
1,264
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Farklı döşeme sistemine sahip betonarme yapıların değişik analiz parametrelerine ve diğer ülke yönetmeliklerine göre bazı imalat maliyetlerinin karşılaştırılması
Yapılar tasarlanırken kullanım amaçları, ekonomik koşullar ve inşa edildikleri bölgenin depremsellik durumu yapı maliyet koşullarını önemli ölçüde etkilemektedir. Ülkemiz dünya üzerinde aktif olan fay kuşakları üzerinde yer alan sürekli depremlere maruz kalan ve deprem gerçeği ile yüz yüze bulunan bir ülkedir. Bu yüzden depremler, kullanılan yapı sistemleri ve yapı kullanım amaçları yapı maliyetlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Yapıları depreme dayanıklı inşa etmek için deprem tehlikesi etkisinde bulunan ülkeler asgari koşulları içeren kendi yönetmeliklerini kullanmaktadırlar. Buna göre Avrupa topluluğu içerisinde yer alan ülkeler, birlikteliği sağlamak için depreme dayanıklı yapı tasarımı koşullarını içeren norm olan Eurocode 8'i kullanmaktadır. Eurocode 8 depreme dayanıklı yapı inşası için genel koşulları içermektedir. Yüksek depremselliğe sahip alanlarda Eurocode 8'e göre bazı deprem parametreleri ulusların kendi otoritelerine bırakılmıştır. Ülkemizde kullanılan deprem yönetmeliği ile Eurocode 8 depreme dayanıklı yapı tasarımının felsefesi açısından büyük benzerlikler taşımaktadır. Bu çalışmada ilk olarak yapısal tasarıma etki eden bina önem katsayısı, deprem bölgesi, döşeme sistemi değişimi ve bina katsayısının değişiminin yapı maliyetine etkisi araştırılmıştır. İkinci olarak ise Eurocode 8 ve TDY 2007 yönetmeliği tasarım koşullarına göre yapılan SDY betonarme çerçeveli bir sistemin iki farklı paket programa göre metraj ve maliyetlerinin karşılaştırılması yapılmıştır. Parametrik çalışmaya konu olan bina modelinde en uygun maliyetli döşeme sistemi kirişli döşeme sistemi, en fazla maliyetli döşeme sistemi ise kirişli döşemeye nazaran yaklaşık % 20'lik bir maliyet fazlasıyla kirişsiz döşeme olmuştur. Bina önem katsayısında en önemli yapı ile en önemsiz yapı arasında tüm döşeme sistemlerinde kalıp ile beton miktarında önemli bir atış meydana gelmemiş ancak donatı miktarında % 10-17'lik bir artış olmuştur. Deprem bölgesi değişikliğinde ise 1. ve 4. Derece deprem bölgeleri arasında özellikle donatı metrajında yaklaşık %10-30 arasında artışlar meydana gelmektedir. Yönetmeliklere göre maliyetlerin karşılaştırılmasını içeren tezin ikinci kısmında ise Eurocode 8'e göre hesaplanan binanın maliyetleri bizim yönetmeliğimize göre hesaplanandan daha fazla çıkmaktadır. Betonarme binaların depreme dayanıklı hesap kuralları açısından Eurocode 8'in bizim yönetmeliğimize göre daha kapsamlı bir yönetmelik olduğu söylenebilir.
Tarihi yapılarda taşıyıcı sistem özellikleri, hasarlar için onarım ve güçlendirme teknikleri, Zenburi mescidi'nin model analizi
Ülkemiz kültürel ve tarihi açıdan çok önemli ve değerli tarihi yapı envanterine sahiptir. Bu yapılar geçmişin binlerce yıllık kültür birikiminin ve medeniyetlerin emarelerini taşımaktadır. Ülkemizdeki tarihi yapılar o bölgedeki coğrafi, jeopolitik, sosyolojik, malzeme vb. birçok unsurdan etkilenerek yapılmıştır. Çoğu yığma yapı olarak inşa edilen yapıların günümüze kadar doğa ve insanoğlunun yıpratıcı etkilerine karşı ayakta kalmaya çalışmaktadır. Tarihi yapıların bu yıpratıcı etkilerden korunması gelecek nesillere güvenli bir şekilde aktarılması gerekmektedir. Çalışmamıza örnek teşkil edecek tarihi yapı; yüzyıllardır medeniyetlerin buluştuğu Anadolu Selçukluların payitahtı Konya ilindeki 13. yy. Selçuklu yapısı Zenburi mescididir. Mimarı açıdan kesit ve iç tasvir olarak kare bir plan üzerinde tek mekanlı, son cemaat yeri olan tuğla örgülü ve motifli büyük bir kubbeye sahip olan mescitte taşıyıcı sistemin durumu, kullanılan malzemelerin özellikleri, oluşan hasarların değerlendirilmesi, mevcut durumunun tespiti, uygun onarım – güçlendirme önerisinin yapılarak gelecek nesillere aktarılması, gerekli parametrelerin tartışılarak çözüm önerilerinin ortaya konması amaçlanmaktadır.
Deprem performansı zayıf betonarme yapıların yatay rijitliğinin kullanıcı dostu sistemlerle artırılması
Ülkemiz mevcut yapı stoğunun çok büyük bir kısmı betonarme çerçeveli yapılardan oluşmaktadır. Geçmiş depremlerde betonarme yapılar ağır hasara ve göçmeye maruz kalmıştır. Depremlerden sonra meydana gelen yüksek can kayıpları, mevcut betonarme binaların güçlendirilmesi gerektiği gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Literatürde uygulanan pek çok güçlendirme yöntemi mevcuttur. Uygulanacak güçlendirme yöntemlerinin yapısal kapasite bakımından etkinliğinin yanı sıra, ekonomik olması ve imalat süresinin minimum olması da istenmektedir. Bu çalışmada, yatay rijitliği ve deprem dayanımı yetersiz betonarme binaların deprem performansının iyileştirmesi için, binanın dış cephesinden uygulanabilecek bir yöntem ele alınmıştır. Önerilen yöntemde, bina dış cephesinde bulunan akslara eklenen çelik çerçevelerin, bina yatay yük taşıma kapasitesine, rijitliğine yaptığı katkı ele alınmıştır. Bina dış cephesine eklenecek olan çelik çerçevenin, bina köşelerinde yerleştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla 6 katlı bir betonarme referans bina modeli üstünde doğrusal ve doğrusal olmayan analizler yapılarak çeşitli güçlendirme alternatifleri denenmiştir. Referans ve güçlendirilmiş bina modelleri üzerinde yapılan analizler sonucunda binanın yatay yük taşıma kapasitesindeki ve rijitliğindeki artışın yanı sıra, her bir kolonda meydana gelen iç kuvvet değişimleri de incelenmiştir. Doğrusal ve doğrusal olmayan analizlerin sonuçları karşılaştırılmıştır. Çalışmada ayrıca binada uygulanacak güçlendirme çalışmasının, bina görünüşüne ve estetiğine olan etkisi de görsel olarak ele alınmıştır.
Meteorolojik verileri kullanarak aylık tava buharlaşmasını tahmin etmek için yapay zeka metotlarının uygulanması
Bu çalışmada aylık açık yüzey buharlaşma tahmini amaçlanmıştır. Aylık buharlaşmayı tahmin etmek için, Türkiye'deki Konya Kapalı Havzası'nda Devlet Meteoroloji İşleri tarafından işletilen üç istasyonun (Konya, Karaman, Aksaray) toplam yağış, ortalama sıcaklık, minimum sıcaklık, maksimum sıcaklık, ortalama rüzgâr hızı, ortalama nispi nem, ortalama buhar basıncı ve ortalama atmosferik basınç meteorolojik verileri yapay zeka tekniklerine input olarak kullanılmıştır. İstasyonların aylık buharlaşma tahmini için, MLP-SCG, MLP-GDX, RBNN, GRNN, ANFIS, ε-DVR'yi içeren yapay zeka metodları kullanılmıştır. Sonuçlar, FAO-Penman-Monteith, Priestley-Taylor, Meyer ve Romanenko ampirik denklemlerinin sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Geliştirilen modellerin uygulanabilirliğini değerlendirmek için, Nash-Sutcliffe etkinlik katsayısı (NSE), ortalama mutlak hata (MAE) ve karekök ortalama karesel hata (RMSE) kullanılmıştır. Üç istasyonun sonuçlarına göre, en başarılı yapay zeka metodu, Karaman ve Aksaray istasyonlarında ε-DVR, Konya istasyonunda ise MLP-SCG modeli olmuştur. Buharlaşma tahmini için, kullanılan yapay zeka metotları arasında en kötü performans, Karaman ve Konya istasyonunda GRNN, Aksaray istasyonunda ise ANFIS metotlarında elde edilmiştir. Kullanılan ampirik denklemlerin sonuçları, FAO-Penman-Monteith denkleminin üç istasyonda da diğer ampirik denklemlerden daha başarılı olduğunu göstermiştir. Uygulanan modeller karşılatırıldığında ise buharlaşma tahmini için yapay zeka metotlarının ampirik denklemlere oranla daha başarılı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Buharlaşma, İklim Değişikliği, Konya Kapalı Havzası, Yapay Zeka Metotları.
Arama motoru mimarisi ve uygulaması
Arama motorları internet üzerindeki büyük boyuttaki veri ile insanlar arasında köprü kuran ve insanların istedikleri bilgiye ulaşmasını sağlayan bir teknolojidir. Diğer bir deyişle arama motorları web üzerindeki internet sitelerini bot aracılığı ile kaydedip, ardından bu sayfaları indeksleyip, insanlar tarafından gönderilen sorgulara göre anlamlı veri elde edip, insanlara istedikleri bilgiyi içeren web sayfalarını gösteren bir sistemdir. Kullanıcılar çoğunlukla arama motorlarının çalışma mekanizmalarını bilmezler. Bu tez'de ilk olarak arama motorlarının kullandıkları bot yazılımı olan Crawler programlarının çalışma mimarisi anlatılarak ve paralel çalışan bir Web Crawler uygulaması yapılarak detaylı bir anlatım yapılmıştır. Ardından arama motorlarının indeksleme mimarisi anlatılmış ve paralel şekilde çalışan bir indeksleme uygulaması geliştirilmiştir. Ardından arama motorlarının indeksleme alt yapısında nasıl arama yapıldığına değinilmiş ve web arayüzüne sahip bir arama uygulaması geliştirilmiştir.
Niğde tren garı kompleksinin incelenmesi
Çalışma kapsamında, Türkiye'de bulunan, tarihi, kültürel, sosyal anlamda belge niteliği oluşturan istasyon binalarının, dönemler içerisindeki kimlik kazanma mücadelesi incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Dönemlerin etkisini üzerinde taşıyan istasyon binaları kolektif belleğin yaşatılması açısından da önem arz etmektedir. Özellikle demiryolu mirası ve mimarisi kavramlarının irdelenmesi ve korunmasına yönelik çalışmalar son dönemde yüksek hızlı tren projelerinin gündeme gelmesiyle ivme kazanmıştır. Tarihi gar binaları bu değişime ayak uydurmakta zorlanmaktadır. Bu nedenle yapılan ekler ve müdahalelerle kullanıma uygun hale getirilmesi veya farklı işlevler kazandırılarak kullanılması, yaşatılması amaçlanmaktadır. Anadolu'da demiryolculuğun başlangıcı 1856'da İzmir-Aydın hattının döşenmesiyle başlamıştır ve demir ağların tüm yurdu sarması için devlet dış güçlerden destek almıştır. Demiryolu taşımacılığının en ucuz ve hızlı taşıma biçimi olması, sanayileşmenin hız kazandığı bölgelerde demiryoluna verilen önemin artışı şeklinde sonuçlanmıştır. İngiliz, Alman, Fransız demiryolu şirketlerinin Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nden Cumhuriyet Dönemi'ne kadar ülke üzerindeki etkisi yüksek olmuştur. Özellikle sömürgecilik anlayışında olan dış güçler için demiryolu, kaynaklara ulaşmakta önem arz eden araç olmuştur. Osmanlı Devleti'nde kapitülasyonların da etkisiyle demiryolu mimarisi farklı kültürlerin etkisinde şekillenmiş, böylece her bir binanın karakteristik özelliği birbirinden farklılık göstermiştir. Binaların tasarımının o dönem için yabancı mimarların elinde olmasıyla her bir bina yurt dışındaki istasyon binalarına benzer özellikler taşımaktadır. Bu da henüz yerel bir kimliğe kavuşamamış tipteki binaların oluşmasına neden olmuştur. Fakat 1930'lu yıllardan sonra Birinci ve İkinci Ulusal Mimarlık Akımlarının etkisiyle yerel izlerin gösterilmeye başlandığı, devletin kendi mimarlarına yaptırdığı binalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Küçük Anadolu şehirlerinde bu millileşme sürecinde yapılan gar binaları kimliklerini korumakta ve o dönemin mimari üslubu, yapım teknolojisi, gelişmişlik düzeyi ve barındırdığı kültür hazinesiyle geçmişimize ışık tutmaktadır. Bu nedenle yapılan çalışmada da bu küçük Anadolu şehirlerinden Niğde ilinin zengin kültürel miraslarından biri olan tren garı binası ve gar kompleksi içindeki binalar incelenmiştir. Daha önce söz konusu yapı üzerine çalışma yapılmamış olması, Cumhuriyet dönemi eseri olması, demiryolu mimarisinin ürünlerinden biri olması, hak ettiği değerin yaşatılmaya çalışılması amacıyla ve bundan sonraki çalışmalara da alt yapı oluşturmak adına Niğde Tren Garı Binası ve Gar Kompleksi'nin incelenmesi önem teşkil etmektedir.
Taşınmaz değerlemede yapay zekâ tekniklerinin kullanılabilirliği ve yöntemlerin karşılaştırılması
Real Estate Valuation is the process to identify exchange value of an immovable property in market conditions by analyzing the features it has in the face of economic developments. That the value of immovable property is identified and that the values determined are mentioned in the processes related to immovable properties are of developedness indicators. At the moment, it is impossible to mention about the explicit models in assessment of the value of immovable property. About the methods used in assessment of the value, for reaching the ideal one, the studies are still continuing. In this study, a model was researched for identification of the values of immovable property. Konya province, Selçuklu district, Yazır neighborhood the features belonging to 200 immovable properties were reached. By means of the data collected, the models were formed with the method of artificial neural network and fuzzy logic, and the values found via the model formed were compared to each other. In the values compared, it was concluded that average proximity was 88.13% in calculation with neural network and 84.19%, in calculation with fuzzy logic. With the study carried out, it was seen that both methods were usable in assessment of immovable property. The values calculated by means of artificial neural network are seen to be more suitable due to the fact that they approach more to the market values
Uhf araç tanıma ekipmanları tasarımı
Araç tanıma ekipmanı veya taşıt tanıma sistemi genelde ticari araç filolarının akaryakıt alımı ve filolardaki araçların yakıt takibinin yapılması için çözüm sunan akaryakıt yönetim sistemidir. Bu sistem daha önce kontrol ünitesi kısmının akaryakıt pompasının içine yerleştirildiği ve bu ünitenin pompanın kontrolünü sağladığı bir sistemdi. İnternetin yaygınlaşması ve teknolojinin gelişmesi ile pompanın kontrolü artık veri tabanları üzerindeki kayıtlar kullanılarak yapılmaya başlanmıştır. Böylelikle veri tabanı ile haberleşen otomasyon sistemlerine pompanın kontrolü dahil olmuş oldu. Otomasyon sistemine ise veri tabanına sorgulaması için araç bilgilerini taşıt tanıma ekipmanlarınca bilgi aktarımı yapılmaktadır. Fakat bu aşamada araçtan bilgi okunması, değişen depo girişlerinden dolayı sağlıklı olmamaktadır. Böylelikle araç tanıması yapılamamaktadır. Bütün bunları önleyebilmek için bu tez çalışmasında bir taşıt tanıma sistemi geliştirilmiş ve elektronik prototipi gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen elektronik düzenekle birlikte değişken depo girişlerinden dolayı yaşanan sıkıntıların önüne geçilmiştir. Böylece tabanca ucundaki okuyucu ünite ile kimlik birimi arasındaki haberleşme zorlukları aşılmıştır. Ayrıca pasif kimlik birimleri ile elde edilemeyen mesafelerde kimlik birimi ile haberleşme sağlanabilmiştir. Bu sayede hiç yakıt alamayan büyük araçlar ve yakıt alırken kesilmeler yaşayan diğer araçların sorunları çözülebilmiştir. Bu işlemler için kimlik birimi enerji ile çalışır hale getirilmiş ve radyo frekansı ile haberleşme sağlanmıştır. Okuyucu ünitenin kimlik birimini değişik açılardan düzgün olarak okuyabilmesi içinde yeni bir monopol anten tasarlanmış, üretimi yapılarak sisteme dahil edilmiştir. Sistem birçok araçta denenmiş ve okuyamama probleminin ortadan kalktığı görülmüştür.
Kendinden uyartımlı asenkron jeneratörün kondansatör anahtarlamalı gerilim regülasyonu
Bu çalışmada kendinden uyartımlı asenkron jeneratörün gerilim regülasyonu kondansatör anahtarlama yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Gerilim regülasyonunun sağlanması için asenkron jeneratörün statoruna farklı değerlerdeki kondansatörler üçgen-paralel olarak bağlanmış ve bu kondansatörler röleler yardımıyla devreye alınıp çıkartılmıştır. Gerekli olan asgari kondansatör değeri ve artım oranları boşta ve kısa devre deneylerinden hesaplanarak belirlenmiştir. Deneysel çalışmada asenkron jeneratöre bağlanacak kondansatörün değeri ANFIS ve en küçük kareler yöntemi ile hesaplanmış ve bu iki yöntem karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucu hata oranı düşük olan ANFIS yöntemi seçilmiş ve mikrodenetleyici ile kontrol edilen sistem gerçekleştirilmiştir. ANFIS tabanlı kontrol sistemi ile asenkron jeneratörün gerilim regülasyonu otomatik olarak yapılmıştır.
Yapay alg algoritmasının kısıtlı optimizasyon problemlerinin çözümü için gerçekleştirilmesi
Optimizasyon belirli koşullar altında en iyi çözümü bulma işidir. Gerçek dünyada var olan optimizasyon problemlerinin bir çoğu, kısıtlara sahiptir. Kısıtlar, arama uzayını uygulanabilir ve uygulanabilir olmayan alanlar olarak ayırmaktadır. Bu tip problemlerin en zorlu kısmı, kısıtları işleme süreçleridir. Var olan bir çok metasezgisel optimizasyon algoritmalarının orijinali, kısıtsız problemler için tasarlanmıştır. Kısıtları işleme yöntemleri bu algoritmalara uygun çözümlerin bulunduğu bölgelerde aramaya kılavuzluk etmesi amacı ile eklenen metotlardır. Yapay Alg Algoritması(AAA) mikro alglerin yaşam davranışlarından esinlenilerek ortaya konmuş metasezgisel bir optimizasyon algoritmasıdır. AAA kısıtsız problemlerde başarısını ortaya koymuştur ancak kısıtlı problemleri çözmesi için bir versiyonu bulunmamaktadır. AAA üzerinde Ap parametresi ve popülasyon sayısı değişiminin etkisini gözlemlemek için, mühendislik tasarım optimizasyon problemleri üzerinde testler yapılmıştır. AAA üzerine kısıt işleme yöntemlerinden Deb's Rule, dinamik penaltı ve ϵ-kısıt işleme tekniği uygulanarak, kısıtlı optimizasyon problemlerini çözebilen AAAdr, AAAdp ve AAAε algoritmaları önerilmiştir. Önerilen algoritmaların performansı, kısıtlı fonksiyon setinde test edilmiştir. AAAdr, AAAdp ve AAAε arasında kıyaslama yapılmış ve öne çıkan AAAdr literatürdeki iyi bilinen diğer kısıtlı problemler için uyarlanmış algoritmalar ile kıyaslanmıştır. Yapılan çalışmalar sonunda AAAdr'nin rakebetçi sonuçlar ortaya koyduğu görülmüştür.