
347
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Eski Türk edebiyatı açısından Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan'a ait yayınların tetkiki (inceleme ? metin)
Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan, Eski Türk Edebiyatı alanında metin neşri, metin şerhi ve edebiyat tarihi üzerine büyük hizmetler vermiş; ülkemizde ilk ?edebiyat doktoru? unvanını almış; pek çok ilim adamı yetiştirmiş bir edebiyat otoritesi ve hocalar hocasıdır.Tarlan, edebiyat tarihi yazmak için evvelâ, edebî metinlerin içinden şair ve yazarların ruhî portrelerini çıkarmak veya sanatkârların psikolojik durumlarını inceleyerek onları edebiyat tarihi içine yerleştirmek gerektiğine inanır. Tarlan'a göre: ? Edebiyat tarihi, edebiyatın tarihi?dir. Daha açık bir ifadeyle: ?Edebiyat tarihi, her şeyden evvel edebî mahsullerin tarihidir.?Tarlan, ?Bir sanatkârın edebiyat tarihindeki gerçek konumunun ancak onun sanat alanındaki konumunun ortaya çıkarılmasına, bu ise sağlam bir metnin elde bulunmasına bağlıdır? düşüncesine sahiptir. Bundan dolayı mesaisinin önemli bir bölümünü edebî metinlerin doğru birer metnini vermeğe ayırmıştır. Bu bağlamda Hayâlî Bey, Fuzûlî, Necâtî Bey, Ahmed Paşa ve Zâtî gibi Klâsik Türk Edebiyatı şairlerinin eserlerinin tenkitli metnini (edisyon kritik) hazırlamış ve Fars dilinde meydana getirdikleri eserlerinin tercümelerini yapmıştır.Tarlan, metin şerhini; "kendi âleminde hususî formülleri, tetkike muhtaç mevzuları olması lâzım gelen bir disiplindir" şeklinde tarif eder. ?Edebî eseri anlamak başka, duymak başkadır. Metinler şerhi anlamağa çalışır.? ?Bir edebî eseri kendi dışındaki ilimlere yarasın diye değil, kendi için tetkik gerektir.? görüşlerinin sahibi olan Tarlan, onlarca kitap ve yüzlerce makaleye imza atmış bir edebiyat profesörü olarak hayatı, eserleri ve görüşleri üzerinde özellikle araştırma yapılması gereken bir ilim adamımızdır.Anahtar Sözcükler: Metin şerhi, metin neşri, edebiyat tarihi,
Mustafa Kutlu'nun hikâyelerinde şahıs kadrosu
Mustafa KUTLU'nun hikâyelerinde şahıs kadrosu konulu tezimizde Cumhuriyet döneminin tanınmış hikâyecilerinden olan Mustafa KUTLU'nun sanatçı kişiliğini ortaya koymak, hikâyelerindeki şahıs kadrosu ile Türk toplumunu meydana getiren bireyler arasındaki benzerlikleri belirlemeyi, Türk insanının Mustafa KUTLU'nun hikâyelerine nasıl, ne şekilde, hangi özellikleriyle yansıtıldığını tespit etmeyi amaçladık.Çağdaş hikâyecilere göre, içinde yaşadıkları toplumun, çeşitli yönleriyle sanat eserine yansıması çok önemlidir. Onlar topluma adeta bir ayna tutarak, onu bütün yönleriyle eserlerinde yansıtmaya çalışırlar. Mustafa KUTLU da hikâyelerinde Türk toplumunu çeşitli kesimleriyle tanıtmaya büyük bir önem verir. Bunun akademik bir çalışmayla ortaya konulması, modern Türk hikâyeciliğinin gelişim çizgisinin ortaya konulması açısından son derece önemlidir.Cumhuriyet dönemi Türk hikâyesinin gelişiminin ortaya konulması, tek tek bu dönemin hikâyecilerinin incelenmesine bağlı olduğundan, Mustafa KUTLU ile ilgili yapılan bu çalışmayla Cumhuriyet dönemi Türk hikâyesinin gelişim çizgisinin ortaya konulmasına önemli bir katkıda bulunulacaktır.Tez beş bölümden oluşmuştur:1. Modern Türk Hikâyeciliğinin Gelişimi. 2. Mustafa KUTLU'nun Hayatı ve Sanatı. 3. Mustafa KUTLU'nun Hikâyeleri. 4. Mustafa KUTLU'nun Hikâyelerindeki Şahıs Kadrosu. 5. Sonuç.
17. yüzyıl kasidelerinde methiye
Kaside nazım biçimi divan edebiyatında önemli bir türdür. Her divanın başında yer alan kasideler yazıldığı dönemin önemli devlet adamlarına ve önemli şahsiyetlerine sunulmuşlardır. Bu tezde de divan edebiyatı için önemli bir dönem olan 17.yy.ın kasideleri ele alınarak methiye bölümleri incelenmiştir. Zaman sınırlı olduğu için inceleme sadece padişahlara ve sadrazamlara sunulmuş kasidelerin methiye kısımları üzerine yapılmıştır. Bu incelemenin amacı, 17. yüzyıl kasidelerinde methiye kısmına ne kadar ağırlık verildiğinin tespit edilmesi ve bu methiyelerde yer alan övgü kalıplarının sunulduğu kişinin gerçek özellikleri ile ne kadar bağdaştığının saptanmasıdır. Tespit edilen veriler grafikler ile gösterilmiştir.Anahtar Kelimeler: 17. yüzyıl, Klasik Türk Edebiyatı, Kaside, Methiye
18. yüzyıl kasidelerinde medhiye
Medhiye, Divan Edebiyatı'nda devlet adamlarını övmek için yazılan bir nazım şeklidir. Şairler, genellikle devlet adamlarını çeşitli yönlerden överler. Bunlar; kahramanlık, cömertlik, adalet ve güzel ahlak gibi konulardır.Her şair, onların farklı yönlerini ortaya çıkarmıştır. Bazıları cömertliği överken, bazıları da kahramanlık yönünü över. Şairler bunu yaparken abartıya, mübalağaya yer verirler.Bu çalışmamızda, şairlerin padişahları ve sadrazamları nasıl övdüklerini tespit ettik ve övgü kalıplarını ortaya koyduk. Bu durum o dönem Osmanlı imparatorluğunun durumunu ortaya koyar.Sonuç olarak, medhiye Divan Edebiyatı'nda küçümsenmeyecek kadar önemli bir yere sahiptir.
Türk öykücülüğünde 1950 kuşağı ve varoluşçuluk
Türk öykücülüğü içinde 1950 Kuşağı, hem dil hem de biçimsel denemeler yönünden ayrı bir yere sahiptir ve öykücülüğümüzün modernleşmesinde bir dönüm noktasıdır. Bu yıllarda öykülerini yayımlamaya başlayan öykü yazarları, batı edebiyatına ve felsefesine duydukları ilgiyle kendi yazınlarını harmanlayarak öykücülüğümüzde yeni bir anlayışın temsilcisi olmuşlardır. Öykülerde; varoluşçuluğun da etkisiyle özgürlük, yabancılaşma, yalnızlık ve ölüm temalarının sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Bu tezde; varoluşçuluğun 1950 Kuşağı üzerindeki etkisi incelenmiş ve öykülerden alıntılarla bu etki gösterilmeye çalışılmıştır. Ayrıca varoluşçuluğun daha iyi anlaşılması için bu felsefenin temel anlayışı ve özellikleri açıklanmıştır.
Yayaköylü Ahmed Reşid Efendi´nin Şerh-i Nuhbe-i Vehbi adlı eseri (inceleme-metin)s.222-446
Dil öğreniminde görsel, işitsel ve basılı materyallerden yararlanılır. Bu basılı materyaller içinde sözlükler önemli bir yer tutar. Klasik Türk Edebiyatı'nda mensur sözlükler yanında otuza yakın manzum sözlüğün de yazıldığı tespit ettik. Bu tür sözlükler, çocuklara hem aruz tekniğini hem de Arapça, Farsça kelimelerin Türkçe karşılıklarını öğretmek amacıyla yazılmıştır. Manzum sözlükleri ezberlemenin insanı zeki kılacağı; hatta müelliflerin kendi çocuklarına bile ezberlettikleri tespit edilmiştir. İşte çeşitli dönemlerde yazılmış bu tür manzum sözlüklerin okuyucular tarafından gramer, yazıldığı dönemin siyasi, sosyal, tarihsel boyutu ve şairin entelektüel birikimi yönünden daha iyi anlaşılabilmesi için üzerinde çok sayıda şerh yazılmıştır. Yayaköylü Ahmed Reşid Efendi'nin Şerh-i Nuòbe-i Vehbî adlı eseri de Sünbülzâde Vehbî'nin Nuhbe-i Vehbî adlı manzûm sözlüğünü yukarıda saydığımız yönlerden ele alarak okuyucuya sunduğu bir şerh çalışmasıdır.Anahtar Kelimeler: Sözlük, manzum sözlük, şerh, Şerh-i Nuhbe-i Vehbî,
Hocazade Abdülaziz Efendi; Ahlak-ı Muhsini tercümesi; Fatih Ktp. 3467 (1A-60B)
Çalışmamızda ilk olarak ahlâk kavramı üzerinde durulmuş ve farklı dönemlerdeki ahlâk anlayışları verilmeye çalışılmıştır. Daha sonra 17. yüzyıl başlarına kadar yazılmış olan Türkçe ahlâk kitapları telif eserler ve tercüme eserler olarak sınıflandırılıp kısaca tanıtılmıştır. Siyâset-nâmelerin de ahlâkî öğütler vermesi ve Ahlâk-ı Muhsinî ile tercümesinin idarecilere hitaben yazılmış bir eser olması dolayısıyla bu türde yazılan eserlere de değinilmiştir. Ahlâk-ı Muhsinî yazarı Hüseyin Vâiz Kâşifî ve eserleri tanıtılmıştır. Ardından Hocazâde Abdülaziz Efendi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş; Sultan I. Ahmed'in isteği üzerine Farsça'dan dilimize tercüme ettiği ve Ahlâk-ı Sultan Ahmedî adını verdiği Ahlâk-ı Muhsinî Tercümesi incelenerek, Süleymaniye Kütüphanesi Fatih nr. 3467'de kayıtlı müellif hattı nüshanın 1b-60b sayfaları arası bölümün transkripsiyonlu metni verilmiştir.Anahtar KelimelerAhlâk, Nasihat-nâme, Siyâset-nâme, Hüseyin Vâiz Kâşifî, Hocazâde Abdülaziz Efendi, I. Ahmed, Ahlâk-ı Muhsinî Tercümesi.
Ferdi Abdullah Efendi ve Divanı
Bu çalışma ile Ferdi Abdullah Efendi Divanı'nın Süleymaniye ve İzmir nüshalarını karşılaştırmak suretiyle edisyon kritikli metninin oluşturulması amaçlanmıştır. Bu çerçevede Ferdi'nin hayatı ve edebi kişiliği ortaya konulmuştur.Abdullah Ferdi Efendi 19. yüzyılda yaşamış bir şairdir. Manisa'ya bağlı Kasaba/Turgutlu'da doğmuştur. Doğum tarihi bilinmemektedir. İlim tahsilini İstanbul'da tamamladıktan sonra Kasaba müftülüğüne tayin edilmiştir. Bu görevinin ardından tekrar İstanbul'a dönmüş, orda h. 1275/m. 1857'de vefat etmiştir.Tez çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde şairin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde divandaki şiirler şekil ve muhteva yönünden incelenmiş ve metin teşkilinde kullanılan nüshalar karşılaştırılmıştır. Son bölümde ise iki nüsha karşılaştırılmak suretiyle tenkitli metin hazırlanmıştır. Ayrıca üçüncü bölümün sonunda sözlük ve çalışmamızdan çıkardığımız sonuç yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Ferdi Abdullah Efendi, Divan, Kasaba, tenkitli metin
15. yüzyıl divanlarındaki kasidelerde nesib bölümü
15. yüzyıl sadece edebiyat açısından değil, tarihî gelişmeler bakımından da önemli bir dönemdir. Bu yüzyılda Osmanlı Devleti, yükselme sürecine girmiş ve büyük askerî, siyasî başarılar kazanmıştır.15. yüzyılda Osmanlı padişahlarının fethettikleri yerler, kültür merkezi hâline getirilmiştir. Devlet adamları sanatçılara büyük önem vermişlerdir. Padişahlar kendileri de sanatla uğraşarak bu konuda ne kadar samimi olduklarını göstermişlerdir.Osmanlı Devleti'nin sanata ve sanatçıya verdiği değer edebiyat alanında da hızlı bir gelişmeyi beraberinde getirmiştir. 14. yüzyılda ilk başarılı örneklerini gördüğümüz dîvân şiiri, 15. yüzyılda büyük bir gelişme göstermiştir. Hem sanatçı sayısı artmış, hem de verilen eserlerin sanat değeri yükselmiştir.15. yüzyılda yazılan kasidelerin sayısı bir önceki yüzyıla göre oldukça fazladır. Bu yüzyıldan itibaren kaside yazmak, gelenek hâline gelmeye başlamıştır. 16. yüzyılda da bu ivme devam etmiştir. Anadolu sahasında yazılan kasideler, Fars şiiriyle yarışacak düzeye ulaşmıştır. Padişahların ve devlet adamlarının himayesi altına girmek isteyen şairler, özellikle methiyye türünde kasideler yazmayı tercih etmişlerdir.Nesib bölümü, kasidede methiyyeden sonra en çok dikkat çeken bölümdür. Bu bölümde, dîvân şiirinde kullanılan mazmunların büyük bölümüne rastlamak mümkündür. Beyitleri, bir gazelin beyitlerinden ayırmak hayli zordur. Bu çeşitlilik nedeniyle 15. yüzyıl kasidelerinin nesib bölümü oldukça geniş bir incelemeyi gerektirmektedir.Kasidecilik geleneğinin başlangıcı sayılabilecek şair, Ahmed Paşa'dır. Dönemin en çok kaside yazmış şairlerinden biri olan Ahmed Paşa, kendisinden sonraki birçok sanatçıyı da etkilemiştir. Hem aynı yüzyılda hem de sonraki dönemlerde Ahmed Paşa'nın kasidelerine nazireler yazılmıştır. Kasidenin nazire yazılan bir tür hâline gelmesi, bu türün ulaştığı noktayı göstermektedir.
Yayaköylü Ahmed Reşîd Efendi'nin Şerh-i Nuhbe-i Vehbî adlı eseri (inceleme, metin, dizin, S.1-221)
ÖZETKlasik Türk Edebiyatı sahasında dil öğretimi amacıyla yapılan mensur sözlükler yanında, manzum sözlüklerin de yeri büyüktür. Bu alandaki manzum sözlükler daha çok yazıldığı dönemin ilim ve edebiyat dili olan Arapça ve Farsçanın öğretilmesi amacıyla yazılmıştır. Manzum sözlükler, uyak ve redifli oldukları ve nesre göre daha kolay ezberlendiklerinden dolayı, öğrenim çağına gelmiş çocukların eğitiminde kullanılmıştır. Bu eserler, yazıldığı dönemin edebiyat-kültür hayatını, siyasi ve toplumsal yönünü de yansıttıkları için önemlidir. Bu nedenle pek çok manzum sözlük şerh edilerek, açıklanan sözcüklerin kapalı tarafları izah edilmeye çalışılmıştır.Manzum lügatler ve şerhleri, edebiyatımızın bakir bir sahasını oluşturmaktadır. Didaktik yönü ağır bastığı için, estetik yönleri arka plânda kalan bu eserler, Divan edebiyatımızla ilgili araştırmalarda da çok fazla ilgi çekmemiştir. Oysa sözlükler ve sözlüklerin şerhleri bu edebiyatın daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilecek önemli kaynaklardandır. İşte bu nedenlerden dolayı manzum sözlük şerhlerinden biri olan Şerh-i Nuhbe-i Vehbî'yi ilim dünyasına kazandırmak amacıyla bu çalışmayı yapmayı uygun bulduk.Tez çalışmamızı yaparken, transkribe edilmiş metinden önce tez konusuyla ilgili olarak manzum lügatler, Sünbülzâde Vehbî ve eserleri, Yayaköylü Ahmed Reşîd Efendi ve Şerh-i Nuhbe-i Vehbî hakkında kısa bir bilgi verdik. Şerh-i Nuhbe-i Vehbî transkrip edilirken, eserin yazma ve matbu nüshaları karşılaştırdık ve okunamayan âyet, hadis ve meselleri Arapça şekliyle yazdık. Eseri transkribe ettikten sonra ise, şerhi yapılan kelimelerin ve özel isimlerin dizinini yaptık.Şerh-i Nuhbe-i Vehbî'yi, dil bakımından günümüz Türkçesine yaklaştırılarak modernize edip, fiillerdeki yuvarlak vokalleri (gelür ?gelir, dinür ?denir?) günümüzdeki kullanımıyla yazdık. Ayrıca Divan edebiyatında klâsikleşmiş ?u, ü, vü? bağlaçları için de Türkiye Türkçesindeki ?ve? bağlacını kullandık.Anahtar Kelimeler: Manzum Sözlük, Şerh, Şerh-i Nuhbe-i Vehbî