Kütahya Dumlupınar University
Anabilim Dalı

Seramik ve Cam Anasanat Dalı

Kütahya Dumlupınar University

56

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın bedeninin mekân olarak seramik malzemeyle yorumlanması

Mekân ve beden kavramlarının karşılıklı ilişkisi sanat çalışması raporunun odak noktasıdır. Mekân ve beden kavramlarının ilişkisi üzerinden, mekân olarak kadın bedeni imgesi irdelenmektedir. Mekân kavramının sanat ile ilişkisi yanı sıra kişisel bellekteki mekâna doğru genişlemektedir. İlk çağlarda figürinlerle görünür olan kadın bedeni, güncel çalışmalarla mekân ve bedeni problem edinen sanatçılar incelenmiştir. Yapılan araştırmalar ve kişisel uygulamalarda, kadın bedeni bir mekân olarak yorumlanmaktadır. Mimari bir unsur olarak görülen mekân, içerisinde bedeni barındırmaktadır. Kadın bedeni ise tensel bir mekân olarak ifade edebileceğimiz üretken bir yapıdır. Bu bağlamda araştırma, mekânın ve bedenin fiziksel tanımlarıyla sınırlandırılamayan ve karşılıklı ilişkileri kişinin hafızasında yeniden üretildiği fikri üzerine kuruludur. Anahtar Sözcükler: Beden, kadın, mekân, seramik, mekân üretimi, figürin

BedenFigürFigürün+5
İpek Yağuş
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görsel sanatlarda kadın ve doğa ilişkisinde bütünlük arayışı

Kadın ve doğa arasındaki ilişki incelenirken ataerkil yapı, araştırma kapsamında eleştirilmektedir. Sanayileşme ve kapitalizmin neden olduğu sömürü düzeninin kadın ve doğa üzerindeki etkisi, seramik malzeme ile ilişkilendirilerek ele alınmaktadır. Sömürüye karşı gelişen feminizm ve ekofeminizm hareketleri konu bağlamında incelenmiştir. Ekofeminizm, cinsiyet ayrımcılığıyla doğanın tahrip edilmesi arasında ilişki kurarak doğan sorunlara dikkat çekmektedir. Hareket, kadın ve ekolojik sorunların sebebinin ataerkil toplum yapısı olduğunu öne sürmektedir. Erkek ve kadın arasındaki fiziksel, biyolojik farklar yüzünden kadının uğradığı şiddet ve baskının sanatta yansımasını feminizm ve çevresel sanat akımlarında kendini göstermektedir. Kadın imgesinin sanat tarihi boyunca ele alınışındaki değişimde, anaerkil düzene geçişin izleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında figüratif sanata ilgi, kadın bedeni ve hayvan formlarını iç içe ele alan sanatçılar çerçevesinde incelenmiştir. Kişisel sanat pratiğini şekillendiren figüratif seramik formlar; hayvan, kadın ve doğanın bütünsel algılanışına dayanmaktadır. Rapor kapsamında yapılan seramik heykellerde kilin doğasını öne çıkaran plastik bir dil aranmıştır.

DoğaEkofeminizmFigüratif heykel+5
Şükran Azak
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Kaos teorisini sanat ve seramik ile ilişkisi

Sanat eseri çok bilinmeyenli bir denklemin sonucunda var olur. Fikir, sanatçı, izleyici, teknik, malzeme gibi bir çok unsurun bir araya gelmesiyle oluşur. Üretilen sanat eserleri benzerlik gösterse bile, hiçbiri birbirinin aynısı değildir. Sanat üretmek doğrusal değil dinamik bir sistemdir, dinamik bir sistemde sonuç kesin ve şaşmaz olamamaktadır. Kaos Teorisi dünyada gerçekleşen her olayın, var olan maddelerin, organik oluşumların ve bunlar gibi tüm yapıların linear düzlemde değil, farklı parametrelere bağlı olarak oluştuğunu, bazılarının gözlemlendiğini fakat bazı durumların parametrelerini ölçecek kadar teknolojiye sahip olmadığımızı savunur. Kaos Teorisinin fen bilimleri, sosyal bilimler ve felsefedeki tanımlarına bakıldığında, güzel sanatlar ve plastik sanatlar alanlarıyla da uyuştuğu görülür. Hem sanatçının kişisel ifadesinin oluşumu, izleyicinin esere katkısı, hem de sanat eserinin bütünü kaos teorisinin farklı alanlardaki tanımlarıyla benzerlik gösterir. Bu tez metni; felsefe, fen bilimleri ve sosyal bilimler gibi alanlarda kullanılan kaos teorisinin, bir çok sanat disiplini ve seramik sanatında geçerli bir teori olduğunu sorgulamayı amaçlamaktadır. Çağdaş sanatta, sanat eserinin oluşumunda ne tür etkenlerin ve parametrelerin üretimin sonucunu değiştirdiği seramik eserler önceliklenerek ele alınmıştır.

KaosKaos kuramıSanat+3
Önder Terzi
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sıcak camda renk kullanımı, etkileri ve çağdaş uygulamalar

Çalışmanın Birinci Bölümü'nde araştırmaya konu olan cam malzemesinin kimyası, kullanım alanları ve kullanım alanlarına göre türleri, renklendirilmesi ve renk türleri araştırılarak tanımlamalar derlenmiştir. Bu kategorizasyon yapılırken yaygın kullanımı olan cam tipleri seçilmiş ve sıcak cam serbest şekillendirme tekniklerine uyumlulukları göz önüne alınarak bölümler oluşturulmuştur. Ayrıca bu bölüm içerisinde tarihte ilk buluntularla başlayan süreç günümüze kadar takip edilerek tablolaştırılmış; tarihteki camların teknik ve fiziki açıklamaları ortaya koyulmuş ve şeffaf camla renkli camın, kimyasal olarak bilinçli ve kontrollü üretimine ulaşan süreç incelenmiştir. Araştırmanın İkinci Bölümü'nde, sıcak camda üretilen renkli formların türleri, bu camların kimyasal bileşenleri ve kullanım alanlarına göre farklılıkları başlıklar altında işlenmiştir. Renkli camların nasıl üretildiği, kullanıma hazır renkli cam türleri ve bu renkli camların teknik uygulamalar öncesinde hangi aşamalardan geçirilerek kullanıma hazır hale getirildiği örneklenmiştir. Aynı bölüm içerisinde ayrıca alt başlıklar halinde; renklendirme yöntemlerinin oluşum, uygulama ve ikincil işlemleri ele alınmıştır. Bununla birlikte dünya genelinde isimleriyle bütünleşmiş teknikler ve bunların yanında deneysel uygulamalara da yer verilerek, sıcak camda renklendirme yöntemleri kullanılarak uygulanabilecek tasarımın imkanlarından bahsedilmiştir. Bu yöntemlerin teknik uygulamaları detaylı şekilde ele alınarak anlatılmış ve uygulama esnasında bire bir sonuç verecek süreç aktarılmıştır. Bünye ve yüzey renklendirme yöntemlerini eserlerinde özgün bir anlatımla kullanan uluslararası sanatçılar örneklenerek; biyografileri, eserleri ve eser metinlerine yer verilmiştir. Bu bölümde seçilen sanatçıların tek ortak özellikleri, her birinin eserlerini sıcak cam serbest şekillendirme teknikleriyle üretmeleri ve üretimleri esnasında farklı bir dil yakaladıkları yüzey renklendirme yöntemlerine bakış açıları olmuştur. Bölüm içerisinde, sanatçılar arasında, bir kıyas yapılmadan, eserleri ve kariyerleri üzerinden özgün bir araştırma yapılmıştır. Camın karakteristik özellikleri onu diğer malzemelerden ayırmakta ve taklit edilemeyen yönleri sayesinde sanatsal bir ifade aracı olarak ayrıştırmaktadır. Üçüncü Bölüm'de malzeme; hacim, ışık ve form başlıkları altında ele alınmakta ve bu özelliklerinin görsel algıyı hangi yönde etkilediği irdelenmektedir. Akademik kaynaklı alıntılardan da beslenen bu bölümde hem kendi başlıkları altında hem de birbirleri arasında kıyaslanarak, malzemenin anlatım diline katkıları açıklanmıştır. Yüzey renklendirme yöntemleri ve camın karakteristik özelliklerinin ele alınması, sıcak cam şekillendirme yöntemlerinin farklı malzemelerle de birleştirilerek sergilenmesi ve özgün bir eser arayışı, çalışmanın Dördüncü Bölümü'nün bir diğer temelini oluşturmaktadır. Tez kapsamında gerçekleştirilen kişisel uygulamalara yer verilen bu bölümde, eser metni iki ayrı alt başlık olarak ele alınmıştır. İlk başlıkta "Yük" ikinci başlıkta ise "Göç" konusu işlenmiştir. Bu iki konu da sosyolojik ve akademik gerekli incelemeler yapıldıktan sonra irdelenmiş ve tespite dair çalışmaları yapılarak; fikren oluşturulan formlar üç boyutlu heykellere dönüşmüştür. Yalnızca yüzey renklendirme yöntemleri değil aynı zamanda kütlesel şekillendirmeler, seramik figürler, kalıp içi cam şekillendirme yöntemleri gibi farklı tekniklerle de anlatım güçlendirilmiştir. Araştırmanın Sonuç Bölümünde; tüm bu araştırmada yer verilen konular ışığında; sıcak cam serbest şekillendirme yöntemlerine ait cam tipleri ve renkli camların teknik ve kimyasal üretimleri, renklendirme yöntemlerinin tanımlamaları yapılarak kategorize edilmesi, bünye ve yüzey renklendirme yöntemlerinin kesin hatlarla tanımlamalarının yapılması, camda rengin görsel algıyı etkileyen faktörlerinin irdelenmesi gibi konular ele alınmıştır. Bu bölümler içerisinde renklendirme yöntemlerinin hem birbiri içerisinde pozitif kıyaslama yapılarak tanımlanmaları hem de akademik anlamda literatür oluşmasına önemli katkılar sağlayacak bir kaynak haline getirilmeleri hedeflenmiştir. Uluslararası terminolojide yerleşik bu kabul görmüş teknik isimlerinin tam Türkçe karşılıklarının oluşturulması için ayrıca bir çalışma yapılması gerekmektedir.

CamCam sanatıRenklendirme+2
Agah Barış Can Aksakal
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Atık malzemenin cam sanat yapıtı üretiminde kullanımı

Tarih boyunca yaşanan toplumsal, sosyal, ekonomik, politik ve kültürel alanlardaki gelişmeler, Endüstri Devrimi ile birlikte hız kazanarak üretim-tüketim ilişkilerinde büyük değişimlere sebep olmuştur. İnsan ürettikçe bir o kadar da tüketir olmaya başlamıştır. Bunun sonucunda da dünyanın temiz kaynaklarının neredeyse birçoğu tükenmiş ve atıkların sayısı görünür ölçüde artmıştır. "Atık" bu görünürlük ile 1900'lü yıllardan itibaren birçok sanatçının dikkatini çekmiş ve güncel sanat eğilimleri arasında da sıkça yer almıştır. Sanattaki yolculuğuna "hazır nesne" olarak başlayan tüketim nesneleri, tarihsel süreçte yaşanan değişimlerle, modern dönem sonrası sanattaki varlığına "atık nesne" olarak devam etmiştir. Dolayısıyla tarihsel süreçte "atık" kavramının sanatçılar tarafından ele alınış biçimi değişkenlik göstermiştir. Tez kapsamında da bu süreç iki farklı bölüme ayrılarak sanatçı örnekleri ile ele alınmıştır. Atıkların değerlendirilmesi meselesi; sanatın tüm alanlarında var olan bir eğilimdir ve atık malzemeleri kullanarak kavrama dönüştüren birçok grup ve sanatçı bulunmaktadır. Cam sanat alanında da atık nesneler; ele alınması gereken bir değere dönüşerek sanatçının ifade olanaklarına katkı sağlamaktadır. Ancak bu alanda eser üreten sanatçılar oluşturacağı tasarıma göre atıkları iki türde kullanmaktadır; ya doğrudan atık camları üretim sürecine sokarak ya da işlevsel sürecini dolduran atık nesneleri camın öznel yapısıyla bütünleştirerek eser ortaya koymaktadırlar. Cam sanat alanında kullanılan atıklar ne türde olursa olsun cam eserinin anlatım dilini zenginleştirerek katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla atıkların bu alandaki farklı kullanımları da eser üzerinde hem "biçim" hem de "anlam" bakımından iki farklı etki yaratmaktadır. Bu farklı etkiler de tezin içeriğinde alt başlıklar altında detaylı olarak sanatçı örnekleriyle birlikte ele alınmıştır. "Atık" kavramı görünür/görünmez unsurlar barındıran çoklu bir alandır. Hem fiziksel olarak vardır hem de kavramsal olarak bellekte görünmeyen biçimde yer almaktadır. Atıklar genel olarak istenmez veya dönüştürülmeye ihtiyaç duyulmaktadırlar. Fiziki olanlar belli dönüşüm modelleriyle geri kazandırılabilirken bellekte olanlar ise kişinin farkındalığına bağlı olarak kendi müdahalesiyle dönüşerek beden ile uyumlanabilmektedir. Çalışma kapsamında atıklar, fiziksel ve kavramsal olarak ele alınmıştır. İşlevsel sürecini dolduran atık konumdaki veya geçmişten gelen aile yadigarı nesneler kişisel yaklaşımımı oluşturan bellek atıklarıyla kurgulanarak camın özgün yapısıyla bütünleştirilmiştir. Kişisel uygulamalarda yer alan camın şekillenmesinde ise ele alınan atığın, bellekteki kurgusunu yansıtan bir teknik seçimi yapılmış ve cam modeller "İç Kalıp (Core Casting)" tekniği ile şekillendirilmiştir. İç kalıp tekniği camın içinde negatif boşlukların oluşturulduğu bir biçimlendirme yöntemidir. Uygulamalarda kullanılan cam, belleği temsil etmektedir ve kurgulanan bellek atıkları da camın içinde kalacak şekilde tasarlanmıştır. Camın transparan özelliği sayesinde kurgular, konumlandırıldıkları camın içinde görünür ama etrafına sınırlar koyan gizemli bir duruş sergilemektedirler. Bu sayede bir kenara bırakılmış, işlevsel sürecini tamamlamış atık nesneler veya bellekte biriken görünmeyen atıklar, sanat üretimleri ile ele alınarak cam sanatında çağdaş bir ifade dili olarak sunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Atık, Cam, Sanat, Geri Dönüşüm, Çağdaş Sanat

Atık nesneAtıklarCam sanatı+2
Serap Bedel Özek
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

18. yüzyıl sonu 19. yüzyıl başında yapılmış olan İstanbul gravürlerinin sır altı tekniğinde seramik ve çini bünye üzerine uygulanması

Anadolu, tarihi ve kültürel birikimiyle insanlığın ortak kültürel mirasına ev sahipliği yapmış ve çeşitli uygarlıklara ait kültürel mirasın günümüze kadar gelmesine vesile olmuştur. Bu mirasa sahip çıkmak ve kültürel birikimi hem Türkiye'deki gelecek nesillere aktarmak, hatırlatmak hem de dünyanın diğer ülkelerine tanıtmak önem arz etmektedir. 18 ve 19 ncu. Yüzyıllarda yapılan gravürlerin yeni uygulamalar ve tekniklerle geliştirmek kültürel mirasın devamlılığı ile korunmasını sağlamak ve disiplinler arası sanatsal çalışmalarla daha yaygın bir işlev alanı bulmak bu çalışmanın amaçları içerisinde yer almaktadır. Seramik yüzeyleri dekorlamak, seramik üretiminin başladığı Neolitik Çağ'dan itibaren günümüze kadar çeşitlilik bakımından zengin seçenekler sunmaktadır. 18. yüzyıl ve 19. yüzyılda yapılmış olan gravür sanatına bakıldığında çoğunlukla İstanbul resimlerinin kâğıt, deri ve kumaş gibi farklı yüzeyler üzerine aktarıldığı görülecektir. Yapılmış olan Gravür baskı tekniği günümüzde çini ve seramik bünye üzerine genellikle sır altı tekniği ile yapılsa da sanatçının tercihine göre sır üstü tekniği olarak da uygulanmaktadır. Çinicilik sektöründe gravür uygulamalarının form olarak genellikle düz karo, vazo ve tabak gibi bisküvi yüzeylerine uygulandığı görülmektedir. Sıraltı tekniğinde yapılan gravür pano uygulamalarının Türkiye'de bir çok ilde metro, hava alanı, turistik oteller, kamusal alanlarda duvar panosu olarak yer aldığı da görülmüştür. Anahtar Kelimeler: 18. yy ve19.yy Gravürleri, İstanbul Gravürleri, Çini-Seramik Gravür

18. yüzyıl19. yüzyılGravür+4
Funda Erköylü
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hareketli afiş tasarımında illüstrasyon kullanımı

İllüstrasyon ve afiş tanıtım ürünlerinde oldukça kullanılmaktadır. Her iki çalışmanın da amacı insanlarda ilgi uyandırmak ve tanıtılan ürün ya da hizmet hakkında bilgi vermektir. Bu nedenledir ki illüstrasyonun gücü, yazı ile anlatılmak istenen şeylerin daha az sözle aktarılmasına imkan sağlar. Afişler de bir ürünün tanıtımını yapmak için kullanılır ve geniş topluluklara ulaşır. Özgün ve dikkat çekici bir tasarım oluşturmak oldukça önemlidir. Bu çalışmada dünya çapında bir ikon marka olan Starbucks incelenerek, kurulduğu günden bu yana sürdürdüğü ve inandığı değerlerle, ona uygun bir görsel tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında, bir grafik tasarım programı ile dijital illüstrasyon olarak uygulanmış ve yine bu programda gif haline getirilerek hareketlendirilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde grafik tasarımda afişin önemine, ikinci bölümde illüstrasyonun tanımı, türleri ve tekniklerine, üçüncü bölümde hareketli afişlerin gelişimine ve dördüncü bölümde ise hareketli afiş tasarımında illüstrasyon kullanımı – Starbucks markasının hareketli afişi uygulama çalışmasına yer verilmiştir. Ayrıca bu çalışmada beş adet dijital illüstrasyon hareketlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İllüstrasyon, Hareketli Afiş, Starbucks, Gif

Afiş sanatıAfişlerGrafik sanatlar+4
Hayriye Aylin Akgül
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fütürizm akımı kapsamında ünlü sanatçılar ve figüratif eserleri

Bir sanat araştırması olan ve sanat alanına katkı sağlamayı hedefleyen bu tezde, Fütürizm akımının tanımı ve gelişimi üzerine araştırmalar yapılmış ve yorumlanmıştır. Fütürizm akımının doğuşu ve temellerine yönelik bir değerlendirme yapılarak anlatılmıştır. Fütürizm akımı kapsamında ünlü sanatçılar ve figüratif eserleri incelenerek yorumlanmıştır. Fransız Devrimi ve Endüstri Devrimi'nin oluşturduğu etkiler ile kabuk değiştirmeye başlayan dünya, şüphesiz 19. ve 20. yüzyılda tanık olduğumuz sanatsal değişimlerin ana sebeplerindendir. Sanayi devrimine bağlı gelişen teknoloji ve icatlar ile oluşan modernleşme süreci Fütürizm akımının oluşmasına da öncülük etmiştir. Filippo Tommaso Marinetti tarafından 1909'da Fütürizm Manifestosu'yla hayata geçen fütüristler, oluşturdukları sanatın her alanında sert tutumları ve ideolojileri ile gelenekselleşen sanat anlayışı yerine, modern ve çağdaş sanatı yerleştirmeye çalışmışlardır. Fütüristler, o döneme kadar oluşmuş geleneksel değerleri yıkmayı hedeflemişler, hız ve hareketliği temel öğeleri olarak tanımlamışlardır. Yaşadıkları dönemin kötü koşullarına rağmen Fütürizmin gelişmesi için geliştirdikleri sanatsal üslup ile birçok sanat akımına öncülük etmişlerdir. Fütürizmde figürler; genellikle görüntünün kırılması, enerjik fırça darbeleri, kompozisyonda hareket edercesine tekrarlanan çizgiler, uzaklaşan veya ortaya çıkan formlar ile ifade edilmiştir. Fütürist sanatçılar eserlerinde dinamizm etkisine ulaşmak amacıyla hareketli konular seçmişler ve renkleri de aynı doğrultuda kullanmışlardır. Genelde sokaklar, evler, kalabalık caddeler, savaş ve hız eserlerinin temelini oluşturur. Bu sebeple bu doğrultuda eserler üretmişlerdir. Figüratif eserler üreten en ünlü sanatçılar Umberto Boccioni, Giacomo Balla, Carlo Carrà, Gino Severini'dir. Anahtar Kelimeler: Fütürizm, Fütürist Sanatçılar, Fütüristler

Figüratif resimFigüratif sanatFütürizm+3
Yüksel Bozan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki sosyal medya reklamlarında animasyon (canlandırma) kullanımının incelenmesi ve bir uygulama örneği

İnsanın temel ihtiyaçlarından biri olan iletişim, tarihin ilk dönemlerinden beri sosyolojik, teknolojik ve bilimsel ilerlemelerin etkisiyle çeşitli biçimlerde evrilerek gelişimini sürdürmüştür. İletişimin günümüzde ulaştığı son nokta olan ve adeta sosyal yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen internetin keşfi, iletişim alanında bir devrim olarak nitelendirilmektedir. Bu yeni iletişim yöntemi sayesinde küreselleşen dünya ile birlikte etkileşim artmış ve bunun sonucunda iletişimin çehresi değişmiştir. Günümüzde ise; "Yeni Medya" ve yeni medya unsurlarından olan "Sosyal Medya" kavramı, bu değişim içerisinde önemli bir yer edinmiş durumdadır. Toplumları birer ağ toplumuna dönüştürebilecek kadar etki yaratan sosyal medya, markaların bu ortamlarda reklam amaçlı yer almasına neden olmuştur. Uzun yıllardan beri reklam üretiminde kullanılan animasyon sanatı ise; bu mecralarda yaratılan içeriklerin oluşturulmasında daha etkin rol oynar hale gelmiştir. Bu çalışmanın ilk bölümünde iletişim temelli internetin tanımı yapılarak, "Yeni Medya" ve yeni medya unsurlarından olan "Sosyal Medya" açıklanmıştır. Sonrasında; "Reklam"ın tanımı yapılarak "Sosyal Medya Reklamları" başlığı altında "Doğal Reklam" kısaca ele alınmıştır. Daha sonra ise; animasyon sanatının tanımı ve belli başlı prensipleri incelenmiştir. Tezin amaçlarından biri olan incelemelerin yapılabilmesi için ihtiyaç duyulan bir model olmadığının tespitinden sonra, bu ihtiyacı karşılayabileceği düşünülen bir çalışma detaylı bir şekilde birinci bölümde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise; sosyal medya mecralarında doğal reklam kullanımı olarak yer alan, "Animasyon Tekniği ile Üretilen Reklam Filmlerinin İncelenmesi" yapılmış ve daha sonra bir uygulama ile çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: İnternet, Yeni Medya (Dijital Medya), Sosyal Medya, Reklam, Animasyon

CanlandırmaGrafik sanatlarReklamlar+2
Gürsel Çavdar
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatın farklı formlarında dijital sanat, disiplinlerin birbirleri ve animasyon ile etkileşimleri

Yaşadığımız çağın getirdiği teknolojik yenilikler ve imkanlar sonucunda değişen hayat koşulları, aşina olduğumuz sanat formlarından uzaklaşarak daha farklı yapıtların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Günümüz sanatında, kavramsallığın ön plana çıkması ve dijital teknolojilerin bizlere sunmuş olduğu imkanları kullanan sanatçıların yaptıkları deneysel çalışmalar neticesinde tamamen yeni ve özgün sanat formları doğarken, bir çok sanat hareketi de dijital teknolojilerle birlikte gelişerek melez sanat biçimlerini oluşturmuşlardır. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde, günümüz sanat anlayışını kavrayabilmek adına, çağdaş sanat ve çağdaş sanat hareketlerinin gelişimine yardımcı olan deneysellik hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra çağdaş sanatın en önemli formlarından biri olan kavramsal sanat ve sanatta kavramsallığın getirdiği yenilikler doğrultusunda sanatın değişen anlamından bahsedilmiştir. Yine bu çalışmanın temel konularından biri olan dijital sanat ayrı bir başlık altında anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, çağdaş sanat formlarından; performans sanatı, fotoğraf, video sanatı, interaktif sanat bağlamında animasyon kullanımı ve birbirleri ile etkileşimleri incelenmiştir. Daha sonra bir uygulama ile çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Sanat, Çağdaş Sanat, Kavramsal Sanat, Performans Sanatı, Fotoğraf, İnteraktif Sanat, Video Sanatı, Animasyon

CanlandırmaEtkileşimli sanatFotoğraf+6
Cansu Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3B animasyon üretiminde kullanılan teknolojilerden GPU render teknolojisinin incelenmesi ve örnek bir uygulama çalışması

Üç boyutlu animasyon yapımında projenin final aşaması olan render (sıvama) işlemi, bilgisayar donanımlarına bağlı olarak zaman alan bir süreçtir. Kullanıcı projeleri ve sektördeki ticari projeler için render süreleri çalışma esnasında çıkan sorunlarla birlikte tasarımcılar için daha büyük bir engel halini almıştır. Gelişen bilgisayar teknolojileri, donanım kısmında GPU birimlerini geliştirmiştir. Yazılım kısmında ise GPU birimlerini kullanan render motorlarında gelişmeler olmuştur. Bu gelişmeler CPU temelli render işlemlerine bir alternatif yöntem olarak GPU temelli render teknolojisini ortaya çıkartmıştır. GPU temelli render motorlarının CPU temelli render motorlarından daha hızlı işlem yapabiliyor olması kullanıcılar için avantaj sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında iki render teknolojisi bir uygulama ile test edilerek kullanıcıların render işlemlerinin zamanından bir tasarruf sağlamayı ve ekonomik masraflarını azaltmaya yönelik bir çözüm sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Üç Boyutlu Animasyon, Render, GPU, CPU

Bilgisayar destekliBilgisayar destekli tasarımGrafik işlem birimi+4
Murat Bereket
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyo-kültürel etkenlerin tasarım ve tasarımcı üzerine etkileri

Yaşamımızın önemli bir parçası haline gelen tasarım, gün geçtikçe toplumda daha da önemli bir konuma ulaşmaktadır. Günümüzde yalnızca bireyin ifadesi ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda toplumların birer kültürel kimliği haline gelmiştir. Bu nedenle kültürü doğru algılayıp, izleyiciye doğru aktaramayan tasarımın başarılı olamayacağı aşikardır. Bu çalışmanın amacı; tasarımı ortaya çıkaran bireyin, tasarımı oluşturma aşamasındaki sosyo-kültürel etmenlerin etkilerini ortaya koymaktır. Bireyin doğumundan itibaren başlayan süreç; yaşamını idame ettirdiği toplumla, toplumun kültürel özellikleriyle harmanlanarak şekil almaktadır. Beşeri faktörlerin etkisi ile ortaya çıkan tasarım anlayışı, bireyden bireye farklılık gösterdiği gibi toplumlar arasındaki farklılıkları da göz önüne sermektedir.Bireyin ve toplumun tasarım anlayışındaki bu farklılık sosyo-kültürel etkenlerin bir yansımasıdır. Bu yüzden tasarımın dilini, ruhunu, derinliğini anlamak için bireyin ve toplumun sosyo-kültürel değerlerini göz önünde bulundurmanın son derece önemli olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tasarım, Sosyo-kültür, Bireysel Özellikler, Toplumsal Özellikler, Kültürel Kimlik

Grafik sanatlarGrafik tasarımıKültürel kimlik+6
Güler Söğütlü
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Japon canlandırma sanatı animelerde insan- doğa ilişkisi: Rüzgarlı Vadi ve Pom Poko örneği

Kültürel referansı, Japon toplumu, inanışı, felsefesi ve yaşayış şekli olan Anime, kendine özgü anlatı biçimi, karakterleri ve canlandırma tekniği ile günümüzde kendi başına büyük bir endüstri haline gelmiş bir sanat dalıdır. Kendinden önceki kültür geleneklerinin üzerine inşa olan Anime, her ne kadar Japon kültürü gelenekleri ve yaşayış şekli üzerine kurulmuş olsa da işlediği konular açısından evrenseldir. Bu evrensel anlatı şekli, kimi zaman izleyiciyi eğlendirirken kimi zaman da işlediği konular açısından güncel meselelere yönelip izleyiciyi bilinçlendirerek harekete geçirir. Günümüzün en güncel problemlerinden birisi de çevre sorunlarıdır. Artan sanayileşme, üretim-tüketim ilişkisi ve kentleşme doğanın kendini yenileme kapasitesinin üzerinde kullanılması ile ciddi anlamda küresel çevre sorunlarını ortaya çıkarmıştır. İnsanlığın doğa ile birlikte uyum içinde yaşaması, ihtiyaçları oranında yararlanması yerine doğayı kirletmesi büyük çaplı toplumsal sıkıntılar ortaya çıkarmıştır. Problemlerin bu denli ciddi olması animelerin de ele aldığı bir konu olmuştur. Tezin 1. Bölümünde Canlandırma sanatı tarihine ve günümüze kadar ki sürecine yer verilmiş, 2. Bölümünde Japon Tarih ve Kültürü üzerinde durulmuş, 3. Bölümünde Manga ve Animeler tarihçesi ve gelişim süreci aktarılmıştır. 4. Bölümde İnsan-Doğa ilişkisi ve animelerde insan-doğa konularına yer verilmiştir. 5. Bölümde ise Japon canlandırma sanatının seçkin örneklerinden olan Rüzgarlı Vadi ve Pompoko animeleri incelenerek İnsan- Doğa arasındaki ilişki ele alınmıştır. Ayrıca yapılan çevre temalı bir animasyon çalışması örneği sunularak tez sonuçlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Japon Canlandırma Sanatı, Anime, Manga Animelerde İnsan ve Doğa

AnimeCanlandırmaCanlandırma sanatı+3
Rıdvan Çakır
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadoludaki kilim dokumacılığında kullanılan motiflerin seramik sanatında rölyef ve sıraltı fırça dekoru olarak uygulanması ile yeniden yorumlanması

Yeryüzünde farklı bölgelerde, farklı kültürlerde "Kilim", insanoğlunun temel ihtiyaçlarını giderme isteği ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Kilim dokumalarında görülen motifler, duygu, düşünce ve yaşantıları anlatır. Kilim sanatı, toplumsal yapının geçmişle bağlantı sağlamasında büyük önem taşımaktadır. Kullanılan motifler, yörelere göre farklılık göstermekte ve farklı adlarla bilinmektedir. Günümüzde kullanım alanı gittikçe kısıtlı hale gelen kilim zanaatının ve kilimlerde kullanılan motiflerin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemi ortaya çıkmıştır. Günümüzde kilimlerin üretim teknikleri değişip gelişse de estetik bir unsur olarak kullanılmakta ve ilgi görmektedir. Kilimlerde kullanılan motifler günümüzde pek çok farklı alanda kullanılmaktadır. Bu alanlardan birisi de seramik sanatıdır. Diğer sanat dalları gibi "Seramik" sanatı da insanoğlunun ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Günümüzde kullanılan iki ya da üç boyutlu seramik ürünler üzerinde rölyef ve kazıma gibi uygulama teknikleri yanında el dekoru, serigrafi ve transfer tekniğinde kilim motifleri kullanılmaktadır. Bu araştırmada geleneksel kilim motiflerinin dekoratif unsur olarak disiplinler arası görsel estetiğe katkısı araştırılmış, sonuçları ile uygulama örneklerinin paylaşılması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Dekoratif Seramikler, Duvar Panosu, Kilim, Seramik, Motif

DokumacılıkEl sanatlarıKabartma sanatı+7
Münevver Bağır
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Savaşın en sevimli çocukları: 2. Dünya Savaşı ve Walt Disney

Çizgi filmler 2. Dünya Savaşı çağında Müttefik Devletleri kısmında yer alan Amerika Birleşik Devletleri tarafından, Mihver Devletlerine karşı propaganda amaçlı kullanılmıştır. ABD'nin en popüler şirketi olan Walt Disney, sayısız üretkenliği ile birçok propaganda çalışması yaparak savaşa oldukça katkı sağlamıştır. Özellikle bu üretimler Amerika Birleşik Devletleri, Nazi Almanya'sı, İtalya ve Japonya İmparatorluğu'na karşı oluşturulan filmler ve diğer tasarımlar ile savaşta kamuoyunun desteğini almaya çalışmıştır. 2. Dünya savaşında tarihin en büyük propaganda savaşına tanıklık edilmesinin yanı sıra gerek Mihver Devletleri gerekse Müttefik Devletleri, tüm kitle iletişim araçlarını propaganda faaliyetleri adına seferber etmiştir. Disney'in savaş öncesi eğlence amacıyla ürettiği çizgi filmler savaş itibariyle bir propaganda aracına dönüştürülmüştür. Nitekim Disney'in tasarlamış olduğu Donald Duck, Goofy, Pluto ve Mickey Mouse gibi sevimli karakterler, kitle iletişim araçları ile halka seslenmiş ve halkın aynası haline gelmiştir. ABD'nin en popüler şirketi olan Walt Disney, girdiği bu savaş çabasıyla çeşitli propaganda malzemeleri üreterek, ülkesine destek olmaya çalışmıştır. Beklenmedik bir şekilde, Disney'in kahramanları, 2. Dünya Savaşı sürecinde toplum üzerinde farkındalık ve etki uyandıracak malzemeler kullanarak, savaşa katkı sağlamıştır. Zira o günler düşünüldüğünde, Walt Disney'in bu sevimli kahramanlarının, toplum üzerinde son derece masum ve sempatik bir etki bıraktığını söylemek mümkündür. Bu noktadan hareketle, izleyiciyi güldüren, düşündüren, eğlendiren ve mutlu eden tüm bu sevgi dolu fantastik figürlerin, bir anda adına "savaş" denen ve bilinçaltında olumsuzluklar, yokluk ve ölüm gibi imgeleri oluşturan bir mecrada kullanılmış olması son derece ilginçtir. Bu bağlamda, çalışma kapsamında göstergebilim anlayışı ile Walt Disney'in 2. Dünya Savaşı sürecinde propaganda amaçlı ürettiği çizgi film ve diğer görsel unsurların neler olduğunu ortaya çıkarmak ve içeriğine hâkim olmak son derece önemlidir. Dolayısıyla Walt Disney'in yarattığı bu karakterler ve savaş dönemindeki kritik anların sempatik bir şekilde canlandırılmasıyla insanlığa yaşamın bir görüntüsünü hatırlatmaktadır. Anahtar Kelimeler: 2. Dünya Savaşı, Walt Disney, Çizgi film, Propaganda, Göstergebilim

Amerikan sinemasıCanlandırmaDünya Savaşı II+6
Sezen Aksu
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6-8 yaş çocuklarda genel kültür eğitimi bağlamında oyun tasarımı

Oyun, çocuğun deneyimleyerek, kendi kendine ve yaşıtlarıyla birlikte uyum içerisinde öğrenmesini sağlayan, eğlenme amacı olan, kuralları belirlenmiş ya da kendiliğinden gelişen, tüm duyguları içinde barındıran davranışlardan oluşan bir etkinliktir. Hatta oyun, çocuğun yaşamında kullanabileceği bilgi ve becerileri eğlenerek öğrenebileceği bir alandır. Oyun çocuk için eğlenceli bir etkinlik olduğundan, onun ruhsal doyuma ulaşmasına katkı sağladığı gibi iletişim becerilerini kullanarak da özgüvenli olma, yardımlaşma ve dayanışma gibi değerleri öğrenmesine de yardımcı olur. Oyun çocuğun hayal gücünü, yaratıcılığını geliştirir, insan ilişkilerini, yardımlaşma etkileşimini arttırır. Kısacası oyun, çocuğun kendisini en iyi biçimde ifade edebildiği eğitim yöntemlerinden biridir denilebilir. Bu araştırmada Türk bilim insanları ele alınmaktadır. Türk bilim insanlarının ele alınmasının sebebi ise; çocukların bilim insanlarımıza dair çok fazla bilgiyi bilmiyor hatta onları tanımıyor olmalarıdır. Yapılan araştırmalar ve gözlemler sonucunda çocuklar yazılı ve sosyal mecralarda öğrenmiş oldukları bilgilere göre Einstein, Pisagor, Newton gibi yabancı bilim insanları hakkında daha fazla bilgiye sahiptirler. Ancak aynı mecralarda İbni Sina, Harezmi, Ali Kuşçu gibi Türk bilim insanlarını anlatan, onların hayatlarına yer veren bilgilere çok fazla rastlanmamaktadır. Bu durum da Türk bilim insanlarımızın geri plana atılmış olması ve dolayısıyla Türk bilim insanlarının çocuklar arasında tanınırlılıklarının az olması sorununu doğurmaktadır. Bilim ve teknoloji tarihi öğretiminde de yine aynı şekilde yabancı bilim insanları tanıtılıp, onlar rol model olarak gösterilmektedir. Tarihi kaynaklar incelendiğinde bilim ve teknolojinin temellerini Türk bilim insanlarının atmış olduklarını görmekteyiz. Ancak Türklerin bilim ve teknoloji mirasına katkıları konusunda yeterli bilgiler bulunmamaktadır. Bu sebeple Türk bilim insanlarının çocuklara tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için zemin hazırlanılması gerekmektedir. Bunların sağlanması için de yapılan literatür taramaları, incelenen makale, dergi, kitap, internet bilgileri bir araya getirilerek, sınırlanan yaş aralığının hangi tür oyunları tercih ettiği araştırılarak günümüzün en önemli eğitim materyallerinden biri olan oyun tasarımı ortaya çıkarılmıştır. Bu sayede Türk bilim insanlarının çocuklar arasında tanınırlılığı artacak ve çocuklar konu ile ilgili bilgi sahibi olabileceklerdir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Eğitim Materyali, Oyun Tasarımı, Çocuk Oyunları

EğitimEğitim araçlarıGenel kültür+6
Büşra Öztürk
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel çini motiflerinin seramik yüzeylere uygulanması

Bu araştırma; Anadolu ve Osmanlı Dönemi seramik çini sanatı motiflerinde önemli bir yere sahip olan karanfil motifinin, seramik nihale yüzeyinde uygulamalarını ve plastik açıdan analizlerini içermektedir. Seramik süsleme sanatı içerisinde önemli bir yere sahip olan çiniler, günlük kullanım eşyalarında, zengin motifleriyle sıkça karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde çinilerin özgün tasarımlarla farklı alan ve formlarda uygulama arayışları sürmekte, geleneksel çini motiflerinden ilham alınmaya devam edilmektedir. Tarama modeli ile desteklenen bu araştırmada, Anadolu ve Osmanlı Dönemi çini seramikleri incelenmiş, edinilen bilgiler doğrultusunda on bir adet nihale üzerine geleneksel motiflerden yola çıkılarak, çağdaş bir anlayışla karanfil motifi kompozisyonları uygulanmış ve çalışma bu motiflerin plastik analizleri ile sınırlandırılmıştır. Bu araştırma, geleneksel çini motifi olan karanfil deseninin farklı bir formda uygulanabilirliğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Seramik, çini, çini tasarım, geleneksel çini sanatı.

MotiflerSeramik sanatıSeramikler+3
Elif Sezer
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanallarında 2000-2017 yılları arasında yayınlanan yerli dizilerin türlerinin incelenmesi ve bu türler içinde bilim kurgu türünün yer almayışının sosyo-kültürel nedenleri

Bu çalışmada, Türkiye'de dizi sektöründe 2000-2017 yılları arası dönemi kapsayan dizi türleri incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde televizyon dizisi tanımı, uluslararası ölçekte kabul gören dizi kategorileri, bilim kurgu türünün tanımı ve alt türleri ele alınmıştır. İkinci bölümde öncelikle tarihsel süreçte Türkiye'de televizyon yayıncılığı kapsamında TRT'de ilk yayınlanan yerli diziler, bu dizilerin seyirci ile olan ilişkisi, TRT'de yayınlanan "Kavanozdaki Adam" isimli ilk yerli bilim kurgu dizisi ve Türkiye'de özel televizyon yayıncılığının gelişimi irdelenmiştir. Tez sorunsalını içeren üçüncü bölümde ise 2000-2017 yılları arasında Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanallarında yayınlanan/ üretilen yerli dizilerde bilim kurgu türünün yer almayışının sosyo-kültürel nedenleri, kültür kavramı ve kültürün alt türleri üzerinden araştırılmıştır. Bu inceleme sonucunda ulaşılan verilerden, belirtilen yıllarda Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanallarındaki dizi türleri arasında bilim kurgu türünün yer almadığı görülmüştür. Buna göre; 2000-2017 yılları arasında Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanalları için bilim kurgu türünde dizilerin üretilmemesi; toplumsal yapının ve kültürün televizyon program içeriklerine olan etkisi, yapım şirketlerinin ve tv kanallarının dizi üretimini etkileyen ekonomik faktörler, dizilerin hedef kitlesini oluşturan seyircilerin sosyo-kültürel ve ekonomik tercihleri gibi etkenler ile ilişkilidir.

Bilim-kurguDizi filmDiziler+5
Bengü Bilici
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Soyut resimlerdede renk etkilerinin incelenmesi

Soyut resim, sanatçının sanatında dış dünyanın kendisine dayattığı kuralları ve maddeselliği aşma, kendi iç dünyasına ulaşıp duygu ve düşüncelerini özgürce haykırabilme arayışının sonucu olarak ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. Sanatçı, soyut resimde kendisini ifade etmek için birçok resim ögesine başvurmuştur. Başvurduğu ögeler arasında en önemlilerinden biri olan ve çoğu zaman da formun kısıtlamalarından kurtararak kullandığı renk ögesi olmuştur. Düşünce biçimlerinin değişmesi ve özgürleşmesi ile sanat, alışılagelmiş kuralların dışına çıkarak, duygu ve düşünceleri de bünyesine dahil etmiştir. Böylelikle "Soyut Resim" akımının ilk adımları atılmış, sanatçı biçimden kurtulmuş ve renklerin özgür, duygu yüklü dünyasına kendisini bırakmıştır. Renklerin kendisini etkilediği şekilde izleyicisini de etkilemesi arayışına giren sanatçı, rengi zaman zaman biçimden bağımsız, zaman zaman ise biçim ile anlamını pekiştirerek kullanmıştır. Bu çalışmada soyut resimlerde renk kullanımı üzerinde durulmuş, soyut resmin önde gelen yabancı ve yerli sanatçılarının bazı eserleri incelenerek anlatımda renk öğesinden nasıl yararlandıkları ve ne tür etkiler oluşturdukları ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat, Soyut Resim, Renk, Işık.

IşıkRenklerResim sanatı+2
Yılmaz Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital illustrasyonda ışık, renk ve anlam ilişkisi

Aktarılmak istenen bilgi, mesaj ya da konunun görsel sanatlarla iletilmesine illüstrasyon denir. Taş plaklara ve mağara duvarlarına yapılarak başlayan illüstrasyon tarihi, M.Ö. 1300 yıllarında kağıtla buluştuktan sonra farklı çeşitlerde ve farklı teknikler kullanılarak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Bilgisayarların üretilmesi ve gelişmesiyle birlikte dijital illüstrasyon tekniği, yeni bir illüstrasyon çeşidi olarak ortaya çıkmıştır. Dijital illüstrasyon sağladığı kolaylıklar ve kısa yollar ile üretimin hızını arttırarak baskı hızı ve görsel yenilikler sağladığı için, günümüzde yaygınlaşarak bir hayli önem kazanmıştır. Görsel sanatlarda sanatçıların yaratıcılığı, yeteneği ve teknik detaylar çok önemlidir. Bununla birlikte renkler ve ışığın kullanımının da kişilerin algısı üzerinde etkili olduğunu gösteren çok fazla yayınlanmış çalışma mevcuttur. Işık ve renk kavramı nesneleri algılamamızı, derinliği hissedebilmemizi, hayatı en güzel haliyle görebilmemizi sağlayan bir araç olarak nitelendirilmektedir. Renklerin insan duyguları üzerinde kişisel ve genellenebilir olarak sınıflandırılan bazı etkileri olduğu ifade edilmektedir. Resim sanatı, grafik tasarım, sinematografi gibi alanlarda renk ve ışığın, farklı kullanım çeşitliliğinin insanların algısını farklı etkilediğine dair birçok örnek çalışma yapılmıştır. Işık ve rengin illüstrasyonda insan psikolojisindeki bazı genel anlamlarına göre kullanılması, mesajın daha iyi iletilmesine yardımcı olmuştur. Bu yöntem insan psikolojisine ve insanın algılama biçimine göre kullanılarak verilecek olan mesajın anlatım gücünü arttırmaktadır. Diğer sanat dallarında örneğin; sinematografide 'Color Correction' uygulamaları sıklıkla ışık ve renklendirme işlemlerinde kullanılırken dijital illüstrasyon alanında ışığın ve rengin (Genel Filtreleme, Color Correction, Genel Işıklar ve Suni Kontur Işıkları) kullanımına dair yapılan çalışma sayısı sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı görsel sanatlar alanında ışık ve rengin kullanımının, anlam üzerine olan etkilerini belirlemek, bu verilerin gelecekte yapılacak dijital illüstrasyon alanında ışık, renk ve anlam ilişkisini tartışabilmek, çözüm üretebilmek ve alana katkı sağlamaktır.

AnlamDijital illüstrasyonIşık+4
Hakan Başer
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Endüstriyel seramik kalıplama ve üretim yöntemleri ile sanatsal yorumlamalar

Gelişen teknoloji ile birlikte seramik endüstrisindeki üretim standartlarındaki ve miktarlarındaki artan talepleri karşılamak adına kullanılan üretim yöntemleri sürekli gelişmektedir. Endüstriyel seramik kuruluşlarında amaç, üretimi kolaylaştırarak seri olarak üretim miktarını artırmaktır. Bu sebeple seramik ürünlerin üretim süreçlerinde kullanılan kalıplama yöntemleri, sürekli olarak gelişme göstermektedir. 19. yüzyılın sonlarında sanayileşme, şehirleşmenin hızlanması modernizmin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Bu durum teknolojinin sınırsız bir şekilde kullanılması inancını ortaya çıkartmış ve böylece Bauhaus sanat akımı ortaya çıkmıştır. Bauhaus, sanat ve zanaatın bir araya getirmesini amaçlamıştır. Modernist dönem ile seramik malzemeyle oluşturulan farklı bağlar yeni yaklaşımlara yol açmıştır. Postmodern dönem ile sınırların kalkarak her türlü üretim yönteminin kullanılması ile birlikte farklı üslüp ve malzeme kullanımları ortaya çıkmıştır. Günümüz seramik sanatında, sanatçıların farklı uslüp ve anlatım dillerine katkı sağlaması amacı ile kullandıkları birçok tekniğin yanı sıra, kalıplama ve kalıpla üretim yöntemleri de sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Endüstriyel üretim yöntemlerinin sanatsal üretim sürecinde sanatçıya zaman ve üretim kolaylığı sağlamasının yanında, sanatsal bir söylem ve araç olarak da farklı olanaklar sunmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde endüstriyel seramik kalıplama ve üretim yöntemlerine ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise seramik kalıplama yöntemlerini üretim süreçlerinde kullanan seramik sanatçıları ve yapmış oldukları çalışmalar araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise endüstriyel seramik kalıplama yöntemleri kullanılarak yapılan kişisel uygulamalar yer almaktadır.

Alçı kalıplarDöküm kalıplarıEndüstriyel seramik+6
Özcan Olca
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

CuO içeren sırlarda firit bileşiminin renk üzerindeki etkisinin araştırılması

Çini; belirlenen bir reçete dahilinde oluşturulan ve birleştirilen hammaddelerin şekillendirilerek belirli sıcaklıkta fırınlanmasıyla meydana gelen bünyenin sırlanıp pişirilmesi sonucunda elde edilen sanatsal seramik ürüne verilen addır. Seramik ürünlerde kolay temizlenebilme, hijyen sağlama, mukavemet, kalite ve estetik yönden destekleme amacıyla uygulanan, fırınlama esnasında bünyenin yüzeyini kaplayan camsı tabakaya sır denmektedir. Çini sırları genel olarak firit esaslı olarak üretilir. Firit seramik hammaddelerin belirli oranlarda tartılarak harmanlandıktan sonra eritilerek hızlı bir şekilde soğutulması sonucu üretilen cam yapılı yarı mamuldür. Seramik ürünler çeşitli yöntemlerle sırlanabilmekte ve metal oksitlerle renklendirilebilmektedir. Bakır oksit ilaveli oksitleyici atmosferde uygulanan alkalili bir sırda mavi ve tonları, kurşunlu bir sırda yeşilin her tonunu elde etmek mümkündür. Bu tez çalışmasında amaç, CuO'in firit bileşiminde bulunan kurşun, bor veya alkaliye bağlı olarak firit esaslı çini sırındaki renk etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla farklı ticari firitlerden geliştirilen çini sırları kullanılmıştır. Ayrıca bor oksit esaslı bir firit reçetesi laboratuvar şartlarında üretilerek reçete çalışmalarında denenmiştir. Geliştirilen firit esaslı kurşunlu, alkalili ve borlu sırlar çini bünyelere uygulanarak 920 oC de pişirilmiştir. Firit bileşimine bağlı olarak CuO' in sır içinde farklı renkler sergilediği tespit edilmiştir. Bakır oksit ilavesi alkalili ve borlu sırlarda mavi ve tonlarını, kurşunlu sırlarda ise yeşil ve tonlarını oluşturmuştur. Nihai sırların karakterizasyonu için L*a*b* renk analizi ve XRD (x-ışını difraktometresi) analizi yapılmıştır. Daha sonra, yüzey özellikleri açısından başarılı bulunan sırlar sanatsal çini duvar panolarında uygulanmıştır.

Bakır oksitFiritRenkler+7
Aslıhan Haliloğlu
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken dönem Türk mitolojisinde kanatlı hayvan motiflerinin araştırılması ile seramik form ve yüzeylerine uygulanması

Kanatlı hayvan figürleri Türk kültürü ve mitolojisinin önemli olgularındandır. Günümüzden 3000 yıl ve daha öncesinde de varlıkları kabul edilen Proto Türklerden günümüze Türklerin, siyasal, sosyal ve kültürel hayatlarında bu motiflerin büyük öneme sahip olduğu görülmektedir. Eski Türk oluşumlarında kanatlı hayvan karakterleri farklı nitelik ve sıfatlar ile dikkat çekmektedirler. Eski Türk topluluklarının sosyo-kültürel yaşamlarını konu edinen mitolojilerinde bu motifler sıklıkla yer almaktadır. Kanatlı hayvan figürlerine birçok tarihi yazılı ve görsel buluntularda rastlanmaktadır. Günümüzde Türk toplumu için önemini koruyan bu motiflerin sanatın birçok disiplininde kullanıldığı ve bu disiplinler içerisinde en çok seramik sanatında görülmesi dikkat çekmektedir. Seramik sanatında sır altı, sır üstü, rölyef tekniği gibi farlı uygulama teknikleri kullanılarak yapılan kanatlı hayvan motifleri mevcuttur. Bu tez üç bölümden oluşturulmuş; Birinci bölüm kavramsal çerçeve ve ilgili araştırmadan, ikinci bölüm bulgular ve yorum kısmından, üçüncü bölüm ise tezin araştırma modeli ve uygulama çalışmalarından oluşmaktadır. Bu araştırmada, Erken Dönem Türk Mitolojisinde Kanatlı Hayvan Motifleri'nin tarihçesi ile yapılış amaçları araştırılmış, sonuçları ile birlikte uygulama örneklerinin paylaşılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Deneysel Uygulama, Eski Türk Kültürü Mitolojisi, Kanatlı Hayvan, Seramik Kanatlı Hayvan Örnekleri, Seramik, Tulpar.

Hayvan figürleriKanatlı hayvanlarMotifler+3
Alina Öznur İnal Sert
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

18. yy. Kütahya çini motifleri'nin suluboya tekniği ile yorumlanması

Bu araştırma 18.yy. Kütahya çini form ve motiflerinin suluboya resim tekniği ile uygulamalarını ve plastik açıdan analizlerini içermektedir. Tarihsel süreç içinde Kütahya çini ve motiflerinin gelişimi ve 18.yy. Kütahya çinilerinin kullanım alanları incelenmiştir. Günümüze yaklaşıldıkça Kütahya çini formlarının hala kullanıldığı ve formlardaki yapılan değişikliklerle birlikte günümüzde de aynı ilgiyi gördüğü gözlenir. Kütahya çini motiflerinin kumaş baskısı, ebru sanatı, takı işlemeciliği sanatı, tezhip sanatı, resim sanatı birçok alanda kullanıldığı görülmektedir. Günümüzde form ve motiflerin üzerinde yapılan değişiklik arayışları hala devam etmektedir. Suluboya tekniği ile çini boyama tekniği arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Buradan yola çıkarak 18.yy. Kütahya çini form ve motifleri, on adet suluboya ile kâğıt üzerine ve beş adet çini boyası kullanılarak çini karo üzerine suluboya tekniği uygulanarak yorumlanmıştır. Bu araştırma çini motiflerinin ve formlarının suluboya tekniğine uygun olarak suluboya kâğıdı ve çini karo üzerine uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: 18.yy. Kütahya Çini Motifleri, Kütahya Çini Motifleri, Kütahya Çini Sanatı, Natürmort, Suluboya Resim Tekniği

18. yüzyılKütahya çinileriMotifler+3
Esra Kokurcan İssi
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Fuat Gürel'in klasik çini motiflerinin sagar pişirimi ile yorumlanması

Bu araştırma; 14.yy. sonlarından günümüze kadar Türk sanatına eşsiz eser, örnek ve teknikler vererek önemli gelişimini kanıtlayan Kütahya çiniciliğinin günümüzde geldiği noktaya değinilmiştir. Bunun yanı sıra; sanatlarını icra ettikleri dönemde önemli işler yapmış ve sanata değer katan, değerli sanatçıların günümüzde adlarından, eserlerinden ve ülkemizde sanatı önemli yerlere taşıyan unutulmaya yüz tutmuş sanatçıların güncel tutulması ve sanat alanında ön planda olmaları sanatın geleceği için önemlidir. Bu araştırma da çini zanaatkâr ustası Ahmet Fuat Gürel'in klasik çini sanatını, günümüzde çoğu sanatçı tarafından kullanılan sagar pişirim tekniği ile sentezlenip, farklı bir bakış açısı ile geleneksel ve modern sanatın özgün yorumlarını tek bir bünyede toplamayı amaçlamıştır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle seramik sanatının tanımı yapılmış daha sonrasında alternatif pişirim teknikleri ele alınıp sagar pişirim tekniğinin tarihsel süreci, yapım aşamaları, teknik bilgiler hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, çininin tarihsel sürecine genel bir bakış yapılmış olmakla birlikte klasik Kütahya çinilerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde, Ahmet Fuat Gürel'in hayatı, eğitim hayatı, çalışma prensibi, sanat yaşamı ve eserleri anlatılmıştır. Dördüncü bölümde uygulama bölümüdür. Bu bölümde, Ahmet Fuat Gürel'in klasik çinilerinin özgün desen, motiflerin sagar uygulanmış özgün tasarımlı formlara işlenip üçüncü bir pişirim için sırlanıp geleneksel ve modern iki teknik bir arada uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: 14.yy. Kütahya Çinileri, Ahmet Fuat Gürel, Klasik Çini, Kütahya Klasik Çiniciliği, Sagar Pişirim Tekniği

FırınlamaGürel, Ahmet FuatKütahya çinileri+5
Dilan Uğurgöl Karakaya
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seramikte doku: Venus Flytrap bitkisinin A/r/tografi yöntemi ile incelenmesi

A/r/tografi yöntemi ile incelenen Venus Flytrap bitkisi, gerçekleştirdiği yaşamsal işlevlerde birçok dokunun ve duygunun gözlemlenmesine olanak sağlamıştır. Çalışma sürecinde hedeflenen görsel ve dokunsal dokuların seramik yüzeyde yansıtılması ve seçilen A/r/tografi yöntemi ile bitki hakkında edinilen bilgilerin uygulama bölümünde okuyucuya aktarılması gerçekleştirilmiştir. "Seramikte Doku: Venus Flytrap Bitkisinin A/r/tografi Yöntemi ile İncelenmesi" isimli çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Seramik ve doku adı verilen birinci bölümde; seramik tanım ve tarihçesi açıklanmış, doğanın sanat ile ilişkisine değinilmiştir. Seramikte doku kavramının incelenmesi için; dokunun tanım ve çeşitlerine yer verilmiştir. Seramikte doku kullanan sanatçılardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde kullanılan a/r/tografi yöntemi ele alınmış ve a/r/tografi araştırmacısının kimlikleri hakkında bilgilere yer verilmiştir. Sanat temelli araştırma yöntemi olan a/r/tografi yönteminin kullanıldığı çalışmalardan örnekler verilerek desteklenmiştir. Üçüncü bölümde ise; A/r/tografi yöntemi ile incelenen Venus flytrap bitkisi hakkında bilgi verilmiştir ve doku kavramı bağlamında gerçekleştirilmiş özgün uygulamalar çalışmaya dâhil edilmiştir.

A/r/tografiBitkilerDoku+3
Merve Demirdöven
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürlerarası etkileşim bağlamında Troyan ve Kınık seramik kültürünün karşılaştırılması

Kültür'ün çok farklı tanımları bulunmaktadır. Uluslararası etkileşimler farklı kültürlerin birbirleriyle harmanlanmasını ve kültürlerarası etkileşimin oluşumunu sağlamaktadır. Kültürel etkileşimlerin yaşanmasını sağlayan savaş, göç ve ticaret toplumların geleneklerinin, inançlarının, zanaatsal ve sanatsal çalışmalarının birbirleri ile etkileşim halinde olmalarını sağlamaktadır. Bulgaristan'ın bir dağ kasabası olan Troyan'ın, eski zamanlarda göç yolu üzerinde bulunan bir durak olduğu ve savaşlardan kaçanların buraya sığındığı bilinmektedir. Troyan, bulunduğu coğrafi konum itibariyle seramik hammadde rezervi açışından zengin olanaklara sahiptir. Bu nedenle seramik üretiminde çömlekçilik tercih edilmekte ve nesilden nesille aktarılmaktadır. Çömlekçilerin, işlerin yüzeylerine yaptığı özgün akıtma dekorları ile bu sanatı tüm dünyaya tanıttığı bilinmektedir. Bulgaristan'da yaşayan Türk topluluklarının savaştan kaçarak Anadolu'ya göç edenleri akıtma dekorunun Kınık bölgesine taşınmasını sağlamış ve bu tekniğin Kınık'a ait bir dekorlama özelliği olarak tanınmasını sağlamışlardır. Bu çalışmanın ilk bölümünde kültür kavramı, kültürlerarası etkileşimin tanımları, nedenleri ve etkileşimler sayesinde gelişerek ilerleyen seramik sanatı incelenmiştir. Tezin ikinci kısmında ise Bulgaristan tarihi, sanatı ve seramikleri ile tüm dünyaya tanınmış Troyan şehrinin akıtma dekorları, bu özel sanatın gelişmesi ve ilerlemesi incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Kınık çömlekçiliğinin gelişmesi, Bulgaristan'dan göç eden Şakir Ağa'nın akıtma dekorunu ülkemize getirmesi ve bu dekor tekniğinin geçmişten günümüze kullanılması incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Troyan ve Kınık seramik kültürünün karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Tezin son yani beşinci bölümünde ise kişisel uygulamalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, Kınık Akıtma Dekoru, Kültür, Seramik Kültürü, Troyan Akıtma Dekoru

AstarBulgaristanHammadde+2
Suna Paşaoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ambalaj yüzeylerindeki imgelerle içerisindeki ürünün tüketiciyi yanıltma problemlerine ilişkin alan araştırması

Erken insanlık dönemlerindeki atalarımız toprağı işlemiş, alet yapmayı ve kullanmayı öğrenmiş, ihtiyaçlarını karşılayabilecek derecede de ambalaj kullanmışlardır. Eski dönemlerdeki ambalajlar, sadece içinde sakladığı ürünü korumak maksadıyla kullanılmıştır. Bu ambalajlar hasır sepetler, deriler, amforalar ve seramik kaplardan oluşmakta idi. İnsanoğlunun evrimi ile ambalajın evrimi arasında bir paralellik söz konusudur. Ambalajın temel işlevi ürünü korumak olsa da tüketicinin dikkatini çekmek ana görevidir. Günümüzde market raflarında birbirine benzeyen pek çok ambalaj tasarımı mevcuttur. Ambalajın, tüketici dikkatini çekip alma isteği uyandırabilmesi için her açıdan çekici, güzel ve diğerlerinden farklı özgün bir tasarıma sahip olması gerekmektedir. Geçmişten günümüze değişen hedef kitlenin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda teknolojinin de getirdiği yenilikler karşısında ambalaj tasarımlarında değişimler yaşanmıştır. Bir ambalaj tasarlanırken rakipleri ve toplumu unutmadan hedef kitle için olumlu ve olumsuz yönlerinin farkında olarak bir tasarım oluşturulmalıdır. Tüketiciyi yanıltan ve abartılı anlatımlardan kaynaklı olarak doğru bilgilendirmeme, tüketicinin duygularıyla oynama gibi imgesel sorunlar tüketiciyi olumsuz etkilemektedir. Bu sorunlara çözüm olarak, ürün ile görsellerin birbirlerine zıt düşmeyecek şekilde tüketiciye sunulması ve aynı zamanda da reklam yasalarına uygun tasarımların yapılması tüketici için önem arz etmektedir.

Ebru Armutcı
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uşak kilimlerinde kullanılan motiflerin seramik bünye üzerine hediyelik eşya olarak uygulanması

Anadolu'da kültürün gelişiminde kilimin çok önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Kilim, insanlık tarihinin derin köklerine dayanan ve el sanatları arasında özel bir yere sahip olan tekstil ürünüdür. Özellikle Türklerin gelişim sürecinde, 13. Yüzyıldan itibaren kilim dokumacılığını benimsemeleri, kilim sanatının Türk kültüründe özel bir yer edinmesini sağlamıştır. Kilimler, Türklerin sanatsal ve kültürel birikiminin önemli bir yansıması olarak kabul edilmektedir. Kilim motifleri estetik kaygılar taşımasının yanında renk ve çeşitleri ile seramik çalışmalar üzerinde geleneksel Türk sanatlarını yansıtmıştır. Tez kapsamında Uşak kilim motiflerini iki ve üç boyutlu tasarımlarla seramik bünyeler üzerine uyarlayarak günümüzde daha çok kullanışlı hediyelik eşyalar olarak uygulanırlığını somut objelerle paylaşılması düşünülmüştür. Uşak kültürünü yansıtan kilim motiflerinin günlük yaşamda seramik bünye üzerine uygulanması sonucunda hediyelik eşya olarak geleneksel sanatın disiplinler arası yansıtılması açısından önemli görülmüştür. Uşak kilimlerinde ki motiflerin günümüz seramik sanatına aktarılarak seramik yüzeylere uygulanması, Uşak gelirine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Modern seramik sanatı aracılığıyla Uşak kilim motiflerinden esinlenerek üretilecek seramiklerin kuşaktan kuşağa aktarılması, kültürel değerlerin gelecek nesillere taşınması Geleneksel - Kültürel değerlerin yaşatılması düşünülmektedir. Bu araştırmada geleneksel Uşak kilim motiflerinin seramik sanatıyla birleşerek Uşak'a olan katkısı araştırılmış, sonuçları ile sanatın Uşak'ın gelirine yeni bir öneri olarak sunulması amaçlanmıştır.

Elvan Besrek
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seramik duvar karolarında tasarım ve işlev ilişkisi

Tasarım kavramı, ilk çağlardan bu yana insanlığın ihtiyaçlarına çözümler üreterek, insanlığın gelişmesine fayda sağlayan katkılarıyla her alanda varlığını göstermektedir. Seramik malzeme antik dönemlerden günümüze kadar insanlığın kullanımında varlığını sürdürmüş en önemli işlevsel tasarım malzemesidir. Günlük hayatta birçok alan ve disiplinde tasarım ve işlev kavramlarının izleri görülmektedir. Seramik malzeme, günümüzde iç ve dış mekânların yüzey kaplamasından sağlık gereçlerine, süs eşyalarından sanat alanına ulaşan birçok disiplinde kullanılmaktadır. Karolar, neme karşı dirençleri, dayanıklılıkları ve hijyenik özelliklerinin beraberinde estetik özellikleriyle de işlevsellik sergilemektedir. Tüm bu özellikleriyle evlerde, kamusal alanlarda ve ticari alanlarda geniş bir kullanım alanına sahiptirler. Tasarım ve işlev kavramıyla ele alınan bu araştırma, seramik duvar karoları ve tasarımlarındaki işlevselliğin odağında incelenerek, yeni tasarım uygulamaları ile oluşturulmuştur. Seramik duvar karoları tasarımlarının işlevsel yönlerini vurgulayan bu çalışma, tasarımın ve estetiğin kullanım deneyimindeki etkisini incelemektedir. Ayrıca, çalışma da birçok tasarımcının ve sanatçının, seramik duvar karosu tasarımlarına sınırları zorlayarak farklı bir bakış açısı getirdikleri örnekler tespit edilerek incelenmiştir. Bu örneklerden alınan ilham ile yeni tasarım çalışmaları üzerine uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İşlev, İşlevsel Karo Tasarımları, İşlevsel Tasarım, Seramik Duvar Karoları, Tasarım

Duvar karosuSeramiklerTasarım+1
Zümrüt Yeşil
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş seramik sanatında çocuk figürü ve kişisel uygulamalar

İnsanlık tarihi kadar eski olan sanatta çocuk kavramı; her dönem farklı olarak ele alınmıştır. Çocuğun modern toplumun yaşam koşullarına göre gerçekleştirdiği evrimler sanat yoluyla gözlemlenmiştir. Sanatta çocuk imgesini ele alırken, çocuğun gelişim süreci, sosyal ve tarihsel dönem bilgilerine de yer verilmiştir. Çocuk çağlar boyunca küçük yetişkinler olarak kabul edilip, en ağır ve kötü şartlarda çalışmaya zorlanırken Rönesans ve Aydınlanma Dönemi ile çocuk kavramı ortaya çıkmıştır. Çocuğun değerli, sevgiye ve korunmaya muhtaç olduğu anlaşılmıştır. Rönesans ile birlikte tüm sanat dallarında da çocuğa yönelik değişimlerin ortaya çıktığı gözlenmiştir. Bu araştırma, 21. yüzyılda Çağdaş Seramik Sanatında seramik sanatçılarının özellikle çocuk üzerine yaptığı eserlere dikkat çekmiştir. Çocukların doğdukları andan itibaren yaşadığı anları, doğal hallerini, mutluluklarını, hüzünlerini, şiddete ve istismara uğradıkları yaşamlarının her birine değinen sanatçılar, dünyaya çocuğun ve çocukluğun ne kadar değerli olduğunu göstermeleri incelenmiş ve bağlamda seramik uygulamalar yapılmıştır.

Nurgin Çetin Almalı
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilecik Bozüyük bölgesi feldispat ve granit hammaddelerinin seramik bünyede kullanım olanaklarının araştırılması

İnsanın var olduğu tarihten itibaren doğal taşlar önemli bir yere sahip olmuştur. Bununla birlikte seramik de doğal taşlar gibi insanoğlunun hayatında gün geçtikçe varlığını arttırarak sürdürmektedir. Seramik üretimi günden güne yelpazesini genişletmekte ve ihtiyaç duyduğu hammadde kaynakları da artmaktadır. Jeolojik faktörlere bağlı olarak sürekli homojen ve kaliteli hammadde üretiminin zorluğu kaçınılamazdır. Son yıllarda ülkemizde seramik ve cam sanayinde kullanılan hammaddelerin niteliklerinin artırılması için zenginleştirme tesisleri kurulmakta ve azalan hammadde kaynaklarına alternatif olarak farklı hammadde arayışları içine girilmektedir. Bu hammaddelerden birkaçı da de doğallar taş olan granit ve feldispat kayaçlarıdır. Türkiye'de endüstri ve sanatsal seramik üretiminde kullanılmak üzere birçok mineral ve kayaç yataklarının varlığı bilinmektedir. Bunlardan bazıları rezervini yitirmekte, bazıları ise sektörlere hizmet etmek amacıyla işletme haline getirilerek kullanıma açılmaktadır. Seramik sektöründe önemli bir yere sahip olan feldispat ve granit hammaddeleri son dönemde daha fazla araştırma konusu olarak ele alınmaktadır. Bu araştırma da Bilecik ili Bozüyük bölgesinden temin edilen feldispat ve granit hammaddelerinin seramik bünye içerisinde ki etkilerini görmek ve kullanılabilirliğini araştırmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda doğadan kayaç olarak elde edilen inşaat sektöründe kum olarak değerlendirilen Bozüyük bölgesi granit ve feldispat hammaddelerinin, seramik üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması, seramik bünye içerisine ikili sistem reçete bileşimleri oluşturularak 1050 - 1120 ve 1200oC'de denemeleri yapılmıştır. Ayrıca yaş yöntemle şekillenme de kullanılmak üzere 1050 - 1120 ve 1200oC'de seramik bünye araştırmaları yapılmıştır ve sanatsal çalışmalarda uygunluğu denenmiştir. Seramik bünye araştırmalarında Bilecik-Bozüyük Bölgesi Feldispat ve Granit'i kullanılarak yöresel hammadde kullanımının öneminin arttırılması hedeflenmiştir.

Eyüp Dağdelen
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üç boyutlu yazıcılarda renklendirilmiş seramik çamuru kullanımı ve uygulamaları

Seramik şekillendirmede kullanılan teknikler, başlangıçta oldukça ilkel yöntemlerle biçimlendirilen seramik çamurundan günümüze kadar gelişerek çeşitlenen ihtiyaçlara cevap veren yenilikçi teknikler haline gelmiştir. Bu bağlamda, üç boyutlu yazıcı teknolojisi, seramik üretiminde farklı bir yaklaşım sunarak geleneksel yöntemleri hem tamamlayıcı bir rol oynamaktadır. Özellikle, renklendirilmiş seramik çamuruyla entegrasyonu, bu teknolojinin sunduğu olanakları daha da genişletmektedir. Üç boyutlu yazıcılar, seramik çamurun katmanlar halinde hassas bir biçimde şekillendirilmesine olanak tanırken, renklendirilmiş çamurların kullanımı, estetik açıdan zengin ve özgün tasarımlar yaratma imkanı sunmaktadır. Çalışmada, üç boyutlu yazıcılarda kullanılan renklendirilmiş çamurun kullanılabilirliğini artırmak amacıyla uygun malzeme formülasyonları oluşturulmuş ve bu pigmentlerin çamur ile olan etkileşimleri, yüzeyde oluşturduğu dokular detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu çalışma, renklendirilmiş seramik çamurunun üç boyutlu baskı süreçlerine uyumunu, tasarım aşamasından üretime kadar kapsamlı bir şekilde incelemiş; elde edilen sonuçlar, seramik malzemenin dijital üretimde daha verimli ve estetik bir şekilde kullanılmasına dair önemli veriler sunmaktadır.

Aybüke Çil
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etkileşimli sanat bağlamında seramik ve kişisel uygulamalar

1960'lı yıllar ve sonrasında sanat biçimlerinde değişim başlamış ve bu değişimle beraber sanat-sanat eseri ve izleyici kavramı değişmiştir. 1990'lı yıllardan sonra ise; artık tam anlamıyla sanatçı-sanat eseri ve izleyici kavramının var olduğu ve bununla birlikte daha aktif olarak bir izleyicinin varoluşu, sanatçının izleyici ile sanat eseri aracılığıyla iletişim kuruşu, eserlerin izleniminin pasif durumdan aktif duruma geçişinin gerçekleştiği bir dönem ortaya çıkmıştır. İzleyicinin aktif katılımıyla değişen sanat eserlerine bakışın, izleyicinin sanat eserine dahil olmasını ve onu farklı bir bakış açısıyla deneyimleyebilmesini ve onunla etkileşimini sağladığı söylenebilir. Bu çalışmada, sanat seramiğinin biçimden biçime farklılıklar göstermesi, örnekler üzerinden incelenerek ortaya çıkan boşluğun nasıl bir şekle dönüştüğü ve kurgulandığı konusunda çözümlemelerin yapılması amaçlanmaktadır. Çalışmada öncelikle, etkileşimli sanat ile yapılan tarihi ve bilimsel çalışmalara ek olarak belirli örnekler üzerinden etkileşimli sanata örnek verilebilecek sanatçıların eserlerine ve konunun tarihsel gelişimi ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. Ardından, konunun etkileşimi dikkate alındığında yer verilecek sanatçı ve eser konusunda literatür çalışmaları ile sergiler incelenip anlatılmıştır. Sanatçıların eserlerinden oluşturulan örnekler, sanat eseri ve izleyici arasındaki bağ üzerinden değerlendirilmiş, sanatçıların eserlerinin etkileşim bağlamındaki farklılıkları ortaya konmaya çalışılmıştır. Son olarak bu bağlamda kişisel seramik uygulamalar yapılmıştır.

Selen Gültekin
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marmara Bölgesi'ndeki çömlekçilik merkezlerinin araştırılması

Çömlekçilik, Anadolu'da köklü bir tarihe sahip olmakla birlikte her medeniyetin kendine has özellikleri ile gelişerek günümüze kadar gelmiştir. İnsanoğlunun besinlerini saklama, pişirme vb. ihtiyaçlarını karşılamak amaçlı başlayan üretim, zamanla ticari amaçlı yapılan bir zanaat halini almış usta çırak ilişkisi ile günümüze kadar gelmiş en eski kültür miraslarımızdandır. Bu çalışmanın amacı, Marmara Bölgesi'ndeki çömlekçilik merkezlerini tespit etmek, üretimde kullanılan hammaddeleri, üretim süreçlerini ve güncel durumuyla ilgili bilgileri belgelemektir. Ayrıca bazı üretim merkezlerinde çömlekçiliğin yeniden canlanması adına yapılan kültürel ve sosyo-ekonomik çalışmalar da ele alınarak örneklem oluşturulmuştur. Tez çalışması kapsamında yapılan literatür taraması sonucu tespit edilen çömlekçilik merkezlerindeki ilgili kişiler ile iletişime geçilerek alan araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Alan araştırması sonucunda 13 merkezde çömlek üretiminin olduğu ve bu merkezlerden 7'sinde üretim yapıldığı tespit edilmiştir. Yapılan bu araştırmalarda elde edinilen tüm bilgeler belgelenmiş ve bu çalışmada sunulmuştur. Marmara Bölgesi'ndeki çömlekçilik merkezlerini kapsayan araştırma sonucu, köyden kente göçlerin çoğalması, seri üretim alanlarının genişlemesi ve birçok sebebi de beraberinde getirdiği sorunlardan dolayı bazı üretim merkezlerinde üretimin bittiği tespit edilmiştir. Son dönemlerde doğaya olan ilginin artmasından kaynaklı devam eden üretim merkezilerinin rağbet görmeye başladığı gözlemlenmiş ancak istihdam sağlanamadığından bu merkezlerinde yok olma tehlikesi yaşadığı tespit edilmiştir.

Marmara bölgesiSanatkarlarSeramik sanatı+3
Elif Akbulut
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Hissizleşme" ve "Yaşamdaşlık" kavramlarının çağdaş sanattaki yansımaları

Günümüzde, insan davranış biçimleri ve sorumluluk bilinçleri, bilimin gelişimi doğrultusunda her açıdan incelendiğinde, mutlak bir veya birden çok nedene dayandırılmaktadır. Kültürlerin oluşumuna ve gelişimine derinden etki eden küresel ve toplumsal olayların insan davranış biçimleri üzerindeki etkisi ile bu etkinin sanat tarihindeki yansımaları yadsınamaz derecede büyüktür. Küresel ve toplumsal olayların yarattığı "hissizleşme" de günümüzde acil bir toplumsal sorun olarak ortaya çıkmaktadır. "Hissizleşme" ile toplumsal sorumluluk giderek azalmaktadır ve toplumda sosyal kopuşa, kayıtsızlğa aynı zamanda ilgisizliğe yol açmaktadır. Yaşadığımız güncel durumlardaki deneyimlerimiz, her zamankinden fazla dayanışma ve birlikte hareket etmeyi gerektirmesine karşın "hissizleşme" bu dayanışmaya ket vurmaktadır. Tez kapsamında, literatüre "uluslararası bir travma" olarak kazınan Birinci Dünya Savaşı'nın psikolojik, nörolojik, biyolojik, sosyolojik açıları doğrultusunda, insanlığa akabinde toplumsal bilince nasıl etki ettiği ve "hissizleşme" duygusunun hangi noktada oluşup günümüze kadar aktarıldığı araştırılmıştır. Araştırmaya öncelikli olarak "hissizleşme" kavramının her açıdan algılanıp anlaşılması için, "hissizleşme" ile ilintili olan "duygu kavramlarının" etimolojileri ile bir sözlük yapısı şeklinde başlanmıştır. Oluşturulan bu yapı ile "hissizleşme" kavramı ile duygu durumlarının hangi açılarda bağ kurduğu araştırılmış ve açıklanmıştır. Sonrasında küresel ve toplumsal olayların "hissizleşme" üzerine etkileri araştırılmış ve Birinci Dünya Savaşı'nda askerlerin yaşadığı "bomba şoku" üzerinden açıklanmıştır. Savaşın yıkıcı etkilerinin yaşandığı dönemlerin günümüze kadar nasıl aktarıldığı, aktarılırken bu etkilerin günümüzde yaşanan şoklar ile katlanarak nasıl devam ettiği ve şokların sonucunda oluşan "hissizleşme"nin insan davranış biçimlerinde ve sorumluluk bilincinde nasıl bir rol oynadığı psikolojik, nörolojik, sosyolojik ve felsefi açıları ile incelenmiştir. Akabinde küresel ve toplumsal olaylar ile tarih boyunca süregelen, günümüzde ise kitle iletişim araçları ile toplumsal bilince etki eden şokların sanat tarihindeki yansımaları ele alınmıştır. Tüm bu araştırma süreçleri sonucunda, "hissedebilir olma"nın gerekliliği açıklanmış ve her dönemde yaşanan şokların getirisi olan "hissizleşme"ye iyileştirici bir yön olarak, yeni kültür önerisi olan "yaşamdaşlık" kültürü sunulmuştur. Tez kapsamında "hissedebilir olma" gerekliliği araştırmalar ile ifade edilmiş, sonrasında görüşleri "yaşamdaşlık" kültürü ile ilintili olan çağdaş sanatçıların eserleri ile örneklendirmeler doğrultusunda sanat aracılığı ile görünür hale getirilmiştir. Tezin son bölümünde yer alan kişisel uygulamalar ile araştırma kapsamında sentezlenen fikir, görüş ve öneriler ortaya konmuştur.

Davranış biçimleriHissizleşmeModern sanat+2
Ayşe Serpil Kurt
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antik Mısır pastası çamurlarının üretim yöntemlerinin geliştirilmesi ve form uygulamaları

Keşfi M.Ö. 5000 li yıllara uzanan mısır pastası; kuvars ağırlıklı, genellikle mavi renkli, kendinden sırlı seramik bünyelerdir. İlk üretim yeri Mısır olduğu bilinmekte; coğrafi konumu sebebi ile Doğu Akdeniz'ekıyısı olan bölge civarında üretimine rastlanmaktadır. En iyi gelişimini Mısır'da tamamladığından ismini bölgeden almakta bu sebeple tez kapsamında mısır pastasının tarihsel gelişimi Mısır bölgesi ile sınırlandırılarak ele alınmaktadır. Bölgede yapılan arkeolojik kazılar sonucunda mezarlardan farklı niteliklerde mısır pastası buluntular elde edilmiş ve Antik Mısır döneminde hayatın her alanında kullanıldığına ulaşılmıştır. Çok yönlü kullanımları birçok üretimin gerçekleşmesine ve farklı üretim biçimlerinin keşfedilmesine yol açmıştır. Günümüze gelindiğinde ise Antik dönem buluntuları üzerine yapılan araştırmalar sonucunda farklı teknolojik veriler elde edilmiştir. Tez kapsamında mısır pastası terminolojisi incelenerek Antik Mısır döneminden günümüze kadar olan süreçte mısır pastası teknolojisi araştırılmış ve elde edilen veriler ışığında uygulamalar yapılmıştır. Tezin uygulamalar bölümünde ilk reçeteler oluşturularak serbest, kalıp yöntemleri kullanılarak şekillendirilmiş ve fırça, kakma, rölyef dekor yöntemleri kullanılarak dekor uygulamaları yapılmıştır. Tüm uygulamalardan sonra şekillendirme ve dekor teknikleri birleştirilerek heykel uygulamalarında kullanılmışlardır. Yapılan uygulamalar kapsamında olumlu olumsuz tüm veriler değerlendirilerek doküman haline getirilmiştir. Sonuç olarak reçete denemelerinin kuruma aşamasında çiçeklenme yöntemi ile yüzeyde sır oluşturup 930 oC sıcaklıkta gelişen mısır pastası bünyeleri elde edilmiştir. Tez uygulamalarında asıl amacı oluşturan reçeteler ile hazırlanan çamur büyük boyutlu heykel çalışmalarına olanak sağlayan nitelikte geliştirilmiş ve olumlu sonuçlara varılmıştır.

Antik ÇağHeykelMısır+6
Nurgül Acıbal
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekirdağ yöresi üzüm cibresi külünün seramik sırlarında kullanım olanaklarının araştırılması ve uygulamaları

Neolitik çağlardan günümüze kadar gelebilen seramik, işlevselliği ve estetik değerleriyle birçok kültürü geleceğe taşımış ve bulundukları dönemin tüm özelliklerini yansıtmıştır. Yüzyıllar boyunca insanlar seramik kapların dayanıklılığı ve dekoratif unsurları için çeşitli malzeme ve tekniklerden yararlanmışlardır. Seramikler pişirim teknolojilerinin ilerlemesi ile dış etkenlere karşı direncini arttırmıştır. İlerleyen teknoloji ile seramik sırları da gelişim göstermiştir. Seramik tarihinin bilinen ilk sırı tesadüf sonucu bulunan doğal kül sırlarıdır. Kül sırı, odun yakıtlı fırınlarda ve ilkel pişirimler sırasında odun külünün çömleklerin üzerine tutunarak erimesi sonucu ortaya çıkan ilkel ve akışkan doğal sırlardır. Kül sırları bulundukları bünye ile birleştiklerin de artistik doku ve renkler oluşturmalarıyla birçok sanatçının ilgi odağı olmuştur. Araştırmanın kapsamında Tekirdağ bölgesinde yetişen üzüm bağlarından elde edilen şarap fabrikaları gezilerek, üzüm cibre atığının kül sırı reçetelerinde hammadde olarak kullanılabilirliği araştırılarak atık malzemelerin tekrar kullanımı açısından önemlidir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kül sırlarının tanımı ve tarihi gelişiminden bahsedilmiştir. İkinci bölümde Tekirdağ yöresinde yetişen üzümler ve şarap atığı olan üzüm cibresinin üretiminden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise üzüm cibresi külü analizleri doğrultusunda alkali ve borlu ergiticilerle artan ve eksilen oranlarda denemeler yapılmış olumlu sonuçlanan reçeteler seramik formlar üzerlerinde denenmiştir.

Kül sırlarıSeramik sırlarıSeramikler+2
Lütfiye Güre
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş seramik sanatında travmatik duyguların kadın bedeniyle temsil edilişi

Temsil, soyut bir kavramın forma bürünmesidir. Durum, sezgi ya da düşüncenin temsil edilişi, o olguyu ifade etme yöntemidir. Ataerkil toplumlar, kadın kimliğini belli bir çerçevede tutarak kalıplaşmış kadın temsillerini benimsemişlerdir (kadınlık görevi, anne olmak gibi). 20. yüzyıla kadar, kadınlara kamusal ve özel alanlarda uygulanan baskı, yaşam alanlarının kısıtlanması ve erkeklerle kadınlara verilen hakların eşit olmaması üzerine yerleşen bir düzen vardır. Bu çalışmada feminist hareketle beraber bu düzeni bozmak için kadın hakları savunucuları ile verilen çabadan bahsedilmektedir. Sanat alanında kadın erkek eşitliğinin olmaması, müzelere kadın sanatçıların eserlerinin dahil edilmemesi ve kadın sanatçıların eserlerinin görmezden gelinmesi gibi olumsuz davranışlar sergilenmektedir. Kadınların özel ve kamusal alanlarda yok sayılmamasına yönelik gösterilen çaba karşılığını bulmaktadır. Bu araştırmada kadınların kişisel ve sosyokültürel olarak yaşadıkları baskı, şiddet, dışlanma, sosyal hayattan kopuşların yarattığı travmalar ve bu travmaların sanata yansımaları ele alınmaktadır. Travma; kişinin yaşadığı veya tanık olduğu etmenlerin psikolojik ve duygusal olarak atlatamadığı boyutlarda onu yaralayan, yoran duygu yoğunluğudur. Travmanın sanat üzerindeki yeri araştırılarak sanatın travma üzerindeki iyileştirici etkisi sorgulanmış, travmaları sanat yoluyla ifade ederek duyguların açıklanabilirliği ve travmaların hafifletilebilirliği gözlemlenmiştir. Toplumsal, fiziksel ve psikolojik travmaların kişi üzerinde barındırdığı duygu durumu ve acının temsili olarak sanatla ifade edilişi ele alınmıştır. Sanatçıların eserlerinde gözlemlenen travmatik duygular incelenmiş, eserler yorumlanarak travmayla bağlantıları kurulmuştur. Yaşanan travmaların yansıması sonucunda, travmatik duyguları eserlerde somutlaştırarak görünür kılmak amaçlanmıştır.

FeminizmKadın bedeniModern sanat+6
Elvin Cömertpay
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta geçicilik kavramı bağlamında pişmemiş seramik çamurunun kullanımı

Yirminci yüzyılın değişen ideolojileriyle çeşitlenen sanat hareketleri, düşündüren ve sorgulatan bakış açısıyla sanat terminolojisine yeni kavramlar kazandırmıştır. Sınırlı bir zaman aralığını veya biçimin değişim sürecini içeren geçicilik de bu kavramlardan biridir. Çağdaş sanat platformlarında farklı disiplinlerde geçicilik hem sanatın biçimciliğine hem de sanatın metalaşmasına tepki olarak yapıtın kalıcı ve geçici konumu üzerinden eleştirel bir bakış açısıyla ele alınır. Geçiciliğin ifade edildiği çalışmalarda sergileme yöntemi anlık, kısa süreli olarak planlanmakta veya malzemenin doğal ya da yapay koşulların etkisiyle fiziksel dönüşüm göstermesi üzerine bir anlatı sunulmaktadır. Günlük yaşamın vazgeçilmez malzemesi olan seramik, kolay şekillendirilmesi gibi birçok teknik ve karakteristik özellikleriyle birlikte çağdaş sanatçılar tarafından tercih edilmektedir. Özellikle çamur malzemenin sürece bağlı olarak doğal ortamında uğradığı fiziksel değişim geçici durumların yorumlanmasında kullanılmaktadır. Pişmemiş seramik çamurunun dayanıklı ve buna bağlı olarak kalıcı olmaması, geçicilik kavramlarının anlatılmasında güçlü bir sanatsal ifade aracı olarak sıklıkla tercih edilmesini sağlamaktadır. Tez kapsamında pişmemiş seramik çamurunun geçicilik bağlamında çağdaş sanatta kullanım alanları incelenerek değerlendirilmiş ve konuyla ilgili sanatsal uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda öncelikle geçiciliğin ilişkili olduğu zaman kavramı tanımlanmıştır sonrasında çağdaş sanatın gelişimi, geçici sanat yapıtları üzerinden aktarılıp seramik çamurunun geçicilik ile bağlantısı kurulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geçicilik, Zaman, Çağdaş Sanat, Seramik, Pişmemiş Çamur

Vildan Yentürk
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikotik sanat ve modern avangardın etkileşimi

Psikotik sanatın doğuşu "delilik" kavramının bir hastalık statüsünü konarak incelenmesiyle başlamaktadır. 19. yüzyılın sonlarına doğru sanatın terapi amacıyla kullanılmasıyla hasta resimlerinden oluşan koleksiyonlar da ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu koleksiyonlardan en ses getiren psikiyatr Hans Prinzhorn'a aittir. Prinzhorn Koleksiyonu dönemin "yaratıcı hastalık" tartışmalarının odağı olmuştur. 20. yüzyıl başında Birinci Dünya Savaşının yıkıcı etkileri ve sanayileşmenin getirdiği yükselen sınıfsal kutuplaşmalar, kültürel farklılıklar ve sanatın Avrupa'da burjuva sınıfının tekelinde bulunması, bir yatırım aracına dönüşerek metalaşmasına karşın bir grup Avangard sanatçı da Dada hareketini başlatarak sanat karşıtı bir tavır sergilemişlerdir. Bu dönem Avangard sanatçıların yeni arayışlar içinde olmaları ilgilerini bu hasta resimlerinden oluşan koleksiyonlara çevirmelerine sebep olmuştur. Bu dönem Andre Breton ve Salvador Dali gibi sanatçılar Sigmund Freud'la tanışmış, psikanalitik kuramın "bilinçdışı" kavramına ve onu açığa çıkaran "serbest çağrışım" yöntemlerine yönelmişlerdir. Sanatta bilinçdışına yapılan bu yönelişlerin sonucunda psikotik sanatla modern dönemin Avangard sanatçılarının eserlerinde benzer unsurlar dikkat çekmeye başlamıştır. Bu dönem ortaya çıkan yeni denemeler, eserlerin biçimsel açıdan benzerlikleri, yüzyılın kültürel ortamı ve toplumsal dinamikleriyle avangardın karşı kutbu olan Konstrüktivizm ve Bauhaus ekolünün de dahil edildiği bir tartışma ortamı içinde ele alınmıştır. Psikotik sanata yansıyan biçimsel özelliklerin arkasındaki bilişsel yapı, yaratım süreçleri odağında psikanalitik açıdan araştırılmıştır. Sanatın terapilerdeki işlevine, bütünleştirici ve onarıcı rolüne yer verişmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma çalışması kapsamında "psikotik sanat" kavramı kuramsal açıdan ele alınarak tartışma konusu olan sanatsal değeri, Avangard akımlarla olan etkileşimine yer verilerek yeni bir yorum katmak amaçlanmıştır.

AvangardBilinçdışıPsikotik bozukluklar+1
Burcu Balta
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Giyilebilir sanat bağlamında seramik kadın kıyafetlerinin araştırılması ve tasarım uygulamaları

1960'larda moda alanında, estetik ve sanatsal ifade özgürlüğü gelişerek giyilebilir sanat kavramı ortaya çıkmıştır. Giyilebilir olarak tasarlanan sanat nesnesi, bedeni bir tablo gibi kullanmakta, dokunulmaz olan sanatı dokunulur kılarak sanat ve moda alanına farklı bir bakış açısıyla katkı sağlamaktadır. Giyilebilir sanat kavramında konu dâhilinde her türlü malzeme ile bir arada çalışılabilmektedir. Bu malzemelerden biri olan seramik, plastik yapısı sayesinde istenilen şeklin verilebildiği ve pişirildikten sonra daha dayanıklı hale geldiğinden giyilebilir sanat alanında kullanılmaktadır. Giyilebilir seramik ilk başlarda aksesuar üretimiyle başlamış olsa da kıyafet, ayakkabı olarak da üretildiği gözlemlenmiştir. Giyilebilir seramik kıyafet üretimi oldukça yeni bir alandır ve sözü edilen alanda ülkemizde az sayıda sanatçının çalıştığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada ilk insanlardan günümüze kadar geçen süreçte kadın kıyafetleri araştırılmıştır. Moda kavramı içerisinde yer alan giyilebilir sanat ve seramik malzemesi kullanılarak yapılan kıyafetler hakkında bilgilere yer verilmiştir. Bu bağlamda tez kapsamında, giyilebilir seramik olarak tasarlanan ve üretilen kadın kıyafetlerin kullanımına yönelik bir moda oluşturarak, moda alanı ile seramik sanatı arasında bağ kurup disiplinler arası çalışma yapılması amaçlanmıştır. Tasarımlardan hareketle üretilen çalışmalarda dikiş, ip, örgü gibi malzeme ve teknikler kullanarak bağ ve düğüm unsurlarını kavramlaştırarak anlatım güçlendirilmeye çalışılmıştır. Giyilebilir seramik olarak üretilen kadın kıyafetlerinde seramiğin kırılganlığını ve ağırlığını, kumaşın hafif ve kıvrımlı yapısının zıtlıklarıyla buluşturulmaya çalışılmıştır. Tasarım ve seramik uygulamaları sonucunda, "Elinin Çamuruyla…" başlıklı kişisel sergi düzenlenmiş ve seramik kadın kıyafetleri canlı, cansız manken eşliğinde sergilenmiştir. Sergi görselleriyle gelecekte benzer alanda çalışma yapacak olan araştırmacılara bu çalışmanın kaynak sağlayacağı düşünülmektedir.

Giyilebilir sanatGiyimKadın giysileri+2
Gülşen Mutlu
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seramik üretim süreçlerinin sürdürülebilirlik kapsamında incelenmesi ve dönüşümünün imkânları

Bu tez seramiğin; kaynağından çıkarılmasından ürün haline geldiği süreçteki aşamaların sürdürülebilirlik kapsamında objektif araştırma bakış açısıyla tartışmasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda tez madencilik faaliyetlerinden başlayarak akabinde seramik sektörünün karbon ayak izi, atık yönetimi, sorumlu üretim faaliyetlerini sürdürülebilirlik kavramı kapsamında incelemesi olacaktır. Çevresel bozulmalara karşı sürdürülebilir tavır geliştiren ve emsal teşkil edecek seramik sanat çalışma örneklerini araştırmak olacaktır. Seramik malzemenin tasarımı kapsamında çevresel bozulmalara karşı sürdürülebilir işlevsel ürün uygulamalarının neler olduğunu ortaya çıkartarak yaratıcı fikirlerin yaygınlaşmasını sağlamaktır. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde araştırmaya somut katkılar sağlayacağı düşünülen sürdürülebilir seramik atölye çalışmalarına yer verilerek bilgi paylaşımı yapılmıştır. Bu başlığın devamında bireysel seramik üretimi yapan atölye sahipleri ile konu mercek altına alınmıştır. Araştırmanın beşinci bölümünde denizyıldızı hikâyesinden esinlenerek korkutucu düzeni lehimize çevirmek için yürütülen minik özverili cesaret adımlarını anlatacaktır. Araştırmanın emsal teşkil etmesi açısından seramiğin üretim süreçlerinin sürdürülebilir uygulamalarının kontrol ve denetiminin yeterli seviyede olup olmadığını ortaya koymaktır. Bireysel seramik atölyelerin sürdürülebilir uygulamalar kapsamında eğitimlerle desteklenerek denetime tabii tutulması hususunda kuralların koyularak işlevsellik kazanmasının önemini vurgulanmış, bunun yanında seramik eğitimi veren üniversitelerin ve okulların sürdürülebilir seramik uygulamaları alışkanlıklarının kazandırılmasını amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır.

Meryem Cineviz
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Porselen sofra eşyası üretiminde karşılaşılan deformasyonlar ve giderilme önerileri

Porselen sofra eşyaları, sert, gözeneksiz ve yarı-saydam bünye yapılarıyla seramik endüstrisinin bir parçasıdır. Porselen sektöründe kaliteli ürün çeşitliliğinin artmasını sağlamak ve maliyetleri düşürmek ekonomik yönden öncelikli ve önemlidir. Porselen sofra eşyası üretiminin her aşamasında bir den çok sebebe bağlı olarak farklı türde deformasyonlar görülmektedir. Bu deformasyonların nedenlerini bilerek üretim sürecini planlamak veya giderilme çalışmalarını gerçekleştirmek, ürün kalitesinin ve üretim kapasitesinin artmasını böylelikle maliyetlerin düşürülmesini sağlayan en önemli faktörlerin başında gelir. Deformasyonlu ürünlerin fazla olması kaliteyi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle porselen sofra eşyası üretiminde karşılaşılan deformasyonlar ve giderilme önerileri bu araştırmanın genel konusunu oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, literatür taraması yapılmış, porselen sofra eşyası tasarımı ve üretimi yapan fabrika belirlenerek alanında uzman kişilerle röportajlar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, aynı fabrikada porselen ürünlerin uygulamaları yapılarak deformasyonları tespit edilmiş ve giderilme çalışmaları ürünler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasının birinci bölümünde porselenin tanımı, tarihçesi ve sofra eşyası üretim yöntemlerine değinilmiştir. İkinci bölümde, belirlenmiş olan ürün çeşitleri üzerinden deformasyonların nedenleri ve etkenleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise, söz konusu ürünlerde oluşan deformasyonlar tespit edilmiş, bu deformasyonların giderilmesi sağlanmış ve son olarak ISO 9001 standartlarına uygun ürün uygulamaları yapılmıştır. Porselen sofra eşyası sektöründe ürün geliştirme ve deformasyon önleme konularında yeterli yazılı kaynak olmadığı için bu tezin akademik literatüre ve endüstriyel seramik eğitimine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Diğer bir yönden ise tez çalışması ile Üniversite ve sanayi arasındaki bağların güçlendirilmesine katkı sağlanmıştır.

DeformasyonPorselenPorselen endüstrisi+3
Gizem Özkan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hiperrealizmin seramik sanatına yansımaları

20. yüzyılın en önemli sanat akımlarından birisi olan Hiperrealizm, Amerika da ortaya çıkıp, Avrupa ya doğru yayılmıştır. Bu akımın Fransız terminolojisindeki ismi hiperrealizm iken Süper Realizm ve Foto-realizm olarak da isimlendirilmiştir. Hiperrealizm; figür ve nesnelerin sanatın çeşitli alanlarında aşırı gerçekçi bir ifadesi olarak tanımlanır. Amerika da doğan Soyut Dışavurumculuk akımının peşinden 1960'lı yıllarda Pop Sanat akımı etkisini göstermektedir. 1960'lı yılların sonlarında Pop Sanat akımı ile beraber hiperrealizm akımı da doğmuştur. Sanat tarihi boyunca etkisini hiç kaybetmeyen realizm, sonunda 'hiperrealizm' ismi ile yeni bir kimlik ile sanat akımları içinde yerini almıştır. Bu akım, foto gerçekçilik adıyla resim sanatındaki yansımalar ile başlayıp, daha sonra heykel ve seramik gibi diğer plastik sanat dallarında da yer edinmeye başlamıştır. Hiperrealizm sanat akımının seramik, resim ve heykel sanatında karşılığı Fransızca bir kelime olan, Trompe L'oeil ismi ile bilinir. Trompe L'oeil, göz ile aldatmak, bir çeşit algıda yanılsama sanatı olarak tanımlanmaktadır. Trompe l'oeil; izleyicinin ilk bakışta imgeyi, temsil ettiği şeyin kendisi olduğunu sanmasıdır. Etkileyici bir aldatma sanatı olan Trompe l'oeil; sanat içeriği amaçlanmaksızın, biçimde gerçeklik izlenimi vermeyi hedefleyen sanat anlayışıdır. Trompe l'oeil; Hiperrealizm ile benzer sanat kriterlerine ve özellliklerine sahiptir. Ancak seramik malzemenin kendine has teknik bilgi ve avantajlarını ifade etmesi açısından benzer özellikler gösterdiği diğer sanat akımlarından ayrılmaktadır. İlk örnekleri Amerika'da pop sanat akımı ile aynı dönemde ortaya çıkan bu akımın etkisi ile gerçeğinin aynısını yansıtmak için seramik formlar üretilmeye başlanmıştır. Seramik sanatı, Trompe l'oeil ile birlikte hem biçimsel hem de teknik açıdan yeni bir anlatım diline kavuşarak günümüze kadar süregelen ve günden güne daha da yaygınlaşmaya başlayan yenilikçi bir tavır sergilemiştir. Bu çalışmanın amacı Hiperrealizm akımının Trompe l'oeil bağlamında çağdaş seramik sanatındaki etkilerini araştırmaktır.

HiperrealizmSanatSanat akımları+2
Fatma Doğan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aztek uygarlığına ait ölüm düdüklerinin araştırılması ve seramik uygulamaları

Aztek halkının, 14. yüzyıllarda günümüz Meksika'nın kuzeyinde yer alan Nayarit eyaletinden geldiği sanılmaktadır. Uzun süren göçlerin ve savaşların ardından yerleşik hayata geçebilmişlerdir. Aztekler, sazlıklardan oluşan evlerle başlayan yeni yaşamlarına yüz yıllık bir zaman diliminde geliştirerek Tenochtitlanı başkent haline getirmişlerdir. Aztek halkı için büyük öneme sahip olan dinleri, sanatta ve mimari de gelişelerini sağlamıştır. Aztek uygarlığı Meksika bölgesindeki en dindar yerli halk olarak bilinmektedir. Çok tanrılı inançlarının temelinde yıldızlar ve gökyüzü yatmaktadır. Zamanla diğer yerli halklarla olan etkileşimleri kültürlerini ve dinlerini zenginleştirmişlerdir. Tanrılarına ve dinlerine olan bağlılıkları birçok alanda olduğu gibi müzik kültüründe de etkisini göstermiş hem dini ritüelleri için hem de savaş alanında kullanmak için çeşitli çalgılar geliştirmişlerdir. Bu çalgılar arasında dikkat çeken ve adını tanrılarından alan ölüm düdüklerinin yapısal incelemeleri, ses frekans aralıkları, üretim biçimi araştırılmış ve uygulanmıştır. Bu uygulamalar doğrultusunda ölüm düdüklerinin üretile bilirliği gözlemlenmiştir. Orijinal seramik ölüm düdüklerinin kil özellikleri, nasıl biçimlendirildikleri, hangi ortamlarda kaç derecede pişirildiği ile ilgili her hangi bir kayıt bulunmamaktadır. Aerofon grubunda yer alan kafatası biçimli seramik düdüklerinin geç keşfedilmesiyle birlikte kullanım alanları hakkında bir çok savlar yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında Aztekli zanaatkârların seramik ve ses ilişkisini büyük bir ustalıkla geliştirdikleri ölüm düdükleri hakkında araştırma yapacak araştırmacılara kaynak oluşturmak amaçlanmıştır.

AzteklerMüzikMüzik aletleri+3
Zerrin Kılıç
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kocaeli ili yöre killeri ve astar sır araştırmaları

Seramik malzemenin ana bileşeni olan killer, neolitik çağdan günümüze değin görsel veya işlevsel amaçlarla kullanılmış, geliştirilmiş ve seramik alanındaki kullanım alanları çeşitlendirilmiştir. Killer ile hazırlanan astarlar tarihsel süreçte incelendiğinde dünyanın hemen her bölgesinde farklı yöntem ve tekniklerle uygulandığı anlaşılmaktadır. Günümüzde de astar sır araştırmalarının farklı teknik ve uygulama yöntemleriyle geliştirilmeye devam ettiği görülmektedir. Yerel kil yataklarından kolay temin edilebilen, genellikle düşük pekişme sıcaklığına sahip ve yapısında önemli miktarda demir oksit bulunan killer ile hazırlanan astar sırların ilk örnekleri tarihsel olarak Çin'de daha sonra Amerika'da görülmüştür. Bileşiminin büyük bir kısmı killerden oluşan astar sırlar kullanıldıklarında seramik yüzeylere estetik değer kazandırırken aynı zamanda ekonomik ve kolay uygulanabilir olmalarından dolayı avantajlar sağlamaktadır. Bu nedenle günümüzde pek çok araştırmacının ve sanatçının ilgisini çekmektedir. Tez kapsamında astarın ve astar sırların tarihsel süreci araştırılmış, astar sır uygulamalarından çeşitli örnekler verilmiştir. Kocaeli ilinde bulunan, düşük pekişme sıcaklığına sahip dört farklı kil çeşidi kullanılarak, artan oranlarda eklenen ergiticiler ile astar sır reçeteleri oluşturulup, 1200 ºC'de pişirilmiştir. Deney sonuçları raporlanarak yüzey görünüm özellillerine göre değerlendirilerek tablolaştırılmıştır.

AstarKilKocaeli+3
Güner Sülün
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Olivin mineralinin seramik sırlarında kullanım olanaklarının araştırılması ve uygulamaları

Ülkemizde ve dünyada önemli sayıda Olivin rezervleri mevcuttur. Dünyanın en büyük Olivin yatağına sahip olan Norveç üretimde de ilk sıradadır. 1930'lu yıllarda Norveç'te Olivinden refrakter tuğla üretilmiştir. Olivinin, refrakter, demir-çelik ve döküm, elektrikli ısıtıcı üretimi ayrıca tren raylarında denge malzemesi ve bina, köprü vb. yapılarda aşındırıcı olarak, çevre teknolojileri, tarım ve kuyumculuk gibi birçok alanda kullanıldığı bilinmektedir. Tez kapsamında Olivin mineralinin madenciliği, özellikleri, rezervleri ve kullanım alanları araştırılmıştır. Olivinin kimyasal analizinde bulunan ve sır reçetelerinde kullanılan hammaddeler açıklanmıştır. Tezin uygulamalar kısmında ise Olivin mineralinin kimyasal yapısında bulunan oksitlerle, seramik sırlarının üretiminde kullanılan oksitlerin ortak olması sebebi ile artistik seramik sırlarında kullanılabilme amacı ile deneyler yapılmıştır. Öncelikli olarak deneylerde kullanılacak hammaddeler belirlenerek üçlü diyagram düzenekleri kurgulanmıştır. Kurgulanan diyagramların yüzde harmanları oluşturulmuş ve seger reçetelerine göre sır deneyleri uygulanmıştır. Sır pişirimleri 1150°C'de yapılmıştır. Deney sonuçlarından elde edilen veriler doğrultusunda Olivinin seramik sırlarının fiziksel görünüm özelliklerine göre sınıflandırılarak tablolaştırılmıştır.

OlivinSeramik sanatıSeramik sırları+1
Beyza Turan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş seramik sanatında hayvan figürü betimlemeleri ve seramik uygulamalar

İnsanlar ve hayvanlar geçmiş dönemlerden günümüze kadar yaşamlarını birlikte sürdürmeye devam etmektedirler. İnsanoğlunun hayvanla olan ilişkisi zaman zaman bir dostluğa dayanırken bazen de hayvanlar avlanarak besin kaynağı olarak tüketilmiştir. Sanatın ortaya çıkışı ile birlikte, geçmiş çağlardan günümüze insanların sanata aktarmak için en çok tercih ettikleri konunun hayvanlar olduğu görülmektedir. Mağara duvarlarına yapılan resimlerde ve heykellerde de hayvanların varlığının baskınlığı hissedilmektedir. Hayvan figürleri bazen bir amfora ya da bir çanak üzerine yapılmış bezemeler şeklinde, bezen de üç boyutlu bir figüratif heykel olarak karşımıza çıkmaktadır. Çağdaş seramik sanatında ise hayvan figürünün kullanımı uzunca bir geçmişe sahiptir. Seramiğin buradaki yeri incelendiğinde artık bir heykel olarak evrildiği görülür. İlk zamanlar sadece kullanım eşyası, daha sonra endüstriyel ürünler ve hediyelik eşya olarak gerçekleşen üretim, günümüzde endüstriyel kısmının yanında artık sanatsal bir boyut kazanmıştır. Yapılmış olan çalışmalarda sanatçının her zaman izleyiciye iletmek istediği bir mesaj bulunmaktadır. Bazı sanatçılar bu mesajı iletirken hayvan figürlerini kullanmayı tercih etmişlerdir. Sanatçıların bir kısmı bu figürleri realist bir şekilde uygulamayı tercih ederken bir kısmı hayvan anatomisine çok bağlı kalmadan çalışmakta bir kısmı da insan ve hayvanı birleştirerek çalışmalarına farklı bir yorum getirmişlerdir. Bu tez çalışmasında tarihsel süreç içerisinde hayvan figürünün kullanımı ile ilgili kapsamlı bir literatür taraması yapılmış, ulaşılan bilgiler doğrultusunda hayvan figürü kullanımının yeri ve önemi tarihsel örnekler üzerinden aktarılmaya çalışılmıştır. Hayvan figürü çalışan çağdaş seramik sanatçılarından örnekler sunulmuştur. Son bölümde ise ilk çağlardan itibaren hayvan ve insanın aynı yaşam alanlarını paylaşması, günümüzde bazı hayvanların evcilleştirilip insanlaştırılması ve hayvan doğasına aykırı davranış biçimleri uygulamalar kısmının konusunu oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler Seramik, Hayvan, Figür, Seramik Hayvan Figürü

Hayvan figürleriHayvanlarModern sanat+1
Büşra Gümüş
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mozaik tekniği ve uygulamalar

İnsanlar yerleşik düzene geçtikten sonra, içinde bulunduğu mekânı güzelleştirme isteği günümüzde kadar devam etmiştir. İnsanlar temel ihtiyaçlardan sonra içinde yaşadığı ortama güzellik katmaya başlamıştır. Bu estetik dokunuşların içinde yer alan mozaik tekniği geçmişten gelen geleneksel alt yapısıyla günümüz teknolojisi, fikirleri ve becerilerinin gelişmesiyle hala kamusal, özel, iç ve dış mekân, dinsel mekân fark etmeksizin kullanılabilen bir tekniktir. Günümüze kadar ulaşabilmiş modern yapısını bozulmadan koruyabilmiş nadir sanat dalları arasındadır. Tek başına anlam ifade etmeyen küçük parçaların yan yana kullanımıyla ortaya çıkan bu teknik mozaik olarak isimlendirilir. Mozaik tekniğinin tek bir malzemesinin olmaması mozaik sanatçılarına sınırsız özgürlük hakkı tanımaktadır. Antik çağlarda sadece doğada bulunan malzemelerle oluşturulabiliyorken günümüzde seramik, cam, mermer, ahşap, kâğıt ve kumaş başta olmak üzere birçok malzeme kullanılarak oluşturulabilir. Mozaik tekniğinin genel anlamda kullanım alanları düz zemin üzerine oluşturulan resimsel anlatım biçimidir. Çağdaş sanat sonrasında üç boyutlu mozaik eserler hızla üretilmeye devam etmektedir. Seramik mozaiklerin sıkça tercih edilesinin başlıca sebepleri ise tüm koşullarda diğer mozaiklere göre daha uzun ömürlü olması ve kullanım kolaylığı sağlamasıdır. Bu araştırmada; mozaik tekniğinin gelişim serüveni içerisinde, üç boyutlu seramik mozaiklerin üretime uygun hale getirilmesi, mozaik tekniğiyle çalışma prensiplerine uygun çalışmaların yapılması ve yüzyıllardır günümüze kadar gelen bu teknik farklı uygulama teknikleriyle ele alınacaktır.

Mozaik tekniğiSeramik sanatıÜç boyutlu malzemeler
Betül Küplemez
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00