
156
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Kemal Ümmi Divanı
Yaşar Kemal'in romanlarında halk bilimi unsurları
Meşrutiyetten sonra başlayan batılılaşma hareketleriyle gelişen Türk edebiyatı üzerinde geleneğin etkisi, öncelikle dil üzerinde yoğunlaşır, Milli Mücadele döneminden sonra edebiyatın bütün unsurları üzerinde artarak devam eder. 1940-1970 arası Türk edebiyatında halk kültürünün bütün unsurlarını içine alan bir köy edebiyatı oluşur.Geleneğin çağdaş edebiyatımıza etkisi göz önüne alındığında, Yaşar Kemal'in romanları, gerçeklik prensibine göre kaleme alınmış, sosyolojik, antropolojik ve folklorik unsurlar açısından oldukça zengin eserlerdir.Yaşar Kemal'in Romanlarındaki Halk Bilimi unsularını başlıca iki ana gruba ayırabiliriz. Birinci grubu, anlatı türleri (mitoloji, destan, efsane, masal, halk hikayesi, halk şiiri, dengbej, oluşturur. Bu unsurlar, genellikle montajlama tekniğiyle romanlarda kullanılır. Bunlardan özellikle masal, efsane ve halk hikâyeleri diğer unsurlara göre ön plâna çıkar. Halk anlatıları içinde anılan bu unsurların romanlarda yer alışında, ortak bir form oluşur. Halk anlatıları, roman kahramanlarının ihtiyaçları doğrultusunda vakada montaj tekniği ile dahil edilir.İkinci grup, anlatı türleri dışında kalan unsurlardan oluşur. Bunlar; kalıp sözler, dil ve anlatım, formel sayılar, sosyal normlar, geçiş dönemleri, halk bilgisi, bayramlar törenler kutlamalar, inanışlar, oyun eğlence ve spor, halk oyunları, halk çalgıları, giyim kuşam ve süslenme, halk sanatları ve zanaatları, halk mimarîsi, halklar ve halk mutfağıdır. Bu unsurlar, yaşamla paralellik gösterir. Burada yer alan sosyolojik, antropolojik ve folklorik unsurlar yazarın hayatından romanlara aksetmiştir.Yerelden evrensele ulaşma çabası içerisinde olan Yaşar Kemal, geleneksel unsurları sembollere dönüştürerek bunlardan evrensel imajlar üretir. Bu evrensel imajlar, onun romanlarını besleyen en önemli unsurlardır.
Xvı. yüzyıl Diyarbakır şairleri
XVI. yüzyıl, Türk edebiyatının en yüksek inkisaf derecesine vardığı bir yüzyıldır. Çoksayıda meshur ve edebî sahsiyetin yetistiği bu çağda, Diyarbakır'da da aynı paralellikte birgelismenin olduğunu görmek mümkündür. Bu yüzyılda, ?stanbul'daki sairlerle bile boyölçüsecek düzeye sahip sairler yetismistir.Tarihte birçok medeniyete besiklik yapmıs olan Diyarbakır, Osmanlılar zamanındada asırlarca bir kültür merkezi olarak önemini korumustur. Bunun doğal bir sonucu olarak daDiyarbakır'da, çok sayıda bilim adamı, sair ve sanatkâr yetismistir. XVI. yüzyılda yasamısolan Diyarbakırlı sairlerin sayısı yirmiden fazladır.Bunların önde gelenleri sunlardır; ?brahim-i Gülsenî(H.940/M.1533), Serîfî(H.930/M.1523), Cemîlî (H. 870 /M.1543), Sâhî, Mesîhî (H.970/M.1562), Hayâlî-i Gülsenî(H.977/M.1569), Suhûdî (H.980/M.1572), Halîfe (H.986/M.1578), Âmidî (H.982 /M.1574),Hâletî-i Gülsenî(H.989/M.1581), Ahmed Pasa(H.996/M.1587), Dervis Pasa(H.998/M.1589), Mehmed Pasa(H.1000/M.1591), Biâtî(H.1000/M.1591),Humârî(H.1000/M.1591), Ülfetî(H.1000/M.1591), Safvetî-i Gülsenî(H.1005/M.1596), Söhretî(H.1014/M.1605), Tufeylî(H.1020/M.1611), Hasan-ı Gülsenî(H.1024/M.1615), Gubârî(H.1034/M.1624), ,igâhî(H.1060/M.1650).Tespit ettiğimiz sairlerden besinin dîvanı bulunurken; diğerlerinin sadece siirlerimevcuttur. Sairlerimizden ikisi devlet adamı, ikisi hattat, biri tüccar ve biri de musikîsinâstır.Bu yüzyıl, tarikatların en yoğun faaliyet gösterdiği bir yüzyıl olmustur. Bunun sonucu olarakda Diyarbakır'da da mutasavvıf sairler yetismistir. Bunun yanı sıra halk siiriyle uğrasan birsairimiz de bulunmaktadır. Siir diline baktığımız zaman Osmanlıdaki edebi cereyanlaraparalel gelismeler Diyarbakır'da da görülmüstür. Siirlerde bolca Arapça ve Farsça kelimelergörülmektedir. Kullanılan dil ağır olmakla beraber; halk diliyle yazılmıs siirler debulunmaktadır. Azerî Lehçesi ile de siirler yazılan bu yüzyılda, dönemin önemli sairleriylemüsaarelerde bulunulmus, nazireler yazılmıstır.
Töreye dayalı evlilik türleri ve Berdel geleneği
Bu çalışmada Halkbilim (folkloristc) disiplinin çalışma kadrosu olan töre uygulamaları ve gelenekler ekseninde 'berdel' evliliği araştırılmıştır. Halk kültürü(folk culture), Halk edebiyatı (Folk literatüre) ve halkbilimine (folkloristc) ilişkin bilgilerin yer aldığı birinci bölümde bu disiplinin anlam ve amacı, mahiyeti ve temel araştırma alanları yer almaktadır.İkinci bölümde araştırmanın konusu ve araştırmada kullanılacak yöntem belirtilerek 'berdel evliliği' ne ilişkin bilgiler aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise 'toplumsal yapı', aile, akrabalık ve evlilik türleri yer almıştır. Dördüncü bölümünün içereğinde 'akraba evliliği bölgesel raporu' verileri bulunmaktadır. Berdel evliliği örneklerinin verildiği beşinci bölümde neden ve sonuç ilişkisi kuralarak tespitlere varılmıştır. Altıncı bölüm 'töre', 'kan davası ' ve 'berdel' yönünden incelenmiştir.Ekonomik ve sosyal yönlerini araştırdığımız gelenekse yapı, töre kuralları ve berdelin bilimsel bir problem olduğu ortaya konarak bunun çözümünün de sosyalbilimci ve toplumbilimciler tarafından yapılacak çalışmalarla elde edilen verilerin uygulanması yönünde olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar sözcükler: Halkbilim, Halk kültürü, Halk edebiyatı, Aile, Akrabalık, Evlilik, Berdel, Toplumsal yapı, Gelenek, Geleneksel yapı, Ekonomi, Sosyalbilim, Toplumbilim
19. yüzyıl Fransızca ve Türkçe kurgusal eserler ile edebi hatıralarda İstanbul
?19. Yüzyıl Fransızca ve Türkçe Kurgusal Eserler ile Edebi Hatıralarda İstanbul? adlı çalışma ?Mekan Olarak İstanbul?, ?İstanbul'dan İnsan Manzaraları? ve ?İstanbul'da Sosyal Hayat? olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.Girişte, 19. yüzyıl İstanbul'unu işleyen Fransız gezgin edebiyatçılar ile Türk yazarların eserleri tanıtılmaktadır. Bu eserlerde İstanbul'da Fransız kültürünün ilgi gördüğü ve bunun sonucunda Fransızca ve alafranga yaşam tarzının yaygınlaştığına dair gözlemler önemli yer tutmaktadır.Tezin birinci bölümünde İstanbul, mekan olarak ele alınmaktadır. Fransız gezgin edebiyatçıların ve Türk yazarların İstanbul'u Avrupa kentlerinden ayıran ve ona bir Doğu kenti görünümü veren Boğaziçi, Eyüp semti, cami, saray, kahvehane, mezarlık gibi yapı ve mekanlar hakkında yazdıkları aktarılmaktadır. Yazarlar, bu mekanların şehrin genel manzarasına eşsiz bir görünüm kazandırıp Binbir Gece Masallarına benzediğini söylemektedirler. Beyoğlu ve çevresinin Batı kültürünü şartsız kabullendiğini, Eyüp semtinin ise geleneksel yaşam tarzı ve mimarisiyle Doğu'yu ve geleneği temsil ettiğini vurgulayarak Beyoğlu ve Eyüp'ü birbirlerine zıt iki semt olarak görmektedirler.İkinci Bölümde Fransızca ve Türkçe eserlerde İstanbul'dan insan manzaraları işlenmekte ve yazarların kentteki padişahlara, yerli gayri müslimlere, kadınlara, mürebbiyelere ve cariyelere bakış açıları ortaya konmaktadır. Aynı eserlerde Rum kadınlarının cinsel özellikleri ön plana çıkarılmakta ve İstanbul Yahudilerinin bankacılık, komisyonculuk gibi zahmet istemeyen mesleklerle uğraştıkları anlatılmaktadır. Bu bölümde son olarak İstanbulluların acımasızlık, cimrilik, kadercilik gibi olumsuz ve hoşgörü, misafirperverlik, yardımseverlik gibi olumlu nitelikleri hakkında yazılanlar ele alınmaktadır.Üçüncü Bölümde ise Fransızca ve Türkçe edebi eserlerde İstanbul'da sosyal hayatın nasıl yaşandığı konusu işlenmektedir. İstanbulluların mesirelerdeki eğlencelerinden, Ramazan ayındaki faaliyetlerden, kadın-erkek ilişkilerinden söz edilmektedir. Ayrıca şehirdeki ulaşım araçları, Boğaz'daki kayıklar ve kara ulaşımını sağlayan atlı arabalarla ilgili betimlemelere yer verilmektedir.
Âşık Mah Turna'nın hayatı, edebi kişiliği ve şiirleri
?Âşık Mah Turna'nın Hayatı, Edebi Kişiliği ve Şiirleri? adlı bu çalışma bir giriş ve 3 bölümden oluşturuldu.Çalışmanın giriş bölümünde, Âşık Mah Turna'nın âşıklık geleneğindeki yerinin tespitini kolaylaştırmak amacıyla önce ?Türk halk şiiri ve âşıklık geleneği? ardından da ?Alevi-Bektaşi şiiri ve âşıklık geleneğindeki yeri? hakkında önemli bilgiler verildi.1. bölümde; Mah Turna'nın hayatı, âşıklığa başlaması, gezip gördüğü yerler ve karşılaştığı âşıklar hakkında tespitlerde bulunuldu. Yine bu bölümde edebi kişiliği başlığı adı altında şiirlerin iç ve dış yapısı değerlendirilerek özellikle onunla benzerlik gösteren saz şairleri ve âşıkların şiirleriyle karşılaştırma yoluna gidilip yorumlara yer verildi.2. bölümde; şiirlerde geçen halk edebiyatı motifleri ve dini-tasavvufi unsurlar tespit edilerek incelendi. Halk edebiyatı motifleri başlığı altında şiirlerde geçen halk hikâyesi kahramanları, bade içme ve rüya motifi, formel sayılar, kalıp sözler ve hayvanlar ayrıntılı bir biçimde Mah Turna'nın dörtlüklerinde geçen kullanımlarıyla örneklenerek anlatıldı. Alevi-Bektaşi geleneğinden yetişen ve bu geleneğin izlerini şiirlerinde büyük ölçüde taşıyan Mah Turna'nın şiirlerindeki dini-tasavvufi unsurlar tespit edilirken Alevi-Bektaşi inancında yer alan özel adlar ve kavramlar ele alındı.3. bölümde; Âşık Mah Turna'nın bugüne kadar yazmış olduğu 317 şiirine yer verildi. Bu şiirler, hece ölçüsüne göre sıralanırken 1 ve 2. bölümde yapılan incelemelerde gösterilen örnek dizelerin kolay bulunabilmesi için numaralandırma yapılarak çalışmada istatistiksel bir yöntem kullanıldı. Çalışmanın sonunda ise Türk edebiyatına bilimsel katkılarını ifade eden bir sonuç bölümü ile kaynakça ve dizine yer verildi.Anahtar Sözcükler: Âşık Mah Turna, Motif, Alevi-Bektaşi Geleneği, Âşıklık Geleneği.
Diyarbekir gazetesine göre Diyarbakır'da kültür ve sanat hayatı
Bu tezde, Diyarbekir Vilayeti'nin resmi yayın organı olan Diyarbekir Gazetesi'nin 1286-1288/1869-71 yıllarına ait sayılarına göre, Diyarbakır şehrindeki bilim, kültür ve sanat faaliyetleri ele alınmıştır.Diyarbekir Gazetesi'nde ağırlıklı olarak Osmanlı Devleti'nin eğitim, sağlık, hukuk, tarım vs. alanlarda çıkarmış olduğu kanun ve yönetmelikler yayınlanmış, bunların yanı sıra vilayetin merkez sancağı olan Diyarbakır'da ve diğer sancaklarda meydana gelen çeşitli siyasi, adli ve sosyal olaylar da yer almıştır.Diyarbekir Gazetesi'nin ilk üç yılına ait sayılarında Diyarbakır şehrindeki bilim, kültür ve sanat hayatına ait çok sayıda haber, şiir ve makale yer almaktadır.Her şeyden önce Diyarbekir Gazetesi'nin yayın hayatına başlaması, Diyarbakırın kültürel hayatı için bir dönüm noktası olmuştur. Nitekim Diyarbakırlı birçok ilim ve sanat adamı, yazmış oldukları şiirlerde bu önemli kültürel adımı övmüşler ve tarih düşürmüşlerdir. Aynı şekilde gazetede çıkan birçok haberde şehirdeki eğitm-öğretim durumu, rüştiye mekteplerinin açılışı, mezuniyet törenleri, ıslah evlerinin durumu, mesleki eğitim ve gayr-ı Müslim okulları hakkında önemli bilgilere yer verilmektedir. Gazetede çıkan bazı makalelerde ise okuma yazma oranının arttırılması, yeni sibyan ve rüşdiye mekteplerinin açılması, çocuklar ve gençler için meslek eğitiminin önemi üzerinde durulmuştur.
Marzubanname tercümesi metin, çeviri, art zamanlı anlam değişmeleri, dizin
Çalışma Giriş, Metin, Tercüme, Art Zamanlı Anlam Değişmeleri, Sonuç, Dizin olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır.Marzubannâme Tercümesi 14. yüzyılın ikinci yarısında Farsçadan Türkçeye tercüme edilmiştir. Eski Anadolu Türkçesi eserlerindendir. Germiyan beyi Muhammed Beyoğlu Süleyman Şah'ın emriyle Şeyhoğlu Sadru'd-din Mustafa tarafından tercüme edilmiştir. Eserin kesin telif tarihi bilinmemektedir. Ancak, 1375-1380 tarihleri arasında tercüme edilmiş olması muhtemeldir.Eser muhteva olarak, bir konuda öğüt vermeyi, kıssadan hisse çıkarmayı amaçlayan hayvan masalları ve küçük hikayelerden oluşmaktadır. Eser on bölüme ayrılmış ve bölümlerin altında toplam elli bir hikaye bulunmaktadır. Onuncu bölümde Şeyhoğlu tarafından eklenmiş tefsir, hadis ve küçük altı hikaye bulunmaktadır. Ayrıca, Nizamî'den alıntı bir şiir de bulunmaktadır. Şeyhoğlu, hikaye başlıklarını Farsça olarak bırakmıştır, Türkçeye çevirmemiştir.Bu çalışmada Marzubannâme, günümüz Türkiye Türkçesine aktarılmış ve eserle günümüz Türkiye Türkçesi arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. Eser tercüme olmasına rağmen deyim yönünden oldukça zengindir. Ayrıca eserin dili ile günümüz Türkiye Türkçesi karşılaştırıldığında art zamanlı anlam değişmeleri görülmektedir. Bu değişmeler; anlam değişmesi (başka anlama geçiş), anlam iyileşmesi, anlam kötüleşmesi, anlam daralması, anlam genişlemesi olmak üzere beş türden oluşmaktadır.
Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun hayatı sanatı eserleri ve romanlarının gençlerin duygusal gelişimine etkileri
Bu çalışmada Türk edebiyatının tarihî macera romanı türünün öncüsü Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun (1906-1966) hayatı, sanatı, eserleri ve ayrıca romanlarıyla gençleri duygusal yönden nasıl etkilediği üzerinde durulur.Edebiyat tarihimizin üretken şahsiyetleri arasında yer alan Kozanoğlu roman, tiyatro, hikâye ve köşe yazıları gibi edebiyatın birçok türünde eserler verir. Edebiyata şiirle başlar, ancak edebiyat tarihindeki asıl yerini romancı kimliğiyle alır. Romanları, en çok satılan, okunan ve beyaz perdeye aktarılan eserler arasındadır. Çalışmamızda bu eserler roman eleştiri metotlarına göre değerlendirilir. Aynı zamanda romanların, gençleri duygusal yönden nasıl etkiledikleri üzerinde de durulur.Abdullah Ziya, kırk yılı aşkın yazarlık hayatında Türk edebiyatına hizmet eden, eserleriyle dönemine ve Türk milletinin mazisine ayna tutan, Cumhuriyetin ilanından ölümüne kadar yeni kurulan rejimin toplum tarafından benimsenmesi için yoğun çabalar gösteren yazarlarımızdandır. O, Türklük anlayışıyla yoğrulan yeni bir Türk kimliği oluşturma yolunda büyük gayretler gösterir. Eserlerinde Türklerin büyüklüğünü ve üstünlüğünü anlatarak gençlere tarih bilinci aşılamayı ve tarih sevgisi kazandırmayı amaçlayan; ancak şimdiye kadar hak ettiği ilgi ve değeri görmediğini düşündüğümüz edebiyatımızın unutulan simalarından biridir.Çalışmalarıyla Türk edebiyatında birçok ilke imza atan Kozanoglu, romancılığı, tiyatroculuğu, mimarlığı, sporculuğu ve renkli kişiliğiyle Türk edebiyatı ve Türk kültürü tarihinde önemli yeri olan bir şahsiyettir.Anahtar Sözcükler: Abdullah Ziya Kozanoğlu, Tarihi Roman, Roman Şahısları, Mekân, Anlatıcı ve Bakış Açısı, Anlatım Teknikleri, Duygusal Gelişim ve Gençlik
Epik ve mitolojik destanlarda geçiş dönemleri, âdet ve inanmalar
Milletlerin hayatında derin izler bırakan olayları ve o milletlerin kültür unsurlarını yansıtan destanlar, Türk milletinin sosyo-kültürel yapısını, çağları ve coğrafyaları aşan kimliğini sergilemesi bakımından önemli hazinelerdir. Bu çalışma bu hazinelerden istifade amacıyla hazırlamıştır.Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde bu konunun neden ve nasıl çalışıldığı ifade edilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde sosyal normların çeşitli yazılı kaynaklardan alınan tanımları verildikten sonra destan tanımları; destanların oluşumları, tasnifleri, özellikleri, destan motifleri hakkında bilgiler derlenip incelenmiştir. Birinci bölümünün devamında mit, efsane ve halk hikâyesi hakkında bilgi verildikten sonra bu üç türün destan ile benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde doğum geçiş dönemi hakkında yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler derlenip tasnif edildikten sonra incelediğimiz destanların, eğer varsa, ilgili kısımları, konuyla alakalı yerlere yerleştirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise evlenme geçiş dönemi hakkında yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler derlenip tasnif edildikten sonra incelediğimiz destanların, eğer varsa, ilgili kısımları, konuyla alakalı yerlere yerleştirilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü olan ölüm geçiş dönemi hakkında da yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler derlenip tasnif edildikten sonra incelediğimiz destanların, eğer varsa, ilgili kısımları, konuyla alakalı yerlere yerleştirilmiştir.Çalışma, insanoğlunun hayatındaki temel geçiş dönemleri olan doğum, evlenme ve ölüm bölümlerinin genel değerlendirilmesiyle ve her üç bölümü ilgilendiren kaynakların verilmesiyle tamamlanmıştır.