
821
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Ev ve sanayi tipi Gediz tarhanasının depolama sırasında bazı besin değerlerindeki değişimlerin incelenmesi
Bu araştırmada +4 ℃ de 9 ay boyunca depolanan ev tipi Gediz tarhanası (ETGT) ve sanayi tipi Gediz tarhanasının (STGT) besin içeriğindeki değişimler incelenmiştir. Üretim yöntemleri farklı olan bu tarhanaların pH, kuru madde, asitlik, yağ asidi, protein, mineral ve vitamin içeriği depolama boyunca (9 ay) değişiklik göstermiştir. İnceleme sonucu Gediz tarhanalarının depolama sonunda pH ve kuru madde içeriğinin ortalama değerleri değişime uğramamıştır. ETGT rutubet oranı STGT den daha düşük çıkmıştır. STGT nin pH değeri düşük çıkmıştır, raf ömrü açısından ETGT den üstün olduğu tespit edilmiştir. Asitlik derecesi ise ortalama % 6 oranında yükselmiştir. Her iki tarhana tipinin de asitlik dereceleri benzer bulunmuştur. Demir (Fe) ve Çinko (Zn) içeriği depolama sonunda belirgin olarak kayba uğramıştır. Bunun sebebinin tarhana üretim aşamalarından olan kurutma kaynaklı ısı, ışık ve oksijen ile mineral ve vitaminlerin teması sonucu zarar görmesinden kaynaklı tespit edilmiştir. Vitamin içeriği de depolama sonunda her iki tip tarhanada da ciddi oranda kayba uğramıştır. Vitamin içeriği bakımından STGT' nin, ETGT' den üstün olduğu tespit edilmiştir. Protein içeriğinde belirgin değişiklik görülmemiştir. ETGT' nin depolama sonunda toplam protein içeriği daha düşük çıkmıştır. Dolayısıyla depolama sonunda STGT proteince daha zengindir. Yağ asitleri içeriğinde ise doymuş yağ asitleri yüzdesi depolama boyunca ortalama % 6,5 artış gösterirken tekli doymamış yağ asitlerinde aynı oranda azalış bulunmuştur.
Endüstriyel tesislerdeki yanıcı, parlayıcı kimyasal sıvıların atmosfer patlamalarının (ATEX) teorik ve uygulamalı olarak hesap edilerek önlemlerinin belirlenmesi
Ülkemize sürekli istihdam sağlayan öncü sektörlerinden; Metal, Doğalgaz, petrol ve kömür madenleri, gibi birden fazla istihdamın sürekli arttığı sektörlerde çalışanların bilgi düzeyinin değişkenlik göstermesi, alınan önlemlere ve prosedürlere uyulmaması beraberinde birçok ölümlü iş kazası meydana getirmektedir. İşverenin de yeterli önlemleri almaması sonucunda günlük yapılan çalışmalarda, bakım-onarımlarda (sızıntı şeklindeki gazlar, yanıcı parlayıcı kimyasal buharı veya petrolün buharı gibi nedenlerle) veya yanıcı, parlayıcı kimyasalların kullanıldığı, depolandığı, sınırlandırıldığı tüm proseslerde patlayıcı ortam oluşma ihtimali yüksektir. Bu çalışmada İş sağlığı ve Güvenliği kapsamında tüm endüstriyel sektörlerde mevcut şartlarda meydana gelmemiş atmosfer patlaması (ATEX), işletme şartlarının değiştiği ve bozulması ile meydana gelebilecek riskleri göz önüne alınarak uluslararası standartlar kapsamında tehlikeli alan hesapları teorik ve pratik hesaplama yapılarak alınması gereken önlemler belirlenecektir. Bu amaçla 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, TS EN 60079 standardı, ATEX direktifleri ve uluslararası standartlar çerçevesinde alınması gereken aksiyonların belirlenmesi için 5x5 matris risk değerlendirme metodolojisi ve modelleme programı kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: ATEX, Atmosfer patlamaları, Patlayıcı ortam, Patlamadan Korunma Dokümanı
Tersanelerde meydana gelen atmosfer patlamalarının teorik ve uygulamalı olarak incelenmesi ve patlamadan korunma önlemlerinin alınması
Ülkemizde üretimin sürekli olduğu, birçok kişiye iş imkânı tanıyan ve ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayan sanayi kollarından birisi olan tersaneler incelenmiştir. Gemi inşaa, bakım-onarım işlerinde, büyük enerji ve iş gücüne ihtiyaç bulunmaktadır. Bu sebeple çalışanların sayılarında ciddi oranda artış olmuştur. Bu artış ile birlikte çalışanların bilgi düzeyi, yapılan işlerin yanı sıra tersanelerde karşılaşılacak tehlikeler ile alınması gereken tedbirler konusunda bilgi düzeylerinde ciddi değişkenlik görülmektedir. Bu durumun sonucunda da tersanelerde yaşanan iş kazaları ve meslek hastalıkları artış görülmektedir. Özellikle yanlış yapılacak veya alınan kararlar sonucu tersane içerisinde yangın, patlama vb. olaylar yaşanabilmektedir. Bu çalışmada İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında tersaneler saha çalışmaları sırasında karşılaşılan kimyasal risklerin belirlenmesi ve tespit edilen risklerin doğru şekilde düzelticiönleyici faaliyetler yapılması amacı ile Yalova başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nde bulunan tersanelerde karşılaşılan riskler ve tehlikeler incelenmiştir. Bu amaçla EN 60079-10-1:2015 standardı baz alınarak patlayıcı ortamları belirleme için hesaplanmalar ve mevcut riskler ile alınması gereken tedbirlerin tablo halinde belirlenmesi için 5 x 5 Matris Yöntemi Risk Değerlendirmesi kullanılmıştır.
Seramik karolarda ısıl konfor ve enerji analizi
Seramik karolar yapılarda kaplama elemanı olarak sıkça kullanılmaktadır. Üstün özelliklerine rağmen seramik karoya dokunulduğunda soğuk bir yüzey olarak hissedilir. Bu tez çalışmasında seramik karoların ısıl dokunma konforu incelenmiştir. Bu amaçla dokunma sırasında gerçekleşen ısı geçişi için enerji çözümlemesi yapılmıştır. Bu çözümleme ile dokunma sırasında oluşan yüzey sıcaklığı hesaplanmıştır. Yüzey sıcaklığı hesaplanırken ısıl atalet olgusunun nasıl katkı sağladığı açıklanmıştır. Dokunma konforunun incelenmesi için insan vücudunun sıcaklıkla olan etkileşimi araştırılmıştır. İnsan derisinin yapısı ve sıcaklığı hissetme mekanizması gösterilmiştir. Isıl konforun temel şartları incelenmiş ve insan vücudu için kritik sıcaklıklar gösterilmiştir. Seramik karonun ısıl dokunma konforunun artırılması için bir ionomer malzeme ile kaplanabileceği değerlendirilmiştir. Buna göre 9 mm kalınlığındaki seramik karo 0,25 mm kalınlığındaki Surlyn® 1706 malzeme ile kaplanmıştır. Böylece seramik karonun ısıl ataleti % 4 oranında azaltılmıştır. Kaplanmış seramik karoya dokunulması sırasında oluşan yüzey sıcaklığı hesaplanmış, böylece ısıl konforunun ne kadar arttığı incelenmiştir. Böylece insanların günlük hayatta sıkça dokunduğu bu yapı elemanının ısıl konforu değerlendirilmiştir. Bununla beraber seramik karo dışında kullanılan diğer yapı elemanlarının ısıl dokunma konforunun hesaplanması için temel bir çalışma ortaya konulmuştur.
Uyku apnesinde EEG verilerinin spektral analizi
Uyku apnesi insan yaşamını etkileyen önemli uyku hastalıklarından biridir. Uykuda solunum durması olarak kendini gösteren bu hastalık kişinin uyku kalitesini düşürmektedir. Kişinin sosyal hayatını etkileyen bu hastalığın erken teşhis ile tedavisi mümkündür. Bu çalışmanın amacı uyku apnesi anındaki elektroensefalografi (EEG) sinyalleri incelenerek spektral analizini yapmaktır. Bu çalışmada (PSG) kayıtları kullanılmıştır. Polisomnografi kayıtları içerisinde bulunan elektroensefalografi sinyallerine sinyal işleme teknikleri uygulanarak spektral entropi değişimleri gözlenmiştir. Sinyallerin ilk olarak Hızlı Fourier Dönüşümü yöntemiyle spektral güç yoğunlukları elde edilmiş ve daha sonra spektral entropileri hesaplanmıştır. Bu değerler incelendiğinde apneye girme anında entropinin minimum seviyelere düştüğü gözlenmiştir. Çıkan sonuçlar daha önce hekimler tarafından belirlenen apne başlangıç süreleri ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucu olarak entropinin minimum seviyelere düştüğü zamanların apne başlangıcına denk geldiği gözlenmiştir.
Bitki doku kültürü uygulamalarındaki sterilizasyon prosedürlerinde nanopartiküllerin kullanımı
Bitki doku kültürü uygulamaları in vitro steril koşullarda yapılmaktadır. Kültür ortamlarının biyolojik olarak kirlenmeden oluşturulması ve aseptik olarak korunması önemlidir. Kültür ortamındaki mikrobiyal kontaminasyonlar bitkilerin yeterli beslenme ve gelişimlerini engelleyerek deneysel sonuçları etkileyebilir. Kontaminasyonlar çoğunlukla eksplantların yüzeylerinde bulunan mikroorganizmalardır. Bu nedenle eksplantların kültür işlemleri öncesinde sterilizasyon işlemlerinden geçirilmeleri gerekmektedir. Bu amaçla her geçen gün bitkiye toksik etki göstermeyecek, etkili sterilantların keşfine ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda, nanomalzemeler özellikle Nanosilver [NS], tıp ve çevre alanlarında antimikrobiyal bir madde olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Nepeta cataria L. tohumlarının steril olarak in vitro koşullarda çimlendirilmesi için yüzey sterilizasyonu işlemlerinde gümüş nanopartiküllerin (Ag NP) kullanım potansiyeli araştırılmıştır. Bitkinin tohumlarına uygulanacak olan en uygun konsantrasyon ve sürenin belirlenmesi amacıyla, üç (960 ml, 1300 ml ,1600 ml ) farklı konsantrasyon ve üç (5 dk, 10 dk, 15 dk) farklı süre denenmiştir. Yapılan uygulamalar sonucunda en düşük kontaminasyon, 3 dk. %70'lik etil alkolde, ardından 20 dk, 1980 ml konsantrasyonda Ag NP solüsyonunda bekletilen tohumlarda elde edilmiştir. Elde edilen bitkiciklerde herhangi bir toksisite semptomu gözlenmemiştir. Sonuçlar, in vitro steril bitkilerin elde edilmesi için Ag NP lerin kullanılabileceğini bizlere sunmaktadır.
Sübstitüe pirazol-4-karbaldehitin yeni akridin türevlerinin sentezi ve karakterizasyonu
Akridin, sentetik bir halka sistemine sahip olup, boya ve bazı değerli ilaçların sentezinde kullanılan yapay bir moleküldür. Pirazol ise, beş üyeli heterosiklik bir halka sisteminden oluşmaktadır. Literatürde, pirazol halkası içeren bileşiklerin önemli bir biyolojik aktivite potansiyeline sahip olduğuna dair çok sayıda çalışma rapor edilmiştir. Bu çalışmada, çeşitli biyolojik aktivite potansiyeline sahip olabilecek, yeni tasarlanmış pirazol-akridin bileşiklerinin sentezi ve karakterizasyonları amaçlandı. Bunun için başlangıç bileşiğimiz olan 3-(4-nitrofenil)-1-fenil-1H-pirazol-4-karbaldehit bileşiği literatüre göre sentezlendi. Elde edilen bu bileşik ise, 5,5-dimetilsiklohekzan-1,3-dion (β-diketon) ve çeşitli aromatik aminlerle halkalandırılarak farklı biyolojik aktif gruplar içeren yeni pirazol-akridin türevleri elde edildi. Sentezi gerçekleştirilen tüm bileşiklerin yapıları, FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR ve Kütle gibi çeşitli spektroskopik yöntemlerden yararlanılarak aydınlatıldı.
Sınırlı bir alanda ses kaynağı yönünün deneysel veriler kullanılarak yapay sinir ağı ile tahmin edilmesi
Bu çalışmada, normal koşullar altında daha önceden belirlenmiş ve bir metre karelik alandan alınmış ses seviyesi değerleri kullanılarak, ses kaynağının belli bir uzaklığa göre yönünün bulunması amaçlanmıştır. Sabit genlikte ve frekansta yayın yapan bir ses kaynağı kullanılarak, tertiplenen uygun ortam için, sürekli ilgili ortamı dinleyerek ve verileri kaydederek, yön tayinindeki ilişki incelenmeye çalışılmış ve o alan için bir "konum-ses seviyesi" ilişkisi ortaya konulmuştur. Sistemin fiziksel gerçekliği, ses seviyesi ölçerlerin kaynağa olan uzaklığından meydana gelen ses gücü seviyesi düşmelerine dayanmaktadır. Ses kaynağının, ses seviyesi ölçerlere olan açısı değiştikçe, alınan sistem verilerindeki değişim ve bu değişimle kaynağın yönü arasındaki ilişkisi incelenmiştir. Sistemde beş adet desibel metre kullanılmış ve mesafe, ses seviyesi, ortam gürültüsü, ses kaynağı açısı gibi veriler alınmıştır. Bu veriler kullanılarak, sistemde tanımlanan dört bölge için çeşitli açılarda doğrusallık incelenmiştir. Elde edilen doğrusallık parametreleri ile ortamda başka bir konum için alınan değerler birlikte işleme tâbî tutulduğunda kaynak açısının doğru bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Alınan veriler, MATLAB' de yapay sinir ağına tabii tutularak, ses kaynağının bulunduğu bölgenin ve açının tahmin edilmesi sağlanmıştır. Ayrıca doğrusallık incelemesinde elde edilen yön verisi ile yapay sinir ağından alınan yön verisi arasında karşılaştırma yapılmıştır. Tahmin için, geri yayılımlı ileri beslemeli (feed-forward back propagation) gizli katmanında 8 nöron olan yapay sinir ağı yapısı kullanılmıştır. Sonuçlar ve sonuçlar arasındaki ilişkiler grafikler ile ifade edilmiştir.
Sülfosalisilik asit türev komplekslerinin karbonik anhidraz izoenzimleri üzerinde inhibisyon etkilerinin incelenmesi
Karbonik anhidrazlar (CA) (E.C 4.2.1.1.) canlılarda karbondikoksit ile suyun, bikarbonat ve hidrojene geri dönüşümü reaksiyonlarını tersinir olarak katalizlenmesini sağlayan enzim ailesidir. Toplamda 16 adet izoenzimi bulunan CA metaloenzimi aktif merkezinde çinko iyonu içermektedir. CA I, CA II ve CA IV türleri insan göz dokusunda bulunmaktadır. Karbonik anhidraz inhibitörleri göz içi sıvı akışını azaltarak göz sıvı basıncının düşürülmesini sağlar ve glokom hastalığının tedavisinde kullanılırlar. Bu çalışmada, glokom tedavisi için aday, yeni sentezlenen sülfosalisalik asit türevi bileşiklerin karbonik anhidraz izoenzimleri olan hCA I ve hCA II üzerindeki inhibisyon etkileri in vitro olarak araştırılmıştır.
Yapay sinir ağları ve farklı tahmin yöntemleri ile uzun dönem yük tahmini: Zonguldak örneği
Bu tezde Zonguldak ilinin elektrik enerjisi yük tahmini, Regresyon, Geri Yayılımlı Yapay Sinir Ağları (GYYSA) ve Radyal Tabanlı Yapay Sinir Ağları (RTYSA) gibi yöntemlerle üç yıllık dönem için yapılmıştır. Tahmin yöntemlerinde geliştirilen tüm modellerde bağımsız değişken olarak; sıcaklık, nüfus, kısmen biten veya ilave edilen yapıların toplam metrekaresi, kişi başına gayri safi yurt içi hasıla, madencilik ve taş ocakçılığı iş kolunda çalışan sayısı, kişi başına toplam elektrik tüketimi (kWh) gibi değerler kullanılmıştır. Bu kapsamda, yıllık olarak 6 ve aylık olarak ise 2 farklı model olmak üzere toplamda 8 farklı model kurularak analiz yapılmıştır. Regresyon analizinde, tüm modellerde çoklu ve basit doğrusal regresyon yöntemleri ile 2007-2017 yılları arasındaki değerler seçilmiştir. GYYSA yönteminde, MATLAB programında oluşturulan modellerde eğitim verisi olarak 2007-2017 yılları arasındaki değerlerin %70'lik kısımları rasgele olarak seçilerek kullanılmıştır. GYYSA'nda bir veya iki gizli katman kullanılmıştır. RTYSA yönteminde ise, MATLAB programında oluşturulan modellerde eğitim verileri olarak 2007-2017 yılları arasındaki değerlerin %70 kısımları kullanılmıştır. Eğitilen modellerde tahmin performans modeli olarak R2 (karesel hata) yöntemi kullanılmıştır. Tahmin yöntemleri ile bulunan üç yıllık enerji tüketimi tahmini verileri kendi aralarında karşılaştırılmıştır. Bunun sonucunda en yüksek R² değeri olan 0,9983 değerine RTYSA ile MHY1 modeli ile en iyi tahmin sonucuna ulaşılmıştır.