Mersin University
Enstitü

Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Mersin University

33

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Açık kalp cerrahisi uygulanan hastalarda psikososyal hemşirelik girişimlerinin uyku, anksiyete ve deliryum üzerine etkisi

Bu araştırma, açık kalp ameliyatı uygulanan hastalarda psikososyal hemşirelik girişimlerinin uyku, anksiyete ve deliryum üzerine etkisi belirlemek amacıyla yapıldı. Prospektif randomize kontrollü olarak yürütülen araştırma, çalışma grubu (n=30), kontrol grubu (n=30) olmak üzere 60 hasta ile gerçekleştirildi. Kontrol grubu rutin hemşirelik bakımı alırken, çalışma grubu hastalara psikososyal hemşirelik girişimleri kapsamında kulak tıkacı, göz bandı ve kısa bilişsel davranışçı terapi iki oturum ameliyat öncesi iki oturumda ameliyat sonrası olacak şekilde uygulandı. Her iki gruba ameliyat öncesi ve yoğun bakımda bulunduğu sürede Standartize Mini-Mental Test, Visual Analog Skala, Spielberger Durumluk Anksiyete Ölçeği, Richard Campbell Uyku Kalitesi Ölçeği, Richmond Ajitasyon-Sedasyon Skalası, Yoğun Bakımda Konfüzyon Değerlendirme Ölçeği uygulandı. Elde edilen veriler paired t test, ANOVA ve Bonferroni test istatistiği kullanılarak değerlendirildi. Müdahale öncesi ağrı, anksiyete, uyku bulguları açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Uygulama sonrası çalışma grubunda olan hastaların kontrol grubunda olan hastalara göre ağrı, anksiyete düzeyinde azalma, daha iyi uyku kalitesi saptandı. Çalışma grubunda deliryum görülmedi. Gruplar arası fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Ayrıca anksiyete ve uyku kalitesinin deliryuma korelasyonuna bakıldığında negatif yönlü zayıf ilişki bulundu. Araştırma sonucunda açık kalp ameliyatı uygulanan hastalarda psikososyal hemşirelik girişimlerinin ağrı ve anksiyeteyi azalttığı, daha iyi uyku kalitesi sağladığı, deliryumu önleyici etkisi olduğu saptandı. Açık kalp ameliyatı uygulanan hastalarda psikososyal hemşirelik girişimlerinin anksiyete, uyku ve deliryum üzerine etkisinin üçünün bir arada incelendiği çalışmaya rastlanmamıştır, bu açıdan çalışmamız ilk olmaktadır.

Psikiyatrik hemşirelik
Firdevs Ebru Özdemir
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID 19 pandemi sürecinde nöroşirürji yoğun bakım ünitesindeki hasta yakınlarının anksiyete düzeyi ile sosyal destekleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma COVİD-19 pandemi sürecinde nöroşirürji yoğun bakım ünitesindeki hasta yakınlarının anksiyete düzeyleri ile sosyal destekleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı ilişki arayıcı bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini, 02 Mayıs 2022- 23 Temmuz 2023 tarihleri arasında Adana Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Nöroşirürji YBÜ'de yatarak tedavi gören 18 yaş ve üzeri hastaların yakınları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, belirtilen tarihler arasında 48 saattir yatarak tedavi gören ve dahil edilme kriterlerini karşılayan 250 hasta yakını oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu (KBF)", bireylerin anksiyete düzeylerini saptamak amacıyla "Beck Anksiyete Ölçeği" ve sosyal destek düzeylerini değerlendirmek amacıyla "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde YBÜ'deki hasta yakınlarının verilerinin normal dağılıma uygunluğunu saptamak amacıyla yapılan kontrolde Shapiro Wilk testi kullanılmıştır. Normal dağılıma uygun olan verilerde tanımlayıcı istatistik için ortalama standart sapma uymayan veriler için ise medyan ve quartil değerleri hesaplanmıştır. İki grup karşılaştırması için Mann Whitney U testi, ikiden fazla olan grupların karşılaştırılmasında Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Posthoc test olarak Conover testi kullanılmıştır. Ölçeklerin toplam ve alt boyutlarında iç tutarlılık katsayısı olarak Cronbach alpha değeri hesaplanmıştır. Bu çalışmada hasta yakınlarının %22,8'nin minimal düzeyde, %15,6'sının hafif düzeyde, %17,2'sinin orta düzeyde ve %44,4'nün ise ciddi düzeyde anksiyetesi olduğu belirlenmiştir. Kadın, hasta ile yakınlık derecesi ebeveyn ve eş olan, daha önce bir yakını YBÜ'nde yatmayan, ziyaret saatleri yeterli bulmayan, yeterli bilgi aldığını düşünmeyen hasta yakınlarının BAÖ median değerleri istatistiksel yönden anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Hasta yakınlarının yaşı, eğitim durumu ve hastası hakkında bilgi aldığı kişi ile BAÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Hasta ile yakınlık derecesi kardeş ve eş olan, eğitim durumu lise olan, ziyaret saatleri yeterli bulmayan, sadece doktordan bilgi alan hasta yakınlarının ÇBASDÖ alt boyutları ve toplam puanı median değerleri istatistiksel yönden anlamlı daha düşük bulunmuştur. Hastası hakkında yeterli bilgi aldığını düşünme durumu ile ÇBASDÖ ve alt boyutları arasında anlamlılığın değişkenlik gösterdiği saptanmıştır. Hasta yakınlarının cinsiyeti, yaşı ve daha önce bir yakının YBÜ'de yatmış olma durumuyla ÇBASDÖ ile alt boyutları arasında anlamlı olarak bir fark olmadığı saptanmıştır. Bu çalışmada, ÇBASDÖ alt boyutları ve toplam puanı ile BAÖ toplam puanı arasında negatif yönlü, düşük şiddette ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda; YBÜ'deki hasta yakınlarına psikososyal yaklaşımda bulunan hemşirelerin müdahalelerinde daha fazla anksiyete deneyimleyen bireyleri göz önünde bulundurmaları, anksiyete ile baş etme yollarıyla ilgili eğitimler düzenlemeleri, anksiyetelerini azaltmak için ne tür sosyal desteğe ihtiyaç duyduğunu belirlemeleri, etraflarındaki kolay ulaşılabilir sosyal destek sistemlerini tanıtıcı ve bu sosyal destek sistemlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda gerekli eğitimler düzenlemeleri önerilmektedir.

AnksiyeteCOVID 19Hasta yakınları+4
Başak Dülger
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tip 1 diyabet tanılı adölesanlarda akran etkileşimi içeren grup eğitiminin metabolik kontrol üzerine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Araştırma, 13-18 yaş grubundaki glisemik kontrolü kötü olan Tip 1 diyabet tanılı adölesanlara verilen akran etkileşimi içeren ve Roy Adaptasyon Modeline göre uyarlanmış eğitimin, adölesanların metabolik kontrolleri üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla randomize kontrollü girişimsel bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, basit rastgele randomizasyon ile belirlenen, Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrin Polikliniği'ne kayıtlı ve izlemlerine devam edilen 46 adölesan (23 girişim, 23 kontrol) oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; "Diyabetli Adölesanı Tanılama Formu", "Diyabete İlişkin Bilgi Değerlendirme Formu", "Tip 1 Diyabetli Adölesanlarda Diyabet Yönetimi Öz Yeterlilik Ölçeği" ve "Çocuğun Kendi Hastalığına Yönelik Tutumu Ölçeği" nden oluşan veri toplama formları ile toplanmıştır. Girişim grubunda olan adölesanlara akran etkileşimi içeren grup eğitimi oturumları araştırmacı tarafından bir hafta arayla uygulanmıştır. Toplamda 7 oturumda sunulan eğitimin içeriği Roy Adaptasyon modeline göre oluşturulmuştur. Her oturum ortalama 2 saat sürmüştür. Oturumlarda her haftanın konusuna yönelik araştırmacı tarafından hazırlanan sunumlar anlatılmış, bu süreçte her konu başlığında deneyim paylaşımları yapılarak interaktif bir ortam oluşturulmuştur. Kontrol grubu diyabet eğitim hemşiresi tarafından hastane rutini olarak uygulanan bireysel diyabet eğitimini almıştır. Analizler SPSS 26.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiş olup, analizlerde anlam düzeyi α=0.05 olarak alınmıştır. Girişim ve kontrol gruplarındaki adölesanlar demografik değişkenler ve diyabete ilişkin özellikler yönünden incelendiğinde; gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Araştırmada elde edilen bulgulara göre girişim ve kontrol grubu arasında diyabete yönelik özyeterlilik, kendi hastalığına yönelik tutum ve diyabete yönelik bilgi düzeyi puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,001). 1. ay ve 3. ay değerlendirilen HbA1c düzeyleri açısından gruplar arasında farklılık bulunmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Sonuç olarak; tip 1 diyabet tanılı adölesanlarda akran etkileşimi içeren grup eğitimlerinin adölesanların diyabete yönelik özyeterliliklerini, hastalığa yönelik tutumlarını ve diyabet bilgisini yükseltmekte etkili bir eğitim yöntemi olduğu söylenebilir. Tip 1 diyabet tanılı adölesanlara yönelik akran etkileşimi içeren grup eğitimlerinin, kliniklerdeki diyabet eğitim hemşireleri tarafından geleneksel eğitim programlarına destek olarak düzenli ve sürekli planlanıp yapılması önerilmektedir.

AkranAkran etkileşimiDiabetes mellitus+4
Didem Polat Külcü
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hesperidin yüklü pH ve sıcaklık duyarlı akıllı nanopartiküllerin meme kanseri üzerine etkisi

Meme kanseri dünya çapında kadınların en çok karşılaştığı kanser türüdür.Hesperidin (Hesp), meme kanseri için umut verici bir antikanser ajanı olmasına rağmen suda çözünürlüğünün ve biyoyararlanımının zayıf olması terapötik bir ajan olarak kullanımını sınırlamaktadır. Bu çalışmada deneysel olarak, hesperidin taşıyan pH ve sıcaklık duyarlı akıllı polimerik nanopartiküller hazırlayarak biyoyararlanımı iyileştirmek ve meme kanserine karşı terapötik etkinliği arttırmak amaçlanmıştır. Sıcaklık duyarlı nanopartiküllerin sentezlenmesi için 2-hidroksietil metakrilat (HEMA), pH duyarlı nanopartiküller için ise vinil imidazol kullanılmıştır. Hesperidin yüklü nanopartiküllerin parçacık boyutu ve boyut dağılımı dinamik ışık saçılımı (DLS) analizi ile belirlenmiştir. Morfolojik karakterizasyonunu belirlemek için taramalı elektron mikroskopu (SEM) kullanılmıştır. Ayrıca hesperidin yüklü akıllı nanopartiküllerin meme kanserinde hücre proliferasyonu, apoptoz ve hücre döngüsü üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Hesperidin yüklü akıllı nanopartiküllerin 24 saat boyunca farklı konsantrasyonlarda (10-20 µM) MCF-7 hücreleri üzerindeki sitotoksik etkilerini değerlendirmekiçin MTT testi kullanılmıştır. Grup I, Grup II, Grup III ve serbest hesperidin grubundaki MCF-7 hücre proliferasyonunun doza bağlı olarak kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı azaldığı bulunmuştur (p<0,05). Akım sitometride Annexin V-PI Boyama Yöntemi ile apoptotik etki incelenmiştir. Deney gruplarının apoptoz hücre oranı artışı kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hesperidin; Akıllı Nanopartikül; Meme kanseri; pH duyarlı polimer; Sıcaklık duyarlı polimer

HesperidinHidrojen iyon konsantrasyonuMeme hastalıkları+4
Ebru Küçük
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Radyasyona maruz kalan sıçanlarda aronyanın (Aronia melanocarpa) etkisinin araştırılması

Modern hayatın içinde, radyasyondan tamamen kaçınmak neredeyse imkansızdır. Hem doğal kaynaklardan hem de insan yapımı kaynaklardan gelen radyasyon, insanlar ve diğer organizmalar üzerinde sürekli olarak olumsuz etkiler yaratmaktadır. Organizmada meydana gelen oksidatif hasarın ardından, gıdalarla alınan antioksidanlar vasıtasıyla serbest radikallerin olumsuz etkileri önlenebilmektedir. Aronyanın, diğer üzümsü meyvelere kıyasla en yüksek antioksidan kapasitesine ve antosiyanin miktarına sahip olduğu çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu nedenle, aronyanın hem günlük yaşamda hem de tedavi süreçlerinde maruz kalınan radyasyona bağlı toksisitenin önlenmesinde doğal bir antioksidan olarak destekleyici tedavi seçeneği olarak dikkate alınması önem arz etmektedir. Radyoterapi sonrasında, akut yada kronik dönemde ortaya çıkan karaciğer hasarına bağlı semptomların azalması hastanın yaşam kalitesi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada antioksidan etkiye sahip olan aronya bitkisinin, radyasyonun oluşturduğu karaciğer hasarına karşı koruyucu etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla Wistar Albino cinsi, 24 adet erkek sıçan kullanılmıştır. Sıçanlar 4 gruba ayrılmıştır. Aronya ve radyasyon uygulaması yapılan gruplarda, tümör nekröz faktör alfa, interlökin 1 beta, 8-hydroxy-2-deoxyguanosine, malondialdehid düzeyleri, süperoksit dismutaz ve katalaz enzim aktiviteleri ölçülmüştür. Sonuç olarak elde edilen bulgular incelendiğinde aronyanın oksidatif stres parametrelerini azalttığı, antioksidan enzim seviyelerini arttırdığı, inflamasyon belirteçlerini azalttığı ve DNA'nın oksidatif hasarını azalttığı saptanmıştır. Bu sebeple aronyanın, radyoterapinin yan etkilerine karşı koruyucu olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

Aronia melanocarpaAronyaDoz-cevap ilişkisi-radyasyon+4
Zeynep Zülal Dikici
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 pandemi sürecinde doğru maske kullanımı ve sosyoekolojik modele göre maske kullanımını etkileyen faktörler

Giriş: COVID-19 solunum yoluyla bulaşan ve toplumda büyük etkiler bırakmış pandemiye sebep olmuş bir hastalıktır. Amaç: Araştırma; COVID-19 pandemisi esnasında toplumda doğru maske kullanım davranışının doğrudan gözlem ve bildirime dayalı olarak değerlendirilmesi ve maske kullanım davranışını etkileyen faktörlerin, Sosyoekolojik Modelle belirlenmesini amaçlamaktadır. Yöntem: Toplum tabanlı kesitsel nitelikteki araştırmanın verileri, Nisan-Ağustos 2021 arasında Mersin merkezde 352 kişiden araştırmacılar tarafından literatür taranarak oluşturulan ''Sosyodemografik soru formu'', ''Bildirime Dayalı Maske kullanım İndeksi'', ''Mikro Sistem Soru Formu'', '' Mezo ve Makro Sistem Değerlendirme Formu'' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t test, ANOVA ve Hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. p≤0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların %59,1'i ortaöğretim/lise veya ön lisans mezunu, %54,5'i gelir getiren bir işte aktif çalışmakta olup %24,4'ü kronik hastalığa sahiptir. Mikrosistem yapılarından bireysel faktörler bildirime ve gözleme dayalı maske kullanımında sırasıyla varyansın %22,4'ünü ve %15,8'ini; sağlık ile ilişkili faktörler sırasıyla varyansın %12,7'sini ve %0,5'ini; maske kullanımına ilişkin sonuç beklentisi, maske takma öz yeterliliği ve COVID-19 hastalığına ilişkin risk algısı varyansın %13'ünü ve %9,2'sini; mezo sistem yapılarından sosyal norm varyansın %6'sını ve %6,4'ünü; makro sistem yapılarından pandemi yönetimine güven, maske kullanımına ilişkin şüphe ve maske imajı ise sırasıyla varyansın %1,62'sını ve %1,3'ünü açıklamaktadır. Sonuç: Bildirime ve gözleme dayalı maske kullanımını yordayan en önemli değişkenler mikro sistem yapılarıdır. Mezo ve makro sistem yapıları da düşük düzeyde etkiye sahiptir. Gelecekte maske kullanımını gerektirebilecek salgın durumlarında öncelikle bireysel faktörleri ele alan, mezo ve makro sistem yapılarını da içeren bütünleşik planlamalar/politikalar geliştirilmesi önerilir.

COVID 19Koruyucu hekimlikMaskeler+4
Büşra Yürük
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yatağa bağımlı hastaların bakım vericilerinin yaşadığı deneyimler doğrultusunda sağlık hizmetlerinin yönetimi

Araştırmada, yatağa bağımlı hastalara bakım veren kişilerin (bakım vericilerin) yaşadığı deneyimler ve bu deneyimlerin sağlık hizmetleri yönetim süreçleri ile ilişkisinin incelemesi amaçlanmaktadır. Araştırmada, yakınsayan paralel karma desen kullanılmıştır. Karma yöntem sayesinde bakım vericilerinin yaşadığı zorluklar onların bakış açısıyla ele alıp sağlık yönetimi alanında daha etkili kararlar almasına yardımcı olacaktır. Nicel araştırma tasarımında 1980 yılında Zarit ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş olan bakım yükü ölçeği kullanılmıştır. Demografik ve sağlık durumu ile ilgili değişkenlerle bakım yükü arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Nitel araştırma tasarımında da literatürden yola çıkılarak hazırlanan yarı yapılandırılmış soru formu ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırmaya Mersin Şehir Hastanesi Palyatif Servisi'nde yatan hastaların birincil bakım vericileri olan 126 kişiye, nitel araştırmaya da aynı serviste bulunan ancak nicel araştırmaya dahil edilmeyen 20 birincil bakım verici araştırmaya katılmıştır. Araştırmada, ilkokul mezunlarının bakım iş yükünün okuryazar olmayanlara göre daha yüksek çıktığı, gelir düzeyi düşük olan bireylerin bakım iş yükünün gelir düzeyi yüksek olan bireylere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Fiziksel, ruhsal, sosyal sorun yaşayanların ve kronik rahatsızlığı olan bireylerin bakım iş yükü daha yüksek bulunmuştur. Bunun yanında ekonomik sıkıntı yaşayanlar ve bakım sürecinde güçlük çekenlerin bakım yükünün daha fazla olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın nitel kısmında 20 bakım vericiyle yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda bakım vericilerin bakım verme yüküne ilişkin düşünceleri, bakım vermenin anlamı, hissettirdikleri ve nasıl ifade ettikleri anlaşılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda bakım vericilerin yaşamlarının değiştiği, psikososyal ihtiyaçlarının arttığı, ev dışına çok çıkamadıkları, fiziksel, sosyal, psikolojik ve ekonomik olarak olumsuz etkilendikleri, aile ilişkilerinin değiştiği ve aile üyelerine ilişkin sorumluluklarını ihmal ettikleri görülmüştür. Ayrıca katılımcılar evde sağlık ve bakım sisteminin dönüşmesi gerektiği, kendilerinin farklı bir statüde ele alınması gerektiği ve resmi işlemlerde ayrıcalık tanınması gerektiğini ifade etmişlerdir. Sonuç olarak, bu araştırma yatağa bağımlı hastaların bakım vericilerinin deneyimlerini ve sağlık hizmetleri yönetim süreçlerinin bu deneyimlere olan etkisini anlamaya yönelik önemli bir katkı sunacaktır.

Hazer Yetgin
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üretkenlik karşıtı iş davranışları ile hasta güvenliği kültür algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Mersin ili örneği

Bu çalışmada hemşirelerin üretkenlik karşıtı iş davranışları ile hasta güvenliği kültür algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni Mersin ilindeki üç özel hastane ve bir üniversite hastanesinde fiili olarak çalışan 898 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmaya 380 hemşire katılmıştır. Çalışmada hemşirelerin, hasta güvenliği kültür algısını değerlendirmek amacıyla Agency for Healthcare Research and Quality tarafından 2004 yılında geliştirilen Hospital Survey on Patient Safety Culture hasta güvenliği kültürü hastane anketi ve Bennett ve Robinson'ın (2000) "çalışanların kasıtlı bir şekilde önemli örgüt kurallarını ihlal ederek örgüte ve örgütün üyelerine zarar veren davranışlar" olarak tanımladığı sapkın işyeri davranışlarını ölçümleme amacıyla "Kişilerarası ve Örgütsel Sapkınlık Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca hemşirelerin iş ve kişisel özelliklerini belirlemek için de sorular yer almaktadır. İstatistiksel olarak t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon analizleri yapılmıştır. Korelasyon analizlerine göre üretkenlik karşıtı iş davranışları ile hasta güvenliği kültür algısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Aynı zamanda hasta güvenliği kültür algısı ile üretkenlik karşıtı iş davranışlarının alt boyutları olan bireye zarar veren davranışlar ve örgüte zarar veren davranışlar arasında da anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Üretkenlik karşıtı iş davranışları birçok farklı boyuttan oluşmaktadır. Üretkenlik karşıtı iş davranışlarının çok boyutlu olması, belirleyicilerinin de çeşitlenmesine neden olmaktadır. Bu noktada, davranışların sadece kişisel özelliklerden kaynaklanmadığı durumsal belirleyicilerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Öznesi insan olan sağlık hizmetlerinde üretkenlik karşıtı davranışların hasta, çalışan ve kuruma ciddi sonuçları olması nedeniyle çalışanların bu tür davranışlardan kaçındığı ileri sürülebilir.

Songül İnan
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tip 2 diyabetli hastalarda progresif gevşeme egzersizinin uyku kalitesi üzerine etkisi

Amaç: Tip 2 Diyabetli hastalarda progresif gevşeme egzersizinin uyku kalitesi üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla randomize kontrollü deneysel bir araştırma olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyabet polikliniğe Haziran- Eylül 2023 tarihleri arasında başvuran Tip 2 Diyabet tanılı 155 hasta oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise araştırmaya katılmaya gönüllü ve araştırma kriterlerine uyan Tip 2 Diyabet tanılı hastalar arasından randomizasyonla belirlenmiştir. (Girişim=35 kontrol=35). Veriler, ''Hasta Tanıtım Formu'', ''Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ)'' ve ''Progresif Gevşeme Egzersizi Uygulama İzlem Çizelgesi'' ile toplanmıştır. Girişim grubundaki hastalar, 4 hafta süresince haftada üç gün (Pazartesi, Çarşamba ve Cuma) 30 dakikalık progresif gevşeme egzersizi uygulamasına tabi edilmiştir. Verilerin değerlendirmesinde frekans, ortalama, Ki-Kare testi, ''Student's t'' testi istatistiği ve ''Paired Samples Tests'' testi kullanılmıştır. Bulgular: PUKİ (Uyku kalitesi) puan ortalamasının girişim grubunda yer alan hastalarda progresif gevşeme egzersizi sonrasında kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde azaldığı (uyku kalitesinin arttığı) saptanmıştır (p<0,001). Sonuç ve Öneriler: Araştırmada elde edilen sonuçlara göre progresif gevşeme egzersizinin uyku kalitesini arttırdığı saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda hastalarda kolay uygulanabilmesi ve invaziv bir yöntem olmaması nedeniyle progresif gevşeme egzersinin Tip 2 Diyabet tanılı hastalar tarafından uyku kalitesini sürdürmeye yönelik olarak uzun vadeli ve düzenli olarak uygulanması ve holistik ve bireyselleştirilmiş bakım felsefesi doğrultusunda sağlıklı yaşam tarzı geliştirilmesi için uyku hijyenine yönelik hastalara eğitim verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik; tip 2 diyabet; uyku kalitesi; progresif gevşeme egzersizi Danışman: Doç. Dr. Diğdem LAFCI BAKAR; Mersin Üniversitesi; Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı; Mersin

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Kas germe egzersizleri+2
Ecem Birer
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Laparoskopik kolesistektomi sonrası uygulanan progresif gevşeme egzersizlerinin ağrı, bulantı ve kusma üzerine etkisi

Amaç: Randomize kontrollü deneysel olarak yapılan bu çalışma laparoskopik kolesistektomi sonrası uygulanan progresif gevşeme egzersizlerinin ameliyat sonrası ağrı, bulantı ve kusma üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini, 25 Mayıs - 25 Ağustos 2023 tarihleri arasında Osmaniye Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde elektif planlanan laparoskopik kolesistektomi yapılan 105 hasta oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini oluşturan 76 hasta çalışma ve kontrol grubuna atanmıştır(Çalışma=38, Kontrol=38). Veriler, "Hasta Tanıtım Formu", "Görsel Kıyaslama Ölçeği" ve "Perioperatif Hasta İzlem Formu" kullanılarak toplanmıştır. Çalışma grubundaki hastalara ameliyat sonrası 2., 6., 12. ve 24. saatlerde progresif gevşeme egzersizleri uygulatılmıştır. Verilerin değerlendirmesinde frekans, ortalama, Ki-Kare testi", '' Independent t-testi'' ve "Repeated Measures ANOVA tesi" kullanılmıştır. Bulgular: Gruplararası karşılaştırma incelendiğinde; çalışma grubundaki hastaların ameliyat sonrası 6., 12. ve 24. saat dilimindeki ağrı şiddeti puan ortalamalarının kontrol grubuna kıyasla daha çok azaldığı ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Gruplararası karşılaştırma incelendiğinde; çalışma grubundaki hastaların ameliyat sonrası 6., 12. ve 24. saat dilimindeki bulantı şiddeti puan ortalamalarının kontrol grubuna kıyasla çok azaldığı ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Ameliyat sonrası 6. ve 12. saatlerde çalışma grubunda kontrol grubuna kıyasla kusma oranlarında azalma olduğu ve aralarındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç ve Öneriler: Progresif gevşeme egzersizlerinin laparoskopik kolesistektomi sonrası ağrı, bulantı ve kusmayı azalttığı saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda hastalarda kolay uygulanabilmesi ve invaziv bir yöntem olmaması nedeniyle hemşirelerin progresif gevşeme egzersizlerini hastalara öğretmesi ve hastaların kullanımına teşvik etmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, bulantı, hemşire, laparoskopik kolesistektomi, progresif gevşeme egzersizleri. Danışman: Doç. Dr. Diğdem LAFCI BAKAR, Mersin Üniversitesi, Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı, Mersin

AğrıBulantıEgzersiz+4
Havva Doğan Kırtıloğlu
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00