İstanbul University
Discipline

Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Anabilim Dalı

İstanbul University

10

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Manyas Gölü'nde mikrosistin dağılımının araştırılması

Manyas Gölü, 'kuş cenneti' olarak da bilinen ve RAMSAR sözleşmesi ile korunan bir sulak alandır. Birçok göçmen kuş türüne ev sahipliği yapan göl, kuş gözlemlerinin yoğun olarak yapıldığı ve sulak alanların öneminin ülkemizde anlaşılmasına öncülük eden bir ekosistemdir. Sığ bir göl olan Manyas Gölü özellikle azot ve fosfor olmak üzere besin elementlerinin yüksek konsantrasyonlarda olması nedeniyle su kalitesi açısından hiperötrofik karakterdedir. Gölde zaman zaman trofik durum ve diğer çevresel koşulların da katkısıyla dünyada ve ülkemizde sıklıkla karşılaşılan ve ikincil metabolit olarak toksin üretme kabiliyetinde olan siyanobakteri aşırı artışları meydana gelmektedir. Siyanotoksin olarak adlandırılan bu metabolitlerin bazıları hem su canlıları hem de su ile temas eden diğer canlılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Siyanotoksinler farklı molekül yapılarına sahiptir ve etki ettikleri organlara bağlı olarak toksik etki gösterebilirler. Dünyada en yaygın olarak bulunan ve hepatotoksik etki gösteren siyanotoksin mikrosistindir. Manyas Gölü'nde mikrosistin varlığını ve varyantlarını tespit etmek amacıyla seçilen dört istasyonda Ocak 2019- Aralık 2020 tarihleri arasında aylık olarak yüzey suyu örneklemesi yapılmış ve toksin konsantrasyonları tespit edilmiştir. Gölün trofik durumunun ortaya konması için bazı fizikokimyasal (Sıcaklık, Çözünmüş oksijen, pH, İletkenlik, Secchi diski derinliği, Orto-fosfat, Toplam fosfor, Çözünmüş inorganik azot) ve biyolojik (klorofil-a konsantrasyonu) parametreler ölçülmüştür. Carlson Trofik Durum İndeks değerlerinin hiperötrofiyi temsil eden >62 değerinin üstünde olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda gölde 0,07 µg/L ile 1.64 µg/L arasında değişim gösteren mikrosistin konsantrasyonu ölçülmüştür. Sıvı kromatografi yüksek çözünürlüklü kütle spektrometresi (LC-HRMS) kullanılarak gölde mikrosistinin 9 varyantı (MC-LR, MC-RR, MC-YR, MC-LY, MC-LW, MC-RR-desmethylated, MC-HiLR, MC-LF, MC-LA) tespit edilmiştir. Gölde bu çalışma süresince mikrosistin konsantrasyonu, Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik'e göre yüzme suları için sınır değer olan 20 µg/L'nin oldukça altındadır. Ancak, mikrosistinin gölde yıl boyunca bulunuşu önemli bir sulak alan olan Manyas gölünde siyanobakteri artışları ve siyanotoksin varlığına yönelik izleme çalışmalarının düzenli olarak yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

CyanobacteriaManyas GölüSiyanobakteriler+1
Anıl Algedik
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bentik makroomurgasızlar ve bazı fiziko-kimyasal parametreler kullanılarak Riva deresi (İstanbul) su kalitesinin değerlendirilmesi

Mart 2018 ile Ocak 2019 tarihleri arasında Riva Deresi (İstanbul)'ne ait beş istasyonda mevsimsel olarak bentik makroomurgasız örnekleri toplanmıştır. Çalışma neticesinde, 96 taksa'ya ait 12028 birey tespit edilmiştir: Platyhelminthes [(Dugesia sp.; Platyhelminthes)], Annelida [(Aulodrilus limnobius Bretscher, 1899; Eiseniella tetraedra (Savigny, 1826); Lumbricidae; Enchytraeus buchholzi Vejdovský, 1879; Henlea perpusilla Friend, 1911; Henlea ventriculosa d'Udekem, 1854; Helobdella stagnalis (Linnaeus, 1758); Hirudinea; Homochaeta naidina Bretscher, 1896; Limnodrilus claparedeanus Ratzel, 1868; Limnodrilus hoffmeisteri Claparède, 1862; Limnodrilus profundicola Verril, 1871; Limnodrilus udekemianus Claparède, 1862; Limnodrilus sp.; Naidinae; Nais sp.; Ophidonais serpentina Müller, 1773; Potamothrix hammoniensis (Michaelsen, 1901); Pristina sp.; Psammoryctides albicola (Michaelsen, 1901); Psammoryctides deserticola (Grimm, 1877); Psammoryctides sp.; Rhyacodrilus coccineus (Vejdovsky, 1875); Stylaria lacustris Linnaeus, 1767; Tubifex tubifex (Müller, 1774); Tubificinae; Uncinais uncinata (Ørsted, 1842); Vejdovskyella intermedia Bretscher, 1896)], Bivalvia [(Pisidium amnicum (Müller, 1774); Pisidium casertanum (Poli, 1791); Sphaerium corneum Linnaeus, 1758)], Gastropoda [(Potamopyrgus antipodarum (Gray, 1843); Planorbis planorbis (Linnaeus, 1758); Gyraulus albus (Müller, 1774); Physella acuta (Draparnaud, 1805)], Crustacea [Asellus aquaticus (Linnaeus, 1758); Potamon sp.; Gammaridae], Ephemeroptera (Baetis sp.; Cloeon sp.; Caenis sp.; Heptagenia sp.), Odonata [(Ischnura elegans Vander Linden, 1820; Gomphus sp.; Ophiogomphus cecilia (Fourcroy, 1785), Orthetrum brunneum (Fonscolombe, 1837); Platycnemis pennipes (Pallas, 1771)], Hemiptera (Nepa cinerea Linnaeus, 1758; Corixa sp.; Gerridae), Coleoptera [(Bagous sp.; Dytiscus sp.; Elodes sp.; Gyrinus sp.; Hydrophilus sp.; Hygrotus sp.; llybius sp.; Noterus clavicornis (De Geer, 1774); Paracymus sp.; Plateumaris sp.], Trichoptera (Glossosomatidae; Helicophysche sp.; Hydropyhsche sp.; Hydroptilidae), Diptera [(Ablabesmyia sp.; Atrichopogon sp.; Bezzia sp.; Chironomus (Chironomus) plumosus (Linnaeus, 1758); Chironomus (Chironomus) riparius Meigen, 1804; Chironomus tentans Fabricius, 1805; Chrysopilus sp.; Dixa sp.; Endochironomus albipennis (Meigen, 1830); Eukiefferiella brevicalcar (Kieffer, 1911); Halocladius fucicola (Edwards, 1926); Kiefferulus (Kiefferulus) tendipediformis (Goetghebuer, 1921); Micropsectra radialis Goetghebuer, 1939; Micropsectra sp.; Microtendipes chloris (Meigen, 1818); Paratanytarsus lauterborni (Kieffer, 1909); Paratanytarsus sp.; Paratrichocladius sp.; Polypedilum (Polypedilum) nubeculosum (Meigen, 1804); Polypedilum (Polypedilum) pedestre (Meigen,1830); Polypedilum sp.; Procladius (Holotanypus) sp.; Prodiamesa olivacea (Meigen, 1818); Psychoda sp.; Rhypholophus sp.; Simulium sp.; Tabanus sp.; Tanypus (Tanypus) punctipennis Meigen, 1818; Tanypus sp.; Tipula sp.)]. Örneklemeler esnasında, bazı fiziko-kimyasal parametre değerleri [Derinlik (cm), genişlik (cm), akış hızı (m/s), su sıcaklığı (oC), çözünmüş oksijen (mg/L), pH, elektriksel iletkenlik (μS/cm), tuzluluk (ppm), TP (μg/L), o-PO4 (μg/L), NH4-N (mg/L), NO2-N (μg/L), NO3-N (mg/L), AKM (g/L)] ölçülmüştür. Riva Deresi (İstanbul)'un su kalitesinin belirlenmesi amacıyla elde edilen biyolojik verilere Asterics 3.01 (AQEM, 2002) programı yardımıyla biyotik ve çeşitlilik indeksleri uygulanmıştır. BMWP (Biyolojik İzleme Grubu Biyotik İndeksi), ASPT (Her Taksonun Ortalama Değeri), BBI (Belçika Biyotik İndeks), EPT-Taxa[%], SDI (Simpson's), Evenness ve Margalef çeşitlilik indekslerinin sonuçları hesaplanmıştır. Çalışma neticesinde elde edilen data setine, R istatistik programı yardımıyla Spearman Korelasyon Matrisi (p değeri<0,001), Temel Bileşenler Analizi (PCA) ve Metrik Olmayan Çok Boyutlu Ölçekleme (nMDS) uygulanmıştır. Past İstatistik Programı (versiyon 4.02) kullanılarak, örnekleme istasyonlarının tür kompozisyonlarına göre benzerliği gösterilmiştir.

Bentik canlılarFaunaFizikokimyasal özellikler+2
Nilay Dökümcü
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Göksu deresi (İstanbul, Türkiye) su kalitesinin bentik makroomurgasız ve biotik indeks kullanılarak belirlenmesi

Göksu Deresi'nin bentik makroomurgasız ve biotik indeks kullanılarak su kalitesinin tespit edilmesi ve ülkemiz biyolojik envanterine katkıda bulunulması amacıyla Aralık 2017 ve Eylül 2018 tarihleri arasında beş istasyon seçilerek mevsimsel örnekleme yapılmıştır. Seçilen beş örnekleme noktasından su örnekleri alınarak fizikokimyasal parametreler incelenmiş, bentik makroomurgasız örnekleri toplanmış ve biotik indeksler uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, 33 takson ve m2'de 50.381 birey belirlenmiştir. Gastropoda klasisine ait 3 takson [(Physella acuta (Draparnaud, 1805), Planorbis planorbis (Linnaeus, 1758), Planorbarius corneus (Linnaeus, 1758)]; Oligochaeta subklasisine ait 10 takson [(Limnodrilus sp., Limnodrilus udekemianus (Claparède, 1862), Limnodrilus hoffmeisteri (Claparède, 1862), Nais pardalis (Piguet, 1906), Tubifex tubifex (Müller, 1774), Limnodrilus claparedeianus (Ratzel, 1868), Potamothrix hammoniensis (Michaelsen, 1901), Tubificinae, Enchytraeus buchholzi (Vejdovský, 1879), Lumbricidae)]; Bivalvia klasisine ait 1 takson [(Mytilus galloprovincialis (Lamarck, 1819)]; Crustacea subfilumu'na ait 2 takson [(Asellus aquaticus (Linnaeus, 1758), Gammarus sp.)]; Ephemeroptera ordosuna ait 1 takson [(Baetis sp.)];Odonata ordosuna ait 1 takson [(Orthetrum sp.)]; Diptera ordosuna ait 14 takson [(Chironomidae, Chironomus (Chironomus) riparius (Meigen, 1804), Endochironomus tendens (Fabricius, 1775), Cricotopus (Cricotopus) bicinctus (Meigen, 1818), Cricotopus (Cricotopus) cylindraceus (Kieffer, 1908), Tanypus punctipennis (Meigen, 1818), Procladius (Holotanypus) sp., Zavrelimyia melanura (Meigen, 1804), Endochironomus albipennis (Meigen, 1830), Tipula sp., Simulium sp., Sciomyzidae, Dolichopodidae, Ephydridae)] ve Polychaeta klasisine ait 1 takson [(Hediste diversicolor (Müller, 1776)] tespit edilmiştir. Makroomurgasızların belirlenmesinin yanı sıra su sıcaklığı (0C), pH, çözünmüş oksijen (mg/L), elektriksel iletkenlik (µS/cm), tuzluluk (ppm), derinlik (cm), akış hızı (m/s), amonyum azotu (NH4-N mg/L), nitrit azotu (NO₂-N µg/L), nitrat azotu (NO₃-N mg/L), ortofosfat (o-PO4 µg/L), toplam fosfor (TP µg/L), biyokimyasal oksijen ihtiyacı (BOİ5 mg/L) ve askıda katı madde (AKM g/L) ölçümleri de yapılmıştır. Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği (2021)'e göre Göksu Deresi'nde ölçümü yapılan parametrelerin su kalite sınıfları belirlenmiştir. Su kalitesinin belirlenmesi amacıyla BMWP (Biyolojik İzleme Çalışma Grubu Biyotik İndeksi), ASPT (Her Taksonun Ortalama Değeri) ve BBİ (Belçika Biyotik İndeks) indeksleri hesaplanmıştır. Çalışmada Margalef ve Simpson çeşitlilik indeksleri uygulanmıştır. İstasyonlar arasındaki benzerlik oranını belirlemek için ise Sorensen ve Jaccard benzerlik indeksleri hesaplanmıştır. Verilerin analizi konusunda tanımlayıcı istatistikler; ortalama ve standart sapma değerleri ile sunulmuştur. Çalışmada fizikokimyasal parametrelerin faktör yapılarının incelenmesi için temel bileşenler analizi (PCA) yapılmıştır. Fizikokimyasal parametrelerin istasyon ve mevsimlere göre farklılığının incelenmesi için Kruskall Wallis testi uygulanmıştır. Farklı olan grupların belirlenmesi amacıyla All-pairwise yöntemi uygulanmıştır. Fizikokimyasal parametreler arasındaki ilişki varlığının tespit edilmesi amacı ile Spearman korelasyon analizi yapılmıştır.

Esra Albayrak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Saros Körfezi'nin (Kuzey Ege Denizi) ekosistem yapısı ve fonksiyonlarının modellenmesi

Saros Körfezi 1991 yılından günümüze kadar trol balıkçılığına kapalı bir bölgedir ve aynı zamanda, 2010 yılından itibaren Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir. Her iki durum göz önüne alındığında, Saros Körfezi küçük ölçekli balıkçılık ve gırgır balıkçılığından kaynaklanan av baskısı altındadır. Bu nedenle, bölge ekosisteminin yapısal ve fonksiyonel özelliklerini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmada, ekosistem modeli Eylül 2006 - Eylül 2008 dönemi için Ecopath with Ecosim programı kullanılarak incelenmiştir. Model kurulurken fonksiyonel gruplar; türlerin balıkçılık açısından sömürülme oranları, ekolojik nişleri ve habitatları göz önüne alınarak oluşturulmuş ve bu fonksiyonel gruplar arasındaki enerji akışı tespit edilmiştir. Kurulan modelin pedigree değeri 0,59 olup bu değer Akdeniz'de yapılmış olan diğer Ecopath modellerinin pedigree değerlerine benzerdir. Çalışma sonucunda; Saros Körfezi ekosisteminde deniz memelilerinden yunusların en yüksek trofik seviyeyle (TL= 4,39) poliketlerin ise en düşük seviyeyle (TL= 2,11) enerji akışında yer aldıkları görülmüştür. Sistemin trofik seviyeleri arasındaki enerji transfer etkinliği %12,6'dır. Toplam net birincil üretimin toplam net solunuma oranı 1,82'dir ve bu değerle bölgenin gelişmekte olan bir ekosistem olduğu görülmektedir. Avın ortalama trofik seviyesi 3,4'dür ve sistemin toplam biyomas miktarı 1535,24 t.km-2 . yıl-1 'dır. Saros Körfezi ekosistemi içinde yer alan zooplankton ve küçük pelajik balıkların kilit tür etkinliği diğer gruplara göre daha yüksek olmakla birlikte bölgede tam anlamıyla ekosistem dengesi için kilit bir grup ortaya çıkmamıştır. Körfezde köpek balığı gibi trofik seviyesi yüksek predatör türler üzerinde balıkçılık baskısının yüksektir. 2006-2008 dönemi için kurulan bu model, günümüz koşullarında bölgenin ekosistemini yansıtan güncel veriler kullanılarak oluşturulacak olan yeni modellerle trol balıkçılığı yasağı gibi alınan balıkçılık yönetimi kararlarının işlerliğini test etmeye olanak sağlayacak bir altlık oluşturmaktadır. Anahtar kelimeler: Trofik ilişkiler, Kütle denge modeli, Ecopath, Saros Körfezi, Ege Denizi

BalıkçılıkBalıkçılık koruma bölgesiEkolojik sistem yaklaşımı+3
Turgay Öksüzoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Boğazı'nda afalinaların (Tursiops truncatus) pasif akustik izleme sistemi gece verilerinin incelenmesi

Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı'nın oluşturduğu Türk Boğazlar Sistemi (TBS), Karadeniz ile Akdeniz'i birbirine bağlar. Bu sistem, iki deniz arasında göç eden canlılar için biyolojik bir koridor görevi görür. TBS'de ve İstanbul Boğazı'nda; mutur Phocoena phocoena (Linnaeus, 1758), tırtak Delphinus delphis Linnaeus, 1758 ve afalina Tursiops truncatus (Montagu, 1821) olmak üzere üç farklı yunus türü gözlenmektedir. Bu çalışmada, İstanbul Boğazı'nın Kuzeyinde yer alan Fil Burnu Koyu'nda gerçekleştirilen 21 günlük akustik gece kayıtları, kulaklıkla dinleme ve spektrogramda dinlenen sesin frekans konturların izlenmesi yoluyla incelenmiştir Bölgedeki afalinalara ait toplam 7428 ıslık belirlenerek bunların 2920'si, spektogramda görünen frekans konturuna göre işaretlenmiş ve incelenmiştir. Bu veriler daha önce aynı bölgede çalışılmış olan gündüz verileri ve çevresel parametreler ile kıyaslanarak gece aktiviteleri hakkında fikir sahibi olmaya çalışılmıştır. Yapılan analizlerle birlikte, bölgede yerel bir popülasyon olabileceği, bu bölgeyi, beslenme, sosyalleşme gibi aktiviteler için seçtikleri söylenebilir. Ayrıca, bu bölge, anne ve yavru yunuslar için sosyalleşme bölgesi olarak da düşünülebilir. İleri sonuçlara varabilmek için bölgede daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç vardır. Türkiye'de deniz memelileri akustiği ile ilgili az sayıda çalışma olmasından dolayı yeni yapılacak çalışmalar Türkiye denizlerindeki setase ses repertuarlarının belirlenmesi için katkı sağlayacaktır.

Beril Gül
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye denizleri'nde yaşayan mutur'ların phocoena phocoena (Linnaeus, 1758) genetik yapılarının incelenmesi

Türkiye denizlerinde Cetacea takımına (balinalar ve yunuslar) ait 10 türün yaşadığı bilinmektedir. Phocoenidae familyasından ise mutur - Phocoena phocoena (Linnaeus, 1758) Türkiye Denizleri'nde en sık görülen üç yunus türünden biridir. Mutur, Kuzey Yarımküre'de görülen kozmopolitan bir türdür. Kuzey Atlantik'te, Kuzey Pasifik'te ve Karadeniz'de yaygın, Marmara Denizi'nde ise ender olarak bulunduğu bilinmektedir. Ege Denizi'nde canlı gözlem, canlı ve ölü karaya vurma kayıtları bildirilmiştir. Türün artık Akdeniz'de dağılım göstermediği bilinmektedir. Muturlar üç alt türe ayrılmaktadır; Kuzey Pasifik'teki Phocoena phocoena vomeria, Kuzey Atlantik'teki Phocoena phocoena phocoena ve Karadeniz'deki Phocoena phocoena relicta'dır. Bunların yanı sıra, İberya ve Moritanya kıyılarındaki mutur popülasyonu Phocoena phocoena meridionalis olarak adlandırılmış ve yukarıdaki üç alt türden farklı bir alt tür ile temsil edildiği önerilmiştir. Karadeniz mutur popülasyonunun Atlantik mutur popülasyonundan morfolojik ve genetik olarak ayrı olduğu ve Phocoena phocoena relicta Abel, 1905 alt türü ile temsil edildiği belirlenmiştir. Muturun, ulusal ve uluslararası çalışmalar ile Türkiye'de bu güne kadar mtDNA ve nüklear DNA belirteçleri kullanılarak türün genetik yapısı anlaşılmaya çalışılmıştır. Marmara Denizi'nde özellikle İzmit Körfezi'nde örneklenen muturlar üzerine mtDNA belirteci ile yapılan genetik çalışmalar sonucunda, bazı bireylerde tespit edilen benzersiz haplotip varlığı, bu alandaki muturların genetik olarak farklılaşmış olabileceğini göstermekte, yani, Marmara Denizi'nde izole bir mutur popülasyonu olabileceği fikrini desteklemektedir. Bu çalışmanın amacı; 1999-2018 yılları arasında Türkiye kıyılarında örneklenmiş mutur (Phocoena phocoena) türüne ait deri dokularından DNA örneği izole ederek, elde edilen DNA örneklerinin mitokondriyal DNA (mtDNA) ve çekirdek DNA'sı (RAD Dizileme) belirteçlerini kullanarak muturların genetik yapılarını incelemektir. Türkiye denizlerinde yaşayan mutur popülasyonları üzerine aynı belirteçle yapılan çalışmalara katkı sağlamak amacı ile mtDNA analizleri uygulanmış, mtDNA analiz sonuçları ışığında, Marmara Denizi'nde izole bir popülasyonu olduğu tahmin edilen mutur örneklerinin çekirdek DNA analizleri yapılmış ve mtDNA sonuçlarının yanı sıra RAD dizileme sonuçları da yorumlanmıştır. Bu çalışmada, toplam 88 adet (Batı Karadeniz:48, Doğu Karadeniz:19, TBS:19, Ege Denizi:2) mutur türüne ait mtDNA dizisi elde edilmiştir. 14 farklı mtDNA haplotip varlığı ortaya çıkarılmış ve bu haplotiplerden beş tanesinin daha önce herhangi bir çalışmada bulunmayan yeni haplotipler olduğu anlaşılmıştır. Φst hesaplamaları sonucu, Marmara Denizi'ndeki mutur alt popülasyonunun Karadeniz'deki diğer mutur alt popülasyonlarından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma gösterdiği gösterilmiştir. En yüksek haplotip ve nükleotid çeşitliliği, Türk Boğazlar Sistemi (TBS)'de görülmektedir. Batı Karadeniz'deki haplotip ve nükleotid çeşitliliği de TBS'den sonra en yüksek olarak bulunmuştur. Çift enzim RAD (ddRAD) dizileme sonuçlarına bakıldığında, genetik çeşitlilik oranı en yüksek Batı Karadeniz'de (çeşitlilik gösteren SNP oranı: %28), akabinde TBS'de (24'lük değer ile) görülmüştür. Yapılan Structure analiz sonuçları filogenetik ağaç analiz sonuçlarını desteklemektedir. Structure sonucu özgün XVIII haplotipine sahip bireylerin diğer popülasyondaki bireylerden farklılaştığı görülmektedir. Bu çalışmada yapılan hem mtDNA belirteci analiz sonuçları hem de ddRAD sonuçları ışığında Marmara Denizi'nde bir mutur alt popülasyonu varlığından bahsedilmektedir. Marmara Denizi'ndeki özgün haplotipin varlığının korunması için mevcut bölgedeki popülasyon için hassas bir koruma stratejisi gerekmektedir. Mevcut çalışma sonucunda özellikle şimdiye kadar herhangi bir çalışmada bulunmamış yeni mtDNA haplotiplerinin ortaya çıkarılması bundan sonra hem Türkiye'de hem Dünya'da yapılacak çalışmalar için verilerin karşılaştırılmasına olanak sağlayacaktır. Türkiye'de daha önce Türk Boğazlar Sistemi (TBS) ve Ege Denizi'nde yaşayan muturların genetik yapısının belirlenmesinde RAD Dizileme'nin kullanılmamış olması sebebiyle mevcut çalışma, ilk çalışma niteliğindedir. Bu çalışma, İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje numarası: 51782.

Begüm Uzun
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Marmara denizi Kınalıada kıyısal alanında biyo-indikatör bakteri düzeylerinin araştırılması

Kıyısal alanlar ada ekosistemlerinde önemli bir yere sahiptir. Maruz kaldığı insan aktivitelerinin etkisi ve diğer çevresel faktörlere bağlı olarak kırılgan olabilen bu alanlar evsel, tarımsal ve endüstriyel faaliyetlerle birlikte ilkbahar ve yaz aylarında yoğun olarak turistik kullanıma ev sahipliği yapmaktadır. Bu nedenle adalar çevresinin bakteriyolojik etkileşiminin bilinmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada Marmara Denizi'nde yer alan Prens adaları arasında yer alan ve İstanbul İline evsahipliği yapan bir anakaranın kıyıları ile yakın irtibata sahip Kınalıada kıyısal alanı araştırma alanı olarak seçilmiştir. Kınalıada kıyısal alanının taşıdığı kirlilik etmenlerinin bakteriyolojik etkisini ortaya koymak ve bakteri dağılımının mevsimsel değişimin etkilerini tespit etmek amacı ile Haziran 2018 – Mayıs 2019 tarihleri arasında çevresel faktörler dikkate alınarak Kınalıada kıyısal alanında seçilen 10 istasyondan aseptik şartlarda yüzey suyu (0-30 cm) örnekleri alınmıştır. Bakteriyolojik yükün arttığı yaz döneminde aylık, sonbahar, kış ve ilkbahar döneminde mevsimlik olarak 6 kez deniz suyu örneklemesi yapılmıştır. Alınan deniz suyu örnekleri aynı gün içinde İ.Ü Su Bilimleri Fakültesi Akuatik Mikrobiyal Ekoloji Laboratuvarına ulaştırılmıştır. Örnekleme istasyonlarında değişken çevresel parametreler (çözünmüş oksijen, pH, tuzluluk, sıcaklık) yerinde Multiparametre (YSI 556 MPS) kullanılarak kaydedilmiştir. Membran Filtrasyon Tekniği kullanılarak biyo-indikatör (gösterge) bakteriler fekal koliform, fekal streptokok, toplam koliform düzeyleri incelenmiştir. Spektrofotometrik yöntemler kullanılarak besin tuzları (nitrit azotu, nitrat azotu, amonyum azotu, fosfat fosforu) ve trofik düzey indikatörü klorofil-a düzeyleri belirlenmiş ve değişken çevresel parametreler ile bakteri dağılımı arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma boyunca en yüksek toplam koliform düzeyi 96x103 KOB/100 ml olarak Ağustos 2018 örneklemesinde tespit edilirken en düşük toplam koliform düzeyi 1x101 KOB/100 ml olarak Mayıs 2019 örneklemesinde tespit edilmiştir. En yüksek fekal streptokok düzeyi 49x103 KOB/100 ml olarak Kasım 2018 örneklemesinde tespit edilirken en düşük fekal streptokok düzeyi 22 x 102 KOB/100 ml olarak Şubat 2019 örneklemesinde tespit edilmiştir. En yüksek fekal koliform düzeyi 82x103 KOB/100 ml olarak Ağustos 2018 örneklemesinde tespit edilirken en düşük fekal koliform düzeyi 2x102 KOB/100 ml olarak Şubat 2019 örneklemesinde tespit edilmiştir. Çalışma süresince en yüksek toplam mezofilik aerobik heterotrofik bakteri düzeyi Temmuz 2018 örneklemesinde 92x1011KOB/ml olarak tespit edilirken en düşük düzeyi ise Şubat 2019 tarihinde 1x109 KOB/ml olarak tespit edilmiştir. Çalışma boyunca deniz suyu sıcaklık değerleri en düşük 6,89 C° en yüksek 25,7 C°, pH değerleri en düşük 3,60 en yüksek 11,55 olarak kaydedilmiştir. En düşük çözünmüş oksijen değeri 1,66 mg/l, en yüksek 19,98 mg/l, en düşük tuzluluk değerleri ‰ 21,18 psu en yüksek tuzluluk 29,11 psu olarak kaydedilmiştir. Kınalıada kıyısal alanında tespit edilen biyo-indikatör bakteri dağılımı bölgede insan aktivitelerine bağlı kirlilik varlığını göstermiştir. Kınalıada kıyısal alanında belirlenen fekal koliform, total koliform ve fekal streptokok düzeylerinde mevsimlere bağlı olarak azalma ve çoğalmalar tespit edilse de bakteri düzeyleri yasal olarak kabul edilen sınırların üzerinde tespit edilmiştir. Örnekleme boyunca sınır değerlerin üzerinde tespit edilen biyo- indikatör bakteri varlığı ekosistem sağlığı ve halk sağlığı açısından bölgede potansiyel bir risk oluştuğunu göstermektedir. Marmara Denizi Kınalıada kıyısal alanı ve ilişkili olduğu tüm adalar ekosisteminde bakteri dağılımına yönelik potansiyel riski önlemek için bakteriyolojik kirlilik kaynaklarının kontrolünün sağlanması ve uzun süreli bakteriyolojik çalışmalarla bölgenin izlenmesi gerekmektedir.

Koliform bakterilerMarmara DeniziSucul bakteriler+2
Selma Dilara Karaman
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sapanca Gölü sucul makrofitleri ve su kalitesi ile olan ilişkileri

Göllerin littoral bölge biyotalarının en önemli bileşenlerinden biri olan sucul makrofitler su kalitesini doğrudan ve dolaylı olarak etkilemeleri ile sağlıklı bir sucul ekosistemde büyük ve önemli bir role sahiptirler. Uzun ömürlü olan sucul makrofitler ortamda sabit olarak ve bol miktarda bulunmaları, teşhislerinin kolaylığı sebebiyle ideal bir biyolojik izleme aracıdır. Sapanca Gölü, Adapazarı ve Kocaeli illeri için içme suyu kaynağı olarak kullanılmasının yanı sıra tarımda sulama suyu kaynağı, sportif ve ticari balıkçılık, rekreasyon ve sulama alanı gibi sosyo-ekonomik amaçlı da kullanılmaktadır. Şubat 2017- Kasım 2017 tarihleri arasında Sapanca Gölü kıyısal alanlarında gerçekleştirilen bu çalışmada su altı makrofitlerinin belirlenmesi ve su kalitesi parametreleri ile olan ilişkinin ortaya koyması amaçlanmıştır. Su altı makrofitlerin tür kompozisyonu, yoğunluğu, dağılımı, tür çeşitliliği ve zenginliğinin mevsimsel değişimleri belirlenmiş ve temel çevresel parametreler ile olan ilişkileri incelenmiştir. Çalışma kapsamında, gölü temsil edecek farklı çevresel etki altında kalan beş kıyı ve göl ortasında bir referans istasyonu belirlenmiştir. Gölde su altı makrofitlerinden Myriophyllum spicatum, Ceratophyllum demersum, Elodea canadensis, Najas minor, Chara sp., Potamogeton perfoliatus ve Potamogeton lucens türleri olmak üzere yedi tür bulunmuştur. Yabancı ve istilacı bir tür olan E. canadensis türünün varlığı ilk kez Sapanca Gölü'nde bu çalışma ile bildirilmiştir. Çalışma süresince tespit edilen türlerin varlığı mevsimlere ve belirlenen istasyonlara göre farklılık göstermiştir. Kış mevsiminde herhangi bir su altı makrofit türüne rastlanmamıştır. Sapanca Gölü'nde yapılan çalışmada makrofit gelişiminin mevsimsel değişiminde etkili birincil parametre su sıcaklığı olarak belirlenmiş ve makrofit yoğunluğu ile kuvvetli bir pozitif ilişki göstermiştir. Su sıcaklığının artışına paralel olarak Sapanca Gölü makrofitlerinin mevsimsel biyoması da ilkbahar mevsiminde artmış (3568 g/m2), yaz mevsiminde (5335 g/m2) en yüksek değere ulaşmıştır. Makrofit yoğunluğu sonbahar mevsimi 2733 g/m2 olarak kaydedilmiştir. Üç mevsimde de gölde baskınlık gösteren tür P. lucens olarak belirlenmiş ve toplam biyomasın %66'sını oluşturmuştur. Genel olarak gölde tür çeşitliliği düşük değerlerde (<1) kaydedilmiş, bu değerlerde çoğunlukla Potamogeton (%66) ve zaman zaman Chara (%15) türlerinin baskınlığı sebep olmuştur.

Biyolojik çeşitlilikSapanca GölüSu altı bitkileri+1
Sezgi Ersoy Yıldız
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marmara denizi limanlarında hidrozoa biyoçeşitliliği

Bu çalışma, Haziran-Eylül 2017'de, Marmara Denizi'nde yer alan dört farklı istasyonda (Ambarlı Limanı, Haydarpaşa Limanı, Bandırma Limanı ve Kocaeli Limanı) dağılım gösteren hidroid poliplerini belirlemek amacı ile suya daldırılıp üç ay boyunca suda bırakılan üç farklı materyalden (tahta, PVC, iple kaplı PVC) oluşan plakaların örneklemesi ile yürütülmüştür. Çalışma alanımız olan limanlardan alınan plakalar üzerindeki biyofouling organizmaların teşhisinde dünya denizleri ve özellikle Akdeniz'de hidrozoalarla ilgili yapılan sistematik çalışmalardan yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda, limanlarda toplam 5 familyaya ait 7 tür (Ectopleura crocea, Obelia dichotoma, Bougainvillia muscus, Clytia gracilis Eudendrium capillare, Eudendrium cf. merulum ve Sertularella ellisii) bulunmuş olup Ectopleura crocea Marmara Denizi için yeni kayıt türdür.

Esin Yüksel
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Seasonal distribution and species composition of zooplankton in the Eastern Marmara sea

In this study, which was conducted in February, May, July and December of 2016 at 30 stations in the upper layer and 14 stations in the lower layer, the abundance and distribution of the species composition of zooplankton in the East Marmara Sea was evaluated temporally and spatially. Environmental parameters affecting distribution are examined. In this study which make seasonally, zooplankton samples were taken vertically. During in our study, the highest abundance value of zooplankton was 2822 ind/m3 at MD6 station in December and the lowest abundance value was measured as 299 ind/m3 at İZ2 station in December. In seasonal samples, a total of 36 species / groups were identified in the upper layer including Copepoda, Cladocera, Chaetognatha, Appendicularia, Meroplankton and other groups (gelatinous organisms). The most significant species were Penilia avirostris, Acartia clausi, Oithona nana and Polchaeta larvae during summer months according to their abundance, while Acartia clausi, Calanus euxinus, Paracalanus parvus and O. nana were the most abundant in the winter months. Oithona davisae which an invasive alien species, continued to exist in the Marmara Sea. The highest zooplankton abundance was recorded in the MD8 station (2282 ind/m3) in July and the lowest in May in the MD7 station (9 ind/m3). A total of 43 species / groups were identified in the lower layer. 5 species were found in lower layer which not found in upper layer ( Aetideus spp., Clausocalanus spp., Oncaea minuta, Goniopsyllus rostratus, Ctenocalanus vanus, Euchaeta marina and Siphonophora species ).It is observed that the eastern Marmara Sea has an eutrophic structure, zooplankton abundance and distribution changes seasonally and physical parameters are important for this changes.

Low tempratureMesozooplanktonHigh temperature
Ezgi Emiş Türkeri
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00