinde düğün törenlerinin rolü büyüktür. Azerbaycanlılar kendi kültürlerinin özgünlüğünü muhafaza etmeyi başarmışlar. Eski tarihi olan Azerbaycan halkının düğün geleneklerinin orijinal özellikleri bazı öğeler eklemek suretiyle bugün de korunmuştur. Çalışmada düğün törenlerinin halkın geleneksel kültürünün en istikrarlı öğelerinden birini oluşturduğu, onun aracılığıyla halkın örf ve geleneklerinin, milli manevi değerlerinin kuşaklar boyunca aktarıldığı sonucuna varılıyor. Halkın tarih boyunca oluşan milli manevi değerleri- dini inançları, aile değerleri, misafirperverlik gelenekleri, etiket kuralları, yemek kültürü, folkloru, müziği, dansları, nişan kıyafetleri, kına gecesi kıyafet modelleri ve gelinlik modelleri düğün törenlerine yansımıştır. Böylece düğün törenleri halkın bakış açısı, kültür ve tarihi hakkında bilgi vermektedir. İlk insanlarla birlikte, evlenme gerçekleşmeye başladı. Farklı kültürlerde, dinlerde, bölgelerde, evlenme törenleri değişiklik göstermesine rağmen amaç aynıydı. İnsanlık için önemli olan üç gün; doğum, evlilik ve ölüm için özel kıyafetler hazırlanmış ve günümüzde de bu durum devam etmektedir. Evlilik töreni, mutlu geçecek bir gün olması, yeni bir yuva kurma ve üst düzey kişilerde gösteriş ve güç gösterisi olması, gelin ve damadın törene gelenler tarafından ayırt edilmesi gibi, birçok nedenlerin bir araya gelmesiyle, evlenecek kişilerin en güzel ve gösterişli giysiler giymeye çalışması, her dönemde görülmüştür. Bu özel giysi zaman zaman kültürlere göre farklı özellikler de kazanmıştır. Kültürlere göre giyside kullanılan, renkler, semboller, aksesuarlar farklı anlamları ve tılsımları içermiştir. Bu çalışmada Azerbaycan'da Düğün Geleneği ve Gelinlik Modası araştırılmıştır. Çalışmaya Azerbaycan'da düğün öncesi gelenekleri, kına gecesi, düğün, nişan ve geleneksel kıyafetler modaya etkisinden bahsedilmiştir.
Kastamonu el dokumalarının güncel tasarımlara uyarlanması
Dokumacılığın tarihinin eski zamanlara dayandığı, yapılan yüzey incelemelerindeki kazılar ve araştırmalar sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu tezde, Kastamonu'da dokunan bezlerin bugüne kadar geçirdiği değişimler ve şu anki durumu incelenmiştir. Toplumsal yaşam şartlarına uygun olarak yöreye özgü; malzeme, teknik ve biçim farklılıkları göstermektedir. Kullanılan malzemelerdeki farklılıklar ve değişiklikler, örf ve âdet gibi toplumun geleneksel yaşamları hakkında bilgiler veren belgeler olmuştur. Toplumların gelişmesi, kültürel seviyelerinin gelişimleriyle ilgilidir. Kültürün yaşatılması ve gelişmesi, o toplumu oluşturan halkın milli değerlerine sahip çıkmalarıyla mümkündür. Geçmiş ile gelecek arasında bir köprü olan en önemli öğelerden biride kılık kıyafettir. Teknolojik gelişmelere rağmen Kastamonu'da el tezgâhların da dokunmuş kumaşlar bugünde giysi olarak giyilmektedir. Keten kumaşın özelliği açısından insan sağlığına uygun tasarımlar hazırlanıp sürdürebilir moda anlayışı ile, geleneksel el dokumalarını gün yüzüne çıkartmaktır. Milli zenginlik kaynağı olan el emeği göz nuru kıyafetlerin bilinmeyen yönlerini ortaya çıkartıp gelecek nesillere aktararak sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Giysi insanların kendilerini ifade etme yoludur.
Tanzimat dönemi askeri kıyafetlerin incelenmesi
Kostüm tarihinde koruyucu askeri kıyafetlerin özel bir yeri vardır. Askeri kıyafetlerin kökenleri tarihin derinliklerine inmektedir. Koruyucu "örtü" giysisi olarak tanımlanan askeri giysi, vücudu fiziksel saldırılardan korumak için kullanılır. Eski uygarlıkların birçoğunda askeri kıyafetlerin görünümünde benzerlik fark edilir, bu da Mısır, Asur, Yunan ve Roma askerlerinin benzer şekilde giyindiği ve silahlandığı anlamına gelir. Mısır, Babil ve Asur, Girit ve Miken, Antik Yunan ve Roma'dan başlayarak, Orta Çağ döneminin koruyucu giysi karakteristiğine ulaşan ve yavaş yavaş çağdaş koruyucu giysi görünümüne yaklaşan koruyucu askeri giysiler, yüzyıllar boyunca incelenmektedir. Bu çalışmada, Tanzimat döneminin başlangıcından Cumhuriyetin ilanına kadar olan sürede (1839-1923) askeri kıyafetlerin incelenmesi ve değişimlerin belgelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma sayesinde hem kültürümüzün yaşatılması hem de bu alanda çalışmak isteyen tasarımcılara yol göstermesi açısından önemlidir. Araştırmada nitel analiz yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde online kaynak taramasının yanında askeri müzeler ve kütüphanelerden yararlanılmıştır. İnceleme sürecinde Osmanlı padişahlarından II.Mahmut, Abdülmecid, Abdülaziz ve II.Abdülhamit'in dönemlerindeki ıslahat hareketleri kronolojik yapısına göre analiz edilmiştir. Sonuç olarak II. Mahmud, çok köklü bir kılık kıyafet reformu olan 1828 Nizamnamesi'nde padişahtan en alt rütbeli memura, askerden sivile kadar çalışanların kendi dairelerinde ve günlük hayatlarında giyecekleri kıyafetleri ve bunların önemli olduğunu belirtmiştir. Reformlar kısa sürede halk tabanında yaygın hale gelmiştir. Giyim alanında kapsamlı, kalıcı yenilikler ve uygulamalar Sultan Abdülmecit, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamet döneminde de devam etmiş, padişahlar da giydikleri kıyafetlerle örnek teşkil ederek halk tarafından benimsenmelerine katkıda bulunmuşlardır.
Şamanizm kültürünün tekstil ve moda tasarımlarına yansımaları
Şamanizm bir yaşam biçimidir. Doğa ve yaradılış ile iletişim kurmanın bir yoludur. Şamanizm en eski inanç ve uygulamalardan oluşan derinden kök salmış bir insanlık mirasıdır. Tüm yerli kabilelerin özünde bulunan manevi bilgelik olarak da adlandırabilmektedir. Şaman kelimesi ise Sibiryada yaşayan Tungus kabilesinden gelmektedir. Şamanlar geçmişte yaşayan ataları ile iletişime geçerek onlardan bilgi almaktadırlar. Şamanlar, ruhlar alemi ile temas, bitkisel ilaçlar ile tedavi, ayinler ve geleceği görebilmek gibi birçok ortak özelliğe sahiptir. Gerçekleştirdikleri ritüellerde kullandıkları belli başlı eşyaları vardır. Bunlardan en önemlileri ise giydikleri özel kıyafetleri ve davullardır. Bu giysiler ve davullar şamanların tecrübelerine göre değişiklik göstermektedir. Ruhsal bir yolculuğa çıkmalarında davulun çıkarttığı tekdüze sesler rol oynamaktadır. Şaman giysilerine manyak adı verilmektedir. Manyak yalnızca üstlerine giydikleri paltodan oluşmaktadır ve üzerinde birçok detay bulunmaktadır. Deriler, demirden parçalar ve üzerlerine işledikleri farklı motiflerin birçok anlamı bulunmaktadır. Manyak dışında kullandıkları demirden eldivenler, hayvan derilerinden yapılmış çizmeler ve başlarına taktıkları hayvan tüylerinden yapılmış başlıklarda vardır. Tüm bunlar ruhsal yolculuk sırasında şamanların korunması ve ritüellerini daha kolay gerçekleştirmeleri için koruyucu unsurlardır. Bu çalışma şaman kültürü gelenekleri, ritüelleri ve giyim şekillerinin incelenmesi üzerine hazırlanmıştır. İncelenen konular arasında, kostümlerin üzerindeki desenler, kullanılan materyaller ve semboller de yer almaktadır. Şaman kültürü giysileri ile benzerlik gösteren moda akımları seçilmiştir. Bohem akımı ve şaman kültürünün birleşimi ile günümüz hızlı modasına uygun desen ve giysi koleksiyon önerisi sunulmuştur.
Kadın kostümlerinin tarihi filmler üzerinden Rönesans dönemine uygunluğunun değerlendirilmesi
Giyim ilk çağlarda örtünmek, doğa şartlarından korunmak amaçlı ortaya çıkmış, zaman ilerledikçe gelişmiş ve etnik köken, cinsiyet, statü gibi unsurlarla şekillenmeye başlamıştır. Sinema sektöründe dekor ve mekânın yani sıra en önemli unsurlardan biri de kostümdür. Kostümler izleyiciye dönem ve karakterler hakkında bilgi vermektedir. The Other Boleyn Girl, Mary Queen of Scots, Anne of the Thousand Day, Shakespeare in Love, Elizabeth: The Golden Age ve La Reine Margot adlı filmler seçilmiştir. Moda, kraliyet ailesi ve soylular tarafından takip edildiği için kraliyet ailesi ve soyluları konu alan filmler seçilmiştir. Rönesans dönemde kadınların giyim kuşamları araştırılmıştır. Elde edilen bilgiler doğrultusunda seçilen filmlerden alınan görseller üzerinden filmlerdeki kostümlerin döneme uygunluğu incelenmiştir. The Other Boleyn Girl filminde Mary ve Anne Boleyn, Mary Queen of Scots filminde, Mary ve Kraliçe Elizabeth, Elizabeth: The Golden Age filminde Kraliçe Elizabeth, Anne of the Thousand Day filminde Anne Boleyn, Shakespeare in Love filminde Kraliçe Elizabeth ve Viola ve La Reine Margot filminde Kraliçe Margot, annesi, yardımcısı ve kız kardeşinin kostümleri ele alınmıştır. İnceleme sonucunda, kostüm tasarımları ait olduğu dönem araştırılarak yapılan filmlerde Rönesans dönemi yansıtırken, diğer filmlerde başka döneme ait parçalar veya eksikler bulunduğu gözlemlenmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda tasarımcının döneme ait bilgisi olsa da filmlerin kostüm için ayırılan bütçesinin tasarımları etkilediği gözlemlenmiştir. Filmlerdeki kadın kostümlerinin incelenmesinin ardından öneri olarak Rönesans dönemine uygun kostüm tasarımları yapılmıştır. Tasarımların arasından bir tanesi seçilerek dikilmiştir.