
4.059
Arşivlenen Tez
14
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ahmed Vâhid (Moran)'in sözlükçülüğü ve a Condensed Dictionary English–Turkish'e göre Türkçenin söz varlığı
Türk dili tarihinin çeşitli dönemlerinde, birçok sözlük yazılmıştır. 11. yüzyıldan günümüze kadar farklı coğrafyalarda yazılan ve çoğu iki dilli olan sözlükler, yazıldığı dönemin söz varlığını ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. 20. yüzyıla kadar klasik bir yöntemle yazılmış sözlükler, 20. yüzyıl itibarıyla yerini Batılı yöntemlerle hazırlanmış sözlüklere bırakmıştır. 20. yüzyılda yazılmış çeşitli sözlükler arasında dikkati çeken; ancak kaynaklarda pek de bir yer bulamamış olan Ahmed Vâhid (Moran) tarafından yazılmış olan A Condensed Dictionary English-Turkish adlı sözlük öne çıkmaktadır. 1881-1945 yılları arasında yaşamış olan ve esasında bir sözlük bilimci ve filolog olmamasına rağmen Ahmed Vâhid'in "İngilizceyi hakkıyla öğretmek" amacıyla İngilizce öğrenmek isteyen Türklere bu kaynağı sunması önemlidir. Bunu dışında da Türkçe-İngilizce sözlükler de hazırlamış olan Ahmed Vâhid Bey'in Türk sözlükçülüğü alanında iki dilli sözlükler hazırlaması açısından dikkate değerdir. Bu doğrultuda, Ahmed Vâhid (Moran)'in sözlükçülüğü ve Türk sözlükçülük tarihindeki yeri ile 1924 yılına ait A Condensed Dictionary English-Turkish adlı sözlüğünün söz varlığı, bu çalışmada ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Söz, Söz Varlığı, Sözlük, Türk Sözlükçülüğü, Ahmed Vâhid Moran
Ahmet Ümit'in romanlarına yeni tarihselci bir yaklaşım
1980'li yıllarda Stephen Greenblatt, Luis Montrose ve Catherine Gallagher gibi eleştirmenlerin yazılarıyla ortaya çıkan yeni tarihselci yaklaşıma göre edebî metin yazıldığı dönemin sosyal, kültürel, politik ve ekonomik alanlarında dolaşımda olan söylemlerle etkileşim içerisindedir. Kültürel antropolog Clifford Geertz'in görüşlerinden etkilenen yeni tarihselcilere göre edebî metin, yazıldığı dönemin kültürel söylemlerinden etkilendiği gibi bir ürün olarak ortaya çıktıktan sonra kendisi de kültürün değişim ve dönüşümüne katkıda bulunur. Yeni tarihselciler, tarih metinlerinin kurmaca metinler gibi yazınsal bir süreçten geçirildiğini öne sürerek tarihî bilgi ve belgelere öznel ve eleştirel bir yaklaşım getirirler. Bu bağlamda tarihin metinselliği ve metnin tarihselliği üzerinde dururlar. Marksist eleştirinin bazı görüşlerinden de etkilenen yeni tarihselciler, edebî metinlerde üretilen bilgi, iktidar ve ideolojik söylemlere odaklanırlar. Bunların yanı sıra yeni tarihselciler, geleneksel tarih yazımında görmezden gelinen sıradan insanı ve öteki olarak görülen kişileri tarih sahnesinde hak ettikleri yerde konumlandırırlar. Polisiye romanlarıyla tanınan Ahmet Ümit'in özellikle 2000 yılında yazdığı Patasana romanıyla birlikte polisiye kurgunun içine tarihî/kültürel olay, olgu ve kişileri dâhil ettiği görülmektedir. Ahmet Ümit'in romanlarının yeni tarihselci bir yaklaşımla incelendiği bu çalışmada, öncelikle Ahmet Ümit'in romanlarına dâhil ettiği tarihî/kültürel olay, olgu ve kişilerin nasıl bir değişim ve dönüşümle kurguya taşındıkları ve yazarın tarihe bakış açısı belirlenmeye çalışıldı. Romanların yazıldığı dönemin sosyal, kültürel ve politik söylemlerle ilişkisi üzerinde duruldu. Roman karakterleri içerisinden çoğunluğa göre öteki konumunda bulunan kişilerin varoluşları ve söylemleri değerlendirildi. Olay örgüleri içinde gömülü olan iktidar ilişkileri ve ideolojik söylemler gün yüzüne çıkarıldı. Romanların diğer metinlerle ilişkisi tespit edilmeye çalışıldı. Elde edilen bilgiler ışığında Ahmet Ümit'in polisiye romanlarına kattıkları, yazarın postmodern dönemdeki yeri ve sanat anlayışı hakkında bir sonuca ulaşıldı. Anahtar kelimeler: Ahmet Ümit, roman, yeni tarihselcilik, tarih, kültür, ötekilik, metinlerarasılık, iktidar, ideoloji.
İzmir ili Karaburun ilçesinde evlenme geleneği
Kültür, toplumun gelenek, görenek, âdet ve inanmalarını yansıtan ve çağlar boyunca nesilden nesle aktarılan bir yapıtaşıdır. Toplum içinde gelenekselleşen kültür ögeleri halk kültürünü oluşturmaktadır. Halk kültürü, hayatın geçiş dönemlerinde en belirgin şekilde görülmektedir. Geçiş dönemleri etrafında birçok âdet, gelenek, görenek ve inanış oluşmuştur. Hayatın ikinci önemli geçiş dönemi evlenmedir. Evlenme, eş seçimi ile başlayan ve evlenen kişilerin tüm hayatına yön veren bir dönemi kapsamaktadır. Bu çalışmada, İzmir'in Karaburun ilçesindeki evlenme geleneğinde evlenme öncesi, evlenme sırası ve evlenme sonrasında yapılan hazırlıklar etrafında gerçekleştirilen âdetlerin, uygulamaların tespiti, tahlili ve tasnifi yapılarak incelenmektedir. Çalışmanın ilk amacı, eş seçiminin hangi koşullarda nasıl yapıldığı, evlilik çağı, kısmet açmak için yapılan uygulamalar, kız isteme, söz kesimi, nişan, kına gecesi, çeyiz, düğün töreni, nikâh, gerdek, düğün sonrası bir araya gelinen günler ve aile içi ilişkiler etrafında oluşan âdet ve inanışların derlenip incelenmesi ve bu verilerin başka yörelerle mukayese edilmesidir. Çalışmamızın diğer amacı, Karaburun evlenme geleneğinde unutulmaya yüz tutmuş uygulamaları yazılı hâle getirerek halk kültürünün başka nesillere aktarımı için öncü olmaktır. Bu araştırmada, gözlem ve görüşme yöntemleri kullanılarak Türk kültürünün Karaburun yöresindeki evlenme geleneğine yansımaları kayıt altına alınmıştır. Birinci bölümde, evlenme biçimleri ve evlenme aşamalarının neler olduğu tespit edilerek incelenmiştir. İkinci bölümde düğün öncesi yapılan hazırlıklar, düğün töreninin gerçekleştiği günlerde neler yapıldığı ve evlilik sonrasında gelin ve damadın aileleriyle ilk kez bir araya geldiği günlere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise evlenme geleneğinde gerçekleşen kültürel değişme ve güncellemelerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Her bölümde konu başlıkları altında başka yörelerle karşılaştırma yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmalarla Karaburun yöresi evlenme geleneğiyle diğer bölgelerdeki benzerlikler ve farklılık gösteren âdet ve inanışlar tespit edilmiştir. Kaynak kişilerden alınan bilgiler ve yapılan gözlemlerden elde edilen verilere göre, bölgede evlenme geleneğinin hangi aşamalarının yaşatıldığı, hangi aşamaların uygulanmadığı, hangi uygulamaların ise değişime uğradığı ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Türk kültürü, Karaburun, evlenme, âdet, inanç.
Bir vatansever (patriot) şair ve aksiyon adamı olarak Muhtar Şahanov (Hayatı, sanatı, eserleri, düşünceleri)
Bu çalışma ile Muhtar Şahanov figürü Patriot (Vatanseverlik) ve Aksiyon Adamı olarak araştırılıp, şiirleri ve yazıları bu bakış açısından değerlendirilmeye çalışılacaktır. Kazak şairi üzerindeki bu araştırma, Türkiye'de Kazak edebiyatını, ayrıca konu olan modern Kazak edebiyatının temsilcisini ve onun sanatını tanıtmak açısından katkı sağlayacaktır. 8 başlık sıralanan Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve kapsamı, araştırmanın önemi ve yöntemlerine yer verilmektedir. Ayrıca literatür taraması, 'Türk Dünyası Edebiyatı' ve 'Kazak Edebiyatı' başlıklı kısımları bulunmaktadır. Kazakistan'ın tarihi, sosyal-siyasi-ekonomik yapısı, kültürü, eğitim-bilimi ve edebiyatı hakkında bilgiler verilmektedir. Kazakistan'ın bağımsızlığı yolunda Milli hareketlere dair süreç değerlendirilmektedir. Bağımsız Kazakistan'ın edebiyatı da ayrı bir alt başlıkla yer almaktadır. Çalışmanın 'Muhtar Şahanov Figürü' adlı Birinci Bölümü iki alt bölümden oluşmaktadır. Bu bölümde M.Şahanov'un hayatı ve sanatına yer verilmektedir. İkinci Bölümde ana konumuza yoğunlaşarak M.Şahanov'un Vatanseverliği ele alınmaktadır. Bu bölümde önce Sovyet patriotizminden Bağımsız Kazakistan vatanseverliğine geçiş, Kazak Edebiyatındaki vatanseverlik konuları, şairin vatanseverlik şiirleri işlenmektedir. Üçüncü Bölümde ise M.Şahanov'u bir aksiyon adamı olarak incelemek için onun sosyal-siyasi faaliyetleri araştırılmıştır. Araştırmamızda öncellikle Muhtar Şahanov'un sanat görüşünü, vatanseverlik anlayışını ve siyasal mücadeleci pozisyonunu ortaya koymak amaçlanmaktadır. Araştırma esnasında şairin tüm eserleri ele alınmıştır. Şair ve onun eserleri üzerinde yapılan araştırmalar belirlenerek, bibliyografya çalışması yapılmıştır. Düz yazıları sanat görüşü ve içerik bakımından değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında araştırma sonunda ulaşılan genel bilgilere yer verilmiş, kaynakça ve konuyla ilgili eklere de yer ayrılmıştır. Araştırma sonucunda M.Şahanov'un şairlığı ayrı, aksiyonerliği ayrı, kendisi bir edebi ve sosyal şahıs olarak çok değişken bir kişilik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Hasan Ali Toptaş'ın romanlarına Foucault'nun özne kavramları çerçevesinde bir yaklaşım
XX. yüzyıl düşünürlerin önde gelen felsefecilerinden ve kuramcılarından olan Michel Foucault (1926-1984) özne kavramına yönelik dile getirdiği eleştiri ve araştırmalarıyla modern felsefede özgün bir yer edinmiştir. Öznenin tarihsel gelişimi, kurumu ve tahribatına yönelik kullandığı kavramlarla modern ve postmodern felsefede öne çıkmıştır. Foucaultcu özne arayışlarında tarihsel bağlamın, iktidar çözümlemelerin, söylemsel pratiklerin sonucu oluşan öznellik deneyimi düşünceleri incelenmiştir. Bu bağlamda da delilik, cinsel/lik,entelektüel, belirleyen ve belirlenen öznellik deneyimleri çözümlenmiştir. Bu kavramların dil, edebiyat vb. alanlarda araştırılmasına ve romanlarda uygulanmasına yönelik farklı yorumlamalara ve bakış açılarına olanak sunmuştur. Bu çalışmamızda Foucault'nun özne arayışları çerçevesinde postmodern Türk edebiyatının önemli yazarlarından Hasan Ali Toptaş'ın Gölgesizler, Sonsuzluğa Nokta, Bin Hüzünlü Haz, Uykuların Doğusu, Kuşlar Yasına Gider, Kayıp Hayaller Kitabı,Heba romanlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmamız yedi ana başlık altında yapılmıştır. 'Gölgesizler'de Özne Arayışı' adlı birinci bölümde Foucault'nun özne tanımı esas alınarak romandaki özneler irdelenmiştir. 'Sonsuzluğa Nokta'da Özne Arayışı' adlı bölümde de özne arayışları, 'Bin Hüzünlü Haz'da Özne Arayışı' bölümünde de yine öznelerin arayışı üzerinde durulmuştur. 'Uykuların Doğusu'nda Özne Arayışı' adlı bölümde özne arayışları incelenmiştir. 'Kuşlar Yasına Gider' de Özne Arayışı' adlı bölümde özne arayışları sürdürülmüştür. 'Kayıp Hayaller Kitabı'nda Özne Arayışı' adlı bölümde özneler bulunmaya çalışılmıştır. 'Heba'da Özne Arayışı' isimli de bölümde öznelerin varlığı incelenmiştir. Foucault'nun özne anlayışından hareketle romanlarda özne kavramı incelenip romanlardaki karakterlere uygulanmıştır. Anahtar kelimeler: Hasan Ali Toptaş, Michel Foucault, Postyapısalcılık, Özne Arayışı.
Sevinç Çokum'un tarihi romanlarında anlatıcı ve üslup
Roman; olay örgüsü, şahıs, yer ve zaman gibi belli unsurlara sahip olan edebi bir türdür. Roman türü kendi arasında çeşitlere ayrılır. Tarihi roman da bunlardan biridir. Tarihi roman; tarihe yön veren olayları ve şahısları anlatır. Anlatılan olay ve şahıslar yazarın tanıklık etmediği bir dönemden olmalıdır. Tarihi romanlar da kurgu unsurundan meydana geldiği için gerçek hayatla birebir örtüşmesi beklenemez. Tarihi olaylar ve şahıslardan esinlenilerek kurgu doğrultusunda kaleme alınır. Olaylar ve kişiler yazarın hayal gücü ile birleşerek tarihi romanın ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Türk edebiyatında tarihi roman Ahmet Mithat Efendi'nin Yeniçeriler adlı eseriyle başlar. Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Turgut Özakman, Ayşe Kulin, Sevinç Çokum gibi yazarlar tarihi romanlar kaleme alır. İstanbul'un Beşiktaş semtinde dünyaya gelen Sevinç Çokum'un edebiyata ilgisi orta okul yıllarında başlar. Öğretmeninin yönlendirmeleriyle kaleminin gücünü fark eden Sevinç Çokum o dönemde şiir yazar. Üniversite yıllarında hikâye yazmaya başlar. Hikâyeleri çeşitli dergilerde yayımlanır. İlk öykü kitabı Eğik Ağaçlar'ı yayımladıktan sonra öykü alanında yoğunlaşır. Romandan önce yazmış olduğu öyküleriyle kalemini zenginleştirdikten sonra ilk romanı olan Zor raflarda yerini alır. Tarihî roman özelliği taşıyan beş kitabı bulunur. Eserlerinde tarihî konular dışında sınıf çatışması, kadın, göç, üniversite olayları, darbe gibi çeşitli konulara yer verir. Kadın haklarını savunan ve romanındaki kadınlar ile bunu işlemeye çalışan bir yazardır. Ailesi ve çevresinden eski zamanlara dair dinlediği ve şahit olduğu çoğu unsuru romanlarında kullanır. Bizim Diyar, Ağustos Başağı, Hilal Görününce, Lacivert Taşı ve Gözyaşı Çeşmesi tarihi romanlarıdır. Romanlarını meydana getirmeden önce o dönem ruhunu iyi bilen şahıslarla iletişime geçer. Bu romanlarındaki gerçeklik unsurunun yoğunlaşmasına yardımcı olur. Romanlarını oluşturmadan önce romanına konu olan mekanları ziyaret ederek dönemi ve o bölgeyi en iyi hali ile yansıtmaya çalışır. Anahtar Kelimeler: Sevinç Çokum, roman, tarihi roman, kadın yazar.
Memet Baydur tiyatrolarında kadın
Feminizmin, feminist hareketin ve feminist edebiyatın dünyada ve Türkiye'deki gelişim süreçlerinden bahsederek bu gelişim ışığında Memet Baydur tiyatrolarında kadın karakterlerin fonksiyonlarını incelemek bu tezin temel amacını oluşturmaktadır. Memet Baydur'un tiyatrolarında kadının konumu incelenmeden önce "Giriş" bölümünde kadın hareketinin dünyadaki ve Türkiye'deki gelişimi ortaya konulmuştur. Dünyada öne çıkan kadın hareketlerinden bahsedildikten sonra Türkiye'de kadın hareketi adına atılan adımlardan söz edilmiştir. Feminist kuram ve edebiyat eleştirisinin gelişimi hakkında bilgi verildikten sonra Memet Baydur'un yaşamı ve sanatı ele alınmıştır. Memet Baydur'un tiyatro yazarlığına genel bir bakışın ardından "Memet Baydur Tiyatrolarında Kadın" ana başlıklı bölümde yazarın yirmi oyunu, kadını konumlandırma şekilleri bakımından incelenirken yazarın diğer eserlerinden de faydalanılmıştır. Oyunlardaki başkişi konumunda kadın, ahlaki ve toplumsal normlar, baskı ve şiddet, eğitim, evlilik, cinsellik olmak üzere temelde altı fonksiyonla incelenen kadın konusuna feminist bir açıdan yaklaşılmıştır. Oyunlardaki kadınların metin bağlamında fonksiyonları incelenmiştir. Bu incelemeler yapılırken metne bağlı eleştiri ve feminist eleştiri yöntemlerinden yararlanılmıştır. Sonuç bölümünde ise Memet Baydur'un kadın karakterleri arka planda konumlandırmadığı; kadınların eğitim seviyeleri, duygu durumları ve imkânları dâhilinde bir gelişim kaydettiği ancak yazarın bu gelişim için herhangi bir çözüm önerisinde bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Memet Baydur, Feminizm, Toplumsal Cinsiyet
Tahsin Yücel'in eleştirmenliği ve denemeleri
Tahsin Yücel (1933-2016) çok yönlü bir kişiliktir. Yazın hayatına hikaye ile başlar. Ardından roman gelir.1950'li yıllardan itibaren deneme ve eleştiri yazıları yazar. Akademisyen kimliği sebebiyle yazdığı inceleme yazıları ve kitapları vardır. Ayrıca çevirmenlik yapar. Çevirdiği eserlerin sayısı oldukça fazladır. Cumhuriyet dönemi yazarları arasında yer alan Tahsin Yücel, çeşitli konularda yazdığı deneme ve eleştiri yazılarını on bir kitapta toplamıştır. Yüksek lisans tezimizde Tahsin Yücel'in deneme kitaplarında yer alan deneme ve eleştiri yazılarını tematik olarak ele aldık. Bu yazılardan yola çıkarak eleştirmen kimliğini ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamız 7 bölümden oluşmaktadır. Girişte hayatı, eserleri ve edebi kişiliğine yer verdik. Bunların yanı sıra Tahsin Yücel'e kadar Türk eleştiri tarihini genel olarak ele aldık. Tahsin Yücel'in Türk eleştiri tarihi içerisindeki yerini ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamızın birinci bölümünde eleştiri ve deneme yazılarını tematik olarak sınıflandırdık. Bu sınıflandırmayı yaparken hem deneme kitaplarından hem de dergilerde yayımlanan yazılarından yararlandık. Bu bölümde yaptığımız sınıflandırma sonucunda ilk olarak eleştiri hakkındaki görüşlerini içeren yazıları ele aldık. İkinci bölümde sanat, üçüncü bölümde dil, dördüncü bölümde yazın, beşinci bölümde çeviri hakkındaki görüşlerini içeren yazıları, altıncı bölümde toplumsal ve siyasal yazıları, yedinci bölümde ise diğer yazılarını ele aldık. Sonuç bölümünde yaptığımız tasnif sonucu ortaya çıkan unsurlar üzerinde durduk. Ekler bölümünde Tahsin Yücel'in düzyazılarının kronolojik listesini verdik.
Türk edebiyatında manzum Hz. Ali cenk-nâmeleri ve Ayân-Zâde İbrahim Şükrî'nin Kıssa-i Kan Kalesi ile Hikâye-i Hâver-zemîn adlı mesneviler
Türk edebiyatında, Hz. Ali'nin hayatı ve İslam uğruna yaptığı savaşlar etrafında teşekkül etmiş, çeşitli yönlerden dikkat çekici edebî tür, cenk-nâme yahut gazavat-nâmelerdir. Sayısı yüzleri bulan manzum ve mensur Hz. Ali cenk-nâmeleri, özellikle meddahlık geleneği içerisinde kendisine ayrı bir yer edinmiş ve bu türde ilk örneğine ulaşabildiğimiz 13. asırdan 20. asra kadar ekseriyeti anonim olan pek çok metin ortaya konulmuştur. Manzum Hz. Ali cenklerinden çok azının müellifi yahut musannifi belli olup Şeyyad İsa, Tursun Fakih, Yusuf-ı Meddâh, Nakîboğlu Taceddin, Beypazarılı Ma'âzoğlu Hasan gibi Eski Anadolu Türkçesi devri şairleri bu konuda eser veren belli-başlı şairlerdir. Bu tezimizin asıl konusunu, daha evvel edebî literatüre girmemiş bir şairin iki manzum Hz. Ali cenk-nâmesi teşkil etmektedir. Söz konusu şair, 19. asırda Diyarbakır'a bağlı Ergani'de yaşamış Ayân-zâde Molla İbrahim Şükrî'dir. Şairin, 330 sayfadan meydana gelen, silik bir rika hattıyla istinsah edilmiş 1603 beyitlik Kan Kal'ası ve 4511 beyitlik Hâver-zemîn mesnevilerinin tek yazma nüshası, Topkapı Sarayı Müzesi Türkçe Yazmaları Y. 790'da bulunmaktadır. Giriş ve dört bölümden müteşekkil tezimizin birinci bölümünde, manzum Hz. Ali cenk-nâmeleri hakkında genel bir değerlendirmenin ardından kütüphanelerde kayıtlı, ulaşabildiğimiz bütün manzum cenk-nâmelerin nüshaları tanıtılarak ilk defa toplu bir kataloğu hazırlanmıştır. Manzum cenklerin özetleri ve bu sahadaki çalışmalar hakkında da bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; Ayân-zâde İbrahim Şükrî'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde şairin Kıssa-i Kan Kal'ası ve Hikâye-i Hâver-zemîn adlı mesnevilerinin şekil yönünden tahlili ve Thompson'ın Motif Index esaslı muhteva tahliliyle birlikte metinlerin günümüz Türkçesine çevrimine de yer verilmiştir. Dördüncü bölümde Kan Kalesi ve Hâver-zemîn mesnevilerinin transkripsiyon usulüyle Arap harflerinden Latin harflerine aktarımı yapılmıştır. Bu çalışmayla bilinmeyen bir şair ve onun konuya ait yayınlarda üzerinde durulmayan eserleri gün yüzüne çıkmıştır.
Cevrî'nin Selîm-nâme'si (İnceleme-metin)
XVII. asır şairlerinden Cevrî İbrâhîm Çelebi, Rûz-nâmeci İbrâhîm Efendi'nin kâhyası Ali Bey'in isteği üzerine Şükrî-i Bitlisî'nin kaleme aldığı Selim-nâme'yi yeniden nazma çekmiştir. Şükrî-i Bitlisî'nin arkaik bir dil kullanmasını eleştirip eseri devrinin diline göre yeniden yazmak istemesi; hatalı bulduğu bu çalışmayı yaptığı düzeltmelerle tekrar nazma çevirmesi sebebiyle müstakil bir eser hüviyetine bürünmüştür. 1037/1627-28 yılında yazılan eser eski Türk edebiyatının Selim-nâme türünde ele alınması gereken eserlerden birisidir. Bu çalışma giriş ve üç bölümden meydana gelmiştir. Giriş bölümünde selim-nâme türü üzerinde durulmuş, Türk edebiyat tarihindeki selim-nâmeler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Şükrî-i Bitlisî'nin hayatı ve eserleri ikinci bölümde ise Cevrî'nin hayatı ve eserleri verilmiştir. Son bölümde Cevrî'nin Selim-nâme'sinin şekil ve muhteva yönünden incelemesi yapılmış, bununla birlikte her iki eserin karşılaştırılması ele alınmıştır. Daha sonra da Millet Kütüphanesi Ali Emiri Manzum 1310'da kayıtlı olan eserin transkribe metni ortaya konmuştur.
Türk romanında Çanakkale muharebeleri
Çanakkale Muharebeleri, Türk tarihi açısından bir dönüm noktası olduğundan tarihimizde oldukça önemli bir yere sahiptir. Pek çok vatan evladının şehit olduğu Çanakkale Muharebeleri, Türk romanlarında müstakil bir konu olarak işlenmiştir. Edebiyat-tarih ve harp edebiyatı ilişkisi bağlamında gerçekleştirilen çalışmada, Çanakkale Muharebelerine konu alan yirmi roman, konu çerçevesinde, farklı başlıklarla ele alınmıştır. Çalışmanın yapılmasındaki amaç, Çanakkale Muharebelerinin Türk edebiyatı açısından sahip olduğu önemi ortaya koymaktır. Bu çerçevede, Çanakkale Muharebelerinin tarihine yer verildiği gibi konuyu edebiyat-tarih ve harp edebiyatı ilişkisi bağlamında ele alabilmek için kuramsal yapıtlar da incelenmiştir. Tüm bu bilgiler, Çanakkale Muharebelerini ele alan romanları incelemek üzere kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Çanakkale Muharebeleri, harp edebiyatı, tarih, roman, edebiyat-tarih ilişkisi
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eleştiri anlayışı
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sahip olduğu şair, romancı, hikâyeci, şehir yazarı, denemeci, çevirmen, senaryo yazarı, akademisyen ve edebiyat tarihçisi kimliklerinin yanında eleştirmen kimliğinin de bulunduğunu göstermeyi amaçlayan bu çalışmada, onun düşünce eserlerinin tamamı ele alınmıştır. Özellikle edebiyat tarihi ve makalelerinin merkeze alınarak incelenmesiyle Tanpınar'ın kimi ve nasıl tenkit ettiği sorgulanmıştır. Günlükleri, mektupları, denemeleri ve dersleri de araştırmaya dahil edilmiştir. Netice itibariyle Tanpınar'ın eleştiri anlayışının ne olduğu, bu eleştirinin hangi metotlara dayandığı, yerli ve yabancı kaynaklarının neler olduğu, tenkitte orijinallikleri veya öznellikleri araştırılmıştır. Bu eleştiri yaklaşımının Türk edebiyatı eleştirisi tarihindeki yeri de tespit edilerek bunun Tanpınar ve eleştiri literatürüne katkısı ortaya konmak istenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ahmet Hamdi Tanpınar, eleştiri, eleştiri metodu, edebiyat tarihi, edebi makale.
İkdam Gazetesindeki edebiyat yazıları (1894-1928)
İkdam, gerek yazar kadrosu gerek muhtevasıyla Türk basın ve edebiyat hayatında önemli bir yeri olan uzun soluklu bir gazetedir. Batılılaşma Devri Türk edebiyatının Cumhuriyet'e kadarki tarihî seyrinde süreli yayınların katkısı göz önüne alındığında İkdam'ın zengin içeriğiyle öne çıktığı görülür. Batılılaşma ve millîleşme süreçlerinin getirdiği konu ve başlıklar gazetede ciddi bir şekilde ele alınmış ve tartışılmıştır. Dil ve imla meselesi, Batı edebiyatının doğru anlaşılması, millîleşme ve Türkçülük, edebî türlerin gelişimi, edebiyat tarihi, edebî devir ve toplulukların değerlendirilmesi gibi Türk edebiyatının temel meseleleri gazetede yer bulur. Bu bağlamda İkdam, edebiyat tarihimizde önemli bir mevkiye sahiptir. "İkdam Gazetesindeki Edebiyat Yazıları (1894-1928)" başlıklı çalışmada, yıl ve dönem bakımlarından bir sınırlandırmaya gidilmeden bütün sayılar taranmış, Türk ve Batı edebiyatına dair makale, musahabe, deneme, fıkra vb. türlerindeki yazılar incelenmiş, gazetenin Türk dil ve edebiyat tarihindeki yeri ve rolü ortaya konmaya çalışılmıştır. İki bölümden oluşan tezin ilk kısmında teorik meseleler, ikinci kısmında da edebî eserlere, dönemlere ve şahıslara dair eleştiri yazıları ele alınmıştır.
Bilgisayar mühendisliği alanındaki doktora tezlerinde Türkçe terimler
Terimler herhangi bir bilim dalı, sanat alanı veya bir meslekle ilgili kavramlara karşılık olan, aynı zamanda kullanım alanı gereği halk dilinde de varlığını sürdüren, gerçek anlamları ile kullanılan sözcüklerdir. Hayatın her alanında, özellikle eğitimde bir bilim dalı ile ilgili kavramları, o kavramla ilgili detayları anlayabilmek, ancak terimlerin Türkçeleştirilmesi ile mümkündür. Terim bilimi alanı, belli uzmanlık alanlarında kullanılan özel sözcükleri türetmek için oluşturulmuştur. Ancak günümüzde yaşanan yeniliklerin günlük hayata çok hızlı girmesi ve terimlerin eğitim öğretimde önemli bir yere sahip olması nedeniyle, terim bilimi alanında türetilen sözcükler, dilin gelişimini ve ilerlemesini de sağlamaktadır. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte Türk dilinin yabancı sözcüklerin istilasından kurtarabilmesi için üzerinde titizlikle durulması gereken bilim dalı, terim bilimidir. Bu alanda yapılan çalışmalar sürekli ve düzenli yürütülmelidir. Terim bilimi alanında her zaman kendisine başvurulabilecek sözcük listeleri oluşturulmalıdır. Günümüz dünyasında bilimde, teknik alanlarda yaşanan gelişmeler Türk dilinin gelişimini büyük ölçüde etkilemektedir. Yeni üretilen teknolojik ürünler, üreticisi tarafından kendi dilinde adlandırıldığı haliyle piyasaya sunulmaktadır. Terim biliminin işte tam bu noktada devreye girmesi gerekmektedir ve karma niteliği de bu noktada ortaya çıkmaktadır. Türkçede bulunan, halkın anlamını bildiği köklerden, işlekliği yüksek eklerle yapılan türetmelerle dilimiz koruma altına alınabilir, söz varlığımızın zenginleştirilmesi sağlanabilir. Aynı zamanda Türk diline kazandırılan Türkçe terimlerle, Türkçenin bilim dili olma yolundaki gelişimine de büyük destekte bulunulmuş olunur. Bu çalışmada, bilişim alanında Türkçe terimleşme süreci incelenerek kullanılan bilişim terimleri hakkında çıkarımlarda bulunulmuştur. Çalışma, bilgisayar mühendisliği alanında hazırlanan doktora tezlerinde Türkçe terimlerin benimsenme oranı ve bu alanda yapılan çalışmalarda Türkçe terimlerin kullanımı üzerine yoğunlaşmaktadır. Çalışmanın amacı bilim dili olarak Türkçenin yeterliliğini ortaya koymak, bilimsel alanda Türkçenin gelişim sürecine ışık tutmaktır. Bilimsel çalışmalarda tercih edilen terimler konusunda karşılaştırmalar yapılmış, bilgisayar mühendisliği alanında kullanılan terimlerin nasıl oluştuğu, benimsenme durumu, Türkçeleşme oranı ortaya konmuştur. Terim bilimi alanında yapılan çalışmalar, genellikle sözlük araştırmaları olarak yapılmaktadır. Bilişim terimleri incelendiğinde, bu alandaki bilim insanlarının Türkçenin doğru kullanılması ve yabancı dillerden alınan terimlerin Türkçeleştirilmesi için gayret gösterdikleri görülmektedir. Bu çalışma ile ulaşılması hedeflenen amaçlardan biri de bir alanda terimlerin Türkçeleştirilmesi için gösterilen çabaların ulaştığı sonuçları gözler önüne sererek bütün bilim dallarında benzer uygulamalara örnek olmaktır. Anahtar Kelimeler: terim, terim bilimi, terim türetme yolları, bilişim, bilgisayar mühendisliği
Türkçede ol- fiili
Bu çalışma, Türkçe ölçünlü dilinin yaklaşık son 60 yılını temsil eden farklı yazınsal türlere ait metinlerden yola çıkarak ol- fiilinin betimlenmesi amacını taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda taranan metinlerde ol- fiilli cümlelerin, öbek yapıların, söz kalıpların, sözlük birimlerin vb. yer aldığı bir bütünce ortaya çıkarılmıştır. Ol- fiilinin kullanımlarını yansıtan bütünce, toplamda yedi eserin taranmasıyla oluşturulmuştur. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, önemi, sınırlılıkları hakkında bilgi verilmiş, çalışmadaki önemli görülen kimi kavramların tanımları yapılmıştır. İkinci bölümde çalışmanın çerçevesini oluşturan kuramlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde çalışmada izlenen yöntem anlatılmış ve çalışmanın evreni ve örneklemi hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde taranan eserlerden elde edilen bütünce bağlamında ol- fiilinin kullanım özellikleri betimlenmiştir. Bu betimleme, kendi içerisinde altı ana başlıktan oluşmaktadır. Bu başlıklarda ol- fiili, biçim bilgisel, söz dizimsel, biçim-söz dizimsel, anlam bilgisel, görünüş-kılınış-kip ve söz kalıpları özellikleri bakımından incelenmiştir. Biçim bilgisi bölümünde ol- fiilinin çekim ve yapım özelliklerine, sözcük türleri içindeki kullanımlarına, birleşik sözcüklerdeki yerine ve çatı özelliklerine değinilmiştir. Bu bölümde aynı zamanda ol- fiilinin ekleşip ekleşmediği tartışılmıştır. Söz dizimi bölümünde ol- fiilinin alabildiği durum ekli ve durum eksiz (zarf-fiil ekli) tamlayıcıları ile cümle öğesi özellikleri incelenmiştir. Biçim-söz diziminde ol- fiilinin i- ve +D°r ile koşutluğu ele alınmış ve dönüşümler yoluyla çeşitli birleşik cümleleri, basit cümleye çevirebilme özelliklerine yer verilmiştir. Anlam bilgisinde ol- fiilinin anlam alanı ve çok anlamlılığı ile sözlüksel alan ve yakın anlamlılığı ortaya konmuştur. Betimlemenin son bölümünde ise ol- fiilli söz kalıpları ele alınmıştır. Çalışmanın beşinci ve son bölümünde çalışmada elde edilen sonuçlar ile öneriler paylaşılmıştır. Çalışma, ol- fiilinin kullanım özelliklerini taşıyan örnekleme dayalı bütüncenin ve çalışmadaki kimi ilgili terimlerin Türkçe-İngilizce dizininin verilmesiyle tamamlanmıştır. Çalışmada ol- fiili, ses bilgisi dışındaki bütün dil bilgisel görünümleri bakımından incelenmiştir. Çalışma, Türkçenin 1960'lı yıllarından itibaren farklı yıllarda yazılan eserler odağında gerçekleştiği ve yazı dilinde ol- fiilinin değişik yazım biçimleriyle karşılaşılmadığı için fiille ilgili ses bilgisel inceleme yapılmamıştır. Bu görünümlerde ol- fiili, sözcük, sözcük öbeği, cümle, söz kalıpları bakımından betimlenmiştir. Çalışma boyunca yapılan betimlemeler, ol- fiilinin pek çok yönden diğer fiillerden farklı kullanım özellikleri sergilediği sonucunu ortaya çıkarmıştır. Türkçede ol- fiili gibi kullanım sıklığı yüksek pek çok sözcük devingen bir yapı içerisindedir. Bu sözcükler üzerine yapılacak ayrıntılı çalışmalarla Türkçenin dil bilgisinde daha çok yer kaplayan kurucu birimlerin hareket kabiliyetleri de ortaya çıkarılacaktır. Anahtar Sözcükler: Ol- fiili, biçim bilgisi, söz dizimi, söz kalıpları, edim bilim, yapılaşma, sözcük dil bilgisi, dilsel yaratıcılık.
Eski Anadolu Türkçesinde nedensellik
Eski Anadolu Türkçesi, Türkçenin 13.-15. yüzyıllar arasını kapsayan ve Anadolu'da kurulup gelişen bir yazı dilidir. Karakteristik özellikleri sayesinde günümüzde bazı yapıların çözümlenmesini ve tarihsel süreçteki gelişimini göstermesi açısından önemlidir. Eski Anadolu Türkçesinde dil bilgisel birçok çalışma yapılmasına karşın anlamsal/kavramsal değerlendirmelerin yer aldığı incelemeler sınırlı sayıdadır. Bu araştırmada, Eski Anadolu Türkçesi metinleri üzerinde nedensellik kavramı, 12 ölçüte dayanarak incelenmiştir. Nedensellik, yapı, bakış açısı, olumluluk-olumsuzluk, gerçeklik, etki, uzaklık, süreç, çokluk, doğrultu, indirgeme, açıklık ve söz dizimi açısından değerlendirilmiş ve alt birimlere ayrılmıştır. Nedensellik örnekleri, Türkçenin tarihi bir dönemi olan Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait gündelik bilgi, dini bilgi, tıp, hukuk gibi konuları içeren 26 yapıttan alınmış ve belirlenen ölçütleri örnekleyen tümcelere yer verilmiştir. Araştırma giriş, kuramsal açıklamalar, yöntem, bulgular, sonuç ve değerlendirme olmak üzere beş bölümden oluşur. Giriş bölümünde çalışmanın çıkış noktasını oluşturan problemler, gerekçesi, amacı, önemi açıklanmış, çalışmanın sınırlılıkları belirlenmiş, kabul edilen sayıltılar üzerinde durulmuştur. Ayrıca çalışma içinde kullanılan bazı terimlerin tanımlarına yer verilmiştir. Kuramsal açıklamalar bölümünde öncelikle kavram, kavram bilimi, kavram alanı terimleri açıklanmış; ardından neden ve nedensellik kavramlarının dilde nasıl karşılık bulduğu irdelenmiştir. Nedensellikte bilgi kaynakları ve değişkenler üzerinde durulmuş, ayrıca nedensellikle bağlantılı olduğu düşünülen erek (amaç), koşul, ettirgenlik, durum, soru, görünüş/kılınış ve kiplik ilişkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Yöntem bölümünde, araştırmanın evreni ve örneklemi hakkında bilgi verilmiştir. Metinde verilen örneklerin hangi yöntemle seçildiği, seçilen örneklerin biçimsel olarak nasıl gösterildiği, örneklerin hangi ölçütlere göre değerlendirildiği ve ölçütlerin kaynağı açıklanmıştır. Çalışmada kullanılan biçimlerin işlevleri, yapılan çözümlemenin türü, çalışmada işaretli nedenselliğe yer verildiği, günümüz Türkçesine aktarımda benimsenen yol aktarılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde nedensellik ölçütlere dayalı olarak öncelikle biçim bilimsel açıdan sınıflandırılmış; ardından bakış açısına göre öznel-nesnel, olumluluk-olumsuzluk açısından olumlu-olumsuz-yansız, gerçeklik bağlamı açısından gerçek-gerçek dışı-olası, etki açısından içsel-dışsal, uzaklık açısından yakın-uzak, süreç açısından doğrudan-dolaylı, çokluk açısından çoklu-zincirleme-seçenekli, doğrultu açısından öncül-ardıl-döngüsel, indirgeme açısından salt-ettirgen-ereksel-koşullu-zamansal-tarz, açıklık durumuna göre ise açık-örtük alt başlıklarına, söz dizimi açısından neden-sonuç-nedensellik işaretleyicilerinin dizilimi alt birimlere ayrılıp açıklanmış ve örneklendirilmiştir. Çalışmanın son bölümünde nedensellikle ilgili her ölçüte bağlı sınıflandırma tek tek ele alınmış, Eski Anadolu Türkçesi nedensellik işaretleyicileri Türkiye Türkçesiyle karşılaştırılmış, günümüzde kullanımını sürdürme ya da kullanımdan düşme durumu üzerinde durulmuştur. Nedenselliğin 12 ölçüte göre türünün hangi işaretleyicilerle kullanıldığı tablolarla gösterilerek açıklanmış ve ardından genel bir nedensellik değerlendirmesi yapılmıştır.
Nev'î-zâde Atâyî Hamsesi sözlüğü (Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük)
Bu çalışmada Nev'î-zâde Atâyî'nin hamsesinin bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğünün hazırlanması amaçlanmıştır. Hamseyi oluşturan mesnevilerdeki dil ögeleri bağlamları, tanıkları ve sıklıkları ile tespit edilerek hamsenin 15107 madde başından oluşan sözvarlığı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde hamsenin sözvarlığı içinde yer alan kalıplaşmış dil birimleri, alışılmamış bağdaştırmalar ve özel adlar tespit edilmiş, ikinci bölümde ise bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğe yer verilmiştir. Çalışmanın altyapısını oluşturan bağlamlı dizin bölümünde tanıklar alfabetik olarak dizilen madde başları altında listelenmiş ve hamsedeki kullanım sıklıkları verilmiştir. İşlevsel sözlük bölümünde ise madde başlarının kullanıldıkları bağlama göre ifade ettikleri anlamlar tespit edilmiştir. Bugüne kadar divan ve mesnevi gibi müstakil eserler üzerinde uygulanan bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük çalışması ilk kez bir müellifin beş farklı eserini kapsayıcı biçimde bütüncül olarak bir hamseye uygulanmıştır. Yapılan çalışmanın Osmanlı şiiri, 17. yüzyıl Türk edebiyatı ve Nev'î-zâde Atâyî üzerine yapılacak başkaca çalışmalara ve ayrıca tarihsel sözlük çalışmalarına katkı sağlayacağı ümit edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bağlamlı Dizin, İşlevsel Sözlük, Nev'î-zâde Atâyî, Hamse
Eski Türkçede zaman anlamı taşıyan sözcükler
"Zaman nedir?" sorusu yüzyıllardır düşünürlerin üzerinde durduğu, cevaplamaya çalıştığı, pozitif ve sosyal bilimlerin tüm alanlarında tartışmaya ve birçok açıdan incelenmeye açık bir kavram olarak karşımıza çıkar. Araştırma, Eski Türkçede zaman kavram alanını oluşturan ve "an", "bazen", "her zaman", "hiçbir zaman", "önce", "sonra", "şu an", "yine" ve "zaman" anlamlarını karşılayan sözcüklerin tarihî metinlerdeki kullanımı, birbirleriyle anlam ilişkileri, dil tarihi içerisindeki değişimi ve günümüz Türk dillerindeki gelişimi konularına dayanmaktadır. Eski Türkçe zaman kavram alanına giren sözcüklerin günümüz Türk dillerindeki görünümü ve devamlılığı incelenmiştir. Eski Türkçe zaman kavram alanına giren bu sözcükler tercüme metinler aracılığıyla tespit edilebilen Çince ve Arapça sözcüklerle karşılaştırılmıştır. Araştırma neticesinde, Orhon Türkçesi, Uygur Türkçesi ve Karahanlı Türkçesinde taranan metinler kapsamında, Eski Türkçe zaman kavram alanına giren 141 sözcük tespit edilmiştir. Bu sözcüklerden 36'sı "zaman" anlamı ifade etmektedir. 4'ü "an"; 2'si "bazen"; 34'ü "her zaman"; 2'si "hiçbir zaman"; 36'sı "önce"; 16'sı "sonra"; 5'i "şu an" ve 6'sı "yine / tekrar eden zaman anlamlarını ifade etmektedir. Orhon, Uygur ve Karahanlı Türkçesinde başlangıçtan beri takip edilebilen ve her üç dönemde de yer alan zaman kavram alanına giren ortak sözcükler ara, aşnu, erte, ilki, ugur, üd, yme ve yana olarak belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Eski Türkçe, zaman, Budizm, Manihaizm, İslam
Emine Semiye Hanımın hikâyelerinin dili
Bu çalışma, Emine Semiye'nin 1895-1935 yılları arasında yazdığı 15 hikâyesinden hareketle, yazarın dil ve üslûp özelliklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tez "Giriş", "Emine Semiye'nin Yetiştiği Dönem ve Hayatı","İnceleme", "Sonuç" olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Hikâyeler Millî Kütüphane'den ve yayımlandıkları dergilerden temin edilmiş, bunlardan Arap harfleri ile yazılı 13 hikâye Latin harflerine aktarılmış, "Emine Semiye Yularkıran'ın Tuttuğu Notlar"da yer alan ve dağınık hâldeki Latin harfli 2 hikâye taslağı da bağlama göre düzenlenmiş ve metin kısmı oluşturulmuştur. Hikâyeler, söz varlığı, cümle ve edebî sanatlar yönünden fişlenmiş; buradan elde edilen bulgular tasnif edilerek yorumlanmıştır. Emine Semiye, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında yaşamış, adı ilk feministler arasında yer alan bir yazardır. Eserlerinin büyük bir kısmında kadınları merkeze alarak onların eğitimi için yazar ve yazdığı yazılar gazetelerde tefrika edilir. Dönemine göre dili sadedir. Hikâyelerinde deyimlere, eskicil kelimelere ve yöresel söyleyişlere yer vermiştir. Zengin bir söz varlığına sahip olduğu görülmektedir. Harekete dayalı bir üslubu vardır.
1917-1938 yılları arasında Vakit gazetesindeki edebî faaliyetler
Vakit gazetesi 1917-1959 yılları arasında faaliyetleriyle Türk basın tarihinde adından söz ettirmiş uzun soluklu bir yayın organıdır. 1917'de Ahmet Emin Yalman ve Mehmet Asım Us ortaklığıyla kurulmuş ve başyazarlığını Ahmet Emin Yalman yapmıştır.1923'te Ahmet Emin Yalman'ın Vakit'ten ayrılmasıyla gazetenin yönetimi "Us Kardeşler" olarak bilinen Mehmet Asım Us, Hakkı Tarık Us ve Hasan Rasim Us'a geçmiştir. Bu dönemden sonra Mehmet Asım Us başyazarlık görevini üstlenmiştir. Atatürk'ün teklifi üzerine Vakit gazetesi 1934'ten itibaren Kurun adını almış ve Atatürk'ün vefatına kadar yayın hayatına bu isimle devam etmiştir. Vakit gazetesi I. Dünya Savaşı'ndan başlayarak Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet'in ilanı, inkılaplar gibi ülkede meydana gelen siyasi ve sosyal birçok olaya sütunlarında yer vermiştir. Edebiyata ayrıca önem veren Vakit, yayın hayatı boyunca telif ve tercüme roman tefrikaları, hikâye, şiir, tiyatro oyunları yayımlamıştır. Bunların yanında bu türlere ait teorik makalelere ve tenkit yazılarına; Türk edebiyatının dönemleri ve şahsiyetleriyle ilgili makalelere, söyleşilere, anketlere ve fıkralara geniş bir şekilde yer vermiştir. "1917-1938 Yılları Arasında Vakit Gazetesinde Edebî Faaliyetler" başlıklı çalışmada, yayımlanan edebiyatla ilgili yazılarından hareketle Vakit gazetesinin 1917-1938 yılları arasındaki edebî faaliyetleri geniş bir çerçeveden incelenmeye çalışılmıştır.
Dişi Kurdun Rüyaları'ndan Dağlar Yıkıldığı Zaman-Ebedi Gelin romanına Cengiz Aytmatov: Konu, bakış açısı toplum ve birey
Siyasi çalkantıların pek dinmediği Kırgız coğrafyası ve içinde yaşayan insanları, tabiatı, tüm canlıları bir ressam gibi çizen yazar Cengiz Aytmatov tezimizin konusunu oluşturmaktadır. Tek başına çok geniş bir konu olan Aytmatov'un milli kimlikten sıyrılarak evrensele geçiş romanı olan ?Dişi Kurdun Rüyaları? ndan son romanı olan ?Dağlar Yıkıldığı Zaman - Ebedi Gelin? e kadar olan süreçte yazarın toplum ve birey, bakış açısı ve olay bakımından nasıl bir değişim ya da gelişim gösterdiğini, olayları ele alışı, eserlerinde vurgulamak istediği düşünceyi, romanlarını satır satır analiz ederek göstermeye çalıştık.İncelediğimiz eserlerde gördük ki yazar adım adım milli kimliğinden sıyrılarak evrensel bir kimliğe bürünmekte, olaylara sadece bir Rus, bir Kırgız değil insan merkezli yaklaşmaktadır. Ayrıca, baskı döneminde yaşayan bir Kırgız yazarının, hayatı ne şekilde anlattığını görmek istedik. Aytmatov'un incelenen tüm romanlarında ?doğal yaşam vurgusu? bariz bir biçimde kendisini hissettirmekte, ana temayı oluşturmaktadır.Cengiz Aytmatov, konusu çok çeşitli mekân ve coğrafyalarda geçen eserlerinde esasen insanlığın asli meselesi olan iyi-kötü çatışmasını ele almış; bundan yola çıkarak insanın tabiatına aykırı her tür faaliyetin evrenin var olan düzenini ve geleceğini tehdit eden en büyük tehlike olduğu fikrini temel bir tez olarak işlemiştir.Giriş dışında incelemem, Aytmatov'un özel ve sanat yaşamının anlatıldığı birinci bölüm, ?Cengiz Aytmatov'un Eserleri¬nin özet ve analizleri? ile tüm romanlarının konu, bakış açısı, toplum ve birey başlıkları altında karşılaştırıldığı ikinci bölüm ve sonuç bölümünün yer aldığı üçüncü bölümden meyda¬na gelmiştir.Çalışmamda yeni eleştiri ile tarihi eleştiri yöntemini kullandım, yazarla ilgili yazı ve dergileri, YÖK'teki tezleri taradım. Yazarın kendi eserlerini ise esas olarak aldım.Anahtar kelimeler: Cengiz Aytmatov, Dişi Kurdun Rüyaları, Dağlar Yıkıldığı Zaman - Ebedi Gelin, Kassandra Damgası, Kırgız Edebiyatı, Cengiz Hana Küsen Bulut, Toplum ve Birey, Bakış açısı
Azerbaycan, Özbek ve Kazak Türkçelerinde çatı
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, dilin gramer konularından biri olan fiilde çatı konusunu Türkiye Türkçesi de dâhil olmak üzere Çağdaş Türk lehçelerindeki görünümüyle birlikte işledik. Fiilde çatı konusu, genel olarak Türkiye Türkçesinde ve ayrı ayrı lehçelerin gramer kitaplarında da işlenmiştir. Fakat bu konu şimdiye kadar Türk lehçeleri temelinde karşılaştırmalı olarak işlenmemiştir. Fiilde çatı konusundaki bu eksiklikten dolayı böyle bir çalışma yaptık. Gerçi çatı konusunda Mevlüt Erdem'in 2000 yılında University of Manchester'da İngilizce olarak yazmış olduğu Historical Development of Reflexive, Reciprocal, Causative and Passives in Turkish adlı yayınlanmamış doktora tezini de göz ardı etmemek gerekir.Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birincisi; fiil çatısını anlamak ve açıklamak için oluşturulan, ?Türkiye Türkçesinde Çatı Kavramı ve İzahı? bölümü, ikincisi; fiil çatısının Türk dili tarihi içerisindeki gelişimini görebilmek için oluşturulan, ?Fiilde Çatının Tarihi Gelişimi? ve üçüncüsü aynı zamanda tezin asıl bölümünü oluşturan; ?Çağdaş Türk Lehçelerinde Çatı? bölümüyle çatı konusunu incelemeye çalıştık.Türk lehçelerinde çatıyı; yalın (etken), edilgen, dönüşlü, ettirgen ve işteş olmak üzere beş ana gruba ayırdık. Bunları ayrı ayrı, eklerini ve örneklerini göstererek işledik. Bunun yanı sıra lehçelerde çatı ekleri dışında değişik yollarla da çatı kurulduğunu gösterdik.Çalışmamızın sonucunda, fiil çatılarının tüm Türk lehçelerinde var olan bir gramer konusu olduğunu gösterdik. Sadece eklerde bazı değişikler söz konusudur. Bunun dışında hemen hemen her lehçe temelde ortak bir dile dayandığı için çok fazla değişiklik yoktur. Çalışmamızın bundan sonra fiil çatısının lehçelerde nasıl göründüğünü araştırmak isteyenlere bir kaynak olabileceği düşüncesindeyiz.
Bir 19. yy. (H. 1257) metni olan Ma-Hazar'ın dil incelemesi: İmlâ, ses bilgisi ve şekil bilgisi özellikleri incelemesi-metin
Bu çalışmamız Manisa İl Halk Kütüphanesi Yazma Eserler bölümünde MHK 5332 numarada kayıtlı olan Ebûbekir Nusret'in 18. yüzyılda telif ettiği Ma-hazar adlı eseri üzerinedir. İncelediğimiz nüsha 19. yüzyılda Abdülkadir el-Besim tarafından istin-sah edilmiş olan yazmadır.Ma-hazar hazır olan her ne varsa? anlamına gelir. Eserde yer alan konular; tıp bilimleri, farmakoloji, hastalıkların tedavisi, ilaç tarifleri ve ilaçların kullanma usulleri-dir. Müellif, eserinde tavsiye ve tedavilerinden yararlanan hasta vakalarından örneklere de yer vermiştir.Eserde hastalıklar için tarif edilen ilaçların - terkip, macun ve sular - dışında nüsha (muska) tarifleri de vardır. Bu nüshaların bir bölümünde vefkler bulunur. Vefklerde ayet ve ayet bölümleri, Arap harfleri ve rakamlar yer alır.Eserin dili, tıp terimleri ve bazı Arapça ve Farsça kelimeler dışında sade ve anlaşı-lır.Bu çalışmada Ma-hazar'ın çeviri yazısı yapılmış, eserin imlâ özellikleri, şekil bil-gisi ve ses bilgisiyle ilgili özellikleri incelenmiştir.Çalışmamızın asıl amacı 19. yüzyıl Osmanlı Türkçesinin özelliklerini görmek ve göstermek, 18. yy.'da tıp - tedavi alanında yazılmış metni tanıtmak olmuştur.
Dede Korkut metinlerinde geçen olumsuzluk ve yokluk biçimleri
Çalışmamızda, Dede Korkut metinlerinde geçen olumsuzluk ve yokluk biçimleriyle diğer Eski Anadolu Türkçesi metinlerinde geçen olumsuzluk ve yokluk şekilleri ele alınmıştır. Bu olumsuzluk ve yokluk biçimleri farklı örneklerle açıklanmış ve farklı yönleriyle ele alınmıştır.Çalışmamız, giriş ve beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Türkçede yer alan olumsuzluk ve yokluk biçimleridir. Bu bölümde, Türkçedeki olumsuzluk ve yokluk biçimleri ele alınmıştır ve örneklerle açıklanmıştır.kinci bölümde, Eski Anadolu Türkçesi ve Dede Korkut metinleri hakkında bilgi verilmiştir. Aynı zamanda Dede Korkut metinlerinde yer alan tüm olumsuzluk ve yokluk biçimleri sınıflandırılmıştır ve farklı yönleriyle açıklanmıştır.Üçüncü bölümde, diğer Eski Anadolu Türkçesi metinlerinde yer alan olumsuzluk ve yokluk biçimleri incelenmiştir. Konuyla ilgili gerekli örnekler beyitler halinde verilmiştir. Dördüncü bölümde, bu araştırmalardan çıkan tüm bilgilerin toplanarak, Dede Korkut ve diğer Eski Anadolu Türkçesi metinlerindeki olumsuzluk ve yokluk biçimlerini açıklayan bir sonuç bölümü bulunmaktadır. Son bölümde, araştırma süresince kullanılan kaynakların listesini içeren bir kaynakça eklenmiştir.
16.yüzyıldaki bazı divan şairlerinin Türkçe divanlarında gül: Bâkî, Fuzûlî, Hayâlî bey, Muhibbî, Nev'î, Taşlıcalı Yahyâ, Usûlî, Zatî
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada 16. yüzyıl Divan şairlerinden Bâkî, Fuzûlî, Hayâlî Bey, Nev?î, Taşlıcalı Yahyâ, Usûlî, Zatî ve Muhibbî divanları taranmış ve söz konusu divanlarda gülün nasıl ve hangi anlam ilgileriyle kullanıldığı örnek beyitler aktarılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. İlk plânda gülün tarihçesine, kültürümüzdeki yeri ve önemine temas edilmiş, daha sonra ise gülün halk ve tasavvuf kültüründeki yeri üzerinde durulmuş ve genel olarak çeşitli özellikleri bakımından divanlardaki kullanımına değinilmiştir. Söz konusu divanlardan aktarılan örnek beyitlerden bazıları hem anlam hem de edebî sanatlar açısından incelenmiştir. Sonuç kısmından önce ise gül ile ilgili tasavvur ve kullanımların divanlarda nasıl yer aldığına ?Gül ile İlgili Tasavvur ve Kullanımlar? başlığı altında maddeler hâlinde yer verilmiştir. Çalışma sonunda tespit edilen hususlar ise ?Sonuç? kısmında belirtilmiştir. Anahtar kelimeler: 16. yüzyıl Divan Edebiyatı, Divan, gül.
Sema Kaygusuz'un eserlerine feminist eleştiri merkezli bir yaklaşım
18.yüzyılın sonları ile 19.yüzyılın başlarında ortaya çıkan feminizm ataerkil gelenek içinde kadınlara yönelik bu cinsiyetçi sömürü ve baskıyı ortadan kaldırmayı amaçlayan bir harekettir. Feminizm kadını tahakküm altına alan bu baskı mekanizmalarından kurtulmak için kadının kamusal ve özel alandaki yerini görünür kılma için mücadelesi vermiştir. Feminist eleştiri ise ataerkil gelenek içindeki erkek egemen ideolojilerin, cinsiyetçiliğin yazı üslubunda da görünür hale geldiğini, eril dilin edebiyat eserlerine de yansıdığını ve kadınların aşağılandığını, hor görüldüğünü belirtir. Bu sebeple feminist eleştiri edebiyat yapıtlarında kadınlara karşı olan erkek egemen kodları ortaya çıkarmayı amaçlar. Bu çalışmada, Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden Sema Kaygusuz'un eserleri feminist eleştiri yöntemiyle incelenmiştir. Feminist eleştirel yaklaşımla incelenen eserlerde feminist unsurlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Sema Kaygusuz'un eserlerinde eril zihniyetin kadına biçtiği rolleri, kadının doğayla olan yakın ilişkisini, heteronormativitenin koyduğu normların dışında kalan bireylere karşı gelişen homofobik, saldırgan tutumu, dilde var olan cinsiyetçi üslubun kadınlar üzerindeki olumsuz etkilerini feminist bir yaklaşımla irdelediği görülmüştür.
Bâki Asiltürk (Bâki Ayhan T.) üzerine bir inceleme
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada modern Türk şiirinin yenilikçi ismi olan aynı zamanda bir akademisyen olarak çalışmalarını modern Türk şiiri üzerine yoğunlaştıran Bâki Asiltürk (müstear ismiyle Bâki Ayhan T.) hakkında bir inceleme yaptık. Tezimizde şairin hayatını, eserlerini, sanat anlayışını, şiirinin biçim özelliklerini, şiir dilini inceledik ve şiirlerini tematik olarak değerlendirdik. Edebiyat tarihi araştırmalarında monografi çalışmaları önemli bir yer tutar. Çalışmamızda Bâki Asiltürk hakkında ayrıntılı bir inceleme yapmaya çalıştık. Eserlerini belgelere dayanarak inceledik; yapılan söyleşiler, kendi yazdıkları ve bizim röportajlarımızla incelemeyi zenginleştirmeye çalıştık. Bâki Asiltürk hakkında akademik anlamda ilk çalışma olması bakımından ileride yapılacak araştırma ve incelemelere ışık tutacağını umuyoruz.
Tomris uyar öykülerinin feminist eleştirisi
Tomris Uyar ( 1941- 2003), 1965' ten itibaren Papirüs' te yayımlanan eserleriyle adını duyurmuş öykücü, çevirmen, denemecidir. İlk öykü kitabını çıkardığı 1971'den öldüğü yıl 2003'e kadar on bir öykü kitabı, " Gündökümü I- II" adlarıyla yayımlanmış günlükleri ve altmışı aşkın çevirisi ile Türk edebiyatında kendisine önemli bir yer edinmiştir. Geleneksel ataerkil yapının çelişkilerini Türkiye' deki bir kadın olarak yaşamış ve hem kurmaca hem de fikir yazılarında bu çelişkileri kadın bakış açısından yazmıştır. Öykülerinde, merkeze aldığı kadının aile ve toplum içindeki konumundan rahatsızlığını dile getirmiştir. Cinsiyet ayrımına toplumsal ve kültürel değerler tarafından görmezden gelinen kadınların hayatları üzerinden dikkat çekmesi Tomris Uyar öykülerinin feminist eleştiri yöntemiyle incelenmesine imkan vermiştir. Bu master tezi, Tomris Uyar öykülerini hayatın cinsiyet merkezli bir bakışla ele alınmasını ve feminist eleştiri yönteminin yaslandığı temel görüşleri değerlendirmektedir. Türk öykücülüğünün en önemli isimlerinden biri olan Tomris Uyar, kadının kendini gerçekleştirebilmesinin önündeki engellerin erkekler tarafından yaratıldığına vurgu yapmış; kadınlara, erkekler tarafından hor görülmeye ve sömürülmeye karşı çıkmalarını gösteren öyküler kaleme almıştır. Şimdiye kadar yapılan çalışmalardan farklı olarak Tomris Uyar öykülerine feminist eleştiri yöntemi ışığında bakmanın onun öykücülüğünde gerçek anlamda önem arz eden kadına dair birtakım öğeleri aydınlatacağı görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler: Tomris Uyar, Feminizm, Feminist Edebiyat Eleştirisi, Kadın Edebiyatı, Kadın Yazar.
Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun hikâyeleri üzerine bir inceleme
Mustafa Necati Sepetçioğlu, 1932?2006 yılları arasında yaşamış, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından biri olup hikâye, roman, oyun, makale, inceleme, anı gibi çeşitli edebî türlerde pek çok eser vermiştir. Sepetçioğlu'nun hikâyelerini incelediğimiz bu çalışmada, yazarın hikâyelerinden yola çıkarak Türk hikâyeciğindeki yerini ve hikâyeciliğimize katkılarını değerlendirdik. İki bölümden oluşan bu çalışmamızın ilk bölümünde Sepetçioğlu'nun biyografisini verip genel hatlarıyla hikâye anlayışını göstermeye, ikinci bölümde de hikâyelerini incelemeye gayret ettik.
Cemali divanında din ve tasavvuf
Türk-İslam medeniyeti ile birlikte Müslüman coğrafyalarında gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin mayasında bulunan tasavvuf, günlük yaşamdan sanata, örf ve adetten devlet idaresine kadar hayatın her alanına nüfuz etmiş, bir incelik ve estetik katmıştır. Özellikle sanat ve edebiyat sahalarında bütün görkemiyle kendini göstermiş; hem sanat ve edebiyatın ihyasına vesile olmuş hem de bunlar vasıtasıyla kendini en güzel şekilde ifadeye imkân bulmuştur. Cemâleddîn-i Uşşâkî, tasavvuf potasında işlenmiş edebiyat geleneğinin 18. yüzyılda yaşamış seçkin bir temsilcisidir. Uşşâkiyye yolunda pir-i sânî olan Cemâlî, devrinin mümtaz mutasavvıflarındandır. 345 manzumeden oluşan divanı, tasavvuf literatürü içinde kayda değer bir yere sahiptir. Bu çalışmada, iyi bir dinî ve tasavvufî terbiyeden geçip irşat makamına ulaşmış olan Cemâlî Efendi'nin divanındaki dinî-tasavvufî kavramların üzerinde durulmuştur. Şiirlerinde bir mürşit olarak yol gösteren, tembih ve telkin eden, tavsiyede bulunan Şair, tasavvuf ıstılahatına oldukça hâkimdir. Çalışmada, dinî-tasavvufî ıstılah ve mefhumların, Cemâlî'nin tefekkür ve şiir dünyasında nasıl karşılıklarının olduğu anlaşılmak istenmiştir. Buradan hareketle, ilk önce divandaki kavramlar tespit edilmiş, daha sonra bunlar üzerine tek tek durulmuştur. Tespit edilen kavramlar, çeşitli ansiklopedik ve kaynak eserlerden genel bilgiler ve şairin beyitlerinden örnekler ile birlikte açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Din, Tasavvuf, Cemâlî, Uşşakilik, Tekke Edebiyatı, Divan
Türk dilinde tekrar grupları üzerine art zamanlı bir analiz çalışması: Orhun Abidelerinde,Garib-nâme'de ve Dede Korkut'ta tekrarlar
Tekrar grupları aynı fonem ya da benzer yapılardan meydana gelmektedir. Bu yapılar bir dilde anlatımı güçlendirmek için önemli bir yere sahiptir. Bugüne kadar söz konusu yapılar, pek çok araştırmacı tarafından ele alınmıştır. Bizim çalışmamızda ise tekrar grupları art zamanlılık açısından değerlendirilmiştir. İlk olarak, Orhun Abideleri, Garib-nāme ve Dede Korkut metinlerinden derlenen tekrar gruplarını sınıflandırılmış ve bu yapıları art zamanlılık açısından ele alınmıştır. Giriş kısmında tekrar grupları üzerine yapılan çalışmalar ve bu çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. Aynı zamanda art zamanlılık konusu ele alınarak araştırmacıların görüş ve fikirlerine yer verilmektedir. İnceleme kısmında (II, III, IV, V, VI, VII) tekrar grupları anlam, yapı ve tür bakımından sınıflandırılmıştır. Ayrıca, yeni bakış açıları geliştirilmeye çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise (VIII), çalışmamızda elde edilen veriler özetlenmiş ve konuya ilişkin sonuçlara verilmiştir. Son kısımda araştırma boyunca kullanılan kaynakların listesini içeren bir bibliyografya kısmı ilave edilmiştir.
Süruri'nin Kitabü'l-'Acaibü'l-Garaib'i üzerine göstergebilimsel bir inceleme
Bu çalışmada 16. yüzyıla ait bir eser olan Kitabü'l-'acaibüél-garaib ele alınmaktadır. Söz konusu eser dönemin önemli şairlerinden Sürurì tarafından, Şehzade Mustafa'nın isteği ile Arapça aslından tercüme edilmiştir. Bu eserin daha önce çeviri yazısı yapılmadığından, ilk olarak eserin çevri yazısı yapılmıştır. İkinci olarak ise, ortaya konan eser dilbilimi açısından ele alınmıştır. Bu noktada, inceleme yöntemi olarak göstergebilim seçilmiştir. Göstergebilim yöntemi ile incelenecek konu başlıkları temel dil birimleri olan fonetik, morfolojik ve sentaktik ve cümle üstü birimlerinden seçilmiştir. Fonetik açıdan metin ortografisi, morfolojik ve sentaktik öğe bakımından birleşik fiiller ve cümle üstü birim olarak metin-dil-minyatür ilişkisi F. De. Saussure ve C.S Peirce'ün gösterge kuramları ile ele alınmıştır.
Mevlüt süleymanlı'nın ceviz kurdu romanı üzerine bir inceleme
Bu tez Mevlüt Süleymanlı'nın "Ceviz Kurdu" adlı eserini incelemek için yapılmıştır. Mevlüt Süleymanlı 1943 yılında Azerbaycan'da doğmuş, hali hazırda Azerbaycan'ın Bakü şehrinde yaşamaktadır. Yazarın şiirleri, povest tarzında yazdığı kısa ve uzun hikâyelerinin yanında "Göç", "Ceviz Kurdu", "Ses", "Günah Duası" ve "Ermәni Adındaki Hәrflәr" olmak üzere beş adet romanı vardır. Çağdaş Azerbaycan edebiyatının incelenmeye değer bir örneği olması sebebiyle Mevlüt Süleymanlı'nın "Ceviz Kurdu" romanı seçilmiştir. Tezde öncelikle Azerbaycan ve Azerbaycan Edebiyatının tarihi konularında bilgi verilmiş, Mevlüt Süleymanlı'nın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri konusuna değinilmiştir. Ceviz Kurdu romanının muhtevası verilmiş, ardından roman; olay örgüsü, zaman, mekân, şahıs kadrosu, dil ve üslup başlıkları altında incelenmiştir. Romanın Azerbaycan Türkçesindeki orijinal şekli tarafımızca Türkiye Türkçesi'ne aktarılmış ve klasik roman inceleme metodu ışığında incelenmeye çalışılmıştır. Böylece Türkiye'de Azerbaycan Edebiyatı hakkında yapılan araştırmalara bir yenisinin daha eklenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Edebiyatı, Mevlüt Süleymanlı, Ceviz Kurdu
Mehmet H. Doğan'ın şiir hakkındaki yazıları üzerine bir inceleme
M.H. Doğan (1931-2008) yazın hayatına öykü ve şiir denemeleriyle başlamış 1960'tan itibaren deneme ve eleştiri türünde yazılar yazmıştır. Yaşamı boyunca çeviriler, şiir yıllıkları ve şiir antolojileriyle Türk şiir hayatını yakından takip etmek suretiyle Türk şiirine katkı sağlamış bir eleştirmendir. M.H. Doğan, çeşitli dergilerde daha çok İkinci Yeni ve 1980 sonrası Türk şiiri üzerine yayımladığı eleştiri yazılarını on kitapta toplamıştır. Yüksek lisans tezi olarak hazırladığımız bu çalışmada Türk eleştiri tarihine dair panoramik giriş yapılmış M.H. Doğan'ın hayatı, eleştiri anlayışı, eserleri verildikten sonra kitap olarak yayımlanmış eleştiri yazıları tematik tasnife tabi tutulmuş ve değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonuç kısmında bu çalışmada ortaya çıkan sonuçlar değerlendirilmiş, M.H. Doğan'ın Türk eleştiri tarihi içindeki yeri saptanmıştır. Eleştirinin edebiyat açısından gerekliliği, varlığı ve yol göstericiliği dikkate alınırsa Türk edebiyatındaki eleştiri yazarları üzerinde yapılacak çalışmaların artması lazımdır. Bu çerçevede M.H. Doğan'ın eserleri ve şiir eleştiri anlayışı üzerine yaptığımız bu çalışmanın bu alana küçük de olsa bir katkı sağlayacağı ve araştırmacılara kolaylık sağlayacağı düşüncesindeyim. Anahtar Kelimeler: Eleştiri,Şiir,Eleştiride Yöntem
Hocazâde Abdülaziz Efendi'nin Ahlâk-ı Muhsinî Tercümesi (Süleymaniye Ktp. Fatih Bl. nr.3467, vr.166a-277b)
Çalışmamızda, Hocazâde Abdülaziz Efendi tarafından 1612 senesinde Türkçeye tercüme edilen Ahlâk-ı Muhsinî adlı eserin 166a-277b varakları arası yeni harflere aktarılarak incelemesi yapılmıştır. Giriş bölümünde; sanat, edebiyat ve ahlâk ilişkisi eserimizin yazıldığı dönemin ahlâkî değerleri de göz önünde bulundurularak incelenmeye çalışıldı. Farklı görüş ve kuramlarla edebiyat ahlâk tartışmalarının nedeni belirlenmeye çalışıldı. Birinci bölümde, eserin yazarı Hüseyin Vâiz Kâşifî ve eserleri tanıtılıp edebiyatımızda yapılan Ahlâk-ı Muhsinî tercümeleri hakkında bilgi verildi. Bu bölümün ardından yazarımız Abdülaziz Efendi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verildi. Daha sonraki bölümde tercüme sebebi, tercüme metodu, eserin dili, üslûbu ve muhtevası hakkında değerlendirmeler yapılıp eserin incelenen bölümlerinin kısa özetleri yapıldı. Son bölümde, eserin nüshaları, metin tespitinde tutulan yol ve eserin 166a- 277b sayfaları arasındaki bölümünün transkripsiyonlu metni verildi. Çalışma incelememizle ilgili bir sonuç bölümüyle tamamlandı. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, Edebiyat, Ahlâk-ı Muhsinî, Nasihat-nâme, Hocazâde Abdülaziz Efendi, Hüseyin Vâiz Kâşifî.
Azîz Mahmûd Urmevî ve Tezkire-i Hazret-i Baba isimli eseri
Aziz Mahmûd Urmevî 17. yüzyılın çeşitli yönlerden dikkat çekici simâlarından biridir. Urmiye'den Diyarbakır'a yerleşmiş ve burada Nakşbendiliğin Urmeviye kolunu tesis ederek bu çevrede büyük bir ün ve nüfûza sahip olmuştur. Hatta siyasi otoritenin dikkatini çeken kudret şeyhin Sultan IV. Murad Han tarafından idam edilmesi ile sonuçlanmıştır. Urmevî şeyh ve dervişlerin ortaklaşa bir ürünü olan "Tezkire-i Hazret-i Baba" adlı eser sekiz bin beyti aşan hacmi, mahallî dil hususiyetleri, dönemin ve coğrafyanın kültürel kodlarını taşıması açısından önemli bir metindir. Çalışmamızın "Giriş" bölümünde Aziz Mahmûd Urmevî ve Urmevîliğe dair özet bir bilgi sunduktan sonra Urmevîlik konusunda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra eserin kimlere ait olduğu ve şeyhin hüviyeti üzerine eleştirel bir çalışmada bulunduk. Eser üzerinde umumî bir edebî inceleme yapılarak metnin çeviri yazısı verilmiştir. Sonuç ve teklifler kısmında ise çalışmamız neticesinde ileride yapılması gereken araştırmalara ve aydınlatılması gereken noktalara işaret edilmeye çalışılmıştır.
Maitrisimit'de kelime yapımı
Bu çalışmada Eski Uygurca Budizm metinlerinden olan Maitrsimit'teki yapım ekleri işlevsel olarak incelenmiştir. İncelenen yapım ekleriyle türemiş kelimeler etimolojik sözlüklerden ve ulaşılabilen diğer kaynaklardan yararlanarak açıklanmıştır. Böylelikle Eski Uygurca müstakil bir metin üzerinden Eski Uygurca ek ve sözvarlığı incelenmiştir.
Mehmet Behçet Yazar'ın hayatı ve eserleri üzerine bir inceleme
Mehmet Behçet Yazar, 1890'da doğmuştur. Halep ve Selanik'te İlk ve Ortaöğrenimini tamamlamış, İstanbul'da hukuk okumuştur. Hanımlara Mahsus Gazete, Servet-i Fünun, Resimli İstanbul, Resimli Kitap, Şehbal, Tasvir-i Efkâr, Musavver Muhit, Âşiyân, Mehâsin, Şiir ve Tefekkür, Tanin, Şair, Kanad, Nedim, Açıksöz, Gençlik, Anadolu Duygusu, Sebilürreşad, Anavatan Mecmuası, İctihad, Türk Tarih Encümeni Mecmuası, Yedigün ve Yücel gibi dönemin pek çok süreli yayınında yazılar ve şiirler kaleme almıştır. Fecr-i Âti topluluğunun en genç üyelerinden biri olan Mehmet Behçet, Beyrut, Kastamonu, Ankara ve İstanbul'da öğretmenlik, müdürlük gibi memuriyetlerde bulunmuştur. 1980 yılında İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. İlk şiirini 1908 yılında yayınlayan Mehmet Behçet, 1911'de ilk kitabı olan Erganun'u 1938'de ikinci ve son şiir kitabı Yumak'ı yayınlamıştır. Bu eserlerin dışında Mehmet Behçet'in yayınlanmamış Mahûf Uçurumlar isimli manzum-mensur karışık bir eseri, Çile ve Kutu Kapakları isimli şiir kitapları vardır. Bu eserlerinde aşk ve kadın/sevgili, tabiat, toplum, din, hikmet gibi konuları işlemiş, toplumsal ve siyasal hayata ilişkin şiirler de yazmıştır. Mehmet Behçet'in şiir türünün yanında mensur şiir ve fantezi tarzında kaleme aldığı parçaları da bulunmaktadır. Bu parçalarını 1925'de yayınladığı Buhurdan ve yayınlanmamış Mahûf Uçurumlar isimli eserlerinde toplamıştır. Mehmet Behçet, mensur şiir ve fantezilerinde aşk, tabiat, metafizik ve toplum konularına yer vermiş, hayata ve kendi "ben"ine ilişkin parçalar kaleme almıştır. Bu eserlerinin yanında şairin dönemin süreli yayınlarında yayınlanmış şiir, mensur şiir ve fantezileri vardır. Mehmet Behçet'in şiir, mensur şiir ve fantezi gibi edebi türlerin dışında edebiyat, kültür, dil, siyaset, sosyal ve eğitim konuları üzerine kaleme aldığı eserleri ve dönemin süreli yayınlarında yayınlanmış yazıları bulunmaktadır. Sonuç olarak Mehmet Behçet Yazar, hem edebî eserleri hem de bu eserler dışında kaleme aldığı yazıları ve eserleri ile edebiyat tarihimiz içerisinde önemli bir yere sahiptir. Anahtar Kelimeler: Mehmet Behçet Yazar, Şiir, Mensur Şiir, Fantezi.
Kazak, Azeri ve Özbek Türkçelerinde ikilemeler
Çalışmamızda Türk lehçeleri içerisinde Kuzey-Batı (Kıpçak) grubunda yer alan Kazak Türkçesi, Güney-Doğu (Karluk) grubunda yer alan Özbek Türkçesi ve Güney-Batı (Oğuz) grubunda yer alan Azerbaycan Türkçesindeki ikilemelere yer verdik. Bu lehçelerde yazılmış sözlüklerden tespit ettiğimiz ikilemeleri farklı açılardan karşılaştırmalı olarak inceledik. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmacıların ikileme ile ilgili yapmış oldukları çalışmaları ve tercih ettikleri terimleri açıkladık. Bu bölümde ikilemelerin genel özelliklerini açıklayarak, dilbilgisi kitaplarında hangi başlık altında ele alındığına dikkat çektik. İnceleme bölümünde üç lehçeye ait ikilemeleri ses, yapı, anlam ve köken bakımından ele aldık. Ses bakımından ikilemeleri ilk seslerine göre incelerken Osman Nedim Tuna'nın "Türkçenin Sayıca Eş Heceli İkilemelerinde Sıralama Kuralları ve Tabii Bir Ünsüz Dizisi" makalesinden yararlandık. Yapı bakımından ikilemeleri incelerken ikilemeyi oluşturan kelimelerin ek alıp almamalarını göz önüne alarak, eğer ek almışlarsa hangi ek veya ekleri aldıklarına değindik. İkilemeleri anlam bakımından incelerken her iki kelimesi tek başına sözlükte yer alan ikilemelere yer vererek aralarındaki anlam ilişkisini belirledik. Köken kısmında da Kazak, Azerbaycan ve Özbek Türkçelerinde ortak olarak kullanılan ikilemeleri Türkçe+Türkçe, Farsça+Farsça ve Arapça+Arapça kökenli olmalarına göre tasnif ettik. Çalışmanın sonuç bölümünde ise çalışmamızı ana hatlarıyla değerlendirdik, önemli gördüğümüz yerlerin altını çizdik. Ayrıca tezin sonunda üç lehçeden oluşan ikileme sözlüğünü verdik. Anahtar Kelimeler: İkileme, Kazak Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Özbek Türkçesi
Uşşâkîzâde Hasîb'in Zeyl-i Şakâ'ik'ı (İnceleme-Metin-Dizin)
Anadolu sahası Türk edebiyatında XVI. asırda müstakil bir hüviyet kazanan biyografi türü, Taşköprîzâde Ahmed Efendi'nin Arapça kaleme aldığı; ulemâ ve mutasavvıfların hâl tercümelerine yer verdiği Şakâ'iku'n-Nu'mâniyye Fî Ulemâi'd-Devleti'l-Osmâniyye adlı eseriyle hızlı bir gelişme göstermiştir. Kısa sürede Türkçeye birçok tercümesi yapılan eserin, telhisleri, müntehâpları ve zeyilleri yazılmaya başlanmış; XVI. asırdan XIX. asrın sonlarına dek fasılasız bir şekilde bu esere zeyil yazma geleneği devam etmiştir. Şakâ'iku'n-Nu'mâniyye geleneğinin XVIII. asırdaki ilk temsilcisi, Nev'îzâde Atâyî'nin Hadâ'iku'l-hakâ'ik Fî Tekmileti'ş-şakâ'ik'ına zeyil yazan, Osmanlı ilmiye sınıfının meşhur ailelerinden Uşşâkîzâdeler ailesine mensup Seyyid İbrâhîm Hasîb Efendi'dir. Yazar, Nev'îzâde zeylinin geldiği 1043'ten (1634) başlayarak, Sultan II. Ahmed devrinin son bulduğu 1106 (1695) yılına kadar yaşamış 540 âlim, mutasavvıf ve devlet adamının hayat hikâyesine yer vermiştir. Bahis konusu edilen bu şahısların büyük bir kısmı şair ve yazardır. Bu çalışmada, Şakâ'iku'n-Nu'mâniyye geleneği üzerinde durulduktan sonra Uşşâkîzâde Seyyid İbrâhîm Hasîb Efendi'nin Zeyl-i Şakâ'ik'ı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Hafid Efendi 242 numarada kayıtlı yazarın müsvedde nüshasından hareketle, eserin transkripsiyonlu metni ortaya konmuş; çalışmanın sonuna yer, şahıs ve eser adlarından müteşekkil ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir.
Lâmi'î Çelebi'nin Şevâhidü'n-nübüvve Tercümesi: İnceleme-tenkitli metin-dizin
Şevâhidü'n-nübüvve, Molla Abdurrahmân-ı Câmî'nin Hz. Muhammed'in peygamberlik delillerini anlattığı kitabıdır. Bu çalışmanın esasını oluşturan eserse, Molla Câmî'nin Şevâhidü'n-nübüvve'sinin Lâmi'î Çelebi tarafından bazı ilâvelerle birlikte Türkçeye çevrilmiş hâlidir. Lâmi'î Çelebi, Farsçadan tercüme ettiği kitabı çeşitli ayet, hadis, rivayet, manzume ve peygamberliğin delili kabul ettiği bazı yeni bölümlerin ilâvesiyle zenginleştirmiştir. Bu çalışma esas olarak, toplamda dört nüshadan hareketle eserin tenkitli metnini ortaya koymak maksadıyla hazırlanmıştır. Yine bu çalışma kapsamında Hz. Muhammed'in peygamberliğini anlatan türler ele alınıp incelenmiş; Abdurrahmân-ı Câmî ile Lâmi'î Çelebi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Şevâhidü'n-nübüvve'nin ayrıntılı incelemesi yapılmış ve özel isimler indeksi hazırlanarak ilim dünyasının istifadesine sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hz. Muhammed, Lâmi„î Çelebi, Abdurrahmân-ı Câmî, ġevâhidü‟n-nübüvve, Delâ‟ilü‟n-nübüvve, Siyer, Tercüme.
Mehmed Lebîb Efendi, Dîvân-ı Eşâr-1: İnceleme-metin-sözlük
Asıl ismi Mehmed olan Lebîb Efendi, 19. yüzyıl dîvân şairlerindendir. 1785 yılında İstanbul 'da doğmuştur. İyi bir eğitim alan Lebîb Efendi, devletin üst kademelerinde birçok kez görev almıştır. Tespit edilebilen yedi eseri bulunmaktadır. 20 Şaban 1284 (1867) senesinde vefat eden Lebîb Efendi'nin kabri Eyub'da bulunmaktadır. Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, 19. yüzyıl dîvân şâirlerinden Mehmed Lebîb Efendi'nin on iki mecmuadan mürekkeb "Dîvân-ı Eşâr" (Mecmūa-i Eşâr) adlı eserinin Süleymâniye Kütüphânesi, Yazma Bağışlar (1987) numaralı kısımda bulunan mecmuânın çeviriyazı metnini kapsamaktadır. Söz konusu çalışmada öncelikle Mehmed Lebîb Efendi'nin hayatı ve eserlerine değinilmiş; daha sonra ise edebî kişiliği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma sonunda tespit edilen hususlar ise "Sonuç" kısmında belirtilmiştir. Bu çalışmayla Lebîb Efendi'nin kimliği ve eseri gün ışığına çıkarılarak Türk Edebiyatı içerisindeki yeri ve önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: 19. Yüzyıl Dîvân Edebiyatı, Lebîb Efendi, Dîvân.
Beşir Efendi'nin Deveran ve Zikr hakkında risalesi (Metin inceleme-sözlük)
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada 16. yüzyılda yaşayan Kalburcu Şeyhi Pir Seyyid Ahmed Beşir Efendi'nin (ö.1570) 112 varaktan meydana gelen "Deveran ve Zikr Hakkında Risale" adlı eseri çeviri yazı usulüyle Türkçe'ye aktarılmaya çalışılmıştır. Söz konusu çalışmada "deveran" ve "zikr" hakkında bilgi verilmiştir. Kütahyalı olan mutasavvıf; ünlü şair Sunullah Gaybî'nin dedesidir. Oğlu, Şeyh Ahmed'dir. Müftülük yaptığı için Müftü Şeyh adı ile anılır. (Çavdar Baba, Kalburcu diğer ünvanlarıdır) Merkez Efendi'nin halifesidir. 1570 yılında vefat etmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalburcu Şeyhi Pir Seyyid Ahmed Beşir Efendi, Devran, Zikr, Risale.
Nev'î-zâde Atâyî: Hadâ'iku'l-Hakâ'ik fî Tekmileti'ş-Şakâ'ik; inceleme-metin
Hadâiku'l-hakāik fî Tekmileti'ş-şakāik isimli eser Nev'î-zâde Atâyî tarafından Mecdî Mehmed Efendi'nin Hadâiku'ş-şakāik adlı Şakāiku'n-nu'mâniyye tercümesine zeyil olarak kaleme alınmıştır. Zeyl-i Şakāik ve Zeyl-i Atâyî isimleriyle de bilinmektedir. 1042/1632-33 yılında yazımına başlanan eser Rebîülâhir 1044'te (Eylül 1634) Üsküp'te tamamlanmıştır. 940/1533-34 ile 1044/1634-35 yılları arasında vefat eden Osmanlı Devleti'ne mensup kadı, müderris, şeyh ve devlet adamlarının biyografilerini ihtiva etmektedir. Bu eserde ilgili tarihler arasında vuku bulan önemli tarihî olaylar da anlatılmıştır. Zeyl-i Şakāik'ta 1133 biyografi bulunmaktadır. Bunların 198'i şair veya edip biyografisidir. Bu çalışmada giriş bölümünde Hadâiku'l-hakāik fî Tekmileti'ş-şakāik'ın mensup olduğu Şakāik-ı Nu'mâniyye geleneği çizgisinde yazılan tercüme ve zeyiller hakkında umumî mâlûmat verilmiştir. Diğer kaynaklardan farklı olarak bu eserler "Elde Mevcut Olanlar" ve "Elde Mevcut Olmayanlar" biçiminde tertip edilmiştir. Şakāiku'n-nu'mâniyye ve zeyilleri, eser tertipleri ve biyografi tanzimleri çerçevesinde incelenmiş ve bu tetkik neticesinde elde edilen bulgular doğrultusunda geleneğin genel vasıfları tespit edilmiştir. Birinci bölümde Hadâiku'l-hakāik fî Tekmileti'ş-şakāik'ın müellifi Nev'î-zâde Atâyî'nin tarihî ve çağdaş kaynaklar taranmak suretiyle kaleme alınan biyografisine yer verilmiştir. Bu biyografide kaynaklardan derlenen bilgilere Atâyî'nin Zeyl-i Şakāik'ta hayatı hakkında geçen bilgiler ve eserleri konusunda mâlûmat eklenmiştir. Bir sonraki bölümde Zeyl-i Atâyî muhteva ve biçim yönünden ayrıntılı bir şekilde incelenmiş; söz konusu eserin muhtevası tablo ve çizelgelerin yardımıyla tasnif edilmiş; edebî yönü sergilenmiş ve Türk edebiyatı tarihi açısından önemi ortaya konmuştur. Son bölümde Hadâiku'l-hakāik fî Tekmileti'ş-şakāik'ın el yazması nüshalarının tetkiki neticesinde elde edilen tavsifler verilmiş; metin teşkilinde göz önünde bulundurulan hususlar açıklanmıştır. Akabinde müellif nüshasını muhteva, imla ve gramer kuralları bakımından en iyi yansıtan üç nüshanın mukayesesi ile tesis edilen Zeyl-i Şakāik'ın tenkitli metni sunulmuştur. Araştırmacıların eserden kolaylıkla yararlanması için özel isimler dizini oluşturulmuş ve çalışmanın sonuna eklenmiştir.
Leyla Erbil'in eserlerine Lacancı özne merkezli bir yaklaşım
Bu çalışmada Leyla Erbil'in romanlarındaki ve anlatılarındaki özneleri oluşturan dinamikler ele alınmıştır. Bu öznelerin hem bireysel hem toplumsal düzeyde özne olma durumları incelenmiştir. Öznelerin oluşmasını sağlayan yapılar sadece içerik değil; anlatım teknikleri, edebi tür, kullanılan dilin çözümlenmesi gibi metni oluşturan öğelerin çözümlenmesiyle de tetkik edilmiştir. Çalışmanın kuramsal temeli, Jacques Lacan'ın özne kuramına ve bu kuramı oluşturduğu düşünülen kavramlara dayanmaktadır. Bunun sebebi ise Leyla Erbil'in eserlerindeki eksik ve arzulayan öznelerin, Lacan'ın simgesel düzeninde yer alan devlet, aile, toplum, dil, kültür, aşk, öteki, milliyet, din, cinsellik, siyaset gibi yapılar içerisinde konumlanmalarıdır. Lacan'ın negatif öznesinin izleri, Leyla Erbil'in Tuhaf Bir Kadın, Karanlığın Günü, Mektup Aşkları, Cüce, Kalan, Tuhaf Bir Erkek adlı eserlerinde aranmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde özne kavramının tarihi gelişimi, Lacan'ın özne kuramı ve Leyla Erbil'in edebi hayatına ve eserlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, adı geçen eserler içerik, anlatım teknikleri ve dil kullanımına göre Lacancı Özne Kuramının çeşitli kavramlarına göre değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Leyla Erbil, Lacan, Özne, Psikanalitik Edebiyat Kuramı
Atatürk Dönemi (1923-1938) Türk şiirinde "Gurbet" temi
Bu çalışmada dönemin önemli temalarından biri olan gurbetin, Atatürk dönemi Türk şiirinde nasıl ele alındığıaraştırılmış, bu amaçla 1923-1938 yılları arasında yayımlanan şiir kitapları ve süreli yayınlar taranmıştır.Çalışmamızın Giriş kısmında Atatürk dönemi Türk şiirinin seyri ile şairleri hakkında bilgi verilmiş ve gurbet kavramı ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Çalışmanın inceleme bölümü Maddî Gurbet ve Manevî Gurbet olmak üzere iki ana başlığa ayrılmış, birinci bölümde şiirler Maddî Gurbetin Sebepleri ve Maddî Gurbetin Sonuçları başlıkları altında incelenmiştir. Söz konusu dönemde Savaş, Esaret-Sürgün-Mahpusluk, Seyahat-Eğitim, İdeoloji, Beşerî Aşk gurbetin maddî sebepleri olarak belirlenmiş ve şiirler bu şekilde sınıflandırılarak değerlendirilmiştir. Maddî Gurbetin Sonuçları'nda ise gurbet acısı, sıla hasreti, yalnızlık, yabancılık ve her an gurbette hissetme gibi gurbetin yarattığı duyguların şiirlerde nasıl işlendiği yine bu başlıklar altında değerlendirilmiştir. İkinci bölümünde ise şiirler İçinde Bulunulan Dünyada Mahkûmiyet Düşüncesi ve Sonuçları ile Ruhun İlk Kaynağa Dönme Arzusu (Tasavvufî Gurbet) olmak üzere iki ayrı alt başlıkta incelenerek gurbetin metafizik yönünün şiirlerdeki yansıması değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde çalışmamızın genel bir değerlendirilmesi yapılmış, Kaynakça kısmında da öncelikle dönemin şiir kitaplarının ve dergilerinde tespit edilen gurbet temalı şiirlerin listesi verilmiştir. Ardından yararlandığımız diğer kaynakların listesine yer verilmiştir.
Oğuz Atay'ın romanlarında sıfatların eşdizimlilikleri
Bu çalışma Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar, Bir Bilim Adamının Romanı, Eylembilim ve Tehlikeli Oyunlar romanlarındaki nitelik bildiren sıfatlar, duygulanım sıfatları ve renk bildiren sıfatların eşdizimlilikleri üzerine bir incelemedir. Bu çalışmada öncelikle Oğuz Atay'ın adı anılan romanları elektronik ortama aktarılarak bir derlem oluşturulmuştur. Metin optik tarama sırasında ortaya çıkan imla hatalarından arındırılmış ve işlenebilir hale getirilmiştir. Daha sonra inceleme kısmında da görülebileceği gibi Oğuz Atay romanlarının söz varlığı istatistiği çıkarılmıştır ve sunulmuştur. Daha sonra ise TDK Türkçe Sözlük temel alınarak Wordstat yazılımı aracılığıyla romanlardaki sıfatların listesi çıkarılmış ve T-score, Z-score, Log likelihood, Mutual Information, Dice coefficient, MI3 istatistik yöntemleri ve Antconc, Wordsmith, ConcGram, GraphColl ve Wordstat yazılımları kullanılarak sıfatların eşdizimlilikleri belirlenmiştir.
Söylem kuramı ve XVI. yüzyıl siyasetnamelerinde söylem analizi
Bu çalışmada öncelikle söylem (discourse) terimini etraflıca tanımladık. İkinci olarak sosyal bilimlerde çok farklı bilim alanlarında çalışmış bilim insanlarının bakış açılarına göre söylem kuramını açıkladık. Bunu yaparken söylemin doğasının ne olduğunu, yüzeydeki somut yapı ile altta yatan soyut düzenin nasıl çalıştığını göstermeye çalıştık. Üçüncü olarak bu incelemede disiplinler arası çalışmaların bakış açılarından söylem analizinin ne olduğunu ortaya koyduk. Söylem analizinin çeşitlerini ve metotlarını açıkladık. XVI. yüzyıl Osmanlı Türkçesi ile yazılmış siyasetnamelerde söylemin küçük ve büyük yapısını analiz ettik. Bu analiz çalışması 1512, 1539 ve 1540 yıllarında biçimsel olarak birbirinden farklı üç siyasetnameden oluşmaktadır. Metin dilbilim (text linguistic) ve sistemli işlevsel dilbilim (sistemic functional linguistic)araştırmanın öne çıkan yöntemleridir. Bu siyasetnamelerde söylemin atıf ilişkilerini düzenleyen küçük yapısının (bağlaşıklık) birimlerinin nasıl olduğunu ortaya koymaya çalıştık. Ayrıca bu siyasetnamelerde söylemin anlamsal ve mantıksal bağıntılarını sağlayan büyük yapısının (tutarlılık/bağdaşıklık) birimlerinin neler olduğunu ve bu birimlerin siyasetnamelerdeki görünümleri inceledik.
Türkçe sözlükten Kâmûs-ı Türkîye Fransızca sözlükbirimler
Genel sözlükler yapıları gereği yayımlandıkları dönemin sözvarlığını açık bir şekilde sunarlar ve güncellenen ve yeniden basılan her yeni baskıda, doğal olarak yeni sözlükbirimler eklenir, halihazırda var olan madde başlarına eklenen veya bu madde başlarından eksiltilen anlamlar olur ve kullanımdan düştüğü için çıkartılan madde başları olur. Bu durum, söz konusu dilin söz varlığının toplum tarafından kullanımına paralellik gösterir. Ve pek tabiidir ki bir dile ilişki içinde bulunduğu diğer dillerden kelimeler alıntılanır ve bunlar da söz konusu dilin sözlüklerinde yer alır. Bu çalışmada Fransızcanın, belli bir dönemde Türkçeye baskın bir etkisi olduğu ve genelde etkilenen değil de etkileyen taraf olduğu kabul edilip, Türkçe Sözlük'te verici dil olarak Fransızca gösterilen sözlükbirimlerin Kamus-ı Türkî'deki görünümleri ve varlıkları ortaya konmuştur.
Eski Anadolu Türkçesinde bağlaç işlevli birimler
Bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesi döneminde kullanılmış bağlaçlar, dönem metinlerinden hareketle metindilbilimsel metotlarla incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Eski Anadolu Türkçesindeki bağlaç işlevli birimleri araştırarak dönemdeki dil birimlerinin varlığını araştırmak ve söz konusu birimlerin geçmiş ve geleceği hakkında bilgi sahibi olmaktır. Bunun yanında çalışmamızın sonraki zamanlarda yapılacak olan araştırmalara kaynak teşkil etmesini sağlamak, Türkçede yer alan işlevsel kalıcılığı yüksek kelimeleri öğrenmek ve Türkçenin söz varlığının aydınlatılması çalışmalarına katkıda bulunmak araştırmamızın diğer amaçları arasında yer almıştır. Giriş bölümünde tezin amacı, kapsamı, yöntemi, eser tanıtımı ile çalışmayı ilgilendiren kuramsal bilgiler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın asıl kısmını oluşturan bulgular bölümünde, Eski Anadolu Türkçesindeki Süheyl ü Nevbahar, Yusuf u Zeliha ve Mantık'ut-Tayr adlı eserler incelenerek tespit edilen bağlaç işlevi gösteren birimlerin nitelikleri ve nicelikleri hakkında bilgi verilmiştir. Tespit edilen bağlaç işlevli birimler günümüz metindilbilimsel yöntemlerle incelenerek çeşitli örneklerle tanıtımı yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise bağlaç işlevli birimlerin sayısal verileri hakkında bilgi verilmiştir. Bağlaç işlevli birimlerin kullanım sıklıklarına dair niceliksel grafiklendirmeler yapılmış ve sunulmuştur. Çalışmadan çıkarılan sonuçların yorum ve değerlendirmesini de kapsamaktadır.