İstanbul University
Discipline

Oral İmplantoloji Anabilim Dalı

İstanbul University

7

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

7 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Partikül otojen dentinin yönlendirilmiş kemik rejenerasyonundaki etkisinin histomorfometrik ve histolojik analizinin in vivo olarak değerlendirilmesi: Deneysel çalışma

Dentin greft; osteoindüktif ve osteokondüktif özelliklere sahiptir ve otojen grefte alternatif olarak gösterilmektedir. Bu çalışma, otojen mineralize dentin greftinin (OMDG) tek başına veya ksenogreft ile etkinliğini değerlendirmekte ve intraosseöz kemik defektlerinin tedavisinde kullanılan çeşitli greft materyalleriyle karşılaştırmaktadır. Altı koyunun (2-3 yaş) üçüncü insiziv dişleri çekildi ve OMDG elde edildi. Bu altı koyunun sağ ve sol tibia kemiklerine altışar adet defekt hazırlandı. Defektlerin biri boş (grup K) bırakılarak, diğerlerine; otojen greft (grup O), dentin grefti (grup D), ksenogreft (grup X), otojen + ksenograft (grup O + X) ve dentin + ksenograft (grup D + X) materyalleri yerleştirildi. Ameliyat sonrası 3. ve 6. haftalarda her gruptan üçer koyun sakrifiye edilerek, histolojik ve histomorfometrik incelemeler yapıldı. Bulgulara bakacak olursak; D ve D + X grupları 3. ve 6. haftalarda diğer gruplara benzer histolojik özellikler gösterdi. D ile D+X grupları (p = 1.0) ve diğer gruplar arasında her iki zaman aralığında (p > 0.05) yeni kemik oluşumunun tedavileri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Bu çalışmada O, D, X, O+X ve D+X grupları arasında gözlemlenen benzer sonuçlar, OMDG'nin intraosseöz kemik defektlerinin tedavisinde başarıyla kullanılabileceğini göstermektedir. Dentin greftlerinin etkinliğini farklı endikasyonlarda değerlendirebilmek için daha fazla deneysel ve klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

Dental implantasyonDental implantlarDentin+4
Nuray Özkahraman
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Peri implant defektlerde D vitamininin osseointegrasyona etkisinin histolojik ve histomorfometrik olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, dental implantların osseointegrasyonuna çeşitli greft materyalleri ile birlikte poli laktik asit (PLA) nanopartikülleri ile sürekli salınımlı D vitamininin etkisini araştırmaktır. Deneysel olarak 6 koyunun her bir ilium kanadında standart olarak oluşturulan 4 adet kutu şekilli defekt bölgesine dental implantlar yerleştirildikten sonra taşıyıcı partiküllü d vitamini içeren PLA nanopartikülleri ve greft materyalleri(boş kontrol, otojen greftli, ksenojen greftli ve otojen greft+ksenojen greftli) toplam 48 implant olacak şekilde yerleştirildi. 3 ve 6 hafta (erken ve geç iyileşme dönemleri) olacak şekilde farklı sakrifikasyon sürelerinden sonra yeni kemik oluşumu (%NBF) ve kemik-implant teması (%BIC) değerleri histolojik ve histomorfometrik analizlerle ölçülmüştür (p<0.05). %80,30 ± 2,14 verim ve % 72,99 ± 2,20 ile yüksek enkapsülasyon etkinliğine sahip nanopartiküller elde edildi. Tüm histolojik kesitlerde implant yüzeyinde osseointegrasyon izlenmiş ve inflamasyon, nekroz veya yabancı cisim reaksiyonu belirtisi görülmemiştir. NBF% ve BIC%, D3 vitamini uygulanan gruplarda anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0,001). Tüm iyileşme döneminde de en yüksek %NBF ve %BIC yüzdesi otojen greft+ksenojen greft uygulanan gruplarda saptanmıştır (Sırasıyla 3. ve 6. haftalar için; %49.63±1.53 ve %74.25±0.96 NBF ve %54.26±0.66 ve %82.59±2.09 BIC; p<0.001). D3 vitamini tayışan sürekli salınımlı PLA nanopartikülleri, dental implantlar çevresinde NBF ve BIC %'sini arttırmıştır.Ancak bu konuda daha fazla klinik araştırma yapılması gerekmektedir.

HistolojiKolekalsiferolOsseointegrasyon+4
İbrahim Ozan Mutlu
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bor ile modifiye edilmiş titanyum implant yüzeylerde osseointegrasyonun deneysel olarak incelenmesi

Amaç: Titanyum (Ti) yüzeylerin ve bor (B) bileşikleri ile muamele edilen dental implantların topografik, kimyasal ve osseointegrasyon özelliklerini karşılaştırmaktır. Materyal ve metod: Ti diskler (n = 20), B ve borik asit (H 3 BO 3 ) kullanılarak modifiye edildi ve yüzey topografik karakterizasyonu yoluyla geleneksel SLA yüzey ile karşılaştırıldı. Dental implantlar (n = 96) üretildi (3,5 mm çap ve 8 mm uzunluk) ve 3 ve 7 haftalık iyileşmeye bırakılan altı koyunun posterior tibiasına yerleştirildi. Histolojik, histomorfometrik [kemik-implant teması (BIC%)] ve mekanik testler [geri çevirme tork değeri (RTV)] yapıldı. Bulgular: B ile muamele edilmiş yüzeyler SLA-B ve BC yüzeyleri için sırasıyla [ortalama Sz: 5,80 (standart sapma; SD: 0,61) ve 4,53 µm (SD: 0,13)] SLA'dan [ortalama Sz: 5,89 µm ( SD: 0.81)] (P = 0.033) daha düşük pürüzlülükte bulundu. 3 hafta sonra, en yüksek RTV, SLA grubunda (37 N/cm, SD: 2.87) bulundu ve bor kaplı (BC) grupla aralarında (30 N/cm, SD: 2.60) istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (P = 0,004). 7 hafta sonra, tüm gruplarda ortalama RTV >80 N/cm idi; en yüksek değer H 3 BO 3 ile tedavi edilen (BS) grubunda ölçülmüştür (89 N/cm, SD: 1.53) (P < 0.0001). Gruplar arasında her iki iyileşme döneminde de BIC%' lerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Sonuç: Geleneksel SLA ile karşılaştırıldığında, B kaplama erken dönemde önemli bir avantaj sağlamazken geç dönem iyileşmede daha yüksek RTV sağladı. Anahtar Kelimeler: Borik asit, bor, dental implant, mekanik testler, koyun, titanyum yüzey. Bu çalışma, İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje No: 33721

BorBorik asitDental implantasyon+3
Nazlı Ayşeşek
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bor ile modifiye edilmiş titanyum implant yüzeylerde bakteriyel adezyonun ve osteoblast aktivitesinin in vitro analizi

Bu çalışmanın amacı; bor ile modifiye titanyum (Ti) yüzey işleme yöntemlerinin geleneksel kumlama ve asitleme yöntemleri üzerine olan etkisini karşılaştırmaktır. Toplam 216 adet olan tornalanmış titanyum (Ti) diskler dört eşit gruba ayrılmıştır. Bunlardan birincisi alüminyum oksit (Al 2 O 3 ) ile kumlanmış ve hidroklorik / sülfürik asit ile asitlenmiş standart implant yüzeyi (kontrol, SLA); ikincisi alüminyum oksit (Al 2 O 3 ) ve borik asit (H 3 BO 3 ) ile kumlanmış ardından tetrafluoroborik asit ile asitlenmiş yüzey (test 1, SBF); üçüncüsü alüminyum oksit (Al 2 O 3 ) ve borik asit (H 3 BO 3 ) ile kumlanmış ardından tetrafluoroborik asit ile asitlenmiş, daha sonra borik asit solüsyonu eklenmiş yüzey (test 2, SBF-B); dördüncüsü ise alüminyum oksit (Al 2 O 3 ) ile kumlanmış ve tetrafluoroborik asit ile asitlenmiş yüzeydir (test 3, SAF). Yüzey özelliklerinin ölçümü için konfokal lazer tarama mikroskopisi, stylus profilometrisi, tarama elektron mikroskopisi ve X-ışını fotoelektron spektroskopisi kullanılmıştır. Porphyromonas gingivalis ve Streptococcus mutans'ın adezyon davranışı ve canlılığı; insan fetal osteoblastik hücrelerinin canlılıkları ve osteokalsin üretimi hücre kültürleri ve lizat analizleri ile ölçülmüştür. Sonuçlar parametrik olmayan testlerle analiz edilmiştir (p <0.05). Bulgular: Aritmetik ortalama yüksekliği (Sa) 1.6 (SD: 0.6) μm olan tüm örneklerin yüzey alan pürüzlülüklerinin değerlerleri birbirlerine benzer bulunmuştur. SBF-B yüzeyi; SLA, SBF ve SAF yüzeyleri ile karşılaştırıldığında en yüksek CCK-8 (% 187.5, IQR: 37.5; p = 0.0231) ve osteokalsin üretimini (228.9 ng / ml IQR: 14.1; p <0.0001) sağlarken, P.gingivalis ve S.mutans bakterilerinin her ikisi için de en düşük adezyon oranlarını ((sırasıyla (45x102 (IQR: 22.5x102) and (290x103 (IQR: 45.5x103)) (p=0.0002) göstermiştir. Sonuçlar: In-vitro incelemenin sınırları dahilinde, alüminyum oksit ve borik asit ile kumlanmış, tetrafloroborik asitle asitlenmiş, ardından borik asit solüsyonu eklenmiş Ti yüzeyinin (SBF-B); anlamlı derecede osteoblast yapışmasını arttırdığı ve bakteriyel adezyonu azalttığı sonucuna varılabilir. SBF-B yüzeyi; SLA, SBF ve SAF yüzeylerine kıyasla daha iyi sonuçlar ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Titanyum Yüzey İşlemi, Borik Asit, Tetrafluoroborik Asit, Osteoblast, Bakteri Adezyonu

Bakteriyel adezyonlarBorDental implantasyon+3
Mohammed Alzboun
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyüme faktörleri içeren fibrin ağının sinüs ogmentasyonundaki etkinliğinin klinik, histolojik ve histomorfometrik analizi

Bu çalışmanın amacı, sinüs ogmentasyonunda kullanılan 2 farklı kemik greftinin yeni kemik oluşumu üzerindeki etkisinin histolojik ve histomorfometrik yönden incelenmesi ve greftlerin hacimsel değişikliklerinin değerlendirilmesidir. Posterior maksillada tek taraflı dişsizlik ve yetersiz rezidüel kemik yüksekliğine sahip (< 5mm) 20 hasta iki gruba ayrılarak, kontrol grubunda beta-trikalsiyum fosfat (β-TCP), test grubunda ise büyüme faktörleri içeren fibrin ağı olarak nitelendirilen Mineralize Plazmatik Matrkis (MPM) uygulanmıştır. Operasyondan 6 ay sonra, elde edilen biyopsiler incelenmiş, cerrahiden 1 hafta ve 6 ay sonra dental volümetrik tomografiler (DVT) yardımıyla hacimsel değerler karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda, yeni kemik yüzdesi kontrol grubunda %26,92 ± 7,26 test grubunda %35,40 ± 9,09, rezidüel greft kontrol grubunda %32,25 ± 8,48 test grubunda %23,13 ± 6,16, bağ dokusu miktarı kontrol grubunda %40,83 ± 8,86 test grubunda %41,48 ± 8,41 olarak tespit edilmiştir. Operasyondan 1 hafta sonra greft hacmi kontrol grubunda ortalama 2670,12 ± 546,85 mm³ test grubunda 2622,78 ± 512,92 mm³, 6 ay sonunda kontrol grubunda 2240,03 ± 680,85 mm³ test grubunda 2256,78 ± 664,15 mm³'tür. Yeni oluşan kemik test grubunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla iken (p<0.05), rezidüel greft miktarı kontrol grubunda anlamlı düzeyde daha fazladır (p<0.05). Bağ dokusu oranları açısından gruplar arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir (p>0.05). Hacimsel analizde 1. hafta ve 6. ay değerleri açısından gruplar arasında anlamlı bir fark görülmemiş (p>0.05) ancak grup içi değerlendirmede 1. hafta ve 6. ay karşılaştırılmasında kontrol grubundaki %17,12 ± 13,55 ve test grubundaki %14,41 ± 12,87' lik rezorpsiyon miktarları istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Mineralize Plazmatik Matriks (MPM) osteokondüktif ve biyouyumlu bir materyal olarak sinüs ogmentasyonunda kemik greftlerine başarılı bir alternatif oluşturmaktadır.

Büyüme faktörleriFibrinHacim analizi+3
İhsan Çağlar Çinar
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Peri implant defektlerde yoğunlaştırılmış büyüme faktörünün rejeneratif etkisinin histolojik ve histomorfometrik incelenmesi

Dişsiz bölgelerin dental implantlarla rehabilitasyonu günümüz diş hekimliği pratiğinde sıklıkla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu dişsiz sahaların implant yerleşimine yeterli hacimde kemik bulundurmadığı durumlarda çeşitli ogmentasyon materyalleri ile bölgeler greftlenir. Trombosit konsantrasyonları bahsedilen yetersiz kemik hacmi varlığında bölgenin kolayca ve hastanın kendisisnden elde edilem bi materyal ile ogmente edilmesinde sıklıkla kullanılmaktadır. Yeni nesil trombosit konsantrasyonu olarak kabul edilen Yoğunlaştırılmış Büyüme Faktörü (YBF) ise hacmi ve içeriği bakımından öne çıkmaktadır. Titanyum uzun yıllardır temel implant materyali olarak kullanılmış ancak uzun dönemde gingival dokulardan yansıma olasılığı ve titanyum allerjisi araştırmacıları yeni implant materyali arayışına itmiştir. Yapılan çalışmalarda zirkonyumun titanyuma alternatif olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmamızda zirkonyum ve titanyum implant materyalleri etrafında oluşturulan standardize defektlerin ogmentasyonunda YBF' nin etkinliği ve yeni oluşan kemiğin kalitatif ve kanditatif özelliklerinin araştırılması amacıyla histolojik ve histomorfometrik analizler gerçekleştirilmiştir. Kemik implant bağlantı yüzeyi ve yeni kemik oluşumu değerlendirilmiştir.

Büyüme faktörleriDental implantasyonDental implantlar+2
Mehmet Övün Güner
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Optik pozisyonlandırma sistemi ve geleneksel yaklaşım ile gerçekleştirilen implant uygulamalarının karşılaştırılması

İmplantarın hatalı konumlandırılmasından kaynaklanan sorunlar erken ve geç dönemde komplikasyonlara neden olmaktadır. Bu sorunları azaltabilmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Dental laboratuvarda üretilen geleneksel cerrahi şablonlar ve stereolitografik cerrahi şablonlar bu yöntemler arasındadır. Bununla birlikte şablon üretim süreci, hasta üzerindeki hazırlıklar, teslimat süresi gibi süreçler maliyeti ve toplam tedavi süresini arttırmaktadır. Bu yöntemlere alternatif olarak beyin cerrahisinde kullanılan optik konumlandırma cihazları diş hekimliğinde de kullanılabilir hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı Optik Pozisyonlandırma Sistemi (OPS) yardımcılığıyla veya geleneksel yöntemle planlanan ve yerleştirilen implantlar arasındaki sapmaları karşılaştırmaktır. Başlangıçta çalışmaya posterior maksillada en az 2 diş eksikliğine sahip 32 hasta dahil edilmiştir. Mevcut dişlere uyumlanan termoplastik stentte bağlanmış radyoopak işaretleyici ile hastadan konik ışınlı tomografi alınmıştır. Elde edilen veriler üzerinde planlama yapılmış ve hastaların üst çenesine bir taraf OPS yardımcılığıyla, diğer taraf ise geleneksel yöntemle olacak şekilde 92 implant yerleştirilmiştir. İyileşme döneminin ardından hastalardan tomografi alınıp planlanan ve yerleştirilen implantların sapma değerleri ölçülmüştür. Sonuçlar generalized linear mixed models ile analiz edilmiştir (P<0,05). OPS yardımcılı ve geleneksel gurupta giriş noktasında ortalama sapma değerleri sırasıyla 0,01±0,07mm ve 1,70±0,13mm, implant ucundaki sapma değeri ise 1,83±0,12mm ve 2,51±0,21mm olarak bulunmuştur (P<0,001). İmplantlardaki açısal sapma değeri ise OPS yardımcılığıyla implant yerleştirilen gurupta 5,59°±0,39°, manuel grupta ise 10,04°± 0,83°'dür (P<0,001). Planlanan implant pozisyonlarının hasta ağzına aktarılmasında OPS geleneksel yönteme göre üstünlük sağlamıştır. İmplant pozisyonunun kritik olduğu olgularda OPS yardımcılığı geleneksel yönteme göre daha hassas konumlandırma sağlamaktadır.

Cerrahi-diş hekimliğiDental implantasyonDental implantlar+4
Ceyda Aktolun Aydemir
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00