Malatya Turgut Özal University
Institute

Institute of Graduate Studies

Malatya Turgut Özal University

226

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarında manevi yönelimin hastalık algısı ve anksiyeteye etkisi

Bu araştırma, hemodiyaliz tedavisi alan kronik böbrek yetmezliği hastalarında manevi yönelimin hastalık algısı ve anksiyete üzerindeki etkisini ve bu ilişkide hastalık algısının aracılık rolünü incelemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı desende gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi hemodiyaliz ünitesinde en az altı aydır tedavi gören, alınma ölçütlerini karşılayan ve katılmayı kabul eden 121 yetişkin hastayla yürütülmüştür. Veriler yüz yüze görüşme tekniğiyle Kişisel Tanıtım Formu, Manevi Yönelim Ölçeği, Kısa Hastalık Algısı Ölçeği ve Durumluk Anksiyete Ölçeği (STAI-I) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, t-testi, varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve Baron-Kenny ile Hayes ölçütleri temelinde bootstrap yöntemli aracılık analizi kullanılmıştır. Hastaların manevi yönelim düzeyleri orta yüksek (85,37±22,97), hastalık algısı orta düzeyde tehdit edici (39,59±12,55) ve anksiyete düzeyleri orta düzeyde (40,81±11,17) bulunmuştur. Manevi yönelim ile hastalık algısı (r=-0,483; p<0,01) ve anksiyete (r=-0,417; p<0,01) arasında negatif yönlü anlamlı, hastalık algısı ile anksiyete arasında ise pozitif yönlü güçlü bir ilişki (r=0,704; p<0,01) saptanmıştır. Aracılık analizinde, manevi yönelimin anksiyete üzerindeki doğrudan etkisinin modele hastalık algısı eklendiğinde anlamsızlaştığı (p=0,181), dolaylı etkinin ise anlamlılığını koruduğu (β=-0,317; %95 GA [-0,417, -0,219]) belirlenmiş; böylece hastalık algısının bu ilişkide tam aracılık rolü üstlendiği kanıtlanmıştır. Modelin anksiyetedeki açıklanan varyansı, hastalık algısının eklenmesiyle %17,4'ten %50,4'e yükselmiştir. Sonuç olarak manevi yönelim, anksiyeteyi doğrudan değil, hastalık algısı üzerinden dolaylı yoldan azaltmaktadır. Manevi yönelimi yüksek olan hastalar hastalıklarını daha az tehdit edici, daha anlamlı ve yönetilebilir biçimde algılamakta; bu algı değişimi anksiyete düzeyini düşürmektedir. Bulgular, hemodiyaliz hastalarına yönelik bütüncül hemşirelik bakımının manevi değerlendirme ve hastalık algısını güçlendiren psikososyal girişimleri kapsayacak biçimde yapılandırılması gerektiğine işaret etmektedir

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronikHastalık algısı
Aslı Tay
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul ve lise müzik ders kitapları içerisinde yer alan eserlerin müzikal analizi

ÖZET Yüksek Lisans Tezi ORTAOKUL VE LİSE MÜZİK DERS KİTAPLARI İÇERİSİNDE YER ALAN ESERLERİN MÜZİKAL ANALİZİ Zeynep TANRITANIR Malatya Turgut Özal Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü̈ Müzik Ana Bilim Dalı 275+xxxvii sayfa 2026 Danışman: Doç. Dr. Ferdi KARAÖNÇEL Bu araştırmada, ortaokul ve lise kademelerinde bulunan ders kitaplarında yer alan eserlerin müzikal analizleri detaylı bir şekilde yapılmıştır. Bu bağlamda, eserlerin; türü, yöresi, makamsal dizileri vb. detaylı bir şekilde incelenerek kademelere göre dağılımları yapılmıştır. Eserlerde analiz sonucunda ayrıntılı olarak elde edilen veriler, sınıflara ve kademelere göre gruplandırılarak tablo verileri grafik halinde görselleştirilmiştir. Araştırma, Milli Eğitim Bakanlığı 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı Müzik Ders kitapları ile sınırlandırılması ve tarama modelinde tasarlanan ve betimsel türde olan bu çalışmada nitel araştırma yöntemi içerisinde yer alan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, eserlerin türsel dağılımında okul müziği ve geleneksel Türk müziği baskınken; makamsal ve tonal yapıda Nihavend, Hüseyni makamları ile Do majör, La minör tonları öne çıkmaktadır. Eserlerin karar sesleri ile perde dağılımında modal yapıya bağlı olarak La sesi ve dar ses aralıkları merkezi odak oluşturmakta; ritmik yapıda 4/4'lük usül öne çıkmaktadır. Nota ve sessiz süre değerlerinde yoğun olarak sekizlik süreler hakimken; eserlerde işlenen konularda ise aşk/sevda ve Cumhuriyet konularının baskın olduğu görülmüştür. Gürlük ve hız terimlerinde yoğun olarak kullanılmış olan eserlerde; besteci, söz yazarı ve derlemeci boyutunda ise Muammer Sun ve Yalçın Tura gibi bestecilik alanında önde gelen isimler ile Türk halk müziği repertuarının oluşturulmasında en önemli rolü olan Muzaffer Sarısözen'in isminden bahsetmek mümkündür. İncelenen ders kitaplarının öğrencilerin müzikal algı gelişim basamaklarıyla uyumlu yapıda tasarlandığı ve kültürel sürekliliğin aktarımına hizmet ettiği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Müzik, Müzik Eğitimi, Ortaokul, Lise, Müzik Ders Kitabı.

Zeynep Tanrıtanır
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik öğretmenlerinin çağdaş öğretim yöntemlerini derslerinde kullanım durumlarının incelenmesi

Bu araştırmada, müzik öğretmenlerinin çağdaş öğretim yöntemlerini müzik derslerindeki kullanım durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Durum tespitine yönelik, betimsel türde olan araştırmada, müzik öğretmenlerinin derslerinde çağdaş öğretim yöntemlerini kullanma durumu belli değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmada tarama modelinden faydalanılmış, veriler, araştırmaya gönüllü olarak katılım sağlamayı kabul eden 23 müzik öğretmeninden görüşme tekniği yoluyla edilmiştir. Çalışmanın veri toplama sürecinde, uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, içerik analizi yönteminden yararlanılarak önceden belirlenen temalara göre analiz edilmiş, görüşler doğrultusunda yeni alt temalar ve kodlar oluşturulmuştur. Elde edilen bulgular ile ders alan katılımcı sayısının çoğunlukta olmasına rağmen lisans öğrenimleri kapsamında ders almayan müzik öğretmeni sayısının da yüksek olması mesleki müzik eğitimi verilen kurumlarda bu açıdan eşit düzeyde ve standart bir eğitim sunmadıkları, lisans öğrenimleri dışında çağdaş müzik öğretim yöntemlerine yönelik ders alan müzik öğretmenleri sayısı ile almayan öğretmenlerin sayısının birbirine yakın olduğu, öğretmenlerin mezun olduktan sonra çağdaş öğretim yöntemleri konusunda kendilerini geliştirmeye istekli oldukları fakat bütün öğretmenlerin yaygın biçimde aynı imkana sahip olmadıkları, müzik sınıfına ve akıllı tahtaya sahip olmalarından dolayı çalıştıkları kurumların fiziki koşullarını yeterli buldukları, bu yöntemleri derslerinde kullandıkları, azımsanamayacak sayıda katılımcının ise uygulama konusunda belli sınırlılıklara sahip olduğu, çağdaş müzik öğretim yöntemlerinin müzik derslerinde kullanılmasını gerekli gördükleri, okullar arası fiziki koşulların farklı olması, materyal eksikliği, sınıf mevcutlarının kalabalık olması ve ders saatlerinin yetersizliği açısından maarif modelin uygulanabilirliğini sınırlandıran temel faktörler olarak tespit edildiği sonuçlarına ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Çağdaş Müzik Öğretim Yöntemleri, Müzik Öğretmeni, Müzik Dersleri.

Deniz Taşdemir
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda üriner inkontinansın antropometrik ölçümlerle değerlendirilmesi

Üriner inkontinans (Uİ) kadınlarda fiziksel, psikolojik ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyen sağlık problemidir. Üİ'nin antropometrik özellikler ve bölgesel yağ dağılımıyla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, kadınlarda Üİ'nin antropometrik özellikler, deri kıvrım kalınlığı (DKK), yaşam kalitesi ve depresyon düzeyiyle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 18–65 yaş arası 80 kadın stres üriner inkontinans (SÜİ), urge üriner inkontinans (UÜİ), mikst üriner inkontinans (MÜİ) ve kontrol grubu olarak dört gruba ayrıldı. Katılımcıların çevresel antropometrik ölçümleri, alt ekstremite ölçümleri ve DKK ölçümleri değerlendirildi. Yaşam kalitesi SF-36 ile depresyon düzeyi Beck Depresyon Envanteriyle (BDÖ) değerlendirildi. UÜİ ve MÜİ gruplarında kalça çevresi ölçümleri kontrol grubundan yüksek bulundu (p=0.021). SIAS çevresinin tüm inkontinans gruplarında arttığı belirlendi (p=0.002). Kontrol grubuna kıyasla umbilikus çevresi SÜİ ve UÜİ gruplarında yüksek (p=0.044), uyluk çevresi SÜİ grubunda düşük (sağ p=0.049; sol p=0.038), vücut ağırlığı ve BKİ değerleri UÜİ ve MÜİ gruplarında yüksek bulundu (p<0.05). DKK ölçümleri açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (tüm p>0.05). SF-36'nın fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, sosyal işlevsellik ve ağrı alt boyutlarında gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulundu (tüm p<0.05). BDÖ puanları UÜİ ve MÜİ gruplarında kontrol grubundan daha yüksek bulundu (p=0.001). Sonuç olarak, antropometrik ölçümlerin yüksek olduğu, DKK ölçümlerinde anlamlı farklılık göstermediği saptanmıştır. İnkontinans gruplarında yüksek bulunan SIAS çevresi ölçümleri, santral yağlanmanın Üİ ile ilişkili ortak özellik olabileceğini düşündürmektedir. UÜİ ve MÜİ gruplarında yaşam kalitesinin olumsuz etkilenmesi ve depresyon düzeylerinin yüksek bulunması, bu gruplarda fiziksel, sosyal ve psikolojik yükün daha belirgin olduğunu göstermektedir. Sonuçlar Üİ değerlendirilmesinde antropometrik, psikolojik ve yaşam kalitesi parametrelerinin multidisipliner değerlendirme gerekliliğini desteklemektedir. ANAHTAR KELİMELER: Antropometri, Depresyon, Üriner inkontinans, Kadın sağlığı, SF-36.

İkranur Erer
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Kemoterapi sırasında uygulanan 4-7-8 solunum tekniğinin anksiyete, semptom yükü ve uyku kalitesi üzerine etkisi

Bu araştırma, kemoterapi sırasında uygulanan 4-7-8 solunum tekniğinin anksiyete, semptom yükü ve uyku kalitesi üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla randomize kontrollü deneysel tasarımda yürütülmüştür. Araştırma, Mart 2025–Haziran 2026 tarihleri arasında Gaziantep Şehir Hastanesi Ayaktan Kemoterapi Ünitesi ile Onkoloji 1-2 servislerinde gerçekleştirilmiştir. G*Power analizi doğrultusunda belirlenen 64 hasta, basit randomizasyon yöntemiyle deney (n=32) ve kontrol (n=32) gruplarına atanmıştır. Deney grubuna rutin bakıma ek olarak 21 gün boyunca günde iki kez 4-7-8 solunum tekniği uygulanmıştır. Veriler; Tanıtıcı Bilgiler Formu, Durumluluk Kaygı Envanteri (STAI), Edmonton Semptom Değerlendirme Ölçeği (ESTÖ) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Müdahale sonrasında deney grubunun STAI puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu belirlenmiştir (p=0,016; d=0,62). ESTÖ toplam semptom puanı açısından deney grubunda anlamlı iyileşme saptanmıştır (p=0,009; d=0,67). ESTÖ madde düzeyinde yapılan değerlendirmede ise 4-7-8 solunum tekniği uygulanan deney grubunda yorgunluk ve iştahsızlık semptomlarında kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha fazla iyileşme olduğu belirlenmiştir. Ayrıca deney grubunda endişe, uykusuzluk ve nefes darlığı semptomlarında uygulama öncesine göre anlamlı azalma görülmüş, ancak bu değişimler kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. PUKİ toplam puanı her iki grupta da iyileşme göstermesine rağmen gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p=0,889). 4-7-8 solunum tekniğinin kemoterapi alan kanser hastalarında anksiyete ve semptom yükünü azaltmada etkili bir non-farmakolojik yöntem olduğu belirlenmiştir. Teknik; kolay uygulanabilir, düşük maliyetli ve ekipman gerektirmeyen yapısıyla onkoloji hemşireliği bakımına entegre edilebilecek destekleyici bir girişim olarak değerlendirilebilir.

Beyzanur Ulupınar
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de klasik gitar eğitiminde kullanılan metotların incelenmesi

Bu araştırmada, Türkiye'de klasik gitar eğitiminde kullanılan 15 ulusal ve uluslararası metot, doküman analizi yöntemiyle sistematik olarak incelenmiştir. Amaç, metotların içerik yapılarını analiz ederek eğitmenlere materyal seçimi ve öğretim planı oluşturma süreçlerinde rehberlik etmektir. Araştırmada nitel desenlerden doküman analizi kullanılmıştır. Metotlar; içerik yapısı, egzersiz-etüt kurgusu, eser türleri, ritmik yapılar, tel kullanım ağırlıkları, vuruş teknikleri ve ton ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bulgular, metotların "basitten zora" doğru kademeli bir öğrenme sürecini benimsediğini ve teknik gelişimi "egzersiz-etüt" odağında kurguladığını göstermektedir. Başlangıçta melodik yapı tiz teller üzerine kurulurken, bas teller ileri seviyelerde devreye girmektedir. Ritmik olarak basit zamanlı ölçüler (4/4, 2/4, 3/4) baskındır; majör tonlar ise minör tonlara göre çok daha yoğun kullanılmaktadır. Sonuç olarak; geleneksel metotların teknik gereksinimleri sistematik bir silsileyle sunduğu, güncel kaynakların ise "öğrenerek yapma" ilkesini öne çıkardığı görülmüştür. Bu araştırma, klasik gitar eğitimindeki mevcut materyal yapısını ortaya koyması ve eğitimcilere güncel bir referans kaynağı sunması bakımından önem taşımaktadır

Klasik gitar
Can Atakan Garip
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinde alarm yorgunluğu ile uyku kalitesi arasındaki ilişki

Bu araştırma, yoğun bakım hemşirelerinde alarm yorgunluğu ile uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Ekim 2024–Mayıs 2025 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi yoğun bakım ünitelerinde çalışan 115 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler; Tanıtıcı Bilgi Formu, Alarm Yorgunluğu Ölçeği ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi kullanılarak toplanmış ve IBM SPSS Statistics 22.0 programında analiz edilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 29.19±4.15 olup, %53.9'u kadın ve %60'ı bekardır. Hemşirelerin çoğu alarm sistemleri konusunda eğitim almadığını (%82.6), alarmlara karşı duyarsızlaştığını (%74.8) ve alarm yorgunluğunun uyku kalitesini olumsuz etkilediğini (%90.4) belirtmiştir. Alarm Yorgunluğu Ölçeği puan ortalaması 19.77±4.53, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi puan ortalaması ise 12.50±3.08 olarak bulunmuştur. Bulgular, hemşirelerde orta düzeyde alarm yorgunluğu ve kötü uyku kalitesi olduğunu göstermiştir. Alarm yorgunluğu ile uyku kalitesi arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Ancak çalışma saatleri, alarmlardan duyulan rahatsızlık ve mesleki motivasyonun alarm yorgunluğu ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, yoğun bakım hemşirelerinde alarm yorgunluğu ve kötü uyku kalitesinin yaygın olduğu, çalışma koşulları ve alarm yükünün alarm yorgunluğunu etkileyebileceği düşünülmektedir.

Melih Ulupınar
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Lumbal disk hernisi tanılı hastalarda transkutanöz elektriksel sinir stimulasyonu ve enterferansiyel akımın ağrı üzerine etkisinin incelenmesi ve yapay zekâda modellenmesi

Lumbal disk hernisi (LDH), bel ağrısının en yaygın nedenlerinden biri olup, bireylerin yaşam kalitesini ve fonksiyonel kapasitesini olumsuz yönde etkileyen önemli bir kas-iskelet sistemi problemidir. LDH tedavisinde cerrahi dışı yaklaşımlar ön planda yer almakta olup, elektroterapi yöntemleri ağrının azaltılmasında sıklıkla tercih edilmektedir. Bu yöntemler arasında Transkutanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu (TENS) ve Enterferansiyel Akım (EFA), klinik uygulamalarda yaygın olarak kullanılan non-invaziv elektroterapi modaliteleri arasında yer almaktadır. Bununla birlikte, bu iki yöntemin ağrı üzerindeki göreceli etkinliğine ilişkin literatürde net bir görüş birliği bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, lumbal disk hernisi tanısı almış hastalarda TENS ve EFA uygulamalarının ağrı üzerindeki etkilerini karşılaştırmak ve elde edilen klinik verileri yapay zekâ destekli modelleme yöntemiyle analiz ederek elektroterapi modalitelerinin etkinliğini daha objektif bir biçimde değerlendirmektir. Araştırma, randomize kontrollü deneysel bir tasarımda yürütülmüştür. Çalışmaya 18–65 yaş aralığında, LDH tanısı almış toplam 72 hasta dahil edilmiştir. Katılımcılar basit randomizasyon yöntemiyle iki gruba ayrılmıştır. TENS grubunda 36 hasta (16 erkek, 20 kadın), EFA grubunda ise 36 hasta (13 erkek, 23 kadın) yer almıştır. Her iki gruba da haftada beş gün, günde bir seans olacak şekilde toplam 10 seans elektroterapi uygulanmış ve her seansın süresi 20 dakika olarak belirlenmiştir. Katılımcıların ağrı düzeyleri, tedavi öncesinde ve tedavi süreci tamamlandıktan sonra "Ağrı Kalitesi Değerlendirme Skalası" kullanılarak ölçülmüştür. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi IBM SPSS Statistics 24.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda bağımsız örneklem t-testi, grup içi karşılaştırmalarda ise eşleştirilmiş örneklem t-testi uygulanmıştır. Bulgular incelendiğinde, hem TENS hem de EFA gruplarında tedavi sonrası ağrı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı azalma olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Ancak gruplar arasında ağrı azalması açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Bu sonuçlar, her iki elektroterapi yönteminin de LDH'ye bağlı ağrının azaltılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Çalışmanın yenilikçi yönünü, klinik verilerin yapay zekâ destekli analizlerle değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Bu kapsamda veriler, Python programlama dili kullanılarak Google Colab ortamına aktarılmış ve makine öğrenimi temelli modelleme sürecinden geçirilmiştir. Yapay zekâ modeli, tedavi öncesi ve sonrası ağrı düzeyleri arasındaki değişimleri analiz ederek elektroterapi yöntemlerinin etkinliğini çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirmiştir. Yapay zekâ destekli analizler, geleneksel istatistiksel sonuçları destekler nitelikte olup, bireysel tedavi yanıtlarının değerlendirilmesine katkı sağlamıştır. Sonuç olarak, bu çalışma TENS ve EFA uygulamalarının lumbal disk hernisi tanılı hastalarda ağrıyı azaltmada etkili olduğunu ortaya koymuştur. Yapay zekâ destekli modelleme yaklaşımı ise elektroterapi yöntemlerinin etkinliğinin daha kapsamlı ve objektif biçimde değerlendirilmesine olanak tanımıştır. Elde edilen bulguların, klinik uygulamalarda tedavi seçimine ve gelecekte kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir. ANAHTAR KELIMELER: Lumbal disk hernisi, TENS, enterferansiyel akım, ağrı, yapay zekâ, elektroterapi

Şahin Yıldız
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye sigorta pazarında afetlerin rolü: 2020 yılı Elazığve 2023 yılı Kahramanmaraş depremlerinin zorunludeprem sigortası açısından değerlendirilmesi

Doğal afetler, özellikle depremler, sigorta sektörünü hem talep hem de arz dinamikleri açısından önemli ölçüde etkilemektedir. Aktif bir fay hattı üzerinde bulunan Türkiye, sık sık yıkıcı depremlerle karşı karşıya kalmakta ve bu durum ciddi insani ve ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Ancak, sigorta yaygınlık seviyesi, özellikle zorunlu deprem sigortası açısından, diğer yüksek riskli bölgelere kıyasla görece düşük seviyelerde kalmaktadır. Bu araştırma, büyük felaketlerin sigortalılık farkındalığını, poliçe alımını ve sektörün tepkisini ne ölçüde değiştirdiğini araştırarak literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Önceki çalışmalar, afetlerden sonra sigorta benimseme eğilimleri üzerine genel eğilimleri incelemiş olsa da son büyük depremler bağlamında Türkiye pazarı üzerine yapılan araştırmalar sınırlıdır. Bu çalışmanın bulguları, afetlerin sigorta sektörü üzerindeki davranışsal etkilerini derinlemesine anlamaya katkı sağlayarak politika yapıcılar ve risk yönetimi stratejileri için önemli çıkarımlar sunacaktır. Araştırmada nicel tanımlayıcı ve karşılaştırmalı analiz yöntemi benimsenmiştir. Çalışmada kullanılan veriler; Doğal Afet Sigortaları Kurumu, Türkiye Sigorta Birliği, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından yayımlanan ikincil verilerden elde edilmiştir. Poliçe sayısı ve prim üretimi verileri; coğrafi bölgeler, deprem risk dereceleri, bina inşa yılları, iller bazında dağılım ve DASK tarife fiyatlarındaki değişimler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, büyük ölçekli depremler sonrasında zorunlu deprem sigortası poliçe sayısında artışlar yaşandığını; ancak prim tutarlarındaki artışların yalnızca sigortalılık oranlarındaki değişimle değil, ekonomik faktörler ve özellikle 2024 yılında yürürlüğe giren Üfe aylık değişimlerine dayalı tarife güncellemeleri ile de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca, sigortalılık artışlarının kısa vadede belirgin olduğu, uzun vadede ise sınırlı bir kalıcılık sergilediği gözlemlenmiştir. Çalışma, afetlerin sigortalılık üzerindeki etkisini güncel ve karşılaştırmalı verilerle ortaya koyarak, sigorta sektörü uygulamaları ve kamu politikaları açısından değerlendirilmesi gereken yapısal unsurlara dikkat çekmekte; afet risklerinin yönetiminde daha etkin ve sürdürülebilir sigorta politikalarının geliştirilmesine katkı sunmayı amaçlamaktadır. Felaketlerin sigorta davranışları üzerindeki etkisini ortaya koyarak Türkiye'de daha dirençli ve sigorta yaygınlık düzeyinin arttırılmasına yönelik politikalarının geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Elde edilen bulguların, afet risk yönetimi ve finansal dayanıklılık alanlarına katkı sunarak yüksek riskli bölgelerde daha sürdürülebilir bir sigorta ekosisteminin oluşturulmasına yardımcı olması beklenmektedir.

Fatih Akliman
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Çapraz ve normal karaciğer nakli donörlerinde ameliyat öncesikaygı, ameliyat sonrası mobilizasyon ve kararda pişmanlık:Karşılaştırmalı bir analiz

Bu araştırma, çapraz ve normal karaciğer nakli donörlerinde ameliyat öncesi kaygı düzeylerinin, ameliyat sonrası mobilizasyon durumlarının ve kararda pişmanlık düzeylerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma, prospektif, analitik ve gözlemsel bir çalışma olarak, Eylül 2025-Mayıs 2026 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsünde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini, 50 çapraz ve 50 normal olmak üzere toplam 100 canlı donör oluşturdu. Veriler; Hasta Tanıtım Formu, Ameliyata Özgü Kaygı Ölçeği (AÖKÖ), Kararda Pişmanlık Ölçeği (KPÖ), Mobilizasyon Veri Toplama Formu ve Visual Analog Skalasıyla (VAS) toplanıldı. Veriler, ameliyat öncesi dönemde serviste ve ameliyat sonrası dönemde yoğun bakım ünitesinde araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak toplanıldı. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, Kolmogorov-Smirnov testi, Mann Whitney U testi ve Ki-kare testi kullanıldı. Çalışmada, sosyodemografik özellikler açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Ancak organ bağışına karar verme süresinin normal nakil grubunda daha uzun olduğu belirlenmiştir (p=0.006). Ameliyata özgü kaygı düzeyinin orta-düşük olduğu ve çapraz nakil grubunda normal gruba göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Karar pişmanlığı puanları açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmamış (p>0.05); buna karşın ameliyat sonrası ilk mobilizasyon saatinde (MB1) anlamlı fark saptanmıştır (p=0.023). VAS skorlarının her iki grupta da zamanla anlamlı düzeyde azaldığı, ancak gruplar arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak, normal ve çapraz karaciğer nakli donörlerinde ameliyat öncesi kaygının orta-düşük düzeyde olduğu, kararda pişmanlık düzeylerinin benzerlik gösterdiği, buna karşın karar verme süresinde farklılıkların bulunduğu ve her iki grupta da ameliyat sonrası ağrı düzeylerinin anlamlı ölçüde azaldığı belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Karaciğer Nakli, Kaygı, Mobilizasyon ve Kararda Pişmalık

Ayşe Aracı
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00