Manisa Celal Bayar University
Discipline

Early Modern History

Manisa Celal Bayar University

19

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

19 Theses
Master'sOpen AccessTR

H.1095/1684 tarihli Ahkam Defteri (Mad 2931) s. 168-332 (Metin ve değerlendirme)

Osmanlı Devleti'nde genellikle maliyeye ait hükümlerin toplandığı defterlere ahkam defteri denir. Ahkam hükmün çoğulu olup, hükümler demektir. Ahkam defterleri padişah adına divandan çıkan hükümleri ihtiva etmektedir. Defterdarlıktan çıkan Maliye Ahkam Defterleri'ndeki hükümler Osmanlı maliyesi hakkında mühim bilgiler vermektedir. Üzerinde çalıştığımız MAD 2931 numaralı ahkam defteri II. Viyana Kuşatması'ndan hemen sonra 1684 yılında tutulmuştur. Bu tarih Kutsal İttifak Savaşları'nın başlangıcına denk gelmektedir. Dönemin atmosferi, mâlî kayıtlara net olarak yansımış olup; sefer organizasyonu, mühimmat, mukataa, ticaret, anlaşmazlıklar gibi çok farklı konularda hükümler bulunmaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm defterin tutulduğu dönem olan IV. Mehmed döneminin bir değerlendirmesi şeklindedir. İkinci bölüm hükümlerin transkripsiyonudur. Üçüncü bölüm ise tespit edilen 515 adet hükmün konu dağılımı yapılarak değerlendirildiği bölümdür.

Ahkam DefterleriDefterlerMaliye politikaları+3
Muhittin Akbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1111 (1699-1700) tarihli Ahkâm Defteri'nin (MAD 9885) Latin harflerine çevrilmesi ve değerlendirilmesi (s. 1-181)

Ahkâm Defterleri, Divân-ı Hümâyun'da görüşülen konular hakkında padişah adına çıkan kararların yazıldığı defterlerdir. Hüküm adı verilen bu kararlar Divân'dan çıkan fermanların bir kopyası niteliğindedir. Maliye Ahkâm Defterleri ise Osmanlı Maliye teşkilatı içerisinde en yetkili kurum olan Defterdarlıktan çıkardı. Defterdarlığa bağlı alt kalemlerden olan gelir-gider kalemlerinin en önemlisi olan Başmuhâsebe, diğer kalemlerin yöneticisi konumunda olması nedeniyle gelir ve giderleri denetler ve kaydını tutardı. Tutulan bu kayıtlar bu gün Osmanlı Mali Tarihi açısından araştırmacılar için oldukça önemli verileri bünyesinde barından başvuru kaynaklarının başında gelir. Özellikle 17. yüzyılda yapılan uzun süreli savaşların yenilgiyle sonuçlanması ekonominin kötüye gitmesine neden olmuştur. Üzerinde çalıştığımız 9885 numaralı Ahkâm Defteri, Osmanlı Devleti için bir dönüm noktası olan Karlofça Antlaşması'ndan sonra tutulması sebebiyle bize dönemin ekonomik şartları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde 1695-1703 yılları arasında tahtta buluna II. Mustafa dönemi siyasi olaylar aktarılmış ardından 17. yüz- yılın ikinci yarısından itibaren devletin ekonomik durumu ele alınmıştır. İkinci bölümde Osmanlı maliye teşkilatı anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Ahkâm Defterleri hakkında bilgi verilerek defterimizde bulunan 404 hükmün transkripsiyon ve özetlerine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise defterin değerlendirmesi ve hükümlerin konularına göre dağılımı verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Maliye, Defterdarlık, Hüküm, Ahkâm Defteri

17. yüzyılAhkam DefterleriFinans+3
Nebahat Pehlivan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Muhsinzade Mehmed Paşa'nın Hayatı ve Vakıfları

Osmanlı Devleti, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında bir kısım toprakları hakimiyeti altına almış ve bu topraklarda yüzyıllarca hüküm sürmüştür. Osmanlı Devleti'nin cihan hakimiyetindeki temel unsurlardan birisi de bünyesinde yetişen devlet adamlarının dirayetli, kabiliyetli, terbiyeli ve ahlak sahibi kimseler olmalarıdır. Osmanlının yetiştirdiği önemli devlet adamlarından biri de Muhsinzâde Mehmed Paşa'dır. Bu çalışmada; onun hayatı, idari görevleri ve sadareti hakkında bilgi verilmiş ve kurmuş olduğu vakıfları ile bırakmış olduğu hayrâtı incelenmiştir. Çalışmanın kapsamı, genel olarak Muhsinzâde Mehmed Paşa'nın hayatı ve eserleriyle sınırlıdır. Bu çalışma, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde genel olarak çalışmada kullanılan kaynaklar tanıtılmış, vakıf ve vakfiye kavramları üzerinde durulmuş ve tezin amacı, önemi ile sınırlılıkları hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, Muhsinzâde Mehmed Paşa'nın hayatı hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca vakıf kurma ve hayrât bırakma nedenlerini anlayabilmek için öncelikle arşiv belgeleri ve konu ile ilgili çalışmalardan yararlanılmıştır. Babası Muhsinzâde Abdullah Paşa ile beraber çeşitli seferlere katılmış ve otuz yıla yakın vezirlik görevinde bulunmuş; iki defa sadarete gelmiş olan Muhsinzâde Mehmed Paşa, ileri görüşlü ve tecrübeli bir devlet adamıydı. Muhsinzâde Mehmed Paşa'nın idari görevleri, şahsiyeti ve vefatı ile hayatının geçtiği dönem bu bölümde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Muhsinzâde Mehmed Paşa'ya ait vakfiyeler ve diğer belgelerden yola çıkarak Paşa'nın vakıfları ve hayrâtı incelenmiştir. Şumnu, Anabolu, Travnik, Vodina gibi Balkanlar'daki bazı şehirlerde kurmuş olduğu vakıf ve hayrâtı ele alınan Muhsinzâde Mehmed Paşa, idari görevlerinin yanısıra yapmış olduğu hayrât ve tesis etmiş olduğu vakıflarla da döneminde öne çıkan bir devlet adamıdır. Anahtar Kelimeler: Muhsinzâde Mehmed Paşa, Osmanlı Devleti, Vakıf, XVIII. yüzyıl.

BiyografiMuhsinzade Mehmed PaşaOsmanlı Devleti+4
Beyhan Uyar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The comparison of Jelali rebelli̇ons and Janbulad Ali Pasha rebellion

When the Ottoman State reached it's peak of power, socio-economic problems began to emerge. While Europe was increasing to strength by using technical weapons and geographical discoveries, the Ottoman State was lowered in a difficult situation. Meanwhile, corruption in the Ottoman military system, chaos in Anatolia arise from the unemployment of madrasa students, disruption of seigneurialism, leaving of villagers their territory, ırregularities of tax collection, the emergence of the bribery, levend and sekban groups led to crisis in political and social structure of Ottoman State. In that chaos, central goverment weakened and couldn't control their parts. Influential Jelali leaders and their followers who took the chance of Otoman's constantly war with Habsburgs in Europe, Safavids in the East, created a rebells and anarchy by affecting all Anatolia in the late of 16th century and the beginning of 17th century. Rebellions of important Jelali leaders Karayajici, Mad Hasan, Kalenderoğlu, Janbulad are the most important examples that reflect the economic and social structures of that era. The most important factor distunguishes Janbulad rebellion from the other rebellions is his attempt to establish an independent state and having multi-dimensional nature. Jelali rebellions arises as the most important problematic in terms of economic, political disruption in the Ottoman State and relations of Bandit-State. Ottoman State's policies against the rebellions are changed according to circumstances. KeyWords: Jelali Rebellions, Levend, Sekban, Janbulad, Ottoman State, Seigneuralism, Bandit.

Canbuladoğlu Ali PaşaCelali rebellionsBandit+2
Hüseyin Demirtaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1039-1040 (1629-1630) yıllarına ait 61 numaralı Manisa Şer'iyye sicilinin transkripsiyon ve değerlendirmesi

Ser`iyye sicilleri , Osmanlı Devleti'nde baslıca ser`î ve örfî davaların görüldügü mahkemelerde ele alınan bütün hukukî olayları , kadıların verdikleri karar sûretlerini , merkezden gelen fermanları , beratları ve yargıyı ilgilendiren çesitli konuları ihtiva eden son derece önemli vesikalardır. Bu vesikalar ısıgında Türk iktisadî , içtimaî , idarî ve hukukî tarihini aydınlatmak mümkündür. Ser`iyye sicilleri yer adları , tarihî müesseseler , tarım ve sanayi ürünleri , meslek grupları , toplanan vergiler , aile hayatı , örf ve âdetler gibi bir mahalle ait çok önemli tarihî bilgi ve belgeleri bizlere sunmaktadır. Bu nedenle yerel tarihe dair yapılan ilmî arastırmalarda birinci derecede önemli kaynaklardır. Bu çalısmada da 61 Numaralı Manisa Ser`iyye Sicilinin transkripsiyon ve degerlendirmesi yapılarak , 1039-1040 (1629-1630) yıllarında Manisa'nın sosyal , kültürel , ekonomik , hukukî ve idarî hayatı hakkında bilgi edinilmesi amaçlanmıstır. Bu amaç dogrultusunda bir yıl içerisinde mahkemeye intikâl eden dava ve durusmalar Aile ve Miras Hukuku , Sahıs Hukuku , Ceza Hukuku , Alım-Satım ve Vergiler le lgili Kayıtlar , Belediyeye Ait Kontroller gibi baslıklar altında incelemeye tâbî tutulmustur. Böylece Manisa'nın sosyo-ekonomik tarihine katkı saglayabilecek verilerin ortaya çıkarılmasına çalısılmıstır.

Arzu Karaslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
10
Master'sOpen AccessTR

H.1075?1076/m.1665?1666 tarihli 124 no'lu Manisa Şer`iyye Sicili transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Şer`iyye sicillerini, toplumumuzun sosyal yapısını ortaya koyan belgeler olarak değerlendirebiliriz. Kaydedildiği dönemin sosyal, kültürel, hukuki durumu, toplum yapısı, toplumun ahlaki boyutu hakkında önemli bilgileri içerir. Sosyal, kültürel ve iktisadî tarih araştırmaların önem kazandığı günümüzde tarihimizi aydınlatmada son derecede önemli birer arşiv vesikalarıdır. Bu vesikalar gün yüzüne çıktıkça tarihimiz daha da aydınlanacaktır.Şer`iyye Sicillerinden yararlanarak Osmanlı şehir yapısı ile alakalı genelleme ve tespitler yapılabilmektedir.Bu çalışma ile biz de 124 No'lu Manisa Şer`iyye Sicilini esas alarak, Manisa şehrinin H.1075?1076/M.1665?1666 tarihleri arasındaki sosyal ve ekonomik durumunu ortaya koymaya çalıştık. Belgelerin ağırlıklı olarak, miras, vasi tayini, satış ve alacak davası ile davalarından oluştuğu görülmüştür. Bu doğrultuda Manisa şehrinin sosyal ve ekonomik durumu tasvir edilmeye çalışılmıştır. Ancak bilgiler konuya temel kaynaklık eden H.1075?1076 tarihli 124 No'lu Manisa Şer`iyye Sicili'nde yer alan dava ve kayıtlarla sınırlıdır.

Ferdi Gökbuğa
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

398 Numaralı Tapu Tahrir Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

398 No'lu Tapu Tahrir Defterini Transkripsiyon ve degerlendirilmesi konuluyüksek lisans tezimizin içerigine bakacak olursak; 534 aded vakıf kaydıbulunmaktadır. Bu vakıfların içeriginde ise sayı bakımından en fazla olançiftliklerdir. Daha sonra sırasıyla; mescit, zâviye, cami, mezraa, muallimhâne,cemaat toplulukları, bag ve bagçe vakfları, medrese, çesme, bahçe, köprü,degirmen, hankah, hitabet, kervansaray, hayrat, türbedar, cüz ve kıraat okunmasıiçün vakıf, zemin ve mülknâme olmak üzere toplam 534 aded vakıf kaydıbulunmakta ve defterimizin içerisinde yer almaktadır.Tezimizi konu bakımından ele aldıgımızda Osmanlının vakıf eserlerihakkında 1520'li yıllarını Kanuni Sultan Süleyman olarak tarihsel kaynaklardabize naksetmektedir.Osmanlı tarihinin en büyük hükümdarlarından biri olan I. Süleyman kiAvrupanın o zamanki güçlü devletleri olmalarına ragmen bileginibükemediginden dolayı ona ?Muhtesem Süleyman? diye adlandırmadabulunmuslar ve bizde de kanun yapan anlamına gelen ?Kanuni Sultan Süleyman?olarak tarih arastırmacıları tarafından adlandırılmıs ve tarih kaynaklarında ise buvasıflandırma ve tasvirlerle yer almıstır.1520'li yılların basından itibaren gerek Saruhanogulları döneminden kalmave gerekse yeni fethedilmis toprakların tahrir çalısmasına tabi tutulup topraklarıntimara ayrılması ve bu ayrılan tımarlar arasında vakıf topraklarına ayrılanları dabu defter sayesinde ögrenmis oluyoruz.Defterin içerisinde bulunan vakıf kayıtlarına baktıgımızda çiftliklerin çokolması dikkatimizi çekmektedir ve bu çiftlik vakıfları mülk toprakları olmaktadırve genellikle evlâdiyet üzerine vakfedilmistir. Topragın kullanım hakkı olarakta ?evlâd u evlâd? olarak ? neslen ba'de nesil? olarak vakfedilmistir. Her mahallede4bir mescidin bulunması ise Osmanlı Devleti'nin dini karakterli yapısını ve dineverdigi önemi bize göstermesi bakımından önem tasımaktadır. Camii sayısı isemescide göre azdır; fakat ana merkezlerde toplanmıs olması dikkat çekmektedir.Bunların haricinde zâviye kaydlarının sayı olarak çok bulunması Saruhansancagının tasavvuf yönünün ne derece güçlü oldugunu bize anlatmaktadır.Zâviyelerdeki Seyh atamalarına ait kayıtlar da sayı bakımından çoktur. Genelliklekurucusunun ismi birçok kayıtta geçmemektedir.Bag bahçe vakıfları, hankah, hamam, çesme, tekke, degirmen, muallimhâne,köprü yapım ve tamiri, mezar v.b. konularda kayıtlara rastladıgımız defterde ?cüz' ve kıraat okunması? camilerde aydınlatmada kullanılan ?revgan-ı çerâg?olarak geçen kandiller için ayrılan paralarda pek çok kayıtta görmekteyiz. Ayrıcasiyakat rakamlarıyla da sayılar anlatılmıstır.Konu itibariyle oldukça önemli ve degerli olan tez konumuzun degerlendirmekısmı için sürenin az olması sebebiyle pek çok sıkıntı çekmis oldugumuzu buradabelirtmeden geçemeyecegiz. Fakat çalısmıs oldugumuz defterin Manisa merkez,özellikle vakıf kayıtları degerli tarihçi Sayın Prof. Dr. Feridun Emecen'in ?XVI.Asırda Manisa Kazâsı? adlı doktora tezinde de ele alınmıs olmakla birlikte,Saruhanogulları ile ilgili vakıf kayıtları Mustafa Eravcı ? Mustafa Korkmaz'ınbirlikte çalısmıs oldukları ? Saruhanogulları ve Osmanlı Klâsik Dönemin'deManisa'da Yasayan Kültürel zleri? adlı eserinde de ele alınmıstır. AyrıcaSaruhanogulları ile ilgili vakıf kayıtları degerli tarihçi Çagatay Uluçay'ın?Saruhanogulları ve Eserlerine Dair Vesikalar II? adlı eseri de ele alınmıstır.

16. yüzyılDini yapılarSaruhanoğulları+2
Reyhan Yavaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Candaroğlu Ailesinin Osmanlı Sistemine entegrasyonu: Bir Beylik ailesi şecere araştırması

Bu çalışma, Candaroğulları ailesinin Osmanlı idari sistemine entegrasyonu sürecine odaklanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak XV.-XVI. yüzyıllarda yaşamış olan hanedan üyelerinin biyografileri çıkarılmıştır. Bu biyografiler temelde dört ana koldan gelmektedir. Bunlar, İsfendiyar Bey'in oğullarından İbrahim Bey'in çocukları İsmail Bey, Kızıl Ahmed Bey ve Mahmud Bey ile İsfendiyar Bey'in oğlu Kasım Bey'in gelen kollardır. Daha sonra, ailenin kurdukları vakıflar irdelenmiş, bu vakıflar üzerinden ailenin yerleştikleri yerler ile vakıf kültürüne sağladıkları katkılar açıklanmıştır. En sonunda da aile ile kurdukları vakıflar aracılığıyla Osmanlı idari sistemine entegrasyonu süreçleri açıklanmıştır. Entegrasyon süreci, beyliğin ilhakı, hanedanın sürgün edilmesi, hanedan üyelerinin bürokrasiye girme süreçleri, XVI. yüzyılda hanedan mensuplarının Osmanlı bürokrasisi içerisindeki faaliyetleri, II. Selim ile III. Murad devrinde Sokollu Mehmed Paşa ile Şemsi Ahmed Paşa'nın mücadelesi ile son olarak hanedanın evliliklerini içermektedir. Candaroğulları ailesi üzerinden Osmanlı yönetici sınıfı içerisinde bir Müslüman-Türk beylik ailesi mensuplarının da varlığını ortaya koyan ilk çalışmadır. Öte yandan, beylik ailelerinin siyasi hükümranlıkları ortadan kalktıktan sonra aileye ne olduğu sorusunun cevabını vermesi bakımından da –en azından doktora tezi düzeyinde- ilk olma özelliği taşımaktadır. Bu iki önemli özelliği nedeniyle Osmanlıların yönetici sınıfında bulunan kökenleri itibariyle ayrıcalıklı bir ailenin biyografisi, vakıfları ve XV-XVI. yüzyıllarda Osmanlı idari sistemi içerisindeki dönüşümü bu çalışmada konu edinilmiştir.

BütünleşmeCandaroğullarıOsmanlı Devleti+4
Ümit Katırancı
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde Üsküdar

Bu çalışmada, XVI. yüzyılın sonu ve XVII. yüzyılın başında büyük bir değişim sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu'nda, başkent İstanbul'a gerek fiziksel gerekse kültürel anlamda en yakın yerleşim yeri olan Üsküdar Kazasının XVII. yüzyılın ilk çeyreğindeki durumu, Üsküdar Şer`iye Sicilleri temel alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.Şer`iye Sicilleri kadıların tuttukları kayıtlar olup, XVII. yüzyılın ilk çeyreğindeki Üsküdar'ın ekonomik ve sosyal hayatını anlatmada birinci elden kaynaklar olma açısından son derece önemlidir.Bu tezde, Üsküdar adı, XVII. yüzyıla kadar olan Üsküdar'ın kısa tarihi, merkez organizasyonu içerisinde Üsküdar'ın yapısı ve Üsküdar taşra teşkilatı ile bu teşkilatta yer alan görevlilerin yanı sıra vergi uygulamaları, meslekler, aile, kadın, ticaret ve kölelik gibi konular üzerine durulmuştur.

17. yüzyılEkonomik hayatKölelik+7
Mustafa Akkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

99 numaralı mühimme defteri transkripsiyonu ve değerlendirmesi (91-180)

Mühimme Defterleri, Divan-ı Hümayun toplantılarında görüşülen iç ve dış konulara ait siyasi, askeri, kültürel, ekonomik kararların kaydedildiği defterlerdir. Bu defterler Osmanlı Devleti'nin merkez ve taşra teşkilatındaki idari ve askeri organların yapısı, karşılıklı ilişkileri hakkında önemli bilgiler içerir. Mühimme Defterleri, XVI. Yüzyılın ortalarından XX. Yüzyılın başlarına kadar ki dönemi kapsayan önemli tarihi kaynaklardır. Ayrıca komşu ülkeler ile Avrupa, Rusya, Ortadoğu, Kafkaslar, Kuzey Afrika, Arabistan Yarımadası hakkında önemli bilgiler içerir. '99 No'lu Mühimme Defterinin Transkripsiyonu ve Değerlendirilmesi' başlığını taşıyan yüksek lisans tezi, II. Süleyman'nın saltanatı (1687-1691) yılları içinde yer alan,1688-1689 yıllarında tutulmuş olan Mühimme defterinin, transkripsiyonu, değerlendirilmesi ve tasnifini içermektedir. Defter; 1688-1689 Osmanlı Tarihinin genel profiline uygun olarak, Belgrad, Vidin, Avlonya gibi Balkanlarda yüzyıl içinde Avusturya ile mücadeleye sebeb olan beldelerin, savunulması, bu savunmalar için gerekli olan mühimmat ve askerin tedariki, bunlarla ilgili, Osmanlı'nın kendi kuvvetlerine, ya da ona tâbi olan Erdel kralı, Eflak voyvodası, Boğdan voyvodası ve Kırım hanlarına gönderilen hükümleri içermektedir. Buna ek olarak bu dönemde oldukça yaygın olan eşkıyalık faaliyetleri, devlet görevlilerinin müsbet ya da menfî çeşitli faaliyetleri, kilise tamirleri, halkın korunması, görev tevcîhi, asker kaçakları ve halka yaptıkları vs. gibi birçok konu defterde bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Mühimme, Mühimme Defterleri, Divân-ı Hümâyûn, Eşkıyalık

DefterlerMühimme DefterleriOsmanlı Dönemi+3
Mehmet Ali Tan
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

H.1200-1201(m.1785-1787) tarihli şer'iyye siciline göre Amasya'nın idari,sosyal ve iktisadi yapısı

Osmanlı Devleti, Türk tarihi ve kültürü içinde önemli bir yere sahiptir. slâmhukukunu, hukuk sistemi olarak kabul eden bu Türk devletinin en önemli yargı organışer'i mahkemelerdir. Bu mahkemeler, Osmanlı Devleti'nin muhtelif devirlerindekihukukû, iktisadû, dinû, askerû, idarû ve sosyal müesseseleri hakkında bizlere çokdeğerli tarihû belgeler bırakmıştır.Bu çalışmamızda, 623 yıllık Osmanlı tarihinin 1455'ten başlayarak 472 yılınaışık tutan şer'i sicillerinden; ?Medinetü'l-hükemâ?, ?Rumiyye-yi suğra?, ?Bağdatü'r-rum? ve özellikle ?Şehzâdeler Şehri? olarak bilinen Amasya'nın H. 1200-1201 (M.1785-1787) tarihlerini kapsayan 63 no'lu şer'iyye sicilini inceleyerek Osmanlıtarihine bir nebze olsun ışık tutmaya çalıştık.?H. 1200-1201 (M. 1785-1787) Tarihli Şer'iyye Siciline Göre Amasya'nındarû, Sosyal ve ktisadû Yapısı? adlı tezimiz üç bölümden oluşmaktadır. I. BölümdeAmasya'nın coğrafû, idarû ve tarihû yapısı hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Bubağlamda Amasya'nın coğrafû konumu, tarihû süreci ve 63 numaralı şer'iyye sicilinegöre Amasya'daki idarû görevliler tespit edilmeye çalışılmıştır. II. BölümdeAmasya'nın sosyal yapısı ve müesseseleri hakkında değerlendirmeler yapılmayaçalışılmıştır. III. Bölümde ise Amasya'nın iktisadû ve ticarû yapısı hakkında veriler eldeedilmeye çalışılmıştır.Sonuç olarak Amasya, XVIII. yüzyılın son çeyreğinde eski değerini çok fazlakoruyamamasına rağmen, kültür ve tarih birikimiyle ve ulaşımdaki rolü ileAnadolu'nun önemli şehirlerinden biri olma özelliğini koruyabilmiştir.

Mustafa Kök
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Sovyetler Birliği döneminde Karaçay ve Balkarlar

Kafkasya, Batı Hım İmparatorluğu devrinden itibaren çeşitli Türk boylarının, tehlikelerden korunmak için sığındıkları bir mekan olmuştur. Avrupa Hunlarından sonra özellikle İtil Bulgarları ve büyük Kıpçak gücü esnasından bazı Kıpçak grupları Kafkasya'ya sığınmışlardır. İşte Karaçay - Balkar Türkleri İtil Bulgarları ve Kıpçaklarin ahfadı olarak hala Kuzey Kafkasya'da yaşamaktadırlar. Zaman zaman bağımsız olmakla birlikte tarih boyunca çeşitli Türk Devletlerinin idaresi altında yaşayan Karaçay-Balkar Türkleri, 8. yüzyılda eski inanç sistemleri Şamanizmi bırakarak İslam'ı kabul etmiş bir süre sonra da Osmanlı Devleti İdaresi'ne girmişlerdir. Osmanlı idaresi altında uzun süre kalmaları mümkün olmamış ve Karaçay - Balkar bölgesi bir Osmanlıların, bir Rusların idaresine geçmiştir. 1917'de Bolşevik İhtilali'nden sonra Çarlık rejiminin yıkılmasıyla Komünist idare altına giren Karaçay- Balkar bölgesi bu tarihten itibaren farklı söylemlerle fakat Çarlık döneminin uygulamalarının hemen aynısına maruz kalmıştır. İmamlar döneminde başlayan Kafkasya direniş hareketi yeni rejim döneminde de devam etmiştir. Komünist rejimle birlikte bütün Müslüman-Türk topluluklarına olduğu gibi Karaçay-Balkar Türkleri üzerinde de yoğun bir asimülasyon politikası uygulanmıştır. Bu politika özellikle Stalin döneminde had safhaya çıkmıştır. Stalin döneminde Lenin'in mutedil politikasının aksine son derece ceberrut bir idare kurulmuş, din, dil ve kültür gibi değerler baskı altında tutulmuştur. II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla daha da yoğunlaşan baskılara öteden beri sık sık ayaklanan Karaçay-Balkar Türkleri yine silahla karşılık vermiş hatta Almanlarla işbirliğine gitmişlerdir. Ancak savaşın seyrinin değişmesiyle Karaçay-Balkar Türkleri topyekün tehcire maruz bırakılarak Türkistan coğrafyasına dağıtılmışlardır. Bir kısım Karaçay-Balkarlı da Almanların peşinden Avrupa'ya sığınmış ve mülteci durumuna düşmüştür. Ancak daha sonra esir statüsüne konularak Sovyetler Birliği'ne iade edilmişlerdir. Türkistan'a sürgün edilen Karaçay-Balkarlılar burada çok zor şartlarda yaşamaya çalışmışlardır. Zaten nüfuslarının yarısını göç esnasında kaybeden Karaçay-Balkar halkı 1957' de Stalin' in ölümünden sonra, Kruşçev zamanında, çıkan bir afla atayurtlarına dönmüşlerdir. Ancak Kafkasya'da yeni sorunlarla karşılaşmışlardır. Hali hazırda bu sorunlar devam etmektedir ve Kafkasya'nın siyasi belirsizliğinin temelini bu sorunlar oluşturmaktadır.

Balkar TürkleriKafkasyaKaraçay Türkleri+2
Abdullah Temizkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Hokand Hanlığı'nda Kıpçaklar ve Emir-i Leşker Alimkul

1842 yılında Buharalılar Hokand Hanlığı'nı işgal ederken Kıpçaklar ile Kırgızlar ittifak ederek Buharalıları Hokand Hanlığı sınırlarından kovmaya muvaffak olmuştur ve ülke yönetimine Şirali Han'ı getirmişlerdir. Böylece uzun yıllardır siyasi görevlerden kendi payını alamayan Kırgızlar ile Kıpçaklar tamamen ülke yönetimine el koymuşlardır. Ancak 1852 yılının sonu 1853 yılının başlarında Hüdayar Han'ın öncülüğündeki Sartlar Kıpçaklara ağır bir darbe vererek bu göçebe toplulukları ülke yönetiminden uzaklaştırmıştır. Nitekim Kıpçaklar 1858 yılından itibaren toparlanmaya başlamıştır ve 1863 yılında Emir-i Leşker Alimkul önderliğinde Hokand Hanlığı'nın yönetimine tekrar gelmişlerdir. Emir-i Leşker Alimkul iktidara geldikten sonra kendisinden önce yapılan yanlışlıklara yol vermemek için hanlığın bütün boy ve halklarına eşit davranmaya, düzeni bozulan hanlığı düzene sokmaya ve Rusların işgal girişimini durdurmaya çalışmıştır. Ancak Hokand Hanlığı'nı oluşturan göçebe, yarı göçebe ve yerleşik hayat tarzında yaşayan halklar arasında eskiden süre gelen rekabet ve mücadeleler Emir-i Leşker Alimkul'un planlarını engelleyen en büyük etken olmuştur. Emir-i Leşker Alimkul'un kendisi göçebe halk olan Kıpçaklardandı ve bu yüzden yerleşik hayat tarzındaki halkın tam (Sartların) desteğini alamamıştır. Sartların bir kısmı hatta Rus tehlikesine rağmen Kıpçakları hakimiyetten uzaklaştırmak adına Buhara'ya sığınan Hüdayar Han'ı tekrar Hanlık yönetimine getirmeyi amaçlamıştır. Diğer yandan göçebe toplum arasında da Emir-i Leşker Alimkul'un uyguladığı sert politika yüzünden muhalefete geçenler vardı. Halk arasındaki bu kutuplaşmalardan yararlanan Ruslar art arda Hokand Hanlığı'nın şehir ve kalelerini işgal etmeye devam etmiştir. 1865 yılının mayıs ayında meydana gelen Taşkent muharebesinde kendi halkının desteğini alamayan Emir-i Leşker Alimkul öldürülmüştür ve Taşkent şehri Rusların kontrolüne geçmiştir. Taşkent'in düşmesiyle Hokand Hanlığı Ruslara bağlı vasal devlete dönüşmüştür ve 1876 yılında tamamen yıkılmıştır.

Emir-i Leşker AlimkurHokand HanlığıKıpçaklar+2
Bazarbai Ulukbek Uulu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Humbaracıbaşılık Kâtibi Mustafa Efendi'nin Rûzmerre-Mecmûʻası (1143-1180/1730-1767) inceleme-çeviriyazı

Bu çalışma İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Osmanlı Araştırmaları Bölümü, Şevket Rado Yazma Eserler Kitaplığı'nda bulunan ŞR 207/3 numaralı, müellifinin Ser-Humbaracıyân Kâtibi Mustafa Efendi olduğu yazma eserin inceleme ve çeviriyazısıdır. Yazma eseri rûzmerre ile devamındaki çeşitli notlardan olmak üzere iki kısımda değerlendirmek ve tümü bir mecmûa olarak isimlendirmek mümkündür. Gün tarihli bilgiler, rûzmerre olarak tarif ettiğimiz bölüm, 11 Muharrem 1143 (27 Temmuz 1730) ile 24 Zi'l-kaʻde 1180 (23 Nisan 1767) tarihleri arasındaki tarihleri ihtivâ etmekde ve İstanbul merkezli tarihî ve sosyal olaylar sıralanmaktadır (vr. 31b-44a). İkinci kısım (vr. 44b-62a) bir usûl takip edilmeyerek kaleme alınan, fevâid türünden bilgilerin daha çok olduğu türlü notları ihtivâ etmektedir. Özellikle buradaki notlardan, müellifin kimliği ve biyografisiyle ilgili bilgiler elde edilmiştir. Şahsî işleriyle ilgili notlar, fevâid mecmûalarında sıkca rastlanan mücerreb reçeteler, yine söz konusu varaklardadır. Bu yönleriyle Ser-humbaracıyân Kâtibi Mustafa Efendi'nin mecmûası, XVIII. yüzyılda Sultan I. Mahmud (1730-1754), III. Osman (1754-1757) ve III. Mustafa (1757-1767, saltanatının ilk on yılı) devirleriyle ilgili nâdir bilgileri, içeriden bir bakışla askerî cepheden gelişmeleri haber vermektedir. Söz konusu tarihler için, Rûzmerre tam bir kaynak eserdir ve ilk kez araştırma konusu olmaktadır. İçerdiği özel notlar îtibâriyle de dikkat çekmektedir.

18. yüzyılMahmud IMustafa Efendi+4
Muammer Karan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Mühimme-i Mektûme Defteri Nr. 1 (1203-1207/1788-1793) (inceleme-çeviriyazı)

1 numaralı Mühimme-i Mektûme Defteri, evâil-i Rebiülahir 1203 (30 Aralık 1788) ile evâsıt-ı Muharrem 1208 (18 Ağustos 1793) tarihleri arasında, Divân-ı Hümayun'da alınmış olan kararların nüshalarını içermektedir. Gizli olarak kalması kararlaştırılmış hükümler olmaları bakımından, mektûm ve mahfî ibârelerini diğer Mühimme Defterleri'ne göre daha fazla içeren bir hükümler serisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönü itibâriyle 1 numaralı Mühimme-i Mektûme Defteri, Mühimme Defterleri'nden farklı olmakla birlikte, Osmanlı Tarihi'nin bahsi geçen kısmına ışık tutacak birincil kaynak olma özelliğini korumaktadır .

DefterlerDivan-ı HümayunMühimme Defterleri+4
Hatice Çelik
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
11
DoctorateOpen AccessTR

17. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Hiref-i Hâssa teşkilatı birimleri ve yapısal özellikleri

Zamanın sanat akımlarına öncülük eden ehl-i hiref-i hâssa teşkilatı, geniş sınırlarına rağmen Osmanlı'nın Sanatı'nı bütünlük içinde tutmuş ve onun gelişimini sağlamıştır. Osmanlı Devleti bünyesinde kurulup, sanata öncülük eden bu teşkilat kitap sanatlarından, kuyumculuk, dokuma, ahşap ve maden sanatlarına kadar birçok alanda günümüze kadar ulaşan eşsiz ürünler ortaya koymuşlardır. Neredeyse dört asır kadar devam etmiş olan ehl-i hiref-i hâssa teşkilatının 17. yüzyıldaki idari yapılanması, işleyişi, çalışma mekânları, aldıkları ücretler ve bu teşkilata bağlı olan sanat dalları çalışmanın ana konusunu oluşturmuştur. Bu yüzyılda ehl-i hiref-i hâssa teşkilatı için ana kaynak olan 185 kadar maaş defteri incelenmiş olup bunun neticesinde 17. yüzyılın ehl-i hiref-i hâssa teşkilatı için bir dönüm noktası olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi Tarafından Desteklenmiştir. Proje No: 21329. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Ehl-i Hiref, Saray, Sanat, 17. Yüzyıl, Usta, Esnaf, Mücellid.

17. yüzyılEhl-i Hiref-i HassaEl sanatları+3
Sakine Akcan Ekici
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
20
Master'sOpen AccessTR

Teşrîfât Defteri (BA,MAD, nr. 1332) inceleme-çeviriyazı

Teşrîfâtçı Mehmed Efendi tarafından tutulan bu teşrîfât ve yevmî mesârıf defteri transkribe edilmiş, harcama kayıtlarının ve olayların değerlendirilmesi yapılmıştır. IV. Murâd'ın saltanatı dönemidir ve H. 1046-1048/M. 1636-1637 yıllarını ihtivâ etmektedir. Defterde, Bayram Paşa'nın sadâreti, Şark seferi için yapılan hazırlıklar, hazırlıklar sırasında yapılan harcamalar, bayram günleri el öpenlerin listeleri, tâyîn ve tevcîhât sırasında hilʻat giydirilenler, elçi kabûlleri, pâdişâha getirilen hediyeler, Acem Şâhı elçisi, Yedikule'de mahbûs Erdel Bey-zâdesi ve Kırım hânının çeşitli masraf kayıtları, Emirgûne-zâde diye bilinen Yusuf Paşa'nın içecek masrafları, pâdişâha yapılan harcamalar, saray için yapılan harcamalar, Dîvân ve arzın olup olmadığı bilgisi, önemli günlerdeki hava durumu ve sâir bilgiler kısaca kaydedilmiştir.

17. yüzyılDefter-i TeşrifatMasraf Defteri+4
Enise Büşra Yılmaz Bozyak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mühimme Defterleri'nde Bolu Sancağı ve Bolu'da eşkıyalık ( H961-993, M 1553-1585)

Osmanlı Devleti XVI. yüzyıldan itibaren Avusturya ve İran seferleri sonucu oluşan ekonomik sıkıntılar, ticaret yollarının önemini kaybetmesi, nüfus artışının yarattığı sosyal hayattaki olumsuzluklar ve eğitim alanındaki bozulmalar yüzünden çağının gerisinde kalmaya başlamıştır. Osmanlı toprak düzeninin temeli olan tımar sistemi, Celâli ayaklanmaları ile ağır vergiler yüzünden bozulmuştur. Devlet, bozulmaya başlayan kurumlarını düzeltecek köklü reformlar yapamamıştır.Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durumla ilgili olarak Mühimme Defterleri'ndeki kayıtlar, XVI. yüzyılda Bolu yöresindeki olayları aydınlatıcı ipuçları vermektedir. Bu dönemde özellikle Bolu sancağında giderek artan asayiş ve eşkıyalık olayları dikkat çekmektedir. Bu tür olaylar diğer Osmanlı şehirlerinde olduğu gibi Bolu sancağında da sosyo ekonomik hayatı olumsuz etkilemiş ve halk arasında huzursuzluğa sebep olmuştur. Bolu'daki eşkıyalık hareketleri, Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu genel durum hakkında fikir vermesi bakımından önemlidir. Devlet, stratejik bir konumda olan Bolu sancağında yaşanan eşkıyalık olaylarına karşı çeşitli önlemler almaya çalışmış, fakat çoğu zaman başarılı olamamıştır. Bu durum devlet otoritesinin zayıflamasına yol açmıştır.Bu çalışma 1553-1585 yılları arasında kayıtları içeren Mühimme Defterleri'nde Bolu ile ilgili 302 hükmün katolog taraması ve özetleriyle birlikte, bu hükümlerin eşkıyalıkla ilgili olanlarının 35 adetinin taranskripsiyonlu metnini ve değerlendirilmesini içermektedir.Anahtar Kelimeler: Bolu, Mühimme Defterleri, Eşkıyalık

16. yüzyılBoluBolu Sancağı+4
Selda Öztürk
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

XVIII. yüzyıl Osmanlı-Rus ilişkileri

Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki ilişkiler XVIII. Yüzyılın başından itibaren yoğunluk kazanarak devam etmiştir. Çalışmamızın amacı, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında XVIII. Yüzyıl boyunca yaşanan başta siyasi olmak üzere askeri, ekonomik ve kültürel ilişkileri ele almaktır. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde XVIII. Yüzyıl öncesi, Osmanlı-Rus ilişkilerine değinilmiştir. Buna ilaveten XVIII. Yüzyıl başlarında Avrupa devletlerinin genel durumları hakkında bilgi verilmiştir. Bölümün sonunda ise XVIII. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Rusya arasındaki ekonomik ilişkilere değinilmiştir. Ayrıca, bu dönemde yoğunluk kazanan Osmanlı-Rus ilişkilerinin yanı sıra hem Osmanlı Devleti'nin hem de Rusya'nın toplumsal, mali, askeri ve kültürel alanlarda yaptıkları yenilikler de değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, III. Mustafa'nın tahta çıkmasıyla yaşanan siyasi olaylar ele alınmış, daha sonra tahta çıkan padişahlar döneminde yaşanan Osmanlı-Rus ilişkilerine yer verilmiştir. XVIII. Yüzyılda Osmanlı Devleti'nin Rusya ile olan diplomatik ilişkileri bu bölümde açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise XVIII. Yüzyılda yazılmış Rusya Sefaretnamelerinde verilen bilgiler değerlendirilmiştir. Bu konudaki en kapsamlı bilgiyi Şehdi Osman Efendi'nin Sefaretnamesi içermektedir. Sefaretnamenin bu yönü diğerlerinden daha ön plana çıkmasını sağlamıştır.

18. yüzyılDiplomasiEkonomik ilişkiler+5
Hanife Güner
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00