Kırşehir Ahi Evran University
Discipline

Archaeology

Kırşehir Ahi Evran University

580

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Eski Smyrna-Bayraklı tarım endüstrisi ve teknolojisi

İzmir İli, Bayraklı İlçesi sınırları içerisinde yer alan Eski Smyrna (Bayraklı Ören Yeri) Kenti İzmir'in kent olarak kurulan en eski yerleşim yeri olarak kabul edilmiştir. 1948 yılından itibaren sürdürülen arkeolojik çalışmalar neticesinde kentte, Erken Tunç Çağı'ndan Hellenistik Döneme kadar kesintisiz yerleşimin olduğu anlaşılmıştır. Kuzeyinde Sipylos'un koruduğu güvenli bir alana ve batısında Ege Denizi'ne açılan limana elverişli bir körfeze sahiptir. Doğusunda tarıma elverişli düzlükler bulunmaktadır. Bu nedenlerden dolayı Erken Tunç Çağı'ndan itibaren İzmir Körfezi'nin en önemli yerleşim alanlarından biri haline gelmiş ve MÖ VII. yüzyılda oldukça parlak bir dönem yaşamıştır. Eski Smyrna Kenti'nin sakinlerinin temel geçim kaynaklarının tarım ve hayvancılık olduğu bilinmektedir. Tarımsal ürünlerden özellikle tahıl, zeytin ve üzümün ağırlıklı olarak tüketilmiş olduğu düşünülmektedir. Tarımsal ürünlerin tüketime hazırlanma sürecinde kullanılan tahıl öğütme taşları, üzüm ve zeytinde kullanılan taş pres hazneleri ve birçok kullanım alanına sahip olan mortarlar (havanlar) ve taş kaplar bu tezin ana konusunu oluşturmaktadır. Tez kapsamında eski kazılar ve 2014 sonrası kazı çalışmaları sırasında açığa çıkarılan öğütme taşları ve üretim sırasında kullanılan farklı taş kaplar incelenmiştir. Söz konusu öğütme donamları; tahıl, şarap ve zeytinyağı üretiminde kullanılan basit üst öğütme taşları, Olynthos tipi öğütme taşları, alt öğütme taşları, pres hazneleri, mortlarlar ve taş kaplar başlıkları içerisinde değerlendirilmiştir.

ArkeolojiTarım endüstrisi
Senem Şimşek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilikçi tarih öğretiminde arkeolojinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı sosyal bilimlerin içerisinde yer alan arkeoloji biliminin tarih ve sosyal bilgiler ders öğretimlerinde yenilikçi ve yapılandırmacı bir yaklaşım ile değerlendirilmesi sürecinden meydana gelmektedir. Bu ders içerikleri ve müfredat programlarında arkeoloji temelli konu, kavram ve kazanımlarının ne derece var olduğu; arkeolojinin tarih ve sosyal bilgiler derslerindeki etki alanı ele alınmıştır. Tarih ders içerikleri ve öğretim programlarında arkeoloji disiplinin yansımaları üzerinde durularak geleneksel eğitim yaklaşımlarının aksine yenilikçi tarih öğretim yaklaşımlarında arkeolojinin daha fazla yer dinmesinin gerekliliği aktarılmaya çalışılmıştır. Ders içeriklerindeki arkeoloji konu kavram ve kazanımların varlığının kalıcı tarihsel öğrenmeye etkisi açıklanmıştır. Tarih ve arkeoloji disiplinlerinin sınıf ortamı, okul dışı mekânlarda birlikte ele alınmasının kanıt temelli öğrenmeler üzerindeki etkileri eğitim öğretim boyutları ile aktarılması amaçlanmaktadır. Araştırma ile ilgili yurt içi ve dışındaki kaynaklar, belgeler, verilerle doküman analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler belirli düzlemde taranarak arkeoloji vurgusunun tarih ve sosyal bilgiler derslerinde daha fazla yer verilmesinin öğrencilerin tarihi ve geçmişi kalıcı öğrenmeler ile sağlayacağı gerekliliğini ortaya koymuştur. Türkiye'de, İngiltere ve Almanya'nın Thüringen eyaletlerindeki tarih ve sosyal bilgiler ders içeriklerindeki arkeoloji vurguları karşılaştırılıp yenilikçi tarih yaklaşımı doğrultusunda incelenmiştir. Tarihsel imgelemin arkeoloji etkinlik ve çalışmaları ile derslerdeki kalıcılığı üzerinde durulmuştur. Yenilikçi tarih öğretim programlarında arkeoloji ekseninin ve etki alanının geniş varlığı sonucunda öğrencilerde tarihsel öğrenmenin, tarihi değerleri korumanın, ulusal ve küresel tarihten yararlanmanın, tarihi bilince küçük yaşlardan başlanarak derinden sahip olma yolunda kalıcı izli öğrenmeler kazandırıldığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Arkeoloji, Tarih, Tarih Öğretimi, Yapılandırmacı Yaklaşım

ArkeolojiDers programlarıSosyal bilgiler eğitimi+6
Rıdvan Ayaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Urfa ili Roma Dönemi kaya mezarları

İnsanoğlu çağlar boyunca dini ritüellerinin bir sonucu olarak bir takım yapılar ve objelerle kişiyi ölümsüzleştirme çabası içerisinde bulunmuşlardır. Ortaya koydukları ebedi istirahatgahlar, ölen kişinin toplum içerisindeki statüsüne göre şekillenmiş ve kullanılmışlardır. İnsanlığın Shanidar Mağarasında başlayan dini ritüelleri ve ölüye olan saygı Roma Döneminde en üst seviyeye ulaşmıştır. Anadolu toprakları üzerinde, hem bilimsel kazılar hem de yüzey araştırmaları sonucunda farklı dönemlere ait birçok mezar tipi tespit edilmiştir. Roma Dönemine ait izlerin yoğun olarak görüldüğü Urfa bölgesinde yine bu döneme ait kaya mezarlarına da sıkça rastlanmaktadır. Yaptığımız ön araştırma neticesinde tez çalışma konusu olarak belirlediğimiz alandaki nekropol ve mezarlar, imkânlar dâhilinde incelenmiş, belirli bir tipolojik düzen içerisinde anlatılmaya çalışılmıştır.

Kaya mezarlarıMezarlarNekropol+2
Zeynep Nida Yıldırım İlaslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki arkeoloji müzelerinde yeni çağdaş yaklaşımlar

Günümüzde müzeler, kültür nesnelerinin korunduğu ve vitrinlerde sergilendiği yerlerin ötesinde izleyiciyi meraklandıracak daha çok görme ve öğrenme isteğini heveslendirecek nesnenin kendisi kadar sunumunu da ilginç kılan tasarım ve gösterim teknikleri ile sergileme sistemlerine ve mekânlarına gereksinim duymaya başlamışlardır. Buna bağlı olarak dünyada ve ülkemizde son yıllarda hızlı bir değişim ve gelişim yaşanmakta olup, ziyaretçinin istekleri göz önünde bulundurularak müzelerde yeni teknikler, sergilemeler ve mekân kavramları ortaya çıkmıştır. Ülkemiz de de bu hızlı gelişme ve değişmeye ayak uydurulmuş olup, insan odaklı, iletişimin ön plandı olduğu ziyaretçinin pasif konumdan aktif duruma geçtiği çağdaş müze uygulamaları hayata geçirilmiştir. Türkiye'de ki arkeoloji müzelerinde yeni çağdaş yaklaşımların ne olduğu hususunun incelendiği bu çalışma da müze ve müzeciliğin tanımı yapılarak dünya da ve Türkiye'de müzeciliğin gelişimine yer verilmiştir. Modern müzecilik anlamında müze mimarisi, sergileme tipi depolama ve güvenlik sistemleri ile müze eğitiminin nasıl olması gerektiği hususlarının belirlenmesinin ardından ülkemizde yer alan ve modern müzeciliğin gereği olan, insan odaklı arkeoloji müzeleri ile arkeoparklar ve örenyerlerinin uygulama örnekleri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: müze, çağdaş müzecilik, interaktif müze, sergi tasarımı

Arkeoloji müzeleriAçık hava müzesiModern müzecilik+4
Nevin Kaya Bedir
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Likya Bölgesi'nde Bey dağları ve yakın çevresi kırsal kült alanları

Bu tez çalışması kapsamında Türkiye'nin güneybatısında yer alan Likya Bölgesi'nin Bey Dağları kırsalı ve yakın çevresindeki kırsal kült alanları incelenmiştir. Çalışmada bölgedeki kutsal alanlar ve kültler, ikonografik özellikler ve arkeolojik veriler göz önüne alınmıştır. Araştırma kapsamında Likya Bölgesi ve kırsal yerleşimleri esas alınmıştır. Bu amaçla kutsal alanlarda bulunan arkeolojik kalıntılar yerinde incelenmiş, ayrıca bugüne kadar alanda yapılan araştırma ve çalışmalarla bağlantılı kaynakçalardan yararlanılmıştır. Bölgede çok daha fazla kült alanı olduğu bilinmekle birlikte, bu tür merkezler, tapınım gören tanrılar ve bu alanlarla bağlantılı yapı ve kültür ürünleri Likya Bölgesi'nde bugün ve daha ileriki dönemlerde yapılacak araştırma ve çalışmalarla daha net olarak ortaya konabilecektir.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimBey dağları+2
Süleyman Karamıklı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kyme Doğu Nekropolü (Habaş kurtarma kazısı 2010-2011 yılı) figürinleri

Tez çalışması kapsamında incelenen figürinler, antik dönemde Aiolis olarak adlandırılan bölgenin sınırları içerisinde yer alan Kyme antik kentinin 2 km doğusundan bulunmuştur. İzmir Müzesi Müdürlüğü tarafından 2010 – 2011 yılları arasında HABAŞ Demir - Çelik Saç Fabrikası arazisi, 207 numaralı parselde yürütülen kurtarma kazıları sırasında alanın nekropol alanı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmalar sırasında 145 adet mezar tespit edilmiştir. Açığa çıkarılan mezarların bir kısmı antik dönemde soyulmuş, bir kısmı ise taban suyunun yükselmesiyle tahrip olmuştur. Nekropol alanı mezar tipoloji içerisinde geniş bir yelpaze sunmaktadır. Alanda mezarların dışında konut, işlik ve depo olarak kullanıldığı düşünülen üç yapı kalıntısı tespit edilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan figürinlerin bir bölümü, M. 20, M. 21, M. 23, M. 33, M. 72, M. 92, M. 93 ve M. 105 numaralı mezarlara ölü hediyesi olarak bırakılmıştır. İncelenen figürinlerin diğer bölümü ise taban suyunun yükselmesi ile alana dağılan mezar dışı buluntular ve tespit edilen yapı kalıntılarından ele geçmiştir. Farklı kontekstlerden bulunmuş, farklı dönem ve tipolojiye sahip 47 figürin çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. İncelenen figürinlerin teknik incelemeleri, tipolojik sınıflandırılmaları, stil özellikleri, ikonografileri ve dönem özellikle çalışma kapsamında detaylı olarak sunulmuştur. Tez çalışması kapsamında incelenen figürinlere daha geniş bir perspektiften bakabilmek adına, Kyme antik kentinde yürütülen çalışmalarda tespit edilen ve yayınlanan tüm figürinler incelenmiştir. Böylelikle Kyme kentinin koroplastik özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu konuyla bağlantılı olarak incelenen çalışmalarda yerel üretim ve atölye konuları üzerinde durulmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, tez çalışması kapsamında incelenen figürinler konusunda atölye saptamaları yapılmış, beş yeni atölye ve Myrina kökenli Artemonos adlı bir koroplasta ait bir figürin tespit edilmiştir. Bu tespit edilen atölyelerden üçü Myrina kökenlidir. Kyme antik kentinin Myrina ile coğrafi yakınlığı düşünüldüğünde bu etki yadsınamaz bir gerçektir. Kyme Doğu Nekropolü (Habaş Kurtarma Kazısı 2010- 2011) figürinlerinin incelendiği çalışmada, kentte Arkaik ve Klasik Dönem'de Kourotrophos ve Tapınak Oğlanı tipinde üretim yapan uzman bir atölyenin veya atölyelerin var olduğu düşünülmektedir. Hellenistik Dönem'de ise Myrina antik kentine yakınlığından dolayı üretimin azaldığı düşünülse de devam ettiğine dair en önemli kanıt çalışma kapsamında ele alınan, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen Ana Tanrıça/Kybele'ye ait plaka kalıbıdır. Çalışma kapsamında incelenen figürinlerin ait oldukları dönem, stil özellikleri, buluntu konteksti, ikonografik gelişimleri ve farklı merkezlerden bulunan benzer örneklerin karşılaştırılmasıyla belirlenmiştir. Değerlendirilen figürinler MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısından, MS 2. yüzyıl başlarına kadar geniş bir tarih aralığı sunmaktadır. En yoğun dönemin % 52 oranında Hellenistik Dönem olduğu tespit edilmiştir. Bu yoğunluğu % 30 oranından Klasik Dönem takip etmektedir. Roma İmparatorluk Dönemi özellikleri gösteren %11 oranında figürin bulunurken, Arkaik Döneme tarihli figürinler ise % 7 oranıyla temsil edilmektedir.

Aiolis bölgesiArkeolojik eserlerArkeolojik kazılar+4
Pınar Taşpınar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın Müzesi örnekleri ışığında Karia bölgesi Terrakotta figürinleri

Bu çalışmada, 1959 – 2004 yılları arasında Aydın Arkeoloji Müzesi'ne hibe, satın alma, müsadere, istirdat ve kazı çalışmaları yoluyla getirilen toplam yetmiş dört terrakotta figürin değerlendirilmeye alınmıştır. Söz konusu figürinlerin, on sekiz tanesi Karia Bölgesi kentlerinden ve yirmi sekiz tanesi ise Güney Ionia Bölgesi kentlerinden gelmektedir. Çalışma kapsamında, Karia Bölgesi kentleri içerisinde Hyllarima, Tralleis ve Halikarnassos, Ionia Bölgesi kentleri içerisinde ise Miletos, Didyma, Priene ve Myus antik kentleri yer almaktadır. Çalışma kapsamında incelenen figürinler, toplamda 8 ana tipoloji ve 31 alt tipolojiye ayrılmaktadır. Karia Bölgesi'nden gelen figürinlerin süvari, hydriaphoros, rahip, ephebos, sadaklı ephebos, Aphrodite rahibesi, Aphrodite ve grotesk tiplerine ait oldukları tespit edilmiştir. Güney Ionia Bölgesi'nden gelen figürinlerin ise Apollon, Ariadne – Tykhe, poloslu kadın/tanrıça, sporcu/atlet, giyimli kadın, kız çocuk, hayvan, aktör, protom ve hydriaphoros tiplerine ait oldukları tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında ele alınan figürinlerin değerlendirilmesi sonucunda İÖ 6. yüzyıldan - İS 2. yüzyıla kadar olan bir zaman dilimini kapsadığı tespit edilmiştir. Söz konusu figürinler içerisinde en erken buluntu grubunu Geç Arkaik Dönem'e tarihlenen süvari, yüksek poloslu kadın/tanrıça başı, adak amacıyla yapılan ayak ve kouros figürini oluşturmaktadır. Klasik Dönem'e tarihlenen figürinler içerisinde hydriaphoros, rahip, giyimli kadın/tanrıça, at figürini, kourotrophos, protom ve atlet figürinleri yer almaktadır. Hellenistik Dönem'de ise oturan Aphrodite, Ariadne – Tykhe, Apollon, aktör, Pan, Eros, giyimli kadınlar, kadın başları, epheb figürinleri ve çocuk figürinleri yer almaktadır. Roma İmparatorluk Dönemi'ne ait figürinler içerisinde Aphrodite, Artemis, kadın başı, ephebos, süvari, gladyatör, grotesk ve kartal figürinleri yer almaktadır. Çalışma kapsamında incelenen figürinlerin genel olarak kırmızımsı sarı kil rengine sahip oldukları tespit edilmiştir. Buluntu yerleri belli olmayan 28 figürinin ise kil özellikleri ve stillistik değerlendirmeleri sonucunda, bu figürinlerin Karia ve Ionia kentlerine özgü figürinler oldukları saptanmıştır.

Arkeolojik eserlerArkeolojik yerleşimAydın+7
Kemal Ersavaş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Frig geometrik bezemeli seramik kültürünün kökeni üzerine düşünceler

Frig Uygarlığı, Hellen Uygarlığı tarafından tanımlandığı üzere Anadolu'nun ortası ve batısı arasında kalan bölümde kendine yer bulmuştur. Kültüre ait buluntular arasında en dikkat çeken ve kültürün geldiği rotayı anlayabilmemiz açısından en önemli buluntu grubunu seramikler oluşturmaktadır. Frig seramikleri, Doğu ve Batı Frig olarak iki ana yayılım alanında kendine özgü bezeme farklılıkları ile karşımıza çıkmaktadır. Birçok kültür tarafından severek kullanılan geometrik bezeme geleneği, Frig seramik sanatında da en önemli bezeme grubunu oluşturmaktadır. Kökeni konusunu yıllardır Batı eksenli gelişim gösterdiği yönünde fikirler mevcuttur. Batı'dan beslendiğine dair ufak kanıtlar mevcuttur fakat Frig kültürü Batı Kültürleri gibi gelişmiş bir bezeme ikonografine sahip değildir. Ancak söz konusu geometrik bezemelerin benzerlerine Frig Uygarlığı'nın varlığından önce Doğu Seramik Kültürleri'nde hali hazırda var olan baskın boyalı seramik gruplarında rastlamak mümkündür. Bu bağlamda Frig Seramik Kültürü'nün farklı sosyo-etnik kökene sahip halklar ve Batı Kültürleri etkisi altında, hali hazırda bulunan MÖ II. binyıl Doğu Seramik Kültürleri'nin izlerini içinde barındırarak ortaya çıkmış homojen bir kültür olma olasılığı muhtemel görünmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Frig, Seramik Sanatı, Doğu Frig, Batı Frig, Doğu Seramik Kültürleri

FriglerFrigyaGeometrik motifler+5
Sezar Kızıl
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Thyateira Hastane Höyüğü mezarlarının arkeolojik ve antropolojik incelenmesi

Hastane Höyüğü'ün bir dönem Thyateira Antik Kenti'nin Akropol sahası bir dönem tümünün ya da en azından bir bölümünün Nekropol alanı olarak kullanıldığı bilinmektedir. Tez çalışması, Thyateira Hastane Höyüğü'nde 2013-2019 yılları arasında yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılmış olan mezarları kapsamaktadır. 3 farklı tipte 67 mezarın kazısı yapılmıştır. Mezarlar konum itibariyle Hastane Höyükte bulunan tapınak kalıntısının kuzey ve güney bölgesinde doğu-batı doğrultusunda konumlandırılmıştır. Bu çalışma da Hastane Höyüğü'nde yer alan mezarların mimari özellikler bakımından gruplandırılarak mezar tipolojinin oluşturulması, ölü gömme gelenekleri, yaş ve cinsiyet sayıları hakkında bilgi verilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda mezarların tipolojisi hakkında bilgi verilirken ölü gömme gelenekleri ve az da olsa çıkan buluntular hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Mezarlar içerisinde az sayıda buluntuya rastlanılmış olması ve mezarların yapılışında farklı mimari kalıntıların kullanılması, mezarların tarihlendirilmesini zorlaştırmıştır. Az sayıda da olsa yer alan değerli buluntular, bu mezarların bir bölümünün 10-12. yy'ları, İslami ve Haçlı sikkeleri yardımıyla 13-14. yy'ları, Sardeis'te bulunan ziynet eşyalarının benzerliklerinden yola çıkılarak 14-15.yy'ları da kapsayacak şekilde Osmanlı Dönemi'nin ilerleyen safhaları boyunca da devam ettiği anlaşılmaktadır. Ancak son gömü için net tarih vermek mümkün değildir.

AntropolojiHastane HöyükHristiyanlık+4
Muhsin Coşkun
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Stratonikeia antik kenti Batı Cadde kilise iskeletlerinin antropolojik analizi

Bu tez çalışmasının materyalini, Prof. Dr. Bilal Söğüt Başkanlığı'nda 2014-2016 yılları arasında Batı Cadde Kazıları sırasında Kilise Nekropolü'nde ortaya çıkarılan iskelet kalıntıları oluşturmaktadır. Çalışmalar, 59 mezardan 103 bireye odaklanmıştır. Kilisenin 4. yüzyılda yapıldığı ve M. S. 7. yüzyılda terk edildiği söylenmektedir ve mezarların Roma İmparatorluk Dönemi'ne, yani M. S. 11-12 yüzyıllara tarihlendiği söylenir ancak bu varsayımlar kesin değildir. İskelet kalıntıları cinsiyet, yaş ve patoloji olmak üzere üç ana bölümde incelenmiştir. 103 bireyde patolojik olgularda yüksek oranlı travmalar ayrı kategoriler kullanılarak incelenmiştir. Kalıtımın temelini oluşturan konjenital anomaliler (malformasyonlar) ayrı başlıklarda verilmektedir. Bu gözlemleri istatistiksel bağlamda açıklamak yeterli olsada, bize akrabalık bilgisini ve iskeletlerin tüm genom özelliklerini verebilecek örnekler alarak kanıtlarımızı açıklığa kavuşturmak için uluslararası ortaklarla çalışmalar yapılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Stratonikeia, Batı Cadde, Kilise, Paleoantropoloji, Patoloji.

AntropolojiKiliselerKonjenital anomaliler+4
Esra Hilal Kaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Efes Müzesi'nde bulunan Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemi mezar stelleri

Çalışma kapsamında ele alınan mezar stelleri, İzmir ili Selçuk ilçesinde yer alan Efes Müzesi'ne satın alma, hibe ve hediye etme yollarıyla ulaştırılmış eserlerdir. Müzede yürütülen eser tespit çalışmalarında bu kapsamda yetmiş dokuz (79) mezar steli tespit edilmiştir. Eserlerin büyük bir çoğunluğu Ephesos antik kenti ile Selçuk ilçesi çevresinden ele geçmiştir. Ayrıca Torbalı, Kuşadası – Kirazlı Köyü, Acarlar Köyü ve Aydın çevresinden ele geçen ve Efes Müzesi'ne teslim edilen eserler de çalışmaya dâhil edilmiştir. Farklı alanlarda bulunan söz konusu eserler dönem ve tipoloji açısından da farklı özellikler sergilemekte olup tez çalışması içerisinde detaylı olarak incelenmiştir. Tez çalışmasının konusunu oluşturan Efes Müzesi Hellenistik Dönem ve Roma İmparatorluk Dönemi'ne ait mezar stellerinin detaylı olarak sunulabilmesi için daha önce yayınlanan, Ephesos antik kenti başta olmak üzere, Anadolu kentlerine dair mezar stelleri literatürü taranarak Ephesos mezar stellerine ait gelenek, tipoloji ve kronoloji hakkında bilgiler edinilmeye çalışılmıştır. Özellikle eserlerin daha önce ikonografi ve figür tipleri açısından detaylı olarak ele alınmaması ve kentin mezar steli geleneğinin saptanmamış olması çalışmalarımızın bu konular üzerinde yoğunlaşmasına sebep olmuştur. Bu doğrultuda Ephesos mezar stelleri kapsamında ölü yemeği/symposium/symposion, veda, atlı/süvari, genre (günlük yaşam) sahneleri, gladyatörlerin yer aldığı steller ve boyalı/kazıma tekniğine sahip stellerin varlığı tespit edilmiştir. Söz konusu sahnelerin yanı sıra figür tipleri ve stellerin tipolojisi detaylı olarak sunulmuştur. Ayrıca Ephesos mezar steli geleneğinin oluşmasında etkin rol oynayan Attika, Smyrna, Lydia Bölgesi ve Byzantion merkezlerinin mezar stelleri ile karşılaştırmalar yapılarak Ephesos mezar steli geleneğinin yerel ve etkileşimli üslubu aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan mezar stellerine dair incelemeler sonucunda eserlerin İÖ. 4. yüzyılın ortalarından İS. 3. yüzyılın başlarına kadar olan geniş bir kronolojiye sahip olduğu saptanmıştır. Bu doğrultuda Ephesos kentinin en yoğun stel üretiminin İÖ. 2. yüzyılın ikinci yarısı ile İÖ. 1. yüzyılın başları olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu dönemde yerel özelliklerin görüldüğü stellerin de sayıca fazla olduğu görülmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Arkeoloji, Anadolu, Ionia, Ephesos, Mezar Stelleri.

Efes MüzesiHelenistik DönemMezarlar+2
Merve Arinç
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Roma dünyasında yeme içme kültürü

Beslenme, canlıların yaşamında önemli bir yer tutmaktadır. Paleolitik Çağlar'dan bu yana, insanların beslenme alışkanlıkları çok çeşitli çalışmaların konusu olmuştur. Yabani otlar ve hayvansal gıdalarla beslenen insanlar, ateş ile birlikte yiyeceklerini pişirmeye başlamış, dolayısıyla çeşitli büyüklük ve biçimde pişirme kapları kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle yerleşik düzen ve tarıma geçişin yaşandığı Neolitik Dönem'de toplanan ve hasadı yapılan ürünlerin depolanması gerekmiştir; geniş depolama alanlarının yanı sıra, depolama kapları kullanılmaya başlanmış, pişirme ve saklanma kapları çeşitlenmiştir. Yeme ve içmenin önemli olduğu Roma dünyası, başta İtalya olmak üzere, zengin besin çeşitliliğine sahiptir. Başlangıçta, Roma sosyal sınıflarındaki yeme-içme alışkanlıkları arasındaki fark büyük değilse de imparatorluğun büyümesiyle farklılıklar oluşmuştur. Sebzeler, meyveler, yabani ve evcil hayvanlar, çeşitli meyve suları, süt ürünleri, zeytinyağı ve şarap merkez İtalya'da sıklıkla tüketilmiştir. Ayrıca arpa ve buğdaydan yapılan ekmek ve çeşitli unlu ürünler gündelik diyetin önemli parçasıdırlar. Yiyecek, içecek, hayvanlar ile pişmiş toprak, metal ve camdan yapılan kaplar Roma mozaikleri ve freskolarında sıklıkla betimlenmişlerdir; bu tür arkeolojik veriler özellikle İtalya'daki yeme-içme alışkanlıkları hakkında detaylı bilgi vermektedirler. Apicius, Athenaeus, Plinius, Columella gibi çok sayıda antik yazar yeme-içme, bitkiler ve hayvanlardan söz etmiştir. Roma İmparatorluğu'nun yayılım gösterdiği ve siyasi açıdan bir Roma eyaleti haline gelen ve geniş alana yayılan Anadolu topraklarında yeme-içme alışkanlıkları, coğrafi olarak değişiklik gösterebildiği gibi, binlerce yıllık yeme-içme geleneklerini sürdürmüştür. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Arkeoloji, Roma, Anadolu, Mutfak, Kültür.

AnadoluErken Roma DönemiMutfak+4
Hafize Alkurt
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kremna antik kenti savunma sistemleri Cilt I

Kremna, Burdur İli, Bucak İlçesi, Çamlık Köyü sınırlarındaki Hacıbağ Mahallesi'nde yer almaktadır. Kent, antik Pisidia Bölgesi'nin dağlık kentlerinden birisidir. Konumu ve savunma yapıları, zapt edilmesi güç kentlerin arasında gösterilmesindeki önemli faktörlerdendir. Bu çalışmada, Kremna'nın savunma sistemleri incelenmiştir. Buna göre kentin savunmasını oluşturan sur duvarları, kule yapıları ve bastionlar ile kapılar ve antik karayolları, ayrı başlıklar altında açıklanarak mimari ve askeri özellikleri yönüyle ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Kentin savunmasını somutlaştırmak için haydut lideri Lydius'un kenti işgalinden sonra Roma İmparatorluğu'nun kenti tekrardan hakimiyetine almak amacıyla kentin batısında askeri mühendislerine yaptırdığı kuşatma alanı ve ilişkili yapılar da çalışmaya dahil edilmiştir. Böylelikle kenti korumak için inşa edilen yapıların geniş bir bakış açısıyla tartışılması ve açıklanması sağlanmıştır. Ayrıca, kentin khorasındaki kırsal yerleşimler ve kırsaldaki alanın güvenliği için yapılmış yapılar incelenerek kent merkezindeki savunma yapıları ile stratejik ilişkileri belirlenmiştir. Bununla birlikte kent ve territoryumundaki yapıların arasında güçlü bir ilişkinin olduğu ve kırsal çevrede hareketli bir siyasi, askeri ve sosyo-iktisadi hayatın sürdüğü anlaşılmıştır. Bu konudaki çalışmalarda Pisidia Bölgesi'nin ve kentin tarihsel olaylarının, kentteki seramik ve metal buluntular gibi arkeolojik bulguların yanı sıra, Anadolu'daki ve Kıta Hellas'taki kentlerin savunma unsurlarının mimari ve askeri özellikleri analojileri yardımı ile incelenerek kentin savunma yapılarının yaklaşık tarihlendirilmesi yapılmıştır. Dolayısıyla Kremna'nın savunma sistemlerinin stratejik ve plan özellikleri ortaya çıkarılmış, kentin savunma olgusunun Hellenistik Dönem'den başlayarak Roma ve Bizans dönemlerine kadar aktif bir şekilde kullanıldığı ve yapısal değişimlere uğramasına rağmen korunduğu sonucuna varılmıştır.

Antik şehirlerArkeolojiArkeolojik alanlar+4
Salih Soslu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından Demir Çağı sonuna kadar Equid gömütleri

Equid familyası, dünya çapında kullanılabilirlik açısından insanoğlunun çağlar boyu yanında yer almıştır. Evcilleştirilmeden önce eti için bir av hayvanı iken evcilleştirilmesinden sonra uzun mesafeleri kat edebilen, günlük hayatta üretim amaçlı işlevselliği ve savaşlarda sağladıklarıüstünlüklerİ sebebiyleinsanoğlunun faydalandığı en önemli araçlardan biri olmuşlardır. Mağara duvarlarına ilk çizilmeye başladıkları dönemden itibaren görsel ve plastik sanatlarda önemli bir figür halini almışlardır. Tez kapsamında bu familyanın alt türlerinden bir tanesi olan EquusCaballus öncelikli olarak incelenmiştir. Asya'nın büyük bir bölümü, Anadolu, Yakındoğu, Doğu Akdeniz, Ege Adaları ve Orta Avrupa coğrafyaları incelenmiş ve equidfamilyası'na ait bireylerin,gömüt geleneklerinde kullanımları araştırılmıştır. Asya'da, Anadolu'da, Ege Adaları'nda ve Orta Avrupa'da EquusCaballus gömütlerinin yoğunluğu gözlenmiştir. Yakındoğu'daveDoğu Akdeniz'deEquusAsinus gömütlerinin yoğunluğu tespit edilmiştir. Ayrıca bazı merkezlerde savaş ve cenaze arabalarınında bu gömüt gelenekleribağlamında gömüldükleri tespit edilmiştir.

AtlarDemir ÇağıEquus familyası+3
Fehmi Keskin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Anadolu'da Erken ve Orta Demir Çağı

Bu çalışmada, Orta Anadolu‟nun Erken ve Orta Demir Çağı‟nda (Erken MÖ 1200-800, Orta MÖ 800- 600) öncelikle Orta Anadolu coğrafyası açıklanarak ardından Tunç Çağı‟nın sonlanmasıyla geliĢen olaylar açıklanacaktır. Gordion, Boğazköy/Boğazkale, Kaman/Kalehöyük, AliĢar, Oluz Höyük, Çadır Höyük merkezleri üzerinden keşfi ve kazı tarihçelerinden başlanarak stratigrafileri, mimarileri ve buluntularını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu merkezler üzerinde Orta Anadolu‟da yaşanılan Erken ve Orta Demir Çağı açıklanacaktır. Anahtar Kelimeler: Orta Anadolu, Erken Demir Çağı, Orta Demir Çağı, Gordion, Boğazköy/Boğazkale, Kaman/Kalehöyük, AliĢar, Oluz Höyük, Çadır Höyük, Stratigrafi, Mimari, Buluntu

Elifnur Buldu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Nevşehir Müzesi envanterinde bulunan Orta Demir Çağı fibulaları

Bu araştırma, arkeolojik veriler ışığında ortaya çıkartılan günümüzdeki tutturma/sabitleme/ çengelli iğnelere benzer işlevler gören ve başlangıcı MÖ 2. binyılın son çeyreğine dayanan fibulaların geniş kapsamlı kullanımını ele almaktadır. Fibulaların sadece giysi tutturma amacıyla değil, aynı zamanda dini ve sembolik anlamlar taşıyan nesneler olarak da kullanıldığı vurgulanmaktadır. Yakındoğu veya Balkan menşeli olduğu düşünülen bu objelerin Anadolu'da ilk kez Frigler tarafından imal edildiği arkeolojik verilerle belirlenmiştir. Nevşehir Müzesine Satın Alma Yolu ile Müzeye Kazandırılan Fibulalar "Küçük Asya Tipi" olarak adlandırıldığı ve daha sonra "Frig Tipi Fibula" "Urartu Tipi Fibula" olarak bilinen örnekleri detaylı incelenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Nevşehir Müzesine satın alma yoluyla kazandırılan mevcut fibulaların envanter defterlerinde tipolojik sınıflandırmaları olmadığından, bilimsel yayınlar incelenerek benzer formları ayrıştırması nedeniyle bazı tanımlama ve tipolojik tutarsızlıklar barındırdığı saptanmıştır. Bu bağlamda, yakın zamanda yapılan kazı bulgularını ve yeni örnekleri kapsayacak, kronolojik sorunları gidermeye yönelik modern bir sınıflandırma önerisi sunulmuştur. Bu öneri, eski tipolojik değerlendirmelerin ve güncel verilerin yetersizliği ile kronolojik verilerdeki zorlukları göz önünde bulundurarak, daha sistematik bir şekilde analiz etmeyi hedeflemektedir. Frig ve Urartu tipi fibulalar üzerine yapılan önceki incelemelerin genellikle tipolojik ve kronolojik değerlendirmelerle sınırlı kalması nedeniyle, fibulalar üzerindeki süsleme ögelerine dair kavramlar yeniden gözden geçirilmiştir. Yapılan analizler, Frig tipi fibulaların ve süsleme geleneklerinin basit tanımlamalarla açıklanamayacağını ortaya koymuştur. Özellikle iğne tutamak plakaları ile süsleme motifleri arasındaki kombinasyonun oluşturduğu sembolik ve ikonik olmayan yansımalar belirlenerek, bu fibulaların tanımlanmasına yönelik yeni yaklaşımlar üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Mitolojik ikonografisiyle ilişkilendirilen bu fibulaların, yeni değerlendirmeler ışığında yalnızca belirli kısımlarıyla değil, tüm yapılarıyla ana tanrıça inancının sembolizmini yansıtan objeler oldukları konusu da güncel yaklaşımlarda vurgulanmaktadır. Çalışma, tüm bilinen fibula türleri içinde en yaygın olan Frig ve Urartu tipi fibulaların oldukça geniş bir coğrafyada tespit edildiğini belirtmektedir. MÖ 8. yüzyıl sonlarında Batı Anadolu'ya, MÖ 7. yüzyıl ve sonrasında ise Ege Adaları ile Yunanistan'a kadar ulaştığı görülen fibula örnekleri, bulundukları merkezler ve ortaya çıkartılan noktalarına göre incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu analizler, Urartu ve Friglerin batı dünyası ile olan bağlantılarının hangi koşullar altında geliştiği ve fibulalar aracılığıyla nasıl bir kültürel etkileşim sağlandığına dair önemli bilgiler sunmaktadır.

Penpe Gürsoy
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yakın Doğu'da tapınak ve sarayların ortaya çıkışı

Yakın Doğu'da, Epipaleolitik Dönem'den itibaren yaşanan kültürel gelişmeler, arkeolojik veriler aracılığıyla somut biçimde izlenebilmektedir. Özellikle Çanak Çömleksiz Neolitik A Dönemi (PPNA) ile birlikte belirginleşen yerleşik yaşama geçiş süreci, yalnızca ekonomik ve mekânsal bir dönüşümü değil, aynı zamanda toplumsal, dini ve ideolojik yapılarda köklü değişimleri de beraberinde getirmiştir. Bu tez çalışması, söz konusu toplumsal ve ideolojik dönüşümlerin mimari düzlemdeki en belirgin yansımaları olarak değerlendirilen tapınak ve saray gibi anıtsal yapıların ortaya çıkış sürecini ve işlevlerini kapsamlı biçimde ele almaktadır. Anıtsal mimarinin gelişimi, sadece yapı ölçeğindeki büyüme ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda toplumsal organizasyon biçimlerinin, dini ritüellerin ve siyasi yapılanmaların değişen doğasına da ışık tutmaktadır. Bu çerçevede, özellikle Göbekli Tepe başta olmak üzere kazıları tamamlanmış ya da halen sürdürülen seçili yerleşim alanları, tapınak ve saray komplekslerine ait mimari planlar, kült objeleri ve mekânsal düzenlemeler karşılaştırmalı bir yaklaşımla ele alınmıştır. Tez kapsamında; yerleşik yaşama geçiş süreci, Neolitik Dönem'e tarihlenen yapılardan örnekler, Kalkolitik Dönem yerleşimleri ve Tunç Devri yapıları olmak üzere dört temel başlık altında değerlendirmeler yapılmıştır. Yazının henüz kullanılmadığı bu dönemlere ilişkin bilgi üretimi büyük ölçüde arkeolojik veriler aracılığıyla sağlandığından, maddi kültür unsurlarının analizine özel önem verilmiştir. Çalışmada, farklı coğrafi konumlarda yer alan merkezlerin tapınak planları ile kült nesneleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar da incelenerek, bu yapıların tarihsel gelişimi ve işlevsel dönüşümleri üzerine çıkarımlarda bulunulmuştur.

SaraylarTapınaklarYakın Doğu
Suzan Akkuş Mutlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Tralleis Batı Nekropolü ve buluntuları

Aydın İli, Kemer Mahallesi'nde yer alan Tralleis Antik Kenti'nde, 2007 yılı çalışma sezonunda, kentin batısında bulunan ve Batı Nekropol'ü olarak adlandırılan alanda, kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda, iki katlı ve iki odalı dromoslu oda mezar, taş sanduka, situla, amphora, urne, çatı kiremitli, basit toprak, pithos ve platform olmak üzere toplam dokuz farklı tipte 39 mezar ortaya çıkarılmıştır. Tralleis'te bugüne kadar kentte yapılan araştırma ve çalışmalarda, kentin tarihi yapısı, coğrafi konumu ve sanatı konusunda önemli bilgilere ulaşılmıştır. Özellikle Batı Nekropol'ünde iki katlı ve çok odalı, birden fazla gömünün yapıldığı ve buluntularıyla dikkat çeken oda mezar ile farklı mezar tiplerinin belirlenmesi, kenti mezar mimarisi ve nekropol buluntuları ile ön plana çıkarmıştır. Tralleis Batı Nekropol'ü mezarları ve buluntuları geçen zaman içinde bazı değişimlere uğrasa da, bütünüyle incelendiğinde Hellenistik, Roma İmparatorluk ve Geç Roma Dönem'i mezar mimarisi, ölü gömme gelenekleri ve bölge sanatı konusunda önemli bilgi verir. Çalışma kapsamımızın ilk bölümünde, Tralleis antik kentinin coğrafi yapısı, siyasi ve araştırma tarihi kapsamlı biçimde değerlendirilmiştir. Ardından nekropol alanında tespit edilen mezarların genel yapısına, mezar mimarisine, plan, teknik ve malzeme özelliklerine değinilmiş, elde edilen bilgiler, Karia Bölgesi'nde bulunan diğer mezar ve buluntuları ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca bu mezarların içlerinde ele geçen mezar hediyeleri ile mezarların kullanım süreçleri belirlenmiş ve tüm mezarlar kontekst olarak değerlendirilmiştir. Mezar mimarisi dışında ele geçen buluntular, ayrı bir başlık altında, cinsleri ve formları doğrultusunda sınıflandırılarak anlatılmıştır. Ayrıca gömülerin sosyo-ekonomik durumu hakkında daha fazla bilgi edinmek için, Prof. Dr. Yaşar İşçan ve ekibi tarafından hazırlanan antropoloji raporları, tez içinde değerlendirmeye alınmıştır. Son olarak, mezar ve ölü hediyelerinin mezar sahipleri ile ilişkisi, ölü kültü ve Batı Nekropolü'nde görülen ritüeller hakkında bilgi verilmiştir. Mezar içlerinde ele geçen buluntuların değerlendirilmesinin tamamlanmasının ardından, tezle bağlantılı kaynakçaya ulaşılmış, mevcut buluntular numaralandırılmış, çizim ve fotoğraflanması yapılmış katalogları oluşturulmuştur. Katalog düzenlenmesinde buluntuların tanımlanmasının dışında, benzer örneklerinden de yararlanılarak karşılaştırmalar yapılmış, ele geçen buluntular stil, teknik ve form özelliklerine bakılarak tarihlendirilmiştir. En son olarak da mezar tipleri ve buluntular ile bağlantılı olarak harita, çizim, fotoğraf ve grafikleri oluşturulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Karia Bölgesi, Tralleis, Nekropol, Mezar Mimarisi, Ölü Gömme Gelenekleri.

Karia bölgesiMezarlarNekropol+2
Arzu Özver
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antik kültürlerde başlıklar

Bedeni saran giysiler kadar, baş üzerinde taşınan başlıklar ve çeşitli süsler, giyim kuşamın önemli parçalarıdır. Tarih boyunca çeşitli amaçlarla başlıklar kullanılmıştır. Bunlar kimi zaman bir statü sembolüyken, kimi zaman da yalnızca iklim ve coğrafi koşullara göre uygun olarak biçimlendirilmiş ve başı korumak için kullanılmıştır. Tapınak görevlileri, askerler, kurtizanlar, sporcuların ve gündelik yaşamda erkek ve kadınların başlarında başlıklar, kurdeleler, taçlar, çelenkler taşıdıkları bilinmektedir. Bu kullanımların bir kısmından antik yazarlar söz etmektedir ve çok sayıda arkeolojik eserde (heykel, kabartma ve portrelerde, seramik, sikke, fresko ve mozaiklerdeki betimlemelerde) görülebilmektedir. Ayrıca mezarlardan gelen veriler de önemlidir. Çalışmamızda antik dönemdeki çeşitli kültürlerde (Mısır, Mezopotamya, Anadolu, İtalya gibi) kadın ve erkek başlarında kullanılan başlıklar, taçlar, çelenkler ve çeşitli süsleme nesneleri sınıflandırılmaya ve ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılmış; sembolik anlamları, kültürlerarası etkileşim ve sosyo-kültürel açıdan önemleri üzerinde durulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Arkeoloji, Antik, Başlık, Kültür, Kostüm.

Antik kültürAntik ÇağBaşlıklar+4
Nevin Eyidoğan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Erken Demir Çağı'nda Doğu Ege'de pişmiş toprak figürin üretimi

Erken Demir Çağ'da Doğu Ege bölgesinde üretilmiş olan pişmiş toprak figürinlerin incelendiği tez çalışmasında Doğu Ege'deki etkileşimin açıklanması amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasında "Doğu Ege'de genel bir etkileşim var mıydı? Doğu Ege sınırını oluşturan bölgeler birbirleriyle ne kadar etkileşim halindeydi? Bu bölgedeki atölyeler yerel bir geleneğe sahip miydi? Arkaik dönemdeki üretim geleneği Geometrik Dönem 'den mi geldi?" sorularına yanıt aranmıştır. Bu dönem ile ilgili gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ele geçen Erken Demir Çağ pişmiş toprak figürin buluntusu oldukça az sayıdadır. Altı bölümden oluşan tezde Doğu Ege ile sınırlandırılan alan Rhodos, Kos, Samos, Khios ve Batı Anadolu'yu (Klaros, Ephesos Artemis Tapınağı, Miletos ve Erythrai) kapsamaktadır. Öncelikle bu bölgelerden ele geçen figürinlerin bulundukları alanlardan bahsedilmiştir ve figürinler teknik, stilistik ve ikonografik olarak değerlendirilmiştir. Ardından bu figürinlerin komşu bölgelerle kıyaslamaları yapılmıştır. Köken ve etkileşim bölümünü oluşturan kısımda ise figürin üretiminde Kıbrıs, Girit, Yunanistan ve önceki çağlardaki figürin gelenekleri ile olan benzerlik ve farklılıklar tartışılmıştır. Sonuç kısmında ise Girit ve Kıbrıs'ta kullanılan figürin tiplerinin ve tekniklerinin Doğu Ege'de benzerlerinin görülmesinin Kıbrıs ve Girit etkisine işaret ettiği anlaşılmıştır. Ancak Doğu Ege'ye özgü bir bütünlüğün olmadığı fikrine ulaşılmıştır. Ek olarak önceki dönemlerdeki figürin geleneğinin sürekliliği saptanmıştır. Çalışma esnasında doğrudan Erken Demir Çağı'yla ya da bu dönemin figürin geleneğiyle ilgili yayının sınırlı olmasından ve figürinlerin az sayıda ve farklı yerlerden parçalar halinde ele geçmiş olması gibi sebeplerden dolayı sonuçların yeni bulgularla değişebileceğini de belirtmek gerekir.

Doğu Ege bölgesiErken Demir ÇağıFigürün+4
Elif Dilan Erdoğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Metropolis Aşağı Hamam Palestra kazılarında bulunan Hellenistik dönem seramikleri

Metropolis antik kenti; İzmir ilinin Torbalı ilçesine bağlı Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasındaki bir tepede yer almaktadır. Tez konusunu oluşturan buluntuları kentin kurulmuş olduğu tepenin doğu yamacında konumlandırılmış Aşağı Hamam-Palaestra yapısına ait Hellenistik Dönem seramikleri oluşturmaktadır. 2003-2006, 2008-2016 ve 2018 yılları arasında yapılan kazı çalışmaları sonucu ele geçen Hellenistik Dönem'e ait seramik gruplarından 280 parça kataloğa alınmıştır. Metropolis Aşağı Hamam-Palaestra yapısı Hellenistik Dönem seramikleri on grup altında incelenmiştir. Bu gruplar tam astarlı, Batı Yamacı Stili, kalıp yapımı kaseler, beyaz zeminli seramikler olarak ayrılmaktadır. Form olarak ise kaseler, tabaklar, kantharoslar, kraterler, lagynolar, Unguentariumlar, kandiller, amphoralar ve chytralar yer almaktadır. Bu formlar içerisinde tabaklar ve kalıp yapımı kâseler buluntu yoğunluğunu oluşturmaktdır. Bu gruplar içerisinde en erken MÖ 4. yüzyıl örnekleri yer alırken en geç MÖ 1. yüzyıl başına tarihlenen örnekler yer almaktadır. Gruplar arasında en yoğun buluntular ise MÖ 2. yüzyıla ait parçalardır. Anahtar Kelimeler: Metropolis, Aşağı Hamam-Palaestra, Hellenistik Dönem Seramikler

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+6
Esra Sağun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aigai'daki Dorik mimari elemanlar

Aigai'daki Dorik mimari elemanların incelendiği tez çalışmasında kentte bulunan mimari elemanların yapılar göz önüne alınarak tarihlendirilmesi ve belgelenmesi amaçlanmıştır. Özellikle Hellenistik Dönem'le birlikte kentte yoğun olarak görülen Pergamon Krallığı etkisi ile inşa edilen ya da yeniden onarılan yapıların, Pergamon mimari tarzına benzer şekilde inşa edildiği görülmektedir. Dönemin mutlak gücü olan Pergamon Krallığı, sadece Aigai'da değil birçok kentte de mimari tarzını benimsetmiştir. MÖ 2. yüzyılın ortasından sonra yeniden inşa gören kentin mimari elemanlarında dönemin yaygın uygulamaları görülmektedir. Özellikle Athena Tapınağı'na bakıldığında MÖ 7. yüzyıldan itibaren kullanım gördüğünü arkeolojik buluntular sayesinde bilinmektedir. Kent için önemli bir yapı olarak karşımıza çıkmasına rağmen tahribat edilmesi nedeniyle birçok mimari parçanın alandan taşındığını bilinmektedir. Kentte bulunan yapıların nerdeyse hepsi Dor düzeninde inşa edilmiştir. İon düzeni ise kentte stoa dışında pek tercih edilmemiştir. Kazısı bitmiş olan Bouleuterion dışında kalan diğer yapıların arkeolojik kazısı yapıldıkça yeni bulgularla birlikte tarihlendirmesinin değişebileceği mümkündür.

AigaiArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+4
Canberk Tunalı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Smyrna'da ele geçen khios chaliceleri

Eski Smyrna'da ele geçen Khios chalicelerinin incelendiği çalışma kapsamında, daha önce J. M. Cook ve E. Akurgal tarafından aktarılan bilgilerin dahil edildiği detaylı bir çalışma ve daha çok örnekle temsili amaçlanmıştır. 2014 yılı öncesinde ele geçen örnekleri kapsayan bu çalışma, chaliceler üzerinden Khios ve Eski Smyrna arasındaki etkileşime dair ipuçları sunar. Üç ana bölümden oluşan tezde çalışmanın detaylarının anlaşılması açısından ilk bölümünde materyal ve metod başlığı altında çalışmanın yöntemlerine ait bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde kent tarihçesi ele alınmıştır. Son bölümde, chaliceler hem kronolojik hem de tipolojik bir sıra ile detaylandırılmıştır. Her stil, stil özellikleri ve örnekleri ile bir arada verilerek bütünlük içinde değerlendirilmiştir. Chalicelerin büyük bölümünün ufak parçalar halinde ele geçmesi hem tipolojik hem kronolojik değerlendirmeyi güçleştirir. Bu sebeple bazı parçalar gruplandırılmaksızın dahil edilmiştir. Chalice formunun ortaya çıkış süreci ile birlikte başlayan Eski Smyrna'daki varlığı, MÖ 540 – 530 dolaylarına kadar devam eder. Eldeki veriler, MÖ 600 dolaylarında ticaretin kesintiye uğradığını düşündürür. Bu süreci kapsayan buluntular, olasılıkla Alyattes saldırısının tahrip tabakalarında parçalanmıştır. Bazı stiller en seçkin örnekleri ile temsil edilirken, Grand stile ait örneğe veya yazıtlı chalice parçasına da rastlanmaz. Ancak devam eden çalışmalar sırasında ele geçen yeni buluntular yahut farklı stilleri temsil eden örnekler ile sonuçların değişebileceğini de belirtmek gerekir. Anahtar Kelimeler: Eski Smyrna, Chalice, Arkaik Dönem

Arkaik DönemArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+4
Zeynep Bahar Zeybek Beyazay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anavarza'nın Kilikya Ermeni tarihi ve kültürü içindeki yeri ve önemi

Bu çalışmamızın amacı, Orta Çağ tarihinde Ermenilerin Kilikya ve Anavarza kentindeki varlıklarını incelemektir. Anavarza Antik Kenti'nden Ermenilere ait elde edilebilir bilgilerin yetersizliği bu konuda en büyük sınırlılığımızı oluşturmuştur. İnsanlığın ilk dönemlerinden günümüze Kilikya bölgesi, bulunduğu konumu, zengin doğal kaynakları ve sahip olduğu Doğu Akdeniz için önemli limanları ile büyük öneme sahip olmuştur. Ovalık ve Dağlık Kilikya olarak iki kısma ayrılan Kilikya'da tarih boyunca pek çok medeniyet yaşamış, bu topraklar için mücadele vermiştir. Kilikya tarihi içerisinde Anavarza Antik Kenti'nin stratejik, askeri ve ekonomik açılardan değerli bir yeri olmuştur. Roma hakimiyeti ile kent büyümüş, Metropolis unvanını da alarak Tarsus ile rekabet edebilecek kadar gelişmiştir. X. yüzyıldan itibaren Doğu Roma İmparatorluğu hem Doğu Anadolu'da Ermenilerle yaşadığı sorunları çözmek, hakimiyetini güçlendirmek hem de Kilikya yöresinde Müslümanlara karşı bölgeyi koruyabilmek gibi amaçlarla Doğu Anadolu'dan Kilikya'ya bazı derebeyleri ile onlara bağlı halkı göç ettirmişlerdir. Başlangıçta Dağlık alanlara yerleşseler de XI. yüzyıldan itibaren ovalık bölgelere de yerleşmeye ve 1071-Malazgirt Savaşı etkisi ile Anadolu'da ortaya çıkan karışıklıktan istifade ederek Kilikya'da siyasi olarak faaliyet göstermeye de başlamışlardır. Bölgedeki varlıklarını koruyabilmek için yeri geldiğinde Doğu Roma'ya karşı Haçlılarla, Haçlılara karşı Türklerle, Türklere karşı da Moğollarla ittifaklar kurduklarını, yeri geldiğinde de önemli ailelerle evlilik bağı kurarak bu ailelerin desteğini almaya çalıştıklarını görmekteyiz. Bütün bu mücadeleler sırasında kent zaman zaman el değiştirse de 1375'e dek Ermeni kontrolünde kalmıştır. Özellikle Anavarza'da Yukarı Kent kısmında Ermeni varlığı çeşitli yapılar ile gözlemlenebilir. Lakin hala Aşağı Kent'te varlık gösterdiklerine dair bir kanıt bulunmamıştır. 1375'te Memluk kontrolüne girilmesi ile birlikte Anavarza'da da kentsel yerleşim sona ermiş, kent eski önemini yitirmiş, bölgedeki Ermeniler de başka yerlere dağılmışlardır. Anahtar Kelimeler:Kilikya, Ermeniler, Anavarza, Kilikya Ermeni Tarihi, Anavarza Ermeni Tarihi.

AnavarzaArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+6
Hatice Sanem Erkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Hitit kültürünün günümüze yansımaları

Tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, ismini aldığı ve "güneşin doğduğu yer" anlamına gelen Antik Yunanca kökenli ἀνατολή (Anatoli) sözcüğünün anlamı açısından haklı bir gurur taşımaktadır. Kültürel ve dinsel kültür rotalarının merkezinde yer alan Anadolu, birçok uygarlığın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüz Anadolu gelenekleri ile yakından ilişkili bazı kültürel değerlerin, Anadolu'da M.Ö 2. binlerden itibaren değişmeden ve asimile olmadan aksine zenginleşerek günümüze kadar ulaştığı Hitit yazılı belgeleri ve tasvirli eserleri ile doğrulanabilmektedir. Kendilerini Hattililer'in devamı olarak gören, yazılı metinlerde de Hatti Ülkesi ve dillerini Kenişumnili/Neşumnili "Kaneşçe/Neşaca" şeklinde adlandıran Hititler, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yerleşim yerleri kurmuşlar ve büyük bir imparatorluk haline gelmişlerdir. Bu tezin amacı, arkeolojik ve filolojik verilerden yararlanılarak Hitit kültürüne özgü ögelerin günümüze etkileri ve benzerlikleri hakkında bir değerlendirme yapmaktır. Çalışmamızda Hitit ve Anadolu tarihine kısaca değinildikten sonra Hitit kültürüne özgü olguların, çivi yazılı tabletlerde anlatılanların yanı sıra tasvirli sanat eserleri de ele alınarak değerlendirilmiştir. Ayrıca geçmişten günümüze toplumlar arası süregelmiş benzeşimler ve etkiler gösterilmiştir. Bu benzeşimleri ve etkileri gösterebilmek adına günümüz geleneklerini ortaya koyabilecek folklorik araştırmalardan da yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hitit, Anadolu, din, büyü, fal, evlilik, ibadet, kurban, inanış, tapınım, gelenekler, görenekler, benzerlik.

Eski ÇağEski Çağ tarihiEvlilik+7
Nazime Turanlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinde ilkokul çağındaki çocukların arkeolojiye ve kültürel mirasa yaklaşımları

Geleceğimiz olan çocuklara arkeoloji ve kültürel miras bilinci aşılamak Anadolu'da yaşayan bizler için büyük önem arz etmektedir. Son yıllarda toplum arkeolojisi kavramının gelişmesi ile birlikte arkeolojinin sadece akademik bir çalışma ile sınırlı olmadığı, tarihi unsurların yerel toplulukları da sürece dahil ederek korunması fikri ile birçok çalışma gerçekleştirilmektedir. Tez kapsamında; Adana İlinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki devlet ilkokulu ve bir özel ilkokul seçilmiştir. Çalışma grubu olarak 4. sınıf öğrencileri belirlenmiştir. İlkokul 4. sınıf öğrencilerine arkeoloji ve kültürel miras konularında bilinç kazandırmak amacıyla bir sunum gerçekleştirilmiştir. Sunum öncesinde, öğrencilerin arkeoloji ve kültürel miras konularındaki mevcut bilgi düzeylerini ve algılarını ölçmek amacıyla anket uygulanmıştır. Sunumun ardından aynı anket tekrar edilerek sunumun öğrenciler üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Arkeoloji, Kültürel Miras, Toplum Arkeolojisi, Çocuklar İçin Arkeoloji

Sebahat Simay Eren
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yukarı Fırat Bölgesi Hellenistik ve Roma Dönemi yerleşimleri

Yukarı Fırat Bölgesi, ılıman iklimi, tarıma, yaşamsal faaliyetlere elverişli düzlüklere sahip olması nedeniyle, tarih öncesi dönemden günümüze, kültürel hareketliliğin yoğun olarak görüldüğü bir bölgedir. Bu özellikleri sebebiyle geçmişten günümüze çeşitli mücadelelere sahne olmuştur. Bölge hakkında bugüne kadar çok kısıtlı çalışma yapılmış olsa da, eldeki mevcut verilerden bu bölgede konumuz açısından, Hellenistik ve Roma Dönemleri'nde bir hareketlilik yaşandığı, gerçekleştirilen kazı ve yüzey araştırmaları sayesinde görülmektedir. Özellikle, Roma'nın, bölgede yoğun mücadelelere girdiği, bu mücadelelere, Küçük Asya'da hakimiyet kurduktan sonra, sınırlarını Fırat'a kadar genişletme amacının sebep olduğu görülmüştür. Bu fetih hareketlerinin izlerini, bölgede özellikle Elazığ ve Malatya illerinde kazılar sonucu tespiti yapılan, kale yapılarının varlığı ile net bir şekilde görmekteyiz. Bu çalışma, eldeki kısıtlı sayıdaki verilerden yola çıkarak, Yukarı Fırat Bölgesi'nin, Paleolitik Çağlar'dan, Roma Dönemi'nin sonuna kadar geçirmiş olduğu evreleri, bir araya getirmeye, tek başlık altında toplamaya çalışmıştır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimHelenistik Dönem+5
Serdar Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Dağlık Kilikya kentleri: Kent tipolojisi ve stratejik konumları üzerine bir çalışma

Bu çalışmada antik dönemde Batı Dağlık Kilikya olarak tanımlanan bölgede yer alan kentler incelenmiş, bölgenin topografyasından yola çıkarak kent tipolojileri ele alınmış ve bahsi geçen kentler için topoğrafyanın sağladığı stratejik üstünlük değerlendirilmiştir. Yeterince çalışılmamış olan Batı Dağlık Kilikya bölgesi için yapılan bu inceleme çalışması, bölgedeki kentleri tek tek ele almış ve antik çağ dünyasını daha iyi anlamamız için en temel iki konu üzerinde odaklanmıştır. Antik dönemde kentleri kurarken ardındaki nedenler arasında stratejik, ekonomik, politik ve kendilerini savunabilme unsurlar bulunmaktaydı. Özellikle M.Ö.2.yy'da Batı Kilikya'da da bu oldukça gerekli idi ve öncelikle yerleşim alanları seçilirken bu koşul sağlanmalıydı. Çünkü Akdeniz dünyasındaki korsanlık faaliyetleri insan hayatını çok olumsuz etkilemekteydi. Kentlerin limanları ya da koyları korsanlar tarafından ele geçirilmediği sürece kente büyük yarar sağlıyordu. Kentler korsanlar tarafından ele geçirildiğinde ise korsanlar için avantaj sağlıyordu. Bundandır ki bu kentler stratejik bir şekilde yüksekçe alanlara kurulmak zorunda kalmışlardır. Kentler tipolojik olarak sınıflandırıldığında, bu sınıflamaya bölgenin morfolojisinin oldukça belirgin şekilde etki ettiği görülmüştür. Bu çalışmada bölgenin kent tipleri belirlenmiş ve dönemin Akdeniz havzası için stratejik önemi vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler: Batı Dağlık Kilikya, Kent, Stratejik, Tipolojik, Turizm, Korsan.

Dağlık KilikyaKent dokusuKentsel yapı+4
Mehmet Dinçarslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nden bir grup Roma Dönemi sikkesi

Gaziantep Arkeoloji Müzesi gerek satın alma yoluyla gerekse kazıdan gelen sikkelerle her yıl çok sayıda sikke toplamakta ve koleksiyonunu zenginleştirmektedir. Bu çalışma Gaziantep Arkeoloji Müzesi sikke koleksiyonuna satın alma yoluyla kazandırılan bir grup Roma İmparatorluk Dönemi sikkesini konu edinmektedir. Konu kapsamında müzeye 2002 yılında getirilmiş 50 adet sikke incelenmiştir. Bu sikkeler Philippus I'den Licinius I'e kadar kronolojik olarak dönemlerine göre ayrılıp, gruplandırılarak incelenmiştir. Yayınlanmış sikke katalogları ile incelenen bu sikkeler karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Anahatar kelimeler: Sikke, Roma, Darphane

ArkeolojiArkeoloji müzeleriArkeolojik eserler+3
Nazime Mehveş Gölge
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Urartu sanatında mobilya

"Urartu Sanatında Mobilya'' adlı çalışmada, Anadolu'nun Demir Çağı siyasal yapılanması içerisinde önemli bir yere sahip olan Urartu Uygarlığı'nda mobilya üretimi değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı; genel anlamda Urartu Uygarlığının sanat anlayışı ve bu sanat anlayışı içerisinde özellikle mobilya sanatının incelenmesi olacaktır. Yapılan çalışma sırasında özellikle çevre kültürlerin; Assur, Mezopotamya, Frig sanat anlayışı çıkış noktası olarak alınmış ve buna bağlı olarak Urartu Uygarlığının özgün sanat anlayışı açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan literatür taraması esnasında Urartu sanatında mobilya başlığının tek başına çalışılmadığı, bu nedenle Urartu mobilya sanatı konusuna daha çok çevre kültürlerin mobilya sanat anlayışının yer aldığı çalışmalar içerisinde bir alt başlık olarak değinildiği görülmüştür. Bu noktadan hareketle Urartu mobilya sanatı tez çalışması içerisinde tek başına ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Urartu, Assur, Frig, Mobilya.

MobilyaMobilya tasarımıMobilya üretimi+3
Eyup Atılgan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesinde yer alan Bizans dönemi sikkeleri

Bağımsız devlet olma vasfının temel unsurlarından birisi tarih boyunca para basma hakkıdır. Eski çağlarda ticaretin yapılması için devletlerin başlıca hedeflerinden birisi beklide en önemlisi madenlere sahip olmak ve para basamak olmuştur. Bu tezin amacı Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Bizans dönemine ait sikkeleri tanıtmaktır. Bu amaçla Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde yapılan araştırmada çalışmaya yön verecek olan 2500 Bizans Sikkesi incelenmiştir.İncelenen sikkelerin Altın, Gümüş ve Bronz metallerden oluşan sikkeler kronolojik olarak tarihi belirlenmiştir. Sikkelerin hemen hemen tamamına yakını satın alma yoluyla müzeye kazandırılmıştır. Satın alma dışında müzeye kazandırılan sikkeler arasında hediye ve zoralım ( istirdat ) yönetimiyle alınan sikkeler oluşturur. Sikkeler üzerinde yapılan incelemede sikkelerin büyük bir kısmının silik olduğundan okunamadığı gözlemlenmiştir. Bazı sikkelerin ise oldukça korozyonlu olmasından dolayı sikke ikonografisi belirlenememiştir. Müzedeki sikkeler Genel olarak V. yüzyıl ile VII. yüzyıl arasında kesintisiz olarak devam etmektedir. Kahramanmaraş müzesinde yer alan Bizans sikkelerinin önemli bir kısmını ise "Anonim Follisler" oluşturmaktadır. Yüz yıl gibi bir dönemi (970–1072) kapsayan bu follisler Müzede A2, B, C, D, G,I ve İ Grubu ile adlandırılmıştır. Ayrıca katalog içerisindeki 1494 sikkenin Envanter numarası belirtilmiş, Müzeye geliş şekli ve tarihi belirlenerek ağırlık ve çapları belirlenmiştir. Bu uygulama ile sikkelerin daha iyi tahlil edilmesi amaçlanmıştır.

ArkeolojiArkeolojik eserlerBizans Dönemi+5
Mehmet Güriçin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

MÖ 3. ve 2. binyıl Kuzey Suriye'de kentleşme süreci

Kent ve kentleşme tanımı üzerine birçok bilim insanı tarafından farklı fikirler öne sürülmüştür. Tarihte ilk kentlerin MÖ 4. binyılda Güney Mezopotamya'da doğduğu birçok araştırmacı tarafından kabul edilmiştir. Güney Mezopotamya kökenli kültürün kuzeye yayılımı da Uruk yayılımı olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde güney karakterli özellikler kuzeyde de görülmeye başlamıştır. Bu yayılım dünyadaki ilk kolonizasyon hareketi olarak da bilinmektedir. Özellikle MÖ 4. binyılın sonu MÖ 3. binyılın başlarında Kuzey Suriye Bölgesinde Güney karakterli kentsel özellik gösteren yerleşim yerlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu çalışmada MÖ 3. ve 2. binyılda Kuzey Suriye'de kentsel özellik gösteren yerleşim yerleri ayrıntılı olarak incelenecektir.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+5
Nagihan Bulut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müslümantepe kazıları ışığında yukarı Dicle bölgesi M.Ö. II. bin mimarisi

Konumları itibari ile Orta ve Doğu Anadolu kültürleri ile Suriye ve Mezopotamya kültürleri arasında kalan tampon bölgede yer alan Yukarı Dicle Bölgesi yerleşimleri, kuzeyinde ve güneyinde yer alan söz konusu bölgelerdeki kültürlerin etkilerini bünyesinde barındıran önemli yerleşim alanlarıdır. Yukarıda belirttiğimiz bu durum kültür çeşitliliği açısından bölge yerleşimlerini genellikle olumlu yönde etkilemiş olsa da zaman zaman kuzeyinde ve güneyinde yer alan büyük devlet oluşumları arasındaki sınır mücadelelerine maruz kalan bölge yerleşimlerinde, otorite boşlukları ve karmaşalardan dolayı kendine has köklü bir kültür oluşumunu olumsuz yönde etkilemiştir. Yukarı Dicle Bölgesi'nde M.Ö. 2. binin ilk yarısında yukarıda belirttiğimiz duruma benzer bir siyasi durum izlenebilmektedir. M.Ö. 2. binin ilk yarısında güçlü bir devlet otoritesinin yer almadığı bölgede, aşiret geleneklerini sürdüren Hurri kökenli yerleşik ya da yarı göçebe toplulukların oluşturduğu küçük devletler yer almaktadır. M.Ö. 2. binin ikinci yarısında ise bölge Hitit İmparatorluğu, Mitanni Krallığı ve Asur Devleti arasındaki egemenlik mücadelelerine sahne olmuştur. Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız M.Ö. 2. binyılda meydana gelen otorite boşlukları ve siyasi çekişmelerin, başta Müslümantepe olmak üzere bölgede yer alan yerleşimlerdeki mimari yapılaşma üzerinde ne tür etkiler yarattığını izlemeye çalıştığımız tez çalışmamızda, kent ve kırsal kesimdeki yerleşim dokusu, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapı bütünsel olarak aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarAsur Ticaret Kolonileri Çağı+6
Ahmet Akkaya
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik veriler ışığında Antikçağ'dan günümüze Gaziantep'te yemek kültürü

İnsanın yeryüzünde görülmesinden günümüze gelinceye kadar doğada gösterdiği yaşam mücadelesi boyunca yaşam kalitesini belirleyen ve yaşamının devamlılığını sağlayan temel öge, beslenme ve yemek olmuştur. Yemek yapmak ve yemek yemek ise, insanlık tarihinde büyük bir değişime ve gelişime neden olmuştur. Antik yazarlar yaşadıkları dönemin beslenme kültürü hakkında eserlerinde birçok konuya değinmiş; arkeolojik kazılarda ele geçen hayvan kemikleri ile tüketilen hayvanların tarihsel geçmişleri hakkında bulgulara ulaşılmış; seramik, madeni ve cam kap formları ile, insanoğlunun yaşamıyla bire bir bağlantılı olarak beslenme kültürüne ait hem kültürel hem de ekonomik anlamda bilgilere ulaşılmıştır. Arkeolojik buluntular arasında yer alan mühürler, besin maddeleri, içecekler ve hayvan isimlerinin yer aldığı tabletler, levhalar, kabartmalar olmak üzere ele geçen tüm materyaller antik dönemden beri var olan köklü ve zengin yemek kültürüne ışık tutmuştur. Yemek kültürü, diğer tüm kültürler gibi coğrafi şartlara, çevreye ve inanışlara göre şekillenmiş; ilk yerleşik hayatın başladığı ve tarımın yapıldığı Mezopotamya, çeşitli mutfak kültürlerinin oluşumuna ev sahipliği yapmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi zengin mutfak kültürüne sahip bölgelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin "Bereketli Hilal" olarak anılan bölgede yer alması, farklı uygarlıklara ev sahipliği yapması ve tarihi derinliği, bölge mutfağının zengin olmasına zemin hazırlamış, bölgenin kendine has mutfak yapısını oluşmasına neden olmuştur. Tarihi çeşitliliği ve coğrafi konumu ile ülkemizin en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Gaziantep, yemeklerinin zenginliğiyle Türk mutfak kültürünü renklendiren kendine has bir kültürel dokuyu ortaya koymuş; zengin yemek çeşitleriyle dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur. Çok kültürlü bir geçmişe sahip olan bu topraklarda Gaziantep ve çevresinden ele geçen arkeolojik buluntular da yemek kültürünün öneminin ve çeşitliliğinin göstergesi olmuştur.

Antik kültürAntik ÇağAntik şehirler+3
Özge Uğraş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş Müzesi deposundaki yüzük taşları

Tez çalışması Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi Deposunda yer alan bir grup figürlü yüzük taşlarının kataloglanması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Kahramanmaraş Müzesi Envanterine kayıtlı olan 120 adet yüzük taşından Müze Arkeolojik Eserler Deposunda bulunan yüzük taşları seçilerek, bunlar üzerinde ön inceleme yapılmış ve 52 adedinin Arkeoloji Bilim Dünyasına tanıtımının sağlanması amacıyla yüksek lisans tez konusu belirlenmiştir. Tez çalışması için Kahramanmaraş Müze Müdürlüğünden gerekli izin alınmıştır. Çalışmaya konu olan 52 adet yüzük taşı Kahramanmaraş Müzesine satın alma yolu ile kazandırılmış olup tamamı envanterlidir. Bu çalışmada yüzük taşlarının, benzer örnekleri ile karşılaştırma yapılmak suretiyle tanımlamaları,tarihlendirilmeleri yapılmış, ölçüleri alınmış ve taş cinsleri belirlenerek katalog hazırlanmıştır. İncelenen yüzük taşları üzerinde tanrılar, tanrıçalar, günlük hayatla ilgili sahneler, hayvan figürleri,bitkisel figürlüler, betimlemeler, mitolojik yaratık figürler ve bir adedinde de yazıt bulunmaktadır. Çalışma kapsamındaki yüzük taşlarının çoğu Roma Dönemine, bir kısmı Hellenistik Döneme bir adedi de Tunç Dönemine tarihlendirilmiştir. Yüzük taşlarında, sard, akik, karnelien, kalseduan, sardoniks, jasper ve doğal taş gibi malzemeler kullanılmıştır. Taş dışında cam malzeme kullanılmıştır. Yüzük taşlarının, bir takı türü olan yüzüğün, ayrılmaz bir parçası olduğu için çalışmada, takıların tanımı, tarihi süreci, yüzüklerin tanımı,tarihi süreci, kullanım şekilleri, yüzük taşlarında kullanılan taş cinsleri, kullanımı, yapım teknikleri gibi bilgilere değinilmiştir. Ayrıca Kahramanmaraş bölgesinden elde edildiği için Kahramanmaraş İlinin konumu, tarihsel coğrafyası ve Kahramanmaraş Müzesi hakkında da bilgiler sunulmuştur.

Arkeoloji müzeleriDeğerli taşlarKahramanmaraş+4
Safinaz Akbaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ili Kalkolitik Dönem ok uçlarının tipolojik analizi

İnsanoğlunun mağaralarda yaşadığı Paleolitik çağlarda, avcılık ve toplayıcılıkla geçinirken taş çeşitlerini kullanmış ve bunlara zamanla işlevsel olabilmesi için şekiller vermeye başlanmıştır.İnsanların ilk yerleşik hayata geçtiği Neolitik' ten itibaren, insanlar bu taş silahları, daha da geliştirmiş; taş baltalara kemik saplar takmaya, obsidiyen ok uçları yapmaya, kemik saplı obsidiyen ve çakmak taşı bıçaklar üretmeye başlamışlardır. Kalkolitik Çağ ile birlikte giderek gelişen sosyal dinamizmin doğal çevre olanaklarını zorlaması konumuz olan ok uçlarını daha da işlevselleştirmiştir.Elazığ yöresindeki Arkeolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkartılan ok uçlarının detaylı olarak incelenmesi bu çerçevede Doğu Anadolu ve Çevresindeki Kalkolitik Çağ ok uçlarının tipolojik olarak kendinden önceki ve sonraki dönemlerle karşılaştırılması avlanma geleneğinin esasını oluşturan ok uçlarının arkeolojik dönemler içerisinde değişim ve gelişim süreci nasıl gerçekleştiğini ortaya koymuştur.

AletlerElazığKalkolitik Dönem+4
Funda Yüksel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu sahil şeridi Kalkolitik Çağ mimarisi ve yerleşim modelleri

Bu çalışmada Batı Anadolu sahil şeridinde, kazısı yapılan Kalkolitik Çağ merkezlerinin mimarisi stratigrafik düzen içerisinde değerlendirilerek yapıların inşasında kullanılan malzeme, teknik, yapı tipleri ve yerleşim modelleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ege Denizi boyunca, kuzeyde Çanakkale?den güneyde Muğla?ya kadar Batı Anadolu sahil şeridi içerisinde bereketli tarım ovaları üzerine kurulan Kalkolitik Çağ merkezlerinin birçoğu, Büyük ve Küçük Menderes, Bakır Çay, Gediz Çayı ve kollarının oluşturduğu alüvyon dolguları altında kalmıştır. Yeterince araştırılmayan ve içerisinde kronoloji sorunları bulunduran Kalkolitik Çağ, yaklaşık olarak M.Ö. 6000-3000 yılları arasında; Erken, Orta ve Geç olmak üzere üç dönem içeren uzun bir kültür sürecidir. Kullanılan malzeme, teknik ve yapı tipleri yerleşim yerleri içerisinde küçük farklılıklar olmasına rağmen genel olarak bir bütünlük arz eder. Yapıların inşasında kullanılan malzemeler, taş, ahşap, çamur harç, dal, saz ve otsu bitkilerden oluşmaktadır. Teknik olarak ise dal-örgü ve çamur-harç, taş temel üzeri kerpiç ve kerpiç duvar tekniği kullanılmıştır. Dal-örgü ve çamur-harç ve taş temel üzeri kerpiç mimari teknikleri tüm Kalkolitik Çağ boyunca kullanılmışken, kerpiç duvar tekniği Erken ve Geç Kalkolitik Çağ içerisinde kullanılmıştır. Bu tekniklerle inşa edilen, dikdörtgen, apsidal, ızgara, çukur ve dairesel planlı yapıların Kalkolitik Çağ merkezleri içerisinde farklı dönemlerde yoğun olarak kullanıldığını görmekteyiz. Dikdörtgen planlı yapılar, Kalkolitik Çağ?ın tüm evrelerinde kullanılırken Çukur ve dairesel planlı yapılar Orta ve Geç Kalkolitik Çağ içerisinde, apsidal ve ızgara planlı yapılar ise Batı Anadolu sahil şeridinde sadece Geç Kalkolitik Çağ içerisinde kullanılmıştır Batı Anadolu sahil şeridi Kalkolitik Çağ yerleşim modelleri, yetersiz mimari kalıntılardan dolayı birkaç merkez dışında tam olarak anlaşılamamıştır. Bu merkezlerden elde edilen mimari veriler ışığında, yerleşim yerleri; sokak veya açık işlik alanlarıyla ayrılmış açık bir yerleşim modeli sunmaktadır. Anahtar Sözcükler 1 Kalkolitik 2 Mimari 3 Yerleşim modelleri 4 Batı Anadolu 5 Yapı teknikleri

AnadoluBatı AnadoluKalkolitik Dönem+5
Ümit Gündoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Camihöyük Helenistik-Roma dönemi nekropolü

Nekropoller antik kentlerin ve höyüklerin yapısında, kentlerin sosyal yapısının anlaşılmasında önemli bir yere sahiptir. Bundan dolayı Camihöyük Helenistik-Roma Nekropolü çalışmalarında ortaya çıkarılan mezar yapılarının değerlendirilmesi ve tüm yönleriyle incelenmesi, höyük üzerine kapsamlı bilgilerin ortaya çıkarılması açısından önemlidir. Çalışmanın birinci bölümünde Camihöyük Helenistik-Roma Nekropolü?nün coğrafi konumu, tarihsel çerçevesi ve yerleşim kalıntıları tanımlanmaktadır. Böylece höyük ile ilgili genel bir bilginin verilmesi sağlanmıştır. İkinci bölümde, Camihöyük Helenistik-Roma Nekropolü ve bu nekropol üzerinde yer alan mezar tipleri anlatılmaktadır. Mezar tipleri: Taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar, kerpiç sanduka mezarlar, çömlek mezarlar ve pişmiş toprak lahit olmak üzere 5 tip mezar yapısı görülmektedir. Değerlendirilen tüm mezar yapıları bir tipolojik sınıflandırma içinde bütün yönleriyle tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde ise, ikinci bölümde gerçekleştirilmiş olan çalışmalar ve bu çalışma ile elde edilen çizimler, fotoğraflar ve tanımlamalar ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER Camihöyük, Helenistik-Roma, nekropol, taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar, kerpiç sanduka mezarlar, çömlek mezarlar ve pişmiş toprak lahit.

CamihöyükHelenistik DönemMezarlar+1
Fırat Yalçıner
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Phokaia siyah firnisli seramikleri

Bu çalışmada, Batı Anadolu?nun önemli kentlerinden biri olan, seramik ithalatı ve yerel üretimi konusunda arkeolojik veriler sunan Phokaia?da, siyah firnisli seramiklerin üretimi, ayrıntılı incelenmesi ve tanıtımının yapılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmadan çıkacak sonuçların Phokaia?dan ya da diğer merkezlerden gelebilecek seramik malzemeleri için de, referans niteliği taşıması beklenmektedir. Tez çalışması kapsamında Foça İsmetpaşa Mahallesi 1056 Ada 13 Parselde yapılan sondaj kazı çalışmalarında ele geçen siyah firnisli ve siyah firnis bant bezemeli seramik örnekleri incelenmektedir. Bu seramik buluntularının el ve bilgisayar çizimleri yapıldıktan sonra, benzer örneklerden yola çıkılarak ana gruplara ayrılmaktadır. Ana grup içerisinde yer alan örnekler profil ve bezeme özelliklerine göre birden çok alt grupta yer alabilmektedir. Phokaia ve diğer merkezlerde ele geçen benzer örnekler dikkate alınarak tarihlendirilen siyah firnisli seramiklerin Phokaia?da, İ.Ö. 7. ve 2. yüzyıllar arasında sürekli bir kullanımının olduğu anlaşılmaktadır. Bu örnekler içerisinde ithal Attika siyah firnisli seramiklerinin yanında, çok sayıda Attika dışı yerel üretimin olması, Phokaia?da ithal seramiklerin yanısıra yoğun bir yerel üretimin yapıldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Phokaia, Siyah Firnisli Seramik, Seramik, İonia, Yerel Üretim

Kenan Doğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bithynia bölgesi lahitleri

Tez çalışmasının konusunu oluşturan Bithynia lahitleri ve ölü gömme geleneği bugüne kadar herhangi bir ayrıntılı çalışmaya konu olmamıştır. Bu doğrultuda, katalog çalışması yapılarak lahitleri tipolojik olarak sınıflandırmak, özellikle bölgenin kendine özgü form özelliklerini ortaya çıkarmak ve lahitleri üslup özelliklerine göre değerlendirmek amaçlanmıştır. Yapılan çalışmaların sonucunda Bithynia bölgesi müzelerinde tespit edilen 83 lahit tekneler üzerindeki bezemelere göre yedi gruba ayrılmıştır. Çalışma bölgedeki lahitlerin Roma İmparatorluk Dönemi?nde, M.S. I. ile M.S. III. yüzyıl arasında kullanım gördüklerini göstermektedir. Anahtar Sözcükler 1. Bithynia 2. Lahit 3. Ölü Gömme Geleneği 4. Bezeme 5. Üslup Özellikleri

Safiye Aydın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Roma imparatorluk dönemi Iuliopolis şehir sikkeleri

İlk kez Roma İmparatorluk döneminde sikke darp etmeye başlayan Iuliopolis darphanesinin faaliyetini konu alan bu tez çalışması, bugüne dek hakkında az şey bilinen kentin, sikkeler sayesinde daha yakından tanınmasını amaçlayarak hazırlanmıştır. Gerek antik, gerekse modern kaynaklar kent hakkında detaylı bilgi vermemektedir. Antik Bithynia bölgesinde bulunan kent günümüzde Ankara İli, Nallıhan İlçesi, Çayırhan Beldesinde bulunan ve 1950 li yıllarda yapılan Sarıyar Baraj Gölü suları altında kalmış ve dolayısı ile kente ait herhangi bir mimari kalıntıya ulaşılamamıştır. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Melih ARSLAN başkanlığında Çayırhan Beldesi, Gülşehri Mevkiinde bulunan kalker kayalık üzerinde yapılan Nekropol Kazılarında bulunan kentin sikkeleri sayesinde nekropolün kente ait olduğu anlaşılabilmiş ve kente ait bir bölüm ilk kez bilimsel kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Kentin darphanesi İmparator Vespasianus zamanında başladığı faaliyetini İmparator Gallienus zamanına kadar sürdürmüştür. Başlangıçta daha merkezi bir anlayışla basılan kent sikkeleri İmparator Commodus zamanına kadar sadece Vespasianus ve Traianus döneminde basılmış olup ilk kez düzenli sikke basımına Commodus?tan itibaren başlanmıştır. Kentin sikkeleri üzerinde en çok dini tasvirler yer bulmuştur. Septimius Severus zamanından sonra askeri içerikli sikkelerde basılmaya başlanmıştır. Kentin sikkeleri üzerinde gördüğümüz tanrı ve tanrıça tasvirleri resmedilmiş ve hem sayı hem de çeşitlilik açısından bu çalışma ile birlikte kentin bilmediğimiz farklı tipte sikkeleri tanıtılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Bithynia 2. Darphane 3. Vespasianus 4. Nekropol 5. Sikke

Ülkü Devecioğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Geç Tunç Çaği'nda anadolu myken i̇li̇şki̇leri̇

Geç Tunç Çağı?nın başladığı dönemde Anadolu, Kıta Yunanistan ve Akdeniz Havzası?nda köklü değişimler yaşanmış ve bu zaman aralığında söz konusu bölgelerde yeni siyasi oluşumlar meydana gelmiştir. Ege Havzası?nda Minos Uygarlığı güç kaybederken yerini Myken siyasi oluşumuna bırakmış, Anadolu?da ise Hitit siyasi egemenliği hızla güç kazanmıştır. Kıta Yunanistan , Ege adaları ve Doğu Akdeniz?e kadar geniş bir coğrafi alan içinde yayılım gösteren Myken kültürü siyasi yapısı hakkında kesin bir sonuca varmak şu an için mümkün değildir. Anadolu?da ise Myken kültürünün ne şekilde yayılım bulduğu sınırlı bilgilerle karşımıza çıkmaktadır. Myken etkinlik alanının en yoğun olarak gözlemlendiği Batı Anadolu?da elde edilen veriler sınırlı sayıdadır ve farklı yorumlara dayanmaktadır. Anadolu?da gerçek anlamda bir Myken kolonisi olup olmadığı uzun yıllar tartışma konusu olmuş ve konuyla ilgili oldukça değişik görüşler ortaya atılmıştır. Fakat şu an için yapılan tüm yorumların bir varsayımdan ileri gidemeyeceği kesindir. Anadolu?da güçlenen Hitit otoritesi sınırlarını daha çok Mezopotamya ve Kuzey Suriye yönünde genişletmiştir. Ancak Batı Anadolu?nun zengin kaynakları göz ardı edilmemiş ve bu bölge sürekli olarak kontrol altında tutulmaya çalışılmıştır. Dönem için önemli veriler sunan bir diğer konu Doğu Akdeniz ticaretidir. Bu sistem farklı siyasi sınırlar içinde olan güçlerin uzak mesafe yaptığı ticareti kapsamaktadır. Akdeniz dünyasını kapsayan ticari ilişkiler söz konusu dönemde büyük bir ivme kazanmış; Mısır, Levant, Kıbrıs, Anadolu ve Yunanistan gibi siyasi otoriteler bu ağda önemli roller oynamışlardır. Bu ticari sistemde tüccarlar Yakındoğu?nun gelişmiş uygarlıklarına hammadde sağlamış ve karşılığında batıdaki kültürlerin talep ettiği lüks malları alma olanağına sahip olmuşlardır. Anahtar Kelimeler 1.Anadolu 2.Myken 3.Geç Tunç Çağı 4.Deniz Ticareti 5.Batı Anadolu

Anadolu
Pakize Çağlar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sikkeler ışığında Pontos Kralı Mithradates VI Eupator dönemi

Anadolu'nun zengin kültürel alt yapısının temellerini oluşturan Hellenistik krallıklardan olan Pontos Krallığı'nın en parlak dönemi Mithradates VI Eupator dönemidir. Mithradates VI Eupator'un, M.Ö. 120 ve M.Ö. 63 yılları arasında bastırmış olduğu sikkelerin incelenmesi, dönemin ticari, iktisadi, politik, siyasi, dinsel boyutlarının sikkeler üzerindeki ikonografi üzerinden yorumlanması tezin konusunu oluşturmaktadır. Bunun yanında dönem içinde Pontos devletine tabi olan ve etki alanı içindeki bölgelerin sikke basımı ile kullanımına yönelik bulgularda incelenmiştir. Mithradates VI Eupator dönemine sikkeler üzerindeki ikonografi üzerinden yaklaşarak, yeni yorumlar katmak amaçlanmaktadır. Tez konusu Mithradates VI Eupator dönemi Pontos sikkeleridir. Bu bağlamda tez çalışması bölge ve hükümranlık alanı olarak Pontos devleti, dönem olarak M.Ö.120-63 yılları arasında Mithradates VI Eupator dönemini kapsamaktadır. Mithradates VI Eupator dönemi Pontos sikkeleri uzmanlık tezinin hazırlanmasında uygulanacak yöntem, sikkelerin basıldıkları dönem içerisinde tarihsel olaylar ile olan etkileşimlerinin incelenerek, elde edilecek sonuçların bilimsel veri ve öneri olarak ele alınmasını sağlamaktır. Sonuç olarak sikkelerin çeşit ve miktar bakımından çoğunluğunun Amisos'da darp edildiği, ayrıca Pontos Krallığının bünyesindeki sikke darp görevlilerinin Amisos darphanesi ile bağları bulunduğu görülmüştür. Amisos'da görülen monogramlar Bosporos dahil krallığın bir çok darphanesinde karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca altın ve gümüş sikkelerin darp görevlilerinin farklı bir statüde olabileceği görülmüştür. Pontos krallığında az basılan drahmilerin Pergamon'da basılmış olması, Mithradates'in ele geçirdiği bölgelerin ticari ölçülerine ekonominin sekteye uğramaması için saygı göstermek zorunda kaldığına işaret eder. Dardanos antlaşmasından sonra stater darbına son verilmesinde Roma'nın imparatorluk politikasının etken olduğu görülmektedir. Basımına izin verilen kent sikkelerinin standartlaştırılmış aynı tip sikkeler olması bize merkezi otoritenin gücünü kanıtlamaktadır. Pontos'da mevcut dört darphaneye sekiz tanesinin eklenmiş olması Mithradates VI Eupator'un savaş stratejisi ile bağlantılı olduğu görülmektedir. Sikkeler üzerinde görülen yoğun Mithras kültü propagandasının Anadolu halklarını birleştirecek yeni bir dinin propagandası olduğunu söylememiz mümkündür. Son olarak mevcut sorunların netleşebilmesi için konuya yönelik olarak Karadeniz bölgesindeki bilimsel çalışmaların artırılmasının, dönemin karanlıkta kalan kısmını aydınlatacağı kanaatindeyim. Anahtar Sözcükler: 1.Mithradates 2.Pontos 3.Sikke 4.Karadeniz 5.Hellenistik

Turhanalp Gültekin Yanbeyi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ve Mardin Müzelerindeki Hellenistik dönem sikkeleri

Sikke, belli bir ölçüye göre altın, gümüş, bakır, tunç, pirinç ve kalay gibi değerli metallerle darp edilen, devletin resmi damgasıyla garantilenmiş, madeni bir paradır ve ilkel çağlardan beri ticarette geçerli olan değiş-tokuş yöntemleri yerine daha kullanışlı bir değişim aracı olarak, M.Ö. 7. yüzyılda Anadolu'da Lidyalılar tarafından icad edilmiştir. Yüzyıllar önce yaşamış toplumlar hakkında bilgiler veren sikkeler tarihi konuşturan belge niteliğindedir. Büyük İskender'le başlayan M.Ö.334 ve M.Ö. 30 yılındaki Actium Savaşı'na kadar süren ve modern tarihçiler tarafından Hellenistik Çağ olarak nitelendirilmiştir. Hellenistik dönemdeki krallar inşa ettikleri şehirlerde halkın ve ordunun ihtiyacını karşılamak ve ticari hayatı canlı tutmak için darphaneler kurarak, kendi adlarına sikke basımını gerçekleştirmişlerdir. Ayrıca, Askeri hareketler ile ücretli askeri birliklerden yararlanılması ve sonra da terhis edilmesi sikke dolaşımında önemli rol oynamıştır. Tezimizde Diyarbakır ve Mardin Müzelerinde yeralan ve vitrinde sergilenen Hellenistik döneme ait 116 sikke incelenmiştir. Ele alınan örnekler; ön ve arka yüzeylerindeki betimlemeler, yazıtlar, kullanılan metal veya alaşımlar ve özellikleri, ağırlığı, birimi, çapı ve et kalınlığı, darp edildiği şehir, yıl ve kralların hakimiyet dönemleri açısından ele alınarak ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Çalışmamızda Diyarbakır ve Mardin müzesindeki eserlerin, tarih, ağırlık, ön ve arka yüzlerindeki betimlemeler ve diğer özellikleri açısından karşılaştırılarak ortak ve farklılıkları ortaya çıkarılmıştır.

Şevki İhya Sarıcı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Metropolis aşağı hamam-palaestra cam buluntuları

İzmir İli, Torbalı ilçesine bağlı Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasındaki bir tepe ve yamaçlara kurulmuş olan Metropolis, Küçük Menderes ovasına hakim konumdaki bir yerleşimdir. Kentte 2003-2018 yılları arasında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan Aşağı Hamam-Palaestra yapısı cam buluntuları bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Roma hamamlarının yalnızca halkın yıkanma ihtiyacını karşılamadığı, aynı zamanda yapıya palaestra (spor alanı), yeme içme ile ilişkilendirilebilecek tabernalar, portikolar eklenerek insanların sosyal ve kültürel paylaşımlarda bulundukları yapılar haline dönüştürüldüğü bilinmektedir. Böylece sadece yıkanma değil, aynı zamanda sosyalleşme alanları olan hamamlarda saptanan cam buluntular, bu farklı işlevleri yansıtan arkeolojik veriler olarak da anlam kazanmaktadır. Metropolis Aşağı Hamam-Palaestra kazılarında tespit edilen cam buluntular MÖ 1. yüzyıl'dan başlayarak MS 7. yüzyıl'a kadar geniş bir zaman dilimine tarihlenirken, cam vazo repertuarı ve cam mamüllerin kullanım biçimini aydınlatıcı nitelikte bir bütünlük göstermektedir. Bu kapsamda, kentin günlük hayatında oldukça yaygın bir kullanım yelpazesine sahip olduğu anlaşılan cam malzeme kullanım amacı ve bulundukları mekanlar göz önünde tutularak değerlendirilmiş, form repertuarı belirlenerek tarihlendirmeleri yapılmıştır. Ayrıca, yine hamam kazıları sırasında tespit edilen pencere camı buluntuları ile yapının mimari çalışmalarına katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Arkeolojik veriler MS 4. yüzyılda hamam yapısının işlevini yitirmiş olduğunu ve ardından bir atelye alanına dönüştürüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu atelye alanında bir cam işliğine rastlanması, cam çalışmaları bakımından önem taşımaktadır. Adı geçen işliğe ait buluntular Geç Antik Dönem'de Batı Anadolu'daki bir cam işleme atelyesinin teknik özelliklerini, üretim biçimini yansıtması bakımından değer taşımakta ve çalışma kapsamında ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.

ArkeolojiArkeolojik alanlarCam+7
Emine Akkuş Koçak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Zincirli Höyük, Tatarlı Höyük ve Ovaören-Yassıhöyük arkeobotanik verileri ışığında Demir Çağı'nda beslenme

Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Orta Fırat Bölgesinde yer alan Geç Hitit dönemi yerleşimlerinden biri olan Zincirli Höyük arkeobotanik örnekleri çalışılmıştır. Genellikle kömürleşmiş vaziyette ve az sayıda mineralleşme ile korunan bitki kalıntıları tanımlanmış ve fotoğraflanmıştır. Kıyaslama amacıyla Tatarlı Höyük (Adana) ve Ovaören-Yassıhöyük (Nevşehir) arkeobotanik örnekleri de incelenmiştir. Zincirli Höyük coğrafi konumundan, doğal kaynaklarından ve verimli topraklarından dolayı Erken Tunç Çağı'ndan Helenistik döneme kadar yerleşim görmüştür. Yerleşimin paleo-çevresel görünümünü, beslenme alışkanlıklarını, tarımsal faaliyetlerini ve ritüel pratiklerini anlamak için arkeobotanik bulgular önem arz etmektedir.Beslenme pratiklerini ortaya koymak için yapılan arkeobotanik çalışmalar sonucunda familya, cins ve tür seviyesinde toplamda 16 farklı bitki taksonu tespit edilmiştir. Orta Anadolu'da karasal iklim özelliklerine sahip Ovaören-Yassıhöyük yerleşiminde incelenen Demir Çağı örnekleri sonucunda beslenmenin göstergesi olan 14 farklı takson bitki çeşidi tespit edilmiştir. Akdeniz bölgesinde bulunan ve Akdeniz iklim özelliklerine sahip Tatarlı Höyük yerleşiminde Demir Çağı seviyelerinden alınmış örneklerin inceleme sonuçlarına göre ise beslenme emaresi olan 6 farklı takson tespit edilmiştir. Demir Çağı örneklerinin inceleme sonuçlarına göre buğdaygiller ve baklagiller baskın olarak tüketilmiş mahsullerdir. Buğdaygiller (Poaceae) içerisinde; arpa (Hordeum sp.), ekmeklik/makarnalık buğday (Triticum aestivum/durum) baskın görünmektedir. Baklagiller (Fabaceae) içerisinde ise mercimek (Lens culinaris) ve karaburçak (Vicia ervilia) yoğun olarak karşımıza çıkmaktadır. Üzüm (Vitis vinifera) ve zeytin (Olea europaea) ise beslenme açısından önemli diğer arkeobotanik veriler olarak görülmektedir. Tatarlı Höyük ve Ovaören-Yassıhöyük'ün yabani bitki kalıntıları da bu çalışmada yer almaktadır. Ovaören-Yassıhöyük'te aile, cins ve tür bazında toplam 15 farklı yabani bitki taksonu tespit edilmiştir. Tatarlı Höyük'te ise aile, cins ve tür bazında toplam 4 farklı yabani bitki görülmüştür.

ArkeobotanikArkeolojik alanlarBeslenme+4
Gamze Koç
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tatarlı Höyük 2007-2016 yılları kazılarında açığa çıkarılan Hitit Imparatorluk dönemi seramikleri

Ovalık Kilikya'nın doğusunda yer alan ve bölgenin en büyük yerleşimlerinden birisi olan Tatarlı Höyük, çevresindeki bol su kaynakları ve doğal geçitlere olan yakınlığı ile jeopolitik açıdan oldukça önemli bir konuma sahiptir. MÖ II. binin ortalarında Kizzuwatna ismiyle karşımıza çıkan Çukurova Bölgesi'nin Kuzey Suriye ve Mezopotamya topraklarına yakınlığı Hitit dünyasıyla ilişkilerini beraberinde getirmiştir. Bu etkileşimin sadece siyasal değil ekonomik, kültürel ve dinsel boyutları da bulunmaktadır. Özellikle II. Suppiluliuma ile başlatılan Hitit İmparatorluk Döneminde Çukurova Bölgesi Hitit siyasi yayılımının bir parçası olarak karşımıza çıkar. Tatarlı Höyük'te bu yayılımın bir yansıması olarak öne çıkan buluntu gruplarından birisi de seramiklerdir. Bu çalışmada IVa tabakasında ele geçen ve yaklaşık olarak MÖ 14-13.yy'lar arasına tarihlenen seramikler ayrıntılı bir tipolojik sınıflama ile ele alınmış ve büyük çoğunluğu monokrom olan bu seramiklerde kullanılan hamur grupları tespit edilerek, arkeometrik analizlerle mikromorfolojik yapıları ortaya konmuştur. Özellikle tabak, çanak ve testi formlarıyla yapılan tipolojik karşılaştırmalar bu seramiklerin Hitit çekirdek bölgesi içinde yer alan merkezlerle büyük oranda benzerlik taşıdığını göstermektedir. Höyükte IVa tabakasına tarihlenen seramik fırınının varlığı ve arkeometrik sonuçların ortaya koyduğu volkanik kayaçların bozunumundan elde edilen kil ve minerallerin varlığı, bölgenin jeolojik yapısı da dikkate alındığında yerel bir üretimi işaret etmektedir. Bunun yanı sıra daha az oranda görülen boyalı parçalar OTÇ'ndan beri süregelen Suriye-Kilikya geleneğinin etkisinde yerel özelliklerle karşımıza çıkmaktadır. Tekil örnekler olmakla birlikte Ege ve Kıbrıs dünyasıyla bağlantıları gösteren seramik parçalar MÖ 14. yy içerisinde Tatarlı Höyük'ün çevre kültürlerle bağlantılı bir yerleşim olduğunun kanıtlarını sunmaktadır. Yapılan bu çalışma ile Çukurova bölgesinde GTÇ IIa dönemi ile çağdaş olan Hitit İmparatorluk Döneminde, bölgenin seramik repertuarına ayrıntılı bir katkı sunulması amaçlanmış, yerleşimdeki Hitit etkisinin boyutları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+6
Özlem Girginer
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zeugma Mousalar Evi Terra Sigillataları ışığında convivium sofra takımları

Zeugma Antik Kenti, günümüzde Gaziantep İli, Nizip İlçesi, Belkıs Köyü sınırları içinde, Fırat nehri kıyısında yer almaktadır. Tez konusunu oluşturan malzeme, Zeugma Doğu Konut sektöründe yer alan Mousalar Evi'nde 2014 yılında yürütülen kazı çalışmaları sırasında ele geçen terra sigillata grubuna ait seramiklerdir. Terra Sigillatalar Roma Geç Cumhuriyet/İmparatorluk Dönemi convivium'larında masa üstü kullanım kap repertuvarı içinde yer bulmaları bakımından oldukça önem taşımaktadır. İmparator sofralarında convivium geleneğinde yer alan Terra Sigillatalar, refah seviyesi yüksek olan Romalılar tarafından da ziyafet sofralarında zenginlik ve statü göstergesi olarak tercih edilen masa üstü kapları olmuştur. Tez kapsamında sunulan seramikler; teknik bilgileri, çizim ve fotoğraflarıyla birlikte Zeugma ile ilişkili yakın coğrafyaya ait örneklerle paralellik kurularak kataloglanmış, yapılan değerlendirmeler ışığında DSA grubu içinde değerlendirilerek, MÖ 1.yy -MS 2.yy arasına tarihlendirilmiştir. Güncel verilerle seramik üretimi yapan fırın ya da atölye Zeugma Antik Kenti'nde henüz tespit edilmemiştir. Ancak civar kentlerde bulunan üretim merkezlerine ait örneklerin ele geçmesi, iletişim ağının ya da ticaretin varlığını kanıtlar niteliktedir. Tez kapsamına alınan seramikler içerisinde yer alan Batı Sigillataları da bu ticaretin bir diğer kanıtıdır. Çalışma konusunu oluşturan seramiklerde karşılaşılan formlar ve bunların alt tipleri, tipolojik ve kronolojik saptamalarla ve oranları karşılaştırmalı istatistiklerle gösterilmiştir. Zeugma'nın masa üstü kullanım kaplarını oluşturan malzemeler içerisinde terra sigillataların yoğunluğu dikkat çekmektedir. Bu yoğunluk irdelenerek yapılan yorumlarla sunulmaktadır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerEvler+6
Orhan Baba
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurul Kalesi Hellenistik Dönem mimarisi

Kurul Kalesi, Orta ve Doğu Karadeniz'i birbirinden ayıran Melet Irmağı'nın (Melanthios) kenarında ve Karadeniz'in (Pontos Aksenos/Euksenos) kuş uçuşu yaklaşık 9 kilometre güneyinde bulunmaktadır. 2010'dan beri süregelen kazılar hem Karadeniz, hem de Anadolu arkeolojisi açısından çok önemli sonuçlar sunmuştur. "Kurul Kalesi Hellenistik Dönem Mimarisi" adlı doktora tezi çalışması kapsamında 2010-2019 yılları arasında açığa çıkartılan yerleşime ve mimariye dayalı arkeolojik veriler irdelenmiştir. Kurul Kalesi'nde açığa çıkartılan otuz sekiz adet yapı, "Kaya" ve "Mekân" mimarisi olarak iki ayrı başlıkta incelenmiştir. Yerleşim dokusunu oluşturan unsurlar hakkında nicel-nitel gözlemler, veriler, düşünceler aktarılmış olup bu yapıların olası fonksiyonları hakkında bazı öneriler ileri sürülmüştür. Pontos Bölgesi'nde gözlemlenebilen Hellenistik Dönem'e ait diğer mimari veriler ile karşılaştırılarak Kurul Kalesi yapıları ve mimari teknikleri değerlendirilmiştir. Mimaride kullanılan materyallerin laboratuvar analizleri yapılmış ve bu materyallerin karakterleri ve arkeometrik özellikleri ortaya koyulmuştur. Kurul Kalesi'nin VI. Mitradates Dönemi'nde çok etkin bir biçimde kullanıldığı anlaşılmıştır. Kurul Kalesi'nin mimari açıdan değerlendirilmesi; kalenin yerleşim karakteri, yapıların ve mekânların olası fonksiyonlarının belirlenmesi, kültsel faaliyetlerin mekânlara yansıyışı ve ileriki dönemde bölgede yapılacak diğer kazı çalışmalarına bilimsel bir temel oluşturması açısından önem taşımaktadır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+6
Ahmet Emirhan Bulut
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eskiçağ tasvir sanatında müzik ve müzik aletleri

Günümüzde arkeoloji diğer bilim dalları ile çok yönlü ilişki içerisindedir. "Eski Çağ Tasvir Sanatında Müzik ve Müzik Aletleri" başlıklı tez çalışmasında içerisinde, arkeolojik materyaller üzerinde yer alan tasvirlerden, müzikal unsurlar, müziğin sosyal etkinlikler ve sosyal kurumlar için önemi, müzik grupları, müzisyenler, çalgılar, birbirleriyle ilişkileri, benzerlikleri araştırılmıştır. Yazılı tarihten önceki dönemden, Geç Antik Çağ başlangıcına kadar olan tarih süreci içerisinde, insanlık uygarlık tarihinin temellerinin atıldığı bugünkü Mezopotamya, Anadolu, Akdeniz, Mısır ve Avrupa topraklarında kurulmuş medeniyetlerden günümüze ulaşan arkeolojik buluntular üzerinde yer alan müzik ve müzik aleti tasvirli seramik, taş, madeni eserler, duvar resimleri, mozaikler, sikkeler, süs eşyaları vb. örnekler, litaretür taraması ve müzelerde yapılan gözlemler sonucunda incelenip, elde edilen veriler tezin kapsamında değerlendirilmiştir. Özellikle arkeolojik materyaller üzerinden müziğin ve müzik aletlerinin kültürel etkileşimleri, gelişimleri araştırılmış bu bağlamda kültürler üzerinde nasıl etkileri olduğu konusunda sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Muhakkak ki üzerinde müzik ve müzik aleti hakkında bilgi ve tasvir barındıran eserler en önemli kaynaklar olmuştur. Bunlar haricinde daha önce bu çalışmanın içerisinde yer alan başlıkları içerisinde barındıran akademik çalışmalar titizlikle incelenerek kullanılmıştır. Konu çok geniş bir coğrafyayı ve birçok eski kültürleri kapsadığı için, insanlıkla yaşıt olan müzik olgusunun geniş kitlelere yayılmasında, uygarlıklar içerisinde kendinden sonraki kuşaklara, resmi ve özel yaşantıda ne gibi uygulamalar yapılacağına dair görsel ve yazısal bilgilerin aktarılmasında, tasvir sanatının çok önemli bir araç olduğu kanısına varılmıştır. Bu konuda özellikle Türkiye'de yapılmış olan çalışmaların yetersizliği ve arkeolojik bakış açısıyla çalışmaların yapılmamış olması bu tez çalışmasının gerçekleştirilmesindeki en önemli nedendir. Daha sonra yapılacak olan akademik çalışmalara gerek yöntem gerekse içerik açısından bir alt yapı oluşturmak ise öncelikli amaçlarımızdan olmuştur. Yayınlarda arkeolojik materyaller üzerindeki müzik ve müzik aleti tasviri ile ilgili sahnelerin çözümlenmesi konusunda belirsizlik ve yanlışlıkların olduğu görülmektedir. Başlıca hata ve yanlışlıklar tasvirlerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Daha sonra yapılacak olan çalışmalarda arkeolojik materyaller üzerinde yer alan tasvirler yorumlanırken, yapılması muhtemel hataların en aza indirilmesi amacıyla bazı öneriler getirilmiştir.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+7
Ziya Özer
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00