
29
Archived Theses
1
DOIs Assigned
3%
DOI Rate
Archived Theses
Türkiye'deki Hippocrepis L. cinsi üzerinde morfolojik, anatomik ve sitolojik araştırmalar
Çalışmamızda Türkiye'de yayılış gösteren Hippocrepis L. cinsinin H. unisiliquosa ssp. unisiliquosa, H. ciliata, H. multisiliquosa taksonları morfolojik, anatomik ve sitolojik olarak araştırılmıştır. Çalışmanın morfolojik kısmında, tek yıllık olan her üç takson da kazık köke sahiptir. H. unisiliquosa ssp. unisiliquosa'da dik ve yatık gövdeli örnekler saptanmıştır. H. ciliata türünün gövdesi dik konumdadır. H. multisiliquosa ise yatık gövdelidir., H. unisiliquosa ssp. unisiliquosa alttürünün gövdesi 17-26 cm, H. ciliata türünün gövdesi 16-28 cm, H. multisiliquosa' nın gövdesi ise 10-42 cm ye kadar boylanabilmektedir. Taksonların meyveleri lomentoid (her bölmede 1 tohum taşır) ve kıvrıktır. H. multisiliquosa türünün meyvesi diğer iki taksona göre çok daha kıvrık durumdadır. H. ciliata türünün meyvesinde diğer iki taksonda bulunmayan siller mevcuttur. H. unisiliquosa ssp. unisiliquosa 4- 8 adet tohum taşıyan meyveye sahiptir. H. ciliata'nın meyvesindeki tohum sayısı 5-8 adet iken H. multisiliquosa' nın meyvesindeki tohum sayısı ise 7-12 adet arasında değişmektedir. Çalışmanın anatomi kısmında ise her üç taksonun kök, gövde, yaprak ve meyve enine kesitleri incelenmiştir. Taksonların kök enine kesitleri incelendiğinde her üç taksonda da en dışta bir sıralı epidermis tabakası gözlenmiştir. Epidermisin altında bulunan korteks tabakası H. unisiliquosa ssp. unisiliquosa, H. ciliata ve H. multisiliquosa taksonlarında sırasıyla 5-6, 9-13 ve 10-12 hücre sıralıdır . Gövde enine kesitlerinde H. unisiliquosa ssp. unisiliquosa 12-15, H. ciliata 12-14 ve H. multisiliquosa 12-13 adet iletim demeti barındırmaktadır. Her üç taksonda da parankimatik bir öz bölgesi bulunmaktadır. Yaprak enine kesitleri incelendiğinde H. unisiliquosa ssp. unisiliquosa ve H. multisiliquosa taksonlarında 1-2 hücre sıralı palizat parankiması bulunurken, H. ciliata türünün palizat parankiması 2-3 hücre sıralıdır. Tüm taksonların yaprağında her iki yüzeyde de stomalar bulunmaktadır. Her taksonda kromozom sayısı 2n=2x=14 olarak sayılmıştır. Çalışılan tüm taksonlardaki mitotik kromozom sayısı ve karyotipler ilk defa çalışmamızda verilmiştir. H. unisiliquosa ssp. unisiliquosa ve H. multisiliquosa 6 metasentrik, 1 submetasentrik kromozoma H. ciliata ise 4 metasentrik, 3 submetasentrik kromozoma sahiptir.
Beylikova ilçesinin (Eskişehir) florası
Çalışma alanı olarak seçilen Beylikova, Eskişehir'in ilçesi olup ilçe merkezinin kuzeydoğusunda yer alır. Davis'in kareleme sistemine göre B3 karesinde yer almaktadır. Beylikova ilçesinin flora tespiti için 2009-2010 yılları arasında ilçe ve çevre köylere periyodik olarak gidilerek 830 vasküler bitki toplanmıştır. Toplanan bitki örnekleri herbaryum tekniklerine uygun olarak preslenip kurutulmuştur. Bitki örneklerinin tayinleri Davis'in ?Flora of Turkey and The East Aegean Islands? adlı eserinden faydalanılarak yapılmıştır. Yapılan tayinler sonucunda; 45 familya, 148 cins, 211 tür ve tür altı takson tespit edilmiştir. Endemizm oranı %9.24'tür. en fazla taksona Asteraceae, Lamiaceae ve Fabaceae familyaları sahiptir. Çalışma alanındaki taksonların fitocoğrafik dağılımlarına bakıldığında; İran-Turan %12.7, Avrupa-Sibirya %6,3 ve Akdeniz %5.2 elementi olduğu belirlenmiştir. Diğerleri ya geniş yayılışlı ya da fitocoğrafik bölgesi belirlenemeyenlerdir.
Türkiye'nin Smyrnium L. cinsinin (Umbelliferae) türleri üzerine morfolojik ve palinolojik bir çalışma
Türkiye' de altı tür ile temsil edilen Smyrnium L.(Umbelliferae) türleri üzerine morfolojik ve palinolojik bir araştırma yapılmıştır. Türlerin deskripsiyonları genişletilmiştir. Türlere ait yeni yayılış alanları belirlenmiştir. Türlerin detaylı morfolojik çizimleri ve herbaryum fotoğrafları çalışmaya eklenmiş, merikarpları ve polenleri taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelenmiştir. Ayrıca polenlerin sayısal değerleri ışık mikroskobu (I.M) yoluyla Wodehouse yöntemi ile hazırlanan preparatlardan yararlanarak elde edilmiştir. Merikarplar siyah ile koyu kahverengi arasında, tamamı böbreksi tipte olup büyüklükleri farklılıklar göstermektedir. Merikarpların sırt şekilleri bütün türlerde dış bükey, yüzey süsleri bakımından; S.olusatrum L. tuberkulat-foveat, S.pefoliatum L. ruminat, S.rotundifolium Miller striat, S.cordifolium Boiss. tuberkulat-foveat, S.connatum Boiss. & Kotschy tuberkulat-rugoz ve S.creticum Miller ise tuberkulat-rugoz tiptedir. Smyrnium polenleri büyüklük ve polen ornemantasyonu bakımından benzerlik göstermektedir. Altı türe ait polenlerin hepsi aynı karaktere sahiptir. Polenler trikolporat, polen tipi prolat, tektum regulat, P/E oranı 1.38 ile 1.49 arasındadır.
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde (Manisa) giardiasis tanısı konulan olgularda Giardia intestinalis genotiplerinin gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu yöntemi ile araştırılması
Gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu yöntemi parazitolojik hastalıkların tanısında son yıllarda etkili bir şekilde kullanılmaktadır. G. intestinalis'e ait, mikroskopi ile ayırt edilemeyen 7 farklı grup olduğu (A-G), bunlardan sadece A ve B'nin insan enfeksiyonuyla ilişkili olduğu anca bu genotiplerin başta evcil hayvanlar olmak üzere birçok memelide bulunabilidiği birçok çalışmada gösterilmiştir. Bugüne dek yapılmış çalışmalarda, Giardia enfeksiyonlarında görülen farklı klinik tablolar ile A ve B grupları arasında ilişki olduğu gösterilmiştir.Bu çalışmada, Manisa'da insanlarda ve hayvanlarda bulunan Giardia intestinalis genotiplerinin, moleküler epidemiyolojilerinin ve enfeksiyon karakterlerinin araştırılması planlanmıştır. Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Laboratuarı'na başvuran ve G.intestinalis yönünden pozitif 45 hastaya ait dışkı örneği çalışmaya alınmıştır. Bu örneklerin DNA izolasyonu sonrası ?trioz fosfat izomeraz? gen bölgeleri gerçek zamanlı ?nested? polimeraz zincir reaksiyonu yöntemiyle amplifiye edilmiş, diziye özgü DNA probları kullanılarak erime eğrisi analizi ile genotipik ayrımları yapılmıştır. Analizleri yapılan 45 izolatının 33'ü (%73,3) A genotipi, 5'i (%11,1) B genotipi ve 7'si (15,5) A+B karışık genotip bulunmuştur. Hastaların çoğunda 43/45 (%95,5) Giardia enfeksiyonu ile ilişkili bir ya da birden fazla semptoma rastlanırken sadece 2 hastada herhangi bir semptom bildirilmemiştir. Hastalar tarafından en sık bildirilen semptomların karın ağrısı (%37,7) ve ishal (%24,4) olduğu görülmüştür.Çalışmamızda rutin mikroskobik incelemeler ile pozitif bulunan tüm örnekler gerçek zamanlı PZR ile de pozitif bulunmuş olup işlemin %100 duyarlılık ve özgünlüğe sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca, Manisa bölgesinden toplanan klinik örneklerde, önceki çalışmada olduğu gibi G. intestinalis'in A genotipine daha sık rastlanmıştır. Uygulanan yöntemin daha fazla örnekle test edilerek elde edilen sonuçların doğrulanması durumunda, bölgemizde giardiasisin epidemiyolojisi hakkında daha doğru bilgiler elde edileceği düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler: Giardia intestinalis, genotip, gerçek zamanlı PZR, Türkiye
Hematolojik malignansilerde düşük moleküler ağırlıklı polipeptid?2 (low molecular weight polypeptide-LMP 2) ve düşük moleküler ağırlıklı polipeptid?7 (LMP 7) gen polimorfizmlerinin incelenmesi
Bu çalışmada, LMP2 ve LMP7 gen polimorfizmlerinin hematolojik malignansiler ile ilişkisi araştırılmıştır. Hematolojik malignansiler, kemik iliğinden türeyen hücrelerde meydana gelen bir grup neoplazmadır. LMP2 ve LMP7 genleri MHC Sınıf II bölgesinde yer alan ve proteozom bileşenlerini oluşturan peptidleri kodlayan genlerdir. Bu genlerdeki polimorfizmlerin farklı hastalıklarla ilişkili olabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Hematolojik malignansilerin gelişiminde de bu gen polimorfizmlerinin etken olabileceği düşünülebilir. Çalışmada, KML (n=48), AML (n=27 ), KLL (n=23), ve MM (n=23) hasta gruplarında ve kontrol grubunda (n=110) LMP2 ve LMP7 gen polimorfizmleri PCR-RFLP yöntemiyle analiz edilmiştir. LMP2-H allel frekansı AML hasta grubunda kontrol grubuna kıyasla önemli oranda yüksek (p=0.00), MM hasta grubunda ise belirgin şekilde düşük (p=0.00) bulunmuştur. LMP2 genotip dağılımı kontrol grubu ve KLL hastalarında istatiksel olarak anlamlı derecede farklılık göstermiştir (? 2= 20.7, p=0.000). LMP7 gen polimorfizmi genotip dağılımı ve Q alleli frekansının kontrol ve KML hasta grubunda aynı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, LMP2 gen polimorfizminin AML, KLL ve MM; LMP7 gen polimorfizminin ise AML ve MM hastalıkları ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Hematolojik Malignansiler, LMP2, LMP7, Polimorfizm
Kahramanmaraş ilinde meyve sinekleri (Diptera: Tephritidae) faunası ve sistematiği üzerine araştırmalar
Bu çalışma 2009 - 2010 yılları arasında Kahramanmaraş ilinden toplanan Tephritidae örnekleri üzerine yapılmıştır. Çalışma süresince Kahramanmaraş ilinden toplanan 2.718 Tephritidae familyası örneğinden 5 altfamilya (Aciurinae, Myopitinae, Tephritinae, Terellinae ve Trypetinae) ve 22 cinse (Aciura, Urophora, Acanthiophilus, Actinoptera, Campiglossa, Capitetes, Dioxyna, Euaresta, Goniurellia, Heringina, Oxyna, Sphenella, Tephritis, Tephritomyia, Trupanea, Xyphosia Chaetorellia, Chaetostomella, Orellia, Terellia, Chetostoma, Euleia) ait 64 tür tespit edilmiştir. Araştırma bölgesinde bulunan örneklerin alt familya, cins ve türleri için bölgesel teşhis anahtarları hazırlanmıştır. Bunun yanı sıra türlere ait morfolojik tanı karakterleri açıklanmış, kanat ve aculeus resimleri verilmiş, konukçu bitkileri belirtilip, araştırma bölgesindeki ve dünyadaki yayılış alanları bildirilmiştir. Kahramanmaraş ilinde meyve sinekleri ile ilgili geniş kapsamlı bir çalışma yapılmadığından, saptanan türlerin büyük bir kısmı Kahramanmaraş ili için, Chetostoma curvinerve türü de Türkiye Tephritidae faunası için yeni kayıttır. Bu tez, bölgede yapılan ilk kapsamlı çalışma olduğu için Türkiye Tephritidae faunasının belirlenmesine katkıda bulunmuştur.
Ortaöğretim öğrencilerinin biyoloji dersi motivasyon düzeylerine biyoloji öğretmenlerinin sınıf yönetimi profillerinin etkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ortaöğretim öğrencilerinin biyoloji dersi motivasyon düzeylerine biyoloji öğretmenlerinin sınıf yönetim profillerinin etkisinin değerlendirilmesini belirlemektir.Bu araştırmanın evrenini, 2009?2010 Eğitim-Öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı genel ortaöğretim okullarında öğrenim gören 9.,10.,11. ve 12. sınıf öğrencileri ve bu öğrencilerin biyoloji dersini veren biyoloji öğretmenleri oluşturmuştur. Örneklemini ise; Ankara ili merkez ilçelerine bağlı genel ortaöğretim okulları arasından basit tesadüfi yolla seçilmiş 9.,10.,11. ve 12. sınıf öğrencilerinden 3252 öğrenci ve bu öğrencilerin biyoloji dersini veren 110 biyoloji öğretmeni oluşturmuştur.Araştırmada verilerin toplanmasında ölçme aracı olarak Glynn ve Koballa (2006) tarafından hazırlanan ?Biyoloji Dersi Motivasyon Anketi? ve Kris (1996a) tarafından hazırlanmış olan ?Sınıf Yönetimi Profili Envanteri? kullanılmıştır.Araştırmada ölçme araçlarından elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde yüzde, frekans, bağımsız t-testi, tek yönlü varyans analizi, tek yönlü regresyon analizi ve pearson korelasyon katsayısı analizlerinden ve içerik analizinden yararlanılmıştır.Araştırma verilerinin değerlendirilmesiyle elde edilen genel sonuçlar şöyledir;1- Öğrencilerin ?orta? düzeyde biyoloji dersi motivasyon düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir.2- Kız öğrencilerin motivasyon puanlarının erkek öğrencilerin motivasyon puanlarından daha yüksek olduğu saptanmıştır.3- Sınıf düzeyine göre yapılan değerlendirmede 11. sınıf öğrencilerinin biyoloji dersi motivasyonu, en yüksek değerlere sahipken, 9. sınıf öğrencilerinin biyoloji dersi motivasyonu en düşük değerlere sahiptir.4- Öğrencilerin biyoloji dersi motivasyonu, öğrencilerin genel akademik başarı düzeyleriyle doğru orantılı olduğu, başarı düzeyi yükseldikçe motivasyonlarının da arttığı görülmüştür.5- Kadın öğretmenlerin öğrencilerinin biyoloji dersi motivasyon düzeyinin biyoloji öğrenmede sorumluluk, biyoloji öğrenmede güven ve biyoloji sınavlarında endişe boyutları puanları erkek öğretmenlerin öğrencilerinin puanlarından yüksek bulunmuştur. Diğer yandan, erkek öğretmenlerin öğrencilerinin dışsal motivasyon puanları kadın öğretmenlerin öğrencilerinin puanlarından yüksektir.6- Öğretmenlerin kıdem düzeyine göre yapılan değerlendirmede, biyoloji dersi motivasyonu, ?15 yıl ve altı? kıdeme sahip öğretmenlerin öğrencilerinde en yüksek değerlere sahipken, ?16-20 yıl arası? kıdeme sahip öğretmenlerin öğrencilerinde en düşük değerlere sahiptir. Bu sonuç kıdemi yüksek olan öğretmenlerin öğrencilerini motive etmekte problem yaşadıklarını göstermektedir.7- Biyoloji öğretmenlerinin sınıf yönetimi profilleri dağılımının ?orta? düzeyde olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan, tespit edilen ortalamalara göre öğretmenlerin ?orta? düzeyde ?Otoriter Öğretmen?, ?Başıboş Öğretmen? ve ?Aldırmaz Öğretmen? davranışı gösterdikleri belirlenirken, ?yüksek? düzeyde ?Takdir Edilen Öğretmen? davranışı gösterdikleri anlaşılmaktadır.8- Kadın öğretmenlerin sınıf yönetimi puanları, erkek öğretmenlerden yüksektir. Diğer yandan kadın öğretmenler, takdir edilen, başıboş ve aldırmaz öğretmen davranışlarını erkek öğretmenlerden daha çok göstermektedir. Erkek öğretmenlerin otoriter öğretmen davranış puanları, kadın öğretmenlerden yüksek bulunmuştur.9- ?16-20 yıl arası? kıdeme sahip öğretmenlerin sınıf yönetimi ortalamaları en yüksek değerde bulunmuştur. En düşük sınıf yönetimi puanına sahip kıdem ise ?21 yıl ve üzeri? bulunmuştur. Ayrıca, ?16-20 yıl arası? kıdeme sahip öğretmenler takdir edilen, başıboş ve aldırmaz öğretmen davranışlarını diğer kıdem gruplarına göre daha sıklıkla göstermektedir. Otoriter öğretmen davranışını ise en yüksek sıklıkla ?21 yıl ve üzeri? kıdeme sahip öğretmenler sergilemektedir.10- ?Başıboş? sınıf yönetimi profiline sahip öğretmenlerin öğrencilerinin biyoloji dersi motivasyonu yüksek değerlerde bulunurken, ?Aldırmaz? sınıf yönetimi profiline sahip öğretmenlerin öğrencilerinin biyoloji dersi motivasyonu daha düşük düzeyde bulunmuştur.11- Öğrencilerin biyoloji dersi motivasyon puanları ile içsel motivasyon, biyoloji öğrenmeye ilgi, biyoloji öğrenmede sorumluluk, biyoloji öğrenmede güven boyutları arasında yüksek ve doğrusal bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Bunun yanında, öğrencilerin biyoloji dersi motivasyon puanları ile dışsal motivasyon boyutu puanları arasında orta düzeyde, öğrencilerin biyoloji dersi motivasyon puanları ile biyoloji sınavlarında endişe boyutu puanları arasında da düşük düzeyde ve pozitif bir ilişkiden bahsetmek mümkündür. Ayrıca, biyoloji sınavlarında endişe boyutu ile biyoloji öğrenmeye ilgi ve biyoloji öğrenmede sorumluluk boyutları arasındaki ilişkiler hariç, tüm boyutlar arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.12- Biyoloji öğretmenlerinin sınıf yönetimi profillerinin, öğrencilerin biyoloji dersi motivasyon düzeylerinin anlamlı bir yordayıcısı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu sonuç, biyoloji öğretmenlerinin sınıf yönetimi profillerinin öğrencilerin biyoloji dersi motivasyon düzeylerine etkisinin olmadığını göstermektedir.
Fen öğretiminde öğrenim gören öğretmen adaylarının nanoteknoloji ile ilgili güncel ve geleceğe yönelik düşünceleri (Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi`nde yapılan bir araştırma)
Araştırmada, eğitim fakültelerinin fen öğretiminde öğrenim görmeye devam etmekte olan öğretmen adaylarının nanoteknoloji ile ilgili güncel ve geleceğe yönelik düşünceleri tespit edilmeye çalışıldı.Araştırmada ilk olarak, nanoteknoloji ile ilgili geniş bir literatür çalışması yapıldı. Elde edilen veriler ışığında örnekleme alınan öğrencilere uygulanmak üzere bir anket hazırlandı. Anket hazırlandıktan sonra Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Biyoloji Öğretmenliği Bölümünde okuyan 15 öğrenciye pilot uygulama yapıldı ve ardından öğrencilerle birebir görüşülerek anket ifadelerini eleştirel gözle değerlendirmeleri istendi. Öğrencilerden alınan görüşlere bağlı kalınarak anket üzerinde gerekli düzenlemeler yapılarak ankete son hali verildi.2009-2010 İlkbahar döneminde Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği Anabilim Dalı, Fizik Öğretmenliği Anabilim Dalı, Kimya Öğretmenliği Anabilim Dalı ve Fen ve Teknoloji Öğretmenliği Anabilim Dalı'nda okuyan 1., 2., 3., 4., ve 5. sınıf öğrencilerinden toplam 547 öğretmen adayına anket uygulandı. Sonuçlar SPSS programı yardımı ile analiz edildi.Sonuç olarak, bölümler arasında nanoteknoloji ilgi seviyesinde ve bilgi düzeyinde önemli fark bulunmadı. Bu durum, öğretmen adaylarının pek çoğunun nanoteknoloji hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarından dolayı olumlu ya da olumsuz fikir beyan etmelerini engellemiş olabilir.
İç Anadolu bölgesi Orta Kızılırmak bölümünde yetiştirilen ceviz (Juglans regia L.) ağaçlarının mikobiyotası
Bu çalışma Orta Kızılırmak havzasında 2012 ? 2013 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Juglans regia L. üzerinde gelişen Ascomycota (6 sınıf, 11 takım, 28 aile, 49 cins ve 70 tür) ve Basidiomycota (2 sınıf, 3 takım, 3 aile, 3 cins ve 3 tür) bölümlerine ait toplam 73 mantar türü tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda J. regia üzerinde bulunan mantarlardan Alternaria nucis, Amphisphaeria bufonia, Aposphaeria allantella, A. subtilis, Camarosporium juglandis, Cladosporium fasciculatum, C. stromatum, Coniothyrium episphaerium, C. parasitans, Cucurbitaria juglandis, Dendrodochium gelatinosum, Dendrophoma juglandina, Dinemasporium pleurospora, Diplodia juglandina, D. nucis, Gibberella baccata, Hendersonia juglandina, H. vagans, Leptosphaeria platycarpa, Libertella bonordenii, L. parva, Thyridaria macrostomoides, Macrophoma juglandis, Melanomma effugiens, Microdiplodia juglandis, M. microspora, Monosporium affine, Mycosphaerella convexula, M. saccardoana, Phaeoacremonium aleophilum, Phoma juglandicola, P. juglandis, Stegonsporium juglandis, Teichospora ignavis, T. trabicola, Torula antiqua, Trematosphaeria melina, Trimmatostroma salicis Valsa juglandis ve V. nivea ülkemiz mikobiyotası için yeni kayıttır. Anahtar Kelimeler: Juglans regia, yeni kayıt, Kızılırmak, mikobiyota
BCL-2 inhibitörü navitoclax ve HSP27 inhibitörü J2 moleküllerinin akciğer adenokarsinom kanseri üzerinde in vitro sinerjistik antikanser etkilerinin incelenmesi
Küçük hücreli dışı akciğer kanseri (NSCLC), akciğer kanserlerinin en yaygın alt tiplerinden biri olup tedavi direnci ve apoptotik mekanizmaların baskılanması ile karakterize edilen, agresif öneme sahip bir malignitedir. Bu çalışmada, Bcl-2 inhibitörü Navitoclax ve HSP27 inhibitörü J2 moleküllerinin küçük hücreli dışı akciğer kanserinde in vitro sinerjik antikanser etkilerini araştırmak amacıyla A549 hücre hattı model sistem olarak kullanılmıştır. Hücre canlılığı MTT yöntemiyle, ilaç etkileşimleri CompuSyn ve Bliss bağımsızlık modeli ile, doz-yanıt ilişkileri ise Yanıt Yüzey Yöntemi (YYY) ile değerlendirilmiştir. Ayrıca BCL2, BAX, APAF-1, CTNNB1 ve CASP9 gen ekspresyon düzeyleri RT-qPCR ile, Bax, Bcl-2 ve Casp-3 protein düzeyleri ise ELISA yöntemiyle analiz edilmiştir. Bliss analizine göre ters orantılı kombinasyonda en belirgin sinerjik etki 0,625 µM Navitoclax + 10 µM J2 dozunda saptanmış; doğru orantılı kombinasyonda ise 0,625 µM Navitoclax + 0,156 µM J2 dozunda saptanmıştır. Bulgular, kombinasyonun A549 hücrelerinde daha seçici antiproliferatif etki gösterebileceğini desteklemektedir.