529
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Senfoni orkestrasının başarısını etkileyen faktörler
Bu araştırmada, senfoni orkestrasının tarihsel gelişim süreci ve bu süreçle birlikte orkestranın başarısını etkileyen faktörler değerlendirilmiş ve toplumsal bir çalışma grubu olan orkestranın performans kalitesini artırma ile ilgili temel bilgiler sunulmuştur. Ayrıca, müzikseverlere çok sesli müziği nitelikli şekilde sunmak için provalar yapan orkestraların çalışma yöntemlerini geliştirme prensipleri irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler Senfoni, orkestra, çok sesli müzik, orkestra başarısı, konser
Klasik Batı müziği'nde doğaçlama ve J. Haydn (Hob. VIIb. No.2) viyolonsel konçertosu için yazılmış kadansların teknik olarak incelenmesi
Klasik Batı Müziği'nde, yorum anında doğaçlama denildiğinde sınırlı olsa da belli uygulamalardan bahsetmek mümkündür. Klasik dönem konçerto biçiminde karşılaştığımız kadans ise, doğaçlamaya olanak sağlayan özelliğiyle bu uygulamaların içerisinde belki de en dikkat çekenidir. Fakat bu dönem konçertoları için daha sonraki süreçte önemli virtüözler tarafından yazılmış hazır kadansların oluşu ve yorumcuların eseri seslendirirken onları tercih etmesi, kadanstaki doğaçlama işlevselliğinin göz ardı edilmesine neden olmuştur. Kadansın yorumcu tarafından yaratılması, eserin kadans kısımları için kendi müzikal fikrini oluşturabilmesinin yorumculuğuna ne gibi katkılar sağlayacağı düşüncesi, böyle bir çalışmanın oluşmasına ilham veren etkenlerden biridir. Bu çalışmada kadans kavramından yola çıkarak; Klasik Batı Müziği'nde doğaçlamanın varlığına, tarihsel süreçteki yeri ve değişen kimliğine, besteci ve teorisyenlerin doğaçlama ile ilgili görüşlerine değinilmiştir. Ayrıca viyolonsel repertuvarında önemli bir yeri olan J. Haydn'ın Hob. VIIb. No.2 Viyolonsel Konçertosu için yazılmış kadanslar teknik olarak incelenmiş, bu konçertonun birinci ve ikinci bölümü için özgün iki kadans yazılmıştır. Bu çalışma, Klasik Batı Müziği eğitimi veren konservatuvarlarda doğaçlamanın çalgı eğitiminin bir parçası olarak değerlendirilmesinin önemi üzerine odaklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğaçlama, Klasik Konçerto, Klasik Kadans, Haydn, Viyolonsel
Ligeti'nin üçüncü kitap piyano etütleri ve yorum kılavuzu
Bu çalışma Ligeti'nin genel bestecilik stilini, etütlerinde kullandığı yapı materyallerini inceleyerek, üçüncü kitap etütlerin daha fazla tanınmasına yardımcı olmayı amaçlar. Ligeti'nin diğer etütlerine oranla daha az çalınan üçüncü kitap piyano etütlerini piyanistik açıdan da inceleyerek, bir performans kılavuzu yaratmak ve bu sayede etütlerin daha rahat ve daha sık çalınmasına katkıda bulunmak hedeflenmiştir. Bu çalışma ile Türkiye'de az tanınan Ligeti piyano etütlerinin nasıl çalışılabileceği konusunda yorumcuya gerekli ipuçlarının verilebilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yirminci Yüzyıl Müziği, György Ligeti, Ligeti Piyano Etütleri
Henry Vieuxtemps'ın sanatsal yaklaşımına genel bir bakış ve 4.Keman Konçertosunun solo keman partisinin çözümlemesi
Bu tezde Belçikalı kemancı ve besteci Henry Vieuxtemps'ın yaşam öyküsü ile Rusya'daki keman sanatına yaptığı katkıları anlatılmış ve Rusya'da bulunduğu sırada yazdığı 4. Keman Konçertosu'nun teknik ve müzikal zorlukları belirlenerek çalışma önerileri sunulmuştur. Tezde ayrıca bestecinin, Viyanalı birçok ünlü müzisyenin müzik yaşamındaki etkisine de değinilmiştir. Bununla birlikte bestecinin çocukluğu, müziğe başlaması, çalıştığı hocalar ve örnek aldığı besteciler, verdiği konserler, Rusya'ya gidişi ve Rusya'nın müzik kültürüne yaptığı katkılara da tez içinde değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Keman, Konçerto, Vieuxtemps, Belçika keman ekolü.
F. Chopın'in Op.10 no.2 kromatik etüdünün piyano tekniğine etkileri
Bu çalışma, F. Chopin'in Op. 10 No. 2 Kromatik Etüdü'nün piyano tekniği üzerine etkilerinin incelenmesinden oluşmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde etüt kavramı ve dönemsel gelişimi, etüt yazan besteciler ve piyano literatüründe yazılmış olan teknik problemlerin giderilmesine yönelik örnek etütlere yer verilmiştir. İkinci bölümde kromatizmin ortaya çıkışı, belirli bazı eserlere yansıması incelenmiş, F. Chopin ve diğer bestecilerin eserlerindeki kromatizmin örnekleri sergilenmiştir. Üçüncü bölümde de F. Chopin'in hayatı, stili, eserleri ve etütleri incelenip, güçsüz parmak ve müzikal legatonun gelişimini amaçlayan Op. 10 No. 2 kromatik etüdünün analizi yapılmış, piyano tekniği üzerine etki ve katkıları değerlendirilmiştir. F. Chopin'in büyük bir besteci ve piyanist olarak müzik tarihine kazandırdığı etütlerin daha iyi anlaşılması, yorumsal ve teknik gelişime katkı sağlaması ve bu araştırmanın pek çok müzisyene yol gösterici olması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Piyano, Etüt, Kromatik, Chopin, Teknik problemler, Parmak numaraları
Nasyonalizmin Béla Bartók'un müziğine etkisi
Bu çalışmada müzik tarihine önemli etkisi olan ulusalcılık akımının incelemesi ve Macar nasyonalist besteci Béla Bartók'un müziğine etkisi üzerine araştırmalar ve sunular bulunmaktadır. Béla Bartók'un halk müziğine ilgi duymasıyla pek çok farklı ülkede başlayan serüveni Türkiye'ye kadar ulaşmıştır. Ülkemizde önemli çalışmalarını gerçekleştiren Béla Bartók, Anadolu'nun kırsal kesimlerine, köylere gitmiş ve türkü derlemelerinde bulunarak halk müziğini incelemiştir. Bu incelemeleri ve derlemeleri sonucunda Türk ve Macar halk müziklerinin armonik, ritmik, melodik ve daha pek çok çeşitli benzerlikleri olduğu sonucuna ulaşmıştır. Çalışmanın ilk kısmında ulusalcılık akımının tanımı yapılmış, anlamı ve gelişim süreci üzerinde durularak sanattaki karşılığı incelenmiş, bunun sonucunda farklı ülkelerde ulusal müziğe değinilmiştir. İkinci kısımda Béla Bartók'un hayatı ve müzik stili incelenmiştir. Üçüncü kısımda ise ulusalcılık akımının Béla Bartók'un müziğine etkisi ve bu etki altındaki eserlerin analizleri yapılmış ve son olarak dördüncü kısımda da Béla Bartók'un Anadolu'da yaptığı Türk müziği derlemeleri ve Türk ve Macar müziğinin benzerlikleri açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Nasyonalizm, Halk müziği, Béla Bartók, Béla Bartók'un müzik stili, Béla Bartok'un halk müziği derlemeleri, Béla Bartók ve Nasyonalizm.
Sol el için piyano etütleri
Bu çalışma, etüt biçiminin tanımını, tarih içindeki oluşumunu, gelişimini irdelemekte ve bunlardan yola çıkarak yalnız sol el için yazılmış piyano etütlerinin ne şekilde ortaya çıktığını incelemektedir. Sol el eserlerinin genel özellikleri, bu eserlerin çalışılmasının getirileri ile sol el etütlerinin besteleniş biçimleri ve teknik özellikleri konusunda bilgi verilmesinin yanı sıra, bu etütlerin bestecilerine göre sıralanmasına da yer verilmiştir.
Flütün Alman flüt sanatı ekseninde mekanik ve sanatsal gelişimi: 18. ve 19. yüzyıl
Johann Joachim Quantz, Johann Baptist Wendling, Johann George Tromlitz ve Theobald Boehm gibi ünlü müzisyenlerle kendini gösteren Alman okulu, 18. ve 19. Yüzyıl Batı Avrupa flüt sanatında çok önemli bir yere sahiptir. Bu müzisyenlerden her biri, gerek flütün yapısında meydana getirdikleri devrimsel nitelikte olan değişimlerle gerekse flüt pedagojisinin oluşumunda yazdıkları metotlarla, flüt sanatının gelişiminde önemli bir rol oynamışlardır. Şüphesiz bu gelişmeler icracılık estetiğine yeni bir yön vererek, bestecilerin enstrümana olan ilgisini arttırmış, birçok orijinal beste ile günümüz flüt repertuarının oluşumuna da katkı sağlamıştır. Bu çalışmada, 18. ve 19. yüzyılda flüt sanatının gelişiminde aktif rol oynayan Alman flütçüler, enstrümana getirilen yenilikler, flüt için yazılan metotlar ve eserler hakkında bilgi verilmiştir.
Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı müzik bölümünden 2000-2010 yılları arasında mezun olan öğrencilerin meslek edinme istatistikleri.
Tezin amacı, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümünden 2000- 2010 yılları arasında mezun olan öğrencilerin meslek edinme istatistiklerini ortaya koymaktır. Bu araştırma, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü Piyano Anasanat Dalı, Üflemeli ve Vurmalı Çalgılar Anasanat Dalı ve Yaylı Çalgılar Anasanat Dalından 2000-2010 yılları arasında mezun olan öğrencilerin meslek edinme istatistiklerini kapsamaktadır. Günümüzde orkestralara ve üniversitelerin akademik kadrolarına alınmak için sınava giren mezunların sayısı gözle görülür derecede artmıştır. Bu nedenle, iş bulma rekabeti de büyümüştür. Anadolu Üniversitesi mezunlarının meslek edinme durumlarının değerlendirilmesinin konservatuvar için faydalı bir geri bildirim olacağı düşünülmüştür. Bu çalışma için yukarıda bahsedilen anasanat dallarından 2000-2010 yıllarında mezun olan 133 müzisyen ile bağlantıya geçilmeye çalışılmıştır. Tezin sonucuna mezunlara yapılan anket yolu ile ulaşılmıştır. Bu çalışmaya başlanmadan önce, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı kütüphane veri tabanında kayıtlı tezlerin tamamı incelenmiş ve ÖSYM veri tabanındaki tezler taranmıştır. İncelenen tez konuları arasında bu konunun bir eşi bulunmamıştır.
Examination of passages selected from the cello parts of basic orchestral repertory for the purpose of sight playing training
This study is aimed on the examination of sight reading of orchestral parts in undergraduate students' cirriculums in Cello Division of Strings Instrument Major at Anadolu University State Conservatory. Participants of the study are also students in the same division. The high number of works in orchestral repertoire aimed this study to a certain frame, so works were selected with an expert from the content of orchestral repertoire course. The research was benefited from the views of experts in examination of camera recordings. Also an observation form was created for faster and more reliable examination. Passages were interpreted through descriptive analysis on prepared performance analysis tables to examine the images evaluated by a researcher and two experts on common ground. Keywords: Sight reading, Violoncello, Cello, Orchestral Repertoire, Descriptive Analysis.
F.Chopin Op. 10 etütlerin yapısal analizleri ve yorumlanması
Bu çalışma, F. Chopin'in Op. 10 etütlerinin yapısal analizleri ve bu etütlerin yorumlanması üzerine önerilerden oluşmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde, erken piyano tekniğinin gelişimi üzerine çalışma yapan bestecilerin etüt yaklaşımları ve bu yaklaşımların piyano tekniğine ve dönemin piyano müziğine etkileri hakkında bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde de Op. 10 etütlerin piyano tekniğine getirdiği yenilikler, bu etütlerin yapısal analizleri ve yorum önerileri yer almaktadır. 19. yüzyılın ve piyano müziğinin en önemli bestecilerinden olan F. Chopin'in, piyano tekniğine sağladığı katkıların daha iyi anlaşılabilmesi, bu etütlerdeki teknik ve müzikal kazanımların doğru ve gerçekçi bir şekilde elde edilebilmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturur. Bu araştırmanın aynı zamanda ileri seviyede piyano tekniğini hedeflemiş piyanistlere yol gösterici olması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Piyano, Etüt, Analiz, Yorumlama, Chopin.
George Enescu'nun müziğinde Rumen halk müziğinin etkisi: Op. 25 Keman ve Piyano Sonatı
Hayatı boyunca kemancılığıyla bilinen Rumen besteci George Enescu, 20. yüzyılın en önemli bestecilerinden birisi olmasına rağmen bu alandaki değeri yaşadığı süre boyunca çok fazla anlaşılmamıştır. Enescu'nun bestelediği eserler giderek daha çok rağbet görmekte, ancak Türkiye'de eserleri konser programlarında çok sık yer almamakta ve besteci hakkında akademik bir çalışma da bulunmamaktadır. Enescu, kemancılığının ve besteciliğinin yanı sıra şeflik ve eğitimcilik de yapmıştır. Birçok bestesinde Rumen halk müziği ögelerinden faydalanmış ve Romanya'daki müzik kurumlarının ve klasik müziğin gelişiminde önemli rol oynamıştır. "Rumen halk karakterinde" başlıklı Op. 25 Keman ve Piyano Sonatı'nın incelendiği bu çalışmada bestecinin hayatı ve müzik kariyerinden bahsedilmiş, bu eser özelinde Rumen halk müziğinin hangi ögelerinden faydalandığı tespit edilmiş ve bu bağlamda Rumen halk müziğinin belli başlı özellikleri işlenmiştir. Türkiye'de Enescu ile ilgili akademik bir çalışmaya rastlanmadığından bu çalışmanın, Enescu'nun müziği ve Op. 25 Keman ve Piyano Sonatı'nın seslendirilmesine yönelik çalışılmalara yol gösterici bir kaynak olarak kullanılması hedeflenmektedir.
Maurice Ravel'in piyano müziği ve sol majör piyano konçertosunun yorum açısından incelenmesi
20. yüzyılın en önemli temsilcilerinden ve izlenimci müziğin öncü isimlerinden olan Maurice Ravel özellikle orkestrasyon konusunda büyük bir ustalığa sahiptir ve birçok piyano eserini orkestra için yeniden düzenlemiştir. Bestecinin su sesleri, hayvanlar alemi, makineler ve Bask kültürüne duyduğu hayranlık, müziklerinde de açıkça kendini göstermiştir. Sol Majör piyano Konçertosunda, vurmalı çalgıların kullanımı dikkat çekmektedir. Ayrıca caz müziği ve Bask kültürüne ait melodiler barındırmaktadır. Bu çalışma; bestecinin hayatını, müzikal anlayışını ve Sol Majör Piyano Konçertosunun detaylı bir şekilde incelenmesini içermektedir. Bahsi geçen tez konusuyla ilgili ülkemizde yapılmış az sayıda çalışma olduğundan dolayı, bu metin çalışmasının konuyla ilgili araştırma yapacak öğrenci veya öğretmenlere ışık tutması hedeflenmektedir.
Claude Debussy Keman ve Piyano Sonatı'nın incelenmesi
Fransız besteci Claude Debussy, eserlerindeki yenilikler ile devrim yaratarak müzikte izlenimcilik akımının öncüsü olmuştur. 19. yüzyılda resim ve edebiyat dallarında görülen yeniliklerin etkileri bestecinin müzikal dilinin oluşmasında önemli rol oynamıştır. Gelenekten ayrılma olgusu, klasik armoni ve form yapısından uzaklaşarak biçimsel kaygı taşımadan renk ve tını faktörünü ön planda tutması, Debussy'nin eserlerinde en dikkat çeken özelliklerdendir. C. Debussy'nin Birinci Dünya Savaşı sırasında yazdığı "Keman ve Piyano Sonatı" keman repertuvarında önemli bir yere sahiptir. Konser ve sınav programlarında sıkça seslendirilen bu eserin Türkiye'de akademik çalışmalarda tek başına yer almamış olması bu çalışmanın konusunun seçimindeki en önemli etkendir. Çalışmanın birinci bölümünde bestecinin hayatına ve öncüsü olduğu izlenimci müziğin özelliklerine yer verilmiş, izlenimci ressam ve sembolist şairlerden söz edilmiş, bu akımların Debussy'nin müzikal kimliğine nasıl yön verdiğine değinilmiştir. İkinci bölümde bestecinin "Keman ve Piyano Sonatı" hakkında bilgi verilmiş ve eser yapısal olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmaya konu olan eserde kullanılan keman tekniklerine yönelik çalışma önerileri getirilmiştir. Metin çalışmasının, Debussy'nin müziğini araştıran ve eserlerini seslendiren sanatçı ve sanatçı adaylarına kaynak oluşturabileceği düşünülmektedir.
H. Vieuxtemps'ın Viyola ve Piyano için Op. 36 Sonatı ile bitmemiş sonatının incelenmesi
Henri Vieuxtemps romantik dönemin önemli bestecilerinden ve Fransız-Belçika keman ekolünün önde gelen temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir. 19. yüzyıl müzik sanatında virtüöz kemancı olarak yer edinmiş olan Vieuxtemps, aynı zamanda viyola çalmaktadır. Besteci, viyola için bestelediği eserleriyle enstrümanın solo bir çalgı olarak değer kazanmasında önemli rol oynamıştır. H. Vieuxtemps, ileri düzey teknik beceri gerektiren ve romantik bir ifadeyle kurguladığı eserleriyle hem çağdaşlarına hem de sonraki dönem sanatçılarına ilham kaynağı olmuştur. Türkiye'de Vieuxtemps ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmasına karşın, viyola sonatlarını kapsamlı şekilde ele alan bir araştırmanın bulunmaması, çalışma konusu olarak tercih edilmesindeki en önemli etkendir. Henri Vieuxtemps'ın Viyola ve Piyano için Op. 36 Sonat ile Bitmemiş Sonatının incelendiği çalışmanın birinci bölümünde bestecinin hayatı ve müzik stili konu edilmiş, ikinci bölümde sonat türünün tarihsel gelişim süreci ve romantik dönemde bestelenen viyola sonatları hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölüm ise Vieuxtemps'ın viyola sonatlarının form analizi ve detaylı incelemesinin sunulduğu kısımları içermektedir.
Türk makam müziğinde taksim türü ve Mesut Cemil'in tanbur taksimlerinin incelenmesi
Taksim türü Türk makam müziğinde XVII. yüzyıldan beri farklı bakış açılarıyla tanımlanagelmiştir. Türün ritim yapısı, kompozisyon yapısı, icra alanı gibi özellikleri birbirleriyle kimi zaman çelişen şekillerde ifade edilmiş ve bu bağlamda türle ilgili bazı noktalar muğlak bir alan içinde kalmıştır. Çalışmada taksim türünü meydana getiren öğeler taksim tanımları üzerinden değerlendirilmiş ve doğaçlama özelliği, ritim-usûl yapısı, kompozisyon yapısı açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca taksimin alt türleri ve virtüözite bağlamı da türün detaylarının ortaya çıkarılması amacıyla incelenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında taksim türü ile ilgili yapılan bu inceleme sonuçlarının değerlendirilmesi için taksim türünün en önemli temsilcilerinden biri olarak görülen Mesut Cemil Bey'in taksimleri ele alınmıştır. Mesut Cemil Bey'in biyografisi, Türk makam müziğindeki yeri, önemi ve taksim bağlamında değerlendirilmesi literatür tarama ve görüşme teknikleri kullanılarak elde edilen verilerle incelenmiştir. Ayrıca Mesut Cemil Bey'in Golden Horn ve Kalan Müzik tarafından yayımlanan, Kahire Doğu Müziği Kongresi'nde ve İstanbul'da Columbia Records tarafından kayıt altına alınmış farklı makamlardan sekiz tanbur taksimi makam kullanımı ve biçim açısından incelenmiştir. Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre taksimlerin biçim yapısını belirleyen en önemli etkenin süre olduğu, makamsal yapının yine süre ve alt türle doğrudan ilişkili olduğu ve icra yetkinliği bakımından taksim yapma becerisinin Türk Müziğine özgü bir değerlendirme alanı olduğu tespit edilmiştir.
S. Prokofiev ve Op.80 No.1 fa Minör Keman-Piyano Sonatı
Prokofiev 20. Yüzyılın en başarılı ve etkileyici bestecilerinden biridir. Yaşadığı dönemde Ekim Devrimi, İkinci Dünya Savaşı ve Sovyetler Birliği'nin kurulması gibi siyasi olaylar meydana gelse de keman repertuvarına pek çok eser kazandırmıştır. S. Prokofiev 1. Keman ve Piyano Sonat'ının konu edildiği bu çalışmanın ilk bölümünde; bestecinin yaşamı, müzikal anlayışı ve başlıca eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde söz konusu sonat yapısal yönden incelenmiş, son bölümünde ise çalgı tekniği açısından ele alınarak karşılaşılabilecek teknik zorluklar saptanmış ve bunlara yönelik öneriler getirilmiştir. Yapılan çalışmanın, keman eğitimi amacıyla hem öğretmenler hem de öğrenciler için faydalı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
Gabriel Faure'nin müziği ve 1. keman sonatı
Faure vokal müzik ve oda müziği alanlarında önemli eserler veren gelişmekte olan çalgı müziğine yazmış olduğu sonatları ile büyük katkı sağlayan bir bestecidir. Fransız müzik ekolünün oluşmasına ve gelişmesine katkı sağlayan en önemli isimlerden biridir. Bu çalışmada ele alınan Faure'nin (op.13) 1. Keman sonatı, keman edebiyatının önemli eserlerinden biridir ve günümüzde de en çok çalınan keman sonatları arasında yer alır. Türkiye'de de sık sık seslendirilen sonat ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Çalışmanın ilk bölümünde Faure'nin kısaca hayatı ve müziği, ikinci bölümde 19.yüzyılda Fransa'daki müzik hareketleri ve çalgı müziğinin gelişimi, son bölümde de Faure'nin 1.Keman Sonatı incelenmiştir.
Müzik tarihinde viyolanın yeri ve önemi
Bu tarihsel araştırmada, keman ailesinin ikinci üyesi olan "Viyola" adlı yaylı çalgının; doğuşu, gelişimi, çeşitleri, kısımları, teknik ve müzikal özellikleri, repertuarı, çoksesli müzikte kullanımı, müzik tarihi içindeki yeri ve önemi araştırılmıştır. Tüm bu bilgileri elde etmek için; çalgının kökenine inilmiş, viyolanın atası olan çalgılar; Rebap- Rebek, ve Viyol ailesi (Viyola da Gamba: Treble Viyol, Tenor Viyol, Bas Viyol ve Viyola da Braccio: Lira da Braccio, Viyola d' Amore) kronolojik sırayla verilmiştir. Eski resimli kanıtlar, viyol ailesinin 1500 sıralarında ortaya çıktığını göstermiştir. Viyollerin ve daha sonra Keman Ailesi enstrümanlarının, günümüzdeki şekil ve boyutları, İtalya'da Andrea Amati ve diğer lütiyeler sayesinde 16. yy. başlarında oluşmaya başlamıştır. Günümüz viyolası, tek bir enstrümandan doğmamıştır ve; tenor viyol, viyola da braccio ve kemanın birleşimidir. Viyolanın, son halini kemandan almasından dolayı, kemanla ilgili bilgiler de verilmiş, keman ve viyola karşılaştırılmış; çalış tekniği olarak benzerlik ve farklılık gösteren yönler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Viyola, Keman, Viyol Ailesi, Viyola da Gamba, Viyola da Braccio, Rebek, Rebap.
Türk müziği makamları ile yazılmış keman için 24 kapris
ÖZET TÜRK MÜZİĞİ MAKAMLARI İLE YAZILMIŞ KEMAN İÇİN 24 KAPRİS Tuğrul GOĞÜŞ Yüksek Lisans Tezi, Müzik Anasanat Dalı Danışman: Doç. Ferhang HÜSEYÎNOV Şubat 2000, 78 sayfa Bu çalışmada Türk halkının kendine özgü müzik kültürü birikiminden yola çıkılarak uluslararası dizgede yer alabilecek seviyede bir keman çalışmalımı yaratmak amaçlanmıştır. Tamamen bireysel yaratıcılık unsuru kullanılarak ve bireysel birikimden yararlanılarak oluşturulan çalışma, alanında bir ilk olma özelliğini de taşımaktadır. Yakın çevreden uluslararası olana, kendi kültürümüzden evrensel kültüre bir geçit oluşturması hedeflenmiş ve kemanda belli bir ustalık düzeyini aşmış olanlar temel alınmıştır. Dolayısıyla kesinlikle bir etüd kitabı değildir. Geleneksel Türk Sanat Müziği'nde kullanılmış olan makamlar ile oluşturulan 24 kapris, calicinin geçmişinden getirdiği ile aldığı eğitim sonucu elde ettiği kültür arasında bir köprü niteliği taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: Keman, Kapris, Makam
Klarinette Boehm mekanizmasının bulunuşu ve işleyiş biçimi
Tarihi belgelerin derlenmesiyle olu turulan bu çalı mada üflemeli tahta çalgılargrubunun silindirik borulu ve tek kamı lı üyesi olan klarinetin do u u, çe itleri,kısımları, mekanizma yapısı ve günümüzde kullanılan modern klarinet yapısınakavu masında etkili olan çalgı yapımcılarının katkıları ara tırılmı tır.Tarihsel bir akı içinde sunulan bu bilgileri elde etmek için; klarinetin atası kabuledilen alümolardan (Fr., chalumeau) önce; rönesans dönemi öncesi uygarlıklarınçalgıları, rönesans dönemi sonrası çalgıların çe itleri incelenmi , yine bir rönesansdönemi çalgısı olan alümoların yapısı ve çe itleri tanıtılmı tır. Eski bir Fransız halkçalgısı olarak bilinen alümolar, 1690 yılında J.C. Denner (Nürnberg, Almanya)tarafından ba latılan çalı malarla ilk kapakçıklara sahip olmu , kendisinden sonrakidönemlerde farklı ülkelerde yapılan, kalıcı olmu ya da olamamı birçok yenili eöncülük etmi tir. Klarinetin geli iminde Denner dı ında etkili olan di er çalgı yapımustalarının temel hareket noktaları; tüm tahta üflemeli çalgılar ailesinin geli imdedo rudan etkili olmu olan Theobald Boehm'ün yüzük ve kapak sistemleridir. A.Buffetve H.E.Klose tarafından klarinete adapte edilen ?Boehm sistem? ile günümüzdekullanılan Boehm mekanizmalı Fransız ekollü klarinetler olu turulmu tur. Bununlaberaber dünya üzerinde, Alman çalgı yapımcısı Oskar Oehler'in çalı maları sonucundaolu mu ve ?Oehler sistem? olarak anılan Alman ekollü klarinetler de kullanılmaktadır.Yapılan bu derleme çalı masında ayrıca Oehler ve Boehm sistemli klarinetlerinyapısal farklarına, Boehm klarinetlerin günümüzde sahip oldu u mekanizmanın temelve yardımcı parçalarına ve klarinetin akustik yapısına de inilmi tir.Anahtar Sözcükler: Klarinet, alümo, Boehm sistem, J.C. Denner, O. Oehler.
Johann Sebastıan Bach'ın ?Füg Sanatı?nın Barok Dönemi müzik anlayışına göre incelenmesi
Bu çalışmada, Johann Sebastian Bach'ın ?Füg Formları?nın ve ?Füg Sanatı? adlı eserinin barok dönem müzik anlayışına göre incelenmesi ve bu dönemde görülen etkileri tartışılmaya çalışılmıştır. Çalışma, füg formu ve füg sanatı hakkında giriş niteliğinde bilgilerin sunulması ve geçmiş araştırmaların gözden geçirilmesi ile başlamaktadır. Bu bölüm Bach formları ile ilgili literatürdeki farklı bakış açılarını ortaya koymaktadır.Bu tez, Johann Sebastian Bach'ın füg formunda yazmış olduğu eserlerinin, kompozisyon tekniği açısından en belirgin şekilde incelenmesini amaç edinmiştir. Bu çalışmanın sonunda bestecinin profesyonel müzisyenlere ve müzikseverlere, barok dönem adı altında büyük sayılarda değerli eserler bıraktığı ve bu eserlerin profesyonel müzisyenlerin kendilerini geliştirmeleri anlamında ciddi yardımları olduğu gözlemlenmiştir.Çalışmada, Bach'ın polifoni (çok seslilik), kontrpuan (notaya karşı nota), dini müzik ve dans müzikleri gibi formlarda yazılmış eserlerinin, bestecinin ardından gelen tüm diğer bestecilere takip edebilecekleri yeni kapılar açtığı gözlemlenmiştir. Füg Formları'nda yer alan uyum, armoni ve dikey yazının icracı ve dinleyicilerin yaratıcılıklarında büyük önem taşıdığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Johann Sebastian Bach, Füg formu, Füg sanatı, Kontrpuan, Polifoni.
Koro dizilişlerinin müziksel sonuçlara etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, klasik ve karma düzen söyleme biçimleri sonucunda geleneksel ve farklı yapıda oluşturulan ?koro dizilişlerinin? seslendirilmedeki müziksel sonuçlara etkisi bakımından, korolardaki sanatsal başarı ölçütlerine ne derecede etkisi olduğunun incelenmesidir.Koro dizilişleri üzerine teknik yapıda uygulamaların azca yapılması, ayrıca bilimsel bir yayın olarak da incelenmemiş olmasından dolayı, araştırmanın ayrı bir önem, değer ve sorumluluk taşıdığı düşünülmektedir.Araştırma kapsamında, 2004 yılından bu yana teknik anlamda klasik ve karma biçimde söylemelerle ÇOMÜ Eğitim Fakültesi G.S. E.B Müzik Eğitimi A.B.D Korosu ile koral yapıda ?Dertli Kaval? eseri ile ses ? video kaydı ve fotoğraf çekimleri yapılmıştır. Kayıtlarda müziksel sonuçları etkilememek için akustik anlamda etkili olmayan bir salon tercih edilmiştir. Kayıtlar ortalama beş saat içinde tamamlanmış ve hiç tekrar edilmeden kayıtlar gerçekleştirilmiştir.Kayıtlarda, amaçları birbirinden farklı yapıda altı çeşit koro dizilişi ile seslendirme yapılmış, dizilişlerin fotoğrafları çekilmiştir. Elde edilen kayıtlar ve fotoğraflar, değerlendirmeler için altı uzman koro şefine bire bir görüşmeyle dinletme ve fotoğraf incelemeleri yaptırılmıştır. Değerlendirmede, koro şefleri birinci bölümde yer alan altı çeşit diziliş biçimlerini bilmeden, ikinci bölümde dizilişleri video ve fotoğraf kayıtlarını inceleyerek toplam on üç başlık altında sanatsal başarı ölçütlerine etkisi bakımından puanlamış, ayrıca görüş bildirmişlerdir.Elde edilen veriler doğrultusunda, klasik ve karma yapıda söyleme biçimleriyle oluşturulan koro dizilişlerinin, seslendirmede müziksel sonuçlara etkisinin mutlak olduğu ortaya çıkmıştır. Elde edilen veriler ışığında, karma biçimdeki dizilişlerde, klasik biçim dizilişlerine göre daha başarılı seslendirmeler elde edildiği ortaya çıkmıştır.Bundan dolayı karma biçimde teknik açıdan başarılı seslendirmeler elde edebilen koraların, farklı yapıda dizilişler elde edebileceği belirlenmiştir. Böylece yaygın olarak geleneksel anlamda ?klasik koro diziliş? modelinden daha etkili olacak olan, koro müziğinin sahne üzerinde sunumunu zenginleştirmede dinleyici üzerinde de daha etkili olacak olan; eser türlerine, akustik ve konser türlerine göre görsel - estetik biçimde dizilişler elde edilebileceği ve koroların her tür dizilişteki yerleşim düzenlerinde sanatsal anlamda da başarılı seslendirmeler yapılabileceği ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Koro, Koro Dizilişleri, Klasik Düzen, Karma Düzen
Koro müziğinde dil, kullanımı ve önemi
Bu araştırma, koro müziğinde genel anlamda dil, dil'in kullanımı ve önemini saptamaya yöneliktir. Dil'in, gerek koro müziği bestelemesinde ve gerekse de yorumlanmasında, koro yapıtı besteleyen ve düzenleyen bestecilerce, koro şeflerince, ne derecede dikkate aldığını, koro yöneticilerinin eğitim ve yönetimi sırasında bu konuya ne kadar önemsediklerinin ve ne derece kullanıldıklarının saptanması amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma öntest-sontest kontrol gruplu deneysel bir çalışmadır. Betimsel bir çalışma olan bu araştırmada kaynak tarama, görüşme modeli, besteci-koro yöneticisi-korist-müzisyen dinleyicilerden oluşan gruplara uygulanan anket yolu ile kişilerin görüşleri alınmıştır. Görüşme Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalı, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Kültür Bakanlğı ve Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumun'da geçlik ve profesyonel korolar ile, Türkiye Polifonik Korolar Derneği eğitim koroları ve yöneticileri, Türkiye korolar Şenliğine katılan koro yöneticileri arasından seçilen bir gruba uygulanmıştır. Araştırmada koro müziğinde, besteleme, çalıştırma ve yönetimi sırasında, dil ve kullanımı ile ilgili bazı öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler: Koro, müzik dili, artiküle, diksiyon, söz cümlesi, müzik cümlesi
Şefin koro ile iletişimi ve şef davranışlarının koro üyesi algılarına göre değerlendirilmesi
Bu araştırmada, koro şefinin koro üyeleri ile olan iletişimi ve şefin koro eğitimi sürecinde beceri ve davranışları ele alınmıştır. İletişim ve liderlik kavramları, koro, koronun toplumsal önemi ele alınarak, koro eğitimi sürecinde şefin davranışlarının, koro üyeleri tarafından nasıl algılandığı ve değerlendirildiği araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini, her yıl Anakara'da düzenlenen ve en son 14. cüsü gerçekleşen, Türkiye Korolar Şenliği'ne katılan doksan yedi koro ve yaklaşık 3000 koro üyesi oluşturmuştur. Örneklemi ise, şenliğe katılan koroların, Şenlik Değerlendirme Kurulu'ndan aldıkları son üç ödül ve puanları ile genel performansları incelenerek, yüksek başarı elde etmiş dokuz koro ve 331 koro üyesi örnekleme alınmıştır.Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, uzman görüş ve denetiminde hazırlanan 48 soru maddesi ve iki bölümden oluşan, ?Koro Üyesi Şef Değerlendirme Formu? ile toplanmıştır. Veriler; frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve T-testi ile değerlerendirilmiştir.Değerlendirme sonucu koro üyelerinin algılarına göre, koro şefinin cinsiyete göre mevcut durum (mevcut şefleri) ile olması gereken durum (ideallerindeki veya düşündükleri üstün nitelikle şef) arasında şefin, koro üyeleri ile karşılıklı iletişim oluşturabilmede, eser yönetirken artistik ve estetik görüntü verebilmede, sözüz iletişimsel davranışlarda, gözleriyle etki kurabilmede, bedensel iletişimde, koroya fiziksel ve ruhsal açıdan hazırlanabilmesinde ve çalışmalara zamanında gelebilmede, olması gereken durumda kadınlar lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Şefin jest ve mimiksel davranışları kullanmada, eser yönetirken gösterdiği artistik davrnışlarda, kendine has özel işaretler kullanabilmede, repertuar seçiminde, ses alıştırmalarını doğru ve yeterli yapabilmede, entonasyon ve artükülasyona önem vermede, koroya liderlik yapabilmede, koroya hakim olma ve yeterli disiplin oluşturabilmede, kişilere eşit ve adil davranabilmede, çalışmaları zevke dönüştürebilmede, koroya takım ruhu oluşturabilmade, giyim kuşamama dikkat etmede ve çalışmalara hazırlanmış olarak gelmede mevcut durum ile olması gereken durum arasında cinsiyete göre anlamlı faklılık bulunmamıştır.Koro Üyesi Şef Değerlendirme Formu sonuçlarına göre; şefin eser yönetirken kendine has özel işaretler kullanabilmesi ve çalışmalara hazır gelebilmesinde, koro üye algılarının mevcut şefleri (mevcut durum), ile düşündükleri üstün nitelikle şef (ideallerindeki şef veya olması gereken durum) arasında bir fark görmedikleri ancak, karşılıklı iletişim oluşturabilmede, sözüz iletişimsel davranışlarda, gözleriyle etki kurabilmede, jest ve mimiksel davranışları kullanmada, eser yönetirken gösterdiği artistik davranışlarda, repertuar seçiminde, ses alıştırmalarını doğru ve yeterli yapabilmede, entonasyon ve artükülasyona önem vermede, koroya liderlik yapabilmede, koroya hakim olma ve yeterli disiplin oluşturabilmede, bedensel iletşimde, kişilere eşit ve adil davranabilmede, çalışmaları zevke dönüştürebilmede, koroya takım ruhu oluşturabilmade, giyim kuşamama dikkat etmede, bedensel iletişimde, mevcut şeflerinin, düşündükleri üstün nitelikle şefe ( ideallerindeki şefe göre) göre tam yeterli görmedikleri sonucu ortaya çıkmıştır.Anahtar Sözcükler: Koro, Korist, Koro Şefi, yönetim, iletişim.
Sebastian Lee First Steps For Cello Op. 101 Metodunun kuram ve uygulamada viyolonsel eğitimi başlangıç sınıflarına olan katkıları
Bu araştırmada, Sebastian LEE First Steps For Cello Op.101 adlı metodun, bestecinin bölümlendirdiği şekilde sıralanarak her bölümün kendi içinde açıklaması yapılmak suretiyle incelenmiştir.Birinci bölüm, bu araştırmaya gerekçe olan problem, amaç ve hangi açılardan önem taşıdığını belirten, ayrıca araştırmanın sınırlarının açıklandığı bölümdür.İkinci bölüm, viyolonselin tarihçesi, genel tanıtımı ve teknik kapasitesinin açıklamasını içermektedir.Üçüncü bölüm, bestecinin tanıtılmasına ayrılmıştır.Dördüncü bölüm, viyolonsel tellerinin tanıtımı, teller üzerinde sağ el alıştırmaları, sol el birinci pozisyon tanıtımı ve alıştırmaları, tüm tellerin ayrı çalışmalarının birleştirilmesini takiben ilk doğal majör gam konularına yer verilmiştir.Beşinci bölüm, aralık kavramına ayrılmış olup, üçlü aralıktan onlu aralığa kadar tüm uygulamaların duateleriyle birlikte incelemesini içermektedir.Altıncı bölüm, tonalite kavramıyla birlikte gam tanımının ve gam ilişkilerinin teorik açıklamalarını içermektedir.Yedinci bölüm, onbir adet tonal melodik parçanın incelenmesine ayrılmıştır. Sırasıyla Do majör, La minör, Sol majör, Mi minör, Re majör, Si minör tonları olmak üzere önce diyezli tonlar ardından da Fa majör, Re minör, Si bemol majör, Sol minör tonları yani bemollü tonlardaki bu parçalar eşlikleriyle birlikte incelenmiştir.Sekizinci bölüm, dört adet ayrı yay geliştirme uygulamasına ayrılmıştır. Yay ve tel açılarından değerlendirmeleri içermektedir.Dokuzuncu bölüm, dört adet bağlı yay geliştirme uygulamasına ayrılmıştır. Bu bölüm de yay ve tel açılarından değerlendirmeleri içermektedir.Onuncu bölüm, altı adet tel atlamalı uygulamayı yay ve tel açılarından değerlendirmeyi içermektedir.Onbirinci bölüm, araştırma sonunda ulaşılan sonucu ve viyolonsele ilk başlayan öğrencilerin eğitmenlerine önerileri içermektedir.
Cemal Reşit Rey'in çağdaş Türk müziğine katkıları
Bu Tezde;Türkiye'de çok sesli müziğin benimsenmesi yaygınlaşması ve sevilmesi için dolu dolu 60 yıl yaşayan bestecimiz Cemal Reşit Rey'in mücadelesi ve kat ettiği yol incelenmiştir.Bestecinin kimliği;?Yaşamı?Besteci, Eğitimci ve Şef Olarak Cemal Reşit Rey?Bestelerinin Dönemsel Olarak İncelenmesi?Eserleri?Türk Beşleri?Türk Beşlerinin Etkilendiği Akımlargibi başlıklar altında işlenerek anlatılmak istenmiştir.Ayrıca;?Türkiye'de Müzik İnkılâbının İlk Dönemi?Atatürk'ün Müzik Devrimi?Atatürk'ün Kültür Politikasıgibi başlıklar altında `Cumhuriyet'in İlanı ve Türkiyede Müzik İnkılabı' konusu işlenerek anlatılmak istenmiştir.Bu tezin oluşturulmasında Cemal Reşit Rey ile ilgili kaynaklardan, İnternet üzerinden yayınlanmış bilgilerden yararlanılmıştır.
Wolfgang Amadeus Mozart'ın klasik batı müziğine getirdiği müzikal yenilikler ve Türk müziği ile ilişkisi
Klasik dönem bestecilerinden birisi olan Wolfgang Amadeus Mozart, bestelediği ölümsüz eserler kadar, klasik batı müziğine getirdiği müzikal yeniliklerle de müzik tarihine damgasını vurmuştur. 1683 yılındaki İkinci Viyana Kuşatması'ndan sonra doğan Alla Turca akımından etkilenen besteciler arasında yer almaktadır. Bu stilde yazdığı birçok eseri bulunmaktadır. Türklerin Avrupa'da hayranlık uyandırdığı o yıllarda, mehter marşının ritimlerinden esinlenmiş, bu ritimleri birkaç eserinde kullanmıştır.Mozart, eşsiz yeteneğiyle gerçek bir deha oluşunun yanı sıra, dehasının büyüklüğüne inancını ve kendine güvenini hiçbir zaman yitirmemesi sayesinde, o kadar eseri, kısacık ömrüne sığdırabilmiştir.Mozart on sekizinci yüzyılın dahi bestecisi olarak anılmaktadır. Yaşadığı dönemin en üretken, en etkili bestecisi olduğu tüm müzik tarihçileri tarafından onaylanmıştır. Onun kendine ait tarzı klasik batı müziğinin tamamının gelişimine paraleldir. Müzikte ?klasik dönem? derin anlamıyla Mozart ile temsil edilmiştir.Mozart duygularını notalarla insanlığa duyurabilmeyi ve bir o kadar üretken olabilmeyi başaran en önemli bestecilerden birisidir. Bu sebeptendir ki etkilediği bestecilerin ve çağdaşlarının sayısı, etkilendiklerinden çok daha fazladır.
Ludwig Van Beethoven'ın klasik sonat formuna katkıları
Klasik batı müziğinin en önemli bestecilerinden biri olan Ludwig van Beethoven, 1770 yılında Almanya'nın Bonn kentinde doğmuştur. Küçük yaşta müzik eğitimine başlayan Beethoven, olağanüstü yeteneğiyle ve aldığı eğitimle klasik döneme adını yazdıran besteciler arasında yer almıştır. Klasik batı müziğine yaptığı formel ve fikirsel yeniliklerin yanı sıra, insan duygularına, doğayı anlamaya, felsefi ve devrimsel bakış açısıyla kendini adamış ve klasik batı müziğinde, günümüzde icra ettiğimiz eserlerini bestelemiştir. Bu devrimsel bakış, eserlerine tamamen yansımış ve Fransız Devrimi'nin ortasında bulunan Beethoven'ı döneminin diğer bestecilerinden oldukça farklı fikirsel yeniliklere sürüklemiştir.Eserleri üç döneme ayrılan Beethoven, devrim fikriyle beraber, ilk kez İtalya'da süit formundan ayrılarak başlıca bir form haline gelmeye başlayan Sonat Formu'nu formel ve fikirsel olarak geliştirmiştir. Özellikle sonatlarında kalıpları kıran, yeni çığırlar açan Beethoven, klasik dönemin en sıra dışı bestecisi olarak bilinmektedir. Yaşadığı klasik dönemin yanı sıra, klasik dönemden bir sonraki dönem olan romantik döneme de armonik ve fikirsel olarak faydalı olmuştur. Günümüz icracıları da dâhil olmak üzere kendi döneminden itibaren her icracının, Beethoven'ı anlamak ve eserlerini icra etmek için öncelikle bestecinin sonatlarını incelemesi ve çalışması gerektiği düşünülmektedir. Müzikal bir devrimci olan Beethoven'ın sonat formuna getirdiği yenilikler klasik batı müziği edebiyatı için oldukça önemli tarihsel bir devrim niteliği taşımaktadır.
Türk Beşleri'nin orkestra eserlerindeki flüt sololarının incelenmesi
Bu tezde, Türk Beşleri olarak adlandırılan, Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun, Necil Kazım Akses'in yazmış oldukları orkestra eserlerinde, flütün nasıl kullanıldığı incelenmiş ve incelenen eserlerdeki flüt soloları analiz edilmiştir.Orkestra eserlerinin incelenmesi bölümünde öncelikle, incelenen her eserden önce o eser hakkında bilgi verilmektedir. Eserin analiz bölümüne geçildiğinde, flütün solo olarak çaldığı pasajlar yapısal ve melodik olarak analiz edilmiştir. Ayrıca flüt sololarının orkestra içindeki başka bir çalgıyla solo olarak çalındığı pasajlar da incelenip, analiz edilmiştir. Bu çalışmada yapılan bir başka inceleme ise; flütün orkestra ile birlikte çalınan cümleleri ele alınmış ve bu cümlelerin eser içindeki görevleri açıklanmaya çalışılmıştır.Çalışmada, Türk toplumunun sanat alanında batıya açılan bir yüzünü temsil eden bu bestecilerin, hem çağdaş Türk müziğine getirdikleri yenilikler hem de bu yeniliklerin evrensel boyutu temel alınarak, flütün incelenen eserlerdeki yeri ve önemi de anlatılmaya çalışılmıştır.Ayrıca bu çalışmada; Türk Beşleri'nin oluşum süreci, çoksesli Türk müziğine katkıları, yaşam öyküleri, bestecilik özelliklerinin incelenmesi ile elde edilen bilgiler, bilimsel bir bakış açısı ile sınıflandırılmaya çalışılmıştır.Türk Beşleri'nin yapıtlarındaki ortak nokta; klasik armoni dokusu içerisinde Türk Halk ve Klasik Türk müziği usul ve makamlarını kullanmış olmalarıdır. Her ne kadar benzer eğitim düzeyi almışlarsa da zaman içinde komposizyon teknikleri ve müzik yaklaşımları farklılıklar göstermiştir. Çalışmada, bu farklılıkları belirtmek için Türk Beşleri'nin bestecilik özelliklerine yer verilmiştir. Bu araştırma nitel bir araştırma olup, doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışmada, önemli değere sahip olan arşiv araştırması, literatür taraması ile pekiştirilmiş, eser analizi yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türk Beşleri, Çağdaş Türk Müziği, Orkestra Eserleri, Flüt.
Romantik dönemdeki Franz Schubert'in lied formuna katkıları
Bu araştırmada, romantik dönemde yaşamış olan Franz Schubert'le lied formunun hangi boyuta ulaştığı, piyano eşliğinin ne derece destekleyici hatta betimleyici unsur haline geldiği, ayrıca Alman lied dokusunun lied tekniğine getirdiği yenilikler incelenmiştir.Franz Scubert'in lied albümlerinin müzik dükkanlarında çok fazla farklı yorumculardan kaydedildiğini, tüm dünyadaki eğitim alanın da öğretici niteliğinden dolayı çalışıldığını ve konserlerde neden bu kadar tercih edildiği dikkat çekmiş ve bu nedenle araştırılmıştır. Schubert, ne yapmış ve kendinden sonra gelen lied bestecilerine öncü olmuştur? Romantik dönemi mi temsil ediyor yoksa Klasik dönemi mi? Lied formuna katkıları ne olmuştur? Bu araştırmada bu sorulara cevap aranacaktır.Ayrıca bu araştırmanın içinde bestecinin hayatı, romantik dönem, eserleri, liedlerine konu olan şiirlerin yazarlarının hayatı, lied geleneği gibi konulara yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler: Franz Schubert, Romantik dönem, Lied, Piyano.
Johann Sebastian Bach'ın eşlikli konçertolarının incelenmesi ve kayıp konçertoların keman için yeniden düzenlenmesi üzerine bir çalışma
Bu araştırmada ilk olarak müzik tarihinin en büyük bestecilerinden birisi olan Johann Sebastian Bach'ın eşlikli konçertoları ve hayatının sonraki yıllarında bu eserler üzerine yaptığı düzenlemeler incelenmiş, düzenleme ve orijinal konçertolar arasında farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bach klavyeli çalgılar için konçerto biçiminde eserler veren ilk bestecidir, bu eserler yeni bir tür yaratma fikrinden ziyade kurumsal ve toplumsal müzik ihtiyaçlarından doğan nedenlere dayanır. Bach'ın bugün bilinen on dört klavsen (ya da çoklu klavsen) konçertosunu, solo çalgılar için daha önceki tarihlerde yazdığı eserlerden düzenlendiği sanılmaktadır. Bunun nedeni keman konçertoları ve dördüncü Brandenburg konçertosu gibi, hem orijinal modeli hem de sonradan besteci tarafından yapılmış klavsen için düzenlemelerinin mevcut olmasıdır. Bazı konçertolar ise yalnızca klavsen modeli ile bugüne kadar gelebilmiştir. Bu konçertoların önceki yıllarda başka çalgılar için yazılmış olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Orijinal modellerinin ise zaman içinde kaybolduğu düşünülmekte ve bazı kantat bölümleri dışında bu konçertolara ait hiçbir kaynak bulunamamıştır. Kayıp olduğu düşünülen konçertolar, bugün ancak bestecinin elinden çıkmış olan klavsen düzenlemeleri yoluyla anlaşılabilmektedir.Araştırmanın amaçlarından bir diğeri, klavsen konçertolarının incelenerek, olası orijinal konçerto biçimine uygun yeniden düzenlemelerin yapılmasıdır. Bu düzenlemeler orijinal modeli olmayan konçertoların keman için yazıldığı düşünülenlerini kapsamaktadır. Çalışmanın ana kaynağı olarak, bestecinin kendi yaptığı düzenlemeler, son yüz elli yıllık süre içerisinde bazı bilim adamları tarafından ortaya atılan görüşler, düşünceler ve daha önce yeniden yapılmış düzenlemelerden de yararlanılmıştır.Ayrıca çalışmada Bach ailesi ve bestecinin yaşam öyküsü ayrıntılı olarak ele alınmış, Bach'ın doruk noktasına ulaştırdığı Barok dönemin özelliklerine, gelişmekte olan çalgılara ve çalgı müziğine, özellikle barok dönemde konçerto formunun ortaya çıkışı ve gelişimine ayrıntılı olarak değinilmiştir. Son olarak Bach'ın eserlerinin ve Bach ailesinin detaylı bir listesi oluşturulmuştur.Tez süreci içinde yapılan taramada konu hakkında yeterli Türkçe kaynak bulunamamıştır. İleride bu tezin konusu olan konçertolar ile ilgili çalışmalarda yararlanılmak üzere, öğrencilere ve icracılara yararlı bir kaynak olacağı düşünülmüş, ayrıca yapılan yeniden düzenlemelerin Barok dönem çalgı müziği repertuarına katkı sağlayacağı düşünülmüştür.Nitel veri toplama yöntemlerinden yararlanılan bu çalışmada, doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışmada önemli değere sahip olan arşiv araştırması, literatür taraması ile pekiştirilmiş, eser analizi yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bach, Barok Dönem, Keman, Klavsen, Konçerto.
Siegfried Fink'in vurmalı çalgılara kazandırdıklarının incelenmesi
Bu tezde, Siegfried FINK'in hayat hikâyesi ile vurmalı çalgılara kazandırdığı eserlerin ve çalışma metotlarının analizi yapılmış; bu metotların teknik ve melodik gelişime katkıları ve kullanımları incelenmiş; ayrıca FINK'in geliştirdiği ve vurmalı çalgıların evrensel bir dil ile anlaşılmasını sağlayan piktogramlar incelenmiş ve analiz edilmiştir.Bestecinin hayat hikâyesi bölümünde Siegfried FINK'in vurmalı çalgılar çalışmalarını ve öğrenimini nerede yaptığı, öğretici olarak neler yaptığı, gerçekleştirdiği konserleri ve başarıları, vurmalı çalgılara getirdiği yenilikler ve öncülükler anlatılmıştır.FINK'in bestelemiş olduğu çalışma metotları ve eserlerinin incelenmesi bölümünde, bestecinin vurmalı çalgılar enstrümanları için yazmış olduğu metotların ve eserlerin vurmalı çalgılar sanatçılarını nasıl geliştireceği incelenmiştir. Trampet, timpani ve ksilofon enstrümanları için yazılmış olan metotlardaki etütlerle, hangi teknik, melodik veya birlikte çalmanın geliştirildiği, etütlerden şekiller örnek olarak verilerek detaylı bir biçimde incelenip, analiz edilmiştir.Çalışmada, Siegfried FINK'in teknik gelişime katkıları ile teknik kullanımının eser çalımındaki faydalarından da bahsedilmiştir.Ayrıca bu çalışmada, Siegfried FINK tarafından geliştirilen, vurmalı çalgılar sanatçılarının herhangi belirli bir dil kullanmadan, evrensel bir dil olarak etütlerde ve eserlerde kullanabileceği imge resimler yani piktogramlar tanıtılarak, bunların hangi enstrümanlarda nasıl kullanılacakları incelenmiş ve çıkarımlarda bulunulmuştur.
Pablo Casals'ın hayatı ve müzik tarihindeki önemi
Pablo Casals yirminci yüzyıla damgasını vurmuş Katalan bir müzisyendir. Katalonya'nın küçük bir kasabasından çıkıp, neredeyse tüm dünyada ismini duyurmuştur. Besteci, viyolonselci ve orkestra şefi olarak sayısız insana ulaşmış, ünü, yaşadığı çağın ötesine geçmiştir. Bu çalışmada dünyaca ünlü viyolonselci, besteci ve orkestra şefi Pablo Casals'ın yaşam öyküsü ve müzik tarihinde bıraktığı izler incelenmiştir. Belge tarama türündeki bu araştırmanın ilk kısmında Casals'ın yaşam öyküsü; çocukluğu ve öğrenim hayatı, uluslararası kariyeri, politika ile ilişkileri gibi dönemsel ve işlevsel açıdan ele alınan bölümler halinde aktarılmıştır. İkinci kısımda ise bu yaşam öyküsünde aktarılan bilgilere dayanılarak kendisinin müzik tarihindeki yeri saptanmış ve yaşam öyküsünün önemli notları kronolojik bir biçimde sıralanmıştır. Buna ek olarak yapıtları ve diskografisi aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pablo, Casals, Müzik, Viyolonsel
J. S. Bach'ın solo viyolonsel için 1. süitinin kontrbas için düzenlemelerinin incelenmesi
Yaylı çalgıların barok dönemde gelişmesi ve müzik türlerinin daha kesin formlara dönüşmeye başlaması ile birlikte, çalgıların solo oda müziği ve orkestra repertuvarı giderek zenginleşmiş ve bugünkü standart çalgı müziği repertuvarını oluşturan en temel eserler dönemin bestecileri tarafından yazılmıştır. Çalgıların karakteristik özellikleri, oda müziği ve orkestradaki temel görevleri, çalım tekniğinin ve müziksel gerekliliğinin ana hatlarını oluşturmuştur. Keman, flüt ve obua gibi solo çalgılar eserlerde melodik yapıyı daha sıklıkla sergilerken, viyola ve kontrbas gibi daha kalın sesli çalgılar daha çok armonik yapı ve ritimsel yapının bütünlüğünde kullanılmış ve bu çalgıların çalım tarzları ve kullanım şekilleri bu ihtiyaçlar çerçevesinde gelişmiştir. Bu yüzden barok dönemden günümüze kadar yazılmış olan çalgı müziği repertuvarına genel olarak bakıldığında, her çalgının birbirinden farklı oranda solo eser içeren repertuvarları bulunduğu görülmektedir. Kontrbas, yaylı çalgılar ailesinin en kalın sesli çalgısıdır. Daha önce de belirtildiği gibi kullanım alanı uzun bir dönem boyunca oda müziği ve orkestra eserlerinde bas partisi seslendirmekten öteye pek gitmemiştir. Barok dönemde yazılmış olan sınırlı sayıda konçerto ya da sonat türündeki eserler, dönemin bazı usta çalgıcılarının çalışmaları ya da hem icracı hem besteci olan müzisyenlerin yazmış olduğu solo eserlerdir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, barok dönemden günümüze kadarki süreçte, kontrbas için yazılmış olan eserlerin keman gibi daha solistik bir çalgının repertuvarı ile kıyaslandığında, kontrbas repertuvarındaki eserlerin oranı oldukça az bir artış göstermiştir. Bu çalgılar arasındaki repertuvar farklılığı, çalgıların eğitim süreci içerisindeki ve konser performanslarındaki ihtiyaç dengesini bozmaktadır. Bu yüzden özellikle geçen 20. yüzyıldan itibaren, kontrbas repertuvarına alınmış olan fakat orijinali kontrbas için olmayan ve bu yüzden daha sonradan kontrbasa uyarlanmış çok fazla eser olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında açıklığa kavuşturulmak istenen konulardan ilki yukarıda bahsedilmiş olan kontrbas repertuvarı çalışmaları üzerinedir. Diğer bir konu ise, yaşadığı dönemin müzik türlerinin en önemli örneklerini vermiş olan barok dönemi bestecisi J. S. Bach'ın 1. Viyolonsel süitinin kontrbas repertuvarındaki yeri, kontrbasa yeniden düzenlenmesi sürecinde karşılaşılan sorunlar ve çözümleri açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Repertuvar, Viyolonsel, Kontrbas
Kontrbas tarihinde Serge Koussevitzky
Bu araştırmada ilk olarak kontrbasın günümüze kadar geçirdiği yapısal değişiklikler ve gelişmeler incelenmiştir. Konuyu araştırırken, viyol ve keman ailelerinin tarihi ve çalgıların özellikleri gözlenmiş, iki ailenin çalgıları arasındaki farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın bir bölümünde kontrbasın orkestraya girişi, ilk solo eserleri, ilk kontrbas solistleri ve ilk kontrbas metotları incelenmiştir. Araştırmanın amaçlarından bir diğeri, kontrbas tarihinde en büyük virtüözlerden ve bestecilerden biri olan Serge Koussevitzky'nin katkıları ve önemi incelemektir. Koussevitzky'nin yaşam öyküsü ele alınmış ve Rusya'da kontrbas icra sanatının gelişimine değinilmiştir. Rus kontrbasçı yaşadığı dönemin en iyi solo kontrbas sanatçılarından biri olmuştur. Sadece Rusya'da değil, Avrupa'da da konserler vermiş ve takdir görmüştür.
Barok Çağdan günümüze kadar kontrbasın gelişimi ve önemi
Bu tez çalışması, Barok Dönemden günümüze kontrbasın yapısal evrimini, teknik ve müzikal özelliklerini ayrıntılı biçimde incelemek amacı ile yazılmıştır. Tarihsel süreçte kontrbas icra biçimi, akort ve yay sistemi gibi önemli konularda çeşitli değişim ve gelişmelere uğramıştır. Zaman içerisinde orkestra ve solistlik icra alanlarındaki önemi artmış ses rengi açısından önemli bir çalgı haline gelmiştir. Yaylı çalgılar ailesinin en iri yapılı ve en kalın sese sahip olan çalgısıdır. Kullanım alanı klasik batı müziği ile sınırlı kalmamış, bunun dışında da birçok müzik türünde değer görmüş ve üzerine besteler yapılmıştır.
Temsil edilmiş Türk operalarındaki keman ve viyolonsel sololarının yeri
Latince bir terim olan opera on dördüncü yüzyılın sonlarına doğru Avrupa'da küçük gösterilerle, şenlik, dinsel törenler, düğün törenleri gibi çeşitli kültürel etkinliklerde ortaya çıkmıştır. Opera sanatı solo, koro ve orkestrayı içine alarak, müzikal ve teatral formda birçok görsel sanatı, mitolojiyi, efsaneleri, tarihten esinlenilerek içinde barındıran ve baştan sona bestelenerek yazılmış müzikli sahne oyunudur. Bu tezin ilk bölümde operanın tanımı, operanın ilk olarak nerede ortaya çıktığı, opera sanatı, sahnelenen ilk operalar, orkestrada keman, viyolonselin yeri ve bu iki çalgının solistlik açıdan kullanılması anlatılmıştır. İkinci bölümde Cumhuriyet Dönemi öncesinde Osmanlı İmparatorluğu'nun operayla tanışması ile operayla ilk temaslar, padişahların batı sanatlarına ve operaya olan ilgisi ile Osmanlı'da gelişim süreci, yurt dışına eğitim için gönderilen besteciler ve Batı Dünyası ile ilişkiler, Osmanlı İmparatorluğu'nda kurulan çeşitli tiyatro ve opera binaları ile temsil edilen operalar anlatılmıştır. Fransız Devrimi ile Tanzimat Döneminde opera sanatı ile ilgili değişimler, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türkiye'de operanın gelişim süreci, Mustafa Kemal'in Türk operasına katkıları, kurulan müzik kuruluşları, Türk bestecilerin operaları ve temsil edilen yerler, opera sanatının gelişmesiyle sanat kurumlarının çoğalarak günümüze kadar nasıl geldiği anlatılmıştır. Sahnelenen Türk Operaları perde perde anlatılarak bestecilerinin yaşam öyküleri ile birlikte eserlerindeki keman ve viyolonsel soloları tespit edilmiştir. Temsil edilmiş Türk operalarının keman ve viyolonsel partileri incelenmiştir. Bu inceleme ile birçok kaynak taraması yapılarak, tarafsız bir şekilde ele alınan keman ve viyolonsel çalgıları için yazılan solo partilerde hangi çalgı için daha fazla soloya yer verilmiş olduğu saptanmıştır.
İlhan Usmanbaş'ın hayatı ve çağdaş Türk müziğine katkıları
İlhan Usmanbaş, Çağdaş Türk Müziği'nin en önemli temsimcilerinden biridir. Yeni kurulan Cumhuriyet'in aydınlanma devrimi sırasında kalıpları yıkarak, çağdaş müzik alanında yaptığı çalışmalarla önemli başarılara imza atmıştır. Besteci, viyolonsel icracısı ve orkestra şefi olarak birçok esere imza atmış, ünü yaşadığı coğrafyanın ötesine geçmiştir. Bu çalışmada dünyaca ünlü viyolonselci, besteci ve orkestra şefi İlhan Usmanbaş'ın yaşam öyküsü, etkilendiği müzik akımları ve besteciler, müzik tarihinde bıraktığı izler incelenmiştir. Belge tarama türündeki bu araştırmada Atatürk'ün başlattığı müzik devrimi, İlhan Usmanbaş'ın çocukluğu ve öğrenim hayatı, uluslararası kariyeri ve eserleri gibi dönemsel ve işlevsel açıdan ele alınan bölümler halinde aktarılmıştır. İlhan Usmanbaş bestecilik hayatında pek çok sanatsal akımdan etkilenerek, farklı müzik malzemeleri kullanarak birçok eser ortaya çıkarmıştır. Usmanbaş'ın eserlerinde, ister Neo-Klasik akımın diliyle yazılmış olsun, ister 12-ton sistemini ya da raslamsallık öğelerini kullanmış olsun, disiplinli ve özenli çalışmaları dikkat çeker. Yaşam öyküsünde aktarılan bilgilere dayanılarak, kendisinin müzik tarihindeki yeri saptanmış ve yaşam öyküsünün önemli notları kronolojik bir biçimde sıralanmıştır. Buna ek olarak yapıtları ve diskografisi aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlhan Usmanbaş, Çağdaş Türk müziği, Viyolonsel, raslamsallık, 12-ton sistemi
Pedagojik açıdan caz vibrafon eğitimi ve yüksek lisans müfredat önerisi
Bu çalışmanın genel amacı, Lisans aşamasını tamamlamış bir Vurmalı Çalgı öğrencisinin Yüksek Lisans Caz Vibrafon eğitimi alabilmesi için bir müfredat sağlamaktır. Evrensel kaynaklar ışığında, caz müziğe ilgi duyan bir öğrenci için temel oluşturabileceğini düşündüğüm bu çalışmada; ülkemizde bölümü olmayan Caz Vibrafon eğitimi ile ilgili araştırma ve çalışmalar sunulacaktır. Ayrıca caz müziğinin en önemli unsuru olan "doğaçlama", detaylı bir şekilde incelenmiş ve Vibrafon'a göre çalışma örnekleri sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Caz müzik, doğaçlama, vibrafon, eğitim
Türkiye'de klarnet müziğinin gelişimi ve Cumhuriyet Dönemi bestecilerinin klarnet repertuvarına katkısı
Üflemeli çalgıların kökeni tarih öncesi çağlara dayanmaktadır. İnsanlar içi boş nesnelere üfleyerek ses çıkarabildiklerini fark ettikleri andan itibaren üflemeli çalgıları kullanmaya başlamışlardır. Klarnet; üflemeli çalgılar ailesinden, tahta üflemeli sınıfına ait ve tek kamıştan oluşan bir çalgıdır. Klarnetin atası sayılan Chalumeau (şalümo) adı verilen çalgının ortaya çıkışı orta çağa kadar geriye uzanmaktadır. Bu araştırma kapsamında klarnet çalgısının ortaya çıkışı, tarihsel gelişimi ve özellikleri incelenmiş, besteciler tarafından benimsenme ve orkestralarda yer bulma süreci de açıklanmıştır. Erişilebilen kaynaklardan faydalanılarak ve geniş çaplı literatür taraması yapılarak klarnet için bestelenen eserler ve önemli besteciler derlenmiştir. Literatürde, Türkiye'de ve özellikle cumhuriyet döneminde bestelenen klarnet eserleriyle ilgili kaynak eksikliği de göz önünde bulundurularak, Türkiye'de müziğin ve klarnet çalgısının gelişim süreci açıklanmış, Cumhuriyet Dönemi besteleri ve klarnet eserleri listelenmiştir. Türkiye'de müziğe olan ilginin ve sanatsal üretimin eser ve besteci bazında artırılabilmesi için yapılabilecek uygulamalara öneriler geliştirilerek sunulmuştur. Bu araştırmanın, klarnet ve müzik öğrencilerine, araştırmacılara ve sanatçılara faydalı bir kaynak olarak Türkçe literatüre önemli bir katkıda bulunacağı umulmaktadır. Anahtar kelimeler: Klarnet, Konçerto, Repertuvar
Tiyatroda müzik kullanımının epik tiyatro örneğinde Bertolt Brecht üzerinden incelenmesi
Antik Yunan döneminden beri hakim olan tiyatro anlayışı Bertolt Brecht tarafından 20. yüzyılda değişime uğramıştır. Sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan sosyal ve ekonomik problemler ve Karl Marx'ın görüşleri ile şekillenen bu yeni sanat anlayışı Epik tiyatronun oluşumuna öncü olmuştur. Bu anlamda, Bertolt Brecht'in oyunlarında kullanılan dekor, ışık ve müzik gibi sahne elemanları ideolojinin bir parçası olarak kullanılmıştır. Araştırma sırasında Bertolt Brecht'in eserlerinde birlikte çalıştığı besteciler ve eserleri geriye dönük bir literatür ile incelenmiştir. Eserler içindeki müzik ile politik öğelerin ilişkisi değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda önceki eserlerde de sık sık değinilen seyirci ve oyun arasındaki yabancılaşma ögelerine de değinilmiştir. Anahtar kelimeler: Bertolt Brecht, Epik Tiyatro, Yabancılaşma, Marksizm
Müzikte klasik dönemin keman repertuvarına yansıması
Bu araştırmada, Müzikte klasik dönemin keman repertuvarına olan katkısı ve yansıması dönemsel bilgiler ile keman repertuvarına katkıları analiz etmek suretiyle incelenmiştir. Birinci bölüm, bu araştırmaya gerekçe olan problem, amaç ve hangi açılardan önem taşıdığını belirten, ayrıca araştırmanın sınırlarının açıklandığı bölümdür. İkinci bölüm, Müzikte klasik dönemin açıklandığı bölümdür. Üçüncü bölüm, Klasik dönem bestecilerinin incelendiği bölümdür. Dördüncü bölüm, Klasik dönem bestecilerinin dönemsel sırlamasının incelendiği bölümdür. Beşinci bölüm Müzikte klasik dönemin keman repertuvarına yansımasının incelendiği bölümdür. Anahtar Kelimeler: Müzikte klasik dönem, keman repertuvarı, klasik dönem keman repertuvarı.
Klasik ve romantik dönemlerde klarnet için bestelenmiş konçertoların teknik ve müzikal yapılarının incelenmesi
Sunulan yüksek lisans tezinde, Batı Avrupa müzik aletleri arasında kendine özgü bir yeri ve rolü olan klarnetin klasik ve romantik dönemlerdeki gelişim yolu incelenmiş, klarnet için bestelenmiş konçertoların müzikal ve sanatsal özellikleri ve teknik detayları araştırılmıştır. Bu araştırmanın birinci bölümünde, ortaya konulan sorunun, amacının ve görevlerinin, öneminin ve işlenme derecesinin incelenmesi yapılır. İkinci bölümde klarnet aletinin tarihî evrimine bakılmaktadır. Üçüncü bölümde, klarnet aletinin Avrupa müzik kültüründeki tarihsel önemi ve gelişim yolu ele alınmaktadır. Dördüncü bölümde, klarnet aletinin yapısı, bileşenleri ve türleri, icra teknikleri araştırılmaktadır. Bu çalışmanın beşinci bölümünde W.A. Mozart, K.M. Weber ve I.Q. Mann'ın klarnet konçertolarının analizi yapılmaktadır. Altıncı bölümde W.A. Mozart'ın klarnet ve orkestra için yazdığı KV622 konçertosu incelenirken, yedinci bölümde K.M. Weber'in klarnet ve orkestra için yazdığı Konçertino (Op.26) analiz edilir. Sekizinci bölümde ise K.M. Weber'in klarnet ve orkestra için yazdığı 1 numaralı konçertosu incelenmektedir. Dokuzuncu bölüm, K.M.Weber'in klarnet ve orkestra için 2 numaralı konçertosunun analizine ayrılmıştır. Onuncu bölüm, I.Q.Mann'ın klarnet ve orkestra için konçertosunun analizine adanmıştır. On birinci bölüm ise sonuç, kullanılan kaynaklar listesi ve nota kaynakçasından oluşmaktadır. Anahtar kelimeler: Klasik ve romantik dönem, klarnet konçertoları, müzikal ve estetik özellikler.
Burcu Karadağ'ın hayatı ve kadın neyzen olarak Türk müziğine katkıları
Burcu Karadağ'ın hayatı ve kadın neyzen olarak Türk müziğine katkılarını incelemek bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Burcu Karadağ ile ilgili yazılı, görsel, işitsel kaynaklar taranmış ve bu kaynaklara ulaşılmış, kaynaklara ulaşıldıktan sonra bu kaynakların orijinalliği kontrol edilmiş, elde edilen dokümanlar tek tek incelenmiş, video kayıtları vb. belgeler yazıya aktarılmış, sanatçı ile ilgili yapılmış röportajlar gözden geçirilmiş, kaynaklarda yer alan bilgiler birbirleri ile karşılaştırılmış ve sonunda bilgiler analiz edilerek veriler kullanılmıştır. Ayrıca Burcu Karadağ'ın kendisi ile ilgili bir görüşme yapılmış ve sanatçı ile yapılan görüşmenin ses kaydı alınmış ve bu ses kaydı görüşme sonunda yazıya aktarılmıştır. Burcu Karadağ'ın Türk müziğine katkıları on alt başlıkta incelenmiş ve analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Burcu Karadağ'ın Türk müziği eğitimine katkıları olduğu, birçok önemli müzisyenle çalışmalarını birleştirdiği, yurt içinde ve yurt dışında konserler verdiği, uluslararası çalışmalarda Türkiye'yi temsil ettiği, albüm ve kitap yayınları olduğu, beste yaptığı, kadın neyzen olarak örnek teşkil ettiği, yeteneği ile yetinmeyip başarıya inandığı ve bu doğrultuda çalıştığı, ney sesi ile müzik terapisine katkı sağladığı ve kalıplaşmış yargıları kırarak gençlere ney'i sevdirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu tez, bir kadın neyzen üzerine yapılmış olan ilk tez olma özelliğine sahiptir. Çalışmanın ney eğitimcileri, ney icracıları ve öğrenciler için kaynak teşkil edeceği düşünülmekte ve toplumda ney'e ve ney dinlemeye yönelik ilginin artmasına katkı vermesi beklenmektedir. Anahtar kelimeler: Müzik, ney, neyzen, Burcu Karadağ
Jascha Heifetz'in klasik müziğe katkıları ve George Gershwin'nin eserlerinin keman ve piyano için düzenlemesi üzerinde inceleme
Bu araştırmada, Jascha Heifetz ile George Gershwin'in hayatı ve eserleri incelenmiş, iki ismin 20. yüzyıl müziğine katkıları sergilenmiştir. Birinci bölümde, araştırmanın problemi 20. yüzyıl müziğinin genel çerçevesi içinde ortaya konmuş, sonrasında araştırmanın amacı ile önemi açıklanmış, bölümün devamında ise sınırlılıklar, yöntem ve veri kaynakları belirtilmiştir. İkinci bölümde Jascha Heifetz'ın kemancılığı, yarattığı keman ekolü incelenmiş, besteci olarak da keman repertuvarına katkıları araştırılmıştır. Üçüncü bölümde George Gershwin'in önemli eserleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde Jascha Heifetz ile George Gershwin'in kesişme noktaları ortaya konmuş, sonrasında da Jascha Heifetz'in Gershwin transkripsiyonları analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Jascha Heifetz, George Gershwin, 20. yüzyıl müziği, keman repertuvarı, keman-piyano transkripsiyonları.
Hermann Neuling'in Bagatelle adlı eserinin müzikal analizi, farklı yorumcular tarafından icrasının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, Hermann Neuling'in Bagatelle adlı eseri, müzikal ve form açısından incelenmiş ayrıca farklı icracıların yorumları karşılaştırılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Doğal kornonun yapısı gereği alt oktavlarda bulunan doğuşkan seslerin sınırlılığı valfli kornonun icat edilmesiyle ortadan kalkmış ve doğuşkanlar arasında kalan seslerin de kullanılabilmesini sağlamıştır. Valfli kornolarla beraber çalgıdaki değişim bestecilerinde kornoyu daha geniş bir ses aralığını içinde kullanmalarına sebep olmuş ve bas korno kavramı ortaya çıkmıştır. Kornonun pes seslerinin ön planda olduğu ve birçok orkestra sınavında belirleyici referans eser olarak istenen Bagatelle adlı eseri inceleyen bu araştırmanın, bu eseri çalmayı düşünen korno icracıları için bir kaynak olması hedeflenmektedir.
M. P. Mussorgsky Bir Sergiden Tablolar adlı piyano eserinin teknik ve müzikal analizi
Modest Petroviç Musorgski, Rusya'da sanatın her alanıyla kimliğini kazanmaya başladığı bir dönemde yaşamış, Romantizm ve Realizm akımlarından etkilenmiş aşırı Ulusalcı bir bestecidir. Zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş olmasına karşın, Rusya'da yapılan toprak reformu ile hayatının tüm akışı değişmiş, subay olarak orduya katılmış ve zorluklarla dolu bir yaşam geçirmiştir. Akademik bir eğitimden geçmemiş olan besteci üyesi olduğu Rus Beşleri grubu içinde hiçbir kurala bağlı kalmadan düşündüğü ve hissettiği gibi eser vermiş tek bestecidir. Döneminin önemli edebiyatçıları ve felsefecileri ile yakın dostluğu olan besteci tam bir entelektüeldir. Müzikte empresyonizmin öncüsü olarak kabul edilen Musorgski, müziğinin özünü Rus kilise müziği modları ve halk şarkılarından almış, Chopin, Schumann ve Liszt'den etkilenerek kendi müzikal kimliğini oluşturmuştur. Ressam arkadaşı Viktor Aleksandroviç Hartmann'ın ölümünden sonra Hartmann'ın 10 farklı tablosu üzerine piyano repertuarının en önemli ve zorlu eserlerinden birisi olan "Bir Sergiden Tablolar" adlı eserini bestelemiştir. Bu çalışmada eser: piyano tekniği, müzikal ve estetik açılardan incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Musorgski, Hartmann, Bir Sergiden Tablolar, Promenade, Rus Beşleri
Galamian Yöntemi'nin keman çalma performansı üzerindeki etkisi
ÖZETBu araştırmanın amacı Galamian keman eğitim yöntemlerinin keman çalma performansı üzerindeki etkilerini araştırmaktadır.Son ? test araştırma modelinin kullanıldığı araştırmanın deneklerini Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nın 10. ve 11. Sınıfına devam eden 4 keman öğrencisi oluşturmuştur. Deney grubunu oluşturan 2 öğrenciye Galamian yöntemi ile keman eğitimi uygulanmış, kontrol gurubundaki 2 öğrenciye de Rus keman eğitimi uygulanmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen Keman Çalma Performansı Gözlem Formu ile toplanmıştır.Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular, Galamian'ın keman eğitim yönteminin keman çalma performansı üzerindeki Rus keman eğitimine göre deney grubunun lehine anlamlı düzeyde fark oluşturduğu yöndedir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- I. Galamıan 2- Eğitim Yöntemleri
Tarihsel süreç içerisinde bando ve orkestralarda piccolo'nun yeri ve önemi
Çeşitli ülkelere mensup pek çok besteci genellikle senfonik yapıda ve değişik müzik formlarında eserler besteleyerek çoksesli müziğin gelişmesinde geçmişten bu güne önemli katkı sağlamışlardır. Senfonik orkestra yapısında ağırlık yaylı çalgılarda olmasına rağmen müziğe kazandırdıkları farklı renkler dolayısıyla üflemeli ve vurmalı çalgılarda zamanla bestecilerin vazgeçilmez çalgı grupları haline gelmiştir.Diğer yandan, bütün dünyanın, askeri bandoların atası olarak kabul ettiği Mehterhane-i Hümayun, Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından sonra bunun yerine Avrupa ülkelerinde kullanılan orkestra türünde bandoların kurulmasına vesile olmuştur. 1831 yılında Osmanlı Padişahı II. Mahmud döneminde Mızıka-yı Hümayun oluşumu ile yayılan bando kültürünün en güzel örnekleri pek çok kurum tarafından benimsenmiştir. Bu oluşumlar serüveni içerisinde okul bandoları, polis bandoları, askeri bandolar, belediye bandoları adları altında çeşitli yapı ve karekterde müzik icra eden bu orkestralar günümüzde halen faaliyetlerini sürdürmektedir.Bu araştırmada çeşitli orkestra topluluklarında pikolo flütün yeri, aynı zamanda orkestralara eser üreten bestecilerin pikolo flütü eserlerinde kullanmak istediklerinde bu çalgının ses genişliği ve karakteri hakkında bilgi edinebilecekleri bir rehber niteliği içermesi amaçlanmıştır. Flüt eğitiminde de öğrencilerin pikolo flüt hakkında başvurabilecekleri bir kaynak olabilmesi için gerekli özen gösterilmiştir.Pikolo flüt, Yunanlılara ait eski bir tasarımdır, küçük silindirik bir flüt olarak altı tane delik ile yapılan, uçlarından metal bantlarla korunan bir çalgıdır. Eski Yunanlılarda ise pikolo flütün atası fifre, bir savaş çalgısı olarak kullanılmıştır. Fifre ile sergilenen iyi bir performansın insanı cesur yaptığına, her tehikeye göğüs germesine yardımcı olduğuna inanılırdı. Pikolo flütlerin atası fifre'nin, pikolo flüt açısından tarihsel gelişim süreci içersindeki bu önemi dolayısıyla araştımada fifre'ye gerekli önem ve yer verilmiştir. Ayrıca flüt ailesinin fiziksel değişiminin anlatımında resimlerle desteklenen bir yol tercih edilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: İ1-Müzik 2-Pikolo Flüt3-Flüt 4-Bando 5-Fifre