İstanbul Arel University
Department

Department of Psychology

İstanbul Arel University

20

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Anksiyete bozukluğunun terapisinde "Analitik hipnoterapi"nin teoriği ve uygulamaları hakkında bir alan araştırması

Analitik hipnoterapi anksiyete bozukluklarının oluşumunu geçmiş anılardaki olumsuz somatik duygu bileşenlerinde, çözümünü de bu duygu bileşenlerinin boşaltımında aramaktadır. Bu çalışma anksiyete bozukluklarının oluşum ve terapisine analitik hipnoterapinin kuramsal yaklaşımını incelemek amacıyla tarama modelinde yapılan bir alan araştırmasıdır. İstanbul ilinde psikoterapi yapan 40 uzmana anket uygulanarak anksiyete bozukluğunun oluşumu ve psikoterapisi hakkındaki analitik hipnoterapinin kuramsal yaklaşımları sorularak, bu yaklaşımlarla toplanan psikoterapist görüş ve uygulama verileri arasındaki ilişki ve farklar araştırılmış, ulaşılan sonuçlar istatistiksel analizlerle raporlaştırılmıştır.Araştırma sonucunda analitik hipnoterapinin anksiyetenin oluşumuna ve terapisine ilişkin yaklaşımlarının diğer psikoterapilerle bileşenleri açısından ilişkileri ve ortak yönleri olduğu ancak bütünü itibari ile farklı ve özgün olduğu görülmüştür. Yüksek lisans tezi olarak 9 aylık sürede tamamlanan bu çalışma 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Ana Bilim Dalında gerçekleştirilmiştir.

AnksiyeteAnksiyete bozukluklarıHipnoterapi+5
Mustafa Gürsoy
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin depresyon ile anksiyete düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Üniversiteye giriş sınavına hazırlanan lise son sınıf öğrencilerin depresyon ve anksiyete düzeylerinin belirlenmesi ve bu düzeylerin hangi etkenlere göre değişkenlik gösterdiğini incelemektir.Bu araştırmanın evrenini, bu görüş çerçevesinde bu araştırmanın örneklemini, Türkiye İstanbul ilinin Bahçelievler ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı özel liselerde ve devlet lisesinde son sınıfta okumakta olup üniversiteye hazırlanan 193 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmanın verilerinin toplanmasında; 21 sorudan oluşan anksiyete düzeyini belirlemeye yönelik Beck Anksiyete Envanteri(BAE), 21 sorudan oluşan depresyon düzeyini belirlemeye yönelik Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve sosyo-demografik bilgi formu (okul türü, cinsiyet, anne/baba sağ-ölü olma durumu, anne/baba eğitim durumu, anne/baba mesleği, aile geli durumu) kullanılmıştır. Araştırmanın yürütülmesi için çalışmaya katılan bireylerden sözel izinleri alınmıştır. Veriler; SPSS 20.0 paket programından analiz edilmiş ve araştırma verilerinin analizinde değişkenlere bağlı olarak Kruskal Wallis testi, Wilcoxon testi, ANOVA, bağımsız t testi, tek yönlü varyans analizi, tukey testi ve Spearman korelasyon analizinden yararlanılmıştır.Bulgular, lise son sınıf öğrencilerinin anksiyete ve depresyon düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Depresyon ve anksiyetenin öğrencilerin cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Bunun yanı sıra, sosyo-ekonomik düzey depresyon ve anksiyeteyle anlamlı bir ilişki göstermemiştir. Depresyon ve anksiyete düzeyi anne eğitim düzeyiyle anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Aynı şekilde baba eğitim düzeyiyle depresyon arasında anlamlı bir farklılık görülmemesine rağmen baba eğitim düzeyiyle anksiyete arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ayrıca babanın sağ-ölü olma durumuyla anksiyete ve depresyon arasında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir.

AnksiyeteDepresyonEğitim psikolojisi+6
İnci Yelkenci
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde depresyon ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Ergenlerde depresyon ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi inceleyen bu araştırmada; cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, anne babanın hayatta olup olmadığı, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, anne babanın birlikte olup olmadığı, algılanan sosyoekonomik düzey ve okul türü gibi bağımsız değişkenler ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında, ergenlerin depresyon düzeyiyle güvenli bağlanma arasında negatif yönlü, depresyon düzeyiyle güvensiz bağlanma ile de pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur.

Hüseyin Yolalan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklar ve ergenler için empati ölçeği Türkiye geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırmanın amacı çocuk ve ergenlerde empatiyi ölçmek için Bryant (1982) tarafından geliştirilen Çocuklar ve Ergenler İçin Empati Ölçeği?nin geçerlik ve güvenirliğini inceleyerek Türkiye?de kullanılabilirliğini değerlendirmektir. Çalışma, ilköğretime devam eden 8 yaş (n = 103), 9 yaş (n = 112), 10 yaş (n = 206), 11 yaş (n = 249), 12 yaş (n = 162), 13 yaş (n = 146) ve 14 yaşında (n = 165) olmak üzere toplam 1143 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Öğrencilerin 572?si kız, 571?i erkektir. Ölçme aracının güvenirliği test- tekrar test ve Kuder Richardson 20 formülünden yararlanılarak test edilmiştir. Ayırdecilik puanı yeterli olmayan maddeler ölçekten çıkarıldıktan sonra güvenirlik için hesaplanan KR 20 değeri 0,70; test-tekrar test yöntemi ile hesaplanan Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ise 0,76 olarak bulunmuştur. Ölçeğin geçerliği için hesaplanan Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ise, ölçek ile KA-Sİ Çocuk ve Ergen Empatik Eğilim Ölçeği Çocuk Formu arasında 0,60; KA-Sİ- Ergen Formu arasında 0,64 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak ölçeğin, 8-14 yaş arası Türk çocuk ve ergenler için yeterli düzeyde geçerli ve güvenilir olduğu görülmüştür.

Aslı Gürtunca
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin stresle başa çıkma tarzları eğitim-öğretim yaşantılarında stresle başa çıkma ve sosyal karşılaştırma düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmada yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin stresle başa çıkma tarzları, eğitim-öğretim yaşantılarında stresle başa çıkma ve sosyal karşılaştırma düzeyleri bazı değişkenler açısından incelenmiştir. Bu bağlamda, Stresle Başa Çıkma Tutumları Ölçeği, Eğitim-Öğretim Yaşantılarında Stresle Başa Çıkma Ölçeği (EÖYSBÇÖ), Sosyal Karşılaştırma Ölçeği (SKÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu 01.09.2012-31.10.2012 tarihleri arasında İstanbul İli sınırları içerisinde yer alan Atatürk Kız Yetiştirme, Zeytinburnu Erkek Yetiştirme ve Halkalı Erkek Yetiştirme yurtlarında bulunan toplam 155 ergene uygulanmıştır. Araştırmanın analizleri SPSS 17.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analizler sırasında öncelikli olarak yetiştirme yurtlarında kalan ergenlerin kullanılan ölçeklerden elde ettikleri skorlar daha önceki çalışmalarda aynı ölçeklerin benzer fakat aileleri ile yaşayan ergenlerin oluşturduğu popülasyonlarda kullanılması ile elde edilen skorlar ile tek örneklemli T testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular göstermektedir ki, ergenlerin eğitim öğretim ortamlarında kullandıkları başa çıkma alanlarında elde ettikleri skorlar aile yanında yaşayan öğrencilere göre daha düşüktür. Ayrıca, yetiştirme yurtlarında kalan ergenler aile yanında yaşayan ergenlere göre daha olumsuz benlik algısına sahiptirler. Elde edilen bir başka bulguya göre, daha önceki alan yazın ile paralel olarak yetiştirme yurtlarında kalan ergen kızların benlik algıları erkeklere göre daha olumsuzdur. Ayrıca erkek öğrenciler stresle baş etmede biyokimyasal kaçma soyutlama stratejisini kızlara göre daha yoğun olarak kullanmaktadırlar. Diğer taraftan, genel olarak bakılacak olunursa, yurtta kalma süresi arttıkça ergenler biyokimyasal kaçma soyutlama stratejisi daha fazla kullanmakta olup akademik başarılarını daha olumlu değerlendirdikçe ise biyokimyasal kaçma soyutlama stratejilerini daha az kullanmaktadırlar. Elde edilen bu bulgular ilgili alan yazın eşliğinde değerlendirilmiştir.

Kübra Saral
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ergen bireylerde sosyal beceri düzeyinin kardeşli ve tek-çocuk olma açısından incelenmesi

Bu çalışma, kardeşli bireylerle kardeşsiz bireyleri sosyal beceri performansı açısından karşılaştırmak ve sosyal beceri performansını etkilediği ön görülen dört kardeşlik faktörünün (kardeş sayısı, kardeşle olan yaş farkı, kardeşin cinsiyeti ve doğum sırası) etkililik düzeylerini saptamak amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, 75?i tek- çocuk (K:34, E:41), 168?i kardeşli çocuk (K:75, E:93) olmak üzere 15- 18 (M:16.48, SS: 1.03) yaş arası ergen bireylerle yürütülmüştür. Bireylere Sosyal Beceri Envanteri uygulanmıştır. Kardeşli ve kardeşsiz bireyler, sosyal becerinin altı alt boyutuna ait puanlar (Duyuşsal Anlatımcılık, Duyuşsal Duyarlılık, Duyuşsal Kontrol, Sosyal Anlatımcılık, Sosyal Duyarlılık, Sosyal Kontrol ve Toplam puan) ve toplam puan açısından karşılaştırılmıştır. Kardeşli ve kardeşsiz bireyler arasında yapılan karşılaştırmalar sonucunda sadece duyuşsal kontrol puanı açısından bir farklılık gözlendiği için, kardeşlik faktörlerinin sadece duyuşsal kontrol puanı üzerindeki etkileri üzerine analizler yürütülmüştür. Bu çalışmanın sonuçları, kardeşli bireylerin sadece duyuşsal kontrol puanı açısından kardeşsiz bireylerden daha iyi performans sergilediklerine işaret etmektedir. Bireyler arasında duyuşsal anlatımcılık, duyuşsal duyarlılık, sosyal anlatımcılık, sosyal duyarlılık, sosyal kontrol ve toplam puana dair farklar anlamlı değildir. Bunun yanı sıra duyuşsal kontrol puanı ile yaş farkı faktörü arasında ilişki saptanmıştır. Öte yandan, kardeş sayısı, doğum sırası ve kardeş cinsiyeti faktörlerinin duyuşsal kontrol puanıyla bir ilişkisi olmadığı bulgulanmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal Beceri, Tek- çocuk, Kardeş, Duyuşsal Kontrol

Aslı Handan Avşar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mutlak gerçek ihtiyacı ölçeği geliştirme çalışması

mutlak gerçek ihtiyacı konusunda iki boytlu bir ölçek geliştirilmiştir.

Gizem Akcan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

şizofreni ve bipolar bozukluk tanısı ile ayaktan tedavi gören hastaların eşlerinin depresyon anksiyete ve cinsel işlev düzeylerinin incelenmesi

Şizofreni ve bipolar bozukluk, kişilerin psikolojik sağlıklarını etkileyen önemli psikiyatrik sorun olup, bakım hizmetleri konusunda profesyonel bir eğitim almamış olan aile çevresi üzerinde de bakım veren yüküne neden olmaktadır. Bakım veren yükünün ise literatürde çeşitli mental rahatsızlıklara sebep verdiği rapor edilmiştir. Her ne kadar şizofreni ve bipolar bozukluğu olan bireyler üzerinde birçok çalışma yapılsa da, bu bireylerin eşlerinin depresyon, anksiyete ve cinsel işlev düzeylerini inceleyen yeterli çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada, şizofreni ve bipolar bozukluğu olup, ayaktan tedavi gören hastaların eşlerinin depresyon, anksiyete ve cinsel işlev düzeyleri incelenmiştir. Bu amaçla şizofreni ve bipolar bozukluğu olan 60 hasta eşine ve eşleri şizofreni ve bipolar bozukluğu olmayan 60 eşe Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HDÖ), Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği (HAÖ) ve Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği (ACYÖ) uygulanmıştır. Katılımcılar 30 şizofreni ve 30 bipolar bozukluk tanısı alan hasta eşlerinden oluşmaktadır. Ve cinsiyetlerine göre eşit olarak seçilmiştir. Kontrol grubu ise cinsiyetlerine göre 30 erkek ve 30 kadın sağlıklı bireylerin eşleri arasından seçilmiştir. Katılımcıların yaşlarının aritmetik ortalaması 36?dır. Çalışma sonuçlarına göre, şizofreni hastaların sadece anksiyete ve depresyon düzeyleri arasında ilişki bulunmuştur. Bipolar bozukluğu olan hastaların eşlerinde de sadece anksiyete ile depresyon arasında ilişki bulunmuştur. Şizofreni ve bipolar bozukluk tanısı alan hastaların eşlerinin depresyon, anksiyete ve cinsel işlev bozukluklarının, tanı almayan ailelere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Şizofreni; Bipolar bozukluk; Anksiyete; Depresyon; Cinsel işlev bozukluğu.

Türkan Öbekli
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Andropoz dönemindeki kişilerin depresyon ve kaygı düzeyleri ile beden algılarının incelenmesi

ÖZET Dünya nüfusunun hızla yaşlanmasına bağlı olarak andropoz olgusu önemli bir sağlık sorunu haline gelmiş ve bu dönem erkeklerin yaşam kalitesinde hızlı bir düşüşe neden olmaktadır. Kadınların menopoz dönemine ait çalışmaların sıklığının yanı sıra erkeklerin bu dönemine ait çalışmalar oldukça sınırlıdır. Araştırmamızın temel amacı; yaşlanmakta olan erkeklerde testosteron düzeyinin de azalacağı beklentisine dayanarak bedenden duyulan memnuniyetsizlik (beden memnuniyetsizliği), andropoz yaşantısı, depresyon ve anksiyete arasındaki ilişkileri incelemektir. Bunun yanı sıra depresyon ve anksiyetenin önemli yordayıcıları arasında medeni durum ve eğitim düzeyi gibi psikososyal değişkenlerin de yer aldığı göz ardı edilmemiştir. Bu bağlamda araştırmamızda kronik hastalık durumu, eğitim düzeyi, medeni durum, gelir düzeyi ve yaş aralıklarının da bedenden duyulan memnuniyetsizlik, andropoz yaşantısı, anksiyete ve depresyon üzerindeki etkilerinin kontrol edilmesi ayrıca amaçlanmıştır. Çalışmanın verilerinin toplanmasında, Yaşlanan Erkek Semptom Sorgulama Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Vücut Algısı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler, SPSS 15.0 paket programından analiz edilmiş ve araştırma verilerinin analizinde iki kategorili durumlar için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla kategorili durumlar için ise Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Tüm korelasyon analizleri Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Değişmezlik katsayıları hesaplanarak yürütülmüştür. Bu araştırmada kullanılan ölçeklerin iç tutarlılıkları Cronbach Alpha değerleri hesaplanarak sınanmıştır. Bulgular arasında tüm ölçek puanları yaş aralıklarına ve kronik hastalık durumu kategorilerine göre değişim göstermektedir. Yaş arttıkça beden memnuniyetsizliği, depresyon, anksiyete, ve andropozun genel, somatik, psikolojik ve cinsel belirtileri de artmaktadır. kronik hastalığı olanların tüm ölçeklerden almış oldukları puanların kronik hastalığı olmayanlardan anlamlı derecede yüksek olduğu gözlenmiştir Anahtar Kelimeler: Andropoz, Hipogonadizm, Testosteron ve Erkek Sağlığı.

AndropozBeden imajıDepresyon+2
Ayşegül Öz Cörüt
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin algılanan ebeveyn tutumları ile sosyal duygusal öğrenme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin algılanan anne baba tutumları ile sosyal duygusal öğrenme becerileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'un Esenyurt ilçesindeki 1 devlet okulu ve Büyükçekmece'de 1 özel okulda öğrenimlerine 6,7 ve 8. sınıfta devam eden (12-15 yaşları arasındaki) 130(%47,1) kız ve 146 erkek(%52,9) olmak üzere 276 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada Kabakçı (2006) tarafından İlköğretim 2. Kademe Öğrencileri için geliştirilen Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği (SDÖB), Seher A. Sevim tarafından Türk kültürüne uyarlanan Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği (LAAÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler; SPSS 20.0 paket programından analiz edilmiş ve araştırma verilerinin analizinde değişkenlere bağlı olarak, ANOVA, bağımsız t testi, tukey testi ve Spearman korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin Anne-Baba tutumlarına ilişkin algıları ile Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri arasında pozitif yönde ve istatistik bakımdan anlamlılık düzeyine ulaşan ilişkiler tespit edilmiştir. Demografik değişkenlerden cinsiyete göre; sosyal ve duygusal öğrenme becerileri alt boyutlarından iletişim becerisi ve problem çözme becerileri açısından; yine cinsiyete göre anne/baba tutumlarından anne/baba davranışsal denetim açısından farklılık bulunmuştur. Anne eğitim durumuna göre, sosyal duygusal öğrenme becerileri dört alt boyutundan sadece iletişim becerileri alt boyutunda bir farklılık bulunmuştur. Yaşa göre sosyal duygusal öğrenme becerileri karşılaştırıldığında sadece stresle başa çıkma becerileri alt boyutunda anlamlı bir farklılık görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulguların ayrıntıları ele alınmış ve yorumu yapılmıştır. Bu doğrultuda ilerideki uygulama ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Sosyal duygusal beceriler, Anne-baba tutumu

Ana-baba tutumuDuygusal öğrenmeOrtaokul öğrencileri+2
Figen Yılmaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00