Kastamonu University
Enstitü

Fen Bilimleri Enstitüsü

Kastamonu University

1.175

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arı ürünleri karışımında yüzey yanıt yöntemi ile bileşen optimizasyonu: Fonksiyonel özellikleri ve raf ömrü niteliklerinin belirlenmesi

Bal dışı arı ürünlerinin bilinirliği ve tüketimi, fonksiyonel nitelikleri ve besinsel içerikleri itibariyle son yıllarda artmıştır. Bal dışı arı ürünleri polen, propolis, arı sütü, arı ekmeği, arı zehri, apilarnil, balmumu olarak sıralanabilir. Bal, birçok açıdan insan beslenmesinde önemli yeri olan hayvansal kökenli doğal bir üründür. Propolis, bal arılarının (Apis mellifera) bitkinin yapraklar, çiçek tomurcukları ve ağaç kabukları gibi bitkinin çeşitli yerlerinden topladıkları özsu, reçine ve müsilajlardan ürettikleri, daha sonra karıştırdıkları, arı tutkalı olarak da bilinen doğal ve yapışkan bir malzemedir. Karbonhidrat içeriği nedeniyle, yüksek emilim oranına sahip önemli enerji kaynağıdır. Balın botanik orijini ve toplandığı coğrafi bölge, balın kimyasal bileşimi üzerinde önemli rol oynar. Polen, arılar tarafından toplanan, bitkilerin erkek üreme hücresi olan çiçek tozlarıdır. Arıların temel gıda kaynağı olan polenler, yavru beslenmesinde kullanılmak üzere koloninin arı sütü üretiminde ve protein ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla işçi arılar tarafından toplanır. Bu tez çalışmasında, kestane ve çiçek olmak üzere iki farklı bal kullanılarak hazırlanan arı ürünleri karışımında polen ve propolis miktarları, Yüzey Yanıt Yöntemi, Merkezi Deneme Deseni kullanılarak optimize edilmiştir. Optimizasyonda antioksidan aktivite, toplam fenolik madde miktarı, toplam mineral madde ve duyusal değerlendirme skorları yanıt (response) olarak, polen ve propolis miktarları ise bağımsız değişkenler olarak alınmıştır. Optimizasyonda, bağımsız değişkenlerin optimizasyonu ve yanıtların ise maximizasyonu istenmiştir. Optimizasyon sonucu kestane ballı ve çiçek ballı karışım için beklenen sonuçların validasyonu ile doğrulamaları yapılarak sonuçlar istatistiksel olarak yorumlanmıştır. Formül optimizasyonu sonucu üretilen kestane ve çiçek ballı karışımları, tezin ikinci aşamasında besinsel, fizikokimyasal ve bazı depolama parametreleri açısından karşılaştırılmıştır. Optimizasyon sonucu kestane ballı karışım için optimize polen miktarı 10,24 g ve propolis miktarı 4,07 g olması durumunda antioksidan aktivite miktarı %86,30; toplam fenolik madde miktarı 1215,33µg/g; toplam mineral madde miktarı %0,870 ve duyusal değerlendirme skoru 3,62 olarak belirlenmişir. Çiçek ballı karışım için optimize polen miktarı 10,24 g ve propolis miktarı 1,73 olması durumunda antioksidan aktivite miktarı %66,34; toplam fenolik madde miktarı 780,33µg/g; toplam mineral madde miktarı %0,443 ve duyusal değerlendirme skoru ise 3,84 olarak belirlenmişir. Optimum sonuçlara göre hazırlanan çiçek ve kestane ballı karışımlar karşılaştırıldığında, kestane ballı karışımın antioksidan aktivite miktarı, toplam fenolik madde ve toplam mineral madde içeriğinin daha yüksek olduğu ancak duyusal skorun çiçek balına göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Her iki karışım için de elde edilen ürünlerde fenolik madde içeriği, madde kompozisyonu, aminoasit kompozisyonu açısından karakterizasyonu yapılarak yapı aydınlatma çalışması gerçekleştirilmiştir. Kestane ballı karışımın fenolik madde içeriği değerlendirildiğinde Trans ferulik asit, çiçek ballı karışım da en yüksek kafeik asit tespit edilmiştir. Fenolik madde kompozisyonunu polen ve propolis önemli derecede etkilemiştir. Kullanılan hammaddeler ve elde edilen karışımların mineral madde içerikleri bir arada değerlendirildiğinde, polenin önemli bir mineral madde kaynağı olduğu ve karışımın son mineral madde kompozisyonunu önemli düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Kestane ve çiçek ballı karışımda en yüksek K elementi olduğu belirlenirken, bunu Ca, Na ve P elementleri takip etmiştir. Kestane ballı karışımın Na, Mn, Fe, K ve Ca elementlerinin çiçek ballı karışımdan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Hammadde olarak kullanılan polenin incelenen 17 aminoasitin tamamını içerdiği, ayrıca çiçek balının kestane balından daha yüksek düzeye sahip olduğu tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak çiçek ballı karışımının aminoasit düzeyleri de daha yüksek bulunmuştur.

Melike Ağırsaygın
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulusal pazardaki propolislerin bazı kalite niteliklerinin incelenmesi ve mevcut mevzuatlara göre değerlendirilmesi

Propolis (arı tutkalı) bal arılarının çesitli bitkilerin tomurcuk ve sürgünlerinde bulunan reçineye balmumu katarak oluşturdukları, kovanda çesitli amaçlarla kullandıkları yapışkan, koyu renkli bir maddedir. Propolis çeşitli biyoaktivitelere sahip 300'den fazla kimyasal bileşik içermektedir. Propolis antibakteriyel, antifungal, antitumoral, antioksidatif, imunomodulator ve diğer faydalı aktiviteleri ile dogal ilaç olarak kullanılan önemli bir arı ürünü olup bu çalısmada ticari olarak satışa sunulan 7 su bazlı, 7 alkol bazlı olmak üzere 14 adet sıvı propolis örneğinin çesitli fiziksel, kimyasal ve biyoaktif özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıstır. Elde edilen veriler doğrultusunda propolis örnekleri kendi aralarında karşılaştırılmış, aynı zamanda literatüre göre değerlendirilmiştir. Ayrıca propolis ekstraktlarına dair elde edilen veriler mevcut mevzuatlarda belirtilen limit değerlere göre de değerlendirilmiş, ulusal pazarda tüketime sunulan nihai propolis ürünlerinin değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçların henüz taslak çalışmaları yapılan arı ürünleri tebliğine ve ilgili mevzuatlara kaynak oluşturması ve bir gıda takviyesi olan propolise dair ulusal standardizayona katkı sağlaması hedeflenmiştir. Ulusal pazarda tüketime sunulan örneklerin propolis içeriklerinin %7.5-40 aralığında olduğu ve 4 örneğin Takviye Edici Gıda Belge numarasının beyan edilmediği belirlenmiştir. Etil alkolle çözünen propolislerin fenolik asit ve antioksidan kapasitesi su ile çözünenlere göre önemli düzeyde yüksek (p<0.05) bulunmuştur. Benzer şekilde alkolle çözünen örnekler daha yüksekBrixdeğerleri vermiştir. Örneklerin tümünde ağır metal içerikleri mevzuata uygun sınırlar içerisinde bulunmuştur. Arsenik için mevzuatta limit olmamasına karşın 5 numunede 1000 ppbden yüksek düzeyde rastlanılmıştır. Ürünlerin Fenolik asit kompozisyonları değişkenlik göstermiş, bundaekstraksiyon metodu, işlem parametreleri ve propolisin botanik orijini gibi unsurların etkili olduğu düşünülmüştür. Yapılan bu çalışma ile belli bir bölgeye ait propolisler için kalite kriterlerini belirleyici bir standart oluşturmanın mümkün olduğu sonucuna varılmıştır.

Betül Altun
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kastamonu Orman İşletme Şefliğinin yanıcı madde ve topoğrafik özelliklere göre yangın tehlikesinin haritalanması

Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü içerisindeki yangına duyarlılığı fazla olan karaçam türünün yoğun olduğun olarak bulunduğu Kastamonu Merkez Orman İşletme Şefliği çalışma alanı olarak seçilmiştir. Kastamonu Merkez Orman İşletme Şefliğinin Coğrafi Konumu, orman alanı, alan içerisindeki köyler, iklim özellikleri, bitki ve orman topluluklarının çeşitleri hakkında bilgi verilmiştir. Kastamonu Orman İşletme Şefliğinin orman alanları yangın risk potansiyeli ile yangın tehlike potansiyeli parametreleri dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. Yangın risk ve tehlikesi potansiyeli değerlendirmesinde kullanılan parametrelerden ağaç tür kompozisyonu sınıfları içerisinde: saf karaçam türleri, karaçam ve diğer yapraklı türler, karaçam ve diğer ibreli türler, açıklık alanlar, bozuk türler, diğer ibreli ve diğer yapraklı türler bulunmaktadır. Bakı Faktörü sınıfları içerisinde: Açıklık alanlar, Kuzey bakılı, Kuzeydoğu bakılı, Doğu bakılı, Güneydoğu bakılı, Güney bakılı, Güneybatı bakılı, Batı bakılı, Kuzeybatı bakıları bulunmaktadır. Tarım alanına yakınlık sınıfları içerisinde tarım alanına yakınlığı 0-100m, 101-200m, 201-300m ve >300m üstü değerler bunmaktadır. Yerleşim alanına yakınlık sınıfları içerisinde 0-100m, 101-200m, 201-300m ve >300m üstü değerler bunmaktadır. Yola yakınlık faktörü sınıfları içerisinde 0-100m, 101-200m, 201-300m ve >300m üstü değerler bunmaktadır. Gelişme Çağı sınıfları içerisinde açıklık alanlar, gençlik çağı, sıklık çağı, ince ağaçlık çağı, orta ağaçlık çağı, kalın ağaçlık çağları bulunmaktadır. Meşçere Kapalılığı sınıfları içerinde açıklık alanlar, bozuk (<=10), %11-%40 arası kapalılık, %41-%70 arası kapalılık, %71-%100 kapalılıkları bulunmaktadır. Eğim Faktörü sınıfları içerisinde <=%5 eğim, %6-%15 arası eğim, %16-%35 arsı eğim, >%35 üstü eğimler bulunmaktadır. Yangın risk ve tehlike potansiyeli değerlendirilmesinde: Çok düşük değer, düşük değer, orta değer, yüksek değer, çok yüksek değerler olarak değerlendirme yapılmıştır. Kastamonu Merkez Orman İşletme Şefliğinin yangın riski ve tehlikesi potansiyeli hassasiyet sınıflandırması haritaları oluşturulmuştur.

KastamonuTopoğrafik haritalarYangın+1
Mehmet Kaplan
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan retinal glia hücrelerinde glutamat eksitotoksisitesine karşı sarı kantaron (Hypericum perforatum) özütleri, hiperisin ve hiperforinin etkisi

Retina, göz yuvarlağının en iç tabakasını oluşturan ve ışık enerjisinin sinir iletisine dönüştüğü bir dokudur. Müller hücreleri, retinanın nöronları destekleyen ana glia hücreleridir. Retina boyunca uzanan Müller hücreleri hem kan damarları hem de nöronlar ile yakın temas halindedir. Müller hücreleri bu konumundan dolayı retina homeostazına, retina yapısına ve fonksiyonuna katkıda bulunan farklı işlevleri gerçekleştirebilmektedir. Müller hücrelerinin önemli işlevlerinden bir diğeri de glutamat gibi nörotransmitterlerin alınması ve geri dönüştürülmesidir. Glutamat, merkezi sinir sisteminin ana uyarıcı nörotransmitterlerinden biridir. Anormal glutamat salınımı, glutamat reseptörlerinin aşırı uyarılmasına ve eksitotoksisite olarak bilinen hücre ölümüne yol açar. Glutamatın aşırı salınımı ile ortaya çıkan oksidatif strese bağlı olarak Müller hücrelerindeki fonksiyon bozukluğu, diyabetik retinopati, glokom gibi retinal hastalıkların patogenizini destekleyen toksisiteye yol açabilir. Sarı kantaron olarak bilinen Hypericum perforatum, Hypericaceae familyası içerisinde yer alan çok yıllık otsu bir bitkidir. Farmakolojik ve klinik çalışmalar, sarı kantaron özütlerinin antidepresan, antiinflamatuar, antimikrobiyal, antikanser, antioksidan ve nöroprotektif aktiviteleri olduğunu göstermiştir. Bu çalışmada, sarı kantaron özütleri (su, etil asetat, metanol), sarı kantaron yağı, hiperisin ve hiperforin bileşenlerinin MIO-M1 retinal glia hücreleri ve SH-SY5Y nöron hücreleri üzerinde sitotoksik aktivitesi test edilmiştir. Sarı kantaron özütleri, sarı kantaron yağı, hiperisin ve hiperforinin toksik etki göstermeyen konsantrasyonları belirlenerek glutamat eksitotoksisitesine karşı koruyucu etkinlik araştırılmıştır. Hücre canlılığı analizi sonuçlarına göre hem glia hem de nöron hücrelerinde koruma aktivitesi sarı kantaron yağı muamelesi ile tespit edilmiştir.

GlutamatHiperforinHiperisin+4
Hilal Metin
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ağaç tür çeşitliliği ve işletme şeklinin Kazdağı göknarının (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) çap büyümesine etkisi

Ağaç türü zenginliği meşcere verimliliği üzerinde genel olarak olumlu etkilere sahip, meşcere sıklığı ise genellikle olumsuz etkilere sahip olsa da, çeşitli çalışmalar meşcerelerde zenginlik-verimlilik ilişkilerine dair mevcut bilgilerimizin farklı ağaç türünden oluşan ormanlar için yetersiz olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) ormanlarında doğu kayınının (Fagus orientalis L.) karışıma katılması durumunda ağaç türü çeşitliliğinin ve meşcere tipinin meşcere verimliliğini etkileyip etkilemediği gözlemlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda dört farklı meşcere seçilmiştir; a) göknar seçme ormanı, b) göknar aynı yaşlı ormanı, c) karışık göknar-kayın seçme ormanı, ve d) aynı yaşlı karışık göknar-kayın ormanıdır. Bu dört farklı meşcere tipinde çap artımının değişimi incelenmiştir. Bu tez çalışması Sinop Orman Bölge Müdürlüğü Ayancık Orman İşletme Müdürlüğü Akgöl Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma yapılan dört farklı meşcerenin her birinden 15'er adet 20x20 m büyüklüğünde deneme alanları alınmıştır. Ağaç tür çeşitliliğinin ve meşcere sıklığının 5-yıllık çap artımı üzerine olan etkilerinin tespit edilmesi amacıyla "Rastgele Etkiler Modeli" (Random Effects Model) regresyon analizi kullanılmıştır. "Tür Çeşitliliği" ve meşcere sıklığının 5-yıllık çap artımı üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Tür çeşitliliği ile çap artımı arasında ters bir ilişki söz konusudur. Meşcere sıklığı ile çap artımı arasında da ters bir ilişki söz konusudur. Meşcere sıklığının artması 5-yıllık çap artımının azalmasına sebep olmuştur. Meşcere tipinin 5-yıllık çap artımı üzerindeki etkileri karşılaştırıldığında, meşcere tipinin 5-yıllık çap artımı üzerinden anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Bu çalışmanın bulgular, göknar ve kayın ağaçlarından oluşan meşcerelerdeki tür çeşitliliği kontrollerine ilişkin anlayışımızı geliştirecektir. Fakat, çalışmada elde edilen bulgular saf göknar ormanlarının karışık göknar-kayın ormanlarına tercih edilmesi için kesinlikle bir sebep değildir. ANAHTAR KELİMELER: Artım, göknar, kayın, tür zenginliği, verimlilik

AğaçlarGöknarKayın ağacı+2
Gökhan Özçelik
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çevresel etkileri bakımından bazı mineral beton katkı maddelerinin kimyasal içeriklerinin karşılaştırılması

Son yüzyılda dünya genelinde nüfus artışı ve nüfusun kentsel alanlarda yoğunlaşması, bu alanlarda yeni binaların yapılmasını zorunlu kılmıştır. Yapılan binalar büyük oranda betonarme binalar olup, temel yapıtaşını beton oluşturmaktadır. Beton ise çeşitli katkı maddelerinin bileşiminden oluşmaktadır. Günümüzde betonun yoğun kullanımından dolayı beton katkı maddeleri konusunda çok sayıda çalışma yapılmaktadır. Ancak, bu katkı maddelerinin kimyasal içerikleri konusunda yapılmış çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu katkı maddelerinin kimyasal içerikleri konusunda önemli bilgi eksikliği bulunmaktadır ve bu durum sektörde çalışan insanların sağlığı yanında inşaat faaliyetlerinin çevresel etkileri konusunda da bilgi eksikliği oluşmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada, beton katkı maddesi olarak kullanılan bazı malzemelerde, insan ve çevre sağlığı açısından son derece zararlı olan ağır metallerden Pb, Cr, Zn, Ba, Mn, Li, Ga, Ag, B, Co, Bi, Mg, As, Cd, Ni, Se, Pt, Na, K, Ca, Fe, Cu, In, P, Sr, S, V, Sn, Au, Ti, Mo, Nb, Sb, Ge ve Al elementlerinin konsantrasyonları değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçları özellikle bazı çimentolar ile yüksek fırın cürufu ve bakır cürufu gibi bazı katkı maddelerinde çalışmaya konu metallerden insan ve çevre sağlığı bakımından son derece zararlı olabilen Pb, Cr, Zn, Ba, Mn, Li, Ga, Ag, B, Co, Bi, Mg, As, Cd gibi metallerin çok yüksek konsantrasyona ulaşabileceğini göstermiştir.

Ağır metallerBetonKatkı maddeleri+1
Ibrahım Saleh Ibrahım Elajaıl
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak Kastamonu il genelinde iklim tiplerinde meydana gelebilecek değişiklikler ve tarım alanlarına olası etkileri

Küresel iklim değişikliği, dünya genelinde bütün canlıları ve ekosistemleri etkileyecek, geri döndürülemez bir sorun olarak tanımlanmaktadır. Sürecin etkilerini en aza indirebilmek ve sürece hazırlıklı olabilmek amacıyla, gelecek yıllarda iklimsel parametreler ve iklim tiplerindeki değişimin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada da Kastamonu ili genelinde bazı iklimsel parametreler ve bunlara bağlı olarak önümüzdeki yıllarda oluşabilecek muhtemel iklim değişimlerinin farklı modeller kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla iki farklı senaryo kapsamında günümüz, 2040, 2060, 2080 ve 2100 yıllarındaki yağış ve sıcaklık ile bunlardaki değişimlere bağlı olarak De Martonne, Emberger ve Erinç İklim sınıflarına göre iklim değişimi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda önümüzdeki süreçte Kastamonu il genelinde sıcaklık ortalamasının artacağı, yağış miktarının azalacağı ve buna bağlı olarak iklim tiplerinin karasal iklim tipine doğru kayacağı tahmin edilmektedir. Çalışma sonuçlarına göre Kastamonu'da 2100 yılında yıllık ortalama yağış miktarının oldukça düşeceği, ilin yaklaşık %12,21'inde 500 mm'nin altında ve sadece %0,01'inde de 900 mm'nin üzerinde olabileceği tahmin edilmektedir. Yıllık ortalama sıcaklıkta ise önemli bir artış olacağı günümüzde ortalama sıcaklık 3-13 °C arasında iken 2100 il genelinin %99'dan fazlasında yıllık ortalama sıcaklığın 10 °C'nin üzerinde olabileceği belirlenmiştir. Bu durum iklim tiplerinde de önemli ölçüde değişikliklere yol açacak, iklim tipleri kurak iklim tiplerine doğru kayacak, örneğin Emberger iklim sınıflandırmasına göre günümüzde il genelinin yarısından fazlasında hüküm süren nemli iklim tipinin etkili olduğu alanların giderek azalacağı 2100 yılında nemli iklim tipinin tamamen ortadan kalkabileceği ve kurak iklim tipinin hüküm sürdüğü alanların oluşacağı tahmin edilmektedir.

KastamonuSıcaklıkTarım alanları+3
Büşra Harman
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Samsun şehir merkezinde ağır metal kirliliğinin yol tozları yardımıyla belirlenmesi

Kentsel hava kalitesinde tanımlanan bileşiklerin çeşitlerindeki ve sayısındaki devamlı artış daha fazla hava kirleticisi ortaya çıkarmaktadır. Hava kirliliği, ekosistem ve canlı varlıkların yaşamsal eylemlerini etkileyen önemli bir etmendir. Solunabilir partikül madde için hava kirliliğini oluşturan bileşenler arasında ağır metaller bulunur. Farklı kaynaklara sahip olmalarına rağmen birikme kabiliyetlerinin diğer kirleticilere göre biraz daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu sebepten ötürü özellikle yol tozu olmak üzere şehir merkezlerinde oluşan ağır metaller yüksek oranlarda bulunabilir. Bu çalışma kapsamında Samsun şehir merkezindeki 5 farklı bölgeden toplanan yol tozu numunelerindeki ağır metal kaynaklarının ve seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Cr ve Ni sanayi kaynaklı, Cu, Pb, Zn ve S trafik kaynaklı, Co, Mn ve K elementlerinin ise kentsel alanlar kaynaklı olarak yüksek konsantrasyona ulaştığı tespit edilmiştir.

Ağır metal kirliliğiKirlilikSamsun+1
Şeyma Nur İstanbullu
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Standartlara uyum ve belgelendirmenin marka değerine katkısı: Kastamonu yapı malzemeleri sektöründe bir araştırma

Geçmişten günümüze tüm işletmeler kar elde etmek üzere kurulmuş olup, ürettikleri ürün ve hizmetleri en kaliteli ve en ekonomik şekilde üretip satarak yüksek kar elde etmeye ve bunu sürekli kılarak varlıklarını sürdürmeye odaklanmışlardır. Günümüzde bilgi teknolojileri ile her türlü bilgiye kolay ulaşılabilir olması, pazarlamanın yerelden ulusala ve uluslar arası alanlara doğru genişlemesi ile pazar büyüyor olsa da beraberinde rekabette artmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak müşteri ihtiyaç ve beklentileri de şekillenerek değişim ve gelişim göstermektedir. Müşterilerin kendilerini maddi ve manevi olarak daha çok tatmin edecek ürünlere yönelimiyle de marka değeri ön plana çıkmaktadır. Dünyanın tek pazara dönüşmesiyle birlikte ISO (International Standart Organization) ve üyesi olan TSE gibi ulusal kuruluşların katılımıyla; işletmelerin yönetsel yapılarının oluşumu, üretilen ürün ve hizmetlerin ortak pazar ihtiyaç, beklenti ve algılarına yönelik asgari şartları belirlemek üzere standartlar çıkartmakta, işletmelerde bunları benimseyip uygulayarak yönetim ve üretimlerini şekillendirmektedir. Bu çalışmada yapı malzemeleri üreten işletmelerde standartlara uyum ve belgelendirmenin müşteri algısını yönetmede önemli bir etken olan müşteri temelli marka değerine katkı sağlayacağı araştırma bulgularına dayanılarak değerlendirilmiştir.

BelgelendirmeKalite standartlarıKastamonu+3
Bayram Güven
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Temel yetenek farkındalığı ve kurumsal sosyal sorumluluk algısının yenilikçilik performansına etkisi

Rekabet üstünlüğü sağlama amacını güden işletme yöneticilerinin üzerinde durmaları gereken konuların başında müşteri yararı sağlayan, rakiplerden işletmeyi farklı kılan, yeni pazarlara giriş imkânı sunan ve işletmenin vizyonuna ulaşmasına katkıda bulunan bir yenilik gerçekleştirmeleri gelmektedir. Bu yenilik sürecinin oluşabilmesi ve başarıya ulaşabilmesi için ise işletmenin iç çevresinde bir temel yeteneğin varlığı önem arz etmektedir. Bunun yanında yeniliğin sürdürülebilir olabilmesi ve kabul görmesi, yani sürdürülebilir yenilikçilik performansı bazı itici dış çevre unsurları tarafından da tetiklenebilmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk bu itici güçler arasında gösterilebilir. Çünkü kurumsal sosyal sorumluluğun çok paydaşlı bakış açısı işletmeleri sürdürülebilir yenilikçilik konusunda öncü olmaya yönlendirmiştir. Esasında bir işletmenin yenilikçilik kapasitesi günümüz keskin rekabet ortamında ön plana çıkmayı sağlamaktadır. Yenilik performansının sürdürülebilirliği için ise hem iç hem de dış çevre faktörlerinin birlikte ele alınması ile mümkün olabilecektir. Bu kapsamda çalışmada yenilikçiliğin sürdürülebilirliği noktasında işletmelerin temel yetenek farkındalıklarının ve kurumsal sosyal sorumluluk algılarının yenilikçilik performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma Kastamonu ilinde bulunan KOBİ'ler de çalışan 403 çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak temel yetenek farkındalığı ölçeği, KSS ölçeği ve yenilikçilik performansı ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Oluşturulan hipotezler korelasyon ve regresyon analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ise temel yetenek farkındalığı ile kurumsal sosyal sorumluluk ve bazı alt boyutlarının yenilikçilik performansı üzerinde etkili olduğu görülmüştür

FarkındalıkSosyal sorumlulukYenilikçilik+1
Özlem Eski
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00