İstanbul University-Cerrahpaşa
Enstitü

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

İstanbul University-Cerrahpaşa

375

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakımda non-invaziv mekanik ventilasyon uygulanan kronik obstrüktif akciğer hastalarının dispne düzeyinin deliryuma etkisi

Bu araştırma, yoğun bakımda non-invaziv mekanik ventilasyon (NIMV) desteği alan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) tanılı hastalarda dispne düzeyinin deliryum gelişimine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma, KOAH hastalarında sık görülen dispne ve bilişsel bozulmaların (özellikle deliryum) birlikte değerlendirilerek klinik bakımın bütüncül olarak ele alınmasına katkı sağlamayı hedeflendi. Tanımlayıcı ve kesitsel tasarımla yürütülen araştırma, Aralık 2024–Mayıs 2025 tarihleri arasında İstanbul'daki bir devlet hastanesinin yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklem büyüklüğü G*Power programı ile orta etki büyüklüğü (0,50), %95 güven düzeyi ve %80 güç kullanılarak minimum 128 hasta olarak belirlenmiş, çalışma döneminde kriterleri karşılayan ve gönüllü olarak katılım gösteren 132 hasta araştırmaya dahil edildi. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Birey Tanılama Formu, geçerliliği kanıtlanmış Dispne-12 Ölçeği ve Hemşirelik Deliryum Tarama Ölçeği (H-DTÖ) kullanılarak toplandı. Bu araştırma, yoğun bakımda non-invaziv mekanik ventilasyon (NIMV) desteği alan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) tanılı hastalarda dispne düzeyinin deliryum gelişimine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma, KOAH hastalarında sık görülen dispne ve bilişsel bozulmaların (özellikle deliryum) birlikte değerlendirilerek klinik bakımın bütüncül olarak ele alınmasına katkı sağlamayı hedeflendi. Tanımlayıcı ve kesitsel tasarımla yürütülen araştırma, Aralık 2024–Mayıs 2025 tarihleri arasında İstanbul'daki bir devlet hastanesinin yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklem büyüklüğü G*Power programı ile orta etki büyüklüğü (0,50), %95 güven düzeyi ve %80 güç kullanılarak minimum 128 hasta olarak belirlenmiş, çalışma döneminde kriterleri karşılayan ve gönüllü olarak katılım gösteren 132 hasta araştırmaya dahil edildi. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Birey Tanılama Formu, geçerliliği kanıtlanmış Dispne-12 Ölçeği ve Hemşirelik Deliryum Tarama Ölçeği (H-DTÖ) kullanılarak toplandı. Ölçekler, hastaların klinik stabilizasyonu sonrası NIMV öncesinde ve beşinci gün uygulama sonrasında uygulandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon katsayısı kullanıldı. Çalışmada NIMV öncesi Dispne-12 puanı 26,32±8,63 iken, beşinci gün sonunda 17,98±10,42'ye düştü ve fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001). Buna karşılık H-DTÖ puanı NIMV öncesinde 2,76±2,43 iken, uygulama sonrasında 4,09±4,19'a yükseldi ve bu fark da ileri düzeyde anlamlı bulundu (p<0,001). Dispne ve deliryum düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif korelasyon saptandı; korelasyon katsayısı ilk ölçümde r=0,544, beşinci gün ölçümünde r=0,599 olarak bulundu (p<0,001). Ayrıca ileri yaş, uzun hastalık süresi ve sık alevlenme öyküsünün deliryum riskini artırdığı; cinsiyet ve sigara kullanımının ise anlamlı bir farklılık oluşturmadığı belirlendi. Araştırma bulguları, NIMV'in KOAH hastalarında dispne kontrolünde etkin olduğunu, ancak deliryum gelişimini önlemede tek başına yeterli olmadığını ortaya koydu. Dispne şiddetinin artmasının deliryum riskini de yükselttiği ve semptomların zaman içinde birbirini tetiklediği görüldü. Bu sonuçlar, yoğun bakımda KOAH hastalarının bakımında yalnızca solunumsal parametrelerin değil, bilişsel işlevlerin de düzenli olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Çalışma, hemşirelerin dispne ve deliryumu bütüncül yaklaşımla ele almasının, erken tanı ve uygun bakım girişimleriyle hasta prognozunu iyileştirmede kritik rol oynayacağını göstermektedir.

Melisa Türk
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Engelli bireylerin afetlere hazırlık düzeylerinin sosyal dışlanma ve yaşam doyumu bağlamında değerlendirilmesi: Karma yöntem araştırması

Bu araştırma, Marmara Bölgesi'nde yaşayan engelli bireylerin afetlere hazırlık düzeylerini sosyal dışlanma ve yaşam doyumu bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada karma yöntem deseni benimsenmiş olup eşzamanlı üçgenleme ile nicel ve nitel veriler birlikte toplanmış ve sonrasında analiz edilmiştir. Nicel boyutta ilişkisel tarama modeli, nitel boyutta ise fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Marmara Bölgesi'nde yaşayan, zihinsel engeli bulunmayan, %40 ve üzeri engellilik oranına sahip, 18 yaş üstü bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın nicel boyutuna kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 392 katılımcı dahil olmuştur ve anket yoluyla veri toplanmıştır. Nicel boyutun veri toplama araçları arasında Kişisel Bilgi Formu, Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği, Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği yer almıştır. Nicel veriler SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda nicel örneklemden gönüllü olarak seçilen 18 engelli bireyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme verileri tematik analiz ile çözümlenmiştir ve analiz sürecinde MAXQDA 24 nitel veri analiz programından yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre engelli bireylerin afet hazırlık inanç düzeyleri orta-üst seviyede, sosyal dışlanma düzeyleri düşük-orta seviyede, yaşam doyumu ise düşük seviyede bulunmuştur. Ölçekler arası ilişkiler incelendiğinde; sosyal dışlanma arttıkça afet hazırlık inancının azaldığı, yaşam doyumu ile afet hazırlık inancının negatif yönlü anlamlı bir ilişki gösterdiği, sosyo-demografik değişkenlerin (cinsiyet, gelir düzeyi, eğitim durumu, engel türü, yaşanılan yer) hem afet hazırlık inancı hem de sosyal dışlanma ve yaşam doyumu üzerinde farklılaşmalara yol açtığı görülmüştür. Nitel bulgular ise engelli bireylerin afet kavramını çoğunlukla korku, çaresizlik ve belirsizlik ile ilişkilendirdiğini ortaya koymuştur. Katılımcılar afet hazırlığında bilgi eksikliği, erişilebilirlik sorunları, ekonomik yoksunluk ve sosyal dışlanma gibi engeller yaşadıklarını belirtmişlerdir. Buna karşın dayanışma, kişisel çaba ve sosyal destek mekanizmalarının afetlerle başa çıkmada önemli olduğu vurgulanmıştır. Elde edilen bulgular engelli bireylerin afetlere hazırlık düzeylerinin fiziksel ve teknik hazırlıkların yanında sosyal dışlanma ve yaşam doyumu gibi psikososyal faktörlerle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Araştırma engelli bireyler için erişilebilir, kapsayıcı ve hak temelli afet yönetimi politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sosyal hizmet bağlamında engelli bireylerin afetlere hazırlık süreçlerine aktif katılımlarının sağlanması, toplumsal bütünleşmelerinin desteklenmesi ve psikososyal hizmetlerin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır.

Aydın Olcay Özkan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Modifiye karbon kuantum noktaları içeren polimerlerin ilaç yükleme/salım ve hücre etkileşim özelliklerinin incelenmesi

Küreselleşme ve hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler, farmakoloji alanında kayda değer ilerlemeleri de beraberinde getirmektedir. Fakat, ilaç dendiğinde günümüzde hala sıkça duyduğumuz konular arasında bu ilaçların yan etkileri yer almaktadır. Özellikle bu durum, ilaçların hedefli ya da uzun sürede salınıp bu yan etkileri minimize etmenin önemini gösterir olmuştur. Buna ek olarak, bu salımı takip etmek de oldukça faydalıdır. Hedefli salım sistemlerinde oldukça ilgi çeken malzemeler arasında biyouyumlu polimerler yer almaktadır. Buna ek olarak, son zamanların oldukça dikkat çeken nanomalzemeleri olan kuantum noktalar ise biyogörüntüleme alanında yüksek potansiyele sahiptir. Bundan yola çıkarak bu tez çalışmasında Haşhaş tohumlarından karbon kuantum noktalar elde edilmiştir. Haşhaş tohumunda bulunan yağın etkisinin sentezde etkisinin olup olmadığını görmek için (i) normal, (ii) öğütülmüş ve (iii) öğütüldükten sonra Soxhlet cihazı ile yağı ekstrakte edilmiş haşhaş tohumları karbon kaynağı olarak kullanılmışlardır. Sentezlenen bu malzemeler, nişasta, keçiboynuzu gamı ile kitosan üçlü blend'den meydana gelen polimerik filmlerin sentezi sırasında ayrı ayrı eklenerek kompozit filmler üretilmiştir. Ardından bu filmlerin karakterizasyonu yapılıp, şişme ve ilaç yükleme-salım kapasiteleri incelenmiş ve son olarak üzerlerinde kırmızı alım testi ile hücre büyüme çalışmaları yapılarak biyouyumlulukları araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, yapılan blend'lerde keçiboynuzu gamı ve kitosan oranı yüksek filmlerde oldukça iyi ilaç yükleme ve salımının olduğu ve filmlere eklenen karbon kuantum noktaların da hem ilaç salımı artırıcı hem de hücre verimliliğini artırıcı özelliklerinin olduğu bulunmuştur.

BiyopolimerlerKolloidal kuantum noktaları (QD))
Halis Can Mörel
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İnsansız araçlarda faydalı gücü arttırmak için maksimum güneş gücü takip eden nöro-fuzzy denetleyicisi uygulaması

Bu tez çalışması, gün boyunca, sabahın erken saatlerinden gün batımına kadar güneş enerjisi emilimini en üst düzeye çıkararak çok rotorlu araçların uçuş sürelerini uzatmayı amaçlayan yeni bir hibrit adaptif nöro-bulanık kontrol sistemini sunmaktadır. Sistem, çoklu rotorlu sistemde yüzeye monte güneş panelleri maksimum güç noktasını sürekli olarak izlerken, değişken yuvarlanma açılarıyla gezinmesini sağlayarak uçuş kararlılığından veya seyrüsefer performansından ödün vermeden optimum enerji hasadı yapmasını sağlar. Güneş radyasyonuna yanıt olarak yönünü dinamik olarak ayarlayarak, genellikle sınırlı güç toplayan ve çoklu rotorlu aracın uçuş yeteneklerine değer katmayan geleneksel sabit güneş sistemlerine kıyasla daha fazla güneş enerjisi emebilir. Bu adaptif yaklaşım, kesintisiz enerji sağlayarak çoklu rotorlu araç sistemlerini daha verimli hale getirir ve özellikle dalgalanan güneş ışığı koşullarına sahip ortamlarda daha uzun uçuş süresi ve bilgi aktarımına izin verir. Çoklu rotorlu aracın, entegre güç sistemi için gelişmiş bir kontrol şeması da sunarak, özellikle gerilim kontrolünden ve güç transferinden sorumlu DC-DC dönüştürücüyü hedef almaktadır. Kontrol mimarisi, parçacık sürüsü optimizasyonu yoluyla optimize edilmiş bir PI denetleyicisini, kademeli bir yapılandırmada düzenlenmiş bir nöro-bulanık denetleyiciyle birleştirir. Bu tasarım her iki kontrol yönteminin güçlü yanlarından yararlanır: Minimum ayar parametrelerine sahip PI kontrolörü, hızlı ve kararlı gerilim regülasyonu sağlarken, güç ve akım dalgalanmalarını yöneten nöro-bulanık kontrolör, genel verimliliği iyileştirmek için öğrenilmiş deneyimlerine dayanarak uyum sağlar. Parçacık sürüsü optimizasyon süreci, optimum dinamik ve sabit durum tepkileri için PI parametrelerini ince ayarlayarak değişen güneş ışığı ve hava desenleri gibi değişen çevre koşullarına etkili bir şekilde uyum sağlayabilen bir sistem ortaya çıkarır. Kapsamlı testler, bu entegre kontrol yaklaşımının DC-DC dönüştürücünün verimliliğini tek başına nöro-bulanık kontrole kıyasla en az %15 artırdığını, aynı zamanda izleme hatalarını önemli ölçüde azalttığını ve güç çıkarma kararlılığını iyileştirdiğini göstermektedir. Genel olarak, uyarlanabilir güneş takibinin gelişmiş güç yönetimi kontrol stratejileriyle birleştirilmiş kullanımı, çoklu rotorlu aracın uçuş sürelerini uzatmak, sürdürülebilir enerji kullanımını teşvik etmek ve yenilenebilir enerjiyle çalışan otonom sistemlerde operasyonel güvenilirliği iyileştirmek için sağlam bir çözüm sunmaktadır.

Muhammed Süleyman
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile içi şiddet farkındalığı ile obstetrik şiddetin doğum beklentilerini ve deneyeyimini öngörücü rolü

Amaç: Bu çalışma, aile içi şiddet farkındalığı ile obstetrik şiddetin, doğum beklentileri ve deneyimi üzerindeki öngörücü rolünü belirlemek amacı ile ilişkisel tarama modeline dayalı olarak boylamsal (longitudinal) türde yapıldı. Yöntem: Çalışmanın örneklemini İstanbul Esenler Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine doğum için başvuru yapan, araştırma kriterlerini sağlayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 200 kadın oluşturdu. Araştırma verileri Birey Tanıtım Formu, Aile İçi Şiddet Farkındalığı Ölçeği (AİŞFÖ), Gebe Kadınlar için Obstetrik Şiddet Ölçeği (GKOŞÖ), Doğum Beklentileri ve Deneyimi Ölçeği (DBDÖ), Obstetrik Şiddet Ölçeği (OŞÖ) kullanılarak toplandı. Bulgular: Katılımcıların GKOŞÖ puan ortalaması 33.07 (Ss=16.17) olup, orta düzeyde obstetrik şiddet algısına sahip oldukları; OŞÖ puan ortalaması 1,30 (Ss=1,40) olup, düşük düzeyde obstetrik şiddet algısına sahip olduğunu belirlendi. AİŞFÖ puanı ortalaması 51,10 (Ss= 7,30) olup, farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu belirlendi. Genel doğum memnuniyet puanı 3,50 (Ss=0,40) ile yüksek bulundu. Beklentilerin karşılanma yüzdesi %79,6;karşılanmamış beklenti yüzdesi %20,4; beklenmeyen karşılanma yüzdesi %43,8 ve beklenmeyen karşılanmama yüzdesi ise %56,2 olarak saptandı. AİŞFÖ ile GKOŞÖ arasında negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). GKOŞÖ, karşılanmış beklenti yüzdesini negatif, karşılanmamış beklenti yüzdesini pozitif yönde; ayrıca beklenmeyen karşılanma ve beklenmeyen karşılanmama yüzdelerini anlamlı şekilde yordamakta, genel doğum memnuniyetini ise negatif yönde etkilemektedir (p<0.001). Aile içi şiddet farkındalık düzeyinin bu değişkenler üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Katılımcıların algıladığı genel obstetrik şiddet düzeyinin, doğum deneyimlerinin farklı boyutlarında (karşılanmış beklenti, karşılanmamış beklenti, beklenmeyen karşılanma, beklenmeyen karşılanmama) ve genel doğum memnuniyetinde anlamlı bir yordayıcı olduğu; buna karşılık aile içi şiddet farkındalık düzeyinin bu boyutlar üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldı. Doğum sürecinde şiddetten arındırılmış, saygılı ve kadın odaklı bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının, gebelerin memnuniyetini artırmada kritik öneme sahip olduğu düşünüldü. Eylül 2025, 106 sayfa. Anahtar kelimeler: Aile İçi Şiddet, Obstetrik Şiddet, Doğum Beklentileri ve Deneyimi, Öngörücü Rol, Ebelik, Doğum

Büşra Küçük
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bulanık bilişsel haritalar tekniğini kullanarak bilinçli farkındalıklı çeviklik kavramının bütünsel analizi

Teknolojide yaşanan gelişmeler ve Covid-19 pandemisi gibi beklenmeyen durumlar, iş yaşamını daha değişken, belirsiz, karmaşık ve muğlak hale getirmiştir. Organizasyonlar, rekabetçi ve hızla değişen iş yaşamındaki tehditlerle baş etme, fırsatlardan yararlanabilme ve değişiklikler ile başa çıkabilmek için farklı çeviklik uygulamalarını (müşteri çevikliği, ortaklık çevikliği, operasyonel çeviklik, dijital çeviklik vb) kullanmaya başlamıştır. Bununla birlikte, literatür incelendiğinde araştırmacılar tarafından çevik uygulamalarla ilgili pek çok aksaklık tespit edildiği görülmüştür. Çevik çalışmaya gayret eden çalışanlar bilinçli farkındalık uyguladıklarında kendilerine ve çevrelerine daha dikkatli olurlar, daha iyi kararlar verebilirler. Organizasyonel bilinçli farkındalığın olduğu iş ortamlarında, bir organizasyon çevresi hakkındaki ayırt edici detayları yakalayabilir ve iyileştirebilir. Bu çalışmada çeviklik boyutları ile bilinçli farkındalık kavramlarının birbirleriyle ve sistemdeki diğer kavramlarla etkileşimine odaklanılmıştır. Bu etkileşimi analiz etmede, çok boyutlu yapıları daha iyi analiz etme fırsatı verdiği için Bulanık Bilişsel Harita aracı kullanılmıştır. Bulanık Bilişsel Harita yardımıyla, kuruluşların çeviklik boyutları ile bilinçli farkındalık ve organizasyonel bilinçli farkındalık kavramları bütünsel olarak değerlendirilmiştir. Bulanık Bilişsel Harita aracılığıyla, araştırma için belirlenen 41 değişkenin birbiriyle ilişkileri incelenmiş, 15 adet senaryo 3 seviyede oluşturulmuş ve analiz edilmiştir. İlk olarak bireysel seviye senaryoları oluşturulmuştur. Bu seviyede ele alınan 2 senaryoda; bilinçli farkındalık kavramı; duygusal çeviklik, öğrenme çevikliği, işgücü çevikliği gibi bireysel seviyede olan çeviklik kavramları üzerinde çalışılmıştır. İkinci olarak organizasyonel seviye senaryoları oluşturulmuştur. Bu seviyede ele alınan 10 senaryoda; organizasyonel seviyede olan çeviklik kavramları; organizasyonel bilinçli farkındalık, alıcı değişkenler; verici değişkenler; dijitalleşme, yenilikçilik, algılama, kavrama, dönüştürme, ekonomik performans, sosyal performans ve çevresel perfromans kavramları üzerinde çalışılmıştır. Son olarak hem bireysel hem de organizasyonel seviyenin birlikte ele alındığı senaryolar oluşturulmuştur. Bu seviyede ele alınan 3 senaryoda; bilinçli farkındalık, organizasyonel bilinçli farkındalık, dijitalleşme ve çeviklik kavramları üzerinde çalışılmıştır. Analiz edilen her senaryoda, üzerinde çalışılan pek çok kavramda farklı düzeylerde değişimler gözlenmiştir. Sonuç olarak çeviklik, dijitalleşme ve bilinçli farkındalık kavramlarının her birinin, organizasyonların tüm katmanlarındaki (bireysel, organizasyonel ve ağ) kavramlara önemli etkileri olduğu tespit edilmiştir.

Bilinçli farkındalıkBilişsel haritalarSenaryo analizi+2
Özlem Göçmen
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mobil robotlarda konum kontrolü ve simülasyonu

Günümüzde, teknolojinin hızlı gelişimi, mobil robotların sağlık, tarım, endüstri ve lojistik gibi çeşitli alanlarda kullanımını artırmıştır. Bu sistemlerin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için konum kontrolü, robotun çevresel etkileşimleri ve görev performansı açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle doğru ve verimli bir kontrolü sağlamak, mobil robotların karmaşık görevleri güvenilir bir şekilde yerine yetirmesini sağlar. Bu tezde, mobil robotların otonom hareket kabiliyetinin temel taşı olan konum kontrolü problemi hem teorik, hem de uygulamalı bir düzeyde yeniden ele alınmış ve yapay zeka tabanlı kontrol stratejileri farklı simülasyon senaryoları altında sistematik olarak karşılaştırılmıştır. Öncellikle, mobil robotların kinematik ve dinamik davranışları analitik olarak modellenmiş, diferansiyel tahrikli sistemler için türetilen doğrusal olmayan model üzerinde çeşitli kontrol algoritmaları (PID, PD, bulanık mantık, DDPG ve DQN) uygulanmıştır. Kontrol sistemlerinin etkinliği genellikle pozisyonlama hatası, yönlenme doğruluğu, zamanlama ve stabilite ölçüleri üzerinde karşılaştırılmış, aynı zamanda her yöntemin parametre duyarlılığı ve adaptasyon kapasitesi analiz edilmiştir. Bu tez, yalnızca mevcut kontrol algoritmalarının yeniden uygulanmasından ibaret kalmamış, aynı zamanda kontrol mimarisinin genelleştirilmesine ve dinamik çevresel değişkenliklere karşı uyarlanabilir stratejilerin geliştirilmesine de katkı sağlanmıştır. Özellikle derin pekiştirmeli öğrenme algoritmalarının, klasik kontrolörlerle bütünleştirilerek hibrit kontrol sistemlerinin tasarımına yönelik ilk adımlar atılmıştır. Sonuçlar göstermektedir ki, yapay öğrenme tabanlı kontrol stratejileri, klasik yöntemlerle kıyasla daha yüksek doğruluk ve çevresel adaptasyon yetisi sunsa da işlem maliyeti, veri açlığı ve güvenlik sınamaları gibi yeni zorluklar getirilmiştir. Bu bağlamda, tezin özgün katkısı, farklı kontrol stratejilerinin çok boyutlu analizini içeren metodolojik çerçevesi ve simülasyon sonuçlarının gerçek dünyaya aktara bilirliğini göz önünde bulunduran bütüncül yaklaşımdır. Eylül 2025 , 81 sayfa. Anahtar Kelimeler: Mobil robot, konum kontrolü, PID kontrol, simülasyon, bulanık mantık

MatlabRobotlar
Gulnaz Yuksel
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisi ile geliştirilen pap-smear testi uygulamasının hemşirelik öğrencilerinin bilgi, beceri ve tutumlarına etkisi

Giriş: Serviks kanseri, kadınlar için önemli bir sağlık sorunu olup, 2020 verilerine göre en sık görülen dördüncü kanser türüdür. Erken evrede genellikle belirti vermemesi, tarama programlarının önemini artırmaktadır. Pap smear testi, kanser öncesi lezyonların erken tanısında etkili bir yöntemdir. Teknolojik gelişmelerle öğretilen Pap smear uygulamaları sayesinde, örnek alma, teknik ve saklama hataları azaltılabilmektedir. Bu gelişmelerden biri de mobil Artırılmış Gerçeklik uygulamasıdır. Amaç: Bu çalışmanın amacı, Artırılmış Gerçeklik teknolojisiyle geliştirilen Pap-Smear Testi uygulamasının hemşirelik öğrencilerinin bilgi, beceri ve tutumlarına etkisini incelemektir. Yöntem: Kontrollü yarı deneysel desenle yürütülen bu çalışma, Kasım 2024 - Nisan 2025 tarihleri arasında 46'sı deney, 45'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 91 hemşirelik öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri; Tanıtıcı Bilgi Formu, HPV Bilgi Ölçeği, Servikal Kanser Bilgi Ölçeği Türkçe Versiyonu, HPV-DNA Numune Alma Becerisi Değerlendirme Formu ve Artırılmış Gerçeklik Uygulamaları Tutum Ölçeği kullanılarak yüz yüze toplanmıştır. Veri toplama formları öğrencilere eğitim öncesi, eğitim sonrası ve bir ay sonra kalıcılığı değerlendirmek amacıyla uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma kapsamında deney ve kontrol grupları yaş, akademik başarı ve dijital araç kullanımı açısından benzer özellikler göstermiştir; ancak deney grubundaki öğrencilerin cinsiyet dağılımı ve daha önce artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisi kullanma deneyimi kontrol grubundan farklılık göstermektedir. Deney grubundaki katılımcıların HPV ve servikal kanser konularındaki bilgi düzeylerinde, servikal HPV-DNA alma becerilerinde ve AR uygulamalarına yönelik tutumlarında anlamlı düzeyde artış gözlenmiştir. Eğitim öncesi bilgi düzeyleri kontrol grubuna göre daha düşük olan deney grubu, eğitim sonrası ve izlem ölçümlerinde kontrol grubunu geçmiştir. Ayrıca, AR destekli eğitim, katılımcıların tutumlarını olumlu yönde etkileyerek memnuniyet, kaygı ve kullanım isteği boyutlarında da anlamlı gelişmeler sağlamıştır. Bu bulgular, AR tabanlı eğitimin bilgi, beceri ve tutum gelişiminde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç: Artırılmış Gerçeklik teknolojisiyle geliştirilen Pap-Smear Testi uygulamasının hemşirelik öğrencilerinin bilgi, beceri ve tutumlarını olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Eylül 2025 , 147 sayfa. Anahtar kelimeler: Artırılmış gerçeklik, Pap smear testi, hemşirelik eğitimi

Merve Şen
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vulvovajinal kandidoz olgularından izole edilen dirençli Candida türlerinde ERG11 gen mutasyon analizi

Vulvovajinal kandidoz kadınlarda sık bir şekilde rastlanan ve antifungal ilaçlara direnç gösterebilen bir mantar enfeksiyonudur. Candida albicans, Candida kaynaklı enfeksiyonların yüzde 75'ini oluşturmaktadır. Tedavide kullanılan ilk seçenek antifungaller azollerdir. Azoller ERG11 geni tarafından kodlanan lanosterol 14-α-demetilazın (ERG11p) aktivitesini baskılamaktadır. Ancak son yıllarda antifungallere, özellikle de azol grubuna direnç artmaktadır. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı'na gelmiş olan vajinal sürüntü kültürlerinden elde edilen identifikasyonları MALDİ-TOF MS ile gerçekleştirilen klinik örneklerden 39 C. albicans çalışmaya dahil edilmiş ve örneklerin ERG11 genindeki mutasyonlarının moleküler yöntemlerle çalışılması amaçlanmıştır. Yapmış olduğumuz çalışmada vajinal sürüntü kültürlerinden elde edilen identifikasyonları MALDİ-TOF MS ile gerçekleştirilen 39 C. albicans şuşunun 31 tanesinde (%79) 394 TAT-CAT 132Tyr-His (Y132H) mutasyonu tespit edildi. 39 kökenin hepsinde ise (%100) 346 GAT-GAA 116Asp-Glu (D116E) mutasyonu bulundu. Bizim araştırmamızda VVC olgularından elde edilen 39 C. albicans örneklerinin tümünde D116E (%100) ve %79'unda Y132H mutasyonları bulunmuştur. Çalışmamızda iki mutasyonun (Y132H ve D116E) birlikte bulunması fenotipik olarak bu kökenlerde yüksek düzeyde FLU direnciyle korele olması iki direncin birlikte bulunmasının gerçekten bu kökenlerin dirençli olduğunu düşündürmektedir. Çalışmada tespit edilen tüm mutasyonlar daha önce literatürde tanımlanmış olup ancak azol direnci ile ilişkileri henüz netlik kazanmamıştır. Tam olarak mekanizmaların aydınlatılabilmesi için daha fazla çalışma yapılması gereklidir. Eylül 2025, 61 sayfa. Anahtar kelimeler: Candida albicans, ERG11 geni, antifungal, vulvovajinal kandidoz

Elif Çavuşoğlu
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Silimarin ve tannik asit kombinasyonunun anjiyogenez üzerine etkilerinin incelenmesi

Doğumdan önceki dönemde başlayıp yaşlılığa kadar devam eden süreçte, hem sağlıklı canlılarda hem de çeşitli patolojik durumlarda şekillenen anjiyogenez mevcut damar sisteminden yeni kan damarlarının büyümesidir. Anjiyogenez süreci aktivatör ve inhibitör etkenlerin dengesine bağlı olan karmaşık bir süreçtir kanser gibi patolojik hastalıklarda düzensiz bir şekilde gerçekleşmekte olup hastalığın ilerlemesine neden olmaktadır. Başta kanser olmak üzere bu hastalıkların tedavilerinde antianjiyogenik yaklaşımlar etkili olmaktadır. Yan etkilerinin düşük olması nedeni ile özellikle antianjiyogenik olarak bitkisel kaynaklı maddelerin kemoterapotik ilaçlarla kombinasyonlarına yönelik çalışmalar önem kazanmıştır. Silybum marianum'un meyvelerinden ve tohumlarından izole edilen polifenolik flavonoid olan Silimarin ile birçok farklı bitki türünde ve gıdada bulunan tanenlere ait bir gallo-tanen olan Tannik asit birçok terapotik etkisi bilinen doğal maddelerdir. Bu tez çalışmasında silimarinin, tannik asit ile farklı dozlarının kombinasyonunun anjiyogenez üzerine etkisi in vitro olarak EA.hy926 hücrelerinde SRB Sitotoksisite Testi ve Yara İyileşme Testi ile, in vivo olarak Koryoallantoyik Membran (CAM) Testi ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda 3,125μg/ml dozdaki Silimarinin 50 μM dozdaki Tannik asit ile kombinasyonunun güçlü bir sinerjistik etki gösterdiği, yara kapanma ve hücre migrasyonunda inhibisyon etkisinin bu kombinasyon grubunda çok güçlü olduğu görülmüştür. Çalışmamızda CAM Testi sonuçlarına göre pozitif kontrol olarak kullanılan Talidomit ile karşılaştırıldığında 1,25-2,5-5 mg/ml Silimarinin dozlarının, 5 mg/ml Tannik asit dozu ile kombine edildiğinde sinerjistik etki yaparak çok güçlü antianjiyogenik etki gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışmamızda Silimarinin Tannik asit ile kombinasyonunun sinerjistik etki yaparak güçlü antianjiyogenik gösterdiği ortaya konulmuş olup çalışmamızın sonuçlarının literatür bilgiye katkı sağlayacağı, antianjiyogenik tedavilerde yeni stratejilerin geliştirilmesi için umut vaad edici potansiyele sahip olduğu düşünülmektedir.

Ceyla Abay
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00