592
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Keman için yazılmış eserlerin icra tekniği ve yorum açılarından incelenmesi
Nota basımlarındaki farklı teknik ve müzikal belirteçlerin uygulamaya yansımaları, keman eserlerinin icrasını hem teknik açıdan hem de yorumlama açısından doğrudan etkilemektedir. Keman eserlerinde; yayın, parmak numaralarının, nüansların ve diğer müzikal araçların farklı kullanımları, kemandaki icra tekniğini ve müzikal yorumu farklılaştırabilmekte, bu durumun keman eğitiminin niteliği üzerinde de etkileri olabilmektedir. Keman virtüözlerinin, doğaldır ki, seslendirdikleri eserlerin dönemine ve bestecisine ilişkin özelliklerini yansıtışlarındaki ve yorumlayışlarındaki farklılıklar da icra ve yorum seçeneklerini, dolayısıyla keman edebiyatını ve eğitimini de bir anlamda farklılaştırmakta ve zenginleştirmektedir. Keman için yazılmış eserlerin nota basımlarında ve sesli/görüntülü kayıtlanmış yorumlarındaki çeşitlilik, bu eserlerin kavranabilmesinde ve icra edilmesinde zengin birer kaynak niteliği taşımaktadır. Bu araştırmada, söz konusu bu kaynaklar arasından seçilen notasyonlar ve sesli/görüntülü kaynaklar bilimsel ve uygulamaya dönük bir yaklaşımla incelenmiş, kemandaki icraya, yoruma ve keman eğitimine ilişkin seçeneklerin ortaya konulmasına çalışılmıştır.
Edward Elgar op.85 Mi Minör Viyolonsel Konçertosu'nun form ve icra teknikleri açısından incelenmesi
Müzik tarihinde Romantik Dönemin en önemli bestecilerinden biri sayılan Edward Elgar; konçerto, oda müziği, senfoni, kantat ve koro eserleri gibi hem enstrümantal hem de vokal müzik türlerinde pek çok sayıda eser yazmıştır. Eserleri özellikle İngiltere başta olmak üzere tüm dünya çapında seslendirilen ünlü besteci, besteciliğinin son döneminde mi minör tonalitesinde bir viyolonsel konçertosu bestelemiştir. Bu tez çalışması, romantik dönemin en önemli viyolonsel konçertolarından sayılan Edward Elgar Viyolonsel Konçertosu'nun teknik ve müzikal analizini ve icra tekniklerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada sırasıyla romantik dönemin özellikleri incelenmiş, Edward Elgar'ın hayatı ve eserleri, Elgar Viyolonsel Konçertosu'nun tarihi hakkında bilgiler verilmiş; daha sonra eserin teknik ve müzikal analizi yapılmış, çalışmanın sonunda ise eser icra teknikleri bakımından detaylı olarak incelenmiştir. Bununla birlikte eserin önemli kayıtlarının da bir incelemesi yapılmıştır. Yapılan bu çalışmayla Elgar Viyolonsel Konçertosunu icra edecek olan icracılara ve konçerto ile ilgili detaylı bilgi sahibi olmak isteyenlere bir kaynak sağlanmıştır.
Şalümo ve Barok klarnetin incelenmesi ile Antonio Vivaldi'nin "Klarnet ve Orkestra için Konçerto No. 1" isimli eserinin müzikal açıdan incelenmesi ve çalışma yöntemleri
Tüm sanatsal akımlarda olduğu gibi klasik batı müziğinde de, zaman içerisinde yaşanan gelişimler ve değişimler, bestecilerin ve dönemlerin müzikal gerekliliklerini karşılamak amacıyla çalgılarda da görülmektedir. Çalgılarda süregelen bu değişim bir bakıma, geçmişte müziğin ve bestecilerin döneme göre isteklerini karşılamak, uzun ömürlü ve stabil bir kullanım, çalıcının ton-entonasyon ve ajilite konularında gelişimine katkı sağlamak amaçlarıyla da değişimler göstermiştir. Bu gelişmeler yaşanırken bazı mucitler, çalıcılar ve çalgılar özelinde besteciler de ön plana çıkmışlardır. Klarnet de diğer tüm çalgılar gibi geçmişten günümüze uzun soluklu bir gelişim süreci yaşamış ve günümüzde halen gelişmeye devam etmektedir. M.Ö. 2700'lü yıllarda kullanılmış bir nefesli çalgı olarak kabul edilen ilkel bir kamıştan Şalümo'ya, daha sonra eklenen perdelerle günümüze kadar gelişen klarnetin yolculuğunda öne çıkan mucitlerden biri şüphesiz Johann Cristoph Denner'dır. Nürnberg'li çalgı ustası Denner üretmiş olduğu Blok Flütlerle nam salmış, bu ustalığını Şalümo ve Şalümoks için de kullanmıştır. Johann Cristoph Denner birçok kaynakta "Klarnetin Mucidi" olarak nitelendirilmektedir. Klarnetin gelişim serüveni zamanla perde sayıları artan klarnetlerin üretilmesiyle de devam etmiş ve çalıcıların entonasyon, ses aralığı ve çalım kabiliyetlerini destekleyen bir hal almasıyla orkestralarda yerini git gide sağlamlaştırmıştır. Barok Dönem'in en önemli bestecilerinden biri olan Antonio Vivaldi, üretkenliğiyle bilinmesinin yanı sıra başka bir özelliği ise Klarneti eserlerinde ilk kullanan bestecilerden biri olmasıdır. 500'den fazla konçerto ve konçertant besteleyen Vivaldi, klarneti başka çalgılarla birlikte kullanarak klarnete imkan sağlamıştır. Vivaldi'nin Klarnet kullanımına örnek olarak, RV 779: Trio Sonata, RV 664: Juditha Triumphans (Soprano Şalümo, 2 Klarnet), RV 556: "per la Solennità di San Lorenzo" (2 Klarnet) , RV 555: Concerto in C major (2 Şalümoks), RV 579: Concerto Funebre in B-flat major (2 Şalümoks), RV 559: Concerto in C major (2 Obua ve 2 Klarnet için Konçerto), RV 560: Concerto in C major (2 Obua ve 2 Klarnet için Konçerto), RV 558: Concerto in C major (2 Şalümoks) örnekleri verilebilmektedir. Bestelenmiş olduğu bu eserlerin aksine klarneti solo bir çalgı olarak yeterli görmediği düşünülerek konçerto yazmadığı da öne sürülen fikirler arasındadır. Vivaldi'nin bir solo klarnet için bir konçerto bestememesini ve müziklerinin klarnete oldukça yatkın olduğu düşüncesinden yola çıkan obua sanatçısı, besteci ve ödüllü bir aranjör olan Andreas Nikolai Tarkmann, dünyanın önde gelen İsveçli Klarnet Virtüözü Martin Fröst ile birlikte yapmış oldukları geniş çaplı araştırmalar sonucunda, Vivaldi'nin yazmış olduğu aryalardan seçmiş oldukları titiz bir çalışmayla üç ayrı konçerto üretmiş ve bunları kayda alarak klarnet repertuarına kazandırmışlardır. Bu çalışmada, şalümo, şalümoks ve klarnetin gelişimi farklı açılardan incelenmiş ve bu çalgıların repertuarlarına yer verilmiştir. Klarnetin gelişimiyle birlikte onu eserlerinde kullanarak alan sağlamış olan üretken besteci Antonio Vivaldi'nin yaşamı, eserleri ve müziklerinden üretilen Klarnet ve Orkestra için Konçerto No.1 isimli eseri de ele alınmıştır. Ayrıca bu çalışma ile birlikte klarnet icracılarına nefes yönetiminin önemi, entonasyon ve kondisyon çalışmalarına yönelik öneriler sunulmasıyla birlikte bahsi geçen eser için çalım kolaylığı sağlayacağı düşünülen tavsiyelerde bulunularak klarnet repertuarına kazandırılmış olan bu yeni eseri seslendirmek isteyen çalıcılara çalışmalarında bir kılavuz olabilmesi amaçlanmıştır.
Oğuzhan Balcı Keman Konçertosunun müzikal analizi ve keman tekniğibakımından incelenmesi
Bu çalışmada Türk müzik kültürünün günümüzdeki önemli temsilcilerinden olan besteci Oğuzhan Balcı'nın keman konçertosunun müzikal ve teknik açıdan değerlendirilmesi yer almaktadır. Binlerce yıllık tarihinde çok geniş bir coğrafyada farklı kültürel ögeleri harmanlayarak günümüze ulaşan Türk müzik kültürünün Batı müziği ile tanışıklığı iki yüzyılı geçmeyen kısa bir zaman dilimiyle sınırlıdır. 19. yüzyılda Muzika-i Hümâyûnla yakılan kıvılcımın ardından Cumhuriyet'le birlikte kökleşmeye başlayan Batı kültürü, bestecilerini, icracılarını ve orkestra şeflerini hızlıca yetiştirmeye başlamış olup 1939 yılında Cemal Reşit Rey tarafından bestelenen ilk Türk keman konçertosunun üzerinden geçen 85 yıllık süreçte Türk bestecileri yirmiden fazla keman konçertosu daha bestelemişlerdir. Mevcut Türk keman konçertolarının pek çoğunda Türk müziğinin ritmik ve makamsal yapıları yer alır. Ancak barındırdıkları Türk ezgilerinin Batının tampere sisteminde nasıl duyulduğu, birbirine zıt iki kültürün temsilcileri arasında uzun yıllardır tartışılan bir konu olarak göze çarpmaktadır. Hem Batı hem de Türk müzik kültürünü yakından tanıyan bir zihnin ürünü olan "Oğuzhan Balcı Keman Konçertosu", en çok icra edilen Türk konçertolarından biri haline gelmiştir. Bu nedenle, incelenmesi için bu eserin seçilmesi sadece kişisel tercihin bir sonucu değildir. Tezde Batı müziğinin ve kemanın Türk müzik kültürüyle olan ilişkisi ile Oğuzhan Balcı'nın hayatına yer verilecek, ayrıca Keman Konçertosunun besteleniş ve ilk seslendiriliş sürecine değinilecektir. Bu konuda Oğuzhan Balcı ve Cihat Aşkın'la farklı zamanlarda yapılan görüşmelerden ve eseri icra eden başka yorumcu ve şeflerin fikirlerinden yararlanılacaktır. Konçertonun form, armoni, makam analizi ve keman teknikleri bakımından değerlendirilmesinden sonra elde edilen bulgular ortaya konacaktır.
Pyotr Ilyich Tchaikovsky'nin Op.62 Pezzo Caprıccıoso adlı eserinin teknik ve müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırma, Pyotr Ilyich Tchaikovsky'nin "Op.62 Pezzo Capriccioso" eserinin müzikal ve teknik analizini kapsamlı bir şekilde sunmaktadır. Bu eser üç ana bölmeden oluşmaktadır. Tchaikovsky'nin bestecilik yeteneğinin farklı yönlerini yansıtmaktadır. İlk bölme, bestecinin melodik zenginliğini ve armonik inceliklerini sergileyerek, eserin duygusal derinliğine dikkat çeker. İkinci bölme, Tchaikovsky'nin Batı müzik tekniklerini ve Rus halk müziği unsurlarını nasıl ustaca harmanladığını gösterir, bu da onun teknik becerisini ve duygusal ifade gücünü ortaya koyar. Son bölme ise, eserin dramatik yapısal özellikleri ve ritmik zenginliği üzerinde durur, bestecinin dinamik bir müzikal anlatı oluşturma kabiliyetini vurgular. Analiz sonucunda, "Op.62 Pezzo Capriccioso"nun karmaşık armonik yapısı ve iç içe geçmiş melodik hatları, müzikal analiz ve teorik çalışmalar için zengin bir kaynak sunduğu sonucuna varılmıştır. Eserin karmaşık yapısı nedeniyle, icracıların vibrato, legato ve doğru arşe kullanımı gibi tekniklerle müzikal ifadeyi ve ton kalitesini artırabilmeleri için viyolonsel teknikleri ve yorumlama konusunda öneriler sunulmuştur.
İBB bünyesindeki enstitü İstanbul – İSMEK yaygın eğitim kurumlarında piyano öğretimi için kullanılmak üzere yeni bir yöntemsel yaklaşım
Yaygın eğitim veren sanat kurumlarının temel amacı, bireyleri ilgi duydukları müzik türleri ve enstrümanlara uygun eğitim planlarıyla hedeflerine ulaştırmaktır. Bu süreç, öğrencinin mevcut yetkinlikleri göz önünde bulundurularak, en verimli ve etkili eğitim sistemine göre yapılandırılmalıdır. İstanbul'da yer alan ve bünyesinde iki müzik okulu barındıran Enstitü İstanbul – İSMEK, farklı çalgı aletlerinde eğitim vermektedir. Bu okula başvuran öğrenciler ise, çeşitli motivasyonlarla gelmektedir: Kimisi çocukluk hayalini gerçekleştirmek, kimisi profesyonel bir müzisyen olmayı hedeflerken; bazıları ise boş zamanlarını verimli değerlendirmek, çocuklarının piyano eğitimine katkı sağlamak ya da sadece piyanonun sesini duymak için bu eğitimi tercih etmektedir. Diğer katılımcılar ise genel kültürlerini artırmak, yaşlanmanın etkilerini hafifletmek, el kaslarını güçlendirmek ve rehabilitasyon amacıyla müzik eğitimine yönelmişlerdir. Bu çalışmada, araştırma evreni olarak Enstitü İstanbul – İSMEK bünyesinde eğitim alan piyano öğrencileri seçilmiş ve burada eğitim gören öğrencilerin, planlı çalışmalar doğrultusunda toplanan veriler aracılığıyla uygulanan yöntemin etkileri detaylı bir şekilde incelenmiştir.
Frederic Chopin'in Op. 22 Andante Spianato et Grande Polonaise Brillante adlı eserinin teknik ve müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırma, Frederic Chopin'in Op. 22 Andante Spianato et Grande Polonaise Brillante adlı eserini form, armoni ve teknik açılardan kapsamlı şekilde analiz etmektedir. İki bölümden oluşan eser, romantik dönemin karakteristik özelliklerini derinlemesine yansıtmaktadır. Andante Spianato bölümü, Sol Majör tonalitesinde lirik ve yumuşak bir atmosfer sunarken, Grande Polonaise Brillante gösterişli ritimleri, süsleme pasajları ve dans karakteriyle dikkat çeker. Chopin'in bel canto etkisindeki melodik anlayışı, Polonya'ya özgü polonez ritimleri ve yenilikçi armonik yapıları eserin belirgin özelliklerindendir. Analizde, artmış altılı akorlar, Fransız altılı akoru, ani ton değişimleri ve rubato uygulamaları detaylı incelenmiştir. Ayrıca, eserin virtüözite gerektiren pasajları, pedal kullanımı ve teknik zorlukları ele alınarak icracılara öneriler sunulmuştur. Özellikle eserin girişteki yumuşak arpej çalışmaları, orta kısımlardaki süsleme pasajları ve polonezin ritmik coşkusu, icracılara çeşitli teknik zorluklar ve yorum fırsatları sunmaktadır. Bu zorlukların aşılması ise rubatonun doğru uygulanması, süsleme notalarının net duyurulması ve pedallamanın eserin duygusal dokusunu destekleyecek biçimde yönetilmesinin önemli olduğu değerlendirilmektedir. Form ve armoni yönünden detaylı incelenen bu eser, Chopin'in romantik piyano repertuvarına kazandırdığı en önemli yapıtlar arasında yer almaktadır. Bu çalışma hem akademik literatüre katkı sunmakta hem de eseri yorumlamak isteyen piyanistler için teknik ve müzikal rehberlik niteliği taşımaktadır.
Pablo de Sarasate'nin seçilmiş eserlerinin keman tekniği ve müzik estetiği açısından incelenmesi
Pablo de Sarasate (1844-1908), 19. yüzyılın sonlarında hem yorumcu hem de besteci kimliğiyle klasik müzik dünyasında önemli bir figür haline gelmiş, özellikle İspanyol halk müziğinden esinlenen eserleriyle keman repertuvarında kalıcı bir yer edinmiştir. Keman tekniği gereksinimleri ve müzikal anlatım gücü açısından dikkat çeken bu eserler, keman pedagojisi ve yorumculuk pratiği açısından incelenmeye değer nitelikler taşımaktadır. Bu çalışma, Sarasate'nin müzikal mirasını ve keman edebiyatına katkılarını kapsamlı bir biçimde ele alarak, İspanyol Dansları albümünden seçilmiş 3 eserin (Malagueña Op. 21, No. 1, Endülüs Romansı Op. 22, No. 1 ve Playera Op. 23, No. 1) form ve yorum analizlerini içermektedir. Ayrıca Pablo de Sarasate'nin keman tekniğindeki virtüözite unsurları incelenmiş ve seçilmiş eserlerin zorluk dereceleri göz önünde bulundurularak keman öğrencileri için çalışma önerileri sunulmuştur.
Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde kullanılan Türk müziği vurmalı çalgılarının teknik ve stilistik özelliklerinin incelenmesi
Bu araştırma, Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde kullanılan Türk müziği vurmalı çalgılarının teknik ve stilistik özelliklerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz kullanılmış olup ayrıca tarihsel metot ve doküman analiz yönteminden de faydalanılmıştır. Araştırmaya yönelik olarak senfoni orkestralarında yaygın olarak kullanılan çalgılar kuramsal çerçeve kapsamında ele alınmıştır. Ardından Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde kullanılan Türk müziği vurmalı çalgıları anlatılmıştır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi oluşturulduktan sonra Türk müziği vurmalı çalgılarının kullanıldığı Türk bestecilerine ait seçili senfonik eserler kaynak tarama yöntemiyle taranmıştır. Tarama sonucu notasına ulaşılabilen vurmalı çalgılar partileri doküman analizi yöntemiyle betimlenmiş teknik ve stilistik bakımdan incelenmiştir. Çalışmaya yönelik olarak Ulvi Cemal Erkin, Nevit Kodallı, Ferit Tüzün, Muammer Sun ve Fazıl Say'ın seçilmiş senfonik eserlerindeki Türk müziği vurmalı çalgılarının kullanımı örneklem olarak alınmıştır. Araştırmanın sonucu olarak; Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde darbuka, asma davul, zil, def, kaşık, kudüm gibi çalgıların kullanıldığı, özellikle Türk müziği motiflerinden oluşan pasajlarda Türk müziği vurmalı çalgıların otantik özelliklerinden yararlanıldığı tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın senfonik müziğin yazımında Türk müziği vurmalı çalgılarının kullanımını akademik platforma taşıması, senfonik müzikler yazacak besteciler ve vurmalı çalgılar icracıları için bir çalışma rehberi niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.
Armağan Durdağ "Roxana" Viyolonsel Konçertosu'nun teknik açıdan incelenmesi ve yorumcular için çalışma önerileri
Bu çalışmanın amacı klasik Batı müziğinin Çağdaş dönemine ait konçertoları çalacak tüm çalgı yorumcularının, özellikle de viyolonsel yorumcularının bu döneme ait viyolonsel konçertolarını genel bir çerçevede anlayabilmeleri, solist olarak sahip oldukları rolleri anlayıp karşılaşabilecekleri bazı güçlükleri çözmek için onlara çalışma önerileri sunmaktır. Çalışmada örnek olarak kullanılmak üzere bir Çağdaş dönem eseri olan Armağan Durdağ'ın (d.1981) Op.10 "Roxana" Viyolonsel Konçertosu ele alınmıştır. Çalışmada "Roxana" Viyolonsel Konçertosu'nun konusu ve anlatımında kullanılan iç hikayelerin eserin bölümlerinde nasıl hayat bulduğu aktarılır. İlerleyen sayfalarda, hikâyenin baş karakterleri olan Makedonya imparatoru Büyük İskender ve eşi Roxana hakkında tarihsel bilgiler verilmiş, besteci Armağan Durdağ'ın biyografisi eklenmiştir. İki ana başlıkta yapılan iki büyük inceleme, tezin ana metnini oluşturmaktadır. Bunlardan ilki, Barok dönemden Çağdaş döneme kadar viyolonselin teknik yeterlilikleri, konçertolardaki solo viyolonsel yazımının, orkestrasyon anlayışlarının ve solo viyolonselin orkestradaki rolünün kronolojik olarak Vivaldi, Haydn, Dvořák ve Durdağ viyolonsel konçertoları üzerinden incelenerek sunulmasıdır. İkincisi ise, "Roxana" Viyolonsel Konçertosu'nun solo viyolonsel yazımında karşılaşılan teknik güçlükler ve çözümleri için yorumculara çalışma önerilerinin aktarılmasıdır. Bu çalışmada varılan sonuçlardan ilki, viyolonselin teknik kapasitesinin gelişmesi ve her türlü çağdaş ses efektini yaratabilecek bir kapasiteye ulaşmasıyla Çağdaş dönemde var olan tını çeşitliliğine katkıda bulunmasıdır. Bir diğer sonuç ise, yorumcuların Barok dönemden günümüze konçertolardaki solo viyolonsel yazımının özelliklerini, orkestrasyon anlayışlarını ve çalgılarının orkestra içindeki değişen rollerini kavrayacak olmalarıdır. Bu bağlamda, Çağdaş dönem konçertolarında solistlerin orkestradaki rollerinin farklılaştığı anlatılmak istenmiştir. İncelemeler ışığında, orkestranın solisti, bir mücevher kaidesi gibi parlatma rolünün bitmiş; solistin de parlak, gösterişli ve hızlı pasajları başarıyla sunma mecburiyetinin sona erdiği görülmüştür. Solistin bazen içinde bulunduğu müziğe sade bir eşlikle ya da enstrümanından çıkan efektif seslerle katılabildiği anlaşılmıştır. Bir başka varılan sonuç ise, Çağdaş dönem konçertolarında karşılaşılabilecek güçlüklerin öncelikle tarihsel değişimi anlamak ile çözülmeye başlanacağı; akabinde daha somut çözümlerin, önceki klasik müzik dönemlerine ait çalışma önerilerinde hala mevcut olduğu gerçeğidir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında müzik alanında hazırlanan raporların değerlendirmesi
Bu araştırmada, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ilk yıllarında müzik alanında çeşitli isimlerce hazırlanmış raporlar incelenmiş, bu raporların hazırlanma koşulları yanında etkileri ya da çeşitli yansımaları araştırılmıştır. Araştırmanın sonunda, müzik alanındaki raporlardan dönemin kurumlarının nasıl etkilendiği, ilgili müzik insanlarının tepki verip vermediği, bunun yanında atılan adımların eğitime yansıyıp yansımadığı ve raporların rolü olup olmadığı irdelenmiştir. Osmanlıca harflerle yazılan 1926 tarihli raporun Latin alfabesine çevirisi yapılmış, sonraki raporları hazırlayanların yaklaşımları ve kurumsal temsiliyetleri olup olmadığı incelenmiştir. Raporlara dair yapılmış önceki çalışmalar yanında raporların kamuya sunuluş biçimleri araştırılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarına dair kültür, tarih ve müzik alanında yapılabilecek sonraki araştırmalarda ihtiyaç duyulabilecek bilgilerin sunumuna özen gösterilmiştir. Osman Zeki (Üngör) ve Musa Süreyya tarafından hazırlanan ilk raporun, özellikle İstanbul Belediye Konservatuvarı'nın yapısını değiştirdiği anlaşılmaktadır. Sonraki süreçte Joseph Marx'ın raporunun da odakta, aynı kuruma dair olduğu görülmektedir. Osman Zeki (Üngör) Bey'in 1930'lu yıllardaki raporları, Riyaseticümhur Musiki Heyeti ile Musıkî Muallim Mektebi'ni konu almaktadır. Bu raporların müzik kurumlarını etkileyip etkilemediği ya da olası bir etkinin öne sürülüp sürülmediği irdelenmektedir. Yapılan araştırma, raporların metinlerinde dikkat çeken hususlarla ve verilen tepkilerle oluşan sürecin daha iyi anlaşılmasına hizmet edecek, müziğe dair kurumsal yapılanmanın hangi konulara odaklandığı ya da hangi konuları göz ardı ettiği gibi hususlara ışık tutma amacını yansıtmaya yönelik örnek olacaktır.
Francis Poulenc'in obua, fagot ve piyano için trio sonatının incelenmesi
ÖZET Çağdaş dönem 20. yüzyılın ortalarından günümüze kadar olan dönemi ifade eder. Müzik alanındaki gelişmelerin yanı sıra edebiyat felsefe, sanat ve siyaset alanlarında da etkisini göstermiştir. Çağdaş dönem müziğinde barok, klasik ve romantik dönemde olduğu gibi belirli bir stil ve kural yoktur. Francis Poulenc, müzik stilini şiir ve resimle bağdaştırmıştır. Poulenc için şarkı bestelerken şairi derinlemesine tanımak oldukça önemlidir. Bu yüzden sadece tanıdığı ve diyalog kurduğu şairlerin şiirlerini müziğe dökmüştür. Onun için şairin anlatım tarzındaki incelikleri müzikle yansıtmak oldukça önemlidir. Bestelerinde şiirlerden aldığı ilhamın yanı sıra müzeleri sıkça ziyaret eden Poulenc, gördüklerini ve bu deneyimlerde hissettiği duygularını da müziğine yansıtmıştır. Francis Poulenc'in obua, fagot ve piyano için Trio Sonatı'nda besteci, çağdaş dönem bestecisi olmasına rağmen eserde neoklasik akımın izleri görülmektedir. Bu eser hem neoklasik bir stilde kalmış hem de çağdaş dönemin estetik anlayışını yansıtmıştır. Eser içerisinde obuanın parlak, zarif tonu ile fagotun derin ve karamsar tonu iç içe geçmiştir. Piyano ise sadece obua ve fagota eşlik etmekle kalmayıp, canlı ve lirik pasajları ile eserin karakterini şekillendirmiştir. Bu eserde Poulenc'in müzikal yapısı, sakin ve canlı geçişlerle ortaya çıkmıştır. Eserdeki canlı ve güçlü olan bölümler, zıtlık yaratan yavaş ve melankolik geçişler eserin ruhsal bir çeşitliliğe sahip olmasını sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Francis Poulenc, Trio Sonat, Obua, Çağdaş dönem, Üflemeli çalgılar
Franz Schubert'in La Majör D. 959 Piyano Sonatı'nın incelenmesi
Franz Schubert (1797-1828) özellikle liedleriyle tanınmış bir bestecidir. Operalar, senfoniler ve oda müziği eserlerinin yanı sıra impromptular, danslar ve piyano sonatları da bestelediği eserler arasında yer almaktadır. Tekniğin yanı sıra müzikal ifadenin ön plana çıktığı piyano sonatları, piyano eserleri arasında önemli bir yere sahiptir. Piyano sonatlarında geleneksel sonat formunu tonal ve armoni açısından zenginleştirerek kullanmıştır. Lied bestecisi olmasının etkisiyle liedlerindeki lirizmi sonatlarına da yansıtmıştır. Bu lirizm özellikle son sonatlarında hissedilmektedir. Schubert'in son piyano sonatları içerisinde yer alan La Majör D. 959 Piyano Sonatı, bu özellikleri bünyesinde barındıran en önemli örneklerden biridir. Bu araştırmada Franz Schubert'in yaşamı, müzik stili, eserleri ve piyano sonatları hakkında bilgi verildikten sonra son üç piyano sonatı arasında yer alan La Majör D. 959 Piyano Sonatı müzikal, form ve teknik açıdan incelenmiştir. Bu çalışmada bu sonatı icra etmek isteyen müzisyenler için eserin daha iyi anlaşılması ve daha iyi icra edilmesi amaçlanmıştır.
Gönen'de geleneksel müzik kültürü
Bu araştırma Gönen ilçesi geleneksel müzik kültürünün tarihsel gelişimi, tür ve biçimlerinin tespiti için yapılmıştır. Gönen ilçesine ait literatürdeki türküler taranarak yeni eserler derlenmiş ve bu eserlerden elde edilen bulgular notaya aktarılarak eserlerin künyesi hazırlanmıştır. Derleme çalışmalarındaki ses ve görüntü kayıtları ile hazırlanan veriler, yöreye ait yeni eserler, repertuvara kazandırılmıştır. Yöre halkının farklı sosyal kültürel yapısının ilçedeki tarihsel geçmişi araştırılmış, araştırma neticesinde elde edilen bulguların yörenin müziksel yapısıyla iç içe olduğu görülmüştür. Teke yöresi geleneksel müzik tür ve icra biçimlerinin yöre ağzı ile seslendirilişindeki benzerlikler, tespit edilen türkülerdeki makamsal çıkıcı inici dizinin seyrindeki ortak noktalar tespit edilmiş ve yörenin müzik biçiminin kendine özgü karakteristik bir yapıda olduğu görülmüştür. Görüşme, gözlem, ses, video kaydı ve fotoğraf gibi yöntemler kullanılarak incelemeler ve değerlendirmeler yapılmıştır. Burada yaşayan insanların kültürel belleklerindeki yaşantıları, inançları, müzik ve dansları nitel araştırma yöntemi kullanılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Gönen Köy Enstitüsü ile birlikte yöre insanı, Köy Enstitülerinin nitelikli insan yetiştiren özelliği ile tanışmış ve çocuklarının iyi bir eğitim almaları için bu okula yoğun bir rağbet göstermiştir. Halkın Enstitüye olan yoğun teveccühü ve sempatisi okuma yazma oranını artırmış, dayanışma halinde birçok nitelikli mimari yapının inşa edilmesine vesile olmuş, kırsal yaşamı kalkındıracak ve yöre insanının ihtiyaçlarına cevap verecek birçok uygulamanın gerçekleşmesini sağlamıştır.
İlköğretim II. kademede kullanılan okul şarkılarının gitar ile eşliklendirilmesi üzerine öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu çalışmada ilköğretim II. kademe müzik derslerinde gitar eşliği ile öğretilen şarkıların, öğretim sürecini daha etkin, kalıcı ve zevkli bir noktaya getirip getirmediği araştırılmıştır. Yapılan bu çalışmada, öğrenci ve öğretmen görüşleri dikkate alınarak ilköğretim Ⅱ. kademe müfredatında yer alan okul şarkılarının öğretilmesinde, gitar eşliği kullanılmasının kazanım, ders süreci ve sonuçlarına etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın grubunu, Antalya'nın Kemer ilçesinde bulunan Tekirova Halit Narin Ortaokulu 5. ve 6. sınıf öğrencileri ve ana çalgısı gitar olmayıp Antalya ilçesinde görev yapan 5 müzik öğretmeni oluşturmaktadır. Seçilen okul şarkılarına, araştırmacı tarafından gitar eşlikleri hazırlanmış ve bu şarkılar öğrencilerle birlikte seslendirilmiştir. Sonrasında yapılandırılmış görüşme formları dağıtılarak öğrencilerden süreci değerlendirmeleri istenmiştir. Öğretmenler ise yarı yapılandırılmış görüşme formları ile görüş ve düşüncelerini belirtmiştir. Öğrenci ve öğretmen görüşleri nitel araştırma yöntemlerinden, betimsel ve içerik analizi yöntemleri ile incelenerek elde edilen veriler tablolar halinde sunulmuştur. Sonuç olarak öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun gitar eşlikli şarkı söylemekten keyif aldıkları, kazanımların daha etkili ve kalıcı olduğu ayrıca eşliklerin söylenen şarkılar ile güzel duyulduğunu düşündükleri, eşliklerin şarkılardaki duyguyu artırdığı ve şarkıları öğrenmeyi kolaylaştırdığı konusunda hem fikir oldukları gözlemlenmiştir. Öğretmen görüşlerinin de bu düşünceleri destekler nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Müzik eğitimi, İlköğretim Ⅱ. kademe, Şarkı öğretimi, Klasik gitar, Eşlik
Gitar eğitiminde kullanılan 12 küçük etüt kitabının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı,12 Küçük Etüt Metodu'nun içerdiği hedef ve hedef davranışların analiz edilmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. 12 Küçük Etüt Metot kitabında yer alan toplam 12 etüt, hedef ve hedef davranışlar açısından altı kategoride incelenmiş ve öğrenci kazanımları bağlamında analiz edilmiştir. Kitapta belirlenen 12 etüt, sağ ve sol el çalışma teknikleri ve süslemeler gibi teknik açıdan belirlenen davranışlar tek tek incelenmiş, analiz edilmiş ve hedef davranışlara yönelik sınıflandırmalar yapılarak ortaya çıkan sonuçlar yorumlanmıştır. Araştırmanın amacı12 Küçük Etüt Klasik Metodu'nda yer alan etütlerin öğrencilere sunulması gereken teknik katkılarını tespit etmek ve öğrencilerin bu yönde bilinçli olarak çalışmalarını sağlamak amacıyla, kitapta yer alan etüt tekniklerinin analizini yapmaktır. Araştırmanın önemi, klasik gitar eğitimcileri ve klasik gitara yeni başlayan öğrenciler için bu metodun kullanılabilirlik durumunu belirlemek, öğrenciye hedef ve hedef davranışları kazandırma yönünden incelemek ve bu hedefler doğrultusunda öğrencinin bilinçli bir şekilde çalışmasını sağlamaktır. Araştırmada ulaşılan sonuçlar şu şekildedir: 12 Küçük Etüt Metodu adlı kitabın içerdiği hedef davranışlar açısından, klasik gitar eğitimi sürecinde kullanılmakta olan başlangıç düzeyi öğrencisi için kazandırılması beklenen hedef davranışlarla büyük ölçüde örtüştüğü görülmektedir. Kitapta bulunan etütlerin bağ ve senkop çalışmaları, sağ el parmak teknikleri, sol el bare tekniği, tonalitelerin kavratılması, süsleme, müzikalite, nüans, sağ elde akor kullanımı, staccato çalışmaları, akorlarda parmak numaralarının kullanımı, çapraz geçişlerin ve akor çevrimlerinin kullanımının hedef davranışlarının öğrenciye kazandırılmasında yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
Johann Sebastian Bach'ın klavyeli çalgılar için yazılmış başlıca eserlerinin piyano icrasına aktarımında karşılaşılan zorluklar
Bu çalışma, Johann Sebastian Bach'ın klavyeli çalgılar için bestelediği eserlerin piyano çalgısında icrasına yönelik teknik ve yorum farklıklarını öğretim elemanlarının görüşleri doğrultusunda analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Bach'ın eserlerinin piyanoya uyarlanmasındaki farklılıkları ve karşılaşılan zorlukları tespit etmek için yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi ile ilgili yazılı kaynaklardan veri toplanmış, görüşme yöntemiyle piyano derslerini yürüten öğretim elemanlarına açık uçlu sorular yöneltilerek veriler elde edilmiştir. Bu veriler tematik analiz yöntemiyle incelenmiş, bulgular şekil ve tablolarla sunulmuştur. Çalışmanın sonucunda, Johann Sebastian Bach'ın klavyeli çalgılar için yazdığı eserlerin piyanoya uyarlanmasında, artikülasyon, gürlük ve süsleme tekniklerinin barok dönemin stiline sadık kalınarak uygulanması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca, uzun seslerin belirginleştirilmesi ve legatonun korunabilmesi amacıyla bazı eserlerde pedal kullanımının gerekli olduğu vurgulanmıştır. Öğretim elemanlarının görüşlerine göre, Bach'ın eserlerinin piyanoda doğru bir şekilde yorumlanabilmesi için, dönem stiline uygun doğru tekniklerle icra edilmesi büyük önem taşımaktadır. Piyanoda bu eserlerin icrasında en çok karşılaşılan zorlukların, özellikle kontrpuan yapısını doğru bir şekilde duyurma ve tınıyı etkili bir biçimde iletme noktalarında yaşandığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, Bach'ın eserlerinin ilk ve son edisyonları arasında çeşitli farklar bulunduğu ve bu farkların doğru bir yorum için dikkate alınması gerektiği belirlenmiştir. Öğretim elemanları, genellikle Bach'ın envansiyon eserlerini öğrencilere vermenin daha uygun olduğunu ifade etmişlerdir. Bulgular, öğrencilerin kontrpuan tekniklerini öğrenmeleri ve bu teknikler için özel alıştırmalar geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bach'ın eserlerinin barok dönemin stiline uygun bir şekilde ve doğru teknikle icra edilmesi gerektiği konusunda öğretim elemanları arasında ortak bir görüş birliği oluştuğu tespit edilmiştir.
Bağlamanın çoksesli Batı müziği orkestrasındaki çalgı gruplarıyla kullanımına yönelik öğretim elemanı ve öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı, geleneksel Türk halk çalgılarından biri olan bağlamanın çoksesli Batı müziği orkestralarında ve çalgı topluluklarında yer alma potansiyeline ilişkin öğretim elemanları ve öğrenci görüşlerini belirlemektir. Araştırma, karma yöntem desenine dayalı olarak yürütülmüştür. Nicel veriler kapalı uçlu sorular aracılığıyla elde edilip frekans ve yüzde dağılımlarıyla değerlendirilmiş, nitel veriler ise açık uçlu sorulardan sağlanarak tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışma grubunu, Türkiye'nin farklı üniversitelerinde görev yapan bağlama dersini yürütmüş 12 öğretim elemanı ile müzik lisans programlarının 3. ve 4. sınıf düzeyinde öğrenim gören 43 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmış, soruların geçerliği için iki uzman görüşüne başvurulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular, hem öğretim elemanlarının hem de öğrencilerin büyük çoğunluğunun bağlamanın Batı müziği orkestrası ve çalgı topluluklarında kullanılmasını tınısal açıdan uygun bulduğunu göstermektedir. Öğretim elemanları, bağlamanın farklı çalım tekniklerinin orkestra icrasına katkı sağlayabileceğini vurgulamış, ancak bağlamanın düşük ses hacminin ve makamsal uyum farklılıklarının teknik destek ve düzenlemelerle giderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Öğrenciler ise bağlamanın orkestrada kullanılmasının icraya derinlik ve çeşitlilik kazandıracağını, kültürel açıdan da zenginleştirici bir rol üstlenebileceğini ifade etmişlerdir. Bununla birlikte az sayıda katılımcı, bağlamanın Batı müziğiyle tam uyum sağlayamayacağı görüşünü dile getirmiştir. Sonuç olarak, bulgular bağlamanın Batı müziği orkestrası ve çalgı topluluklarında kullanılmasının mümkün olduğunu, ancak bunun için uygun düzenlemeler, ses güçlendirme teknikleri ve makamsal özelliklerin korunmasına yönelik çalışmaların gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.
Müzisyenlerin profili ve iş motivasyonunun incelenmesi
Bu çalışma, müzisyenlerin iş motivasyon düzeylerini belirlemek ve bu motivasyonu etkileyen çeşitli demografik değişkenleri incelemek amacıyla kaleme alınmıştır. Müzik, insanlık tarihinin en eski ve en evrensel sanat dallarından biridir. Ancak müzikal bir kariyerin sürdürülebilirliği yalnızca sanatsal yetenek ve teknik becerilere değil, aynı zamanda bireyin mesleki motivasyonuna, yaşam tarzına ve karşılaştığı sosyal-ekonomik koşullara da bağlıdır. Bu bağlamda, müzisyenlerin mesleki yaşamlarına yön veren motivasyonel dinamiklerin anlaşılması hem sanat üretimi süreçlerine hem de kültürel ekonomi perspektifine önemli katkılar sunmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, müzisyenlerin iş motivasyonlarını etkileyen faktörleri detaylı bir şekilde ortaya koymak, bu faktörlerin demografik değişkenlerle nasıl bir ilişki içinde olduğunu incelemek ve analiz etmektir. Müzik sektöründe faaliyet gösteren bireyler, farklı toplumsal geçmişlere sahip, özgün kişilikleri ve deneyimleriyle bu alanın çeşitliliğini ve zenginliğini yansıtmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada, müzisyenlerin profesyonel kimliklerinin oluşumunda etkili olan unsurların analiz edilmesi, iş dünyası, kültürel yapılar ve bireysel motivasyonlar arasındaki etkileşimin anlaşılmasına yönelik önemli bir adım olarak görülmektedir. Bu tez, hem akademik dünyaya hem de müzik sektörünün farklı paydaşlarına, müzisyenlerin mesleki yaşamlarını daha derinlemesine anlama fırsatı sunmayı hedeflemektedir.
Türk bestecilerin orkestra eserlerinde bas klarnet kullanım durumu
-Bu çalışmada Türk bestecilerin orkestra eserlerinde ki bas klarnet kullanım durumları incelenmektedir. Eserlerin incelenmesi Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası envanterinde kayıtlı bulunan Türk bestecilerin eserleriyle sınırlandırılmıştır. Birinci bölümde klarnet ve bas klarnetin tanımı ile tarihsel gelişim sürecinden bahsedilmiş olup, klarnetin müzikteki yeri ve önemine değinilmiştir. İkinci bölümde Cumhuriyetin ilanı ile gelen çağdaş Türk müziği devrimi ele alınmış, bu gelişimin etkisiyle ortaya çıkan Türk Beşleri'nin hayatları incelenmiş ve devamında gelen ikinci, üçüncü, dördüncü kuşak Türk bestecilerin kimler olduğuna kısaca değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası envanterinde eserleri bulunan Türk bestecilerin, eserlerinde bas klarnet kullanıp kullanmadıkları, çok sesli Türk müziğinde bas klarnetin kullanım durumu ve etkenleri tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen verilerde Türk bestecilerin orkestra eserlerinde bas klarneti tercih etme eğilimlerinin, dönemsel, eğitim ve başka nedenlere dayanılarak farklılıklar ortaya çıkarmış olabileceği analiz edilmeye çalışılmaktadır.
A. Vivaldi'nin iki obua, iki klarnet ve yaylılar için konçertosunda (RV560) klarnet icrasının yapısal ve dönemsel olarak incelenmesi
Barok Dönem (1600-1750) bestecilerinden A. Vivaldi'nin hayatı ve üreticiliği incelendiğinde klarnet çalgısının önemli bir yerde konumlandırdığı görülmektedir. Özellikle A. Vivaldi'nin iki obua ve iki klarnet ve yaylılar için bestelediği RV 560 numaralı konçertosunda Barok klarneti tüm yönleriyle kullandığı görülmektedir. Eserin klarnet çalgısının Barok kimliğinin oluşmasına büyük katkıları olduğu söylenebilir. Bu bakımdan bestecinin iki obua, iki klarnet ve yaylılar için bestelediği RV 560 sayılı klarnet konçertosunun yapısal ve dönemsel olarak incelenmesi araştırmanın amacını teşkil etmiştir. Araştırmada öncelikle klarnetin tarihsel olarak gelişim süreci ve klarnet sistemleri incelenerek Barok Dönem'deki işlevselliği ele alınmıştır. Bu kapsamda klarnet gelişiminin önemli evrelerinden birisi olduğu düşünülen bu konçertonun klarnet icrası bakımından form incelemesi yapılarak söz konusu çalgının Barok Dönem'deki gelişimine ışık tutulmaya çalışılmıştır. Böylece Barok Dönem'de klarnetin hangi konumda olduğu ve orkestralarda kullanım şekli, Barok konçertolarındaki yeri teknik olarak açıklanmıştır. Ayrıca Barok Dönem'de yazılmış ve günümüzde halen incelenmemiş olan diğer klarnet eserlerine de atıflarda bulunulmuştur. Araştırma boyunca klarnetin Barok Dönem serüvenini hem sosyolojik hem de teknik anlamda ele almak söz konusu çalgının tarihine uzanan yapı taşlarını aydınlatmada etkili olduğu düşünülmektedir.
Agustın Barrıos Mangore'nin La Catedral adlı gitar eserinin teknik ve müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırma, klasik gitar repertuarında önemli bir yere sahip olan Agustín Barrios Mangoré'nin "La Catedral" eserinin kapsamlı bir incelemesini sunmaktadır. "La Catedral" ''Preludio Saudade'', ''Andante Religioso'' ve ''Allegro Solemne'' adında üç farklı bölümden oluşmaktadır. Her bölüm, Barrios'un bestecilik stilinin farklı bir yönünü yansıtmakta, teknik karmaşıklığı derin duygusal yoğunlukla birleştirmektedir. Orijinali iki bölüm olan eser on dokuz yıl sonra eklenen ''Preludio Saudade'' ile üç bölüme kavuşmuştur. Eserin I. bölümü olan ''Preludio Saudade'' düşünceli doğasıyla nostalji ve manevi özlem hissi uyandırmaktadır. Eserin II. bölümü olan ''Andante Religioso ''bölümü ise dini bir törenin ciddiyetini yansıtarak Barrios'un teknik karmaşıklıklarını daha içsel bir nitelikle birleştirmektedir. Eserin III. ve son bölümü olan ''Allegro Solemne'' bölümü ise Barrios'un canlı ve dinamik bir müzikal anlatı yaratmadaki olağanüstü becerisini sergilemektedir. İnceleme sonucunda; La Catedral'ın karmaşık armonik yapısı ve iç içe geçmiş melodik hatlarıyla, müzikal analiz ve teori çalışmaları için zengin bir kaynak sunduğu görülmektedir. Buna göre bu araştırmada; I. bölüm ''Preludio Saudade'', II. bölüm ''Andante Religioso'', III. bölüm ''Allegro Solemne'' teknik ve yapısal olarak incelenmiştir. Elde edilen verilerin eserin teknik zorlulukları, performans gereklilikleri, gitar tekniği ve yorumlama konusunda önemli bulgular sunduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın ileride yapılacak karşılaştırmalı incelemelerle birlikte Barrios'un gitar müziğindeki etkisine yönelik daha ayrıntılı bir zemin hazırlayacağı düşünülmektedir.
Béla Bartók'un Romen Halk Danslari Sz.56 eserinin piyano ve keman düzenlemesi̇ni̇n tekni̇k ve müzi̇kal açıdan incelenmesi̇
Müzikolog ve besteci Béla Bartók 'un 1909-1914 yılları arasında Romanya Transilvanya'sına yaptığı gezilerde kaydını aldığı "Romen Halk Dansları" altı bölümden oluşmaktadır. Eserin Zoltan Szekely tarafından keman ve piyano düzenlemesi yapılmıştır. Szekely'nin düzenlemesi olan "Romen Halk Dansları Sz.56" eserinin teknik ve müzikal açısından incelenmesinin, müzik teorisine değerli bir katkı sunacağı düşünülmektedir. Bu düşünceden yola çıkarak bu araştırmada Sz.56 numaralı Romen Halk Dansları'nın keman ve piyano düzenlemesinin teknik ve müzikal açıdan incelemesi nasıldır? Sorusuna cevap aranmıştır. Sonuç olarak piyano ve keman için düzenlenmiş Romen Halk Dansları eserine dair üslupsal, artikülatif, formsal, tematik açıdan bulgular ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular sonucunda, Bartók 'un kompozisyon teknikleri ve müzikal dili hakkında yeni bir kaynak kazandırılmak istenmiştir. Ayrıca bulguların müzik icracıları açısından kolaylaştırıcı bir kaynak sunacağı düşünülmektedir. Bilgilerimize göre ulusal alanyazında Sz. 56'ya yönelik kapsamlı bir araştırma yapılmamıştır. Bu yüzden incelemenin gelecekte yapılacak daha kapsamlı araştırmalar için bir zemin hazırladığı söylenebilir.
Modest Mussorgsky'nin bir sergiden tablolar eserinin müzikal açıdan incelenmesi
Bu çalışma, Rus ressam Viktor Hartmann'ın eserlerinden esinlenerek, Modest Mussorgsky tarafından bestelenen "Bir Sergiden Tablolar" adlı eserinin detaylı bir incelemesini ele almaktadır. Araştırmanın amacı, eserin müzikal ve teknik yönlerini ayrıntılı bir şekilde incelemektir. "Bir Sergiden Tablolar", toplam 5 geçiş (promenade) ve 10 farklı bölümden oluşmaktadır. Besteci ile somut bir ilişki kurulabilmesi için Hartmann'ın mevcut tablolarına da araştırmada yer verilmiştir. Bulgularda her bir geçiş ve bölüm için teknik, biçimsel, müzikal ve tarihsel bilgilere de yer verilerek kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Mussorgsky'nin "Bir Sergiden Tablolar" eserinin betimleyici özelliği ve senfonik yapısı, onu diğer eserlerden ayırır ve türdeşlerine öncülük eder. Eserin gerek empresyonist bir dokuya sahip olması ve gerekse senfonik şiirsel yapısı, onun belirli bir kalıba yerleşmemiş betimleyici bir teknikte olmasını sağlamıştır. Sonuç olarak, bu çalışmanın elde edilen bilgilerin müzikologlara, müzik teorisyenlerine ve piyano icracılarına yorumlanabilir farklı bir kaynak oluşturacağı düşünülmektedir. Zira eser, sadece betimleyici bir müzik parçası olmanın ötesinde, Rus ulusal müzik akımı ve Rusya'da izlenimciliğin müziğe yansıması olarak da değerlendirilebilecek detaylı bir başyapıttır. Ayrıca, araştırmada yer alan tarihsel bulguların literatürde önemli bir referans kaynağı olması hedeflenmektedir.
Bağlama sazının temel niteliklerinin incelenmesi
Halk müziğinin ana çalgılarından biri olan bağlamaya dair farklı yaklaşımların olduğu bilinmektedir. Ne var ki bağlamanın yöreden yöreye farklı çalış teknikleri ve biçimleri olduğu da bir gerçektir. Birbirinden bağımsız bu tavır ve yaklaşımlar bağlama çalgısının gelişimindeki metodolojik, üslupsal ve yapısal sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlar genel olarak; icra, pozisyon, mızrap vuruş yönleri ve terminolojik açılardan standart olmayan bir bakış açısını ortaya çıkarmaktadır. Zira bağlamaya yönelik standartlaşmanın aynı zamanda çalgıya yönelik sistematik sürdürülebilirliğin önünü açacağı düşünülmektedir. Geleneksel bir çalgıya yönelik ulusal ve standart bir ekolün kabul edilmesi, o çalgının evrenselleşme sürecinde en nihai adımdır. Bağlama ekolün standartlaşmasına yönelik yapılan araştırmalarda ortak bir bakış açısının gerekliliğinin vurgulandığı görülmektedir. Bu düşünceden yola çıkarak bu araştırmada çalgı olarak bağlamanın işlevselliğinin alanyazın üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada elde edilen bilgiler sayesinde, bağlama çalgısını yöreselden ulusala doğru kavramsal, biçimsel ve tarihsel olarak öneminin vurgulandığı düşünülmektedir. Sonuç olarak araştırmada bağlamanın kavramsal ve biçimsel yönlerinin tek bir potada ele alınarak, standartlaştırılmış bir bağlama ekolünün temel hatları çizilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın alana yönelik yapılacak daha spesifik araştırmalara öncül bir bilgi akışı sağlayacağı düşünülmektedir.
Franz Schubert'in D. 935 Op. Posth. 142 numaralı impromptu'sunun biçimsel açıdan incelenmesi
Bu araştırma, Franz Schubert'in D. 935 Op. Posth. 142 numaralı impromptu'sunun biçimsel açıdan incelenmesi üzerine odaklanmaktadır. Bu eser, Romantik Dönem eserleri arasında önemli bir örnek olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, eserin icra teknikleri, form, tonalite ve müzikal temaları gibi müzikal ve teknik öğelerin derinlemesine incelenmesi yoluyla eserin yapısını ve önemini anlamaktır. Araştırmanın ilk aşamasında, Schubert'in hayatı, dönemin müzikal özellikleri ve İmpromptu'n genel yapısı hakkında literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra, eserin nota metinleri, doküman analizi yöntemleri kullanılarak incelenmiş ve müzikal analizler yapılmıştır. Bu analizlerin sonucunda, İmpromptu D. 935 (Op. Posth. 142 adlı eserin hem müzikal hem de tarihsel açıdan taşıdığı önem çalışma sonucunda vurgulanmaktadır. Elde edilen bulgular sonucunda F.Schubert'in kompozisyon tekniklerini ve müzikal dili hakkında yeni bir kaynak kazandırıldığı düşünülmektedir. Ayrıca bulguların müzik icracıları açısından kolaylaştırıcı bir kaynak sunacağı düşünülmektedir. Bilgilerimize göre ulusal alan yazında D. 935 Op. Posth. 142'ye yönelik kapsamlı bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu yüzden incelemenin gelecekte yapılacak araştırmalar için bir zemin hazırladığı söylenebilir.
John Fıeld'ın H.46 ve H.37 piyano noktürnlerinin teknik ve müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırmada, John Field'ın piyano edebiyatında önemli yeri olan H.37 ve H.46 numaralı noktürnleri incelenmekte olup her iki noktürnün teknik ve müzikal açıdan öğelerinin ele alınması ve eserlerin piyano edebiyatındaki öneminin vurgulanması amaçlanmıştır. Bu düşünceden yola çıkarak araştırmada "Polskie Wydawnictwo Muzyczne (PWM)" adlı edisyon firması tarafından 1978 yılında "Field Dua Nokturny" adıyla yayınlanmış piyano albümü kaynak olarak kullanılmıştır. Yapılan incelemede bu edisyonun piyanistler tarafından yaygın olarak kullanıldığı görülmüştür. Buna ek olarak H.37 ve H.46 numaralı noktürnlerin John Field'ın piyano eserleri arasında sıklıkla çalındığı, fakat üzerinde yeteri kadar inceleme yapılmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında, John Field'ın hayatı ve eserlerine yönelik literatür taraması yapılmış, ikinci aşamasında ise H.46 ve H.37 numaralı noktürnler ele alınarak incelenmeye çalışılmıştır. İnceleme sonucunda John Field'ın piyano edebiyatı ve icracılığı bakımından önemi ortaya konulmuş ve araştırma çıktılarının hem yorumculara hem de teorisyenlere katkı sağlayacağı ve daha kapsamlı çalışmalara zemin hazırlayacağı düşünülmektedir.
Üniversitelerin müzikle ilgili bölümlerinde ses eğitimi derslerine yönelik yaratıcı drama etkinlikleri
Daha sonra doldurulacaktır.
Anadolu ozanlık geleneği içerisinde Feyzullah Çınar'ın yeri ve besteleri üzerinde müzikal çözümleme
Ozanlık geleneği, Türklerin tarih sahnesine çıkışından itibaren var olan, yüzyıllar boyunca halk kültürünün bir parçası olarak yaşamış, köklü bir gelenektir. Bu geleneğin ortaya koyulması, korunması ve bugünlere ulaşması noktasında önemli rol üstlenen ozanlar, zaman içerisinde âşık adıyla anılmaya başlanmıştır. Genellikle saz eşliğinde şiirlerini ve türkülerini söyleyen âşıklar birçok konuyu eserlerinde işleyerek tarihe ışık tutmuşlardır. Geleneğin 20. yüzyıl temsilcileri arasından Âşık Feyzullah Çınar; kendi döneminin dilini, duygularını ve düşüncelerini dile getirmiş, halkın sesi olmuştur. Bu çalışmanın konusu en genel ifadeyle Feyzullah Çınar'ın yaşam öyküsü ve okuduğu eserlerin notaya alınıp incelenmesidir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde Anadolu'da ozanlık geleneği ele alınmış, ikinci bölümünde Feyzullah Çınar'ın hayatına ve sanatına yer verilmiş, üçüncü bölümde Çınar'ın okuduğu eserler notaya alınmış ve çözümlemeleri yapılmıştır. Çalışmanın temel amacı Feyzullah Çınar'ın albüm ve plak kayıtlarında seslendirdiği eserlerin külliyatını oluşturmaktır. Bu çalışma Feyzullah Çınar türkülerinin notaya alınarak yazılı kaynağa dönüştürüldüğü ilk çalışma olması bakımından önem arz etmektedir.
Carl Friedrich Zelter'in mi bemol majör viyola konçertosunun biçimsel analizi
Bu çalışmada viyola çalgısıyla ilgili klasik dönemde yazılmış konçertolardan biri olan Carl Fredrich Zelter'in mi bemol konçertosunun yapısal analizi yapılmıştır. Bu çalışma klasik dönem bestecilerinden biri olan Carl Friedrich Zelter'in viyola çalgısı için bestelemiş olduğu tek viyola konçertosu olan mi bemol majör viyola konçertosunun detaylı bir analizini yapmak dönem hakkında genel bilgiler vermek ve bu doğrultuda eserle ilgili çalışma yapmak isteyenlere yarar sağlamak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın kapsamı Carl Friedrich Zelter'in mi bemol major tonunda yazmış olduğu konçertodur. Yapılan çalışma kapsamında eserin üç bölümden oluştuğu tespit edilmiş olup birinci bölümün sonat allegrosu formunda ikinci bölümün lied formunda üçüncü bölümün rondo formunda yazıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda öncelikle eser parçalara ayrılarak müziksel açıdan yorumlanmış daha sonra eserin içinde bulunan müzikal yapılar ortaya çıkarılmış ve ayrı olarak tablolaştırılmıştır. Daha sonra bölümlerin içerisinde yer alan armonik yapılar tablolaştırılmış ve sık kulanılan ritim kalıpları belirlenerek en çok kullanılan ritim kalıpları tablo ve grafik şeklinde gösterilmiştir.
Concone Thirty Daily Exercise For High Voice Op. 11 etütlerinin analizi
Ses eğitimine yönelik çalışmalar mevcut olmakla birlikte, bu alana katkı sağlayanlardan biri de besteci, ses eğitimci ve müzik teorisyeni Giuseppe Concone'dur. Literatür incelendiğinde, kendisine ait çalışmalara yönelik kaynakların az sayıda olduğu dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, Giuseppe Concone'un hayatından bahsedilmiş olup, ses eğitiminde önemli bir yere sahip olan "Thirty Daily Exercise For High Voice Op.11" metodundaki etütler analiz edilmiştir. Ses eğitiminin ilke ve amaçları doğrultusunda, ilgili metodun incelenmesinin erkek ve kadın seslerine fayda sağlayacağı düşünülmektedir.Bu araştırma, betimsel olarak ele alınmış nitel bir çalışmadır. Veriler, doküman inceleme yöntemi ile toplanmıştır. Doküman inceleme yöntemi ile toplanan veriler, içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada, örneklem olarak kişiye ait "Thirty Daily Exercise For High Voice Op.11" adlı kitabında yer alan etütler seçilmiştir. Çalışmada, Giuseppe Concone'un kendisine ait kitabında kromatik egzersizlere oldukça önem verdiği; etütlerinde 16'lık nota değerinden daha küçük hiçbir nota değerini kullanmadığı; ölçüsü 4/4'lük olan ve ölçü sayısı 20'yi geçen etütlerin yoğun olarak kullanıldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmanın, Giuseppe Concone hakkında yapılacağı öngörülen diğer çalışmalara kaynak teşkil etmesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Giuseppe Concone ,Thirty Daily Exercise For High Voice Op.11, Etüt, Ses, Ses eğitimi.
Klâsik Türk müziği keman eğitim yöntemlerinin analizleri
Klasik Türk Müziği Keman öğretim yöntemleri bünyesinde olan meşk usulü ve metodik sistemin uygulanma şekillerini içerik analizi yapmanın yanı sıra, bu analizler sonucunda bir klasik Türk müziği keman öğretim dizini oluşturmanın amaçlandığı bu araştırmada, nitel yöntem ve tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma, "Giriş", "Beş Bölüm", "Sonuç ve Öneriler" ve "Ekler" kısımlarından oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde, günümüze kadar klasik Türk müziği keman eğitimi üzerine yapılan çalışmalar kronolojik olarak değerlendirilmiştir. Birinci Bölümde, keman çalgısının tarihçesi ve yapısal özellikleri; Keman çalgısının etimolojisi hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci Bölümde; klasik Türk müziği keman icracılarının hayatı ve mûsiki çalışmaları ve çalgını akort sistemi ele alınmıştır. Üçüncü Bölümde, çalgı eğitimi açısından keman çalgısı incelenerek geleneksel Türk müziğinde çalgı eğitim yöntemleri, basılı olan klasik Türk müziği keman eğitim metotlarının karşılaştırmalı içerik analizi yapılmıştır. Klasik Türk müziği keman öğretim süreci ve klasik Türk müziği ile Batı müziği icra teknikleri hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü Bölümde, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Bayburt Üniversitesi, Necmettin Erbakan üniversitelerinden bir, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinden iki, toplamda sekiz akademisyenle ile görüşülmüştür. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu, TRT İstanbul Radyosu, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk, Müziği Korosu, İzmir Klasik Devlet Türk Müziği Korosu, İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu, İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu, İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu, İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu, TRT İstanbul Radyosu ve TRT Ankara Radyosundan birer sanatçı olmak üzere olmak üzere on keman sanatçısı ile görüşülerek, toplamda on sekiz bireye yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Bu görüşmeler sonucunda, klasik Türk müziği keman eğitim yöntemlerinin içerik analizi yapılmıştır. Beşinci bölümde, tüm bölümlerden elde edilen veriler ışığında, klasik Türk müziği keman öğretim dizininin değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuç ve öneriler bölümlerinde ise, elde edilen veriler doğrultusunda ulaşılan sonuçlara ve çalgının eğitim sürecine katkı sağlayacağına inandığımız önerilere yer verilmiştir.
Paul Chambers'ın kullandığı bas yürüyüşlerindeki armonik yapı
Bu araştırma, Paul Chambers'ın kullandığı bas yürüyüşlerindeki armonik yapının tespit edilmesine yönelik genel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Çalışmanın evrenini caz müziği kontrbas sanatçılarından Paul Chambers, örneklemini ise Bud Powel'ın Cleopatra's Dreams, John Coltrane'in Gaint Steps, Klemmer ve Lewis'in Just Friends, Sigmund Romberg'in Softly, As In A Morning Sunrise, Victor Young'un Stella By Starlight, Jeroma Kern'in Yesterdays eserindeki Paul Chamber'ın bas yürüyüşleri oluşturmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesinin oluşturulmasında ve eserlerin yürüyen baslarına ilişkin verilerin toplanmasında nitel araştırma tekniklerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde görsel analiz tekniğinden yararlanılmış; bu kapsamda Paul Chambers'ın kullandığı bas yürüyüşlerindeki armonik yapı; diyatonik, kromatik, çift kromatik yaklaşım sesleri, tam ve yarım sesten oluşan melodik kalıplar, doğal ve altere gerilimli sesler, majör, minör, simetrik ve modal dizilerle analiz edilerek Paul Chambers'ın bas yürüyüşlerinde kullandığı armonik yapısına ilişkin sonuçlar ortaya konulmuştur.
Müzik dersi kapsamında geliştirilen artırılmış gerçeklik uygulamalarının lise öğrencilerinin akademik başarılarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Artırılmış Gerçeklik (AG) teknolojisi kullanılarak yapılan müzik dersinin lise öğrencilerinin akademik başarılarına etkisini incelemektir. Ayrıca araştırmanın diğer amacı, bu teknoloji ile yapılan müzik dersi hakkında öğrenci görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Tez Merkezinde AG teknolojisi ile ilgili yapılmış tezler incelendiğinde, konuyla ilgili çalışmaların daha çok bilgisayar mühendisliği alanında ve fizik, kimya, biyoloji, matematik, coğrafya, yabancı dil gibi eğitimin bazı alanlarında yoğunlaştığı; müzik ya da müzik eğitimi uzmanlık alanını gerektiren konularda ise çok sınırlı sayıda çalışmanın olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda araştırma, alana yeni bir kaynak oluşturacağı ve konuyla ilgili daha sonra yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı için önemlidir. Ayrıca bu çalışma, üretilen ders materyalinin (z-kitap) ve içeriğinde yer alan artırılmış gerçeklik uygulamalarının araştırmacı tarafından geliştirilmiş olması nedeniyle de önemli görülmektedir. Karma yöntem ile hazırlanmış olan araştırmada, açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Bu bağlamda, önce nicel veriler, daha sonra da nitel veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutu, nicel araştırma modellerinden yarı deneysel modele göre planlanmış; araştırmanın çalışma grubunda Ordu ili Altınordu ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve rastgele seçilen resmi bir ortaöğretim kurumunda öğrenim gören 10. sınıf öğrencileri yer almıştır. Seçilen ortaöğretim kurumunda rastgele yöntemle belirlenmiş şubelerden ise deney ve kontrol grupları oluşturulmuş ve toplamda dört hafta süren (haftada iki saat) bir çalışma yapılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen sayısal veriler, görüşme ve gözlem gibi çoklu veri toplama yöntemleri kullanılarak, deneklerin yaşadıkları deneyimlerle ilişkilendirildiği için bu çalışmanın nitel boyutu durum çalışması modeline göre planlanmıştır. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanmış olan başarı testi, yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem formları kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, parametrik testlerden bağımsız örneklem t-testi ve bağımlı örneklem t-testi; parametrik olmayan testlerden ise Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılarak SPSS-22 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel verileri ise içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, kontrol ve deney grubunun akademik başarıları arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Ayrıca nitel ve nicel verilerin analizi birlikte değerlendirildiğinde, eğitimde artırılmış gerçeklik uygulama ve içeriklerinin kullanımının, öğrenmeyi kolaylaştırdığı, bilgilerin akılda kalıcılığını sağladığı, ilgi çekerek öğrenci motivasyonlarını artırdığı ve akademik başarıları üzerinde olumlu yönde bir etki yarattığı tespit edilmiştir.
Tarihsel süreçte klâsik Türk mûsikîsi ses icracılığında üslûp ve tavır
Bu araştırmada Klasik Türk Musiki ses icracılığında üslûp ve tavrın tarihsel seyri incelenerek, ses icracılığında dönemsel olarak ortaya çıkan üslûp-tavır biçimlerini ve tarihsel süreçte üslûp ve tavır oluşumunda hangi faktörlerin etkili olduğunu tespit etmek amaçlanmaktadır. Araştırmanın verileri literatür taraması ve doküman inceleme ile elde edilmiştir. Tarama modelinde betimsel bir çalışma olan bu doktora tezi 5 ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm problem, amaç, önem, varsayımlar, sınırlılıklar ve ilgili araştırmalardan oluşan tezin kapsamını yansıtmaktadır. İkinci bölümde araştırmada kullanılan yöntem, üçüncü bölümde araştırmanın kavramsal ve kuramsal çerçevesine yer verilmiştir. Bulguların yazıldığı dördüncü bölüm iki ana başlık altında irdelenmiştir. İlk olarak tarihsel süreçte ses icracılığında oluşan üslûp ve tavır biçimleri tespit edilerek hafız-gazelhan, fasıl, radyo, koro, piyasa ve solo üslûp ve tavrı alt başlıklar olarak incelenmiştir. İkinci ana başlıkta ise ses icracılığında üslûp ve tavır oluşumunu etkileyen faktörler belirlenerek mekân, teknolojik gelişmeler, dil-prozodi ve toplumsal cinsiyet bağlamlarında incelenmiştir. Araştırmanın son bölümü olan sonucunda ise ses icracılığında tarihsel süreçte oluşan üslûp ve tavır dönüşümleri detaylı olarak tespit edilmiş ve alana katkı sağlayacağı düşünülen öneriler getirilmiştir.
Ernesto Köhler etütlerinde müzikal dramaturji
Bu tezde, tiyatronun temel unsurlarından biri olan dramaturji kavramı müzik bağlamında ele alınarak, flüt virtüözü Ernesto Köhler'in seçilmiş romantik etütlerinde müzikal dramaturjinin nasıl yapılandığı incelenmiştir. Dramaturjinin tiyatroda metin ve karakter analizi gibi unsurları kapsarken; müzikte tematik yapı, melodik motif ve dinamik geçişler gibi ögeleri içerdiği vurgulanmıştır. Araştırmada, Köhler'in Op.66 numaralı etütlerinden beş tanesi (No.2, 4, 10, 13, 25) seçilerek nitel analiz yöntemiyle dramaturjik çözümlemeleri yapılmıştır. Bu çözümlemelerde tematik gelişim, karakteristik motifler, dinamik ve tempo değişimleri gibi ögeler incelenmiş; etütlerin hem teknik hem de sanatsal yönleri ortaya konmuştur. Her etüdün kendine özgü bir duygusal anlatı sunduğu ve teatral kimlik taşıdığı görülmüştür. Çalışma, müzikal dramaturjinin sadece analiz aracı olarak değil, aynı zamanda estetik bir anlatım yöntemi olarak da kullanılabileceğini göstermektedir. Köhler'in eserlerinin, teknik beceri kazandırmanın ötesinde öğrencilerin müziksel anlatım gücünü ve sahne hakimiyetini geliştirme potansiyeli taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, müzikal dramaturji yaklaşımının müzik pedagojisi ve yorumculukta etkili bir yöntem olarak değerlendirilebileceği, farklı bestecilere uygulanabileceği ve çağdaş müzik eğitiminde yer alması gerektiği önerilmiştir. Tez, tiyatro ve müzik kesişiminde yer alan dramaturji kavramının disiplinlerarası katkılarını ve anlatı gücünü ortaya koymuştur.
Haydar Tatlıyay'a ait eserlerin analizi doğrultusunda Türk musikisi keman eğitimine yönelik etütlerin oluşturulması
Türk Musikisi keman eğitimi ve icra gelişimi için etüt çalışmalarının katkısı büyüktür. Haydar Tatlıyay bağlamında ilgili literatür taranmış ve Türk Musikisi keman eğitimine yönelik herhangi bir etütleştirme çalışmasına rastlanmamıştır. Bu çalışma gerek Türk Musikisi keman eğitimcilerine gerekse icracılarına etüt repertuvarı ve kaynak oluşturma amacıyla oluşturulmuştur. Çalışma oluşturulurken Haydar Tatlıyay'ın eşi Makbule Tatlıyay'ın derlediği "Haydar Tatlıyay'ın Hayatı ve Eserleri" adlı kitap ana kaynak olarak kullanılmıştır. Haydar Tatlıyay'a ait ilgili kaynak incelendiğinde 144 adet eser tespit edilmiştir. Bu eserler araştırmanın evrenini, ilgili eserler içerisinden seçkisiz (Random) örneklem ile ayıklanan 10 adet sözsüz eser araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. İlgili veriler belgesel tarama yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmanın modeli tarama modellerinden genel tarama modeli olarak belirlenmiştir ve araştırma betimsel bir çalışma olarak oluşmuştur. Araştırmanın örnekleminde yer alan 10 adet eser analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında Türk Musikisi keman eğitimi ve icrasına yönelik 5'erli olmak üzere toplamda 50 adet etüt oluşturulmuştur. Etütler oluşturulurken Haydar Tatlıyay'a ait ilgili eserlerinden seçilen motifler çıkıcı ve inici sekilemeli (Sekvens) kurguyla çoğatılmış, oluşan notasyon içerisinde keman için yay, süsleme ve pozisyon teknikleri eklenmiştir. Bu araştırma sayesinde Türk Musikisi keman eğitimine yönelik etütleştirme çalışmasının yapılabileceği, Haydar Tatlıyay'a ait eserlerin Türk Musikisi keman eğitimine yönelik kullanılabileceği, motiflerin sekilemeli (Sekvens) biçimde art arda eklenmesiyle etütleştirme çalışmalarının yapılabileceği sonucuna varılmıştır.
Ortaokul müzik öğretmenlerinin Web 2.0 araçlarını kullanma durumlarının incelenmesi
Teknolojinin hızlı gelişimiyle karşımıza çıkan yenilik ve değişimler, yaşantımızın her alanında olduğu gibi eğitim-öğretim süreçlerini de etkilemiştir. 21. yüzyıl becerileri çerçevesiyle birlikte ülkemizde öğretim programları yenilenmiş ve çağın gereksinimi olan teknoloji ile internetin eğitime entegre edilmesi amaçlanmıştır. Bu değişim sürecinde, öğrencilerin bilgiye erişimde aktif rol üstlenmeleri; öğretmenlerin ise bu süreçte öğrencilere rehberlik ederek öğrenme deneyimlerini yönlendirmeleri beklenmektedir. Değişen bu dinamiklerle birlikte, "eğitim teknolojileri" başlığı altında çeşitli araçlar ve uygulamalar geliştirilmiş; öğretmenlerin, geleneksel öğretim yöntemlerinin yanı sıra bu teknolojileri de eğitim sürecinde kullanmaları öngörülmüştür. Ülkemizde bu dönüşüme uyum sağlamak amacıyla başlatılan FATİH Projesi, teknoloji ve internetin sınıf ortamlarında aktif olarak kullanılmasını sağlamıştır. Ayrıca, eğitim-öğretim sürecine teknolojik bir destek sunan EBA platformu hem öğretmenlere hem de öğrencilere önemli katkılar sağlamaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından desteklenen eğitim teknolojileri sayesinde, derslerde kullanılabilecek web araçları ve uygulamalar, interaktif tahtalarla entegre edilerek sınıf ortamında daha etkin bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır. Bu bağlamda, öne çıkan araçlardan biri de Web 2.0 teknolojileridir. Web 2.0 araçları, bireylere içerik oluşturma, paylaşma ve işbirlikçi yapıya olanak sağladığı için eğitim-öğretim sürecinde kullanımı öğretmen ve öğrenciye avantaj sağlamaktadır. Yenilikçi eğitim teknolojilerinden olan Web 2.0 araçlarının, ders ortamına zengin içerik sunmasıyla geleneksel öğretim yöntemlerine ek öğretmenlerin yararlandığı önemli web tabanlı kaynaklar arasında yer aldığı söylenebilir. Web 2.0 araçları, eğitim ortamında birçok farklı kullanım alanı sunmaktadır. Bu doğrultuda, öğretmenin Web 2.0 araçlarının eğitime sağladığı olanakları benimsemesi ve ders sürecinde aktif kullanması önemlidir. Bu bağlamda, öğretmenin eğitimde fırsat eşitliliği ilkesini benimseyerek öğrencilere rehberlik etmesine ve öğrencilerin bu teknolojilerle tanışıp aktif bir şekilde kullanmalarına olanak sağlamaktadır. Bu araştırmada, Altınordu ortaokul müzik öğretmenlerinin Web 2.0 araçlarını kullanma durumlarının incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışma deseni modeline göre oluşturulmuştur. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesine göre oluşturulmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırmalı görüşme formu ile elde edilmiştir. Uzman görüşleri alınarak hazırlanan yarı yapılandırmış görüşme formu altı sorudan oluşturulmuş öğretmenlere uygulanırken öğretmenlerin bilgileri dahilinde ses kaydı alınmıştır. Veri analizinde, betimsel ve içerik analizi birlikte kullanılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda, müzik öğretmenlerinin Web 2.0 araçlarıyla ilgili bilgi düzeylerinin yeterli olmadığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin, derslerinde genellikle günlük yaşantılarında aşina oldukları araçları tercih ettikleri ve yeni içerik üretmek yerine hazır içerikler sunan araçları kullandıkları görülmektedir. Özellikle, bu araçların kendi branşlarında nasıl etkili şekilde kullanılabileceğine dair bilgi eksikliği dikkat çekmektedir. Ayrıca, okul ortamlarının teknolojik altyapısı ve ağ bağlantı yeterlilik düzeyleri öğretmenlerin Web 2.0 araçlarını etkili şekilde kullanma süreçlerini doğrudan etkilemektedir. Bununla birlikte, yüksek sınıf mevcutları ve sınırlı ders süreleri de, öğretmenlerin bu araçları verimli şekilde kullanmalarını zorlaştıran temel faktörler arasında yer aldığı belirlenmiştir.
Salih Urhan'ın kabak kemane icrasının analizi
Salih Urhan'ın kabak kemane icrası, geleneksel Türk halk müziği içinde önemli bir yere sahiptir. Özellikle kabak kemane icracılığında belirli niteliklere sahip, alanında yetkin bir sanatçı olan Salih Urhan'ın Türk halk müziğine katkılarını açıklamak ve kabak kemane icra ederken kullandığı süsleme tekniklerini tespit edip kişisel üslup özelliklerini belirlemek bu araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışma, söz konusu teknik ve kişisel üslûp özelliklerin tespit edilip kaybolmadan gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemlidir. Bu çalışmada Salih Urhan'ın kabak kemane icrâsında kullandığı teknik ve yorumlama özelliklerine ait sorulara cevap aranmıştır. Çalışmada veriler kaynak tarama yöntemiyle elde edilmiştir.
Kabak kemane ve kemança formunda yapılan kemanenin karşılaştırmalı analizi
Tarihin ilk zamanlarından bu yana değişik adlarla anılmakta olan çalgıların farklı coğrafi bölgelerde ait oldukları kültürleri temsil ettiği bilinen bir gerçektir. Sözü edilen kültürlerin temsilcileri arasında gösterilebilecek kabak kemane ve kemança formundaki kemane çalgılarının birbirlerine oldukça benzeyen şekilleri ve yakın coğrafyalarda bulunmalarının da etkisiyle kimi zaman birbirlerinin yerine isimlendirildikleri görülen bir durumdur. Buna karşın iki çalgı, gerek yapısal gerekse ses kaliteleri açısından farklılık göstermektedir. Çalışmanın amacı kabak kemane çalgısı ile kemança formundaki kemane çalgısının yapı ve ses kaliteleri açısından karşılaştırmalı analizinin yapılmasıdır. Doküman analizi yöntemi ile gerçekleştirilen bu analizlerde her iki çalgının; sap, burgu, tel, gövde ve yay bölgelerinin karşılaştırması yapılmış, elde edilen bulgulardan hareketle iki çalgının yapısal ve ses kalitesi bakımından benzeyen ve farklılaşan özellikleri ortaya konmuştur. Köken olarak ıklığ çalgısından ortaya çıktığı kabul edilen her iki çalgının Türkiye ve Azerbaycan merkezli icra edildiği, bununla birlikte her iki ülkede de kabak kemane çalgısı ile kemança formundaki kemane çalgısının icrasına rastlandığı görülmektedir. Çalışma, bu alanda araştırma yapmak isteyenlere, icracılara, çalgı yapımcılarına ışık tutması açısından önem arz etmektedir.
Kabak kemane ile Karadeniz kemençesinin karşılaştırmalı analizi
Türk Halk Müziği yaylı çalgıları ailesinden olan kabak kemane ve karadeniz kemençesi diğer Türk Halk Müziği çalgıları gibi usta-çırak ilişkisiyle devamlılığını sürdürmüştür. Farklı bölgelere ait olan bu iki enstrüman, yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarılıp, kültürel kimliğin önemli bir parçası haline gelirken icracıların geçmişten bugüne kendi kültürlerinin müzikal özelliklerini yansıtmasında önemli bir rol almıştır. Bu araştırma, Karadeniz yöresi ve Teke yöresi temsilcilerinden olan kabak kemane ve karadeniz kemençesinin icra tekniği bakımından karşılaştırmalı olarak incelenip benzer ve farklı yönlerinin ortaya konulması amacıyla hazırlanmıştır. Betimsel tarama modelli bu çalışmada kabak kemane ve karadeniz kemençesinin icra tekniği bakımından benzer ve farklı yönlerinin, nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman analizi yöntemiyle incelenmiş olup görsel ve yazılı literatür taranarak verilerin elde edilmesi sağlanmıştır. Çalışma boyunca oluşturulan nota yazımlarında, müzik notasyonu programı olan Finale programından yararlanılmıştır. Bu çalışmada, kabak kemane ve karadeniz kemençesinin icra teknikleri karşılaştırılmış, her iki çalgıda çift ses çalma, detache, legato; çarpma, mordan, trill ve vibrato gibi tekniklerin ortak şekilde kullanıldığı, pizzicato ve glissando tekniklerinin sadece kabak kemane de kullanıldığı, icracıların bireysel yorumları ve geleneksele özgü kalıplar doğrultusunda çalgı tekniklerini biçimlendirdikleri ayrıca bu biçimlendirmenin, çalgıların potansiyellerinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynayabileceği sonucuna varılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir.
Türkiye'de çok sesli koro ve koro şefliği
Bu tez çalışmasında Türkiye'deki koro müziği ve koro şefliği pratiği incelenerek, koro şeflerinin toplumsal ve sanatsal rolleri, koro müziği ile toplum arasındaki ilişki ve koro şefliği eğitimine yönelik beklentiler araştırılmıştır. Çalışma, Türkiye'deki koro müziği ge-leneğinin gelişim sürecini, koro şeflerinin toplumsal işlevlerini ve koro şefliği eğitimindeki eksiklikleri değerlendirmektedir. Araştırma, nitel bir yaklaşım benimsenerek gerçekleşti-rilmiş olup Türkiye'de koro şefliği yapan ve bu alanda uzmanlık deneyimine sahip beş katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda koro müziği ve koro şefli-ğinin sadece sanatsal bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal anlamda bağlar kuran, kültürel farkındalık oluşturan ve bireyler arasında empatiyi artıran bir araç olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcılar, koro şefliğinin müziksel becerilerin yanı sıra liderlik, topluluk yö-netimi ve pedagojik beceriler gerektiren bir meslek dalı olduğunu vurgulamışlardır. Koro şefliği eğitiminin daha sistematik ve kapsamlı bir hale getirilmesi gerektiği, katılımcılar tarafından öne sürülen bir diğer önemli bulgudur. Koro şeflerinin yalnızca teknik müziksel bilgiye değil, aynı zamanda topluluk yönetimi, sosyal etkileşim ve grup dinamiklerini yö-netme gibi becerilere de sahip olmaları gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, koro şeflerinin eği-tim süreçlerinde uygulamalı deneyimlere yer verilmesi gerektiği ifade edilmiş, koro şefliği mesleğinin toplumsal sorumlulukları ve kültürel bilinç oluşturma noktasında önemli bir rol oynadığı görülmüştür. Katılımcılar, koro şeflerinin sadece müzikal değil, aynı zamanda toplumsal etkileşimde bulunan ve toplumu bir araya getiren sanatçılar olmaları gerektiğini belirtmişlerdir. Koro şeflerinin koro üyeleriyle etkili iletişim kurarak topluluk içindeki uyumu ve grup dinamiklerini güçlendirmeleri gerektiği vurgulanmıştır. Türkiye'de koro müziği ve koro şefliğine yönelik öneriler sunulmuş; koro şefliği eğitimine yönelik yapılan değerlendirmeler ışığında mesleğin profesyonelleşmesi için atılması gereken adımlar ortaya konulmuştur. Koro şefliği, sanatsal yönünün yanı sıra toplumsal bağların güçlendirilme-sinde etkili bir araç olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, koro şefliği eğitimlerinin şeflerin çok yönlü beceriler geliştirmelerine imkân tanıyacak biçimde yapılandırılması gerektiği vurgulanmıştır.
Özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimli çocukların eğitiminde müzik terapinin kullanılması hakkındaki bilgi ve görüşleri
Bu tez çalışmasında özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimli çocukların eğitiminde müzik terapinin kullanımına ilişkin bilgi ve görüşleri araştırılmıştır. Özel eğitim öğretmenlerinin müzik terapi hakkındaki bilgi ve görüşleri, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen tekniği kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın verileri derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. 2021-2022 eğitim öğretim yılında Mersin ili merkez ilçeleri olan Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde bulunan özel eğitim okullarında görev yapmakta olan özel eğitim öğretmenlerinden gönüllülük esasıyla katılım sağlayan (n=31) öğretmenler ile yürütülen bu çalışmada elde edilen veriler 3 ana ve 16 alt tema şeklinde gruplandırılmıştır. Araştırmanın ana temalar "Özel eğitim öğretmenlerinin müzik kavramı ile müzik terapi hakkındaki bilgi ve görüşleri nelerdir?" "Özel eğitim öğretmenlerinin müziğin ve müzik terapinin özel gereksinimli öğrenciler üzerindeki etkileri hakkındaki görüşleri nelerdir?" "Özel eğitim öğretmenlerinin müzik kavramı ile müzik terapi hakkındaki deneyim ve motivasyon durumları nasıldır?" sorularına verilen cevaplar ile oluşmuştur. Yapılan derinlemesine görüşmelerde özel eğitim öğretmenlerinin müzik terapi hakkında istendik düzeyde bilgiye sahip olmadıkları sonucuna varılmıştır. Buna karşın özel gereksinimli çocukların eğitiminde müziğin ve müzik terapinin kullanılmasının eğitimi olumlu yönde etkileyeceğini destekleyen nitelikte görüşler de belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda özel eğitim öğretmenlerine müzik ve müzik terapi konularında hizmet içi eğitimler planlanması önerilmiştir.
Piyano eğitimcilerinin piyano öğretim tutumları üzerine bir anket çalışması
Bu araştırmada 2021-2022 eğitim öğretim döneminde Türkiye ve Azerbaycan'da bulunan özel ve devlet okullarında piyano eğitimcilerinin piyano öğretim tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma gurubunu, Türkiye ve Azerbaycan'da bulunan özel ve devlet okullarında piyano öğretmeni olan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 150 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Bilgi Formu" ve Doç. Dr. Tarkan Yazıcı'nın (2016) geliştirdiği "Piyano Eğitimcilerinin Piyano Öğretimlerine Yönelik Tutum Ölçeği " kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlere elektronik ortamda anketler gönderilmiş ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Piyano dersi motivasyon ölçeği ve demografik bilgi formu yoluyla elde edilen verilerin ilgili analizler yapılmış, tablolar halinde düzenlenerek yorumlanmıştır. Piyano eğitimi alanında faaliyet gösteren katılımcıların çoğunluğu, bilgi paylaşımı ve deneyim paylaşımının önemini vurgulamaktadır. Katılımcıların büyük bir kısmı, piyano öğretimiyle ilgili sürekli gelişmeye ve yeniliklere açık olduklarını göstermektedir. Aynı şekilde, piyano öğretimiyle ilgili güncel kaynakları takip etme, projelere gönüllü olarak katılma ve literatürü inceleme konularında da aktif bir tutum sergilemektedirler. Bu, katılımcıların kişisel gelişimlerine katkı sağlama ve topluma fayda sağlama istekliliğini yansıtmaktadır. Araştırmanın sonucunda, piyano öğretimi sırasında keyif almanın ve dayanıklılığın önemini gösterirken, sürekli öğretme düşüncesinin bazı katılımcılar için endişe kaynağı olduğunu ortaya çıkmıştır. Bu sonuç, piyano öğretiminin hem zevkli hem de zorlayıcı yönlerini yansıtmaktadır. Ancak, piyano öğretiminin bazı katılımcılar için zor olabileceğini düşünenlerin oranı da yüksektir. Bu durum, öğretmenlerin karşılaştığı zorluklara ve öğretim pratiğini geliştirme ihtiyacına işaret etmektedir. Genel olarak, araştırma sonuçları, piyano öğretimi alanında çalışan bireylerin, sürekli öğrenmeye ve gelişmeye açık olduklarını, bilgi paylaşımını önemsediklerini ve öğretim süreçlerini kişisel tatmin ve toplumsal katkı odaklı olarak değerlendirdiklerini göstermektedir.
Türkiye'de orkestra şefliği lisans programlarının değerlendirilmesi ve profesyonel yaşama etkisini geliştirmeye yönelik öneriler
Bu araştırma, Türkiye'de orkestra şefliği eğitimi verilen yükseköğretim kurumlarının lisans düzeyindeki öğretim programlarını değerlendirerek bu kurumlarda verilen eğitimin adayların profesyonel yaşamlarına etkisini incelemektedir. Araştırma belirtilen amaç doğrultusunda nitel araştırma paradigmasını izleyen bir durum çalışması olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu belirlenirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Bu doğrultuda Türkiye'de orkestra şefliği eğitimi almış veya yurt dışında eğitim alıp Türkiye'de şeflik yapan, Türkiye'deki okullarda şeflik eğitimi veren, aktif olarak orkestra şefliğine devam eden ve değişik deneyim sürelerine sahip on orkestra şefi araştırmaya dahil edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Bu kapsamda benzer veriler düzenlenerek kodlar ve kategoriler oluşturulmuş, kategori ve kodlara ilişkin frekanslar tablolar halinde sunulmuştur. Araştırmanın sonunda Türkiye'de orkestra şefliği lisans programlarında yer alan derslerin katılımcı şeflerin kendi lisans eğitimlerindeki öğretim programıyla büyük oranda örtüştüğü saptanmıştır. Katılımcıların eğitim sürecinde aldıkları derslerin kazanımlarını daha sonra meslek hayatında gözlemledikleri, bu derslerin kendilerine birçok nitelik ve teknik kolaylık sağladığı, ancak profesyonel yaşamda hissetikleri bazı eksiklerin eğitimlerinde olmayan ya da yetersiz kalan derslerden kaynaklandığını ifade ettikleri saptanmıştır. Verilerin analizinden hareketle, eğitim sürecinin bu eksikleri karşılamasına ve şeflik öğrencilerinin mesleki yaşama daha hazır başlamalarına yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Tezin sonuç başlığında bu öneriler dört ana başlıkta verilmiştir: (1) Zorunlu dersler arasına alınması önerilen dersler; (2) Zorunlu ders olarak açılması önerilen dersler; (3) Seçmeli ders havuzuna eklenmesi önerilen dersler; (4) Öğretim programı ve uygulama yöntemlerinin geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi. Bu dört başlıkta toplanan önerilerle orkestra şefliği öğrencilerinin daha donanımlı bir şekilde mesleki yaşama başlamalarının sağlanacağı düşünülmektedir.
Johannes Brahms'ın Op. 108 No. 3 Re Minör Piyano ve Keman Sonatı'nın 19. yüzyıl kemancılık geleneği etkileri ışığında teknik ve yorum açısından incelenmesi
Bu eser metninde amaçlanan, Johannes Brahms'ın Op. 108 No. 3 Re Minör Piyano ve Keman Sonatı ile bu eseri yorumlayacak icracı arasında keman tekniği ve bestecinin müzik dünyası bakımından yakınlık ilişkisi kurabilmektir. Çalışmanın ilk kısmında, sonat kavramının mümkün olduğunca -konudan fazla uzaklaşılmaması gözetildiğinden- köküne inerek Brahms ile vardığı son haline kadarki süreç 18 ve 19. yüzyıl müzik karakteristikleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Müzik tarihinde yaşanan gelişmeler ağırlıklı olarak sonat biçiminin oluşumundaki gelişme ve paralellikler merkezinde incelenmiştir. İlerleyen bölümde bestecinin hayatına ve başta yakın dostu Joseph Joachim olmak üzere yaşadığı döneme ait bazı kemancıların döneme etkisine yönelik bilgiler verilmiştir. Tüm bu bilgilerin icracının eseri incelemeye başlamadan önce besteci, eser, biçim, dönemsel koşullar vb. olgular hakkında entelektüel bir zemine sahip olmasına ışık tutması beklenmektedir. İkinci kısımda eser yapısal olarak incelenerek bestecinin yaratımının daha anlaşılır kılınması hedeflenmiştir. Eserin bölümleri ayrı başlıklar altında formal ve figüratif açıdan, bestecinin kompozisyon anlayışına dair bazı detaylar eşliğinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın son kısmında ise ilk 2 bölümden elde edilen veriler zemin oluşturmuş, bu zemine dayanarak eserin icrasında karşılaşılabilecek teknik ve yoruma dayalı tespitler ile bunlara yönelik öneriler sunulmuştur. Bu bölümde amaçlanan, icracıya eserin hazırlık aşamasında bütüncül bir yaklaşım yoluyla rehberlik etmektir. G. Henle Verlag nota basım şirketine ait olan, Hans Otto Hiekel editörlüğündeki "urtext" (eserin sonradan yapılan eklemeler olmaksızın bestecinin orijinal yazımının bir kopyası) basımı, çalışma boyunca okuyucuya daha akıcı bir okuma deneyimi sunma amacıyla aslına uygun şekilde dijital ortama aktarılarak sunulmuştur. Ekler başlığında verilen eser materyali ise orijinal basımın taranarak elektronik ortama aktarılmış biçimidir. Çalışma boyunca Türkçede yer almayan veya TDK'de karşılığı olmayan sözcükler ile bazı müzikal terimler italik metin biçiminde verilmiş olup, metne anlam bakımından zenginlik katabileceği öngörülen kimi müzikal terimler ise dipnotlar halinde açıklanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Johannes Brahms, piyano ve keman sonatı, keman tekniği, çalışma yöntemleri
R. Wagner "Nürnberg'in Usta Şarkıcıları Uvertürü", H. Berlioz "Fantastik Senfoni Op.14", M. Mussorgsky "Bir Sergiden Tablolar" ve S. Prokofiev "Senfoni No.5 Op.100" Adlı orkestra eserlerindeki tuba sololarının incelenmesi
Bu çalışmada, tuba orkestra repertuvarında bulunan önemli eserler tespit edilip, incelenmiş ve araştırılmıştır. Richard Wagner'in "Nürnberg'in Usta Şarkıcıları Uvertürü", Berlioz'un "Fantastik Senfoni", Mussorgsky'nin "Bir Sergiden Tablolar" ve Prokofiev'in "Senfoni No.5 Op.100" adlı eserleri; eserlerin bestecileri ve dönemin koşulları göz önüne alınarak müziğe olan etkileriyle birlikte ele alınmıştır. Bu eserlerin tercih edilmesindeki neden, Türkiye'de ve tüm dünyada yapılan seçme sınavlarında çoğunlukla bu eserlerde yer alan soloların icra ediliyor olmasıdır. Bestecilerin hayatları, sanat anlayışları, bestecilik özellikleri ve eserleri hakkında bilgiler araştırılarak sunulmuştur. Bu eserlerin tuba partilerinin teknik ve müzikal olarak incelenmesi sonucunda icralarına yönelik çalım önerileri ve etütlere yer verilmiştir. Tubaya başlamış ve bu konuda eğitim görmek isteyen icracılar için bu çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Yapılan araştırma sonucunda tuba orkestra repertuvarı hakkında Türkçe akademik bir çalışmaya rastlanmadığı için, bu eser metninin faydalı bir kaynak olması amaçlanmıştır.
Franz Schubert ve D821 Arpeggione Sonat'ın incelenmesi
Bu eser metni incelemesinde, besteci Franz Schubert ve D821 Arpeggione Sonat'ı ele alınmıştır. Bestecinin eser vermiş olduğu dönemlerin yanı sıra hayatı, çalgının müzik tarihindeki yeri, eserin kontrbas repertuvarı için önemi ve eser ile ilgili detaylı bilgiler verilmiştir. Çalışmada ayrıca eser metni kapsamında incelenen sonatın kurgusal yapısı ve kontrbas için yapılmış farklı edisyonları incelenerek şekiller ile gösterilmiş ve ek olarak bestecinin el yazması hali ile sonatın tamamı sunulmuştur.
Musique concrète instrumentale kavramı bağlamında H. Lachenmann'ın Schreiben adlı eseri ile koro ve orkestra için Kadim adlı beste
Bu eser metni Alman besteci Helmut Lachenmann'ın ortaya koyduğu musique concrète instrumentale kavramını açıklamaya ve bestecinin geniş orkestra için bestelediği Schreiben adlı eserin bu kavram doğrultusunda incelenmesine yöneliktir. Bu çalışma kapsamında öncelikle Lachenmann'ın besteci kişiliği genel hatlarıyla ele alınmaktadır. Sonrasında musique concrète instrumentale kavramı açıklanmakta, kavramın bestecilik alanına kazandırdığı yenilikler ortaya konulmakta ve musique concrète instrumentale estetiğinin benzer dönemlerde yer alan diğer müzik estetikleri ile benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmaktadır. Son olarak, Schreiben adlı eserin incelemesi önceki bölümlerde elde edilen bulgular ışığında gerçekleştirilmektedir.
Keman icracıları için seçmelerde sıkça karşılaşılan pasajlar üzerinden orkestra performansına bakış
Bu eser metni, farklı dönem ve bestecilerden yapılan bir repertuvar seçkisi üzerinden, orkestra icrasına hazırlık ve çalışma aşamalarında icracılara yol ve yöntem önerileri sunmayı amaçlamıştır. 18., 19. ve 20. yüzyılı içeren bir dönemsel aralıkta yapılan seçki ile, beş büyük bestecinin beş eserinden pasajlar belirlenmiş ve bunların icrasına yönelik çalışma ve teknikler önerilmiştir. Çalışmanın son kısmında verilen bu önerilerin öncesinde, seçilen besteci ve eserlere ilişkin bir bağlam kurmak üzere, sanatçıların hayatı, eserleri, yaşadıkları dönem ve sosyo-kültürel ortam içerisindeki konumlarına, eserler ile bestecileri arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Çalışmanın ilk kısmı ise, orkestra ve orkestra icracılığının gelişim çizgisine tarihsel bir perspektiften bakmayı hedeflemiştir. İlk kısımda yer verilen orkestra ve orkestra icracılığına dair perspektif içinde, bu çalışmanın hangi dönem ve bestecilerin hangi eserlerini incelemeye alacağını belirlerken, yöntem olarak yurt dışında ve yurt içinde etkin olan orkestralar ile iletişime geçilmiş, Alman Senfoni Orkestrası-Berlin, Londra Filarmoni Orkestrası, Melbourne Senfoni Orkestrası ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'ndan e-posta yoluyla bilgiler toplanmıştır. Bu görüşmeler ışığında orkestra seçmelerinde bütün bu orkestraların sıklıkla tercih ettiği beş bestecinin beş eseri tespit edilerek inceleme bu doğrultuda yürütülmüştür. Buna göre, pasajları seçilen eserler Wolfgang Amadeus Mozart'ın 39. Senfoni'si (K.543), Ludwig van Beethoven'ın 3. Senfoni'si (Op.55), Felix Mendelssohn Bartholdy'nin Bir Yaz Gecesi Rüyası (Op.61), Richard Strauss'un Don Juan Senfonik Şiir'i (Op.20) ve Robert Schumann'ın 2. Senfoni'si (Op.61) olarak sıralanmıştır. Çalışmanın asıl amacı olan, orkestra seçmelerinde yer alacak kemancılara hazırlık, yöntem ve teknik önerilerinde bulunmadan önce, icracının her bir besteci ve eserle olan tanışıklığını ve bağını temellendirmek üzere, bestecilerin biyografileri incelenerek ilham aldıkları sanatçılar, kişiler ve edebi eserler ile yaşadıkları tarihsel dönem, ekonomik ve sosyal durum, aile hayatları, duygusal ilişkileri, yeri geldiğinde ruh halleri anlaşılmak istenmiştir. Söz konusu biyografik incelemelerden sonra seçilen pasajların icra incelemelerine geçilmiş, eserlerin doğru icra edilebilmesi için yardımcı olacağı düşünülen çalışma şekli önerileri verilmiş, sol ve sağ el tekniklerine değinilmiştir. Pasaja en uygun olduğu düşünülen parmak numaraları ve yay önerileri, çalışma şekilleri üzerinde gösterilmiştir. Bu çalışma için temel olarak Michael O'Gieblyn'in derlediği "The Top 10 Most Requested Violin Excerpts" kitabından yararlanılmış, seçilen pasajlar taranarak çalışmanın sonuna eklenmiştir. Eklerin devamında orkestralar ile yapılan e-posta görüşmeleri yer almaktadır.