Karadeniz Technical University
Faculty

Faculty of Dentistry

Karadeniz Technical University

59

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı lazer uygulamalarının zirkonya esaslı alt yapıların faz değişimine ve üst yapı porselenin bağlanma dayanımına etkisinin incelenmesi

Zirkonya dayanıklılığının yüksek olması ve kırılmaya karşı dirençli olması nedeniyle diş hekimliğinde sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak veneer porselen kırığı hala başarısızlıktaki en önemli nedenlerden birisidir. Çalışmamızın amacı; farklı lazer uygulamalarının yüzey pürüzlülüğüne, faz değişimine ve veneer porselenin zirkonyaya olan bağlantı dayanımına etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada zirkonya bloklardan 256 adet zirkonya örnek (8x8x3 mm) üretildi ve sinterizasyon işlemi uygulandı. Örnekler rastgele 8 gruba ayrıldı (n=32): Grup 1, kontrol (herhangi bir yüzey işlemi uygulanmamış); Grup 2, kumlama (125 μm Al2O3); Grup 3, Er, Cr: YsGG lazer (3W); Grup 4, Er, Cr: YsGG lazer (4W); Grup 5, Nd: YAG lazer (2W); Grup 6, Nd: YAG lazer (3W); Grup 7, ultrahızlı fiber lazer (10W), Grup 8, ultrahızlı fiber lazer (20W). Sonrasında tüm örneklerden profilometre ile yüzey pürüzlülüğü ölçümü yapıldı. Ayrıca her gruptan bir örneğe X ışını Kırınımı analizi (XRD) uygulandı ve Taramalı Elektron Mikroskobu (TEM) altında incelendi. Daha sonra yüzey işlemi uygulanmış örnekler metal primer uygulanıp uygulanmamasına göre 2 alt gruba ayrıldı. Tüm zirkonya örneklere veneer porselen uygulandı ve 5000 siklusa kadar termal yaşlandırma işlemine tabi tutuldu. Makaslama bağlanma dayanımı ölçüldü ve örnekler Steromikroskopta incelendi. Kırma işleminden sonra herbir gruptan tipik bir örnek Taramalı Elektron Mikroskop (TEM) ve Enerji Dağılım Spektrometresi (EDS) ile incelendi. Makaslama bağlanma dayanımı verileri 2 yönlü ANOVA ve Bonferroni post hoc testi ile yüzey pürüzlülüğüne ait veriler ise tek yönlü ANOVA ve Tukey'in post hoc testi ile analiz edildi. Sonuçlara göre metal primer uygulaması tüm gruplarda bağlantı dayanımını arttırdı. Kumlama işlemi (metal primer uygulanan, uygulanmayan) tüm gruplardan istatistiksel olarak daha yüksek bağlantı dayanımı gösterirken (p<0.05), metal primer uygulanmayan kontrol grubu en düşük değerleri gösterdi. Değişik tipte lazer uygulamaları farklı bağlantı dayanım değerleri ortaya çıkardı. Metal primer uygulanan ve uygulanmayan her iki durumda da ultrahızlı fiber lazer uygulaması (10W ve 20W) kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek bağlantı değerleri gösterdi (p<0.05). Sonuç olarak ultrahızlı fiber lazer uygulama zirkonya ve veneer seramik arasındaki bağlantıyı artırmada kumlamaya alternatif olarak gösterilebilir. Anahtar Kelimeler: Bağlantı, lazer, porselen, yüzey işlemi, zirkonya

Dental bondingDental porselenDental çimentolar+3
Selin Aycan
Karadeniz Technical University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Beyaz nokta lezyonlarının tedavisinde kullanılan farklı remineralize edici ajanların klinik başarısının değerlendirilmesi

Diş çürüğü çocuk ve genç erişkinlerde en sık görülen problemlerden biridir. Çalışmamızda lezyon yüzeyindeki dekalsifikasyonun ilerlemesinin durdurulması, geri döndürülmesi ve estetiğinin sağlanması amacıyla kullanılabilecek en ideal materyalin bulunması amaçlanmaktadır. Beyaz nokta lezyonu bulunan 12-17 yaşları arası 90 olgu, her birinde 15 kişi olacak şekilde rastgele gruplara ayrıldı. Komşu yüzeylerde çürük lezyonu veya restorasyonu bulunan dişler çalışma dışı bırakıldı. Diş taşı temizliği ve polisaj işlemi yapıldıktan sonra başlangıç ICDAS II, DIAGNOdent ve Spektrofotometre ölçümleri yapıldı. Standart günlük diş fırçalamaya ek olarak Grup 1'de Icon Rezin İnfiltrasyon, Grup 2'de R.O.C.S. Medikal Mineral Jel, Grup 3'te Toothmousse Jel, Grup 4'de MI Paste Plus Jel, Grup 5'te Fluor Protector Vernik tedavileri uygulandı. Grup 6 ise kontrol grubu olarak belirlendi ve sadece 1450 ppm florlu standart diş macunu ile günde 2 kez diş fırçalama yapması istendi. Daha sonra ICDAS II kriterleri, DIAGNOdent ve Spektrofotometre kullanılarak olguların 1. hafta, 1. ay ve 3. ay kontrolleri yapıldı. Çalışma sonucunda; ICDAS II verilerine göre Grup 1'de bulunan olguların T0 ile T1, T2, T3 ICDAS II değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptandı (p<0.001). Kontrol grubu hariç tüm grupların DIAGNOdent değerlerinde zamana bağlı düşüş gözlendi (p<0.01). Gruplar arası karşılaştırma sonucunda ise; tüm grupların T1, T2 ve T3 zamanlarında DIAGNOdent değerlerinin Grup 1'e göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulgulandı (p<0.01). Spektrofotometre verilerinin değerlendirilmesi sonucu; tüm grupların ΔE3 renk değişim değerlerinin Grup 1'e göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulgulandı (p<0.001). Elde edilen veriler değerlendirildiğinde 3 ayın sonunda Icon Rezin İnfiltrasyon yönteminin, kullanılan diğer tedavi yöntemlerine göre daha kısa sürede ve daha başarılı şekilde beyaz nokta lezyonlarını tedavi ettiği saptandı. Fakat yine de başlangıç çürük lezyonlarının lezyon yüzeyinde dekalsifikasyonun ilerlemesinin durdurulması, geri döndürülmesi ve estetiğin sağlanması amacıyla kullanılan remineralizasyon ajanlarıyla ilgili daha çok çalışma yapılması gerektiği sonucuna varıldı.

Diş remineralizasyonuDiş çürükleriFlorürler+5
Gülhan Kocabaş
Karadeniz Technical University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Bir bulk-fill kompozitin klinik olarak değerlendirilmesi

Bir Bulk-Fill Kompozitin Klinik Olarak Değerlendirilmesi Bu çalışmanın amacı, sınıf II kavitelere uygulanan bir bulk-fill kompozit rezin ile bir tepilebilir mikrohibrit kompozit rezinin klinik performanslarını FDI kriterlerine göre 18 aylık süre boyunca değerlendirmektir. 58 hastaya toplamda 100 adet restorasyon tek bir hekim tarafından uygulandı. Her hastada en fazla iki dişe restorasyon yapıldı ve her bir diş için farklı restoratif materyal rastgele seçilerek kullanıldı. Bir gruba (n=50) bulk-fill kompozit rezin (X-tra fil, Voco, GmbH Cuxhaven, Almanya) 4 mm'lik tek kütle halinde yerleştirildi. İkinci gruba (n=50) ise tepilebilir kompozit (Filtek P60, 3M ESPE, Almanya) 2 mm'lik tabakalar halinde uygulandı. Her iki restoratif materyal için tek bir adeziv sistem (Clearfil SE Bond, Kuraray Dental, Japonya) kullanıldı. Restorasyonlar, bir hafta (başlangıç), altı ay, 12 ay ve 18 ay sonunda farklı iki araştırmacı tarafından FDI kriterlerine göre değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizi Mann-Whitney U-Testi, Friedman, Wilcoxon Signed Ranks Test ve Bonferroni düzeltmesi kullanılarak yapıldı. Restorasyonlar zamana bağlı olarak kendi içlerinde estetik kriterlerin tamamında ve bazı fonksiyel kriterlerde istatiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdi (p˂0.01). Bununla birlikte kullanılan restoratif materyaller arasında 18 ayın sonunda tüm kriterler için tüm değerlendirme periyotlarında istatiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmedi (p>0.05). Bir bulkfil kompozit rezin (X-tra fil) ile bir tepilebilir mikrohibrit kompozitin (P60) klinik performansının 18 aylık süre boyunca karşılaştırıldığı bu klinik çalışmada, her iki kompozit materyal de FDI kriterlerine göre başarılı bulundu. Anahtar Kelimeler: Bulk-Fill Kompozit, Klinik Değerlendirme, Posterior Restorasyonlar

Dental materyallerDental restorasyonKompozit malzemeler+1
Hatice Eryuva
Karadeniz Technical University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Temporomandibular eklemde deneysel olarak oluşturulan osteoartritte kemik morfogenik protein düzeylerinin incelenmesi

Temporomandibular Eklem (TME) osteoartriti (OA), TME kartilajı ve kemiğin normal yapım ve yıkım arasındaki dengenin bozulması sonucunda, kemik, kartilaj ve eklemi destekleyen dokuları etkileyen kronik non-inflamatuar bir hastalıktır. Kemik morfogenik protein (KMP) vücuttaki büyüme faktörlerinden birisidir ve özellikle kemik yapım ve yıkımının olduğu bölgelerde miktarlarının değiştiği bilinmektedir. Bu protein seviyelerinin TME OA hastalarında da değiştiği düşünülmektedir. Bu çalışmada, tavşan eklemleri üzerinde deneysel olarak OA oluşturularak serum ve eklem sıvısındaki KMP-2, 4, 7 seviyelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda 13 Yeni Zelanda tavşanı, 8 deney grubu, 5 kontrol grubu olmak üzere rastlantısal olarak iki gruba ayrılmıştır. Literatürde belirtildiği şekilde OA modeli oluşturmak amacı ile deney grubundaki tüm tavşanların sağ temporomandibular eklemine sodyum mono iodoasetat enjekte edilmiştir. Sodyum mono iodoasetat enjeksiyonundan sonra 4. ve 6. haftalarda tüm tavşanlardan serum ve sinoviyal sıvı örneği alınmıştır. Çalışmanın sonunda elde edilen serum ve sivoviyal sıvılardaki KMP düzeyleri enzyme-linked immunosorbent assay (ELISA) ile değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda sinoviyal sıvı KMP-2 düzeylerinin OA grubunda 4. haftaya göre (560.75 pg/mL), 6. Haftada (678.13 pg/mL) anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur (p=0.008). KMP-7 seviyelerinin ise istatistiksel olarak anlamlı olmasa da OA grubunda kontrol grubuna göre daha düşük olduğu izlenmiştir. Elde edilen veriler ışığında OA vakalarında hastalığın şiddetine bağlı olarak sinoviyal sıvı KMP-2 seviyelerinin arttığı görülmüştür. Bu çalışma ile birlikte osteoartritli hastaların sinoviyal sıvı ve serum KMP düzeyleri incelenerek hem tanı metodolojisine farklı bir bakış sağlanıp yeni bir tanı yöntemi geliştirebileceği hem de tedavi protokolüne yardımcı olunabileceği düşünülmektedir.

EnjeksiyonlarKıkırdakMorfogenez+3
Onur Yılmaz
Karadeniz Technical University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı boydaki implanlar arasında gövde uzunluğu artışının, gelen kuvvetler karşısındaki implant ve çevre kemik dokusunda oluşan stres dağılımının üç boyutlu sonlu elemanlar analizi yöntemiyle incelenmesi

Aşırı rezorbe kretlerde dental implantlar için yeterli kemik hacmi elde etmek bazı ek cerrahi işlemleri gerektirir. Kısa implantlar, kemik rekonstrüksiyonu amacıyla yapılan cerrahi tedavilerin risklerinden kaçınmak için kısıtlı kemik hacminde uygulanabilen alternatif bir tedavi seçeneğidir. Fakat standart implantlara göre çevre kemikle daha az yüzey teması olması nedeniyle uygulanımı tartışılmaktadır. Çalışmamızın amacı; kısa ve standart uzunluktaki implantlarla desteklenen sabit bölümlü protezlerin gövde uzunluğu artışının fonksiyonel kuvvetler altında çevre kemik, implant ve protetik yapılar üzerine etkisinin incelenmesi ve karşılaştırılmasıdır. Çalışmamızda 6 mm ve 12 mm boylarında, 4.2 mm çapında iki implantla desteklenen üç üyeli ve dört üyeli sabit bölümlü protez modellerine uygulanan vertikal ve oblik kuvvetler sonucu oluşan stresler, ANSYS 2019R2 sonlu elemanlar analizi paket programı ile değerlendirildi. Kortikal ve trabeküler kemik için maksimum ve minimum asal stres değerleri, implant ve tüm yapılar için Von Mises stres değerleri karşılaştırıldı. Ayrıca tüm yapılarda kuvvetler sonucu oluşan deformasyon görüntüleri yorumlandı. Oluşturulan dört üyeli implantüstü sabit bölümlü protez modellerinde, üç üyeli modellere göre tüm yapılarda daha yüksek stres değerleri elde edildi. İki gövde uzunluğunda da implant gövdesinde oluşan stres değerleri kısa implantta daha fazla meydana geldi. Çevre kortikal kemikte protez uzunluğundaki artışa bağlı kısa implantlarda daha yüksek stres değeri oluşurken, standart implantta bu etki bağlantı vidasında bulundu. Protez gövde uzunluğunun artması sonucunda oblik yüklemeler altında kısa ve standart implant çevresi kortikal kemikte ve standart implant bağlantı vidasında yüksek stres değerleri elde edildi. İmplant destekli dört üyeli sabit protezler için oblik kuvvetlerden kaçınılması gerektiği sonucuna varıldı.

Dental implantasyonDental implantlarDental stres analizi+3
Rüya Gizem Koçak
Karadeniz Technical University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Trabzon Ortahisar ilçesindeki okul öncesi eğitimcilerinin ağız-diş sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarının geliştirilmesi

Erken çocukluk çağı çürükleri ve diğer ağız sağlığı problemlerinin önlenmesinde oral hijyen, beslenme ve ağız bakım alışkanlıklarının iyileştirilmesi için çocuklar ve ebeveynleriyle yakın temasta olan meslek gruplarının ağız-diş sağlığı hakkında bilgi seviyelerinin artırılması önemlidir. Bu meslek grupları arasında en önemlilerinden biri olan okul öncesi öğretmenleri, çok sayıda çocuk ve ebeveynleri ile hemen her gün yakın temasta olarak çocukların büyüme ve gelişme dönemlerinde onları pozitif yönde etkileme olanağına sahiptir. Bu nedenle Trabzon-Ortahisar ilçesindeki okul öncesi eğitimcilerinin ağız ve diş sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını belirlemek için uygulanan bir anket çalışmasının sonuçlarının işaret ettiği ağız-diş sağlığı eğitimine duyulan ihtiyaç doğrultusunda, bu çalışmada Trabzon-Ortahisar ilçesindeki okul öncesi eğitimcilere ağız-diş sağlığı hakkında eğitim verilerek bu konuda farkındalık yaratılması; bilgi, tutum ve davranış düzeylerinin geliştirilmesi amaçlandı. Bu amaçla öğretmenlere 'Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığı' başlıklı eğitim verildi. Eğitimleri takip eden üçüncü ay sonunda öğretmenlere anket uygulaması yapılarak eğitim sonrası bilgi, tutum ve davranış düzeyleri ölçüldü, birinci yılın sonunda aynı anketin yeniden uygulanması ile de eğitimde verilen bilgilerin kalıcılığı irdelendi. Eğitim sonrası anket uygulamasının sonuçlarına göre, eğitimlerde değinilen konu başlıklarının (diş çürüğü hakkındaki bilgiler, beslenme ve diş çürüklerinin önlenmesi, çocuklarda ilk diş temizliği ve diş hekimi ziyareti, fluorid, travmatik dental yaralanmalar ve emme alışkanlıkları) hemen hepsinde öğretmenlerin bilgi düzeylerinin yüksek olduğu anlaşıldı. Bununla birlikte değerlendirilen konu başlıklarının birçoğundaki bilgi düzeylerinde bir yıllık sürenin ardından istatistiksel olarak anlamlı düşüş saptandı (p<0.05). Öğretmenlere eğitimlerle verilen bilgilerin kendileri, çocuklar ve ailelerinde kalıcı tutum ve davranış değişiklikleri haline gelebilmesi için ağız ve diş sağlığı eğitimi öğretmenlerin lisans programlarından başlayarak kapsamlı bir şekilde vurgulanmalı, konu hakkındaki çalışmalar sürdürülebilir hale getirilmelidir. Öğretmenlere bilgi aktarımının uzun bir zaman diliminde devamlılık arz edebileceği ve davranış değişikliklerine hangi ölçüde dönüşebildiğinin belirlenmesini mümkün kılacak ileri dönem çalışmaların faydalı olacağı kanısındayız.

Ağız sağlığıBilgi düzeyiDavranış+5
Güneş Koç
Karadeniz Technical University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı antimikrobiyal ajanların streptococcus mutans sortaz A enzimi üzerindeki etkinliklerinin moleküler modelleme yöntemi ile incelenmesi

Diş çürüğü, dünya nüfusunun yarısında görülen önemli ölçüde, ağrı, diş kaybı, yetersiz beslenme ve kaygıya neden olan yaygın bir kronik hastalıktır. Gram-pozitif bakteri Streptococcus mutans (S.mutans) diş çürüğünün ana patojeni olarak kabul edilir. S.mutans'ın yüzey proteinlerinden Sortaz A (SrtA) enzimi, biyofilm oluşumu ile ilişkili enfeksiyonların önlenebilmesi için antimikrobiyal ve çürük önleyici maddelerin geliştirilmesinde potansiyel bir hedeftir. Bu çalışmada, moleküler modelleme yöntemleri kullanılarak S.mutans SrtA enziminin inhibisyon mekanizmasının moleküler seviyede aydınlatılması ve temel yapısal özelliklerini ortaya çıkarılması ile mevcut inhibitörlerden daha etkin ve daha az yan etkiye sahip inhibitörlerin belirlenip deneysel çalışmalara ışık tutması hedeflenmektedir. Bu doğrultuda 1. aşamada; hedef enzimin 3-boyutlu yapısı ve inhibitörlerin bağlanma afinitesi gösterebileceği etkileşim bölgeleri belirlenmiştir. 2.aşamada, veri tabanları aracılığıyla S.mutans SrtA enzimi inhibisyonuna yönelik kimyasal bileşikler taranmıştır. 3.aşamada taranan bu bileşikler farmakokinetik açıdan değerlendirilmiştir. 4.aşamada; farmakokinetik açıdan uygun olan bileşikler ile hedef enzim yapısı arasında moleküler kenetlenme yöntemi uygulanarak serbest bağlanma enerjisi ve inhibisyon katsayısı hesaplanmıştır. Son aşamada ise, enzim-ligand etkileşim mekanizmasında rol oynayan aminoasitler moleküler seviyede aydınlatılmıştır. Taramalar sonucunda, S.mutans SrtA enzimi inhibisyonuna yönelik 102 bileşik belirlenmiştir. S.mutans üzerindeki antibakteriyel etkisi bilinen klorheksidin (CHX) pozitif kontrol olarak belirlenmiştir. Yapılan kenetlenme sonuçlarına göre, S.mutans SrtA enzimine karşı 6 bileşik (78, 10, 75, 12, 17, 97) pozitif kontrol CHX'in serbest bağlanma enerjisinden (-6.29 kcal/mol) yüksek bağlanma enerjisine sahip olup (sırasıyla, -7.18, -6.59, -6.53, -6.47, -6.43, -6.39 kcal/mol) daha etkin bağlanma affinitesi göstermiştir. Ayrıca bu etkin bileşikler CHX'e göre farmakokinetik açıdan daha uygun bulunmuş ve SrtA enziminin biyolojik aktivitesinde önemli role sahip Arg213 ve Cys205 aminoasitleriyle güçlü bir kimyasal etkileşim oluşturmuşlardır. Bu çalışma sayesinde, çok sayıda kimyasal bileşiğin daha hızlı bir şekilde test edilererek diş çürüğünün önlenmesine yönelik olarak SrtA enzimine karşı daha etkin ve spesifik inhibitörlerinin geliştirilmesine imkân sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Diş çürüğü, enzim inhibisyonu, moleküler kenetlenme, Streptococcus mutans, Sortaz A

Antimikrobiyal ajanlarDiş çürükleriEnzimler+4
Merve Salmanlı
Karadeniz Technical University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk diş hekimliğinde uygulanan topikal fluor uygulamasının ebeveynler tarafından reddedilme nedenlerinin araştırılması

Topikal fluor uygulamaları, diş çürüğünün engellenmesi için kullanılan mevcut birkaç kanıta dayalı önleyici tedaviden biridir. Çocuk diş hekimliğinde de kullanılan topikal fluor uygulamaları kimi zaman ebeveynlerde tereddüt oluşturmakta hatta ebeveynler tarafından reddedilmektedir. Bu çalışmanın amacı topikal fluor uygulamalarının ebeveynler tarafından reddedilme sebeplerinin araştırılmasıdır. Çalışma kapsamında Karadeniz Teknik Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı'na başvuran 320 hasta velisinin fluor uygulamaları hakkındaki görüş ve tutumlarını değerlendirmek amacıyla anket uygulaması yapıldı. Anket sonuçlarına göre katılımcıların % 51.9'unun çocuklarına fluor uygulaması yaptırdığı, % 40'ının daha önce fluor uygulamasını reddettiği tespit edildi. Çalışmaya katılan ebeveynlerin % 66.3'ünün fluor ile ilgili daha fazla bilgiye ihtiyacı olduğu saptandı. Ebeveynlerin % 50,9'unun Sağlık Bakanlığı'nın okullarda fluor uygulamasını desteklediği bulgulandı. Katılımcıların anket yanıtları ebeveyni oldukları çocuk cinsiyeti, gelir seviyesi, eğitim seviyesi ve daha önce fluor uygulamasını reddedip reddetmediklerine göre karşılaştırıldı. Çocuk cinsiyeti, eğitim seviyesi ve fluor uygulaması reddinin karşılaştırıldığı gruplarda katılımcı cevapları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptandı (p<0,05). Ebeveynlerin anket sorularına verdikleri cevaplar fluoru reddetme durumlarına göre karşılaştırıldığında; aralarında çocukların fluor uygulamasını tolere edebilmeleri, fluor uygulamasının yan etkileri hakkındaki görüşler, fluor uygulaması ve diş çürüğü arasında tercih, sosyal medyanın fluor uygulamasından vazgeçme üzerine etkisi ve Sağlık Bakanlığı'nın okullardaki fluor uygulamasına olan desteğin de sorgulandığı sorular bulunan 18 anket sorusunun 11'inin cevaplarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulgulandı (p<0,05). Topikal fluor uygulamasıyla ilgili endişelerin giderilebilmesi için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Topikal fluor uygulamasının gerekliliği, etkinliği ve güvenilirliği ile ilgili daha fazla bilginin ebeveynlerle paylaşılmasının uygulamaya engel olan görüşlerin azaltılmasında etkili olacağı kanısındayız. Anahtar kelimeler: ebeveyn tutumu, ebeveyn davranışı, fluor , fluor reddi, koruyucu tedavi, topikal fluor.

Ana-babaAna-baba tutumuDiş hekimliği+6
Tuğba Reis
Karadeniz Technical University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmmediat yerleştirilen dental implantların cerrahisinde allogreftin tek başına veya E-TZF ile birlikte kullanımının marjinal kemik kaybı üzerine etkilerinin radyolojik olarak değerlendirilmesi: retrospektif çalışma

İmmediat Yerleştirilen Dental İmplantların Cerrahisinde Allogreftin Tek Başına veya e-TZF ile Birlikte Kullanımının Marjinal Kemik Kaybı Üzerine Etkilerinin Radyolojik Olarak Değerlendirilmesi: Retrospektif Çalışma Bu çalışmanın amacı, diş çekimini takiben aynı seansta çekim soketine yerleştirilen implantların cerrahisinde allogrefte ek olarak enjekte edilebilen trombositten zengin fibrin (e-TZF) kullanımının marjinal kemik kaybı üzerine olası etkilerinin retrospektif olarak radyografiler üzerinde araştırılmasıdır. Çalışmada 2012-2019 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji bölümünde immediat implant yerleştirilen ve operasyondan hemen sonraki (T0), 3-4. ay (T1) ve 1. yıl takip (T2) panoramik radyografileri bulunan 211 hastaya (125 kadın, 86 erkek) ait toplam 347 implant değerlendirilmiştir. İmplantlar, cerrahi operasyon sırasında implant çevresine e-TZF ve allogreft kombinasyonu uygulananlar (grup 1; 92 hastada 158 implant) ve sadece allogreft uygulananlar (grup 2; 119 hastada 189 implant) olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. İmplantların çevresindeki mezial ve distal marjinal kemik seviyesinin ölçümü T0, T1 ve T2 zamanlarında rutin kontrollerde alınan panoramik radyografiler üzerinde 'Image J' programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Grup içi karşılaştırmada T0-T1, T1-T2 ve T0-T2 zaman aralıklarında mezial ve distal marjinal kemik seviyelerindeki değişimin hem Grup 1'de hem de Grup 2'de istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.001). Grup 1 ile Grup 2 arasındaki karşılaştırmada T0 distal ve T1 mezial marjinal kemik seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arasında T0 mezial marjinal kemik seviyesi bakımından anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen Grup 1'de Grup 2'ye göre T1 mezial marjinal kemik seviyesinin anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler sonucunda immediat implantasyonda allogrefte ek olarak e-TZF kullanımının marjinal kemik kaybı üzerinde olumlu bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: e-TZF, İmmediat implantasyon, Marjinal kemik kaybı

Alveolar kemik kaybıDental implantasyonDental implantlar+3
Ayşe Tuğçe Yılbaş
Karadeniz Technical University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmmediat ve geç yerleştirilen dental implantların marjinal kemik seviyelerinin uzun dönem radyografik olarak değerlendirilmesi: Retrospektif çalışma

İmmediat ve Geç Yerleştirilen Dental İmplantların Marjinal Kemik Seviyelerinin Uzun Dönem Radyografik Olarak Değerlendirilmesi: Retrospektif Çalışma Çalışmamızda dental implantların yerleştirilme zamanının (immediat veya geç) marjinal kemik seviyesi değişimi üzerine muhtemel etkilerinin retrospektif olarak radyograflar üzerinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca diş kayıp nedeni, implantın boyu, çapı ve markası, implant üstü protezin tipi, implantın yerleştirildiği çene ve bölge ile kemik kaybı arasındaki ilişki incelenerek bu faktörlerin marjinal kemik kaybı üzerine olan etkilerinin belirlenmesi ve olası risk faktörlerinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmada 2012–2019 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji bölümünde implant tedavisi uygulanmış olan ve operasyondan hemen sonra (T0-başlangıç), 3-4. Ay (T1) ve 1. yıl ve üzeri (takip-T2) panoramik radyografları bulunan 771 (439 kadın, 332 erkek) hastaya ait 2630 implant değerlendirilmiştir. Marjinal kemik seviyesi üzerindeki değişikliklerin ölçümü ilgili panoramik radyografiler üzerinde 'Image J' programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda; gruplar arası değerlendirmede immediat ve geç yerleştirilen dental implantların marjinal kemik seviyeleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık yalnızca T2 zamanında saptandı. İmmediat yerleştirilen implantlarda daha az marjinal kemik kaybı olduğu gözlendi. Ayrıca grup içi değerlendirmelerde implantın yerleştirildiği çenenin (maksilla-mandibula) ve implant markasının da marjinal kemik seviyesi üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkilerinin olduğu bulundu. Ancak dişlerin kayıp nedeni, implant boyu ve çapı, implantın yerleştirildiği bölge (anterior-posterior), implant üstü protez tipi değişkenlerinin marjinal kemik seviyesi üzerine anlamlı etkilerinin olmadığı saptandı. Çalışmamızın limitasyonları dahilinde, implant yerleştirme zamanı, implantın yerleştirildiği çene ve implant markası faktörleri marjinal kemik kaybı ile ilişkilendirilmiştir. Anahtar sözcükler: immediat implantasyon, marjinal kemik kaybı, radyografik takip

Dental implantasyonDental implantlarKemik ve kemikler+4
Aslıhan Yazıcı
Karadeniz Technical University
2020
00