Kastamonu University
Discipline

Forest Engineering

Kastamonu University

1,030

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sanal orman görselleştirme sisteminin geliştirilmesi

Ormancılık faaliyetlerinin temelini; gençlik, sıklık, ışıklandırma ve aralama gibi bakım faaliyetleri ve ağaç kesme-devirme işlemleri oluşturmaktadır. Bu işlemler; daha fazla ürün elde etme, ormanda verimi arttırma, ormanların kapladığı alanları arttırma amaçlarıyla yapılmaktadır. Yapılan bu faaliyetlerin yüksek maliyetli olması ve orman çalışanlarına, kalan ormana veya çıkarılan ürüne zarar verme potansiyelinin bulunması nedeniyle dikkatli bir şekilde yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla, hem planlama hem de yapma aşamasında bilgisayar teknolojilerinden daha etkin yararlanılması, bu faaliyetlere olumlu yönde katkı sağlayacağı kuşkusuzdur. Günümüzde artan teknolojik imkânlar sayesinde, en hassas hesaplamalar bilgisayarlar aracılığıyla yapılmakta ve eğitim ise etkin bir şekilde 3B (üç boyutlu) görsel materyallerle sağlanmaktadır. Bu nedenle; birden fazla parametreyi (çap, boy, yaş, mesafe, tepe tacı) bir arada kullanarak detaylı hesaplamalara imkân veren 3B karar destek sistemlerinin ormancılığın eğitim ve uygulama alanlarında kullanılması önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında; bu ihtiyaçtan yola çıkılarak gerçek arazi yüzeyini koordinatlı bir şekilde 3B ortamda modelleyen, orman yapısını arazide gerçekleştirilen etüt çalışması ile veya uzaktan algılama teknikleriyle toplanan verilere göre arazi modelinin üzerinde görselleştiren, 3B simülasyon yazılımı ("ForSim") geliştirilmiştir. Yazılım Python programlama dili ve temel numpy, pandas gibi kütüphaneler kullanılarak üretilmiştir. "ForSim" yazılımı gençlik, sıklık, ışıklandırma ve aralama gibi bakım faaliyetlerini ve ağaç kesme-devirme işlemlerini 3B ortamda gerçekleştirebilmekte, devirme işlemleri sırasında personelin kaçış yönünü ve iki ağaç boyu kuralına göre tehlikeli alanları belirleyebilmekte ve personelin en uygun devirme yönüne karar vermesine yardımcı olabilmektedir.

Burak Türkay
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Orman Mühendisliği Dergisinin içerik analizi

Bu tez çalışmasının amacı, Orman Mühendisleri Odası (OMO) tarafından yayınlanan ve orman mühendisliği, orman endüstri mühendisli ve ağaç işleri endüstri mühendisliği meslekleri ile ilgili olan Orman Mühendisliği Dergisinin 1962-2020 yılları arasındaki sayılarını içerik analizi yöntemini kullanarak genel bir değerlendirmesini yapmaktır. Derginin 1962-2020 yıllarındaki sayılarının analizinde MAXQDA 2020 programı kullanılmıştır. Dergilerin büyük çoğunluğuna (1962-2004) OMO'ya ait kütüphaneden ulaşılmış olup, 2005-2020 arasındaki sayıların tamamına OMO'ya ait resmi internet sayfasından ulaşılmıştır. Çalışma Orman Mühendisliği dergisinin 1962-2020 yılları arasında yayınlanan 467 sayısı içerisinde yazılmış 5663 konuyu kapsamaktadır. Çalışma ile elde edilen verilerin 2005- 2020 yılları arası sayılarına yapılan analizlerine göre toplamda 1078 konudan bahsedildiği görülmüştür. Bu konulardan 405 adedinin Orman Mühendisliği bilim dallarıyla ilişkili olduğu, 673 adedinin ise Odadan Haberler-Ormancılık Toplantıları ve Diğer Konularla ilgili olduğu görülmektedir. Araştırma sonucunda Orman Mühendisliği dergilerinin içerikleri ve ele aldığı konular hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma sonuçlarına göre, dergilerde sıklıkla OMO'nun çalışmalarına yer verildiği görülmüştür. OMO'nun dergilerde oda faaliyetlerine ilişkin yayınları azaltarak ormancılık ile ilgili daha fazla bilgiye ve sorunlara yer vermesi önerilmektedir. Anahtar sözcükler: İçerik analizi, Orman mühendisliği dergisi, Orman mühendisleri odası, Yeşil dünya dergisi

Ayşe Tuğçe Bulut
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce-Kaynaşlı yöresi yapraklı ve iğne yapraklı ormanlarında tespit edilen bazı böcek türleri

Bu çalışma ile Düzce ili Kaynaşlı ilçesi ormanlarında 2020-2021 yıllarında bulunan bazı böcek türleri tespit edilmiştir. Mekanik ve biyoteknik yöntemlerle yapılan arazi çalışmaları ile böcek örnekleri toplanmıştır. Tuzak odunlarında bulunan böceklerin doğal habitatlarında fotoğrafları çekilmiş, bulunduğu ağaçlar, yenik şekilleri değerlendirilmiştir. Böcek türleri literatür kullanılarak teşhis edilmiş, feromon tuzakları ve tuzak odunlarından toplanan örnekler ayrı ayrı kutulara alınıp laboratuvara getirilmiştir. Ağaçların floem ve ksilem bölümleri üzerinde çalışma yapılmış ve sonuç olarak, yöre için yeni kayıt, böceklerin zarar durumları ile ilgili veriler elde edilmiştir. Toplamda 62 tür tespit edilmiş; yöre için yeni kayıt, zarar durumu, coğrafik konum, yükseklik, lokalite, toplama tarihi gibi bilgiler verilmiştir.

Fatma Tefek
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu Orman İşletme Şefliğinin yanıcı madde ve topoğrafik özelliklere göre yangın tehlikesinin haritalanması

Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü içerisindeki yangına duyarlılığı fazla olan karaçam türünün yoğun olduğun olarak bulunduğu Kastamonu Merkez Orman İşletme Şefliği çalışma alanı olarak seçilmiştir. Kastamonu Merkez Orman İşletme Şefliğinin Coğrafi Konumu, orman alanı, alan içerisindeki köyler, iklim özellikleri, bitki ve orman topluluklarının çeşitleri hakkında bilgi verilmiştir. Kastamonu Orman İşletme Şefliğinin orman alanları yangın risk potansiyeli ile yangın tehlike potansiyeli parametreleri dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. Yangın risk ve tehlikesi potansiyeli değerlendirmesinde kullanılan parametrelerden ağaç tür kompozisyonu sınıfları içerisinde: saf karaçam türleri, karaçam ve diğer yapraklı türler, karaçam ve diğer ibreli türler, açıklık alanlar, bozuk türler, diğer ibreli ve diğer yapraklı türler bulunmaktadır. Bakı Faktörü sınıfları içerisinde: Açıklık alanlar, Kuzey bakılı, Kuzeydoğu bakılı, Doğu bakılı, Güneydoğu bakılı, Güney bakılı, Güneybatı bakılı, Batı bakılı, Kuzeybatı bakıları bulunmaktadır. Tarım alanına yakınlık sınıfları içerisinde tarım alanına yakınlığı 0-100m, 101-200m, 201-300m ve >300m üstü değerler bunmaktadır. Yerleşim alanına yakınlık sınıfları içerisinde 0-100m, 101-200m, 201-300m ve >300m üstü değerler bunmaktadır. Yola yakınlık faktörü sınıfları içerisinde 0-100m, 101-200m, 201-300m ve >300m üstü değerler bunmaktadır. Gelişme Çağı sınıfları içerisinde açıklık alanlar, gençlik çağı, sıklık çağı, ince ağaçlık çağı, orta ağaçlık çağı, kalın ağaçlık çağları bulunmaktadır. Meşçere Kapalılığı sınıfları içerinde açıklık alanlar, bozuk (<=10), %11-%40 arası kapalılık, %41-%70 arası kapalılık, %71-%100 kapalılıkları bulunmaktadır. Eğim Faktörü sınıfları içerisinde <=%5 eğim, %6-%15 arası eğim, %16-%35 arsı eğim, >%35 üstü eğimler bulunmaktadır. Yangın risk ve tehlike potansiyeli değerlendirilmesinde: Çok düşük değer, düşük değer, orta değer, yüksek değer, çok yüksek değerler olarak değerlendirme yapılmıştır. Kastamonu Merkez Orman İşletme Şefliğinin yangın riski ve tehlikesi potansiyeli hassasiyet sınıflandırması haritaları oluşturulmuştur.

KastamonuTopoğrafik haritalarYangın+1
Mehmet Kaplan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ağaç tür çeşitliliği ve işletme şeklinin Kazdağı göknarının (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) çap büyümesine etkisi

Ağaç türü zenginliği meşcere verimliliği üzerinde genel olarak olumlu etkilere sahip, meşcere sıklığı ise genellikle olumsuz etkilere sahip olsa da, çeşitli çalışmalar meşcerelerde zenginlik-verimlilik ilişkilerine dair mevcut bilgilerimizin farklı ağaç türünden oluşan ormanlar için yetersiz olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) ormanlarında doğu kayınının (Fagus orientalis L.) karışıma katılması durumunda ağaç türü çeşitliliğinin ve meşcere tipinin meşcere verimliliğini etkileyip etkilemediği gözlemlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda dört farklı meşcere seçilmiştir; a) göknar seçme ormanı, b) göknar aynı yaşlı ormanı, c) karışık göknar-kayın seçme ormanı, ve d) aynı yaşlı karışık göknar-kayın ormanıdır. Bu dört farklı meşcere tipinde çap artımının değişimi incelenmiştir. Bu tez çalışması Sinop Orman Bölge Müdürlüğü Ayancık Orman İşletme Müdürlüğü Akgöl Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma yapılan dört farklı meşcerenin her birinden 15'er adet 20x20 m büyüklüğünde deneme alanları alınmıştır. Ağaç tür çeşitliliğinin ve meşcere sıklığının 5-yıllık çap artımı üzerine olan etkilerinin tespit edilmesi amacıyla "Rastgele Etkiler Modeli" (Random Effects Model) regresyon analizi kullanılmıştır. "Tür Çeşitliliği" ve meşcere sıklığının 5-yıllık çap artımı üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Tür çeşitliliği ile çap artımı arasında ters bir ilişki söz konusudur. Meşcere sıklığı ile çap artımı arasında da ters bir ilişki söz konusudur. Meşcere sıklığının artması 5-yıllık çap artımının azalmasına sebep olmuştur. Meşcere tipinin 5-yıllık çap artımı üzerindeki etkileri karşılaştırıldığında, meşcere tipinin 5-yıllık çap artımı üzerinden anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Bu çalışmanın bulgular, göknar ve kayın ağaçlarından oluşan meşcerelerdeki tür çeşitliliği kontrollerine ilişkin anlayışımızı geliştirecektir. Fakat, çalışmada elde edilen bulgular saf göknar ormanlarının karışık göknar-kayın ormanlarına tercih edilmesi için kesinlikle bir sebep değildir. ANAHTAR KELİMELER: Artım, göknar, kayın, tür zenginliği, verimlilik

AğaçlarGöknarKayın ağacı+2
Gökhan Özçelik
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sinop-Erfelek yöresinde farklı bakı ve yükseltilere göre kestane kanseri hastalığı (Cryphonectria parasitica, (Murr.) Barr.) yoğunluğunun belirlenmesi

Castanea sativa (Anadolu kestanesi), Türkiye'de doğal olarak yayılış yapan bir türdür. Hem ekonomik hem de antropojenik önemi nedeniyle Türkiye ve dünyada önemli yapraklı ağaç türlerinin başında gelmektedir. Kestane ağaçlarında en çok ciddi hasara neden olan hastalıkların başında Cryphonectria parasitica patojeninden kaynaklı kestane kanseri hastalığı gelmektedir. Bu patojen ağacın gövde, dal ve yapraklarına zarar vererek ağaçta meyve kaybı ve ağacın ileri ki yaşlarında ölümüne sebebiyet veren oldukça ciddi bir hastalıktır. Bu çalışma ile çalışma alanında kestane ağaçlarında kestane kanseri görülme yüzdesi 2 farklı rakım ve bakı aralığında morfolojik yöntemlerle belirlenmiştir. Bu araştırma, 200-400 m ve 400-600 m olmak üzere 2 farklı yükselti basamağı ve 2 farklı bakıda (kuzey ve güney) kestane kanserinin gövdede ve dalda ki yoğunluğunu, gövdedeki ve daldaki kanserin yerden yüksekliğini ve kanserin ağaçların boylarına ve göğüs çaplarına etkisini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma sonuçlarına göre kestane kanseri her iki yükselti basamağında kestane ağacının gövdesinde oldukça yoğun görülmüştür. Fakat dallardaki kestane kanseri belirtilerine bakıldığında 200-400 m yükseltide dallarda daha yoğun kanser olduğu, 400-600 m yükseltiye çıkıldıkça ise dallardaki kanser yoğunluğunun azaldığı belirlenmiştir. Bu çalışma literatürde yer alan önceki çalışmalardan farklı olarak kestane kanserinin, farklı yükselti ve bakılardaki durumunu inceleyerek ileri ki çalışmalarda bir öneri ve önlem planı oluşturulmasında önem arz edecektir.

Castanea sativaKanser hastalarıKestane+3
Sefer Akan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sinop-Bektaşağa orman fidanlığında yetiştirilen okaliptüs fidanlarına arız olan okaliptüs gal arıları üzerine biyolojik araştırmalar

Okaliptüs cinsine bağlı türler Avustralya ve civarının doğal bitki türüdür. Türkiye'de Eucalyptus cinsinden E. camaldulensis ve E. grandis türlerinin gelişimi hızlı olduğundan ülkenin ılıman iklim kuşağının hüküm sürdüğü Akdeniz ve Ege bölgelerinde endüstriyel ağaçlandırma çalışmalarında kullanılmaktadır. İlk defa 1885 yılında Türkiye yetiştirilen bu bitki türlerine 2000 yılından beri Avustralya kıtasının doğal türü olan L.invasa ve O.maskelli ülkemize ani bir giriş yaparak bitkilere zarar vermeye başladığı görülmüştür. Zararlılardan Leptocybe invasa, bitkinin yaprak orta damarı, yaprak sapı ve sürgünlerde bir çeşit yumru oluştururken diğer gal arısı, Ophelimus maskelli bitkinin yaprak yüzeyinde noktalar biçiminde yumru meydana getirdiği gözlemlenmiştir. Bu gal arılarının yoğun ve tekrar eden saldırıları sonrası okaliptüslerde aynı yaşlı türlerine göre önemli oranda gelişme düşüklüğü ve habitus bozulması meydana geldiği tespit edilmiştir. 2020 yılında egzotik tür olan L.invasa ve O.maskelli Karadeniz bölgesinde bulunan Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis'e ulaştığı bildirilmiştir. Zararlı gal arıları bölgeye yeni giriş yaptıklarından bölgedeki biyolojileri henüz belirlenmemiştir. Bu tez çalışmasıyla L.invasa ve O.maskelli 'nin bölgedeki biyolojileri renkli yapışkan tuzaklar yardımıyla belirlenmiştir. Çalışmamızdaki klorofil miktarlarına göre ise, L. invasa ve O. maskelli bulaşıklığı okaliptüs fidanlarının klorofil değerlerinde %50'den fazla kayba yol açmıştır. Ayrıca gal arılarının arız olduğu okaliptüs fidanlarının büyüme kayıpları da gözlemlenmiştir.

BiyolojiKaradeniz bölgesiKlorofil+3
Özlem Karakaya Akan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yarı kurak dağlık alanlarda orman yolu kazı şevlerinde meydana gelen toprak kayıplarının İHA ve yersel fotogrametrik yöntemlerle belirlenmesi

Genellikle dağlık alanlarda bulunan ormanların işletmeye açılmasında orman yolları yeterli mühendislik standartlarında ve gerekli koruyucu önlemler alınmadan inşa edildiklerinde bazı olumsuz sonuçlar ortaya çıkarabilmektedirler. Bu olumsuz sonuçların sebep olduğu sorunların başında toprak erozyonu (kayıpları) gelmektedir. Özellikle yarı kurak alanlarda bu konu daha fazla önem arz etmektedir. Bu nedenle orman yolları inşa edildikten sonraki dönemlerde izlenerek sebep oldukları toprak kayıpları ortaya konulmalıdır. Yoğun emek ve iş gücü gerektiren geleneksel toprak kaybı belirleme çalışmalarında; parsel kurulumundaki zorluklar, sisteminin bağlantı noktalarından oluşan kaçaklar, depolama birimlerindeki malzemenin taşması ve meydana gelen yağışların düzenli takip edilmesi vb. gibi sistemin dezavantajları bulunmaktadır. Ancak son yıllarda uzaktan algılama teknolojisinin gelişmesiyle beraber geleneksel ölçümlerin dezavantajlarını ortadan kaldırmaya ve en aza indirmeye imkân veren uzaktan algılama gibi alternatif yöntemler de ortaya çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında uzaktan algılama tekniklerinden olan, İHA ve yersel fotogrametrik yöntemlerin kullanım imkânlarını değerlendirmeye yönelik, yarı kurak dağlık alanlarda orman yolu kazı şevlerinde meydana gelen toprak kayıplarının belirlenmesi amacıyla uygulamalar yapılmıştır. Ayrıca yöntemlerin avantaj ve dezavantajları irdelenmiştir. Çalışma alanı olarak Taşlıyayla Orman İşletme Şefliği (Seben/Bolu)sınırları içerisinde yer alan ve 2019 Ağustos ayında yapımı tamamlanan 3,7 km uzunluğundaki 001 kodlu B Tipi orman yolunun 100 metrelik kısmı seçilmiştir. Veri alımları İHA ve yersel fotogrametrik yöntemlerle Mayıs 2020-Kasım 2020 döneminde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada; seçilen yolun kazı şevinde birim alandaki alansal erozyon ve birikme büyüklükleri İHA ile 0,080 m2m-2 erozyon, 0,067m2m-2 birikme, yersel fotogrametrik yöntemle 0,127 m2m-2 erozyon, 0,088 m2m-2 birikme tespit edilmiştir. Ayrıca kazı şevinde birim alanda hacimsel erozyon ve birikme miktarları ise İHA ile -0,0060 m3m-2 aşınma miktarı, 0,0046 m3m-2 birikme miktarı, yersel fotogrametrik yöntemle -0,0050 m3m-2 aşınma miktarı, 0,0031 m3m-2 birikme miktarı bulunmuştur. Her iki yöntem zamansal olarak karşılaştırıldığında yersel fotogrametri yönteminde işlemler yaklaşık 2 kat daha uzun sürmüştür. Ayrıca İHA ile üretilen SYM ve ortofotoların yer örneklem mesafesi 2 cm iken, yersel fotogrametri yönteminde 1 cm olarak elde edilmiş, yersel alımlar 2 kat daha yüksek çözünürlüklü bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre bu gibi çalışmalarda yersel fotogremetrik yöntem daha doğru sonuçlar vermektedir.

ErozyonFotogrametriOrman yolları+1
Vuralhan Özçelik
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Baran dağı'nın (Kaman-Kırşehir) florası

Bu çalışma, İç Anadolu Bölgesi'nde Kırşehir ili Kaman ilçesi sınırları içerisinde yer alan Baran Dağı'nın florasını belirleyerek, Türkiye'nin bitki çeşitliliğinin ortaya çıkarılmasına katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma alanı P. H. Davis'in grid sistemine göre B5 karesi içerisindedir. Bitki coğrafyası bakımından ise İran-Turan Flora bölgesinde yer almaktadır. 2019-2021 yılları arasında sürdürülen arazi çalışmaları sonucunda 1550 adet bitki örneği toplanmıştır. Teşhisler sonucunda 68 familya ve 232 cinse ait 413 bitki taksonu belirlenmiştir. Teşhis edilen bitkilerden 52 takson B5 karesi için yeni kayıt, 39 takson ise endemik olup endemizm oranı %9,44'dür. Alandaki bitkiler fitocoğrafik bölgelere göre şöyle dağılım göstermektedir: Avrupa-Sibirya elementleri %5,32, İran-Turan elementleri %19,12 Akdeniz elementleri %5,56, geniş yayılışlı ve fitocoğrafik bölgesi bilinmeyenler ise %52,78'dir. Araştırma alanında 28 cinse ait, tür ve tür altı düzeyde 42 taksonla Asteraceae familyası hem en çok cins hem de en çok takson içeren familya olmuştur. En çok taksona sahip cins ise 10 taksonla Medicago L. sp.'dir. Taksonların Raunkiaer (1934)'in hayat formlarına göre dağılımı şöyledir: 83 (%20,09) Fanerofit, 51 (%12,34) Kamefit, 163 (%39,46) Hemikriptofit, 16'sı Geofit olmak üzere 28 (%6,77) Kriptofit ve 88 (%21,3) takson Terofit'tir.

Bitki çeşitliliğiEndemiklerFlora+1
Burak Bahar
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bardız çayı vadi florası (Şenkaya-Erzurum)

Bu çalışmada, Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Erzurum ili Şenkaya ilçesine bağlı Bardız Çayı Vadi florasının incelenmesi sonucunda alanda farklı familyalara ait farklı bitki taksonları belirlenmiştir. Çalışma alanı Sarıkamış Allahuekber Dağları Milli Parkı'nın sınırları içerisinde yer almaktadır. Yükselti 1300-2850 m arasında olup Avrupa-Sibirya ile İran-Turan floristik bölgelerinin kesişiminde yer almakta ve Avrupa-Sibirya floristik alanın etkileşimi altındadır. P. H. Davis'in grid sistemine göre A9 karesi içerisinde yer almaktadır. 2019-2021 yılları arasında yapılan 18 arazi çalışmasında toplam 517 bitki örneği toplanmıştır. Yapılan bitki teşhisleri sonucunda 48 familyaya ait 195 cins ve bu cinslere ait toplam 337 takson tespit edilmiştir. Bu taksonlardan 19'u endemik, 3'ü ise nadir bitki kategorisindedir. Endemizm oranı %5,63 olarak hesaplanmıştır.

ErzurumFloraVadiler
Merve Kotan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kazdağı göknarı ormanlarında ölü ağaçların mekansal dağılımı ve etki eden faktörler

Ölü ağaçlar, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilirliği için hayati öneme sahiptir. Ölü ağaçlar ormanlık ekosistemlerdeki en önemli bileşenlerden biridir. Bir meşceredeki büyük çaplı canlı ağaçların ve ölü ağaçların sayısı, meşcerenin yapısal karmaşıklığını belirlemek için kullanılan en yaygın meşcere özelliklerinden bazılarıdır. Ağaçların meşceredeki mekansal dağılımları üzerine farklı ağaç türlerinden oluşan ormanlarda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Fakat, meşceredeki ölü ağaçların mekansal dağılımları üzerine yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada, bir Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) meşceresindeki ağaçların mekansal dağılımı incelenmiş ve haritalanmıştır. Ayrıca, dikili ölü ağaçların dağılım şekli de gözlemlenmiştir. Bu çalışma Kastamonu ili Ilgaz Dağı Milli Parkı sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma parselindeki tüm ağaçların tek tek koordinatları belirlendikten sonra bu veriler ArcMap programına eklenmiş ve ağaçların gövde haritaları oluşturulmuştur. ArcMap'teki "Ortalama En Yakın Komşu Analizi" (Average Nearest Neighbor Analysis), çalışma parselindeki tüm ağaçların ve ölü ağaçların ortalama en yakın komşu mesafesini hesaplamak için kullanıldı. Ayrıca, ağaç dağılımının kümelenmiş mi, rastgele mi yoksa dağınık mı olduğunu görmek için ArcMap'te Ripley'in k-fonksiyonu analizi kullanıldı. Tüm ağaçların dağılımı dağınık iken, ölü ağaçların meşcere içinde kümelenmiş olduğu tespit edilmiştir.

Yunus Emre Işık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Orman suçlarının sosyoekonomik analizi: Düzce ili Yığılca örneği

Türkiye'de orman suçlarının kırsal alanlarda tarımla ve ormancılıkla uğraşan köylüler tarafından işlendiği görülmektedir. Orman suçları çeşitli sebeplerle işlenmekte olup, orman varlığının sürdürülebilirliği üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bu çalışmanın amacı, orman suçlarının durumunun suç türlerine göre belirlenerek bu suçların işlenmesindeki sosyoekonomik sebepleri ortaya koymak ve orman suçlarının önlenebilmesi için birtakım öneriler sunmaktır. Çalışma alanı Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan Düzce ili, Yığılca ilçesi orman köyleridir. Yörede işlenen 2011-2020 yıllarına ait orman suçlarına ilişkin veriler değerlendirilmek üzere doküman analizi çalışması yapılmıştır. Çalışma bulgularına göre Yığılca ilçesi köylerinde işlenen başlıca orman suçlarının sırasıyla; işgal-faydalanma, kaçak kesme, taksirle orman yangınına sebep olma ve kaçak nakil/bulundurma olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda Yığılca yöresinde işlenen orman suçlarının türlerine ve sayılarına göre karar vericilere öneriler getirilmiştir.

DüzceOrman KanunuOrman suçları
Abdurrahman Recep Sezgin
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal formica rufa'ların yuva yeri seçimi ve yuva büyüklüğünü etkileyen bazı faktörlerin değerlendirilmesi

Bu çalışma; Çerkeş Orman İşletme Müdürlüğü, Çerkeş ve Kurtçimeni Orman İşletme Şeflikleri sınırları içerisinde 2020-2022 yılları arasında yürütülmüştür. Bu alanlarda doğal olarak bulunan Formica rufa yuvalarının meşcere (nitelik, karışım, kapalılık, bonitet, gelişim çağı), topoğrafik (eğim, bakı ve yükselti) ve klimatik (sıcaklık, yağış ve solar radyasyon) özelliklere göre habitat tercihleri ortaya koyulmuştur. Ayrıca, bu özelliklerin yuva hacmi üzerindeki etkileri de değerlendirilmiştir. Yuvaların meşecere özelliklerine göre habitat tercihlerinin karışık, orta ve tam kapalı, d gelişim çağında, II. ve III. bonitetlerde ve verimli meşcereler olduğu tespit edilmiştir. Topağrafik özelliklerden gölgeli bakılarda, düşük eğimli ve yükseltisi fazla olan meşcerelerde daha yoğun olarak bulundukları belirlenmiştir. Klimatik özelliklere göre ise, 11 °C'den daha düşük sıcaklıkta bulunan alanları, az yağışlı ve 800000-900000 WH/m2 solar radyasyona sahip meşcerelerde yuvaların daha fazla oranda bulunduğu ortaya konulmuştur. F. rufa yuva hacimlerini etkileyen faktörler ise kapalılık, gelişim çağı, nitelik, yükseltidir. Bu türün bulunduğu habitatlarda geniş periyotlarda izlenmeleri, korunmaları açısından oldukça önemlidir. Aynı zamanda bulundukları habitatların iyileştirilmesi ve bu alanların korunması sağlanmalıdır.

Mustafa Yılmaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kastamonu'da nüfus değişiminin arazi kullanımı üzerine etkileri

Arazi kullanım türleri ile nüfus yoğunluğu ve göç arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Göç, bugün Türkiye'nin en önemli sorunlarından biridir. Özellikle orman işletmeleri göçün sosyal, ekonomik ve ekolojik boyutlarından etkilenmektedir; bu işletmeler her geçen gün ormancılık faaliyetlerinde etkin bir şekilde faaliyet gösterecek işgücü bulmakta giderek zorlanmaktadır. Kastamonu ilinden gelen göç nedeniyle köylerin nüfusu azalmakta ve bu da arazi kullanımında çeşitli değişikliklere neden olmaktadır. Bu değişimler daha çok orman ve tarım alanlarında kendini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, çalışma alanından göç sürecine neden olan en önemli neden ve nedenleri, göç sürecinin sorunları ve etkilerini tespit etmek, göçe tabi bazı orman köylerine ışık tutmak ve bunun neticesinde arazi kullanımlarındaki değişiklikleri ortaya koymaktır. Yapılan çalışmada; Kastamonu ili ilçelerine (Abana, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Doğanyurt, İnebolu), ait alanlarda ormanlık alanların önemli ölçüde artış gösterdiği, bunun aksine bozuk orman alanları, yerleşim ve ziraat alanlarının ise önemli ölçüde azalış gösterdiği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, çalışma alanlarındaki nüfusun azalması ve kırsal alanlardan göç kentlere göç edilmesinden dolayı, insanların tarım yaptıkları alanları terk ettikleri ve bozuk orman alanları üzerindeki sosyal baskının ortadan kalkmasıyla bu alanların verimli ormanlık alanlara dönüştüğü tespit edilmiştir.

Sumayyah Alsharıf Alı Alshaybanı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu Ilgaz dağı yaban hayatı geliştirme sahası ve Gavurdağı yaban hayatı geliştirme sahası arasındaki yaban hayatı ekolojik koridorlarının belirlenmesi

Bu çalışma 2021-2023 yılları arasında Kastamonu Ilgaz Dağı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ve Gavurdağı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda yürütülmüştür. Hedef türler olarak belirlenen ayı (Ursus arctos), karaca (Capreolus capreolus), kızılgeyik (Cervus elaphus), kurt (Canis lupus) ve yaban domuzu (Sus scrofa) için yaban hayatı ekolojik koridorlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yaban hayatı envanter tekniklerinden hat boyu sayım, iz-belirti tekniği ve fotokapan yöntemi kullanılarak hedef türlere ait veriler elde edilmiştir. Çalışmanın yöntemi iki aşamada ele alınmıştır. Öncelikle belirlenen türlere ait habitat uygunluk modellerinin oluşturulması için, yalnızca var verilerine dayalı çalışma yaklaşımını temel alan MaxEnt yazılımı kullanılmıştır. Bu amaçla türlere ait envanter teknikleri sonucu elde edilen veriler ile çevresel değişkenler Maksimum Entropi (MaxEnt) yöntemi kullanılarak 7 tekerrürle analiz edilmiştir. Türlerin her biri için ayrı ayrı habitat uygunluk modelleri oluşturulmuş ve modellere ait ROC değerleri ayı için 0,835; karaca için 0,826; kızılgeyik için 0,817; kurt için 0,827 ve yaban domuzu için 0,808 olarak bulunmuştur. İkinci aşamada ise yaban hayatı ekolojik koridorlarının oluşturulması için Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanılarak Devre Teorisi (Circuit Theory) yaklaşımını temel alan Linkage Mapper programı kullanılmıştır. Türlerin her biri için bağlantı haritaları elde edilmiş sonrasında ise bu haritalardaki düğüm noktaları ve direnç yüzey alanları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ayı, karaca, kızılgeyik, kurt ve yaban domuzu için iki saha arasındaki yaban hayatı ekolojik koridorları belirlenmiştir. Yapılan bu tez çalışması, koridor ekolojisi üzerine Türkiye'de detaylı olarak yapılmış ilk tez çalışmasıdır. Bu nedenle çalışmanın, yapılacak diğer çalışmalara öncülük etmesi beklenmektedir. Ayrıca ülkemizde yürütülen yaban hayatı çalışmalarına ve yaban hayatı yönetimine önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Büşra Kalleci
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük memeli yaban hayvanlarının yakın habitatlar arasında kullandığı dispersal koridorlarının coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak tespit edilmesi: Daday ve Azdavay ormanları örneği

Ballıdağ ve Kurtgirmez mevkilerinde yapılan bu çalışmada, bölgedeki büyük memeli türlerinin geçiş koridorlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında bozayı (Ursus arctos), çakal (Canis aureus), karaca (Capreolus capreolus), kızılgeyik (Cervus elaphus), kurt (Canis lupus), sansar (Martes sp.), porsuk (Meles meles), tilki (Vulpes vulpes), yaban domuzu (Sus scrofa), yaban kedisi (Felis silvestris) ve yaban tavşanı (Lepus europaeus) gibi toplamda 11 farklı tür alanda tespit edilmiştir. Bu türlerden bozayı (Ursus arctos), karaca (Capreolus capreolus), kızılgeyik (Cervus elaphus), kurt (Canis lupus), ve yaban domuzu (Sus scrofa), araştırmanın hedef türleri olarak belirlenmiştir. Hedef türlerle ilgili var verilerini elde etmek için doğrudan ve dolaylı gözlem yöntemleri, verilerin analizi için ise var verilerine dayalı çalışma yaklaşımını temel alan MaxEnt yazılımı kullanılmıştır. Son aşamada ise, yaban hayatı ekolojik koridorlarının oluşturulması için Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Devre Teorisi (Circuit Theory) yaklaşımını temel alan Circuitscape programı kullanılmıştır. Her bir tür için bağlantı haritaları oluşturulmuş ve bu haritalarda düğüm noktaları ve direnç yüzey alanları belirlenmiştir. Sonuç olarak, Bozayı, Karaca, Kızılgeyik, Kurt ve Yaban domuzu gibi hedef türler için Ballıdağ ve Kurtgirmez mevkileri arasında önemli yaban hayatı ekolojik koridorları belirlenmiştir. Bu tez çalışması, Türkiye'de koridor ekolojisi üzerine yapılan ilk detaylı çalışmalardan biridir ve ileride yapılacak benzer çalışmalara öncülük etmesi beklenmektedir. Ayrıca, ülkemizde yürütülen yaban hayatı çalışmalarına ve yaban hayatı yönetimine önemli katkılar sağlaması düşünülmektedir.

Göktuğ Uzun
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kastamonu-Ballıdağ ve Kurtgirmez mevkiilerinde büyük memeli türlerin habitat ilişkileri, habitat kullanımı ve ekolojik niş modellemesi

Yaban hayvanlarının içinde bulunduğu yaban hayatı, üstlenmiş olduğu ekolojik ve biyolojik süreçlerdeki rolleri nedeniyle biyosferdeki yaşamın devamlılığı açısından büyük öneme sahiptir. Yapılan bu çalışma ile Kastamonu-Ballıdağ ve Kurtgirmez mevkiilerinde yer alan büyük memeli türlerin gün içi, yıllık ve mevsimlik aktivite desenlerinin belirlenmesi ve türlere ait habitat uygunluk modellerinin oluşturularak çevresel faktörlerin ortaya konması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Kastamonu Ballıdağ ve Kurtgirmez Mevkiinde gerçekleştirilen bu çalışma ile fotokapan yöntemi kullanılarak alanda var olan büyük memeli türleri tespit edilmiştir. Çalışma alanlarında bozayı (Ursus arctos), çakal (Canis aureus), karaca (Capreolus capreolus), kızılgeyik (Cervus elaphus), kurt (Canis lupus), sansar (Martes sp.), porsuk (Meles meles), su samuru (Lutra lutra), tilki (Vulpes vulpes), vaşak (Lynx lynx), yaban domuzu (Sus scrofa), yaban kedisi (Felis silvestris) ve yaban tavşanı (Lepus europaeus) olmak üzere 13 tür tespit edilmiştir. Türlere ait fotokapan verilerinden aktivite desenleri oluşturulmuştur. Türlerin gün içi aktivite oranları incelendiğinde bozayı, çakal, kızılgeyik, kurt, vaşağın katemeral, sansar, tilki, yaban domuzu, yaban kedisi, yaban tavşanının çoğunlukla nokturnal, karacanın çoğunlukla diurnal davranış gösterdiği görülmüştür. Her iki çalışma sahasında türlerin göreceli bolluk değerleri hesaplanmış Ballıdağ mevkiinde en fazla göreceli bolluk değerine sahip ilk üç tür karaca, yaban tavşanı ve tilki olurken en az göreceli bolluk değerine sahip tür porsuk olmuştur. Kurtgirmez mevkiinde en fazla göreceli bolluk değerine sahip ilk üç tür karaca, kurt ve tilki olurken en az göreceli bolluk değerine sahip tür kızılgeyik olmuştur. Ballıdağ ve Kurtgirmez mevkiilerinde yapılan Shannon Wiener çeşitlilik indeksi değeri Ballıdağ mevkii için H'=2,007, Kurtgirmez mevkii için H'=1,817 olarak hesaplanmıştır. Ballıdağ ve Kurtgirmez mevkiilerinde habitat uygunluk modelleri oluturulmuş türlerin habiat tercihlerine etki eden çevresel değişkenlerin neler olabileceği ortaya konmuştur. Elde edilen bulgulara göre türlerin dağılışında etkili olan en önemli çevresel faktörler meşcere tipi, arazi sınıfı, yola uzaklık, eğim, yükselti, su kaynaklarına uzaklık olmuştur. Türlerin yüksek eğimli yerler ile insan baskısının fazla olduğu alanlardan kaçındığı, su kaynaklarına yakın ormanlık alanları tercih ettiği sonucuna varılmıştır.

Abdullah Ugış
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu ve Sinop ormanlarında çamkese böceği'nin iklim değişikliği temelinde habitat uygunluk modellemesi

Çamkese böceği Lepidoptera takımı Notodontidae familyasına mensup olup özellikle akdeniz ülkeleri ve Türkiye'de İğne yapraklı ormanlara ve plantasyonlara zarar veren önemli bir herbivor türdür. Çamkese böceği diğer birçok zararlı böcek türünde olduğu gibi iklim değişikliğine bağlı olarak yayılış alanını genişletmektedir. Bu çalışmada çamkese böceğinin batı ve orta karadenizin 2 önemli ormanlık alanı Kastamonu ve Sinop'ta küresel iklim değişikliği senaryolarına bağlı olarak yayılış alanlarındaki değişimin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bu çalışmanın yönteminde; projeden elde edilen verilerin değerlendirmesi ve modellemeler için maksimum entropi yaklaşımının kullanıldığı java tabanlı MaxEnt 3.4.1 adlı program kullanılmıştır. MaxEnt 3.4.1. programının kullanılabilmesi amacıyla alan ile ilgili ekolojik değişkenler tespit edilmiş ve haritalar oluşturulmuştur. Daha sonrasında bu haritalar ve veriler program tarafından analiz edilmiş ve sonuçlara ulaşılmıştır. Verilerin bulunduğu alanların sınırlarını içeren alandaki iklim değişkenlerine ait haritalar coğrafi bilgi sistemleri yazılımları kullanılarak uygun ölçekte kesilerek biyoiklim bantlarına ayrılmıştır. Daha sonrasında oluşturulan bu haritalar uygun projeksiyona dönüştürülüp, bu haritaların modelde kullanılabilmesi için haritalar çıktı olarak ascii formatına dönüştürülmüştür. Sonrasında ise MaxEnt 3.4.1. programı kullanılarak güncel ve gelecekte (2021-40, 2041-60, 2061-80 ve 2081-2100) ılımlı ve kötümser iklim değişikliği senaryoları kapsamında zararlının yayılış alanlarındaki (çok uygun, uygun, az uygun, uygun değil) değişim tespit edilmiştir. Araştırma sonunda, kötümser senaryoda ılımlı senaryoya göre zararlının yayılışının daha çok arttığı, zararlı için uygun olmayan alanların iklim değişikliği ile birlikte gittikçe azaldığı tespit edilmiştir.

Nurten Karameşe
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kestane gal arısı (Dryocosmus kuriphilus yasumatsu)'nun iklim değişikliği temelinde günümüz ve gelecekteki yayılış alanlarının tahmini

Kestane gal arısı Dryocosmus kuriphilus Yasumatsu (Hymenoptera: Cnipidae); ülkemizde ilk defa 2014 senesinde Yalova ilinin Gacık köyünde saptanmıştır. Bu tür Dünya genelindeki kestane ağaçlarını etkileyen tomurcuk, sürgün ve yapraklarda gal oluşumuna neden olarak sürgün gelişimi ve çiçeklenmeyi engelleyen, meyve verimini düşüren, şiddetli zarar durumunda konukçusunu öldüren önemli bir istilacı türdür. Çalışmanın amacı; iklim değişimi senaryolarına göre istilacı tür kestane gal arısının günümüz ve gelecekteki yayılış alanlarının tespitidir. Bu amaca ulaşmak için, ekolojik modelleme metodlarından Maximum Entropi (Maxent) modeli kullanılarak Türkiye'de doğal olarak yayılış gösteren C.sativa (Anadolu Kestanesi)'ya zarar veren istilacı tür D. Kuriphilus'nun iklim değişikliği temelinde günümüz ve gelecekteki yayılış alanları tahmin edilmiştir. Çalışmada, Türkiye'de kestane gal arısı ile ilgili çeşitli kaynaklardan temin edilen var verileri kullanılmıştır. Kestane gal arısı için "uygun değil, az uygun, uygun ve çok uygun" olan alanların güncel ve gelecek iklim senaryoları doğrultusunda değişimleri tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda; 1) Türkiye'de Anadolu kestanesinin doğal yayılış alanlarının çoğunluğunda kestane gal arısının da yayılış gösterdiği ve zarar verdiği tespit edilmiştir, 2) ılımlı ve kötümser iklim senaryolarına göre kestane gal arısının gelecekte yayılış alanını genişleteceği görülmüştür, 3) ılımlı iklim senaryosuna göre kötümser iklim senaryosu sonucu kestane gal arısının gelecekte daha fazla alanda yayılış göstereceği tespit edilmiştir.

Sevcan Çallı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Meşe meşceresinde odun üretim faaliyetlerinin toprağa verdiği bazı zararların incelenmesi: Kastamonu / Çöme yöresi örneği

Bu çalışma ile Kastamonu-Pınarbaşı ilçesinde yer alan 100 ve 101 nolu bölmelerdeki meşe meşcereleri içerisinde tarım traktörü ile bölmeden çıkarma esnasında toprak özellikleri üzerinde etkisi veya zararı ortaya konulması amaçlanmıştır. Üretim faaliyetlerinin toprak üzerinde etkisini belirleyebilmek için, toprağın bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri (pH, elektriksel iletkenlik, organik madde miktarı, toprak tekstürü, hacim ağırlığı ve maksimum su tutma kapasitesi) belirlenmiştir. Bunun için kontrol sahası (üretim faaliyeti gerçekleştirilmemiş) ve üretim sahası altından 0–10 cm ve 10–20 cm olmak üzere iki toprak derinlik kademesinden toplam 80 adet toprak örneklemesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, üretim ve kontrol saha topraklarının 0-10 cm derinliğinde pH (P=0,044) ve hacim ağırlığı (P=0,016) değerleri ile 10-20 cm derinliğinde ise pH (P=0,006) ve organik madde miktarı (P<0,001) istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Üretim sahası topraklarında ortalama organik madde miktarı en düşük iken (%7,29), hacim ağırlığı değerleri (1,39 gr/ cm3) oldukça yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte, üretim ve kontrol sahalarında toprak derinliği arttıkça, elektriksel iletkenlik, organik madde, permeabilite değerleri azalmaktadır. Sonuç olarak, üretim faaliyeti sırasında toprak özelliklerinde meydana gelen bu olumsuz etkiler özellikle toprak organik madde miktarının azalması ve hacim ağırlığı değerlerinde artış, toprak sıkışmasına ve bu nedenle toprak canlılarının yaşamını, ölü örtü ayrışmasını olumsuz yönde etkilediği düşünülmektedir.

Metehan Işık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuraklık ve UV-B streslerinin Türkiye'de yayılış gösteren bazı ıhlamur (Tilia sp.) türlerinde fizyolojik ve biyokimyasal değişimler üzerinde etkisi

Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak çevresel streslerin daha şiddetli ve yaygın hale geleceği bilinmektedir. Çevresel stres faktörlerinden Kuraklık ve UV-B radyasyonu, bitkilerdeki savunma mekanizmalarını baskılayabilen veya aktive edebilen iki önemli çevresel streslerdir. Bu çalışmada Türkiye'de doğal yayılış yapan Tilia cordata Mill., Tilia platyphyllos Scop., ve Tilia tomentosa Moench. fidanları üzerine kuraklık ve UV-B stresleri uygulanmıştır. Bu stres uygulamalarının morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal düzeyde değişimleri belirlenmiştir. Çalışma kapsamında fidan boyu , kök boğazı çapı, yan dal sayısı, yaprak sayısı, yaprak boyu, yaprak alanı, bağıl su içeriği (BSİ), ksilem su potansiyeli (KSP), elektrolit sızıntı (ES), klorofil a, b miktarı, toplam karotenoid miktarı, klorofil floresansı, fotosentez etkinliği (terleme, stoma iletkenliği, net fotosentez (asimilasyon) oranı, içsel su kullanım etkinliği, dışsal CO2 oranı, içsel CO2 oranı, hücreler arası CO2'nın ortamdaki CO2'ye oranı, su kullanım etkinliği, prolin miktarı ve toplam karbohidrat miktarı ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda hem fizyolojik hem de biyokimyasal özellikler bakımından türler arasında ve her türün stres uygulamaları arasında farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan şiddetli kuraklık stresine ve şiddetli kuraklık + yüksek UV-B stresine maruz fidanlarda stres uygulamalarına bağlı olarak, dışsal CO2 oranı, prolin ve toplam karbohidrat miktarları artarken bağıl su içeriği, ksilem su içeriği, toplam karotenoid, klorofil a, b, klorofil floresansı, net fotosentez oranının ve stoma iletkenliğinin azaldığı belirlenmiştir. Bunun dışında kuraklığın çalışmaya konu parametreler üzerine etkisinin UV-B etkisinden daha baskın olduğu, UV-B'nin tek başına etkisinin genellikle önemsiz düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonuçları genel olarak kuraklık ve UV-B streslerine karşı Tilia tomentosa türünün en tolerant, Tilia platyphyllos türünün ise en hassas tür olduğunu göstermiştir.

FotosentezKuraklık stresiTilia+2
Uğur Cantürk
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnsansız hava aracı ile orman yolu kazı ve dolgu hacimlerinin belirlenmesi (Bolu-Taşlıyayla örneği)

Ormancılıkta üretim aktivitelerinin planlanmasında ve orman yollarının tasarlanmasında, konumsal verilere dayalı karar destek sistemleri bazı ülkelerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda, ormanlık alanların yüksek çözünürlükte ve doğrulukta sayısal yükseklik modellerinin (SYM) üretilmesinde İnsansız Hava Araçları (İHA) aktif rol almaktadır. İHA ile iş yükü azaltılmakta, zaman kazanımı ve daha hassas veriler elde edilmektedir. Orman yolu yapım işleri hakediş (olur) cetvellerinin hazırlanmasında iş yükü fazla olmaktadır. Ayrıca yol yapımı bittikten sonra yüklenici firmaya ödenecek ücret hakediş cetvellerinde bulunan kesin maliyete göre belirlenmektedir. Bu tez çalışmasında; İHA teknolojisinin orman yolu kazı ile dolgu hacimlerinin ve kazı şevi zemin klaslarının belirlenmesinde kullanılabilirliği araştırılarak, bu veriler doğrultusunda hakediş cetvellerinin hazırlanması incelenmiştir. Seben Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan Taşlıyayla Orman İşletme Şefliği 001 kodlu orman yolunun 640 metrelik kısmı çalışamaya konu edilmiştir. Çalışmaya konu yolun yapımından önce ve sonra İHA (drone) ile uçuşlar otonom olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca hakediş kazı miktarının belirlemesi için yol yapımından sonra arazide yolun geometrik özelliklerine ilişkin ölçümler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, İHA verileri ile 2189 m³ kazı hacmi, 4183 m³ dolgu hacmi ve 1468 m² kazı alanı, 2980 m² dolgu alanı bulunmuştur. Hakediş kazı miktarı hesabında kullanılan 292 sayılı tebliğ esaslarına göre yapılan hesaplamada ise kazı miktarı 2080 m³ olarak bulunmuştur. İHA verileri ve mevcut kullanılan yöntem arasında +%5 lik bir fark bulunmaktadır. Ayrıca alanda toprak ve küskülük zemin klasları ortofoto görüntülerinden tespit edilmiş ve arazi gözlemlerinden doğrulanmıştır. Elde edilen sonuçlar orman yolu hakedişinin belirlenmesinde İHA'ların kullanılabilirliğini ortaya koymaktadır.

Harun Canyurt
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu karaçamı (Pinus nigra) ve sarıçam (Pinus sylvestris) gençleştirme meşcerelerinde kontrollü yakma uygulamalarının toprak özellikleri ve mikroeklembacaklıları üzerine olan etkilerinin belirlenmesi

Kontrollü yakma doğal yangın rejimlerini kontrol etmek, yanıcı madde miktarını yönetmek, şiddetli orman yangınları riskini azaltmak gibi farklı ormancılık faaliyetleri için yönetim aracı olarak kullanılmaktadır. Özellikle toprak üzerindeki yanıcı madde miktarının azaltılması ile mineral toprak açığa çıkmaktadır. Bu durum toprağı fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak etkilemektedir. Bu çalışmada Anadolu karaçamı ve sarıçam gençleştirme meşcerelerinde kontrolü yakmanın toprak özellikleri ve mikroeklembacaklılar üzerine etkileri araştırılmıştır. Kontrollü yakma sonrası örtü yangını geçirmiş alan, üzerindeki kül rengi ve miktarına göre az şiddetli, orta şiddetli ve şiddetli olmak üzere toplamda 9 deneme alanı oluşturulmuştur. Toprak işlemesi yapılan alanlar ile kontrol alanlarından da örnekler alınmıştır. Örneklerde saturasyon, pH, EC, organik madde, N, C/N, P, Ca, Mg, K, Na ve toplam kireç gibi bitki besin elementlerinin analizleri yapılmıştır. Toprak mikroeklembacaklıların belirlenmesinde ise örnekleme yanmış alanın içinden üç (kenar etkisi, orta, üst) ve bir kontrol alan dahil toplam dört deneme alanı koridorlar oluşturularak kurulmuştur. Canlılar modifiye berlesse hunisi ile ekstrakte edilmiştir. Ayrıca mikroeklembacaklı örneklemesi yapılan alandan alınan toprak örneklerinde sıcaklık, pH ve EC analizleri de yapılarak mikroeklembacaklıların yaşamsal faaliyetleri tespit edilmiştir. Kontrollü yakma uygulamasında ortalama yangın şiddeti değeri Anadolu karaçam meşceresinde 621 kW/m ve sarıçam meşceresinde 156 kW/m olarak gerçekleşmiştir. Her iki meşcerede yangın şiddetlerinin düşük olması toprak özelliklerini olumlu yönde etkilemiştir. Ayrıca toprak üzerindeki istiflenmiş ölü örtü tabakası kaldırılmış tohumun direk toprakla buluşması sağlanmıştır. Yakma uygulaması düşük şiddetli olsa bile toprak ölü örtüsünü uzaklaştırdığı için mikroeklembacaklıların beslenme kaynaklarının azaltmış, yaşamsal faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemiştir. Mikroeklembacaklılar çalışma süresince karaçam meşceresinde %36 kontrol, %16 kenar etkisi, %24 orta ve %24 üst, sarıçam meşceresinde ise %41 kontrol, %22 kenar etkisi, %20 orta ve %17 üst alanlara gelebilmişlerdir. Anadolu karaçamı ve sarıçam meşcerelerinin her birinde 10 taksona ait 10 familya tespit edilmiştir. Bu araştırma kapsamında, yangın ekolojisinde orman yangını sonrası biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilmesinde alanın rehabilitasyonu da yangın yöneticilerine katkı sağlayacaktır.

Ayşegül Gözde Tiryaki Güngör
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi kullanımının zamansal ve konumsal değişiminin markov zincirleri ile modellenmesi

Arazi kullanımındaki değişiklikler karbon depolama, su kalitesi, küresel iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik açısından özellikle orman ekosistemini büyük ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle belirli bir zaman diliminde meydana gelen arazi kullanım değişiminin belirlenmesi ve gelecek yıllardaki arazi kullanımının ortaya konulması karar vericiler ve ekosistemin sürekliliği açısından önemlidir. Bu çalışma, Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü, Taşköprü Orman İşletme Müdürlüğü'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel amacı; 1999, 2009 ve 2019 yıllarına ait Landsat uydu görüntüleri ve Coğrafi Bilgi Sistemi ile arazi kullanımı ve değişimlerini ortaya koymak ve Hücresel Otomat (CA-Markov) modelini kullanarak çalışma alanının 2029 yılına ait arazi kullanımını tahmin etmektir. Landsat 5 TM, Landsat 7 ETM+, Landsat 8 OLI uydu görüntüleri kullanılarak 1999, 2009 ve 2019 yılları için arazi kullanım sınıfı haritaları kontrollü sınıflandırma yöntemine göre elde edilmiştir. 1999 ve 2009 yıllarına ait Landsat uydu görüntülerinden elde edilen arazi kullanım sınıfları haritaları dikkate alınarak, CA-Markov modülü ile gerçekleştirilen 10 yıllık simülasyon ile 2019 yılı için arazi kullanım haritası tahmin edilmiştir. Tahmin edilen 2019 yılına ait arazi kullanım haritası, Landsat uydu görüntüsünden elde edilen 2019 yılı arazi kullanım haritası ile karşılaştırılarak kullanılan yöntemin geçerliliği ve doğruluğu test edilmiştir. CA-Markov modeli ile 2029 yılına ait arazi kullanım haritası tahmini gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kontrollü sınıflandırma yapılan üç farklı Landsat uydu görüntüsünün Kappa değerlerinin 0,81-1,0 arasında olması sınıflandırmanın mükemmel bir uyumla yapıldığını göstermektedir. 1999 ve 2019 yılları arasındaki 20 yıllık arazi kullanım değişimi incelendiğinde orman alanının 131845.4 ha'dan 116020,8 ha'a, verimli orman alanının 109495,2 ha'dan 87752,8 ha'a ve yapraklı orman alanının 32942,3 ha'dan 2010,1 ha'a düştüğü ortaya konulmuştur. 2029 yılı için tahmin edilen arazi kullanım haritası incelendiğinde 10 yıllık süreçte verimli orman alanının %0,2 (191,3 ha), boşluklu kapalı orman alanının %19,5 (5511,8 ha) ve toplam orman alanının ise %4,9 (5703,1 ha) azalacağı belirlenmiştir. Bu çalışma CA-Markov modelinin Coğrafi Bilgi Sistemi ve Uzaktan Algılamayı entegre ederek gelecek yıllara ilişkin arazi kullanımının tahmin edilmesinde etkin şekilde kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

Ramazan Toplu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Atmosferdeki bazı ağır metal konsantrasyonlarının 180 yıllık değişiminin corylus colurna yıllık halkaları yardımıyla belirlenmesi

Son yüzyılda öncelikle trafik başta olmak üzere, sanayi faaliyetleri, madencilik ve kentleşme antropojenik etkiler sebebiyle atmosferdeki kirlilik oranı önemli ölçüde artmış, insan ve çevre sağlığını tehdit edecek boyutlara ulaşmış, dünya genelinde en önemli sorunlardan birisi haline gelmiştir. Hava kirliliği bileşenleri içerisinde ağır metaller doğada kolay bozulmaz ve yok olmazlar, kaynağından çok uzak mesafelere taşınabilirler, canlı bünyelerinde biyobirikme eğilimindedirler ve bazıları düşük konsantrasyonlarda bile toksik, kanserojen ve ölümcül olabilirler. Bundan dolayı havadaki ağır metal konsantrasyonlarının değişiminin izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle geçmişten günümüze atmosferdeki ağır metal konsantrasyonlarının değişiminin belirlenmesinde en etkili yöntemlerden birisi ağaçların yıllık halkalarını biyomonitor olarak kullanılmasıdır. Bu çalışmada da Kastamonu ilinde 2020 yılı sonunda kesilen Corylus colurna ağacının yıllık halkaları yardımıyla, insan ve çevre sağlığı açısından en zararlı ağır metallerden olan bazı ağır metal konsantrasyonlarının son 180 yıllık süreçte değişimi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca dış kabuk ve iç kabuktaki ağır metal konsantrasyonları odunlardaki ağır metal konsantrasyonu ile de karşılaştırılmış ve ağır metal konsantrasyonlarının yöne bağlı değişimi de değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda genel olarak odun ve kabuklar arasında istatistiki olarak anlamlı düzeyde (p<0,001) fark bulunduğu ve kabuklarda elde edilen konsantrasyonların odundaki konsantrasyonların çok üzerinde olduğu belirlenmiştir. Yıllık halkalarda ise genel olarak birçok dönemde en yüksek değerler batı ve kuzey yönlerde elde edilmiş ayrıca, aynı dönemde yönler arasında büyük farklılıklar olabildiği belirlenmiştir. Belirlenen bu farklılıklar en yakın noktadaki karayolu ve demir çelik fabrikasının etkileri olarak açıklanabilmektedir. Çalışma sonuçları ayrıca C. colurna ve yöntemin ağır metal konsantrasyonlarının değişiminin izlenmesi için oldukça uygun olduğunu, bu ağır metallerin organlar ve hücreler arasındaki transferinin oldukça sınırlı düzeyde olduğunu ortaya koymaktadır.

Kübra Key Türedi
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kastamonu'da küresel iklim değişikliğine bağlı olarak bazı ağaç türlerinin yayılış alanlarının olası değişimi

Küresel iklim değişikliği, dünya üzerindeki bütün canlı ve ekosistemleri doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilecek, dünyanın baş etmek zorunda olduğu, geri döndürülemez bir sorun olarak tanımlanmaktadır. Etkin bir hareket kabiliyetine sahip olmayan bitkiler, bu süreçten en çok etkilenecek canlı grubudur. Özellikle orman ağaçlarının ihtiyaç duyduğu göç mekanizmasının insan eli ile sağlanması gerekmektedir. Bunun için de, bu güne kadar yapılan çalışmaların aksine, küçük alanlarda yapılmış detay çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de en fazla üretim yapılan Orman Bölge Müdürlüğü olan Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü'nde karaçam, sarıçam, kızılçam, göknar, kayın ve kestane yayılış alanlarının mevcut durumu ile küresel iklim değişikliğine bağlı olarak uygun yayılış alanlarının değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada türlerin yayılış alanlarının günümüzdeki uygun yayılış alanları ile mevcut yayılış alanı yanında SSP 126, SSP 370 ve SSP 585 senaryolarına göre 2040, 2070 ve 2100 yıllarındaki uygun yayılış alanları belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları iklim değişikliğinin etkilerine bağlı olarak çalışmaya konu türlerin Kastamonu'da uygun yayılış alanlarının değişeceğini, bu değişimin bazı türlerde artış, bazılarında azalma olarak kendini göstereceğini ortaya koymaktadır. Ancak özellikle toplam alan göz önünde bulundurularak yapılan değerlendirmelerin son derece yanıltıcı olduğu da belirlenmiştir. Küresel iklim değişikliğinin etkilerine bağlı olarak Kastamonu'da türlerin uygun yayılış alanlarının yer değiştireceği, yani günümüzde mevcut bazı uygun yayılış alanlarının ilerleyen süreçte artık uygun yayılış alanı olmayacağı belirlenmiştir. Bu durumda türlerin uygun yayılış alanı değişikliklerine ayak uydurabilmesi, insan müdahalesi olmadıkça mümkün görünmemektedir. Bundan dolayı çalışma sonuçları dikkate alınarak orman amenajman planlarında gerekli düzenlemelerin yapılması önerilmektedir.

Nihat Ertürk
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu kayını (Fagus orientalis L.) ve Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana Lamb. (Holmboe)) tohumlarında yaşlanmayı geciktirici uygulamalar

Zengin tohum yılları arasındaki köprüyü kurmada bitkilerin tohumlarının gerek kısa süreli gerekse de uzun süreli depolanması, tohum ihtiyacının etkin bir şekilde karşılanması açısından önem arzetmektedir. Bu hususta sıcaklık ve nem gibi depolama koşullarının optimal olması öne çıkan faktörlerdir. Ancak, tohumlar uygun sıcaklık ve nem koşulları altında depolansalar dahi zamanla doğal yaşlanma etkisi ile oksidatif bozulmaya maruz kalmakta olup, tohumda bozulmalar meydana gelebilmektedir. Bu kapsamda; tohumun canlılığını kaybetmesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla tohum bozulmasını yavaşlatmak ve tohum canlılığını arttırmak giderek daha da önemli hale gelmektedir. Bu çalışmada; zengin tohum yıllarında hasat edilen tohumların kullanımlarından artan ve bir sonraki üretim planlamaları için kullanılmak üzere belirli süre depolanan tohumlarda yaşanan yaşlanma etkilerinin belirlenmesi, buna bağlı olarak meydana gelen yaşlanmanın geciktirilmesi ve düşen çimlenme kapasitesinin iyileştirilmesi esas alınmıştır. Bu çalışmada; zamanla yaşlanan veya çimlenme kapasitesi düşen tohumların farklı kaplama materyalleri ve priming uygulamaları ile geri dönüşümünün sağlanması yani kullanılabilir özelliğe kavuşması sürdürülebilir ormancılıkta biyolojik ve ekonomik açıdan çok önemlidir. Özellikle ara tohum kategorisinde yer alan Doğu kayını (Fagus orientalis L.) tohumlarında yaşlanmanın geciktirilmesi, depo ömrünün uzatılması amaçlanırken, ortodoks tohum grubunda yer alan yaşlanma seyrinin daha yavaş olduğu Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana Lamb. (Holmboe)) tohumlarında çimlenme kapasitesindeki düşüşün iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla doğu kayını tohumlarında kitosan (%0,25 ;%0,50; %0,75), kitosan+BHT [Bütillenmiş hidroksitoluen (100 ppm)] +BHA [Bütillenmiş hidroksianisol (200 ppm)], kitosan+%10 propolis kaplama materyalleri kullanılırken, Anadolu karaçam tohumlarında kitosan (%0,25; %0,50; %0,75), hümik asit (%3; %6; %12) ve deniz yosunu (%0,30; %0,60; %1,20) ile yapılan priming (tohum ön işlem) materyalleri kullanılmıştır. Doğu kayını tohumlarında yapılan analizler sonucu; depolama süresince kontrol grubu tohumlarında zamanla elektriksel iletkenlik (EC), malondialdehit (MDA) ve hidrojen peroksit (H2O2) artmışken, toplam yağ içeriği, toplam fenolik madde, toplam serbest radikal temizleme aktivitesi (DPPH) ile toplam çözülebilir protein ve SOD (süperoksit dismutaz) enzim aktivitelerinde azalmanın önemli olduğu belirlenmiştir. Doğu kayını tohumlarında kullanılan kaplama materyallerinin yaşlanmayı geciktirici etkisi önemli bulunmuş olup, bu materyaller arasında kitosanın yaşlanmayı geciktirmede daha etkin olduğu belirlenmiştir. Yaşlı karaçam tohumlarında (2006 hasat yılı) EC, MDA ve H2O2 miktarları ile SOD ve POD (peroksidaz) enzim aktivitelerinde artış tespit edilirken, CAT enzim aktivitesi, toplam suda çözülebilir protein, toplam yağ miktarı, toplam fenolik madde ve DPPH aktivitesinde azalışlar olduğu belirlenmiştir. Anadolu karaçamı yaşlı tohumlarında kitosan uygulamasının kontrol grubu tohumlara göre çimlenme hızı ve yüzdesini önemli ölçüde arttırdığı, buna karşılık deniz yosunu uygulamasının ortalama çimlenme süresini kontrole göre önemli ölçüde azalttığı belirlenmiştir.

Şeyma Selin Akın
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenmesi ile orman yangını riskinin tahmin edilmesi: Taşköprü Orman İşletme Müdürlüğü örneği

Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü'nün Taşköprü Orman İşletme Müdürlüğü'nde gerçekleştirilen bu çalışmada makine öğrenmesi ile orman yangın riskinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Yangın riskinin tahmin edilmesinde 2017-2022 yılları arasında Taşköprü Orman İşletme Müdürlüğü'nde meydana gelen yangınlara ait veriler ile hiç yangın çıkmamış alanlara ait veri seti kullanılmıştır. Makine öğrenmesi ile orman yangının riskinin tahmin edilmesi için 4 ana kriter (meşcere özellikleri, topoğrafya, çevresel faktörler ve meteorolojik veriler) ve 12 alt kriter (ağaç türleri, gelişim çağı, kapalılık, eğim, bakı, yükseklik, yerleşim yerine uzaklık, tarım alanlarına uzaklık, yola uzaklık, su kaynaklarına uzaklık, sıcaklık ve rüzgâr hızı) belirlenmiştir. Yangın riskinin belirlenmesi için makine öğrenmesi olarak Çok Katmanlı Algılayıcı, Rastgele Orman ve Destek Vektör Makineleri kullanılmıştır. Makine öğrenmesi ile yapılan deneysel çalışmalar en az %94'lik doğruluk oranına ulaşılmıştır. Bu sonuç, makine öğrenmesi yöntemleri ile orman yangın riskinin tahmininde etkili olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmanın sonuçları orman yangını riskinin tahmin ederek olası orman yangınlarının çıkabilecek alanlarda yangın çıkmadan önce önlemlerin alınmasına ve erken müdahale yapılmasına katkıda bulunacaktır.

Atıf Bıyıklı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Saf sarıçam (Pinus sylvestris L.) meşcerelerinde landsat 8 olı uydu görüntüsü yardımıyla topraküstü karbon depolama miktarının belirlenmesi (Aladağ Orman İşletme Şefliği örneği)

Bu çalışmada, Aladağ Orman İşletme Şefliğinde yayılış gösteren saf sarıçam meşcerelerinde topraküstü karbon miktarının uzaktan algılama verileri yardımıyla modellenmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanında bulunan farklı gelişim çağı ve kapalılık sınıflarındaki saf sarıçam meşcerelerinden alınmış olan örnek alanlarda yapılan yersel ölçümlerden yararlanılarak örnek alanların topraküstü karbon miktarları hesaplanmıştır. Çalışma kapsamında kullanılan uzaktan algılama verileri (bant reflektans değerleri ve vejetasyon indisleri) ise Landsat 8 OLI uydu görüntüsü kullanılarak elde edilmiştir. Topraküstü karbon miktarları ile uzaktan algılama verileri arasındaki ilişkiler Korelasyon Analizi ile ortaya konulmuş ve Aşamalı Regresyon Analizi yardımıyla da topraküstü karbon miktarı tahmin modelleri geliştirilmiştir. Modellerin geliştirilmesi aşamasında, modele dahil edilen bağımsız değişkenlere bağlı olarak yalnızca bant reflektans değerlerinin, bant reflektans değerleri ile topografik verilerin, yalnızca vejetasyon indislerinin ve bant reflektans değerleri ile vejetasyon indislerinin bağımsız değişken olarak kullanıldığı dört farklı model yapısı için başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Model başarılarının ortaya konulmasında Düzeltilmiş Belirtme Katsayısı (R_d^2), Hata Kareler Ortalamasının Karekökü (RMSE) ve Akaike Bilgi Kriteri (AIC) olmak üzere üç farklı istatistiksel ölçütten yararlanılmıştır. En başarılı modeller; yalnızca bant reflektans değerlerinin kullanıldığı model yapısı için M3 (R_d^2=0,593), bant reflektans değerleri ile topografik verilerin birlikte kullanıldığı model yapısı için M6 (R_d^2=0,581), yalnızca vejetasyon indislerinin kullanıldığı model yapısı için M12 (R_d^2=0,632) ve bant reflektans değerleri ile vejetasyon indislerinin birlikte kullanıldığı model yapısı için M13 (R_d^2=0,576) olmuştur.

Sedat Işık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çakal eriğinin (Prunus spinosa L.) tohum teknolojisi üzerine bir araştırma

Çakal eriği (ÇE, Prunus spinosa) boylu çalı formunda, dikenli bir bitki olup meyveleri insan sağlığı ve yaban hayatı için değerlidir. Bol miktarda C vitamini ve yararlı antioksidan içermektedir. ÇE zorlu ekolojik koşullara toleranslı olması nedeniyle marjinal alanların ağaçlandırılması ve peyzaj düzenlemesi için kullanışlı bir bitki türüdür. Tahrip görmüş alanlarda, yol kenarlarında ve ekoton bölgede sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Çok yönlü faydaları ve geniş doğal yayılışına karşın türün tohum teknolojisi üzerine yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. ÇE tohumlarında hem kabuk hem de embriyo kaynaklı çimlenme engeli bulunmaktadır. Bu durum türün fidanlıklarda tohumla üretimini sınırlamaktadır. Bu çalışmada, Yığılca (Düzce) ve Mengen (Bolu) orijinlerinden toplanan ÇE tohumlarının önce bazı morfolojik tohum özellikleri belirlendi. Daha sonra çimlenme engelini gidermek amacıyla tohumlara 13 farklı ön işlem uygulandı. Ön işlemler; kontrol, katlama, GA3 uygulaması ve sülfürik asit uygulaması gibi farklı ön işlem kombinasyonlarını içermektedir. Ön işlem gören tohumlar 20°C sabit ve 10/20°C (16/8 saat) değişken sıcaklıkta laboratuvarda çimlendirildi ve ayrıca sera ortamına ekildi. Son olarak, hiç ön işlem görmemiş tohumlar dış ortama ekildi. Morfolojik tohum özellikleri bakımından orijinler arasında önemli farklılık bulunmamaktadır. Laboratuvar sonuçlarına göre; orijinin çimlenme yüzdesine (ÇY) etkisi önemsizken (p>0,05), ön işlem ve çimlendirme sıcaklığının etkisi önemli bulundu (p<0,05). Ayrıca orijin x ön işlem ve ön işlem x çimlendirme sıcaklığı etkileşimlerinin çimlenmeye etkisi önemlidir (p<0,05). Tohumlar değişken sıcaklıkta daha yüksek oranda çimlendi. En yüksek ÇY, 3 hafta sıcak katlama sonrası kabuk kırılarak 100 ppm GA3 (Giberellik asit) uygulanan ön işlemde sağlandı. Sera çimlenmeleri laboratuvar çimlenme sonuçlarına benzerlik gösterdi. Ön işlem uygulanmadan dış ortama ekilen ÇE tohumları ise çimlenme yüzdesi bakımından orijinler arasında önemli farklılık gösterdi.

Muhammet Gülay
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ıhlamur (Tilia sp.) türlerinde farklı aşılama yöntemlerinin ve zamanının aşı tutma başarısına etkisi

Ihlamur dünya genelinde coğrafik olarak Kuzey Yarımküre'nin ılıman ve subtropikal bölgeleri arasında yayılış yapar. Ülkemizde doğal olarak yetişen 4 ıhlamur taksonu vardır. Ihlamur gıda, tıbbı (ilaç), kozmetik, el sanatlarında kullanımı, süs bitkisi olarak kullanımı ve kent merkezlerinde yer alan açık yeşil alanlarda çok sık kullanılmasından dolayı rekreasyon olarak hizmet vermesi gibi çok fazla özelliğe sahiptir. Bu durum ıhlamurun ekolojik, ekonomik ve sosyal açıdan çok fazla değere sahip olmasına yol açmaktadır. Bu çalışma ile ıhlamurun aşılı fidan üretimini kolaylaştırarak ve hızlandırarak, ekonomik, ekolojik ve sürdürebilirlik bakımından veriminin arttırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada Tilia tomentosa anacının üzerine Tilia tomentosa, Tiliahenryana, Tilia cordata, Tilia platyphyllos türlerine ait kalemler üç farklı zamanda (Mart, Nisan ve Mayıs) dört farklı aşı yöntemi (yarma, yandan yanaştırma, yongalı göz ve dilcikli) kullanılarak aşılanmıştır. Tür bazında incelendiğinde tüm aylarda ve aşı yöntemlerinde de en düşük aşı başarısı T. henryana türünde elde edilmiştir. Aşı yöntemleri tür bazında incelendiğinde ise en düşük tutma başarısı tüm türlerde yongalı göz aşısında olduğu belirlenmiştir. Genel olarak yongalı göz aşısı dışındaki tüm yöntemlerde her bir türde yüksek tutma başarısı elde edilmiştir.

Rabia Parmaksızoğlu Yan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çam kese böceğinin (Thaumetopoea wilkinsoni tams, 1924 (Lepıdoptera: notodontidae)) son larva evresinin bir yıllık dönemdeki erginleşme başarısı

Bu çalışmada Türkiyedeki çam ağaçlarına zarar veren Çam kese böceğinin (Thaumetopoea wilkinsoni) tırtıldan pupaya ve pupa evresinden sonra ergin dönemine geçişinde boyutları ve ağırlıklarının etkisi olup olmadığı karşılaştırılmış ve incelenmiştir. Batı Karadeniz Bölgesindeki Düzce ilinde bulunan Düzce Üniversitesi kampüsünden Nisan ayında, böceğin toprağa girmek için kesesini terk ettiği dönemde tırtıllar toplanmıştır. Düzce Üniversitesi laboratuvarında Çam kese böceklerinin larva ve ergin dönemlerindeki ağırlık ve boyları ölçülmüştür. ÇKB tırtılları ağırlıklarına göre Küçük boy (<0-0,600 gr), Orta boy (0,601-0,900 gr) ve Büyük boy (>0,900 gr) olarak gruplara ayrılmıştır. Pupa oluşturmak için toplanan ÇKB' ne ait 5. gömlekteki tırtıllarından toplam 300 bireyin ortalama ağırlığı 0,752 gr ± 0,214 ve ortalama boyu da 3,12 cm ± 0,42 olarak hesaplanmıştır. Küçük olarak gruplandırılan tırtılların ortalama boyu 2,72 cm ± 0,29 ve ortalama ağırlığı 0,515 gr ± 0,071, orta olarak gruplandırılan tırtılların ortalama boyu 3,13 cm ± 0,22 ve ortalama ağırlığı 0,740 gr ± 0,094, büyük olarak gruplandırılan tırtılların ortalama boyu 3,53 cm ± 0,26 ve ortalama ağırlığı 1,001 gr ± 0,063 olarak hesaplanmıştır. Her gruptan 90 larva olmak üzere 270 larva ayrıca kontrol amaçlı rastgele seçilen 30 larva gruplandırılmadan tartılmış ve uzunlukları mm olarak ölçülmüştür. K1, K2, K3, O1, O2, O3, B1, B2, B3, Kontrol olmak üzere 10 adet deney ortamına bırakılmış ve toprağa girişleri takip edilmiştir. Toprağa girme zamanı başlangıç kabul edilerek (Nisan sonu) Eylül ayının sonuna kadar ergin evreye geçişi gözlemlenmiştir. Pupa olmak üzere toprak altına giren larvaların tamamı başarılı krizalit olamamıştır. Toplam 300 larvanın 175 adeti (%58) pupa evresine geçmiştir. Bu oran orta büyüklükteki grupta en fazla (%66) iken Kontrol grubunda en az (%33) olmuştur. Düzce ilinde Çam kese böceğinin ilk ergin çıkışı 16 Temmuz tarihinde görülmüştür. 1 Ağustos'ta son ÇKB ergininin pupadan çıktığı tespit edilmiştir. Toprağa pupa oluşumu sağlamak için konulan 300 larvadan 38 adet ergin ilk yıl için elde edilmiştir. Ergin olma başarısı ilk yıl için %13'tür. 10 adet küçük grubunda, 14 adet orta grubunda, 11 adet büyük grubunda ve 3 adet kontrol grubundan ergin çıkışı tespit edilmiştir. Zararlının ilk yılında en çok (0,601-0,900 gr) orta olarak ifade ettiğimiz ağırlıktaki ÇKB'nin ergin döneme geçtiği görülmüştür.

Selin Denizli
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale Bayramiç ilçesi Kara Menderes Irmağı yakın çevresindeki leylek (Ciconia ciconia (L., 1758)) kolonisinin üreme biyolojisi

Leylekler(Ciconia ciconia), sembolik bir kuş türü olarak bilinir ve birçok kültürde şans, bereket ve doğurganlık sembolü olarak kabul edilir. Bu nedenle, Leyleklerin yaşam öyküsü ve davranışları, çevrelerinde ilgi uyandırmaktadır. Leylekler, uzun bacakları, uzun boynu, beyaz tüyleri ve siyah kanat uçları ile tanınan büyük kuşlardır. Genellikle tarlalarda, sulak alanlarda ve açık çayırlık alanlarda yaşarlar. Bu çalışmanın amacı, Çanakkale Kazdağları bölgesinde Leylek popülasyonunun üreme başarısını incelemektir. İlk olarak 2021 Mart ayında, bireylerin yuvaya dönüş süreciyle birlikte araştırmalar başlamıştır. Alanda ilk üreme faaliyeti 17 Mart 2021 tarihindeki gözlemle tespit edilmiştir. Toplam 15 leylek yuvası belirlenmiş ve çalışma yılı için 12 yuvada üreme faaliyeti tespit edilmiş ve bu yuvalar periyodik 22 kez gözlenmiştir. Kuluçka faaliyeti olan yuvalarda toplam 49 yumurta, bu yumurtalardan 38 yavru çıkışı olmuş ve sonuçta 22 bireyin yuvadan başarılı şekilde uçtuğu belirlenmiştir. Toplam yavru çıkış oranı %78'dir. Toplam yumurta sayısına göre bağımsızlığını sağlıklı bir şekilde kazanan birey oranı %45'tir. Üreme faaliyeti gerçekleşen 12 yuvanın 9'unda üreme başarılı olmuştur. Yetişkinler tarafından besin kalitesi, sürekliliği, yavru yetiştirme başarısını etkilemektedir. Ancak, yuva yüksekliği veya konumu yetiştirme başarısını etkilememiştir. Çalışılan popülasyonun üreme başarısı, besin mevcudiyeti, yetişkin, civciv ölüm oranı veya yuva yeri mevcudiyeti ile sınırlı görünmemektedir. Bu nedenle, Türkiye'de yuva yapan göç sırasında veya kışlakta ölümle ilgili faktörler daha önemli rol oynayabilir.

Mert Uzunoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Acer negundo L. ve Acer pseudoplatanus L. fidanlarında kuraklık ve uv-b streslerinin bazı anatomik, morfolojik ve fizyolojik karakterler üzerine etkisi

İklim değişikliği, atmosferdeki sera gazlarının artması ve doğal süreçlerin etkisi ile küresel sıcaklık artışına neden olan bir durumdur. Bu sıcaklık artışı, dünya genelinde birçok çevresel etkiye yol açmaktadır. Bu etkilerden iki tanesi güneşten gelen zararlı bir elektromanyetik ışın türü olan UV-B radyasyonu ve kuraklık olarak adlandırılan şiddetli su sıkıntısıdır. UV-B radyasyonun artması bitkilerde bitkiler de üreme ve büyüme süreçlerini etkileyebilir. Kuraklık, ekosistemdeki değiştirerek bitki ve hayvan türlerinin hayatta kalma şansını azaltabilir. Bitkiler, çevresel faktörlerden etkilenebilen canlı organizmalardır. Hem UV-B radyasyonu hem de kuraklık, bitkiler üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Bu çalışmada iki farklı fidan türü kullanılarak; Acer negundo (Dişbudak Yapraklı Akçaağaç) ve Acer pseudoplatanus (Dağ Akçaağacı) fidanlarında UV-B radyasyonu ve kuraklık stresine karşı bitkilerdeki anatomik, morfolojik ve fizyolojik karakterlerin tepkisi araştırılarak, akçaağaçlarda meydana gelen değişiklikler belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda, artan UV-B radyasyon miktarına karşı A. negundo fidanlarının daha toleranslı olduğu, A. pseudoplatanus fidanlarının ise kuraklık şiddetine daha toleranslı olduğu görülmektedir. Anotomik karakterleri incelendiğinde, A. negundo ve A. pseudoplatanus'un kuraklık ve UV-B stresine karşı farklı tepkimeler gösterdiği belirlenmiştir. Her iki türde de lif çeper kalınlığının kontrol gruplarına göre aynı anda hem kuraklık hem de UV-B radyasyonuna maruz kalan fidanlarda azaldığı gözlemlenmiştir. Morfolojik karakterler incelendiğinde stoma boylarının ve eninin genel olarak kuraklık ve UV-B stresinden önemli düzeyde etkilenmediği belirlenmiştir. Ancak yüksek doz UV-B radyasyonuna maruz kalan fidanlarda stoma enini arttırdığı, aynı anda hem yüksek doz UV-B hem de kuraklık şiddetine maruz kaldıklarında ise por boyunun azaldığı belirlenmiştir. Bitki gaz değişim parametrelerinin kontrol gurbu değerlerine göre kuraklık stresi ile azaldığı ancak UV-B stresi ile fazla değişkenlik göstermediği belirlenmiştir. Bitki transpirasyon miktarının kuraklık etkisi ile azaldığı, UV-B radyasyon miktarı ile arttığı belirlenmiştir. Bitkinin kuraklık stresinin etkisini azaltmak için transpirasyonu azaltmış olabileceği ve UV-B radyasyonunu bitki gelişimi için kullanmak amacıyla transpirasyonu arttırmış olabileceği düşünülmektedir. Sonuç olarak, A. negundo ve A. pseudoplatanus fidanlarının uygulamalara göstermiş olduğu tepkilerin uygulamalar ve türler arasında farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bitkilerin aynı uygulamalara farklı tepkiler vermesinin ve streslere karşı göstermiş oldukları tepkilerin sebepleri hala belirsizliğini korumaktadır. Bundan dolayı odunsu türlerin streslere karşı tepkilerinin daha detaylı olarak araştırılması önerilmektedir.

Hatice Çobanoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki kestane (Castanea sativa mill.) popülasyonlarının genetik çeşitliliği ve iklim değişikliğine karşı bölgesel adaptasyonlarının belirlenmesi

Türkiye kestane üretimi açısından dünyada üçüncü sıradadır. Ancak küresel iklim değişikliğine bağlı olarak çevresel streslerin artması kestane üretiminin azalmasına neden olmuştur. Bu çalışma, ülkemizde doğal olarak yetişen kestane popülasyonlarının genetik çeşitliliğini ve kuraklık toleransındaki potansiyel farklılıklarını araştırarak koruma genetiği ve ıslah çalışmalarına katkı sağlamayı amaçlamıştır. Bu bağlamda, Türkiye'nin dört coğrafi bölgesinin yedi iline ait (Düzce, Trabzon, Ordu, Kütahya, İzmir, Antalya, Bursa) doğal kestane ormanlarından toplanan 180 Castanea sativa genotipinin genetik çeşitlilik seviyeleri ISSR ve SCoT olmak üzere iki farklı moleküler markör sistemi ile belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, iklim değişikliğine karşı bölgesel adaptasyonların belirlenmesi kapsamında sera ortamında yirmi sekiz gün boyunca kuraklık stresi uygulanan altı popülasyona ait (Düzce, Bursa, Deli Sargın, Selge, Ovacık, İbradı) kestane fidanlarının fizyolojik (klorofil konsantrasyon miktarı, stoma iletkenliği, terleme miktarı, net fotosentez miktarı, içsel su kullanım etkinliği ve ksilem su potansiyeli) ve biyokimyasal (prolin miktarı) parametrelerindeki değişim belirlenmiştir. Moleküler verilerden (toplam lokus sayısı, polimorfik lokus sayısı, polimorfizm bilgi içeriği ve genetik çeşitlilik) elde edilen bulgular, SCoT belirteçlerinin C.sativa popülasyonları arasındaki genetik ilişkileri belirlemede daha avantajlı olduğunu göstermiştir. Ayrıca, Düze popülasyonunun genetik çeşitliliğinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Diğer yandan, fizyolojik ve biyokimyasal ölçümlerden elde edilen bulgular, güney popülasyonlarının (İbradı, Deli Sarnıç ve Selge) genel olarak kuraklığa toleranslı ve Bursa popülasyonunun ise kuraklığa duyarlı olduğunu göstermiştir. Bunun yanı sıra Düzce popülasyonunun da kuraklığa tolerans geliştirdiği belirlenmiştir. Moleküler, fizyolojik ve biyokimyasal verilerinden elde edilen bulgular ışığında, Düzce popülasyonun kuraklığa tolerans seviyesinin yüksek olması daha yüksek genetik çeşitliliğe sahip olmasından kaynaklanmıştır. Bu bağlamda Düzce popülasyonunun kuraklığa adaptasyon geliştirdiği söylenebilir. Sonuç olarak yapılacak koruma genetiği ve ıslah çalışmalarında Düzce popülasyonu önerilebilir.

Fadime Beyazyüz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ormancılık alanında yayımlanmış Türkiye adresli makalelerin içerik ve bibliyometrik analizi

Bu tez çalışmasında ormancılık alanında yayımlanmış ulusal makalelerin içerik analizi ve uluslararası makalelerin ise bibliyometrik analizi yapılmıştır. Çalışmanın materyalini ulusal makaleler kapsamında TR Dizin Dergi Listesi'nde yer alan çeşitli kriterlere göre seçilen 6 ormancılık dergisinde yayımlanmış makalelerin özetleri, uluslararası makaleler kapsamında ise Bilim Atıf Endeksi, Genişletilmiş Bilim Atıf Endeksi, Sosyal Bilimler Atıf Endeksi ve Sanat ve Beşerî Bilimler Endeksi indekslerinde taranan dergilerde Türkiye adresli ormancılık alanındaki makale özetleri oluşturmuştur. Bu makale özetlerinin, konu, anabilim dalı, ormancılık meseleleri, politikaları odaklı içeriği kodlanmıştır. İçerik analizi için MAXQDA 2022 isimli yazılım, bibliyometrik analiz için ise VOSviewer isimli yazılım kullanılmıştır. İçerik analizi yardımıyla ormancılık araştırmalarının ve özellikle de orman ekonomisi alanında odak noktasının zamansal değişimi belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca üst politika belgelerinde yer bulan ormancılık meseleleri ile yayımlanmış makaleler arasındaki bağlantılar incelenmiştir. Bibliyometrik analiz ile uluslararası dergilerde yayımlanmış araştırmaların yazar, kurum, ülke gibi çeşitli faktörlere göre ortak yazarlık durumları, atıf durumları, araştırmalarda en fazla kullanılan anahtar kelimeler ve özetlerde en fazla kullanılan kelimeler gibi çeşitli verilerin analizi yapılmıştır. Makaleler ile politika belgeleri arasında bir bağ olduğu, bölümler ile dönemler, bölümler ile dergiler, dergiler ile dönemler, ulusal ya da uluslararası olma ile dönemler arasında istatistiki olarak bir ilişki tespit edilmiştir. Sadece özet, başlık ve anahtar kelimelere bakılarak bölüm ve anabilim dalı ayrımının sağlıklı bir şekilde yapılamayacağı belirlenmiştir. Orman Ekonomisi Anabilim Dalı yayınları, Ormancılık Politikası, Orman Ekonomisi ve Orman Hukuku olmak üzere 3 farklı Bilim Dalı'na ayrılmıştır. Bu Bilim Dalları arasında en fazla çalışma Ormancılık Politikası alanında yapılmıştır. Sonuçlara göre Orman Ekonomisi Anabilim Dalı'nda ormancılığın ekonomik tarafının yanı sıra sosyal ve politik kısımlarının daha da önemli hale gelmeye başladığı ortaya konmuştur. Uluslararası çalışmalar incelendiğinde ormancılık alanında yapılmış olan çalışmaların bir artış yaşadığı, ortak yazarlık, atıf analizi gibi yapılan çeşitli analizler sonrasında Türkiye'de en üretken kurumların İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa ve Karadeniz Teknik Üniversitesi olduğu, orman endüstri mühendisliği bölümünün uluslararası makalelerde daha ön planda olduğu, en fazla mekanik özellikler teriminin kullanıldığı gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Son olarak ise politika yapıcılara ve araştırmacılara bazı önerilerde bulunulmuştur.

Yıldız Bahçeci Öztürk
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Maksimum entropi modeli ile CBS kullanılarak formica rufa yuvalarının potansiyel dağılımının belirlenmesi

Bu çalışma; Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü, Kastamonu Orman İşletme Müdürlüğü ormanlarında 2022-2023 yıllarında yürütülmüş ve çalışma alanında toplam 267 Formica rufa yuvası tespit edilmiştir. Formica rufa'ların habitat tercihleri meşcere, topoğrafik ve iklim değişkenlerine göre değerlendirilmiştir. Ayrı ayrı değerlendirildiğinde yuvaların 3 kapalı meşcereleri, orta bonittetleri, gölgeli bakıları, normal kapalı meşcereleri, 1800 m'ye kadar olan yükseltileri, düşük eğimli alanları, düşük sıcaklıklara sahip, 48 mm'den daha düşük yağış alan ve yüksek solar radyasyona sahip meşcereleri daha fazla tercih ettiği belirlenmiştir. Bu çalışmada ayrıca Formica rufa'lar için potansiyel uygun alanların seçimi Maksimum Entropi (MaxEnt) yaklaşımı ile 30 farklı değişken kullanılarak modellenmiş ve habitat uygunluk haritası oluşturulmuştur. Modelin doğruluğu alıcı çalışma karakteristiği (ROC, Receiver Operating Characteristic) analizi ile değerlendirilmiş eğitim verilerinde eğrinin altındaki alan (AUC, Area Under Curve) 0.941; test verilerinde ise 0,946 olarak hesaplanmıştır. Formica rufa'ların potansiyel uygun alanların belirlenmesinde modele en çok katkı sağlayan değişken gelişim çağıdır ve bu değişken modelin %39,5'ini oluşturmaktadır. Bunun yanında gelişim çağı, nitelik ve En kurak ilk üç ayın yağış miktarı (BIO7) değişkenleri modelin %75,1'ini oluşturmaktadır. Habitat uygunluk haritasına göre arazi çalışması sonucunda tespit edilen F. rufa yuvalarının %79'u uygun ve çok uygun alanlarda yer almaktadır. Kuzey yarımküre ormanlarında yaygın olarak bulunan ve orman ekosistemleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olan Formica rufa grubu aynı zamanda orman ekosistemlerinde en dikkat çeken biyoindikatör türlerdir. Bu türlerin habitat seçiminde etkili olan değişkenlerin ortaya koyulması bu türlerin korunması ve yönetilmesi açısından önemlidir.

Eda Ünel
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mitokondriyal demir taşıyıcı genlerin kavak ağacında (Populus trichocarpa) genom düzeyinde belirlenmesi ve biyoinformatik analizleri

Demir (Fe) hemen hemen tüm organizmalar için gerekli bir mikro besindir ve özellikle fotosentez yapan canlılarda demir gereksinimi çok yüksektir. Bitkilerde, kloroplast ve mitokondri organellerinde demir elementi çok yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Mitokondrilere demir alınımında rol oynayan MIT (Mitochondrial Iron Transporter: mitokondriyal demir taşıyıcı) genlerinin keşfiyle, mitokondriyal demir dengesi ve önemi daha iyi anlaşılmıştır. Bu çalışma, kavak (Populus trichocarpa) bitkisinde MIT genlerinin genom çaplı belirlenmesi ve biyoinformatik analizlerle yapılarının ortaya konulması amaçlamıştır. Bu bağlamda, kavak bitkisinin genomunda üç adet MIT geni (Potri.001G282400.1, Potri.009G077600.1 ve Potri.016G125200.1) bulunmuştur. Moleküler ağırlık ve izoelektrik nokta değerlerinin ise 34.95-37.23 kDa ile 7.62-9.12 arasında olduğu bulundu. Kavak bitkisinin MIT protein dizilerinin amino asit kompozisyonu incelenmiş olup, yüzde olarak en fazla bulunan amino asit çeşidi ortalama %12.2 ile alanin (Ala) bulunmuştur. Yapılan filogenetik analizler sonucunda, monokot-dikot bitkilerin net bir şekilde birbirinden ayrıldığı tespit edildi. Özellikle, kavak MIT protein dizilerinin söğüt bitkisiyle gruplaştığı belirlendi. Ayrıca, kavak MIT genlerinin kuraklık stresi altında, gen çeşidine bağlı olarak ifade seviyelerinin çeşitlilik gösterdiği belirlenmiştir.

Onur Poyraz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kuraklık stresi altında çimlendirilen bazı Anadadolu Karaçamı (Pinus nigra J.F. Arnold Ssp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) orjinlerinin tohumlarında dopamin hormon uygulamasının çimlenme özelliklerine etkisi

Canlılar için vazgeçilmez bir ekosistem olan ormanlar, son yıllarda küresel ısınma ve kuraklık nedeniyle ciddi baskı altındadır. Karaçam türü ülkemizde ağaçlandırma çalışmalarında kullanılan en önemli türlerden biridir. Suyun akılcı kullanımına yönelik ağaç tür ve orijinlerin seçimi sürdürülebilir bir yönetim anlayışı için kritik öneme sahiptir. Dopamin (DOP) maddesi bitki büyümesi ve gelişimini fitohormonlarla etkileşime girerek desteklemektedir. Tez araştırması ile ilk kez orman ağacı tohumları üzerinde DOP maddesi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, dışarıdan dopamin uygulamasının farklı kuraklık stres düzeylerindeki etkilerinin çimlenme parametreleri yönünden (çimlenme yüzdesi, ortalama çimlenme süresi, çimlenme hızı ve çimlenme değeri) etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Karaçam türü tohumlarına ait 10 farklı tohum meşceresinden orijinler (İzmir / TM-100; Kahramanmaraş / TM-114; Zonguldak / TM-140; Çanakkale / TM-329; Ankara / TM120 / TM123; Bursa / TM83; Kastamonu / TM131; Balıkesir / TM118; Eskişehir / TM117) seçilmiştir. 3 farklı kuraklık stresi seviyesi-0,4 MPa (Peg4), -0,6 MPa (Peg6) ve -0,8 MPa (Peg8) ve 3 farklı dozda dopamin hormonu (0.5 mM, 1 mM, 1.5 mM) uygulamaları yapılmıştır. Sonuç olarak; kuraklık stres düzeyinin artması ile birlikte çimlenme parametrelerinde düşüşler olduğu saptanmıştır. Uygulanan dopamin hormonunun çimlenme parametreleri yönünden özellikle Peg 4 ve Peg6 seviyelerinde kuraklığın olumsuz etkilerini azaltıcı yönde, pozitif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Özellikle DOP 0,5 mM ve 1 mM doz uygulamalarının tohum çimlenme parametreleri üzerinde etkisi önemli bulunmuştur.

İhsan Korkmaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çam kese böceğinin (Thaumetopoea wilkinsoni) duyarlılık haritalarının coğrafi bilgi sistemleri tabanlı çok kriterli karar verme teknikleri ile hazırlanması

Bu çalışma, Kahramanmaraş Bölge Müdürlüğü, Gaziantep Orman İşletme Müdürlüğü, Nurdağı Orman İşletme Şefliği'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanının çok kriterli karar verme teknikleri yardımıyla Çam Kese Böceği (ÇKB) duyarlılık haritalarının hazırlanması amaçlanmıştır. Arazi çalışması ve Orman Zararlıları ile Mücadele Projeleri yardımıyla çalışma alanındaki ÇKB zararı gören meşcereler tespit edilmiştir. ÇKB duyarlılık haritalarının oluşturulmasında ağaç türü karışımı, kapalılık, gelişim çağı, yükselti, eğim, bakı, yıllık ortalama sıcaklık, yıllık ortalama solar radyasyon ve yıllık ortalama yağış parametreleri kullanılmıştır. ÇKB duyarlılık haritaları Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve Frekans Oranı Yöntemi (FRM)'ne göre düzenlenmiştir. AHP ve FRM modellerine göre hazırlanan ÇKB duyarlılık haritaların doğruluğu Göreceli Çalışma Karakteristiği (ROC) analizi ile test edilmiştir. Her iki modele göre ÇKB duyarlılık haritalarının oluşturulmasında en etkili parametre yıllık ortalama yağış olarak tespit edilmiştir. AHP modeline göre ÇKB zararı olan meşcerelerin %73'ü, FRM modeline göre ÇKB zararı olan meşcerelerin %68'i yüksek ve çok yüksek duyarlılık kategorilerinde tespit edilmiştir. AHP ve FRM modelleri için Eğrinin Altındaki Alan (AUC) değerleri sırasıyla 0,835 ve 0,830 olarak hesaplanmıştır. Modeller arasında ise AHP'nin FRM'ye göre daha doğru sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Bu sonuçlara göre AHP ve FRM modelleri ile oluşturulan ÇKB duyarlılık haritalarının güvenilir sonuçlar ürettiği ortaya konulmuştur.

Ali Berat Bulut
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İç Anadolu kurak sahalarında ağaçların su kaynağının durağan izotop yöntemiyle belirlenmesi

İklim değişikliğinin etkileri İç Anadolu Kurak sahalarında çok daha şiddetli hissedilecektir. Bu nedenle yörede yapılacak ağaçlandırma çalışmalarında iklim değişikliği senaryolarında başarılı olacak türlere yer verilmelidir. Dolayısıyla bu projenin amacı İç Anadolu kurak sahalarında bitkilerin kullandıkları su kaynağını belirlemektir. Böylece elde edilen proje sonuçlarıyla olası iklim değişikliğinde ve azalan su kaynaklarının olduğu ortamda hangi türlerin sahada kalma şansının daha fazla olduğundan yola çıkarak uygulamacıya önerilerde bulunulacaktır. Çalışma Tuz Gölü-Konya havzasında yedi sahada bulunan yalancı akasya (Robinia pseudoacacia), badem (Amygdalus communis), dişbudak (Fraxinus angustifolia), iğde (Elaeagnus angustifolia), karaçam (Pinus nigra), sedir (Cedrus libani) türlerinin farklı yaşlarındaki ağaçlandırma sahalarında gerçekleştirilecektir. Her sahayı temsilen birbirlerine uzaklığı 200 metre olan üçgen şeklinde üç nokta belirlenecektir. Her noktada Toprağın 5, 10, 20 ve 30 metre derinliklerinden karot örnekleri alınacaktır. Her karottan yaklaşık 2 kg kadar toprak örneği alınıp toprak örneklerinden 10 ml kadar su elde edilmesi sağlanacaktır. Yörede en çok kullanılan akasya, badem, dişbudak, iğde, karaçam, sedir türleri 8-12 ila 18-25 arası iki farklı yaşı grubu olarak örneklenecektir. Her türün her iki yaş grubundan 30'ar birey örnekleme ağacı olarak belirlenecektir. Her bireyin öz suyundan yaklaşık 10 ml örnekleme yapılacaktır. Stomaların açık kalma sürelerini karşılaştırmak için bitkilerin yaprak ve ibrelerinde 13C izotop analizleri yapılacaktır. Bunun için su örneklemesi yapılan bireylerden tepe çatısını temsil edecek şekilde dört farklı yönden yaprak ve ibrelerden örneklenecektir. Yaprak ve ibre örneklerinin 13C, su örneklerinin 18O izotopları analiz edilecektir. Aynı türlerin farklı yaşları ile farklı türlerin aynı yaştaki bireylerindeki 13C ve 18O izotop fraksiyon dağılımları tek yönlü varyans analizi ile karşılaştırılacaktır. Her değişken için farklılık olduğu belirlenen ANOVA sonuçlarında Tukey's HSD ortalamaları ayırma testi  = 0.05 düzeyinde gerçekleştirilecektir.

Şansel Bildiren
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Toros göknarı alt türlerinde (A. cilicica subsp. isaurica ve A. cilicica subsp. cilicica) iklim değişikliğine bağlı potansiyel yayılış alanlarının MaxEnt modelleme yöntemi ile belirlenmesi

Orman ekosistemlerinde kaynak yönetim sürecinde sürdürülebilirlik, ekolojik, ekonomik ve sosyal fonksiyonların birlikte değerlendirilmesi ile gerçekleştirilmelidir. Bu durum, ormancılık çalışmalarının planlanması ve uygulanması açısından önem arz etmektedir. Ormanların oluşum süreçlerini, yapısını ve ekolojisini etkileyen en önemli faktörlerden biri de iklimdir. İklim uzun zamandır bitkilerin coğrafi dağılımı üzerinde birincil kontrol faktörü olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle; iklim değişikliğine tepki olarak bitkilerin belirgin bir yeniden dağılım göstermesi beklenebilir. İklim değişikliğinin yol açtığı ekolojik farklılaşmanın, ormancılık sektörü üzerine etkisi diğer etki eden faktörlere göre daha yavaş fakat belirleyicidir. Değişen iklim koşulları altında en çok etkilenecek bölgelerden biri de Akdeniz havzasıdır. Bu tez çalışmasında; Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde doğal yayılış gösteren önemli asli türlerden Abies cilicica alt türlerinin [A. c. subsp. cilicica (Antoine et Kotschy) Carrière ve A. c. subsp. isaurica (Antoine et Kotschy) Carrière] son üç plan dönemindeki (ilk planlar-seribazlı planlar, ilk dijital planlar ve son dönem planları) yayılış alanları incelenmiş ve ileriye yönelik her iki taksonun yayılış modelleri oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda; her iki alt türün son 50 yıllık süreçteki yayılış alanlarında daralma olduğu saptanmıştır. Maksimum Entropi (MaxEnt) analizi ile her iki alt türün gelecek yıllardaki potansiyel alanları ve yayılış alanlarındaki değişim ortaya konmuştur. Maksimum Entropi (MaxEnt) analizi; daha büyük etki gösteren 6 ilkim değişkeni (Bio1, Bio5, Bio11, Bio12, Bio15 ve Bio18) ve iki topoğrafik değişken (bakı ve yükseklik) kullanılarak, SSP245 ve SSP585 iklim senaryolarına göre 2040 ve 2060 yılları için yürütülmüştür. Analiz sonuçlarında; A. c. subsp. cilicica SSP245 2040 yılı 0,9183, SSP245 2060 yılı 0,9239, SSP585 2040 yılı 0,9106 ve SSP585 2060 yılı 0,8955 AUC değerleri elde edilmiştir. A. c. subsp. isaurica ise SSP245 2040 yılı 0,8959, SSP245 2060 yılı 0,9288, SSP585 2040 yılı 0,9043 ve SSP585 2060 yılı 0,9172 AUC değerleri elde edilmiştir. Oldukça yüksek model başarı değerleri ile A. c. subsp. cilicica ve A. c. subsp. isaurica alt türlerinin gelecek yıllarda yayılış alanlarındaki daralmanın devam edeceği tahminlenmiştir. A. c. subsp. cilicica yayılışını enlem bakımınından kuzeye ve kuzey doğu yönüne ve yükselti bakımından daha üst rakımlara taşıma eğilimindedir. A. c. subsp. isaurica ise yayılışını enlem bakımından; kuzey bölgelere ve daha üst rakımlara taşıyacağı tahminlenmiştir.

Orhan Gülseven
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı Karadeniz Bölgesi orman fidanlıklarındaki böcek türlerinin tespit edilmesi

Bu çalışmada, Batı Karadeniz Bölgesi'ndeki orman fidanlıklarında bulunan böcek türleri üzerine bir araştırma yapılmıştır. Çalışma alanı olarak seçilen beş il ve bu illerde bulunan 7 farklı orman fidanlığındaki böcek örnekleri; çukur tuzakları, atrap, ışık tuzakları, feromon tuzakları ve gözle kontrol yöntemleri kullanılarak 2021-2022 yılları Mayıs ve Eylül ayları arasında toplanmıştır. Bulunan örnekler plastik kap ve tüplere konularak laboratuvara taşıması yapılmıştır. Ergin böcek örnekleri morfolojik olarak stereo mikroskop altında tanımlanmıştır. Örneklerin teşhisleri ilgili literatür ve alanında uzman bilim insanları tarafından gerçekleştirilmiştir. Meşe gal arısı ve yaprakbiti türleri moleküler yöntemler kullanılarak da teşhis edilmiştir. Taramalı elektron mikroskobu ve stereo mikroskop kamera kullanılarak bazı türlerin aedeagi, dişi üreme organları ve vücut bölümleri fotoğraflanmıştır. Çalışmada 4 takım, 16 üst familya, 26 familya, 50 alt familya, 77 tribus, 92 cins, 105 türü temsil eden 710 birey kaydedilmiştir. Meşe gal arısı %97,87 benzerlik ile Cynips quercusfolii; yaprakbiti ise %99,69 benzerlik ile Cinara cedri olarak tanımlanmıştır. İçerdiği tür sayısı bakımından en fazla bulunan takım sırası ile Coleoptera, Hemiptera, Lepidoptera ve Hymenoptera olmuştur. En fazla birey feromon tuzaklarında kaydedilirken, en düşük birey sayısı ise çukur tuzaklarında kaydedilmiştir. Toplanan böceklerden 288'i 2021 yılında, 422'si ise 2022 yılında bulunmuştur. Shannon-Wiener ve Simpson çeşitlilik indeks sonuçlarına göre Muzaffer Büyükterzi ve Çayırköy Orman Fidanlıkları, sırası ile 3,231 ve 0,946 ile en yüksek çeşitliliğe sahip fidanlıklar olarak belirlenmiştir. Margalef tür zenginliği indeks sonuçlarına göre en yüksek değere sahip fidanlık 9,360 ile Muzaffer Büyükterzi Orman Fidanlığı olmuştur. Simpson dominantlık indeks değeri en yüksek 0,169 ile Gölköy Orman Fidanlığı'nda kaydedilmiştir. Shannon entropisine dayalı olan eşitlik indisi sonuçları en yüksek 0,936 ile Çayırköy Orman Fidanlığı'nda, en düşük ise 0,722 ile Daday Orman Fidanlığı'nda hesaplanmıştır. Simpson indisine dayalı eşitlik indisi sonucuna en yüksek 0,661 ile Çayırköy Orman Fidanlığı'nda, en düşük ise 0,184 ile Daday Orman Fidanlığı'nda kaydedilmiştir. Çalışma sonucunda 13 tür Batı Karadeniz Bölgesi böcek faunası için yeni kayıt olmuştur. Ayrıca bu türlerden Thanasimus femoralis ise Türkiye'den ilk kez rapor edilmiştir

Nuray Öztürk
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Giresun ili Güce ilçesi Divanobası yaylasında korunan ve otlatılan mera alanlarının toprak ve vejetasyon özellikleri

2022 yılında Giresun ilinin Güce ilçesine bağlı Tekkeköy'ün Divanobası yaylasında gerçekleştirilen bu araştırma, korunan ve otlatılan mera alanlarında yapılan kapsamlı bir analize dayanmaktadır. Çalışma kapsamında, kuru ot verimi, pH, elektriksel iletkenlik (μS/cm), geçirgenlik (mm/h), su tutma kapasitesi (%) ve hacim ağırlığı (g/cm3) gibi parametreler incelenmiştir. Her bir mera alanından 10'ar adet toprak ve bitki örneği alınmış ve bu örnekler arasındaki potansiyel farklılıkları belirlemek için bağımsız iki örnek t testi analizi uygulanmıştır. Korunan mera alanında kuru ot verimi 153,9 kg/da iken, otlatılan mera alanında bu değer 114,2 kg/da olarak tespit edilmiştir. Botanik kompozisyon incelendiğinde, korunan alanda %87,8 oranında buğdaygil, %8,24 oranında baklagil ve %3,2 oranında diğer familya bitkileri belirlenmiştir. Öte yandan, otlatılan alanda bu oranlar sırasıyla %75,49 buğdaygil, %12,36 baklagil ve %12,14 diğer familya bitkileri olarak gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, korunan mera alanları ile otlatılan alanlar arasında hem kuru ot verimi hem de botanik kompozisyon açısından önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Toprak analizleri sonucunda sırasıyla korunan alanda, pH değeri 5,37, elektriksel iletkenlik 85,8 μS/cm, permeabilite 33,16 mm/saat, maksimum su tutma kapasitesi %38,50 ve hacim ağırlığı 1,19 g/cm3 bulunmuştur. Otlatılan alanda pH değeri 5,41, elektriksel iletkenlik 57,9 μS/cm, permeabilite 24,96 mm/saat, maksimum su tutma kapasitesi %31,04 ve hacim ağırlığı 1,34 g/cm3 bulunmuştur. Değerlendirme sonuçlarına göre elektriksel iletkenlik (μS/cm), su tutma kapasitesi(%) ve hacim ağırlığı değerleri arasında istatistiki olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir.

Mera
Mehmet Karakoç
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ilinde bir yağış havzasında farklı arazi kullanımlarının su kalite parametrelerine etkisi

Su yeryüzünde yaşayan tüm canlıların gereksinim duyduğu en önemli doğal kaynaklardan biridir. Bu kadar büyük bir öneme sahip olan suyun kalitesi sanayileşme ve nüfus artışına paralel olarak bozulabilmektedir. İklim ve arazi kullanımı su kalitesini etkileyen iki önemli faktördür. Özellikle kurak ve yarı kurak iklim özelliklerine sahip bölgelerde arazi kullanımı ve su kalitesinin kontrolü, diğer bölgelere nazaran daha da büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada yarı kurak iklim özellikleri gösteren Eskişehir ili sınırları içerisindeki Çöppınarı dere havzasında farklı arazi kullanımlarının (orman, mesire ve tarım) bazı su kalite parametreleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada tarımsal amaçlı arazi kullanımının orman ve mesire amaçlı kullanıma oranla suların kalsiyum (Ca+2), magnezyum (Mg+2), sodyum (Na+), potasyum (K+), klorür (Cl-), sülfat (SO4-2) ve elektriksel iletkenlik (EC) değerlerinin önemli oranda artırdığı belirlenmiştir. Bu nedenle tarımsal amaçlı arazi kullanımında özellikle gübre kullanımında daha dikkatli olunmalıdır. Bu tür arazilerin yoğun olduğu akarsularda belirli dönemlerde su kalitesi ölçümleri yapılarak gerekli tedbirler alınmalıdır.

Nihat Arslan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir avcılık ölçeğinin geliştirilmesi: Muğla ili örneği

Av ve yaban hayatının sürdürülebilirliğinin sağlanması, Türkiye'de farklı özelliklere sahip avcı profillerinin belirlenerek; avcıların av ve yaban hayatının devamlılığına ilişkin algı ve tutumlarının analiz edilmesi ile mümkün olabilir. Bu tez çalışması ile, avcıların av ve yaban hayatının sürdürülebilirliğine ilişkin algı ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapısal eşitlik modellemesi ile sürdürülebilir avcılık ölçeğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşmak için avcılık belgesine sahip avcılar ile geliştirilen yapılandırılmış ve kapalı uçlu anket soruları ile veri elde edilerek çalışmanın yönteminde Doğrulayıcı Faktör Analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda sürdürülebilir avcılığın temel bileşenleri belirlenmiştir. Buna göre; Avcılık Etiği, Avcılığın Özü, Sürdürülebilir Avlanma Stratejileri, Avcılık Kültürü, Sürdürülebilir Avcılığın Gereklilikleri, Sürdürülebilir Avcılığın Ekonomik Boyutu, Kaçak Avlanmanın Sürdürülebilir Avcılığa Etkisi, Sürdürülebilir Avcılığın Geliştirilmesine Yönelik Öneriler olmak üzere 8 ana faktör altında toplanmıştır. Ayrıca, çalışma kapsamında literatürde sürdürülebilir avcılık konusunda yapılan çalışmalar incelenerek ana faktörleri oluşturan ifadeler elde edilen bulgularla tartışılmıştır. Çalışma sonucunda geliştirilen ölçek ile karar vericilere ve uygulayıcılara politika önerileri sunulmuştur.

Uğurcan Öztokat
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ölü ağacın sarıçam doğal gençliği üzerindeki etkisi

Biyolojik çeşitlilik, genetik, tür ve ekosistem düzeyindeki çeşitliliği ifade eden ve doğal kaynakların korunmasında kritik bir kavramdır. Özellikle orman ekosistemlerinde bu çeşitlilik, ekosistem süreçlerinin sürdürülebilirliği için temel teşkil eder. Ormanlar, karbon depolama, oksijen üretimi ve su döngüsü düzenleme gibi ekosistem hizmetleri sağlayarak ekolojik ve ekonomik açıdan hayati roller oynar. Türkiye ormanları bu açıdan dikkat çekici bir zenginlik sunar; ancak bu çeşitliliğin sürdürülebilirliği için ölü ağaçların önemi giderek daha çok vurgulanmaktadır.Ölü ağaçlar, karbon ve azot döngüsüne katkıda bulunmanın yanı sıra toprak nemini artırır, mikroorganizmaların yaşam alanlarını genişletir ve erozyonu önler. Kalın çaplı ölü ağaçlar, barındırdığı kovuklar aracılığıyla birçok hayvana yaşam alanı sunarken, çimlenme ve genç bitkilerin büyümesi için uygun mikroklimatik koşulları sağlar. Çamkoru Dr. Fuat Adalı Araştırma Ormanında toplam 5 farklı bölmede gerçekleştirilen bu çalışma elde edilen veriler ölü ağaçların gençleşme süreçlerinde belirleyici bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ölü ağaç varlığının fidan yoğunluğunu ve gelişimini olumlu yönde etkilediğini, ayrıca sürdürülebilir ormancılık uygulamalarında dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştu Sonuç olarak, ölü ağaçların korunması, yalnızca biyolojik çeşitliliğin devamlılığını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda orman ekosistemlerinin ekolojik dengesine ve sürdürülebilir yönetimine önemli katkılar sunar.

Yavuz Kocademir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel plantasyonların silvikültürel değerlendirilmesi

Endüstriyel plantasyondan orman ürünleri sektörünün odun hammadde talebini karşılamak amacıyla tesis edilen, ıslah edilmiş hızlı gelişen ağaç türlerinin sahada genellikle tek-tür olarak kullanıldığı, tesisten olgunluğa kadar emek-yoğun çalışma gerektiren, kısa idare süreli ve düzgün aralık- mesafeli ağaçlandırmalar olarak tanımlanabilir. Bu çalışmalarda uygun arazi koşullarında makinalı çalışma yoğunluklu çalışma esası oluşturmaktadır. Orman Genel Müdürlüğü tarafından sektöre olan odun arzını arttırmak amacıyla 2013-2023 dönemi için "Endüstriyel Plantasyon Eylem Planı" oluşturulmuştur. Bu eylem planında yerli hızlı büyüyen orman ağacı türleri kullanılarak 160.000 ha plantasyon yapılması hedeflenmiştir. Uygulamada eylem planının %50 gibi yüksek meyilli marjinal sahalara kadar genişletilmesi esastan ayrılmaya sebep olmuştur. Çalışmalar ülkemizin güney ve batı bölgelerindeki Pinus brutia alanlarına yoğunlaşmıştır. 2014-2028 Stratejik Planına göre 30.000 ha yeni endüstriyel plantasyon tesis edilmesi hedeflenmektedir. Bu çalışmada endüstriyel plantasyon çalışmalarında karşılaşılan sorunlar irdelenmiştir.

Hasan Kafşakoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

PEFC (programme for the endorsement of forest certıfıcatıon) türkiye ulusal standardının silvikültürel açıdan değerlendirilmesi

PEFC (Programme for the Endorsement of Forest Certification), sürdürülebilir orman yönetimini teşvik eden, gönüllülük esasına dayalı uluslararası bir orman yönetimi sertifikasyon sistemidir. Bu sistem ulusal orman yönetimi sertifikasyon sistemlerinin, sürdürülebilirlik kriterlerine uygun olarak geliştirilmesini desteklemekte, bunları bağımsız, şeffaf ve çok paydaşlı bir süreçle tanımaktadır. PEFC'nin temel amacı, kapsamdaki orman alanlarının çevresel, sosyal ve ekonomik değerlerinin korunmasıdır. Bu kapsamda ormanların sağlığı, biyoçeşitliliğin korunması, çalışan hakları (ILO Sözleşmeleri), yerel halkın katılımı, ulusal ve uluslararası çevre sözleşmelerine uyum gibi konular sertifikasyon sürecinde dikkate alınmaktadır. PEFC, ISO standartlarıyla uyumludur ve küresel pazarda sertifikalı orman ürünlerine olan güveni artırmayı amaçlamaktadır. Bu sayede orman yönetimi yapan kurumlar, PEFC sayesinde sürdürülebilirliği belgelendirerek rekabet avantajı elde edebilmekte, tüketiciler ise çevreye duyarlı ürünleri tercih edebilmektedir. PEFC Türkiye Ulusal Standardı SOYDER (Sürdürülebilir Orman Yönetimi, Ürünler ve Hizmetleri Belgelendirme Derneği) Öncülüğünde geliştirilmiştir. Bu çalışmada bu standart silvikültürel açıdan değerlendirilmektedir.

Cihan Günal
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Karbon bırıkımının zamansal ve konumsal değışımının analızı: araç orman ışletme şeflığı örneğı

Orman ekosistemleri, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmada önemli karbon yutakları arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, orman dinamiklerinin karbon tutma potansiyeli üzerindeki etkileri değerlendirilmiş ve orman planlaması süreçlerine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu çalışma, Araç Orman İşletme Şefliğinin 1988 ve 2014 plan dönemleri arasındaki biyokütle ve karbon stoklarındaki değişimleri incelemektedir. Hesaplamalar, uluslararası geçerliliği olan katsayılar ve yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiş, biyokütle ve karbonun zamansal ve konumsal dağılımı CBS yardımıyla haritalandırılmıştır. İncelenen 26 yıllık dönemde, toplam biyokütle miktarı %89,81 artarak 849.635,33 Mg'dan 1.612.663,10 Mg'a yükselmiştir. Benzer şekilde, karbon stoku %57,74 oranında artarak 1.243.650,00 Mg'dan 1.961.730,69 Mg'a çıkmıştır. Toplam karbonun en büyük kısmı her iki yılda da toprak organik karbonundan sağlanmıştır (%59,44 ve %51,03). Bunu sırasıyla toprak üstü (%26,63 ve %33,04), toprak altı (%7,93 ve %10,86), ölü örtü (%5,75 ve %4,77) ve ölü odun karbonu (%0,25 ve %0,29) takip etmiştir. Ortalama yıllık karbon tutma miktarı 2,76 Mg ha⁻¹ yıl⁻¹ olarak belirlenmiş bu miktarın 1,22 Mg'ı toprak üstü, 1,01 Mg'ı toprak, 0,44 Mg'ı toprak altı, 0,08 Mg'ı ölü örtü ve 0,01 Mg'ı ölü odun karbonundan oluşmaktadır. Elde edilen bulgular, ormanlarda karbon tutma ve biyokütle kapasitesini artırmak için bakım faaliyetlerinin artırılması, ağaçlandırmalarda uygun türlerin seçilmesi ve insan kaynaklı baskıların azaltılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Karasal alanlarda karbon havuzlarının sürdürülebilirliğinin sağlanması, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin azaltılmasında önemli bir rol oynayacaktır.

Ahmet Gül
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00