5
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
COVİD-19 döneminde yeni gözetim paradigmaları: Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın twitter paylaşımlarının kesitsel örneklemi üzerinden eleştirel söylem analizi
Bu çalışma, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın Covid-19 salgınının seyrine yönelik twitter üzerinden yaptığı günlük bilgilendirme paylaşımlarının yeni gözetim paradigmalarının oluşmasına neden olduğu sorgusundan yola çıkmıştır. Çalışma, bu yeni gözetim paradigmalarının söylemsel çerçevesini eleştirel dil biliminin açımlayıcı niteliği doğrultusunda görünür kılmayı amaçlamıştır. Araştırma, gözetilme algısının söylemsel olarak kuruluşunu, iktidar, kontrol ve bireysellik ekseninde tartışmayı hedeflemiştir. Çalışmada, dilsel müktesebat ve söylemin yönlendirici gücü disiplinlerarası bir yaklaşım çerçevesinde ele alınmıştır. Bilgilendirme paylaşımlarının birçoğunda alt metin olarak gözetme eylemi, insan sağlığının korunması esasına göre düzenlenmiştir. Bu doğrultuda söylemsel çerçeve gözetimin meşruluğunu onaylamakta; gözetim faaliyetleri zaman ve mekânda boşluk bırakmayacak şekilde olumlanarak rasyonel bir bağlama dayandırılmaktadır. Gözetim ve kontrol fenomenleri bireylerin sınıflandırılması, nitelendirilmesi çerçevesinde işlerken aynı zamanda istatistiksel bir şema içinde süreklilik arz eden bilgisel bir tahakküm bağlamında mutlaklaştırılmıştır. Diğer yandan takip, Hes kodu gibi dijital uygulamalar aracılığıyla gerçekleştirilmekte, bu durum bireysel süreçlerin psikolojik caydırma politikalarıyla disipline edildiği dijital bir denetim toplumu paradigmasını olanaklı hale getirmektedir. Nitekim, yeni biyopolitik gözetim iktidarının tehlike algısını insan sağlığı üzerinden mutlaklaştırması, gözetim ve denetimin olumlanmasını ortaya çıkarmakta; gözetim ve denetime toplumsal rıza üretmektedir.
Reklamlarda hikâye anlatımının marka tercihinde rolü
İnsanlık tarihi boyunca iletişimde önemli bir yeri olan hikâye anlatıcılığının, markalar tarafından kurum değerlerini iletmek, iç ve dış hedef kitleleri ile bağ kurmak, sadakat ve güven oluşturmak için gün geçtikçe daha fazla kullanıldığı görülmektedir. Karmaşık iletileri sadeleştirerek tüketiciye ulaştırmayı kolaylaştıran bu anlatı formatı, günümüz teknoloji ve görsellik çağında marka hikâyelerini, kişiliklerini ve vaatlerini hedef kitleyle paylaşmada, pazarlama iletişimini gerçekleştirmede kullanılan oldukça güçlü bir araca dönüşmüştür. Hikâye anlatımı bu noktada tüketiciyle markayı bağlayıcı olarak öne çıkmaktadır. Böylece markaların hikâye anlatımı yoluyla insansılaştırılması ve tüketiciyle daha duygusal, derin ve uzun vadeli ilişkiler kurması hedeflenmektedir. Bu çalışmada tarihsel süreç boyunca hayatımızda var olan hikâye anlatıcılığının reklamlarda kullanımına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Bu hedefle, hikâye anlatımının yoğun olarak kullandığı özel günlerden 8 Mart 2022 "Anneler Günü" seçilerek, Campaign Türkiye'de yayımlanan 2022 anneler günü reklamları arasından küçük ev aleti üretimi yapan üç markanın reklamları seçilmiştir. Araştırma kapsamında, İstanbul Üniversitesi bünyesinde eğitim gören ve anneler gününde annesine hediye alan, lisans düzeyindeki farklı birimlerden seçilmiş 20 öğrenci ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Reklam, hikâye ve marka kavramlarına dair açıklamalara yer verilmesinin ardından marka tercihinde reklamlarda kullanılan hikâyelerin rolüne yönelik gerçekleştirilen araştırmaya ilişkin bulgular ve sonuçlar sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Reklam, Hikâye, Hikâye Anlatıcılığı, Marka, Marka Tercihi, Tüketici Davranışı
Üretim süreci perspektifinden sanat eseri ve izleyici etkileşiminde dijitalleşmenin rolü
Çalışma kapsamında, gelişen teknolojiyle birlikte dönüşen sanat, sanat eseri ve müze kavramları çerçevesinde sanat eseri ve izleyici arasındaki etkileşiminin geçirdiği dönüşüm incelenmiştir. Bu doğrultuda, etkileşimli sanatın ne olduğunu tartışmak için dijital çağdaki örneklerine yer vermeden önce, çağdaş sanatta hangi şekilde vuku bulduğundan yola çıkılmıştır. Yeni teknolojiler aracılığıyla dijitalleşen çağdan, sanat eserleri de payını aldığından, sanat eserinin öz yapısı, sunulma biçimi ve izleyiciden beklentileri doğrultusunda sanat eseri ve izleyici etkileşiminin dijitalleşme boyutuna odaklanılmıştır. Dijitalleşme ve yeni teknolojilerin sanatı nasıl biçimlendirdiği, sanat pratiği icra etmek için kullanılan bir araçtan fazlası olup olmadığı ele alınmıştır. Çalışma, teknoloji ve sanat etkileşiminin sanat eserleri ve izleyici kapsamındaki dönüşümlerini üretim aşamasındaki aktörlerin perspektifinden saptamayı ve insan-makine etkileşiminin sanatsal boyutunu incelemeyi amaçlamıştır. Bu kapsamda, yeni medya sanatı, etkileşimli sanat, video yerleştirme, algoritma ve üç boyutlu fraktallar, ses ve müzik, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik, üç boyutlu tasarım, yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi teknolojilerle eser üreten toplam on iki sanatçı ve bu sanatçılarla birlikte çalışan üç küratör ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek nitel bir araştırma yürütülmüştür. Araştırma sonucunda, dijital teknolojilerin sanatın üretim ve tüketim süreçlerini etkilediği ve etkileşimli dijital eserlerin, izleyiciyi pasif katılımdan aktif bir katılıma davet ederek onların sanat eseriyle olan ilişkisini güçlendirdiği kanaatine varılmıştır.
Sosyal ağ sitelerinde sosyal karşılaştırma davranışı: İnstagram-Twitter karşılaştırması
Günümüzde kullanım alışkanlıklarına bakıldığında, sosyal ağ sitelerinin günlük yaşamın uzantısı haline geldiği söylenebilir. Milyonlarca insanı bir araya getiren bu sitelerde bireysel paylaşımların öne çıktığı görülmektedir. Bu durum sosyal ağ sitelerinde sosyal karşılaştırma davranışını kaçınılmaz kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, sosyal ağ sitelerinde sosyal karşılaştırma davranışının incelenmesidir. Bu çerçevede sosyal ağ sitelerinin içerik yapısına göre (görüntü/metin tabanlı); sosyal karşılaştırma düzeyinin, karşılaştırmaların yönünün, konularının, karşılaştırmalara bağlı hissedilen duyguların, bireylerin sosyal karşılaştırma yönelimi ve sosyal ağ siteleri kullanım sıklığı ile sosyal ağ sitelerinde sosyal karşılaştırma düzeyi arasındaki ilişkilerin farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Instagram ile Twitter içerikleri ve kullanıcılarını kapsamaktadır. Kapalı uçlu anket uygulamasına dayalı nicel araştırma yöntemi kullanılarak edinilen çalışma bulguları, öncelikli olarak sosyal ağ sitelerinde fiziki ortamlara göre daha az sosyal karşılaştırma yapıldığını göstermiştir. Kullanıcıların Instagram ve Twitter'da karşılaştırma düzeyine bakıldığında, sosyal karşılaştırma düzeyinin Twitter'a kıyasla Intagram'da daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Karşılaştırmaların yönüne yönelik bulgularda, Instagram ve Twitter'ın her ikisinde de yukarı yönlü karşılaştırma düzeyinin, aşağı yönlü karşılaştırma düzeyinden yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Instagram'da yukarı yönlü karşılaştırma düzeyinin, kullanıcıların yaş ve gelir durumuna göre değiştiği anlaşılmıştır. Karşılaştırmaların konusuna yönelik bulgularda, kullanıcıların Instagram'da en çok zenginlik (maddiyat), Twitter'da ise başarı konusunda karşılaştırma yaptığı saptanmıştır. Karşılaştırmalara bağlı hissedilen duygulara bakıldığında; Instagram ve Twitter'ın her ikisinde de yukarı yönlü karşılaştırmalardan sonra en çok ilham alma, aşağı yönlü karşılaştırmalardan sonra ise diğerleri adına üzüntü duygularının hissedildiği görülmektedir. Ayrıca çalışmada sosyal karşılaştırma yönelimi ile sosyal ağ sitelerinde karşılaştırma düzeyi arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanırken sosyal ağ siteleri kullanım alışkanlıkları ile sosyal ağ sitelerinde karşılaştırma düzeyi arasında bir ilişki saptanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Ağ Siteleri, Görüntü ve Metin Tabanlı Sosyal Ağ Siteleri, Instagram, Twitter, Sosyal Karşılaştırma
Dijital oyunların aile içi iletişime etkileri: Mavi balina oyunu üzerine bir araştırma
Internet kullanımın yaygınlaşmasıyla çevrimiçi dijital oyunlar toplumun her kesiminde, özelllikle bu araştırmanın çerçevesini oluşturan 8-22 yaş grubunda bireyler için bir eğlence ve sosyalleşme aracı haline gelmiştir, beraberinde psikolojik rahatsizliklara da sebep olmuştur. Dijital oyunlar sanal dünyada istenileni tasarlama fırsatı sunmaktadır. Yarışma ihtiyacını gideren oyun bir eğlence, gevşeme ve zevk alma aracıdır. Oyun bireye gerçek hayatta yaşanması mümkün olmayan deneyimleri gerçekleştirmesini sağlar. Son yıllarda tartışmalara yol açan, sosyal iletişim platformları üzerinden mesaj yoluyla dağıtılan çevrimiçi Mavi Balina Challenge dijital oyunu meydan okuma üzerine kuruludur. 50 gün boyunca mesajlarla oyuncuların psikolojik sorunlara sebep olan görevlerin verildiği oyun diğer çevrimiçi oyunlardan farklı bir formata sahiptir. Aile içinde açık, bilinçli, gerektiğinde takdir edici sözlerin olduğu, görev ve sorumlulukları bildirici tutumların sergilendiği, adaletli, sevgi ve saygının ihmal edilmediği, uzlaşmacı ve eşitlikçi, samimi bir iletişim sağlanması insanların mutlu olması için önemli etkenlerdendir. Sanal ortamda gerçekleşen aracılanmış kişilerarası iletişim bireylerin yaşamında önemli bir yere sahiptir. Gençlerin kendi kimliklerini inşa etmelerinde de sanal ortamların etkisi, olumlu olduğu kadar kaygı vericidir. Günümüzde teknolojinin gelişimiyle ve dijitalleşmenin yaygınlaşması ile insanların çocukluk döneminden itibaren medya okuryazarlığı hakkında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Dijital oyun oynama davranışıyla aile içi iletişimin ilişkisini inceleyerek, kişilerin kendilerine zarar vermelerine sebep olarak gösterilen, son zamanlarda yaygın hale gelen ve birçok tartışmalara yol açan Mavi Balina adlı dijital oyun hakkında 8-22 yaş arası bireylerin, oyun oynama nedenleri ve oyunun içeriği incelenmiştir. Ayrıca 2020 yılındaki Covid -19 salgını nedeniyle insanların karantina sürecinde değişen dijital oyun oynama davranışları incelenmiştir.